TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
YASİN İLGİN VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/5815)
Karar Tarihi: 15/12/2015
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Alparslan ALTAN
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Raportör Yrd.
:
Leyla Nur ODUNCU
Başvurucular
:
Yasin İLGİN ve diğerleri (bkz. ekli tablonun B sütunu)
Vekili
:
Av. Saim BOZKURT
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1.Başvurular, terör örgütü üyeleri tarafından Yasin İlgin ve Ekrem Yıldız’ınkaçırılması ve yedi gün sonunda serbest bırakılması olayı dikkate alınmaksızın17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan ZararlarınKarşılanması Hakkında Kanun kapsamında yapılan başvuruların reddedilmesinedeniyle hakkaniyete uygun yargılanma hakkının, mülkiyet hakkının; retişlemlerine karşı açılan davalara ilişkin yargılama işlemlerinin adil olmaması,makul sürede sonuçlandırılmaması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlaledildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvurular,muhtelif tarihlerde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Dilekçe veeklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvuruların Komisyonasunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3.Birinci Bölüm ve İkinci Bölüm Komisyonlarınca başvuruların kabul edilebilirlikincelemesinin Bölümler tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
4.Bölüm Başkanları tarafından muhtelif tarihlerde, başvuruların kabuledilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve başvurubelgelerinin birer örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına (Bakanlık)gönderilmesine karar verilmiştir.
5.Bakanlığa başvuru konusu olay ve olgular bildirilmiş, başvuru belgelerininbirer örneği görüş için gönderilmiştir. Bakanlık tarafından benzer şikâyetlereilişkin başvurularda sunulan görüşlere atıf yapılarak ayrıca görüşsunulmayacağı bildirilmiştir.
6.Anayasa Mahkemesi tarafından ekli tablonun A sütununda başvuru numaralarıbelirtilen dosyaların konu yönünden hukuki irtibatı nedeniyle 2013/5815 başvurunumaralı bireysel başvuru dosyası ile birleştirilmesine, incelemenin 2013/5815başvuru numaralı bireysel başvuru dosyası üzerinden yürütülmesine ve diğerbireysel başvuru dosyalarının kapatılmasına karar verilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
7.Başvuru dilekçeleri ile başvurulara konu yargılama dosyaları içeriğinden tespitedilen ilgili olaylar özetle şöyledir:
8.Başvurucular; bazı başvurucuların ekli tablonun C sütununda yakınlık derecesibelirtilen hısımları olan, ayrıca kendileri de başvuruculardan olan Yasin İlginve Ekrem Yıldız’ın 9/7/1993 tarihinde terör örgütü mensupları tarafındankaçırıldığını, yedi gün alıkonulduktan sonra serbest bırakıldığını beyanetmişler ve bu özel durumlarından kaynaklı güvenlik kaygısı nedeniyle köyleriniterk etmek zorunda kaldıklarını iddia etmişlerdir.
9.Başvurucular, ekli tablonun D sütununda belirtilen tarihlerde 5233 sayılı Kanunkapsamına giren zararlarının karşılanması talebiyle Batman Valiliği ZararTespit Komisyonuna (Komisyon) başvurmuşlardır.
10.Ekli tablonun E sütununda tarih ve sayıları belirtilen Komisyon kararlarında,terör olayları sonucu oluşan zararların karşılanması talebiyle yapılanbaşvurularda, dosyalarda yer alan bilgi ve belgelerden başvurucuların yerleşimyerleri olan köyün boşaltılmadığından, kişiye yönelik bir tehdit ve saldırıolmadığından bahisle Danıştay ilgili dairesinin içtihatları doğrultusundataleplerin reddine karar verilmiştir.
11.Belirtilen ret işlemleri aleyhine ekli tablonun F sütununda belirtilen tarihlerdebaşvurucular tarafından açılan iptal davalarında, ekli tablonun G-1 sütunundatarihleri gösterilen idare mahkemesi kararları ile başvurucuların ikametettikleri köyden güvenlik kaygısıyla da olsa göç etmelerinden dolayıuğradıkları zararların; anılan köyün tamamen boşalmamış olması, diğer birifadeyle köyde nesnel güvenlik kaygısının yaşanmamış olması ve başvurucularayönelik bir terör tehdidi ya da saldırısının bulunmaması nedenleriyle 5233sayılı Kanun hükümlerine göre idarece karşılanmasına hukuki olanak bulunmadığıgerekçesiyle davaların reddine hükmedilmiştir.
12.Başvurucuların temyizi üzerine ekli tablonun H-1 sütununda gösterilentarihlerde Danıştay Onbeşinci Dairesinin ilamlarındaaşağıdaki gerekçe ile eksik incelemeye dayalı İdare Mahkemesi hükümlerininbozulmasına karar verilmiştir:
"... uyuşmazlıkta öncelikle Şahinlimezrasının tamamen boşaltılıp boşaltılmadığının tespit edilmesi gerekmekteolup; İdare Mahkemesi tarafından, Dereköy köyünün,Jandarma tarafından düzenlenen listelerde "kısmen boşaldığının"belirtilmesi, ayrıca, Dereköy köyüne ilişkin nüfus,seçim vb. hususlar dikkate alınarak Dereköy köyününtamamen boşaltılmadığı sonucuna varılmış ise de; 16.9.2010 tarihli Jandarmatutanağında, Dereköy köyü ve mezralarında ikamet edenvatandaşların terör olayları nedeniyle 1993 yılında köy ve mezraları boşaltarakbaşka yerleşim yerlerine göç ettiklerinin belirtildiği; ayrıca Batman İlJandarma Komutanlığının Mayıs 2006 gün ve ASYŞ:7130-06 sayılı yazısına eklilistede, Şahinli mezrasının "terör eylemleri" veya "terörlemücadele kapsamında yürütülen faaliyetler" nedeniyle idarece veya köyhalkı tarafından tamamen boşaltılıp boşaltılmadığına ilişkin çelişkili bilgileryer aldığı anlaşılmakta olup; İdare Mahkemesince yapılacak araştırma ile sözkonusu belgeler arasındaki çelişkiler giderilerek, uyuşmazlık konusu dönemdeadı geçen mezrada köy korucuları dışında oturan olup olmadığı (mezranın tamamenboşaltılıp boşaltılmadığı) hususunun araştırılması ve bu hususun tereddüde yerbırakmayacak şekilde açığa kavuşturulmasından sonra bir karar verilmesigerekmektedir..."
