TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
VEYSEL KAPLAN BAŞVURUSU (2)
(Başvuru Numarası: 2015/9192)
Karar Tarihi: 2/12/2015
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Serruh KALELİ
Nuri NECİPOĞLU
Hicabi DURSUN
Hasan Tahsin GÖKCAN
Raportör
:
Elif ÇELİKDEMİR ANKITCI
Başvurucu
:
Veysel KAPLAN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, ceza infaz kurumunda hükümlü olarak bulunanbaşvurucunun göndermek istediği mektupların cezaevi idaresi tarafındangönderilmemesi nedeniyle haberleşme ve ifade özgürlüklerinin ihlal edildiğiiddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 4/2/2013 tarihinde Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığıvasıtasıyla yapılmıştır. 19/12/2012 tarihinde Kocaeli CumhuriyetBaşsavcılığınca başvuru dilekçesi, şeklî unsurlarının tamamlanması içinbaşvurucunun bulunduğu infaz kurumuna iade edilmiştir. Başvurucu tarafından eksikliklergiderilerek 1/3/2013 tarihinde önceki başvuruya konu olan mektup dışında birmektubun gönderilmemesi kararı da eklenmek suretiyle toplam beş mektupla ilgilibireysel başvuru yapılmıştır.
3. 2013/1830 numaralı başvuru dilekçesi ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesi neticesinde belirlenen eksiklikler tamamlatılmış vebaşvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğininbulunmadığı tespit edilmiştir.
4. Başvurucu tarafından yapılan 4/2/2013 tarihli ilk başvuru ile1/3/2013 tarihli ikinci başvuru, süreçleri ile olay ve olguları farklıolduğundan söz konusu dört mektupla ilgili 4/2/2013 tarihli ilk başvuru,2013/1830 No.lu başvuru dosyasından tefrik edilerek bu bireysel başvurunumarasına kaydedilmiştir.
3. Başvurucu,bireysel başvuru harç ve masraflarını karşılama imkânının bulunmadığınıbelirterek adli yardım talebinde bulunmuştur
4. BirinciBölüm Üçüncü Komisyonunca 16/6/2015 tarihinde, adli yardım talebinin kabulüneve başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasınakarar verilmiştir.
5. BölümBaşkanı tarafından 26/6/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esasincelemesinin birlikte yapılmasına ve başvuru belgelerinin bir örneğinin görüşiçin Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmesine karar verilmiştir.
6. Başvurukonusu olay ve olgular 26/6/2015 tarihinde Bakanlığa bildirilmiştir. Bakanlık,tanınan ek süre sonunda görüşünü 18/8/2015 tarihinde Anayasa Mahkemesinesunmuştur.
7. Bakanlıktarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş, başvurucuya 31/8/2015 tarihindetebliğ edilmiştir. Başvurucu 14/9/2015 tarihinde bu görüşe karşı beyandabulunmuştur.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
8. Başvurudilekçesi, ekleri ile başvuruya konu dosya içeriğinden tespit edilen ilgiliolaylar özetle şöyledir:
9. Malatya3. Ağır Ceza Mahkemesinin 8/11/2005 tarihli E. 2005/61, K. 2005/120 sayılıkararıyla başvurucunun “silahlı terör örgütüne üye olma” suçundan müebbet hapiscezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
10. Başvurucu,bulunduğu Kocaeli 2 No.lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumunda (İnfazKurumu), Sn.K., S.G., Ö.A. ve Sr.K.isimli arkadaşlarına ayrı ayrı dört mektup göndermek istemiştir.
11. BaşvurucununSn.K.ya hitaben yazmışolduğu bir sayfalık mektupta “ … KUH(?)süreci devam ediyor. Söze gerek yok. Süreç tıkalı, nereye varacağı bilinmiyor.Her şeye hazırlıklı olmak şarttır. Haliyle seyirci kalamayacağımızısöylemiştik. Biz de dörde bölündük süresiz dönüşümlü ag’ye(70) yetmişinci günde başlıyoruz. İlk başta biz, siz, Ö.ler,Adıyaman ile birlikte (7) yedişer gün gideceğiz. Sonra Ş., A. ve H. y’lar oradan da biraz memlekete doğru gideceğiz. Ö., E. veMalatya derken Karadeniz’le tamamlayacağız gezintiyi.Olur da bir iki gün geç olsa da yine de onagöre başlanır. Çavémin faksımı alınca bana dön olurmu? Sanırım sen yanlış haber almışsın. E. y. aynı yerde. Sen bir sevk çıkarıpgelemedin buraya. Ama olacak bir gün. Başka olumsuz bir durum yok. Bize agden dolayı ceza kestiler. …” ifadeleri yeralmaktadır.
12. BaşvurucununS.G.ye hitaben yazmış olduğu bir sayfalık mektupta “ … KUH(?)’ninmevcut süreci ilerliyor. Haklı, meşru taleplere sessiz kalınamazdı. Biz degenel olarak dörde bölündük süresiz dönüşümlü ag’ye(70) yetmişinci günde başlıyoruz. (7) yedişer gün gideceğiz. İlk başta biz,siz, S., Ö.’lerle gideceğiz. Sonra Ş., H. derkenbiraz da Malatya, Elbistan, Ö.’ler yol alacak. Oradanda Karadeniz’le devir tamamlanacak. Böylece epey gezmiş olacağız. Senden hiçses çıkmıyor yoldaş. … Öngörmek hazırlıklı olmak bakımından diyorum. Yoldaşlarpek ketum olunca insanoğlu pek rahat olamıyor. …” ifadeleri yeralmaktadır.
13. BaşvurucununÖ.A.ya hitaben yazmış olduğubir sayfalık mektupta “ … Bu süreç uzayacağabenziyor. Biz üç günlük ag yapmıştık, ama süreçtıkalı, haklı meşru taleplere seyirci kalınmaz. Biz de dörde bölündük süresizdönüşümlü ag’ye (70) yetmişinci günde başlıyoruz. İlkbaşta biz, siz, Sincan, Adıyaman ile birlikte (7) yedişer gün gideceğiz. SonraTekirdağ hattı, oradan da E’ler, Ö.’ler derken sonolarak da Karadeniz’le durağı tamamlayalım. Sen hiç dönmedin yoldaş. … Halbukibir süreç başlayınca insan der ki ‘ ne olacak budünyanın hali’ değil mi? . Bazı yoldaşlar çok duyarsız hiç ses vermiyorlar.Neyse hem işimizi yapacağız, hem de eleştireceğiz. Bu ag’lerde halkımız bir iki gün gecikse de sonuçta böyleilerleyecekler. Sonra bakılır artık. … Hevallerinsürecine bir çok eleştiri olabilir ama esas meseletalepler ve tabi ki bu uğurdaki direniştir. …” ifadeleri yeralmaktadır.
