TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
YILMAZ AKSU BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2018/18444)
Karar Tarihi: 3/12/2020
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Burhan ÜSTÜN
Hicabi DURSUN
Muammer TOPAL
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Raportör
:
Eren Can BENAKAY
Başvurucu
:
Yılmaz AKSU
Vekili
:
Av. Erkan ŞENSES
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru, yargılama devam ederken kamu görevinden ihraçedilme sebebiyle davanın konusunun kalmadığından bahisle uyuşmazlığın esasınayönelik talebin karara bağlanmaması nedeniyle karar hakkının ihlal edildiğiiddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru 13/6/2018 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabuledilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için AdaletBakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmiştir.
7. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı süresi içerisindebeyanda bulunmuştur.
III. OLAY VEOLGULAR
8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle veUlusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde olaylar özetle şöyledir:
9. Başvurucu; Siirt'te bir devlet okulunda öğretmenolarak görev yapmaktayken sosyal paylaşım sitelerinde Devlet büyüklerine, kamugörevlilerine, kamu organlarına ve halka yönelik suç isnat edici, hakaretamiz,küçük düşürücü veya aşağılayıcı içerikleri içeren paylaşımlarda bulunduğuiddiasıyla 11/2/2016 tarihinde hakkında disiplin soruşturması başlatılmıştır.13/7/2016 tarihinde sona eren soruşturma sonucunda 1/8/2016 tarihli soruşturmaraporu düzenlenmiştir.
10. Anılan raporda başvurucunun Twitter ve Facebooksosyal paylaşım sitelerinde şu şekilde paylaşımlarda bulunduğu tespitlerine yerverilmiştir:
i. 18 Eylül tarihinde, "Siirt AKP'si seçimçalışmalarına seçimde yalanlarına ortaya serecek siteyi kapatarakbaşladı."
ii. 19 Eylül tarihinde, "Kürdün dirisinetahammülü olmadığı bilinen AKP iktidarı şimdide mezarlıkları hedefseçiyor." ve "Yarın yenikapıya geleceklere doğuda nasılibadethaneleri yaktıklarını anlayacaklar. Dini darlar"
iii. 8 Şubat tarihinde, "yüce kralımız Erdoğan,saray hizmetlerinde kullanmak üzere sipariş verdi, 400 milletvekili lazım. Nediyelim, sana hizmetkar gönderenler utansın!"
iv. 22 Temmuz tarihinde, "Bülent Arınç 'Suruç'tapatlama yerinde hiçbir HDP yöneticisi yok' diyor! Aşk olsun HDP yöneticileri!Birkaçınız oraya gidip atlasaydınız bombanın önüne, ölür müydünüz?"
11. Bu tespitlerden hareketle başvurucunun sosyalpaylaşım sitelerinde Devlet büyüklerine, kamu görevlilerine, kamu organlarınave halka yönelik suç isnat edici, hakaretamiz, küçük düşürücü veya aşağılayıcıiçerikleri paylaştığı sonucuna varılmıştır. Söz konusu fiilin 14/7/1965 tarihlive 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinde düzenlenen "Görevinyerine getirilmesinde dil, ırk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din vemezhep ayrımı yapmak, kişilerin yarar veya zararını hedef tutan davranışlardabulunmak" kapsamında olması nedeniyle başvurucunun disiplin hukukuyönünden bir yıl kademe ilerlemesinin durdurulması cezası ile tecziyeedilmesi gerektiği teklifinde bulunulmuştur.
12. Siirt Millî Eğitim Müdürlüğünün 19/8/2016 tarihliyazısıyla başvurucu 7 gün içerisinde savunmasını vermek üzere davet edilmiştir.Başvurucu 30/8/2016 tarihinde savunmasını vermiştir. Bunun üzerine Siirt MillîEğitim Müdürlüğünün 21/9/2016 tarihli işlemiyle başvurucuya, bir yıl süreylekademe ilerlemesinin durdurulması cezasına karşı yapmış olduğu 30/8/2016tarihli itirazın 21/9/2016 tarihli İl Millî Eğitim Disiplin Kurulu kararıylareddedildiği bildirilmiştir.
