TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
ÜMİT OKUTAN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2015/7104)
Karar Tarihi: 31/10/2018
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Serruh KALELİ
Hicabi DURSUN
Hasan Tahsin GÖKCAN
Raportör
:
Heysem KOCAÇİNAR
Başvurucu
:
Ümit OKUTAN
Vekili
:
Av. Hasan ARSLAN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, temyiz posta gideri süresinde yatırılmadığındantemyiz incelemesinin yapılmaması ve hükme esas alınan sözleşmeninbağlayıcılığına yönelik itirazlarının dikkate alınmaması nedeniyle adilyargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 24/4/2015 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.
7. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.
III. OLAY VE OLGULAR
8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylarözetle şöyledir:
9. Başvurucu, T.C. Sağlık Bakanlığına bağlı Dr. Lütfi KırdarKartal Eğitim ve Araştırma Hastanesinde (Hastane) 2003 yılından itibarentaşeron şirket üzerinden veri kontrol ve hazırlama elemanı olarakçalışmaktadır.
10. Başvurucu; 24/9/2012 tarihli dilekçesiyle taşeronşirketlerin değişmesine rağmen aynı işi yapmaya devam ettiğini, 2009 yılıAralık ayında aylık 1.267,83 TL ücret almaktayken Sağlık Bakanlığı tarafındançıkartılan 12/5/2009 tarihli genelge ile ücretinin 763,65 TL'ye düşürüldüğünüve kendisine bildirimde bulunulmadan yapılan bu işlemin iş mevzuatına aykırıolduğunu belirterek fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak aylıklarınınödenmeyen kısmı nedeniyle 5.000 TL'nin Sağlık Bakanlığından tahsiline kararverilmesini istemiştir. Başvurucu 24/6/2013 tarihli dilekçeyle talebini14.301,95 TL olarak ıslah etmiştir.
11. İstanbul Anadolu 17. İş Mahkemesi (Mahkeme) 21/1/2014tarihli kararla Sağlık Bakanlığının 12/5/2009 tarihli genelgesiyle alt işverenebağlı işçilere ödenecek ücretlerde bir düzenleme yapıldığını, başvurucu işçininücretinin bağlı olduğu alt işveren ve Sağlık Bakanlığı arasındaki bu genelgeyeuygun olarak yapılan 1/8/2009 tarihli ihale sonucunda alt işveren tarafındandüşürüldüğünü, yeni ihale ile belirlenen bu ücrete itiraz etmeden çalışmasınadevam eden başvurucunun aradan uzun bir zaman geçtikten sonraki itirazı hakkınkötüye kullanımı olduğundan davanın reddine karar vermiştir.
12. Mahkemenin gerekçeli kararı başvurucu vekiline tebliğedilmiştir. Başvurucu 27/1/2014 tarihinde kararı temyiz etmiştir.
13. Mahkeme 16/4/2014 tarihli muhtıra ile hüküm temyiz edilmişolmasına rağmen dosyanın Yargıtay gidiş-dönüş ve tebliğ giderinin ödenmediğinibelirtilerek dökümü yapılan posta giderinin muhtıranın tebliği tarihindenitibaren yedi günlük süre içinde tamamlanması ve aksi hâlde temyiz isteğindenvazgeçmiş sayılacağı ihtaratında bulunmuştur. Sözkonusu muhtıranın incelenmesinde posta giderinin tamamlanması istenmeklebirlikte tamamlanması gereken miktarın belirtilmediği saptanmıştır.
14. Muhtıranın başvurucuya tebliğine ilişkin dosya kapsamındaherhangi bir belge bulunanmamakla birlikte başvurucuvekili 18/8/2014 tarihli dilekçeyle muhtıra içeriğinde giderilmesi gerekeneksiklikler açıkça belirtilmediğinden eksik harcın miktarının bildirilmesinitalep etmiştir. Başvurucunun talebi üzerine 16/4/2014 tarihli muhtıra ikincikez başvurucuya 19/9/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu, aynınitelikli ikinci muhtıradan sonra 30/10/2014 tarihinde 80 TL gider avansıyatırmıştır.
