TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
YALÇIN ATLI BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2015/19711)
Karar Tarihi:15/1/2020
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Hicabi DURSUN
Kadir ÖZKAYA
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Raportör
:
Mahmut ATEŞ
Başvurucu
:
Yalçın ATLI
Vekili
:
Av. Mahmut KAÇAN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, yakalama ve gözaltı işlemleri uygulandığı sıradadarbedilme ve bu olay hakkında etkili bir soruşturma yürütülmemesi nedeniylekötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 17/12/2015 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UlusalYargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde olaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucu 15/3/1992 doğumlu olup Van'ın Muradiye ilçesindeikamet etmektedir.
9. Başvurucu 17/10/2014 tarihinde, bir terör soruşturmasıkapsamında ikametinde yakalanarak gözaltına alınmıştır. Bu soruşturmakapsamında aynı gün Muradiye Cumhuriyet Başsavcılığında (CumhuriyetBaşsavcılığı) verdiği ifadesinde yakalama işlemini gerçekleştiren polismemurları tarafından darbedildiğini beyan etmiştir. İfadenin ilgili kısımlarışöyledir:
"...
Sabah saatinde evime gelen polis memurlarında[n] biribeni darp etti. Yere düştüğüm sırada kafama bir tekme attı. Ayrıca ayağıma davurdu. Bana vuran polis memurunun yüzü kapalıydı. Kendisini görsem tanımam amaevime gelenlerden birisiydi. Ayrıca gözlüklü bir polis memuru gözlüklü olduğunuhatırlıyorum benim kafamı eğerek bana vurdu. Ayrıca şerefsiz dedi. Bana vuranbu polis memurunu görsem tanırım. Bana vuran polis memurlarından şikayetçiyimdedi.
ŞÜPHELİ MÜDAFİİNDEN SORULDU: Müvekkiliminbeyanına aynen katılıyorum. Müvekkilimin eylemi sadece IŞID terör örgütünekarşı meydana gelen spontene bir eylemdir. Örgüt üyeliği söz konusu değildir.Samimi beyanda bulunmuştur. Atılan taş polise yetişmemiştir. Sabit ikametgahsahibidir. Sabıkasızdır. Müvekkilimiz göz altına alınarak psikolojik vefiziksel şiddet uygulanmıştır. Kendilerinden şikayetçiyiz... dedi.
..."
10. Başvurucu 17/10/2014 tarihinde Muradiye Sulh CezaHâkimliğince yapılan sorgusunun ardından Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/772numaralı soruşturması kapsamında tutuklanmıştır. Sorgu sırasında başvurucununavukatı; başvurucunun gözaltına alındığı esnada psikolojik ve fiilî şiddetemaruz kaldığını, bu husustaki raporun dosyada bulunduğunu beyan ederek görevlimemurlardan şikâyetçi olduklarını tekrar etmiştir.
11. Başvurucu hakkında Muradiye Devlet Hastanesi tarafından17/10/2014 tarihinde düzenlenen üç adet doktor raporu bulunmaktadır. Saat09.38'de düzenlenen ilk raporda başvurucunun boynunun sağ tarafında morlukbulunduğu, saat 12.47'de düzenlenen ikinci raporda boyun sağ lateralinde yeryer kızarıklık ve yüzeysel lezyonlar mevcut olduğu, saat 16.47'de düzenlenenraporda ise boynun sağ tarafında basit tıbbi müdahale ile giderilebilirkızarıklık ve lezyonlar, dizde ağrı şikâyeti ve lezyon bulunduğu belirtilmiştir.
12. 23/10/2014 tarihinde Cumhuriyet Başsavcılığının 2014/772numaralı soruşturma dosyası üzerinden başvurucunun kötü muameleye maruzkaldığına yönelik şikâyetleri ile ilgili olarak Muradiye İlçe EmniyetMüdürlüğüne bir müzekkere yazılmış, araştırma yapılması talep edilmiştir.Müzekkerenin ilgili kısımları şöyledir:
"...
Yalçın Atlı'ya ait ifade tutanağı yazımızekinde gönderilmekle şüphelinin ifadesinde polis memurları tarafından darpedildiğini bildirmesi nedeniyle konuya ilişkin detaylı araştırma yapılması,varsa kamera kayıtlarının tespiti ile tanık araştırması yapılması ikmalolunacak evrakın Cumhuriyet Başsavcılığımıza ivedi olarak gönderilmesi ricaolunur."