13. Başvurucu tarafından Siirt Millî Eğitim Müdürlüğünün21/9/2016 tarihli işlemin iptali istemiyle 9/11/2016 tarihinde dava açılmıştır.Dava dilekçesinde özetle kendisi hakkında hangi işlem ile cezanın verildiğinibilmediğini, savunması alınmadan cezalandırılmasının hukuka aykırı olduğunu,cezaya esas teşkil eden soruşturma raporu ve eklerinin kendisi ilepaylaşılmadığını, dava konusu işlemin gerekçesi bulunmadığı gibi işlemdebaşvurulacak kanun yollarının da belirtilmediğini ifade etmiştir.
14. Davalı idarenin 8/12/2016 tarihli savunmadilekçesinde özetle başvurucu hakkında düzenlenen soruşturma raporunda tespitedilen hususlar doğrultusunda disiplin cezasının verildiği ve tesis edilenişlemin hukuka uygun olduğu ileri sürülmüştür.
15. Dava açıldıktan sonra başvurucu 29/10/2016 tarihli ve675 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında KanunHükmünde Kararname'yle (KHK) ekli listede ismine yer verilmesi suretiyle kamugörevinden ihraç edilmiştir.
16. Siirt İdare Mahkemesi 21/7/2017 tarihli kararıyladava konusu işlemin iptaline karar vermiştir. Kararda; henüz ortadacezalandırma işlemi ve davacının itirazi başvurusu bulunmaksızın, başvurucunundisiplin soruşturması sırasında yapmış olduğu savunmasını itiraz olaraknitelendirmek suretiyle dava konusu işlemin tesis edildiği belirtilmiş ve busebeple de işlem hukuka aykırı bulunmuştur.
17. Kararın istinafı üzerine Gaziantep Bölge İdareMahkemesi 3. İdari Dava Dairesinin (Bölge İdare Mahkemesi) 9/3/2018 tarihlikararıyla Siirt İdare Mahkemesinin kararı kaldırılarak, davanın konusukalmadığından esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair kesin olarakkarar verilmiştir. Kararda özetle başvurucunun, olağanüstü hâl kapsamında kamupersoneline ilişkin alınan tedbirler çerçevesinde çıkarılan KHK ile kamugörevinden ihraç edildiğini ve bu sebeple açılan davanın konusunun ortadankalktığı belirtilmiştir.
18. Nihai karar başvurucuya 21/5/2018 tarihinde tebliğedilmiştir.
19. Başvurucu 13/6/2018 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
IV. İLGİLİHUKUK
A. Ulusal Hukuk
1. İlgili Kanun
20. 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama UsulüKanunu'nun 2. maddesinin (a) bendi şöyledir:
" İdarî işlemler hakkında yetki,şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarındandolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan iptaldavaları"
21. 2577 sayılı Kanun'un "Dilekçeler üzerine ilkinceleme" kenar başlıklı 14. maddesinin (3) numaralı fıkrasının ilgilikısmı şöyledir:
"Dilekçeler,
...
c) Ehliyet,
...
yönlerinden sırasıyla incelenir."
22. 2577 sayılı Kanun'un "İlk inceleme üzerineverilecek kararlar" kenar başlıklı 15. maddesinin birinci fıkrasınınilgili kısmı şöyledir:
"Danıştay veya idare ve vergimahkemelerince yukarıdaki maddenin 3 üncü fıkrasında yazılı hususlarda kanunaaykırılık görülürse, 14 üncü maddenin;
...
b) 3/c, 3/d ve 3/e bentlerinde yazılıhallerde davanın reddine,
...
Karar verilir."