14. BaşvurucununSr.K.ya hitaben yazmışolduğu üç sayfalık mektupta “İstek ve iyiniyetle savaşı durdurmak mümkün mü? … Ortada bir savaşvarsa tarafları vardır. Çoçgerî isyanından –1920’lerden beri faş. Türk devleti Kürt ulusuna karşı savaş sürdürmektedir.1920’nin 1937-38 arası Kürt isyanlarını soykırımla bastıran devlet 21. Yüzyıldahalen gerilla savaşına tutuşan Kürt hareketini ezmek ve yok etmeye, Kürtulusunun siyasal olarak inkar etmeye devam ediyor.Özlü ifadeyle savaş sürüyor. Şayet savaş varsa, süren bu savaşın son bulmasınıisteyenler olduğu gibi daha şiddetle sürdürülmesini isteyenler de vardır. …Barış istemek insanın en doğal hakkıdır. Fakat insancıl istekler ile savaşınson bulmayacağı çok açıktır. Hele ki gerçekleri bir kenara bırakarak sınıflarınvarlığını unutarak içi boş vaatlerde bulunanlar arasında devrimci hareketin birkısmı varsa ve bu yaklaşımlar Marksizm maskesiyle savunuyorsa burjuva sapmanınboyutu çok daha ciddi demektir. Açıktır ki bir tarafın isteğiyle savaşdurdurulamaz. Kürt ulusunun haklı, meşru, demokratik haklarının bir kısmınınkabul edilmesi isteğini sürekli dile getirmekle savaş sonlanamaz. … Sürdürülensavaşın zorbalığı altında inleyen Kürt ulusunun, ezilen Kürt halkının barışarzusu, bütün iyi niyetli açıklamalarla karşılanmayacağı gün gibi açıktır.Anlaşılıyor ki reformist legal partiler, küçük burjuva devrimci hareketlerinbir kısmı Türk devletinin neredeyse yüzyıllardır Kürtlere karşı sürdürdüğüsavaşın siyasal ve toplumsal niyetiyle pek ilgilenmemektedirler. … Diğer yandansürdürülen savaşın özü sadece silahlı ayaklanma dönemiyle asla açıklanamayacağıiçin devletin belli hakların tanınması karşılığında da PKK’ ninsilahsızlandırılması Kürtler açısından asla bir barış anlamına gelmez. …Savaşın sonlandırılmasının iki yolu vardır: f. Türk devletinin K. K…nüzerindeki hâkimiyetinin parçalanması anlamına gelen Kürt ulusunun savaşarakbağımsızlığını kazanmasıdır. … Kürtler açısından da bu, sakatlanmış birözgürlük olacaktır. Bu durumda Kürt ulusu da dünyada bir avuç tekelci emperyal devletin baskısı altında yaşayan bağımlı ezilenuluslara katılmış olacaktır. … İkinci yolu ise: Türk ,Kürt ve çeşitli azınlıklardan işçi,köylü geniş halkkitlelerinin proleter devrim yoludur. Emperyalist güçlerin yerel ve bölgeselegemenliğini kıracak ve gerçekten ezilen sınıflara barış getirecek tek yolbudur. Bu anlamıyla iyi niyetli barış temennileri, devrimci kitlelerinsilahsızlandırılmasını değil, komünist hareketin her bakımdan Türk ulusalhâkimiyetinin Kürtler üzerinden kalkması için savaşması gerekir ve propagandaetmesi zorunluluğunu unutmamalıdır. … Savaş PKK ile başlamadı; bu nedenle PKK ‘nın uzlaşması ve silahsızlandırılmasıyla da son bulmaz. …Hakimiyet ve sömürüyü yöneten emperyalizm ve ezen ulus Türk hakimsınıflar, savaşın bir tarafıdır. Diğer tarafı ise kan ve gözyaşıyla tarihiyoğrulan, soykırıma uğrayan, yok edilen yağmalanan Kürt ulusudur. … Tarihseldeneyim bizlere emperyalistlere ve işbirlikçi sınıfların pohpohlanmalarına,barış ve huzur vaatlerine kanmamayı öğretmiştir. Barışı sağlamak için savaşsürdüren gerici hakim sınıfların iktidarını yıkmakiçin savaşmak gerekir. … Kürt ulusunun kendi devletini kurma hakkının dışındakitüm gerici engeller ve zincirler kırıldıktan sonra güncel olarak sürdürülensavaşın sonlandırılmasının toplumsal, siyasal karşılığı olabilir. … Çünkü savaşsadece silahlı örgüte karşı değil, tarihsel olarak Kürt ulusuna karşıverilmektedir. Bu nedenle gerçekten barış isteyenler ‘savaşa karşı olanlar’Türk ulusal ayrıcalığına karşı, emperyalist işbirlikçi Türk hakimsınıflarının Kürt ulusu üzerindeki hakimiyetini kırmak için savaşmalıdırlar. …Aksine kitlelerin silahlanması ve kendi demokrasilerini inşa etmeleri tarihselzorunluluktur. Bu tarihsel doğru Kürt ulusunun kendi devletini kurma hakkınıneline alması için savaşmaktan başka yolunun olmadığını da göstermiştir. Mkp ’nin T. Ve KK devrimi içinsilahsızlanma yolunu değil de silahlanma ve savaşma yolunda ısrar etmesi sınıfsavaşımının zorunlu sonucudur. … D.Arkne zaman çıkıyor? Fazlaca gecikmedi mi? Bu konuda merakta kaldık. N.D.(Bayburt M tipi hapishanesi)’e H.G. yollamanızı ricaetsem. Bir diğer mevzu D.Ark’ınfazla geciktirilmemesidir.” ve benzeri ifadeler yer almaktadır.
15. 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve GüvenlikTedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 68. maddesinin (3) numaralı fıkrasıuyarınca söz konusu mektupları inceleyen İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu; üçmektup (bkz. §§ 11, 12, 13) yönünden sırasıyla 16/11/2012 tarihli ve 2012/370sayılı, 16/11/2012 tarihli ve 2012/371 sayılı, 16/11/2012 tarihli ve 2012/372sayılı kararlarla mektupların alıkonulmasına karar vermiştir. Anılan kararlarıngerekçesi aynı olup ilgili bölümü şöyledir:
“… Terör örgütüne destek vermek amacıyla açlıkgrevine girmeleri gerektiğini ve bunun diğer cezaevlerinde kalan kendi örgütelemanları içerisinde sıraya koyarak yapmaları konusunda planlama yaptığı, buşekilde örgüt elemanlarını eylem yapmaya teşvik ettiği anlaşıldığından …”
16. İnfaz Kurumu, Sr.K.ye gönderilmek istenen mektup (bkz. §14) yönünden 2/10/2012 tarihli ve 2012/54-53 sayılı kararıyla mektubunalıkonulmasına karar vermiştir. Anılan kararın gerekçesi şöyledir:
“İlgili mektubun içeriğinde TürkiyeCumhuriyeti Devletinin bölünmez bütünlüğünü zedeleyici, bölücü ve ayrımcıunsurların yer aldığı ve yine kurum ve kuruluşları paniğe yöneltecek yalanyanlış örgüt propagandası şeklinde örgütsel haberleşmeye yönelik yorum veifadeler bulunmaktadır.”
17. Başvurucu bu kararlara karşı Kocaeli İnfaz Hâkimliğinezdinde şikâyet başvurularında bulunmuştur. İnfaz Hâkimliği sırasıyla7/12/2012 tarihli ve E.2012/2195, K.2012/2330 sayılı, 7/12/2012 tarihli veE.2012/2196, K.2012/2333 sayılı, 7/12/2012 tarihli ve E.2012/2197, K.2012/2331sayılı, 7/12/2012 tarihli ve E.2012/2139, K.2012/2337 sayılı kararlarla İnfazKurumu Disiplin Kurulu kararlarına atıfta bulunarak başvurucunun şikâyetlerinireddetmiştir.