13. 2014/772 numaralı soruşturma dosyası 13/11/2014 tarihindefezleke düzenlenerek Erciş Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiştir. ErcişCumhuriyet Başsavcılığı fezleke üzerine başvurucu hakkında 2014/3541 numaralıdosya üzerinden bir soruşturma başlatarak 9/12/2014 tarihinde düzenlediğiiddianame ile Erciş Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davası açmıştır.
14. Başvurucu 15/12/2014 tarihinde vekili aracılığıylaCumhuriyet Başsavcılığına dilekçe ile başvurarak 17/10/2014 tarihinde maruzkaldığını iddia ettiği kötü muamele eylemlerini gerçekleştiren, bu eylemlerigörmelerine karşılık ihbarda bulunmayan ve usulüne uygun doktor raporudüzenlemeyen kamu görevlilerinden şikâyetçi olmuştur. Başvurucu öncekibeyanlarında ikametinde yakalanarak gözaltına alındığını söylemesine karşılık,şikayet dilekçesinde dayısının evinde bulunduğu sırada gözaltına alındığınıifade etmiştir. Başvurucu bu dilekçede özet olarak, olay günü dayısının evindekaldığını, sabah 06.00 sıralarında sırada kapıyı kırarak içeri giren özel timkıyafetli iki polis tarafından yakalanarak gözaltına alındığını, bu sırada polismemurlarının silahın dipçiği ve tekme ile vurarak kendisini darbettiğini beyanetmiştir. Başvurucu yakalandıktan sonra arabaya bindirilmek üzere getirildiğisırada bir grup polis tarafından da darbedildiğini, araca bindirildikten sonraarka koltukta iki polis memurunun kendisini darbetmeye devam ettiğini, sinkaflısözlerle sövdüklerini ve ters kelepçe taktıklarını ifade etmiştir. Bu şekildeEmniyet Müdürlüğüne götürüldüğünü ifade eden başvurucu; binanın içindekoridorda yirmi dakika ve nezarette bir saat elleri arkadan kelepçeli şekildebekletildiğini beyan etmiştir. Başvurucu bunun ardından doktor raporu içinhastaneye götürüldüğünü ancak doktorun polisler bir perdenin arkasındabeklerken kendisini muayene ettiğini, doktorun yalnızca bel üstü giysilerini kaldırarakve ayağına bakarak bu muayeneyi gerçekleştirdiğini, muayenenin ardındandoktorla polislerin bir şeyler konuştuğunu ifade etmiştir. Başvurucu, Savcılıkifadesinin ardından üç kez daha doktora götürüldüğünü beyan etmiştir. Ayrıcayakalama işlemi sırasında dayısı ve dayısının eşinin evde olduğunu,yakalandıktan sonra arabaya götürülürken mahalle muhtarını gördüğünü ve EmniyetMüdürlüğü binasının içinde gözaltına alınan Z.Y. isimli kişi ile birliktetutulduklarını ifade etmiştir.
15. Cumhuriyet Başsavcılığı şikâyet dilekçesinin kendisineulaştığı 31/12/2014 tarihinde 2015/14 numaralı dosya üzerinden bir soruşturmabaşlatmıştır. Başvurucunun bu dosya kapsamında 10/2/2015 tarihinde alınanifadesinin ilgili kısımları şöyledir:
"Olay tarihi olan17.10.2014 tarihindebenkendi evimde bulunmaktaydım. Saat 05:30 civarındayüzleri kapalı Özel Harekatpolisleri evimizin kapısını kırarak içeri girdiler, bulunduğum odayagirdiler,odaya girerken ellerinde uzun namlulu silahlar bulunmaktaydı, banadoğrultarak herhangi bir bir şekilde hareket etme yoksa vururuz dediler, bupolis memurlarının yüzleri kapalıydı.daha sonra benim ensemden tutarak benisalona getirdiler, orada silahın dipçisi ile boynuma vurdular, daha sonra banayumruk ve tekme vurarak beni araçlarına aldılar. Araç içerisinde de beni darpettiler. Daha sonra beniMuradiye İlçe Emniyet Müdürlüğüne getirdiler,buradayüzleri açık sivil polis memurları bana hakaretlerde bulundular, dahasonra beni nezarethaneye attılar.
...Araç içerisinde getirilirken bana hitaben'Şerefsiz, ... Koyduğun çocuğu, karakolda iseşerefsiz.' gibi hakaretlerdebulunuyorlardı.
...Beni evden karakola getirinceye kadar tekmetokat, dipçikle boynuma vurma gibidarp eylemlerine maruz kaldım.
...Beni yakalayan polislerin açık kimliğini bilmiyorumancak Muradiye İlçe Emniyet Müdürlüğünde görev yapan sivilpolislerdir,kendilerini görsem teşhis edebilirim.
