TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
UMUT ŞİMŞEK VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2015/14310)
Karar Tarihi: 12/6/2018
R.G. Tarih ve Sayı: 20/7/2018-30484
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Raportör
:
Yücel ARSLAN
Başvurucular
:
1. Umut ŞİMŞEK
2. Necdet Taylan ŞAHİN
3. Kemal Kaan SIKIK
Vekili
:
Av. Esem YEĞİT
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, toplantı ve gösteri yürüyüşüne katılmadan dolayıgözaltına alınma nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; yargılamasonunda hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi nedeniyle detoplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiği iddialarınailişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvurular sırasıyla 7/8/2015, 19/8/2015 ve 20/8/2015tarihlerinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvuruculardan Necdet Taylan Şahin'in adli yardımtalebinin kabulüne karar verilmiştir.
5. Komisyonca başvuruların kabul edilebilirlik incelemesininBölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
6. 2015/14911, 2015/14969 numaralı bireysel başvuru dosyaları,aralarında konu yönünden hukuki irtibat bulunması nedeniyle 2015/14310 numaralıbireysel başvuru dosyası ile birleştirilmiş ve incelemenin 2015/14310 numaralıbireysel başvuru dosyası üzerinden yapılmasına karar verilmiştir.
7. Bölüm Başkanı tarafından başvuruların kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
8. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, 2015/14969 numaralı bireysel başvuruyailişkin görüşünü bildirmiştir.
9. Başvurucu Kemal Kaan Sıkık,Bakanlık görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmuştur.
III. OLAY VE OLGULAR
10. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
11. Olay tarihinde lise 2. sınıf öğrencisi olan başvurucular1997 doğumlu olup Adana'da ikamet etmektedir.
12. 13/12/2014 tarihinde saat 12.00'de, Başbakan'ın Adana'yagelişi nedeniyle Hükûmet politikalarını protesto etmek amacıyla basınaçıklaması ve yürüyüş düzenleneceği bilgisi üzerine emniyet birimleri saat11.00'de İnönü Parkı'nda göreve başlamışlardır.
13. Başvurucular basın açıklaması ve protesto gösterisiyapılacağını sosyal medyadan öğrenmişler ve İnönü Parkı'na gelmişlerdir.
14. Anılan parkta basın açıklaması ve protesto eylemi yapmakiçin toplanan yaklaşık yirmi kişilik grup, elindeki megafonla grubu organizeeden ve slogan attıran T.A.nınmegafonla "Şimdi basın açıklamasıyapmak amacıyla yürüyoruz" şeklindeki anonsu üzerine İnönüCaddesi'ne doğru yürüyüşe geçmiştir. Başvuru dosyası içinde toplantı ve gösteriyapılacağına dair idareye önceden bildirim yapıldığına ilişkin herhangi birbilgi bulunmamaktadır.
15. Polis fezlekesine göre, Güvenlik Şube Müdürlüğünde görevliemniyet amiri ses yükselten araçtan gruba şu şekilde ihtarda bulunmuştur:
"Arkadaşlar bir saniye, basın açıklamasıyapan arkadaşlar, park içerisinde basın açıklaması yapabilirsiniz, çevikmüdahale et, polise mukavemette bulunamazsınız, yapmış olduğunuz eylem 2911sayılı Kanun'a aykırıdır, lütfen dağılın, dağılmadığınız takdirde kamu malınazarar verme, polise mukavemet olaylarından yasal işlem yapılacaktır. Lütfendağılın, lütfen dağılın."
16. Kolluk kuvvetleri; dağılmaları yönünde yapılan bu uyarıdanhemen sonra, dağılmayan gruba müdahale etmiştir. Müdahale sırasındagöstericiler slogan atarak ellerindeki flama ve döviz sopaları ile polisevurmaya çalışmış ve bir polis memurunu basit tıbbi müdahale ile giderilebilecekşekilde yaralamışlardır. Kolluk kuvvetlerinin müdahalesi sonucu göstericilerküçük gruplara ayrılmış, birbirlerinin koluna girerek gerek kendileriningerekse diğer göstericilerin gözaltına alınmalarını engel olmak istemişlerdir.
17. Başvurucular aynı gün saat 12.30'da gözaltına alınmış veyaklaşık dokuz saat sonra serbest bırakılmıştır. Başvurucular hakkında kamugörevlilerine görevinden dolayı alenen hakaret, görevi yaptırmamak içindirenme, 6/10/1983 tarihli ve2911 sayılı Toplantı ve Gösteri YürüyüşleriKanunu'na muhalefet etme ve kanuna aykırı gösteriye silah ile katılmasuçlarından iddianame düzenlenmiştir.
18. Aynı olay nedeniyle haklarında yukarıda belirtilen suçlardandava açılan diğer dokuz kişinin yargılaması Adana 23. Asliye Ceza Mahkemesinde(Asliye Ceza Mahkemesi) yürütülmüştür. Sanıklardan üçü hakkında toplantı vegösteri yürüyüşüne 2911 sayılı Kanun uyarınca yasak olan sopa ile katılmaktanbeşer ay hapis cezasına hükmedilmiş ve bunlardan ikisi hakkında hükmün açıklanmasınıngeri bırakılmasına (HAGB) karar verilmiştir. Sanıklar diğer suçlardan iseberaat etmişlerdir. Asliye Ceza Mahkemesi, söz konusu dokuz sanık hakkındakanunsuz toplantıya katılma ve ihtara rağmen dağılmama suçuna ilişkin verdiğiberaat kararının gerekçesinde, kolluk tarafından çekilen kamera görüntülerindesanıkların ellerindeki döviz ve pankartlarla yürüyüşe geçtiklerini, bunakarşılık kolluk kuvvetlerinin henüz usulüne uygun dağılın ihtarı yapmadan veYargıtay ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatlarına göre barışçılbir gösteriye bir miktar tolerans göstermeden hemen ve doğrudan müdahaleettiklerini tespit etmiştir. Asliye Ceza Mahkemesi; grubun yürüyüşe geçmedenhemen sonra emniyet amirinin ses yükselten araçtan gruba yönelik dağılın ihtarıile kolluk kuvvetlerine müdahale talimatının eş zamanlı yapıldığını ve ihtardansonra makul bir süre beklenmediğini belirtmiştir.