18. Başvurucu, İnfaz Hâkimliğinin kararlarına karşı itirazyoluna başvurmuştur. İtirazı inceleyen Kocaeli 2. Ağır Ceza Mahkemesince;sırasıyla 15/1/2013 tarihli ve Değişik İş 2013/23 sayılı, 15/1/2013 tarihli veDeğişik İş 2013/21 sayılı, 15/1/2013 tarihli ve Değişik İş 2013/18 sayılı,15/1/2013 tarihli ve Değişik İş 2013/22 sayılı kararlarla İnfaz Hâkimliğininkararlarındaki gerekçeye atıf yapılarak kararın usul ve yasaya uygun olduğundanbahisle başvurucunun itirazlarının reddine karar verilmiştir.
19. Anılan karar başvurucuya 21/1/2013 tarihinde tebliğedilmiş, başvurucu 4/2/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
B. İlgili Hukuk
20. 5275 sayılı Kanun’un 68. maddesi şöyledir:
“(1)Hükümlü, bumaddede belirlenen kısıtlamalar dışında, kendisine gönderilen mektup, faks vetelgrafları alma ve ücretleri kendisince karşılanmak koşuluyla, göndermehakkına sahiptir.
(2) Hükümlü tarafından gönderilen ve kendisinegelen mektup, faks ve telgraflar; mektup okuma komisyonu bulunan kurumlarda bukomisyon, olmayanlarda kurumun en üst amirince denetlenir.
(3) Kurumun asayiş ve güvenliğini tehlikeyedüşüren, görevlileri hedef gösteren, terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veyadiğer suç örgütleri mensuplarının haberleşmelerine neden olan, kişi veyakuruluşları paniğe yöneltecek yalan ve yanlış bilgileri, tehdit ve hakaretiiçeren mektup, faks ve telgraflar hükümlüye verilmez. Hükümlü tarafındanyazılmış ise gönderilmez.
(4) Hükümlü tarafından resmî makamlara veyasavunması için avukatına gönderilen mektup, faks ve telgraflar denetime tâbideğildir.”
21. 5275 sayılı Kanun’un 121. maddesine dayanılarak çıkarılan6/4/2006 tarihli ve 26131 sayılı Resmî Gazete’deyayımlanan, 20/3/2006 tarihli ve 2006/10218 sayılı Ceza İnfaz KurumlarınınYönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük’ün(İnfaz Tüzüğü/Tüzük) 91. maddesinin (3) numaralı fıkrası şöyledir:
“Kurumun asayiş ve güvenliğini tehlikeyedüşüren, görevlileri hedef gösteren, terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veyadiğer suç örgütleri mensuplarının örgütsel amaçlı olarak haberleşmelerine nedenolan, kişi veya kuruluşları paniğe yöneltecek yalan ve yanlış bilgileri, tehditve hakareti içeren mektup, faks ve telgraflar hükümlüye verilmez. Hükümlütarafından yazılmış ise gönderilmez.”
22. İnfaz Tüzüğü’nün 122. maddesi şöyledir:
“(1) 91 inci maddeye göre mektup alma vegönderme hakkı kapsamında hükümlüler tarafından yazılan mektup, faks vetelgraflar, zarfı kapatılmaksızın bu işle görevlendirilen ikinci müdürbaşkanlığında, idare memuru ve yüksek okul mezunu iki infaz ve koruma memurutarafından oluşturulan mektup okuma komisyonuna iletilmek üzere güvenlik vegözetim servisi personeline verilir. Yapılan incelemeden sonra gönderilmesindesakınca görülmeyen mektuplar üzerine "görüldü" kaşesi vurulur, zarfiçerisine konularak kapatılır ve postaneye teslim edilir.
(2) Resmî makamlara veya savunması içinavukatına gönderilenler hakkında 91 inci maddenin dördüncü fıkrası hükmüuygulanır.
(3) Hükümlülere gönderilen ve açılıpincelendikten sonra verilmesinde sakınca olmadığı anlaşılan mektup, faks vetelgraflar zarfları ile birlikte verilir.”
23. İnfaz Tüzüğü’nün 123. maddesi şöyledir:
“(1) Mektup okuma komisyonunca, mahallinegönderilmesi veya hükümlüye verilmesi sakıncalı görülen mektuplar, en geç yirmidört saat içinde disiplin kuruluna verilir. Mektubun disiplin kurulu tarafındankısmen veya tamamen sakıncalı görülmesi hâlinde, mektup aslı çizilmeden veyayok edilmeden şikâyet ve itiraz süresinin sonuna kadar muhafaza edilir.Mektubun kısmen sakıncalı görülmesi hâlinde, aslı idarede tutularakfotokopisinde sakıncalı görülen kısımlar okunmayacak şekilde çizilerek disiplinkurulu kararı ile birlikte ilgilisine tebliğ edilir. Mektubun tamamınınsakıncalı görülmesi hâlinde, sadece disiplin kurulu kararı tebliğ edilir.Tebliğ tarihinden itibaren infaz hâkimliğine başvuru için gereken sürebeklenir. Bu süre içinde infaz hâkimliğine başvurulmamış ise, disiplin kurulukararı yerine getirilir. İnfaz hâkimliğine başvurulmuş ise, infaz hâkimliğikararının tebliğinden itibaren itiraz süresi beklenir. İnfaz hâkimliği kararınaitiraz edilmemiş ise bu karara göre, itiraz edilmiş ise mahkemenin kararınagöre işlem yapılır.
(2) Hükümlüye yapılacak tebligatta, tebliğtarihinden itibaren on beş gün içinde infaz hâkimliğine şikâyet hakkınınkullanılmaması veya infaz hâkimliği kararına karşı tebliğ tarihinden itibarenbir hafta içinde ağır ceza mahkemesine itiraz edilmemesi hâlinde, disiplinkurulu kararının kesinleşerek mektubun sakıncalı görülen kısımlarınınokunmayacak şekilde çizilerek verileceği veya tamamı sakıncalı görülen mektubunverilmeyeceği bildirilir.
(3) Kısmen veya tamamen sakıncalı görülenmektuplar, iç hukuk veya uluslararası hukuk yollarına başvuru yapılmasıdurumunda kullanılmak üzere idarece saklanır.”
24. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun298. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Hükümlü ve tutukluların beslenmesiniengelleyenler hakkında iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası verilir. Hükümlüve tutukluların açlık grevine veya ölüm orucuna teşvik veya ikna edilmeleri yada bu yolda kendilerine talimat verilmesi de beslenmenin engellenmesi sayılır.”
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
25. Mahkemenin 2/12/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvurucunun 4/2/2013 tarihli ve 2015/9192 numaralı bireysel başvurusuincelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
26. Başvurucu; yazmış olduğu mektupların Cezaevi İdaresincehaksız gerekçelere dayanılarak sakıncalı bulunduğunu; mektupların teorik,felsefi, kültürel, hukuki, ahlaki analizler içerdiğini ifade ederek haberleşmeve ifade özgürlüğünün ihlal edildiğini ileri sürmüş ve manevi tazminattalebinde bulunmuştur.
