TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
YAŞAR ALBAYRAK BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/4523)
Karar Tarihi: 16/9/2015
R.G. Tarih - Sayı: 28/11/2015-29546
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Alparslan ALTAN
Üyeler
:
Engin YILDIRIM
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Raportör
:
Selami ER
Başvurucu
:
Yaşar ALBAYRAK
Vekili
:
Av. Cumhur YILDIZ
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru, kamulaştırılantaşınmazın bedelinin komşu parsel için başka bir davada belirlenen miktardandaha düşük olması ve dava tarihi ile karar tarihi arasında geçen süre için faizödenmemesi nedenleriyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru, 25/6/2013 tarihindeBeykoz 1. Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerininidari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasınaengel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. İkinci Bölüm ÜçüncüKomisyonunca 19/12/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
4. Bölüm Başkanı tarafından27/4/2015 tarihinde kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikteyapılmasına ve başvurunun bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığınagönderilmesine karar verilmiştir.
5. Adalet Bakanlığının görüşyazısı, 14/7/2015 tarihinde başvurucunun ikamet adresinde tebliğ edilmiş,başvurucu Adalet Bakanlığının cevabına karşı beyanlarını yasal süresi içindeibraz etmemiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
6. Başvuru dilekçesi veeklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:
7. İstanbul BüyükşehirBelediyesi, başvurucuya ait Beykoz ilçesi Akbaba köyü, 116 ada, 13 sayılıparselin ıslah projesi alanında kalması sebebiyle diğer taşınmazlarla birlikte kamulaştırılmasıiçin 19/6/2007 tarihli ve 1982/1942 sayılı Encümen Kararı almış; başvurucuylauzlaşılamaması üzerine taşınmazın 453.11 m²lik kısmının değerinin tespit edilipbaşvurucuya ödenerek idare adına tesciline karar verilmesi talebiyle 28/4/2009 tarihindeBeykoz 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde (Mahkeme) kamulaştırma bedelinin tespiti vetescil davası açmıştır.
8. Mahkemece belirlenenbilirkişi heyeti 20/8/2009 tarihli raporuyla taşınmazın m² birim fiyatını 225TL ve kamulaştırma bedelini 139.031 TL olarak belirlemiştir. Başvurucunun2/4/2010 tarihli dilekçesiyle mevki ve konumu itibarıyla daha az kıymetlitaşınmazın m² birim fiyatının 350 TL olarak belirlendiği belirtilerek yapılanitiraz sonucu bilirkişi heyetinden alınan 21/4/2010 tarihli ek raporda,20/8/2009 tarihli rapordaki tespitin 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılıKamulaştırma Kanunu ve Yargıtay içtihatlarına uygun olduğu belirtilerektespitte değişiklik yapılmamıştır.
9. Başvurucu, 18/10/2010tarihli dilekçesiyle yine taşınmazın m² birim fiyatının düşük olduğu vekamulaştırılmayan kısımda değer düşüklüğü karşılığının %49 yerine %40 olarakbelirlenmesine itiraz etmiş ve Mahkemece görevlendirilen yeni bilirkişiheyetinin hazırladığı 3/9/2010 tarihli raporla taşınmazın m² birim fiyatı 250TL’ye, kamulaştırma bedeli ise 146.384,50 TL’ye yükseltilmiştir. Bu rapora daitiraz edilmesi üzerine aynı heyetten alınan 3/8/2011 tarihli ek raporda öncekitespitte değişikliğe gerek görülmemiştir.
10. Mahkeme, 18/1/2012 tarihlive E.2009/146, K.2012/17 sayılı kararında davacının davasının kabulüyle davakonusu taşınmazın kamulaştırma bedelinin 146.384,50 TL olarak tespitine,kararın kesinleşmesi beklenmeksizin bedelin davalıya ödenmesine, taşınmazınkamulaştırılan kısmının başvurucu adına olan tapu kaydının davacı lehine yololarak tapudan terkinine karar vermiştir.
11. Anılan karar taraflarcatemyiz edilmiş; başvurucu, bilirkişi raporlarına yaptığı itirazları temyizdilekçesinde de dile getirmiş ancak Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 26/11/2012 tarihlive E.2012/20058, K.2012/23782 sayılı ilamıyla İlk Derece Mahkemesi kararınıonamıştır.
12. Tarafların karar düzeltmetalebi aynı Dairenin 18/4/2013 tarihli ve E.2013/4067, K.2013/7688 sayılıilamıyla reddedilmiştir.
13. Nihai karar 29/5/2013tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş olup başvurunun 25/6/2013 tarihindeyapıldığı anlaşılmıştır.
B. İlgiliHukuk
14. 2942 sayılı Kanun’un “Kamulaştırma bedelinin mahkemece tespiti ve taşınmazmalın idare adına tescili” kenar başlıklı 10. maddesinin ilgilikısımları şöyledir:
“Kamulaştırmanın satın alma usulü ile yapılamaması halindeidare, … asliye hukuk mahkemesine müracaat eder ve taşınmaz malın kamulaştırmabedelinin tespitiyle, … idare adına tesciline karar verilmesini ister.
Mahkeme, idarenin başvuru tarihinden itibaren en geç otuzgün sonrası için belirlediği duruşma gününü, … taşınmaz malın malikine …bildirerek duruşmaya katılmaya çağırır. Duruşma günü idareye de tebliğ olunur.
…
Mahkemece yapılan duruşmada tarafların bedeldeanlaşamamaları halinde hakim, en geç on gün içindekeşif ve otuz gün sonrası için de duruşma günü tayin ederek, 15 inci maddedesayılan bilirkişiler marifetiyle ve tüm ilgililerin huzurunda taşınmaz malındeğerini tespit için mahallinde keşif yapar…
Bilirkişiler, taraflar ve diğer ilgililerin beyanını dadikkate alarak, 11 inci maddedeki esaslar doğrultusunda taşınmaz malın değerinibelirten raporlarını onbeş gün içinde mahkemeyeverirler. Mahkeme bu raporu, duruşma günü beklenmeksizin taraflara tebliğ eder.Yapılacak duruşmaya hakim, taraflar veya vekillerinive bilirkişileri çağırır. Bu duruşmada tarafların bilirkişi raporlarına varsaitirazları dinlenir ve bilirkişilerin bu itirazlara karşı beyanları alınır.
Tarafların bedelde anlaşamamaları halinde gerektiğinde hakim tarafından onbeş gün içindesonuçlandırılmak üzere yeni bir bilirkişi kurulu tayin edilir ve hakim,tarafların ve bilirkişilerin rapor veya raporları ile beyanlarındanyararlanarak adil ve hakkaniyete uygun bir kamulaştırma bedeli tespit eder.Mahkemece tespit edilen bu bedel, taşınmaz mal, kaynak veya irtifak hakkınınkamulaştırılma bedelidir. … İdarece, kamulaştırma bedelinin hak sahibi adınayatırıldığına… dair makbuzun ibrazı halinde mahkemece, taşınmaz malın idareadına tesciline ve kamulaştırma bedelinin hak sahibine ödenmesine karar verilirve bu karar, tapu dairesine ve paranın yatırıldığı bankaya bildirilir. Tescilhükmü kesin olup tarafların bedele ilişkin temyiz hakları saklıdır.
(Ek fıkra: 11/04/2013-6459 S.K./6. md) Kamulaştırmabedelinin tespiti için açılan davanın dört ay içinde sonuçlandırılamamasıhâlinde, tespit edilen bedele bu sürenin bitiminden itibaren kanuni faizişletilir.
…”
15. 2942 sayılı Kanun’un “Kamulaştırma bedelinin tespiti esasları”kenar başlıklı 11. maddesinin 4650 sayılı Kanunla değişik ilgili kısımlarışöyledir:
“ …bilirkişi kurulu, kamulaştırılacak taşınmazmal veya kaynağın bulunduğu yere mahkeme heyeti ile birlikte giderek, hazırbulunan ilgilileri de dinledikten sonra taşınmaz mal veya kaynağın;
a) Cins ve nevini,
b) Yüzölçümünü,
c) Kıymetini etkileyebilecek bütün nitelik ve unsurlarını veher unsurun ayrı ayrı değerini,
d) Varsa vergi beyanını,
e) Kamulaştırma tarihindeki resmi makamlarca yapılmış kıymettakdirlerini,
f) Arazilerde, taşınmaz mal veya kaynağın kamulaştırmatarihindeki mevkii ve şartlarına göre ve olduğu gibi kullanılması halindegetireceği net gelirini,
g) Arsalarda, kamulaştırma gününden önceki özel amacı olmayanemsal satışlara göre satış değerini,
h) Yapılarda, resmi birim fiyatları ve yapı maliyethesaplarını ve yıpranma payını,
ı) Bedelin tespitinde etkili olacak diğer objektif ölçüleri,
Esas tutarak düzenleyecekleri raporda bütün bu unsurlarıncevaplarını ayrı ayrı belirtmek suretiyle ve ilgililerin beyanını da dikkatealarak gerekçeli bir değerlendirme raporuna dayalı olarak taşınmaz malındeğerini tespit ederler.
Taşınmaz malın değerinin tespitinde, kamulaştırmayıgerektiren imar ve hizmet teşebbüsünün sebep olacağı değer artışları ileilerisi için düşünülen kullanma şekillerine göre getireceği kâr dikkatealınmaz.
…”
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
16. Mahkemenin 16/9/2015tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvurucunun 25/6/2013 tarihli ve 2013/4523numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları
17. Başvurucu, taşınmazına komşuparselin metrekare birim fiyatının aynı nitelikteki başka bir davada 350 TLolarak belirlendiği hâlde kendi taşınmazının metrekaresine 250 TL değerbiçildiğini; birbirine komşu iki parselin metrekaresi hakkında, aynınitelikteki davalarda ayrı ayrı değer biçilerek hakkaniyetsiz davranıldığını,emsal alınan taşınmaz kadastro parseli kendi taşınmazı ise imarlı parsel olduğuhâlde belirlenen bedele düzenleme ortaklık payı ilavesi yapılmadığını,taşınmazına dava tarihi olan 28/4/2009 tarihi itibarıyla değer biçilip ödemeninkarar tarihi olan 18/1/2012 tarihinde yapıldığını, aradaki bu zaman diliminedeniyle kendisine faiz ödemesi yapılmadığı için zarara uğradığını belirterekAnayasa'nın 35. ve 46. maddelerinde düzenlenen hak ve ilkelerin ihlaledildiğini ileri sürmüş ve 108.784 TL maddi tazminat talebinde bulunmuştur.
B. Değerlendirme
18. Anayasa Mahkemesi,başvurucuların ihlal iddialarına ilişkin nitelendirmesine bağlı olmayıp somutdava ve buna bağlı olayların özelliklerine göre olay ve olguların hukukitavsifini kendisi takdir eder.
19. Başvurucunun, bedelin olmasıgerekenden düşük tespit edilmesi ve bu nedenle maddi zarara uğradığına dairşikâyetlerinin özü, nihai Mahkeme kararının sonucunun hakkaniyete uygunolmadığına ilişkin olup bu şikâyet yargılamanın sonucunun adil olmadığı iddiasıkapsamında değerlendirilecektir. Başvurucunun faiz ödenmemesi nedeniylemülkiyet hakkına ilişkin şikâyeti ise mülkiyet hakkı kapsamında ayrıcaincelenecektir.
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
a. Yargılamanın Sonucunun Adil Olmadığı İddiası
20. Başvurucu, aleyhlerineaçılan kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davasında, taşınmazın değerininolması gerekenden ve yakın çevredeki taşınmazların önceki kamulaştırmadavalarında belirlenen metrekare birim değerinden düşük belirlenmesi nedeniylemülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürerek madditazminat talep etmiştir.
21. Anayasa’nın 148. maddesinindördüncü fıkrası şöyledir:
“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gerekenhususlarda inceleme yapılamaz.”
22. 30/3/2011 tarihli ve 6216sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un48. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabuledilemezliğine karar verebilir.”
23. 6216 sayılı Kanun’un 48.maddesinin (2) numaralı fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvurularınMahkemece kabul edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Anayasa’nın148. maddesinin dördüncü fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvurularkapsamında değerlendirilen kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkinşikâyetlerin bireysel başvuruda incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.
24. Anılan kurallar uyarınca,ilke olarak derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmış maddi olay veolguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarınınyorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgilivarılan sonucun esas yönünden adil olup olmaması bireysel başvuru incelemesinekonu olamaz. Bunun tek istisnası, derece mahkemelerinin tespit ve sonuçlarınınadaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda açıkça keyfîlikveya bariz takdir hatası içermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel başvurukapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede kanun yoluşikâyeti niteliğindeki başvurular, bariz takdir hatası bulunmadıkça AnayasaMahkemesince incelenemez (Necati Gündüz veRecep Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26).
