TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
VELİ ACU BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2017/35779)
Karar Tarihi: 21/7/2020
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Kadir ÖZKAYA
Üyeler
:
Engin YILDIRIM
Celal Mümtaz AKINCI
Yıldız SEFERİNOĞLU
Basri BAĞCI
Raportör
:
Yusuf Enes KAYA
Başvurucu
:
Veli ACU
Vekilleri
:
Av. Özlem YILMAZ
Av. Hülya GÜLBAHAR
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, yakalama, gözaltına alma ve tutuklama tedbirlerininhukuki olmaması, soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması, tutukluluğailişkin kararların bağımsız ve tarafsız olmayan sulh ceza hâkimliklerinceverilmesi, tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızınyapılması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; gözaltı vetutukluluk süreçlerindeki bazı uygulamalar nedeniyle kötü muamele yasağının;avukatla görüşmenin sınırlandırılması ve bu görüşmenin mahremiyetine riayet edilmemesinedenleriyle adil yargılanma hakkının; telefonla görüşme hakkının kısıtlanmasınedeniyle de haberleşme hürriyetinin ve aile hayatına saygı hakkının ihlaledildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 16/10/2017 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.
7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyandabulunmuştur.
III. OLAY VE OLGULAR
8. Başvuru formları ve eklerinde ifade edildiği şekliyle veUlusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde olaylar özetle şöyledir:
9. Başvurucu, Birleşmiş Milletler Dünya Gıda Programı Gaziantepofisinde çalışmaktadır. Başvurucu aynı zamanda İnsan Hakları Gündemi DerneğiYönetim Kurulu üyesi ve İnsan Hakları Ortak Platformu üyesidir.
10. Silahlı terör örgütlerine [Fetullahçı Terör Örgütü/ParalelDevlet Yapılanması (FETÖ/PDY), PKK/KCK ve DHKP/C] yardım etme suçunu işlediğideğerlendirilen başvurucunun da aralarında bulunduğu on kişi hakkında AdalarCumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatılmıştır.
11. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun119. maddesi uyarınca gecikmesinde sakınca bulunan hâl kapsamında, Cumhuriyetsavcısının emri ile arama ve elkoyma kararı verilmiş olup anılan soruşturmakapsamında başvurucu, İstanbul Büyükada'da bir otelde yapılan toplantısırasında 5/7/2017 tarihinde gözaltına alınmıştır.
12. Adalar Sulh Ceza Hâkimliği 26/8/2016 tarihli kararı ilebaşvurucu hakkındaki soruşturma dosyasına ilişkin olarak "soruşturmanın amacını tehlikeye düşürebileceği"gerekçesiyle 5271 sayılı Kanun'un 153. maddesinin ikinci fıkrasıuyarınca başvurucunun müdafiinin dosya içeriğini incelemesinin ve belgelerdenörnek almasının kısıtlanmasına karar vermiştir.
13. Adalar Cumhuriyet Başsavcılığı, soruşturma işlemlerininİstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca (Başsavcılık) yürütülmesi gerektiğinibelirterek soruşturma dosyasını 6/7/2017 tarihli fezleke ile anılanBaşsavcılığa göndermiştir.
14. Başvurucu, soruşturma işlemlerinin yürütüldüğü İstanbulEmniyet Müdürlüğüne getirilerek ilk ifadesinin alındığı 17/7/2017 tarihinekadar burada gözaltında tutulmuştur.
15. Başvurucu ifadesi alınmak üzere 17/7/2017 tarihindeBaşsavcılıkta hazır edilmiştir. İfade alma tutanağında, başvurucuya isnatedilen suçların okunup anlatıldığı belirtilmiştir. Bu sırada başvurucununmüdafileri de hazır bulunmuştur.
16. Başsavcılık aynı tarihtesilahlı terör örgütüne üye olmamakla beraber örgüt adına faaliyette bulunarakyardım etme suçundan tutuklanması istemiyle başvurucuyu İstanbul 10. Sulh CezaHâkimliğine (Hâkimlik) sevk etmiştir.
17. Başsavcılığın talep yazısı, sorgu işlemi öncesinde Hâkimliktarafından başvurucuya okunmuştur. Ayrıca sorgu tutanağında, başvurucuya isnatedilen suçların okunup anlatıldığı da belirtilmiştir. Sorgu sırasındabaşvurucunun müdafii de hazır bulunmuştur.
