TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
YENİ GÜN HABER AJANSI BASIN VE YAYINCILIK A. Ş. BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2015/6313)
Karar Tarihi: 13/9/2018
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Serruh KALELİ
Hicabi DURSUN
Kadir ÖZKAYA
Raportör Yrd.
:
Derya ATAKUL
Başvurucu
:
Yeni Gün Haber Ajansı Basın ve Yayıncılık A.Ş.
Vekili
:
Av. Tora PEKİN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, ulusal ölçekte yayın yapan bir gazetenin internetsitesinde yer alan bir habere erişimin engellenmesi kararı verilmesinin ifadeve basın özgürlüklerini ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 6/4/2015 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylarözetle şöyledir:
8. Başvurucu, ulusal ölçekte yayımlanan Cumhuriyet gazetesininyayımcısıdır.
9. Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) tarafından Ocak-Mart2007 tarihlerine ait üç aylık faaliyet raporu yayımlanmıştır. Anılan raporun14. sayfasında "ÇözümlemeFaaliyetleri" başlıklı üçüncü bölümünde "... Grubuna dahil ... A. Ş. ile ... A. Ş.'nin borçlarının yeniden yapılandırılmasına yönelik çalışmalardevam etmektedir." bilgisine yer verilmiştir.
10. Bu raporun yayımlanmasının ardından Cumhuriyet gazetesinininternet sitesinde 28/2/2007 tarihinde "...'na Operasyon" başlıklı bir haberyayımlanmıştır. Haber şöyledir:
"Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF),23 milyon YTL borcu olduğu belirtilen ... Grubu'nun, İstanbul, Ankara, İzmir veEdirne'deki 8 adresine eşzamanlı olarak operasyonlar düzenledi. TMSF, borcunödenmemesi halinde haciz konulan malların satılacağını açıkladı."
11. Müşteki, yukarıda yer alan haberin kişilik haklarını ihlalettiğini ileri sürerek 29/12/2014 tarihinde haberin yayımlandığı internetsayfasına erişimin engellenmesi talebinde bulunmuştur. İstanbul 4. Sulh CezaHâkimliği 30/12/2014 tarihinde talebin reddine karar vermiştir.
12. Müştekinin itirazı üzerine İstanbul 5. Sulh Ceza Hâkimliği21/1/2015 tarihinde itirazın kabulü ile haberin içeriğine erişiminengellenmesine kesin olarak karar vermiştir. Kararın gerekçesinde haberiçeriğinin talepte bulunanın itibarını zedeleyici, asılsız ve iftiraniteliğinde olması nedeniyle yayından kaldırılması gerektiği belirtilmiştir.
13. Anılan karar başvurucuya 5/3/2015 tarihinde tebliğedilmiştir. Başvurucu 6/4/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
14. İlgili ulusal ve uluslararası hukuk kuralları için bkz. Ali Kıdık, B.No: 2014/5552, 26/10/2017, §§ 21-29.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
15. Mahkemenin 13/9/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
16. Başvurucu;
i. Erişimi engellenen haberde ticari bir gruba yönelik hacizhakkında bilgi verildiğini, başka herhangi bir bilgi veya yorum bulunmadığınıifade etmiştir.Haberin TMSFraporuna dayandığını ve gerçek olduğunu, erişimin engellenmesini gerektirecekyasal koşulların oluşmadığını, yayın yasağı kararının ölçüsüz olduğunubelirterek ifade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğini,
ii. Derece mahkemeleri tarafından verilen kararların gerekçesizolduğunu belirterek gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğini,
iii. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun268. maddesinin (3) numaralı fıkrasının a bendinde yapılan değişiklik ile sulhceza hâkimlerinin birbirlerinin kararlarına yapılan itirazları incelemeyeyetkili kılındığını, itirazların üst mahkemede değil numara olarak kendisiniizleyen sulh ceza hâkimliğinde karara bağlanmasının Anayasa'nın 36. ve 37.maddelerine aykırı olduğunu ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme
17. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun gerekçeli karar hakkının ihlaledildiğine ilişkin iddiası da ifade ve basın özgürlükleri kapsamındaincelenmiştir.
18. İddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak Anayasa’nın “Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti” kenar başlıklı 26.maddesi ve “Basın hürriyeti” kenarbaşlıklı 28. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:
“(26)Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başınaveya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmimakamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğinide kapsar...
Bu hürriyetlerin kullanılması,...başkalarının şöhret veya haklarının,... korunması ... amaçlarıylasınırlanabilir…
Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetininkullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunla düzenlenir.”
“(28) Basın hürdür, sansür edilemez…
Devlet, basın ve haber alma hürriyetlerinisağlayacak tedbirleri alır.
Basın hürriyetinin sınırlanmasında, Anayasanın26 ve 27 nci maddelerihükümleri uygulanır…”
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
19. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan ifadeve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi gerekir.
Serdar ÖZGÜLDÜR bu görüşe katılmamıştır.
2. Esas Yönünden
a. Müdahalenin Varlığı
20. Ulusal ölçekte yayın yapan gazetenin internet sitesindeyayımlanan habere erişimin engellenmesine karar verilmiştir. Söz konusu Mahkemekararı ile başvurucununifade ve basın özgürlüklerineyönelik bir müdahalede bulunulmuştur.
b. Müdahalenin İhlalOluşturup Oluşturmadığı
21. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesindebelirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçe Anayasa’nın 26. maddesininihlalini teşkil edecektir. Anayasa’nın 13. maddesi şöyledir:
“Temel hak ve hürriyetler, ... yalnızca Anayasanınilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunlasınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... demokratik toplum düzeninin ...gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”
22. Bu sebeple müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülenve somut başvuruya uygun düşen kanunlar tarafından öngörülme, Anayasa’nınilgili maddesinde belirtilen nedenlere dayanma ve demokratik toplum düzeniningereklerine uygunluk koşullarını sağlayıp sağlamadığının belirlenmesi gerekir.
i. Kanunilik
23. Kanunilik ölçütüne ilişkin bir şikâyette bulunulmamıştır.Mevcut başvurunun koşullarında 4/5/2007 tarihli ve 5651 sayılı İnternetOrtamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenenSuçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun'un 9. maddesinin kanunla sınırlama ölçütünü karşıladığısonucuna varılmıştır. .
ii. Meşru Amaç
24. Başvuruya konu habere erişimin engellenmesine ilişkinkararın başkalarının şöhret veya haklarınınkorunmasına yönelik önlemlerin bir parçası olduğu ve meşru bir amaçtaşıdığı sonucuna ulaşılmıştır.
iii. Demokratik Toplum DüzenininGereklerine Uygunluk
(1) Genelİlkeler
25. Somut olaya uygulanan genel ilkelerin geniş anlatımı içinAnayasa Mahkemesinin Ali Kıdık(§§ 41-67) kararına bakılabilir.
(2) 5651Sayılı Kanun'un 9. Maddesine Dayanan Erişimin Engellenmesi Kararı Hakkında BazıTespitler
26. Anayasa Mahkemesi, Ali Kıdık kararında 5651 sayılı Kanun ile getirilen içeriğin yayındançıkarılması ve yayına erişimin engellenmesi kararlarına yönelik usulü ayrıntılıbir şekilde incelemiştir (Ali Kıdık, §§ 55-63). Mahkemeye göre bu usul, kanunkoyucunun internet ortamında işlenen suçlarla mücadelenin daha etkinyapılabilmesi, özel hayatın ve kişilik haklarının hızlı ve etkili bir şekildekorunması ihtiyacı nedeniyle öngördüğü özel ve hızlı sonuç alınabilecek birkoruma tedbiri kararıdır; dolayısıyla istisnai bir yoldur(Ali Kıdık, §55).
