TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
ÜMÜT DEMİR BAŞVURUSU (2)
(Başvuru Numarası: 2014/12093)
Karar Tarihi: 8/6/2017
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Recep KÖMÜRCÜ
Celal Mümtaz AKINCI
Raportör Yrd.
:
Gökçe GÜLTEKİN
Başvurucu
:
Ümüt DEMİR
Vekili
:
Av. Murat SADAK
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru; tutukluluğun makul süreyi aşması nedeniyle kişihürriyeti ve güvenliği hakkının, eksik inceleme ve araştırma sonucunda hukukaaykırı karar verilmesi ve yargılamanın makul sürede sonuçlanamamasınedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 17/7/2014 tarihindeyapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucu 16/11/2005 tarihindegözaltına alınmış, 19/11/2005 tarihinde tutuklanmıştır. İstanbul CumhuriyetBaşsavcılığının 13/6/2007 tarihli iddianamesiylebaşvurucu hakkında suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma, suç işlemekamacıyla kurulan örgüte üye olmamakla birlikte bu örgüte bilerek ve isteyerekyardım etme, yağma, kişi özgürlüğünden yoksun kılma, 10/7/1953 tarihli ve 6136sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun'a muhalefetsuçlarını işlediği iddiasıyla kamu davası açılmıştır.
9. (Kapatılan) İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK mülga250. madde ile görevli) 16/11/2012 tarihli kararıyla,başvurucunun suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma, nitelikli yağma,kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, ruhsatsız silah taşıma suçlarından hapiscezasıyla cezalandırılmasına ve tutukluluğun devamına karar verilmiştir.
10. Başvurucunun tutukluluğun devamına dair 16/11/2012tarihli karara karşı itiraz yoluna başvurduğuna dair herhangi bir bilgi veyabelge bulunmamaktadır.
11. Temyiz üzerine hüküm, Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 7/5/2014 tarihli kararıyla başvurucu yönünden onanmıştır.
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
12. Mahkemenin 8/6/2017 tarihindeyapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Kişi Hürriyeti veGüvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
13. Başvurucu, hakkında yürütülen yargılamada kanuni tutukluluksüresinin aşıldığını belirterek Anayasa’nın 19. maddesinde tanımlanan kişiözgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
14. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılıAnayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 47.maddesinin (5) numaralı fıkrası uyarınca, başvuru yollarının tüketildiği,başvuru yolu öngörülmemiş ise ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz güniçinde bireysel başvuru yapılması gerekir.
15. Tutukluluk nedeniyle yapılan bireysel başvurunun temelamacı, özgürlükten yoksun bırakmanın hukuka aykırı olduğunun ya da devamınıhaklı kılan sebeplerin bulunmadığının tespitidir (Mehmet Emin Kılıç, B. No: 2013/5267, 7/3/2014,§ 24). Tutuklulukta sürenin başlangıcı, kişinin ilk kez yakalandığı tarih veyadoğrudan tutuklandığı durumlarda tutuklama tarihidir. Tutukluluk süresinin sonuise kural olarak kişinin serbest bırakıldığı ya da ilk derece mahkemesincehüküm verildiği tarihtir (Mehmet Emin Kılıç,§ 27).
16. Başvuru konusu olayda, İlk Derece Mahkemesinin nihaikararını verdiği 16/11/2012 tarihinden itibaren otuzgün içinde yapılması gereken bireysel başvurunun 17/7/2014 tarihinde yapıldığıanlaşıldığından başvuruda süre aşımı olduğu sonucuna varılmıştır.
17. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin süre aşımı nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
B. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlalEdildiğine İlişkin İddia
18. Başvurucu, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğiniileri sürmüştür.
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
19. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan makulsürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
20. Ceza yargılamasının süresi tespit edilirken süreninbaşlangıç tarihi olarak bir kişiye suç işlediği iddiasının yetkili makamlartarafından bildirildiği veya isnattan ilk olarak etkilendiği arama ve gözaltıgibi birtakım tedbirlerin uygulandığı tarih; sürenin sona erdiği tarih olarakise suç isnadına ilişkin nihai kararın verildiği, yargılaması devam edendavalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma hakkınınihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas alınır (B.E.,B. No: 2012/625, 9/1/2014, § 34).
21. Ceza yargılamasının süresinin makul olup olmadığıdeğerlendirilirken yargılamanın karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, taraflarınve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanınsüratle sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkatealınır (B.E., § 29).
22. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer başvurulardaverdiği kararlar dikkate alındığında somut olayda yaklaşık 8 yıl 6 aylık yargılamasüresinin makul olmadığı sonucuna varmak gerekir.
23. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvencealtına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesigerekir.
C. Diğer İhlal İddiaları
24. Başvurucu; yargılandığı davada somut delilleredayanılmadığını, sanık H.Ç.nin beyanları, baz istasyonları kayıtları ve iletişimin tespiti tutanaklarıesas alınarak silahlı örgüte üye olma suçundan hakkında karar verildiğini,iletişimin tespiti tutanaklarının yaptığı telefon görüşmelerinin ayıklanmasısuretiyle hazırlandığını ve aleyhine delil olarak sunulduğunu, telefonkayıtlarının bir bütün olarak değerlendirilmediğini belirterek silahlarıneşitliği ilkesinin ve masumiyet karinesinin ihlal edildiğini iddia etmiştir.
25. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında, kanunyolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvurudaincelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak mahkemeler önünde davakonusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerindeğerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ileuyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun adil olup olmamasıbireysel başvurukonusu olamaz. Ancak bireysel başvurukapsamındaki hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden, bariz takdir hatası veyaaçık keyfîlik içeren tespit ve sonuçlar bu kapsamdadeğildir (Ahmet Sağlam, B. No:2013/3351, 18/9/2013, § 42).
26. Başvurucunun anılan iddialarının esas itibarıyla DereceMahkemelerince verilen kararların delillerin değerlendirilmesinde isabetbulunmadığına, dolayısıyla kararın sonucuna ilişkin olduğu görülmektedir.Yapılan yargılamada, Mahkemenin ve Yargıtayınkararında bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlikoluşturan herhangi bir durum da tespit edilmemiştir. Başvurucu tarafından ilerisürülen ihlal iddialarının yukarıda belirtilen içtihat kapsamında kanun yoluşikâyeti niteliğinde olduğu sonucuna varılmıştır.
27. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
D. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
28. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) numaralı fıkrasışöyledir:
“Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkınınihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesihâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlerehükmedilir…”
29. Başvurucu, maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
30. Somut olayda makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğisonucuna varılmıştır.
31. İhlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararlarıkarşılığında -yargılamadaki taraf sayısı da dikkate alınarak- başvurucuya net9.600 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir. AnayasaMahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi için başvurucunun uğradığını iddiaettiği maddi zarar ile tespit edilen ihlal arasında illiyet bağı bulunmalıdır.Başvurucunun bu konuda herhangi bir belge sunmamış olması nedeniyle madditazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.
32. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğineilişkin iddianın süre aşımı nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
3. Diğer ihlal iddialarının açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul süredeyargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Başvurucuya net 9.600 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,
D. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemedegecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin (kapatılan) İstanbul 10. Ağır CezaMahkemesinin (CMK mülga 250. madde ile görevli) (E.2005/260, K.2012/267) davadosyasının devredildiği İstanbul Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesine (E.2005/1)GÖNDERİLMESİNE,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 8/6/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.