TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
YAVUZ GEÇİM BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2018/15011)
Karar Tarihi: 24/2/2021
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Kadir ÖZKAYA
Üyeler
:
Celal Mümtaz AKINCI
M. Emin KUZ
Rıdvan GÜLEÇ
Basri BAĞCI
Raportör
:
Ali KOZAN
Başvurucu
:
Yavuz GEÇİM
Vekili
:
Av. Cengiz BAYENDER
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru, tutukluya babasının cenaze törenine katılmasıve taziyeleri kabul etmesi için izin verilmemesi nedeniyle özel hayata ve ailehayatına saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru 10/5/2018 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik ve esasincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için AdaletBakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.
6. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyandabulunmuştur.
III. OLAY VEOLGULAR
7. Başvuruformu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucu,anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçundan Silivri Kapalı Cezaİnfaz Kurumunda (İnfaz Kurumu) tutuklu olarak bulunmaktadır.
9. Başvurucunun babası rahatsızlığı nedeniyle 23/1/2018tarihinde özel bir hastaneye yatırılmıştır. Hastane tarafından başvurucununbabasının hayati riski olduğuna ilişkin 23/3/2018 tarihli uzmanlık raporu düzenlenmiştir.Bu raporu da ibraz eden başvurucu vekili, İstanbul 28. Ağır Ceza Mahkemesindenbaşvurucunun babasını yoğun bakım ünitesinde ziyaret etmesi için 23/3/2018tarihinde izin talep etmiştir. Mahkeme 29/3/2018 tarihli kararıyla, ilgilimevzuat gereği talep hakkında İnfaz Kurumunun en üst amirinin önerisi veCumhuriyet Başsavcılığının onayı gerektiğini belirtilerek talep ile ilgilikarar verilmesine yer olmadığına, talebin takdir ve ifası için İnfaz Kurumunagönderilmesine hükmetmiştir.
10. Bu arada başvurucu 30/3/2018 tarihinde İnfaz Kurumunabaşvurarak babasının sağlık durumu hakkında bilgi alabilmek için ailesiyletelefonla görüşmek istemiştir. Başvurucu dilekçesinde; babasının hayatitehlikesinin olduğunu ve durumu hakkında bilgi almak için ailesiyle telefonlagörüşmesinin sağlanmasını istediğini, iki dakikalık bir görüşmenin bile yeterliolacağını, bu görüşmenin bir sonraki telefonla görüşme hakkına sayılabileceğiniifade etmiştir. Ayrıca başvurucu, bu talebi kabul edilmezse bir kurumgörevlisinin ailesini aramasını, babasının sağlık durumunun öğrenilerekkendisine bilgi verilmesini talep etmiştir. İnfaz Kurumu yetkilileri, böyle birtelefon görüşmesinin mevzuatta düzenlenmediği ancak telefonla görüşme hakkıkapsamında belirlenen günde görüşme yapabileceği bilgisini başvurucuya sözlüolarak bildirmiştir.
11. Başvurucunun babası 4/4/2018 tarihinde vefatetmiştir. Başvurucunun eşi aynı gün İnfaz Kurumuna başvurarak İstanbul'un Fatihilçesinde 5/4/2018 tarihinde yapılacak cenaze törenine katılması ve taziyelerikabul etmesi için eşine izin verilmesini talep etmiştir. İnfaz Kurumu müdürününönerisi ile Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından güvenlik riskleriyönünden yapılacak araştırma sonucunun olumlu olması şartıyla cenazeye katılmave taziye ziyareti için yol izni hariç 5 saat izin verilmesine kararverilmiştir. Ancak yapılan araştırma sonucu güvenlik yönünden risk tespitedildiği gerekçesiyle başvurucu cenazeye götürülmemiştir.
12. Karar başvurucuya 11/4/2018 tarihinde tebliğedilmiştir.
13. Başvurucu 10/5/2018 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
14. İnfaz Kurumunun başvurucuyla ilgili AnayasaMahkemesine gönderdiği yazı ve ekleri incelendiğinde; İstanbul 28. Ağır CezaMahkemesinin başvurucunun hastanede babasını ziyaret etme talebine ilişkinverdiği karar ve ekinde İnfaz Kurumuna gönderdiği belgelerin içindebaşvurucunun veya başvurucu yakınlarının hasta ziyareti ile ilgili olarakkuruma bir başvurularının olmaması ve başvurucunun babasının sağlık durumunailişkin sağlık kurulu raporunun bulunmaması nedeniyle İnfaz Kurumu tarafındanbir karar alınmadığı belirtilmiştir. Ayrıca sağlık kurulu raporu ilebelgelendirmesi hâlinde hasta ziyareti işlemlerine başlanabileceğinin başvurucuvekiline bildirildiğine ilişkin 30/3/2018 tarihli tutanak ibraz edilmiştir.Bunun yanında başvurucunun ailesiyle telefonla görüşme talebi hakkında, buşekilde telefonla görüşmeye yönelik mevzuatta bir düzenleme olmadığı, telefongörüşme gününde telefon görüşmesi yapılabileceğinin başvurucuya bildirildiğibelirtilmiştir. Yazı ekinde sunulan Silivri Ceza İnfaz Kurumu Sevk TaburKomutanlığı tarafından düzenlenen güvenlik soruşturmasına ilişkin 5/4/2018tarihli tutanakta; cenaze merasiminin yapılacağı caminin kalabalık bir meydandaolması, sokakların dar, binaların iç içe olması nedeniyle başvurucununkaçabileceği şüphesinin bulunduğu ve cenaze olması gözetildiğinde alınacaktedbirlerde olumsuzluk yaşanabileceğinin ifade edildiği görülmüştür.
