TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
ÜSAME GÖKÇE BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2017/34249)
Karar Tarihi: 11/3/2020
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Recep KÖMÜRCÜ
Üyeler
:
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Rıdvan GÜLEÇ
Yıldız SEFERİNOĞLU
Raportör
:
Ferhat YILDIZ
Başvurucu
:
Üsame GÖKÇE
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, ceza infaz kurumunda tutuklu olarak bulunanbaşvurucunun göndermek istediği mektubun sakıncalı bulunarak muhatabınagönderilmemesine karar verilmesi nedeniyle haberleşme hürriyetinin ihlaledildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 5/9/2017 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.
7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyandabulunmamıştır.
III. OLAY VE OLGULAR
8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylarözetle şöyledir:
9. Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan Akşehir T TipiKapalı Ceza İnfaz Kurumunda (İnfaz Kurumu) tutuklu olarak bulunan başvurucu,Yeni Asya Gazetesi'ne bir sayfalık bir mektup göndermek istemiştir.
10. İnfaz Kurumu Eğitim Kurulu Başkanlığının (Eğitim Kurulu)24/7/2017 tarihli kararıyla mektubun muhatabına gönderilmemesine kararverilmiştir. Kararın gerekçesinde; mahkemelerden adalet dilenme devrininbittiği ve bu dönemde gerçekleri sadece Yeni Asya Gazetesinin yazdığı,gazetenin ellerine geçmediği, gazete hakkında bir yasaklama kararının olupolmadığını bilmek istediği şeklindeki mektubun, Türkiye'nin sıkıntılı birsüreçten geçmesi, gazetelerin bunu farklı amaçlar için kullanabileceği, sadecedevlet resmî kurumlarından bilgi istemenin uygun olacağı ifade edilereksakıncalı olduğu belirtilmiştir.
11. Başvurucu tarafından Eğitim Kurulu kararına karşı Akşehirİnfaz Hâkimliğine (İnfaz Hâkimliği) yapılan şikâyet 28/7/2017 tarihli kararlareddedilmiştir. Kararın gerekçesinde; Eğitim Kurulu tarafından verilen karartekrar edilerek kararın usul ve yasaya uygun bulunduğu vurgulanmıştır.
12. Başvurucu tarafından İnfaz Hâkimliğinin kararına karşıAkşehir Ağır Ceza Mahkemesine yapılan itiraz da 22/8/2017 tarihli kesin kararlareddedilmiştir. Kararın gerekçesinde İnfaz Hâkimliği tarafından verilen kararınusul ve yasaya uygun olduğu ifade edilmiştir.
13. Başvurucu 5/9/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
14. İlgili hukuk için bkz. AhmetTemiz, B. No: 2013/1822, 20/5/2015, §§ 16-20.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
15. Mahkemenin 11/3/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Adli Yardım TalebiYönünden
16. Başvurucu, bireysel başvuru harç ve giderlerini ödeyemeyecekdurumda olduğunu belirterek adli yardım talebinde bulunmuştur.
17. Anayasa Mahkemesinin MehmetŞerif Ay (B. No: 2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkelerdikkate alınarak geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin yargılamagiderlerini ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucunun açıkçadayanaktan yoksun olmayan adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesigerekir.
B. HaberleşmeHürriyetinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
18. Başvurucu; Yeni Asya gazetesine hitaben yazdığı dilekçeningönderilmemesi nedeniyle haberleşme özgürlüğünün, bilgi edinme ve dilekçehakkının ve kanunilik ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
19. Bakanlık görüşünde; ilgili mevzuat hükümleri hatırlatıldıktansonra Eğitim Kurulu, İnfaz Hâkimliği ve Ağır Ceza Mahkemesi kararlarının ilgilive yeterli gerekçeler içerdiği, kararlardaki tespit ve sonuçların kanununuygulanması niteliğinde olduğu ve bu anlamda Anayasa'da yer alan hak veözgürlükleri ihlal eder nitelikte olmadığı, ilgili kararların açık bir keyfîlikiçermediği belirtilmiştir. Ayrıca başvurucunun haberleşme hürriyetinin cezainfaz kurumunda tutulmanın kaçınılmaz ve doğal sonuçları ile ceza infazkurumunun düzeni, güvenliği ve suçun önlenmesi meşru amacı temelindeki kamuyararı arasındaki denge gözetilerek sınırlandırıldığı vurgulanan görüşyazısında başvurucu hakkında verilen kararların olağanüstü yönetim usullerininuygulandığı bir zamanda verilmiş olduğu, bu nedenle Anayasa'nın 15. maddesikapsamında inceleme yapılması gerektiği ifade edilmiştir.
2. Değerlendirme
20. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun iddialarının özü, göndermekistediği mektubun sakıncalı görülerek alıkonulması nedeniyle haberleşmehürriyetinin engellenmesine ilişkindir. Anayasa Mahkemesinin öncekikararlarında bu tür başvurular haberleşme hürriyeti kapsamında incelenmiştir (Ahmet Temiz, § 23; Özkan Kart (2), B. No: 2013/1201,20/5/2015, § 22; Akif İpek, B.No: 2013/9456, 24/6/2015, § 23; RamazanVural, B. No: 2013/1148, 7/7/2015, § 24; Eren Yıldız, B. No: 2013/759, 7/7/2015, § 25; Mustafa Aydin, B. No: 2013/275, 6/10/2015,§ 24). Somut başvuruda da bu durumdan ayrılmayı gerektirecek bir durumbulunmamaktadır.
a. Kabul EdilebilirlikYönünden
21. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek bir neden de bulunmadığı anlaşılan haberleşmehürriyetinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna kararverilmesi gerekir.
b. Esas Yönünden
22. Anayasa'nın "Haberleşmehürriyeti" kenar başlıklı 22. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Herkes, haberleşme hürriyetine sahiptir.Haberleşmenin gizliliği esastır.
Millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesininönlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veya başkalarının hak veözgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarakusulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarakgecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciinyazılı emri bulunmadıkça; haberleşme engellenemez ve gizliliğine dokunulamaz...
İstisnaların uygulanacağı kamu kurum vekuruluşları kanunda belirtilir."
23. Anayasa Mahkemesinin AhmetTemiz kararında hükümlü ve tutukluların gönderdiği veya kendilerinegönderilen mektuplara ceza infaz kurumunun ilgili kurulları tarafından yapılanmüdahalelere ilişkin genel ilkeler belirtilmiştir (Ahmet Temiz, §§ 28-34). Buna göre haberleşme özgürlüğüneyapılan müdahale Anayasa'nın 22. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen haklısebeplerden bir veya daha fazlasına dayanmadığı ve Anayasa'nın 13. maddesindebelirtilen koşullara uygun olmadığı takdirde Anayasa'nın 22. maddesininihlalini teşkil edecektir. Müdahalenin yasal dayanağını oluşturan mevzuatın,ulaşılabilir, yeterince açık ve belirli bir eylemin gerektirdiği sonuçlaraçısından öngörülebilir olması gerekir. İkinci olarak söz konusu müdahale meşru bir amaca dayanmalı, demokratiktoplum düzeninin gereklerine uygun ve ölçülü olmalıdır (Ahmet Temiz, § 36).
24. Eğitim Kurulu, başvurucunun gönderdiği mektubun sakıncalıolduğunu değerlendirerek elkonulmasına karar vermiştir. Dolayısıyla anılanişlem ile kamu makamları tarafından başvurucunun haberleşme hürriyetine birmüdahalede bulunulduğu açıktır.
