TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
ÜNSAL KARAHAN VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/998)
Karar Tarihi: 8/9/2014
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Alparslan ALTAN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Recep KÖMÜRCÜ
Engin YILDIRIM
M. Emin KUZ
Raportör
:
Murat AZAKLI
Başvurucular
:
1. Ünsal KARAHAN
2. Suzan KARAHAN
3. Müzeyyen CİZRELİ
4. Muazzez SOYSAL
5. Metin KARAHAN
6. Muhsin YILMAZ
Temsilcisi (Vasi)
:
Adnan KARAHAN
Vekilleri
:
Av. Ali AYDEMİR
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvurucular, KızıltepeKadastro Mahkemesinde açılan kadastro tespitine itiraz davasının makul süredesonuçlanmadığını belirterek, mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlaledildiğini ileri sürmüşler, tazminat talep etmişlerdir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru, 24/1/2014 tarihindeAnayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemede başvurunun Komisyonasunulmasına engel bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. İkinci Bölüm İkinciKomisyonunca, kabul edilebilirlik incelemesi Bölüm tarafından yapılmak üzeredosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.
4. Bölüm tarafından 2/5/2014tarihinde, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına kararverilmiştir.
5. Başvuru konusu olay veolgular ile başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir.Adalet Bakanlığının 21/5/2014 tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin öncekikararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen, başvuru hakkında görüşsunulmayacağı bildirilmiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
6. Başvuru formu ve ekleri ilebaşvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylarözetle şöyledir:
7. Maliye Hazinesi, Arif Karahan, Beşir Çengelli, İsmail Palay, Caziye Palayve Abdurrezzak Karadeniz, karşılıklı olarakbirbirleri aleyhine açtıkları davada, 364 parsel numaralı taşınmazın kadastrotespitinin iptalini talep etmişlerdir.
8. Mahkemece, 25/12/1980 tarih ve E.1978/58, K.1980/60sayılı kararla; dava konusu taşınmazın kadastro tutanağının malik hanesinin boşbırakıldığı belirtilerek, tapulama işlemlerinin tamamlanması ve malikhanelerinin doldurulması için tutanakların Tapulama Müdürlüğüne gönderilmesinekarar verilmiş ve aynı tarihte kesinleşmiştir.
9. Kızıltepe ilçesinde yapılan kadastro çalışmalarısırasında 364 parsel numaralı taşınmaz kısmen başvurucuların murisleri Arif,Muhsin ve Vedat Karahan ile kısmen Maliye Hazinesi adına tespit edilmiştir.
10. Başvurucuların murisleri Arif Karahan, Muhsin Karahan veVedat Karahan, Maliye Hazinesi aleyhine; Hazine ve Beşir Çengelli,başvurucuların murisleri Arif, Muhsin ve Vedat Karahan aleyhine 26/4/1985tarihinde açtıkları davada, 364 parsel numaralı taşınmazın kadastro tespitininiptali ile adlarına tescilini talep etmişlerdir.
11. Mahkemece, 24/5/1989 tarih ve E.1985/4, K.1989/22 sayılıkararla; davacı Maliye Hazinesinin açtığı davanın reddine, davacı Beşir Çengelli'nin itirazından vazgeçmesi nedeniyle itirazetmemiş sayılmasına, Arif Karahan ve arkadaşları tarafından açılan davanınkısmen reddine karar verilmiştir.
12. Temyiz üzerine, Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 6/7/1992tarih ve E.1992/9325, K.1992/6947 sayılı ilamıyla eksik inceleme vedeğerlendirme sonucu karar verildiği gerekçesiyle hüküm bozulmuştur.
13. Karar düzeltme istemi, aynı Dairenin 9/6/1993 tarih veE.1993/3992 tarih ve K.1993/188 sayılı ilamıyla reddedilmiştir.
14. Mahkemece, bozma kararına uyularak yapılan yargılamasırasında, 12/11/2003 tarih ve E.1993/10, K.2003/8 sayılı kararla; E.1978/77sayılı dava dosyasındaki taraflar ve dayanak tapu kayıtlarının benzer olduğu,aralarında irtibat bulunduğu gerekçesiyle dava dosyasının E.1978/77 sayılı davadosyasıyla birleştirilmesine, yargılamaya bu dosya üzerinden devam edilmesinekarar verilmiştir.
