TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
ÜNSAL KARABULUT BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/12045)
Karar Tarihi: 17/11/2016
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Nuri NECİPOĞLU
Kadir ÖZKAYA
Rıdvan GÜLEÇ
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Raportör
:
Yakup MACİT
Başvurucu
:
Ünsal KARABULUT
Vekili
:
Av. Mustafa USTA
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru; işçilik alacağından kaynaklanan tazminat davasındagerekçeli kararın tebliğ edilmemesinden dolayı ayrıntılı temyiz nedenleribildirilmeden hükmün Yargıtayca onanması nedeniyleadil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 22/7/2014 tarihinde AnayasaMahkemesine doğrudan yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkiledecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca 30/12/2014tarihinde,başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına kararverilmiştir.
4. Bölüm tarafından 25/3/2016tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikteyapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için 25/3/2016tarihinde Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UlusalYargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:
7. Başvurucu; Anadolu Ajansı TAŞ bünyesinde hizmet akdi ileçalıştığını, işveren tarafından emekliye ayrılmaya zorlandığını, kâğıt üzerindeemekli olarak gösterilmesine rağmen gerçekte iş akdininfeshedildiğinive ihbar tazminatına hak kazandığını belirterek Ankara 1. İş Mahkemesindealacak davası açmıştır.
8. Mahkeme 28/12/2012 tarihli celsededavanın reddine karar vermiştir. Kısa karar şöyledir:
"GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Gerekçesi daha sonrayazılacak kararda belirtileceği üzere;
Davanın REDDİNE,
Dair, Taraf vekillerinin yüzüne karşı, 8 güniçinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi Başkanlığına temyiz nedeni ile başvurmayolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı."
9. Başvurucu, 7/1/2013 tarihli “temyizve süre tutum dilekçesi” ile kararı temyiz ettiğini belirterek gerekçelikararın tebliğinden sonra ayrıntılı temyiz nedenlerini sunacağını bildirmiştir.Dilekçenin ilgili kısmı şöyledir:
"...
Haksız, usul ve kanuna aykırı bulduğumuzkararın temyiz nedenlerinibildirecek gerekçeli temyizdilekçemizi, gerekçeli kararın tarafımıza tebliğinden itibaren kanuni süresiiçerisinde sayın Hakimliğinize sunacağız.
..."
10. Mahkeme, 28/12/2012 tarihli ve E.2011/1326,K.2012/1506 sayılı ret kararının gerekçesini"...Tarafların iddia ve savunmaları, dosyaya alınan belge içerikleri,tanık anlatımları ve 27/11/2012 tarihli usul ve esasa uygun denetime elverişli,hüküm kurmaya yeterlibilirkişi raporu göz önüne alındığında,davacının davalıya ait iş yerinde 1/12/2000-4/10/2011 tarihleri arasında 10 yıl10 ay 4 gün hizmet akdi ile çalıştığı, iş akdinin emeklilik nedeniyle davacıtarafından 23/8/2011 tarihli dilekçesi ile işten ayrıldığından, her ne kadardavacı vekili müvekkili ile beraber, yönetimin değişmesi ile sendikalıolanların TİS haklarını ortadan kaldırma amaçlı olarak emekliliği dolduranlarıntek tek çağrılıp emekli dilekçesi vermelerinin istendiğini iddia etmiş ise de,emeklilik talebinin kişiye bağlı bir hak olup, davacı talebi ile resmi kurumlarnezdinde işlem yapıldığı görülmekle iş bu talebin sonuçlarından davacınınyaşlılık aylığı bağlanmak üzere faydalandığı, aksi yöndeki iddialara ilişkintakdiri delil olan tanık delilinin resmi kurumlara yönelik yazılı belgelerkarşısındaki geçerliliğine ilişkin hukuki değrelendirmeyigidilmeksizin mahkememizce, davacının bu nedenlerle ihbar tazminatına hakkazanamadığı kanaati oluştuğundan açılan davanın reddine karar vermek gerekmiş,aşağıdaki hüküm kurulmuştur." şeklinde açıklamıştır.
