TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
YASİN ÇETİNOĞLU BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2016/7456)
Karar Tarihi: 25/9/2019
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Recep KÖMÜRCÜ
M.Emin KUZ
Rıdvan GÜLEÇ
Yıldız SEFERİNOĞLU
Raportör
:
Selçuk KILIÇ
Başvurucu
:
Yasin ÇETİNOĞLU
Vekili
:
Av. Süleyman GÜLNAR
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, tam yargı davasında hakkaniyete aykırı kararverilmesi ve yargılama sonucunda idare lehine yüksek vekâlet ücretinehükmedilmesi nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasınailişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 20/4/2016 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş verilmesine gerek görülmediğinibildirmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucu, zorunlu askerlik hizmetini yerine getirmekte iken19/3/2012 tarihinde atış nişangâhlarının dikilmesi görevi sırasında dahaönceden atılıp toprak altında kalan tüfek bombasının patlaması sonucundayaralanmış ve tek gözünü kaybetmiştir.
9. Tedavi altına alınan başvurucu, tam olarak iyileşememiş;Ankara Gülhane Askerî Tıp Akademisinin (GATA) 6/5/2013 tarihli ve 5643 sayılıraporu ile "H05.5 Orbitanınpenetran yaralanması sonrasında kalmış (eski) yabancıcisim (sol göz penetran yaralanma+ primer sütürasyon+ keratoprotezli pars plana vitrektomi+lensektomi+ endolzer + 5000cs silikon enjeksiyonu+ tektonik keratoplastiameliyatlısı+ afak opere) (6/D/1, 6/D/4, 9/D/5) tanısıyla askerliğe elverişli değildir" kararıverilmesi üzerine 2/10/2013 tarihinde terhis edilmiştir.
10. Başvurucuya Sosyal Güvenlik Kurumunca (SGK) 1/6/2013tarihinden itibaren vazife malullüğü aylığı bağlanmıştır. Ayrıca yine SGKtarafından 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli SandığıKanunu'nun ek 79. maddesi uyarınca ek ödeme de yapılmıştır.
11. Başvurucu, olay nedeniyle uğradığı zararların tazmini talebiyle14/4/2014 tarihinde Millî Savunma Bakanlığına başvurmuş; başvurunun zımnenreddi üzerine 17/6/2014 tarihinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde (AYİM)250.000 TL maddi ve 100.000 TL manevi tazminat ödenmesi istemiyle tam yargıdavası açmıştır.
12. AYİM İkinci Dairesi (Daire), başvurucunun uğradığızararların kusursuz sorumluluk ilkesine göre karşılanması gerektiği yönündekisonuç ve kanaatine istinaden başvurucunun maddi zararının hesaplanması içinbilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar vermiştir.
13. 15/6/2015 tarihli bilirkişi raporunda, başvurucunun %33çalışma gücü kaybı oranı karşılığı toplam maddi zararının sadece maddiyararlarla ve 150.222 TL fazlasıyla karşılandığı, kendisine ayrıca 18.150 TLnakdi tazminat yararı sağlandığı belirtilmiştir.
14. Başvurucu, her ne kadar askerlik öncesi ailesine yardım veokul harçlığını biriktirmek için asgari ücretli bir işte çalışmışsa da ömrüboyunca asgari ücretle çalışacağı farzedilerek raportanzim edilmesinin soyut bir kabulden ibaret olduğunu ve hayatın gerçekleriyleilgisinin bulunmadığını belirterek bilirkişi raporuna itiraz etmiştir.
