TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
VELİ KANBER BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/1500)
Karar Tarihi: 22/6/2015
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Alparslan ALTAN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Raportör Yrd.
:
Gökçe GÜLTEKİN
Başvurucu
:
Veli KANBER
Vekili
:
Av. Nilüfer ŞEREFOĞLU
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvurucu, vekaletsözleşmesinden doğan yetkilerini kötüye kullandığı iddiasıyla 3/9/2008 tarihindeBakırköy 4. Asliye Hukuk Mahkemesinde aleyhine açılan tazminat davasında usulve yasaya uygun yargılama yapılmadığını, Yargıtayınyerleşik içtihadının dikkate alınmadığını ve hukuka aykırı karar verildiğini,yargılamanın makul sürede sonuçlandırılamadığını belirterek, mülkiyet ve adilyargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş, yeniden yargılamayapılmasını, bunun mümkün olmaması halinde ise tazminat ödenmesini talepetmiştir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru, 29/1/2014 tarihindeBakırköy 4. Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. İdari yöndenyapılan ön incelemede başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumununbulunmadığı tespit edilmiştir.
3. İkinci Bölüm BirinciKomisyonunca 27/6/2014 tarihinde kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.
4. Bölüm Başkanı tarafından12/9/2015 tarihinde, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikteyapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvuru konusu olay veolgular ile başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir.Adalet Bakanlığının 22/9/2015 tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin öncekikararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen, başvuru hakkında görüş sunulmayacağıbildirilmiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
6. Başvuru formu ve eklerindeifade edildiği şekliyle ve UYAP aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde olaylar özetle şöyledir:
7. Vekâlet sözleşmesinden doğanyetkilerini kötüye kullanarak taşınmaz satışında bulunduğu ve bu şekilde zararaneden olunduğu iddiasıyla 3/9/2008 tarihinde Bakırköy 4. Asliye HukukMahkemesinde başvurucu aleyhine tazminat davası açılmıştır.
8. Mahkemenin 13/6/2012 tarihlive E.2008/253, K.2012/264 sayılı kararıyla, başvurucunun kat karşılığı inşaatsözleşmesi ve taşınmaz mal satmak için vekil tayin edildiği, başvurucu ilemüteahhit arasında gayrimenkul satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesidüzenlendiği, bu sözleşmeye göre satış vaadinde bulunan başvurucu tarafındankendi adına asaleten, davacı adına vekaleten maliki oldukları taşınmazınhisselerinin belirlendiği, başvurucunun davacı adına tescil edilen hisseleriaynı vekaletnameye dayanarak dava dışı bir şahsa sattığı, bu kişinin ise aynıgün bu payı başvurucuya sattığı ve onun bu hisseleri üçüncü şahıslara tapudadevrettiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne kararverilmiştir.
9. Temyiz üzerine, Yargıtay 13.Hukuk Dairesinin 12/6/2013 tarihli ve E.2012/22979, K.2013/15977 sayılıilâmıyla İlk Derece Mahkemesinin kararı onanmıştır.
10. Karar düzeltme istemi aynıDairenin 4/12/2013 tarihli ve E.2013/24755, K.2013/30258 sayılı ilâmıylareddedilmiştir.
11. Karar, başvurucuya 2/1/2014tarihinde tebliğ edilmiştir.
12. Başvurucu, 29/1/2014tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
B. İlgiliHukuk
13. 12/1/2011 tarihli ve 6100sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 30. maddesi; 22/4/1926 tarihli ve 818sayılı mülga Borçlar Kanunu’nun 390. maddesi.
