TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
YILMAZ ÖZCAN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2015/12914)
Karar Tarihi: 15/11/2018
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Rıdvan GÜLEÇ
Recai AKYEL
Raportör
:
Volkan ÇAKMAK
Başvurucu
:
Yılmaz ÖZCAN
Vekili
:
Av. Funda ÖZTÜRK
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, vazife malulü olarak kabul edilmeme işlemine karşıaçılan davada usule ilişkin imkânlar bakımından zayıf duruma düşürülmenedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 31/7/2015 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylarözetle şöyledir:
8. Başvurucu, beyanına göre 2005 yılında belindeki fazla kemiknedeniyle ameliyat edilmiş ve 2007 yılı içinde tekrar ameliyat edilerek dahaönce beline yerleştirilen platin çıkarılmıştır.
9. 6/7/2012 tarihinde yapılan son yoklamasında askerliğeelverişli olduğu kabul edilen başvurucu 21/11/2012 tarihi itibarıyla geçiciaskerlik görevine başlamıştır.
10. İzin dönemindeyken kendi müracaatı üzerine Muş DevletHastanesi tarafından başvurucuya 21/5/2013 tarihinde otuz gün istirahat raporuverilmiştir. İstirahat raporunun onayı için sevk edildiği ElazığAsker Hastanesi tarafından Gülhane Askerî Tıp Akademisine sevk edilenbaşvurucunun 6/6/21013 tarihli raporla askerliğe elverişli olmadığı tespitedilmiştir. Raporda başvurucuya lomber bölgede 3 vertebrayı içine alan posteriorfüzyon ameliyatlısı omurganın görünümünü bozan lomberskolyoz tanısı konulmuştur.
11. Söz konusu rapor üzerine başvurucu 6/6/2013 tarihinde terhisedilmiştir. Terhis edilmesinin ardından sağlık durumu ile ilgili olarak MuşDevlet Hastanesine müracaat eden başvurucu hakkında düzenlenen 30/1/2014tarihli raporda tüm vücut fonksiyon kaybı oranının %40 olduğu tespitedilmiştir.
12. Başvurucu 16/4/2014 tarihinde Sosyal Güvenlik Kurumunavazife malulü olarak kabul edilmesi istemiyle müracaatta bulunmuştur. İstemcevap verilmemek suretiyle zımnen reddedilmiştir.
13. Başvurucu, vazife malulü olarak kabul edilmemesi işleminekarşı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi (AYİM) nezdinde iptal davası açmıştır.
14. AYİM Üçüncü Dairesi (Mahkeme) 13/2/2015 tarihli kararıyladavayı reddetmiştir.
15. Ret gerekçesinde öncelikle vazife malulü olarak kabuledilmesi için kişinin askerî görevin etki ve tesiri ile malul hâle gelmesigerektiği hatırlatılmıştır. Başvurucunun 2005 ve 2007 yıllarında askerliğeelverişsiz hâle gelmesine neden olan hastalık nedeniyle ameliyat edildiği ifadeedilmiştir. Başvurucunun askerliğe elverişsiz olduğunu saptayan rapordanmaluliyet anlamının çıkarılmayacağı, fakat başvurucu lehine düşünülerekmaluliyetin varlığının kabul edildiği, bununla birlikte maluliyete askerîhizmetin etkisinin bulunmadığı kanısına varıldığı belirtilmiştir. Başvurucununaskerliğe kabul edildiği tarih ile beş ay sonra malul hâle geldiği tariharasında sağlık durumu açısından bir fark bulunmadığı ve rahatsızlığın somutbir vazife sırasında oluştuğuna dair bilgi/belge sunulmadığı vurgulanmıştır.Rahatsızlığın askerliğe kabul esnasında ciddi bir muayene ile anlaşılabilecekdurumda olduğu, ancak başvurucunun mevcut hâliyle askere alındığına dikkatçekilerek maluliyetin askerî hizmetin etkisiyle oluşmadığı ifade edilmiş ve retgerekçesi oluşturulmuştur.