15. Bu arada Mahkeme 21/10/2014 tarihli ek kararla 21/1/2014tarihli kararın başvurucu tarafından süresi içinde temyiz edildiği ne var kitemyiz posta masrafının yatırılmadığı ve bu eksikliğin giderilmesi amacıylaçıkarılan muhtıra gereğinin süresi içinde yerine getirilmediğinden temyizisteğinin reddine karar vermiştir.
16. Temyiz isteğinin reddine dair karar, başvurucu tarafındantemyiz edilmiştir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 28/1/2015 tarihli kararla temyizisteğinin reddine dair ek kararın usul ve yasaya uygun olduğunu belirterekonamıştır.
17. Nihai karar 25/3/2015 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş,başvurucu 24/4/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
1. Kanun Hükümleri
18. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk MuhakemeleriKanunu'nun ''Harç ve avans ödenmesi''kenar başlıklı 120. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
"Davacı, yargılama harçları ile her yılAdalet Bakanlığınca çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olantutarı, dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorundadır."
19. Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 18/6/1927 tarihli ve 1086sayılı mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 434. maddesinin (3) numaralıfıkrası şöyledir:
"Temyiz dilekçesi verilirken gerekli harçve giderlerin tamamı ödenir. Bunların eksik ödenmiş olduğu sonradananlaşılırsa, kararı veren hakim veya mahkeme başkanıtarafından verilecek yedi günlük kesin süre içinde tamamlanması, aksi haldetemyizden vazgeçmiş sayılacağı hususu temyiz edene yazılı olarak bildirilir.Verilen süre içinde harç ve giderler tamamlanmadığı takdirde, mahkeme kararıntemyiz edilmemiş sayılmasına karar verir. Bu kararın da temyiz edilmesi halinde432 nci maddenin son fıkrasıhükmü kıyasen uygulanır.''
2. Yargıtay Kararları
20. Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 29/1/2014 tarihli veE.2013/18523, K.2014/2150 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:
"Mahkemece, menfi tespit davasınınferagat nedeniyle reddine karar verilmiş, yerel mahkeme kararı davalı vekilitarafından temyiz edilmiş, temyiz posta gideri eksik yatırıldığından eksik 80TL. posta giderinin tamamlanması için davalı vekiline usulüne uygun muhtıraçıkartılarak 7 günlük kesin süre verilmiş, anılan muhtıra 27.09.2013 tarihindedavalı vekiline tebliğ edilmiş ise de, davalı vekilince 7 günlük kesin süresona erdikten sonra 23.10.2013 tarihinde eksik posta gideri yatırılmış, dosyatemyiz incelemesi için Yargıtay'a gönderilmiştir.
Mahkemece HUMK 434/3. maddesi hükmügözetilerek, kararın temyiz edilmemiş sayılmasına karar verilmesi gerekmekteolup, bu konuda yerel mahkemece bir karar verilebileceği gibi 01.06.1990 gün1989/3 esas 1990/4 karar sayılı Yargıtay İçtihatıBirleştirme Genel Kurulu kararı uyarınca Yargtay'cada bir karar verilebileceğinden davalı vekilinin hükmü temyiz etmemiş sayılmasınedeniyle temyiz isteminin reddi gerekmiştir.''
21. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 10/12/2013 tarihli veE.2013/31645, K.2013/39426 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:
"Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun16.6.2010 tarih ve 2010/19-86 E., 2010/330 K. sayılı kararına göre, H.U.M.K.'nun 434.maddesinin 3.fıkrasında; “Temyiz dilekçesiverilirken gerekli harç ve giderlerin tamamı ödenir. Bunların eksik ödenmişolduğu sonradan anlaşılırsa, kararı veren hakim veyamahkeme başkanı tarafından verilecek yedi günlük kesin süre içindetamamlanması, aksi halde temyizden vazgeçmiş sayılacağı hususu temyiz edeneyazılı olarak bildirilir. Verilen süre içinde harç ve giderler tamamlanmadığıtakdirde, mahkeme kararın temyiz edilmemiş sayılmasına karar verir. Bu kararında temyiz edilmesi halinde 432 ncimaddenin son fıkrası hükmü kıyasen uygulanır.” hükmü yer almaktadır. Buna göre hakim tarafından “temyiz harç ve giderlerinin tamamlanmasıiçin yedi günlük kesin süre” verilmesi ve ayrıca yazılı olarak “aksi haldetemyizden vazgeçmiş sayılacağı hususu”nunbildirilmesi gerekmektedir. Şayet, bu süre, yasada belirtilen usule uyulmadanve yazılıp altı hakimce imzalanmadan verilmişse, dolayısıyla da hakim tarafından usulünce düzenlenmiş muhtıra yoksa, geçerlibir bildirimin yapıldığından söz etmeye de olanak yoktur.