IV. İLGİLİHUKUK
15. İlgili hukuk için bkz. Rasul Kocatürk [GK], B.No: 2016/8080, 26/12/2019, §§ 13-25; Beşir Doğan, B. No: 2013/2335,15/12/2015, §§ 12-16; Ahmet Çilgin, B. No: 2014/18849, 11/1/2017, §§16-20.
V. İNCELEME VEGEREKÇE
16. Mahkemenin 24/2/2021 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları ve Bakanlık Görüşü
17. Başvurucu; kişinin aile bireylerinin sağlık durumlarıhakkında bilgi alabilmesi, vefattan önce bu kişiyi son kez görüp onunlavedalaşabilmesi ve cenaze törenine katılarak diğer aile bireyleri ile acılarınıpaylaşabilmesinin özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının koruması altındaolduğunu vurgulamıştır. Sağlık durumunun ağır olduğu hastane raporuyla sabitolmasına rağmen babasını ziyaret etme ve babasının sağlık durumunu öğrenmekiçin telefonla görüşme talepleri hususunda idare tarafından durumunhassasiyetine ve aciliyetine uygun karar verilmediğini, anılan taleplerikonusuz kalana yani babası vefat edene kadar ihmalkârlık gösterildiğinibelirtmiştir. Ayrıca cenazeye ve taziyeye katılma talebinin de yeterli gerekçegösterilmeden güvenlik nedeniyle engellendiğini, cenaze törenin yapılacağıyerin güvenlik açısından riskli bölge sayılmasının mümkün olmadığını, bireyselyarar ile güvenlik endişesi arasında adil bir denge kurulmadığını vurgulayaraközel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğini ifade etmiştir.Reddedilen taleplerine ilişkin olarak idari ve yargısal yol mevcut olmadığındandoğrudan bireysel başvuruda bulunduğunu ifade etmiştir. Başvurucu ayrıca diğertutuklu ve hükümlülere cenazeye katılım izni verilirken kendisine tutuklanmasebebinden dolayı farklı muamele yapılmasının eşitlik ilkesine aykırı olduğunubelirtmiştir.
18. Bakanlık görüşünde, hükümlülerin yakınlarının ölümühâlinde güvenlik bakımından sakınca oluşturmaması ve tehlikeli hükümlü olmamasıkoşuluyla ilgili Cumhuriyet başsavcılığı tarafından cenazeye katılma izniverilebildiği, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başvurucuya dagüvenlik açısından sakınca bulunmaması hâlinde cenaze katılma izni verildiğiancak yapılan araştırma sonucunda güvenlik yönünden riskler bulunması sebebiylebaşvurucunun cenazeye katılımının sağlanamayacağına yönelik tutanak tanzimedildiği vurgulanmıştır. Başvurucunun babasını hastanede ziyaret etme talebininreddiyle ilgili olarak ise 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve GüvenlikTedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 116. maddesinin (3) numaralı fıkrasınagöre sağlık kurulu raporuyla belgelendirilmek koşuluyla Kanun'da sayılanyakınlık derecesindeki kişileri ziyaret etmek için izin verilebileceği ancakbaşvurucunun sağlık kurulu raporu değil durum bildirir hekim raporu sunduğu vebaşvurucunun gerekli koşulları yerine getirmediği ifade edilmiş; tüm buhususlar gözönüne alındığında idari ve yargısal makamlar tarafındanbaşvurucunun aile hayatına saygı hakkı ile kamu güvenliği arasında birdeğerlendirme yapılarak devletin takdir yetkisi kapsamında ulaşılmak istenenamaçla orantılı bir denge kurulduğu değerlendirilmesine yer verilmiştir.
19. Başvurucu vekili; Bakanlık görüşüne karşı beyanındabaşvurucunun mevzuat gereği tehlikeli suçlulardan olmadığını, annesinincenazesine tutuklu olduğu için katılamayan başvurucunun babasının cenazesinekatılmasına da somut dayanakları gösterilmeyen güvenlik risklerine dayanılarakizin verilmediğini belirtmiştir. Cenaze töreninin yapılacağı yerde nedengüvenlik önleminin alınamayacağı, yarım saat sürecek bir törende ne gibigüvenlik sorunlarının yaşanacağı belirtilmeyen, genel ifadelere dayalı güvenliksoruşturması tutanağının kabul edilemeyeceğini ifade etmiş; başvurucunun songörevini yerine getirmesinin engellendiğini, bu durumunun aile hayatına saygıhakkına müdahale olarak kabul edilmesi gerektiğini, bireyin menfaatleri ilekamunun menfaatleri arasında adil bir denge kurulmadığını vurgulamıştır. Ayrıcabaşvurucu yoğun bakımda olan babasının devlet hastanesine nakli ile sağlıkkurulu raporu alınamayacağının açık olduğu hususunun da gözetilmesi gerektiğinibelirtmiştir.
