TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
YASEMİN DİNÇ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2015/14796)
Karar Tarihi: 10/10/2018
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Recep KÖMÜRCÜ
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
Recai AKYEL
Raportör
:
Elif ÇELİKDEMİR ANKITCI
Başvurucu
:
Yasemin DİNÇ
Vekili
:
Av. Nafi HELİMOĞLU
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, başvurucu ile çocuğu arasında kişisel (şahsi) ilişkikurulmasına yönelik hüküm içermeyen yabancı mahkemece verilmiş boşanma ilamınıntenfiz edilmesi nedeniyle aile hayatına saygıhakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 25/8/2015 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylarözetle şöyledir:
8. Başvurucu, eşi ile 2003 yılında evlenerek Fransa'yayerleşmiştir. Başvurucunun oğlu Sefa Furkan 26/6/2005 tarihinde dünyayagelmiştir. Başvurucunun eşi ve çocuğunun aynı zamanda Fransa vatandaşlığıbulunmaktadır. Başvurucu ile eşi 2009 yılında yaz tatillerini geçirmek amacıylaoğullarıyla beraber Türkiye'ye gelmişlerdir.
A. Türkiye'de AçılanBoşanma Davasına İlişkin Süreç
9. Başvurucu, Türkiye'de bulunduğu bu sırada 13/7/2009 tarihindeeşi aleyhine Beyşehir Asliye Hukuk Mahkemesine (Mahkeme) boşanma ve velayetdavası açmıştır.
10. Mahkeme, yargılama süresince geçerli olmak üzere çocuk SefaFurkan'ın geçici velayetini başvurucu anneye vermiş ve babası ile çocukarasında şahsi ilişki kurulmasına hükmetmiştir.
11. Başvurucunun eşi, çocuğuyla şahsi ilişki kurduğu sıradaçocuğu da yanına alarak Fransa'ya dönmüştür. Başvurucu, her ne kadar Mahkemedençocuğun yurt dışına çıkışının engellenmesi için 3/8/2010 tarihinde taleptebulunmuş ve Mahkemece talep doğrultusunda 6/8/2010 tarihinde çocuğun yurtdışına çıkmaması yönünde tedbir kararı verilmiş ise de başvurucunun eşi ileçocuğunun başvurucunun talebinden önce 4/7/2010 tarihinde Fransa'ya gittikleriyapılan yazışmalar sonucu anlaşılmıştır.
12. Başvurucunun eşi Fransa'ya döndükten sonra 23/9/2010tarihinde başvurucu aleyhine boşanma ve velayet davası açmıştır (bkz. §§ 17-25 ).
13. Mahkeme 11/2/2010 tarihinde, başvurucu ile eşininboşanmalarına ve ortak çocuğun velayetinin başvurucu anneye verilmesine kararvermiştir.
14. Anılan karar, başvurucunun eşi tarafından temyiz edilmiştir.Yargıtay 2. HukukDairesince (Daire) tarafların boşanmalarına ilişkin Fransa Mahkemesince verilenkararın Türkiye'de tanıma ve tenfizi yapılmaksuretiyle geçerli hâle geldiğinin belirtilmesinden sonra kesinleşmeyen sözkonusu kararın boşanma davasının sonucunu etkileyeceği değerlendirilerekbekletici mesele yapılması gerektiği gerekçesiyle Mahkeme kararı 17/3/2015tarihinde bozulmuştur.
15. Başvurucunun karar düzeltme istemi Dairenin 3/7/2015 tarihlikararıyla reddedilmiştir.
16. Bozma ilamına uyan Mahkeme, tarafların boşanmalarına yönelikkesinleşen Mahkeme ilamı bulunduğu gerekçesiyle 26/1/2016 tarihindedavahakkında yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar vermiştir. Anılan karartemyiz edilmeksizin 20/4/2016 tarihinde kesinleşmiştir.