B. Değerlendirme
27. Başvuru formu ve ekleri incelendiğinde başvurucununhaberleşme ve ifade hürriyetinin ihlal edildiğini ileri sürdüğü anlaşılmış isede bu iddiaların özü, göndermek istediği mektupların İnfaz Kurumuncagönderilmemesi nedeniyle haberleşme hürriyetinin kısıtlanmasıyla ilgilidir.Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesiile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder. (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, §16). Bu sebeple başvurucunun bütün iddiaları haberleşme hürriyeti kapsamındadeğerlendirilmiştir. Nitekim Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) dehaberleşme alanında ifade özgürlüğünün Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin(Sözleşme/AİHS) 8. maddesi ile güvence altına alındığını hatırlatmaktadır (Silver ve diğerleri/Birleşik Krallık, B.No: 5947/72…, 25/3/1983, §107; Fazıl AhmetTamer/Türkiye, B. No: 6289/02, 5/12/2006, § 33; Ahmet Temiz, B. No: 2013/1822, 20/5/2015,§ 23).
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
28. Başvurucunun, göndermek istediği mektupların sakıncalıolduğuna karar verilmesi nedeniyle anayasal haklarının ihlal edildiğine ilişkinşikâyetleri açıkça dayanaktan yoksun değildir. Ayrıca başka bir kabuledilemezlik nedeni de bulunmadığı için başvurunun kabul edilebilir olduğunakarar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
a. Başvurucu ve Bakanlık Görüşleri
29. Başvurucu; yazmış olduğu mektupların Cezaevi İdaresincehaksız gerekçelere dayanılarak sakıncalı bulunduğunu; mektupların teorik,felsefi, kültürel, hukuki, ahlaki analizler içerdiğini ifade ederek haberleşmeve ifade özgürlüğünün ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
30. Bakanlık görüşünde AİHM’iniçtihatları hatırlatılarak başvurucunun iddialarının bu kararlar doğrultusundadeğerlendirilmesi gerektiği bildirilmiştir.
31. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı cevabında; başvurudilekçesindeki ifadelerini tekrar ederek mektupların siyasi, felsefi analizleriçerdiğini, Cezaevi güvenliğini tehdit edecek bir içerik taşımadıklarını,mektuplarla hiç kimsenin açlık grevi ve ölüm orucuna teşvik edilmediğini veonlara talimat gönderilmediğini, mektuplarda buna yönelik bir ifadenin yeralmadığını belirtmiştir.
b. Genel İlkeler
32. Anayasa’nın 22. maddesi şöyledir:
“Herkes, haberleşme hürriyetine sahiptir.Haberleşmenin gizliliği esastır.
Millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesininönlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veya başkalarının hak veözgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarakusulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarakgecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciinyazılı emri bulunmadıkça; haberleşme engellenemez ve gizliliğine dokunulamaz.Yetkili merciin kararı yirmi dört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur.Hâkim, kararını kırk sekiz saat içinde açıklar; aksi halde, karar kendiliğindenkalkar.
İstisnaların uygulanacağı kamu kurum vekuruluşları kanunda belirtilir.”
33. Sözleşme’nin “Özel veaile hayatına saygı hakkı” kenar başlıklı 8. maddesi şöyledir:
“1. Herkes özel ve aile yaşamına, konutuna vehaberleşmesine saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir.
2. Bu hakların kullanılmasına ulusal güvenlik,kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, suçun veya düzensizliğin önlenmesi,genel sağlık ve genel ahlakın korunması, başkalarının hak ve özgürlüklerininkorunması amacıyla, hukuka uygun olarak yapılan ve demokratik bir toplumdagerekli bulunan müdahaleler dışında, kamu makamları tarafından hiçbir müdahaleyapılamaz.”
34. AİHM, haberleşme özgürlüğüne ilişkin şikâyetleri Sözleşme’nin8. maddesi çerçevesinde incelemektedir. Bununla birlikte Sözleşme’nin 8.maddesine karşılık Anayasa’da tek bir madde bulunmamaktadır. Başvurucununiddialarına esas olan haberleşme özgürlüğü Anayasa’nın 22. maddesindedüzenlenmiştir.
35. Anayasa’nın 22. maddesinde herkesin haberleşme özgürlüğünesahip olduğu ve haberleşmenin gizliliğinin esas olduğu hüküm altına alınmıştır.Sözleşme’nin 8. maddesinde de herkesin haberleşmesine saygı gösterilmesiniisteme hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Anayasa ve Sözleşme’nin ortakkoruma alanı, haberleşme özgürlüğünün yanı sıra, içeriği ve biçimi ne olursaolsun, haberleşmenin gizliliğini de güvence altına almaktadır. Haberleşmebağlamında, bireylerin karşılıklı ve toplu olarak sözlü, yazılı ve görsel iletişimlerinekonu olan ifadelerinin gizliliğinin sağlanması gerekir. Posta, elektronikposta, telefon, faks ve internet aracılığıyla yapılan haberleşmefaaliyetlerinin haberleşme özgürlüğü ve haberleşmenin gizliliği kapsamındadeğerlendirilmesi gerekir (Mehmet Koray Eryaşa, B. No: 2013/6693, 16/4/2015, § 49).
36. Kamu makamlarının, bireyin haberleşme özgürlüğüne vehaberleşmesinin gizliliğine keyfî bir şekilde müdahale etmelerinin önlenmesi,Anayasa ve Sözleşme ile sağlanan güvenceler kapsamında yer almaktadır.Haberleşmenin içeriğinin denetlenmesi, haberleşmenin gizliliğine ve dolayısıylahaberleşme özgürlüğüne yönelik ağır bir müdahale oluşturur. Bununla birliktehaberleşme özgürlüğü, mutlak nitelikte olmayıp meşru birtakım sınırlamalaratabidir. Bu kapsamdaki özel sınırlama ölçütleri, Anayasa’nın 22. maddesininikinci fıkrasında ve Sözleşme’nin 8. maddesinin (2) numaralı fıkrasındasayılmıştır (Mehmet Koray Eryaşa, § 50).
37. Anayasa’nın “Temel hak vehürriyetlerin sınırlanması” kenar başlıklı 13. maddesi şöyledir:
“Temel hak ve hürriyetler,özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilensebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar,Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetingereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”
38. Belirtilen Anayasa hükmü, hak ve özgürlükleri sınırlama vegüvence rejimi bakımından temel öneme sahip olup Anayasa’da yer alan bütün hakve özgürlüklerin yasa koyucu tarafından hangi ölçütler göz önündebulundurularak sınırlandırılabileceğini ortaya koymaktadır. Anayasa’nınbütünselliği ilkesi çerçevesinde, Anayasa kurallarının bir arada ve hukukungenel kuralları gözönünde tutularak uygulanmasızorunlu olduğundan belirtilen düzenlemede yer alan başta kanun ile sınırlamakaydı olmak üzere tüm güvence ölçütlerinin, Anayasa’nın 22. maddesinde yerverilen hakkın kapsamının belirlenmesinde de gözetilmesi gerektiği açıktır (Sevim Akat Eşki,B. No: 2013/2187, 19/12/2013, § 35).