25. Mahkemenin gerekçesi vebaşvurucunun yukarıdaki iddiaları incelendiğinde başvurucunun iddialarınınözünün, Derece Mahkemesi tarafından delillerin değerlendirilmesinde ve hukukkurallarının yorumlanmasında isabet olmadığına, derece mahkemelerininuyuşmazlığa getirdiği çözümün adil olmamasına ve esas itibarıyla yargılamanınsonucuna ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.
26. 2942 sayılı Kanun’un 10. ve11. maddeleri uyarınca tarafların kamulaştırma kararı sonrasında bedelhususunda anlaşamamaları hâlinde dava tarihine göre taşınmazın gerçek değerininmahkemece adil ve hakkaniyete uygun bir şekilde tespit edilmesi ve bedelinintaşınmaz sahibine ödenmesi gerekmektedir.
27. Anayasada ve 2942 sayılıKanun’da bahsedilen kriterler çerçevesinde bedel veya değer düşüklüğükarşılığının tespiti, uzman mahkemelerin ve Yargıtayınbu konudaki uzman dairelerinin yetki ve görevindedir. Anayasa Mahkemesi bukonuda uzmanlaşmış bir mahkeme olmadığı gibi yapılan bireysel başvurulardabedel veya değer düşüklüğü karşılığını hesaplamak gibi bir görevi debulunmamaktadır. Bununla birlikte çok sayıda alıcısı ve satıcısı bulunmayan vesatışa konu malların aynı nitelikte (homojen) olmadığı emlak piyasasında, birtaşınmazın herkes için geçerli tek, değişmez ve kolay hesaplanabilir birfiyatının olmadığı da göz önünde bulundurulmalıdır (Mukadder Sağlam ve diğerleri, B. No: 2013/2511, 22/1/2015,§§ 48, 49).
28. Başvurucunun delil olaraksunduğu ve metrekare birim değeri 350 TL olarak tespit edilen taşınmaz,başvurucunun taşınmazına komşu parselde yer almakla birlikte, tespitin nedeniolan dava, acele el koyma davası olup taşınmazın nihai değeri, sonradanaçılacak kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davası ile belirlenecektir.Ayrıca her iki taşınmazın büyüklükleri, geometrik şekilleri, konumları ilekamulaştırılan ve kamulaştırma sonrası sahiplerine kalan kısımları arasındafarklıklar bulunduğu görülmekte ve bu faktörlerin değer tespitine etki edeceğianlaşılmaktadır. Bununla birlikte bu etkinin ne ölçüde olacağını vetaşınmazların değerinin ne olacağını belirlemek uzman bilirkişi raporlarınadayalı olarak derece mahkemelerinin görev ve yetkisi içindedir. Verilen mahkemekararında açık keyfîlik bulunmadıkça AnayasaMahkemesinin bireysel başvuru kapsamında derece mahkemelerinin tespitinemüdahalesi söz konusu olamaz.
29. Başvuruya konu davadabaşvurucu, taşınmazın metrekare birim fiyatını 225 TL olarak belirleyen20/8/2009 tarihli ilk bilirkişi raporuna itiraz etmiş ve Mahkemece 21/4/2010tarihli ek bilirkişi raporu alınmış, bu rapora da itiraz edilmesi üzerine yenibilirkişi heyeti atanarak 3/9/2010 tarihli yeni bilirkişi raporu alınmış ve buraporda taşınmazın değeri 250 TL metrekare birim fiyatı üzerindenbelirlenmiştir. Bu rapora da itiraz edilmesi üzerine 3/8/2011 tarihinde ekrapor alınmış ancak bu raporda taşınmazın değer tespitinde değişiklikyapılmamıştır. Görüldüğü gibi Mahkemece başvurucunun bilirkişi raporlarınaitirazı dikkate alınarak yeniden inceleme yaptırılmış ve yeni bir heyet tayinedilerek yeniden hesaplama yaptırılmış ve bu rapor da yenidenincelettirilmiştir. Uzman bilirkişilerce tespit edilen değer de kamulaştırmabedeli olarak Mahkemece karara bağlanmıştır. Bu durumda bedelin tespitibağlamında Mahkemenin gerekli özeni göstermediği söylenemez.