...yakalandığım andan itibaren ailem bu olayaşahittir, ayrıca polislerin yanında mahalle muhtarı da bulunmaktaydı.
...beni darp edenpolis memurlarını teşhisedebilirim, ayrıca beni darp eden vehakarette bulunan polis memurları hakkındaşikayetçiyim ancakadli rapor düzenleyendoktorlar hakkında herhangi birşikayetim yoktur, benim olayla ilişkin söyleyeceklerim bundan ibarettir, dedi"
16. Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 2015/14 numaralısoruşturma kapsamında 3/4/2015 tarihinde Muradiye İlçe Emniyet Müdürlüğünehitaben başvurucunun şikâyetleri ile ilgili araştırma yapılması talebini içerenbir müzekkere yazılmıştır. Müzekkerenin ilgili kısımları şöyledir:
"Müşteki vekilinin şikayet dilekçesi veifade tutanağı yazımız ekinde gönderilmiş olup;
Ekte gönderilen şikayet dilekçesine ilişkinolarak araştırma yapılması, Yalçın Atlı'ya ilişkin görüntülerin(mobese, emniyetgiriş çıkışı, Muradiye Devlet Hastanesi) tespit edilmesi, müştekiyi darpettiği/hakaret ettiğiileri sürülen polis memurlarının tespitinin yapılması,
İkmal edilecek evrakın CumhuriyetBaşsavcılığımıza gönderilmesi rica olunur."
17. Muradiye İlçe Emniyet Müdürlüğü tarafından bu müzekkereye21/4/2015 tarihinde cevap verilmiştir. Cevap yazısının ilgili kısımlarışöyledir:
"...söz konusu olayların olduğutarihlerde, ilçe merkezinde bulunan mobese kameralarının aktif olmadığı, İlçeEmniyet Müdürlüğü bina içerisinde ve dışında da bulunan güvenlik kameralarıgörüntülerinin (1) aylık kayıt tuttuğu ancak olay tarihinin altı ay öncesiolmasından dolayı güvenlik kamerası kayıtlarının temininin mümkün olmadığıanlaşılmıştır.
Muradiye Devlet Hastanesi güvenlik kameralarıda (1) ay süre ile kayıt yaptığından ve olay tarihinin yaklaşık altı ay önceolmasından dolayı şahsın olay tarihinde Muradiye Devlet Hastanesine götürüldüğügörüntüleri temin edilememiştir. Olaya ilişkin herhangi bir güvenlik kamerasıveya mobese kamerası görüntüsünün temin edilmesi mümkün olmadığı için şahsınşikayet dilekçesinde kendisine kötü muamelede bulunduğu iddia edilen PolisMemurlarının tespiti de mümkün olmamıştır."
18. Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başvurucunun şikâyeti ileilgili olarak 10/8/2015 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına dair kararverilmiştir. Kararın ilgili kısımları şöyledir:
"...
Müşteki hakkında Muradiye Devlet Hastanesitarafından düzenlenen kesin nitelikteki adli raporda boyun ve dizdeyaralanmanın olduğu ve söz konusu yaralanmanın basit tıbbi müdahale ilegiderilebilir nitelikte olduğunun belirtildiği,
Kimlik bilgileri tespit edilemeyen polismemuru hakkındaki kasten yaralama suçu ile Emniyet personeli tarafındangerçekleştirildiği iddia olunanişkence suçu yönünden;müştekinin adli rapordabelirtilen yaralanmasının şahsın gözaltına alındığı sırada boynundan tutulmakya da diz çöktürmek suretiyle polisin zor kullanma yetkisi kapsamında orantılıgüç kullanılması sonucu oluşma ihtimalinin yüksek olduğu, müştekinin ifadesindede gözaltına alındığı sırada boynundan tutulduğunun beyan edildiği, şüphelihakkında üzerineatılı suçtan dolayı dava açılmasını ve soruşturmanın devamınıgerektirecek nitelikte ve yeterliliktesomut bir delilin elde edilemediği,
Kimlik bilgileri tespit edilemeyen polismemurları hakkındaki hakaret suçu yönünden müştekinin salt iddiası haricindeşühheli hakkında üzerine atılı bulunan suçtan dolayı dava açılmasını vesoruşturmanın devamını gerçekleştirecek nitelikte ve yeterlilikte somut birdelil elde edilemediği,
Doktorlar ve sağlık personelinin üzerine atılıresmi evrakta fikri sahtecilik eylemine yönelik olarak; bahsi geçengörevlilerin üzerine atılı suçtan dolayıdava açılmasını ve soruşturmanındevamını gerektirecek nitelikte ve yeterliliktesomut bir delilin elde edilemediğianlaşılmakla;
Olay hakkında kamu adına KOVUŞTURMA YAPILMASINA YER OLMADIĞINA,
..."