27. Anayasa Mahkemesi başvuruya konu internet yayınına erişiminengellenmesi tedbirinin alınmasını ancak bir görünüşte haklılık veya ilkbakışta (primafacia) haklılık varsa meşru kabul etmekte ve bu usulün ancakinternet yayınının kişilik haklarını apaçık bir şekilde ihlal ettiğinin dahailk bakışta anlaşıldığı durumlarda işletilebileceğini belirtmektedir. AnayasaMahkemesine göre bir kimsenin çıplak resimlerinin veya video görüntülerininyayımlanması gibi kişilik haklarının ihlal edildiğinin daha ileri bir incelemeyapılmaya gerek olmaksızın ilk bakışta anlaşılabildiği hâllerde 5651 sayılıKanun'un 9. maddesinde öngörülmüş olan istisnai usul işletilebilir (Ali Kıdık, §§62, 63).
(3) Şerefve İtibara Yapılan Müdahalelerde Başvurulabilecek Diğer Hukuki Yollar
28. Anayasa Mahkemesi, Ali Kıdık kararında 5651 sayılı Kanun'un 9.maddesine göre ortada ilk bakışta ihlal bulunmayan hâllerde kişilik haklarınınkorunması için genel hukuk ve ceza yollarına başvurulması gerektiği sonucunaulaşmıştır (Ali Kıdık,§§ 66, 67).
(4) Genelİlkelerin Somut Olaya Uygulanması
29. Somut olayda erişimin engellenmesine karar verilen haber28/2/2007 tarihinde gazetenin internet sitesinde yayımlanmıştır. Haber;müştekinin yüksek miktarda borcunun bulunduğuna, bu borcun ödenmemesi hâlindeTMSF tarafından başvurucunun haciz konulan mallarının satılacağına yönelikiddiadan ibarettir. Başvurucu, anılan haberin TMSF tarafından yayımlananOcak-Mart 2007 tarihlerine ait üç aylık faaliyet raporuna dayanılarakyapıldığını belirtmiştir.
30. Müşteki 28/2/2007 tarihinde yayımlanan bu haber nedeniyleitibarının zedelendiğini ileri sürerek 29/12/2014 tarihinde internet içeriğine erişiminengellenmesi talebinde bulunmuştur. İstanbul 4. Sulh Ceza Hâkimliği müştekinintalebini reddetmiş ancak müştekinin bu karara yaptığı itiraz İstanbul 5. SulhCeza Hâkimliği tarafından kabul edilmiştir. Mahkeme, itirazın kabulününgerekçesi olarak haberin müştekinin itibarını zedeleyici, asılsız ve iftiraniteliğinde olmasını göstermiş; daha ileri bir değerlendirmede bulunmamıştır.
31. Çelişmesiz bir dava sonucunda yayın içeriğine erişiminengellenmesi kararı verebilmenin ancak hukuka aykırılığın ve kişilik haklarınamüdahalenin ilk bakışta anlaşılacak kadar belirgin olduğu ve zararın süratlegiderilmesinin zaruri olduğu hâllerde mümkün olduğu hatırlanmalıdır (bkz. §27). Buna karşın somut olayda ilk derece mahkemesi,yayımlanmasınınüzerinden yaklaşık sekiz yıl geçen haber ile şeref ve itibara yapıldığı ilerisürülen saldırının çelişmeli bir yargılama yapılmadan, gecikmeksizin ve süratlebertaraf edilmesi ihtiyacını ortaya koyabilmiş değildir. Haber içeriğininincelenmesinden de 5651 sayılı Kanun'un 9. maddesine göre içeriğe erişiminengellenmesi tedbirinin uygulanmasını gerektirecek ağırlıkta bir durumbulunmadığı görülmektedir.
32. İnternet mecralarında yer alan fikir ve kanaat açıklamalarınedeniyle bireylerin şeref ve itibar hakkına hukuka aykırı olarakgerçekleştirilen müdahalelerde mağdurun asıl gayesinin zararının telafiedilmesi olduğu nazara alındığında özellikle somut başvuruya konu benzeruyuşmazlıklar açısından koşullara göre diğer ceza veya hukuk yollarının dahayüksek başarı şansı sunabilecek, kullanılabilir ve etkili başvuru yollarıolduğu anlaşılmaktadır. Dahası müşteki, açacağı çelişmeli bir hukuk davasındaiçeriğe erişimin engellenmesi talebini ileri sürme imkânına da her zamansahiptir (Ali Kıdık,§ 86).