30. Başvurucu, yargılamasürecinde karşı tarafın sunduğu deliller ve görüşler hakkında bilgi sahibiolamadığına, kendi delillerini ve iddialarını sunma olanağı bulamadığına, karşıtarafça sunulan delillere ve iddialara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatıbulamadığına ya da uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarınınDerece Mahkemesi tarafından dinlenmediğine ilişkin bir bilgi ya da kanıtsunmadığı gibi Mahkemenin kararında bariz takdir hatası veya açıkça keyfîlik oluşturan herhangi bir durum da tespitedilememiştir.
31. Açıklanan nedenlerden dolayıbaşvurucunun belirtilen iddialarının kanun yolunda gözetilmesi gerekenhususlara ilişkin olduğu ve derece mahkemesi kararlarının bariz takdir hatasıveya açıkça keyfîlik de içermediği anlaşıldığındanbaşvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik şartları yönündenincelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksunolması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Mülkiyet Hakkına İlişkin Şikâyet
32. Başvuru formu ile eklerininincelenmesi sonucunda başvurucunun, faiz ödenmemesi nedeniyle mülkiyet hakkınailişkin şikâyetinin açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşıldığındanbaşvurucunun bu şikâyetinin kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
33. Başvurucu, dava tarihiitibarıyla tespit edilen kamulaştırma bedelinin dava sonunda faiz işletilmedenödenmesinden şikâyet etmekte ve kamulaştırma bedeline dava tarihinden ödemetarihine kadar geçen süre için kanuni faiz uygulanarak belirlenecek meblağıntazminat olarak ödenmesini talep etmektedir.
34. Anayasa’nın “Mülkiyet Hakkı” kenar başlıklı 35. maddesişöyledir:
“Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.
Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunlasınırlanabilir.
Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırıolamaz.”
35. Anayasa'nın “Kamulaştırma” kenar başlıklı 46.maddesinin ilgili kısımları şöyledir:
“Devlet ve kamu tüzelkişileri; kamu yararının gerektirdiğihallerde, gerçek karşılıklarını peşin ödemek şartıyla, özel mülkiyette bulunantaşınmaz malların tamamını veya bir kısmını, kanunla gösterilen esas veusullere göre, kamulaştırmaya ve bunlar üzerinde idarî irtifaklar kurmayayetkilidir.
Kamulaştırma bedeli ile kesin hükme bağlanan artırım bedelinakden ve peşin olarak ödenir. … Kanunun taksitle ödemeyi öngörebileceği buhallerde, taksitlendirme süresi beş yılı aşamaz; bu takdirde taksitler eşitolarak ödenir.
…
İkinci fıkrada öngörülen taksitlendirmelerde ve herhangi birsebeple ödenmemiş kamulaştırma bedellerinde kamu alacakları için öngörülen enyüksek faiz uygulanır.”
36. Anayasa'nın “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması”kenar başlıklı 13. maddesi şöyledir:
“Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızcaAnayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancakkanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna,demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülükilkesine aykırı olamaz.”
37. Somut başvuruda başvurucu,kamulaştırmanın kamu yararı şeklinde meşru bir amaca yönelik olmadığı yönündebir şikâyette bulunmamaktadır. Başvuru dosyası incelendiğinde başvurucularlaberaber çok sayıda kişinin hisse sahibi olduğu taşınmazın, kentsel hizmet alanıolarak kullanılmak üzere kamulaştırıldığı ve kamulaştırma sürecinin 2492 sayılıKanun doğrultusunda sürdürülerek tamamlandığı görülmektedir. Bu durumdamülkiyetten yoksun bırakmanın, meşru amacının bulunduğu ve kanuna uygun olarakyapıldığı anlaşıldığından başvurucuların faiz ödenmemesine yönelik şikâyetleriAnayasa’nın 13., 35. ve 46. maddeleri kapsamında ölçülülük ilkesi yönündenincelenecektir.
38. Anayasa'nın 46. maddesindeöngörülen ve temel öğesinin “kamu yararı”olduğu kabul edilen kamulaştırma, bir taşınmaz üzerindeki özel mülkiyethakkının, malikin rızası olmaksızın, kamu yararı için ve karşılığı ödenmekkoşuluyla devlet tarafından sona erdirilmesidir. Kamu yararı bulunması,kamulaştırma kararının yasada gösterilen esas ve usullerine uyulması, gerçekkarşılığın peşin ve nakden ödenmesi kamulaştırmanın anayasal öğeleridir (AYM,E.2004/25, K.2008/42, K.T. 17/1/2008).