19. Başvurucu kovuşturmaya yer olmadığına dair karara itirazetmiş, itiraz Erciş Sulh Ceza Hâkimliğinin 8/10/2015 tarihli kararı ilereddedilmiştir. Ret kararı başvurucu vekiline 20/11/2015 tarihinde tebliğedilmiştir. Ret kararının ilgili kısımları şöyledir:
"...
Dosya içerisinde ismi anılan şahıslar arasındaçıkan tartışma çıktığı akabinde tartışmanın kavgaya dönüştüğü, taraflarınkarşılıklı olarak birbirlerini tehdit ettikliri ve hakaret ettikleri, basityaralama, tehdit ve hakaret suçunu işledikleri iddiasıyla Muradiye CumhuriyetBaşsavcılığınca başlatılan soruşturma sonucunda 10/08/2015tarih 2015/14soruşturma, 2015/188 sayılı kararı ile kovuşturmaya yer olmadığınadair kararverildiği anlaşılmıştır.
Hakimliğimizce incelenmesi neticesinde dosyaiçerisindeki tüm bütün bilgi ve belgelerin bir bütün halindeincelenmesineticesinde;
Kamu davasının açılması için yeterlinedenlerin dosyada bulunmadığı, Muradiye Cumhuriyet Başsavcılığının 2015/14nolu kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın usul ve yasaya aykırı yönününbulunmadığı, anılan karar aleyhine bulunulmuş olan itirazın bu nedenlereddinedair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
..."
20. Başvurucu 17/12/2015 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
21. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun"Bir suçun işlendiğini öğrenenCumhuriyet savcısının görevi"kenar başlıklı 160. maddesi şöyledir:
"(1) Cumhuriyetsavcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren birhâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermeküzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar.
(2) Cumhuriyet savcısı, maddî gerçeğinaraştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlîkolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleritoplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumaklayükümlüdür."
V. İNCELEME VE GEREKÇE
22. Mahkemenin 15/1/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
23. Başvurucu; yakalama ve gözaltı işlemleri sırasında polismemurlarının kendisini tekme, yumruk ve silah dipçiği vurmak suretiyledarbettiklerini, bu darp nedeniyle yaralanmasına ilişkin doktor raporubulunmasına ve ifadesi alınırken Cumhuriyet Savcılığında kötü muameleye maruzkaldığını beyan etmesine karşın resen bir soruşturma başlatılmadığını iddiaetmektedir. Başvurucu, yaptığı şikâyet üzerine başlatılan soruşturmada kötümuamelede bulunan kolluk görevlilerinin kimlikleri belli olmasına rağmen bukişilerin ifadesine başvurulmadığını, gösterdiği tanıkların dinlenmediğiniileri sürmektedir. Bulguların eksik yazıldığını iddia ettiği tıbbi raporudüzenleyen doktorların beyanlarının alınmadığını, olay yerlerini gösterenkamera görüntülerinin tespit edilmediğini, böylece gerekli deliller toplanmadanve özensiz yürütülen soruşturma sonucunda kovuşturmaya yer olmadığına dairkarar verildiğini iddia etmektedir. Başvurucu bu iddiaları kapsamındaAnayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan kötü muameleyasağının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme
24. Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:
"Kimseye işkence ve eziyetyapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabitutulamaz."
25. Anayasa’nın 5. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Devletin temel amaç ve görevleri,…kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hakve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacaksurette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanınmaddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamayaçalışmaktır."
26. İşkence ve kötü muamele yasağına ilişkin şikâyetlerindevletin negatif ve pozitif yükümlülükleri dikkate alınarak maddi ve usulboyutları bakımından ayrı ayrı incelenmesi gerekmektedir. Devletin negatifyükümlülüğü bireyleri işkence, insanlık dışı veya aşağılayıcı muameleye ya dacezaya tabi tutmama sorumluluğunu içerirken devletin pozitif yükümlülüğü hembireyleri bu tür muamelelerden korumayı (önleyici yükümlülük) hem de etkili birsoruşturma yoluyla sorumluların tespitini ve cezalandırılmasını (soruşturma yükümlülüğü)içermektedir. İşkence ve kötü muamele yasağının maddi boyutu, negatifyükümlülük ile önleyici yükümlülüğü kapsamakta; pozitif yükümlülüğün alanındakalan soruşturma yükümlülüğü ise usul boyutunu oluşturmaktadır (benzer yöndekiinceleme usulünü içeren kararlar için bkz. CezmiDemir ve diğerleri, B. No: 2013/293, 17/7/2014, § 75; Mehmet Şah Araş ve diğerleri, B. No:2014/798, 28/9/2016, § 64; Mustafa Rollas,B. No: 2014/7703, 2/2/2017, § 49).