16. Ret hükmüne yönelik karar düzeltme istemi Mahkemenin10/6/2015 tarihli kararıyla reddedilmiştir.
17. Başvurucu, nihai kararı 3/7/2015 tarihinde tebellüğetmesinin ardından 31/7/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
18. 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve GenelSağlık Sigortası Kanunu 'nun "Bazı aylık tazminat ve yardımlara ilişkin geçişhükümleri" kenar başlıklı geçici 18. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
"İlgili kanunlarında düzenleme yapılıncayakadar;
a) 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı Kanunun 56 ncı maddesinin birinci fıkrasında belirtilenlerden buKanunla yürürlükten kaldırılan maddeleri dahil 5434 sayılı Kanuna göre vazifeveya harp malûlü sayılması gerekenlerin ve Türk SilâhlıKuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı tarafındangörevlendirildiği tarihte uzun vadeli sigorta kollarına tabi olarakçalışmayanlardan bu Kanunla yürürlükten kaldırılan maddeleri dahil 5434 sayılıKanuna göre harp malûlü sayılması gerekenlerin kendileri ile bunların dul veyetimlerine bağlanacak aylıklar hakkında bu Kanunun yürürlük tarihinden öncekihükümlerin uygulanmasına devam olunur. "
19. 5510 sayılı Kanun'un atıfta bulunduğu 8/6/1949 tarihli ve5434 sayılı mülga Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu'nun 44. maddesininilk fıkrası şöyledir:
"Her ne sebep ve suretle olursa olsunvücutlarında hasıl olan arızalar veya düçar olduklarıtedavisi imkansız hastalıklar yüzünden vazifelerini yapamıyacak duruma giren iştirakçilere (malul) denir vehaklarında bu kanunun malullüğe ait hükümleri uygulanır. "
20. 5434 sayılı Kanun'un 45. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"44 üncü maddede yazılı malullük;,
a) İştirakçilerin vazifelerini yaptıklarısırada vazifelerinden doğmuş olursa;
...
Buna (Vazife malullüğü) ve bunlara uğrıyanlara da (Vazife malulü) denir."
21. 4/7/1972 tarihli ve 1602 sayılı mülga Askeri Yüksek İdareMahkemesi Kanunu'nun 52. maddesi şöyledir:
"Daireler veya Daireler Kurulu, bakmaktaoldukları davalara ait her çeşit incelemeleri kendiliklerinden yapabileceklerigibi, tayin edecekleri süre içinde, lüzum gördükleri evrakın gönderilmesini veher türlü bilgilerin verilmesini taraflardan ve ilgili diğer yerlerdenisteyebilirler. Bu husustaki kararların, ilgililerce, süresi içinde yerinegetirilmesi mecburidir. Haklı sebeplerin bulunması halinde bu süre, bir defayamahsus olmak üzere uzatılabilir.''
22. 1602 sayılı mülga Kanun'un 56. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
''Bu Kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde;İdari Yargılama Usulü Kanunu ile Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun...bilirkişi, keşif, delillerin tespitine... ilişkin hükümleri uygulanır.''
23. 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama UsulüKanunu'nun 20. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
"Danıştayile idare ve vergi mahkemeleri, bakmakta oldukları davalara ait her çeşitincelemeleri kendiliklerinden yaparlar. Mahkemeler belirlenen süre içinde lüzumgördükleri evrakın gönderilmesini ve her türlü bilgilerin verilmesinitaraflardan ve ilgili diğer yerlerden isteyebilirler. Bu husustaki kararların,ilgililerce, süresi içinde yerine getirilmesi mecburidir.''
V. İNCELEME VE GEREKÇE
24. Mahkemenin 15/11/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
25. Başvurucu; askerlik görevine başlamadan önce ameliyatedilmekle birlikte askerî göreve sağlık kontrolünden geçerek ve sağlıklı olduğukabul edilerek başlatıldığını, askerî hizmete başlarken durumunu bildirmesinekarşın kendisine sağlık durumunu daha da kötüleştirecek ağır işler verildiğini,maluliyetin askerî hizmet koşulları sonucu oluştuğunu, engelli konumageldiğini, konunun teknik inceleme gerektirdiğini, Mahkemenin böyle birinceleme yapmadan genel kabullere dayanmak suretiyle hüküm kurduğunu, vazifemalullüğünün sağladığı özlük haklarından mahrum kaldığını belirterek adilyargılanma ve mülkiyet hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.