18. Başvurucu, Hâkimliğin 18/7/2017 tarihli kararıyla anılansuçtan tutuklanmıştır.
19. Başvurucu müdafii aracılığıyla 24/7/2017 tarihinde tutuklamakararına itiraz etmiştir.
20. İstanbul 11. Sulh Ceza Hâkimliğince 1/8/2017 tarihinde"İstanbul 10. Sulh Ceza Hâkimliğininkararının usul ve yasaya uygun olduğu" gerekçesiyle itirazınkesin olarak reddine karar verilmiştir.
21. Başvurucu 2/8/2017 tarihinde, ceza infaz kurumunda uygulanankısıtlamalar nedeniyle İnfaz Hâkimliğine başvurmuştur. Silivri İnfaz Hâkimliği25/8/2017 tarihinde on beş günlük süre verilmesine rağmen usulüne uygunvekâletname sunulmadığı gerekçesiyle ağır ceza mahkemesine itiraz yolu açıkolmak üzere dilekçenin reddine karar vermiştir. Başvurucu daha sonra 4/10/2017tarihinde yeni bir dilekçe ile İnfaz Hâkimliğine başvurmuş ancak bu dilekçesiile ilgili bir karar verilmediğini ileri sürmüştür.
22. Başvurucunun tutukluluk hâli 18/9/2017 tarihinde incelenmişve itiraz yolu açık olmak üzere tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir.
23. Başvurucu 16/10/2017 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
24. Başsavcılığın 4/10/2017 tarihli iddianamesi ile başvurucununsilahlı terör örgütlerine (FETÖ/PDY, PKK/KCK ve DHKP/C) yardım etme suçunuişlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyle aynı yer ağır ceza mahkemesindedava açılmıştır.
25. İddianamede; şüphelilerle ilgili olarak terörizminfinansmanı ve casusluk suçları yönünden tefrik kararı verildiği, başka birsoruşturma evrakı üzerinden bu soruşturmaya devam edildiği, müsnet suçaçısından delillerin toplanmış olması, şüphelilerin bu suçtan tutuklubulunması, tutuklu bulundukları suç yönünden usul ekonomisi ile makul süredeyargılanma haklarını teminen kamu davası açılması cihetine gidildiğibelirtilmiştir.
26. İstanbul 35. Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) 17/10/2017tarihinde iddianamenin kabulüne karar vermiş ve E.2017/100 sayılı dosyaüzerinden kovuşturma başlamıştır.
27. Mahkemece 25/10/2017 tarihinde yapılan birinci duruşmada başvurucununtahliyesine karar verilmiştir.
28. Savcılık 27/11/2019 tarihinde esas hakkındaki mütalaasınısunmuştur. Esas hakkındaki mütalaada başvurucunun silahlı terör örgütlerine(FETÖ/PDY, PKK/KCK ve DHKP/C) yardım etme suçundan cezalandırılması talep edilmiştir.Mütalaada ayrıca başvurucu hakkında uluslararası casusluk ve terörizminfinansmanı suçlarında yürütülen tahkikat sonucunda kovuşturmaya yer olmadığınadair karar verildiği belirtilmiştir.
29. Anılan davada İstanbul 35. Ağır Ceza Mahkemesi 3/7/2020tarihinde başvurucunun beraatine karar vermiştir.
30. Beraat kararına karşı savcılıkça istinaf yolunabaşvurulmuştur. İstinaf incelemesi devam etmektedir.
IV. İLGİLİ HUKUK
31. İlgili hukuk için bkz.Vedat Demir, B. No: 2017/7295, 29/5/2019, §§ 23-28.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
32. Mahkemenin 21/7/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Kişi Hürriyeti veGüvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar
1. Yakalama ve GözaltıTedbirinin Hukuka Aykırı Olduğuna İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
33. Başvurucu, şartları oluşmadığı hâlde hakkında yakalama vegözaltı tedbiri uygulanmasıyla on üç gün boyunca gözaltında kalmasına rağmenkendisine yönelik herhangi bir adli işlem yapılmaması nedeniyle Anayasa'nın 19.maddesinde güvence altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
34. Bakanlık görüşünde öncelikle 5271 sayılı Kanun'un 141.maddesindeki tazminat yolunun tüketilmesi gerektiği belirtilmiştir. Esastaninceleme yapılacak olması durumunda ise Bakanlık; gözaltı süresinin nedenuzatıldığına ilişkin olarak soruşturma mercilerince somut gerekçelerin ortayakonulduğunu, ayrıca başvurucu ile birlikte dokuz şüphelinin daha gözaltındabulunması, şüphelilere yüklenen suçun özelliği, delillerin toplanmasındakigüçlük gibi sebeplere de gözaltı kararında değinildiğini, olağanüstü hâldöneminde uygulamaya konulan yasal düzenlemeler karşısında somut olaydabaşvurucunun gözaltı süresinin makul olduğunun değerlendirildiğini ifadeetmiştir.
35. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı cevabında başvuruformundakine benzer beyanlarda bulunmuştur.
b. Değerlendirme
36. Bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmekiçin olağan kanun yollarının tüketilmiş olması gerekir. Anayasa Mahkemesinebireysel başvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derece mahkemelerincedüzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte bir hak arama yoludur(Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt,B. No: 2012/403, 26/3/2013, §§ 16, 17).
37. Anayasa Mahkemesi, kanunda öngörülen gözaltı süresininaşıldığı veya yakalama ve gözaltına alınmanın hukuka aykırı olduğu iddialarınailişkin olarak bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla asıl davasonuçlanmamış da olsa -ilgili Yargıtay içtihatlarına atıf yaparak- 5271 sayılıKanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açma imkânının tüketilmesigereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (Hikmet Kopar ve diğerleri [GK], B. No:2014/14061, 8/4/2015, §§ 64-72; HidayetKaraca [GK], B. No: 2015/144, 14/7/2015, §§ 53-64; Günay Dağ ve diğerleri [GK], B. No:2013/1631, 17/12/2015, §§ 141-150; İbrahimSönmez ve Nazmiye Kaya, B. No: 2013/3193, 15/10/2015, §§ 34-47).
38. Buna göre 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde belirtilendava yolunun başvurucunun durumuna uygun, telafi kabiliyetini haiz, etkili birhukuk yolu olduğu ve bu olağan başvuru yolu tüketilmeden yapılan bireyselbaşvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincillikniteliği ile bağdaşmadığı sonucuna varılmıştır.
39. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun hukuka aykırı şekildeyakalanarak gözaltına alındığı ve gözaltı süresinin makul olmadığı iddialarıylailgili olarak yargısal başvuru yolları tüketilmeden bireysel başvuru yapıldığıanlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuruyollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemez olduğunakarar verilmesi gerekir.
2. Tutuklamanın HukukiOlmadığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü
40. Başvurucu; kuvvetli suç şüphesi ve somut deliller bulunmadanhukuken geçersiz bir tutuklama kararı verildiğini, delilleri karartma ve kaçmaşüphesi olmadığı hâlde koşulları oluşmadan verilen tutuklama kararı nedeniylekişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.Başvurucu ayrıca tutuklanmasının Anayasa'da öngörülen meşru amaçlarla değilinsan hakları savunucularının cezalandırılması ve sindirilmesi amacıylagerçekleştirildiğini belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkıyla birlikteAvrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 18. maddesinin ihlal edildiğiniiddia etmiştir. Başvurucu; tutuklu olması nedeniyle doğum yapacak olan eşininyanında olamadığını, eşinin de riskli gebelik nedeniyle kendisini ziyaretedemediğini belirterek özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
41. Bakanlık görüşünde öncelikle 5271 sayılı Kanun'un 141.maddesindeki tazminat yolunun tüketilmesi gerektiği belirtilmiştir. Esastaninceleme yapılacak olması durumunda ise Bakanlık; tutuklamaya dair verilenkararlara ilişkin gerekçeler kapsamında başvurucunun tutukluluğunun keyfîolduğunun savunulamayacağını ifade etmiştir. Bakanlık ayrıca başvurucunun insanhakları savunucularının korunmasına yönelik uluslararası sözleşmelerden doğanyükümlülüklerin ihlal edildiği iddiasının insan hakları savunucularınınkorunmasına yönelik olarak spesifik anlamda gerek Anayasa'da gerekse AİHS'teherhangi bir hüküm bulunmaması nedeniyle Anayasa Mahkemesinin konu bakımındanyetkisi kapsamında bulunmadığını ileri sürmüştür.
42. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı cevabında başvuruformundakine benzer beyanlarda bulunmuştur.
b. Değerlendirme
43. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun şikâyetlerinin özü,tutukluluğun hukuki olmadığına ilişkindir. Özel hayata ve aile hayatına saygıhakkının ihlal edildiği şikâyeti de tutuklamanın doğal sonucu olduğundantutuklamanın hukuki olmadığı şikâyeti kapsamında görülmüştür. Dolayısıylabaşvurucunun bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncüfıkrası bağlamında, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmesigerekir.
44. Bununla birlikte bireysel başvuru yoluyla AnayasaMahkemesine başvurabilmek için ihlale neden olduğu ileri sürülen işlem, eylemya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarınıntamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, §§ 16,17).
45. Somut olayda başvurucu 18/7/2017 tarihinde tutuklanmış oluptutuklama kararına itirazı 1/8/2017 tarihinde reddedilmiştir. Bununla birliktebaşvurucu hakkında sonrasında da tutukluluğun devamına dair kararlar verildiğive başvurucunun bu kararlara itiraz ettiğini ortaya koymadığı görülmektedir. Bubağlamda bireysel başvuruya konu edilen 18/9/2017 tarihli tutukluluğun devamıkararına karşı da itiraz yolu tüketilmemiştir.
46. Özellikle daha önce birçok kez tutukluluğun devamıkararlarına itiraz edilmiş ve sonuç alınamamışsa somut olayın koşullarıgözetilerek en son verilen tutukluluğun devamı kararına itiraz edilmemesinedeniyle başvuru yollarının tüketilmediği gerekçesiyle başvurununreddedilmemesi de mümkündür (Serdar Ziriğ [GK], B. No: 2013/7766, 2/7/2015, § 27).
47. Buna karşılık başvuru konusu olay dikkate alındığında, ilktutuklama kararı dışındaki tutukluluğun devamı kararlarına karşı bireyselbaşvuruda bulununcaya kadar itiraz yoluna gittiğini ortaya koyamayan başvurucuyönünden başvuru yollarının tüketilmesi kuralına istisna tanınmasını gerektirenbir durumun olmadığı görülmektedir.
48. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olmasınedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
3. Sulh CezaHâkimliklerinin Bağımsız ve Tarafsız Hâkim İlkelerine Aykırı Olduğuna İlişkinİddia
a. Başvurucunun İddiaları
49. Başvurucu, tutukluluğa ilişkin karar veren sulh cezahâkimliklerinin bağımsız ve tarafsız mahkeme güvencesini sağlamadığını ilerisürmüştür.
50. Bakanlık, bu konuda görüş bildirmemiştir.
b. Değerlendirme
51. Anayasa Mahkemesince sulh ceza hâkimliklerinin doğal hâkimgüvencesini sağlamadıkları, tarafsız ve bağımsız mahkeme olmadıkları vetutukluluğa itirazın bu yargı mercilerince karara bağlanmasının hürriyettenyoksun bırakılmaya karşı etkili bir itirazda bulunmayı imkânsız hâlegetirdiğine ilişkin iddialar birçok kararda incelenmiş; bu kararlarda sulh cezahâkimliklerinin yapısal özellikleri dikkate alınarak söz konusu iddialarınaçıkça dayanaktan yoksun olduğu sonucuna varılmıştır (Hikmet Kopar ve diğerleri, §§ 101-115; Mehmet Baransu (2), B. No: 2015/7231,17/5/2016, §§ 64-78, 94-97).
52. Somut başvuruda, aynı mahiyetteki iddialara ilişkin olarakanılan kararlarda varılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durumbulunmamaktadır.
53. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun iddialarına ilişkinolarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundan başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
4. Tutukluluk İncelemelerinin Hâkim/MahkemeÖnüne Çıkarılmaksızın Yapıldığına ilişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
54. Başvurucu, tutukluluğa yaptığı itirazın ve tutuklulukincelemesinin duruşma yapılmaksızın incelendiğini ve bu durumun etkilibaşvuru/itiraz hakkını engellediğini belirterek kişi hürriyeti ve güvenliğihakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