11. Gerekçeli karar, 11/2/2013tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş; başvurucu ayrıntılı temyiz dilekçesini12/2/2013 tarihinde Mahkemeye sunmuştur.
12. Bu arada Mahkeme 1/2/2013 tarihindedosyayı Yargıtay 9. Hukuk Dairesine göndermiştir.
13. Mahkeme 12/2/2013 tarihli ve 2013/5Muhabere sayılı müzekkere ile başvurucunun ayrıntılı temyiz dilekçesini de davadosyasına eklenmek üzere Yargıtaya göndermiştir.
14. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 4/3/2013tarihli ve E.2013/2070, K.2013/2048 sayılı ilamı ile hükmü onamıştır. İlamınilgili kısmı şöyledir.
"...
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığıdelillerle kanuni gerektirici sebeplere göredavacı vekilininsebepleri bildirilmiş olmayan bozmaisteğinin reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA,
..."
15. Yargıtay ilamı başvurucuya tebliğ edilmemiş, başvurucutarafından kararın 21/7/2014 tarihinde öğrenildiğibeyan edilmiş, 22/7/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.
B. İlgili Hukuk
16. 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İşKanunu'nun 17. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Belirsiz süreli iş sözleşmelerinin feshinden önce durumun diğertarafa bildirilmesi gerekir.
İş sözleşmeleri;
...
d) İşi üç yıldan fazla sürmüş işçi için,bildirim yapılmasından başlayarak sekiz hafta sonra,
Feshedilmiş sayılır.
Bu süreler asgari olup sözleşmeler ileartırılabilir.
Bildirim şartına uymayan taraf, bildirimsüresine ilişkin ücret tutarında tazminat ödemek zorundadır.
..."
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
17. Mahkemenin 17/11/2016 tarihindeyapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
18. Başvurucu, Ankara 1. İş Mahkemesinde açtığı davada tanıkbeyanları, bilirkişi raporları ve toplanan diğer delillere aykırı değerlendirmeyapılarak karar verildiğini, kısa karar üzerine dosyaya sunduğu süre tutum vetemyiz dilekçesinde gerekçeli kararıntebliğindenitibaren ayrıntılı temyiz dilekçesi vereceğini beyan ettiğini ancak ilk DereceMahkemesince ayrıntılı temyiz dilekçesi alınmadan dosyanın Yargıtayagönderildiğini, sonradan Yargıtaya hitaben yazılanbir müzekkere ile söz konusu ayrıntılı temyiz dilekçesinin 12/2/2013tarihinde Yargıtaya gönderildiğini ancak dilekçe Yargıtaya ulaşmadan kararın onandığını, bu nedenlegerekçeli temyiz sebeplerini Yargıtay önünde ortaya koyamadığını, bu hususunonama ilamında da açıkça belirtildiğini, temyiz sebeplerini ileri sürememesinedeniyle hak arama özgürlüğünün engellendiğini belirterek Anayasa'nın 36. ve49. maddelerinde güvence altına alınan haklarının ihlal edildiğini ilerisürmüş; ihlalin tespiti ile zararının giderilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme
19. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). BaşvurucununAnayasa'nın49. maddesinde düzenlenen çalışma hakkınınihlal edildiği iddiasının adil yargılanma hakkı kapsamında incelenmesigerektiği değerlendirilmiştir.
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
Mahkemeye Erişim Hakkının İhlal Edildiğineİlişkin İddia
20. Başvurucunun mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğiyönündeki şikâyeti, açıkça dayanaktan yoksun olmadığı gibi bu şikâyet içindiğer kabul edilemezlik nedenlerinden herhangi biri de bulunmamaktadır. Bunedenle başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
21. Başvurucu, gerekçeli karar kendisine tebliğ edilmedendosyanın Yargıtaya gönderildiği, ayrıntılı temyiznedenlerini bildirir dilekçe de dosyaya ulaşmadan kararın Yargıtay tarafındanonandığı, bu nedenle gerekçeli temyiz sebeplerini temyiz aşamasında Yargıtayönünde ortaya koyamadığını belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğiniileri sürmüştür.