B. Değerlendirme
26. Anayasa’nın “Hak aramahürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes,meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacıveya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”
27. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukukinitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisitakdir eder (Tahir Canan, B. No:2012/969, 18/9/2013, § 16). Somut olayda başvurucunun temel iddiası,uyuşmazlığın esasına dair ileri sürülen iddianın etkin bir şekilde incelenmemesineilişkindir. Bu hâle göre başvurucunun iddialarının adil yargılanma hakkıkapsamında silahların eşitliği ilkesi yönünden incelenmesi gerektiğideğerlendirilmiştir.
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
28. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan adilyargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğunakarar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
a. Genel İlkeler
29. Anayasa'nın 36. maddesi uyarınca herkes iddia, savunmave adil yargılanma hakkınasahiptir. Anayasa'nın anılan maddesinde adil yargılanma hakkından ayrı olarak iddia ve savunmahakkına birlikte yer verilmesi, taraflara iddia ve savunmalarını mahkeme önündedile getirme fırsatı tanınması gerektiği anlamını da içermektedir (Mehmet Fidan, B. No: 2014/14673,20/9/2017, § 37).
30. Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesine adil yargılanma ibaresinin eklenmesineilişkin gerekçede, Türkiye'nin tarafı olduğu uluslararası sözleşmelerce degüvence altına alınan adil yargılama hakkının madde metnine dâhil edildiğivurgulanmıştır. Nitekim Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarıncainceleme yaptığı birçok kararında, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihadıylaadil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen silahların eşitliği ilkelerine Anayasa’nın 36. maddesikapsamında yer vermektedir. Bu itibarla anılan ilkenin adil yargılanma hakkınınkapsam ve içeriğine dâhil olduğu sonucu ortaya çıkmaktadır. Anılan ilkeye uygunyürütülmeyen bir yargılamanın hakkaniyete uygun olması mümkün değildir (Mehmet Fidan, § 38).
31. Silahların eşitliği ilkesi, davanın taraflarının usuleilişkin haklar bakımından aynı koşullara tabi tutulması ve taraflardan birinindiğerine göre daha zayıf bir duruma düşürülmeksizin iddia ve savunmalarınımakul bir şekilde mahkeme önünde dile getirme fırsatına sahip olması anlamınagelir (Yaşasın Aslan, B. No:2013/1134, 16/5/2013, § 32). Bu usul güvencesi, uyuşmazlığın her iki tarafına dasavunmasının temel dayanağı olan delilleri sunma imkânı tanınmasınıkapsamaktadır (Yüksel Hançer, B.No: 2013/2116, 23/1/2014, § 18).
32. Silahların eşitliği ilkesi kapsamında yapılacak inceleme,başvuru konusu yargılamanın bir bütün olarak adil olup olmadığınındeğerlendirilmesidir (Yüksel Hançer,§ 19).
33. Genel anlamda hakkaniyete uygun bir yargılamanınyürütülebilmesi için silahların eşitliği ilkesi ışığında taraflara tanık delilide dâhil olmak üzere delillerini sunma, inceletme noktasında uygun imkânlarıntanınması ve yargılamaya etkin katılımlarının sağlanması gerekir. Bu anlamdadelillere ilişkin dengesizlik veya hakkaniyetsiz olma iddiaları da yargılamanınbütünü kapsamında değerlendirilecektir. Ceza davaları ile medeni hak veyükümlülüklere ilişkin davaların usul kuralları da dâhil olmak üzereyargılamanın tüm aşamalarında silahların eşitliği ilkesinin güvence altınaalınarak adil yargılanma hakkının korunması hukuk devleti olmanın bir gereğidir(Mustafa Kupal, B.No: 2013/7727, 4/2/2016, § § 50,51, 52).