27. Başvurucu, yaralanmasına neden olan kötü muamele eyleminindevlet görevlileri tarafından gerçekleştirildiğini ve sorumlular hakkındaetkili bir ceza soruşturması yapılmadığını ileri sürerek kötü muamele yasağınınhem maddi hem de usul boyutlarıyla ihlal edildiğini iddia etmektedir. Ancakbaşvuru formu ve ekleri ile UYAP aracılığıyla ulaşılan deliller, kötü muameleyasağının maddi boyutu bakımından ihlal edildiğine ilişkin iddiayı bu aşamadaincelemeye imkân vermemektedir. Bu nedenle somut olaya ilişkin değerlendirme,başvuruya konu olayın kendine özgü koşulları dikkate alınarak Anayasa’nın 17.maddesinin üçüncü fıkrası çerçevesinde, sadece devletin pozitif yükümlülüğükapsamındaki etkili soruşturma yapma yükümlülüğü açısından ele alınacaktır(benzer yaklaşım için bkz. Evin Barış,B. No: 2016/172, 28/5/2019, § 27).
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
28. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan kötümuamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğunakarar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
a. Genel İlkeler
29. Devletin kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkıkapsamındaki pozitif yükümlülüğünün bir usul boyutu bulunmaktadır. Bu usulyükümlülüğü çerçevesinde devlet, her türlü fiziksel ve ruhsal saldırı olayınınsorumlularının belirlenmesini, gerekiyorsa cezalandırılmasını sağlayabileceketkili resmî bir soruşturma yürütmek durumundadır. Bu tarz bir soruşturmanıntemel amacı söz konusu saldırıları önleyen hukukun etkin bir şekilde uygulanmasınıgüvenceye almak, kamu görevlilerinin ya da kurumlarının karıştığı olaylardabunların sorumlulukları altında meydana gelen olaylar için hesap vermelerinisağlamaktır (Cezmi Demir ve diğerleri,§ 110).
30. Buna göre bireyin bir devlet görevlisi tarafından hukukaaykırı olarak ve Anayasa’nın 17. maddesini ihlal eder biçimde bir muameleyetabi tutulduğuna ilişkin savunulabilir bir iddiasının bulunması hâlindeAnayasa’nın 17. maddesi -“Devletin temelamaç ve görevleri” kenar başlıklı 5. maddedeki genel yükümlülüklebirlikte yorumlandığında- etkili resmî bir soruşturmanın yapılmasınıgerektirmektedir. Bu soruşturma, sorumluların belirlenmesini vecezalandırılmasını sağlamaya elverişli olmalıdır. Bu mümkün olmazsa madde,sahip olduğu öneme rağmen pratikte etkisiz hâle gelecek ve bazı hâllerde devletgörevlilerinin fiilî dokunulmazlıktan yararlanarak kontrolleri altında bulunankişilerin haklarını istismar etmeleri mümkün olacaktır (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, §25).
31. Devletin pozitif yükümlülüğü kapsamında bazen tek başınasoruşturma yapılmamış olması yahut yeterli soruşturma yapılmamış olması da kötümuamele teşkil edebilmektedir. Dolayısıyla şartlar ne olursa olsun yetkililer,resmî şikâyet yapılır yapılmaz harekete geçmelidir. Şikâyet yapılmadığında bileişkence veya kötü muamele olduğunu gösteren belirtiler bulunduğunda soruşturmaaçılması sağlanmalıdır. Bu bağlamda soruşturmanın derhâl başlaması, bağımsızbiçimde, kamu denetimine tabi olarak, özenli ve süratli yürütülmesi, bir bütünolarak etkili olması gerekir (Tahir Canan,§ 25; Cezmi Demir ve diğerleri, §116).
