TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
VELİ SAÇILIK VE SAĞLIK VE SOSYAL HİZMET EMEKÇİLER SENDİKASI (SES) BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2018/5878)
Karar Tarihi: 19/12/2023
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Kadir ÖZKAYA
Üyeler
:
M. Emin KUZ
Yıldız SEFERİNOĞLU
Basri BAĞCI
Kenan YAŞAR
Raportör
:
Hasan HÜZMELİ
Başvurucular
:
1. Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçiler Sendikası
Vekili
:
Av. Linda Sevinç HOCAOĞULLARI
2. Veli SAÇILIK
Vekilleri
:
Av. Linda Sevinç HOCAOĞULLARI
Av. Doğukan Tonguç CANKURT
I. BAŞVURUNUNÖZETİ
1. Başvuru; yapılmak istenen basın açıklamasının vetoplantının idarenin yasaklama kararı olduğu gerekçesiyle hukuka aykırı veorantısız güç kullanılarak engellenmesi, buna ilişkin yürütülen soruşturmanınetkisiz olması nedeniyle toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı ile insanhaysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının ihlal edildiği iddialarınailişkindir
2. Daha önce kamu görevinden çıkarılmış olan başvurucuVeli Saçılık'ın da aralarında bulunduğu grup, olağanüstü hâl tedbirlerikapsamında gerçekleştirilen işten çıkarmaları protesto etmek ve basınaçıklaması yapmak için 1/6/2017 tarihinde Ankara'da Yüksel Caddesi'ndetoplanmıştır.
3. Kolluk görevlilerinin düzenlediği 1/6/2017 tarihlitutanağa göre başvuruya konu olayların gelişimi özetle şöyledir: Etkinliktendaha önce haberi olduğu anlaşılan polis, Ankara Valiliğinin tüm etkinlikleriyasaklayan 18/5/2017 tarihli kararı nedeniyle etkinliğe müdahale etmek içintoplanılacak alanda güvenlik tedbirleri almıştır. E.Ö.nün saat 13.35'te basınaçıklaması yapmaya başlamasıyla polis; yasaklama kararı nedeniyle eylemin yasalolmadığını, eylemi sonlandırmaları gerektiğini, aksi hâlde kademeli ve orantılışekilde güç kullanılacağını yaklaşık yirmi kişiden oluşan eylemci gruba sesyükseltici cihazla bildirmiştir. E.Ö.nün ikazlara riayet etmeyip konuşmayadevam etmesi, başvurucu Veli Saçılık'ın da "İşimizi geriistiyoruz/yaşasın açlık grevi direnişimiz." şeklinde slogan atmasıüzerine polis süpürme işlemi uygulayarak grubu uzaklaştırmaya çalışmıştır. Buesnada başvurucu Veli Saçılık kendini yere atıp görevlilere sırtını dönmüş,akabinde polise hitaben "Alçak herif, alçaksın sen, işkencecisin sen..."şeklinde söylemde bulunmuştur. Bir müddet sonra slogan atan grup, eylemisonlandırmıştır. Saat 18.10'da otuz kişilik grup toplanmış; başvurucu VeliSaçılık'ın basın açıklaması yapmak istemesi üzerine kolluk görevlileri, sesyükseltici cihazla toplantının yasaklama kararı nedeniyle kanuna aykırıolduğunu ifade ederek dağılmaları yönünde grubu ikaz etmiştir. Grubundağılmaması, başvurucunun slogan atması ve açıklama yapmaya devam etmesiüzerine gruba kademeli olarak güç kullanılmıştır. Bu esnada başka biristikametten gelen bir grup, müdahaleyi engellemek amacıyla polise yaralayıcımaddeler atmıştır. Bunun üzerine polis, paint olarak tabir edilen mühimmat atansavunma tüfeği (TİP-2) ile biber gazı kullanmıştır. Bu esnada grubu yönlendirenbaşvurucu, herhangi bir fiziki bir müdahale olmaksızın kendini yere atıpçömelmek suretiyle kendini paint silahının hedefi hâline getirmiştir.Başvurucu, kolluk görevlilerine " ...her tarafıma onlarca ... mermisıktınız. Hepiniz alçaksınız. Sıkın lan, yine sıkın..." demiş;kalkanlara tekme ve yumruk atmıştır. Grubun polise sözlü tepki göstermesiüzerine başvurucu "Gidin siz, alacak beni gözaltına, yüz tane mermisıktılar üstüme, her tarafım mosmor oldu, alacak tespit edilecek."şeklinde söylemde bulunmuştur. Akabinde polis, paint silahını kullanmak suretiyleyaya geçişini engelleyen grubu dağıtmıştır.