B. Fransa'da AçılanBoşanma Davasına İlişkin Süreç
17. Başvurucunun eşi Fransa'ya döndükten sonra 23/9/2010tarihinde başvurucu aleyhine Metz Asliye HukukMahkemesine (Fransa Mahkemesi) boşanma ve velayet davası açmıştır.
18. Fransa Mahkemesi, başvurucunun davaya bizzat veya vekiliaracılığıyla katılması amacıyla başvurucuya tebligat yapmıştır. Başvurucuyargılamaya katılmamış ve kendisini vekille temsil ettirmemiştir. Başvurucusadece 22/11/2010 tarihinde cevap dilekçesi vererek eşi aleyhine Beyşehir AsliyeHukuk Mahkemesinde boşanma ve velayet davası açtığını, davanın devam ettiğinive ortak çocukları olan Sefa Furkan'ı eşinin kaçırarak Fransa'ya götürdüğünübelirtmiş, ayrıca bir talepte bulunmamıştır.
19. Fransa Mahkemesi 6/11/2011 tarihinde taraflarınboşanmalarına ve ortak çocuğun velayetinin başvurucunun eşi babaya verilmesinekarar vermiştir.
20. Fransa Mahkemesinin gerekçesinde; uluslararası hukukkurallarına göre iki farklı ülkede aynı dava açılmışsa bir mahkemenin diğermahkeme lehine her türlü yetkisinden feragat etmesi gerektiği, aksi hâldeuluslararası hukuk kurallarının işleyeceği açıklanmıştır. Buna göre; başvurucuve eşinin 2004-2009 yılları arasında Fransa'da ikamet ettikleri, 2009 yılındayaz tatili amacıyla Türkiye'ye gittiklerinden bir kaçhafta sonra başvurucunun boşanma davası açtığı, dolayısıyla boşanma davasınınortak ikametgâhın bulunduğu Fransa'da görülmesi gerektiğinden Beyşehir AsliyeHukuk Mahkemesi lehine yetkiden feragat edilmemesi yönünde karar verildiğibelirtilmiştir. Ayrıca başvurucunun yargılamaya katılmadığı, çocukla ilgiliikametgâhının transferi, ziyaret hakkı ve diğer tedbirler için taleptebulunmadığı gözetilerek ortak çocuğun velayetinin sadece babaya verilmesininyanı sıra ziyaret talebiyle ilgili bilgi ve talep olmadığından bu husustaayrıca karar verilmediği ifade edilmiştir.
21. Fransa Mahkemesi tarafından verilen kararın Türkiye'detanınması ve tenfizi amacıyla başvurucunun eşitarafından Beyşehir Asliye Hukuk Mahkemesine 18/12/2013 tarihinde dava açılmıştır.Başvurucu, eşi ile arasında devam eden boşanma davasının bulunduğunu ve tenfizi istenen kararın, anne ile çocuk arasında şahsiilişki tesisine dair bir hüküm içermediğinden kamu düzenine aykırılık teşkilettiğini iddia ederek Fransa Mahkemesince verilen kararın tanınmamasıgerektiğini belirtmiştir.
22. Mahkeme, davayı 21/5/2014 tarihinde kabul etmiştir. Kararda;yabancı mahkeme ilamının tanınması ve tenfizi içinkanunun aradığı şartlardan olan, kendisine karşı tenfiziistenen kişinin yabancı mahkemeye usulüne uygun şekilde çağrılması yani savunmahakkının ihlal edilmemesi şartının somut olayda yerine getirilmiş olduğu, yineyabancı mahkemekararının Türkiye'nin münhasıryetkisine giren bir konu ile ilgili de olmadığı değerlendirilmiştir. Ayrıca,başvurucunun şahsi ilişki tesisine yönelik Mahkemeden bir talepte bulunmadığıgibi verilen Mahkeme kararını temyiz de etmediği ve bu hâliyle kararınkesinleştiği tespit edilmiştir. Öte yandan başvurucunun çocuk ile kendisiarasında şahsi ilişki tesisini her zaman dava yolu ile talep edebileceği, budurumun, yabancı mahkeme ilamının tanınması ve tenfiziönünde engel teşkil etmediği sonucuna ulaşılmıştır. Çocuğun izinsiz olarak yurtdışına götürülmesi durumu kabul edilmiş ancak bu durumun yabancı mahkemeilamının tanınması ve tenfizi açısından engel teşkiletmeyeceği ifade edilmiştir. Tüm bu hususlar bir arada değerlendirilerek FransaMahkemesince verilen kararın tenfizi için yasalşartların oluştuğu kanaatine varıldığı açıklanmıştır.