34. Kural olarak Anayasa Mahkemesinin görevi herhangi bir davadabilirkişi raporu veya uzman mütalaasının gerekli olup olmadığına karar vermekdeğildir. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesinin, tarafların öne sürdüğü veesasa etkili olan iddiaların işin mahiyetinin gerektirdiği ölçüde incelenipincelenmediğini ve özellikle ispat külfeti konusunda taraflardan birinindiğerine nazaran dezavantajlı bir konuma düşürülüp düşürülmediğini denetlemegörevi bulunmaktadır (Ahmet Korkmaz,B. No: 2014/16232, 25/1/2018,§ 29).
b. İlkelerin OlayaUygulanması
35. Somut olayda başvurucunun sağlık kontrolünden geçirilerekelverişli olduğunun kabulüyle askerlik görevine alındığı, askerî görevi devamederken daha önce geçirmiş olduğu rahatsızlığın tekrar etmesiyle sağlıkkurumuna sevk edildiği ve ardından gerçekleşen teşhis süreci sonucunda daaskerliğe elverişli olmadığının anlaşıldığı hususunda ihtilaf bulunmamaktadır.Başvurucu, askerî görev öncesi geçirdiği rahatsızlığı belirtmesine karşın askerlikkoşullarında ağır işler yaptırılması nedeniyle engelli konuma geldiğini ilerisürmüş; AYİM ise başvurucunun askerliğe elverişsiz hâle gelmesinde askerîhizmetin bir etkisinin bulunmadığı sonucuna ulaşarak davayı reddetmiştir.
36. Başvurucunun askerlik görevinden önce belinden rahatsızolduğu ancak askerliğe elverişli olduğunun kabulüyle askerlik görevinealındığı, beş ay süreyle askerî hizmette bulunduğu hususuna yönelik olarakidarenin herhangi bir itirazı söz konusu olmamıştır. Başvurucunun askerlik göreviöncesinde belinden rahatsız olduğunu, ameliyat edildiğini, akabinde askerliğeelverişli olduğu kabul edilerek beş ay süreyle askerî hizmette bulunduktansonra askerliğe elverişsiz duruma geldiğini ve %40 fonksiyon kaybına uğradığınıraporla belgelediği dikkate alındığında sağlık durumunun kötüleşmesinin askerîgörevden kaynaklandığı yolundaki iddiasının temelsiz olduğu söylenemez.
37. Başvurucunun sağlık durumunun kötüleşmesinin askerî görevdenkaynaklandığı iddiasının temelsiz olmaması bu savınispatlandığı anlamına gelmemektedir.Dolayısıylabu iddiaya dair daha güçlü ve ikna edici kanıtların varlığının aranmasıanlaşılabilir bir durumdur. Bununla beraber başvurucunun rahatsızlığınınilerlemesinin askerî görevden kaynaklandığını kendi imkânlarıyla ispatlamasınıngüçlüğü de gözönünde bulundurulmalıdır.
38. Genel ilkeler kısmında da belirtildiği üzere mahkemelerinbilirkişi görüşüne başvurması, takdirî bir husus olupbu değerlendirme kural olarak Anayasa Mahkemesinin yetki alanı dışındadır.Bununla birlikte davanın esasına müteallik savların uyuşmazlığın çözümekavuşturulması adına yeterli ölçüde irdelenip irdelenmediği ve bu kapsamdataraflardan birinin diğerine nazaran dezavantajlı bir konuma getirilipgetirilmediği denetime açık hususlardır. Somut davada başvurucunun uyuşmazlığıüzerine inşa ettiği temel iddia, daha önce mevcut olan rahatsızlığına karşınaskerî göreve elverişli olduğunun kabulü ile askere alınmasının ardındanaskerlik görevinin koşulları nedeniyle rahatsızlığının ilerlediği ve %40oranında fonksiyon kaybı yaşadığıdır. Sağlık durumuna ilişkin olarak yapılacaktespitin tıbbi inceleme gerektirdiği açıktır. Başvurucunun, rahatsızlığınilerlemesinin askerî görevden ileri geldiğini tıbbi bir inceleme olmaksızınispatlaması mümkün değildir. Bu bağlamda uyuşmazlığa konu olan rahatsızlığınaskerlik görevi öncesi mevcut olduğu noktasında ihtilaf bulunmamakta ise de %40oranında fonksiyon kaybına varan duruma askerlik görevi koşullarının neden olupolmadığı hususu açıklığa kavuşturulmadan sonuca varılması davalı idareyenazaran başvurucunun zayıf bir konuma düşürülmesi sonucunu doğurmuştur.
