TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
YILDIZ YILDIZ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2015/19293)
Karar Tarihi:17/7/2018
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üyeler
:
Hicabi DURSUN
Hasan Tahsin GÖKCAN
Kadir ÖZKAYA
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Raportör
:
Elif ÇELİKDEMİR ANKITCI
Başvurucu
:
Yıldız YILDIZ
Vekili
:
Av. Mustafa Hüseyin BUZOĞLU
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru; mutat meskeni yurt dışında bulunan müşterek çocuğunyurt dışında mukim olan başvurucuya iade edilmemesi nedeniyle aile hayatınasaygı hakkının, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanmahakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 16/12/2015 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmemiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
8. Türk vatandaşları olan başvurucu ve R.Y. Türkiye'de birlikteyaşamaya başlamışlar, bu birlikteliklerinden 2001 yılında kızları M.N.Y.dünyaya gelmiştir. M.N.Y.nin R.Y. tarafındantanınmasıyla aralarında soy bağı oluşmuştur. Başvurucu ile R.Y. 2003 yılındaevlenmişlerdir.
9. Başvurucu 2006 yılında kızını da yanına alarak anne ve babasınınikamet ettiği Belçika'ya ziyaret amacıyla gitmiş ve Belçika'da yaşamakistediğine karar vererek ülkeye yerleşmiştir. Başvurucunun eşi R.Y., memurolması sebebiyle Türkiye'de kalmıştır. Başvurucu ve sonrasında emekli olan eşizaman zaman bir araya gelmek suretiyle yaklaşık üç yıl bu şekilde ayrıyaşamıştır. En sonunda başvurucunun eşi ile müşterek çocukları Türkiye'yegelmiş ancak başvurucu gelmemiştir.
A. Çocuğun İadesi Talebiyle Açılan Dava Süreci
10. Başvurucunun eşinin ortak çocuklarını Belçika'yagöndermemesi üzerine başvurucu, çocuğun Türkiye'de alıkoymak suretiyle mutatmeskenine dönmesini engellediğini iddia ederek 25/11/1980 tarihli UluslararasıÇocuk Kaçırmanın Hukuki Veçhelerine Dair Sözleşme (Lahey Sözleşmesi) kapsamındaiade işlemlerinin başlatılması talebiyle 2/9/2009 tarihinde Belçika makamlarınabaşvurmuştur.
11. Söz konusu talep, Fransa makamları tarafından LaheySözleşmesi kapsamında Türk merkezî makamı konumunda olan Adalet BakanlığıUluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğüne (Genel Müdürlük)iletilmiştir.
12. Talep, Genel Müdürlük tarafından çocuğun iadesi işlemlerininbaşlatılması için Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına iletilmiştir. Başsavcılığın4/12/2009 tarihinde Ankara 5. Aile Mahkemesi (Mahkeme) sunulan davanamesi ile Lahey Sözleşmesi ve ilgili mevzuat uyarınca M.N.Y.nin mutat meskeninin bulunduğu Belçika'ya iadeedilmesi talep edilmiştir.
13. Mahkeme 9/2/2010 tarihli kararıyla ortak çocuğun anne ilebabası arasında boşanma ve velayet davası olduğunu belirterek söz konusudavanın, iade talebiyle ilgili davayla birleştirilmesi gerektiği gerekçesineistinaden davaları birleştirmiştir.
14. Birleştirme kararı, başvurucunun temyizi neticesindeYargıtay 2. Hukuk Dairesinin (Daire) 21/6/2010 tarihli kararıyla bozulmuştur.Bozma gerekçesinde boşanma davası ile iade davasının yargılama usullerininfarklı olduğu Dairece açıklanarak işin mahiyeti gereği öncelikle iade davasınınsonuca bağlanması gerektiği belirtilmiştir. Ayrıca Cumhuriyet savcısının davayakatılımının zorunlu olduğu hatırlatılmıştır.
15. Bozma üzerine boşanma davasından ayrılan iade davası,Mahkemenin 28/12/2010 tarihli kararıyla kabul edilmiş, çocuğun mutat meskenineiadesine hükmedilmiştir. Kararda, çocuğun annesinin rızası hilafına Türkiye'dealıkonulduğu tespitine yer verilerek Lahey Sözleşmesi kapsamında mutatmeskenine iade edilmesi gerektiği açıklanmıştır.
16. Başvurucunun eşi tarafından iade kararı temyiz edilmiştir.Temyiz incelemesini yapan Daire tarafından 18/10/2011 tarihli kararla, çocuğungeri dönmesinin çocuğu fiziki veya psikolojik bir tehlikeye maruz bırakacağı yada başka bir şekilde müsamaha edilemeyecek bir duruma düşüreceği yolunda ciddirisk bulunduğu ileri sürülmesine rağmen bu hususta araştırma yapılmadığındankararın bozulması gerektiği değerlendirilmiştir.
17. Bozmaya uyan Mahkeme tarafından anılan risk araştırılmış;boşanma davasındaki tanık beyanları, uzman raporları ve diğer delillerincelenerek iade talebinin bu kez reddine karar verilmiştir. Mahkemece,müşterek çocuğun mutat meskenine dönüşünü istemediği ve uzman raporundabelirtilen anlatımlar doğrultusunda müşterek çocuğun geri dönmesinin çocuğufiziki ve psikolojik bir tehlikeye maruz bırakacağı ihtimalinin mevcut olduğukanaatine varılmıştır.
18. Anılan karar, Dairenin 3/2/2015 tarihli kararıyla onanmış;7/10/2015 tarihli kararıyla da karar düzeltme talebinin reddine karar verilerekaynı tarihte kesinleşmiştir.
19. Başvurucu 16/12/2015 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
B. Boşanma Davasınaİlişkin Süreç
20. Başvurucunun eşi tarafından başvurucu aleyhine 28/12/2007tarihinde Ankara 10. Aile Mahkemesine boşanma davası açılmıştır. Yargılamasonucu, başvurucunun evi terk ederek dönmemesi haricinde geçimsizliğin ispatedilememesi nedeniyle dava reddedilmiş ancak karar taraflara tebliğedilmediğinden kesinleşmemiştir.
