TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
YAVUZ KORUCU BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2017/2324)
Karar Tarihi: 27/11/2019
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Recep KÖMÜRCÜ
Üyeler
:
Engin YILDIRIM
Celal Mümtaz AKINCI
Rıdvan GÜLEÇ
Recai AKYEL
Raportör
:
Aydın ŞİMŞEK
Başvurucu
:
Yavuz KORUCU
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, gözaltı ve tutuklama tedbirlerinin hukuki olmamasıve tutuklama ile tutukluluğa itirazın reddine ilişkin kararların doğal hâkim,bağımsız ve tarafsız hâkim ilkelerine aykırı olan sulh ceza hâkimliklerinceverilmesi nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğiiddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 21/10/2016 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.
6. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanlarını AnayasaMahkemesine sunmuştur.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UlusalYargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:
8. Türkiye 15/7/2016 tarihinde askerî darbe teşebbüsüyle karşıkarşıya kalmış ve bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstü hâlilan edilmiştir. Olağanüstü hâl süresi 19/7/2018 tarihinde son bulmuştur. Kamumakamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsünarkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve sonyıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veyaParalel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanınolduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuzve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25).
9. Erzincan Üniversitesi Hukuk Fakültesinde araştırma görevlisiolarak görev yapmakta olan başvurucu, FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlardanyürütülen bir soruşturma kapsamında Erzincan Cumhuriyet Başsavcılığınca23/8/2016 tarihinde gözaltınaalınmıştır.
10. Başsavcılık 20/9/2016 tarihinde başvurucuyu, silahlı terörörgütü (FETÖ/PDY) üyesi olma suçundan tutuklanması istemiyle Siverek Sulh CezaHâkimliğine sevk etmiştir. Başvurucu, sorgusu sırasında da suçlamaları kabuletmemiş ve FETÖ/PDY ile birilgisinin olmadığını, ByLockisimli programı kullanmadığını ifade etmiştir. Hâkimlik aynı tarihtebaşvurucunun tutuklanmasına karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:
"...Şüphelinin [başvurucunun] örgüt tarafından yaygın olarak kullanılan ByLock olarak tabir edilen şifreli haberleşme kaydınınmevcut olduğunun tespit edildiği, bu programların herkes tarafındanindirilebilen programlar olmadığı ve örgüt tarafından gizli haberleşme amacıylakullanıldığı anlaşılmakla;
Dosyada mevcut bilgi ve belgeler, şüphelininüzerine atılı suçun CMK'nın 100. maddesinde sayılan katolog suçlar arasında yer alması ve haklarında örgüt üyeliğindensoruşturma yapılan diğer şüphelilerin durumu gözetildiğinde kaçma ve saklanmaihtimalinin bulunması, şüphelinin devam eden soruşturma safahatı ve suça konuhadiselerin mahiyeti gözetildiğinde delilleri yok etme, gizleme veyadeğiştirme, ayrıca tanık veya mağdurlar üzerinde baskı yapılması hususundakuvvetli şüphe ve ihtimal bulunması, şüphelinin üzerine atılı suçun kanundaöngörülen cezasının alt ve üst sınırı değerlendirildiğinde ve ayrıca açıklanantutuklama gerekçeleri nazara alındığında adli kontrol tedbirlerinin yetersizkalacağı, bu itibarla tutukluluğun ölçülü ve gerekli olduğu anlaşıldığından CMK'nın 100. ve devamı maddeleri gereğince şüphelininsilahlı terör örgütüne üye olmak suçundan TUTUKLANMASINA... [kararverildi.]"
11. Başvurucu tutuklama kararına itiraz etmiş, Tunceli Sulh CezaHâkimliği 27/9/2016 tarihinde itirazın kesin olarak reddine karar vermiştir.
12. Başvurucu 21/10/2016 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
13. Erzincan Cumhuriyet Başsavcılığının 17/4/2017 tarihliiddianamesi ile başvurucunun silahlı terör örgütü üyesi olma suçunuişlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyle aynı yer ağır ceza mahkemesindekamu davası açılmıştır. İddianamede başvurucunun ByLock programını kullandığıbelirtilmiştir.
14. Erzincan 2. Ağır Ceza Mahkemesi 24/4/2017 tarihindeiddianamenin kabulüne karar vermiş ve E.2017/1 sayılı dosya üzerindenkovuşturma aşaması başlamıştır.