19. Başvurucuların (suça sürüklenen çocuklar) yaş küçüklüğünedeniyle haklarındaki ceza davası ise Adana 4. Çocuk Mahkemesinde (Mahkeme)görülmüştür.
20. Mahkeme; başvurucular hakkında tutanak tanıkları tarafındanbaşvurucuların bire bir yapılan gözlem ve takip sonucu yakalanmadıkları,dolayısıyla hakaret ve görevi yaptırmamak için direnme suçlarını işledikleriyönünde mahkûmiyetlerine yetecek kesin ve inandırıcı deliller bulunmadığınıbelirtmiştir. Bu nedenleyasa dışı gösteriye silahtansayılan sopa ile katılma, görevi yaptırmamak için direnme ve kamu görevlisinegörevinden dolayı hakaret suçlarından haklarında beraat kararı vermiştir.
21. Mahkeme, başvurucuların içinde bulundukları grup ilebirlikte halkın yoğun olarak bulunduğu İnönü Parkı'nda yasa dışı gösteriyekatıldıkları ve ihtara rağmen dağılmadıkları gerekçesiyle ise 2911 sayılıKanun'un 32. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ayrı ayrı 3 ay 10 gün hapiscezasına hükmetmiş ve HAGB kararı ile üç yıl süreyle denetime tabitutulmalarına karar vermiştir.
22. Mahkeme karar gerekçesinde; başvurucuların haklarında cezadavası açılan diğer dokuz kişi ile birlikte "Gericiliğin ve savaşın mimarı Davutoğlu kentimizden defol, Halkevleri,Öğrenci kollektifleri" şeklindepankart açarak kanuna aykırı toplantı gerçekleştirdiklerini belirtmiştir.Başvurucuların da aralarında olduğu bu kişilerin "Kadın katliamını ve savaşı durduracağız, Halkevci kadınlar, gerici kuşatmayı dağıtacağız, Halkevci kadınlar, Osmanlıca da olsa, Türkçe de olsa isyanher dilde aynıdır, Halkevleri " şeklinde dövizler açtıkları,"tek yol sokak, tek yol devrim-katil işid,işbirlikçi AKP, AKP defol, bu sokaklar bizim, AKP'den hesabı kadınlar soracak,katil Başbakan istemiyoruz." şeklinde slogan attıklarını tespitetmiştir.
23. Mahkeme; başvurucuların kanuna aykırı şekilde yürüyüş yapmakistediklerini, bu durum üzerine güvenlik görevlileri tarafından ses yükseltenaraç ile dağılmaları ve yürüyüşe izin verilmeyeceği yönünde uyarı yapıldığınıbelirtmiştir. Kararda Mahkeme, Çevik Kuvvet görevlilerinin kanuna aykırıyürüyüş yapmak isteyen başvurucuların da içinde olduğu grubun önüne geçerekyürüyüşe engel olmak istediklerini, uyarı üzerine grubun ellerinde bulunanflama ve dövizlerin tahta sopaları ile güvenlik kuvvetlerine "Katil köpekler, katiller, kiralık köpekler"şeklinde bağırarak "Katil defol busokaklar bizim" şeklinde slogan attıklarını ve emniyet görevlisiolan müşteki T.Ü.yü, basit tıbbi müdahaleylegiderilebilecek şekilde yaraladıklarını tespit etmiştir. Mahkeme, dinlenenmüştekiler ve tutanak tanıklarının başvurucuların bizzat kendilerine yönelikvurarak, çekiştirerek, iterek direndikleri veya hakaret ettikleri yönünde somutgörgüye dayalı bilgilerinin olmadığını belirtmiştir.
24. Başvurucular 6/7/2015 tarihinde HAGB kararlarına itirazetmiştir. İtirazları inceleyen Adana 5. Ağır Ceza Mahkemesi 14/7/2015 tarihindebaşvurucuların itirazlarını reddetmiştir.