32. Yürütülecek ceza soruşturmaları, sorumluların tespitine vecezalandırılmalarına imkân verecek şekilde etkili ve yeterli olmalıdır.Soruşturmanın etkili ve yeterli olduğundan söz edilebilmesi için soruşturmamakamlarının resen harekete geçerek olayı aydınlatabilecek ve sorumlularıntespitine yarayabilecek bütün delilleri toplaması gerekir. Dolayısıyla kötümuamele iddialarının gerektirdiği soruşturma bağımsız bir şekilde, hızlı ve derinlikliyürütülmelidir. Diğer bir ifadeyle yetkililer, olay ve olguları ciddiyetleöğrenmeye çalışmalı; soruşturmayı sonlandırmak ya da kararlarını temellendirmekiçin çabuk ve temelden yoksun sonuçlara dayanmamalıdır. Bu kapsamda yetkililerdiğer deliller yanında görgü tanıklarının ifadeleri ile kriminalistik bilirkişiincelemeleri dâhil söz konusu olayla ilgili kanıtları toplamak içinalabilecekleri bütün makul tedbirleri almalıdır (Cezmi Demir ve diğerleri, § 114).
33. Yürütülen ceza soruşturmalarının amacı, kişinin maddi vemanevi varlığını koruyan mevzuat hükümlerinin etkili bir şekilde uygulanmasınıve sorumluların ölüm ya da yaralama olayına ilişkin hesap vermelerinisağlamaktır. Bu bir sonuç yükümlülüğü değil uygun araçların kullanılması yükümlülüğüdür.Diğer taraftan burada yer verilen değerlendirmeler hiçbir şekilde Anayasa’nın17. maddesinin başvuruculara üçüncü tarafları adli bir suç nedeniyle yargılatmaya da cezalandırma hakkı, tüm yargılamaları mahkûmiyetle ya da belirli bir cezakararıyla sonuçlandırma ödevi yüklediği anlamına gelmemektedir (Cezmi Demir ve diğerleri, § 113).
34. Devlet memurları tarafından yapılan işkence ve kötü muamelehakkında yürütülen soruşturmanın etkili olması için soruşturmadan sorumlu vetetkikleri yapan kişilerin olaylara karışan kişilerden bağımsız olması gerekir.Soruşturmanın bağımsızlığı sadece hiyerarşik ya da kurumsal bağlantınınolmamasını değil ama aynı zamanda somut bir bağımsızlığı da gerektirir.Dolayısıyla etkili bir soruşturmadan söz edilebilmesi için önceliklesoruşturmanın bağımsız yürütülebilir bir niteliğe sahip olması gerekir (Cezmi Demir ve diğerleri, § 117).
35. Bununla birlikte soruşturma sonucunda alınan kararınsoruşturmada elde edilen tüm bulguların kapsamlı, nesnel ve tarafsız bir analizinedayalı olması, bunun yanı sıra söz konusu kararın bireylerin vücut bütünlüğüneyönelik müdahalenin Anayasa’nın aradığı zorunlu bir durumdan kaynaklanan ölçülübir müdahale olup olmadığı noktasında yeterli bir değerlendirme de içermesigerekmektedir (Cebrail Bektaş ve YükselŞahin, B. No: 2015/4787, 25/9/2019,§ 64).
b. İlkelerin OlayaUygulanması
36. Başvurucunun hakkında yürütülen bir soruşturma kapsamındayakalanarak gözaltına alındığı konusunda bir ihtilaf bulunmamaktadır. Başvurucubu adli işlemler sırasında kolluk görevlileri tarafından darbedildiğini iddiaetmiş ve iddiasını doktor raporlarıyla desteklemiştir. Bu nedenle başvurucununkötü muameleye maruz kaldığına dair iddiasının savunulabilir nitelikte olduğukanaatine varılmıştır. Bu hâlde sorumluların belirlenmesini ve olayınaydınlatılmasını sağlamaya elverişli ve etkili resmî bir soruşturma yapılmasıgerekmektedir.
37. Cumhuriyet Başsavcılığı; başvurucunun kötü muameleye maruzkaldığına yönelik iddialardan, başvurucunun 17/10/2014 tarihinde verdiği ifadeve sorgusu sırasındaki beyanlarıyla haberdar olmuştur. 23/10/2014 tarihindeMuradiye İlçe Emniyet Müdürlüğüne yazılan müzekkere ile kamera kayıtlarınıntespit edilmesi ve tanık araştırması yapılması istenmiştir. CumhuriyetBaşsavcılığının derhâl ve resen harekete geçtiği, kötü muamele iddiasındanhaberdar olmasından itibaren altı gün içinde olayı araştırmaya başladığıanlaşılmaktadır.
