TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
VOLKAN DOĞDU BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2016/4186)
Karar Tarihi: 12/9/2019
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan y.
:
Recep KÖMÜRCÜ
Üyeler
:
M. Emin KUZ
Rıdvan GÜLEÇ
Recai AKYEL
Yıldız SEFERİNOĞLU
Raportör
:
Zehra GAYRETLİ
Başvurucu
:
Volkan DOĞDU
Vekili
:
Av. Alper ÖNAL
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, kararın sonucunu değiştirebilecek nitelikteki biriddiaya ayrı ve açık yanıt verilmemesi nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlaledildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 29/2/2016 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş verilmesine gerek görülmediğinibildirmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
8. Tarsus İlçe Emniyet Müdürlüğünün talebi üzerine TarsusCumhuriyet Başsavcılığı tarafından bir suç örgütüne yönelik olarak teknik takipdestekli soruşturma başlatılmış, bu soruşturma kapsamında elde edilenbilgilerden S.Y. isimli şahıs liderliğinde kurulduğu iddia edilen ikinci birsuç örgütünün varlığından şüphelenilerek yeni bir soruşturma başlatılmıştır.
9. Bahsi geçen ikinci suç örgütü hakkında hazırlanan soruşturmadosyası görevsizlik kararı ile Adana Cumhuriyet Başsavcılığına (CMK mülga 250madde ile görevli) (Başsavcılık)gönderilmiştir.
10. Başsavcılığın 23/2/2009 tarihli iddianamesi ile başvurucununda aralarında yer aldığı bazı şüphelilerin suç örgütü üyesi olma, suçdelillerini yok etme gizleme veya değiştirme, suçluyu kayırma, yağma, korkukaygı veya panik yaratabilecek tarzda silahla ateş etme, mala zarar verme,10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer AletlerHakkında Kanun'a muhalefet suçlarından cezalandırılmaları talebiyle kamu davasıaçılmıştır.
11.(Kapatılan) Adana 7. Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) olaylailgili olarak müştekileri ve tanıkları dinlemiştir. Müşteki A.G. beyanında;Tarsus ilçesinde esnaflık yapmakta olduğunu, başvurucunun da aralarında olduğubazı şüphelilerin 2006 ve 2007 yılları arasında değişik zamanlarda kendisindenzorla para aldıklarını, 2007 yılının Haziran ayıiçinde arkadaşı Y.Ö. ile birlikte Mersin'de bir restoranda yemek yediklerisırada bazı şüphelilerin şikâyetçi olmaması hususunda kendisini tehdit ettiğinibelirtmiştir. Tanık Y.Ö. beyanında; 2007 yılında A.G. ile birlikte Mersin'egittiklerini, sahildeki bir restoranda yemek yedikleri sırada bazı şüphelilerinyanlarına gelerek A.G. ile tartıştıklarını ve A.G. yitehdit ettiklerini ifade etmiştir.
12. Mahkemenin 22/3/2013 tarihli kararı ile başvurucunun suçörgütü üyesi olma ve nitelikli yağma suçlarından hapis cezasıylacezalandırılmasına karar verilmiştir. Gerekçeli kararın ilgili kısımlarışöyledir:
"23.OLAY NEDENİYLE YAPILAN DEĞERLENDİRME;
Müşteki [A.G.] Soruşturma Aşamasında Alınan Beyanında;3 YILDIRS.Y.ve adamları [M.Y.]., [H.], . Volkan... vb. ismini bilmediği birçok şahıstarafından kendisinden zorla ya da zorda bırakılarak bir çokdefa para aldıklarını (...) olaydan sonraki Haziran ayı içerisinde Viranşehirde restoranda arkadaşı olan [Y. Ö.] (...)ile birlikte yemek yedikleri sırada kırmızı tişörtlü şahsın ile birliktegelerek kendisini dövdüklerini, korktuğu için şikayetçi olmadığını ...
...
Müştekinin aşamalarda alınan istikrarlıbeyanları, müşteki beyanlarını doğrulayan tanık anlatımları, müşteki ve tanıkanlatımları ile uyumlu iletişim tespit tutanakları ile tüm dosya kapsamıbirlikte değerlendirildiğinde; suç örgütü lideri [S.Y.] ve suç örgütü üyeleri [M.Y.], [H.T],[H.T], [A.D.], [Y.A.], Volkan Doğdu ve[F.M.Y.nin] 2006-2007yılları içerisinde suç örgütünün korkutucu gücünden faydalanarak örgüte gelirtemin etmek maksadıyla müşteki [A.G.yi] tehdit etmek, dövmeksuretiylemaddi menfaat temin ettikleri, böylece nitelikliyağmasuçunu işledikleri, müştekinin olay tarihlerinde suç örgütünden korktuğu içinuzun süre şikayetçi olamadığı, bu suretle sanıklar [S.Y.], Volkan Doğdu, [Y.A.] , [M.Y.], [F.M.Y.],[H.T], [H.T] ve [A.D.nin] iddianamedeki 23. olay nedeni ile müşteki [A.G.ye] karşı yağma suçunu işledikleri kanaatinevarıldığından sanıkların 5237 sayılı TCK'nın 149/1-c-f-g maddesi gereğincecezalandırılmalarına karar verilmiştir."
13. Başvurucu, yargılama sürecinde 25/5/2007 tarihinde askeresevk edildiğini,bu tarihtenitibaren 15 ay süreyle askerlik görevini ifa ettiğini, dolayısıyla yağma suçunuişlemesinin mümkün olmadığını ileri sürmüştür.
14. Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 24/12/2015 tarihli kararıylahüküm onanmıştır.
15. Başvurucu 29/1/2016 tarihinde karardan haberdar olduğunubeyan ederek 29/2/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
16. Mahkemenin 12/9/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Gerekçeli KararHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
17. Başvurucu, Yargıtay tarafından onanan mahkûmiyet kararlarınakonu suçların işlendiği iddia edilen tarihlerde askerlik hizmeti nedeniylebaşka bir ilde olduğunu ifade etmiş olmasına rağmen bu hususta herhangi birdeğerlendirme yapılmadığını belirterek adil yargılanma hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
18. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
"Herkes, meşru vasıta ve yollardanfaydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia vesavunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."
19. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvuru, karar sonucunu etkileyecek esaslıbir iddianın gerekçeli kararda karşılanmamasına ilişkin olduğundan başvurucununiddiasının gerekçeli karar hakkı kapsamında incelenmesi gerektiğideğerlendirilmiştir.
a. Kabul EdilebilirlikYönünden
20. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan gerekçelikarar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğunakarar verilmesi gerekir.
b. Esas Yönünden
i. Genel İlkeler
21. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin adilyargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiş ancak gerekçeli karar hakkındanaçıkça söz edilmemiştir. Bununla birlikte Anayasa'nın 36. maddesine adil yargılanma ibaresinin eklenmesineilişkin gerekçede, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce degüvence altına alınan adil yargılanma hakkının madde metnine dâhil edildiğivurgulanmıştır. Nitekim Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 6.maddesinin (1) numaralı fıkrasındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkınınkapsamına gerekçeli karar hakkının da dâhil olduğu Avrupa İnsan HaklarıMahkemesinin (AİHM) birçok kararında vurgulanmıştır. Dolayısıyla Anayasa’nın36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının gerekçeli karar hakkıgüvencesini de kapsadığının kabul edilmesi gerekir (Abdullah Topçu, B. No: 2014/8868, 19/4/2017, § 75).
22. Anayasa'nın 141. maddesinin üçüncü fıkrasında da “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeliolarak yazılır” denilerek mahkemelere kararlarını gerekçeli yazmayükümlülüğü yüklenmiştir. Anayasa’nın bütünlüğü ilkesi gereği anılan Anayasa kuralıda gerekçeli karar hakkının değerlendirilmesinde gözönündebulundurulmalıdır (Abdullah Topçu,§ 76).
23. Gerekçeli karar hakkı, kişilerin adil bir şekildeyargılanmalarını sağlamayı ve denetlemeyi amaçlamaktadır. Bu hak, taraflarınmuhakeme sırasında ileri sürdükleri iddialarının kurallara uygun biçimdeincelenip incelenmediğini bilmeleri ve demokratik bir toplumda kendi adlarınaverilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması için degereklidir (Sencer Başat ve diğerleri[GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31, 34).
24. Mahkemelerin anılan yükümlülüğü, yargılamada ileri sürülenher türlü iddia ve savunmaya karar gerekçesinde ayrıntılı şekilde yanıtverilmesi gerektiği şeklinde anlaşılamaz. Ancak derece mahkemeleri, kendilerinesunulan tüm iddialara yanıt vermek zorunda değilse de (Yasemin Ekşi, B. No: 2013/5486, 4/12/2013,§ 56) davanın esas sorunlarının incelenmiş olduğu gerekçeli karardan anlaşılmalıdır.
25. Bir kararda tam olarak hangi unsurların bulunması gerektiği,davanın niteliğine ve koşullarına bağlıdır. Muhakeme sırasında açık ve somutbir biçimde öne sürülen iddia ve savunmaların davanın sonucuna etkili olması,başka bir deyişle davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikte bulunması hâlindedavayla doğrudan ilgili olan bu hususlara mahkemelerce makul bir gerekçe ileyanıt verilmesi gerekir. Aksi bir tutumla mahkemenin davanın sonucuna etkiliolduğunu kabul ettiği bir husus hakkında ilgilive yeterli bir yanıt vermemesi hak ihlaline neden olabilecektir (Sencer Başat ve diğerleri, §§ 35, 39).
26. Makul gerekçe; davaya konu olay ve olguların mahkemece nasılnitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemeleredayandırıldığını ortaya koyacak, olay ve olgular ile hüküm arasındakibağlantıyı gösterecek nitelikte olmalıdır (İbrahimAtaş, B. No: 2013/1235, 18/6/2013, § 24).
ii. Genel İlkelerin SomutOlaya Uygulanması
27. Somut olayda başvurucu, derece mahkemesinin gerekçelikararında; suç örgütü üyesi olma ve "23.olay" olarak isimlendirilen, müşteki A.G.yi tehdit etmek, dövmek suretiyle maddi menfaattemin ettiği gerekçesiyle nitelikli yağma suçlarından mahkȗmedilmiştir. Kararda başvurucunun anılan suçları işlediğinin müşteki beyanları,tanık ifadeleri ve iletişimin tespiti sonucu düzenlenen tutanaklardoğrultusunda tespit edildiği ifade edilmiştir (bkz. § 12 ).
28. Mahkemece bu tespitlerde bulunulurken atılı suçların genelolarak 2006 ve 2007 yılları içinde işlendiği kabul edilmiştir. Öte yandan,başvuru formunun ekinde yer alan terhis belgesine göre başvurucu 25/5/2007tarihinde askere sevk edilmiş olup 30/8/2008 tarihinde terhis olmuştur.Başvurucunun askerlik görevini ifa ettiği sürenin bir kısmının atılı suçlarınişlendiğinin kabul edildiği 2007 yılına tekabül ettiği anlaşılmaktadır.Başvurucu savunmasında nitelikli yağma suçunun işlendiği iddia edilentarihlerde askerlik görevini ifa etmekte olduğunu, dolayısıyla müsnet suçu işlemesinin mümkün olmadığını ifade etmiştir(bkz. § 13). Başvurucunun ayrı ve açık yanıt verilmesi gereken bu iddiasıhakkında Mahkemece herhangi bir değerlendirme yapılmadığı görülmektedir.
29. Buna göre başvurucunun ayrı ve açık bir yanıt verilmesinigerektiren atılı suçların işlendiğinin kabul edildiği tarih aralığının birbölümünde olay yerinde bulunmasının mümkün olmadığına dair iddiası ayrı ve açıkolarak tartışılmamış ve karşılanmamıştır. Temyiz incelemesi sırasında da bueksikliğin telafi edilmediği anlaşılmaktadır. Bu nedenle yargılama süreci birbütün olarak değerlendirildiğinde başvurucunun gerekçeli karar hakkının ihlaledildiği sonucuna varılmıştır.
30. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa'nın 36.maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçelikarar hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
B. Diğer İhlal İddiaları
31. Başvurucunun gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine kararverildiğinden adil yargılanma hakkı kapsamındaki özel yetkili mahkemeceyargılandığı, iddianamede adı geçen bir başka şüpheliyle isim benzerliğinedeniyle karışıklık yaşandığı, müştekiye teşhis yaptırılmadan yağma suçundankendisine ceza verildiği şeklindeki diğer şikâyetleri hakkında kabuledilebilirlik ve esas yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerekgörülmemiştir.
C. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
32. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)numaralı fıkraları şöyledir:
“(1)Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya daedilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin vesonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığıihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir.”
33. Başvurucu, yargılamanın yenilenmesine ve tazminat ödenmesinekarar verilmesi talebinde bulunmuştur.
34. Anayasa MahkemesininMehmet Doğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında, ihlalsonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesihususunda genel ilkeler belirlenmiştir.
35. Mehmet Doğankararında özetle uygun giderim yolunun tespit edilebilmesi için öncelikleihlalin kaynağının belirlenmesi gerektiği vurgulanmıştır. Buna göre ihlalinmahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin(2) numaralı fıkrası ile İçtüzük’ün 79. maddesinin(1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca kural olarak ihlali ve sonuçlarınıortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğininilgili mahkemeye gönderilmesine hükmedilir (MehmetDoğan, §§ 57, 58).
36. Anayasa Mahkemesinin tespit edilen ihlalin giderilmesiamacıyla yeniden yargılama yapılmasına hükmettiği hâllerde ilgili usulkanunlarında düzenlenen yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarakyargılamanın yenilenmesi sebebinin varlığının kabulü ve önceki kararınkaldırılması hususlarında derece mahkemesinin herhangi bir takdir yetkisibulunmamaktadır. Zira ihlal kararı verilen hâllerde yargılamanın yenilenmesiningerekliliği hususundaki takdir derece mahkemelerine değil ihlalin varlığınıtespit eden Anayasa Mahkemesine bırakılmıştır. Derece mahkemesi AnayasaMahkemesinin ihlal kararında belirttiği doğrultuda ihlalin sonuçlarını gidermeküzere gereken işlemleri yapmakla yükümlüdür (MehmetDoğan, § 59).
37. Başvurucunun mahkȗmiyetinekonu suçların işlendiği dönemin bir bölümünde askerlik görevini ifa ettiğiyönündeki iddiası kararın sonucunu değiştirebileceknitelikteki bir iddia olmasına rağmen karar gerekçesinde bu iddiaya ayrı veaçık bir yanıt verilmemesi nedeniyle Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen adilyargılanma hakkı kapsamında gerekçeli kararhakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır. Dolayısıyla somutbaşvuruda ihlalin mahkeme kararından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.
38. Bu durumda gerekçeli karar hakkının ihlalinin sonuçlarınınortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yararbulunmaktadır. Buna göre yapılacak yeniden yargılama ise 6216 sayılı Kanun'un50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda derece mahkemelerince yapılması gerekeniş, öncelikle ihlale yol açan mahkeme kararının sadece başvurucu yönündenortadan kaldırılmasından ve ihlal sonucuna uygun yeni bir karar verilmesindenibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere(kapatılan) Adana 7. Ağır Ceza Mahkemesinin (E.2009/55, K.2013/66) dosyalarınındevredildiği mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
39. Başvuruda, gerekçeli karar hakkının ihlalinin sonuçlarınınortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğusonucuna varıldığından tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.
40. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 239,50 TL harçtan ve2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.714,50 TL yargılama giderininbaşvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianınKABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adilyargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin gerekçeli karar hakkının ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için sadece başvurucu yönünden yenidenyargılama yapılmak üzere (kapatılan) Adana 7. Ağır Ceza Mahkemesinin(E.2009/55, K.2013/66) dosyalarının devredildiği mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,
D. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,
E. 239,50 TL harç ve 2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam2.714,50 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine veMaliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihinekadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına ve bilgi için Yargıtaya GÖNDERİLMESİNE 12/9/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLEkarar verildi.