B. Değerlendirme
20. Anayasa'nın "Özel hayatın gizliliği"kenar başlıklı 20. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes, özel hayatına ve aile hayatınasaygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatınıngizliliğine dokunulamaz”
21. Anayasa’nın “Ailenin korunması ve çocuk hakları”kenar başlıklı 41. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:
“Aile, Türk toplumunun temelidir veeşler arasında eşitliğe dayanır.
Devlet, ailenin huzur ve refahı ileözellikle ananın ve çocukların korunması ve aile planlamasının öğretimi ileuygulanmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alır, teşkilatı kurar.”
22. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafındanyapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukukitavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,§ 16). Başvurucunun hastane ziyareti ve telefonla görüşme taleplerinin reddineilişkin şikâyetlerinin başvurucunun babasının vefatıyla sonuçlanan on dörtgünlük süreyi kapsadığı dikkate alınarak başvurucunun şikâyetleri bir bütünhâlinde kamu makamlarınca babasının cenaze törenine ve taziye kabulünekatılmasına izin verilmemesine ilişkin iddialar bağlamında incelenmiştir. Bunagöre söz konusu şikâyet Anayasa’nın 20. maddesinde düzenlenen özel hayata veaile hayatına saygı hakkını ilgilendirmekte olup bu çerçevede inceleme yapılmıştır(Beşir Doğan, § 19; Ahmet Çilgin, § 23; Rasul Kocatürk, §34).
1. KabulEdilebilirlik Yönünden
23. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve YargılamaUsulleri Hakkında Kanun’un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarıncabireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurulabilmesi için olağan kanunyollarının tüketilmiş olması gerekir.
24. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği,Anayasa Mahkemesine başvuruda bulunulabilmesi için öncelikle olağan kanunyollarının tüketilmesi zorunludur. Başvurucunun bireysel başvuru konusuşikâyetini öncelikle yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarakiletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve delilleri zamanında bu makamlarasunması, bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özenigöstermiş olması gerekir(İsmail Buğra İşlek, B. No: 2013/1177,26/3/2013, § 17).
25. Başvuru yollarının tüketilmesi gereğinden sözedilebilmesi için öncelikle hukuk sisteminde hakkının ihlal edildiğini iddiaeden kişinin başvurabileceği idari veya yargısal bir hukuki yolun öngörülmüşolması; ayrıca bu yolun iddia edilen ihlalin sonuçlarını giderici, etkili vebaşvurucu açısından makul bir çabayla ulaşılabilir nitelikte olması ve sadecekâğıt üzerinde kalmayıp fiilen de işlerliğe sahip bulunması gerekmektedir.Olmayan bir hukuki yolun tüketilmesi başvurucudan beklenemeyeceği gibi hukukenveya fiilen etkili bulunmayan, ihlalin sonuçlarını düzeltici bir vasıftaşımayan veya aşırı ve olağan olmayan birtakım şeklî koşulların öngörülmesinedeniyle fiilen erişilebilir ve kullanılabilir olmaktan uzaklaşan başvuruyollarının tüketilmesi zorunluluğu bulunmamaktadır (Fatma Yıldırım, B.No: 2014/6577, 16/2/2017, § 39).
26. İzin talebinin reddine ilişkin Başsavcılık kararınakarşı hükümlülerin 16/5/2001 tarihli ve 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu’nun4. ve 5. maddeleri uyarınca infaz hâkimliğine şikâyet yoluyla başvurudabulunmaları mümkündür. Şikâyet başvurularında infaz hâkimliğinin yetkisi; işleminiptaline, faaliyetin durdurulmasına veya ertelenmesine karar vermektenibarettir.
27. Somut olayda başvurucuyla ilgili olarak güvenlikaraştırmasının olumlu çıkması şartıyla cenazeye katılma izninin CumhuriyetBaşsavcılığı tarafından verildiği ancak güvenlik riskleri gerekçesiyle İnfazKurumunun cenazeye ve taziye kabulüne katılmasını engellediğinde, İnfazKurumunun cenazeye katılma talebinin reddine ilişkin işlemine karşıbaşvurucunun teorik olarak infaz hâkimliğine şikâyet hakkına sahip olduğunda tereddütbulunmamaktadır. Ancak başvurucunun babasının kararın başvurucuya tebliğedildiği tarihten yedi gün önce defnedildiği gözetildiğinde infaz hâkimliğinebaşvurmanın cenaze törenine katılımı sağlamayacağı açıktır. Ayrıca infazhâkimliğinin tazminata hükmetme yetkisinin bulunmadığı da dikkate alındığındainfaz hâkimliğine yapılacak şikâyetin başvurucu yönünden etkili bir sonuçdoğurmayacağı değerlendirilmiştir (benzer yöndeki karar için bkz. ResulKocatürk, § 37).
28. Başvurucu taziye kabulüne katılmayı da talepetmiştir. Taziye kabulü ölenin yakınlarının bir araya gelmesine ve ölümnedeniyle duyulan acıyı paylaşarak hafifletmeye imkân sağlayan geleneksel birolgudur. Cenaze defnedildikten hemen sonra başlayan kabulün ne kadar süreceğikonusu yerel kültürle ilgili bir meseledir. Bu açıdan definden yedi gün sonrabaşvurucuya cevap verilmiş olması sebebiyle taziye kabulü imkânının ortadankalkıp kalkmadığı konusunda değerlendirme yapması Anayasa Mahkemesindenbeklenmemelidir. Diğer taraftan infaz hâkimliğinin başvurucunun taziye kabulünekatılmasını temin edecek bir karar vermeyeceğine veya şikâyeti kısa süredekarara bağlamayacağına dair bir veri bulunmamaktadır. Bu nedenle somut olaydainfaz hâkimliğine şikâyet başvurusunun taziye talebi bakımından etkili bir yololmadığı söylenemez (benzer yöndeki değerlendirme için bkz. Rasul Kocatürk,§ 37).