4. Ankara Valiliği, yasaklamaya dayanak olan 18/5/2017tarihli kararın kurumun resmî internet sitesinden 24/5/2017 tarihinde kamuyaduyurulduğunu belirtmiştir (anılan yasaklama kararı hakkında ayrıntılı bilgiiçin bkz. Adnan Vural ve diğerleri [GK], B. No: 2017/36237, 10/3/2022, §19).
5. Başvurucu hakkında düzenlenen 1/6/2017 tarihli adlimuayene raporuna göre sırtta her iki skapula (kürek kemiği ya da omuzkemiği) üzerinde birer ve skapulalar arasında iki, bel kısmında dört, sol femur(uyluk kemiği) arka kısmında 1,5 cm çapında üç ekimoz ile bel kısmında 6x10 cmçapında kızarıklık tespit edilmiş; raporda yaralanmaların basit tıbbi müdahaleile giderilebilecek nitelikte olduğunun değerlendirildiği ifade edilmiştir.
6. Başvurucular Veli Saçılık ile Sağlık ve Sosyal HizmetEmekçileri Sendikası (SES) farklı tarihlerde, sendika üyeleri veyöneticilerinin yapmak istedikleri basın açıklamasını ve protesto faaliyetiniengelleyen, orantısız güç kullanarak Veli Saçılık'ın yaralanmasına neden olankolluk güçleri ve sorumlu amirler hakkında suç duyurusunda bulunmuştur.Başvurucular, polisin Veli Saçılık'a müdahalesine ilişkin kamera kaydını,ulusal basına yansıyan haber ve fotoğraflar ile sağlık raporunu şikâyet dilekçelerineeklemiştir.
7. Başvuruya konu müdahale anına ilişkin yedi farklıgörüntü kaydının incelendiği 21/3/2019 tarihli bilirkişi raporu özetleşöyledir: Başvurucunun aralarında olduğu grup slogan atarken polis, gösterininyasak olduğuna dair ihtarda bulunmuş ve akabinde ihtara rağmen dağılmayan grubualandan uzaklaştırmaya çalışmıştır. Bu esnada polisin itmesi nedeniylebaşvurucu yere düşmüştür. Grubun tekrar İnsan Hakları Anıtı'nın önüne gelerekslogan atması ve başvurucunun da açıklama yapması üzerine polis tekrar müdahaleetmiştir. Başvurucunun da aralarında olduğu grubun direnmesi nedeniyle polis,kalkanlarıyla grubu uzaklaştırmaya çalışmıştır. Başvurucu Veli Saçılık polisletartışan bir eylemciyi sakinleştirmeye çalışırken bir grup eylemci polise taşve şişe atmaya başlamış, bunun üzerine polis paint tabancasıyla müdahaleetmiştir. Yaralayıcı madde atan grup ile polisler arasında kalan başvurucu sağbacağından vurularak yere çökmüştür. Bu esnada görüntülerden tespit edilemeyenpolisler yakın mesafeden ve hedef gözeterek başvurucunun vücudunun üst kısmınapaint tabancasıyla ateş etmiştir. Başvurucu yere düşmüş, akabinde kullandıklarıgüç nedeniyle polislere bağırmış ve polis kalkanına vurmuştur. Diğer eylemcilerbaşvurucuyu uzaklaştırmaya çalıştığı esnada polis tekrar yakın mesafedenbaşvurucunun sırt ve bacaklarına atış yapmıştır. Raporda, başvurucuyu hedefgözeterek ateş eden polisin kask ve yaka numarası tespit edilememesine rağmenteşhise elverişli olabilecek görüntü kayıtları olduğu belirtilmiştir.
