TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
YILDIRIM GÜVENÇ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2017/32945)
Karar Tarihi: 11/2/2021
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Kadir ÖZKAYA
Üyeler
:
Engin YILDIRIM
Celal Mümtaz AKINCI
M. Emin KUZ
Basri BAĞCI
Raportör
:
Gizem Ceren DEMİR KOŞAR
Başvurucu
:
Yıldırım GÜVENÇ
Vekili
:
Av. Metin ŞENAY
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru, ceza infaz kurumu idaresi tarafındantehlikeli tutuklu statüsü verilen kararda kullanılan ifadeler nedeniylemasumiyet karinesi ile anılan kararla dış dünya ve diğer tutuklu/hükümlülerleilişki kurulmasının belirsiz süre için engellenmesi nedeniyle kötü muameleyasağının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru 25/8/2017 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabuledilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için AdaletBakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.
7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyandabulunmuştur.
III. OLAY VEOLGULAR
8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyleilgili olaylar özetle şöyledir:
9. Başvurucu, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılansoruşturma kapsamında 20/7/2016 tarihinde gözaltına alınmıştır. Ankara 9. SulhCeza Hâkimliğinin 22/7/2016 tarihli kararı ile anayasal düzeni ortadankaldırmaya teşebbüs etme suçu isnadıyla tutuklanmıştır.
10. Başvurucu hakkında Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesindeanayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme, Türkiye Büyük MilletMeclisini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme,Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasınıengellemeye teşebbüs etme ile terör örgütüne üye olma suçlarındancezalandırılması istemiyle 5/4/2017 tarihli iddianame düzenlenmiştir. Yargılamadevam etmektedir.
11. Başvurucu, Sincan 2 No.lu F Tipi Yüksek GüvenlikliKapalı Ceza İnfaz Kurumuna kabulünden sonra 9/9/2016 tarihinde tek kişilikodaya alınmıştır.
12. Sincan 2 No.lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezave İnfaz Kurumu Müdürlüğünün 5/6/2017 tarihli İdare ve Gözlem Kurulu kararıylabaşvurucunun tehlike hâli taşıyan tutuklu statüsüne alınmasına kararverilmiştir. Kararın gerekçesi şöyledir:
"Yukarıda açık kimliği ve infazdurumu yazılı PARALEL YAPI/FETÖ Terör Örgütü mensubu tutuklunun incelenen sicilmüşahade dosyası ve infaz dosyası ile yapılan gözlem ve değerlendirmelerneticesinde;
Tutuklunun kurumumuza kabulünden bu günekadar örgütlü olduğu, örgütünden ayrılmadığı ve örgütlü diğer tutuklular ilebirlikte hareket ettiği,
Adı geçenin 15 Temmuz 2016 tarihindegerçekleştirilen hain darbe girişimi olayının sanıklarından olduğu ve üst düzeyörgüt yöneticisi konumunda yargılamasının devam ettiği,
Örgüt içerisindeki hiyerarşikkonumlandırma ve tutuklunun cezaevine girmeden önceki görevi ve konumu gözönünde bulundurulduğunda diğer örgüt mensubu tutuklu ve hükümlülere talimatverebilecek durumda bulunduğu, devam eden Mahkeme süreçleri takip edildiğindebir yerden talimat almışcasına tüm örgüt mensuplarının aynı ağızdan ortak ifadeverme yönünde çaba içerisinde oldukları değerlendirilmiştir.
5275 Sayılı Ceza ve GüvenlikTedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 24/1.Maddesinde Hükümlüler;
a) İlk defa suç işleyenler, mükerrirler,itiyadî suçlular veya suç işlemeyi meslek edinenler,
b) Aklî ve bedensel durumları nedeniyleveya yaşları itibarıyla özel bir infaz rejimine tâbi tutulması gerekenler,
c) Tehlike hâli taşıyanlar,
d) Terör suçluları,
e) Suç örgütlerine veya çıkar amaçlı suçörgütlerine mensup olan suçlular, gibi gruplara ayrılırlar denilmektedir.
Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazıHakkında Tüzük' ün 76.Maddesi;
Suçun nitelik ve işleniş şekline göre,toplum için ciddi bir tehlike oluşturan veya kurumun güvenlik ve düzenini ihlaledebileceği konusunda delil veya ciddi emareler olan hükümlüler tehlikelihükümlü sayılır. Maddeleri göz önünde bulundurularak;
Tutuklu Yıldırım GÜVENÇ 'nun işlediğiisnat olunan suçun işleniş şekli, niteliğinin toplum içerisinde infialoluşturan bir suç olması, hem kurumun güvenliği ve düzeni hemde tutuklununkendisinin ve diğer tutukluların güvenliğinin sağlanabilmesi amacı ile Tehlikehâli taşıyan tutuklular grubuna dahil edilmesine [karar verilmiştir]."
13. Başvurucunun tehlike hâli taşıyan tutuklu statüsünealınmasından sonra İdare ve Gözlem Kurulu tarafından 6/6/2017 tarihindebaşvurucunun barındırılma koşullarında değişiklik yapılmasına dair yeni birkarar alınmıştır. Kararın gerekçesi şöyledir:
"Yukarıda açık kimliği ve infazdurumu yazılı FETÖ/PDY terör örgütü mensubu tutuklu Yıldırım GÜVENÇ hakkındaKurumumuz İdare ve Gözlem Kurulunun 05/06/2017 tarihli kararı ile 5275 SayılıCeza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 24/1.Maddesinde belirtilen,Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük'ün Tutuklulara uygulanacakhükümler ve yükümlülükleri başlıklı 186.Maddesine atfen Ceza ve GüvenlikTedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük' ün 76.Maddesi gereğince ''işlediği isnatolunan suçun işleniş şekli, niteliğinin toplum içerisinde infial oluşturan birsuç olması, hem kurumun güvenliği ve düzeni hem de tutuklunun kendisinin vediğer tutukluların güvenliğinin sağlanabilmesi amacı ile, özel gözetim vedenetim altında bulundurulmasının gerekli olduğu değerlendirilen tutuklununtehlikeli tutuklu grubuna dahil edildiği anlaşılmıştır.
Tutuklu Yıldırım GÜVENÇ' nun tehlikelitutuklu grubuna dahil edilmesi ve özel gözetim ve denetim altındabulundurulmasının gerekliliği göz önünde bulundurularak, Ceza ve GüvenlikTedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük' ün 40/1-a,b,c,d,g Maddeleri gereğincetedbiren;
1-Havalandırma bahçelerinin günlük Saat:09:30-10:30 saatleri arasında açık bulundurulmasına,
2-Tutuklunun zorunlu haller durumundaodasından çıkartılması durumunda diğer tutuklu ve hükümlüler ilekarşılaştırılmamasına özen gösterilmesi,
3-Kurum içi faaliyetlere (Hastane,mahkeme, berber vb. faaliyetler) çıkarılırken gerekli önlemlerin alınmasıhususunda ilgili birimlere yazı yazılmasına [karar verilmiştir]."
14. Söz konusu kararlara karşı başvurucu 12/6/2017tarihinde Ankara Batı İnfaz Hâkimliğine (İnfaz Hâkimliği) itirazda bulunmuştur.İtiraz dilekçesinde başvurucu; anılan kararlarda kendisinin peşinen örgüt üyesiilan edildiğini, karara gerekçe olarak gösterilen aynı savunmayı yapma gibihususların kendisi için geçerli olmadığını, kararların toplu olarak alındığınıve böyle bir karar alınması için gerekçe bulunmadığını belirtmiştir.
15. İnfaz Hâkimliği 15/6/2017 tarihinde şikâyetin reddinekarar vermiştir. Kararın gerekçesi şöyledir:
"Tutuklunun dilekçesi, İdare veGözlem Kurulu kararı birlikte değerlendirildiğinde; Ülkemizin OHAL durumundaolması, tutuklu hakkında yapılan uygulamanın ceza infaz kurumu kurallarınauygun olduğu, mevzuata aykırı bir uygulamanın veya hukuka aykırılığın sözkonusu olmadığı anlaşılmakla yerinde olmayan şikayetin reddine [karar verilmiştir]."
16. Anılan karara karşı yapılan itiraz, Ankara Batı 2.Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 6/7/2017 tarihinde reddedilmiştir. Kararıngerekçesi şöyledir:
"İncelenen dosya kapsamına göre;Ankara Batı İnfaz Hakimliği’nin 15/06/2017tarih ve 2017/2959 Esas, 2017/3015Karar sayılı kararı usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla, tutuklu YıldırımGüvenç'in ve vekili Av. Metin Şenay ve Av. Aytekin Erol 'un itirazının reddineyönelik aşağıdaki şekilde karar verilmiştir."
17. Bu karar başvurucuya 9/8/2017 tarihinde tebliğedilmiş, başvurucu 25/8/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
18. Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesi 10/5/2018 tarihlibeşinci duruşmada, başvurucunun iddianamede üzerine atılı eylemlerin niteliği,iddianame anlatımı, dosyaya yeni giren HTS kayıtları ve tanıkların dinlenmişolması, suç vasfının sanık lehine değişme ihtimali ile tutuklu kaldığı sürehususlarını dikkate alarak tahliyesine karar vermiştir. Aynı duruşmadabaşvurucu hakkında yurt dışına çıkış yasağı adli kontrol tedbiri uygulanmasınakarar verilmiştir.