22. Başvurucu, gerekçeli kararın kendisine tebliğ edilmemesinedeniyle temyiz dilekçesinde ayrıntılı temyiz nedenlerini dile getiremediğini,bu şekilde yargılamanın sonuçlandırıldığını belirtmiş; bu açıdan iddiaların,temyiz itirazlarının fiilen ilgili yargı merciine ulaştırılamaması, buna imkânsağlanmaması hususuyla ilgili olduğu anlaşılarak başvurunun mahkemeye etkili erişimkapsamındaincelenmesi uygun görülmüştür.
23. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmaksuretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ileadil yargılanma hakkına sahiptir.”
24. Adil yargılanma hakkının en temel unsurlarından biri olanmahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek veuyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamınagelmektedir (Özkan Şen, B. No: 2012/791, 7/11/2013, §52). Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), mahkemeye etkili erişim hakkını“hukukun üstünlüğü” ilkesinin temel unsurlarından biri olarak kabul etmekte vemahkemeye etkili erişim hakkının, mahkemeye başvuru konusunda tutarlı birsistemin var olmasını ve dava açmak isteyen kişilerin mahkemeye ulaşmada açık,pratik ve etkili fırsatlara sahip olmasını gerektirdiğini ifade etmektedir. Busebeple hukuki belirsizliklerin ya da uygulamadaki belirsizliklerin taraflarınmahkemeye erişimine zarar verdiği durumlarda bu hakkın ihlal edildiğine kararverilmektedir (Geffre/Fransa, B. No: 51307/99, 23/1/2003, § 34).
25. Dava açma hakkı birtakım sınırlamalara tabi tutulabileceğigibi bu hakkın kullanımı da belli kurallara bağlanabilir. Bununla birlikte busınırlamalar dava açmak isteyen bir kişinin mahkemeye erişim hakkının özünezarar verecek seviyeye ulaşmamalıdır (Benzer yöndeki AİHM kararları için bkz. Edificaciones March GallegoS.A./İspanya, B. No: 28028/95, 19/2/1998, §34 ve Rodríguez Valín/İspanya,B. No: 47792/99, 11/10/2001, § 22).
26. Mahkemeye erişim hakkı somut ve etkili olmalıdır. Erişimhakkının etkili olabilmesi için bireyin, haklarına müdahale eden bir işlemeitiraz etmek üzere açık ve somut bir fırsata sahip olması gerekir (Benzeryöndeki AİHM kararı için bkz. Bellet/Fransa,B. No. 23805/94, 4/12/1995, § 38).
27. Mahkemeye erişim hakkı sadece ilk derece mahkemesine davaaçma hakkını değil eğer iç hukukta itiraz, istinaf veya temyiz gibi kanunyollarına başvurma imkânı tanınmış ise üst mahkemelere etkili bir şekildebaşvurma hakkını da içerir (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Bayar ve Gürbüz/Türkiye, B. No: 37569/06,27/11/2012, § 42).
28. Bunun yanında davanın taraflarınagerekçelimahkeme kararının usulüne uygun olarak bildirilmesi ve tarafların bu gerekçeyegöre ayrıntılı itiraz nedenlerini bildirerektemyizhakkını kullanmaları; kanun yolunun etkili bir şekilde kullanılması ve busuretle de hakkaniyete uygun yargılamanın sağlanması açısından zorunludur.
29. Başvurucu, İş Mahkemesinde işçilik alacağından kaynaklanantazminat davası açmıştır. Mahkeme, taraf vekillerinin hazır bulunduğu 28/12/2012 tarihli duruşmada davanın reddine karar vermiş vekısa karar taraf vekillerine tefhim edilmiştir. Kısa kararda sadece davanınreddedildiği ifade edilmiş, ret gerekçesini gösterir herhangi bir açıklamayapılmamıştır.