Mahkeme yazı işleri müdürünün veya kalempersonelinin temyiz harcı veya giderinin tamamlanması için temyiz edene sürevermesi usule aykırıdır ve mahkeme yazı işleri müdürünün veya kalempersonelinin vermiş olduğu süre üzerine temyiz harcını veya giderini ödememişolan taraf, temyiz talebinden vazgeçmiş sayılamaz.
Yargıtay’ın kararlılık kazanmış uygulamasınagöre, 1086 Sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 434/3. maddesiçerçevesinde hakim kararı ile eksik harç ve giderlerin tamamlanması istemiyleayrıca, bir muhtıra düzenlenmeli ve bu muhtırada, yapılması gereken işlemin neolduğu açıkça ve ilgili tarafın yanılmasına neden olmayacak biçimdegösterilmeli; buna yönelik olarak da ikmal edilecek harç ya da giderin miktarı,yatırılacağı yer, yatırma süresi ve muhtıraya uyulmamasının sonuçları netbiçimde açıklanmalıdır.
Somut olayda mahkemece yukarıda belirtilenusule uygun muhtıra düzenlenmediği, hakimin sicil numarası ve imzasınıtaşımayan tebligat parçasının üstüne sadece “iş bu tebligatı aldığınız tarihtenitibaren bir haftalık kesin süre içinde gerekçeli temyiz dilekçenizi ve temyizposta gideri olan 90 TL'yi mahkememiz veznesine depo etmeniz gerektiği aksitakdirde temyiz talebinden vazgeçmiş sayılacağına karar verileceği hususu ihtaren tebliğ olunur.” ibaresi yazılarak tebliğegönderildiği, 17.07.2013 tarihinde temyiz eden vekiline tebliğ edildiği, temyizposta giderinin 20.09.2013 tarihinde yatırılmış olduğu anlaşılmıştır.
Şu durumda; tebligat üzerine yazılan vehâkimin sicil numarası ve imzasını taşımayan açıklamalar, yasanın aradığıyönteme uygun kabul edilemeyeceği gibi, hâkim tarafından verildiğinin kabulünede olanak yoktur. Bu bakımdan hukuki sonuç doğuracak nitelikte olmadığı,anlaşıldığından temyiz isteminin süresinde yapıldığı kabul edilerek,Büyükçekmece 1. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 04.09.2013 tarih ve 2013/216-857sayılı davalı vekilinin temyizden vazgeçmiş sayılmasına ilişkin kararınınkaldırılarak işin esasının incelenmesine oybirliğiyle karar verildi.''
B. Uluslararası Hukuk
1. İlgili Sözleşme
22. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 6. maddesinin(1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:
"Herkes davasının medeni hak veyükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilensuçlamaların esası konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız vetarafsız bir mahkeme tarafından kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde,görülmesini isteme hakkına sahiptir..."
2. Avrupa İnsan HaklarıMahkemesi İçtihadı
23. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Sözleşme'nin 6.maddesinin (1) numaralı fıkrasının açık bir biçimde mahkeme veya yargı merciineerişim hakkından söz etmese de maddede kullanılan terimler bir bütün olarakdikkate alındığında mahkemeye erişim hakkını da garanti altına aldığı sonucunaulaşıldığını belirtmiştir (Golder/Birleşik Krallık [GK], B. No: 4451/70,21/2/1975, §§ 28-36). AİHM'e göre mahkemeye erişimhakkı Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasında mündemiçtir. Buçıkarsama sözleşmeci devletlere yeni yükümlülük yükleyen genişletici bir yorumolmayıp Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının birinci cümlesindekilafzın Sözleşme'nin amaç ve hedefleri ile hukukun genel prensipleriningözetilerekbirlikte okunmasına dayanmaktadır. Sonuç olarak Sözleşme'nin 6. maddesinin (1)numaralı fıkrası, herkesin medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili iddialarınımahkeme önüne getirme hakkına sahip olmasını kapsamaktadır (Golder/Birleşik Krallık, § 36).