15. Kızıltepe Kadastro Mahkemesinin kapatılmasında sonrayargılamaya Mardin Kadastro Mahkemesinin E.2013/99 sayılı dava dosyasında devamedilmektedir.
16. Başvurucular, 24/1/2014 tarihinde bireysel başvurudabulunmuşlardır.
B. İlgiliHukuk
17. 12/1/2011 tarih ve 6100sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Usul ekonomisi ilkesi” kenar başlıklı 30. maddesişöyledir:
“Hâkim, yargılamanınmakul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gideryapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.”
18. 21/6/1987 tarih ve 3402sayılı Kadastro Kanunu’nun “Genel olarak görev” kenar başlıklı 25. maddesinin birincifıkrası şöyledir:
“Kadastro mahkemesi;taşınmaz mal mülkiyetine ve sınırlı ayni haklara, tapuya tescil veya şerhedilecek veyahut beyanlar hanesinde gösterilecek sair haklara, sınır ve ölçüuyuşmazlıklarına, kadastroya ve tapu sicilini ilgilendiren benzeri davalara veözel kanunlarca kendisine verilen işlere bakar; Kadastroya veya kadastro ileilgili verasete ait uyuşmazlıkları çözümleyebileceği gibi, istek üzerineveraset belgesi de verebilir.”
19. 3402 sayılı Kanun’un “Kadastro davalarında usul”kenar başlıklı 28. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Kadastro hakimi, askı süresi içinde açılacak davalar ve kadastromüdürü tarafından mahkemeye tevdi olunacak taşınmaz mallara ait kadastrotutanakları ve mahalli hukuk mahkemelerinden devredilen işler hakkında davadosyası açar. İlgililerin başvurusunu beklemeksizin kadastro tutanakları ileuyuşmazlığın çözümlenmesine etkili olabilecek kayıt ve diğer bilgileri ilgilidairelerden getirtir. Hakim, duruşma gününü taraflaraTebligat Kanunu hükümlerine göre resen tebliğ eder.”
20. 3402 sayılı Kanun’un “Yargılama usulü” kenarbaşlıklı 29. maddesinin birinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları şöyledir:
“Kadastro mahkemesinde gelmeyen tarafın yokluğunda duruşmayapılır. Taraflardan hiç biri gelmez ise dosyaişlemden kaldırılmaz. Hakim, toplanması mümkün olandelilleri inceler ve 30 uncu madde hükmünce işi karara bağlar.
…
Bu Kanunun tatbikinde ayrıca açıklık bulunmıyanhallerde basit yargılama usulü uygulanır.
Kadastro mahkemeleri adli tatile tabi değildir.”
21. 3402 sayılı Kanun’un “Deliller ve hakimintakdiri” kenar başlıklı 30. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarışöyledir:
“Kadastrotutanaklarında beyanlarına başvurulan kişiler, bu beyanlarına gerekçegösterilerek itiraz edilmedikçe, yeniden dinlenmezler. Ancak hakim,kadastro tutanağındaki beyanla, duruşma sırasında topladığı deliller arasındaçelişki görürse, bunu gidermek için tutanakta beyanlarına başvurulan kimseleritanık sıfatıyla yeniden dinleyebilir.
Kadastrokomisyonlarından gönderilen tutanaklar ile mahalli mahkemelerden devredilendosyaların muhtevasından malik tespiti yapılamadığı veya dava açan mirasçınındışında başka mirasçıların da bulunduğu anlaşıldığı takdirde, hakim resen lüzum gördüğü diğer delilleri toplayaraktaşınmaz malın kimin adına tescil edileceğine karar vermekle yükümlüdür.Taşınmaz malın ölü bir şahsa ait olduğu anlaşılır ve mirasçıları da tespitedilemezse, ölü olduğu yazılmak suretiyle o şahsın adına tescil kararıverilir.”
22. 3402 sayılı Kanun’un “Kararların tebliği, kanunyollarına başvurma ve ilamların infazı” kenar başlıklı 32.maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Kadastro mahkemesikararları Tebligat Kanunu hükümlerine göre resen taraflara tebliğ olunur.”
23. 3402 sayılı Kanun’un “Yargılama giderleri, kadastroharcı ve tahakkuku” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrasınınson cümlesi şöyledir:
“Bu Kanun gereğinceresen yapılması gereken soruşturma ve tebligat işlemleri için zaruri giderler,ileride haksız çıkacak taraftan alınmak üzere bütçeye konulan ödenektenkarşılanır.”