19. Anayasa Mahkemesi tarafından başvurucununbarındırılma koşullarına ilişkin olarak Sincan 2 No.lu F Tipi Yüksek GüvenlikliKapalı Ceza İnfaz Kurumundan bilgi edinilmiştir.
IV. İLGİLİHUKUK
A. Ulusal Hukuk
20. 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve GüvenlikTedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un "Hükümlülerin gözlem vesınıflandırılması" kenar başlıklı 23. maddesi şöyledir:
"(1) Hükümlülerin gözlem vesınıflandırılması aşağıdaki esaslara göre yapılır:
a) Hükümlülerin kişisel özellikleri,bedensel, aklî ve sağlık durumları, suç işlemeden önceki yaşamları, sosyalçevre ve ilişkileri, sanat ve meslek faaliyetleri, ahlâkî eğilimleri, suçabakış açıları, hükümlülük süreleri ve suç türleri belirlenerek, durumlarınauygun infaz kurumlarına ayrılmaları ve bunlara göre saptanacak infaz veiyileştirme rejimi; gözlem, inceleme ve değerlendirme yöntemiyle çalışan gözlemve sınıflandırma merkezlerinde veya kapalı ceza infaz kurumlarının bu hizmeteayrılan bölümlerinde yapılır. Hükümlüler, işledikleri suç tiplerine,gösterdikleri eğilimlere, tutum ve davranışları nedeniyle sıkı gözetim vedenetim altında bulundurulmaları gerekip gerekmediğine göre yüksek güvenlikliceza infaz kurumlarına veya normal güvenlikli ceza infaz kurumlarına veya açıkceza infaz kurumlarına gönderilirler.
b) Bu merkezlerde; mümkün olduğuncakriminoloji, penoloji, davranış bilimleri, adalet psikolojisi veya ceza hukukualanında bilgi ve deneyime sahip yöneticiler, psikiyatri uzmanı, hekim, adlîtıp uzmanı, psikolog, pedagog, çocuk gelişimcisi, sosyal çalışmacı, psikolojikdanışman, rehberlik uzmanı ve öğretmen gibi uzman görevliler ile diğer kurumgörevlileri bulundurulur.
c) Kadın, çocuk ve genç hükümlüler ileilgili gözlem ve sınıflandırma, gerekli görülen yer veya bölgelerdeki ayrıgözlem ve sınıflandırma merkezlerinde veya bunların noksanlığı hâlinde kadın,çocuk ve kadın ve erkek gençlik kapalı ceza infaz kurumlarının bu hizmeteayrılan bölümlerinde yerine getirilir.
d) Hükümlülerin gözlemleri, gözlemkurulunca kuruma kabul tarihinden başlayarak tek kişilik odalarda yapılır.Ancak kurumun tek kişilik odası bulunmaması veya kısıtlı sayıda olmasıdurumunda tahsis edilmiş özel bölümlerinde de yapılabilir.
e) Ağırlaştırılmış müebbet hapis vemüebbet hapis cezalarına veya iki yıldan fazla süreli hapis cezasına mahkûmolanlar, haklarında uygulanacak rejimi ve gönderilmeleri gereken infaz kurumunuve bu maksatla kişisel ve sosyal özelliklerini belirlemek için Kanundagösterilen esaslar uyarınca gözleme tâbi tutulurlar. Gözlem süresi altmış günügeçemez.
f) Hükümlü; kişiliğine, sair hâllerine,suçun işlenmesindeki özelliklere göre gerektiğinde gözleme tâbi tutulmayabilir.
g) Gözlem sonunda, gözlem merkezihükümlüye ait dosyayı görüşü ile birlikte Adalet Bakanlığına gönderir. Gözlemsonucuna göre hükümlünün gönderileceği infaz kurumu Bakanlıkça belirlenir. (Ekcümle: 25/5/2005-5351/2 md.) Ancak, yapılan gözlem ve sınıflandırma sonundaidare ve gözlem kurulunca aynı ceza infaz kurumunda veya o yer CumhuriyetBaşsavcılığına bağlı diğer ceza infaz kurumlarında kalması uygun bulunanhükümlülerin dosyaları Bakanlığa gönderilmez ve cezalarının infazına,bulundukları veya Cumhuriyet Başsavcılığınca gönderilecekleri bağlı ceza infazkurumlarında devam olunur.
(2) (Mülga: 2/7/2018-KHK/700/160 md.)
(3) Kısa süreli hapis cezaları, Kanundagösterilen esaslara göre infaz olunur. (Mülga ikinci cümle: 25/5/2005-5351/2md.)"
21. 5275 sayılı Kanun'un "Hükümlüleringruplandırılması" kenar başlıklı 24. maddesi şöyledir:
"(1) Hükümlüler;
a) İlk defa suç işleyenler, mükerrirler,itiyadî suçlular veya suç işlemeyi meslek edinenler,
b) Aklî ve bedensel durumları nedeniyleveya yaşları itibarıyla özel bir infaz rejimine tâbi tutulması gerekenler,
c) Tehlike hâli taşıyanlar,
d) Terör suçluları,
e) Suç örgütlerine veya çıkar amaçlı suçörgütlerine mensup olan suçlular,
Gibi gruplara ayrılırlar.
(2) Hükümlüler ayrıca yaşları,hükümlülük süreleri ve suç türleri itibarıyla da gruplandırılırlar."
22. 5275 sayılı Kanun'un "Tutuklama kararınınyerine getirildiği kurumlar" kenar başlıklı 111. maddesişöyledir:
"(1) Tutuklular, iç ve dış güvenlikgörevlisi bulunan, firara karşı teknik, mekanik, elektronik veya fizikîengelleri olan, 34 üncü maddede sayılan hâller dışında oda ve koridor kapılarısürekli olarak kapalı tutulan ve yasal zorunluluklar ayrık, dışarıyla irtibatve haberleşme olanağı bulunmayan normal güvenlik esasına dayalı tutukevlerindeveya maddî olanak bulunmadığı hâllerde diğer kapalı ceza infaz kurumlarının buamaca ayrılmış bölümlerinde tutulurlar.
(2) Eylem ve davranışları ile 9 uncumadde kapsamına giren tutuklular, yüksek güvenlikli tutukevlerinde veya bunaolanak bulunmadığı hâllerde yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumlarınıntutuklulara ayrılan bölümlerinde barındırılırlar.
(3) Kadın, çocuk ve gençlik tutukevlerimüstakil olarak kurulabilir. Tutuklular, tutukevlerinde veya maddî olanakbulunmadığı hâllerde kapalı ceza infaz kurumlarının tutuklulara ayrılanbölümlerinde, büyükler, kadınlar, gençler, çocuklar olmak üzere ve suç türleride gözetilerek ayrı yerlerde barındırılırlar."
23. 5275 sayılı Kanun'un "Tutuklularınbarındırılması" kenar başlıklı 113. maddesi şöyledir:
"(1)Tutuklular, maddî olanaklar elverdiğince suç türlerine ve taşıdıkları güvenlikriskine göre ayrı odalarda barındırılırlar. Aralarında husumet bulunanlar ileiştirak hâlinde suç işlemiş olanlar aynı odalarda barındırılmazlar vebirbirleri ile temas etmelerini engelleyecek tedbirler alınır."
24. 5275 sayılı Kanun'un "Tutuklularınhakları" kenar başlıklı 114. maddesi şöyledir:
"(1) Tutuklulardan çalışmalarıistenebilir; ancak, buna mecbur tutulamazlar.
Tutuklular istediklerinde idare,barındırıldıkları odalarda çalışmalarına izin verebilir. Odada çalışma imkânıyoksa, tutukluların iş yerlerinde çalışmalarına da izin verilebilir. Butakdirde kendileri hakkında çalışmakta olan hükümlülere ait rejim uygulanır.
(2) Soruşturma ve kovuşturmaevrelerinde tutuklular, kurumun bu husustaki genel düzenine uymak suretiyleziyaretçi kabul edebilirler. Ancak soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı,kovuşturma evresinde hâkim veya mahkeme, soruşturmanın veya davanın selametibakımından tutuklunun ziyaretçi kabulünü yasaklayabilir veya bu husustakısıtlamalar koyabilir.
(3) Tutukluların yazılı haberleşmeleriile telefonla görüşmeleri, soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı, kovuşturmaevresinde hâkim veya mahkemesince kısıtlanabilir.
(4) Tutuklu, savunması için istediğimüdafii seçmek ve görevlendirmek hakkına sahiptir.
Her dereceden kurum görevlileri buhususta tutukluya tavsiyelerde bulunamaz.
(5) Tutuklunun müdafii ile olanhaberleşmesine ve kurum düzeni çerçevesinde temas ve görüşmelerine hiçbirsuretle engel olunamaz ve kısıtlamalar konulamaz.
(6) Özel kanunda yer alan hükümlersaklıdır. "
25. 5275 sayılı Kanun'un "Kısıtlayıcıönlemler" kenar başlıklı 115. maddesi şöyledir:
"(1) Tehlikeli hâlde bulunan, delilkarartma tehlikesi olan, soruşturmanın amacını veya tutukevinin güvenliğinitehlikeye düşüren veya suçun tekrarına olanak verecek davranışlarda bulunantutuklulara soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı, kovuşturma evresinde hâkimveya mahkemesince aşağıdaki tedbirler uygulanabilir:
a) Tutuklunun tek başına, sıkı bir rejimaltında muhafaza edilmesi ve kaldığı odanın kamera ile izlenmesi.
b) Belirli süre ile dışarıylailişkisinin, ziyaretçi kabulünün ve telefon görüşmelerinin kısıtlanması.
c) Gerekiyorsa kendisine veyabaşkalarına zarar vermesini önleyici biçimde hazırlanmış özel bir odadabarındırılması ve kaldığı odanın kamera ile izlenmesi.
d) Saldırganlık göstermesi hâlindebelirli süreyle kelepçelenmesi veya hareketlerinin engellenmesi.
e) Yüksek güvenlikli bir kurumanakledilmesi."