15. Mahkeme 5/7/2017 tarihinde başvurucunun anılan suçtan 7 yıl6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve -hükümle birlikte- tutuklulukhâlinin devamına karar vermiştir. Mahkûmiyet hükmünün gerekçesinde temel olarakbaşvurucunun ByLockkullanıcısı olmasına dayanılmıştır.
16. Başvurucu mahkûmiyet hükmüne karşı istinaf kanun yolunabaşvurmuş olup dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla ErzurumBölge Adliye Mahkemesinde derdesttir.
17. Diğer taraftan başvurucu 23/8/2016 tarihinde görevindenuzaklaştırılmış ve -29/10/2016 tarihi Resmî Gazete'deyayımlanarak yürürlüğe giren- 3/10/2016 tarihli ve 675 sayılı Olağanüstü HalKapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ilekamu görevinden çıkarılmıştır.
IV. İLGİLİ HUKUK
18. İlgili hukuk için bkz. NeslihanAksakal (B. No: 2016/42456, 26/12/2017, §§ 18-25) başvurusu hakkındaverilen karar.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
19. Mahkemenin 27/11/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Gözaltına AlmanınHukuka Aykırı Olduğuna İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
20. Başvurucu, suç işlediğine dair makul şüpheyi doğrulayansomut olgular bulunmadan, keyfî bir şekilde yakalanıp gözaltına alınmasınedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
21. Bakanlık görüşünde 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı CezaMuhakemesi Kanunu'nun 141. maddesinde öngörülmüş olan tazminat davası açılmadanbireysel başvuruda bulunulduğu belirtilmiştir. Bakanlık ayrıca şikâyetin esasbakımından da açıkça dayanaktan olduğu görüşündedir.
22. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında, başvuruformundaki iddialarını tekrar etmiştir.
2. Değerlendirme
23. Bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurulabilmesiiçin olağan kanun yollarının tüketilmiş olması gerekir. Anayasa Mahkemesinebireysel başvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derece mahkemelerincedüzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte bir kanun yoludur (Ayşe Zıraman ve CennetYeşilyurt, B. No: 2012/403, 26/3/2013, §§ 16, 17).
24. Anayasa Mahkemesi, kanunda öngörülen gözaltı süresininaşıldığı veya yakalama ve gözaltına alınmanın hukuka aykırı olduğu ya dagözaltında tutulma süresinin uzun olduğu iddialarına ilişkin olarak bireyselbaşvurunun incelendiği tarih itibarıyla asıl dava sonuçlanmamış da olsa -ilgiliYargıtay içtihatlarına atıf yaparak- 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesindeöngörülen tazminat davası açma imkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukukyolu olduğu sonucuna varmıştır (Hikmet Koparve diğerleri [GK], B. No: 2014/14061, 8/4/2015, §§ 64-72; Gülser Yıldırım (2) [GK], B. No: 2016/40170,16/11/2017, §§ 92-100; Mehmet Hasan Altan(2) [GK], B. No: 2016/23672,11/1/2018, §§ 81-91). Buna göre anılan dava yolunun başvurucunun durumunauygun, telafi kabiliyetini haiz, etkili bir hukuk yolu olduğu ve bu olağanbaşvuru yolu tüketilmeden yapılan bireysel başvurunun incelenmesinin bireyselbaşvurunun ikincillik niteliğiile bağdaşmadığı sonucuna varılmıştır (NeslihanAksakal, §§ 36, 37; Mehmet HasanAltan (2), §§ 90, 91).
25. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun gözaltına alınmasıylailgili olarak yargısal başvuru yollarını tüketmeden bireysel başvuru yaptığıanlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuruyollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemez olduğunakarar verilmesi gerekir.
B. Sulh CezaHâkimliklerinin Doğal Hâkim, Bağımsız ve Tarafsız Hâkim İlkelerine AykırıOlduğuna İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
26. Başvurucu; hakkında tutuklama kararı veren ve bu kararayönelik itirazını reddeden sulh ceza hâkimliklerinin doğal hâkim ilkesineaykırı olduğunu, tarafsız ve bağımsız bir mahkeme niteliğinde bulunmadığınıbelirterek kişi hürriyeti hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
27. Bakanlık görüşünde, sulh ceza hâkimliklerinin kanunlakurulduğu ve mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göreteşkilatlandırıldığı belirtilmiştir.
28. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında bu bölümdekiiddiasına ilişkin olarak ek bir açıklamada bulunmamıştır.
2. Değerlendirme
29. Sulh ceza hâkimliklerinin doğal hâkim güvencesini sağlamadıkları,tarafsız ve bağımsız mahkeme olmadıkları ve tutukluluğa itirazın bu yargımercilerince karara bağlanmasının hürriyetten yoksun bırakılmaya karşı etkilibir itirazda bulunmayı imkânsız hâle getirdiğine ilişkin iddialar AnayasaMahkemesince birçok kararda incelenmiş, bu kararlarda sulh ceza hâkimliklerininyapısal özellikleri dikkate alınarak söz konusu iddiaların açıkça dayanaktanyoksun olduğu sonucuna varılmıştır (diğerleri arasından bkz. Hikmet Kopar ve diğerleri, §§ 101-115; Mehmet Baransu(2), B. No: 2015/7231, 17/5/2016, §§ 64-78, 94-97; Mehmet Hasan Altan (2), §§ 165-172).
30. Somut başvuruda, aynı mahiyetteki iddialara ilişkin olarakanılan kararlarda varılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durumbulunmamaktadır.
31. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun sulh cezahâkimliklerinin doğal hâkim, bağımsız ve tarafsız hâkim ilkelerine aykırıolduğu iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundanbaşvurunun bu kısmının açıkça dayanaktanyoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
C. Tutuklamanın HukukiOlmadığına İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
32. Başvurucu; üzerine atılı suç ile bir ilgisininbulunmadığını, suç işlediğine dair hiçbir delilin olmadığını, buna rağmen keyfîbir şekilde tutuklanmasına karar verildiğini, bu kararda tutuklama nedenlerineilişkin yeterli bir gerekçeye yer verilmediğini, bu durumda tutukluluksüresinin de makul olamayacağını belirterek kişi hürriyeti ve güvenliğihakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
33. Bakanlık görüşünde; ByLock kullanıcısı olduğu ve Bank Asyada hesabının bulunduğu anlaşılan, yurt dışı giriş veçıkış kayıtları mevcut olan başvurucu yönünden suç işlediğine dair kuvvetlinedenlerin bulunmadığı iddiasının yerinde olmadığı ifade edilmiştir.
34. Başvurucu; Bakanlık görüşüne karşı beyanında ByLockuygulamasını kullandığı iddiasını kabul etmediğini, kaldı ki bu uygulamanınkullanımının belirlenmesine ilişkin soruşturma işlemlerinin hukuka uygunolmadığını iddia etmiştir.
2. Değerlendirme
35. Başvurucunun bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın 19.maddesinin üçüncü fıkrası bağlamında, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkıkapsamında incelenmesi gerekir. Öte yandan başvurucu, başvuru formundatutukluluğa ilişkin kararların gerekçesiz olmasına dayanarak süresi ne kadarkısa olursa olsun tutukluluğun makul süreyi aştığını belirtmiş ise de AnayasaMahkemesince, ilk tutuklama kararına ilişkin olağan itiraz kanun yolutüketildikten sonra yapılan bireysel başvuruda Anayasa'nın 19. maddesininüçüncü fıkrası kapsamında tutuklamanın hukukiliği ile sınırlı bir incelemeyapılması gerektiği sonucuna varılmıştır (aynı yöndeki değerlendirme için bkz. Süleyman Bağrıyanık vediğerleri, B. No: 2015/9756, 16/11/2016, § 155).
a. UygulanabilirlikYönünden
36. Anayasa Mahkemesi, olağanüstü yönetim usullerininuygulandığı dönemlerde alınan tedbirlere ilişkin bireysel başvurularıincelerken Anayasa'nın 15. maddesinde ortaya konulan temel hak ve özgürlüklereilişkin güvence rejimini dikkate alacağını belirtmiştir. Buna göre olağanüstübir durumun bulunması ve bunun ilan edilmesinin yanı sıra bireysel başvuruyakonu temel hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden tedbirin olağanüstü durumlabağlantılı olması hâlinde inceleme Anayasa'nın 15. maddesi uyarıncayapılacaktır (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§187-191). Soruşturma mercilerince başvurucuya yöneltilen ve tutuklama tedbirinekonu olan suçlama, başvurucunun darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanma olduğubelirtilen FETÖ/PDY üyesi olduğu iddiasıdır. Anayasa Mahkemesi, anılansuçlamanın olağanüstü hâl ilanını gerekli kılan olaylarla ilgili olduğunudeğerlendirmiştir (Selçuk Özdemir[GK], B. No: 2016/49158, 26/7/2017, § 57).