25. Anayasa Mahkemesinin AhmetTemiz (aynı kararda bkz. §§ 37-46) kararında, somut olayda dauygulanan 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerininİnfazı Hakkında Kanun'un 68. maddesinin hükümlülerin ceza infaz kurumlarındanyaptıkları yazışmaların denetimi ve sınırlandırılmasının kanuni dayanağınıoluşturduğu ve düzenlemenin kanunilik ölçütünü karşıladığı tespiti yapılmıştır.Öte yandan haberleşme hürriyetinin düzenlendiği Anayasa'nın 22. maddesininikinci fıkrasında, söz konusu sınırlama sebeplerine bağlı kalınarak yapılacaksınırlamanın ancak usulüne uygun olarak verilecek hâkim kararıyla mümkünolabileceği belirtildikten sonra üçüncü fıkrasında "İstisnaların uygulanacağı kamu kurum ve kuruluşları kanundabelirtilir" denilerek bu kuralın da mutlak olmadığı ve bukurala bazı kurumlar yönünden kanunla sınırlamalar getirilebileceği açıkçadüzenlenmiştir (AYM, E.2014/122, K.2015/123, 30/12/2015, § 71). Bu bağlamdaceza infaz kurumları, Anayasa'nın 22. maddesinin üçüncü fıkrası kapsamındaistisnaların uygulanacağı kamu kurumlarındandır (Mehmet Koray Eryaşa, B. No: 2013/6693, 16/4/2015, §§ 74-76).
26. Somut olayda Eğitim Kurulunca mektubun alıkonulma sebebiolarak ülkemizin içerisinde bulunduğu olağanüstü hâl süreci nedeniyle sıkıntılıbir dönemden geçtiği, gazetelerin bu durumu farklı amaçlar içinkullanabileceği, sadece devletin resmî kurumlardan bilgi istemenin uygunolacağı belirtilmiştir. İlgili Kanun maddesinde"Kurumun asayiş ve güvenliğini tehlikeye düşüren, görevlileri hedefgösteren, terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veya diğer suç örgütlerimensuplarının haberleşmelerine neden olan, kişi veya kuruluşları paniğeyöneltecek yalan ve yanlış bilgileri, tehdit ve hakareti içeren mektup, faks vetelgrafların" hükümlüye verilmeyeceği, hükümlü tarafındanyazılmış ise gönderilmeyeceği düzenlenmiştir. Bu kapsamda başvurucununmektubunun denetlenmesi suretiyle haberleşme hürriyetine yapılan müdahaleninkamu düzeninin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi ile ceza infazkurumlarında asayiş ve güvenliğin sağlanması amaçlarını taşıdığı, bunun daAnayasa'nın haberleşme hürriyetine ilişkin 22. maddesinin ikinci fıkrasıkapsamında meşru bir amaç olduğu sonucuna varılmıştır (Ahmet Temiz, §§ 47-51).
27. Anayasa Mahkemesinin AhmetTemiz (aynı kararda bkz. §§ 58-68) kararında hükümlü ve tutuklularıngönderdiği veya kendilerine gönderilen mektuplara ceza infaz kurumlarınınilgili kurulları tarafından yapılan müdahalelerde demokratik toplum düzeniningereklerine uygunluk ve ölçülülük ilkesi yönünden genel ilkelere yerverilmiştir. Buna göre demokratik toplum düzeninin gerekleri gözetilmeli,sınırlamada öngörülen meşru amaç ile sınırlandırma aracı arasında orantısızlıkbulunmamalı, sınırlandırmayla ulaşılabilecek genel yarar ile temel hak veözgürlüğü sınırlandırılan bireyin kaybı arasında adil bir denge kurulmasınaözen gösterilmelidir.
28. Ayrıca ceza infaz kurumu yetkilileri, mektup gönderme vealmanın ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlülerin ve tutukluların dış dünyaile bağlantısında en önemli araçlardan biri olduğu gerçeğini gözönünde bulundurarakdış dünya ile yeterli bir iletişim sürdürmelerinde onlara yardım etmeli vebunun için uygun desteği sunmalıdır (MusaKaya (2), B. No: 2013/2351, 16/9/2015, § 66).
