TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
YAVUZ ÖZGENÇ VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/5006)
Karar Tarihi: 29/9/2016
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Hicabi DURSUN
Hasan Tahsin GÖKCAN
Kadir ÖZKAYA
Rıdvan GÜLEÇ
Raportör
:
Hüseyin MECEK
Başvurucular
:
1. Yavuz ÖZGENÇ
2. Yılmaz YAVUZ
3. Hasan Hüseyin ERBAŞ
Vekilleri
:
Av. Mehmet Ali KIRDÖK, Av. Meral HANBAYAT YEŞİL
Av. Ümit SİSLİGÜN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, gözaltında darp nedeniyle kamu görevlileri hakkındaaçılan davada beraat kararı verilmesi nedeniyle işkence ve kötü muameleyasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 9/4/2014 tarihinde İstanbul 20. Asliye HukukMahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkiledecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca 30/10/2015 tarihinde,başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına kararverilmiştir.
4. Bölüm Başkanı tarafından 25/3/2016 tarihinde, başvurununkabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına kararverilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 24/5/2016 tarihinde AnayasaMahkemesine sunmuştur.
6. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş31/5/2016 tarihinde başvuruculara tebliğ edilmiştir. Başvurucular, Bakanlığıngörüşüne karşı beyanlarını 15/6/2016 tarihinde ibraz etmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
7. Başvuru formu ve ekleri ile Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi(UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylarözetle şöyledir:
8. Başvurucular Yavuz Özgenç ve Hasan Hüseyin Erbaş 1975,başvurucu Yılmaz Yavuz ise 1967 doğumlu olup İstanbul CumhuriyetBaşsavcılığının 2005/696 Hazırlık sayılı dosyasında 30/7/1999 tarihli ve 4422sayılı mülga Çıkar Amaçlı Suç Örgütleriyle Mücadele Kanunu’na muhalefet,hırsızlık ve sahtecilik suçlarından haklarında soruşturma başlatılmıştır.
9. Başvurucu Hasan Hüseyin Erbaş ve Yavuz Özgenç 25/3/2005,başvurucu Yılmaz Yavuz ise 26/3/2005 tarihinde gözaltına alınmışlardır.
10. Polis memurları tarafından tanzim edilen 29/3/2005 tarihlitutanakta gözaltında bulunan sanıklardan Hasan Hüseyin Erbaş’ın sırtında veomzunda tırnak iziyle uyumlu çiziklerin olduğu, Yavuz Özgenç’in sırt ve karınbölgesinde çizikler bulunduğunun görüldüğü tespit edilmiştir.
11. Başvurucu Yavuz Özgenç hakkında, gözaltına alınırken ŞişliEtfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından 26/3/2005 tarihinde saat02.40'ta düzenlenen raporda her iki kol posterior yüzde eskiye ait kesi skarıolduğu, sağ elinde 1x1 cm’lik yüzeysel sıyrık olduğu; aynı Hastane tarafındangözaltından çıkarılırken 29/3/2005 tarihinde saat 11.45'te düzenlenen rapordasırt alt ve üst bölgelerinde dermal çizikler olduğu, kesin raporun adlitabiplikçe verilebileceği; Adli Tıp Kurumu Beşiktaş Şube Müdürlüğünün 29/3/2005tarihli saat 16.46'da tanzim olunan raporunda her iki kol dış yanlarda boydanboya eski, kesici aletle oluşturulmuş çizgi şeklinde yara nedbeleri, gövdeninsol yanında üstte ve altta, sırt iki yanında ortada ve karın sol hattındabirbirine paralelüç dört adet, sırttakiler dıştan içeri, yukarıdan aşağıyaolmak üzere ortalama 10-15 cm boyunda hiperemi ve ortalarında yer yersıyrıklar, sağ üst bacak arkada yukarıdakilere benzer lezyonlar görüldüğü,nasıl oluştuğu sorulduğunda kaşıma sonucu oluştuğunu söylediği, sonuç olarakharicen görülebilen arızaların beş gün mutad iştigaline engel teşkil edeceği,kişinin vücudundaki eski yara izleri ile yenilerinin benzerliğinden; yara yerlerininlokasyonu, şekli, büyüklüğü, niteliği düşünüldüğünde ve şahsın ifadesi gözönünealındığında bu yaraları kendi kendisine yapmasının mümkün olabileceği kanaatinevarıldığı; Adli Tıp Kurumu İstanbul Şube Müdürlüğünün 18/9/2006 tarihliraporunda önceki raporlarda tarif edilen bulguların kişinin yaşamını tehlikeyesokan nitelikte olmadığı, basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafifolduğu, İstanbul Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulunun 31/12/2010 tarihliraporunda yaraların kişinin kendisi ya da başkası tarafından yapılabileceğikayıtlıdır.