24. AİHM, Sözleşme'nin 6. maddesinde mahkeme kararlarına karşıkanun yolu başvurusunda bulunma hakkının güvence altına alınmadığını ancakdevletin kendi takdirine bağlı olarak taraflara kanun yolu başvurusunda bulunmahakkı tanıması durumunda kanun yolu başvurusunu inceleyen mahkeme önünde uygulananmuhakeme usulünün bu ilkelere uygun olması gerektiğini belirtmiştir (Delcourt/Belçika, B. No: 2689/65, 17/1/1970, §25).
25. AİHM; adil yargılanmanın bir unsurunu teşkil eden mahkemeyeerişim hakkının mutlak olmadığını, doğası gereği devletin düzenleme yapmasınıgerektiren bu hakkın belli ölçüde sınırlanabileceğini kabul etmektedir. AncakAİHM; bu sınırlamaların, kişinin mahkemeye erişimini hakkın özünü zedeleyecekşekilde ve genişlikte kısıtlamaması ve zayıflatmaması gerektiğini ifade etmektedir.AİHM'e göre meşru bir amaç taşımayan ya da uygulananaraç ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir orantılılık ilişkisi kurmayansınırlamalar Sözleşme'nin 6. maddesinin (1)numaralı fıkrasıyla uyumlu olmaz (SeferYılmaz ve Meryem Yılmaz/Türkiye, B. No: 611/12, 17/11/2015, § 59; Eşim/Türkiye, B. No: 59601/09, 17/9/2013,§ 19; Edificaciones March GallegoS.A./İspanya, B. No: 28028/95, 19/2/1998, § 34).
V. İNCELEME VE GEREKÇE
26. Mahkemenin 31/10/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Mahkemeye ErişimHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
27. Başvurucu; eksik kalan temyiz posta giderini yatırması içinkendisine usulüne uygun olarak muhtıra tebliğ edilmediğinden temyiz isteğininreddine dair kararın hukuka aykırı olduğunu belirterek adil yargılanma hakkınınihlal edildiğini ileri sürmüştür.
28. Bakanlık görüşünde; başvurucunun ileri sürmüş olduğuiddiaların mahkemeye erişim hakkına yönelik olduğu ve Anayasa Mahkemesininönceki içtihatları kapsamındasomut olayda Yargıtayın muhtıranın içeriğine ilişkin içtihatlarınınkarşılanıp karşılanmadığı hususunda takdirin Anayasa Mahkemesine ait olduğubildirilmiştir.
2. Değerlendirme
29. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
"Herkes, meşru vasıta ve yollardanfaydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia vesavunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."
30. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun şikâyetlerinin özü Mahkemenintemyiz isteğinin reddine dair kararı nedeniyle temyiz isteğinin esastanincelenememesidir. Bu nedenle belirtilen ihlal iddiası mahkemeye erişim hakkıkapsamında incelenmiştir.
a. Kabul EdilebilirlikYönünden
31. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir nedeni de bulunmadığı anlaşılanmahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Esas Yönünden
i HakkınKapsamı ve Müdahalenin Varlığı
32. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesinyargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiada bulunma ve savunmahakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla mahkemeye erişim hakkı,Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün birunsurudur. Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesine "adil yargılanma" ibaresinin eklenmesine ilişkingerekçede, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvencealtına alınan adil yargılanma hakkının madde metnine dâhil edildiğivurgulanmıştır. Sözleşme'yi yorumlayan AİHM,Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının mahkemeye erişim hakkınıiçerdiğini belirtmektedir (Özbakım Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur.San. ve Tic. Ltd. Şti., B. No: 2014/13156, 20/4/2017,§34).