55. Bakanlık, bu konuda görüş bildirmemiştir.
b. Değerlendirme
56. Anayasa Mahkemesi AydınYavuz ve diğerleri ([GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 326-359)kararında; 15 Temmuz 2016 tarihinde yaşanan darbe teşebbüsü ve sonrasında ilanedilen olağanüstü hâl döneminde ortaya çıkan koşulları dikkate alarak darbeteşebbüsü, FETÖ/PDY ve terörle ilgili suçlardan dolayı tutuklanan kişilerintutukluluk incelemelerinin belirli bir süre duruşmasız olarak yapılmasınınAnayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasıyla bağdaşmasa da olağanüstüyönetim usullerinin benimsendiği dönemde temel hak ve özgürlüklerin güvencerejimini düzenleyen Anayasa'nın 15. maddesi kapsamında meşru görülebileceğinibelirtmiştir. Anayasa Mahkemesi, ErdalTercan ([GK], B. No:2016/15637, 12/4/2018) kararında bu kapsamda yaptığı incelemede darbeteşebbüsünden sonraki süreçte darbe teşebbüsü, teşebbüsün arkasındaki yapılanmaolan FETÖ/PDY veya terörle bağlantılı suçlardan tutuklanan kişilerin tutuklulukincelemelerinin on sekiz aya kadar hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızınyapılmasının olağanüstü hâl döneminde kişi hürriyeti ve güvenliği hakkını ihlaletmediği sonucuna varmıştır (Erdal Tercan,§ 246).
57. Somut olayda başvurucunun 18/7/2017 tarihindetutuklanmasının ardından 25/10/2017 tarihinde(tutuklandıktan üç ay yedi gün sonra) ilk kez hâkim huzuruna çıkaraksavunmasını yaptığı görüldüğünden tutuklama konusu suçun niteliği vetutukluluğun hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın devam ettirildiği süre dikkatealındığında anılan karardaki sonuçtan ayrılmayı ve farklı bir değerlendirmeyapmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.
58. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun iddialarına ilişkinolarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundan başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
5. Soruşturma Dosyasına Erişimin Kısıtlandığınaİlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
59. Başvurucu, dosyada gizlilik kararı olduğu için tutukluluğaetkili bir şekilde itiraz etme hakkını kullanamadığını belirterek kişihürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
60. Bakanlık, bu konuda görüş bildirmemiştir.
b. Değerlendirme
61. Anayasa Mahkemesi, soruşturma dosyalarına erişime yönelikolarak verilen kısıtlama kararlarının tutuklu kişilerin özgürlüklerinden mahrumbırakılmalarına karşı itirazda bulunma hakkı üzerindeki etkisini birçokkararında incelemiştir. Bu kararlarda, öncelikle yakalanan veya tutuklanankişiye yakalama ya da tutuklama sebeplerinin ve hakkındaki iddialarınbildirilmesi gerektiği ancak buradaki bildirim yükümlülüğünün isnat edilensuçlamalara esas tüm bilgi ve delilleri kapsamadığı belirtilmiş; bu bağlamdabaşvurucunun tutuklamaya konu suçlamalara ilişkin temel unsurları bilip bilmediğidikkate alınmıştır (Günay Dağ ve diğerleri, §§168-176; Hidayet Karaca, §§105-107; Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri,B. No: 2015/9756, 16/11/2016, §§ 248-257).
62. Somut olayda ifade ve sorgu tutanakları, tutukluluğa ilişkinkararlar, başvurucu veya müdafileri tarafından verilen tutukluluğa ilişkindilekçeler ve soruşturma dosyasındaki bilgi ve belgeler incelendiğindebaşvurucunun tutukluluğuna temel teşkil eden bilgi ve belgelerden haberdarolduğu, bunların içeriği hakkında yeterli bilgiye sahip bulunduğu, tutuklulukdurumuna karşı itirazlarını sunma konusunda kendisine yeterli imkânın tanındığıgörülmektedir.
63. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Kötü Muamele Yasağınınİhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
64. Başvurucu; gözaltında bulunduğu sürede 24 saat sönmeyenflorasan ışığı altında, 5-6 m² genişliğinde ve sadece iki yatağın sığabildiğibir hücrede dört kişi ile kaldığını, kendisine su dışında başka bir içecekverilmediğini, verilen gıdaların da yetersiz olduğunu, kaldığı yerin temizolmadığını, burada temel insani ihtiyaçlarını gidermesinin engellendiğinibelirterek insan haysiyetiyle bağdaşmayan muameleye tabi tutulma yasağınınihlal edildiğini ileri sürmüştür.
