TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
YASEMİN KAYMAKLI BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2016/14898)
Karar Tarihi: 12/9/2019
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan y.
:
Recep KÖMÜRCÜ
Üyeler
:
M. Emin KUZ
Rıdvan GÜLEÇ
Recai AKYEL
Yıldız SEFERİNOĞLU
Raportör
:
Engin GÜNDÜZ
Başvurucu
:
Yasemin KAYMAKLI
Vekili
:
Av. Oya Meriç EYÜBOĞLU
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, mahpusun üç kişilik ziyaretçi listesi oluşturmatalebinin reddedilmesi nedeniyle özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğiiddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 19/8/2016 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığınagönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.
6. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylarözetle şöyledir:
8. Başvurucu, eşini öldürdüğü iddiasıyla 11/7/2014 tarihindetutuklanarak Bakırköy Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna (İnfaz Kurumu)yerleştirilmiştir.
9. Başvurucuya ailesi, yasal temsilcisi ve üçüncü dereceye kadarkan ve kayın hısımlarının yanı sıra bu kişilerin dışında kendisininbelirleyeceği üç kişi tarafından ziyaret edilme hakkı tanınmış, başvurucu İnfazKurumuna geldiği sırada ziyaretçi ismi bildirmemiştir.
10. Başvurucu 31/5/2016 tarihli dilekçesiyle Bakırköy İnfazHâkimliğine (İnfaz Hâkimliği) müracaatta bulunarak yakın akrabası dışındaziyaretçisinin bulunmadığını belirtmiş, bu nedenle belirlediği üç kişininziyaretçi olarak kabul edilmesini talep etmiştir.
11. İnfaz Hâkimliği 10/6/2016 tarihli kararıyla başvurucununtalebini reddetmiştir. Kararın gerekçesinde; 17/6/2005 tarihli ve 25848 sayılıResmî Gazete'de yayımlanan Hükümlü ve TutuklularınZiyaret Edilmeleri Hakkında Yönetmelik (Ziyaret Yönetmeliği) hükümlerine göreziyaretçi listesinin, ziyaretle ilgili hususların mahpusa tebliğinden itibarenaltmış gün içinde İnfaz Kurumuna verilmesi gerektiği, bu sürenin hak düşürücünitelikte olduğu belirtilmiştir. Kararda ziyaretle ilgili hususlar 11/7/2014tarihinde tebliğ edilmesine rağmen başvurucunun ziyaretçi listesini altmışgünlük hak düşürücü süre geçtikten sonra vermesinin yasal düzenlemeye aykırıolduğu ifade edilmiştir.
12. Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 12/7/2016 tarihlikararıyla İnfaz Hâkimliği kararının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiylebaşvurucunun itirazı reddedilmiştir. Bu karar, başvurucuya 22/7/2016 tarihindetebliğ edilmiştir.
13. 19/8/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.
14. Başvurucu yakın akrabayı öldürme suçundan dolayıyargılandığı davada Bakırköy 13. Ağır Ceza Mahkemesinin 4/7/2017 tarihlikararına istinaden aynı gün tahliye edilmiştir.
IV. İLGİLİ HUKUK
15. İlgili hukuk için bkz. MehmetZahit Şahin, B. No: 2013/4708, 20/4/2016, §§ 18-25, 34-37; Ethem Zariç, B. No: 2014/4137, 9/11/2017, §§ 15-18.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
16. Mahkemenin 12/9/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
17. Başvurucu; ilkokul mezunu olduğunu, İnfaz Kurumuna geldiğindeeline tutuşturulan yazıların içeriğinin kendisine anlatılmadığını, iki yıldırailesi dışında kimseyle görüştürülmediğini, altmış gün kısıtlamasının yasadamevcut olmayıp yönetmelikle getirildiğini, düzenlemenin hakkın kullanımınıortadan kaldırdığı ve dış dünya ile iletişim kurmasını engellediğini,itirazlarının gerekçe belirtilmeden reddedildiğini belirterek özel hayata saygıhakkının, kişinin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkı ilegerekçeli karar hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
18. Bakanlık görüşünde; İnfaz Hâkimliği ve Ağır CezaMahkemesinin başvurucunun talebini reddederken ceza infaz kurumu idaresininkararının ve kullanılan takdir hakkının usul ve yasaya uygun olup olmadığınıdeğerlendirdiği, dolayısıyla kararlardaki tespit ve sonuçların yasanınuygulanması niteliğinde olduğu, bu anlamda Anayasa'da yer alan hak veözgürlükleri ihlâl eder nitelikte olmadığı veya adaleti ve sağduyuyu hiçe sayantarzda açık bir keyfilik içermediği ileri sürülmüştür.