33. Başvurucunun temyiz isteğinin esasına ilişkin bir incelemeyapılmadan reddine karar verilmesi nedeniyle başvurucunun mahkemeye erişimhakkına yönelik bir müdahalenin bulunduğu görülmektedir.
ii. Müdahalenin İhlalOluşturup Oluşturmadığı
34. Anayasa'nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Temel hak ve hürriyetler, ...yalnızcaAnayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancakkanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ...ölçülülük ilkesine aykırıolamaz."
35. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesindebelirtilen koşullara uygun olmadığı takdirde Anayasa’nın 36. maddesininihlalini teşkil edecektir.
36. Bu sebeple müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülenve somut başvuruya uygun düşen, kanun tarafından öngörülme, haklı bir sebebedayanma, ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığınınbelirlenmesi gerekir.
(1) Kanunilik
37. Başvurucunun temyiz isteğinin reddi kararının hükümtarihinde yürürlükte bulunan 1086 sayılı mülga Kanun'un 434. maddesinedayandığı görülmektedir. Dolayısıyla somut olayda başvurucunun mahkemeye erişimhakkına yönelik müdahalenin kanuni dayanağının mevcut olduğu anlaşılmıştır.
(2) MeşruAmaç
38. Eksik kalan temyiz posta giderinin belirli bir süre içindetamamlanması zorunluluğu, temyiz isteğinin sürüncemede kalmasının önlenmesi vedolayısıyla yargılamaların makul süre içinde tamamlanmasını hedeflemekte olupanayasal açıdan meşru bir amaca dayalıdır.
(3) Ölçülülük
(a) Genelİlkeler
39. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan mahkemeyeerişim hakkı mutlak olmayıp sınırlamalara konu olabilir. Ancak Anayasa'nın 13.maddesinde yer alan ölçülülük ilkesi uyarınca anılan sınırlamaların mahkemeyeerişimi imkânsız hâle getirmemesi ya da aşırı derecede zorlaştırmaması gerekir.Kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen hukuki veya fiilî sınırlamalarmahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir (ÖzkanŞen, B. No: 2012/791, 7/11/2013, § 52).
40. Anayasa'nın 13. maddesi uyarınca hak ve özgürlüklerinsınırlandırılmasında dikkate alınacak ölçütlerden biri olan ölçülülük, hukukdevleti ilkesinden doğmaktadır. Hukuk devletinde hak ve özgürlüklerinsınırlandırılması istisnai bir yetki olduğundan bu yetki ancak durumungerektirdiği ölçüde kullanılması koşuluyla haklı bir temele oturabilir.Bireylerin hak ve özgürlüklerinin, somut koşulların gerektirdiğinden daha fazlasınırlandırılması kamu otoritelerine tanınan yetkinin aşılması anlamına geleceğindenhukuk devletiyle bağdaşmaz (AYM, E.2013/95, K.2014/176, 13/11/2014).
41. Ölçülülük ilkesi, öngörülen müdahalenin ulaşılmak istenenamacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, ulaşılmak istenen amaç bakımındanmüdahalenin zorunlu olmasını ve bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmakistenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifadeetmektedir. Öngörülen tedbirin, kişiyi olağan dışı ve aşırı bir yük altınasokması durumunda müdahalenin ölçülü olduğundan söz edilemez (AYM, E.2011/111,K.2012/56, 11/4/2012; E.2012/102, K.2012/207, 27/12/2012; E.2014/176,K.2015/53, 27/5/2015; E.2015/43, K.2015/101, 12/11/2015; E.2016/16, K.2016/37,5/5/2016; E.2016/13, K.2016/127, 22/6/2016; MehmetAkdoğan ve diğerleri, B. No: 2013/817, 19/12/2013, § 38).Müdahalenin ölçülülüğü değerlendirilirken ilgili yasal düzenlemelerle birliktesomut olayın koşulları ve başvurucunun tutumu da gözönündebulundurulmalıdır (Ahmet Ersoy ve diğerleri,B. No: 2014/4212, 5/4/2017, § 50).