12. Başvurucu Yılmaz Yavuz hakkında, gözaltına alınırken ŞişliEtfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından 26/3/2005 tarihinde saat02.40'ta tanzim edilen raporda vücudunda darp ve cebir izi bulunmayan şahsınkulak ağrısı ve akıntısı tariflediği, KBB Servisine sevk edilerek şahsa raporverilmesinin uygun olduğu, saat 02.45'te yapılan KBB muayenesinde her ikikulak, dış kulak yolları ve sağ kulak zarının doğal olduğu, sol kulak zarıposterior kadranda yaklaşık 2 mm’lik kulak zarı perforasyonu ve hiperemi mevcutolduğu, her iki supra ve infraorbital rimlerin palpasyonla salim olduğu, nasaldorsumda palpasyonla hassasiyet ve krepitasyon olmadığı, her ikitemporomandibuler eklem ve fasial sinir fonksiyonlarının ve orofarenksmuayenesinin normal olduğu; Adli Tıp Kurumu Beşiktaş Şube Müdürlüğünün29/3/2005 tarihinde saat 15.57'de düzenlenen raporunda başvurucunun Şubededayak yediğini, sağ kulağının ağrıdığını ve az işittiğini söylediği, şahsınvücudunda herhangi bir taze lezyon görülmediği, Şişli Etfal Hastanesitarafından verilen raporda şahsın sol kulağında yırtık olduğu anlaşılmaklaşahsın kendisine sorulduğunda sağ kulağında ağrı ve işitme güçlüğü şikâyetiolduğunu söylediğinden şahsın muayene edildiği; sol kulak zarındaki yırtığınyeni olup olmadığı, sağ kulak zarında yırtık olup olmadığı, kulak zarı yırtığıyeni ise darp sonucu olup olmadığı, kulağında bahsettiği akıntının mahiyetininne olduğu konusu tekrar sorularak doktordan rapor düzenlenmesinin istendiği;Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 29/3/2005 tarihinde saat17.35'teyapılan KBB muayenesinde her iki aurikula, dış kulak yolları ve sağkulak zarının doğal görünümde olduğu, sağ kulak zarında yırtık görünümününmevcut olmadığı, sol kulak zarı posterior kadranda yaklaşık 1,5x2 mm çaplıetrafı hiperemik düzgün kenarlı, travmatik kulak zarı perforasyonu ile uyumlugörünümde perforasyon mevcut olduğu, sekresyon görünümü bulunmadığı, her ikisupra ve infra orbital rimlerin palpasyonla salim olduğu, nasal dorsumdapalpasyonla hassasiyet ve krepitasyon tespit edilmediği, her iki TME ve fasialsinir fonksiyonlarının intakt olduğu, ağız, orofarenks muayenesinin salimolduğu, gelişmiş olabilecek işitme kaybının odyolojik tetkik ilebelirlenebileceği, kati raporun Adli Tabiplikçe verileceği; Adli Tıp KurumuBeşiktaş Şube Müdürlüğünün 29/3/2005 tarihinde saat 18.47'de düzenlenenraporunda 27/3/2005 tarihinde gözaltına alındığını, Şubede dayak yediğini, sağkulağının ağrıyıp az işittiğini ifade ettiği,muayenesinde şahsın vücudundaherhangi bir taze lezyon görülmediği, sistem muayenelerinin normal olduğu, sağve solunu karıştırdığı düşünülerek ağrıyan kulağını eliyle göstermesininistenildiği, sağ kulağını göstererek ağrıdığını söylediği, sonuç olarak Şişli EtfalHastanesi tarafından