B. Değerlendirme
19. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun, ziyaretçi listesi oluşturmaisteminin reddedilmesi nedeniyle görüşme hakkının kısıtlandığı ve bu suretledış dünya ile sağlıklı bir ilişki kurmasının engellendiği yolundaki iddiasıAnayasa'nın 20. maddesinde düzenlenen özel hayata saygı hakkı kapsamındaincelenmiştir.
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
20. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan özelhayata saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
21. Anayasa'nın 20. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
"Herkes, özel hayatına ve aile hayatınasaygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatınıngizliliğine dokunulamaz."
22. Anayasa'nın 19. maddesi gereğince hükümlü ve tutuklularınözel ve aile hayatının sınırlanması hukuka uygun olarak ceza infaz kurumundatutulmanın kaçınılmaz ve bir sonucudur. Öte yandan hükümlü ve tutukluların özelve aile hayatına saygı gösterilmesi hakkı, ceza infaz kurumu idaresinin hükümlüve tutukluların ailesi ve yakınlarıyla temasını devam ettirecek önlemleri almasınızorunlu kılmaktadır (Mehmet Zahit Şahin,§ 36).
23. Bununla beraber bu yükümlülük yerine getirilirken ceza infazkurumunda tutulmanın kaçınılmaz ve doğal sonuçlarının gözetilmesigerekmektedir. Bu bağlamda kamu düzeni ve suç işlenmesinin önlenmesi ile özelhayata ve aile hayatına saygı gösterilmesi hakkı arasında adil bir dengesağlanmalıdır. Ancak ceza infaz kurumunda bulunmanın doğal sonucu olarakidarenin tutuklu ve hükümlülerin özel ve aile hayatına müdahale konusundatakdir yetkisinin daha geniş olduğu gözetilmelidir (Mehmet Zahit Şahin, § 37).
a. Müdahalenin Varlığı
24. Anayasa Mahkemesi daha önce verdiği Mehmet Zahit Şahin kararında, ceza infazkurumlarında ziyaretçi listesinde değişiklik yapılması talebinin reddinedeniyle özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği iddiasını incelemiştir.Anılan kararda ziyaretçi listesinde değişiklik yapılması talebininreddedilmesinin özel hayata saygı hakkına müdahale teşkil edeceği sonucunavarılmıştır (Mehmet Zahit Şahin,§ 42).
25. Somut olayda uyuşmazlık, başvurucunun ilk kez ziyaretçilistesi oluşturma talebinin reddedilmesinden kaynaklanmaktadır. Başvuruya konukararın, İnfaz Kurumunda tutuklu bulunan başvurucunun dış dünya ile iletişimkurması ve sosyal ilişkilerinin sınırlandırılması yönünde etkiler doğurmasınedeniyle özel hayata saygı hakkına müdahale teşkil ettiği sonucunavarılmıştır.
b. Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı
26. Anılan müdahale Anayasa’nın 13. maddesinde belirtilenkoşullara uygun olmadığı müddetçe Anayasa’nın 20. maddesini ihlal edecektir. Busebeple sınırlamanın Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen ve somut başvuruyauygun düşen kanun tarafından öngörülme, meşru amaç taşıma, demokratik toplumdüzeninin gereklerine uygunluk ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarınauygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir.
i. Kanunilik
27. Başvurucunun ziyaretçi listesi oluşturma talebinin reddiişlemine dayanak teşkil eden mevzuat hükümleri dikkate alındığında müdahaleninkanunlar tarafından öngörülme ölçütüne uygun olduğu değerlendirilmiştir (Mehmet Zahit Şahin, §§ 47-56).
ii. Meşru Amaç
28. Müdahalenin kamu düzeni ve suç işlenmesinin önlenmesi genel amacıçerçevesinde ceza infaz kurumlarında güvenliğin ve disiplinin sağlanmasışeklinde meşru amaç taşıdığı anlaşılmaktadır (MehmetZahit Şahin, § 57).
iii. Demokratik Toplum Düzeninin GereklerineUygunluk ve Ölçülülük
29. Hükümlü ve tutukluların ziyaret hakkı değerlendirilirkenceza infaz kurumlarının güvenliğinin ve düzeninin sağlanması ile hükümlü vetutukluların dış dünyayla iletişim kurmaları ve sosyalleşmeleri suretiyleiyileştirilmesi ilkeleri arasında makul bir dengenin kurulması gerekir (Mehmet Zahit Şahin, § 62).
30. Hükümlü ve tutukluların temel haklarına yapılan müdahaleleregerekçe olarak gösterilebilecek makul nedenlerin somut olayın tüm koşullarıçerçevesi dâhilinde olaya özgü olgu ve bilgilerle gerekçelendirilmesigerekmektedir. Bunun yanı sıra yapılacak değerlendirmede kişinin itham edildiğisuçun ve tutuklama sebeplerinin de dikkate alınması gerekmektedir (Mehmet Zahit Şahin, § 63). Bu bağlamdabaşvuru konusu olay bakımından yapılacak değerlendirmelerin temel ekseni,müdahaleye neden olan idari makamların ve derece mahkemelerinin kararlarındadayandıkları gerekçelerin özel hayata saygı hakkının kısıtlanması bakımından demokratik toplum düzeninin gereklerine uygunlukve ölçülülük ilkesine uygunolduğunu inandırıcı bir şekilde ortaya koyup koyamadığı olacaktır (Mehmet Zahit Şahin, § 64; Ahmet Temiz, B. No: 2013/1822, 20/5/2015,§ 68).
31. Demokratik bir toplumda, güvenliğin ve disiplinin sağlanmasıamacıyla ceza infaz kurumlarına gelebilecek ziyaretçi sayısınınsınırlandırılması mümkün olmakla birlikte hükümlü ve tutukluların özneldurumlarının da dikkate alınması ve bu hususta somut olayın koşullarınıngerektirdiği esnekliğin temin edilmesi gerekir. Bu anlamda ceza infazkurumlarında güvenliğin ve disiplinin sağlanmasındaki kamu yararı ile tutukluve hükümlülerin sosyal ilişkiler kurabilmelerindeki bireysel yarar arasındamakul bir denge gözetilmelidir.
32. Anayasa'nın 13. maddesi uyarınca temel hak ve özgürlüklerancak kanunla sınırlanabilir. 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza veGüvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'da ziyaretçi isim listesininbildirilmesi için herhangi bir hak düşürücü süre öngörülmemiştir. ZiyaretYönetmeliği'nde ziyaretçi isimlerinin, ziyaretle ilgili bu hususun tebliğedildiği tarihten itibaren altmış gün içinde bildirilmesi öngörülmüş, ancakbildirim için tanınan sürenin niteliği belirtilmemiştir. Ayrıca ZiyaretYönetmeliği'nde sürenin geçmesinden sonra bildirimde bulunulmasına engeloluşturan bir kurala da rastlanmamaktadır. Bu durumda Ziyaret Yönetmeliği'ndebelirtilen sürenin hak düşürücü değil düzenleyici süre olarak yorumlanmasıgerektiği anlaşılmaktadır.