8. Cumhuriyet savcılığı başvuruya konu olayla ilgiliverdiği 4/8/2017 tarihli kovuşturmaya yer olmadığı kararında, polisin bir suçusonlandırmak için kanuna dayanan yetkileri çerçevesinde müdahale ettiğini vezor kullanma yetkisine ilişkin sınırı aşmadığını değerlendirmiştir. BaşvurucuVeli Saçılık'ın şikâyeti üzerine yapılan başka bir soruşturmada Cumhuriyetsavcılığı, 19/1/2021 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığı kararı vermiştir.Anılan kararda, polisin doğrudan paint silahı kullanmayıp ilk olarak uyarıdabulunduğunu, kalabalığın yaralayıcı madde atması ve başvurucunun hakaret ederekpolislerin üzerine yürümesi nedeniyle polisin silah kullandığını belirtmiş;saldırılardan korunmak amacıyla güç kullanıldığını değerlendirmiştir. Ayrıcabaşvurucudaki yaralanmaların hafif olduğu, kullanılan gücün orantılı ve zorkullanma yetkisi sınırları kapsamında olduğu sonucuna varmıştır.
9. Başvurucu Veli Saçılık anılan karara karşı verdiğiitiraz dilekçesinde, kolluk görevlilerinin soruşturma dosyasına sunduğu kameragörüntülerinin 3. dakikasının 25. ve 27. saniyelerinde silah kullananpolislerin kask numaralarının çok net göründüğünü belirterek buna rağmen hiçbirişlem yapılmaması nedeniyle soruşturmanın etkisiz yürütüldüğünden yakınmıştır.Hâkimlik, kararların dayandığı gerekçelerin usul ve yasaya uygun olduğugerekçesiyle itirazı reddetmiştir.
10. Başvurucular Veli Saçılık ve SES nihai hükmüsırasıyla 23/1/2018 ve 14/9/2021 tarihinde öğrendikten sonra 22/2/2018,11/10/2021 tarihlerinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
11. 2021/51826 numaralı başvurunun 2018/5878 numaralıbaşvuru ile birleştirilmesine Komisyonca karar verilmiştir. Başvurununkabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına kararverilmiştir.
II. DEĞERLENDİRME
12. Ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucu VeliSaçılık'ın adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.
A. Kötü MuameleYasağının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
13. Başvurucu Veli Saçılık barışçıl şekildegerçekleştirdiği protesto eyleminin hukuka aykırı ve orantısız güç kullanarakengellenmesi, fiziki güç kullanmasını gerektirecek bir eylemi olmamasına rağmenpolisin hedef gözeterek birçok kezpaint silahıyla vücuduna ateş etmesi ve bueylemleri ortaya koyan belgeler olmasına rağmen soruşturmanın etkisizyürütülmesi nedeniyle kötü muamele yasağı ile etkili başvuru hakkının ihlaledildiğinden yakınmıştır.
14. Bakanlık görüşünde; idarenin yasaklama kararınarağmen bildirimsiz olarak toplantı yapıldığı, polisin ihtarda bulunduktan sonrakademeli olarak güç kullandığı hususunun yapılacak değerlendirmede gözetilmesigerektiği bildirilmiştir. Kötü muamele yasağı ihlal iddiasına ilişkin olarakise gerçekleştirilen muamelenin asgari bir ağırlık derecesine ulaşmasıgerektiği, ayrıca eylemin gerçekleştirilme saikinin ve olayın şartlarınıngözetilmesinin elzem olduğu ifade edilmiştir. Başvurucular, Bakanlığın görüşünekarşı bireysel başvuru formundaki hususları yinelemiştir.