30. Başvurucu, 4857 sayılı Kanun’daki tefhimle başlayan sekizgünlük temyiz süresi içinde 7/1/2013 tarihinde süretutum dilekçesi ile kararı temyiz etmiş ve gerekçeli kararının kendisinetebliği ile birlikte Mahkeme kararına ilişkin gerekçeli temyiz nedenlerinibildireceğini belirtmiştir. Ancak gerekçeli karar başvurucuya tebliğ edilmedendosya 1/2/2013 tarihinde Yargıtayagönderilmiştir.
31. Gerekçeli kararın 11/2/2013tarihinde tebliği ile birlikte başvurucu, ayrıntılı temyiz nedenlerini içerirdilekçesini 12/2/2013 tarihinde Mahkemeye sunmuş; Mahkeme söz konusu dilekçeyi12/2/2013 tarihli müzekkeresi ile Yargıtay 9. Hukuk Dairesine göndermiştir.
32. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 4/3/2013tarihli kararı ile hükmü onamış, İlam içeriğinde geçen "...davacı vekilininsebepleribildirilmiş olmayan bozma isteğinin..." ibaresindenbaşvurucunun 12/2/2013 tarihli temyiz dilekçesinin dosyaya ulaşmadığı veYargıtay tarafından değerlendirilmediği anlaşılmaktadır.
33. Zorunlu nedenlerle sadece hüküm sonucunun tefhim edildiği vetemyiz süresinin de bu tarihten itibaren başladığı durumlarda temyiznedenlerinin sağlıklı bir şekilde sunulabilmesi için taraflarca süre tutumdilekçesi verilmekte, o aşamada yalnızca temyiz iradesi ortaya konularakgerekçeli kararın tebliğinden sonra süresi içinde ayrıntılı temyiz nedenlerininbildirilmesi mümkün olmaktadır. Kanuni dayanağı olmayan bu uygulama hakkayıplarının önüne geçilmesi amacıyla yargısal teamül olarak hukuk sistemimizdebenimsenmiştir.
34. Uygulamada iş mahkemelerinde, sekiz günlük temyiz süresitefhim ile başladığından bir kısım mahkeme gerekçeli kararı taraflara tebliğetmemekte; bir kısım mahkeme ise gerekçeli kararı her durumda taraflara tebliğetmektedir. Bu durum somut başvuruda olduğu gibi tarafların bazı davalardamahkemelerin gerekçesini bilmeden temyiz başvurusu yapmak zorunda kalmasına vetemyiz incelemesinde davanın taraflarının temyiz gerekçeleri bilinmeden incelemeyapılmasına neden olmaktadır. İlk derece mahkemesi kararının gerekçesinibilmeyen kişilerin temyiz hakkını gereği gibi kullandığı ve tarafların temyiznedenlerini bilmeyen temyiz merciinin de temyiz incelemesini sağlıklı birşekilde yaptığı söylenemez(Vesim Parlak, B. No: 2012/1034,20/3/2014,§ 39).