13.Danıştay kararları doğrultusunda değerlendirme yapılarak dava dosyalarınınyeniden incelenmesi suretiyle ekli tablonun G-2 sütununda tarihleri gösterilenİdare Mahkemesi kararları ile aşağıda belirtilen gerekçelerle davaların reddinehükmedilmiştir:
“…Mahkememizin E:2011/60 sayılı dava dosyasında (Diyarbakır3. İdare Mahkemesince) yapılan 11.05.2011 tarihli; E:2011/218 sayılı davadosyasında Mahkememizce yapılan 17.10.2011 tarihli ara kararı uyarıncagönderilen (ve Mahkememizin E:2011/218, E:2011/4555 sayılı dosyalarının UYAPsisteminde de yer alan) bilgi ve belgelerle birlikte incelenmesinden;"EK-A (1 Adet Boşalan ve Dönüş Yapılan Köy ve Mezra Çizelgesi)"nin bulunduğu, Batman İl Jandarma Komutanlığının 25.03.2011tarih ve 18647 sayılı yazısı eki Liste ile 28.08.2012 tarih ve 50801 sayılıyazısı eki Listede, Dereköy köyü (merkez) ile Şahinlive Göşek mezralarının "kısmen boşaldığı"nın, Oylucamezrasının ise "tamamen boşaldığı"nınbelirtildiği, 09.05.2006 tarih ve 30571 sayılı yazısında, "terörolaylarından etkilenen köy" olarak belirtildiği, 1987–2000 yıllarıarasında geçici köy korucusu (GKK) ve gönüllü köy korucusu (GÖKK)görevlendirilen köylerden olduğu, korucu aileleri haricinde köyde ikamet edenhane sayısını gösterir 28.08.2012 tarih ve 50801 sayılı yazısı eki liste,davacının ikamet ettiği Dereköy köyüne yer verildiğive korucu ailesi dışında 100 hanenin ikamet ettiğinin belirtildiği, BatmanValiliği İl Nüfus ve Vatandaşlık Müdürlüğünün 17.04.2006 tarih ve 406 sayılıyazı ekleri uyarınca, köy nüfusunun 1990 yılında 841, 1997 yılında 1.240, 2000yılında 1.296 kişi olduğu, Sason İlçe Seçim Kurulu Başkanlığının 04.09.2009tarih ve 11851 sayılı yazısında, aralarında davacının köyünün de bulunduğuköylerde 1990–2000 yılları arasında muhtarlık seçiminin yapıldığınınbelirtildiği görülmektedir.
Uyuşmazlığın çözümünde öncelikle, davacının yerleşim yerinin"tamamen boşalıp boşalmadığı" hususunun, dava dosyasında mahkememizceyapılan ara kararı üzerine sunulan bilgi ve belgeler, aynı köy ve mezrayailişkin dava dosyalarında yer alan bilgi ve belgelerin birliktedeğerlendirilmek suretiyle tespiti gerekmektedir.
Buna göre, davacının ikamet ettiği Şahinli mezrasınınbağlısı olduğu Dereköy köyüne (mezra bazında nüfussayımı ve seçim sandığı kurulmadığından) ilişkin olarak; yukarıda ayrıntılıolarak belirtildiği üzere, düzenli bir yerleşik nüfusun bulunduğu, yerel vegenel seçimlerin yapıldığı, ayrıca 1987-2000 yılları arasında geçici ve gönüllüköy korucusu ailesi dışında köyde 100 hanenin ikamet ettiği hususlarında kuşkubulunmamaktadır.
Dava dosyasında yer alan ve Jandarma görevlileri ile Dereköy köyünün hâlihazır ve eski muhtarı, Zafer Mahallesimuhtarı, aza ve köy halkından olduğu belirtilen kişilerce imzalanan 16.09.2010tarihli tutanakta; "...Dereköy köyünde vemezralarında köy halkının terör olaylarının başladığı 1993 yılından itibarenköyden göç ederek köyü boşalttıkları, 1996 yılından itibaren kısmen dönüşlerinolduğu, halen bazı vatandaşların köye dönüş yapmadığı, köyde görev yapan geçicive gönüllü köy korucularının ise köyde terörle mücadele ettiği, ... Dereköy köy muhtarı, köy azası, köy sakinlerinin ve Dereköy köyüne komşu muhtarlarının beyanından anlaşılmışolup..." ibaresine yer verilmiştir.