39. AİHM kararlarına göre haberleşme özgürlüğüne yapılanmüdahale öncelikle kanunla öngörülmelidir. Müdahalenin yasal dayanağınıoluşturan mevzuatın, “ulaşılabilir”, yeterince açık ve belirli bir eylemingerektirdiği sonuçlar açısından “öngörülebilir” olması gerekir. İkinci olarak sözkonusu sınırlandırma “meşru bir amaca” dayalı olmalıdır, bunun yanı sıramüdahale demokratik bir toplumda gerekli ve ölçülü olmalıdır (Silver ve diğerleri/Birleşik Krallık, §§85-90; Klass ve diğerleri/Almanya, B. No: 5029/71,6/10/1978, §§ 42-55; Campbell/Birleşik Krallık, B. No: 13590/88,25/3/1992, § 34).
40. Dolayısıyla haberleşme özgürlüğüne yapıldığı iddia edilenmüdahalelerin incelemesinde kanunilik ve müdahaleyi haklı kılan sebeplerin varolup olmadığı her somut olayın kendi koşulları içinde değerlendirilmelidir.
c. İlkelerin Olaya Uygulanması
i. Müdahalenin Varlığı
41. Somut olayda başvurucunun bulunduğu İnfaz Kurumu DisiplinKurulu kararlarıyla başvurucunun göndermek istediği mektupların; yukarıda (bkz.§ § 11, 12, 13) içeriğine yer verilen üçü bakımından açlık grevi yapmaya teşvikettiği, dördüncüsü (bkz. § 14) bakımından Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ninbölünmez bütünlüğünü zedeleyici, bölücü ve ayrımcı unsurların yer aldığı veyine kurum ve kuruluşları paniğe yöneltecek örgüt propagandası şeklindeörgütsel haberleşmeye yönelik yorum ve ifadeler bulunduğu gerekçesiyletamamının sakıncalı olduklarına karar verilmiştir. Dolayısıyla anılan işlem ilekamu makamları tarafından başvurucunun haberleşme özgürlüğüne bir müdahaledebulunulmuştur.
ii. Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı
42. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 22. maddesinin ikincifıkrasında belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha fazlasına dayanmadığı veAnayasa’nın 13. maddesinde belirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçeAnayasa’nın 22. maddesinin ihlalini teşkil edecektir. Bu nedenle sınırlamanınAnayasa’nın 13. maddesinde öngörülen öze dokunmama, Anayasa’nın ilgilimaddesinde belirtilmiş olma, kanunlar tarafından öngörülme; Anayasanın sözüneve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine veölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığınınbelirlenmesi gerekir (Ahmet Temiz,§ 36).
Kanunilik
43. Haberleşme özgürlüğüne getirilen sınırlamaların öncelikle kanunlaöngörülmüş olması gerekmektedir. AİHM içtihatlarında ifade edilen kanunlaöngörülme kriteri, kendi içerisinde üç temel prensibi içermektedir. İlk olarakmüdahale teşkil eden eylem mevzuatta yer alan bir düzenlemeye dayanmalıdır.İkinci olarak müdahalenin dayanağını teşkil eden düzenleme ilgili kişiaçısından yeterli derecede ulaşılabilir olmalıdır. Son olarak söz konusudüzenlemenin, hitap ettiği kişiler bakımından davranışlarını ona göreyönlendirme ve belli koşullar çerçevesinde, eylemler neticesinde meydanagelebilecek sonuçları öngörebilmeye olanak sağlayacak açıklıkta olmasıgerektiğidir (Silver ve diğerleri/BirleşikKrallık, §§ 86-88).
44. Somut olayda, hükümlülerin cezaevinden yaptıklarıyazışmaların denetimi ve sınırlandırılmasının dayanağını oluşturan 5275 sayılıKanun (68. maddesi) ile İnfaz Tüzüğü (91., 122. ve 123. maddeleri) Resmî Gazete’de yayımlanmış olup bu mevzuatın erişilebilirolduğuna kuşku yoktur. Anılan mevzuatta cezaevi disipliniyle ilgili hükümler;cezaevinde hükümlülerin mektup, faks ve telgrafları gönderme ve alma hakkı,buna getirilen kısıtlamalar ve izlenecek usuller yeterince açık veanlaşılabilir şekilde düzenlenmiştir. Hükümlünün mektubunun denetimi ilebirlikte, mektubun kısmen veya tamamen sakıncalı görülmesi hâlinde başvurulacaktedbirler ile bu yöndeki işlemlere karşı hükümlünün başvurabileceği davayollarının da düzenlendiği, bu hâliyle ilgili düzenlemenin yeterince açık,anlaşılabilir ve öngörülebilir olduğu sonucuna varılmıştır. Bu bağlamda 5275sayılı Kanun’un 68. maddesinin “kanunilik” ölçütünü karşıladığıdeğerlendirilmiştir (Ahmet Temiz,§§ 38-46).
Meşru Amaç
45. Haberleşme özgürlüğüne yapılan müdahalelerin meşru kabuledilebilmesi için bu müdahalelerin, Anayasa’nın 22. maddesinin ikincifıkrasında sayılmış olan millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesininönlenmesi, genel sağlık ve genel ahlakın korunması veya başkalarının hak veözgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına dayanması gerekir.
46. Sözleşme’nin 8. maddesinin (2) numaralı fıkrasında dahaberleşme özgürlüğüne yönelik bir müdahalenin hukuka uygun ve demokratiktoplumda gerekli olması ile ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomikrefahı, suçun veya düzensizliğin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlakınkorunması, başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amaçlarıyla yapılmışolması aranmakta olup bu şartlar altında yapılmayan müdahaleler yasaklanmıştır.
47. Anayasa’nın 22. maddesinde düzenlenen haberleşmeningizliliğine yönelik müdahalenin ikinci fıkrada belirtilen amaçlar çerçevesindeolabileceği düzenlenmiştir. Ayrıca müdahalenin ikinci fıkrada belirtilenamaçlara dayalı olarak ve hâkim kararıyla yapılması gerekmektedir. Bununlabirlikte üçüncü fıkrada bazı kamu kurum ve kuruluşlarının kanun ile istisnatutulabileceği de belirtilmiştir. Üçüncü fıkrada belirtilen istisna; hâkimkararı alınması şartına yönelik olarak anlaşılmalı, 22. maddenin ikincifıkrasında belirtilen sınırlama sebeplerinin genişletilebileceği şeklindeyorumlanmamalıdır. Temel hak ve özgürlüklerin yalnızca Anayasa’nın ilgilimaddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak sınırlanabileceğini öngörenAnayasa’nın 13. maddesindeki düzenleme ve özgürlüklere getirilen sınırlamalarındar yorumlanması gereği karşısında, Anayasa’nın 22. maddesinin ikincifıkrasında öngörülen haberleşme hürriyetine getirilebilecek sınırlamasebeplerinin, anılan maddenin üçüncü fıkrasına dayanılarak kanunlagenişletilmesi mümkün değildir (Ahmet Temiz,§ 49).
48. Yukarıda da belirtildiği gibi cezaevlerinin Anayasa’nın 22.maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında kalan istisnai kamu kurumu olduğu kabuledilmekle birlikte bu istisna, anılan kurumlar tarafından hâkim kararı alınmasışartı aranmaksızın haberleşme hürriyetine müdahale niteliğinde işlem tesisedilebileceği anlamına gelmektedir. Ayrıca bu kurumların haberleşme hürriyetinemüdahale anlamındaki işlemlerinin meşru olabilmesi için mutlaka Anayasa’nın 22.maddesinin ikinci fıkrasında sayılan sınırlandırma sebeplerine dayalı olmasıgerekmektedir (Ahmet Temiz, §50).
49. 5275 sayılı Kanun’un 68. maddesinin (3) numaralı fıkrasında “Kurumun asayiş ve güvenliğini tehlikeye düşüren,görevlileri hedef gösteren, terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veya diğer suçörgütleri mensuplarının haberleşmelerine neden olan, kişi veya kuruluşlarıpaniğe yöneltecek yalan ve yanlış bilgileri, tehdit ve hakareti içeren mektup,faks ve telgrafların” hükümlüye verilmeyeceği, hükümlü tarafındanyazılmış ise gönderilmeyeceği düzenlenmiştir. Burada belirtilen sebeplerin,Anayasa’nın 22. maddesinin ikinci fıkrasında sayılmış olan kamu düzeni ve suçişlenmesinin önlenmesi genel amacı çerçevesinde cezaevinde güvenliğin vedisiplinin sağlanmasını hedeflediği söylenebilir.
50. Somut olayda, başvurucunun göndermek istediği mektuplarınsakıncalı bulunmasına yönelik Ceza İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu kararları; ilküçü bakımından açlık grevi yapmaya teşvik ettiği, dördüncüsü bakımından TürkiyeCumhuriyeti Devleti’nin bölünmez bütünlüğünü zedeleyici, bölücü ve ayrımcıunsurların yer aldığı ve yine kurum ve kuruluşları paniğe yöneltecek yalanyanlış örgüt propagandası şeklinde örgütsel haberleşmeye yönelik yorum veifadeler bulunduğu gerekçesine dayandırılmıştır.
51. 5237 sayılı Kanun’un 298. maddesinin (2) numaralı fıkrasıuyarınca hükümlü ve tutukluların açlık grevine veya ölüm orucuna teşvik veyaikna edilmeleri ya da bu yolda kendilerine talimat verilmesi suçtur.
52. Bu kapsamda başvurucunun mektuplarının, İnfaz Kurumuncadenetlenmesi suretiyle haberleşme özgürlüğüne yapılan müdahalelerin; kamudüzeni, cezaevlerinde güvenliğin sağlanması ve suç işlenmesinin önlenmesiamaçlarını taşıdığı ve bunun da Anayasa'nın haberleşme özgürlüğüne ilişkin 22.maddesinin ikinci fıkrası kapsamında meşru bir amaç olduğu sonucunavarılmıştır.
Demokratik Toplum Düzeninde Gerekli Olma veÖlçülülük
53. Başvurucu; yazmış olduğu mektupların Cezaevi İdaresincehaksız gerekçelere dayanılarak sakıncalı bulunduğunu; mektupların teorik,felsefi, kültürel, hukuki, ahlaki analizler içerdiğini, Cezaevi güvenliğinitehdit edecek bir içerik taşımadıklarını, mektuplarla hiç kimsenin açlık grevive ölüm orucuna teşvik edilmediğini ve onlara talimat gönderilmediğini,mektuplarda buna yönelik bir ifadenin olmadığını ifade ederek haberleşmehakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
54. Bakanlık görüşünde; AİHM kararlarında, ceza infazkurumlarında bulunan kişilerin yazışmalarının belirli ölçüde kontrolünün başlıbaşına Sözleşme’nin ihlaline sebebiyet vermeyeceğinin belirtildiği ifadeedilmiş; başvuruya konu mektupların gönderilmemesinin Anayasa’nın 22. maddesiile AİHS’in 8. maddesi çerçevesindedeğerlendirmesinin gerekli olduğu vurgulanmıştır.
55. AİHM içtihatlarında ifade edilen demokratik toplumdazorunluluk kavramı, müdahale teşkil eden eylemin acil bir toplumsal ihtiyaçtankaynaklanması ve takip edilen meşru amaç bakımından orantılı olması unsurlarınıiçermektedir (Silver ve diğerleri /BirleşikKrallık, § 97).
56. AİHM, haberleşme hürriyetine yapılan müdahalelerindemokratik toplumda zorunluluk teşkil etmesine ilişkin kriteri incelediğikararlarda, öncelikle ceza infaz kurumlarında bulunan kimselerin yazışmalarınınbelirli ölçüde kontrolünün başlı başına Sözleşme’nin ihlaline sebebiyetvermeyeceğini, ceza infaz kurumunun olağan ve makul gereksinimleri dikkatealınarak bir değerlendirmede bulunmanın gerekli olduğunu belirtmiştir (Mehmet Nuri Özen ve diğerleri/Türkiye, §51; Silver ve diğerleri/Birleşik Krallık,§ 98).
57. AİHM, her somut olayda kamu makamlarının bu değerlendirmeyiyaparken mektup gönderme ve almanın ceza infaz kurumlarında bulunanhükümlülerin ve tutukluların dış dünya ile bağlantısında en önemli araçlardanolduğunu göz önünde bulundurması gereğini belirtmektedir (Campbell/Birleşik Krallık, § 45).
58. Haberleşme özgürlüğü, mutlak nitelikte olmayıp meşrubirtakım sınırlamalara tabidir. Bu özgürlüğe ilişkin olarak Anayasa'nın 22.maddesinin ikinci fıkrasında sayılan sınırlandırmaların Anayasa'nın 13.maddesinin güvencesinde olan demokratik toplum düzeninin gerekleri ve ölçülülükilkeleriyle bağdaşıp bağdaşmadığı konusunda bir değerlendirme yapılması gerekmektedir(Yasemin Çongar ve diğerleri, B.No: 2013/7054, 6/1/2015, §§ 57, 58).
59. Anayasa’da belirtilen demokrasi, çağdaş ve özgürlükçü biranlayışla yorumlanmalıdır. "Demokratik toplum düzeninin gerekleri"ölçütü, Anayasa'nın 13. maddesi ile AİHS'in 8., 9.,10. ve 11. maddelerindeki paralelliği açıkça yansıtmaktadır. Bu itibarlademokratik toplum ölçütü; çoğulculuk, hoşgörü ve açık fikirlilik temelindeyorumlanmalıdır (Fatih Taş, B.No: 2013/1461, 12/11/2014, § 92).
60. Nitekim Anayasa Mahkemesinin sıklıkla vurguladığı üzeredemokrasiler, temel hak ve özgürlüklerin en geniş ölçüde sağlanıp güvencealtına alındığı rejimlerdir. Temel hak ve özgürlüklerin özüne dokunup tümüylekullanılamaz hâle getiren sınırlamalar, demokratik toplum düzeni gerekleriyleuyum içinde sayılamaz. Bu nedenle temel hak ve özgürlükler, istisnai olarak veancak özüne dokunulmamak koşuluyla demokratik toplum düzeninin sürekliliği içinzorunlu olduğu ölçüde ve ancak yasayla sınırlandırılabilirler. (AYM,E.2006/142, K.2008/148, 24/9/2008). Başka bir ifadeyle yapılan sınırlama hak veözgürlüğün özüne dokunarak kullanılmasını durduruyor veya aşırı derecedegüçleştiriyorsa, etkisiz hâle getiriyorsa veya ölçülülük ilkesine aykırı olaraksınırlama aracı ile amacı arasındaki denge bozuluyorsa demokratik toplumdüzenine aykırı olacaktır (AYM, E.2009/59, K.2011/69, 28/4/2011; AYM,E.2006/142, K.2008/148, 17/4/2008; Fatih Taş,§§ 92, 93).
61. Anayasa Mahkemesinin kararlarına göre ölçülülük, temel hakve özgürlüklerin sınırlanma amaçları ile araç arasındaki ilişkiyi yansıtır.Ölçülülük denetimi, ulaşılmak istenen amaçtan yola çıkılarak bu amaca ulaşılmakiçin seçilen aracın denetlenmesidir. Bu sebeple haberleşme özgürlüğü alanındayapılan müdahalelerde, hedeflenen amaca ulaşabilmek için seçilen müdahaleninelverişli, gerekli ve orantılı olup olmadığı değerlendirilmelidir (Sebahat Tuncel, B. No: 2012/1051,20/2/2014, § 84; Fatih Taş, §§92, 93).
62. Müdahalenin orantılı olduğundan söz edilebilmesi için temelhakka daha az zarar verebilecek ancak aynı zamanda güdülen amacı yerinegetirebilecek nitelikte olan yöntemin tercih edilmiş olması gerekmektedir (Nada/İsviçre, B. No: 10593/08, 12/9/2012, §183).
63. Hükümlü veya tutuklular, Anayasa'nın 19. maddesi kapsamındahukuka uygun olarak "bir mahkûmiyetkararına bağlı olarak tutma" biçiminde değerlendirilebilecekkişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı dışında (İbrahimUysal, B. No: 2014/1711, 23/7/2014, §§ 29-33) Anayasa'nın veSözleşme'nin ortak alanı kapsamında kalan temel hak ve hürriyetlerin tamamınagenel olarak sahiptirler (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Hirst/Birleşik Krallık (No. 2), B. No:74025/01, 6/10/2005, § 69). Bununla birlikte cezaevinde tutulmanın kaçınılmazsonucu olarak suçun önlenmesi ve disiplinin temini gibi cezaevinde güvenliğinsağlanmasına yönelik kabul edilebilir makul gerekliliklerin olması durumundasahip oldukları haklar sınırlanabilir (TuranGünana, B. No: 2013/3550, 19/11/2014, §35).
64. Ceza infaz kurumlarına gelen veya bu kurumlardan gönderilenyazışmalara yapılan müdahalelere gerekçe olarak gösterilebilecek yukarıdabelirtilen makul nedenlerin, somut olayın tüm koşulları çerçevesi dâhilindeobjektif bir gözlemciyi haberleşme hakkının kötüye kullanıldığına iknaedebilecek nitelikte olaya özgü olgu ve bilgilerle gerekçelendirilmesigerekmektedir (Campbell/Birleşik Krallık, § 48). Bunun yanı sırayapılacak değerlendirmede hükümlüler hakkında uygulanan infaz rejiminin vemahkûmiyet sebeplerinin de dikkate alınması gerekmektedir (Silver ve diğerleri/Birleşik Krallık, §§98, 102; Atilla ve diğerleri/Türkiye (k.k.), B. No: 18139/07, 11/5/2010,).
65. Bu bağlamda, başvuru konusu olay bakımından yapılacakdeğerlendirmelerin temel ekseni, müdahaleye neden olan derece mahkemelerininkararlarında dayandıkları gerekçelerin haberleşme özgürlüğünü kısıtlamabakımından “demokratik bir toplumda gerekli” ve “ölçülülük ilkesi”neuygun olduğunu inandırıcı bir şekilde ortaya koyup koyamadığı olacaktır (Sebahat Tuncel, § 87).
66. Öncelikle somut olayda, hükümlü olan başvurucunun göndermekistediği mektupların benzerliği ve sakıncalı bulunma gerekçeleri dikkatealınarak yapılan müdahalelerin demokratik bir toplumda gerekli ve ölçülü olupolmadıkları Sn.K. (bkz. § 11) ,S.G. (bkz. § 12) ve Ö.A.ya (bkz. § 13) yazılanmektuplar ile Sr.K.ya yazılan mektup yönünden ikikısımda incelenecektir.
Sn.K., S.G. ve Ö.A.ya Yazılan Mektuplar Yönünden
67. Başvurucunun Sn.K. (bkz. § 11),S.G. (bkz. § 12) ve Ö.A.ya(bkz. § 13) yazmış olduğu mektupların içerikleri birbirinin benzeri olupneredeyse aynı ifadelere yer verildiği görülmektedir. “Silahlı terör örgütüneüye olma” suçundan mahkûm olan başvurucu, İnfaz Kurumunda bulunduğu esnadabaşka infaz kurumlarında bulunan arkadaşlarına eş zamanlı olarak göndermekistediği birer sayfadan oluşan mektuplarda, kendisinin de bulunduğu bir grubun dördebölünerek “süresiz dönüşümlü ag’ye (70) yetmişinci günde” başlayacaklarınıaçıkladıktan sonra isimlerini zikrettiği bir kısım insanların belirlenen birsırayla “(7) yedişer gün gideceklerini” ifadeetmiştir.
68. Mektuplarda geçen isimlerin bulunduğu grubun dışından biritarafından okunması hâlinde rahatlıkla anlaşılamayacak şekilde kapalı bir dilleçeşitli kısaltmalar kullanan başvurucunun, kimler tarafından hangi tarih vesüreyle yapılacağı planlanmış bir davranış biçiminden bahsettiği kuşkusuzdur.Anlatımlarda geçen “ag”kısaltmasının açlık grevi; “(7) yedişer güngitme” ifadesinin açlık grevi eylemi yapma olduğu anlaşılmaktadır.İnfaz Kurumu, mektuplarda başvurucunun “Terörörgütüne destek vermek amacıyla açlık grevine girmeleri gerektiğini ve bunundiğer cezaevlerinde kalan kendi örgüt elemanları içerisinde sıraya koyarakyapmaları konusunda planlama yaptığı, bu şekilde örgüt elemanlarını eylemyapmaya teşvik ettiği” gerekçesine istinaden mektuplarınsakıncalı olduğuna karar vermiştir.
69. 5237 sayılı Kanun’un 298. maddesinin (2) numaralı fıkrasıuyarınca hükümlü ve tutukluların açlık grevine veya ölüm orucuna teşvik veyaikna edilmeleri ya da bu yolda kendilerine talimat verilmesi suçtur.
70. Haberleşmenin farklı infaz kurumlarında bulunan kişilerarasında gerçekleşmesinin istendiği hatırda tutulmalıdır. Ayrıca başvurucutarafından mektubun gönderilmek istenildiği dönemde, PKK terör örgütüne destekvermek amacıyla ülke genelindeki infaz kurumlarında açlık grevi eylemlerinindevam ettiği, eylem yapan veya ileride yapması muhtemel hükümlü/tutuklulararasındaki eyleme yönelik iletişimin, söz konusu eylemleriyaygınlaştırabileceği veya var olanların süresini uzatabileceği öngörülebilirbir olgudur.
71. Açlık grevi yapma eylemi ile ilgili bilgi ve haberlerintutuklu/hükümlüler arasındaki iletişime konu olmasına infaz kurumlarıncatemkinle yaklaşılması ve bu haberleşmenin daha sıkı denetime tabi tutulmasıkurumların asayiş ve güvenliğini sağlamaya yönelik kabul edilebilir mahiyettedir.