29. Bununla birlikte başvuru yollarının tüketilmesi, çokkatı olarak uygulanması gereken mutlak bir kural değildir. Teorik düzeyde varolan bir başvuru yolunun tüketilmesinin somut olayın koşullarında başvurucuyaaşırı külfet yüklemesi hâlinde bu yolun tüketilmesinin gerekli olmadığına kararverilebilir. Başvurucunun birbirinden bağımsız olmayan defin işlemine katılımile taziye kabulüne katılımı ayırarak birincisi için Anayasa Mahkemesinebireysel başvuruda, ikincisi için ise infaz hâkimliğine şikâyet başvurusundabulunmasının istenmesi başvurucuya aşırı külfet yüklenmesi anlamına gelecektir.Bu nedenle somut olayın şartlarında taziye kabulüne katılma yönünden de infazhâkimliğine şikâyet yolunun tüketilmesinin zorunlu olmadığı değerlendirilmiştir(benzer yöndeki değerlendirme için bkz. Rasul Kocatürk, § 38).
30. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabuledilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığıanlaşılan özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. EsasYönünden
a. MüdahaleninVarlığı
31. Somut olayda tutuklu olan başvurucunun, babasınıncenaze törenine ve taziye kabulüne katılma talebi reddedilmiştir. Dolayısıylaanılan işlemin başvurucunun özel hayata ve aile hayatına saygı gösterilmesihakkına bir müdahale oluşturduğu açıktır (Rasul Kocatürk, §§ 40-42; BeşirDoğan, § 30).
b. Müdahaleninİhlal Oluşturup Oluşturmadığı
32. Anayasa’nın 13. maddesi şöyledir:
“Temel hak ve hürriyetler, özlerinedokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerebağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüneve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine veölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”
33. Yukarıda anılan müdahalenin ihlal oluşturupoluşturmadığının belirlenmesinde Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen ve somutbaşvuruya uygun düşen, kanun tarafından öngörülme, Anayasa’nın ilgilimaddesinde belirtilen nedenlere dayanma, demokratik toplum düzeniningereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşulları yönünden incelemeyapılması gerekir.
i. Kanunilik
34. Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarında yapılandeğerlendirmeler neticesinde yakınlarının vefatı hâlinde hükümlülerin cenazetörenine katılmalarına ve on güne kadar mazeret izni kullanmalarına imkân verenmevzuat hükümlerinin kanunilik ölçütünü karşıladığı sonucuna varılmıştır(Beşir Doğan, §§ 34, 35, Rasul Kocatürk, §§ 45, 46). Somut olaydabu sonuçtan ayrılmayı gerektirecek bir iddia ve tespit bulunmamaktadır.
ii. Meşru Amaç
35. Anayasa Mahkemesi önceki kararında (ResulKocatürk, §§ 47-50) Anayasa’nın 20. maddesinde, özel hayata saygı hakkıiçin herhangi bir sınırlama nedeni öngörülmediğini hatırlattıktan sonra tutukluve hükümlülerin hak ve özgürlüklerinin sınırlandırılmasında Anayasa'nın ilgilimaddelerinde öngörülen sınırlama sebeplerine ek olarak ceza infaz kurumunundisiplinin ve güvenliğinin sağlanmasının da bir sınırlama sebebi teşkiledebileceğini kabul etmiştir.
36. Somut olayda başvurucunun cenazeye götürülmemesigüvenlik riski gerekçesine dayandırılmıştır. Anılan gerekçenin İnfaz Kurumunungüvenliğini sağlamanın yanında kamu düzeni ve güvenliğini sağlama amacınayönelik olduğu bu kapsamda başvurucunun özel ve aile hayatına yapılan müdahaleyönünden meşru bir amaç teşkil ettiği değerlendirilmiştir.
iii. DemokratikToplum Düzeninin Gereklerine Uygun Olma ve Ölçülülük
(1) Genelİlkeler
36. Kanuni dayanağı bulunan ve meşru amaç taşıyanmüdahalenin, ihlal teşkil etmemesi için Anayasa’nın 13. maddesinde yer verilendemokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine de uygun olmasıgerekir.
37. Temel hak ve özgürlüklere yönelik bir müdahalenindemokratik toplum düzeninin gereklerine uygun kabul edilebilmesi için zorunlubir toplumsal ihtiyacı karşılaması ve orantılı olması gerekir. Açıktır ki bubaşlık altındaki değerlendirme, sınırlamanın amacı ile bu amacı gerçekleştirmeküzere başvurulan araç arasındaki ilişki üzerinde temellenen ölçülülükilkesinden bağımsız yapılamaz. Çünkü Anayasa’nın 13. maddesinde demokratiktoplum düzeninin gereklerine aykırı olmama ve ölçülülük ilkesine aykırıolmama biçiminde iki ayrı kritere yer verilmiş olmakla birlikte bu ikikriter bir bütünün parçaları olup aralarında sıkı bir ilişki vardır (FerhatÜstündağ, B. No: 2014/15428, 17/7/2018, § 45; Abuzer Uzun, B. No:2016/61250, 13/6/2019, § 38).