39. Bu hâle göre 1602 ve 2577 sayılı Kanunların tanıdığıimkânlar dâhilinde sağlık kurumlarından tıbbi görüş alma imkânına sahip olan AYİM'in başvurucu tarafından ileri sürülen iddiaya yönelikyeterli araştırma yapmadan uyuşmazlığı sonuçlandırmasının başvurucuyu davalıidareye nazaran zayıf bir konuma düşürdüğü ve bu durumunsilahlarıneşitliği ilkesiyle çeliştiği sonucuna varılmıştır.
40. Açıklanan gerekçelerle yargılamaya bir bütün olarakbakıldığında Anayasa’nın 36. maddesinde hüküm altına alınan hakkaniyete uygunyargılanma hakkının güvencelerinden olan silahların eşitliği ilkesinin ihlaledildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
41.30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (1) ve (2)numaralı fıkraları şöyledir:
"(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir…
(2)Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali vesonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgilimahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayanhâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde davaaçılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadankaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir."
42. Anayasa MahkemesininMehmet Doğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında, ihlalsonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesihususunda genel ilkeler belirlenmiştir.
43. Mehmet Doğankararında özetle uygun giderim yolunun belirlenebilmesi açısından öncelikleihlalin kaynağının belirlenmesi gerektiği vurgulanmıştır. Buna göre ihlalinmahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin(2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca kural olarak ihlali vesonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmedilir(Mehmet Doğan, §§ 57, 58).
44. Anayasa Mahkemesinin tespit edilen ihlalin giderilmesiamacıyla yeniden yargılama yapılmasına hükmettiği hâllerde ilgili usulkanunlarında düzenlenen yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarakyargılamanın yenilenmesi sebebinin varlığının kabulü ve önceki kararınkaldırılması hususunda derece mahkemesinin herhangi bir takdir yetkisibulunmamaktadır. Zira ihlal kararı verilen hâllerde yargılamanın yenilenmesiningerekliliği hususundaki takdir derece mahkemelerine değil ihlalin varlığınıtespit eden Anayasa Mahkemesine bırakılmıştır. Derece mahkemesi AnayasaMahkemesinin ihlal kararında belirttiği doğrultuda ihlalin sonuçlarını gidermeküzere gereken işlemleri yapmakla yükümlüdür (MehmetDoğan, § 59).
45. Başvurucu, yeniden yargılama yapılmasına hükmedilerekihlalin giderilmesi ve uğradığı zararın tazminine karar verilmesi talebindebulunmuştur.
46. Anayasa Mahkemesi, AYİM'in usuleilişkin imkânlar bakımından başvurucuyu davalı idareye nazaran zayıf bir konumadüşürdüğü ve bu durumunsilahların eşitliği ilkesiniihlal ettiği sonucuna varmıştır. Dolayısıyla somut başvuruda ihlalin mahkemekararından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.
47.Bu durumda silahların eşitliği ilkesinin ihlalinin sonuçlarının ortadankaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır.Buna göre yapılacak yeniden yargılama ise 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin(2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasınayöneliktir. Bu kapsamda derece mahkemelerince yapılması gereken iş, öncelikleihlale yol açan mahkeme kararının ortadan kaldırılması ve nihayet ihlalsonucuna uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın birörneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere ilgili mahkemeye gönderilmesinekarar verilmesi gerekir.
48. Silahların eşitliği ilkesinin ihlalinin sonuçlarının ortadankaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğu sonucunavarıldığından tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.
49. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226,90 TL harç ve 1.980TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.206,90 TL yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkı kapsamında silahlarıneşitliği ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 36. maddesinde hüküm altına alınan adilyargılanma hakkı kapsamında hakkaniyete uygun yargılanma hakkınıngüvencelerinden olan silahların eşitliği ilkesinin İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin adil yargılanma hakkının ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere-Anayasa'nın geçici 21. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (b) altbendi gereğince- yetkili idari yargı merciine GÖNDERİLMESİNE (Karar AYİM ÜçüncüDairesinin 13/2/2015 tarihli ve E.2015/176, K.2015/193 sayılı kararına ait davadosyası ile ilgilidir.),
D. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,
E. 226,90 TL harç ve 1.980 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam2.206,90 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine veMaliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihinekadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 15/11/2018tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.