42. Yargısal başvuruların birtakım usul kurallarına tabikılınması tek başına mahkemeye erişim hakkını zedelemez. Bununla birlikteyargısal başvuru usullerininbelirli ve öngörülebilirolması gerekir. Öte yandan mahkemeler kanun yollarına başvuru için getirilenkoşulları uygularken kişilerin mahkemeye erişimlerini engelleyecek veya aşırıderecede zorlaştıracak ölçüde şekilcilikten kaçınmalıdır. Bu kapsamda kamuhazinesinin korunması ve yargılamanın kısa sürede tamamlanması amacıyla kanunyoluna başvuru sırasında eksik kalan gerekli harç ve giderlerin tamamlanmasıiçin katı bir usulün öngörülmesinin belirlenen bu usul işlemleri kanun yolunabaşvurmayı aşırı derecede zorlaştırmadıkça veya imkânsız hâle getirmedikçeulaşılmak istenen hedef bakımından elverişsiz olduğu ya da gerekli olmadığısöylenemez.
43. Öte yandan bireysel başvuru yolunun ikincillik niteliğigereği ilgili mevzuatı yorumlamak derece mahkemelerinin görevi olup AnayasaMahkemesinin bireysel başvuruda incelediği husus, derece mahkemeleriningerekçelerine esas yorumun ölçülü olup olmadığı ve buna göre Anayasa'da güvencealtına temel hak ve özgürlükleri ihlal edip etmediğidir. Bu kapsamda usulhükümlerine göre gönderilmesi zorunlu olan muhtıranın bu hükümlere uygun vedolayısıyla muhtıra üzerine verilen kararın yerinde olup olmadığını belirlemekAnayasa Mahkemesinin görevi olmayıp Anayasa Mahkemesi, ilgili derecemahkemelerinin yorumlarının Anayasa'da güvence altına alınan adil yargılanmahakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkını ihlal edip etmediğiniincelemektedir.
(b) İlkelerinOlaya Uygulanması
44. Somut olayda başvurucu, ilk derece mahkemesi kararını temyizetmiş ne var ki dosyanın Yargıtaya gidiş ve Yargıtaydan dönüş giderinden oluşan temyiz posta giderinimahkeme veznesine yatırmamıştır. Mahkeme anılan eksikliğin saptanmasından sonrabaşvurucuya 16/4/2014 tarihli muhtırayı göndermiştir. Muhtırada yatırılmasıgereken miktar açıkça belirtilmediğinden başvurucu Mahkemeye başvurarakkendisine yeniden muhtıra gönderilmesi isteğinde bulunmuştur. Bu istek üzerinegönderilen aynı nitelikli ikinci muhtıra19/9/2014 tarihinde başvurucuya tebliğedilmiştir. Başvurucu gönderilen bu ikinci muhtıra üzerine 30/10/2014 tarihinde80 TL gider avansı yatırmıştır.
45. Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 1086 sayılı mülgaKanun'un 434. maddesinde temyiz harç ve giderlerindeki eksikliklerin ne şekildegiderileceği ayrıntılı şekilde açıklanmaktadır. Buna göre eksik kalan harç vegiderler ile bunların hangi sürede tamamlanacağı ve verilen süre içindetamamlanmamasının sonuçlarını içeren bir muhtıra gönderilmesi gereklidir.
46. Anayasa Mahkemesi mahkemeye erişim hakkı kapsamında yaptığıdeğerlendirmelerde bireysel başvuruda usul kurallarının uygulanması konusundaderece mahkemelerinin takdir ve değerlendirmelerinin denetlenemeyeceğini, usuleilişkin uygulamanın kişinin mahkemeye erişim hakkını Anayasa’ya aykırı olarakkısıtlayıp kısıtlamadığının gözönüne alınacağınıbelirtmiştir (Neriman Polat, B.No: 2012/1223, 5/11/2014, § 33). Bu durumda usul hükümlerinin öngördüğü şartlarıntamamını içermeyen muhtıranın geçerli olup olmadığının değil geçerli olarakkabulüne ilişkin yorumun başvurucunun mahkemeye erişimini ne ölçüdeetkilediğinin değerlendirilmesi gerekir.