26. 5275 sayılı Kanun'un "Tutuklularınyükümlülükleri" kenar başlıklı 116. maddesi şöyledir:
"(1) Bu Kanunun; yüksek güvenliklikapalı ceza infaz kurumları, hapis cezasının infazının hastalık nedeni ileertelenmesi, kuruma alınma ve kayıt işlemleri, hükümlüler ile yakınları veilgililerin bilgilendirilmesi, cezayı çekme, güvenlik ve iyileştirme programınave sağlığın korunması kurallarına uyma, bina ve eşyaların korunması, kapılarınaçılmaması ve temasın önlenmesi, oda ve eklentilerinde bulundurulabilecekkişisel eşyalar, arama, disiplin cezalarının niteliği ve uygulanma koşulları,kınama, bazı etkinliklere katılmaktan alıkoyma, ücret karşılığı çalışılan iştenyoksun bırakma, haberleşme veya iletişim araçlarından yoksun bırakma veyakısıtlama, ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma, hücreye koyma, çocuk hükümlülerhakkında uygulanabilecek disiplin tedbirleri ve cezaları, disiplinsoruşturması, disiplin cezasını gerektiren eylemlerin tekrarı, disiplincezalarının infazı ve kaldırılması, yönetim tarafından alınabilecek tedbirler,zorlayıcı araçların kullanılması, ödüllendirme, şikâyet ve itiraz, nakiller,disiplin nedeniyle nakil, zorunlu nedenlerle nakil, hastalık nedeniyle nakil,nakillerde alınacak tedbirler, avukat ve noterle görüşme hakkı, kültür ve sanatetkinliklerine katılma, ifade özgürlüğü, kütüphaneden yararlanma, süreli veyasüresiz yayınlardan yararlanma hakkı, telefonla haberleşme hakkı, radyo,televizyon yayınları ile internet olanaklarından yararlanma hakkı, mektup, faksve telgrafları alma ve gönderme hakkı, bu Kanunda sayılan günlerde dışarıdangönderilen hediyeyi kabul etme hakkı, din ve vicdan özgürlüğü, muayene vetedavi istekleri, hükümlülerin beslenmesi, iyileştirme programlarının belirlenmesi,hükümlülerin sayısı ve uygulanacak güvenlik tedbirleri, eğitim programları,öğretimden yararlanma, muayene ve tedavileri, sağlık denetimi, hastaneye sevk,infazı engelleyecek hastalık hâli, kendilerine verilen yiyecek ve içeceklerireddetmeleri, ziyaret, yabancı hükümlüleri ziyaret, ziyaret ve görüşlerdeuygulanacak esaslar, beden eğitimi, kütüphane ve kurslardan yararlanmakonularında 9, 16, 21, 22, 26 ilâ 28, 34 ilâ 53, 55 ilâ 62, 65 ilâ 76 ve 78 ila88 inci maddelerinde düzenlenmiş hükümlerin tutukluluk hâliyle uzlaşırnitelikte olanları tutuklular hakkında da uygulanabilir.
(2) (Ek: 31/3/2011-6217/25 md.;Değişik: 8/8/2011-KHK-650/30 md.; Yeniden düzenleme: 27/6/2013-6494/27 md.)İkinci derece dâhil kan veya kayın hısımlarından birinin ya da eşinin ölümühâlinde, tutukluya, ceza infaz kurumu en üst amirinin önerisi ve Cumhuriyetbaşsavcılığının onayı ile soruşturmanın veya kovuşturmanın selameti ve güvenlikbakımından sakınca oluşturmaması koşuluyla, dış güvenlik görevlisininrefakatinde yol süresi dışında iki güne kadar cenazeye katılması için izinverilebilir.
(3) (Ek: 27/4/2012-6301/2 md.) Ana,baba, eş, kardeş, çocuk ile eşin anne veya babasından birinin yaşamsal tehlikeoluşturacak önemli ve ağır hastalık hâllerinin bulunduğunun sağlık kuruluraporu ile belgelendirilmesi durumunda tutukluya, soruşturmanın veyakovuşturmanın selameti ve güvenlik bakımından sakınca oluşturmaması koşuluyla,ceza infaz kurumu en üst amirinin önerisi ve Cumhuriyet başsavcılığının onayıile dış güvenlik görevlisinin refakatinde yol süresi dışında, bunlardan herbiri için asgari bir ay arayla toplam iki defaya mahsus olmak üzere hastaziyareti amacıyla bir güne kadar izin verilebilir.
(4) (Ek: 27/4/2012-6301/2 md.) (Değişikbirinci cümle: 24/1/2013-6411/12 md.) İkinci ve üçüncü fıkraya göre izinverilen tutuklunun, izin süresi içinde gece konaklaması gerektiği takdirde,kendi evi veya ikinci fıkrada belirtilen bir yakınının evinde, güvenli görülenbaşka bir yerde ya da gidilen yerde bulunan kapalı ceza infaz kurumundakalmasına, güvenlik hususu değerlendirilmek ve gerekli güvenlik tedbirlerialınmak suretiyle, gidilen yerin valisi tarafından karar verilir. Yurt dışınaçıkmasını gerektirmesi durumunda tutukluya, bu madde gereğince izin verilemez.
(5) (Ek: 24/1/2013-6411/12 md.)Dördüncü fıkra ile 94 üncü maddenin ikinci fıkrasının uygulamasına ilişkin usulve esaslar Adalet ve İçişleri bakanlıklarınca müştereken hazırlanacakyönetmelikle belirlenir."
27. 5275 sayılı Kanun'un "Gözlem ve sınıflandırmamerkezleri" kenar başlıklı 13. maddesi şöyledir:
"(1) Hükümlülerin durumlarına uygunkurumlara ayrımı, 23 üncü maddede belirtilen gözlem ve sınıflandırmamerkezlerince yapılır.
(2) Gözlem ve sınıflandırmamerkezlerinin kuruluş, görev, çalışma esas ve usûlleri yönetmeliktegösterilir."
28. 17/6/2005 tarihli ve 25848 sayılı Resmî Gazete'deyayımlanan Gözlem ve Sınıflandırma Merkezleri Yönetmeliği'nin (Yönetmelik)"Gözlem ve sınıflandırma merkezlerinin görev ve yetkileri" kenarbaşlıklı 6. maddesi şöyledir:
"Gözlem ve sınıflandırma merkezi,ağırlaştırılmış müebbet hapis, müebbet hapis veya iki yıldan fazla süreli hapiscezasına mahkum olan hükümlülerin kişisel özellikleri, bedensel, aklî ve sağlıkdurumları, suç işlemeden önceki yaşamları, sosyal çevre ve ilişkileri, sanat vemeslek faaliyetleri, ahlâkî eğilimleri, suça bakış açıları, hükümlülük sürelerive suç türleri belirlenerek, durumlarına uygun infaz kurumlarına ayrılmaları vebunlara göre saptanacak infaz ve iyileştirme rejiminin uygulanmasını;işledikleri suç tiplerine, gösterdikleri eğilimlere, tutum ve davranışlarınedeniyle sıkı gözetim ve denetim altında bulundurulmaları gerekipgerekmediğine göre yüksek güvenlikli ceza infaz kurumlarına veya normalgüvenlikli ceza infaz kurumlarına veya açık ceza infaz kurumlarınagönderilmelerini sağlamakla görevli ve yetkilidir.
Gözlem ve sınıflandırma merkezlerinde,yargısal, sosyal, tıbbi, kriminolojik, psiko-teknik, psikiyatri ve ceza hukukubakımından veya gerekli görülecek konularda her türlü inceleme yapılır."
29. Yönetmelik'in "İdare ve gözlem kurulu" kenarbaşlıklı 7. maddesi şöyledir:
"İdare ve gözlem kurulu; kurummüdürünün başkanlığında, gözlem ve sınıflandırmadan sorumlu ikinci müdür, idarememuru, tabip, psikolog, psikiyatr, sosyal çalışmacı, öğretmen, infaz ve korumabaşmemuru ile teknik personel arasından seçilen bir görevliden oluşur. Ayrıca,ceza infaz kurumunda bulunması halinde, eğitim uzmanı veya eğitim rehberi de kurulaüye olarak katılır.
İdare ve gözlem kurulununoluşturulmasına imkân bulunmayan ceza infaz kurumlarında, bu kurul o yerCumhuriyet başsavcısının başkanlığında idare memuru, hükümet tabibi, öğretmen,infaz ve koruma başmemuru ile infaz ve koruma memurundan oluşur.
Yukarıdaki fıkralarda sayılan personelintamamının veya bir kısmının ceza infaz kurumunda bulunmaması halinde, kurul;mevcut olanlarla oluşturulur.
İdare ve gözlem kurulu, gözlem vesınıflandırma merkezlerinin görev ve yetkilerini kullanır."