21. Başvurucunun eşi bu kez 20/4/2009 tarihinde başvurucualeyhine Ankara 9. Aile Mahkemesine (Aile Mahkemesi) boşanma davası açmıştır.
22. Mahkemece taraf tanıkları dinlenmiş ve gösterilen tümdeliller toplanmıştır. Tanıklar; uyumlu beyanlarında tarafların uzun süredirayrı yaşadıklarını, başvurucunun sadakatsiz davranışlarının bulunduğunu, ortakçocuğun Belçika'da yaşına uygun olmayan bir ortamda yaşadığını ifadeetmişlerdir.
23. Ortak çocuk hakkında 13/11/2009 ve 5/10/2010 tarihlerindeolmak üzere iki kez sosyal inceleme raporu alınmıştır. Raporlarda genel olarakçocuğun yurt dışında anne yanında kaldığı süre içinde maruz kaldığı yalnızkalma, fiziksel şiddet, çocuğun yaş ve gelişim düzeyine uygun olmayan birtakımdavranış ve olaylara -annesinin erkek arkadaşıyla cinsel ilişkiye girmesine,yanında alkol ve uyuşturucu kullanmasına- tanık olduğu ve istismara varan travmatik yaşantısının bulunduğu tespit edilerek çocuğunbedensel ve ruhsal açıdan ciddi şekilde örselendiği kanısına varılmıştır.Ayrıca Belçika'da başvurucunun bir yıl süre ile Fas uyruklu bir erkeklebirlikte yaşadığı, evin fiziksel şartları nedeniyle çocuğuncinselilişkilerine tanık olmuş olabileceğini beyan ettiği, uzun süre yurt dışınaçıktığında çocuğu başvurucunun ailesinin yanına bıraktığı, çalışmasaatlerindeki düzensizlik nedeniyle çocuğun anneanne, teyze ya da etütmerkezinde vakit geçirdiği ifade edilmiştir.
24. Aile Mahkemesi 31/12/2015 tarihli kararıyla, başvurucununsadakatsiz davrandığı, müşterek çocuğun bakım ve gözetimine özen göstermeyerekyükümlülüklerini ihmal ettiği sonucuna ulaşarak davanın kabulüyle taraflarınboşanmalarına karar vermiş; aynı zamanda aynı gerekçelerle ortak çocuğunvelayetini başvurucunun eşine tevdi etmiştir.
25. Boşanma ve velayet kararı başvurucu tarafından temyizedilmiş olup Yargıtayda temyiz incelemesiaşamasındadır.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
26. 22/11/2007 tarihli ve 5717 sayılı Uluslararası ÇocukKaçırmanın Hukuki Yön ve Kapsamına Dair Kanun’un “Amaç” kenar başlıklı 1. maddesi şöyledir:
“BuKanunun amacı; velâyet hakkı ihlâl edilerek Sözleşmeye taraf bir ülkeden diğerbir taraf ülkeye götürülen veya alıkonulan çocuğun mutat meskeninin bulunduğuülkeye iadesine veya şahsî ilişki kurma hakkının kullanılmasına dair 25/10/1980tarihli Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukukî Veçhelerine Dair Sözleşmeninuygulanmasını sağlamaya yönelik usûl ve esaslarıdüzenlemektir.”
27. 5717 sayılı Kanun’un “Kapsam”kenar başlıklı 2. maddesi şöyledir:
“Bu Kanun, bir kişiye veya bir kuruma tekbaşına veya birlikte kullanılmak üzere tevdi edilmiş bulunan ve yerdeğiştirmenin veya alıkonulmanın gerçekleştiği sırada fiilen kullanılmakta olanvelâyet veya şahsî ilişki kurulması haklarının ihlâlinden hemen önce mutatmeskeninin bulunduğu taraf ülkelerden birinde bulunan çocuklara uygulanır.”
28. 5717 sayılı Kanun’un "Tanımlar"kenar başlıklı 3. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:
“(1) Bu Kanunda geçen;
a) Merkezî Makam: Adalet Bakanlığını,
...
f) Sözleşme: 25/10/1980 tarihli UluslararasıÇocuk Kaçırmanın Hukukî Veçhelerine Dair Sözleşmeyi,
g) Genel Müdürlük: Adalet BakanlığıUluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğünü,
...
ı) Mahkeme: Aile mahkemesini, ifade eder.”
29. 5717 sayılı Kanun’un "MerkeziMakamın görevleri" kenar başlıklı 5. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
“(1) Merkezî Makam, mahallî Cumhuriyetbaşsavcılığı aracılığı ile;
a) Sözleşme kapsamında çocuğun iadesi veyaşahsî ilişki kurulma hakkının kullanılması konusunda bir başvurunun yapılmasınımüteakip çocuğun bulunduğu yerin tespiti ile menfaatlerinin korunması içinkolluk ve diğer yetkili makamları görevlendirmek de dahil olmak üzere gereklibütün tedbirleri alır.
b) Çocuğun, kendisini kaçırmış olan kişininrızası ile iadesi veya taraflar arasında sulh yoluyla bir çözüme ulaşılmasını teminen gerekli bütün tedbirlerin alınmasını sağlar.
c) Çocuğun, kendisini kaçırmış olan kişininrızası ile iadesi veya taraflar arasında sulh yoluyla bir çözümün bulunmasımümkün değilse, çocuğun iade edilip edilmeyeceği veya şahsî ilişki hakkınınkullanılması konusunda bir karar verilmek üzere yetkili mahkemeye dava açar.”
30. 5717 sayılı Kanun’un "YargılamaUsulü" kenar başlıklı 9. maddesi şöyledir:
"(1) Çocuğun iadesine dair davaname, duruşma günü ile birlikte taraflara tebliğolunur.