23. Başvurucu tarafından yapılan temyiz istemi, Dairenin17/3/2015 tarihli kararıyla karar düzeltme istemi 25/6/2015 tarihli kararıylareddedilmiştir.
24. Nihai karar başvurucuya 29/7/2015 tarihinde tebliğedilmiştir.
25. Başvurucu 25/8/2015 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
C. Çocuğun Kaçırılması veAlıkonulmasına İlişkin Süreç
26. Başvurucu, Antalya Cumhuriyet Başsavcılığına 18/8/2010tarihinde başvurarak çocuğunun 25/11/1980 tarihli Uluslararası Çocuk KaçırmanınHukuki Veçhelerine Dair Sözleşme (Lahey Sözleşmesi) çerçevesinde tarafınaiadesi için işlemlerin başlatılmasını talep etmiştir.
27. Başvurucunun talebinin ne şekilde değerlendirildiği başvurudosyasına yansımamakla birlikte Fransa Mahkemesince boşanma ve velayete yönelikverilen karar gerekçesinde, Lahey Sözleşmesi kapsamında başvurucuya 2/3/2012tarihinde tebligat yapıldığı, başvurucunun vekili aracılığıyla 11/4/2012 tarihlibeyanıyla Türkiye'de boşanma davasının açıldığını belirttiği bilgisine yerverilmiştir.
28. Diğer taraftan başvurucu Beyşehir Cumhuriyet Başsavcılığına21/10/2010 tarihinde eşinin çocuk kaçırma ve çocuğun alıkonulması suçunuişlediği iddiasıyla şikâyetçi olmuştur. Beyşehir Sulh Ceza Mahkemesinin12/2/2013 tarihli kararıyla başvurucunun eşi hakkında mahkûmiyete hükmedilerekverilen hükmün açıklanması geri bırakılmıştır. Anılan karar 25/6/2013 tarihindekesinleşmiştir.
29. Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından çocuğunkaçırılması ve alıkonulması suçunu işlediği iddiasıyla başvurucunun eşihakkında Antalya 22. Asliye Ceza Mahkemesine dava açılmıştır. Asliye CezaMahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda başvurucunun eşi hakkında19/3/2014 tarihinde mahkûmiyete hükmedilerek verilen hükmün açıklanması geribırakılmıştır. Anılan karar 4/9/2014 tarihinde kesinleşmiştir.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
30. 12/12/2007 tarihli ve 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukukve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un ''Tenfiz şartları''kenar başlıklı 54. maddesi şöyledir:
''(1) Yetkili mahkeme tenfizkararını aşağıdaki şartlar dâhilinde verir:
a) Türkiye Cumhuriyeti ile ilâmın verildiğidevlet arasında karşılıklılık esasına dayanan bir anlaşma yahut o devlette Türkmahkemelerinden verilmiş ilâmların tenfizini mümkünkılan bir kanun hükmünün veya fiilî uygulamanın bulunması.
b) İlâmın, Türk mahkemelerinin münhasıryetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olması veya davalının itiraz etmesişartıyla ilâmın, dava konusu veya taraflarla gerçek bir ilişkisi bulunmadığıhâlde kendisine yetki tanıyan bir devlet mahkemesince verilmiş olmaması.
c) Hükmün kamu düzenine açıkça aykırıbulunmaması.