38. Buna karşılık 23/10/2014 tarihli araştırma talebibaşvurucunun şüpheli sıfatıyla yer aldığı 2014/772 sayılı soruşturma dosyasıüzerinden yapılmıştır. Bu dosya, başvurucu hakkında kamu davası açılmasıtalebiyle fezleke düzenlenerek 13/11/2014 tarihinde Erciş CumhuriyetBaşsavcılığına gönderilmiştir. Erciş Cumhuriyet Başsavcılığı fezleke ile gelendosyayı 2014/3541 numaraya kaydederek 9/12/2014 tarihinde başvurucu hakkındaErciş Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davası açmıştır. Başvuru dosyasında ve UYAPüzerinden erişilen belgelerde 23/10/2014 tarihinde Cumhuriyet Başsavcılığıtarafından yazılan müzekkere uyarınca talep edilen hususlarda bir araştırmayapıldığına dair bir bilgi veya sorumluluğu bulunduğu iddia edilen kollukgörevlileri hakkında verilmiş bir karar bulunmamaktadır. Bu nedenle EmniyetMüdürlüğüne yazılan 23/10/2014 tarihli müzekkerenin ve resen başlatılansoruşturmanın takibi ve neticelendirilmesi konusunda ihmal gösterildiğideğerlendirilmiştir.
39. Başvurucunun 15/12/2014 tarihinde verdiği şikayet dilekçesiüzerine Cumhuriyet Başsavcılığınca 2015/14 sayılı dosya üzerinden yeni birsoruşturma başlatılmıştır. Bu soruşturma kapsamında başvurucunun beyanı alınmışve 3/4/2015 tarihinde Emniyet Müdürlüğüne bir müzekkere daha yazılarak MOBESE,Emniyet Müdürlüğü ve Muradiye Devlet Hastanesindeki kamera görüntülerinintespit edilmesi ve başvurucuyu darp ettiği ileri sürülen polis memurlarınınkimliklerinin belirlenmesi talep edilmiştir. Bu talebe verilen cevapta DevletHastanesi ve Emniyet Müdürlüğündeki güvenlik kamerası sistemlerinin kayıtlarıen fazla bir ay saklayabildikleri ve olay tarihinde Muradiye ilçesinde MOBESEkameralarının aktif olmadığı belirtilerek şikâyet konusu olayla ilgili görüntükaydına ulaşılamadığı ve kötü muamelede bulunduğu iddia edilen kollukgörevlilerinin tespitinin mümkün olmadığı bildirilmiştir. Neticede, soruşturma10/8/2015 tarihli kovuşturmaya yer olmadığına dair karar ile sonlandırılmıştır.
40. 2015/14 sayılı dosya üzerinden yürütülen bu yenisoruşturmada, başvurucunun şüpheli olarak yer aldığı 2014/772 sayılı soruşturmadosyasının incelenmesi yoluna başvurulmamıştır. Oysa başvurucunun yakalanması,evinin ve üstünün aranması, gözaltına alınması ve sağlık muayenesindengeçirilmesine dair adli işlemlere ilişkin tutanaklar bu dosyada bulunmaktadır.Başvurucu hakkındaki adli işlemleri yapan kolluk görevlilerinin ve tıbbimuayenesini gerçekleştiren sağlık görevlilerinin isimleri de bu tutanaklardayer almaktadır. Olayla ilgili bilgisi ve sorumluluğu bulunabilecek kamugörevlilerinin tespiti ve beyanlarının alınması mümkün iken soruşturmanın buyola başvurulmadan yürütülmesi, kötü muamele eyleminde sorumluluğu bulunan kamugörevlilerinin fiilî dokunulmazlıktan yararlandığı algısı oluşturabileceknitelikte, önemli bir eksiklik olarak değerlendirilmiştir.
41. İddiaların aydınlatılabilmesi için kritik önemde olanEmniyet Müdürlüğü ve Devlet Hastanesindeki kamera görüntüleri bir ay içindetespit edilmediğinden kaybolmuştur. Öte yandan başvurucunun iddia ettiği kötümuamele eylemlerine tanık olduklarını beyan ettiği aile fertleri, mahallemuhtarı ve Z.Y. isimli kişilerin beyanlarının alınması yoluna dabaşvurulmamıştır. Bu nedenlerle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasınıaydınlatabilecek nitelikteki önemli delillerin toplanmasında özenlidavranılmadığı kanaatine varılmıştır.
42. Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar, başvurucuda oluşanyaralanmaların "polisin zor kullanmayetkisi kapsamında orantılı güç kullanılması sonucu oluşma ihtimalinin yüksekolduğu" gerekçesiyle verilmiştir. Oysa"Genel İlkeler"bölümünde de belirtildiği üzere soruşturma makamları olay ve olguları ciddiyetleöğrenmeye çalışmalı, soruşturmayı sonlandırmak ya da kararlarını temellendirmekiçin çabuk ve temelden yoksun sonuçlara dayanmamalıdır (bkz. § 32).Başvurucunun zor kullanılarak yakalanmasını gerektirecek bir eylemde bulunupbulunmadığı araştırılmaksızın başvurucu üzerinde kullanılan fiziksel gücünorantılı olduğu sonucuna varmak mümkün değildir. Bu nedenle kovuşturmaya yerolmadığına dair karar gerekçesinin etkili soruşturma yapma yükümlülüğüaçısından uygun ve yeterli olduğu söylenemez.