verilmiş raporda belirtilen sol kulak zarı yırtığınınşahsın hayatını tehlikeye maruz kılmadığı, 15 gün mutad iştigaline engel teşkiledeceği, ısrarla tekrar sorulmasına rağmen şahsın sağ kulağında ağrı ve işitmekaybından bahsettiği, bunun yırtık olan sol kulak zarı ile uyumlu olmadığı,hastanede görmüş olan doktorun karıştırmış olabileceği düşünüldüğünden şahsıntekrar muayeneye gönderildiği, raporun aynı şekilde sol kulak zarı yırtığındanbahsettiği, işitme kaybı için ise tetkik istenildiği, dolayısıyla şahsınşikâyeti olan kulağı ile kulak zarı yırtığı olan kulağının farklı olmasındandolayı arızasının uyumlu olmadığı, sağ kulağındaki işitme kaybının nedeni vederecesinin tespiti için götürüldüğü yerde tekrar KBB servisine götürülmesininuygun olduğu; Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 29/3/2005 tarihindesaat 11.55'te tanzim edilen raporunda darp cebir izi olmadığı; İstanbul KapalıCeza ve Tutukevi Müdürlüğünün 30/3/2005 tarihli raporunda, testisleredesubjektif ağrı tanımladığı, diğer sistemlerin doğal olduğu; İstanbul Adli TıpKurumu 2. İhtisas Kurulunun 22/6/2011 tarihli raporunda yaraların kişininhayatını tehlikeye maruz kılmadığı, 15 gün mutad iştigaline engel teşkiledeceği kayıtlıdır.
13. Başvurucu Hasan Hüseyin Erbaş hakkında, gözaltına alınırkenŞişli Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından 26/3/2005 tarihinde saat03.00'te düzenlenen raporda darp cebir izi olmadığı; aynı Hastane tarafındangözaltından çıkarılırken 29/3/2005 tarihinde saat 11.50'de düzenlenen rapordasırtta 6-7 cm, omuzda 5-6 cm dermal ekimoz olduğu, kesin raporun AdliTabiplikçe verileceği; Adli Tıp Kurumu Beşiktaş Şube Müdürlüğünün 29/3/2005tarihinde saat 18.30'da tanzim olunan raporunda, gözaltında dayak yediğini,gözlerini ayaklarını bağladıklarını söyleyen kişinin muayenesinde sağ üst kolda2 adet 1x10 cm’lik, sağ omuzda 2 adet 1x10 cm’lik birbirine paralel, sırt altortada iki yanda yukarıda aşağıya uzanan birbirine paralel ikişer adet üzerihafif sıyrıklı hiperemi, sol üst ve alt kol iç yanda 1x10 cm’lik hiperemi, sağdirsek iç yüzde iğne pikür izi ve etrafında ekimoz, sağ dizde ve sağ alt bacakorta yüzde ufak sıyrıklar görüldüğü, ayakkabı kenarına uyacak yerlerde ufaksıyrıklar görüldüğü, vücudunda görülen lezyonların hayati tehlikeye maruzkılmadığı, 5 gün mutad iştigaline engel teşkil edeceği, vücudundaki yaraizlerinin lokasyonu, niteliği, benzerliklerigözönüne alındığında ve eski yaraizleriyle uyumlu olduğu düşünüldüğünde kollarındaki, sırtındaki yaraları kendikendisinin yapmasının mümkün olabileceği, ayak bileklerindeki sıyrıklarınayakkabı vurmasıyla uyumlu olduğu; İstanbul Adli Tıp Kurumu 2. İhtisasKurulunun 31/12/2010 tarihli raporunda, lezyonların tamamının kişinin kendisiya da başkaları tarafından yapılabileceği kayıtlıdır.