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
14. Mahkemenin 22/6/2015tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 29/1/2014 tarih ve 2014/1500numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları
15. Başvurucu, vekalet görevinikötüye kullanarak taşınmaz satışı yaptığı iddiasıyla 3/9/2008 tarihindeBakırköy 4. Asliye Hukuk Mahkemesinde aleyhine açılan tazminat davasında ilerisürdüğü zamanaşımı def’inin Yargıtayın yerleşikiçtihadına aykırı olarak reddedildiğini, lehine olan tanık beyanlarının vebilirkişi raporuna yaptığı itirazın dikkate alınmadığını, Mahkemece verilendavanın kısmen kabulüne ilişkin kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu,yargılamanın makul sürede sonuçlanmadığını belirterek, mülkiyet ve adilyargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme
16. Başvuru formu ve ekleriincelendiğinde, başvurucunun, vekalet görevini kötüye kullandığı iddiasıyla3/9/2008 tarihinde Bakırköy 4. Asliye Hukuk Mahkemesinde aleyhine açılantazminat davasında hukuka aykırı karar verildiğini belirterek, mülkiyet ve adilyargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürdüğü anlaşılmıştır. AnayasaMahkemesi, başvurucunun ihlal iddialarına ilişkin nitelendirmesi ile bağlıolmayıp hukuki nitelendirmeyi kendisi yapar. Anılan ihlal iddiaları, delillerindeğerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ile Mahkemece verilenkararın adil olup olmamasına ilişkin olduğundan, bu iddiaların tamamı adilyargılanma hakkının ihlali iddiası kapsamında nitelendirilmiştir. Başvurucunun,Yargıtayın yerleşik içtihadına aykırı karar verildiğive makul sürede yargılama yapılmadığı yönündeki iddiaları ise ayrıcadeğerlendirilmiştir.
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
a. Yargılamanın Sonucu İtibarıyla Adil Olmadığı İddiası
17. Anayasa’nın 148. maddesinindördüncü fıkrası şöyledir:
“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlardainceleme yapılamaz.”
18. 30/3/2011 tarihli ve 6216sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un48. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğinekarar verebilir.”
19. 6216 sayılı Kanun’un 48. maddesinin(2) numaralı fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabuledilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Anayasa’nın 148. maddesinindördüncü fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvurular kapsamındadeğerlendirilen kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkinşikâyetlerin bireysel başvuruda incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.
20. Anılan kurallar uyarınca,ilke olarak derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmış maddi olay veolguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarınınyorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgilivarılan sonucun esas yönünden adil olup olmaması bireysel başvuru incelemesinekonu olamaz. Bunun tek istisnası, derece mahkemelerinin tespit ve sonuçlarınınadaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda açık bir takdir hatası içermesi ve budurumun kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlaletmiş olmasıdır. Bu çerçevede, kanun yolu şikâyeti niteliğindeki başvurular açıkçakeyfilik bulunmadıkça Anayasa Mahkemesince incelenemez (Necati Gündüz ve Recep Gündüz, B. No:2012/1027, 12/2/2013, § 26).
21. Başvuru konusu olayda,başvurucu aleyhine vekalet görevini kötüye kullandığı iddiasıyla 3/9/2008tarihinde Bakırköy 4. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan davada uğranılan zararıntazmini talep edilmiştir.
22. Başvurucu, aleyhine açılan tazminatdavasında, lehine olan tanık beyanlarının ve bilirkişi raporuna yaptığıitirazın dikkate alınmadığını, Mahkemece hukuka aykırı karar verildiğini belirterek,adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
23. Mahkemenin, 13/6/2012tarihli kararıyla, taşınmazın imar işlem dosyasının incelendiği, başvurucunun tanıklarınındinlendiği, üç kişilik bilirkişi kurulu ile keşif yapıldığı, rapor ve ekraporun alındığı belirtilmiş, başvurucunun kat karşılığı inşaat sözleşmesi vetaşınmaz mal satmak için vekil olarak tayin edildiği, başvurucu ile müteahhitarasında gayrimenkul satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesidüzenlendiği, bu sözleşmeye göre satış vaadinde bulunan başvurucu tarafındankendi adına asaleten, davacı adına vekaleten maliki oldukları taşınmazınhisselerinin belirlendiği, başvurucunun davacı adına tescil edilen hisseleriaynı vekaletnameye dayanarak dava dışı bir şahısasattığı, bu kişinin ise aynı gün bu payı başvurucuya sattığı ve onun buhisseleri üçüncü şahıslara tapuda devrettiğinin anlaşıldığı gerekçesiyledavanın kısmen kabulüne karar verildiği, temyiz üzerine, Yargıtay 13. HukukDairesinin 12/6/2013 tarihli ilâmıyla onandığı, karar düzeltme isteminin aynıDairenin 4/12/2013 tarihli ilâmıyla reddedildiği anlaşılmıştır.