23. 1/2/2018 tarih ve 7075 sayılı Olağanüstü Halİşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde KararnameninDeğiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun'un “Komisyonun oluşumu” kenarbaşlıklı 1. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
"Anayasanın 120 nci maddesikapsamında ilan edilen ve 21/7/2016 tarihli ve 1116 sayılı Türkiye Büyük MilletMeclisi Kararıyla onaylanan olağanüstü hal kapsamında, terör örgütlerine veyaMilli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyettebulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti,aidiyeti, iltisakı veya bunlarla irtibatı olduğu gerekçesiyle başka bir idariişlem tesis edilmeksizin doğrudan kanun hükmünde kararname hükümleri ile tesisedilen işlemlere ilişkin başvuruları değerlendirmek ve karara bağlamak üzereOlağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu kurulmuştur."
24. 7075 sayılı Kanun'un “Komisyonunun görevleri”kenar başlıklı 2. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:
“(1) Komisyon, olağanüstü halkapsamında doğrudan kanun hükmünde kararnameler ile tesis edilen aşağıdakiişlemler hakkındaki başvuruları değerlendirip karar verir.
a) Kamu görevinden, meslekten veya görevyapılan teşkilattan çıkarma ya da
ilişiğin kesilmesi.
..."
25. 7075 sayılı Kanun'un "Yargı denetimi" kenarbaşlıklı 11. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
"Komisyonkararlarına karşı Hâkimler ve Savcılar Kurulunca belirlenecek Ankara idaremahkemelerinde ilgilinin en son görev yaptığı kurum veya kuruluş aleyhine iptaldavası açılabilir. Bu davalarda ayrıca Cumhurbaşkanlığına ve Komisyona husumetyöneltilemez."
2. Danıştayİçtihadı
26. Danıştay İkinci Dairesinin 3/11/2008 tarihli veE.2008/3586, K.2008/4247 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:
"Dava, davacı tarafından ... LisesiMüdürü olarak görev yaptığı dönemde hakkında 70 puanla orta düzeyde düzenlenen2006 yılı sicil raporunun iptali istemiyle açılmıştır.
İstanbul 5. İdare Mahkemesince davacının yargılama devam ederkenemekliye ayrıldığı, sicil raporunun iptalini isteme konusunda güncel birmenfaat ilişkisinin kalmadığı gerekçesiyle ... davanın ehliyet yönünden reddinekarar verilmiştir.
...
2577 sayılı İdari Yargılama UsulüKanununun 2. maddesinin 1/a bendinde iptal davaları, "idari işlemlerhakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırıolduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafındanaçılan" davalar olarak tanımlanmaktadır.
Maddede öngörülen menfaat ihlali koşulu,bu tür davaların kabulü ve dinlenilebilmesi için aranılan koşullardan biridir.Gerek doktrin gerekse yargısal içtihatlarda bu şart, subjektif ehliyet şartıolarak kabul edilmekte, ancak ne tür bir menfaat ihlalinin gerçek ve tüzelkişilere iptal davasını açma hakkı sağladığını gösterecek kesin bir ölçü ortayakonulamamakta ve bu ilişki kural olarak iptal davasına konu olan kararınniteliğine göre saptanmaktadır.
Genelde kişisel, meşru ve güncel birmenfaatin varlığı ve bunların ihlali, menfaat ilişkisinin kurulmasında yeterlisayılmakta ve bu husus davanın niteliğine ve özelliğine göre idari yargımercilerince belirlenmekte, davacının idari işlemle ciddi ve makul, maddi vemanevi bir ilişkisinin bulunduğunun anlaşılması, dava açma ehliyetinin varlığıiçin yeterli sayılmaktadır.
...