15. Başvuru, kötü muamele yasağı kapsamındaincelenmiştir.
16. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabuledilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığıanlaşılan başvurunun kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianınkabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
17. Kişilerin kendi tutumu kesin olarak zorunlukılmadıkça güç kullanmaya yetkili kamu görevlilerince kişilere fiziksel güçkullanılması ilke olarak Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasını ihlaletmektedir (Ali Rıza Özer ve diğerleri [GK], B. No: 2013/3924, 6/1/2015,§ 81). Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasını ihlal eder biçimde fizikselve ruhsal bir saldırıya uğranıldığına dair savunulabilir bir iddia varsa buiddia hakkında etkili bir soruşturma yürütülmelidir. Yaralama olayının güçkullanmaya yetkili bir kamu görevlisinin kasıtlı bir eylemi sonucu meydanageldiğinin ileri sürüldüğü hâllerde ivedilikle bir ceza soruşturmasıbaşlatılmalı, soruşturma olaya karışmış olanlardan bağımsız kişilerce yürütülmelive soruşturmada olayı aydınlatabilecek ve sorumluların belirlenmesini sağlayabilecekbütün deliller toplanmalıdır. Dahası soruşturma süreci gerektiği ölçüde kamudenetimine ve mağdurun erişimine açık tutulmalı, soruşturma sonunda çabuk vetemelden yoksun sonuçlara dayanılmamalı ve soruşturma makamınca, kullanılangücün ilgilinin davranışı nedeniyle mutlak surette gerekli olan bir güçkullanımına karşılık gelip gelmediği ve orantılı olup olmadığıdeğerlendirilmelidir. Ayrıca soruşturmada makul bir özen ve süratle hareketedilmelidir (Ali Rıza Özer ve diğerleri, §§ 101-103; S.D. B. No:2013/3017, 16/12/2015, §§ 111-114).
18. Somut olayda başvurucu Veli Saçılık, katıldığı birtoplantı sırasında herhangi şiddet eylemine karışmadığı ve barışçıl bir tutumiçinde olduğu hâlde polisin doğrudan ve yakın mesafeden kullandığı paint silahıylaatış yapması nedeniyle yaralandığından şikâyet etmiştir. Başvurucu, kollukgörevlilerinin müdahalesi nedeniyle vücudunun birçok yerinde meydana gelenyaralanmalarını aynı gün düzenlenen adli raporuyla ortaya koymuş ve güçkullanımını görüntü kaydıyla desteklemiştir. Adli rapora göre başvurucununvücudunun çeşitli bölgelerinde ekimoz tespit edilmiştir.
19. Görüntü kaydının incelendiği bilirkişi raporundanprotesto gösterisi sırasında yaralayıcı madde atılmasıyla birlikte polisinpaint silahını kullanmaya başladığı ve başvurucunun bu esnada bacağındanvurulduğu anlaşılmıştır. Başvuruya konu güç kullanımı öncesinde başvurucununkamu düzenini bozan bir eylemi olmadığı gibi polisle tartışan eylemcilerisakinleştirmeye çalıştığı da gözlemlenmiştir. Ancak vurularak yere çökmesindensonra polisin başvurucuya doğrudan ve yakın mesafeden atış yaptığı anlaşılmıştır.