15. Daire 16/9/2015 tarihinde oyçokluğuyla verdiği kararlabaşvurucunun bilirkişi raporuna yaptığı itirazı kabul etmemiş ve söz konusurapor uyarınca başvurucunun maddi zararının fazlasıyla karşılandığıgerekçesiyle maddi tazminat talebinin reddine, takdirenve sağlanan nakdi tazminat yararı dikkate alınarak 22.000 TL manevi tazminatahükmetmiş; fazlaya ilişkin talebi ise reddetmiştir. Kararın gerekçesinde; 5434sayılı Kanun'un ek 79. maddesi uyarınca yapılan ek ödemenin 11/1/2011 tarihlive 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 55. maddesi uyarınca ifa amacı taşıyan bir ödeme olduğu,tazminat miktarı belirlenirken bu ödemenin toplam tazminat hesabından düşülmesigerektiği belirtilmiş ve bu değerlendirmeden hareketle başvurucu yönünden biryarar unsuru olarak kabul edilen söz konusu ödeme de zarar miktarındanindirilmek suretiyle hüküm kurulmuştur. Daire ayrıca 2/11/2011 tarihli ve 28103sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 659 sayılı GenelBütçe Kapsamındaki Kamu İdareleri ve Özel Bütçeli İdarelerde HukukHizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Kanun Hükmünde Kararname (659 sayılı KHK)uyarınca reddedilen tazminat miktarı üzerinden hüküm tarihinde yürürlüktebulunan tarife uyarınca 23.040 TL vekâlet ücretinin başvurucudan alınarakdavalı idareye ödenmesine karar vermiştir.
16. Karşıoy gerekçesinde ise davacıya5434 sayılı Kanun'un ek 79. maddesi kapsamında yapılan tütün ikramiyesiödemesinin vazife malullüğü aylığı gibi hesaplanacak maddi tazminat miktarındanmahsup edilmemesi ve bu husus gözetilerek maddi tazminata hükmedilmesigerektiği ifade edilmiştir.
17. Başvurucunun karar düzeltme istemi aynı Dairenin 16/3/2016tarihli ilamı ile reddedilmiştir. Nihai karar 4/4/2016 tarihinde başvurucuyatebliğ edilmiştir.
18. Başvurucu 20/4/2016 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
19. 6098 sayılı Kanun'un 55. maddesi şöyledir:
"Destekten yoksun kalma zararları ilebedensel zararlar, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine görehesaplanır. Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ileifa amacını taşımayan ödemeler, bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemez;zarar veya tazminattan indirilemez. Hesaplanan tazminat, miktar esas alınarakhakkaniyet düşüncesi ile artırılamaz veya azaltılamaz.
Bu Kanun hükümleri, her türlü idari eylem veişlemler ile idarenin sorumlu olduğu diğer sebeplerin yol açtığı vücutbütünlüğünün kısmen veya tamamen yitirilmesine ya da kişinin ölümüne bağlızararlara ilişkin istem ve davalarda da uygulanır."
20. 5434 sayılı Kanun'un ek 79. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
"Bu Kanunun 56 ncı maddesi ile mülga 45 inci ve 64 üncü maddeleri,5510 sayılı Kanunun 47 nci maddesi, 2330 sayılı Kanunveya 2330 sayılı Kanun hükümleri uygulanarak aylık bağlanmasını gerektirenkanunlara göre harp veya vazife malullüğü aylığı üzerinden aylık bağlananlara,bu madde uyarınca ek ödeme verilir.
Hak sahiplerine, yukarıda yazılı durumlarsebebiyle, sosyal güvenlik kurumlarınca aylık bağlanmasına esas olan tarihtengeçerli olmak üzere müracaat tarihini izleyen yılın en geç ilk üç ayı içindeT.C. Emekli Sandığı tarafından ek ödeme yapılır. Ay farkları yıllık miktarın onikiye bölünmesi suretiyle hesaplanır..."
21. 4/7/1972 tarihli ve 1602 sayılı mülga Askeri Yüksek İdareMahkemesi Kanunu’nun 46. maddesinin dördüncü fıkrasına eklenen ve 30/4/2013tarihi itibarıyla yürürlüğe giren cümle şöyledir:
"Ancak,tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usulkuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmeksuretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasınailişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğedilir."
22. 659 sayılı KHK'nın “Davalardakitemsilin niteliği ve vekâlet ücretine hükmedilmesi ve dağıtımı”kenar başlıklı 14. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
“ Tahkim usulüne tabi olanlar dâhil adli ve idari davalarile icra dairelerinde idarelerin vekili sıfatıyla hukuk birimi amirleri, muhakemat müdürleri, hukuk müşavirleri ve avukatlartarafından yapılan takip ve duruşmalar için, bu davaların idareler lehineneticelenmesi halinde, bunlar tarafından temsil ve takip edilen dava ve işlerdeilgili mevzuata göre hükmedilmesi gereken tutar üzerinden idareler lehinevekâlet ücreti takdir edilir.”
V. İNCELEME VE GEREKÇE
23. Mahkemenin 25/9/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Mahkemeye ErişimHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
24. Başvurucu; davanın reddedilen kısmına ilişkin olarak idarelehine 23.040 TL vekâlet ücreti ödemeye mahkûm edildiğini, Anayasa Mahkemesininsöz konusu duruma yönelik iki adet kararının dosyaya sunulmuş olmasına karşınbu kararlar dikkate alınmaksızın hüküm kurulduğunu belirterek mahkemeye erişimhakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
25. Mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önünetaşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasınıisteyebilmek anlamına gelmektedir. Kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyenveya mahkeme kararını anlamsız hâle getiren, bir başka ifadeyle mahkemekararını önemli ölçüde etkisizleştiren sınırlamalar mahkemeye erişim hakkınıihlal edebilir (Özkan Şen, B. No:2012/791, 7/11/2013, § 52).
26. Taraflardan birinin yargılamadaki başarı oranına görekazanılan veya kaybedilen değer oranında lehine veya aleyhine mahkememasraflarını ödemesine hükmedilmesine yönelik düzenlemeler mahkemeye erişimhakkına müdahale oluşturmakta ise de abartılı, zorlama veya ciddiyetten yoksuntalepleri disipline etmeye yönelik orantılı müdahaleler meşru görülebilir.Ancak bu sınırlamaların hakkın özüne zarar vermeyecek nitelikte, meşru biramaca dayalı ve kullanılan aracın sınırlama amacı ile orantılı olması, kamuyararının gerekleri ile bireyin hakları arasında kurulmaya çalışılan adildengeyi bozacak şekilde birey aleyhine katlanılması zor külfetler yüklememişolması gerekir (Özkan Şen, §§ 61,62).
27. Dava sonucundaki başarıya dayalı olarak taraflara avukatlıkücreti ödeme yükümlülüğü öngörülmesi de bu kapsamda mahkemeye erişim hakkınayönelik bir sınırlama oluşturur. Böyle bir sınırlamanın meşru görülebilmesiiçin kamu yararı ile birey hakkı arasında makul bir dengenin gözetilmiş olmasıgerekir. Başvuru konusu olayda dava açıldıktan sonra yürürlüğe giren 659 sayılıKHK ile idarenin taraf olduğu davaların idarenin bünyesinde görev yapan kadroluhukuk müşavirleri ve avukatlar tarafından takibi öngörülmüş olup davanın reddihâlinde idare lehine avukatlık ücretine hükmedilmesi düzenleme altınaalınmıştır. Gereksiz başvuruların önlenerek dava sayısının azaltılması veböylece mahkemelerin gereksiz yere meşgul edilmeksizin uyuşmazlıkları makulsürede bitirebilmesi amacıyla başvuruculara belli yükümlülükler öngörülebilir.Bu yükümlülüklerin kapsamını belirlemek, kamu otoritelerinin takdir yetkisiiçindedir. Öngörülen yükümlülükler dava açmayı imkânsız hâle getirmedikçe ya daaşırı derece zorlaştırmadıkça mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğisöylenemez. Dolayısıyla davayı kaybetmesi hâlinde başvurucuya yüklenecek olanavukatlık ücreti bu çerçevede değerlendirilmelidir (Serkan Acar, B. No: 2013/1613, 2/10/2013, §§ 38, 39).
28. Buna karşılık bir hukuki uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyanbaşvurucuların reddedilen dava konusu miktar üzerinden hesaplanan avukatlıkücretini karşı tarafa ödemeye mahkûm edilmeleri ihtimali veya olgusu, belirlidava koşulları çerçevesinde mahkemeye başvurmalarını engelleme ya da mahkemeyebaşvurmalarını anlamsız kılma riski taşımaktadır. Bu kapsamda davanın özelkoşulları çerçevesinde masrafların makullüğü ve orantılılığı, mahkemeye erişimhakkının asgari sınırını teşkil etmektedir (ÖzkanŞen, § 54).
29. Başvurucunun 17/6/2014 tarihinde AYİM’deaçtığı davada, uğradığı zarar için 250.000 TL maddi ve 100.000 TL manevitazminat talebinde bulunduğu anlaşılmaktadır. AYİM, başvurucunun talebinikısmen kabul kısmen reddettikten sonra başvurucunun reddedilen fazlaya ilişkintazminat talepleri üzerinden davalı idare lehine 23.040 TL vekâlet ücretiödemesine karar vermiştir.
30. Tazminat alacağının miktarı, ancak bilirkişi incelemesi vebenzeri araştırmalardan sonra mahkemenin takdir yetkisi çerçevesindebelirlenebilen bir olgudur. Tazminat müessesesinin bu özelliği gereği, hakkazanılan tazminat miktarının dava açılmadan önce tam olarak bilinmesi veyaöngörülmesi mümkün değildir (Özkan Şen,§ 56; İbrahim Can Kişi, B. No:2012/1052, 23/7/2014, § 38). Bu nedenle tazminat miktarının tam olarakhesaplanabilir olmadığı durumlarda başvurucuların sırf dava dilekçesinde talepettikleri miktarın yüksek olması nedeniyle aşırı bir harç külfeti altınasokulmaları halinde mahkemeye erişim hakkı ihlal edilebilir. Dolayısıylatazminat miktarının ancak bilirkişi incelemesi ve benzeri yöntemlerle hesaplanmasınıngerektiği durumlarda bireylerin mahkemeye erişim hakkından tam olarakyararlanmalarının temin edilebilmesi için tazminat miktarının henüzhesaplanabilir olmadığı dönemde harç hususunda davacılara belli ölçüde esnekliksağlayan mekanizmaların oluşturulması gerekebilir. Bu bağlamda tazminatmiktarının ıslah yoluyla artırılması imkânının getirilmesinin davacıların aşırıharç yükü ile karşılaşmalarını önlemeye elverişli bir mekanizma olduğusöylenebilir (Hikmet Erçin, B.No: 2014/2917, 23/1/2019, § 73).
31. Askerî idari yargıda 30/4/2013 tarihinden önce tazminatmiktarının ıslah yoluyla artırılmasının mümkün olmaması nedeniyle AnayasaMahkemesi 1602 sayılı mülga Kanun'da, talep edilen tazminat miktarının sonradanıslah yoluyla artırılmasının mümkün bulunmadığı bu tarihten önceki dönemdeaskerî idari yargıda açılan davalarda davacılar aleyhine hükmedilen vekâletücretinin ölçüsüz olması durumunda mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğinehükmetmiştir (örnek olarak bkz. Özkan Şen,§§ 47-67; İbrahim Can Kişi, §§28-45).
32. Somut olayda ise başvurucunun tam yargı (tazminat) davasınıaçtığı 17/6/2014 tarihi itibarıyla yürürlükteki usul hükümlerinde, davadilekçesinde belirtilen talep konusu miktarın sonradan ıslah yoluyladeğiştirilmesini öngören düzenleme ile dava sonucunda haksız çıkan davacınınher hâlükârda davalı idare lehine reddedilen miktar üzerinden nispi avukatlıkücreti ödemesini gerektiren düzenlemenin yürürlükte olduğu anlaşılmaktadır.Başvurucunun dava dilekçesinde tazminat talebini düşük tutmak suretiyle daha azharç yükü ile karşı karşıya kalması mümkündür. Mahkeme tarafından bilirkişiincelemesi yoluyla tespit edilecek zarar tutarına göre başvurucunun talepettiği tazminat miktarını ıslah yoluyla artırması imkân dâhilinde bulunduğundantazminat talebinin başta düşük tutulmasının başvurucu aleyhine önemli birdezavantaj oluşturmadığı açıktır. Başvurucunun kendi özgür iradesiyle bu yolutercih etmediği, diğer bir ifadeyle ilk dava dilekçesinde tazminat tutarınıdüşük tutmadığı gözetildiğinde başvurucu aleyhine hükmedilen vekâlet ücretininmahkemeye erişim hakkına yönelik ölçüsüz bir müdahale teşkil etmediğideğerlendirilmiştir (Hikmet Erçin, §75).
