TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
YAVUZLAR NAKLİYAT TURİZM PETROL SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ. BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/3914)
Karar Tarihi: 10/3/2016
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Hicabi DURSUN
Erdal TERCAN
Kadir ÖZKAYA
Rıdvan GÜLEÇ
Raportör
:
Bahadır YALÇINÖZ
Basvurucu
:
Yavuzlar Nakliyat Turizm Petrol San. ve Ltd. Şti.
Vekili
:
Av. Serhat TEPE
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, Habur Gümrük Müdürlüğünce tesis edilen işlemleriniptali talebiyle açılan davaların süre aşımı yönünden reddedilmesi nedeniyleadil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 7/6/2013 tarihinde Mersin 2. İdare Mahkemesivasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bireksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. 7/10/2015 tarihinde kişi yönünden hukuki irtibat nedeniyleaynı başvurucu tarafından yapılan diğer başvurulara ait 2013/3916, 2013/3964,2013/3972 ve 2013/3973 numaralı bireysel başvuru dosyalarının kapatılarakincelemenin 2013/3914 numaralı bireysel başvuru dosyası ile birlikteyapılmasına karar verilmiştir.
4. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca 30/11/2015 tarihinde,başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına kararverilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından 23/12/2015 tarihinde, başvurunun kabuledilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın 15/1/2016 tarihli yazısında AnayasaMahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfenbaşvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
8. Habur Gümrük Müdürlüğünce, başvurucu Şirket adına HaburGümrük Müdürlüğünde tescilli transit beyannameleri muhteviyatı eşyanıntesliminde meydana gelen eksikliklerle ilgili olarak gümrük vergi veresimlerinin 27/10/1999 tarihli ve 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun 198. maddesiuyarınca on gün içinde ödenmemesi hâlinde eşyanın alıcısı tarafından verilenteminat mektuplarının nakde çevrilmesi suretiyle tahsil edileceği yolundaişlemler tesisedilmiştir.
9. Başvurucu Gümrük Başmüdürlüğüne itirazlarda bulunmuştur.
10. Gümrük Başmüdürlüğünün itirazları reddetmesi üzerine başvurucu,kararın iptali istemiyleDiyarbakır Vergi Mahkemesinde davalar açmıştır.
11. Mahkeme, açılan davalar hakkında verdiği kararlar ile davakonusu işlemlerin kısmen iptaline, kısmen de davaların reddine karar vermiştir.
12. Temyiz üzerine Danıştay Yedinci Dairesi 14/3/2007 tarihlikararları ile İlk Derece Mahkemesi kararlarının reddine ilişkin kısımlarınıntemyiz isteminin reddine, iptale ilişkin kısımlarının temyiz isteminin kabulünekarar vermiştir.
13. Bu kararlara karşı yapılan karar düzeltme başvuruları daaynı Dairenin kararları ile reddedilmiştir.
14. Bozma kararlarına uyan İlk Derece Mahkemesi 9/4/2008 tarihlikararları iledavaların süre aşımı yönünden reddinekarar vermiştir.
15. Başvurucu, Anayasa’nın 40. maddesinde idari işlemlerdeilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerinibelirtmesi gerektiği kuralına yer verilmesine karşın dava konusu işlemlerde buhususların belirtilmediğini ve bu nedenle dava açma süresini kaçırdığını ilerisürerek kararları temyiz etmiş; Danıştay Yedinci Dairesi 15/3/2010 tarihlikararlarıyla İlk Derece Mahkemesinin kararınıonamıştır. Onama kararlarında başvurucunun iddiaları hakkında bir değerlendirmeyapılmamıştır.
16. Başvurucu karar düzeltme dilekçelerinde de aynı iddiayı dilegetirmiş ise de Danıştay Yedinci Dairesi yine bu iddia hakkında birdeğerlendirme yapmayarak 19/3/2013 tarihli ve E.2010/8511, K.2013/1193;E.2010/8497, K.2013/1179; E.2010/8498, K.2013/1180; E.2010/8495, K.2013/1177;E.2010/8496, K.2013/1178 sayılı kararlarıyla talepleri reddetmiştir.
17. Anılan kararlar 9/5/2013 tarihinde başvurucuya tebliğedilmiştir.
18. Başvurucu 7/6/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
B. İlgili Hukuk
19. Anayasa’nın 40. maddesinin ikinci fıkrası şöyledir:
“Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangikanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır.”
20. 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama UsulüKanunu’nun 7. maddesi şöyledir:
“1. Dava açma süresi, özel kanunlarında ayrısüre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idaremahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gündür.
2. Bu süreler;
a) İdari uyuşmazlıklarda; yazılı bildiriminyapıldığı,
…
Tarihi izleyen günden başlar.”