(2) BuKanunun uygulanmasından doğan tüm dava ve işler basit yargılama usûlüne göre öncelikle ve acele görülür."
31. 5717 sayılı Kanun’un "Geçicikoruma tedbirleri" kenar başlıklı 10. maddesi şöyledir:
“1)Mahkeme, talep üzerine veya re'sen çocuğun yüksekyararının tehlikeye düşmesini önlemek için dava sonuna kadar aşağıda belirtilengeçici tedbirlere, gerektiğinde çocuğun görüşünü ve uzmanlardan rapor almaksuretiyle karar verebilir:
a) Bakım ve gözetimi üzerine alan akrabalardanbirine teslim.
b) Bakım ve gözetimi üzerine alan güvenilirbir aile yanına yerleştirme.
c) Çocuk bakımı ve yetiştirme veya benzeriresmî yahut özel kurumlara yerleştirme.
d) Resmî veya özel bir hastaneye veya tedavievine yahut eğitimi güç çocuklara mahsus kurumlara yerleştirme.”
32. 5717 sayılı Kanun’un "İadedavasında velâyet" kenar başlıklı 12. maddesi şöyledir:
“(1)Çocuğun iadesine dair bir karar verilmiş ise bu hükümde ayrıca velâyete ilişkinkarar verilmez. Ancak, çocuğun iadesi talebinin reddine karar verilmesihalinde, velâyet hakkına dair bir karar verilebilir.”
33. 5717 sayılı Kanun’un "Bekleticimesele" kenar başlıklı 14. maddesi şöyledir:
“(1) Görülmekte olan bir iade davası sırasındavelâyet davası da açılmış ise velâyete ilişkin dava bekletilir.”
34. 5717 sayılı Kanun’un "DavalarınAyrılması" kenar başlıklı 15. maddesi şöyledir:
“(1)İade davası ile velâyet davası birleştirilmiş ise birleştirilen davalar tefrikedilerek öncelikle iade davası görülüp sonuçlandırılır."
B. Uluslararası Hukuk
1. Uluslararası Mevzuat
35. Lahey Sözleşmesi'nin 1. maddesi şöyledir:
“İşbu sözleşmenin amacı:
a) Taraf Devletlere gayrikanuni yollardangötürülen veya alıkonan çocukların derhalgeridönmelerini sağlamak;
b) Taraf bir Devletteki koruma ve ziyarethaklarına, diğer taraf Devletlerde etkili biçimde riayet ettirmek.”
36. Lahey Sözleşmesi’nin 3. maddesi şöyledir:
“Birçocuğun yer değiştirmesi veya geri dönmemesi:
a) Çocuğun, yer değiştirmesinden veya geridönmemesinden hemen önce mutat ikametgahının bulunduğu Devlet kanunutarafından, bir şahsa, müesseseye veya başka bir kuruma, tek başına veyamüştereken verilen koruma hakkının ihlali şeklinde meydana geldiği taktirde; ve
b) Bu hak, yer değiştirme veya geri dönmemeanında tek başına veya müştereken fiili biçimde kullanılmakta veya bu olaylarmeydana gelmese kullanılacak idi ise,
Kanuna aykırı addedilir.
(a) dasöz konusu edilen koruma hakkı, özellikle, kanuni bir yetkiden, adli veya idaribir karardan veya bu Devletin kanununa göre yürürlükte olan bir anlaşmadandoğabilir.”
37. Lahey Sözleşmesi’nin 11. maddesi şöyledir:
"Tüm Taraf Devletlerin adlî ve idarîmakamlarının, çocuğun geri dönmesini teminen en kısazamanda gereğine tevessül etmeleri yükümlülükleridir,
Müracaatta bulunulan adlî veya idarî makam,müracaattan itibaren 6 hafta içinde karar vermezse, talep eden veya talepedilen Devletin merkezî makamı kendi girişimi ile gecikmenin nedenlerine dairbir belge isteyebilir. Cevap, talep edilen Devletin merkezî makamına gelir ise,bu makamın, cevabı, talepte bulunulan devletin merkezî makamına veya icabındamüracaat sahibine intikal ettirmesi gereklidir."
38. Lahey Sözleşmesi’nin 12. maddesinin birinci ve ikincifıkraları şöyledir:
“Birçocuğun, 3. maddede belirtildiği şekilde, kanuna aykırı olarak yerideğiştirilmiş veya çocuk alıkonulmuş ve çocuğun bulunduğu taraf Devletin adliveya idari makamına müracaat anında, yer değiştirme veya alıkonulmadan itibarenbir yıldan az zaman geçmişse, müracaatta bulunulan makam, çocuğun derhal geridönmesini emreder.
Yukarıdaki fıkrada öngörülen bir yıllıksürenin sona ermesinden sonra bile müracaatta bulunulursa, adli veya idarimakamın, keza çocuğun geri dönmesini emretmesi gerekir, yeter ki, çocuğun yeniçevresine intibak ettiği tespit edilmesin.”
39. Lahey Sözleşmesi’nin 13. maddesi şöyledir:
“Yukarıdaki madde hükümlerine rağmen, taleptebulunulan Devletin adli veya idari makamı, geri dönmeye itiraz eden kişi, kurumveya örgüt:
a) Çocuğun şahsının bakımını üstlenmiş bulunankişi, kurum veya örgütün, yer değiştirme veya alıkoyma döneminde koruma hakkınıetkili şekilde yerine getirmediğini veya yer değiştirmeye veya alıkoymayamuvafakat etmiş olduğunu veya daha sonra kabul etmiş olduğunu veya,
b) Geri dönmesinin çocuğu fiziki veyapsikolojik bir tehlikeye maruz bırakacağı veya başka bir şekilde, müsamahaedilemeyecek bir duruma düşüreceği yolunda ciddi bir risk olduğunu tesbit ederse, çocuğun geri dönmesini emretmek zorundadeğildir.