33. Somut olayda hükmedilen vekâlet ücretinin gözetilen meşruamaç ile korunmak istenen hak açısından orantılı olduğu ve başvurucu üzerindeağır bir yük oluşturmadığı görüldüğünden mahkemeye erişim hakkına yönelik birihlal olmadığının açık olduğu anlaşılmaktadır (HikmetErçin, § 76).
34. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının, diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Diğer İhlal İddiaları
1. Başvurucunun İddiaları
35. Başvurucu 5434 sayılı Kanun'un ek 79. maddesi uyarıncayapılan ek ödemelerin maddi tazminat hesabına dâhil edilmemesi gerektiğini,Mahkemece mevzuatın yanlış değerlendirildiğini ve uygulandığını,yükseköğrenimine devam ettiğini ve eğitimi sonrasında yüksek maaşlı bir işegirebileceğini, bu husus değerlendirilmeksizin tazminat hesabının sadece asgariücret baz alınarak belirlendiğini, Mahkemenin bir üyesinin karara muhalifkalarak söz konusu yanlışlıkları belirttiğini, davalı idarenin ağır hizmetkusuru sonucunda tek gözünü kaybetmesi nedeniyle ağır manevi ızdıraplar çektiğini, aylarca süren tedaviler sebebiyleekonomik varlığının sarsıldığını belirterek adil yargılanma hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
36. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında kanunyolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvurudaincelenemeyeceği kurala bağlanmıştır. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı AnayasaMahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 48. maddesinin(2) numaralı fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvuruların AnayasaMahkemesince kabul edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir.
37. Anılan kurallar uyarınca ilke olarak derece mahkemeleriönünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerindeğerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derecemahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olupolmaması bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derecemahkemelerinin tespit ve sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzdaaçık bir keyfîlik içermesi ve bu durumunkendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır.Bu çerçevede kanun yolu şikâyeti niteliğindeki başvurular, derece mahkemesikararları açık bir keyfîlik içermedikçe AnayasaMahkemesince incelenemez (Necati Gündüz veRecep Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26).
38. Başvurucunun ileri sürdüğü iddiaların özü, derecemahkemelerinin deliller ile mevzuat hükümlerine yönelik değerlendirmesindeisabetsizlik bulunduğuna ve esas itibarıyla da yargılamayla vardığı sonucunadil olmadığına ilişkindir. Başka bir ifadeyle başvurucu, Mahkemenin 5434 sayılıKanun'un ek 79. maddesi uyarınca yapılan ek ödemelerin maddi tazminat hesabınadâhil edilmesi ile tazminat hesabının sadece asgari ücret baz alınarakbelirlenmesine ilişkin değerlendirmelerinde yanılgıya düştüğünü ve bu suretleadil bir sonuca ulaşılmadığını iddia etmiştir.
39. Başvurucu; yargılama sürecinde karşı tarafın sunduğudeliller ve görüşler hakkında bilgi sahibi olamadığına, kendi delillerini veiddialarını sunma olanağı bulamadığına, karşı tarafça sunulan delillere veiddialara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatına sahip olmadığına ya dauyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının derece mahkemeleritarafından dinlenmediğine veya gerekçelerin hangi nedenle kabul edilemezolduğuna ilişkin bir bilgi ya da kanıt sunmadığı gibi derece mahkemelerinceverilen kararlarda bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlikoluşturan herhangi bir durum da tespit edilememiştir (bkz. § 15).
40. Diğer taraftan Anayasa Mahkemesinin Engin Selek (B. No: 2015/19816, 8/11/2017,§ 77) kararında, AYİM'in 5434 sayılı Kanun'un ek 79.maddesi uyarınca yapılan ek ödemelerin maddi tazminat hesabına dâhil edilmesineyönelik yorumunun öngörülemez nitelikte olmadığı ve hukukun üstünlüğü ilkesinezarar verecek şekilde bariz takdir hatası ya da açık bir keyfîlikde içermediği sonucuna varılmıştır.
41. Açıklanan gerekçelerle başvurucu tarafından ileri sürülen buiddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu, derece mahkemesi kararlarınınbariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik deiçermediği anlaşıldığından başvurunun bu kısmının da,diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın açıkça dayanaktan yoksun olmasınedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Diğer ihlal iddialarının açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA25/9/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.