ç) O yer kanunları uyarınca, kendisine karşı tenfizistenen kişinin hükmü veren mahkemeye usulüne uygun bir şekilde çağrılmamışveya o mahkemede temsil edilmemiş yahut bu kanunlara aykırı bir şekildegıyabında veya yokluğunda hüküm verilmiş ve bu kişinin yukarıdaki hususlardanbirine dayanarak tenfiz istemine karşı Türkmahkemesine itiraz etmemiş olması."
31. 22/11/2007 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun "Hâkimin takdir yetkisi" kenarbaşlıklı 182. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları şöyledir:
"Mahkeme boşanma veya ayrılığa kararverirken, olanak bulundukça ana ve babayı dinledikten ve çocuk vesayet altındaise vasinin ve vesayet makamının düşüncesini aldıktan sonra, ana ve babanınhaklarını ve çocuk ile olan kişisel ilişkilerini düzenler.
Velâyetin kullanılması kendisine verilmeyeneşin çocuk ile kişisel ilişkisinin düzenlenmesinde, çocuğun özellikle sağlık,eğitim ve ahlâk bakımından yararları esas tutulur. Bu eş, çocuğun bakım veeğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır."
32. 4721 sayılı Kanun’un "Kural"kenar başlıklı 323. maddesi şöyledir:
''Ana ve babadan her biri, velâyeti altındabulunmayan veya kendisine bırakılmayan çocuk ile uygun kişisel ilişkikurulmasını isteme hakkına sahiptir.''
B. Uluslararası Hukuk
1. Uluslararası Mevzuat
33.Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin(Sözleşme)“Özel ve aile hayatına saygı hakkı”kenar başlıklı 8. maddesi şöyledir:
"(1) Herkes özel ve aile hayatına,konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.
(2) Bu hakkın kullanılmasına bir kamumakamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik birtoplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzeninkorunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarınınhak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda sözkonusu olabilir."
34. Türkiye açısından 14/10/1990 tarihinde imzalanan ve27/1/1995 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarakyürürlüğe giren 20/11/1989 tarihli Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin 9.maddesinin ilgili fıkraları şöyledir:
"(1)Yetkilimakamlar uygulanabilir yasa ve usullere göre ve temyiz yolu açık olarak,ayrılığın çocuğun yüksek yararına olduğu yolunda karar vermedikçe, TarafDevletler, çocuğun; ana–babasından, onların rızası dışında ayrılmamasınıgüvence altına alırlar. Ancak, ana–babası tarafından çocuğun kötü muameleyemaruz bırakılması ya da ihmâl edilmesi durumlarında ya da ana–babanınbirbirinden ayrı yaşaması nedeniyle çocuğun ikametgâhının belirlenmesi amacıylakarara varılması gerektiğinde, bu tür bir ayrılık kararı verilebilir.
(2)Bu maddeninbirinci fıkrası uyarınca girişilen her işlemde, ilgili bütün taraflara işlemekatılma ve görüşlerini bildirme olanağı tanınır.
(3)Taraf Devletler,ana–babasından veya bunlardan birinden ayrılmasına karar verilen çocuğun, kendiyüksek yararına aykırı olmadıkça, ana babanın ikisiyle de düzenli bir biçimdekişisel ilişki kurma ve doğrudan görüşme hakkına saygı gösterirler."
2. Uluslararası İçtihat
35. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM); Sözleşme'nin 8.maddesi kapsamında devletin pozitif yükümlülüklerinin bir ebeveynin çocuğuylabir araya gelmesini sağlamak için kamu makamlarının gerekli tedbirleri almayükümlülüğünü kapsadığını kabul etmektedir. AİHM'egöre bu yükümlülük, ayrıca çocukla kişisel ilişki ve çocuğun ikametgâhınailişkin ebeveynler ve/veya çocuğun ailesinin diğer üyeleri arasında doğananlaşmazlıklar bakımından da geçerlidir (Manic/Litvanya,B. No: 46600/11, 13/1/2015, § 101).