65. Başvurucu ayrıca tutuklu olarak kaldığı ceza infazkurumundaki uygulamaların da insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele niteliğindeolduğunu, bu bağlamda ceza infaz kurumuna ilk girişte kurum görevlileritarafından çıplak bir şekilde aranmasının yanı sıra tek kişilik odadabarındırıldığını, mektup almasının veya göndermesinin engellendiğini, cezainfaz kurumu spor salonunu ve berberini kullanması yönünde dilekçeylebildirdiği taleplerinin karşılanmadığını, oğlunun fotoğraflarınınverilmediğini, hükümlü/tutuklu diğer mahpuslarla ceza infaz kurumu içindegörüşmesinin kısıtlandığını, tüm bunların kendisini örselemek, aşağılamak vebaskı altına almak amacıyla yapıldığını iddia etmiştir.
66. Bakanlık, bu konuda görüş bildirmemiştir.
2. Değerlendirme
67. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği AnayasaMahkemesine başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarınıntüketilmesi zorunludur. Başvurucunun bireysel başvuru konusu şikâyetiniöncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarakiletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve delilleri zamanında bu makamlarasunması ve bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özenigöstermiş olması gerekir (İsmail Buğra İşlek,B. No: 2013/1177, 26/3/2013, § 17).
68. Somut olayda gözaltı sürecindeki kötü muamele iddialarınadair başvurucu, genel olarak gözaltında iken kamu görevlileri tarafından kötümuameleye maruz bırakıldığını ve insani olmayan gözaltı koşullarında kasti birşekilde tutulduğunu ileri sürmektedir. Bu bölümdeki iddialar bir bütün olarakdeğerlendirildiğinde başvurucunun yakalandığı andan itibaren kamugörevlilerinin kendisine kötü muamelede bulunduğundan şikâyetçi olduğugörülmektedir. Başvurucu, gözaltında tutma koşullarının yetersizliğinden bahsetmişsede bu kapsamda maruz kaldığını ileri sürdüğü kötü muamelenin kamugörevlilerinin kasıt ve/veya ihmalinden mi yoksa salt tutulma koşullarından mıkaynaklandığını açıkça belirtmemiştir. Dolayısıyla söz konusu iddialarınAnayasa Mahkemesince doğrudan incelenebilmesi için yeterli bilgi ve belgebulunmadığı anlaşılmıştır. Bu bağlamda somut olayın koşullarının başvurucununanılan iddialarının kamu görevlilerinin kasıt ve/veya ihmalinden kaynaklanıpkaynaklanmadığına dair adli ve/veya idari bir soruşturmayla ortaya konmasıgerekmektedir.
69. Ceza infaz kurumundaki tutulma koşullarına ilişkinşikâyetler yönünden ise ilgili mevzuat (MehmetBaransu, B. No: 2015/8046, 19/11/2015, §§ 12-18) gereğincebaşvurucunun iddialarını iletebileceği ve yapıldığını iddia ettiği kötümuameleye derhâl son verilmesini isteyebileceği idari ve yargısal mercilerinbulunduğu görülmektedir.
70. Başvurucu, ceza infaz kurumunda uğradığını iddia ettiği kötümuamele yasağı kapsamındaki uygulamalara ilişkin olarak İnfaz Hâkimliği nezdindeşikâyet başvurusunda bulunduğunu ileri sürmüşse de Silivri 1. İnfazHâkimliğinin 25/8/2017 tarihli ret kararına karşı ağır ceza mahkemesine itirazbaşvurusunda bulunulduğuna dair bir bilginin sunulmadığı görülmektedir. Ayrıcayine başvuru konusu olayda başvurucunun kötü muamele niteliği oluşturabilecekçıplak arama yapıldığı iddiasına yönelik olarak Cumhuriyet başsavcılığınaşikâyette bulunduğuna ve/veya burada verilecek karara karşı da sulh cezahâkimliği nezdinde itiraz yolunu tükettiğine ilişkin bir bilgi veya belgeye yerverilmemiştir. Başvurucunun şikâyetleri dikkate alındığında iddiasının aksinemevcut başvuru yollarının ulaşılabilir, şikâyetleri açısından telafi imkânınıhaiz ve bir çözüm sağlayabilecek nitelikte olmadığını söyleyebilmeyi mümkünkılan bir sebep bulunmadığından başvuru yollarının tüketilmesi kuralına istisnatanınmasını gerektiren bir durumun da olmadığı görülmektedir (aynı yöndekideğerlendirmeler için bkz. Didem Tütenk,B. No: 2013/7525, 10/6/2015, §§ 40, 41; MehmetHasan Altan (2) [GK], B. No: 2016/16092, 11/1/2018, §§ 250, 251).