Adli veya idari makam keza çocuğun, geridönmek istemediğini ve görüşünün gözönündebulundurulmasının uygun olacağı bir yaşa ve olgunluğa erişmiş bulunduğunugözlerse, geri dönmesini emretmeyi reddedebilir.
Bu maddede yer alan şartlarındeğerlendirilmesinde, adli veya idari makamların, çocuğun sosyal durumunailişkin bilgileri, merkezi makam veya çocuğun mutat ikametgâhı devletinin diğerherhangi bir yetkili makamı tarafından sağlanan bilgileri gözönündebulundurması gereklidir.”
40.Lahey Sözleşmesi’nin 16. maddesi şöyledir:
“Birçocuğun 3. madde çerçevesinde, kanuna aykırı olarak yer değiştirdiği veya geridönmediğinden haberdar edilmesini müteakip, çocuğun götürüldüğü veyaalıkonulduğu Taraf Devletin adlî veya idarî makamları, çocuğun geri dönmesikonusunda işbu sözleşmedeki şartların bir araya gelmediği tespit edilinceyekadar veya sözleşme uyarınca bir talepte bulunulmadan makul bir süre geçinceyekadar, koruma hakkının esasına ilişkin karar veremezler.”
41. Türkiye tarafından 14/10/1990 tarihinde imzalanan ve27/1/1995 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarakyürürlüğe giren 20/11/1989 tarihli Çocuk Haklarına Dair Sözleşme'nin 3. maddesişöyledir:
“(1)Kamusal ya da özel sosyal yardım kuruluşları, mahkemeler, idari makamlar veyayasama organları tarafından yapılan ve çocukları ilgilendiren bütünfaaliyetlerde, çocuğun yararı temel düşüncedir.
(2) Taraf Devletler, çocuğun ana–babasının,vasilerinin ya da kendisinden hukuken sorumlu olan diğer kişilerin hak veödevlerini de gözönünde tutarak, esenliği içingerekli bakım ve korumayı sağlamayı üstlenirler ve bu amaçla tüm uygun yasal veidari önlemleri alırlar.
(3)Taraf Devletler, çocukların bakımı veya korunmasından sorumlu kurumların,hizmet ve faaliyetlerin özellikle güvenlik, sağlık, personel sayısı veuygunluğu ve yönetimin yeterliliği açısından, yetkili makamlarca konulanölçülere uymalarını taahhüt ederler.”
42. Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin 12. maddesi şöyledir:
“(1)Taraf Devletler, görüşlerini oluşturma yeteneğine sahip çocuğun kendiniilgilendiren her konuda görüşlerini serbestçe ifade etme hakkını bu görüşlereçocuğun yaşı ve olgunluk derecesine uygun olarak, gereken özen gösterilmeksuretiyle tanırlar.
(2) Buamaçla, çocuğu etkileyen herhangi bir adli veya idari kovuşturmada çocuğun yadoğrudan doğruya veya bir temsilci ya da uygun bir makam yoluyla dinlenilmesifırsatı, ulusal yasanın usule ilişkin kurallarına uygun olarak çocuğa,özellikle sağlanacaktır.”
43. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) "Özel ve aile hayatına saygı hakkı"kenar başlıklı 8. maddesi şöyledir:
"1. Herkes özel ve aile hayatına,konutuna ve haberleşmesine saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir.
2. Bu hakların kullanılmasına ulusal güvenlik,kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, suçun veya düzensizliğin önlenmesi,genel sağlık ve genel ahlakın korunması, başkalarının hak ve özgürlüklerininkorunması amacıyla, hukuka uygun olarak yapılan ve demokratik bir toplumdagerekli bulunan müdahaleler dışında, kamu makamları tarafından hiçbir müdahaleyapılamaz."
2. Uluslararası İçtihat
44.Ebeveyn ile çocukların birlikte yaşama istekleri, aileyaşamının vazgeçilmez bir unsuru olup anne ve baba arasındaki ortak yaşamınhukuken veya fiilen sona ermiş olması, aile yaşamını ortadan kaldırmaz (benzeryöndeki AİHM kararı için bkz. Berrehab/Hollanda,B. No: 10730/84, 21/6/1988, § 21). Ebeveyn ve çocuk arasındaki aile yaşamınınanne ve babanın birlikte yaşamaya son vermelerinin ardından da devam edeceğiaçık olup anne, baba ve çocuğun aile hayatına saygı hakkı belirtilen durumlardaailenin yeniden birleştirilmesine yönelik tedbirleri de içermektedir. Sözkonusu yükümlülük, yalnızca çocukların kamusal makamlarca koruma altınaalınması bağlamındaki uyuşmazlıklar açısından değil ebeveyn veya diğer ailebireyleri arasındaki velayet ve kişisel ilişki tesisine ilişkin uyuşmazlıklaraçısından da geçerlidir (benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Gluhakovic/Hırvatistan, B. No: 21188/09, 12/4/2011§§ 56-57).
45. Aile yaşamına saygı hakkı kapsamında devlet için söz konusuolan yükümlülük, sadece belirtilen hakka keyfî surette müdahaleden kaçınmaklasınırlı olmayıp öncelikli olan bu negatif yükümlülüğe ek olarak aile yaşamınaetkili bir biçimde saygının sağlanması bağlamında pozitif yükümlülükleri deiçermektedir. Söz konusu pozitif yükümlülükler, bireyler arası ilişkileralanında olsa da aile yaşamına saygıyı sağlamaya yönelik tedbirlerin alınmasınızorunlu kılar (benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. X ve Y/Hollanda, B. No: 8978/80, 26/3/1985, § 23).
46. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) göre ebeveyn ileçocuk arasındaki şahsi ilişkinin konu edildiği davalarda çocuğun menfaatlerinindiğer tüm hususlardan üstün tutulması gereklidir. Mahkemeye göre bu menfaatiniki yönü bulunmaktadır. İlk olarak çocuğun üstün menfaati sağlıklı bir ortamdagelişmesinin sağlanmasını içermektedir, bu nedenle Sözleşme'nin 8. maddesi hiç bir koşulda ebeveynin çocuğun sağlığına ve gelişiminezarar verebilecek davranışlarını korumaz. İkinci olarak çocuğun üstünmenfaatlerine aykırı olmadıkça ailesi ile bağlarını sürdürmesi çocuğunhakkıdır. Bu bağlamda çocuğun aile bağları ancak istisnai durumlardakoparılabilir ve aile bağlarının koptuğu durumlarda çocuğun üstün menfaatikişisel ilişkinin sürdürülmesi ve koşullar uygun olduğunda ailenin yeniden biraraya gelmesi için gerekli tüm tedbirlerin alınmasını gerektirir (Gnahore/Fransa, B. No: 40031/98,19/9/2000, § 59).
47. AİHM de önüne gelen birçok davada, aile yaşamına saygınınkamu makamlarına ebeveyn ve çocuklarını bir araya getirmek şeklinde pozitif birgörev yüklediğini vebu alandaki pozitif yükümlülüğünbireyler arasındaki ilişkiler alanında dahi aile yaşamına saygıyı güvencealtına almak için tasarlanmış ve hem bireylerin haklarını koruyan düzenleyiciyargısal bir çerçeve oluşturulmasını hem de fiilen hayata geçirilecek uyguntedbirlerin alınmasını gerektirdiğini ifade etmektedir (Hokkanen/Finlandiya, B. No: 19823/92, 23/9/1994, § 58; Glaser/Birleşik Krallık,B. No: 32346/96, 19/9/2000, § 63; Bajrami/Arnavutluk,B. No: 35853/04, 12/12/2006, § 52).
48. Bununla birlikte aile yaşamına saygı hakkı kapsamındakipozitif yükümlülüklerin hangi koşullarda olumlu edimde bulunmayıgerektirdiğinin kesin çizgilerle belirlenmesi, söz konusu hak kapsamındakiilişkilerin mahiyeti gereği kolay değildir. AİHM de özellikle pozitifyükümlülükler söz konusu olduğunda saygı kavramının çok kesin bir tanımınınbulunmadığını, taraf devletlerde karşılaşılan durumlar ve izlenenuygulamalardaki farklılıklar dikkate alındığında bu kavramın gereklerininolaydan olaya önemli ölçüde değiştiğini kabul etmektedir (benzer yöndeki AİHMkararı için bkz. Abdulaziz, Cabales ve Balkani/Birleşik Krallık [GK], B. No: 9214/80,28/5/1985, § 67).
49. Ayrıca AİHM, uluslararası çocuk kaçırma meselelerindeSözleşme’nin 8. maddesinin aile hayatına saygı hakkı kapsamında Sözleşmecidevletlere yüklediği yükümlülüklerin Lahey Sözleşmesi hükümleri dikkatealınarak yorumlanması gereğine işaret etmektedir (Neulinger ve Shuruk/İsviçre [BD], B. No:41615/07, 6/7/2010, §§ 131, 132).
50. Bu kapsamda AİHM'in LaheySözleşmesi’ni özellikle pozitif yükümlülükler bağlamında yorumladığıgörülmektedir. Bu kapsamda AİHM, örneğin Lahey Sözleşmesi çerçevesindekimükellefiyetler uyarınca çocuğun ivedi olarak iadesinin sağlanması hususundayeterli önlemlerin alınmasında başarısız olunması, çocuğun mutat ikametinedönüşünün sağlanmasında özenli davranılmaması ve iadeye ilişkin talep hakkındayürütülen yargılamanın gereğinden uzun sürmesi nedeniyle Sözleşme’nin 8.maddesinin ihlal edildiğine hükmetmektedir (Iglesias Gil ve A.U.I./İspanya, B. No:56673/00, 29/4/2003, §§ 56-63; Sylvester/Avusturya, B. No: 36812/97, 40104/98,24/4/2003, §§ 67-72; Carlson/İsviçre, B. No: 49492/06, 6/11/2008, §§70-82; Serghides/Polonya, B. No: 31515/04, 2/11/2010, §§68-75).
51. AİHM, çocuğun ve ebeveynin menfaatlerine ilişkindeğerlendirmenin ulusal yargı makamlarınca yapılması gerektiğini kabul etmeklebirlikte uyuşmazlığa ilişkin yargılama prosedürünün adil olması ve ilgililerebütün haklarını kullanabilme olanağı sağlaması gerektiğini ifade etmektedir.AİHM ulusal mahkemelerin özellikle olgusal, duygusal, psikolojik, maddi vetıbbi nitelikteki bütün faktörler ile ailenin durumunu derinlemesine inceleyipincelemediğini ve kaçırılmış çocuğun iadesine ilişkin başvuru bağlamındaçocuğun yüksek menfaatlerini tespit etmek suretiyle ilgili kişilerin deyararlarına ilişkin makul bir değerlendirme ve dengelemede bulunulupbulunulmadığını belirlemek durumunda olduğunu belirtmektedir (İlker Ensar Uyanık/Türkiye, B. No:60328/09, 3/5/2012, § 52; Neulinger ve Shuruk/İsviçre,§§ 138, 139).
52. AİHM ayrıca, geçen zamanın çocuk ile beraber yaşamayanebeveyn arasındaki ilişkilerde geri dönüşü olmayan olumsuz etkilerdoğurabileceğinden çocuğun iadesiyle ilgili davaların dava sonunda alınankararların infazı dâhil acil bir uygulama gerektirdiğini belirtmektedir. (Carlson/İsviçre, § 69).
V. İNCELEME VE GEREKÇE
53. Mahkemenin 17/7/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Aile Hayatına SaygıHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
54. Başvurucu,eşiile arasında devam eden boşanma davasına sunulan delillerle yetinilmeksuretiyle kızının mutat meskene iade davasının reddedildiğinden şikâyetetmektedir. Başvurucu; kızının cinsel istimara maruz kaldığı iddiasının tamamensoyut olduğunu, bu hususun ispatlanmamış olmasına rağmen çocuğun iadesitalebinin reddedildiğini belirterek aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğiniileri sürmüştür. Hükme esas alınan tanık beyanlarının talebin reddedilmesi içinyeterli olmadığını vurgulayan başvurucu, sosyal inceleme raporlarının gerçeğiyansıtmadığını iddia etmiştir. Ayrıca mahkemelerin kararlarının gerekçesizolması sebebiyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini de ifadeetmiştir.