20. Somut olayda soruşturmanın hiçbir aşamasındabaşvurucunun yaralanmasının kolluk gücünün eyleminden kaynaklanmadığına ilişkinbir iddia ileri sürülmemiştir. Soruşturma mercii, polisin doğrudan paintsilahını kullanmayıp ilk olarak ihtarda bulunduğu, yaralayıcı madde atılması vebaşvurucunun hakaret ederek polislerin üzerine yürümesi nedeniyle polisin silahkullandığı değerlendirmesi, kullanılan gücün yerinde ve orantılı olduğununkabulü ile soruşturmayı sonuçlandırmıştır. Ancak soruşturma mercilerince kolluğunyaralanmaya yol açacak şekilde güç kullanmasının niçin gerekli ve orantılıgörüldüğü ilgili ve yeterli bir gerekçe ile açıklanmamıştır. Ayrıca anılankararda, kolluğun başvurucuya yönelik güç kullanma şekline ilişkin bilirkişiraporunda yapılan tespitler hakkında da bir değerlendirme yapılmamıştır.Dolayısıyla başvurucunun yaralanması hakkında yürütülen soruşturma,başvurucunun kendisine güç kullanılmasını gerektiren bir tutumunun varlığını vebu nedenle güç kullanımının zorunlu hâle geldiğini ortaya koyamamıştır. AnayasaMahkemesinin Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında yasaklananmuamelelerle ilgili değerlendirmelerine göre başvurucunun yaralanmasına nedenolan müdahale, insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir muamele olarak kabuledilebilir (Bahsi geçen muamelelerle ilgili ayrıntılı açıklamalar için birçokkarar arasından bkz. S.D. § 84-88). Bu durumda insan haysiyetiylebağdaşmayan muamele yasağının maddi boyutunun ihlal edildiğine karar verilmesigerekir.
21. İnsan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağınınmaddi boyutunun ihlal edildiğinin gerekçesi gözetildiğinde müdahalenin mevcutbir saldırıyı defetme amacıyla gerçekleştirildiği gerekçesi temelindesoruşturma sürecinin sonlandırılması etkili soruşturma ilkeleriylebağdaşmamaktadır. Sonuç olarak başvurucunun uğradığı muamele hakkında etkilibir ceza soruşturması yürütülmediği sonucuna ulaşılmıştır. Bu sebeple insanhaysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının usul boyutunun ihlal edildiğinekarar verilmesi gerekir.
22. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 17. maddesininüçüncü fıkrasında güvence altına alınan insan haysiyetiyle bağdaşmayan muameleyasağının maddi ve usul boyutunun ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.
B. Toplantı veGösteri Yürüyüşü Düzenleme Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucu VeliSaçılık Yönünden
23. Başvurucu, kamu görevinden ihraç edilmesi nedeniylegerçekleştirmek istediği barışçıl protesto eylemine polisin orantısız ve haklıbir neden olmaksızın yaptığı müdahalenin toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenlemehakkını ihlal ettiğini ileri sürmüştür. Bakanlık görüşünde idarenin kararınaaykırı olarak, izinsiz yapılan toplantıda katılımcıların ihtara rağmendağılmaması üzerine kişilere kademeli olarak güç kullanıldığı, dolayısıylamüdahalenin kamu düzenini sağlamaya yönelik olduğu vurgulanmıştır. Başvurucu,Bakanlığın görüşüne karşı beyanında bireysel başvuru formunda ileri sürdüğüiddiaları yinelemiştir.
24. Başvuru, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkıkapsamında incelenmiştir. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabuledilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığıanlaşılan başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
25. Eldeki başvuru dosyasında, başvurucunun da aralarındaolduğu grup, olağanüstü hâl tedbirleri kapsamında gerçekleştirilen iştençıkarmaları protesto etmek ve basın açıklaması yapmak için Ankara’daki bircaddede toplanmıştır. Kolluk güçleri, Ankara Valiliğince verilen bir yasaklamakararı olduğu gerekçesiyle etkinliğe izin verilmeyeceğini katılımcılarabildirmiştir. Katılımcıların yapılan ihtarlara rağmen dağılmaması üzerinekolluk güçleri, süpürme işlemiyle toplanmaya müdahale etmiştir. Müdahalenedeniyle bir grup, polise yaralayıcı madde atmak suretiyle şiddetebaşvurmuştur. Bunun üzerine kolluk güçleri paint silahla gruba ve başvurucuyamüdahale etmiştir (bkz. § 3). Bu kapsamda bazı katılımcıların şiddet içerendavranışlarının toplanmanın ve basın açıklamasının engellenmesinin sebebiolmadığı, toplanmaya asıl müdahale gerekçesinin idarenin24/5/2017 tarihindeilan ettiği 18/5/2017 tarihli yasaklama kararı olduğu görülmüştür.