30. Yönetmelik'in "İdare ve gözlem kurulunungörevleri" kenar başlıklı 8. maddesi şöyledir:
"İdare ve gözlem kurulu, gözlem vesınıflandırma merkezlerinde veya Bakanlıkça gözlem ve sınıflandırma merkeziolarak ayrılan ceza infaz kurumlarında, kanun ve tüzükle verilen diğergörevlerinin yanında, gözlem ve sınıflandırmayla ilgili olarak sadece aşağıdasayılan görevleri yapar:
a) Hükümlülerin suç türlerinibelirlemek,
b) Hükümlüleri gruplandırmak,
c) Durumlarına uygun infaz kurumlarınaayrılmalarına karar vermek,
d) Uygulanacak infaz ve iyileştirmerejimini saptamak."
31. 6/4/2006 tarihli ve 26131 sayılı Resmî Gazete'deyayımlanan, karar tarihinde yürürlükte olan Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimiile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük'ün (Tüzük) "Tehlikelihükümlü" kenar başlıklı 76. maddesi şöyledir:
"(1) Suçun nitelik ve işlenişşekline göre, toplum için ciddi bir tehlike oluşturan veya kurumun güvenlik vedüzenini ihlal edebileceği konusunda delil veya ciddi emareler olan hükümlülertehlikeli hükümlü sayılır."
32. Tüzük'ün "İdare ve gözlem kurulunun görev veyetkileri" kenar başlıklı 40. maddesi şöyledir:
"(1)İdare ve gözlem kurulu aşağıda sayılan işleri yapmakla görevli ve yetkilidir;
a) Hükümlülerin suç türlerinibelirleyerek, durumlarına uygun kurumlara ayrılmaları ve bunlara uygun olacakinfaz ve iyileştirme rejimini saptamak,
b) Hükümlülerin kurumlara kabullerindensonra kalacakları odaları belirlemek,
c) Kurumlarda kalmakta olan hükümlülerigruplandırmak,,
d) Hükümlülerin kalmakta olduklarıodaları değiştirmek,
e) Hükümlülerin bireysel olarak,psiko-sosyal yardım servisince hazırlanan iyileştirme programlarına uyumunu vesonuçlarını değerlendirmek,
f) İyileştirme programları kapsamındaspor alanları, çok amaçlı salon, kütüphane ve iş atölyelerinden yararlanma gibifaaliyetlere katılabilecek durumdaki hükümlüler ile kurumun iç hizmetlerindeçalıştırılacak hükümlülerin belirlenmesi ile ilgili karar almak,
g) Tehlikeli hâli bulunan ya da örgütmensubu olan hükümlülerle ilgili olarak, telefon görüşmeleri ile radyo,televizyon yayınları ve internet olanaklarından yararlanma hakkınınkısıtlanmasına karar vermek,
h) Açık kurumlar ile eğitimevlerindebulunan hükümlülerin kurum dışındaki eğitim, ağaçlandırma, çevre düzenlemesi vetemizliği, doğal afet sonrası yardım, tiyatro çalışmaları gibi sosyal, kültürelve sportif etkinliklere katılacak hükümlülerin kurum dışına çıkabilmeleri içinkarar almak,
ı) Açık kurumlarda ve eğitimevlerindekalan hükümlülerin, oda ve eklentilerinde bulundurabilecekleri eşyalarıncinsleri ve miktarlarını belirlemek,
j) Koşullu salıvermeye ve uygulanacakinfaz rejimine esas teşkil edecek iyi hâl kararını almak,
k) Mevzuatla verilen diğer görevleriyerine getirmek.
(2) İdare ve gözlem kurulu yukarıdasayılan görevlerini yerine getirirken diğer kurulların önerilerini de dikkatealır.
(3) İdare ve gözlem kurulunun (b) ilâ(ı) bentlerinde sayılan görevleriyle ilgili olarak aldığı kararlarla diğerkurulların kararları arasında uyumsuzluk bulunması durumunda, psiko-sosyalyardım servisinde çalışan personelin görüşü de alındıktan sonra, idare vegözlem kurulu tarafından verilecek karar uygulanır."
33. Tüzük'ün "Tutuklulara uygulanacak hükümler veyükümlülükleri" kenar başlıklı 186. maddesi şöyledir:
"(1) Tüzüğün; 1, 4, 6, 9 ilâ 14,22, 24 ilâ 27, 29 ilâ 31, 40 ilâ 46, 67 ilâ 73, 75 ilâ 96, 99 ilâ 108, 110 ilâ117, 119 ilâ 132, 143 ilâ 171, 174, 176 ilâ 179, 185, 188, 189 uncumaddelerinde düzenlenmiş hükümlerin tutukluluk hâliyle uzlaşır nitelikteolanları tutuklular hakkında da uygulanabilir."
34. Tüzük'ün "Kısıtlayıcı önlemler" kenarbaşlıklı 185. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
"Tehlikeli hâlde bulunan, delilkarartma tehlikesi olan, soruşturmanın amacını veya tutukevinin güvenliğinitehlikeye düşüren veya suçun tekrarına olanak verecek davranışlarda bulunantutuklulara soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı, kovuşturma evresinde hâkimveya mahkemesince aşağıdaki tedbirler uygulanabilir:
a) Tutuklunun tek başına, sıkı birrejim altında muhafaza edilmesi ve kaldığı odanın kamera ile izlenmesi,
b) Belirli süre ile dışarıylailişkisinin, ziyaretçi kabulünün ve telefon görüşmelerinin kısıtlanması,
c) Gerekiyorsa kendisine veyabaşkalarına zarar vermesini önleyici biçimde hazırlanmış özel bir odadabarındırılması ve kaldığı odanın kamera ile izlenmesi,
d) Saldırganlık göstermesi hâlindebelirli süreyle kelepçelenmesi veya hareketlerinin engellenmesi,
e) Yüksek güvenlikli bir kurumanakledilmesi."
B. UluslararasıHukuk
1. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi
35. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme)"Adil yargılanma hakkı" kenar başlıklı 6. maddesinin (2) numaralıfıkrası şöyledir:
“Kendisine bir suç isnat edilen herkes,suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar suçsuz sayılır.
2. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi İçtihadı
36. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Sözleşme'nin 6.maddesinin (2) numaralı fıkrasında güvence altına alınan masumiyet karinesininiki unsuru bulunduğunu kabul etmekte; ilk unsurun kişiye ceza gerektiren birsuç isnadında bulunulmasından ceza yargılamasının sonuçlanmasına kadar geçensüreci kapsadığını, ikinci unsurun ise ceza yargılaması mahkûmiyetten başka birşekilde sonuçlandığı zaman devreye girdiğini ve daha sonraki yargılamalardaceza gerektiren suç ile ilgili olarak kişinin masumiyetinden şüpheduyulmamasını gerektirdiğini ifade etmektedir. Öte yandan AİHM cezayargılamasının devam ettiği sürece ilişkin ilk unsurun kapsamının sadece cezayargılamalarının adilliğini temin etmek adına usule ilişkin bir güvence olmaklasınırlı olmadığını, bu ilkenin kapsamının daha geniş olduğunu belirtmekte vehiçbir devlet temsilcisinin kişinin suçluluğu bir mahkeme tarafından tespitedilmeden o kişinin suçlu olduğuna ilişkin bir ifadede bulunmamasınıgerektirdiğini hatırlatmaktadır. Bu yönüyle AİHM, masumiyet karinesininyalnızca ceza yargılamaları bağlamında değil ceza yargılamaları ile eş zamanlıolarak yürütülen diğer davalarda ya da disiplin incelemelerinde de ihlaledilebileceğine dikkat çekmektedir (Kemal Coşkun/Türkiye, B. No: 45028/07,28/3/2017, §§ 41, 43; Seven/Türkiye, B. No: 60392/08, 23/1/2018, § 43).
37. AİHM, masumiyet karinesinin sadece bir yargıç ya damahkeme tarafından değil başka kamu makamları tarafından da ihlaledilebileceğini belirtmektedir (Allenet de Ribemont /Fransa, B.No:15175/89, 10/2/1995, § 36).
V. İNCELEME VEGEREKÇE
38. Mahkemenin 11/2/2021 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. MasumiyetKarinesinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucununİddiaları ve Bakanlık Görüşü
39. Başvurucu; yargılamasının devam ettiğini ve hakkındaverilmiş bir hüküm bulunmadığını, kendisine tehlikeli suçlu statüsüverilmesinin Anayasa'nın 38. maddesinde güvence altına alınan "Suçluluğumahkeme kararıyla saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz." hükmününihlali niteliğinde olduğunu, karar gerekçesinde kullanılan üst düzey örgütyöneticisi olma fiilinden hakkında açılmış bir dava dahi bulunmadığını, yaptığıitirazların İnfaz Hâkimliği ve Ağır Ceza Mahkemesi tarafından gerekçesiz şekildereddedildiğini belirterek Anayasa'nın 38. maddesinde düzenlenen masumiyetkarinesi ile 36. maddesinde güvence altına alınan gerekçeli karar hakkınınihlal edildiğini ileri sürmüştür.