43. Erciş Sulh Ceza Mahkemesi 8/10/2015 tarihinde kovuşturmayayer olmadığına dair karara yapılan itirazı reddetmiştir. Ret kararında, itirazakonu edilen olaydan tamamen farklı bir olaydan, daha somut bir ifadeylekarşılıklı tehdit, hakaret ve yaralama eylemlerinden bahsedilmektedir (bkz. §19). Bu nedenle ret kararının başvurucunun itiraz nedenleri ve soruşturmadosyası özenli bir şekilde incelenmeden verildiği kanaatine varılmıştır.
44. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncüfıkrasında güvence altına alınan kötü muamele yasağının usul boyutunun ihlaledildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
45. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)numaralı fıkraları şöyledir:
"(1) Esas incelemesonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine kararverilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkemekararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yenidenyargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılamayapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminatahükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlalkararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünsedosya üzerinden karar verir."
46. Başvurucu, kötü muamele yasağının ihlal edildiğinin tespitiile yeniden soruşturma yapılması ve 100.000 TL manevi tazminat talebindebulunmuştur.
47. Anayasa Mahkemesi MehmetDoğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında, bireysel başvuruyakonu olayın incelenmesi sonucunda ihlal kararı verilmesi durumunda ihlalin vesonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenler hususunda detaylıaçıklamalarda bulunmuştur. Anılan içtihat doğrultusunda 6216 sayılı Kanunuyarınca ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için temel kural olaneski hâle getirmenin başvuruya konu olayda uygulanması gerektiği sonucunavarılmıştır.
48. Anayasa Mahkemesinin tespit edilen ihlalin giderilmesiamacıyla yeniden yargılama yapılmasına hükmettiği hâllerde ilgili usulkanunlarında düzenlenen yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarakyargılamanın yenilenmesi sebebinin varlığının kabulü ve önceki kararınkaldırılması hususunda derece mahkemesinin herhangi bir takdir yetkisibulunmamaktadır. Zira ihlal kararı verilen hâllerde yargılamanın yenilenmesiningerekliliği hususundaki takdir derece mahkemelerine değil ihlalin varlığınıtespit eden Anayasa Mahkemesine bırakılmıştır. Derece mahkemesi AnayasaMahkemesinin ihlal kararında belirttiği doğrultuda ihlalin sonuçlarını gidermeküzere gereken işlemleri yapmakla yükümlüdür (MehmetDoğan, § 59).
49. Başvuruda, Anayasa'nın 17. maddesinde düzenlenen kötümuamele yasağının usul boyutu itibarıyla ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.Dolayısıyla somut başvuruda ihlalin yargısal bir karara varmak için gerekliolan deliller toplanmadan verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararındankaynaklandığı anlaşılmaktadır.
50. Bu durumda kötü muamele yasağı ihlalinin sonuçlarınınortadan kaldırılması için yeniden etkin bir adli soruşturma yapılmasında hukukiyarar bulunmaktadır. Buna göre yapılacak yeniden soruşturma ise 6216 sayılıKanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarınınortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda Cumhuriyet Başsavcılığıncayapılması gereken iş, öncelikle ihlale yol açan kovuşturmaya yer olmadığıkararının ortadan kaldırılması ve ihlal sonucuna uygun olarak etkin birsoruşturma yürütülerek yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeplekararın bir örneğinin yeniden soruşturma yapılmak üzere Muradiye CumhuriyetBaşsavcılığına (Soruşturma No. 2015/14) gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
51. Kötü muamele yasağının usul boyutu itibarıyla ihlal edilmişolması nedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevizararları karşılığında başvurucuya net 20.000 TL manevi tazminat ödenmesinekarar verilmesi gerekir.
52. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226,90 TL harç ve 3.000TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.226,90 TL yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianınKABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altınaalınan kötü muamele yasağının usul boyutunun İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin kötü muamele yasağının ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden soruşturma yapılmak üzereMuradiye Cumhuriyet Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE,
D. Başvurucuya net 20.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,tazminata ilişkin taleplerin REDDİNE,
E. 226,90 TL harç ve 3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam3.226,90 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine veMaliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihinekadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE15/1/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.