14. Başvurucuların da aralarında bulunduğu sekiz şüphelininİstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2005/696 Hazırlık numaralı soruşturmadosyasında, 29/3/2005 tarihli ifadelerinde kendilerine kötü muameledebulunulduğunu beyan etmeleri, doktor raporlarında da bunu teyit edebileceknitelikte bulguların tespit edilmesi nedenleriyle tefrik kararı verilerek aynıyer Cumhuriyet Başsavcılığının 2005/794 Hazırlık sayılı dosyasında İstanbulEmniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğünde görevli ilgililer hakkında işkencesuçundan soruşturma başlatılmıştır.
15. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2005/794 Hazırlık sayılıdosyası, 8/4/2005 tarihli yetkisizlik kararıyla Şişli Cumhuriyet Başsavcılığınagönderilmiştir. Şişli Cumhuriyet Başsavcılığının 22/4/2005 tarihli ve2005/18682 Hazırlık sayılı kararıyla dosya, suç yeri gerekçe gösterilerekİstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına yetkisizlik kararıyla iade edilmiştir.
16. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 6/4/2007 tarihli ve2005/25192 Soruşturma, 2007/5727 Esas sayılı iddianamesiyle başvurucuların daaralarında bulunduğu beş müştekiye karşı işkence suçu işlendiğinden bahisle oniki polis memuru hakkında İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesine kamu davasıaçılmıştır.
17. İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2/11/2011 tarihli veE.2007/130, K.2011/325 sayılı kararıyla tüm sanıkların beraatlerine kararverilmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili bölümü şöyledir:
“…sanıklar R.K. ve O.K.nin görev yaptıklarıbirim itibariyle katılanlarla sık sık karşılaştıkları ve onlar hakkında adliişlem yaptıkları, bundan dolayı katılanlar tarafından bu sanıklara karşıbelirgin bir husumetin bulunduğu, kaldı ki bu hususun kendi beyanları ile deaçıkça ortaya çıktığı, katılanların diğer sanıkları zaten teşhis edemedikleri,katıların nezarethanede dayak yediklerine ilişkin bir takım anlatımlarınındoktor raporları ile uyumlu olmadığı, anlatımların kendi içinde çelişkileriçerdiği, bunun yanında adli tıp raporlarında belirtildiği üzere katılanların vücutlarındakibir takım lezyonların kendilerince tırnaklarını bastırarak meydanagetirebilmelerinin mümkün görüldüğü, nitekim 29/5/2005 tarihli tutanakta buhususun da yer aldığı, dolayısı ile tüm bu hususlar ve deliller birliktedeğerlendirildiğinde sanıkların atılı suçu islediklerine dair katılanlarınbeyanlarını bire bir doğrulayacak maddi deliller elde edilememiş olup şüphedensanık yararlanır ilkesi gereğince delil yetersizliğinden sanıklar hakkındaberaat kararı [verilmiştir].”
18. Katılanlar tarafından temyiz edilen hüküm Yargıtay 8. CezaDairesinin 20/6/2013 tarihli ve E.2013/31419, K2013/18703 sayılı ilamıylaonanmıştır.
19. Yargıtay 8. Ceza Dairesinin ilamıyla birlikte İstanbul 1.Ağır Ceza Mahkemesine iade edilen başvuruya esas dava dosyası 31/7/2013tarihinde kesinleştirilmek üzere hâkim tarafından Mahkeme Kalemine havaleedilmiştir.
20. Sanıklar hakkında verilen beraat kararlarıyla ilgili olarak6/8/2013 tarihinde kesinleşme şerhi verilmiştir.
21. Başvurucular vekili Yargıtay 8. Ceza Dairesinin kararını11/3/2014 tarihinde Mahkeme Kaleminde elden tebellüğ ettiğini bildirmiştir.