26. Anayasa Mahkemesi Adnan Vural ve diğerlerikararında, OHAL sürecinde Ankara Valiliğinin yasaklama kararlarına aykırıolarak gerçekleştirilen toplantılara katılanlara verilen yaptırımlarıincelemiştir. Somut müdahaleye dayanak yasaklama kararının da irdelendiğianılan kararda Anayasa Mahkemesi; yasaklama kararıyla giderilmeye çalışılangüvenlik kaygısının idarece açıkça ortaya konulamaması, terör tehdidine soyutolarak yer verilmesi, kamu düzeni yönünden daha az sınırlayıcı uygulamalarlagiderilemeyecek bir tehlike olduğunun gösterilmemesi, şablon gerekçelerlebirbiri ardına alınan yasaklama kararlarının toplantı ve gösteri yürüyüşüdüzenleme hakkını anlamsız ve imkânsız kılacak bir dereceye ulaştırmasınedeniyle verilen idari para cezalarının demokratik toplum düzeniningereklerine uygun olmadığı sonucuna varmıştır (Adnan Vural ve diğerleri,§§ 56-63). Ayrıca anılan kararda, müdahalelerin Anayasa’nın 15. maddesikapsamında ölçülü de olmadığı değerlendirilmiştir (ayrıntılı bilgi için bkz. AdnanVural ve diğerleri, §§ 69-72).
27. Somut olayda da toplantı ve gösteriye müdahale öncesibaşvurucunun katıldığı etkinliğin bazı faaliyetlerin aksamasına neden olduğu,kamu düzenini bozduğu veya alınan güvenlik önlemlerini zaafa uğratmasınedeniyle kamu düzenine ilişkin gerçek bir kaygıya neden olduğu yönündeherhangi bir değerlendirme de mevcut değildir. Dahası bilirkişi raporundanbaşvurucunun polise yönelen tepkiyi yatıştırmaya yönelik irade sergilediği,dolayısıyla barışçıl bir protesto eylemi gerçekleştirme niyeti bulunduğu daanlaşılmıştır.
28. Diğer yandan dosyaya sunulan bilgi ve belgelere görekolluk görevlilerine bazı cisimlerin atılmasının polisin toplantıya müdahaleetmesi sonrası gerçekleştirilmiştir (bkz. §§ 3, 7). Toplantıya müdahaleesnasında katılımcıların gerçekleştirdiği hukuka aykırı eylemlere yönelik bazıyaptırımlar uygulanabilir ise de bu durum, başvurucunun toplantı hakkına kollukgörevlilerince yapılan müdahaleyi hukuka uygun hâle getirmez. Dolayısıyla AdnanVural kararında ulaşılan sonuçtan farklı bir sonuca ulaşmayı gerektirecekbir neden bulunmayan başvuru konusu müdahale, olağanüstü hâlin gerektirdiğiölçüde olmadığı ve zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılamadığı gibi kötümuamele oluşturacak biçimde güç kullanımının orantılı olmadığı sonucunavarılmıştır.
29. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 34. maddesindegüvence altına alınan toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlaledildiğine karar verilmesi gerekir.
2. Tüzel KişiBaşvurucu SES Yönünden
30. Başvurucu SES, kamu görevinden ihraç kararlarınailişkin sendika üyelerinin planladıkları etkinliklerin idare ve kolluktarafından sistematik bir biçimde engellenmesi ve bu engellemelerin yasalyollardan yoksun olmasının örgütlenme özgürlüğünü, etkili soruşturma yapılmadankovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmesinin ise adil yargılanma hakkını ihlalettiğinden yakınmıştır.