71. Dolayısıyla başvurucunun şikâyetlerini ve varsa bu konudakikanıtlarını öncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilereiletmeden, hak ihlali iddialarını öncelikle bu makamların değerlendirmesini veçözüme kavuşturmasını beklemeden doğrudan Anayasa Mahkemesine bireyselbaşvuruda bulunduğu anlaşılmaktadır.
72. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olmasınedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
C. Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğineİlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
73. Başvurucu; avukatıyla görüşmesinin teknik cihazlarla kayıtaltına alındığını, bu görüşme sırasında infaz koruma memurunun hazırbulundurulduğunu, avukatıyla görüşmesine kısıtlama getirildiğini belirtereksavunma hakkını yeterince kullanamadığını ileri sürmüştür.
74. Bakanlık, bu konuda görüş bildirmemiştir.
2. Değerlendirme
75. Bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmekiçin olağan kanun yollarının tüketilmiş olması gerekir (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, § 17).
76. Somut olayda UYAP üzerinden yapılan inceleme sonucunda ihlaliddialarına konu olan davanın bireysel başvuruyu inceleme tarihi itibarıyla ilkderece mahkemesi nezdinde derdest olduğu, bu anlamda işlemleri devam edenyargılama açısından hukuk sisteminde mevcut yargısal yollar tüketilmeksizinbireysel başvuruda bulunulduğu anlaşılmaktadır.
77. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
D. Telefonla GörüşmeHakkının Kısıtlanması Nedeniyle Haberleşme Hürriyetinin ve Aile Hayatına SaygıHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
78. Başvurucu; tutuklu olarak bulunduğu süre boyunca telefonlagörüşme hakkının iki haftada bir olacak şekilde haksız yeresınırlandırıldığını, eşiyle 10 dakika görüşebildiğini belirterek haberleşmehürriyetinin, özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğiniileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
79. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,§ 16). Başvurucunun şikâyetinin özü, haberleşme hürriyetinin ve aile hayatınasaygı hakkının ihlal edildiğine ilişkindir. Dolayısıyla başvurucunun bubölümdeki iddialarının bu kapsamında incelenmesi gerekir.
80. Anayasa Mahkemesince 22/7/2016 tarihli ve 667 sayılıOlağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun HükmündeKararname'nin 6. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca terörsuçlarından tutuklu bulunan kişilerin olağanüstü hâlin devamı süresincetelefonla haberleşme hakkından ancak on beş günde bir ve ilgili bentte sayılankişilerle sınırlı olarak on dakikayı geçmemek üzere faydalanabileceklerineilişkin uygulama aile hayatına saygı hakkı ve haberleşme hürriyeti kapsamındaincelenmiştir (Bayram Sivri, B.No: 2017/34955, 3/7/2018, § 40).
81. Bu çerçevede olağanüstü hâl koşullarının gerektirdiği kamudüzeninin korunması ihtiyacı ile infaz kurumunun güvenliğini ve disiplininisağlama amacı doğrultusunda -isnat edilen suçun ağırlığı da dikkate alınarak-başvurucunun aile fertleriyle olan ilişkisinin sürdürülmesini engellemeyentelefonla haberleşme hakkının sınırlandırılması şeklindeki söz konusumüdahalede kamu makamları tarafından güdülen meşru amaç ile başvurucununbireysel yararı arasında adil bir dengenin kurulduğu, demokratik toplumdagerekli olan müdahalenin ulaşılmak istenen amaçla ölçülü olduğu sonucunavarılmıştır (Bayram Sivri, § 71).
82. Somut olayda, başvurucunun şikâyeti yönünden anılan karardanayrılmayı gerektirecek bir husus bulunmamaktadır.
83. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Yakalama ve gözaltının hukuka aykırı olması dolayısıylakişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş olmasınedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Tutuklamanın hukuki olmaması dolayısıyla kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle KABULEDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Sulh ceza hâkimliklerinin bağımsız ve tarafsız hâkimilkelerine aykırı olması dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlaledildiğine ilişkin iddianın açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
4. Tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüneçıkarılmaksızın yapılması dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkınınihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
5. Soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması dolayısıyla kişihürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
6. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
7. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
8. Telefonla görüşme hakkının kısıtlanması dolayısıylahaberleşme hürriyetinin ve aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA21/7/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.