47. Başvuruya konu uyuşmazlıkta, hüküm başvurucu tarafındantemyiz edilip temyiz harçları ödenmesine rağmen posta gideri ödenmemiştir.Temyiz edilen hükme ilişkin dosyanın Yargıtaya fizikiolarak gönderilmesi gerektiğinden Posta ve Telgraf Teşkilatı (PTT) tarafındansağlanan bu hizmet karşılığında bir ücret ödenmesi gerektiği başvurucununbilgisindedir. Başvurucu, esas olarak posta giderinin tamamlanmasına ilişkinmuhtıranın başta miktar olmak üzere usule uygun olmadığını iddia etmektedir.Anılan muhtıraların içeriğinden herhangi bir miktarı içermediği açıkça anlaşılmaklabirlikte, tamamlanması gereken miktarın posta ücretine ilişkin olduğuna yönelikbir şüphe bulunmamaktadır.
48. Başvurucu, ilk muhtıranın tebliğinden sonra posta ücretiyatırması gerektiğine vakıf olmuştur. Bu durumda başvurucunun süresi içindeMahkemeye başvurarak yaklaşık bir tutarı veya Mahkeme veznesi ya da yurdun heryerinde şubeleri bulunan PTT veznesi aracılığıyla yatırılması gereken tutarıtam olarak öğrendikten sonra yatırması mümkündür. Başvurucu, görece düşük birtutarı yaklaşık veya tam olarak öğrendikten sonra tamamlamak yerine ilgiliMahkemeye başvurarak kendisine ikinci bir muhtıra gönderilmesini sağlamış ve bumuhtıranın tebliği tarihi üzerinden 1 ay 11 gün sonra kendiliğinden gelerek 80TL'lik bir meblağı mahkeme veznesine yatırmıştır.
49. Tamamlanması gereken para cüzi bir miktardadır ve ayrıcamahkemece yapılacak bir değerlendirmeyi de gerektirmemektedir. Başvurucu daesasen temyiz talebinde bulunduğu tarih itibarıyla böyle bir ödemede bulunmasıgerektiğini bilmekte olup en geç ilk muhtıranın tebliğinden sonra yapılmasıistenen ödemenin miktarını öğrenme imkânına sahiptir. Bu itibarla temyizisteğinin reddine karar verilmesinin öngörülebilirlik sınırları içinde olduğuve söz konusu temyiz isteğinin reddedilmesinin başvurucuya aşırı bir külfetyüklemediği sonucuna varılmıştır. Dolayısıyla başvurucunun mahkemeye erişimhakkının korunması ile kamunun yararı arasında olması gereken adil dengebozulmadığı için mahkemeye erişim hakkına ölçüsüz bir müdahale olmadığı anlaşılmıştır.
50. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa'nın 36.maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeyeerişim hakkının ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.
B. Adil YargılanmaHakkına İlişkin Diğer İhlal İddiaları
51. Başvurucu hükme esas alınan sözleşme altındaki imzayayönelik itirazları dikkate alınmadan ve buna ilişkin deliller toplanmadan eksikaraştırma ve inceleme ile karar verildiğini ileri sürmüştür.
52. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği AnayasaMahkemesine başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarınıntüketilmesi zorunludur. Başvurucunun, bireysel başvuru konusu şikâyetiniöncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarakiletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve delilleri zamanında bu makamlarasunması ve bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özenigöstermiş olması gerekir (İsmail Buğra İşlek,B. No: 2013/1177, 26/3/2013, § 17).
53. Somut olayda başvurucunun bu yöndeki itirazlarının asılkarara ilişkin olduğu ve Mahkemenin 21/1/2014 tarihli bu kararına ilişkingeçerli bir temyiz isteğinin bulunmadığı saptanmıştır. Bu durumda başvurucununbaşvuru yollarını usulüne uygun olarak tüketerek bireysel başvuruda bulunduğunusöylemek mümkün değildir.
54. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabul edilebilirlikkoşulları yönünden incelenmeksizin başvuruyollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
2. Yargılamanın sonucunun adil olmadığına ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adilyargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,
C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,
D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE31/10/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.