33. Sonuç olarak başvurunun bütün koşulları gözönündetutulduğunda 5651 sayılı Kanun'un 9. maddesi uyarınca çelişmeli bir yargılamaolmaksızın süresiz olarak etki gösteren tedbir mahiyetinde internete erişiminengellenmesi kararı verilmesi için gösterilen gerekçeler ilgili ve yeterlikabul edilemez.
34. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 26. maddesinde güvencealtına alınan ifade özgürlüğünün ve Anayasa'nın 28. maddesinde güvence altınaalınan basın özgürlüğünün ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
35. Başvurucu, sulh ceza hâkimliği tarafından verilen erişiminengellenmesi kararına itirazın üst mahkemede değil numara olarak kendisiniizleyen sulh ceza hâkimliğinde karara bağlanmasının Anayasa'nın 36. ve 37.maddelerine aykırı olduğunu iddia etmişse de başvurucunun ifade ve basınözgürlüklerinin ihlal edildiği yönünde yukarıda yer verilen tespitler ışığındaanılan iddiasının bu aşamada değerlendirilmesine gerek görülmemiştir.
Serdar ÖZGÜLDÜR bu görüşe katılmamıştır.
3. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
36. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)numaralı fıkraları şöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığıihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir.”
37. Anayasa MahkemesininMehmet Doğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında, ihlalsonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesihususunda genel ilkeler belirlenmiştir.
38. Mehmet Doğankararında özetle uygun giderim yolunun belirlenebilmesi açısından öncelikleihlalin kaynağının belirlenmesi gerektiği vurgulanmıştır. Buna göre ihlalinmahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin(2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca kural olarak ihlalive sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapılmak üzere kararınbir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmedilir (Mehmet Doğan, §§ 57-58).
39. Mehmet Doğankararında Anayasa Mahkemesi, yeniden yargılama yapmakla görevli derecemahkemelerinin yükümlülüklerine ve ihlalin sonuçlarını gidermek amacıyla derecemahkemelerince yapılması gerekenlere ilişkin açıklamalarda bulunmuştur. Bunagöre Anayasa Mahkemesinin tespit edilen ihlalin giderilmesi amacıyla yenidenyargılama yapılmasına hükmettiği hâllerde ilgili usul kanunlarında düzenlenenyargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak yargılamanın yenilenmesisebebinin varlığının kabulü ve önceki kararın kaldırılması hususunda derecemahkemesinin herhangi bir takdir yetkisi bulunmamaktadır. Zira ihlal kararıverilen hâllerde yargılamanın yenilenmesinin gerekliliği hususundaki takdirderece mahkemelerine değil ihlalin varlığını tespit eden Anayasa Mahkemesinebırakılmıştır. Derece mahkemesi Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirttiğidoğrultuda ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yapmaklayükümlüdür (Mehmet Doğan, § 59).
40. Bu bağlamda derece mahkemesinin öncelikle yapması gerekenşey, bir temel hak veya özgürlüğü ihlal ettiği veya idari makamlar tarafındanbir temel hak veya özgürlüğe yönelik olarak gerçekleştirilen ihlaligideremediği tespit edilen önceki kararını kaldırmaktır. Derece mahkemesi,kararın kaldırılmasından sonraki aşamada ise Anayasa Mahkemesi kararında tespitedilen ihlalin sonuçlarını gidermek için gereken işlemleri yapmak durumundadır.Bu çerçevede ihlal, yargılama sırasında gerçekleştirilen usule ilişkin birişlemden veya yerine getirilmeyen usule ilişkin bir eksiklikten kaynaklanıyorsasöz konusu usul işleminin hak ihlalini giderecek şekilde yeniden (veya dahaönce hiç yapılmamışsa ilk defa) yapılması icap etmektedir. Buna karşılıkihlalin idari işlem veya eylemin kendisinden ya da (derece mahkemesince yapılanveya yapılmayan usul işlemlerinden değil de) derece mahkemesi kararınınsonucundan kaynaklandığının Anayasa Mahkemesi tarafından tespit edildiğihâllerde derece mahkemesinin usule dair herhangi bir işlem yapmadan doğrudanmümkün olduğunca dosya üzerinden önceki kararının aksi yönünde karar vererekihlalin sonuçlarını ortadan kaldırması gerekir (Mehmet Doğan, § 60).