31. Başvuru, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkıkapsamında incelenmiştir.
32. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 46. maddesine göre özel hukuktüzel kişilerinin sadece tüzel kişiliğe ait haklarının ihlal edildiğigerekçesiyle bireysel başvuruda bulunabilecekleri öngörülmüştür. AnayasaMahkemesinin anılan hüküm doğrultusunda yerleşik hâle gelmiş içtihadına göreise yalnızca üyelerinin haklarını etkileyen müdahaleler nedeniyle topluluktarafından bireysel başvuruda bulunulamayacağı kabul edilmiştir (TürkPediatrik Onkoloji Grubu Derneği, B. No: 2012/95, 25/12/2012, §§ 20-23;Ahmet Pervane ve İnsan Hakları Derneği, B. No: 2016/3349, 2/6/2020, §§32-37;Pak Eğitim İşçileri Sendikası, B. No: 2015/13767, 29/11/2018, §§12-13; Sağlık ve Sosyal Hizmet Çalışanları Sendikası, B. No: 2019/34119,12/7/2023, §§ 18-26).
33. Anayasa Mahkemesi Eğitim ve Bilim EmekçileriSendikası ve diğerleri ([GK], B. No: 2014/920, 25/5/2017) kararında; tüzelkişinin hangi durumda mağdur statüsüne sahip olduğuna ilişkin belirlemelerdebulunmuş ve üyelerine verilen para cezası dışında tüzel kişiye ayrıca uygulananidari para cezası yaptırımı yönünden başvurucu tüzel kişinin sendika hakkınınihlal edildiğine karar vermiştir (aynı kararda bkz. §§ 37-47) Tüzel kişisendikanın mağdur sıfatının varlığı kendi tüzel kişiliğine uygulanan biryaptırımın söz konusu olması hâlinde ya da yöneticilerine veya üyelerineyönelik müdahalenin sonuçlarının tüzel kişiliği üzerinde ve fonksiyonlarınıyerine getirmesinde doğrudan ve sistematik olarak etkide bulunduğunun ispatınabağlıdır. Anayasa Mahkemesi böyle bir başvuruda başvurucu tarafından ihlaliddiasının tüzel kişiliği kişisel olarak etkileme ihtimaline dair makul ve iknaedici deliller ortaya konulmasını şart koşmaktadır. Aksi hâlde yaptırıma maruzkalan sendika yöneticisi de olsa böyle bir başvuru soyut ve genel nitelikte birbaşvurudan öteye geçemeyecektir (Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (2),B. No: 2017/35667, 9/9/2020, § 34; Mehmet Emin Teyfur ve diğerleri, B.No: 2015/18147, 3/11/2022, §§ 54-56). Öte yandan Anayasa Mahkemesi TürkPediatrik Onkoloji Grubu Derneği kararında bireysel başvuruda bulunacaktüzel kişilik dernek ile başvuruya konu ettiği kamu gücü işlemi, eylemi ya daihmali nedeniyle ya kişisel olarak doğrudan etkilenmesi ya da başvurucu iledoğrudan mağdur arasında şahsi ve özel bir bağ bulunması gerektiğiniaçıklamıştır (Türk Pediatrik Onkoloji Grubu Derneği, §§ 21-23).
34. Somut olayda başvurucu SES'in başvuruya konuetkinliği yapma amacıyla sendika kararı aldığına, müdahale konusu etkinliğiorganize ettiğine ya da toplantıya yapılan müdahalenin kendi tüzel kişiliğinive fonksiyonlarını yerine getirmesini etkisi olduğuna dair ikna edici biraçıklamada bulunmamıştır. Başvuru, münhasıran SES üyesi olan en az bir kişininde aralarında bulunduğu bir grubun kamu görevinden ihraçları protestoeylemlerine yapılan müdahaleye ilişkindir. Bununla birlikte başvurucu SES,tüzel kişiliğinin haklarını doğrudan etkileyen somut bir olgu ilerisürmemiştir. Dolayısıyla tüzel kişi başvurucunun ihlale konu edilen işlemnedeniyle güncel ve kişisel bir hakkının doğrudan etkilendiği söylenemez(farklı bağlamda benzer yöndeki değerlendirme için bkz. Onur Doğanay, B.No: 2013/1977, 9/1/2014, §§ 39-47; Erdal Kıran ve Orhan Kıran, B. No:2015/17882, 11/9/2019, §§ 46-48; sendika/dernek özel hukuk tüzel kişilerininorganize ettiği/etkinlik için bildirimde bulunduğu toplantı ve gösteriyürüyüşleri yönünden tüzel kişilerin mağdur statüsünün kabul edildiği kararlariçin bkz. Kaos Gl Derneği (3) [GK], B. No: 2016/11193, 20/10/2022, §§37-37; Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) [GK], B.No: 2017/36889, 29/9/2022, § 35; özel hayata saygı hakkı kapsamında karar içinbkz. Sağlık ve Sosyal Hizmet Çalışanları Sendikası, §§ 23-26).
35. Açıklanan gereklerle özel hukuk tüzel kişisi olanbaşvurucu SES tüzel kişiliğinin mağdur sıfatı taşımadığı anlaşıldığındanbaşvurunun diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin kişiyönünden yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
III. GİDERİM
36. Başvurucu Veli Saçılık ihlalin tespit edilmesi,yeniden soruşturma yapılması ve 100.000 TL manevi tazminat ödenmesi talebindebulunmuştur.
37. Başvuruda tespit edilen kötü muamele yasağınınihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden soruşturmayapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır. Bu kapsamda kararın gönderildiğiCumhuriyet başsavcılığınca yapılması gereken iş, yeniden soruşturma işlemlerinibaşlatmak ve Anayasa Mahkemesini ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren,ihlal kararında belirtilen ilkelere uygun yeni bir karar vermektir (MehmetDoğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya vediğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri EnisBerberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).
38. Ayrıca başvurucu Veli Saçılık'a manevi zararlarıkarşılığında taleple bağlı kalarak net 100.000 TL manevi tazminat ödenmesinekarar verilmesi gerekir.
IV. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,
B. 1. Başvurucu SES'in toplantı ve gösteri yürüyüşüdüzenleme hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kişi yönündenyetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Başvurucu Veli Saçılık'ın toplantı ve gösteri yürüyüşüdüzenleme hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
3. Başvurucu Veli Saçılık'ın kötü muamele yasağının ihlaledildiğine ilişkin iddiasının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
C. 1. Başvurucu Veli Saçılık yönünden Anayasa’nın 17.maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan insan haysiyetiylebağdaşmayan muamele yasağının maddi ve usul boyutlarının İHLAL EDİLDİĞİNE,
2. Başvurucu Veli Saçılık'ın Anayasa’nın 34. maddesindegüvence altına alınan toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının İHLALEDİLDİĞİNE,
D. Kararın bir örneğinin kötü muamele yasağı ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden soruşturma yapılmak üzere AnkaraCumhuriyet Başsavcılığına (2017/96907 S., 2017/61857 K.; 2019/32212 S.,2021/9355K.) GÖNDERİLMESİNE,
E. Başvurucu Veli Saçılık'a net 100.000 TL manevitazminat ÖDENMESİNE,
F. 18.800 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılamagiderinin başvurucu Veli Saçılık'a ÖDENMESİNE,
G. Başvurucu SES tarafından yapılan yargılama giderininbaşvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,
H. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazineve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihinekadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
İ. Kararın bir örneğinin Adalet BakanlığınaGÖNDERİLMESİNE 19/12/2023 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.