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
24. Mahkemenin 8/9/2014tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucuların 24/1/2014 tarih ve 2014/998numaralı bireysel başvuruları incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucularınİddiaları
25. Başvurucular, 1978 yılındaKızıltepe Kadastro Mahkemesinde açılan kadastro tespitine itiraz davasınınMardin Kadastro Mahkemesinde halen devam ettiğini, yargılamanın makul süredesonuçlanmadığını, bu sürede taşınmazı kullanmadıklarını belirterek, mülkiyet veadil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşler, tazminat talepetmişlerdir.
B. Değerlendirme
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
26. Başvuru formu ile eklerininincelenmesi sonucunda, açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabuledilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığıanlaşılan başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
27. Başvurucular, kadastrotespitine itiraz davasının makul sürede sonuçlanmadığını belirterek, mülkiyetve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.
28. Avrupa İnsan HaklarıSözleşmesi metni ile AİHM kararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanmahakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar, Anayasa’nın 36. maddesindeyer verilen adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi deAnayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı bir çokkararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığındayorumlamak suretiyle, Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan ve AİHMiçtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara,Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §38).
29. Somut başvurunun dayanağınıoluşturan makul sürede yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarıncaadil yargılanma hakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderleve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirtenAnayasa’nın 141. maddesinin de, Anayasa’nınbütünselliği ilkesi gereği, makul sürede yargılanma hakkınındeğerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır (B. No:2012/13, 2/7/2013, § 39).
30. Anayasa’nın 36. maddesi veSözleşme’nin 6. maddesi uyarınca, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkinuyuşmazlıkların makul sürede karara bağlanması gerekmektedir. Başvuru konusuolayda, taşınmaz mülkiyeti hakkında Mardin Kadastro Mahkemesinde devam edenkadastro tespitine itiraz davasında, 3402 ve 6100 sayılı Kanun’lardayer alan usul hükümlerine göre yürütülen somut yargılama faaliyetinin, medenihak ve yükümlülükleri konu alan bir yargılama olduğunda kuşku yoktur (B. No:2012/13, 2/7/2013, § 49).
31. Makul sürede yargılanmahakkının amacı, tarafların uzun süren yargılama faaliyeti nedeniyle maruzkalacakları maddi ve manevi baskı ile sıkıntılardan korunması ile adaletingerektiği şekilde temini ve hukuka olan inancın muhafazası olup, hukukiuyuşmazlığın çözümünde gerekli özenin gösterilmesi gereği de yargılamafaaliyetinde göz ardı edilemeyeceğinden, yargılama süresinin makul olupolmadığının her bir başvuru açısından ayrıca değerlendirilmesi gerekir (B. No:2012/13, 2/7/2013, § 40).
32. Davanın karmaşıklığı, yargılamanınkaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindekitutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatininniteliği gibi hususlar, bir davanın süresinin makul olup olmadığının tespitindegöz önünde bulundurulması gereken kriterlerdir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§41–45).
33. Ancak, belirtilenkriterlerden hiçbiri makul süre değerlendirmesinde tek başına belirleyicideğildir. Yargılama sürecindeki tüm gecikmelerin ayrı ayrı tespiti ile bukriterlerin toplam etkisi değerlendirilmek suretiyle, hangi unsurunyargılamanın gecikmesi açısından daha etkili olduğu saptanmalıdır (B. No:2012/13, 2/7/2013, § 46).
34. Yargılama faaliyetinin makulsürede gerçekleşip gerçekleşmediğinin saptanması için, öncelikle uyuşmazlığıntürüne göre değişebilen, başlangıç ve bitiş tarihlerinin belirlenmesigereklidir.
35. Medeni hak veyükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin makul süre değerlendirmesinde,sürenin başlangıcı kural olarak, uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılamasürecinin işletilmeye başlandığı, başka bir deyişle davanın ikame edildiğitarih olup, somut başvuru açısından bu tarih, idari işlem henüz tamamlanmadanKızıltepe Tapulama Mahkemesinin E.1978/58 sayılı dosyasında açılan dava tarihideğil, 26/4/1985 tarihidir. Zira başvurucuların belirttikleri 1978yılında açılan dava sonunda 25/12/1980 tarihinde kadastro tutanaklarınınKadastro Müdürlüğüne gönderilmesine karar verilmiş ve bu karar anılan tarihtekesinleşmiştir. Tutanakların doldurulmasından sonra 26/4/1985 tarihindekadastro tespitine itiraz davası açılmış olup, yargılama süreci anılan davatarihinden itibaren başlamaktadır.