40. Bakanlık; masumiyet karinesinin ihlal edildiğiiddiası yönünden görüş bildirmemekle birlikte başvurucunun barındırılmakoşullarında değişiklik yapılan karara ilişkin olarak İdare ve Gözlem Kurulunungelişen şartlar karşısında başvurucunun barındırılma koşullarını tekrar elealdığı, Kurulca yapılan değerlendirmede başvurucunun Kuruma kabulünden itibarenFetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması(FETÖ/PDY) ile irtibatlıolduğu, örgüt mensubu diğer mahkûmlarla hareket ettiğini, bu örgütün üst düzeyyöneticisi sıfatıyla yargılandığı, ceza infaz kurumuna girmeden önceki konumudolayısıyla diğer tutuklu ve hükümlülere talimat verebilecek pozisyonda olduğu,bu anlamda mahkeme süreçleri takip edilen örgüt mensuplarının ortak ifade vermeyönünde çaba içinde oldukları tespitinde bulunarak başvurucunun 5275 sayılıKanun'un 24/1 (c) maddesi uyarınca tehlike hâli taşıyan tutuklulargrubuna dâhil edilmesine karar verildiğini, başvurucunun bu statüyealınmasından sonra Tüzük'ün 40. Maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarıncahavalandırmadan yararlanma saatlerinin tedbiren bir saat olarak belirlendiğini,başvurucunun odasından çıkarılırken diğer tutuklu ve hükümlülerlekarşılaştırılmamasına özen gösterilmesini, Kurum içi faaliyetlere (hastane,mahkeme, berber vb. faaliyetler) çıkarılırken gerekli önlemlerin alınması içinilgili birimlere yazı yazılmasına karar verildiğini bildirmiştir.
41. Başvurucu; Bakanlık görüşüne karşı beyanında,idarenin gerekçesinin masumiyet karinesinin ihlali niteliğinde olduğunu,mahkeme tarafından tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edildiğini, el konulan tabancalarınınkendisine iadesine karar verildiğini, bu hususların kendisinin tehlike hâlitaşımadığına kanaat edildiğinin en büyük göstergesi olduğunu, idareninmasumiyet karinesini ihlal ettiğini, idarenin kararlarına karşı yapılanitirazları inceleyen yargı mercilerinin kararlarının gerekçesiz olduğunubelirtmiştir.
2. Değerlendirme
42. Anayasa'nın iddianın değerlendirilmesinde dayanakalınacak 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes, meşru vasıta ve yollardanfaydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia vesavunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”
43. Anayasa'nın 38. maddesinin dördüncü fıkrasında yeralan özel güvence hükmü şöyledir:
“Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar,kimse suçlu sayılamaz.”
44. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafındanyapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukukitavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,§ 16). Başvurucunun iddialarının masumiyet karinesi kapsamında incelenmesigerektiği değerlendirilmiştir.
a. KabulEdilebilirlik Yönünden
45. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve YargılamaUsulleri Hakkında Kanun'un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre AnayasaMahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının incelenebilmesi için kamugücü tarafından müdahale edildiği iddia edilen hakkın Anayasa'da güvence altınaalınmış olmasının yanı sıra Sözleşme ve Türkiye'nin taraf olduğu ekprotokollerinin kapsamına da girmesi gerekir. Bir başka ifadeyle Anayasa veSözleşme'nin ortak koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içerenbaşvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün değildir (OnurhanSolmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18).
46. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında adilyargılanma hakkı güvence altına alınmıştır. 3/10/2001 tarihli ve 4709 sayılıKanun'un Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasına adil yargılanmaibaresinin eklenmesine ilişkin 14. maddesinin gerekçesinde "değişiklikleTürkiye Cumhuriyeti'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvencealtına alınmış olan adil yargılama hakkı[nın] metne dahil" edildiğibelirtilmiştir. Dolayısıyla Anayasa'nın 36. maddesine söz konusu ibarenineklenmesinin amacının Sözleşme'de düzenlenen adil yargılanma hakkını anayasalgüvence altına almak olduğu anlaşılmaktadır (Yaşar Çoban [GK], B. No:2014/6673, 25/7/2017, § 54). Bu itibarla Anayasa'da güvence altına alınan adilyargılanma hakkının kapsam ve içeriği belirlenirken Sözleşme'nin "Adilyargılanma hakkı" kenar başlıklı 6. maddesinin gözönündebulundurulması gerekir (Onurhan Solmaz, § 22).
47. Sözleşme'nin 6. maddesinin (2) numaralı fıkrasında,bir suçla itham edilen herkesin suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadarmasum sayılacağı düzenlenmiştir. Masumiyet karinesi, Anayasa'nın 36. maddesindegüvence altına alınan adil yargılanma hakkının bir unsuru olmakla berabersuçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kimsenin suçlu sayılamayacağı belirtilmeksuretiyle Anayasa'nın 38. maddesinin dördüncü fıkrasında ayrıca düzenlenmiştir(Adem Hüseyinoğlu, B. No: 2014/3954, 15/2/2017, § 33).
48. Adil yargılanma hakkının bir unsuru olan masumiyetkarinesinin sağladığı güvencenin iki boyutu bulunmaktadır. Güvencenin ilkboyutu kişi hakkındaki ceza yargılaması sonuçlanıncaya kadar geçen, bir başkaifadeyle kişinin ceza gerektiren bir suçla itham edildiği (suç isnadı altındaolduğu) sürece ilişkin olup suçlu olduğuna dair hüküm tesis edilene kadarkişinin suçluluğu ve eylemleri hakkında erken açıklamalarda bulunulmasınıyasaklar. Güvencenin bu boyutunun kapsamı sadece ceza yargılamasını yürütenmahkemeyle sınırlı değildir. Güvence aynı zamanda diğer tüm idari ve adlimakamların da işlem ve kararlarında, suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadarkişinin suçlu olduğu yönünde ima ya da açıklamalarda bulunmamasını gereklikılar. Dolayısıyla sadece suç isnadına konu ceza yargılaması kapsamında değilceza yargılaması ile eş zamanlı olarak yürütülen diğer hukuki süreç ve yargılamalardada (idari, hukuk, disiplin gibi) masumiyet karinesinin ihlali söz konusuolabilir (Galip Şahin, B. No: 2015/6075, 11/6/2018, § 39).
49. Güvencenin ikinci boyutu ise ceza yargılamasısonucunda mahkûmiyet dışında bir hüküm kurulduğunda devreye girer ve dahasonraki yargılamalarda ceza gerektiren suçla ilgili olarak kişininmasumiyetinden şüphe duyulmamasını, kamu makamlarının toplum nezdinde kişininsuçlu olduğu izlenimini uyandıracak işlem ve uygulamalardan kaçınmasınıgerektirir (Galip Şahin, § 40).
50. Masumiyet karinesine ilişkin anayasal güvencelerinharekete geçirilebilmesi için kural olarak kişinin suç isnadı altında bulunmasıgerekmektedir. Bununla birlikte masumiyet karinesinin ikinci boyutuna ilişkingüvencelerin uygulanabilmesi, kişinin hâlihazırda suç isnadı altındabulunmasını zorunlu kılmamaktadır. Ancak ceza yargılamasının sonuçlanmasındansonra başlayan veya ceza yargılaması henüz sonuçlanmadan başlasa bile cezayargılamasının kesinleşmesinden sonra da devam eden medeni hak ve yükümlülüklereilişkin yargılamalarda masumiyet karinesinin uygulanabilmesi için başvurucununsöz konusu medeni yargılama ile hakkında yürütülen ve sona eren cezayargılaması arasında bağlantı bulunduğunu göstermesi gerekmektedir. Medeni hakyargılamasında, ceza yargılamasında verilen kararın sonucunun dikkate alındığıve değerlendirildiği veya ceza dosyasında yer alan delillerin irdelendiği ya dabaşvurucunun hakkındaki suçlamayı doğuran olaylara dahli ile ilgiliirdelemelerde bulunulduğu veyahut başvurucunun muhtemel suçluluğuyla ilgiliyorum yapıldığı hâllerde söz konusu bağlantının var olduğu kabul edilebilir.Bununla birlikte hukuk yargılaması ile ceza yargılaması arasındaki bağlantınınvarlığına işaret eden olguların tüketme yoluyla sayılmasının mümkün olmadığı,bunların kararların verildiği yargılamaların türüne ve içeriğine göredeğişebileceği kabul edilmelidir. Ancak bağlantının varlığı değerlendirilirkenkararda kullanılan dilin kritik öneme sahip olacağı vurgulanmalıdır (BarışBaş [GK], B. No: 2016/14253, 2/7/2020, § 50; benzer değerlendirmeler içinbkz. S.M. [GK], B. No: 2016/6038, 20/6/2019, § 38).
51. Başvuruya konu olayda hakkında terör örgütü üyeliğisuçundan ceza soruşturması sürerken başvurucu, isnat olunan suç kapsamındatutuklanmış, ardından aleyhine kamu davası açılmıştır. Bu sırada başvurucuİdare ve Gözlem Kurulu kararıyla tehlikeli tutuklu statüsüne ayrılmıştır. Birbaşka deyişle şikâyet konusu edilen ifadeleri içeren karar başvurucu hakkındakiceza yargılaması sürerken verilmiştir. Dolayısıyla masumiyet karinesininbirinci boyutunun somut olayda uygulanabilir olduğu kanaatine varılmıştır.
52. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabuledilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığıanlaşılan masumiyet karinesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabuledilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. EsasYönünden
i. Genelİlkeler
53. Masumiyet karinesi, hakkında suç isnadı bulunan birkişinin adil bir yargılama sonunda suçlu olduğuna dair kesin hüküm tesis edilenekadar masum sayılması gerektiğini ifade etmekte ve hukuk devleti ilkesinin debir gereğini oluşturmaktadır (AYM, E.2013/133, K.2013/169, 26/12/2013). Anılankarine, kişinin suç işlediğine dair kesinleşmiş bir yargı kararı olmadan suçluolarak kabul edilmemesini güvence altına almaktadır. Ayrıca hiç kimse,suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar yargılama makamları ve kamu otoriteleritarafından suçlu olarak nitelendirilemez; suçlu muamelesine tabi tutulamaz (KürşatEyol, B. No: 2012/665, 13/6/2013, § 26).