38. Orantılılık ise sınırlamayla ulaşılmak istenen amaçile başvurulan sınırlama tedbiri arasında dengesizlik bulunmamasına işaretetmektedir. Diğer bir ifadeyle orantılılık, bireyin hakkı ile kamununmenfaatleri veya müdahalenin amacı başkalarının haklarını korumak ise diğerbireylerin hak ve menfaatleri arasında adil bir dengenin kurulmasına işaretetmektedir. Dengeleme sonucu müdahalede bulunulan hakkın sahibine terazinindiğer kefesinde bulunan kamu menfaati veya diğer bireylerin menfaatine nazaranaçıkça orantısız bir külfet yüklendiğinin tespiti hâlinde orantılılık ilkesiyönünden bir sorunun varlığından söz edilebilir (Ferhat Üstündağ, § 48; AbuzerUzun, § 39).
39. Çağdaş demokrasiler, temel hak ve özgürlüklerin engeniş ölçüde sağlanıp güvence altına alındığı rejimlerdir. Temel hak veözgürlüklerin özüne dokunup onları büyük ölçüde kısıtlayan veya tümüylekullanılamaz hâle getiren sınırlamaların demokratik toplum düzeniningerekleriyle de bağdaştığı kabul edilemez. Demokratik hukuk devletinin amacıkişilerin hak ve özgürlüklerden en geniş biçimde yararlanmalarını sağlamakolduğundan yasal düzenlemelerde insanı öne çıkaran bir yaklaşımın esas alınmasıgerekir. Bu nedenle getirilen sınırlamaların yalnız ölçüsü değil koşulları,nedeni, yöntemi ve kısıtlamaya karşı öngörülen kanun yolları gibi unsurlarıntamamı demokratik toplum düzeni kavramı içinde değerlendirilmelidir (SerapTortuk, B. No: 2013/9660, 21/1/2015, § 46; Abuzer Uzun, § 40).
40. Anayasa’nın 13. maddesi vasıtasıyla Anayasa’da yeralan tüm temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılması hususunda geçerli olan budenge, özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının sınırlandırılmasında dadikkate alınmalıdır. Özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının sınırlanmasımümkün olmakla beraber sınırlamada öngörülen meşru amaç ile sınırlandırma aracıarasında orantısızlık bulunmamalı, sınırlandırmayla ulaşılabilecek yarar iletemel hak ve özgürlüğü sınırlandırılan bireyin kaybı arasında adil bir dengekurulmasına özen gösterilmelidir. Bu noktada belirtilen ölçütlere riayetle birsınırlandırma yapılıp yapılmadığının tespiti için müdahale teşkil ettiği, özelhayata ve aile hayatına saygı hakkını ihlal ettiği iddia edilen önlemintemelini oluşturan meşru amaç karşısında bireye düşen fedakârlığın ağırlığınındikkate alınması ve genel yarar ile temel hak ve özgürlüğü sınırlandırılanbireyin kaybı arasında adil bir dengenin kurulup kurulmadığının belirlenmesigerekmektedir (Beşir Doğan, § 40; Ahmet Çilgin, § 47).
41. Anayasa’nın 19. maddesi gereği hükümlü vetutukluların özel ve aile hayatına birtakım sınırlamaların getirilmiş olması,hukuka uygun olarak ceza infaz kurumunda tutulmanın kaçınılmaz ve doğal birsonucudur. Bu bağlamda idarenin tutuklu ve hükümlülerin özel ve aile hayatınamüdahale konusunda takdir yetkisinin daha geniş olduğu gözetilmelidir. Buradamühim olan ceza infaz kurumunun güvenliğinin sağlanması amacı ile hükümlününözel ve aile hayatına saygı gösterilmesi hakkı arasında adil bir dengeninsağlanmış olmasıdır (Mehmet Koray Eryaşa, B. No: 2013/6693,16/4/2015, §89; Ahmet Çilgin, § 32).
42. Ölüm, insan hayatında karşılaşılan acı olaylardanbiridir. Birçok kültürde ölen kimsenin tanıdıkları bir araya gelerek ölümnedeniyle duyulan acı ve üzüntüyü paylaşır. Ölenin geride kalan aile bireyleriziyaret edilerek kendilerine maddi ve manevi destekte bulunulur. Şüphesiz buacıyı ölüm anından itibaren en yoğun derecede yaşayan ve desteğe en çok ihtiyaçduyanlar aile bireyleridir. Bu nedenle ölenin aile bireylerine taziyeziyaretinde bulunulması, aile bireylerinin de taziyeleri kabulü kültürümüzdeönemli bir yer tutmaktadır. Kanun koyucu bu insani düşünceden ve kültürelolgulardan hareketle 5275 sayılı Kanun'da yakınlarının ölümü hâlinde hükümlüyemazeret izni verilmesini düzenlemiştir. Kanun'daki izin süreleri gözetildiğindekanun koyucunun iznin kapsamını sadece defin işlemi ile sınırlı tutmadığı,definden sonra yapılan taziye ziyaretlerini kabul etmeye ve aile bireylerininbir arada kalarak birbirlerine destek olmalarına imkân tanımayı da amaçladığıkabul edilmelidir. Buna göre cenazeye katılma talebinin taziye kabulüylebirlikte ele alınması gerekmektedir. Bu yorum aynı zamanda aile hayatına saygıhakkının gereklerine de uygun olacaktır (Rasul Kocatürk, § 61)
43. Ülkemiz geleneklerinde cenazenin bekletilmedendefnedildiği, akabinde birkaç gün süreyle taziye kabulünün yapıldığı bilinenbir olgudur. Bu nedenle yakını ölen hükümlünün izin talebinin kamu makamlarıncasüratle harekete geçilerek ve koşullar da dikkate alınarak mümkün olan en kısasürede sonuçlandırılması önem arz etmektedir. Ayrıca talebin karşılanmasındakamu makamlarının kendilerinden beklenen özeni göstermeleri gerekmektedir.Talebin karşılanması imkân dâhilinde görülmezse bu duruma ilişkin zorunlulukhâllerinin ve güvenlik risklerinin somut olgu ve olaylara dayalı olarakaçıklanması gerekir (Rasul Kocatürk, § 62).