Mahkememizce, Dereköy köyüne aityukarıda anılan dava dosyalarında yer alan ve (11.05.2011 ve 17.10.2011 tarihliara kararları uyarınca gönderilen) bilgi ve belgeler ile Danıştay kararı doğrultusundayapılan ara kararı uyarınca sunulan bilgi ve belgelerin birliktedeğerlendirilmek suretiyle, hükme esas alınan Batman İl Jandarma Komutanlığının25.03.2011 tarih ve 18647 sayılı yazısı eki Liste ile 28.08.2012 tarih ve 50801sayılı yazısı eki Listede ise, Dereköy köyünün veŞahinli mezrasının "kısmen boşaldığı"nınbelirtilmesi, ayrıca 03.03.2011 tarihli tutanak içerisinde, Dereköyköyü ve bağlısı mezralarda ikamet eden şahıslar hakkında tamamen boşaldığıileri sürülen tarihleri de kapsayan tarihlerde Sason Cumhuriyet Başsavcılığıncayürütülen soruşturma dosya esas numaralarına yer verildiği ve anılan soruşturmakapsamındaki kişilerin yerleşim yerlerinin Dereköyköyü ve bağlısı mezralar olduğunun anlaşılması karşısında, söz konusu tutanağıniçeriğinin değerlendirilmesi gerekmektedir.
Yukarıda anılan dava dosyalarında da yer alan Sason İlçeJandarma Komutanlığınca İl Jandarma Komutanlığına hitaben yazılan 11.03.2011tarih ve 1668 sayılı yazıda, "İlgi emir gereğince, Sason ilçesinde boşalanköylerin araştırılması sonucu Komutanlığımızca tutularak gönderilen tutanaklararasında ciddi çelişkiler olduğu bildirilmiştir." ibaresine yerverildikten sonra, Sason ilçesine bağlı belde, mahalle, köy ve mezralarda,mahalle ve köy muhtarlarından, ihtiyar heyetlerinden, mahalle ve köy halkından,komşu köylerin muhtar ve ihtiyar heyetlerinden titiz bir şekilde araştırmayapılmak suretiyle köy ve mezraların tamamen boşalıp boşalmadığı, boşalanlarınhangi tarihler arasında boşaldığı, korucu aileleri dışında ikamet eden ailelerinbulunup bulunmadığı ve 1987–2000 yılları arasında koruculuk sistemine dahilolan ve olmayan köylerin tespit edildiği, bahse konu hususların araştırılmasıesnasında, Sason Kaymakamlığı, İlçe Nüfus Müdürlüğü, İlçe Milli EğitimMüdürlüğü ve İlçe Seçim Müdürlüğü ile yazışmalar yapıldığı, (köy muhtarlarının,köy halkının ve komşu köy muhtarları ile köy halkından) 1987–2000 yıllarıarasında tamamen boşaldığı beyan edilen köy ve mezralar hakkında SasonCumhuriyet Başsavcılığınca köy ve mezralarda ikamet eden muhtelif şahıslar ileilgili adli soruşturma yapıldığı ve bu soruşturmalar içeriğinde bazıvatandaşların (boşaldığı belirtilen) köy ve mezralarda ikamet ettiklerinintespit edildiği, ayrıca Sason Askerlik Şubesi Başkanlığınca benzer şekilde köyve mezralarda ikamet eden şahıslar olduğuna dair resmi belgelerin sunulduğubelirtildikten sonra, "EK-A (1 Adet Boşalan ve Dönüş Yapılan Köy ve MezraÇizelgesi)"ne yer verilmiştir.
O halde, davacı vekilince sunulan ve Sason İlçe JandarmaKomutanlığınca "imzası bulunanların beyanları doğrultusunda"düzenlenen 16.09.2010 tarihli tutanakta, Dereköy köyüve bağlı mezralarının 1993–1996 yılları arasında tamamen boşaldığı, korucularınköyde terörle mücadele ettikleri beyan edilmiş ise de; yukarıda anılan11.03.2011 tarih ve 1668 sayılı İlçe Jandarma Komutanlığı yazısı uyarınca,bütün mahalle, köy ve mezra halkıyla yapılan araştırmalar, Sason Kaymakamlığı,Cumhuriyet Başsavcılığı, Askerlik Şubesi Başkanlığı, İlçe Nüfus Müdürlüğü, İlçeSeçim Müdürlüğü ve İlçe Milli Eğitim Müdürlüklerinden alınan bilgi ve belgelerile korucular hakkındaki bilgi ve belgeler esas alınmak suretiyle hazırlanan"boşalan köy ve mezralara" ilişkin Mahkememizce de hükme esas alınançizelgede, davacının ikamet ettiği Şahinli mezrasının "Belirtilen TarihlerArasında Kısmen Boşalmıştır." olarak belirtildiği, ayrıca söz konusutarihler arasında korucu aile dışında 100 hanenin ikamet ettiği görüldüğünden,16.09.2010 tarihli tutanağın hükme esas alınmasını kabule olanakbulunmamaktadır.
Diğer yandan, Batman İl Jandarma Komutanlığının 2006 gün ve06 sayılı yazısı ekinde yer alan listede, "terör olaylarından tamamenetkilenen köy" olduğu belirtilmiş ise de, söz konusu belgenin İl JandarmaKomutanlığınca daha sonraki tarihlerde ve çelişkili bilgilerin giderilmesiamacıyla yeniden hazırlanan listede Dereköy köyümerkezi ile Şahinli ve Göşek mezralarının"kısmen boşalmıştır", Oyluca mezrasının ise"1993–2001 yılları arasında "tamamen boşalmıştır" bilgisine yerverilmesi, ayrıca yerleşik Danıştay içtihatları uyarınca, nesnel güvenlikkaygısının yaşandığının "tamamen boşalmış" olması ve korucu ailesidışında ikamet eden kimsenin kalmamış olması gerektiği kuşkusuz olup, 2006 günve 06 sayılı yazı ekinde ise, köyün boşalıp-boşalmadığına yönelik olmaması, sadeceterör olaylarından etkilenmesine yönelik olması ve Sason CumhuriyetBaşsavcılığında yürütülen soruşturma dosyalarına yer verilen 03.03.2011 tarihlitutanak içeriğinde, hakkında soruşturma yapılan kişilerin Dereköyköyü ve bağlısı mezralarda ikamet ettiğinin belirtilmesi nedeniyle, hükme esasalınmasına olanak bulunmamaktadır.
Bu durumda; yukarıda anılan dava dosyalarında yapılan arakararları uyarınca gönderilen bilgi ve belgeler ile dava dosyası birliktedeğerlendirildiğinde, davacının ikamet ettiği Şahinli mezrasının bağlısı olduğuDereköy köyünün yerleşik bir nüfusunun olması, yerelve genel seçimlerin yapılması, köyde 1987–2000 yılları arasında korucu ailesidışında 100 hanenin ikamet etmesi ve davacı vekilince sunulan tutanaktan dahasonra İlçe Jandarma Komutanlığınca her bir köy ve mezrada yapılan inceleme,resmi kurumlardan alınan bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildikten sonrahazırlanan çizelgede de "kısmen" boşaldığının belirtilmesikarşısında, davacının ikamet ettiği yerleşim yerinin "tamamen boşalmamış"olması, diğer bir ifadeyle nesnel güvenlik kaygısının yaşanmamış olması vedavacıya yönelik herhangi bir terör tehdidi ya da saldırısının bulunmamasınedenleriyle, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır…”
14.Başvurucuların temyizi üzerine ekli tablonun H-2 sütununda gösterilentarihlerde Danıştay Onbeşinci Dairesinin ilamları ilekararların; usul ve hukuka uygun olduğu, dilekçelerde ileri sürülen temyiznedenlerinin kararların bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğibelirtilerek onanmasına karar verilmiştir.
15.Onama kararları başvuruculara tebliğ edilmiş ve muhtelif tarihlerde süresiiçinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.
B. İlgili Hukuk
16.5233 sayılı Kanun’un 1., 2., 4., 6., 7., 8., geçici 1., geçici 3., geçici 4.maddeleri, 24/6/2013 tarihli ve 2013/5034 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı EkiKarar’ın 1. maddesi, Danıştay Onuncu Dairesinin 30/12/2008 tarihli veE.2008/4141, K.2008/9584 sayılı kararı, Danıştay Onuncu Dairesinin 31/12/2008tarihli ve E.2008/5548, K.2008/9733 sayılı kararı, Danıştay Onuncu Dairesinin20/2/2009 tarihli ve E.2008/6679, K. 2009/1227 sayılı kararı (Celal Demir, B. No: 2013/3309, 6/2/2014,§§ 15-28).
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
17.Mahkemenin 15/12/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvurucuların 2013/5815numaralı bireysel başvuruları incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucuların İddiaları
18.Başvurucular; 5233 sayılı Kanun kapsamında yaptıkları taleplerin ve akabindeaçtıkları davaların reddedildiğini; köy korucusu olmak ya da köyü terk etmekşeklinde idarenin yaptığı baskı ve zorlamaya köy halkının maruz kalmasınındikkate alınmadığını, dosyadaki zarar tespitine ilişkin raporlar ve güvenliknedeniyle köylerinin boşaltılmış olduğunu belirten belgeler dikkatealınmaksızın ve terör örgütü mensuplarınca Yasin İlgin ve Ekrem Yıldız’ın9/7/1993 tarihinde kaçırılarak yedi gün alıkonulduktan sonra serbestbırakılmalarına dair özel durumları dikkate alınmadan köyün tamamen boşalmamışolduğu soyut gerekçesi ve şahıslarına yönelik bir terör tehdidi ya da saldırısınınbulunmaması ileri sürülerek sundukları belgeler değerlendirilmeksizin idaretarafından sunulan belgelerin dikkate alındığını, bu belgeler tebliğ edilmediğiiçin kendilerine savunma yapma imkânının tanınmadığını, verilen kararın adilolmadığını belirtmişlerdir.
19.Başvurucular ayrıca kararların yeterli gerekçe ihtiva etmediğini, sunduklarıbelgeler dikkate alınmadan idarece sunulan belgelere dayalı olarak karar verenMahkemenin tarafsız olmadığını, kendi içinde çelişkili ve gerçeği yansıtmayanbelgelere dayanılarak karar verildiğini, önceki bir tarihte aynı yerleşimyerinden başvuruda bulunanlar hakkında Komisyonun tazminat ödenmesi yönündekarar verdiği hâlde yargı mercilerince bu kararlar konusunda araştırma veinceleme yapılmadan davalarının reddine karar verildiğini, bu nedenle makul veobjektif bir sebep bulunmamasına rağmen şahıslarına tazminat ödenmemesi yönündekarar alınarak ayrımcılığa maruz kaldıklarını, idarenin can ve mal güvenliğinisağlama yükümlülüğünü yerine getirmemesi sonucu mülkiyet haklarından yoksunkaldıklarını ve Derece Mahkemelerinin yaptığı hatalı değerlendirme nedeniylezararlarının tazmin edilmediğini, 5233 sayılı Kanun’da yazmayan bir neden ilerisürülerek Komisyon ve yargı makamlarınca taleplerinin reddedildiğini, ayrıcayaptıkları başvuru hakkında yürütülen işlemlerin makul süredesonuçlandırılmadığını belirterek Anayasa’nın 2., 7., 10., 35., 36., 87., 125.ve 141. maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal edildiğini iddia etmişler vemaddi tazminat talebinde bulunmuşlardır.
B. Değerlendirme
20. Başvurudilekçesi ve ekleri incelendiğinde başvurucuların, 5233 sayılı Kanunkapsamındaki zararlarının tazmini amacıyla açtıkları davaların reddedilmesinedeniyle Anayasa’nın 2., 7., 10., 35., 36., 87., 125. ve 141. maddelerindetanımlanan haklarının ihlal edildiğini iddia ettikleri anlaşılmıştır. AnayasaMahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ilebağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, §16). Başvurucular, Mahkemece verilen ret kararları neticesinde idarenin can vemal güvenliğini sağlama yükümlülüğünü yerine getirmemesi sonucu maruzkaldıkları mülkiyet hakkından yoksun kalma durumu karşısında bir giderim sağlanmasıimkânının kendilerine tanınmadığını belirterek Anayasa’nın 35. maddesindetanımlanan mülkiyet haklarının ihlal edildiğini iddia etmişlerdir. Anılan ihlaliddiaları, hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlali iddiasının incelenmesisonucu verilen karara bağlı olarak değerlendirileceğinden bu ihlal iddiasıyönünden ayrıca inceleme yapılmamıştır. Başvurucuların diğer ihlal iddialarıaşağıdaki başlıklar altında incelenmiştir:
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
a. Eşitlik İlkesinin İhlal Edildiği İddiaları
21. Başvurucular,5233 sayılı Kanun kapsamında yaptıkları giderim taleplerinin, mukim olduklarıköyün tamamen boşaltılmamış olduğu gerekçesiyle reddedildiğini ancak önceki birtarihte aynı yerleşim yerinden başvuruda bulunanlar hakkında Komisyonuntazminat ödenmesi yönünde karar verdiğini ve yargı mercilerince bu kararlarkonusunda araştırma ve inceleme yapılmayarak davalarının reddinehükmedildiğini, bu nedenle makul ve objektif bir sebep bulunmamasına rağmentazminat ödenmemesi yönünde kararlar alındığını belirterek Anayasa’nın 10.maddesinde tanımlanan eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.
22. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurularda,tazminat taleplerinin reddedilmesi nedeniyle ayrımcılığa maruz kalındığıiddiası, daha önce bireysel başvuruya konu olmuş ve Anayasa Mahkemesinin bukonuda verdiği kararlarında, başvurucuların kendilerine hangi temele dayalıolarak ayrımcılık yapıldığına ilişkin herhangi bir beyanda bulunmadıkları gibibelirtilen iddialarını temellendirecek herhangi bir somut bulgu ve kanıt dasunmamış oldukları dikkate alınarak başvurucuların anılan iddialarının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğu sonucuna varılmıştır (Mesude Yaşar, B. No: 2013/2738, 16/7/2014,§§ 43-48; Cahit Tekin, B.No: 2013/2744, 16/7/2014, §§ 39-44).
23.Somut başvurular açısından yapıldığı iddiaedilen ayrımcılığın hangi temele dayalı olduğuna dair bir beyandabulunulmadığı, belirtilen iddiaları temellendirecek herhangi bir somut bulgu vekanıt sunulmadığı gibi farklı karar verilmesini gerektiren bir yön de bulunmamaktadır.
24.Açıklanan nedenlerle başvurucuların eşitlik ilkesinin ihlal edildiğiiddialarının diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiği İddiaları
i. Tarafsız Mahkemede Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğiİddiaları
25.Başvurucular, idare tarafından sunulan ve kendilerine tebliğ edilmeyenbelgelere göre karar veren Mahkemelerin tarafsız olmadığını iddia etmişlerdir.
26.5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurularda, benzer iddialar daha öncebireysel başvuruya konu olmuş ve Anayasa Mahkemesinin bu konuda verdiği kararlarında,başvurulara konu yargılamalarda, hâkimin tarafsızlığına ilişkin karineyiortadan kaldıracak şekilde yargılamayı yürüten hâkimin taraflardan birineyönelik önyargılı ve taraflı bir tutumu, kişisel bir kanaati veya menfaati, bubağlamda kişisel bir taraflılığının söz konusu olduğunu ortaya koyan bir bulgusaptanmadığı anlaşıldığından başvurucuların anılan iddialarının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğu sonucuna varılmıştır (MesudeYaşar, §§ 38-41; Cahit Tekin,§§ 34-37).
27.Somut başvurular açısından hâkimin tarafsızlığına ilişkin karineyi ortadankaldıracak bir olgu ya da bulgu saptanmadığı gibi farklı karar verilmesinigerektiren bir yön de bulunmamaktadır.
28.Açıklanan nedenlerle başvurucuların tarafsız mahkemede yargılanma haklarınınihlal edildiği iddialarının diğerkabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
ii. Çelişmeli Yargılama ve Silahların Eşitliği İlkelerininİhlal Edildiği İddiaları
29.Başvurucular, sundukları bilgi, belge, deliller dikkate alınmaksızın sadeceidare tarafından sunulan ve kendilerine tebliğ edilmeyen belgelere dayanılarakİlk Derece Mahkemeleri tarafından davalarının reddine karar verildiğinibelirtmiş; bu nedenle çelişmeli yargılama ve silahların eşitliği ilkelerininihlal edildiğini iddia etmişlerdir.
30.5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurularda, çelişmeli yargılama vesilahların eşitliği ilkelerinin ihlal edildiği iddiası daha önce bireyselbaşvuruya konu olmuş ve Anayasa Mahkemesinin bu konuda verdiği kararlarında,başvurulara konu tazminat taleplerinin 5233 sayılı Kanun kapsamında karşılanıpkarşılanmayacağı noktasında Danıştay tarafından ihdas edilen içtihadi kriter olan “yerleşim yerinin tamamenboşalmış/boşaltılmış olması” ölçütünden yararlanıldığı, bu hususun tespiti içinde bir kısım idari birimden gelen tahkikat sonuçlarına dayanıldığı, bubelgelerin ve içeriklerinin Komisyon ya da İlk Derece Mahkemesi kararlarınaaktarıldığı, bu suretle ilgili belgeler ve içeriklerine en geç İlk DereceMahkemesi kararıyla başvurucuların vakıf olduğu tespit edilmiştir.Başvurucuların, temyiz ve karar düzeltme talep dilekçelerinde bu belgelerışığında yapılan tespitlere karşı itiraz ve savunmalarını ileri sürmeimkânlarının bulunduğu, başvurucular tarafından ibraz edilen delil ve beyandilekçeleri kapsamında Mahkemelerce, idare ve başvurucular tarafından sunulanbelgeler değerlendirilerek başvuruculara dava malzemesine ilişkin olarak tetkikve beyanda bulunma olanağının tanındığı, bu çerçevede başvuru dosyalarıkapsamından, başvurucuların yargılamanın sonucunu etkileyecek usule ilişkin birimkândan mahrum bırakılmadığı anlaşıldığından başvuruların bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmiştir (MesudeYaşar, §§ 74-76; Cahit Tekin,§§ 70-72).
31.Somut başvurularda, yukarıda değinilen ilkeler ışığında yapılan incelemelerdebaşvurucuların usule ilişkin bir imkândan mahrum bırakılmadığı ve başvurucularaçısından farklı karar verilmesini gerektiren bir yön bulunmadığı sonucunavarılmıştır.
32.Açıklanan nedenlerle başvurucuların çelişmeli yargılama ve silahların eşitliğiilkelerinin ihlal edildiği iddialarının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
iii. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiği İddiaları
33.Başvurucular, Mahkeme kararlarında talep sonucuna etki eden hususlara dairyeterli gerekçeye yer verilmediğini iddia etmişlerdir.
34.5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurularda, gerekçeli karar hakkınınihlal edildiği iddiası daha önce bireysel başvuruya konu olmuş ve AnayasaMahkemesinin bu konuda verdiği kararlarında, başvurucuların hakkaniyete uygunyargılanma hakkı kapsamında olan öznel durumlarının değerlendirilmesi hariçolmak üzere başvurucular tarafından ileri sürülen ve hüküm sonucunu etkilediğiiddia edilen taleplerinin Derece Mahkemeleri kararlarında denetlenerekreddedildiği gerekçesiyle başvuruların bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemezolduğu sonucuna varılmıştır (Mesude Yaşar,§§ 79-82; Cahit Tekin, §§ 75-77).
35.Somut başvuruların incelenmesinde başvurucuların taleplerinin 5233 sayılı Kanunkapsamında kabul edilip edilmeyeceği noktasında Derece Mahkemelerince yerleşimyerinin tamamen boşalmış/boşaltılmış olup olmadığının çeşitli idari kurumlartarafından tanzim edilen tutanak ve belgeler kapsamında değerlendirildiği,başvurucular tarafından ileri sürülen ve hüküm sonucunu etkilediği iddia edilenistemlerin tartışılarak reddedildiği (bkz. § 13), İlk Derece Mahkemelerinceoluşturulan kararlar ve gerekçeleri hukuka uygun bulunmak suretiyle kanun yolu mahkemelerinindenetiminden geçerek kesinleştiği anlaşılmıştır. Bu bakımdan başvurucuların,hakkaniyete uygun yargılanma hakkı kapsamında olan özel durumlarınındeğerlendirilmesi hususu dışında gerekçeli karar haklarının ihlal edildiğineyönelik iddiaları hakkında farklı karar verilmesini gerektiren bir yönbulunmamaktadır.
36.Açıklanan nedenlerle başvurucuların gerekçeli karar haklarının ihlal edildiğiiddialarının diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
iv. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal Edildiği İddiaları
37. Başvurucular,5233 sayılı Kanun kapsamında ileri sürdükleri giderim taleplerinindeğerlendirilmesi hususundaki idari süreç ve yargılama prosedürlerinin makulsürede sonuçlandırılmaması nedeniyle Anayasa’nın 36. maddesinde tanımlananmakul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.
38. 5233sayılı Kanun kapsamında yapılan müracaatlarda idari yargı makamları nezdindekiyargılamaların makul sürede tamamlanmadığı yönündeki iddialar daha öncebireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesinin bu konuda verdiğikararlarında, Komisyon ve yargılama aşamalarında geçen süreler ile davanın tümkoşulları, karara bağlanan başvuru sayısı veyargılama sürecinde Komisyon ve yargılama makamlarınca yapılan işlemler dikkatealınarak uyuşmazlığın karara bağlanması konusunda kamu otoritelerine veözellikle yargılama organlarına atfedilebilecek bir gecikmenin olmadığı ve toplamdasekiz yılın altında gerçekleşen başvuruların karara bağlanma süresinin makulsürede yargılanma hakkının ihlaline yol açmadığı sonucuna ulaşılmıştır (Sabri Çetin, B. No: 2013/3007, 6/2/2014,§§ 61-69; Mahmut Can Arslan, B.No: 2013/3008, 6/2/2014, §§ 60-68; MehmetGürgen, B. No: 2013/3202, 6/2/2014, §§ 58-66; Celal Demir, §§ 58-66). Başvurunun kesinolarak karara bağlanmasının daha uzun bir sürede gerçekleştiği ve bu durumunbaşvuruculara atfedilebilecek bir kusurdan kaynaklanmadığı durumlarda ise makulsürede yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır (İsmet Kaya, B. No: 2013/2294, 8/5/2014, §§46-70)
39. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasınınilgili bölümü şöyledir:
“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabuledilemezliğine karar verebilir.”