25. Ret kararı başvuruculara 21/7/2015 tarihinde tebliğedilmiştir.
26. Başvurucular süresinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
1. Mevzuat
27. 2911 sayılı Kanun’un 32. maddesinin birinci fıkrasışöyledir:
“Kanuna aykırı toplantı veya gösteriyürüyüşlerine katılanlar, ihtara ve zor kullanmaya rağmen dağılmamakta ısrarederlerse, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu suçu,toplantı ve gösteri yürüyüşünü tertip edenlerin işlemesi halinde, bu fıkrahükmüne göre verilecek ceza yarı oranında artırılarak hükmolunur”
2. Yargıtay Kararları
28. Yargıtay 8. Ceza Dairesinin bazı kararlarının ilgili kısımlarışöyledir:
a. "Oluş ve tüm dosya içeriğinden,"YÖK Yasa Tasarısını ve Kamu Reformu Yasa Tasarısını protesto etmek vesırf demokratik tepki ortaya koymak için basın açıklaması yapmak üzere AnkaraÜniversitesi Cebeci Kampüsünde toplanan yaklaşık 100 kişilik grubun, ellerindesuç oluşturmayan bazı pankartlar taşıyarak marşlar ve sloganlar eşliğindekaldırım üzerinden Kolej kavşağına kadar yürüdüğü, kavşakta ellerindeki pankartve flamaları açıp Kızılay istikametine yürüyüşe geçtikleri sırada güvenlikgüçlerinin grubu barikat içine alıp dağılmaları yönünde ihtarda bulunmasınarağmen makul süre tanıyıp dağılmalarına fırsat vermeden grubu gözaltına almayabaşladığı anlaşılmakla; sanığa yüklenen 2911 sayılı Toplantı ve GösteriYürüyüşleri Kanunun 32. maddesinde tanımlanan suçun maddi ve maneviunsurlarının oluşmadığı ve beraatine karar verilmesigerektiği gözetilmeden yazılı biçimde mahkumiyet hükmü kurulması (9/2/2010, E.2007/9352, K. 2010/1550)"
b."Kanuna aykırı olarak başlayıp gerçekleşen yasadışı toplantı ve gösteriyürüyüşünde, 2911 Sayılı Yasanın 32. maddesi uyarınca topluluğa dağılmalarınailişkin usulünce ihtar yapılmadığının ve zorla dağıtılmadıklarının anlaşılmasıve sanığın anılan Yasanın 28. maddesinde tanımlanan düzenleyici ve yöneticidurumunda da bulunmaması karşısında, eyleminde sözü edilen Yasaya aykırılıksuçlarının oluşmadığı gözetilmeden beraati yerineyazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi (11/12/2006, E. 2006/2403, K.2006/9088)"
B. Uluslararası Hukuk
29. İlgili uluslararası hukuk kaynaklarının derli topluverildiği kararlar için bkz. Dilan Ögüz Canan [GK], B. No: 2014/20411, 30/11/2017,§ 20, 21; Eğitim ve Bilim EmekçileriSendikası ve diğerleri [GK], B.No: 2014/920, 25/5/2017, §§ 25-30;Ömer Faruk Akyüz,B. No:2015/9247, 4/4/2018, §§ 28-37 kararlarına bakılabilir.
30. AİHM, mevcut başvuruya benzer Oya Ataman/Türkiye(B. No: 74552/01, 5/12/2006) kararında bir gösterinin sadece mevzuata uygunolmamasının barışçıl şekilde toplanma özgürlüğünün kullanılmasına müdahaleedilmesini haklı kılmayacağına karar vermiştir. Oya Ataman/Türkiye kararına konu olayda İnsan HaklarıDerneği üyesi bir avukat olan başvurucunun da içinde bulunduğu kırk ellikişilik bir grubun İstanbul Sultanahmet Parkı'nda F tipi ceza infaz kurumlarınıprotesto eden basın açıklaması ve devamında yarım saat süren gösteriyürüyüşüne, kanuna aykırı gösteri yapıldığı ve kamu düzeninin bozulduğugerekçesiyle polis müdahale etmiştir. AİHM, müdahaleyi orantısız bularak 11.maddenin ihlal edildiğine karar vermiştir. Söz konusu grubun trafiktekarışıklık yaratması dışında kamu düzeni için tehlike oluşturduğunu gösterenbir delil bulunmadığını ve yetkililerin düzenlenen gösteriye son vermektegösterdikleri sabırsızlığa anlam veremediğini belirten AİHM'egöre "Göstericilerin şiddet içerenfaaliyetlerde bulunmadığı hallerde, Sözleşmenin 11. maddesi tarafindangüvence altına alınan özgürlüğün içeriğinin boşalmaması için, kamu makamlarınınbarışçıl toplanmalara belirli bir hoşgörüyle yaklaşmaları büyük önemtaşımaktadır." (Oya Ataman/Türkiye,§42).
31. Ayrıca derhâl tepki gösterilmesi gereken kimi durumlardakanunlarda öngörülen bildirim sürelerine uymak her zaman mümkünolmayabilmektedir. Hemen gerçekleştirilmediği takdirde güncelliğini yitirecekbu tür acele toplantılara ilişkin bir kararında (Bukta ve diğerleri/Macaristan, B. No: 25691/04, 17/7/2007) AİHM,bu konuyu incelemiştir. Bir oteldeki resepsiyona katılacağı bildirilenbaşbakanı protesto etmek için barışçıl biçimde toplanan ancak yasal zorunlulukolan üç gün öncesinden bildirme koşuluna uymadıkları gerekçesiyle toplantılarıdağıtılan başvurucuların toplantı özgürlüğünün ihlal edildiği iddiasıylayaptıkları başvuruyu inceleyen AİHM, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin(Sözleşme) 11. maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir. AİHM'egöre "Politik bir olaya gösterişeklinde derhal tepki verilmesinin haklı görülebileceği özel koşullarda, barışçıltoplanmaya katılanların yasadışı hareketleri olmadığı halde sadece ön bildirimyapılmamış olması nedeniyle toplantıyı yasaklamak, barışçıl toplanma hakkınaorantısız bir kısıtlama oluşturur." (Bukta ve diğerleri/Macaristan, § 36).