44. Tüm bu ilkeler dikkate alınarak başvuru konusu olaybakımından müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygunolup olmadığı incelenirken derece mahkemelerinin kararlarında ortaya konulangerekçeler değerlendirilmeli ve müdahaleyi doğuran gerekçelerin inandırıcı birşekilde ortaya konulup konulmadığına ve müdahalenin ölçülülük ilkesineuygun olup olmadığına bakılmalıdır (Beşir Doğan, § 44; RasulKocatürk, § 57).
(2) Genelİlkelerin Somut Olaya Uygulanması
45. 5275 sayılı Kanun'un 94. maddesinde; yakınlarınınölümü hâlinde (1) numaralı fıkrasının (a) bendinde sayılanlara on güne kadar,(2) numaralı fıkrasının (a) bendinde sayılanlara ise iki güne kadar cenazeyekatılmaları için mazeret izni verilebileceği düzenlenmiştir. Böylecehükümlülere yakınlarının ölümü hâlinde cenazeye katılma, taziyeleri kabul etmeve ailelerine destek olma imkânı tanınmıştır. Bu imkândan yararlanmak mutlakolmayıp şartların bulunması hâline ve kamu makamlarının yapacakları değerlendirmesonucu uygun bulmalarına bağlı kılınmıştır (Rasul Kocatürk, § 58).
46. Başvurucu öncelikle hastanede yoğun bakımda tedavigören babasını görmek ve sağlık durumu ile ilgili bilgi almak için İnfaz Kurumuve yargılamasının sürdüğü mahkemeye başvurmak suretiyle girişimlerdebulunmuştur. Başvurucunun babasının hayati riskinin olduğu yönündeki üç kişilikuzman raporunun ve hastane ziyareti izin talebinin mahkeme kanalıyla İnfazKurumuna bildirildiği ancak İnfaz Kurumunun -kuruma hitaben ayrıca başvuruyapılmadığından bahisle- talebi değerlendirmediği görülmüştür. Ayrıcabaşvurucunun babasının sağlık durumunu öğrenmek için ailesiyle telefonlagörüşme talebi somut olayın koşulları ve aciliyeti gözetilmeden, daha öncebelirlenen haftalık telefonla görüşme gününde görüşme yapılabileceğibildirilerek reddedilmiştir. Bu durumda babasının sağlık durumunu gösteriruzman raporuna rağmen başvurucunun babasıyla son kez görüşme ve onun sağlıkdurumuyla ilgili bilgi alma yönündeki ısrarlı taleplerini İnfaz Kurumunundurumun aciliyetine ve ciddiyetine uygun değerlendirdiği dolayısıyla ailehayatına saygı hakkı bağlamında özenli davrandığı söylenemez.
47. Öte yandan tüm girişimlerine rağmen sonuç alamayanbaşvurucu, cenaze törenine katılmak ve taziyeleri kabul etmek için izin talepetmiştir. Başvurucu, cenaze merasiminin yapılacağı yer ile ilgili güvenlikrisklerinin mevcut olduğu gerekçesiyle cenaze törenine götürülmemiş ancaktaziyeye katılma talebiyle ilgili güvenlik araştırması yapılmamış ve birgerekçe sunulmamıştır. Bununla birlikte Başsavcılık, başvurucu ile ilgiliöngörülen güvenlik risklerini ilişkilendirip açıklayabilmiş, başvurucununcenaze merasimine ve sonrasında taziyeye katılabilmesi için durumungerektirdiği özeni gösterdiğini, güvenliğin sağlanması için alternatif çözümlerdenediğini ortaya koyabilmiş değildir.
48. Bu nedenle başvurucunun taleplerinin durumungerektirdiği hassasiyete ve özene uygun sonuçlandırıldığını, ayrıca Başsavcılıkkararında gösterilen gerekçenin başvurucunun çıkarları ile toplumun çıkarlarıarasında adil denge kurulmasına yönelik ikna edici, ilgili ve yeterli unsurlarıtaşıdığı söylenemez. Başvurucunun babasını ziyaret ederek veya telefonlagörüşerek babasıyla vedalaşma, cenazeye ve taziye kabulüne katılarak ailesinedestek olma imkânından yoksun kalmasında kamu makamlarının somut olayın önemineve aciliyetine uygun karar almamasının ve güvenlikle ilgili gerekliorganizasyonu oluşturamamasının etkili olduğu gözetildiğinde özel hayata veaile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır.
49. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 20. maddesindegüvence altına alınan özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ihlaledildiğine karar verilmesi gerekir.
Rıdvan GÜLEÇ ve Basri BAĞCI bu görüşe katılmamışlardır.
3. 6216 SayılıKanun'un 50. Maddesi Yönünden
50. 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda,başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlalkararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyapılması gerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkemekararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yenidenyargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılamayapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminatahükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlalkararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünsedosya üzerinden karar verir.”
51. Başvurucu ihlalin tespit edilmesini istemiş ve 30.000TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
52. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan ([GK], B.No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasılortadan kaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir. Anayasa Mahkemesidiğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerinegetirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamınageleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına işaretetmiştir (Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).
53. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlaledildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâlegetirmenin, yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun içinise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadankaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararlarıngiderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınmasıgerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).
54. İncelenen başvuruda başvurucunun taleplerinin İnfazKurumu tarafından somut olayın koşulları gözetilerek karşılanmaması veBaşsavcılık tarafından verilen kararın yeterli bir gerekçeye dayandırılmamasınedeniyle özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği sonucunaulaşılmıştır. Dolayısıyla ihlalin İnfaz Kurumu ve Başsavcılık kararlarındankaynaklandığı anlaşılmaktadır.
55. Cenaze töreni ve taziye kabulünün üzerinden geçenzaman dilimi dikkate alındığında bu aşamada Başsavcılık tarafından yeniden birkarar alınmasında yarar görülmemiştir.
56. Öte yandan somut olayda ihlalin tespit edilmesininbaşvurucunun uğradığı zararların giderilmesi bakımından yetersiz kalacağıaçıktır. Dolayısıyla eski hâle getirme kuralı çerçevesinde ihlalin bütünsonuçlarıyla ortadan kaldırılabilmesi için özel hayata ve aile hayatına saygıhakkının ihlali nedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevizararları karşılığında başvurucuya net 8.100 TL manevi tazminat ödenmesinekarar verilmesi gerekir.
57. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 294,70 TL harç ve3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.894,70 TL yargılama giderininbaşvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ihlaledildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,
B. Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan özelhayata ve aile hayatına saygı hakkının İHLAL EDİLDİĞİNERıdvan GÜLEÇ ve BasriBAĞCI'nın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
C. Başvurucuya net 8.100 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,
D. 294,70 TL harç ve 3.600 TL vekâlet ücretinden oluşantoplam 3.894,70 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,
E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucununHazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içindeyapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihtenödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin bilgi için Bakırköy CumhuriyetBaşsavcılığına (E.2018/7102) GÖNDERİLMESİNE,
G. Kararın bir örneğinin bilgi için Adalet BakanlığınaGÖNDERİLMESİNE 24/2/2021tarihinde karar verildi.
KARŞIOY
Başvurucu tutuklu olarak bulunduğu ceza infaz kurumundan23/03/2018 ilâ 05/04/2018 tarihleri arasında verdiği veya kendi adına verilendilekçelerle muhtelif taleplerde bulunmuştur.
İlk olarak 23/03/2018 tarihli dilekçe ile ağır hasta olanbabasını ziyaret için izin talep etmiştir. İstanbul 18. Ağır Ceza Mahkemesitarafından; söz konusu talebin karşılanmasının ceza infaz kurumunun en üstamiri tarafından öneride bulunulması ve Cumhuriyet Başsavcılığının onayıgerektiğine işaret edilmek suretiyle konu ceza infaz kurumuna iletilmiştir.Hastalık mazeret izni için 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazıHakkında Kanunun 116/3. maddesi hükmü çerçevesinde gerekli olmasına rağmenbaşvurucu tarafından sağlık kurulu raporu da ilgili makamlara tevdiedilmemiştir.
Başvurucunun ikinci talebi 30/03/2018 tarihinde babasınınsağlık durumunu öğrenebilmek için telefonla görüşmesi yapmak veya bir kurumgörevlisinin kendi adına babasının durumunu öğrenmesi hususunda olmuştur.Mevzuatta yeri bulunmadığı gerekçe gösterilerek bu talebi de sözlü olarak reddedilmiştir.
Başvurucunun üçüncü ve son talebi de 04/04/2018 tarihindevefat eden babasının cenaze merasimine ve taziyesine katılmaya ilişkinolmuştur. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı söz konusu talebi kabul etmeksuretiyle ilgiliye “güvenlik açısından bir sakınca bulunmaması koşuluyla” beşsaat süreyle cenazeye katılım izni vermiştir. Ancak kolluk tarafından cenazenamazının kılınacağı mekanın konumu gerekçe gösterilmek suretiyle güvenlikönlemi alınamayacağı ifade edildiğinden söz konusu iznin kullandırılması damümkün olmamıştır.
Çoğunluk tarafından, başvurucunun 23/03/2018 tarihindeyaptığı ilk talebiyle başlayan ve babasının ölümü ile alakalı olarak yaptığı05/04/2018 tarihli son talebine kadar ki tüm süreç bir bütün olarakdeğerlendirilerek ihlal sonucuna ulaşılmıştır.