36. AİHM'e göre ebeveyn ile çocukarasındaki şahsi ilişkinin konu edildiği davalarda çocuğun menfaatlerinin diğertüm hususlardan üstün tutulması gereklidir. Mahkemeye göre bu menfaatin ikiyönü bulunmaktadır. İlk olarak çocuğun üstün menfaati sağlıklı bir ortamdagelişmesinin sağlanmasını içermektedir, bu nedenle Sözleşme'nin 8. maddesi hiç bir koşulda ebeveynin çocuğun sağlığına ve gelişiminezarar verebilecek davranışlarını korumaz. İkinci olarak çocuğun üstünmenfaatlerine aykırı olmadıkça ailesi ile bağlarını sürdürmesi çocuğunhakkıdır. Bu bağlamda çocuğun aile bağları ancak istisnai durumlardakoparılabilir ve aile bağlarının koptuğu durumlarda, çocuğun üstün menfaatikişisel ilişkinin sürdürülmesi ve koşullar uygun olduğunda ailenin yeniden bir arayagelmesi için gerekli tüm tedbirlerin alınmasını gerektirir (Gnahore/Fransa, B. No: 40031/98,19/9/2000, § 59).
37. AİHM kararlarında aile bağlarının sürdürülmesi konusundakamu makamlarına düşen yükümlülüğün mutlak olmadığı, her olayın özel koşullarınabağlı olarak alınacak tedbirlerin nitelik ve kapsamının farklılaşabileceğibelirtilmiştir. AİHM'e göre kamu makamlarınca konuylailgili tüm tarafların hukuki menfaatlerinin gözetilmesi, özellikle çocuğunüstün menfaati dikkate alınarak tarafların menfaatleri arasında adil bir dengekurulması gerekmektedir (M.P. vediğerleri/Bulgaristan, B. No: 22457/08, 15/11/2011, § 128).
38. Sözleşme’nin 8. maddesi, ebeveynin çocuğu ile yenidenbirleşmesini sağlayacak önlemlerin alınmasını talep etme hakkının yanı sıraulusal makamların bu önlemleri alma yükümlülüğünü de kapsamaktadır. Buhusustaki belirleyici husus, ulusal makamların uygulamadaki mevzuat ya damahkeme kararlarıyla ebeveyne tanınan velayet, ziyaret ya da birlikte yaşamahakkının icrasını kolaylaştırmada kendilerinden beklenilen bütün makulönlemleri alıp almadığıdır (Hokkanen/Finlandiya, B. No: 19823/92, 23/9/1994, §55).
V. İNCELEME VE GEREKÇE
39. Mahkemenin 10/10/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
40. Başvurucu; eşi aleyhine Türkiye'de açtığı boşanma davasıdevam ederken eşinin çocuğu kaçırarak Fransa'ya götürdüğünü, akabinde eşininFransa'da kendisi aleyhine boşanma ve velayet davası açtığını, Fransız yargımercilerine derdestlik itirazında bulunmasına rağmenitirazının kabul edilmediğini beyan etmiştir. Fransa Mahkemesi tarafındançocuğunun velayetinin babasına verildiğini belirten başvurucu, kendisi ileçocuğu arasında şahsi ilişki kurulmasına yönelik hüküm barındırmayan söz konusukararın kamu düzenine aykırı olmasına rağmen tenfizedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
41. Bakanlık görüşünde, başvurucunun birçok çağrıya rağmenFransa Mahkemelerindeki yargılamaya katılmadığı, çocuğuyla kişisel ilişkikurulması yönünde talebi olmadığı gibi kararı da temyiz etmediği vurgulandıktansonra, hükmün tenfizi aşamasında hakkının ihlaledildiğini ileri sürmesi Fransa Mahkemesindeki aleyhe sonuçları lehine döndürmeçabası olarak değerlendirilmiştir. Görüşte ayrıca, kişisel ilişki ve ziyaretile ilgili kurulmuş bir hüküm olmadığından başvurucunun bu konuda her zamantalepte bulunabileceği, öte yandan diğer iddiaların yargılamanın sonucunailişkin olduğu ve Mahkeme kararında bariz takdir hatasından söz edilemeyeceğiyönünde değerlendirmeye yer verilmiştir.