32. AİHM, HAGB kararıverilse bile üç yıl boyunca başvurucuların aynı türde başka suçları işlemektenkaçınacakları ve denetime tabi tutulacaklarını dikkate almaktadır. Bu nedenleAİHM; muğlak olan bu tedbirin uzunca bir süre başvurucuları ceza hükümlerininuygulanması tehdidi altında bulunduracağını, gösteri yapma özgürlüklerininkullanılmasında bu hükümlerin etkilerine doğrudan maruz kalmak zorundaolduklarının kabulü gerektiğini, en azından anayasal hakların kullanımıüzerindeki otosansür etkinin hiçbir şekilde varsayımsal olmadığını ve bu hükmün başvurucularıneylemleri üzerinde caydırıcı bir tedbir olarak süreceğini belirtmiştir (Mesut Yıldız ve diğerleri/Türkiye, B. No:8157/10, 18/7/2017, § 37).
V. İNCELEME VE GEREKÇE
33. Mahkemenin 12/6/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Adli Yardım TalebiYönünden
34. Anayasa Mahkemesinin MehmetŞerif Ay (B. No: 2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkelerdikkate alınarak geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin yargılamagiderlerini ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucu Kemal Kaan Sıkık'ın açıkça dayanaktan yoksun olmayan adli yardımtalebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.
B. Gözaltına AlmanınHukuka Aykırı Olduğuna İlişkin İddia
35. Başvurucular, dokuz saat boyunca keyfî olarak gözaltındatutulmalarının kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkını ihlal ettiğini ilerisürmüşlerdir.
36. Anayasa Mahkemesi, kanunda öngörülen gözaltı süresininaşıldığı veya yakalama ve gözaltına alınmanın hukuka aykırı olduğu iddialarınailişkin olarak bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla asıl davasonuçlanmamış da olsa -ilgili Yargıtay içtihatlarına atıf yaparak- 4/12/2004tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141. maddesinde öngörülentazminat davası açma imkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğusonucuna varmıştır (Hikmet Kopar vediğerleri [GK], B. No: 2014/14061, 8/4/2015, §§ 64-72; Hidayet Karaca [GK], B. No: 2015/144,14/7/2015, §§ 53-64; Günay Dağ ve diğerleri [GK],B. No: 2013/1631, 17/12/2015, §§ 141-150; İbrahimSönmez ve Nazmiye Kaya, B. No: 2013/3193, 15/10/2015, §§ 34-47).
37. Buna göre 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde belirtilendava yolunun başvurucunun durumuna uygun telafi kabiliyetini haiz, etkili birhukuk yolu olduğu ve bu olağan başvuru yolu tüketilmeden yapılan bireyselbaşvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincillikniteliği ile bağdaşmadığı sonucuna varılmıştır.
38. Somut olayda dokuz saat gözaltında tutulduktan sonra serbestbırakılan başvurucular tarafından ileri sürülen yakalama ve gözaltıtedbirlerinin hukuki olmadığına ilişkin iddialarla ilgili olarak anılankararlarda varılan sonuçlardan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.
39. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
C. Toplantı ve GösteriYürüyüşü Düzenleme Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucularınİddiaları ve Bakanlık Görüşü
40. Başvurucular, Başbakan'ın gelişini protesto etmek amacıylabasın açıklaması yapılacağını sosyal medyadan duyduklarını ifade etmişlerdir.Basın açıklaması için İnönü Parkı'na geldiklerini, basın açıklaması yapılmadanpolislerin kendilerine baskı uyguladığını, herhangi bir uyarı duymadıklarını veyaka paça gözaltına alındıklarını iddia etmişlerdir.
41. Başvurucular; toplantının yasa dışı olduğuna dair megafonlauyarı yapıldığı hususunda somut delil bulunmadığını, Mahkemenin toplantınınbarışçıl niteliğini dikkate almadığını ve eylem nedeniyle toplumsal hayatınetkilenip etkilenmediğini değerlendirmediğini belirtmiş; aynı olaya ilişkindiğer sanıkların yargılandığı davada kolluk kuvvetlerinin barışçıl birgösteriye gerekli toleransı göstermediği ve dağılma uyarısından sonra makul birsüre beklenmediği gerekçesiyle aynı suçtan beraat kararı verdiğini ifadeetmişlerdir. Barışçıl bir toplantıya katılmalarından dolayı kendilerine cezaverilmesinin- hükmün açıklanması geri bırakılmış olsa bile- cezalandırılmariskinin devam etmesi nedeniyle ifade özgürlüğü ile toplantı ve gösteriyürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.
42. Bakanlık görüşünde; AİHM'in Rai ve Evans/İngiltere (B.No: 26258/07 26255/07, 17/11/2009) kabul edilemezlik kararına atıftabulunularak müdahalenin orantılı olduğuna karar verildiği belirtilmiştir. Sözkonusu kararda 2005 tarihli Ciddi Örgütlü Suçlar ve Polis Kanunu'na göre hassasgüvenlik bölgesi olarak belirlenen alanda izin almaksızın gösteri düzenleyenbirinci başvurucunun 350 sterlin (GBP) para cezası ve masraf olarak 150 GBPödemesine, aynı gösteriye katılan ikinci başvurucunun 12 ay boyunca izinsizgösteriye katılmaması hâlinde para cezası ödememesi şeklinde şartlı cezaya vemasraf olarak 100 GBP ödemesine hükmedilmiş; AİHM, cezaları olayın kendişartları içinde orantılı bularak kabul edilemezlik kararı vermiştir.