21. 2577 sayılı Kanun’un 11. maddesi şöyledir:
“1. İlgililer tarafından idari dava açılmadanönce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması değiştirilmesi veya yeni birişlem yapılması üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan,idari dava açma süresi içinde istenebilir. Bu başvurma, işlemeye başlamış olanidari dava açma süresini durdurur.
2. Altmış gün içinde bir cevap verilmezseistek reddedilmiş sayılır.
3. İsteğin reddedilmesi veya reddedilmişsayılması halinde dava açma süresi yeniden işlemeye başlar ve başvurma tarihinekadar geçmiş süre de hesaba katılır.”
22. 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının TahsilUsulü Hakkında Kanun’un 56. maddesi şöyledir:
“Karşılığında teminat gösterilmiş bulunan ammealacağı vadesinde ödenmediği takdirde, borcun 7 gün içinde ödenmesi, aksi haldeteminatın paraya çevrileceği veya diğer şekillerle cebren tahsile devamolunacağı borçluya bildirilir. 7 gün içinde borç ödenmediği takdirde teminat bukanun hükümlerine göre paraya çevrilerek amme alacağı tahsil edilir.”
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
23. Mahkemenin 10/3/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
24. Başvurucu; idarenin eksik vergi tahsilatına ilişkinbildirimlerinde işleme karşı başvuru yolları ve sürelerini bildirmediğini,Anayasa'nın 40. maddesi uyarınca idarenin işlemleri nedeniyle hangi süreleriçinde, hangi kanun yollarına başvurulacağının bildirilmesi gerektiğini; buhükme uyulmaması hâlinde sürenin hiç başlamayacağına dair Yargıtay Ceza GenelKurulu içtihadı bulunmasına rağmen açtığı davaların yanlış merciyebaşvurularak dava açma süresinin geçirildiğinden bahisle reddedildiğinibelirterek mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş; uğradığızararlarının tazminine karar verilmesi talebinde bulunmuştur.
B. Değerlendirme
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
25. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).
26. Benzer konuya ilişkin açılan davada verilen süre aşımıyönünden ret kararına karşı yapılan başvuruda Mahkememiz İkinci Bölümünün15/10/2015 tarihli kararıyla gerekçeli karar hakkı yönünden adil yargılanmahakkının ihlaline karar verilmiş olup (DenktaşNakliyat Turizm Ltd. Şti., B. No:2013/3963, 15/10/2015) somutbaşvuru da gerekçeli karar hakkı yönünden incelenecektir.
27. Başvurucunun adil yargılanma hakkının ihlal edildiğiiddiasına ilişkin başvurusunun açıkça dayanaktan yoksun olmaması ve kabuledilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmamasınedeniyle kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
28. Anayasa’nın “Hak aramahürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmaksuretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ileadil yargılanma hakkına sahiptir.”
29. Anayasa’nın “Duruşmalarınaçık ve kararların gerekçeli olması” kenar başlıklı 141. maddesininüçüncü fıkrası şöyledir:
“Bütün mahkemelerin her türlü kararlarıgerekçeli olarak yazılır.”
30. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ileilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalarkonusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkemetarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarakgörülmesini isteme hakkına sahiptir.”
31. Yapılan yargılama sırasında tanık dinletme hakkı da dâhilolmak üzere delillerin ibrazı ve değerlendirilmesi, adil yargılanma hakkınınunsurlarından biri olarak görülen silahların eşitliği ilkesi kapsamında kabuledilmekte olup bu hak ve gerekçeli karar hakkı da -makul sürede yargılanmahakkı gibi- adil yargılanma hakkının somut görünümleridir. Anayasa Mahkemesi deAnayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok kararında, ilgilihükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihadıışığında yorumlamak suretiyle Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan ve AİHMiçtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen gerekçeli kararhakkı ve silahların eşitliği ilkesi gibi ilke ve haklara Anayasa’nın 36.maddesi kapsamında yer vermektedir (GüherErgun ve diğerleri, B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 38). Ayrıcahakkaniyete uygun yargılamanın bir unsuru olan gerekçeli karar hakkı,Anayasa’nın 141. maddesinin birinci fıkrasında yer verilen “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeliolarak yazılır.” hükmüyle mahkemelerin uyması gereken bir yükümlülükolarak düzenlenmiştir.
32. Mahkeme kararlarının gerekçeli olması adil yargılanmahakkının unsurlarından biri olmakla beraber bu hak, yargılamada ileri sürülenher türlü iddia ve savunmaya ayrıntılı şekilde yanıt verilmesi şeklindeanlaşılamaz. Bu nedenle gerekçe gösterme zorunluluğunun kapsamı, kararınniteliğine göre değişebilir. Bununla birlikte başvurucunun ayrı ve açık biryanıt verilmesini gerektiren usul veya esasa dair iddialarının cevapsızbırakılmış olması bir hak ihlaline neden olacaktır (Muhittin Kaya ve Muhittin Kaya İnşaat Taahhüt Madencilik Gıda TurizmPazarlama Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti., B. No: 2013/1213, 4/12/2013,§ 26).