36. Başvurucular mirasçı olarakdâhili dava edilmek suretiyle yargılama sürecine katılmıştır. Miras bırakanından intikalle davayı takip etmekte olanbaşvurucular açısından da makul süre değerlendirmesinde dikkate alınacaksürenin başlangıç anı, başvurucuların yargılamaya katıldığı tarih değil, somutolayda murisleri açısından değerlendirmeye esas alınan sürenin başlangıç anıolan 26/4/1985 tarihidir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 52).
37. Sürenin bitiş tarihi ise,çoğu zaman icra aşamasını da kapsayacak şekilde yargılamanın sona ermetarihidir. Ancak devam eden yargılamalara ilişkin makul sürede yargılanmahakkının ihlal edildiği iddiasını içeren başvuruların yargılama faaliyetinindevamı sırasında da yapılabilmesi olanağı bulunduğundan, değerlendirmeye esasalınacak sürenin bitiş anı bireysel başvurunun karara bağlandığı tarihtir (B.No: 2012/13, 2/7/2013, § 52).
38. Davanın ikame edildiği tarihile Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuruların incelenmesi hususundaki zamanbakımından yetkisinin başladığı tarihin farklı olması halinde, dikkate alınacaksüre, 23/9/2012 tarihinden sonra geçen süre değil, uyuşmazlığın başlangıçtarihinden itibaren geçen süredir.(B. No: 2012/13,2/7/2013, § 51).
39. Başvuruya konu yargılamasürecinin incelenmesinde, kadastro mahkemesinde açılan tespite itiraz davasınınbozma kararı sonucunda farklı esas numarası aldığı, dava konusu taşınmazlararasında bağlantı olması nedeniyle dava dosyalarının birleştirilmesine kararverildiği, Kızıltepe Kadastro Mahkemesinin kapatılması üzerine yargılamayaMardin Kadastro Mahkemesinin E.2013/99 sayılı dava dosyasında devam edildiğianlaşılmaktadır.
40. İlgili yargılama evrakınınincelenmesinden, başvuruya konu yargılama sürecinin ilk derece Mahkemesinezdinde geçen bölümünün tamamının Kadastro Mahkemesinde sürdüğü görülmekle,3402 sayılı Kanun’da yer alan usul hükümlerine tabi bir yargılama faaliyetininsöz konusu olduğu ve 3402 sayılı Kanun’da yer alan özel usul hükümleri ile buKanun’da hüküm bulunmaması durumunda uygulama alanı bulacak olan ve medeni hakve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıkları konu alan yargılama faaliyetleri içingeçerli genel usuli hükümler içeren 6100 sayılıKanun’un 30. maddesinin, uyuşmazlıkların makul sürede çözümlenmesigerekliliğini ortaya koyduğu anlaşılmaktadır (§ 17-23).
41. Özellikle somut yargılamaaçısından dava malzemesinin taraflarca hazırlanması ilkesinin geçerli olmadığınazara alındığında, yargılama makamlarının davayı gerekli süratle yürütmeyükümlülüğünün daha dikkatli bir şekilde ele alınması gerekmektedir (B. No. 2012/12, 17/9/2013, § 58; B. No. 2013/1115, 5/12/2013, § 64).
42. Kadastro mahkemesinezdindeki yargılamaların makul sürede tamamlanmadığı yönündeki iddialar dahaönce bireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesi tarafından,özellikle 3402 sayılı Kanun’da yer alan ve yargılamada sürati temin etmeyehizmet eden özel usul hükümlerinin nazara alınmadığı göz önünde bulundurularakmakul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde karar verilmiştir (B.No: 2012/12, 17/9/2013, §§ 53-62; B. No: 2013/1115, 5/12/2013, §§ 60-67; 2012/673, 19/12/2013, §§ 37-43).