35. Nitekim temyiz süresinin tefhimle başladığı durumlarda kısakararda gerekçenin belirtilmesi ve aksi hâlde ortaya çıkan sonuçlarla ileilgili olarak Anayasa Mahkemesinin bir kararında, 6100 sayılı Kanun’un 321.maddesinin (2) numaralı fıkrasında kararın tefhiminin mahkemece hükme ilişkintüm hususların gerekçesi ile birlikte açıklanması ile gerçekleşeceği ancakzorunlu hâllerde hâkimin bu durumun sebebini de tutanağa geçirmek suretiylesadece hüküm özetini yazdırarak kararı tefhim edebileceği, bu durumda gerekçelikararın en geç bir ay içinde yazılarak tebliğe çıkartılması gerektiği, bununlabirlikte hükme ilişkin tüm hususların açıklanmasının zorunlu olduğu, kısakararın 6100 sayılı Kanun’un 297. maddesinde belirtilen unsurları karşılamasıgerekliliğinin açık olduğu, mahkemenin kısa kararının 6100 sayılı Kanun’un 297.maddesindeki zorunlu unsurları karşılamaması nedeniyle ortada usulün öngördüğüanlamda oluşturulmuş bir hüküm bulunmayacağı, bu açıdan taraflar açısındantemyize ilişkin hak ve yükümlülüklerin gerekçeli kararın tebliği ile birliktesonuç doğurmaya başlayacağı,6100 sayılı Kanun’un 321. maddesinin (2) numaralıfıkrası gereği tefhim edilen kısa kararda gerekçenin bulunmaması nedeniyle detemyiz süresinin gerekçeli kararın tebliği ile birlikte işlemeye başlayacağıbelirtilmiştir (Kommersan KombassanMermer Maden İşletmeleri Sanayi ve Ticaret A.Ş. ve diğerleri, B. No: 2013/7114,20/1/2016, §§ 46-54).
36. Yukarıda açıklanan tespitler ışığında başvuruya konu davada,başvurucunun Mahkeme tarafından 28/12/2012 tarihlicelsede gerekçesi açıklanmadan tefhim edilen kısa karar üzerine sekiz günlüktemyiz süresi içinde süre tutum dilekçesiyle yaptığı temyiz başvurusundagerekçeli karar tebliğ edilmeden dosyanın Yargıtay Dairesine gönderildiği,başvurucunun ayrıntılı temyiz nedenlerini içeren 12/2/2013 tarihli dilekçesi Yargıtaya gönderilmiş ise de onama ilamının içeriğindenaçıkça anlaşıldığı üzere dilekçenin Yargıtay tarafından değerlendirilmedenhükmün onandığı anlaşılmış; bu açıdan başvurucuya kararın gerekçesine karşıitirazlarını bildirme hakkı tanınmadan başka bir ifadeyle temyiz hakkını etkilibir şekilde kullanma imkânı sağlanmadan yargılamanın sonuçlandırılmasınedeniyle mahkemeye erişim hakkına uyumlu bir yargılamanın yapılmadığı sonucunaulaşılmıştır.
37. Belirtilen nedenlerle başvurucunun Anayasa’nın 36.maddesinde güvence altına alınan mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğinekarar verilmesi gerekir.
Diğer İhlal İddiaları
38. Başvuru hakkında mahkemeye erişim hakkına aykırılıkbulunması nedeniyle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adilyargılanma hakkının ihlaline karar verildiğinden başvurucunun usul ve kanunaaykırı değerlendirme yapılarak karar verilmesi nedeniyle adil yargılanmahakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiası ile ilgili ayrıca incelenmeyapılmasına gerek görülmemiştir.
3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden
39. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılıAnayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50.maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:
"(1)Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya daedilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin vesonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir. ...
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığıihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir."
40. Başvurucu, ihlalin tespiti ile zararının giderilmesine kararverilmesini talep etmiştir.
41. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan mahkemeyeerişim hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.
42. Mahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadankaldırılması için yeniden yargılamasında hukuki yarar bulunduğundan yenidenyargılama yapılmak ve dava dosyası ilgili Yargıtay Dairesine gönderilmek üzerekararın bir örneğinin Ankara 1. İş Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesigerekir.
43. İhlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yenidenyargılama kararı verildiğinden başvurucunun tazminat talebinin reddine kararverilmiştir.
44. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2006,10 TL yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianınKABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın36. maddesinde güvencealtına alınan mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkının ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden temyiz incelemesininyapılmasının sağlanması amacıyla ilgili Yargıtay Dairesine gönderilmek üzereAnkara 1. İş Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
D. Başvurucunun tazminat taleplerinin REDDİNE,
E. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 17/11/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.