39. Anayasa’nın 35. maddesinegöre kişilerin mülkiyetleri ancak kanunla öngörülmüş usullerle ve kamu yararıgereği karşılığı ödenmek suretiyle ellerinden alınabilir. Anayasa’nın 13. maddesindeyer alan ölçülülük ilkesi gereği kişilerin mülklerinden mahrum bırakılmalarıhâlinde elde edilmek istenen kamu yararı ile mülkünden mahrum bırakılan bireyinhakları arasında adil bir denge kurulması gerekmektedir (Mehmet Akdoğan ve diğerleri, B. No:2013/817, 19/12/2013, § 37).
40. Uzun süren kamulaştırmabedelinin tespiti davalarında, dava tarihine göre belirlenen kamulaştırmabedelinin, dava sonunda faiz işletilmeden taşınmazı kamulaştırılan bireylereödenmesi hâlinde bireylerin almaları gereken bedelin enflasyon karşısındaaşınmasına neden olunmaktadır. Taşınmazı kamulaştırılan kişilere ödenenkamulaştırma bedelinin kişinin uğradığı zararı telafi edebilmesi içintaşınmazın gerçek karşılığı olması yanında ayrıca ödenen bedelin tespitiyle ödenmesiarasında geçen dönemde gözlemlenen enflasyona nispetle hissedilir derecededeğer kaybetmemiş olması gerekir (MehmetAkdoğan ve diğerleri, § 59).
41. Bir eşyanın devirtarihindeki bedelinin daha sonra ödenmesi durumunda arada geçen süredeenflasyon nedeni ile paranın değerinde oluşan hissedilir aşınma ile mülkiyetingerçek değeri azaldığı gibi bu bedelin tasarruf veya yatırım aracı olarakgetirisinden yararlanma imkânı da bulunmamaktadır. Bu tür uygulamalarneticesinde kişiler mülkiyet haklarından mahrum edilerek haksızlığauğratılmaktadır (AYM, E.2008/58, K.2011/37, 10/2/2011).
42. Nitekim kanun koyucu,bahsedilen husustaki yasal eksikliği gidermek ve kamulaştırma bedelinin tespitidavalarında davanın zamanında sonuçlandırılamaması hâlinde yargılama sürecindekamulaştırma bedelinin enflasyon etkisiyle uğrayacağı değer kaybını telafiederek benzer mağduriyetleri önlemek maksadıyla 6459 sayılı Kanun’un 6.maddesiyle 2942 sayılı Kanun’un 10. maddesine bir fıkra ekleyerek “Kamulaştırma bedelinin tespiti için açılan davanındört ay içinde sonuçlandırılamaması hâlinde, tespit edilen bedele bu süreninbitiminden itibaren kanuni faiz işletilir.” hükmünü getirmiş vezamanında tamamlanamayan kamulaştırma bedelinin tespiti davalarında ödemeninyapıldığı tarihe kadar kamulaştırma bedeline faiz ödenmesi imkânını tanımıştır(Mehmet Akdoğan ve diğerleri, §53).
43. Somut başvuruya konukamulaştırma işleminde ise davada bahsedilen Kanun hükmünün yürürlüğe giriştarihinden önce karar verilmiş, temyiz talebi ise reddedilmiş ve kamulaştırmabedeli başvurucuya faizsiz olarak ödenmiştir. Bu durumda kamulaştırma sürecindekamu yararına ulaşmak için kullanılan yöntemler ile izlenen amaç arasında makulbir orantılılığın ve mülkünden mahrum bırakılan başvurucunun orantısız ve aşırıbir yüke maruz kalıp kalmadığının araştırılması gerekmektedir.