43. Başvuruya konu davada yeralan kişi sayısı ve davanın mahiyeti nedeniyle icrası gereken usul işlemlerininniteliği başvuruya konu yargılamanın karmaşık olduğunu ortaya koymaklabirlikte, davaya bütün olarak bakıldığında, 3402 sayılı Kanun’da yer alan usulhükümlerine tabi bir yargılama sürecine ilişkin somut başvuru açısından farklıbir karar verilmesini gerektirecek bir yön bulunmadığı ve söz konusu yirmidokuz yılı aşkın yargılama sürecinde makul olmayan bir gecikmenin olduğusonucuna varılmıştır.
44. Açıklanan nedenlerle,başvurucuların Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul süredeyargılanma haklarının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
45. Başvurucular ayrıca, uzun süren yargılama nedeniyletaşınmazdan yararlanamadıkları gibi taşınmazdan sağlanan gelir desteğinden demahrum kaldıklarını belirterek, Anayasa’nın 35. maddesinde tanımlanan mülkiyethaklarının ihlal edildiğini iddia etmiş olup, başvurucuların makul süredeyargılanma haklarının ihlal edildiği yönünde yukarıda yer verilen tespitlerışığında, mülkiyet haklarının ihlal edildiği yönündeki iddialarının ayrıcadeğerlendirilmesine gerek görülmemiştir.
3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden
46. Başvurucular, taşınmazlarınıuzun süren yargılama boyunca kullanamadıklarını ve gelirlerinden istifadeedemediklerini belirterek, maruz kaldıkları zarar karşılığı 250.000,00 TLmaddi, 150.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesini talep etmişlerdir.
47. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin(2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Tespit edilen ihlalbir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmakiçin yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yenidenyargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehinetazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolugösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, AnayasaMahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadankaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
48. Başvurucuların tarafı olduğuuyuşmazlığa ilişkin yirmi dokuz yılı aşkın yargılama süresi nazara alındığında,yargılama faaliyetinin uzunluğu sebebiyle, yalnızca ihlal tespitiylegiderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucu Muhsin Yılmazadına vasisi Adnan Karahan’a 26.600,00 TL (vesayet kararı devam ettiği sürecevasiye, vesayet kararı sona erdiğinde başvurucu Muhsin Yılmaz’a), diğerbaşvuruculara yargılamayı murislerinden intikalle takip etmekte olduklarınazara alınarak ayrı ayrı 1.700,00 TL manevi tazminat ödenmesine kararverilmesi gerekir.
49. Başvurucular tarafındanmaddi tazminat talebinde bulunulmuş olmakla beraber, tespit edilen ihlal ileiddia edilen maddi zarar arasında illiyet bağı bulunmadığı anlaşıldığından,başvurucuların maddi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.
50. Başvurucular tarafındanyapılan ve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.500,00TL vekâlet ücretinden oluşan 1.706,10 TL yargılama giderinin başvurucularamüştereken ödenmesine karar verilmesi gerekir.
51. Başvuruya konu yargılamanınyirmi dokuz yılı aşkın bir süredir devam ettiği ve bu hususun makul süredeyargılanma hakkını ihlal ettiği gözetilerek, anayasal bir hakkın ihlal edildiğiaçık olan bir yargılama dosyasında, hukuka, adalete ve mahkemeye güvenilkesinin gördüğü zararın devam etmesinin önlenmesi amacıyla, yargılamanınmümkün olan en kısa sürede sonuçlandırılmasını teminen,kararın bir örneğinin ilgili Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesigerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A. Başvurucuların,
1. Makul sürede yargılanma hakkının ihlaledildiği yönündeki iddialarının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
2. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altınaalınan makul sürede yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
B. Başvurucu Muhsin Yılmaz adına vasisi Adnan Karahan’a (vesayetkararı devam ettiği sürece vasiye, vesayet kararı sona erdiğinde başvurucuMuhsin Yılmaz’a) 26.600,00 TL, diğer başvuruculara ayrı ayrı 1.700,00 TL maneviTAZMİNAT ÖDENMESİNE, başvurucuların tazminata ilişkin diğer taleplerininREDDİNE,
C. Başvurucular tarafından yapılan 206,10 TL harç ve 1.500,00 TLvekâlet ücretinden oluşan 1.706,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCULARAMÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,
D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemedegecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal faiz uygulanmasına,
E. Kararın bir örneğinin Mardin Kadastro Mahkemesinegönderilmesine,
8/9/2014tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.