2. Değerlendirme
55. Anayasa’nın 5. maddesi şöyledir:
“Devletintemel amaç ve görevleri, … Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin vetoplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak vehürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacaksurette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanınmaddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamayaçalışmaktır.”
56. Anayasa’nın 20. maddesinin birinci fıkrasının ilgili kısmışöyledir:
“Herkes... aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. ... ailehayatının gizliliğine dokunulamaz."
57. Anayasa’nın 41. maddesi şöyledir:
“Aile, Türk toplumunun temelidir ve eşlerarasında eşitliğe dayanır.
Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikleananın ve çocukların korunması ve aile planlamasının öğretimi ile uygulanmasınısağlamak için gerekli tedbirleri alır, teşkilatı kurar.
Her çocuk, korunma ve bakımdan yararlanma,yüksek yararına açıkça aykırı olmadıkça, ana ve babasıyla kişisel ve doğrudanilişki kurma ve sürdürme hakkına sahiptir.
Devlet, her türlü istismara ve şiddete karşıçocukları koruyucu tedbirleri alır.”
58. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).
59. Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarında çocukla şahsiilişki kurulmasına yönelik şikâyetler aile hayatına saygı hakkı çerçevesindeele alınmıştır (Marcus Frank Cerny[GK], B. No: 2013/5126, 2/7/2015, § 82; SerpilToros, B. No: 2013/6382, 9/3/2016; SelimAdıyaman, B. No: 2013/8846, 9/3/2016; Dalga Eda Yıldırım ve Özgün Yıldırım, B. No: 2014/5974,26/12/2017; Sezen Acar Özfidan,B. No: 2014/16746, 25/1/2018; Levent Aşıklar,B. No: 2014/13936, 8/3/2018).
60. Anayasa Mahkemesinin söz konusu kararları uyarınca ebeveynve çocuklar arasındaki ilişkileri konu alan uyuşmazlıklarda idari ve yargısalişlemlere dair şikâyetlerinbir bütün halinde ailehayatına saygı hakkı bağlamında incelenmesi gerekmektedir (Marcus Frank Cerny, § 82; M.M.E. ve T.E., B. No: 2013/2910,5/11/2015, § 137; Levent Aşıklar,§ 59).
61. Adil yargılanma hakkı ile aile hayatına saygı hakkıkapsamında sağlanan güvencelerin öngördüğü amaçlardaki faklılıkdurumuna göre içlerinden biri veya diğeri uyarınca birtakım olgularınincelenmesini gerekebilir. Başvurucunun ileri sürdüğü gerekçeli karar hakkınınihlali iddiası aynı zamanda aile hayatına saygı hakkı, kapsamında ele alınacakyargısal mercilerin bireysel menfaat dengelemesinde yeterli gerekçesi ihtivaedip etmediği hususuna da ilişkin olduğundan başvurunun sadece aile hayatınasaygı hakkı kapsamında incelenmesi gerekmektedir. Bu nedenle mevcut başvurudaşahsi ilişki kurulmasına yönelik şikâyetlerin aile hayatına saygı hakkı içindeinceleneceğine dair Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarından ayrılmaya gerekbulunmamaktadır. Dolayısıyla konusu çocuğun ailesiyle yaşadığı mutat meskeneiade edilmesinin Anayasa'nın 20. ve 41. maddelerinde düzenlenen aile hayatınasaygı hakkı bağlamında ele alınması gerekir.
a. Kabul EdilebilirlikYönünden
62. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan ailehayatına saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Esas Yönünden
i. Genel İlkeler
63. Aile hayatına saygı hakkı, Anayasa’nın 20. maddesininbirinci fıkrasında güvence altına alınmıştır. Söz konusu düzenleme,Sözleşme’nin 8. maddesi çerçevesinde korunan aile hayatına saygı hakkınınAnayasa’daki karşılığını oluşturmaktadır. Ayrıca Anayasa’nın 41. maddesinin-Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği- özellikle aile hayatına saygı hakkınailişkin pozitif yükümlülüklerin değerlendirilmesi bağlamında dikkate alınmasıgerektiği açıktır (Murat Atılgan,B. No: 2013/9047, 7/5/2015, § 22; Marcus Frank Cerny, § 36).
64. Devletin pozitif tedbirler alma yükümlülüğü konusundaAnayasa’nın 20. ve 41. maddeleri, ebeveynin -mevcut olayda babanın- çocuğuylabütünleşmesinin sağlanması amacıyla tedbirler alınmasını isteme hakkını vekamusal makamların bu tür tedbirleri alma yükümlülüğünü içermektedir.Anayasa'nın 41. maddesinde her çocuğun yüksek yararına aykırı olmadıkça anne vebabasıyla kişisel ve doğrudan ilişki kurma ve sürdürme hakkına sahip olduğuaçıkça belirtilmektedir. Ancak bu yükümlülük mutlak olmayıp her olayın özelkoşullarına bağlı olarak alınacak tedbirlerin nitelik ve kapsamıfarklılaşabilmektedir (Marcus Frank Cerny, §41).