B. İlgili Hukuk
22. 1/3/1926 tarihli ve 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 243.maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Madde 243 - (Değişik: 235 s. K - 5.1.1961)(Değişik 1. Fıkra: 4449 s. K- 26.8.1999) Bir kimseye cürümlerini söyletmek,mağdurun, şahsi davacının, davaya katılan kimsenin veya bir tanığın olaylarıbildirmesini engellemek, şikayet veya ihbarda bulunmasını önlemek için yahutşikayet veya ihbarda bulunması veya tanıklık etmesi sebebiyle veya diğerherhangi bir sebeple işkence eden veya zalimane veya gayriinsani veya haysiyetkırıcı muamelelere başvuran memur veya diğer kamu görevlilerine sekiz yılakadar ağır hapis ve sürekli veya geçici olarak kamu hizmetlerinden mahrumiyetcezası verilir.”
IV.İNCELEME VE GEREKÇE
23. Mahkemenin 29/9/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucuların İddiaları
24. Başvurucular, gözaltına alındıktan sonra dört gün boyuncaikrar amacıyla işkenceye maruz kaldıklarını, kendilerine uygulanan yöntemleriCumhuriyet savcısına verdikleri ifadelerde anlattıklarını, haklarında alınanraporlar ve diğer delillere göre işkence gördüklerinin çok açık olduğunu, bunarağmen sanıklar hakkında beraat kararı verildiğini belirterek Anayasa'nın 17.ve 36. maddelerinde düzenlenen işkence ve kötü muamele yasağı ile adilyargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüşler; ihlalin tespiti,yargılamanın yenilenmesi ve tazminat talebinde bulunmuşlardır.
B. Değerlendirme
25. Bakanlık görüşünde başvurunun kabul edilebilirliği ileilgili olarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarına görebaşvurucunun ya da vekilinin kesinleşmiş kararın bir örneğini elde etmekamacıyla her gün Mahkeme Kalemine gelme zorunluluğu bulunmamakla birlikte (Papageorgiou/Yunanistan, B. No: 24628,22/10/1997, § 32) makul sürelerle bu amaçla girişimde bulunmanın ve kesinleşmişkararın bir örneğini elde etmenin başvurucunun ya da avukatının görevi olduğu,ceza dairelerince verilen kararların taraflara tebliğ edilmediği durumlarda bukararın yerel mahkemeye geldiği tarihten itibaren başvuru süresinin işlemeyebaşlayacağı (Yavuz ve diğerleri/Türkiye(k.k.),B. No: 48064/99, 1/22005; Tepe[Avcı]/Türkiye (k.k.), B. No: 34786/04, 30/9/2008;Alada/Türkiye (k.k.), B. No: 67449/12,17/7/ 2015; Emre Çalıkoğlu/Türkiye (k.k.),B. No: 38512/08, 13/10/2015), somut olayda Yargıtay 8. Ceza Dairesinin20/6/2013 tarihli onama kararının 31/7/2013 tarihinde Mahkeme Kalemine geldiği,bireysel başvurunun ise bu tarihten yaklaşık sekiz ay sonra yapıldığı, bunedenle başvurunun otuz günlük süre içinde yapılmadığı belirtilmiştir.
26. Başvurucular vekili; Bakanlık görüşüne karşı beyanında,Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün (İçtüzük) 64. maddesinin (1) numaralı fıkrasıuyarınca bireysel başvurunun başvuru yollarının tüketildiği ve buna ilişkinkararın kesinleştiği tarihten sonra yapılması gerektiğini, Yargıtay 8. CezaDairesinin ilamını 11/3/2014 tarihinde tebellüğ ettiklerini, başvuruyu anılantarihten itibaren 29. günde süresinde yaptıklarını, otuz günlük başvurusüresinin ihlal edilmediğini ileri sürmüştür.
27. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel başvuru usulü” kenar başlıklı 47. maddesinin (5)numaralı fıkrası şöyledir:
"Bireysel başvurunun, başvuru yollarınıntüketildiği tarihten; başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihtenitibaren otuz gün içinde yapılması gerekir. Haklı bir mazereti nedeniyle süresiiçinde başvuramayanlar, mazeretin kalktığı tarihten itibaren onbeş gün içindeve mazeretlerini belgeleyen delillerle birlikte başvurabilirler…"
28. İçtüzük'ün "Başvurusüresi ve mazeret" kenar başlıklı 64. maddesinin (1) numaralıfıkrası şöyledir:
"Bireysel başvurunun, başvuru yollarınıntüketildiği tarihten, başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihtenitibaren otuz gün içinde yapılması gerekir."