Konu irdelenirken olayın niteliği gereği başvuruyollarının tüketilmesinin beklenemeyeceği yönünde bir kanaate dayanılmaksuretiyle kabul edilebilirlik kararı verilmiştir.
4675 sayılı İnfaz Hakimliği Kanununun 4 ve 5. maddeleri,tutukluların dışarıyla olan ilişkileri konusunda verilecek kararlar ileyapılacak işlem ve eylemleri değerlendirme noktasında infaz hakimini görevlikılmaktadır.
Anayasa Mahkemesi, infaz hakimliğini etkin bir kanun yoluolarak görmek suretiyle bireysel başvuru öncesi tüketilmesi gerektiğine işaretetmektedir (Ahmet Hakan Akfırat 2013/7239 01/12/2015). İncelemeye konu bireyselbaşvuruda ise çoğunluk, başvurucudan bunun beklenmesinin aşırı bir külfetgetireceğine işaret etmektedir.
Başvurucunun; cenaze merasimine katılım dışındakitalepleri (ağır hasta olan yakınını ziyaret etmek, telefonla görüştürülmek veyabilgi almak, ölen yakınının taziyesine katılmak) nitelikleri gereği 4675 sayılıİnfaz Hakimliği Kanununun 4 ve 5. maddeleri gereğince infaz hâkimi nezdindeşikâyet konusu yapılabilecek ve sonuç alınabilecek hususlardır. Buna rağmenbaşvurucu talep ettiği izinlerin hiçbiri açısından bu yolun tüketilmesineteveccüh etmemiştir.
Bu bağlamda cenaze merasimine katılım hususu dışındakidiğer talepler açısından etkin bir başvuru yolu olan infaz hakimliğine şikâyetyolunun tüketilmesi gerekliliğinin gözardı edilmesi kabul edilebilirlikaçısından bir noksanlıktır.
Hasta babasını ziyaret etme isteği makam itibariyle cezainfaz kurumu ve Cumhuriyet Başsavcılığı üzerinden talep edilip kararabağlanılması gereken bir konu olmasına rağmen talep hatalı olarak ağır cezamahkemesine nezdinde dile getirilmiştir. Bu talep ağır ceza mahkemesitarafından yetkili makama resen iletilmiştir.
Hasta ziyaret talebi noktasında sağlık kurulu raporununsunulması yasal bir gereklilik olmasına rağmen bunun ikmali noktasında dahiçbir girişimde bulunulmamıştır. 5275 sayılı Kanunun 116/3. maddesinde veHükümlü ve Tutukluların Yakınlarının Ölümü veya Hastalığı NedeniyleVerilebilecek Mazeret İzinlerine Dair Yönetmelik içeriğinde bu raporun devlethastanelerince düzenleneceği yönünde bir hüküm bulunmamasına rağmen hastanınözel hastanede bulunması ve devlet hastanesine sevk imkânı olmadığı gerekçegösterilerek bu gerekliliğin yerine getirilmesinden imtina edilmiştir.
Yukarıda da ifade edildiği gibi zaman itibariyle en kısasürede karar verilmesi gereken talep cenaze merasimine katılmaya ilişkin istekolmakla birlikte, ilgili Cumhuriyet Başsavcılığı bu talebin kabulü noktasındairade ortaya koymasına rağmen iznin gereği güvenlik gerekçesiyle yerinegetirilememiştir. Güvenlik sorununa rağmen istemin yerine getirilmesinibeklemek ilgili makamlara gereğinden fazla sorumluluk yüklemek manasınagelebilecektir.
Cenaze merasimine katılma imkânı verilmemesine rağmenilgilinin taziyeye iştirakinin sağlanması gerekliliği de çoğunluk tarafındanayrı bir unsur olarak değerlendirilmektedir. Çoğunluk bu noktaya ilişkindeğerlendirmesini yaparken bu hususun infaz hakimliği nezdinde değerlendirilmeimkânı bulunduğunu açık bir şekilde kabul etmektedir (28. prg.).
Ayrıca konunun bir bütün olarak değerlendirilmesinedeniyle hangi unsur veya unsurların ikmal edilmesi halinde ihlal sonucunundoğmayacağı çoğunluk görüşünden anlaşılamamaktadır. Her biri ayrı birdeğerlendirme konusu olan ve yerine getirilme şartları farklılık gösterenizinlerin tamamının yerine getirilmesi gibi bir gerekliliğe yol açma ihtimalibulunan bu inceleme yönteminin kurumlara ağır bir yük oluşturma ihtimalibulunmaktadır.
Açıklanan bu gerekçeler doğrultusunda, cenaze merasiminekatılım izni talebi dışındaki hususlar açısından başvuru yollarınıntüketilmemesi nedeniyle müracaat kabul edilemez niteliktedir.
Çok kısa sürede karar verilip infaz edilmesi gerekencenaze merasimine katılım izni konusunda başvuru yollarının tüketilmesininbeklenmemesi makuldür.
Ancak cenazeye katılım izninin kullanılamaması açısındangösterilen “güvenliğin sağlanamayacağı” yönündeki gerekçenin geçersizliğiniortaya koyan kabul edilebilir bir sebebin de bulunmaması nedeniyle hakihlalinin oluşmadığını değerlendirdiğimizden çoğunluğun aksi yönündeki görüşüneiştirak edilmemiştir.
Üye
Rıdvan GÜLEÇ
Üye
Basri BAĞCI