65. Bu bağlamda ebeveynler tarafından gerçekleştirilenuluslararası çocuk kaçırma vakaları, aile hayatına saygı hakkı bağlamındadeğerlendirme yapılmasını gerektiren önemli bir dava grubudur. Uluslararasıçocuk kaçırma vakaları, uluslararası anlamda ciddi bir iş birliğinigerektirmekte olup bu iş birliği bakımından en önemli vasıtalardan biri LaheySözleşmesi’dir. Lahey Sözleşmesi en basit ifadeyle yasa dışı kaçırılan veyataraf devletlerden birinde alıkonulan çocuğun ivedi şekilde iadesini öngörerekebeveyn tarafından gerçekleştirilen uluslararası çocuk kaçırma vakalarınınçözümü hususunda hızlı bir prosedür öngörmekte olup Lahey Sözleşmesi’ne tarafbir devlette mutat olarak ikamet eden çocuğun diğer bir taraf devlete yasa dışıkaçırılması veya orada alıkonulması durumunda -Lahey Sözleşmesi’nde yer verilensınırlı sayıdaki istisnai hâller dışında- çocuğun bulunduğu ülkenin yetkilimakamlarının çocuğu mutat ikametgâhı olan ülkesine ivedi şekilde iade etmesizorunludur (Marcus Frank Cerny, §§44, 46, 47).
66. Lahey Sözleşmesi uyarınca taraf devletler, ülke sınırlarıiçinde Lahey Sözleşmesi’nin amaçlarının gerçekleşmesini sağlamak üzere uygunbütün önlemleri almak ve bu amaç doğrultusunda en süratli usullere başvurmaklayükümlüdür. Bu yükümlülük ilgili vakalarda aile hayatına saygı hakkınınöngördüğü pozitif yükümlülüklerin yerine getirilmesi açısından oldukçaönemlidir (Marcus Frank Cerny, §55).
67. Lahey Sözleşmesi kapsamında kural, ivedi iade olmaklabirlikte zorunlu iade kararının bir dizi istisnası bulunmaktadır. Bu istisnalarLahey Sözleşmesi’nin 13. ve 20. maddelerinde yer almakta olup ilgili hükümlerinyargısal makamlara çocuğun iadesini reddetme yetkisi tanıdığı görülmektedir.Lahey Sözleşmesi’nin temel amacı, çocuğun mutat meskeni olan ülkesine iadeedilmesini sağlayarak koruma hakkının nasıl düzenlenmesi gerektiğinin -çocuğunüstün menfaatleri nazara alınmak suretiyle- mutat mesken yargı makamlarıncabelirlenmesidir. Bununla birlikte yer değiştirmenin veya alıkoymanın geçerlisebeplerinin bulunabileceği veya iadenin çocuğa ciddi zararlar verebileceğidurumların olabileceği gerçeği karşısında, belirtilen istisna hükümlerine yerverilmek suretiyle Sözleşme uygulamasında bazı güvence hükümlerine yer verilmekistenildiği anlaşılmaktadır (Marcus Frank Cerny, § 58).
68. Mevzuatın yorumlanmasıyla ilgili sorunları çözmek önceliklederece mahkemelerinin yetki ve sorumluluk alanındadır. İç hukukun genel olarakuluslararası hukuka veya uluslararası anlaşmalara atıf yaptığı hâllerde dedurum böyledir. Anayasa Mahkemesinin rolü ise bu kuralların yorumununAnayasa’ya uygun olup olmadığını belirlemekle sınırlıdır.Bu nedenle Anayasa Mahkemesi, derecemahkemeleri tarafından izlenen usulü denetleme ve özellikle mahkemelerin LaheySözleşmesi hükümlerini yorumlayıp uygularken Anayasa’nın 20. ve 41.maddelerindeki güvenceleri gözetip gözetmediğini belirleme yetkisine sahiptir (Marcus Frank Cerny, §62; Levent Aşıklar, § 68).
69. Bu alandaki belirleyici mesele; çocuğun anne, baba ve kamudüzeninin yarışan menfaatleri arasında devletin kendisine tanınan takdir alanıiçinde bu konuda adil bir denge kurup kurmadığıdır. Ancak bu denge kurulurkenvelayet ve kişisel ilişki hakkıyla ilgili meselelerde çocukların menfaatlerininüstün bir öneme sahip olduğu unutulmamalıdır.Bununlabirlikte söz konusu haklar arasında denge kurulurken ebeveynin çocukla düzenliilişkide bulunması gereği de dikkate alınması gereken bir diğer önemlifaktördür (Marcus Frank Cerny, §74; Levent Aşıklar, § 76).
70. Her çocuk, menfaatleri aksini gerektirmedikçe ebeveyni ile doğrudanve düzenli olarak kişisel ilişkisini sürdürme hakkına sahiptir. Çocuğunmenfaati bir yandan -söz konusu ailenin sağlıksız olması durumu hariç-ailesiyle bağlarını sürdürmesi gerektiğine işaret etmekte, öte yandan çocuğunsağlıklı ve güvenli bir çevrede gelişimini sürdürmesini içermektedir. Aynıdüşünce Lahey Sözleşmesi için de geçerli olup Lahey Sözleşmesi, çocuğun geridöndürülmesi çocuğu ağır fiziksel veya psikolojik zarar riskine maruzbırakmadıkça veya başka bir şekilde katlanılmaz bir duruma sokmadıkça kuralolarak kaçırılan çocuğun ivedi olarak iadesini gerektirmekte ve bu şekilde aileilişkilerinin sürdürülebilirliğini amaçlamaktadır (Marcus Frank Cerny, § 75; Levent Aşıklar, § 77).
ii. İlkelerin OlayaUygulanması
71. Başvuru, Anayasa Mahkemesinin daha önce Marcus Frank Cerny ve Levent Aşıklar kararlarındavurgulandığı gibi çocuk ile anne ve babanın yarışan menfaatleri arasında,devletin kendisine tanınan takdir alanı içinde bu konuda adil bir denge kurupkurmadığı yönünden incelenecektir.
72. Çocukların ebeveyninden birinin velayet hakkı ihlal edilmeksuretiyle kaçırılmaları veya alıkonulmalarının sonuçlarınınhafifletilmesi/önlenmesi amacıyla ülkemizce kabul edilen Lahey Sözleşmesi ve buSözleşme'ye dayanılarak yürürlüğe giren 5717 sayılıKanun'a göre çocukların mutat meskenlerine derhâl iadesi kuraldır. Kuralaistisna tanıyan hükümler ise aynı metinde yer almaktadır.