33. Kanun yolu mahkemelerince verilen karar gerekçelerininayrıntılı olmaması, ilk derece mahkemesi kararlarında yer verilen gerekçelerinonama kararlarında kabul edilmiş olduğu şeklinde yorumlanmakla beraberbaşvurucuların dile getirmesine rağmen ilk derece mahkemesinin de tartışmadığıesaslı hususlara ilişkin temyiz başvurularıyla başvurucuların usule ilişkinhaklarının ihlal edildiğine yönelik somut şikâyetlerinin temyiz incelemesindetartışılmaması, gerekçeli karar hakkının ihlali olarak görülebilir (Faik Gümüş, B. No: 2012/603, 20/2/2014, §49).
34. Somut olayda, başvurucu Şirket adına Habur GümrükMüdürlüğünde tescilli transit beyannameler muhteviyatı emtianın varış gümrükmüdürlüğüne tesliminde ortaya çıkan noksanlığa karşılık gelen muhtelifvergilerin 4458 sayılı Kanun'un 198. maddesi uyarınca on gün içinde ödenmesigerektiği, aksi hâlde eşyanın alıcısı olan firmanın başvurucu tarafındankullanılmak üzere verdiği teminat mektubunun nakde çevrilmesi suretiyle tahsiledileceği yolunda tesis edilen işlemlere ilişkin itirazların reddine dairBaşmüdürlük kararlarının iptali istemiyle Diyarbakır Vergi Mahkemesinde açılandavalarda dava konusu işlemlerin kısmen iptali, kısmen reddi yönünde verilenkararların temyiz edilmesi üzerine Danıştay Yedinci Dairesinin kararlarıylaolayda dava açma süresinin dikkate alınması gerektiği gerekçesiyle dava konusuuyuşmazlıkların esası incelenerek verilen Mahkeme kararlarının iptale ilişkinkısımlarının bozulmasına hükmedilmiştir.
35. Bozma üzerine dosyaları yeniden ele alan İlk DereceMahkemesi kararlarında; önceden teminata bağlanan amme alacağının takip vetahsili amacıyla 6183 sayılı Kanun hükümleri uyarınca tesis edilen dava konusuişlemler için idari itiraz yollarına başvurulmaksızın -dava açma süresi içinde-doğrudan vergi mahkemesinde dava açılması gerektiği, bu bakımdan teminatabağlanan vergilerin takip ve tahsili amacıyla 6183 sayılı Kanun uyarınca tesisedilip tebliğ edilen işlemlere karşı itiraz prosedürüne başvurulmasının davaaçma süresini etkilemediği, öte yandan bahsedilen vergilerin teminat mektubununnakde çevrilmesi suretiyle tahsil edileceği yolunda tesis edilen işlemlerintebliği akabinde başlayan dava açma süresinin Gümrük Başmüdürlüğüne yapılanitiraz başvurularıyla durduğu, itiraz başvurularının reddine ilişkinBaşmüdürlük kararlarının tebliği üzerine itiraz edilmekle duran dava açmasüresinin yeniden işlemeye başlayıp başvurma tarihine kadar geçmiş olan süreninde hesaba katılmasıyla hesaplanan dava açma süresinden sonra açılan davalarınsüre aşımı nedeniyle esaslarının incelenmesine olanak bulunmadığı gerekçesineyer verilmiştir.
36. Başvurucu; idari işlemlerde ilgili kişilerin hangi kanunyolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmesi gerektiği kuralınaAnayasa’nın 40. maddesinde yer verilmesine karşın dava konusu teminatmektubunun nakde çevrilmesi suretiyle tahsil edileceği yolunda tesis edilenişlemlerde bu hususların belirtilmediğini ve bu nedenle dava açma süresinikaçırdığını ileri sürmüş ise de Danıştay Yedinci Dairesi, İlk Derece Mahkemesikararlarına atıf yapmak suretiyle belirtilen iddia hakkında bir değerlendirmeyapmaksızın onama kararları vermiştir. Başvurucu, karar düzeltme dilekçelerindede aynı iddiada bulunmuş; Danıştay Yedinci Dairesi yine başvurucunun anılaniddiasını değerlendirmeden karar düzeltme taleplerinin reddine karar vermiştir.