24. Mahkemenin gerekçesi vebaşvurucunun iddiaları incelendiğinde, iddiaların özünün Derece Mahkemesitarafından delillerin değerlendirilmesinde ve hukuk kurallarınınyorumlanmasında isabet olmadığına ve esas itibarıyla yargılamanın sonucunailişkin olduğu anlaşılmaktadır.
25. Başvurucu, yargılamasürecinde karşı tarafın sunduğu deliller ve görüşlerden bilgi sahibiolamadığına, kendi delillerini ve iddialarını sunma olanağı bulamadığına, karşıtarafça sunulan delillere ve iddialara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatıbulamadığına ya da uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarınınDerece Mahkemesi tarafından dinlenmediğine ilişkin bir bilgi ya da kanıtsunmadığı gibi Mahkemenin kararında bariz takdir hatası veya açık keyfilikoluşturan herhangi bir durum da tespit edilememiştir.
26. Açıklanan nedenlerle,başvurucu tarafından ileri sürülen iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğindeolduğu, Derece Mahkemesi kararlarının bariz takdir hatası veya açık keyfilik deiçermediği anlaşıldığından, başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlikkoşulları yönünden incelenmeksizin “açıkçadayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
b. Yargıtayın Yerleşik İçtihadınaAykırı Karar Verilmesi Nedeniyle Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğiİddiası
27. Başvurucu, 3/9/2008 tarihindeBakırköy 4. Asliye Hukuk Mahkemesinde aleyhine açılan tazminat davasında ilerisürdüğü zamanaşımı def’inin Yargıtayın yerleşikiçtihadına aykırı olarak reddedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
28. 6216 sayılı Kanun’un “Bireysel başvuru usulü” kenar başlıklı 47.maddesinin (3) ve (6) numaralı fıkraları şöyledir:
“(3) Başvurudilekçesinde başvurucunun ve varsa temsilcisinin kimlik ve adres bilgilerinin,işlem, eylem ya da ihmal nedeniyle ihlal edildiği ileri sürülen hak veözgürlüğün ve dayanılan Anayasa hükümlerinin, ihlal gerekçelerinin, başvuruyollarının tüketilmesine ilişkin aşamaların, başvuru yollarının tüketildiği,başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarih ile varsa uğranılan zararınbelirtilmesi gerekir. Başvuru dilekçesine, dayanılan deliller ile ihlale nedenolduğu ileri sürülen işlem veya kararların aslı ya da örneğinin ve harcınödendiğine dair belgenin eklenmesi şarttır.
…
(6) Başvuru evrakındaherhangi bir eksiklik bulunması hâlinde, Mahkeme yazı işleri tarafındaneksikliğin giderilmesi için başvurucu veya varsa vekiline onbeşgünü geçmemek üzere bir süre verilir ve geçerli bir mazereti olmaksızın busürede eksikliğin tamamlanmaması durumunda başvurunun reddine karar verileceğibildirilir.”
29. 6216 sayılı Kanun’un, “Bireysel başvuruların kabul edilebilirlik şartları veincelenmesi” kenar başlıklı 48. maddesinin (1) ve (2) numaralıfıkraları şöyledir:
“(1)Bireysel başvuru hakkında kabul edilebilirlik kararı verilebilmesi için 45 ila47 nci maddelerde öngörülen şartların taşınmasıgerekir.