43. Bakanlık görüşünde, somut olaydaki gibi şiddet olaylarınınyaşandığı ve barışçıl toplanma özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyecekdavranışların varlığı hâlinde yapılan müdahalenin gerekli olup olmadığınındeğerlendirilmesinin gerektiği belirtilmiştir. Bakanlık tarafından, grubunAdana'nın en işlek yerlerinden olan olay yerinde çift taraflı trafiğiengelleyecek şekilde gösteri gerçekleştirmesinin kamu düzenini tehlikeyesokacağı değerlendirilmiştir. Yine söz konusu görüşte; HAGB kararı verilmesinedeniyle cezanın hemen infaz edilmeyeceği, yeni bir suç işlenmediğinde cezanındüşeceği ve HAGB kararının adli sicil kayıtlarına işlenmeyeceğinin de yapılacakorantılılık değerlendirmesinde dikkate alınması gerektiği ifade edilmiştir.
44. Başvurucu Kemal Kaan Sıkık, karşıbeyanında bireysel başvuru dilekçesindeki görüşlerini tekrar etmiştir.
2. Değerlendirme
45. Anayasa’nın "Toplantıve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı" kenar başlıklı 34. maddesişöyledir:
"Herkes, önceden izin almadan, silahsızve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir.
Toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı ancak,milli güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlığın vegenel ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla vekanunla sınırlanabilir.
Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenlemehakkının kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanundagösterilir."
a. Kabul Edilebilirlik Yönünden
46. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılantoplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Esas Yönünden
i. Müdahalenin Varlığı
47. Başvurucular gösteri sırasında gözaltına alınmışlar, dahasonra açılan kamu davası sonucunda başvurucuların 3 ay 10 gün hapis cezası ilecezalandırılmalarına ve anılan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına kararverilmiştir. Başvurucular üç yıl denetimli serbestlik tedbiri altınaalınmıştır. Söz konusu kararların tümünün başvurucuların toplanma hakkınamüdahale oluşturduğu sonucuna varılmıştır.
ii. Müdahalenin İhlalOluşturup Oluşturmadığı
48. Anayasa’nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Temel hak vehürriyetler, ... yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerebağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... demokratiktoplum düzeninin ... gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”
49. Yukarıda anılan müdahale Anayasa’nın 13. maddesindebelirtilen koşullara uygun olmadığı takdirde Anayasa’nın 34. maddesininihlalini teşkil edecektir. Bu sebeple sınırlamanın Anayasa’nın 13. maddesindeöngörülen ve somut başvuruya uygun düşen, kanun tarafından öngörülme,Anayasa’nın 34. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen haklı sebeplerden birveya daha fazlasına dayanma, demokratik toplum düzeninin gereklerine veölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığınınbelirlenmesi gerekir.
(1) Kanunilik
50. 2911 sayılı Kanun'un 32. maddesinin kanunla sınırlama ölçütünü karşıladığısonucuna varılmıştır.
(2) MeşruAmaç
51. HAGB kararı verilerek başvurucuların denetimli serbestlikaltına alınmalarına ilişkin kararın Anayasa'nın 34. maddesinin ikincifıkrasında yer alan sebeplerden kamudüzeninin korunmasına yönelik önlemlerin bir parçası olduğu ve meşrubir amaç taşıdığı sonucuna varılmıştır.
(3) DemokratikToplum Düzeninin Gereklerine Uygunluk
(a) Genelİlkeler
(i) DemokratikToplumun Düzeninin Gerekleri
52. Anayasa Mahkemesi daha önce pek çok kez demokratik toplum düzeninin gereklerine uygunifadesinden ne anlaşılması gerektiğini açıklamıştır. Buna göre temel hak veözgürlükleri sınırlayan tedbir, bir toplumsal ihtiyacı karşılamalı vebaşvurulabilecek en son çare niteliğinde olmalıdır (Dilan Ögüz Canan, § 32; sendika hakkı bağlamında bkz. Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri,§ 73; Tayfun Cengiz, B. No:2013/8463, 18/9/2014, § 56; Adalet Mehtap Buluryer, B. No: 2013/5447, 16/10/2014, §§103-105; grev hakkı bağlamında bkz. Kristal-İşSendikası [GK], B. No: 2014/12166, 2/7/2015, § 70; ifade özgürlüğübağlamında bkz. Bekir Coşkun [GK],B. No: 2014/12151, 4/6/2015, § 51; MehmetAli Aydın [GK], B. No: 2013/9343, 4/6/2015, § 68; Tansel Çölaşan, B. No: 2014/6128,7/7/2015, § 51). Derece mahkemelerinin böyle bir ihtiyacın bulunupbulunmadığını değerlendirmede belirli bir takdir yetkisi bulunmaktadır. Ancakbu takdir payı, Anayasa Mahkemesinin denetimindedir (Dilan Ögüz Canan, § 32).
(ii) Ölçülülük
53. Öte yandan temel hak ve özgürlüklere yönelik herhangi birsınırlamanın temel haklara en az müdahaleye olanak veren orantılı bir sınırlamaniteliğinde olup olmadığının da incelenmesi gerekir (AYM, E.2007/4, K.2007/81,18/10/2007; sendika hakkı bağlamında bkz. Eğitimve Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri, § 73; Tayfun Cengiz, §§ 53-55; ifade özgürlüğübağlamında ölçülülük ilkesine ilişkin açıklamalar için ayrıca bkz. Kamuran Reşit Bekir [GK], B. No: 2013/3614,8/4/2015, § 63; Bekir Coşkun §§53, 54; Tansel Çölaşan, §§ 54,55;Mehmet Ali Aydın, §§ 70-72).Bu sebeple Anayasa'nın 34. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen meşruamaçları gerçekleştirmek için gerekli görülen önlemler ile toplantı hakkı arasındaadil bir dengenin sağlanıp sağlanamadığına bakılması gerekir.