37. 2577 sayılı Kanun’un başvuruya konu yargılama devam ederkenyürürlükte bulunan 49. maddesinde Danıştayın; görevve yetki dışında bir işe bakılmış olması, hukuka aykırı karar verilmesi veyausul hükümlerine uyulmaması sebeplerinden dolayı ilk derece mahkemesikararlarını bozacağı, yine aynı Kanun’un 54. maddesinde kararın esasına etkisiolan iddia ve itirazların kararda karşılanmamış olması, kararda birbirineaykırı hükümler bulunması, kararın usul ve kanuna aykırı bulunması ve hükmünesasını etkileyen belgelerde hile ve sahtekârlığın ortaya çıkmış olmasıdurumlarında kararın düzeltilmesi talebinde bulunulacağı kural altınaalınmıştır (Münür Ata, B. No: 2014/4958, 22/1/2015, § 43).
38. 3/10/2001 tarihinde kabul edilen değişiklikle Anayasa’nın40. maddesine “Devlet, işlemlerinde, ilgilikişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerinibelirtmek zorundadır.” hükmü ilave edilmiştir. Bu değişikliğingerekçesinde ise bireylerin, yargı ya da idari makamlar önünde sonuna kadarhaklarını arayabilmelerine kolaylık ve imkân sağlanmasının amaçlandığı, sonderece dağınık mevzuat karşısında kanun yolu, merci ve sürelerinbelirtilmesinin hak arama, hak ve hürriyetlerin korunması açısından zorunlulukhâline geldiği belirtilmektedir (AktifElektrik Müh. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti., B. No: 2012/855,26/6/2014, § 40).
39. Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu tarafından, idarecetesis edilen bir işlemde başvurulacak merci ve süresi gösterilmemiş ise yazılıbildirimin süreyi başlatmayacağı yönünde kararlar verildiği görülmektedir(Danıştay VDDK,19/2/2014 tarihli, E.2013/221, K.2014/88; 17/09/2014 tarihli,E.2014/613, K.2014/791; 12/11/2014 tarihli, E.2014/812, K.2014/928 kararları).
40. Bu durumda Anayasa’nın 40. maddesinde yer alan ve idariişlemlerde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilerine başvuracağınınve bunun sürelerinin belirtilmesinin zorunlu olduğu kuralına rağmen dava konusuedilen işlemlerde bu hususlara yer verilmediği için süresi içinde davaaçamadığına yönelik başvurucu iddiasının ciddi olduğu ve İlk Derece Mahkemesitarafından bu iddia değerlendirilemediği için kanun yolu aşamasında ayrıcadeğerlendirilmesi gerektiği ancak Danıştay Yedinci Dairesince ayrı birdeğerlendirme yapılmayarak İlk Derece Mahkemesi kararlarına atıf yapılmaksuretiyle temyiz istemlerinin ve daha sonra karar düzeltme taleplerininreddedildiği oysa bu iddianın atıf yapılmak suretiyle karşılanacak iddianiteliğinde olmadığı, temyiz merciince bu iddianın açık bir şekildekararlarında değerlendirilmediği ve karşılanmadığı görülmektedir.
41. Diğer taraftan aynı konuya ilişkin açılan davada verilensüre aşımı yönünden ret kararına karşı yapılan başvuruda Mahkememiz İkinciBölümünün 15/10/2015 tarihli kararıyla gerekçeli karar hakkı yönünden adilyargılanma hakkının ihlaline karar verilmiş olup (Denktaş Nakliyat Turizm Ltd. Şti., B. No:2013/3963, 15/10/2015)somut başvuru açısından da daha önce verilen bu karardan farklı bir kararverilmesini gerektiren bir yön bulunmadığından yargılama süreci bir bütünolarak değerlendirildiğinde başvurucunun gerekçeli karar hakkının ihlaledildiği sonucuna varılmıştır.
42. Açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesindegüvence altına alınan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesigerekir
3. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
43. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un50. maddesinin (1) ve (2)numaralı fıkraları şöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir. …
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlalive sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir.”
44. Başvurucu, işlemler nedeniyle uğradığı zararların tazmininekarar verilmesi talebinde bulunmuştur.
45. Başvuru konusu olayda adil yargılanma hakkının unsurlarındanolan gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.
46. Gerekçeli karar hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadankaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğundankararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere Diyarbakır VergiMahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
47. Başvurucu tarafından uğradığı zararların tazmini talebindebulunulmuş olup mevcut başvuruda Anayasa’nın 36. maddesinin ihlal edildiğitespit edilmiş ve yeniden yargılama yapılmasına karar verilmiş olduğundan buaşamada tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.
48. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 991,75 TL harç ve 1.800TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.791,75 TL yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Gerekçeli karar hakkının edildiğine ilişkin iddianın KABULEDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adilyargılanma hakkı kapsamında gerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin adil yargılanma hakkının ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzereDiyarbakır Vergi Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
D. Başvurucunun tazminat taleplerinin REDDİNE,
E. 991,75 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam2.791,75 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemedegecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
10/3/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.