33. İnfaz Hâkimliği, Ziyaret Yönetmeliği'nde belirtilen süreiçinde ziyaretçi listesini sunmayan başvurucunun sonradan oluşturduğu listeyi,bildirim süresinin hak düşürücü nitelikte olduğu gerekçesiyle kabul etmemiştir.İnfaz Hâkimliğinin yorumu, başvurucunun ceza infaz kurumunda kaldığı sürece ziyaretçibelirleme ve kabul etme hakkından yararlanamaması sonucunu doğurmaktadır. Buşekilde ziyaret hakkına getirilen kısıtlamanın, hükümlü ve tutukluların dışdünyayla iletişim kurması ve sosyalleşmesi suretiyle iyileştirilmesi ilkelerineuygun düştüğü söylenemez.
34. Gelinen noktada derece mahkemeleri, somut olayınözelliklerini ve ziyaretçi görüşüyle ilgili değişen koşulları tamamen gözardı ederek Ziyaret Yönetmeliği hükümlerini katı biryaklaşımla yorumlamıştır. Bu yaklaşımın sonucu olarak başvurucunun talebininbir ihtiyaca karşılık gelip gelmediği tartışılmadığı gibi Kurumda disiplin vegüvenliğin sağlanmasına yönelik kabul edilebilir makul gereklilikler de somutbilgilere dayalı olarak ortaya konulmamıştır. Bu durumda, başvurucunun üçkişilik ziyaretçi listesi oluşturma talebinin reddedilmesi suretiyle özelhayata saygı hakkına yapılan müdahalenin ilgili ve yeterli gerekçeleredayandırılmadığı ve müdahalenin demokratik toplum düzeninde gerekli birmüdahale olmadığı sonucuna varılmıştır.
35. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa'nın 20.maddesinde güvence altına alınan özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğinekarar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
36. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
“(1)Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya daedilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin vesonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir...
(2)Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali vesonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgilimahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayanhâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde davaaçılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadankaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
37. Anayasa Mahkemesinin MehmetDoğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında, ihlal sonucunavarıldığında ihlalin ortadan nasıl kaldırılacağı hususunda genel ilkelerbelirlenmiştir.
38. Başvurucu ihlalin tespit edilerek yeniden yargılamayapılmasına ve 50.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesini talepetmiştir.
39. Başvuru konusu olayda İnfaz Hâkimliğinin mevzuat hükümlerinikatı bir şekilde yorumlaması nedeniyle başvurucunun özel hayata saygı hakkınınihlal edildiği sonucuna varılmıştır. Dolayısıyla ihlalin mahkeme kararındankaynaklandığı anlaşılmaktadır.
40. Başvurucunun Kurumdan tahliye edildiği dikkate alındığındayeniden yargılama yapılmasında hukuki bir yarar bulunmamaktadır.
41. Özel hayata saygı hakkının ihlali nedeniyle yalnızca ihlaltespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuya takdiren net 2.000 TL manevi tazminat ödenmesine kararverilmesi gerekir.
42. 239.50 TL başvuru harcı ile 2.475TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.714,50 TL yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
43. Başvuru kapsamında özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğigözetilerek kararın bir örneğinin, bilgi edinilmesi için Bakırköy İnfazHâkimliğine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianınKABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayatasaygı hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Başvurucuya net 2.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,
D. 239.50 TL başvuru harcı ile 2.475 TLvekâlet ücretinden oluşan toplam 2.714,50 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYAÖDENMESİNE,
E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine veMaliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihinekadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin bilgi için Bakırköy İnfaz Hâkimliğine(10/6/2016 tarihli ve E.2016/879, K.2016/907 sayılı kararı ile ilgilidir)GÖNDERİLMESİNE,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE12/9/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.