29. Ancak ceza infaz kurumlarında tutulmanın kaçınılmaz sonucuolarak kamu düzeninin korunmasına ve suç işlenmesinin önlenmesine yönelik kabuledilebilir makul gerekliliklerin olması durumunda hükümlü ve tutuklularınhakları sınırlandırılabilir (Turan Günana,B. No: 2013/3550, 19/11/2014, § 35). Bu kapsamda mektubun tamamında ya da mektupiçeriğinin bir kısmında yer alan ifadelerin 5275 sayılı Kanun'un 68. maddesindeyer verilen sebeplerden en az birini içermesi, özellikle ceza infaz kurumununilgili kurulları tarafından da yeterli düzeyde gerekçelendirilmesi gerekir.Dolayısıyla somut olayda da mektubun içeriğindeki hangi sözlerin nedensakıncalı olduğu gerekçede gösterilmek zorundadır.
30. Başvuru konusu mektubun muhatabının bir gazete olduğugörülmektedir. Başvurucunun yazdığı mektubun ilk paragrafında mahkemelerdenadalet dilenmenin mümkün olmadığı, gazetenin ağır şartlar altında gerçeklerisöylemek adına göstermiş olduğu gayretlerin takdir edildiği ifade edilmiştir.Mektubun devam eden bölümlerinde ise gazetenin İnfaz Kurumuna gelmediğibelirtilmiş ve gazetenin dağıtımı ile ilgili herhangi bir sorun veya yasaklamakararı bulunup bulunmadığı hususunda bilgi talep edilmiştir.
31. Somut olayda mektubun alıkonulmasına yönelik Eğitim Kurulukararında, başvuruya konu mektup içeriğinde yer alan hangi sözlerin muhatabınaulaştırılmasının sakıncalı olduğu açıklanmadan, Türkiye'nin mevcut durumudikkate alınarak bu durumun gazetelerce kötüye kullanılacağı kaygısı dilegetirilmiş ve bilgi taleplerinin kamu kurumlarına yönlendirilmesi gerektiğibelirtilmiştir. İnfaz Hâkimliği de farklı bir gerekçe açıklamadan Eğitim Kurulukararının usul ve yasaya uygun olduğunu vurgulamakla yetinmiştir.
32. Başvurucunun, İnfaz Kurumunda daha önce takip ettiğianlaşılan Yeni Asya Gazetesinin neden kendisine verilmediği konusunda bilgialmak amacıyla anılan gazeteye iletmek istediği mektubun ilk paragrafında "mahkemelerden hak, hukuk ve adalet dilenmezilletinin çoktan tüketildiği bu süreçte..." şeklindekisöylemlerin rahatsız edici olduğu kabul edilse dahi anılan ifadelerin sakıncalıolduğuna ilişkin somut tespitlere dayalı yeterli bir gerekçenin ortayakonulmadığı anlaşılmaktadır. Bunun yanında hükümlü ve tutukluların her türlübilgi taleplerinin kamu kurumlarına yönlendirilmesi şeklindeki bir uygulamanında ölçülü ve gerçekçi olmadığı açıktır. Kaldı ki söz konusu gazetenin kendisineulaşmadığını belirten başvurucunun, bunun nedenine ilişkin olarak anılangazeteden bilgi talep etmesi de doğaldır. Ayrıca söz konusu mektuptasöylemlerin bir kısmının sakıncalı görülmesi hâlinde dahi sadece sakıncalıgörülen ifadelerin karalanarak mektubun gönderilmesi şeklinde özenli ve esnekbir yaklaşımın da -hangi sözlerin sakıncalı olduğu açıklanmadan mektubuntamamının imhasına karar verilerek- sergilenmediği görülmektedir. Başka birifade ile mektubun demokratik toplumun ölçütü olan çoğulculuk, hoşgörü, açıkfikirlilik ve tolerans temelinde yorumlanmak suretiyle müdahalenin ölçülüolduğunun, acil bir toplumsal ihtiyaçtan kaynaklandığının ve/veya haberleşmehakkının kötüye kullanıldığının ikna edici olgu ve bilgilerle gerekçelendirilmediğisonucuna varılmıştır.
33. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa'nın 22.maddesinde güvence altına alınan haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine kararverilmesi gerekir.
C. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
34. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkemekararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yenidenyargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılamayapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminatahükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlalkararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünsedosya üzerinden karar verir.”
35. Başvurucu, ihlalin tespiti ve ihlalin giderilmesi ile 15.000TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
36. Anayasa Mahkemesinin MehmetDoğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında ihlal sonucunavarıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genel ilkelerbelirlenmiştir. Anayasa Mahkemesi diğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikteihlal kararının yerine getirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumunihlalin devamı anlamına geleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlaledilmesiyle sonuçlanacağına da işaret etmiştir (Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506,7/11/2019).
37. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlaledildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâlegetirmenin, yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun içinise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadankaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararlarıngiderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınmasıgerekmektedir (Mehmet Doğan, §§55, 57).
38. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda AnayasaMahkemesi, 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile AnayasaMahkemesi İçtüzüğü’nün 79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendiuyarınca ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılamayapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmeder.Anılan yasal düzenleme, usul hukukundaki benzer hukuki kurumlardan farklıolarak ihlali ortadan kaldırmak amacıyla yeniden yargılama sonucunu doğuran vebireysel başvuruya özgülenen bir giderim yolunu öngörmektedir. Bu nedenleAnayasa Mahkemesi tarafından ihlal kararına bağlı olarak yeniden yargılamakararı verildiğinde, usul hukukundaki yargılamanın yenilenmesi kurumundanfarklı olarak ilgili mahkemenin yeniden yargılama sebebinin varlığını kabulhususunda herhangi bir takdir yetkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle birkarar kendisine ulaşan mahkemenin yasal yükümlülüğü, ilgilinin talebinibeklemeksizin Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı nedeniyle yeniden yargılamakararı vererek devam eden ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleriyerine getirmektir (Mehmet Doğan,§§ 58-59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2),§§ 57-59, 66-67).
39. İncelenen başvuruda başvurucunun göndermek istediği mektubunsakıncalı bulunarak gönderilmemesi uygulamasına yönelik şikâyetinin İnfazHâkimliğince reddedilmesi nedeniyle haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğisonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla ihlalin mahkeme kararından kaynaklandığıanlaşılmıştır.
40. Bu durumda haberleşme hürriyetinin ihlalinin sonuçlarınınortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yararbulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgüdüzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasınagöre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamdayapılması gereken iş yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesiniihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren ihlal kararında belirtilen ilkelereuygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğininyeniden yargılama yapılmak üzere İnfaz Hâkimliğine gönderilmesine kararverilmesi gerekmektedir.
41. Öte yandan somut olayda yeniden yargılamanın başvurucununuğradığı zararların giderilmesi bakımından yetersiz kalacağı açıktır.Dolayısıyla eski hâle getirmekuralı çerçevesinde ihlalin bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırılabilmesi içinhaberleşme hürriyetinin ihlali nedeniyle yalnızca ihlal tespitiylegiderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuya net 2.000 TLmanevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Başvurucunun adli yardım talebinin KABULÜNE,
B. Haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine ilişkin iddianınKABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
C. Anayasa’nın 22. maddesinde güvence altına alınan haberleşmehürriyetinin İHLAL EDİLDİĞİNE,
D. Kararın bir örneğin haberleşme hürriyetine yönelik ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Akşehirİnfaz Hâkimliğine (E.2017/546, K.2017/536) GÖNDERİLMESİNE,
E. Başvurucuya net 2.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,
F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE11/3/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.