40. Somut davalara bir bütün olarak bakıldığında Komisyonabaşvuru tarihleri (bkz. ekli tablonun D sütunu) ile nihai karar tarihleri (bkz.ekli tablonun H sütunu) arasında geçen ve ekli tablonun I. sütununda her birbaşvuru için ayrı ayrı toplam süreleri belirtilen yargılama süreçlerinde uyuşmazlığın karara bağlanması konusunda kamuotoritelerine ve özellikle yargılama organlarına atfedilebilecek bir gecikmeninolduğu tespit edilemediğinden ve başvuru açısından farklı kararverilmesini gerektiren bir yön de bulunmadığı anlaşıldığından yargılama süresinin makul olduğu sonucunavarılmıştır.
41. Açıklanan nedenlerle başvurucuların makul süreyi aştığınıileri sürdükleri yargılamaların uzunluğu konusunda açık ve görünür bir ihlalsaptanmadığından başvuruların bu kısmının diğer kabul edilebilirlik koşullarıyönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktanyoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
v. Hakkaniyete Uygun Yargılanma Hakkının İhlalEdildiği İddiaları
42. Başvuru formu ile eklerinin incelenmesi sonucunda açıkçadayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesinigerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun bu kısmınınkabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
43.Başvurucular, 5233 sayılı Kanun kapsamında yaptıkları başvuruların eklitablonun C sütununda yakınlık derecesi belirtilen Yasin İlgin ve EkremYıldız’ın 9/7/1993 tarihinde terör örgütü mensupları tarafından kaçırılarakyedi gün alıkonulduktan sonra serbest bırakılmaları hususundaki özel durumlarıdikkate alınmaksızın Mahkemece mukim oldukları köyün tamamen boşaltılmamışolduğu şeklindeki nesnel ölçütten hareketle reddedildiğini belirterekAnayasa’nın 36. maddesinde tanımlanan hakkaniyete uygun yargılanma haklarınınihlal edildiğini iddia etmişlerdir.
44.5233 sayılı Kanun’un 2. maddesinde terör dışındaki ekonomik ve sosyalsebeplerle uğranılan zararlar ile güvenlik kaygıları dışında kendi istekleriylebulundukları yerleri terk edenlerin bu sebeple uğradıkları zararların kapsamdışında olduğu açıkça belirtilmiştir.
45.Esasen taleplerin yapıldığı bölge itibarıyla özellikle ekonomik ve sosyalnedenlerle yaşanan göç olayları ve bundan kaynaklanan zararların yoğunluğukarşısında 5233 sayılı Kanun kapsamında tazmin edilebilecek zararlarıntespitinde temel alınacak objektif bir ölçütün ihdas edilmesi zorunlugörünmektedir. Bu kapsamda güvenlik kaygısının yerleşim yerinde sürekli yaşayankişilere ve sözü edilen kaygı nedeniyle aynı yerleşim yerini terk eden kişileregöre değişmemesi gereğinden ve terör olayları nedeniyle toplumda oluşan korkuve endişe karşısında her bireyin farklı tepki göstermesinin mümkün olduğugerçeğinden hareket eden yargısal makamlar, kişiden kişiye değişebilen birduygu olan güvenlik kaygısının “köyün ya da mezranın tamamenboşalmış/boşaltılmış olması veya anılan yerleşim yerlerinde sadece geçici köykorucularının kalması” şeklinde nesnel bir ölçüte dayandırılmasını zorunlugörerek güvenlik kaygısına dayanılarak bir yerleşim yerinin kısmen boşalmışolması hâlinde o yerleşim yerinde güvenli bir şekilde yaşayabilme olanağınısağlayan asgari güvenlik şartlarının idarece oluşturulduğundan hareketle 5233sayılı Kanun kapsamında maddi zararların idarece ödenmesine yasal olanakbulunmadığı ilkesini benimsemiştir (MesudeYaşar, §§ 89, 90; Cahit Tekin,§§ 84, 85).
46.5233 sayılı Kanun uyarınca ileri sürülen taleplerin belirtilen Kanun kapsamındadeğerlendirilip değerlendirilmeyeceği hususu ve Kanun’un kapsamınınbelirlenmesi noktasındaki mevzuat hükümlerinin yorumu ile bu hususta içtihadi bir ölçütün belirlenmesi ve somut olayın bu ölçütuyarınca değerlendirilmesi noktasındaki takdir, esasen derece mahkemelerine aitolup 5233 sayılı Kanun’un uygulanması kapsamında daha önce bireysel başvurukonusu yapılmış olan taleplere ilişkin olarak Anayasa Mahkemesi tarafındanyapılan değerlendirmeler neticesinde de belirtilen hususlara ilişkin iddiaların,maddi olayın ve hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması bağlamında kanunyolu mahkemelerince değerlendirilmesi gereken hususlara ilişkin olduğubelirtilerek açıkça dayanaktan yoksun olduğu sonucuna varılmıştır (Sabri Çetin, §§ 45, 50; benzer yöndekiAİHM kararı için bkz. Akbayır/Türkiye, B. No: 30415/08, 28/06/2011, §88). Bu konudaki takdir esasen derece mahkemelerine ait olmakla beraber derecemahkemesi kararlarının bariz takdir hatası içermesi durumunda anayasal birtemel hak veya özgürlüğün ihlal edilip edilmediğinin tespiti noktasında farklıbir değerlendirme yapılması gerekebilecektir (MesudeYaşar, § 93; Cahit Tekin,§ 88).
47.Başvurucuların ekli tablonun C sütununda yakınlık derecesi belirtilen kişilerinkaçırılmasından kaynaklanan güvenlik kaygısıyla köylerini terk ettikleri ve buçerçevede oluşan zararlarının 5233 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmesigerektiğini ileri sürdükleri ve belirtilen vakıaya ilişkin tutanaklar ilesoruşturma evrakını Derece Mahkemelerine ibraz ederek yerleşim yerini terörolaylarından kaynaklanan güvenlik kaygısı nedeni ile terk ettiklerinoktasındaki özel durumlarının dikkate alınmasını talep ettiklerianlaşılmaktadır.