73. Başvurucu, ortak çocuğun mutat meskenininBelçikaolduğunun tereddütsüz olmasına rağmen mevcut delillerin hatalı değerlendirilmeksuretiyle iade talebinin reddedilmesinden şikâyet etmektedir.
74. Lahey Sözleşmesi'nin 13. maddesine göre, alıkonulan çocuğunmutat meskeni tespit edildikten sonra ancak çocuğun iade edilmesininçocuğufiziki veya psikolojik bir tehlikeye maruz bırakacağının veya başka bir şekildemüsamaha edilemeyecek bir duruma düşüreceğinin tespiti hâlinde yargısalmakamların usule ilişkin güvenceleri işleterek ve çocuğun üstün yararı gözönüne alarak iade talebini reddetme konusunda takdirhakkına sahip oldukları şüphesizdir.
75. İade talebini inceleyen Mahkeme, çocuğun yurt dışında anneyanında kaldığı süre içinde maruz kaldığı yalnız kalma, fiziksel şiddet,çocuğun yaş ve gelişim düzeyine uygun olmayan birtakım davranış ve olaylaratanık olması ile istismara varan olguları değerlendirerek çocuğun iade edilmesihâlinde fiziki ve psikolojik tehlikeyle karşılaşabileceğini varsaymıştır.Mahkemenin kanaatine üst derece mahkemesi de katılarak kararı onamıştır.
76. Bu bağlamda başvuruya konu iade talebini inceleyenmahkemelerce verilen kararlarda uzman değerlendirmelerine ve çocuğun aileyaşantısı hakkında bilgi ve görgü sahibi kişilerin beyanlarına yer verilerekdelillerin değerlendirildiği, Lahey Sözleşmesi’nin 13. maddenin birincifıkrasının (b) bendinde yer alan istisnanın hangi gerekçelerle gerçekleştiğineyönelik hususlarda ayrıntılı açıklamalara yer verildiği anlaşılmaktadır.Ayrıcabaşvurucu ile çocuğu arasında kişisel ilişki tesis edilerek başvurucununçocuğunu görme, ilişki kurma hakkı ile çocuğun yüksek menfaati arasındaki dengegözetilmiş olmaktadır. Başvurucunun dava süreçlerinde iddia ve savunmalarınıdile getirebildiği, verilen nihai kararlara karşı kanun yollarına başvuraraketkili bir katılım sağladığı da görülmektedir. Sonuç olarak LaheySözleşmesi'nin getirdiği güvenceler gözönüne alınarakderece mahkemelerince oluşturulan karar gerekçelerinin aile hayatına saygıhakkı bağlamında ilgili ve yeterli olduğu, bu suretle başvurucu ile çocuğunmenfaatleri arasında denge kurulduğu değerlendirilmiştir.
77. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa’nın 20.maddesinde güvence altına alınan aile hayatına saygı hakkının ihlaledilmediğine karar verilmesi gerekir.
B. Makul SüredeYargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
78. Başvurucu, müşterek çocuğun iadesi talebinden itibaren altıyılı aşkın bir süre sonra talebin reddine karar verilmesi nedeniyle makulsürede yargılanma hakkının ihlal edildiği ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
a. Kabul Edilebilirlik Yönünden
79. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan makulsürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Esas Yönünden
80. Anayasa'nın 36. ve 141. maddeleri bağlamında medeni hak veyükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıkların makul sürede karara bağlanmasıgerektiğine dair temel ilkeler Anayasa Mahkemesince daha önce incelenmiş ve bukonuda kararlar verilmiştir (Güher Ergun vediğerleri, B. No: 2012/13, 2/7/2013; Güher Ergun ve Tosun Tayfun Ergun, B. No: 2012/12,17/9/2013). Başvuru konusu olayda bu ilkelerden ayrılmayı gerektiren bir hususbulunmamaktadır.
81. Somut olayda 2/9/2009 tarihinde iade talebiyle başlayanyargısal sürecin7/10/2015 tarihinde Dairenin karar düzeltme isteminireddetmesiyle sonuçlandığı anlaşılmıştır. Başvuruya konu yargılama süreciincelendiğinde davanın iki dereceli bir yargılama sisteminde toplam 6 yıl 1 ay5 gün sürdüğü görülmektedir.
82. Bu çerçevede Anayasa Mahkemesinin benzer başvurulardaverdiği kararlar ve somut başvuruya konu yargılama sürecinin niteliği dikkatealındığında yaklaşık 6 yıl 1 ay 5 günlük yargılama süresinin makul olmadığısonucuna varmak gerekir.
83. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvencealtına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesigerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
84. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesi Kuruluşuve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) numaralı fıkrasışöyledir:
“Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkınınihlal edildiğine ya da edilmediğine kar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlindeihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlerehükmedilir…”
85. Başvurucu, makul sürede yargılanma hakkının ihlali nedeniyle100.000 TL manevi, 100.000 TL maddi tazminat talebinde bulunmuştur.
86. Somut olayda, makul sürede yargılanma hakkının ihlaledildiği sonucuna varılmıştır.
87. Makul sürede yargılanma hakkının ihlali nedeniyle yalnızcaihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararı karşılığındabaşvurucuyanet 6.750 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.
88. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi içinbaşvurucunun uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile tespit edilen ihlalarasında illiyet bağı bulunmalıdır. Başvurucunun bu konuda herhangi bir belgesunmamış olması nedeniyle maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesigerekir.
89. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226,90 TL harç ve 1.980TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.206,90 TL yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. 1. Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan ailehayatına saygı hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,
2. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul süredeyargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Başvurucuya net 6.750 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,
D. 226,90 TL harç ve 1.980 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam2.206,90 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemedegecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin bilgi için Ankara 5. Aile Mahkemesine(E. 2013/1603, K.2014/714 sayılı dava dosyasına) GÖNDERİLMESİNE,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE17/7/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.