29. Bireysel başvurunun ön şartlarından biri de otuz günlük sürekuralıdır. Sürenin başvurunun her aşamasında dikkate alınması gerekir (Deniz Baykal, B. No: 2013/7521, 4/12/2013,§ 32).
30. Bireysel başvurunun süre koşuluna bağlanmasıylabaşvuruculara bireysel başvuruda bulunmak için imkân tanımanın yanında hukukibelirlilik de sağlanmaktadır. Dolayısıyla dava açma ya da kanun yollarınabaşvuru için belli sürelerin öngörülmesi -bu süreler dava açmayı imkânsızkılacak ölçüde kısa olmadıkça- hukuki belirlilik ilkesinin bir gereğidir vemahkemeye erişim hakkına aykırı değildir (RemziDurmaz, B. No: 2013/1718, 2/10/2013, § 27).
31. Bireysel başvuruların 6216 sayılı Kanun'un 47. maddesinin(5) numaralı fıkrası ile İçtüzük'ün 64. maddesinin (1) numaralı fıkrasıuyarınca başvuru yollarının tüketildiği tarihten, başvuru yolu öngörülmemiş iseihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde yapılması gerekmektedir.Anılan düzenlemelerde başvuru yolu öngörülen durumlarda bireysel başvurusüresinin başlangıcına ilişkin olarak başvuru yollarının tüketildiği tarihtensöz edilmekte ise de haberdar olunmayan bir hususta başvuru yapılamayacağı dikkatealınarak bu ibarenin nihai kararın gerekçesinin öğrenildiği tarih olarakanlaşılması gerekir. Bu öğrenme somut olayın özelliklerine göre farklışekillerde gerçekleşebilir (A.C. ve diğerleri[GK],B. No: 2013/1827, 25/2/2016, § 25).
32. Bireysel başvuru süresi bakımından nihai kararıngerekçesinin tebliği öğrenme şekillerinden biridir (Mehmet Ali Kurtuldu, B. No: 2013/5504, 28/5/2014, § 27).Ancak öğrenme gerekçeli kararın tebliği ile sınırlı olarak gerçekleşmez, başkaşekillerde de öğrenme söz konusu olabilir. Bu kapsamda nihai kararıngerekçesinin dosyadan suret alınması gibi hâllerde öğrenilmesi de mümkündür.Başvurucuların nihai kararın gerekçesini öğrendiklerini beyan ettikleri tarihde bireysel başvuru süresinin başlangıcı olarak ele alınabilir (İlyas Türedi, B. No: 2013/1267, 13/6/2013,§§ 21, 22).
33. Diğer yandan nihai kararın gerekçesi öğrenilmemiş olmaklabirlikte sonucunun öğrenildiği durumlar da söz konusu olabilir. Böyle birdurumda sonucu öğrenilen nihai kararın gerekçesine derece mahkemesinden kesinolarak erişilebilmesi mümkün ise bireysel başvuru süresinin sonucun öğrenildiğitarihten itibaren başlatılması gerekir. Bu kapsamda bir ceza mahkûmiyetineilişkin nihai kararın sonucunun infaz aşamasında yakalama, müddetname veyaçağrı kâğıdının ya da ödeme emrinin tebliği suretiyle öğrenildiği durumlardabaşvurucular, nihai kararın sonucundan haberdar olmakta ve nihai karargerekçesini kesin olarak öğrenme olanağına sahip bulunmaktadırlar (Aydın Selçuk, B. No: 2014/3194,20/11/2014, § 24; Özgür Çapkın,B. No: 2014/2546, 30/12/2014, § 24; HalilAslan, B. No: 2014/3038, 10/12/2014, § 38).