B. Değerlendirme
42. Anayasa’nın 5. maddesi şöyledir:
"Devletin temel amaç ve görevleri, …Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur vemutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devletive adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik vesosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi içingerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır."
43. Anayasa’nın 20. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
"Herkes, özel hayatına ve aile hayatınasaygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatınıngizliliğine dokunulamaz."
44. Anayasa’nın "Aileninkorunması ve çocuk hakları" kenar başlıklı 41. maddesişöyledir:
"Aile, Türk toplumunun temelidir ve eşlerarasında eşitliğe dayanır.
Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikleananın ve çocukların korunması ve aile planlamasının öğretimi ile uygulanmasınısağlamak için gerekli tedbirleri alır, teşkilatı kurar.
Her çocuk, korunma ve bakımdan yararlanma,yüksek yararına açıkça aykırı olmadıkça, ana ve babasıyla kişisel ve doğrudanilişki kurma ve sürdürme hakkına sahiptir.
Devlet, her türlü istismara ve şiddete karşıçocukları koruyucu tedbirleri alır."
45. Velayet hakkına ve kişisel ilişki kurulmasına ilişkinuyuşmazlıklar, adil yargılanma hakkının ihlali iddialarına sıklıkla konuolmakla birlikte sürecin ivedi olarak yürütülmesi de dâhil olmak üzere ilgiliprosedürlere ilişkin işlem ve eylemlerin aile hayatına saygı hakkı bağlamındameydana getirdiği sonuçlar dikkate alındığında söz konusu iddiaların ailehayatına saygı hakkı bağlamında ele alınması uygun görülmektedir (Marcus Frank Cerny[GK], B. No: 2013/5126, 2/7/2015, § 82; M.M.E.ve T.E., B. No: 2013/2910, 5/11/2015, § 137).
46. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun tenfizinekarar verilen yabancı mahkeme ilamına göre çocuğunun velayetinin babasınaverilerek kendisi ile çocuğu arasında şahsi ilişki kurulmaması nedeniyle adilyargılanma hakkının ihlal edildiğine yönelik iddiasının aile hayatına saygıhakkı kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
47. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan ailehayatına saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
a. Genel İlkeler
48. Anayasa’nın 20. ve 41. maddeleri; anne baba ve çocukarasındaki bağın devamlılığını sağlamak üzere tedbirler alınmasını istemehakkını ve kamusal makamların bu tür tedbirleri alma yükümlülüğünüiçermektedir. 41. maddede her çocuğun yüksek yararına aykırı olmadıkça anne vebabasıyla kişisel ve doğrudan ilişki kurma ve ilişkiyi sürdürme hakkına sahipolduğu açıkça belirtilmektedir (SerpilToros, B. No: 2013/6382, 9/3/2016, § 67; Selim Adıyaman, B. No: 2013/8846, 9/3/2016, § 45).
49. Ebeveyn ile çocukların birlikte yaşama istekleri, ailehayatının vazgeçilmez bir unsuru olup anne ve baba arasında ortak yaşamınkurulamaması veya hukuken ya da fiilen sona ermiş olması aile hayatını ortadankaldırmaz. Ebeveyn ve çocuk arasındaki aile hayatının, anne ve babanın birlikteyaşamamaları veya ortak yaşama son vermelerinin ardından da devam edeceği açıkolup anne, baba ve çocuğun aile hayatlarına saygı hakkı belirtilen durumlardaailenin yeniden birleştirilmesine yönelik tedbirleri de içermektedir. Sözkonusu yükümlülük, ebeveyn veya diğer aile bireyleri arasındaki velayet vekişisel ilişki tesisine ilişkin uyuşmazlıklar için de geçerlidir (Murat Atılgan, B. No: 2013/9047, 7/5/2015,§ 25).
50. Öte yandan mevzuatın yorumlanmasıyla ilgili sorunlarıçözmek, öncelikle derece mahkemelerinin yetki ve sorumluluk alanındadır.Çocuğun üstün yararı başvuru konusu dava açısından en önemli unsur olup olayıntüm tarafları ile doğrudan temas hâlinde bulunan derece mahkemelerinin olayınkoşullarını değerlendirmek açısından daha avantajlı konumda bulunduğu datartışmasızdır. Anayasa Mahkemesinin rolü ise bu kuralların yorumununAnayasa’ya uygun olup olmadığını belirlemekle sınırlıdır.Bu nedenle Anayasa Mahkemesi, derecemahkemeleri tarafından izlenen usulü denetlemekte ve özellikle mahkemelerinkişisel ilişki kurulmasına ve velayete ilişkin mevzuat hükümlerini yorumlayıpuygularken Anayasa’nın 20. ve 41. maddelerindeki güvenceleri gözetipgözetmediğini incelemektedir (M.M.E. veT.E., § 135).
b. İlkelerin OlayaUygulanması
51. Başvurucu, eşi ve çocuğuyla birlikte Fransa'da yaklaşık beşyıl birlikte yaşadıktan sonra tatil amacıyla Türkiye'ye geldiğinde eşi aleyhineboşanma ve velayet davası açmıştır. Dava süresi boyunca çocuğun geçici velayetibaşvurucuya verilmiş, başvurucunun eşi ile çocuğu arasında kişisel ilişkikurulmasına karar verilmiştir. Söz konusu karar nedeniyle ortak çocuk belirlibir süreliğine başvurucunun eşine teslim edilmiştir. Başvurucunun eşi, bu sürezarfında başvurucunun bilgisi ve rızası olmaksızın çocuğunu da yanına alarakFransa'ya dönmüş ve burada başvurucu aleyhine boşanma ve velayet davasıaçmıştır.
52. Başvurucu, çocuğunun Lahey Sözleşmesi kapsamındakaçırıldığını iddia ederek Türk idari makamlardan iade talebinde bulunmuş,ayrıca eşinin çocuk kaçırma suçunu işlediğini ileri sürerek eşi hakkındaşikâyetçi olmuştur. Yapılan yargılamalar sonucu başvurucunun eşi çocuk kaçırmasuçundan mahkûm edilmiş, bu mahkûmiyetlere dair hükümlerin açıklanması geribırakılmıştır. Ancak başvuru dosyasına herhangi bir bilgi yansımadığındançocuğun iadesine dair başvurucunun talebine ilişkin süreç bilinmemektedir.
53. Fransa Mahkemesi başvurucuya davaya katılması hususundaçağrı yapmış, başvurucu yargılamaya sadece cevap dilekçesi göndererek katılmayıtercih etmiştir. Başvurucunun cevabında boşanma veya velayete ilişkin bir talepyer almamış, yalnızca Türkiye'de açılan boşanma davasının bulunduğu ve ortakçocuğun babası tarafından kaçırılarak Fransa'ya götürüldüğü bilgisine yerverilmiştir.
54. Fransa Mahkemesi başvurucu ve eşinin ortak ikametgâhınınFransa olması nedeniyle boşanma ve velayet davasında kendisini yetkili görerektarafların boşanmalarına ve velayetin çocuğun ikametgâhı olan Fransa'da yaşayanbabasına verilmesine karar vermiştir. Anılan kararda Fransa Mahkemesi velayethususunda annenin velayete ilişkin talebinin olmadığını da gözeterek babayıveli olarak atamıştır. Aynı sebeple annenin çocuğu ziyaret ve benzeri tedbirtaleplerinin bulunmadığını belirterek başvurucu ile çocuk arasında kişiselilişki hususunda karar verilmesine yer olmadığına karar vermiştir.
55. Fransa Mahkemesi tarafından verilen karar başvurucununeşinin talebi üzerine Türk mahkemeleri tarafından tanınarak tenfizedilmiştir. Başvurucu, anne ile çocuk arasında kişisel ilişki kurulmasınayönelik hüküm içermediğinden tenfize konu mahkemekararının aile hayatına saygı hakkını ihlal ettiğini iddia etmiştir.