(iii) BarışçılToplanma Hakkı
54. Anayasa’nın 34. maddesi; fikirlerin silahsız ve saldırısız, başka bir ifadeile barışçıl bir şekilde ortaya konabilmesi için toplantı ve gösteri yürüyüşüdüzenleme hakkını güvence altına almıştır. Kolektif bir şekilde kullanılan vedüşüncelerini ifade etmek isteyen kişilere şiddeti dışlayan yöntemlerledüşüncelerini açıklama imkânı veren bu hak; çoğulcu demokrasilerin gelişmesindezorunlu olan farklı düşüncelerin ortaya çıkması, korunması ve yayılmasınıgüvence altına almaktadır. Dolayısıyla kendine özgü özerk işlevine ve uygulamaalanına rağmen -ifade özgürlüğünde olduğu gibi- siyasi ve kamu yararınıilgilendiren meseleler söz konusu olduğunda toplantı hakkına yapılanmüdahaleler daha dar yorumlanmalıdır (Dilan Ögüz Canan, § 36; Ali Rıza Özer ve diğerleri [GK], B. No: 2013/3924, 6/1/2015,§ 115; Ömer Faruk Akyüz,§ 53; Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikasıve diğerleri, § 79; Osman Erbil,§ 45).
55. Şiddet kullanma niyetinde olan kişilerin katıldığı veyadüzenlediği gösteriler barışçıl toplanma kavramı dışındadır. Dolayısıylatoplantı hakkının amacı, şiddete karışmayan ve fikirlerini barışçıl bir şekildeortaya koyan bireylerin haklarının korunmasıdır.(Dilan Ögüz Canan,§ 37; Ali Rıza Özer ve diğerleri,§§ 117, 118; Ömer Faruk Akyüz, §54; Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası vediğerleri, § 80; Osman Erbil,§ 47; Gülşah Öztürk ve diğerleri,§§ 67, 68). Barışçıl amaçlarla bir araya gelmiş kişilerin toplantı hakkınıkullanırken kamu düzeni açısından tehlike oluşturmayan ve şiddet içermeyendavranışlarına devletin sabır ve hoşgörü göstermesi çoğulcu demokrasiningereğidir (Dilan ÖgüzCanan, § 36; Osman Erbil,§ 54).
(iv) BildirimYapılması ve Sınırlamanın Niteliği
56. Anayasa Mahkemesi, toplantı hakkının bildirim usulünebağlanabileceğine daha önce karar vermiştir. Bununla birlikte derhâl tepkiverilmesinin haklı olduğu özel durumlarda ve barışçıl nitelikte toplantı vegösteri yürüyüşü yapılması hâlinde sadece bildirim yükümlülüğüne uyulmamışolması nedeniyle toplantının dağıtılması barışçıl toplantı hakkına ölçüsüz birsınırlama olarak kabul edilmelidir (Ali RızaÖzer ve diğerleri, §§ 121, 122; katılımcılar açısından derhâl tepkiverilmesinin haklı olduğu özel durumlara ilişkin olarak ayrıca bkz. Osman Erbil, §§ 65, 67).
57. Toplanma özgürlüğünün kullanımından kaynaklanan kamudüzenine yönelik tehditlerin gerçeklik değeri taşıması hâlinde yetkilimakamların bu tehditleri bertaraf edecek tedbirleri alabilecekleri kabuledilmelidir. Alınan tedbirler, durumun özelliklerine ve gerekliliklerine göredeğişiklik gösterebilir. Bu nedenle devletin bu konuda yapacağı düzenleme veuygulamalarda belli bir takdir alanına sahip olduğunun kabulü gerekir.Alınan bu tedbirlere aykırı, barışçıl olmayantoplantılar düzenlenmesi, bu tür toplantılara katılınmasıveya bu tür toplantılarda suçlar işlenmesi hâlinde de cezalar verilebilir (Dilan Ögüz Canan,§ 40; Ömer Faruk Akyüz, § 58; Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri, §81; toplantı hakkına kamu düzeninin bozulması nedeniyle yapılan bir müdahalenindemokratik toplumda gerekli olduğuna karar verildiği bir başvuru için bkz. Gülşah Öztürk ve diğerleri, §§ 76-86) ).
58. Kanunlarda öngörülen usullere tam olarak uyulmamış olmasıtek başına toplantı veya yürüyüşünün barışçıl niteliğini ortadan kaldırmaz. Aynışekilde halka açık yerde yapılan her türlü gösterinin günlük hayatın akışındabelirli derecede bir karışıklığa sebep olabileceği ve olumsuz tepkilere yolaçabileceği gözönünde bulundurulmalıdır. Budurumların varlığı toplanma hakkının ihlal edilmesini haklı gösteremez (Dilan Ögüz Canan,§ 41; Ali Rıza Özer ve diğerleri,§ 119; Ömer Faruk Akyüz, § 57; Gülşah Öztürk ve diğerleri, § 69).
(v) CaydırıcıEtki
59. Bundan başka alınan tedbirlerin veya öngörülen cezalarınbarışçıl toplantı hakkına dolaylı olarak usulsüz sınırlamalara dönüşmesinemüsaade edilemez. Toplanma hakkını kullanırken kamu güçlerinin keyfîmüdahalelerine karşı da bireyin korunması gerekir (Dilan Ögüz Canan, § 42; Ömer Faruk Akyüz, § 60; Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri,§ 82; Gülşah Öztürk ve diğerleri,§ 76). Barışçıl toplantı ve gösteri yürüyüşüne katılan ve bir gösterideyasaklanmamış katkılarda bulunan kişilerin toplantı hakkı, herhangi birkınanabilir olaya karışmadıkları sürece en hafif kabul edilecek disiplin cezasınındahi uygulanmamasını temin eder (Osman Erbil,§ 51). Zira bu tip soruşturmalar veya cezalandırmalar caydırıcı etkidoğurabilir (Osman Erbil, § 71).