34. Nihai kararın gerekçesinin bir şekilde öğrenilemediği veyanihai kararın sonucunun öğrenilip gerekçesinin kesin olarak öğrenilme imkânınınelde edilemediği hâllerde başvuru süresinin hangi tarihten itibarenbaşlayacağının da belirlenmesi gerekir. Aksi hâlde sınırsız bir başvuru süresisöz konusu olabilecektir. Bu kapsamda bireysel başvuru süresinin başlangıçtarihinin tespitinde başvurucuların özen yükümlükleri ile mahkemeye erişimhaklarının aşırı sınırlanmaması hususları birlikte dikkate alınmalıdır (A.C. ve diğerleri, § 28).
35. Başvurucuların bireysel başvuruda bulunmak, dava ve başvurularınıtakip etmek için gerekli özeni gösterme yükümlülükleri vardır. Bu yükümlülükkapsamında ilk derece mahkemesine ulaşan nihai kararın gerekçesini öğrenmekonusunda gerekli özeni gösterme sorumluluğu başvuruculara aittir. Diğer birifadeyle başvurucular veya vekillerinin ilk derece mahkemesine ulaşan kararınbir örneğini almak için özenli davrandıklarını kanıtlamaları gerekir (A.C. ve diğerleri, § 29; benzer yöndekiAİHM kararları için bkz. Ölmez/Türkiye(k.k.), B. No: 39464/98, 1/2/2005; RefikAlpaya ve İbrahim Dağılma/Türkiye (k.k.), B. No: 34384/08,12/3/2013, § 16).
36. Mevzuatta, Yargıtay ceza dairelerinin kararlarının taraflaratebliğine ilişkin bir düzenleme bulunmamaktadır. Ceza yargılamasında nihaikararın tebliğ edilmediği durumlarda kararın derece mahkemesine ulaşmasından veböylece gerekçesinin erişilebilir olmasından sonra özen yükümlülüğü kapsamındamakul bir süre içinde bireysel başvuru yapmak isteyen ilgililerden kararaerişmeleri ve karar gerekçesini öğrenmeleri beklenir. Bu kapsamda erişilebilirolan nihai kararın en geç üç ay içinde ilgilileri tarafından bilindiği vegerekçesinin öğrenildiği kabul edilmelidir. Aksi tespit edilmediği sürecebireysel başvuru için Kanun'da öngörülen otuz günlük başvuru süresibaşlayacaktır (A.C. ve diğerleri,§ 30).
37. Somut olayda kamu görevlisi olan sanıklar hakkında İstanbul1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2/11/2011 tarihli ve E.2007/130, K.2011/325 sayılıkararıyla işkence suçundan verilen beraat hükmü, temyiz incelemesi sonucundaYargıtay 8. Ceza Dairesinin 20/6/2013 tarihli ilamıyla onanarak kesinleşmiştir.
38. Başvurucular; bireysel başvuru dilekçesinde başvuru konusuyaptığı nihai karar olduğunu belirttiği Yargıtayın anılan kararının kendilerinetebliğ edilmediğini, bu kararı Mahkeme Kaleminden 8/4/2014 tarihindeöğrendiklerini ifade etmişlerdir.
39. Başvuru konusu Yargıtay kararının İlk Derece Mahkemesineulaştıktan sonra 31/7/2013 tarihinde kesinleşme işlemleri yapılmak üzere hâkimtarafından Kaleme havale edildiği anlaşılmaktadır.
40. Başvurucular açısından 31/7/2013 tarihi itibarıyla İlkDerece Mahkemesinin dosyasına girmiş olan nihai kararın özen yükümlülüğükapsamında bu tarihten itibaren en geç üç ay içinde karara erişilmesi ve karargerekçesinin öğrenildiğinin kabul edilmesi gerekmektedir. Başvuru tarihinin8/4/2014 olduğu dikkate alındığında başvurunun süresi içinde yapılmadığı tespitedilmiştir.
41. Açıklanan nedenlerle başvurunun süre aşımı nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Başvurunun süre aşımı nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA29/9/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.