37. Bu itibarla başvurucu hakkında uygulanan tutuklamatedbirinin hukuki olup olmadığının incelenmesi Anayasa'nın 15. maddesikapsamında yapılacaktır. Bu inceleme sırasında öncelikle başvurucununtutuklanmasının başta Anayasa'nın 13. ve 19. maddeleri olmak üzere diğermaddelerinde yer alan güvencelere aykırı olup olmadığı tespit edilecek;aykırılık saptanması hâlinde ise Anayasa'nın 15. maddesindeki ölçütlerin buaykırılığı meşru kılıp kılmadığı değerlendirilecektir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 193-195, 242;Selçuk Özdemir, § 58).
b. Genel İlkeler
38. Genel ilkeler için NeslihanAksakal (aynı kararda bkz. §§ 47-53) başvurusu hakkında verilenkarara bakılabilir.
c. İlkelerin OlayaUygulanması
39. Başvurucu, darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanma olduğubelirtilen FETÖ/PDY mensubu olduğu iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamındasilahlı terör örgütü üyesi olma suçlamasıyla 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesiuyarınca tutuklanmıştır. Dolayısıyla başvurucu hakkında uygulanan tutuklamatedbirinin kanuni dayanağı bulunmaktadır.
40. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklama tedbirininmeşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden önce tutuklamanınön koşulu olan suçun işlendiğine dairkuvvetli belirti bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.
41. Başvurucu hakkındaki tutuklama kararında, iddianamede vemahkûmiyet kararında başvurucunun FETÖ/PDY üyelerinin kendi aralarındakiiletişimi sağladığı ifade edilen ByLock uygulamasının kullanıcısı olduğubelirtilmiştir (bkz. §§ 11, 14, 16).
42. Anayasa Mahkemesi, ByLock uygulamasının özellikleri gözönüne alındığında kişilerin bu uygulamayıkullanmalarının veya kullanmak üzere elektronik/mobil cihazlarınayüklemelerinin soruşturma makamlarınca FETÖ/PDY ile olan ilgi bakımından birbelirti olarak değerlendirilebileceğini belirtmektedir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 106, 267).Buna göre soruşturma makamlarınca ve tutuklama tedbirine karar verenmahkemelerce FETÖ/PDY üyesi olmakla suçlanan başvurucunun ByLock uygulamasını kullanmasınınsomut olayın koşullarına göre suçun işlendiğine dair kuvvetli belirti olarak kabul edilmesi, anılan programınözellikleri itibarıyla temelsiz ve keyfî bir tutum olarak değerlendirilemez (Selçuk Özdemir, § 74).
43. Diğer taraftan başvurucu hakkında uygulanan tutuklamatedbirinin meşru bir amacının olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Budeğerlendirmede tutuklama kararının verildiği andaki genel koşullar göz ardıedilmemelidir.
44. Anayasa Mahkemesi, darbe teşebbüsü sonrasında teşebbüslebağlantılı veya doğrudan teşebbüsle olmasa da FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlarailişkin soruşturmalarda, delillerin sağlıklı bir şekilde toplanabilmesi vesoruşturmaların güvenlik içinde yürütülebilmesi için tutuklama dışındaki korumatedbirlerinin yetersiz kalmasının söz konusu olabileceğini ifade etmiştir.Mahkeme ayrıca FETÖ/PDY ile bağlantılı kişilerin teşebbüs sırasında veyasonrasında ortaya çıkan kargaşadan yararlanmak suretiyle kaçma imkânının ve budönemde delillere etki edilmesi ihtimalinin normal zamanda işlenen suçlara göreçok daha fazla olduğuna dikkat çekmiştir (AydınYavuz ve diğerleri, §§ 271, 272; SelçukÖzdemir,§§78, 79).