(2) Mahkeme,Anayasanın uygulanması ve yorumlanması veya temel hakların kapsamının vesınırlarının belirlenmesi açısından önem taşımayan ve başvurucunun önemli birzarara uğramadığı başvurular ile açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabuledilemezliğine karar verebilir.”
30. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün bireyselbaşvuruların içeriğini düzenleyen “Bireyselbaşvuru formu ve ekleri” başlıklı 59. maddesinin ilgili bölümüşöyledir:
“…
(2) Başvuru formunda aşağıdaki hususlar yer alır:
…
ç) Kamu gücünün ihlale neden olduğu iddia edilen işlem,eylem ya da ihmaline dair olayların tarih sırasına göre özeti.
d) Bireysel başvuru kapsamındaki haklardan hangisinin hanginedenle ihlal edildiği ve buna ilişkin gerekçeler ve delillere ait özlüaçıklamalar.
e) Başvurucunun güncel ve kişisel bir temel hakkınındoğrudan zedelendiği iddiasının dayanakları.
…
(3) Başvuru formuna aşağıdaki belgeler ya da onaylıörnekleri eklenir:
…
e) Dayanılan belgelerin asılları ya da onaylı örnekleri.
…
(4) Başvurucu ihlal iddiasına dayanak gösterdiği üçüncüfıkradaki belgelere herhangi bir nedenle erişememesi hâlinde bunungerekçelerini belirtir. Mahkeme gerekli gördüğü takdirde bu bilgi ve belgeleriresen toplar.
…”
31. İçtüzüğün “Formunve eklerinin hazırlanmasına ilişkin ilkeler” başlıklı 60. maddesişöyledir:
“(1) Başvuru formu, İçtüzüğün 59 uncu maddesine uygun olarakdüzenlenir ve aynı maddede belirtilen belgeler ya da onaylı örnekleri başvuruformuna eklenir.
(2) Başvuru formu okunaklı ve başvurunun esasına yöneliközlü bilgileri içerir şekilde hazırlanır. Başvuru formunun ekler hariç onsayfayı geçmesi hâlinde başvurucunun ayrıca başvuru formuna olayların özetinieklemesi gerekir.
(3) Başvurucu, başvuru formunun ekinde sunduğu belgeleri,tarih sırasına göre numaralandırarak her bir belgeyi tanımlayıcı başlıklarhâlinde dizi pusulasına bağlar.”
32. İçtüzüğün “Formve eklerinin ön incelemesi ve eksiklikler” başlıklı 66. maddesişöyledir:
“(1)Bireysel Başvuru Bürosu gelen başvuruları şeklîeksiklikler bulunup bulunmadığı yönünden inceler. Başvuru formunda veyaeklerinde herhangi bir eksiklik tespit edilmesi hâlinde, bunların tamamlattırılmasıiçin başvurucuya, varsa avukatına veya kanuni temsilcisine onbeşgünü geçmemek üzere bir süre verilir.
(2) Eksikliklerin tamamlattırılmasına dair yazıdabaşvurucuya geçerli bir mazereti olmaksızın verilen sürede eksiklikleritamamlamadığı takdirde başvurusunun reddine karar verileceği bildirilir.
(3) Başvurunun; süresinde yapılmadığı, 59 uncu ve 60 ıncı maddelerdeki şekil şartlarına uygun olmadığı ve tespitedilen eksikliklerin verilen kesin sürelerde tamamlanmadığı hâllerdeKomisyonlar Başraportörü tarafından reddine kararverilir ve başvurucuya tebliğ edilir. Bu karara tebliğ tarihinden itibaren yedigün içinde Komisyona itiraz edilebilir. Bu konuda Komisyonların verdiğikararlar kesindir.”