54. Masumiyet karinesi, Anayasa’nın 36. maddesindegüvence altına alınan adil yargılanma hakkının bir unsuru olmakla berabersuçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kimsenin suçlu sayılamayacağına dairAnayasa’nın 38. maddesinin dördüncü fıkrasında ayrıca düzenlenmiştir (AdemHüseyinoğlu, § 33).
55. Ceza muhakemesiyle eş zamanlı olarak yürütülen, birbaşka ifadeyle kişinin henüz suç isnadı altında olduğu, ceza makamlarıtarafından hakkında herhangi bir hüküm kurulmadığı süreçte devam edensoruşturma ve yargılamalarda masumiyet karinesi bakımından önemli olan hususkamu makamlarının işlem ya da kararlarında belirttikleri gerekçeler veyakullandıkları dil nedeniyle bireye cezai sorumluluk yüklememeleri, cezamahkemeleri tarafından henüz suçlu bulunmamış bireyin masumiyeti üzerine gölgedüşürülmesine sebebiyet vermemeleridir (Galip Şahin, § 47).
56. Bununla birlikte ceza yargılamasına konu maddi olayve olguların diğer kamu makamlarınca (idari/adli) ayrıca değerlendirilmesi vebu değerlendirme sonucunda ulaşılacak kanaate göre işlem/karar tesis edilmesimümkündür. Bu bağlamda hukuk yargılamalarında ceza yargılamasında elde edilenbir delile dayanılması ya da kişi hakkında yapılan ceza yargılamasına bir olguolarak atıf yapılmış olması tek başına masumiyet karinesinin sağladığıgüvencelere aykırılık teşkil etmez. Ancak adli ve idari makamların kendi görevsınırlarını aşarak kişiyi suçlu ilan etmesi veya bu bağlamda birtakımçıkarımlarda bulunması masumiyet karinesinin ihlaline yol açabilir. Masumiyetkarinesi kapsamındaki güvencelerin sağlanıp sağlanmadığının tespiti yapılırkenise kararın gerekçesinin bir bütün olarak değerlendirilmesi gerekir (GalipŞahin,§ 48).
57. Masumiyet karinesinin ihlal edilip edilmediğideğerlendirilirken özellikle hukuk ve idari yargılama bakımından üzerindedurulması gereken önemli hususlardan biri, yargılamayı yapan makamın ilgilikişiye suç isnat edip etmediği ve ceza yargılaması kararını sorgulayıpsorgulamadığıdır. Kamu otoriteleri veya görevlileri tarafından hakkında soruşturmaveya kovuşturma yürütülen kişiyle ilgili olarak yargılama süreci bir mahkûmiyethükmüyle kesinlik kazanmadan suçluluğa dair herhangi bir kanaat ifade edilmişolması ya da ceza yargılaması mahkûmiyet dışında bir kararla sona ermesinerağmen sona ermeye ilişkin kararda sanığın suçlu olabileceğinin ifade edilmişolması durumunda masumiyet karinesinin ihlali söz konusu olabilecektir. Bukapsamda karar vericilerin kullandıkları dil kritik önem taşır (MustafaAkın, B. No: 2013/2696, 9/9/2015, §§ 38, 39).
ii. İlkelerinOlaya Uygulanması
58. Başvurucu, Ankara 9. Sulh Ceza Hâkimliğinin 22/7/2016tarihli kararı ile anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçuisnadıyla tutuklanmıştır. Başvurucu hakkında Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesindeanayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme, Türkiye Büyük MilletMeclisini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme,Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasınıengellemeye teşebbüs etme ile terör örgütüne üye olma suçlarındancezalandırılması istemiyle açılan kamu davası devam etmekte iken 5/6/2017tarihinde İdare ve Gözlem Kurulu tarafından başvurucunun tehlike hâli taşıyantutuklular grubuna dahil edilmesi yönünde bir karar alınmıştır.
59. Bu kararın gerekçesinde başvurucunun "PARALELYAPI/FETÖ Terör Örgütü mensubu" olduğu, "örgütlü olduğu","örgütünden ayrılmadığı" ifadeleri kullanılmış, ayrıca isnatedilen suç türü ve suçun işleniş biçimlerine atıfta bulunulmuştur.
60. Hakkında açılan ceza davası devam etmekte olanbaşvurucunun bu aşamada masumiyet karinesinden yararlandığı tartışmasızdır.Başvurucu hakkında ceza infaz kurumu idaresi tarafından alınan karardakullanılan, başvurucunun terör örgütü üyesi olduğu yönündeki ifadelerinsuçluluğa dair bir kanaat ifade ettiği ve bu anlamda masumiyet karinesinizedeler nitelikte olduğu anlaşılmaktadır.
61. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. ve 38.maddelerinde güvence altına alınan masumiyet karinesinin ihlal edildiğine kararverilmesi gerekir.
B. Kötü MuameleYasağının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucununİddiaları ve Bakanlık Görüşü
62. Başvurucu, kendisine tehlikeli tutuklu statüsüverilerek öngörülemeyen bir süre boyunca tecrit koşullarında tutulmasınedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
63. Bakanlık görüşünde, başvurucunun barındırılmakoşullarına ilişkin aşağıdaki bilgilere yer verilmiştir:
"Başvurucu, ... 9 Eylül 2016tarihinde tek kişilik odaya alınmıştır. Başvurucu tahliye olana kadar da buşekilde barındırılmıştır.
Başvurucunun tutulduğu odanın 8,29 m2 kullanım alanı, 2 m2 WC, banyo, bir tane açılır 9*120cm boyutunda pencere ve 25 m2 havalandırmaalanı bulunmaktadır...
5 Haziran 2017 tarihinde, Sincan 2 No'luF Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza infaz Kurumu Müdürlüğü, İdare ve Gözlem Kurulugelişen şartlar karşısında başvurucunun barındırılma koşullarını tekrar elealınmıştır. Kurulca yapılan değerlendirmede, başvurucunun, kuruma kabulündenitibaren FETÖ/PDY Terör Örgütü ile irtibatlı olduğu, örgüt mensubu diğer mahkumlarile birlikte hareket ettiği, bu örgütün üst düzey yöneticisi sıfatıylayargılandığı, cezaevine girmeden önceki konumu dolayısıyla diğer tutuklu vehükümlülere talimat verebilecek pozisyonda bulunduğu, bu anlamda mahkemesüreçleri takip edilen örgüt mensuplarının ortak ifade verme yönünde çabaiçerisinde oldukları tespitinde bulunarak başvurucunun 5275 Sayılı Ceza veGüvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 24/1 (c) maddesi uyarınca"Tehlike Hali Taşıyan Tutuklular" grubuna dahil edilmesine kararvermiştir. Karar aynı gün başvurucuya tebliğ edilmiştir.
Başvurucunun Tehlike Hali TaşıyanTutuklu statüsüne alınmasından sonra İdare ve Gözlem Kurulu 6 Haziran 2017tarihinde toplanarak bu statünün gerektirdiği özel ve denetim koşullarını ele almıştır.Yapılan değerlendirme sonucunda, karar tarihinde yürürlükte bulunan Ceza veGüvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük'ün 40/1 maddesi uyarıncabaşvurucunun tedbiren havalandırmadan yaralanma saatleri 14:00-15:00saatlerinde olmak üzere bir saat olarak belirlenmiş, odasından çıkarılırkendiğer tutuklu ve hükümlülerle karşılaştırılmamasına özen gösterilmesi ile kurumiçi faaliyetlere (Hastane, mahkeme, berber vb. faaliyetler) çıkarılırkengerekli önlemlerin alınması için ilgili birimlere yazı yazılmasıkararlaştırılmıştır.
...
Öte yandan başvurucu belirtilen cezainfaz kurumuna kabulünden sonra tahliye edilene kadar toplamda 181 ziyaretçigörüşü, 53 telefon görüşmesi, 111 kez avukat görüşmesi gerçekleştirmiştir. Bugörüşmelerden 99 ziyaretçi kabulü, 30 telefon görüşmesi, 40avukat görüşmesi tehlikehali taşıyan tutuklu statüsüne alındıktan sonra gerçekleşmiştir. Bu yönüyle,ziyaretçileriyle her ayın ilk haftası 45 dakika açık görüş, diğer haftalarında45 dakika kapalı görüş yapabilme, telefonla görüşmesi yapabilme ile avukatıylagörüşebilme hakkı tutulduğu süre zarfında hiçbir kısıtlamaya tabi olmadanbaşvurucuya tanınmıştır.
Bunların dışında başvurucu, tutuklukaldığı süre zarfında ceza infaz kurumu kantininden yasal prosedürler dışındabizatihi kendisine yönelik herhangi bir kısıtlamaya tabi tutulmadanfaydalandırılmıştır. Yine bu süre zarfında talebi üzerine kurumkütüphanesinden56 adeti tehlike hali taşıyan tutuklu statüsüne alındıktan sonraolmak üzere toplamda 100 adet kitap temin edilerek kendisine teslim edilmiştir.Aynı şekilde talep ettiği günlük gazeteler de ücreti karşılığında teminedilerek kendisine teslim edilmiştir.
Ayrıca başvurucu tehlike hali taşıyantutuklu statüsüne alındıktan tahliye olana kadar barındırıldığı odahavalandırma imkanından günlük bir saat olarak faydalandırılmıştır.Havalandırma saatleri başvurucunun gün ışığından faydalanacağı şekildedüzenlenmiştir. Başvurucu, bölüme sevk kararında belirtildiği gibihavalandırmaya tek başına çıkartılmakla birlikte aynı havalandırma alanınıortak olarak, farklı saatlerde kullanan komşu odalarda barındırılan tutuklu vehükümlülerle sosyal ilişki kurabilme imkanına sahip olmuştur."
64. Bakanlık tarafından sonuç olarak başvurucunun Kurumkütüphanesinden yararlandırıldığı, talebine göre günlük gazete temin edildiği,havalandırma alanını kullanabildiği, aile fertleri ve avukatları ile belliperiyotlarla görüşebildiği, kaldığı odanın yeterli büyüklükte penceresi ile duşve tuvaleti olduğu, odada bir ranza, elbise dolabı, mutfak dolabı, buzdolabı,masa, sandalye, sebze meyve dolabı, ayakkabılık ile sehpa olduğu belirtilmiş;başvurucunun tutulma koşulları bir bütün olarak ele alındığında başvuruya konutedbirin niteliği, amacı ve söz konusu kişi üzerindeki etkisinin, başvurucununtek olarak barındırıldığı odadan tek başına günlük bir saat olarakhavalandırmaya çıkartılmasının asgari ağırlık eşiğini aşan bir muamele olarakdeğerlendirilmesinin mümkün olmadığı, başvurucunun şikâyetlerinin açıkçadayanaktan yoksun olduğu yönünde görüş bildirmiştir.
65. Bakanlık görüşüne karşı beyanında başvurucu; kötümuamele yasağının mutlak niteliği nedeniyle olağanüstü hâl döneminingerektirdiği tedbirlere yapılan atıfların kabul edilebilir olmadığını,Bakanlığın ileri sürdüğü gerekçelerin çelişkili olduğunu, 22,5 aylık tutukluluksüresinin 21 ayını tecrit altında geçirdiğini, Bakanlığın koşullara ve görüşsayılarına ilişkin verdiği bilgilerin gerçeği yansıtmadığını, avukatgörüşlerine bir çok zorluk çıkarıldığını, sağlık hizmetlerine erişimin geçsağlandığını, tecrit için somut gerekçe bulunmaksızın belirsiz bir süre bukoşullarda tutulmasının ve bu süre içinde dış dünya ile ilişkisinin sadece birgazete ile sınırlı tutulmasının kötü muamele yasağını ihlal ettiğinibelirtmiştir.
2. Değerlendirme
66. Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:
“…
Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz;kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.
…”
67. Devletin bireyin maddi ve manevi varlığını koruma vegeliştirme hakkına saygı gösterme yükümlülüğü, öncelikle kamu otoritelerinin buhakka müdahale etmemelerini yani anılan maddenin üçüncü fıkrasında belirtilenşekillerde kişilerin fiziksel ve ruhsal zarar görmelerine neden olmamalarınıgerektirir. Bu, devletin bireyin vücut ve ruh bütünlüğüne saygı göstermeyükümlülüğünden kaynaklanan negatif ödevidir (Cezmi Demir ve diğerleri,B. No: 2013/293, 17/7/2014, § 81).
68. Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrası veSözleşme’nin 3. maddesi herhangi bir sınırlama öngörmemekte ve işkence,insanlık dışı ve onur kırıcı muamele ve cezaların yasaklanmasının mutlakmahiyetini belirtmektedir. Kötü muamele yasağının mutlak mahiyeti Anayasa’nın15. maddesi kapsamında belirtilen savaş veya ulusun varlığını tehdit eden başkabir genel tehlike hâlinde dahi istisna öngörmemiştir. Aynı şekilde Sözleşme’nin15. maddesi benzer bir düzenleme ile kötü muamele yasağına ilişkin herhangi biristisna öngörmemiştir (Turan Günana, B. No: 2013/3550, 19/11/2014, §33).
69. Tutulma koşulları, tutulanlara yapılan uygulamalar,ayrımcı davranışlar, devlet görevlileri tarafından sarf edilen hakaretamizifadeler, kişiye normal olmayan bazı şeyleri yedirme, içirme gibi muamelelerkötü muamele olarak ortaya çıkabilir (Cezmi Demir ve diğerleri, §90). Mahpuslar, Anayasa’nın 19. maddesi kapsamında hukuka uygun olarak kişiözgürlüğü ve güvenliği hakkından mahrum bırakılabilirken (İbrahim Uysal,B. No: 2014/1711, 23/7/2014, §§ 29-33) genel olarak Anayasa ve Sözleşme’ninortak alanı kapsamında kalan diğer temel hak ve hürriyetlere sahiptir. Bununlabirlikte ceza infaz kurumunda tutulmanın kaçınılmaz sonucu olarak suçunönlenmesi ve disiplinin sağlanması gibi ceza infaz kurumunda güvenliğinsağlanmasına yönelik kabul edilebilir, makul gerekliliklerin olması durumundasahip olunan haklar sınırlanabilir. Dolayısıyla verilen bir mahkûmiyetveya tutuklama kararının infazında mahkûmlar veya tutuklular için sağlanacak şartlarinsan onuruna saygıyı koruyacak nitelikte olmalıdır (Turan Günana, §§35, 36).
70. Ceza infaz kurumlarında kötü muamele olarak kabuledilecek hususlar farklı şekillerde tezahür edebilir. Bunlar ceza infaz kurumuidaresi ve görevlilerinin kasıtlı davranışlarından kaynaklanabileceği gibiyönetimsel hatalar veya yetersiz kaynaklar sebebiyle de ortaya çıkabilir. Cezainfaz kurumlarındaki yaşam, mahpuslara sunulan aktivitelerin genişliğindenmahpuslar ve ceza infaz görevlileri arasındaki ilişkilerin genel durumuna kadargeniş bir alanda değerlendirilmelidir. İnfazın yöntemi ve infaz sürecindekidavranışların mahpusları özgürlükten mahrum kalmanın doğal sonucu olankaçınılmaz elem seviyesinden daha fazla sıkıntılı veya eziyetli bir durumasokmaması gerekir (Turan Günana, §§ 37, 39).
71. Yukarıda ifade edilen tüm hususlara ilave olarak birmuamelenin Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasının kapsamına girebilmesiiçin asgari bir ağırlık derecesine ulaşmış olmasının gerektiğini ifade etmekgerekir. Her olayda asgari eşiğin aşılıp aşılmadığı somut olayın özellikleridikkate alınarak değerlendirilmelidir. Bu bağlamda muamelenin süresi, fizikselve ruhsal etkileri ile mağdurun cinsiyeti, yaşı ve sağlık durumu gibi faktörlerönem taşımaktadır (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 23).
72. Ceza infaz kurumlarında hükümlü ya da tutuklustatüsüyle tutulan kişilerin hücre hapsine alınmasının ya da diğertutulanlardan ayrılmasının tek başına Anayasa'nın 17. maddesine aykırı birdurum oluşturmadığı Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarında belirtilmiştir.Buna göre disiplinin sağlanması, güvenlik gerekçesi veya ayrı tutulan kişiyidiğer tutulan kişilerden korumak kaygısıyla bu tür uygulamalar yapılmasımümkündür (Turan Günana § 43; Ahmet Yeter, B. No: 2014/5100,16/2/2017, § 39).
73. Ayrıca tek başına tutma tedbirinin sadece güvenlikveya disiplini sağlama kaygısıyla değil mahpusların devam eden soruşturmalardahileli iş birliği yapmalarını veya dışarıdakilerle yeni bir suç işlemek için işbirliği yapmalarını önleme gibi amaçlarla uygulanması da mümkündür (RaşitKonya, B. No: 2017/26780, 28/6/2018, § 44).
74. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesi, Anayasa'nın 17.maddesinin üçüncü fıkrası çerçevesinde ceza infaz kurumlarında tutulmakoşullarını değerlendirirken başvurucu tarafından ileri sürülen somut olaylarailişkin iddialarla birlikte koşulların bir bütün olarak gözetilmesi ve bukapsamda önlemlerin şiddeti, süresi, amacı ve bireyler için sonuçlarınınbirlikte değerlendirilmesi gerektiğini de kabul etmiştir (Turan Günana,§ 38). Dolayısıyla her başvuruda somut olayın özel koşulları, alınan tedbirinniteliği ve süresi, amacı ve söz konusu kişi üzerindeki etkisideğerlendirilmelidir.
75. Ceza infaz kurumlarında kötü muamele olarak kabuledilecek hususlar farklı şekillerde tezahür edebilir. Bununla birlikte bukoşulların söz konusu uygulamanın niteliğinden kaynaklanan ve özgürlüktenmahrum kalmanın doğal sonucu olan kaçınılmaz elem seviyesinin ötesinde asgaribir ağırlık derecesine ulaşmış olması gerekmektedir (Raşit Konya, § 50).