72. Yasa dışı silahlı örgüt üyeliği nedeniyle hükümlü olanbaşvurucunun, yine hükümlü/tutuklu olan bazı kişilere kapalı ifade vekısaltmalar kullanarak açlık grevini yapacakları tarihi, sırayı ve süreyi aynıanda bildirmek istediği mektupların, bu eylemleri yapmaya teşvik ettiğinideğerlendiren ve bu doğrultuda ülke genelindeki eylemleri de nazara alarakhaberleşmenin örgütsel gayeli olabileceği kanaatine varan İnfaz Kurumunca kamudüzeni, cezaevinde disiplinin ve güvenliğin sağlanması, suçun önlenmesiamaçlarıyla mektupların gönderilmemesi şeklinde tedbir alınması makulgörülmüştür. (Atilla ve diğerleri/Türkiye)
73. Buna göre başvurucunun haberleşme özgürlüğüne yönelikkısıtlamanın, Anayasa’nın 22. maddesi anlamında demokratik toplumda kamu düzenininkorunması ve suç işlenmesinin önlenmesi için gerekli olan demokratik toplumdüzenin gereklerine aykırı olduğu düşünülemez.Bununla birlikte mektuplarda geçen yukarıdaki (bkz. §§ 11, 12, 13)ifadelerin mektupların neredeyse tamamını oluşturduğu dikkate alındığında Tüzük’ün 123. maddesi uyarınca bu ifadelerin okunamaz hâlegetirilerek bahse konu mektupların gönderilmesinin bir anlamı olmayacaktır.
74. Sonuç olarak İnfaz Kurumunun gerekçesi dikkate alındığındabaşvurucunun haberleşme özgürlüğüne yapılan müdahalenin Anayasa’nın 22. maddesianlamında demokratik toplumda kamu düzeninin korunması ve suç işlenmesininönlenmesi için gerekli olan demokratik toplum düzenin gereklerine ve ölçülülükilkesine aykırı olduğu söylenemez.
75. Açıklanan nedenlerle söz konusu mektuplar bakımındangetirilen kısıtlamanın bir ihlal içermediği anlaşıldığından Anayasa’nın 22.maddesinde güvence altına alınan haberleşme hürriyetinin ihlal edilmediğinekarar verilmesi gerekir.
Sr.K.ya Yazılan MektupYönünden
76. Başvurucu, Sr.K.ya(bkz. § 14) göndermek üzere yazmış olduğu üç sayfa mektupta “İstek ve iyi niyetle savaşı durdurmak mümkün mü?”başlığı altında birtakım siyasi ve ideolojik görüşlerini açıklamıştır. “Türk Devleti” ile “Kürt Ulusu” arasında 1920’lerde bir “savaşın” bulunduğunu ifade eden metinyazarı, bu “savaşın” devamettiğine işaret ederek “tek tarafınisteğiyle savaşın sonlandırılamayacağını, Kürt halkının meşru ve demokratik haklarının bazılarının kabuledilmesinin savaşı durdurmaya yetmeyeceğini, ancak bu halka kendi devletinikurma hakkının tanınmasıyla savaşın bitmesinin toplumsal ve siyasalkarşılığının olabileceğini” vurgulamış; PKK terör örgütününsilahsızlandırılmasının “Kürtler açısındanasla barış anlamına gelmediğinin” altını çizmiştir. “Savaşın sonlandırılmasının” iki yoluolduğunu belirten başvurucu; ilkinin “Kürtlerinsavaşarak bağımsızlığını kazanması”, ikincinin -Ki kendisince bu,ezilen sınıflara barış getirecek tek yoldur.-“Türk, Kürt ve çeşitli azınlıklardan oluşan geniş halk kitlesinin proleter devrimi”olduğunu, bunun için ise “devrimcikitlelerin silahsızlandırması değil savaşması gerektiğini” önesürmüştür.
77. “Aksine kitlelerinsilahlanması ve kendi demokrasilerini inşa etmeleri tarihsel zorunluluktur. Butarihsel doğru Kürt ulusunun kendi devletini kurma hakkının eline alması içinsavaşmaktan başka yolunun olmadığını da göstermiştir. Mkp’nin T. Ve KK devrimi için silahsızlanma yolunu değilde silahlanma ve savaşma yolunda ısrar etmesi sınıf savaşımının zorunlusonucudur.” ifadesiyle metnini tamamlayan başvurucunun, yasa dışıeylemleri meşrulaştırarak Kürt halkının devlet kurma hakkı olduğunu ve bu hakkısadece “silahlanma ve savaşma yolu” ileelde edebileceklerini belirtmek suretiyle şiddete teşvik ettiği açıktır. Buyönde, içeriğinde “Türkiye CumhuriyetiDevletinin bölünmez bütünlüğünü zedeleyici, bölücü ve ayrımcı unsurların veörgüt propagandası şeklinde örgütsel haberleşmeye yönelik yorum ve ifadelerinbulunduğu” değerlendirilen mektubun,kamu düzeni ve suç işlenmesinin önlenmesi amaçları çerçevesinde İnfaz Kurumuncaalıkonulması şeklinde tedbir alınması makul görülmüştür.
78. Buna göre başvurucunun haberleşme özgürlüğüne yönelikkısıtlamanın, Anayasa’nın 22. maddesi anlamında demokratik toplumda kamudüzeninin korunması ve suç işlenmesinin önlenmesi için gerekli olan demokratiktoplum düzenin gereklerine aykırı olduğu düşünülemez. Bununla birlikte mektubuntamamıyla yukarıda (bkz. § 14) yer verilen anlatıma benzer niteliktekiifadelerden oluştuğu dikkate alındığında Tüzük’ün123. maddesi uyarınca bu ifadelerin okunamaz hâle getirilerek mektubungönderilmesinin bir anlamı olmayacaktır.
79. Sonuç olarak İnfaz Kurumunun gerekçesi dikkate alındığındabaşvurucunun haberleşme özgürlüğüne yapılan müdahalenin Anayasa’nın 22.maddesine göre demokratik toplumda kamu düzeninin korunması ve suç işlenmesininönlenmesi için gerekli olan demokratik toplum düzenin gereklerine ve ölçülülükilkesine aykırı olduğu söylenemez.
80. Açıklanan nedenlerle söz konusu mektup yönünden getirilenkısıtlamanın bir ihlal içermediği anlaşıldığından Anayasa’nın 22. maddesindegüvence altına alınan haberleşme hürriyetinin ihlal edilmediğine kararverilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Anayasa’nın 22. maddesinde yer alan haberleşmeözgürlüğünün ihlaline ilişkin iddiaların KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 22. maddesinde güvence altına alınanhaberleşme özgürlüğünün İHLAL EDİLMEDİĞİNE,
C. Adli yardım talebinin kabulüyle geçici muafiyet sağlananyargılama giderlerinin tahsilinin, başvurucunun mağduriyetine neden olacağıanlaşıldığından 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca başvurucunun yargılamagiderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA,
D. Kararın bir örneğinin 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılıAnayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50.maddesinin (3) numaralı fıkrası uyarınca Adalet Bakanlığına ve Kocaeli İnfazHâkimliğine gönderilmesine
2/12/2015 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.