33. 6216sayılı Kanun’un 47. maddesinin (3) numaralı, 48. maddesinin (1) ve (2) numaralıfıkraları ile İçtüzüğün 59. maddesinin ilgili fıkraları uyarınca AnayasaMahkemesine başvuru konusu olaylarla ilgili delilleri sunmak suretiyle olaylarhakkındaki iddialarını ve dayanılan Anayasa hükmünün kendilerine göre ihlaledildiğine dair açıklamalarda bulunarak hukuki iddialarını kanıtlamakbaşvurucuya düşer (Veli Özdemir, B.No: 2013/276, 9/1/2014, § 19).
34. Başvurucunun,kamu gücünün işlem,eylem ya da ihmali nedeniyle ihlal edildiğini ileri sürdüğü hak ve özgürlük iledayanılan Anayasa hükümlerini, ihlal gerekçelerini, dayanılan deliller ileihlale neden olduğu ileri sürülen işlem veyakararların aslı ya da örneğini başvuru dilekçesine eklemesi şarttır. Başvurudilekçesinde kamu gücünün ihlale neden olduğu iddia edilen işlem, eylem ya daihmaline dair olayların tarih sırasına göre özeti yapılmalı; bireysel başvurukapsamındaki haklardan hangisinin hangi nedenle ihlal edildiği ve buna ilişkingerekçeler ve deliller açıklanmalıdır (VeliÖzdemir, B. No: 2013/276, 9/1/2014, § 20).
35. Yukarıda belirtilen koşullar yerinegetirilmediği takdirde Anayasa Mahkemesi başvuruyu açıkça dayanaktan yoksunolduğu gerekçesiyle kabul edilemez bulabilir. İddiaların dayanaktan yoksun olmadığıkonusunda Anayasa Mahkemesinin ikna edilmesi, başvurucu tarafından ilerisürülen iddiaların niteliğine bağlıdır. Başvurucunun başlangıçta, başvuruhakkında kabul edilemezlik kararı verilmesini önlemek için başvuru formu veeklerinde iddialarını destekleyici belgeleri sunması ve gerekli açıklamalarıyapması zorunludur (Veli Özdemir, B.No: 2013/276, 9/1/2014, § 23).
36. Başvurucunun, Yargıtayınyerleşik içtihadına aykırı karar verilmesi nedeniyle ihlale neden olduğunuileri sürdüğü Bakırköy 4. Asliye Hukuk Mahkemesindeki dava dosyasınınincelenmesinde, başvurucunun zamanaşımı def’inde bulunduğu, Mahkemece; davanınvekâlet görevinin kötüye kullanılmasından doğan tazminat davası olmasınedeniyle zamanaşımı süresinin beş yıl olduğu, sürenin, söz konusu zararınöğrenildiği tarihten itibaren başladığı, davacının 30/12/2008 tarihli cevabacevap dilekçesiyle dava konusu zarara neden olduğunu ileri sürdüğü taşınmazsatışlarını 8/4/2005 tarihinde öğrendiğini beyan ettiği, bunun aksini gösterirbir belgenin dava dosyasına sunulmadığı gerekçesiyle zamanaşımı def’ininreddine karar verildiği anlaşılmıştır. Başvurucunun, kararın Yargıtayın yerleşik içtihatlarına aykırı olduğu yönündekiiddiasına dayanak teşkil ettiği Yargıtay kararları incelenmiş, ilgili kararlarınbaşvurucunun dava dosyasında yer alan olay ve olgular ile uyumlu sayılabilecekbir benzerliği tespit edilememiştir.
37. Anayasa Mahkemesine yapılanbireysel başvurularda başvurucuların başvurularını titizlikle hazırlama vetakip etme yükümlülükleri vardır. Bu yükümlülüğün bir gereği olarak başvurucu,ihlal edildiğini iddia ettiği Anayasa hükmünün nasıl ihlal edildiğine ilişkinaçıklamalarda bulunmak suretiyle hukuki iddialarını kanıtlamak zorundadır.Başvurucu tarafından soyut şekilde birtakım Anayasa hükümlerine atıftabulunulmuş olması iddiaların ispatlandığı anlamına gelmez. Anayasa Mahkemesinebireysel başvuru yolu, Anayasa’ya aykırılığın soyut biçimde ileri sürülmesinisağlayan bir yol olarak düzenlenmemiştir (Halilİbrahim Aydın ve Diğerleri, B. No: 2014/483, 19/11/2014, § 29).