76. 5275 sayılı Kanun'un 111. maddesinin (2) numaralıfıkrasında 9. maddeye atıfla anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşısuçlardan tutuklu olanların da yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumlarınayerleştirileceği düzenlenmiştir. Yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumları5275 sayılı Kanun'un 9. maddesinde iç ve dış güvenlik görevlilerine sahip,firara karşı teknik, mekanik, elektronik ve fiziki engellerle donatılmış, odave koridor kapıları sürekli kapalı tutulan ancak mevzuatın belirttiği hâllerdeaynı oda dışındaki hükümlüler arasında ve dış çevre ile temasların geçerliolduğu sıkı güvenlik rejimine tabi hükümlülerin bir veya üç kişilik odalardabarındırıldıkları tesisler olarak tanımlanmıştır. Somut olayda, anayasal düzeniortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçundan tutuklu başvurucu da bu kapsamdaSincan 2 No.lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunayerleştirilmiştir. 9/9/2016 tarihinde İdare ve Gözlem Kurulunun kararı ilebaşvurucunun tek kişilik odaya yerleştirildiği anlaşılmaktadır.
77. 5/6/2017 tarihinde ise başvurucuya tehlikeli tutuklustatüsü adı altında yeni bir statü verilerek ek kısıtlamalar getirilmiştir. Bukapsamda başvurucunun havalandırma sürelerinin kısaltıldığı ve havalandırmayatek başına çıkarıldığı anlaşılmaktadır.
78. Tedbirin niteliği ve amacı kapsamında sınırlamalarıgetiren merci ile mercinin yetkileri bir kriter olarak değerlendirilecekolmakla birlikte kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasınındeğerlendirilmesinde önlemlerin şiddeti, süresi bireyler için sonuçlarının birbütün olarak değerlendirilmesi gerekmektedir.
79. Başvurucunun barındırılma koşullarına ilişkin olarakBakanlığın sunduğu ve Anayasa Mahkemesi tarafından başvurucunun kaldığı cezainfaz kurumundan alınan bilgiler ışığında başvurucunun 9/9/2016 tarihinde tekkişilik odaya alındığı, bu odada 8,29 m2 kullanımalanı, 2 m2 WC, banyo, bir tane açılırpencere ve 25 m2 havalandırma alanıbulunduğu anlaşılmaktadır. Başvurucu bu süre zarfında haftanın yedi günü,gündüz saatlerinde sınırlama olmaksızın başka iki tutuklu ile birliktehavalandırma hakkından yararlandırılmıştır.
80. 5/6/2017 tarihinde başvurucunun tehlikeli tutuklustatüsüne alınması üzerine barındırılma koşulları yeniden ele alınmıştır.Başvurucu tehlike hâli taşıyan tutuklu statüsüne alındıktan sonra tahliye olanakadar barındırıldığı odada havalandırma imkânından günlük bir saat olarak tekbaşına faydalandırılmıştır. Buna karşın Bakanlık tarafından başvurucunun aynıhavalandırma alanını ortak olarak farklı saatlerde kullanan, komşu odalardabarındırılan tutuklu ve hükümlülerle sosyal ilişki kurabilme imkânına sahipolduğu bildirilmiştir.
81. Başvurucu, belirtilen Ceza İnfaz Kurumuna kabulündensonra tahliye edilene kadar toplamda 181 ziyaretçi görüşü, 53 telefongörüşmesi, 111 kez avukat görüşmesi gerçekleştirmiştir. Bu görüşmelerden 99ziyaretçi kabulü, 30 telefon görüşmesi, 40 avukat görüşmesi tehlike hâlitaşıyan tutuklu statüsüne alındıktan sonra gerçekleşmiştir.
82. Bunların dışında başvurucunun talebi üzerine Kurumkütüphanesinden -56'sı tehlike hâli taşıyan tutuklu statüsüne alındıktan sonraolmak üzere- 100 kitap temin edilerek kitapların kendisine teslim edildiğianlaşılmaktadır.
83. Koşullar değerlendirildiğinde başvurucunun tutulduğuodanın hücre statüsünde bir oda olmadığı, büyüklüğü, havalandırma penceresi,tuvalet ve duş için ayrılmış uygun ve yeterli bölümleri olduğu dikkatealındığında odanın Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi tarafından kabul edilenAvrupa Cezaevi Kurallarına (Raşit Konya, §§ 14-27) uygun koşullardaolduğu anlaşılmaktadır (benzer yöndeki kararlar için bkz. Raşit Konya, §46; (Timur Demir, B. No: 2018/33190, 9/5/2019, § 45).
84. Başvurucu tehlikeli tutuklu statüsüne alınana kadarbaşka iki tutuklu ile birlikte ortak bir avluyu kullanmak suretiyle her gün günışığı süresince havalandırma hakkından yararlandırılmıştır. Tehlikeli tutuklustatüsüne alındıktan sonra ise havalandırma hakkından günde bir saat tek başınayararlandırıldığı anlaşılmaktadır. Başvurucunun tahliye olana kadar tehlikelitutuklu statüsünde geçirdiği sürenin yaklaşık on bir ay olduğu tespitedilmiştir.
85. Bunun yanı sıra başvurucu, bu süre zarfında ailesi veavukatı ile açık ve kapalı çok sayıda görüş gerçekleştirmiştir.
86. Sonuç olarak başvurucunun on bir ayı tehlikelitutuklu statüsünde diğer hükümlü ve tutuklularla iletişim kurması yönündesınırlamalar getirilmiş olmak üzere tahliye edilene kadar toplamda 1 yıl 8 aytek kişilik odada tutulmuş olduğu anlaşılmaktadır. Bununla birlikte ailesiyle,dış dünyayla ve diğer tutulanlarla iletişimi bütünüyle kesilmeyen başvurucununduyusal ve sosyal olarak izole edildiği sonucuna ulaşılmamıştır.
87. Tek kişilik odada kalma ile diğertutuklu/hükümlülerle ve dış dünyayla iletişimin sınırlanması süresinin uzunluğuve bu sürenin tutulan kişi üzerindeki etkilerinin kötü muamele yasağı açısındanaranan asgari eşik seviyesine ulaşıp ulaşmadığı hususu, somut olaya özgükoşullar çerçevesinde her başvurucuya veya başvurucunun her başvurusuna göreayrı değerlendirilmektedir. Somut olayda başvurucunun şikâyet ettiği tutulmakoşulları ve süresi bakımından söz konusu asgari eşik derecesinin aşılmadığısonucuna varılmıştır.
88. Açıklanan gerekçelerle kötü muamele yasağına ilişkinbir ihlalin olmadığı açık olduğundan başvurunun açıkça dayanaktan yoksunolması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
C. 6216 sayılıKanun'un 50. Maddesi Yönünden
89. 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda,başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlalkararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyapılması gerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkemekararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yenidenyargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılamayapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminatahükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlalkararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünsedosya üzerinden karar verir.”
90. Başvurucu ihlalin tespit edilmesini istemiş ve100.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
91. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan ([GK], B.No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasılortadan kaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir. Anayasa Mahkemesidiğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerinegetirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamınageleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına işaretetmiştir (Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).
92. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlaledildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâlegetirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun içinise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadankaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararlarıngiderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınmasıgerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).
93. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı veyamahkemenin ihlali gideremediği durumlarda Anayasa Mahkemesi 6216 sayılı Kanun'un50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 79.maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca, ihlalin ve sonuçlarınınortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın birörneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme,usul hukukundaki benzer hukuki kurumlardan farklı olarak ihlali ortadankaldırmak amacıyla yeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireysel başvuruyaözgülenen bir giderim yolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesitarafından ihlal kararına bağlı olarak yeniden yargılama kararı verildiğindeusul hukukundaki yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgilimahkemenin yeniden yargılama sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi birtakdir yetkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir kararın kendisineulaştığı mahkemenin yasal yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin AnayasaMahkemesinin ihlal kararı nedeniyle yeniden yargılama kararı vererek devam edenihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir. (MehmetDoğan, §§ 58, 59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), §§ 57-59, 66, 67).
94. İncelenen başvuruda ceza infaz kurumu idaresitarafından alınan kararda kullanılan ifadeler nedeniyle Anayasa’nın 36.maddesinin birinci ve 38. maddesinin dördüncü fıkralarında güvence altınaalınan masumiyet karinesinin ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.
95. İhlalin idarenin işleminden kaynaklandığıanlaşılmaktadır. Bununla birlikte İnfaz Hâkimliği de ihlali giderememiştir.
96. Bu durumda masumiyet karinesinin ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukukiyarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise usul hukukunda yer alanbenzer kurumlardan farklı ve bireysel başvuruya özgü bir düzenleme içeren 6216sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlalin vesonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda yeniden yargılamasürecinde mahkemelerce yapılması gereken iş, öncelikle hak ihlaline yol açanmahkeme kararının ortadan kaldırılmasından ve Anayasa Mahkemesini ihlalsonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere uygunyeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğininyeniden yargılama yapılmak üzere Ankara Batı İnfaz Hâkimliğine gönderilmesinekarar verilmesi gerekir.
97. İhlal tespiti ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasıiçin yeniden yargılama yapılmasına karar verilmesinin yeterli bir giderimsağlayacağı anlaşıldığından ayrıca tazminata hükmedilmesine gerekgörülmemiştir.
98. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 257,50 TL harç ve3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.857,50 TL yargılama giderininbaşvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Masumiyet karinesinin ihlal edildiğine ilişkiniddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
2. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkiniddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci ve 38. maddesinin dördüncüfıkralarında güvence altına alınan masumiyet karinesinin İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin masumiyet karinesinin ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere AnkaraBatı İnfaz Hâkimliğine (E.2017/2959, K.2017/3015) GÖNDERİLMESİNE,
D. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,
E. 257,50 TL harç ve 3.600 TL vekâlet ücretinden oluşantoplam 3.857,50 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,
F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucununHazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içindeyapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihtenödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE11/2/2021 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.