48.Bu çerçevede bir kısım başvurucunun kendisi, bir kısım başvurucunun en yakınaile fertlerinden olan ve ekli tablonun C sütununda hısımlık derecesibelirtilen kişilerin terör örgütü mensuplarınca kaçırılması, yedi günalıkonulduktan sonra serbest bırakılması ve bu olay hakkında yargılamadosyalarındaki somut bulgular, tespit tutanakları dikkate alındığındabelirtilen olay akabinde başvurucuların yerleşim yerlerinden ayrıldıklarıiddiası karşısında başvurucuların taleplerinin 5233 sayılı Kanun kapsamındadeğerlendirilebilmesi için nesnel ölçütten yararlanılması tek başına yeterliolmayıp yerleşim yerlerini terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamındayürütülen faaliyetler nedeniyle terk edip etmedikleri noktasında farklı birkarine veya ölçüt arayışına girilmesi gerekirken Derece Mahkemelerince anılanincelemelerin yapılmadığı tespit edilmiştir. Talepler hakkında değerlendirmeyapılırken başvurucuların özel durumlarının incelenmemesi, Kanun’un amacınınyanı sıra kendisi veya yakın hısımı terör örgütü mensuplarınca kaçırılanbaşvurucuların yerleşim yerlerini terör olaylarından kaynaklanan güvenlikkaygısı ile terk edip etmedikleri konusundaki maddi vakıanın tespitine de uygungörülmemektedir.
49.Açıklanan nedenlerle başvurucuların Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altınaalınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkınınihlal edildiği sonucuna varılmıştır.
3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden
50.Başvurucular, başvuru formlarında belirtikleri maddi tazminat miktarlarınınödenmesine hükmedilmesini talep etmişlerdir.
51.6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Tespit edilen ihlalbir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmakiçin yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yenidenyargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehinetazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolugösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesininihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekildemümkünse dosya üzerinden karar verir.”
52.Mevcut başvurularda Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınanhakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiği tespit edilmiş olduğundanihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmaküzere kararların ilgili Mahkemelerine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
53.Başvurucular tarafından maddi tazminat talebinde bulunulmuş olmakla beraberyeniden yargılama yapılmak üzere kararların ilgili Mahkemelerine gönderilmesinekarar verilmesinin başvurucuların ihlal iddiası açısından yeterli bir giderimoluşturduğu anlaşıldığından başvurucuların maddi tazminat taleplerinin reddinekarar verilmesi gerekir.
54.Dosyadaki belgelerden tespit edilen 198,35 TL harçtan oluşan yargılamagiderinin başvuruculara ayrı ayrı ödenmesine ve 1.500 TL vekâlet ücretininbaşvuruculara müştereken ödenmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A. 1.Eşitlik ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA,
2.Tarafsız mahkemede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3.Çelişmeli yargılama ve silahların eşitliği ilkelerinin ihlal edildiğine ilişkiniddianın açıkça dayanaktan yoksun olmasınedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
4.Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
5.Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
6.Hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABULEDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B.Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkıkapsamındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C.Kararın bir örneğinin ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yenidenyargılama yapılmak üzere Batman İdare Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
D.Tazminata ilişkin taleplerin REDDİNE,
E.198,35 TL harcın BAŞVURUCULARA AYRI AYRI ÖDENMESİNE, 1.500 TL vekâlet ücretininBAŞVURUCULARA MÜŞTEREK OLARAK ÖDENMESİNE,
F.Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye Bakanlığına başvurutarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlindebu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZUYGULANMASINA
15/12/2015tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
5
4
3
2
1
Sıra
2013/7550
2013/7548
2013/5835
2013/5817
2013/5815
Başvuru Numarası
A
Adil İLGİN
Hekim İLGİN
Sait İLGİN
Ekrem YILDIZ
Yasin İLGİN
Başvurucu
ve
T.C.
Kimlik No
B
Yasin İlgin’in kardeşi
Yasin İlgin’in kardeşi
Yasin İlgin’in babası
kendisi
kendisi
Mağdur ile Yakınlık Derecesi
C
6/9/2007
13. 427
13/9/2007
13. 417
13/9/2007
13. 416
3/1/2006
8. 560
13/9/2007
13. 419
Komisyona Başvuru Tarihi ve Dosya Kayıt Numarası
D
6/1/2011
2011/1-31
6/1/2011
2011/1-38
6/1/2011
2011/1-42
6/1/2011
2011/1-85
6/1/2011
2011/1-52
Komisyon Karar Tarihi ve Numarası
E
28/2/2011
28/2/2011
28/2/2011
28/2/2011
28/2/2011
Dava Tarihi
F
2. 24/8/2012
1. 25/11/2011
2. 24/8/2012
1. 23/11/2011
2. 24/8/2012
1. 23/11/2011
2. 14/9/2012
1. 23/11/2011
2. 14/9/2012
1. 23/11/2011
Yerel Mahkeme Karar Tarihi
G
2. 14/3/2013
1. 22/5/2012
2. 6/3/2013
1. 22/5/2012
2. 14/3/2013
1. 22/5/2012
2. 28/3/2013
1. 22/5/2012
2. 28/3/2013
1. 22/5/2012
Temyiz Yolu Karar Tarihi
H
5 yıl 6 ay
5 yıl 5 ay
5 yıl 6 ay
7 yıl 2 ay
5 yıl 6 ay
İdari ve Yargısal Süreçte Geçen Toplam Süre
I