38. Başvurucunun, ihlal iddiasının dayanağıolan tüm olayları göstermesi, başvuruyu aydınlatacak ve hükmün esasınıetkileyecek argümanları destekleyici tüm belgeleri başvuru dilekçesine eklemesigerekir. Şayet bir belge elde edilememişse, bunun da nedenleri açıklanmalıdır.Somut başvuruda başvurucu bu koşulları yerine getirmeyerek iddialarınıtemellendirmediğinden başvurusunun esasının incelenmesi imkânı bulunmamaktadır(Veli Özdemir, B. No: 2013/276,9/1/2014, § 26).
39. Açıklanan nedenlerle, başvurucu tarafından ilerisürülen ihlal iddialarının başvurucu tarafından kanıtlanmamış olması nedeniyle,başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönündenincelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksunolması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
c. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlali İddiası
40. Başvuru formu ile eklerininincelenmesi sonucunda, açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabuledilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığıanlaşılan başvurunun bu kısmının kabul edilebilir olduğuna karar verilmesigerekir.
2. Esas Yönünden
41. Başvurucu, 3/9/2008tarihinde Bakırköy 4. Asliye Hukuk Mahkemesinde aleyhine açılan tazminatdavasında yargılamanın makul sürede sonuçlandırılamadığını belirterek, adilyargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.
42. Anayasa ve Avrupa İnsanHakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) ortak koruma alanı dışında kalan bir hakihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesimümkün olmayıp (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, §18), Sözleşme metni ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarındanortaya çıkan ve adil yargılanma hakkının somut görünümleri olan alt ilke vehaklar, Anayasa’nın 36. maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının daunsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca incelemeyaptığı birçok kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadıışığında yorumlamak suretiyle, Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan ve AİHMiçtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara,Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir. Somut başvurunun dayanağınıoluşturan makul sürede yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarıncaadil yargılanma hakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderleve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirtenAnayasa’nın 141. maddesinin de Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği, makulsürede yargılanma hakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulmasıgerektiği açıktır (Güher Ergun ve Diğerleri,B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 38–39).
43. Davanın karmaşıklığı,yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılamasürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındakimenfaatinin niteliği gibi hususlar, bir davanın süresinin makul olupolmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması gereken kriterlerdir (Güher Ergun ve Diğerleri, B. No: 2012/13,2/7/2013, §§ 41–45).
44. Anayasa’nın 36. maddesi veSözleşme’nin 6. maddesi uyarınca, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkinuyuşmazlıkların makul sürede karara bağlanması gerekmektedir. Başvuru konusuvekalet görevinin kötüye kullanıldığı iddiasıyla açılan tazminat davasında,1086 sayılı mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ve 6100 sayılı Kanun’da yeralan usul hükümlerine göre yürütülen somut yargılama faaliyetinin, medeni hakve yükümlülükleri konu alan bir yargılama olduğunda kuşku yoktur (Güher Ergun ve Diğerleri, B. No: 2012/13,2/7/2013, § 49).
45. Medeni hak veyükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin makul süre değerlendirmesinde,sürenin başlangıcı kural olarak, uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılamasürecinin işletilmeye başlandığı, başka bir deyişle davanın ikame edildiğitarih olup, somut başvuru açısından bu tarih 3/9/2008tarihidir.
46. Sürenin bitiş tarihi ise,çoğu zaman icra aşamasını da kapsayacak şekilde yargılamanın sona ermetarihidir (Güher Ergun ve Diğerleri,B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 52). Somutbaşvuru açısından bu tarih, Yargıtay 13. Hukuk Dairesi tarafından karardüzeltme isteminin reddedildiği, 4/12/2013 tarihidir.
47. Başvuruya konu yargılamasürecinin incelenmesinde 3/9/2008 tarihinde Bakırköy 4. Asliye HukukMahkemesinde açılan davada, Mahkemece, 13/6/2012 tarihinde davanın kısmenkabulüne karar verildiği, temyiz üzerine, Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin12/6/2013 tarihli ilâmıyla İlk Derece Mahkemesi kararının onandığı, karardüzeltme isteminin aynı Dairenin 4/12/2013 tarihli ilâmıyla reddedildiğianlaşılmıştır.
48. 6100 sayılı Kanun’unöngördüğü yargılama usullerine tabi mahkemeler nezdindeki yargılamaların makulsürede tamamlanmadığı yönündeki iddialar daha önce bireysel başvuru konusuyapılmış ve Anayasa Mahkemesi tarafından, özellikle yargılamada sürati teminetmeye hizmet eden özel usul hükümlerinin nazara alınmadığı göz önündebulundurularak makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde kararverilmiştir (Güher Ergun ve Diğerleri,B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 34-64).
49. Başvuruya konu vekaletgörevinin kötüye kullanıldığı iddiasıyla açılan tazminat davasınınincelenmesinde; hukuki meselenin çözümündeki güçlük, maddi olaylarınkarmaşıklığı, delillerin toplanmasında karşılaşılan engeller, taraf sayısı gibikriterler dikkate alındığında, somut başvuru açısından farklı bir kararverilmesini gerektirecek bir yön bulunmadığı, yargılamanın uzun sürmesinde,başvurucuya atfedilecek bir kusur bulunmadığı anlaşılmakta olup, söz konusu beşyıl üç aylık yargılama sürecinde makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucunavarılmıştır.
50. Açıklanan nedenlerle,başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul süredeyargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden
51. Başvurucu, 3/9/2008tarihinde Bakırköy 4. Asliye Hukuk Mahkemesinde aleyhine açılan tazminatdavasının kısmen kabul edilmesi nedeniyle mülkiyet ve adil yargılanmahaklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş, yeniden yargılama yapılmasını, bununmümkün olmaması durumunda 700.000,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminatahükmedilmesini talep etmiştir.
52. 6216 sayılı Kanun'un “Kararlar” kenarbaşlıklı 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığıihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir.”
53. Başvurucunun tarafı olduğuuyuşmazlığa ilişkin beş yıl üç aylık yargılama süresi nazara alındığında,yargılama faaliyetinin uzunluğu sebebiyle, yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecekolan manevi zararı karşılığında başvurucuya net 3.350,00 TL manevi tazminatödenmesine karar verilmesi gerekir.
54. Başvurucu tarafından madditazminat talebinde bulunulmuş olmakla beraber, tespit edilen ihlal ile iddiaedilen maddi zarar arasında illiyet bağı bulunmadığı anlaşıldığından,başvurucunun maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.
55. Başvurucu tarafından yapılanve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.500,00 TLvekâlet ücretinden oluşan 1.706,10 TL yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A. Başvurucunun,
1.Yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığı yönündeki iddiasının “açıkça dayanaktan yoksun olması",
2. Yargıtayın yerleşik içtihadına aykırı karar verilmesinedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiasının "açıkça dayanaktan yoksun olması"
nedenleriyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3.Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiasının KABULEDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
4. Anayasa’nın36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının İHLALEDİLDİĞİNE,
B. Başvurucuya net 3.350,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNEbaşvurucunun diğer taleplerinin REDDİNE,
C. Başvurucu tarafından yapılan 206,10 TL harç ve 1.500,00 TLvekâlet ücretinden oluşan toplam 1.706,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYAÖDENMESİNE,
D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemedegecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal faiz uygulanmasına,
22/6/2015tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.