60. Bu nedenlerle keyfî uygulamalardan ve usulsüzsınırlandırmalardan kaçınılması için derece mahkemelerince barışçıl birtoplantıya, tedbir almak veya alınan tedbirlere aykırı davrananlara ceza vermeksuretiyle yapılan müdahalenin demokratik bir toplumda gerekli olduğunun ilgilive yeterli gerekçe ile ortaya konulması, kamu düzeni ve başkalarının haklarınınkorunması ile toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının kullanılmasıarasında adil bir denge kurulması gerekmektedir (Dilan Ögüz Canan, § 53; Ömer Faruk Akyüz, § 61; Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası ve Diğerleri, §83).
(b) İlkelerinOlaya Uygulanması
61. Anayasa Mahkemesi önündeki mesele, Başbakan'ın illerinegelişini protesto etmek için gösteriye katılan başvurucuların gözaltınaalınmaları ve haklarında üç yıl denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasısuretiyle yapılan müdahalenin demokratik bir toplumda gerekli ve ölçülü olupolmadığının belirlenmesidir.
62. Başvurucular hakkında açılan davanın dayanağı olan 2911sayılı Kanun'un 32. maddesinin barışçıl gösterilere dolaylı müdahaleedilmesinde kullanılma riski bulunduğunu kabul etmek gerekir (Benzer birdeğerlendirme için bkz. Dilan Ögüz Canan, § 46). Anılan kural ile Kanun'da,öngörülen usullere aykırı biçimde düzenlenen toplantı veya gösteriyürüyüşlerine katılan ve ihtara rağmen dağılmayanlara ceza verilmesiöngörülmüştür. 2911 sayılı Kanun'un"Kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşleri" kenarbaşlıklı 23. maddesinde uzun bir liste hâlinde toplantı ve gösteriyürüyüşlerinin hangi hâllerde kanuna aykırıolacağı sayılmıştır. Somut olayda diğer üç göstericinin anılan Kanun'un 23.maddesinin (b) beninde sayılan ve yasak olan sopalar ile gösteriye katılmaları,önceden usulüne uygun bildirim yapılmaması ve ihtara rağmen yürüyüşe devamedilmesi nedenleriyle toplantı ve gösteri yürüyüşü Kanun'a aykırı hâledönüşmüştür.
63. Bir suça ilişkin kanun maddesinin uygulanma koşullarınınsomut olayda bulunup bulunmadığı ve suçun unsurlarının neler olması gerektiğimeselesi Anayasa Mahkemesinin ilgi alanı dışındadır. Buna karşın mevcutbaşvuruya benzer şekilde bir toplantı ve gösteri yürüyüşüne katılanlarıncezalandırılması ya da ceza tehdidine maruz bırakılması gibi verilen bir cezahükmünün anayasal bir hakka müdahale oluşturduğu durumlarda vaki müdahale,Anayasa Mahkemesinin ilgi alanındadır (DilanÖgüz Canan, § 47; Ömer Faruk Akyüz, § 64).
64. Bir kimse sırf bir toplantı ve gösteriye katılması ve ihtararağmen dağılmaması nedeniyle cezalandırılmış, Anayasa Mahkemesi temel hak ve özgürlüklerebir müdahalede bulunulduğunu kabul etmiş ise Anayasa Mahkemesinin bundan sonradenetleyeceği ilk husus yapılan toplantı ve gösteri yürüyüşü nedeniyle kamudüzeninin bozulup bozulmadığı, bozulma tehlikesinin ortaya çıkıp çıkmadığı yada kamu makamlarının bu yöndeki değerlendirmelerinin gerçeklik değeri taşıyıptaşımadığı olacaktır (Dilan Ögüz Canan, § 48; Ömer Faruk Akyüz, § 65; Eğitimve Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri, § 88).
65. Öncelikle Anayasa Mahkemesinin yalnızca usulüne uygun olarakdüzenlenmemiş olan bir toplantının veya gösteri yürüyüşünün varlığını temel hakve özgürlüklere müdahale için yeterli kabul etmediği hatırlanmalıdır. Bazı özelnedenlerle bir toplantı veya gösteriye yapılacak müdahalelerin kamu düzenininsağlanması için gerekli olduğunun ve cezaların kamu düzeninin bozulması veyabozulma tehlikesinin ortaya çıkması sebebiyle verildiğinin yetkili mercilerce(polis raporlarında, iddianamelerde veya derece mahkemelerinin gerekçelerinde)gösterilmesi gerekir (Dilan Ögüz Canan, § 53).
66. Somut olayda, basın açıklaması ve protesto gösteriyapılacağı yönünde öndeceden idareye bildirimyapıldığına dair bir bilgi mevcut değildir. Bununla birlikte Başbakanınprotesto gösterisinin yapıldığı 13/12/2014 tarihinde Adana'ya geleceğiniöğrenen göstericiler yönünden derhâl tepki verilmesi gerekli olan hâllerinmevcut olduğu kabul edilmelidir (bkz. §§ 13, 14). Bu nedenle sadece bildirimyapılmamış olması somut olayda toplantıya müdahale edilmesi için yeterli kabuledilemez.