41. Başvurucu, ihlalin tespiti ile manevi tazminat talebindebulunmuştur.
42. Anayasa Mahkemesi başvurucu tarafından yayımlanan haberiniçeriğine erişimin engellenmesine karar verilmesinin demokratik toplumdüzeninin gereklerine uygun düşmediği ve bu nedenle başvurucunun ifade ve basınözgürlüklerinin ihlal edildiği sonucuna varmıştır. Dolayısıyla somut başvurudaihlalin mahkeme kararından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.
43. Bu durumda ifade özgürlüğünün ihlalinin sonuçlarının ortadankaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır.Buna göre yapılacak yeniden yargılama ise 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin(2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasınayöneliktir. Bu kapsamda derece mahkemelerince yapılması gereken iş, öncelikleihlale yol açan mahkeme kararının ortadan kaldırılması ve nihayet ihlalsonucuna uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın birörneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere ilgili mahkemeye gönderilmesinekarar verilmesi gerekir.
44. Diğer taraftan somut olay bağlamında yeniden yargılamayapılmasına karar verilmesi ihlale yol açan yargılama sürecine muhatap olan başvurucununbu sürede uğradığı bütün zararları gidermemektedir. Üstelik ihlalin vesonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasına kararverilmekle birlikte başvurucunun muhatap olduğu yargısal süreç devametmektedir. Dolayısıyla eski hâle getirmekuralı çerçevesinde ihlalin bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırılabilmesi içinifade özgürlüğünün ihlali nedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle ve yenidenyargılama suretiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığındabaşvurucuya net 4.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.
45. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226.90TL harç ve 1.980 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.206,90 TL yargılamagiderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. İfade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğine ilişkiniddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA Serdar ÖZGÜLDÜR'ünkarşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,
B. Anayasa’nın 26. ve 28. maddelerinde güvence altına alınanifade ve basın özgürlüklerinin İHLAL EDİLDİĞİNE Serdar ÖZGÜLDÜR'ünkarşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,
C. Kararın bir örneğinin ihlalin sonuçlarının ortadankaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere İstanbul 5. Sulh CezaHâkimliğine (2015/339 Değişik İş) GÖNDERİLMESİNE,
D. Başvurucuya net 4.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,
E. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226.90TL harç ve 1.980 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.206,90 TL yargılamagiderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine veMaliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihinekadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE13/9/2018 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY GEREKÇESİ
Erişimin engellenmesi kararının salt çekişmesiz bir dava sonucuverilmesinin yasa koyucunun takdir hakkına giren bir konu olduğu, şeref veitibara yönelik saldırıların ivedilikle bertaraf edilmesi ve korumasızkalmaması amacıyla öngörülen bu sistemin tek başına ifade özgürlüğünü (ve/veyabasın özgürlüğünü) ihlâl ettiği varsayımının yarışan haklar arasından birinedaima öncelik tanınması gibi bir sonuca yol açacağı, “… diğer ceza veya hukukyollarının daha yüksek başarı şansı sunabilecek, kullanılabilir ve etkilibaşvuru yolları olduğu…” ve bu nedenle erişimin engellenmesi talebindebulunanın bu yollara başvurabileceği şeklindeki çoğunluk görüşünün, erişimiengellenen yönünden de geçerli olduğu ve öncelikle onun bu hukuki yollarabaşvurması gerektiği, dolayısiyle bu yollaragidilmeden yapılan bireysel başvurunun, başvuru yollarının tüketilmemesinedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerektiği kanaatineulaştığımdan, çoğunluğun aksi yöndeki kararına katılmıyorum.
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR