TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
VAHİT YAZGAN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2016/65902)
Karar Tarihi: 15/11/2018
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Rıdvan GÜLEÇ
Recai AKYEL
Raportör
:
Murat BAŞPINAR
Başvurucu
:
Vahit YAZGAN
Vekili
:
Av. Mehmet Nur TERZİ
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru; gözaltının hukuki ve süresinin makul olmaması,tutuklamanın hukuki olmaması, tutukluluğun makul süreyi aşması ve soruşturmadosyasına erişimin kısıtlanması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliğihakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 14/12/2016 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UlusalYargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde olaylar özetle şöyledir:
6. Türkiye 15/7/2016 tarihinde askerî bir darbe teşebbüsüylekarşı karşıya kalmış, bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstühâl ilan edilmesine karar verilmiştir. Olağanüstü hâl 19/7/2018 tarihinde sonbulmuştur. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak- buteşebbüsün arkasında Türkiye'de uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve sonyıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veyaParalel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanınolduğunu değerlendirmiştir (Aydın Yavuz vediğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25).
7. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelindeCumhuriyet başsavcılıkları tarafından darbe girişimiyle bağlantılı ya dadoğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY'ninkamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanı sıra eğitim, sağlık, ticaret, siviltoplum ve medya gibi farklı alanlardaki yapılanmasına yönelik soruşturmalaryürütülmüş; çok sayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirleriuygulanmıştır (Aydın Yavuz ve diğerleri,§§ 51, Mehmet Hasan Altan (2)[GK], B. No: 2016/23672, 11/01/2018, § 12).
8. İş akdinin feshedildiği 2/4/2016 tarihine kadar, 27/9/2016tarihli ve 29783 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan668 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınması Gereken Tedbirler ile Bazı Kurumve Kuruluşlara Dair Düzenleme Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (KHK)ile kapatılan Zaman gazetesinin İzmir yayın temsilcisi olarak görev yapmaktaolan başvurucu, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca FETÖ/PDY ile bağlantılısuçlardan yürütülen bir soruşturma kapsamında 8/8/2016 tarihinde İzmir İlEmniyet Müdürlüğünce gözaltına alınmıştır.
9. Başvurucu 25/8/2016 tarihine kadar gözaltında tutulmuştur.
10. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı aynı gün -25/8/2016 tarihinde-başvurucuyu FETÖ/PDY üyesi olma suçundan tutuklanması istemiyle İzmir 4. SulhCeza Hâkimliğine sevk etmiştir.
11. İzmir 4. Sulh Ceza Hâkimliğince 25/8/2016 tarihindebaşvurucunun tutuklanmasına karar verilmiştir. Kararın gerekçesinin ilgilikısmı şöyledir:
"...atılı suçun vasıf ve mahiyeti, 15Temmuz 2016 tarihinde ülkemizde meydana gelen vahim terörist girişimin orduiçinde yapılanmış silahlı FETÖ/PDY mensubu teröristler dışında, finanssektöründen eğitim sektörüne kadar çok sayıda alanda faaliyet gösteren çeşitli görevve sorumluluklarda olup, çok iyi gizlenen sok sayıda mensubunun bulunduğu,ülkemizin güvenliği açısından bu mensuplarının tespit edilerek görev veeylemlerine göre yargılamalarının yapılmasının zorunlu olduğu, hakimliğimizinyargılama yapan mahkeme olmayıp mevcut delil durumuna göre soruşturmanın devamıniteliğinde tedbiren verilecek kararlar yönündenkarar mercii olduğu, soruşturmalar kapsamında ve iş bu soruşturma bakımındandelillerin toplanma aşamasında oluşu, arama ve el koyma tutanakları, tanık beyanları,bylock kullanımına ilişkin deliller ve tüm dosyakapsamına göre kuvvetli suç şüphelerinin varlığını gösteren olgular, atılısuçun katalog suçlardan olması, kaçma şüphesinin varlığı dikkate alınarak CMK100. ve müteakip maddeleri uyarınca tutuklanmalarına ... kararverilmiştir."
12. Başvurucu 1/9/2016 tarihinde tutuklama kararına itirazetmiş, İzmir 5. Sulh Ceza Hâkimliği 8/9/2016 tarihinde "tutuklamada usul ve yasaya aykırı bir yönbulunmadığı gibi şüpheliye isnat edilen suçun vasıf ve mahiyeti, soruşturmaevrakındaki mevcut delil durumu, tutuklama kararından bu yana delil durumundaşüpheli lehine bir değişme ve değişme olmadığından tahliye talebininreddine" gerekçesiyle itirazın kesin olarak reddine kararvermiştir.
13. Başvurucu 6/12/2016 tarihinde tahliye talebinde bulunmuş,İzmir 5. Sulh Ceza Hâkimliğince 9/12/2016 tarihinde "atılı suçun vasıf ve mahiyeti, dosya içeriği, mevcut delildurumu, delillerin yeterince toplanamamış olması ve adli kontrol tedbirlerininyetersiz kalacağı" belirtilerek başvurucunun tutukluluk hâlinindevamına karar verilmiştir.
14. Başvurucu, bu karara itiraz etmiş ancak itiraz sonucunubeklemeden 14/12/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
15. İzmir 6. Sulh Ceza Hâkimliği 30/12/2016 tarihinde itirazınkesin olarak reddine karar vermiştir.
16. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 4/5/2017 tarihliiddianamesi ile başvurucunun silahlı terör örgütü yöneticisi olma suçundancezalandırılması istemiyle aynı yer Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davasıaçılmıştır. İddianamede, başvurucu dışında yirmi beş şüpheli hakkında da aynısuçtan cezalandırma talebinde bulunulmuştur. FETÖ/PDY'yeve ByLockprogramına ilişkin genel açıklamaların yer aldığı iddianamede başvurucuyönünden yapılan değerlendirme şöyledir:
" ... özetlenen deliller çerçevesindeşüpheliye ilişkin yapılan tespitler;
1- 1991 yılından kurumu kayyım atanan tariholan 2016 yılı Mart ayına kadar Zaman Gazetesindeyöneticilik yaptığı,
2- Asya Katılım Bankası nezdinde artan oranlıhesabının bulunduğu,
3- Çocuğunuörgütleiltisaklı Yamanlar kolejinde okuttuğu,
4- İzmir İl Emniyet Müdürlüğü düzeyindekiatamalara yönelik FETÖ adına müdahalelerde bulunduğu,
5- FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünün kendiiçerisinde yönetici ve üyelerinin gizli yapmış olduğu görüşmeleri özelşifrelerle aktarması amacıyla kullanılmakta olduğu tespit edilen Bylock programını kullandığı,
6- FETÖ yapılanması adına Büyük Birlik PartisiTeşkilatında üye yada yönetici olarak yer almamasına ragmenparti üst düzey organlarında tasfiye/değişiklikler gerçekleştirdiği, BBP İlTeşkilatına yeni yönetim olarak getirilen kişilerin kendisi tarafından belirlenenkişiler olduğu ve bu kişiler aracılığıyla partiadına İzmir Emniyet Müdürlüğünde görevli olan ve haklarında FETÖ/PDY mensubuolduğu hususunda Askeri Casusluk soruşturmalarında şüpheli sıfatıyla işlem yapılanve iddianame sonucu sanık sıfatıyla haklarındakovuşturma yapılan B.T., T.A. ve E.G. isimli şahısların milletvekili adayıolarak gösterilmesini sağladığı,
Yapılan tespitlerde şüphelinin FETÖ/PDYSilahlı Terör Örgütü Yöneticisi Olmak eylemini gerçekleştirdiği,"
17. İzmir 14. Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) 10/5/2017 tarihinde iddianamenin kabulüne kararvermiş ve E.2017/83 sayılı dosya üzerinden kovuşturma aşaması başlamıştır.
18. Mahkemece 28/2/2018 tarihinde başvurucunun silahlı suçörgütüne üye olma suçundan 8 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına vehükümle birlikte tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir. Kararıngerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:
" .. Bu haliyle ByLockisimli programın sanık tarafından kullanılmış olması, örgütle iltisaklı ZamanGazetesinin farklı illerdeki birimlerinde resmi kayıtlara göre 1993 - 2016 tarihleriarasında muhabir, gazeteci ve editör olarak görev yapması, FETÖ/PDY silahlıterör örgütünün İzmir ilindeki üst düzey mensuplarına sohbet abiliği yapmışolması, örgüt liderinin çağrısı üzerine Bank Asya'da 22.01.2014 ve 23.10.2014tarihlerinde katılım hesapları açmış olması ve çocuğunun örgütle iltisaklıokulda eğitim-öğretim görmesi hususları birlikte değerlendirildiğinde, sanığıneyleminin mahkememizce 5237 sayılı TCK'nın 314/2 maddesi gereğince"silahlı terör örgütüne üye olma" suçu olarak kabul edildiği, sanığıninkara yönelik olan savunmalarına yukarıda açıklandığı üzere delillerinmahiyeti ve ispat gücü anlamında mahkememizde bir tereddüt yaşanmadığındanitibar edilmemiştir."
19. Başvurucu verilen hükme karşı 30/2/2018 tarihinde istinafyoluna başvurmuştur.
20. Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla İzmirBölge Adliye Mahkemesinde derdesttir.
IV. İLGİLİ HUKUK
21. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza MuhakemeleriKanunu'nun "Tutuklama nedenleri"kenar başlıklı 100. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığınıgösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheliveya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesibeklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklamakararı verilemez.
(2)Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:
a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanmasıveya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa.
b) Şüpheli veya sanığın davranışları;
1. Delilleri yok etme, gizleme veyadeğiştirme,
2. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskıyapılması girişiminde bulunma,
Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.
(3)Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığıhalinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:
a) 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan;
...
11. Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişineKarşı Suçlar (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315),
..."
22. 5271 sayılı Kanun'un "Tutuklamakararı" kenar başlıklı 101. maddesinin (1), (2) ve (3) numaralıfıkraları şöyledir:
"(1) Soruşturma evresinde şüphelinintutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimitarafından, kovuşturma evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısınınistemi üzerine veya re'sen mahkemece karar verilir.Bu istemlerde mutlaka gerekçe gösterilir ve adlî kontrol uygulamasının yetersizkalacağını belirten hukukî ve fiilî nedenlere yer verilir.
(2)Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustaki bir tahliye istemininreddine ilişkin kararlarda;
a) Kuvvetli suç şüphesini,
b) Tutuklama nedenlerinin varlığını,
c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu,
gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilir.Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneğiyazılmak suretiyle kendilerine verilir ve bu husus kararda belirtilir.
(3)Tutuklama istenildiğinde, şüpheli veya sanık, kendisinin seçeceği veya barotarafından görevlendirilecek bir müdafiin yardımındanyararlanır."
23. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminatistemi" kenar başlıklı 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasınınilgili kısmı şöyledir:
"Suç soruşturması veya kovuşturmasısırasında;
a) Kanunlarda belirtilen koşullar dışındayakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilen,
...
d) Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâldemakul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkındahüküm verilmeyen,
...
Kişiler, maddî ve manevî her türlüzararlarını, Devletten isteyebilirler."
24. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminatisteminin koşulları" kenar başlıklı 142. maddesinin (1)numaralı fıkrası şöyledir:
"Karar veya hükümlerin kesinleştiğininilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâldekarar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminatisteminde bulunulabilir."
25. 5271 sayılı Kanun'un "Müdafiin dosyayı inceleme yetkisi" kenarbaşlıklı 153. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"(1) Müdafi, soruşturma evresinde dosyaiçeriğini inceleyebilir ve istediği belgelerin bir örneğini harçsız olarakalabilir.
(2) Müdafiin dosya içeriğini inceleme veya belgelerden örnekalma yetkisi, soruşturmanın amacını tehlikeye düşürebilecek ise Cumhuriyetsavcısının istemi üzerine hâkim kararıyla kısıtlanabilir. Bu karar ancakaşağıda sayılan suçlara ilişkin yürütülen soruşturmalarda verilebilir:
...
7. Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişineKarşı Suçlar (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315, 316),
...
(3)Yakalanan kişinin veya şüphelinin ifadesini içeren tutanak ile bilirkişiraporları ve adı geçenlerin hazır bulunmaya yetkili oldukları diğer adliişlemlere ilişkin tutanaklar hakkında, ikinci fıkra hükmü uygulanmaz.
(4)Müdafi, iddianamenin mahkeme tarafından kabul edildiği tarihten itibaren dosyaiçeriğini ve muhafaza altına alınmış delilleri inceleyebilir; bütün tutanak vebelgelerin örneklerini harçsız olarak alabilir..."
26. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Silâhlı örgüt"kenar başlıklı 314. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:
"(1) Bu kısmın dördüncü ve beşincibölümlerinde yer alan suçları işlemek amacıyla, silahlı örgüt kuran veyayöneten kişi, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasıile cezalandırılır.
(2)Birinci fıkrada tanımlanan örgüte üye olanlara, beş yıldan on yıla kadar hapiscezası verilir."
27. 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun"Terör tanımı" kenarbaşlıklı 1. maddesi şöyledir:
"Terör; cebir ve şiddet kullanarak;baskı, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemlerinden biriyle,Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasî, hukukî, sosyal, laik,ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünübozmak, Türk Devletinin ve Cumhuriyetin varlığını tehlikeye düşürmek, Devletotoritesini zaafa uğratmak veya yıkmak veya ele geçirmek, temel hak vehürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini veyagenel sağlığı bozmak amacıyla bir örgüte mensup kişi veya kişiler tarafındangirişilecek her türlü suç teşkil eden eylemlerdir."
28.3713 sayılı Kanun'un "Terörsuçlusu" kenar başlıklı 2. maddesi şöyledir:
"Birinci maddede belirlenen amaçlaraulaşmak için meydana getirilmiş örgütlerin mensubu olup da,bu amaçlar doğrultusunda diğerleri ile beraber veya tek başına suç işleyen veyaamaçlanan suçu işlemese dahi örgütlerin mensubu olan kişi terör suçlusudur.
Terör örgütüne mensup olmasa dahi örgüt adınasuç işleyenler de terör suçlusu sayılır."
29. 3713 sayılı Kanun'un "Terörsuçları" kenar başlıklı 3. maddesi şöyledir:
"26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 302, 307, 309, 311, 312, 313, 314, 315ve 320 nci maddeleri ile 310 uncu maddesinin birincifıkrasında yazılı suçlar, terör suçlarıdır."
30. 3713 sayılı Kanun'un "Cezalarınartırılması" kenar başlıklı 5. maddesinin birinci fıkrasışöyledir:
"3 ve 4 üncümaddelerde yazılı suçları işleyenler hakkında ilgili kanunlara göre tayinedilecek hapis cezaları veya adlî para cezaları yarı oranında artırılarakhükmolunur. Bu suretle tayin olunacak cezalarda, gereko fiil için, gerek her nevi ceza için muayyen olan cezanın yukarı sınırıaşılabilir. Ancak, müebbet hapis cezası yerine, ağırlaştırılmış müebbet hapiscezasına hükmolunur."
V. İNCELEME VE GEREKÇE
31. Mahkemenin 15/11/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Gözaltının HukukiOlmadığına ve Gözaltı Süresinin Makul Olmadığına İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
32. Başvurucu; suç işlediğine dair somut deliller ortayakonulmadan gözaltına alındığını, on sekiz günlük gözaltı sürecinde ifadesininalınması dışında bir işlem yapılmadığını, keyfî olarak uzun bir süre gözaltındabekletildiğini belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğiniileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
33. Anayasa'nın Anayasa Mahkemesinin görev ve yetkilerini düzenleyen 148. maddesinin üçüncüfıkrasının son cümlesi şöyledir:
"Başvuruda bulunabilmek için olağan kanunyollarının tüketilmiş olması şarttır."
34. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuru hakkı" kenar başlıklı 45.maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarınıntamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."
35. Anılan Anayasa ve Kanun hükümlerine göre bireysel başvuruyoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmek için olağan kanun yollarınıntüketilmiş olması gerekir. Temel hak ve özgürlüklere saygı devletin tümorganlarının anayasal ödevi olup bu ödevin ihmal edilmesi nedeniyle ortayaçıkan hak ihlallerinin düzeltilmesi idari ve yargısal makamların görevidir. Bunedenle temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının öncelikle derecemahkemeleri önünde ileri sürülmesi, bu makamlar tarafından değerlendirilmesi vebir çözüme kavuşturulması esastır. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesine bireyselbaşvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesihâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte bir kanun yoludur (Ayşe Zıraman ve CennetYeşilyurt, B. No: 2012/403, 26/3/2013, §§ 16, 17).
36. 5271 sayılı Kanun'un tazminat isteminin düzenlendiği 141.maddesinin (1) numaralı fıkrasında yer alan, kanunlarda belirtilen koşullardışında yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilenler ilekanuni gözaltı süresi içinde hâkim önüne çıkarılmayanların maddi ve manevi hertürlü zararlarını devletten isteyebileceklerine ilişkin hükümlerin bu husustabir başvuru mekanizması öngördüğü görülmektedir. Bununla birlikte aynı Kanun'untazminat isteminin koşullarının düzenlendiği 142. maddesinin (1) numaralıfıkrasında, karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğindenitibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerinkesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabileceğibelirtilmektedir (Zeki Orman, B.No: 2014/8797, 11/1/2017, § 27).
37. Anayasa Mahkemesi, Kanun'da öngörülen gözaltı süresininaşıldığı veya yakalama ve gözaltına alınmanın hukuka aykırı olduğu iddialarınailişkin olarak bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla asıl davasonuçlanmamış da olsa -ilgili Yargıtay içtihatlarına atıf yaparak- 5271 sayılıKanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açma imkânının tüketilmesigereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (Hikmet Kopar ve diğerleri [GK], B. No:2014/14061, 8/4/2015, §§ 64-72; HidayetKaraca [GK], B. No: 2015/144, 14/7/2015, §§ 53-64; Günay Dağ ve diğerleri [GK], B. No:2013/1631, 17/12/2015, §§ 141-150; İbrahimSönmez ve Nazmiye Kaya, B. No: 2013/3193, 15/10/2015, §§ 34-47; Gülser Yıldırım (2) [GK], B. No: 2016/40170,16/11/2017, §§ 92-100).
38. Öte yandan Anayasa Mahkemesi, olağanüstü hâl şartlarıaltında geçici bir süre için azami olarak otuz güne kadar uygulanan gözaltısüresinin uzunluğunun makul olup olmadığı hususunu incelemiş ve bu konuda 5271sayılı Kanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açma imkânınıntüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (Neslihan Aksakal, B. No: 2016/42456,26/12/2017, §§ 30-37).
39. Somut olayda yakalama ve gözaltı sürecinden sonra tutuklananbaşvurucu yönünden, yakalama ve gözaltı tedbirlerinin hukuki olmadığına ve/veyakanunda öngörülen gözaltı süresinin aşıldığına ya da gözaltında tutulmasüresinin makul olmadığına ilişkin iddialarla ilgili olarak anılan kararlardavarılan sonuçlardan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.
40. Buna göre 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde belirtilendava yolunun başvurucunun durumuna uygun, telafi kabiliyetini haiz, etkili birhukuk yolu olduğu ve bu olağan başvuru yolu tüketilmeden yapılan bireyselbaşvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincillikniteliği ile bağdaşmadığı sonucuna varılmıştır.
41. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun gözaltında tutulmasıylailgili olarak yargısal başvuru yollarını tüketmeden bireysel başvuru yaptığıanlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuruyollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemez olduğunakarar verilmesi gerekir.
B. Tutuklamanın HukukiOlmadığına İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
42. Başvurucu, herhangi bir suç işlememesine, aleyhine suçlailgili, kuvvetli belirtiye dayanan somut bir suçlama yapılmamasına ve tutuklamatedbiri için mevzuatta öngörülen koşullar gerçekleşmemesine rağmentutuklanmasına karar verilerek özgürlüğünden mahrum bırakıldığını; tahliyetalepleri ile tutukluluğa yönelik itirazlarının da gerekçesiz olarakreddedildiğini belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğiniileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
43. Anayasa'nın "Temelhak ve hürriyetlerin sınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesişöyledir:
"Temel hak ve hürriyetler, özlerinedokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerebağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanınsözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerineve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."
44. Anayasa'nın "Kişihürriyeti ve güvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin birincifıkrası ile üçüncü fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:
"Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğinesahiptir.
...
Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunankişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesiniveya değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlukılan ve kanunda gösterilen diğer hallerde hâkim kararıylatutuklanabilir."
45. Başvurucunun bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın 19.maddesinin üçüncü fıkrası bağlamında kişi hürriyeti ve güvenliği hakkıkapsamında incelenmesi gerekir.
a. UygulanabilirlikYönünden
46. Anayasa'nın "Temelhak ve hürriyetlerin kullanılmasının durdurulması" kenarbaşlıklı 15. maddesi şöyledir:
"Savaş, seferberlik, sıkıyönetim veyaolağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâledilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerinkullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasadaöngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir.
Birinci fıkrada belirlenen durumlarda da, savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelenölümler dışında, kişinin yaşama hakkına, maddî ve manevî varlığının bütünlüğünedokunulamaz; kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamazve bunlardan dolayı suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğumahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz."
47. Anayasa Mahkemesi, olağanüstü yönetim usullerininuygulandığı dönemlerde alınan tedbirlere ilişkin bireysel başvurularıincelerken Anayasa'nın 15. maddesinde ortaya konulan temel hak ve özgürlüklereilişkin güvence rejimini dikkate alacağını belirtmiştir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 187-191).Soruşturma mercilerince başvurucuya yöneltilen ve tutuklama tedbirine konu olansuçlama, darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanma olduğu kabul edilen FETÖ/PDYüyesi olma iddiasıdır. Anayasa Mahkemesi, anılan suçlamanın olağanüstü hâlilanını gerekli kılan olaylarla ilgili olduğunu değerlendirmiştir (Selçuk Özdemir [GK], B. No: 2016/49158,26/7/2017, § 57; Aydın Yavuz ve diğerleri,§§ 237, 238).
48. Bu itibarla başvurucu hakkında uygulanan tutuklamatedbirinin hukuki olup olmadığının incelenmesi Anayasa'nın 15. maddesikapsamında yapılacaktır. Bu inceleme sırasında öncelikle başvurucununtutuklanmasının başta Anayasa'nın 13. ve 19. maddeleri olmak üzere diğer maddelerindeyer alan güvencelere aykırı olup olmadığı tespit edilecek, aykırılık saptanmasıhâlinde ise Anayasa'nın 15. maddesindeki ölçütlerin bu aykırılığı meşru kılıpkılmadığı değerlendirilecektir (Aydın Yavuzve diğerleri, §§ 193-195, 242; SelçukÖzdemir, § 58).
b. Genel İlkeler
49. Anayasa'nın 19. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin kişihürriyeti ve güvenliği hakkına sahip olduğu ilke olarak ortaya konulduktansonra ikinci ve üçüncü fıkralarında, şekil ve şartları kanunda gösterilmekşartıyla kişilerin özgürlüğünden mahrum bırakılabileceği durumlar sınırlıolarak sayılmıştır (Murat Narman, B. No: 2012/1137, 2/7/2013, § 42).
50. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına yönelik bir müdahaleolarak tutuklamanın Anayasa'nın 13. maddesinde öngörülen ve tutuklamatedbirinin niteliğine uygun düşen; kanun tarafından öngörülme, Anayasa'nınilgili maddelerinde belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha fazlasınadayanma ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığınınbelirlenmesi gerekir (Halas Aslan, B. No: 2014/4994, 16/2/2017, §§ 53, 54).
51. Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasına göre tutuklamaancak suçluluğu hakkında kuvvetli belirtibulunan kişiler bakımından mümkündür. Bir başka anlatımlatutuklamanın ön koşulu, kişinin suçluluğu hakkında kuvvetli belirtininbulunmasıdır. Bunun için suçlamanın kuvvetli sayılabilecek inandırıcıdelillerle desteklenmesi gerekir (MustafaAli Balbay, B. No: 2012/1272, 4/12/2013, § 72).
52. Öte yandan Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasında,tutuklama kararının kaçma ya da delillerin yok edilmesini veya değiştirilmesiniönlemek amacıyla verilebileceği belirtilmiştir. 5271 sayılı Kanun'un 100.maddesine göre de şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağışüphesini uyandıran somut olguların bulunması, şüpheli veya sanığındavranışlarının delilleri yok etme, gizleme yahut değiştirme, tanık, mağdur yada başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma hususlarında kuvvetlişüphe oluşturması hâllerinde tutuklama kararı verilebilecektir. Maddede ayrıcaişlendiği konusunda kuvvetli şüphe bulunması şartıyla tutuklama nedenininvarsayılabileceği suçlara ilişkin bir listeye yer verilmiştir (Halas Aslan, §§ 58, 59).
53. Diğer taraftan Anayasa'nın 13. maddesinde temel hak veözgürlüklere yönelik sınırlamaların ölçülülükilkesine aykırı olamayacağı belirtilmiştir. Bu bağlamda dikkate alınacakhususlardan biri tutuklama tedbirinin isnat edilen suçun önemi ve uygulanacakolan yaptırımın ağırlığı karşısında ölçülü olmasıdır (Halas Aslan, § 72).
54. Her somut olayda tutuklamanın ön koşulu olan suçunişlendiğine dair kuvvetli belirtinin olup olmadığının, tutuklama nedenlerininbulunup bulunmadığının ve tutuklama tedbirinin ölçülülüğünün takdiri öncelikleanılan tedbiri uygulayan yargı mercilerine aittir. Zira bu konuda taraflarla vedelillerle doğrudan temas hâlinde olan yargı mercileri Anayasa Mahkemesinekıyasla daha iyi konumdadır (Gülser Yıldırım(2) [GK], B. No: 2016/40170, 16/11/2017, § 123). Bununla birlikteyargı mercilerinin belirtilen hususlardaki takdir aralığını aşıp aşmadığıAnayasa Mahkemesinin denetimine tabidir. Anayasa Mahkemesinin bu husustakidenetimi, somut olayın koşulları dikkate alınarak özellikle tutuklamaya ilişkinsüreç ve tutuklama kararının gerekçeleri üzerinden yapılmalıdır (Erdem Gül ve Can Dündar [GK], B. No:2015/18567, 25/2/2016, § 79; Selçuk Özdemir,§ 76; Gülser Yıldırım (2), § 124).
c. İlkelerin OlayaUygulanması
55. Başvurucu, darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanma olduğubelirtilen FETÖ/PDY mensubu olduğu iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamındasilahlı terör örgütü üyesi olma suçlamasıyla 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesiuyarınca tutuklanmıştır. Dolayısıyla başvurucu hakkında uygulanan tutuklamatedbirinin kanuni dayanağı bulunmaktadır.
56. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklama tedbirininmeşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden önce tutuklamanınön koşulu olan suçun işlendiğine dairkuvvetli belirti bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.
57. Başvurucu hakkındaki tutuklama kararında ve iddianamede;başvurucunun FETÖ/PDY üyelerinin kendi aralarındaki iletişimi sağladığı ifadeedilen ByLockuygulamasının kullanıcısı olduğu belirtilmiştir (bkz. §§ 11, 16).
58. Anayasa Mahkemesi, ByLock uygulamasının özellikleri gözönüne alındığında kişilerin bu uygulamayıkullanmalarının veya kullanmak üzere elektronik/mobil cihazlarınayüklemelerinin soruşturma makamlarınca FETÖ/PDY ile olan ilgi bakımından birbelirti olarak değerlendirilebileceğini belirtmektedir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 106, 267).Buna göre soruşturma makamlarınca ve tutuklama tedbirine karar verenmahkemelerce FETÖ/PDY üyesi olmakla suçlanan başvurucunun ByLock uygulamasını kullanmasınınsomut olayın koşullarına göre suçun işlendiğine dair kuvvetli belirti olarak kabul edilmesi, anılan programınözellikleri itibarıyla temelsiz ve keyfî bir tutum olarak değerlendirilemez (Selçuk Özdemir, § 74).
59. Diğer taraftan başvurucu hakkında uygulanan tutuklamatedbirinin meşru bir amacının olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Budeğerlendirmede tutuklama kararının verildiği andaki genel koşullar gözardı edilmemelidir.
60. Darbe teşebbüsü sonrasında teşebbüsle bağlantılı veya doğrudanteşebbüsle olmasa da FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlara ilişkin soruşturmalarda,delillerin sağlıklı bir şekilde toplanabilmesi ve soruşturmaların güvenlikiçinde yürütülebilmesi için tutuklama dışındaki koruma tedbirlerinin yetersizkalması söz konusu olabilir. Yine FETÖ/PDY ile bağlantılı kişilerin teşebbüssırasında veya sonrasında ortaya çıkan kargaşadan yararlanmak suretiyle kaçmaimkânı ve bu dönemde delillere etki edilmesi ihtimali normal zamanda işlenensuçlara göre çok daha fazladır (Aydın Yavuzve diğerleri, §§ 271, 272; SelçukÖzdemir,§§78, 79).
61. Başvurucunun tutuklanmasına karar verilen silahlı terörörgütü üyesi olma suçu, Türk hukuk sistemi içinde ağır cezai yaptırımlaröngörülen suç tipleri arasında olup (bkz. § 26) isnat edilen suça ilişkinolarak kanunda öngörülen cezanın ağırlığı kaçma şüphesine işaret edendurumlardan biridir (aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Hüseyin Burçak, B. No: 2014/474, 3/2/2016,§ 61; Devran Duran [GK], B. No:2014/10405, 25/5/2017, § 66). Ayrıca anılan suç, 5271 sayılı Kanun'un 100.maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan ve kanun gereği tutuklama nedeni varsayılabilen suçlararasındadır (bkz. § 21; Gülser Yıldırım (2), § 148).
62. Somut olayda İzmir 4. Sulh Ceza Hâkimliğince başvurucununtutuklanmasına karar verilirken işlendiği iddia olunan silahlı terör örgütüneüye olma suçunun niteliğine, kaçma şüphesinin varlığına ve suçun 5271 sayılıKanun'un 100. maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan katalog suçlararasında olmasına dayanıldığı görülmektedir (bkz. § 11).
63. Dolayısıyla tutuklama kararının verildiği andaki genelkoşullar ve somut olayın yukarıda belirtilen özel koşulları ile İzmir 4. SulhCeza Hâkimliği tarafından verilen kararın içeriği birlikte değerlendirildiğindebaşvurucu yönünden özellikle kaçma şüphesine yönelen tutuklama nedenlerininolgusal temellerinin olduğu söylenebilir.
64. Başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirinin ölçülü olupolmadığının da belirlenmesi gerekir. Bir tutuklama tedbirinin Anayasa'nın 13.ve 19. maddeleri kapsamında ölçülülüğünün belirlenmesinde somut olayın tümözellikleri dikkate alınmalıdır (Gülser Yıldırım(2), § 151).
65. Öncelikle terör suçlarının soruşturulması kamu makamlarınıciddi zorluklarla karşı karşıya bırakmaktadır. Bu nedenle kişi hürriyeti vegüvenliği hakkı, adli makamlar ve güvenlik görevlilerinin -özellikle organizeolanlar olmak üzere- suçlarla ve suçlulukla etkili bir şekilde mücadelesiniaşırı derecede güçleştirmeye neden olabilecek şekilde yorumlanmamalıdır (bkz. Süleyman Bağrıyanık vediğerleri, B. No: 2015/9756, 16/11/2016, § 214; Devran Duran, § 64). Özellikle darbeteşebbüsüyle veya FETÖ/PDY'yle bağlantılısoruşturmaların kapsamı ve niteliği ile FETÖ/PDY'ninözellikleri -gizlilik, hücre tipi yapılanma, her kurumda örgütlenmiş olma,kendisine kutsallık atfetme, itaat ve teslimiyet temelinde hareket etme gibi-de dikkate alındığında, bu soruşturmaların diğer ceza soruşturmalarına göre çokdaha zor ve karmaşık olduğu ortadadır (AydınYavuz ve diğerleri, § 350).
66. Somut olayın yukarıda belirtilen özellikleri dikkatealındığında İzmir 4. Sulh Ceza Hâkimliğinin isnat edilen suç için öngörülenyaptırımın ağırlığını, işin niteliğini ve önemini de gözönündetutarak başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu ve adlikontrol uygulamasının yetersiz kalacağı sonucuna varmasının (bkz. § 11) keyfîve temelsiz olduğu söylenemez.
67. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklamanın hukukiolmadığı iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundanbaşvurunun bu kısmının açıkça dayanaktanyoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
68. Buna göre başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkınatutuklama yoluyla yapılan müdahalenin bu hakka dair Anayasa'da (13. ve 19.maddelerde) yer alan güvencelere aykırılık oluşturmadığı görüldüğündenAnayasa'nın 15. maddesinde yer alan ölçütler yönünden ayrıca bir incelemeyapılmasına gerek bulunmamaktadır.
C. Tutukluluğun MakulSüreyi Aştığına İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
69. Başvurucu, gerekçesiz şekilde verilen kararlarlatutukluluğun devam ettirildiğini ve makul sayılamayacak kadar uzun bir süredirhürriyetinden yoksun bırakılmaya devam edildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
70. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hakihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecekikincil nitelikte bir kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincillikniteliği gereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek içinöncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve CennetYeşilyurt, § 17).
71. Anayasa Mahkemesi, tutukluluğun kanunda öngörülen azamisüreyi veya makul süreyi aştığı iddiasıyla yapılan bireysel başvurular bakımındanbireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla ilk derece mahkemesincemahkûmiyet hükmü verilmiş ise hüküm kesinleşmemiş olsa da 5271 sayılı Kanun'un141. maddesinde öngörülen tazminat davası açma imkânının tüketilmesi gerekenetkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (Ahmet Kubilay Tezcan, B. No: 2014/3473, 25/1/2018, §§ 24-27;Ekrem Atıcı, B. No: 2014/15609,8/3/2018, §§ 27-30).
72. Bireysel başvuruda bulunduktan sonra 28/2/2018 tarihindemahkûmiyetine karar verilen başvurucunun tutukluluğun makul süreyi aştığınailişkin iddiası, 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesi kapsamında açılacak davadaincelenebilir. Bu madde kapsamında açılacak dava sonucuna göre başvurucununtutukluluğunun makul süreyi aştığının tespiti hâlinde görevli mahkemece başvuruculehine tazminata da hükmedilebilecektir. Buna göre 5271 sayılı Kanun'un 141.maddesinde belirtilen dava yolu, başvurucunun durumuna uygun telafikabiliyetini haiz, etkili bir hukuk yoludur ve bu olağan başvuru yolutüketilmeden yapılan bireysel başvurunun incelenmesi bireysel başvurunun ikincillik niteliği ile bağdaşmamaktadır.
73. Açıklanan gerekçelerle tutukluluğun yasal veya makul süreyiaştığı iddiasının yargısal başvuru yolları tüketilmeden bireysel başvuru konusuyapıldığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının da başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
D. Soruşturma DosyasınaErişimin Kısıtlandığına İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
74. Başvurucu; atılı suçla ilgili fiiller ile somut delillerinkendisine gösterilmediğini, soruşturma dosyasındaki bilgi ve belgelereerişiminin engellendiğini, bu nedenle tutuklama kararına etkili bir şekildeitiraz edemediğini belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
2. Değerlendirme
75. Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası şöyledir:
"Her ne sebeple olursa olsun, hürriyetikısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bukısıtlamanın kanuna aykırılığı halinde hemen serbest bırakılmasını sağlamakamacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir."
76. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Bu itibarla başvurucuların bu bölümdekiiddialarının Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası bağlamında kişihürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmesi gerekir.
77. Somut olayda kısıtlama kararının ne zaman kaldırıldığı bellideğil ise de 5271 sayılı Kanun'un 153. maddesinin (4) numaralı fıkrası uyarıncaen geç iddianamenin kabul edildiği 10/5/2017 tarihinde kanun gereğikısıtlamanın sona erdiği değerlendirilmiştir.
a. UygulanabilirlikYönünden
78. Başvurucunun şikâyetlerine konu kısıtlama kararınınolağanüstü hâl ilanına sebebiyet veren darbe teşebbüsü kapsamında bir faaliyetekatıldığı iddiasıyla hakkında yürütülen soruşturmada verilmiş olması nedeniylebu kararın hukuki olup olmadığının, bir başka ifadeyle kararın kişi hürriyetive güvenliği hakkı üzerindeki etkisinin incelenmesi Anayasa'nın 15. maddesikapsamında yapılacaktır. Bu inceleme sırasında öncelikle kısıtlama kararının vebu kararın uygulamasının Anayasa'nın 19. maddesinde yer alan güvencelere aykırıolup olmadığı tespit edilecektir.
b. Genel İlkeler
79. Anayasa Mahkemesi, 5271 sayılı Kanun'un 153. maddesine göreverilen kısıtlama kararlarının kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ve özellikletutuklu kişilerin tutukluluğa yönelik itirazda bulunma hakları üzerindekietkisini birçok kararında incelemiş ve anılan kararlarda inceleme yöntemineilişkin ilkelerini belirtmiştir (Günay Dağve diğerleri, §§ 168-176;Hidayet Karaca, §§ 105-107; Erdem Gül ve Can Dündar, §§ 46-48; Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri,§§ 248-257).
80. Anayasa'nın 19. maddesinin dördüncü fıkrası; yakalanan veyatutuklanan kişiye yakalama veya tutuklama sebeplerinin ve hakkındaki iddialarınhemen yazılı olarak, yazılı bildirimin mümkün olmaması hâlinde sözlü olarakderhâl, toplu suçlarda ise en geç hâkim huzuruna çıkarılıncaya kadarbildirilmesini öngörmektedir (Günay Dağ vediğerleri, § 168).
81. Diğer taraftan Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasıuyarınca, hürriyeti kısıtlanan kişi kısa sürede durumu hakkında kararverilmesini ve bu kısıtlamanın kanuna aykırılığı hâlinde hemen serbestbırakılmasını sağlamak amacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkınasahiptir. Fıkrada öngörülen bu usulde, adil yargılanma hakkının bütüngüvencelerini sağlamak mümkün değil ise de iddia edilen tutmanın koşullarınauygun, somut güvencelerin yargısal nitelikli bir kararla sağlanması gerekir (Mehmet Haberal, B. No: 2012/849, 4/12/2013, §§ 122, 123).
82. Özellikle üçüncü kişilerin temel haklarını korumak, kamumenfaatini gözetmek veya adli makamların soruşturma yaparken başvurduklarıyöntemleri güvence altına almak gibi amaçlarla soruşturma aşamasında bazıdelillere erişim yönünden kısıtlama getirilmesi gerekebilir. Bu nedenlesoruşturma evresinin sağlıklı bir şekilde yürütülebilmesi amacıyla müdafinindosya inceleme yetkisinin kısıtlanmasının demokratik toplum düzeni bakımındangerekli olmadığı söylenemez. Ancak dosyaya erişim hakkına getirilecekkısıtlamanın kısıtlama kararıyla ulaşılmak istenen amaç ile orantılı olması,savunma hakkının yeterince kullanılmasını engelleyecek nitelikte bulunmamasıgerekmektedir (AYM, E.2014/195, K.2015/116, 23/12/2015, § 107).
83. Yakalanan bir kişiye, yakalanmasının temel maddi ve hukukisebepleri teknik olmayan ve anlayabileceği basit bir dilde açıklanmalı; böylecekişi, uygun görürse hürriyetinden yoksun bırakılmasının Anayasa'nın 19.maddesinin sekizinci fıkrası kapsamında kanuna uygunluğuna itiraz etmek üzeremahkemeye başvurma imkânına sahip olabilmelidir. Anayasa'nın 19. maddesinindördüncü fıkrası, yakalama veya tutuklama sırasında verilen bilgilerinyakalanan veya tutuklanan kişiye isnat edilen suçların tam bir listesiniiçermesini, bir başka deyişle hakkındaki suçlamalara esas tüm delillerinbildirilmesini ya da açıklanmasını gerektirmemektedir (Günay Dağ ve diğerleri, § 175).
84. İfadesi ya da savunması alınırken başvurucuya erişimikısıtlanan belgelerin içeriğine ilişkin sorular sorulmuş ve başvurucununtutukluluk kararına yönelik itirazında bu belgelerin içeriğine atıfta bulunmuşolması durumunda başvurucunun tutukluluğa temel teşkil eden belgelereerişiminin olduğunun, içerikleri hakkında yeterli bilgiye sahip bulunduğunun vebu nedenle de tutukluluk hâlinin gerekçelerine yeterli biçimde itiraz etmeimkânını elde ettiğinin kabulü gerekmektedir. Böyle bir durumda kişi,tutukluluğa temel teşkil eden belgelerin içeriği hakkında yeterli bilgiyesahiptir (Hidayet Karaca, § 107).
c. İlkelerin OlayaUygulanması
85. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan 4/5/2017 tarihliiddianameden anlaşıldığı üzere başvurucu hakkında yürütülen soruşturmadosyasına ilişkin olarak dosyayı incelemesinin veya belgelerden örnek almasınınsoruşturmanın amacını tehlikeye düşürebileceği gerekçesiyle müdafininsoruşturma dosyasını inceleme yetkisinin kısıtlanmasına karar verilmiştir.Bununla birlikte İzmir 14. Ağır Ceza Mahkemesince iddianamenin kabul edildiği10/5/2017 tarihi itibarıyla kısıtlılık, 5271 sayılı Kanun'un 153. maddesinin(4) numaralı fıkrası uyarınca kendiliğinden sona ermiş bulunmaktadır.
86. Başvurucuya yöneltilen suçlamaya ilişkin olgular; temeldebaşvurucunun 1991 yılından Kuruma kayyım atanma tarihi olan 2016 yılı Mart ayına kadar 668 sayılı KHK ile kapatılan Zamangazetesinde yöneticilik yapması, Asya Katılım Bankası nezdinde artan oranlıhesabının bulunması ve ByLockuygulamasının kullanıcısı olmasıdır. Başvurucunun kolluk görevlilerince alınanifadesi incelendiğinde kendisine isnat edilen suçlamalara ilişkin olarakaçıklamada bulunulduğu ve bu suçlamalara konu eylemlerle ilgili sorularyöneltildiği, başvurucunun da isnat edilen eylem ve suçlamalara karşı savunmayaptığı, savunmasında suçlamayı kabul etmediği görülmektedir.
87. Diğer taraftan İzmir 4. Sulh Ceza Hâkimliğince yapılan sorgusırasında başvurucuya yüklenen suçun anlatıldığı ve bu sırada başvurucunun müdafiinin de hazır bulunduğu anlaşılmıştır. Başvurucu,suçlamalardan ve suçlamaların dayanaklarına ilişkin bilgi ve belgelerden haberdarolduktan sonra müdafiiyle birlikte hâkim önündesavunmasını sözlü olarak dile getirmiş; bu savunmasında da kolluktakianlatımları doğrultusunda suçlamaları kabul etmemiştir.
88. Ayrıca başvurucunun 5271 sayılı Kanun'un 153. maddesinin (3)numaralı fıkrasına aykırı olarak kuralda belirtilen ifadelerini içerentutanaklar, bilirkişi raporları ve hazır bulunmaya yetkili olduğu diğer adliişlemlere ilişkin tutanaklara erişiminin kısıtlandığı yönünde bir şikâyeti debulunmamaktadır. Dolayısıyla başvurucunun ve müdafiininisnat edilen suçlamalara ve tutukluluğa temel teşkil eden bilgilereerişimlerinin olduğu anlaşılmaktadır.
89. Bu itibarla suçlamalara dayanak olan temel unsurların vetutmanın hukukiliğinin değerlendirilmesi için esas olan bilgilerin başvurucuyaveya müdafiine bildirilmiş ve başvurucuya bunlarakarşı savunmasını ileri sürme imkânı verilmiş olması dikkate alındığında birkaçay süren soruşturma aşamasında uygulanmış olan kısıtlılık kararı nedeniylebaşvurucunun tutukluluğa karşı etkili bir şekilde itirazda bulunamadığınınkabulü mümkün görülmemiştir (benzer yöndeki bir değerlendirme için bkz. Deniz Özfırat,B. No: 2013/7929, 1/12/2015, § 91).
90. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun kısıtlama kararınedeniyle tutukluluğa itiraz bağlamında savunma hakkının kısıtlandığı iddiasınailişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundan başvurunun bu kısmınında açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
91. Buna göre başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkınayönelik olarak soruşturma dosyasında kısıtlama kararı verilmesi suretiyleyapılan müdahalenin Anayasa'da (özellikle 19. maddenin sekizinci fıkrası) yeralan güvencelere aykırılık oluşturmadığı görüldüğünden Anayasa'nın 15. maddesindeyer alan ölçütler yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerekbulunmamaktadır.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Gözaltının hukuki olmaması ve gözaltı süresinin makulolmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğineilişkin iddianın başvuru yollarınıntüketilmemiş olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA,
3. Tutukluluğun makul süreyi aşması nedeniyle kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemişolması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
4. Soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması nedeniyle kişihürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA15/11/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.