45. Başvurucunun tutuklanmasına karar verilen silahlı terörörgütü üyesi olma suçu, Türk hukuk sistemi içinde ağır cezai yaptırımlaröngörülen suç tipleri arasında olup isnat edilen suça ilişkin olarak kanundaöngörülen cezanın ağırlığı kaçma şüphesine işaret eden durumlardan biridir(aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. HüseyinBurçak, B. No: 2014/474, 3/2/2016, § 61; Devran Duran [GK], B. No: 2014/10405, 25/5/2017, § 66).Ayrıca anılan suç, 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3) numaralı fıkrasındayer alan ve kanun gereği tutuklama nedenivarsayılabilen suçlar arasındadır (Gülser Yıldırım (2),§ 148).
46. Somut olayda Erzincan Sulh Ceza Hâkimliğince başvurucununtutuklanmasına karar verilirken kaçma ve saklanma ihtimalinin bulunmasına,delillerin etkilenmesi ve tanıklar üzerinde baskı yapılması tehlikesine,işlendiği iddia olunan silahlı terör örgütüne üye olma suçuna ilişkin kanunlardaöngörülen yaptırımın ağırlığına ve suçun 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin(3) numaralı fıkrasında yer alan katalog suçlar arasında olmasına dayanıldığıgörülmektedir (bkz. § 11).
47. Dolayısıyla tutuklama kararının verildiği andaki genelkoşullar ve somut olayın yukarıda belirtilen özel koşulları ile Erzincan SulhCeza Hâkimliği tarafından verilen kararın içeriği birlikte değerlendirildiğindebaşvurucu yönünden özellikle kaçma şüphesine ve delillere etki edilmesiihtimaline yönelen tutuklama nedenlerinin olgusal temellerinin olduğusöylenebilir.
48. Başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirinin ölçülü olupolmadığının da belirlenmesi gerekir. Bir tutuklama tedbirinin Anayasa'nın 13.ve 19. maddeleri kapsamında ölçülülüğünün belirlenmesinde somut olayın tümözellikleri dikkate alınmalıdır (Gülser Yıldırım(2), § 151).
49. Anayasa Mahkemesince daha önce de ifade edildiği üzere terörsuçlarının soruşturulması kamu makamlarını ciddi zorluklarla karşı karşıyabırakmaktadır. Bu nedenle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı, adli makamlar vegüvenlik görevlilerinin -özellikle organize olanlar olmak üzere- suçlarla vesuçlulukla etkili bir şekilde mücadelesini aşırı derecede güçleştirmeye nedenolabilecek şekilde yorumlanmamalıdır (aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Süleyman Bağrıyanık vediğerleri, § 214; Devran Duran,§ 64). Özellikle darbe teşebbüsüyle veya FETÖ/PDY ile bağlantılısoruşturmaların kapsamı ve niteliği ile FETÖ/PDY'ninözellikleri (gizlilik, hücre tipi yapılanma, her kurumda örgütlenmiş olma,kendisine kutsallık atfetme, itaat ve teslimiyet temelinde hareket etme gibi)de dikkate alındığında bu soruşturmaların diğer ceza soruşturmalarına göre çokdaha zor ve karmaşık olduğu ortadadır (AydınYavuz ve diğerleri, § 350).
50. Somut olayın yukarıda belirtilen özellikleri dikkatealındığında Erzincan Sulh Ceza Hâkimliğinin isnat edilen suç için öngörülenyaptırımın ağırlığını, işin niteliğini ve önemini de gözönündetutarak başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu, adlikontrol uygulamasının yetersiz kalacağı sonucuna varmasının keyfî ve temelsiz olduğu söylenemez.
51. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklamanın hukukiolmadığı iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundan başvurununbu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
52. Buna göre başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkınatutuklama yoluyla yapılan müdahalenin bu hakka dair Anayasa'da (13. ve 19. maddelerde)yer alan güvencelere aykırılık oluşturmadığı görüldüğünden Anayasa'nın 15.maddesinde yer alan ölçütler yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerekbulunmamaktadır.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Gözaltına almanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyetive güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş olmasınedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Sulh ceza hâkimliklerinin doğal hâkim, bağımsız ve tarafsızhâkim ilkelerine aykırı olması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkınınihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA27/11/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.