67. Mahkemenin başvurucuların cezalandırılmasına esas aldığı2911 sayılı Kanun'un 32. maddesinin birinci fıkrasına göre, gösteri yapanbaşvurucuların toplantının kanuna aykırı olmasına ve ihtara rağmen dağılmamışolmaları gerekmektedir. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkınamüdahalenin gerekli olduğu durumlarda göstericilere ihtarda bulunulmasızorunludur. Yine toplantıya müdahale etmeden önce yapılması gereken bu ihtarınuygun vasıtalarla -örneğin megafonla- yapılması ve ihtardan sonra makul bir süreverilmesi gerekir (bkz. § 28). Somut olayda ise göstericilere yapılan ihtar ileeş zamanlı olarak müdahale emri verildiği görülmektedir. Bu nedenle somutolayda usulüne uygun bir ihtardan bahsedilemez.
68. Göstericilerin şiddet eylemlerine karışmadıkları durumlardakamu makamları toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına belirli birölçüye kadar müsamaha göstermelidir. Barışçıl bir gösterinin veya basınaçıklamasının ilke olarak cezai yaptırım tehdidine maruz bırakılmaması gerekir(Dilan Ögüz Canan,§ 55; Ömer Faruk Akyüz, § 70).İdarenin kanuna aykırı olduğunu tespit etmesi veya katılanlarından bazılarınınbarışçıl olmayan davranışlar göstermesi bir toplantının barışçıl niteliğinikaybettirmez. Dolayısıyla bazı bireylerin şiddet içeren davranışlar göstermesi,söz konusu şiddet eylemleri toplantıya katılanların veya diğer bireyleringüvenliğini tehlikeye sokmadıkça ve barışçıl özelliğini ortadan kaldıracakderecede toplantının bütününe sirayet etmedikçe toplantı ve gösteri yürüyüşünekatılanların cezalandırılması şeklindeki bir müdahaleyi tek başına haklıkılmaz.
69. Somut olayda ilk derece mahkemesi kararında ve polistutanaklarında toplantı ve gösteri yürüyüşünün barışçıl olup olmadığı, eylemnedeniyle toplumsal hayatın etkilenip etkilenmediği, kamu düzenin bozulupbozulmadığı hususları değerlendirilmemiştir. Dolayısıyla ilk derece mahkemesitarafından verilen ceza hükmü ve HAGB kararının gerekçesinin müdahale içinilgili ve yeterli olduğu söylenemez.
70. Öte yandan HAGB kararı verilmesi nedeniyle başvurucular üçyıl denetim altına alınmıştır. Barışçıl bir gösteri nedeniyle cezai yaptırımtehdidi altında bulunma sonucunu doğuran söz konusu kararın kural olarak meşruamaçları gerçekleştirmek için gerekli görülen önlemler ile barışçıl toplanma hakkıarasındaki dengeyi sağladığı söylenemez. Başvurucuların başka bir suç işleyip mahkum olmaları durumunda HAGB kararlarının kaldırılması veceza alma ihtimalleri bulunmaktadır. Dolayısıyla başvurucular katıldıkları birbarışçıl gösteri nedeniyle üç yıl boyunca bir ceza tehdidine maruz kalacak vebundan sonra herhangi bir toplantı ve gösteri yürüyüşüne katılıp katılmamayönünde HAGB kararının caydırıcı bir etkisi olacaktır.
71. Sonuç olarak mevcut başvuruda, HAGB kararı verilerekbaşvurucuların üç yıl denetimli serbestlik altına alınmasının Anayasa'nın 34.maddesinin ikinci fıkrasında yer alan kamu düzeni meşru amacının sağlanmasıiçin gerekli olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
72. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa'nın 34.maddesinde güvence altına toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlaledildiği sonucuna varılmıştır.
D. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
73. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un50. maddesinin (1) ve (2)numaralı fıkraları şöyledir:
“(1)Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya daedilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin vesonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…
(2)Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali vesonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgilimahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayanhâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde davaaçılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadankaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
74. Başvurucuların her biri 20.000 TL maddi ve 20.000 TL manevitazminat talebinde bulunmuştur.
75. Başvuruda, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkınınihlal edildiği sonucuna varılmıştır.
76. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukukiyarar bulunduğundan kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzereAdana 4. Çocuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
77. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlaledilmesi nedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevizararları karşılığında başvuruculara ayrı ayrı net 4.000 TL manevi tazminatödenmesine karar verilmesi gerekir.
78. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi içinbaşvurucuların uğradığını iddia ettikleri maddi zarar ile tespit edilen ihlalarasında illiyet bağı bulunmalıdır. Başvurucuların bu konuda herhangi bir belgesunmamış olması nedeniyle maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesigerekir.
79. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226,90 TL harçtan oluşanyargılama giderinin başvurucu Umut Şimşek'e ödenmesine, 1.980 TL vekâletücretinden oluşan yargılama giderinin başvuruculara müştereken ödenmesine kararverilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Başvurucu Kemal Kaan Sıkık'ınadli yardım talebinin KABULÜNE,
B. 1. Gözaltına almanın hukuka aykırı olması nedeniyle kişihürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş olmasınedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlaledildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
C. Anayasa’nın 34. maddesinde güvence altına alınan toplantı vegösteri yürüyüşü düzenleme hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
D. Kararın bir örneğinin toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenlemehakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılamayapılmak üzere Adana 4. Çocuk Mahkemesine (E.2015/117, K.2015/367)GÖNDERİLMESİNE,
E. Başvuruculara ayrı ayrı net 4.000 TL manevi tazminatÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,
F. 226,90 TL harçtan oluşan yargılama giderinin başvurucu UmutŞimşek'e ÖDENMESİNE; 1.980 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderininbaşvuruculara MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,
G. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemedegecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE12/6/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.