44. Başvuru konusu kamulaştırmabedelinin tespiti ve tescili davası, 28/4/2009 tarihinde açılmış, Mahkemenin18/1/2012 tarihli kararıyla başvurucuya 146.384,50 TL kamulaştırma bedeliödenmiştir. Bu durumda dava tarihi esas alınarak tespit edilen kamulaştırmabedeli başvurucuya dava tarihinden 2 yıl 9 ay sonra ödenmiştir. Merkez Bankasıverilerine göre davanın açıldığı ve bedel tespitinde esas alınan Nisan 2009 ileödemenin yapıldığı Ocak 2012 tarihi arasında enflasyonda meydana gelen artış % 24,56 olup dava tarihine göre belirlenerek yapılanödemenin enflasyon karşısında uğradığı değer kaybını telafi edecek fark35.957,50 TL’dir.
45. Yukarıdaki tespitlerdoğrultusunda kamulaştırma bedelinin dava açıldığı tarihteki değeri ileödendiği tarihteki değeri arasında gözlemlenen farkın kamulaştırma bedelinefaiz veya enflasyon farkı eklenmemesinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır.Ödenmeyen enflasyon farkı, bireylerin mülkiyet hakkının korunması ile kamuyararı arasında olması gereken adil dengeyi bozarak ve Anayasa’da yer alanölçülülük ilkesine aykırı bir şekilde başvurucu üzerinde orantısız bir yükoluşturarak mülkiyet hakkını ihlal etmektedir.
46. Başvurunun değerlendirilmesineticesinde başvuruya konu kamulaştırma bedelinin tespiti davasında davatarihine göre belirlenen kamulaştırma bedelinin başvurucuya 2 yıl 9 ay sonraödendiği, bu süre zarfında Merkez Bankası verilerine göre enflasyonda meydanagelen artışın % 24,56 olduğu, bahsedilen değer kaybı oranı dikkate alındığındabu durumun başvurucu üzerinde idarenin ulaşmak istediği meşru kamu yararı ilehaklı gösterilemeyecek şekilde orantısız yüke sebep olduğu sonucunaulaşılmıştır.
47. Belirtilen nedenlerdendolayı başvurucunun Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyethakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanunun 50. MaddesiYönünden
48. Başvurucu, dava tarihinegöre belirlenen kamulaştırma bedelinin dava sonunda kendisine faizuygulanmaksızın ödenmesi ve bedelin olması gerekenden düşük tespit edilmesinedenleriyle maddi tazminata hükmedilmesinitalep etmiştir.
49. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin(2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa,ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzeredosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yararbulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genelmahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmaklayükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali vesonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
50. Başvurucuya dava tarihinegöre belirlenen kamulaştırma bedelinin 2 yıl 9 ay sonunda faiz işletilmedenödendiği, faiz işletilmeden yapılan ödemeler sonucu kamulaştırma bedelinde busürede gerçekleşen % 24,56 oranındaki enflasyon nedeniyle bir değer kaybıoluştuğu, bu durumun başvurucu üzerinde idarenin ulaşmak istediği meşru kamuyararı ile haklı gösterilemeyecek şekilde orantısız bir yük oluşturduğuanlaşıldığından bahsedilen maddi değer kaybını telafi edebilmek içinbaşvurucuya net 35.957,50 TL maddi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.
51. Başvurucu tarafından,bedelin olması gerekenden düşük tespit edilmesi nedeniyle maddi tazminattalebinde bulunulmuş olmakla beraber tespit edilen ihlal ile iddia edilen maddizarar arasında illiyet bağı bulunmadığı anlaşıldığından ve başvurucunun buiddiası açıkça dayanaktan yoksunluk nedeniyle kabul edilemez bulunduğundanbaşvurucunun diğer maddi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.
52. Başvurucu tarafından yapılanve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.500 TL vekâletücretinden oluşan 1.698,35 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine kararverilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A. Başvurucunun,
1. Yargılamanın sonucunun adilolmadığı iddiasının açıkça dayanaktan yoksunolması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Mülkiyet hakkına ilişkiniddiasının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 35. maddesindegüvence altına alınan mülkiyet hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Başvurucuya net 35.957,50 TLMADDİ TAZMİNAT ÖDENMESİNE,
D. Başvurucunun tazminatailişkin diğer taleplerinin REDDİNE,
E. Başvurucu tarafından yapılan198,35 TL harç ve 1.500 TL vekâlet ücretinden oluşan 1.698,35 TL yargılamagiderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
F. Ödemelerin, kararıntebliğini takiben başvurucunun Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibarendört ay içinde yapılmasına; ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sonaerdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal faiz uygulanmasına
16/9/2015tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.