56. Yukarıda açıklandığı üzere çocuğun üstün menfaatine aykırıolmamak koşuluyla anne veya baba ile çocuk arasında kişisel ilişki kurulmasıana kuraldır. Bu kuralın istisnaları var olmakla birlikte her somut olayınkoşulları çerçevesinde mahkemelerce yapılan değerlendirme, Anayasa'da güvencealtına alınan aile hayatına saygı hakkı yönünden sorun oluşmadığı müddetçeAnayasa Mahkemesinin denetimi dışındadır.
57. Şüphesiz ki devletin aile hayatına saygı hakkı yönündenüstlendiği yükümlülükler ancak ülke içinde idari ve yargısal mercilertarafından gerçekleştirilen durumlar söz konusu olduğu takdirde mümkündür.Diğer bir ifadeyle başka devletlerin yargısal kararları sonucu bireylerin ailehayatlarına yapılan müdahalelerde, egemenlik yetkisi kapsamında kalmayandevletin herhangi bir yükümlülüğünden söz edilemez.
58. Bu bağlamda Fransız Mahkemesi tarafından başvurucunun ailehayatına ilişkin verilen kararın, Anayasa'nın 20. maddesinde sağlanan güvencelerbakımından Anayasa Mahkemesince denetlenmesi mevzu bahis değildir.Değerlendirme, sadece Fransız Mahkemesince verilen kararın ülke içinde infazedilmesinin aile hayatına saygı hakkı bakımından güvenceleri aktif hâlegetirerek devletin bu husustaki pozitif yükümlülüklerine aykırı davranıpdavranmadığı tespit etmekten ibarettir.
59. Yabancı mahkeme ilamlarının tenfizedilmeleri, mahkemeler tarafından ilgili kanunda düzenlenen şartlarauygunluğunun denetiminden ibarettir. Bu bağlamda sınırlı sayıda öngörülenşartların varlığı hâlinde mahkemelerce başkaca bir değerlendirme yapılmaksızınkarar verilmektedir. Başvuruya yansıyan olayda da Mahkeme, Fransa Mahkemekararının kanuni koşulları sağladığını tespit ederek tenfizinekarar vermiştir. Başvurucunun tenfiz edilen kararınkamu düzenine aykırılık dışında kanuni koşulları taşımadığı iddiasıbulunmamaktadır. Başvurucu anılan bu iddiasını da çocuğuyla şahsi ilişkikurulmamasına dolayısıyla aile hayatına saygı hakkına aykırı olduğunadayandırmaktadır.
60. Tenfiz edilen karar nedeniylebaşvurucu ile çocuğu arasında şahsi ilişki kurulmamış ise de bu ilişkiyiyasaklayan herhangi bir hüküm mevcut değildir. Sadece başvurucunun bu yöndekitalebi tespit edilemediğinden mevcut durum itibarıyla ilişki kurulması kararıalınmamıştır. Türk Mahkemesinin yetkisinin Fransız Mahkemesi kararının ülkeiçinde infaz edilip edilmemesiyle sınırlı olduğu, bu durumda şahsi ilişkihakkında ayrıca karar verme olağanının bulunmaması da gözetildiğinde verilen tenfiz kararıyla aile hayatına saygı hakkının ihlaledilmediği sonucuna ulaşılmıştır.
61. Öte yandan anne ve babanın çocukla kişisel ilişki kurulmasıyönündeki talepleri mahkemelerce her zaman incelebilen talepler arasındadır.Dolayısıyla başvurucunun çocuğuyla kişisel ilişki kurulması talebi bulunduğutakdirde boşanma veya velayet davasından bağımsız olarak mahkemelercedeğerlendirilebileceği de dikkate alındığında bu aşamada aile hayatına saygıhakkı bağlamında devletin pozitif yükümlülüklerine aykırı davrandığını söylemekhenüz mümkün değildir.
62. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 20. maddesinde güvencealtına alınan aile hayatına saygı hakkının ihlal edilmediğine karar verilmesigerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan ailehayatına saygı hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,
C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,
D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE10/10/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.