Bu durumda, 657 sayılı Devlet MemurlarıKanunu'nun emeklilerin yeniden kamu hizmetine alınmasını düzenleyen 93. maddesive Devlet memurlarından 6 yıllık sicil notu ortalaması 90 ve daha yukarıolanların aylık derecelerinin yükseltilmesinde dikkate alınmak üzere bir kademeilerlemesi uygulanacağını hüküm altına alan 64. maddesi uyarınca davacıhakkında düzenlenen sicil raporu ve sicil notunun önem kazandığı ve davacınınmenfaatini doğrudan ilgilendirdiği gibi, sicil amirlerince olumsuz düşüncelerleorta düzeyde düzenlenen uyuşmazlık konusu sicil raporu ile davacı arasındamanevi ilişkinin de devam etmesi karşısında, uyuşmazlığın esası incelenerekhüküm kurulması gerekirken, davacının güncel bir menfaat ilişkisinin kalmadığıgerekçesiyle davanın[reddi] yolundaki İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, kararın bozulmasına..."
27. Danıştay Beşinci Dairesinin 15/12/2014 tarihli veE.2012/2143, K.2014/9343 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:
"Dava, koruma ve güvenlik görevlisiolarak görev yapmakta iken tutukluluk hali nedeniyle görevden uzaklaştırılandavacının, memuriyet görevine başlatılması ve 1/3 oranında kesilen maaşınınödenmesi istemiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin 05.01.2010 tarihliişlemin iptali istemiyle açılmıştır.
İstanbul 8. İdare Mahkemesince ...davacının,03.02.2010 tarihinde hizmetli kadrosunda göreve başlatıldığı,16.04.2010 tarihinde de malulen emekli olduğu anlaşılmakla, memuriyet görevinedönmek istemiyle yaptığı başvurunun reddinden kaynaklanan uyuşmazlık yönündendavanın konusunun kalmadığı; ... davacının memuriyet görevine başlatılmamasınailişkin kısmı yönünden davanın konusunun kalmaması nedeniyle uyuşmazlığın bukısmı hakkında karar verilmesine yer olmadığına, maaşından yapılan kesintilerinödenmesi talebinin reddine dair kısmı yönünden de davanın reddine kararverilmiştir.
...
İptal davalarında, idari işlemlerinkuruldukları tarih itibariyle yargısal denetime tabi tutulmaları gerektiği kuşkusuzdur.İdare Hukukunun genel ilkelerine göre iptal davası açılabilmesi için, davacıile dava konusu işlem arasında menfaat ilişkisinin varlığı yeterli olup, ayrıcabu işlemle menfaat ilişkisinin davanın sonuçlanmasına kadar devam etmesiaranmamaktadır.
Davacının idari işlemle ilişkisinindavanın sonuçlanmasına kadar devam etmesini zorunlu tutmak, iptal davalarınısadece davacılar yönünden ortaya koyduğu sonuçlarla değerlendirmek ve budavaların amacını ihmal etmek anlamını taşır. Bunun sonucu olarak, davagörülmeden önce alınacak yeni idari kararlarla davacının iptali istenilenişlemle ilişkisini kesmek ve böylece hukuka aykırılığı ileri sürülen işlemiyargısal denetim dışında bırakmak yolu açılmış olur.
Bu durumda, yargısal denetimden amaç"hukuka uygunluk" denetimi olduğuna, yargısal denetim işleminkurulduğu tarih itibariyle gerçekleştiğine ve yeni işlem tesis edilene kadarhukuki sonuç doğurduğuna göre, Mahkemece dava konusu işlemin hukukauygunluğunun denetlenerek bir karar verilmesi gerekmekte iken dava konusuişlemden sonra kurulan 16.04.2010 günlü bir başka işlem ile davacının malulenemekli edildiği ve davanın konusuz kaldığından bahisle karar verilmesine yerolmadığına ilişkin olarak verilen kararda hukuki isabet görülmemiştir.
...
Açıklanan nedenlerle, kararın bozulmasına..."
28. Danıştay Onikinci Dairesinin 28/10/2015 tarihli veE.2015/1273, K.2015/5657 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:
"Dava;... İl Özel İdaresi'ndegenel sekreter olarak görev yapmakta iken 12 Haziran 2011 tarihinde yapılacakolan ... milletvekili genel seçimlerine katılmak için ... tarihinde istifaederek görevinden ayrılan davacının, seçimler sonucunda eski görevine atanmakistemiyle yaptığı başvurusu üzerine İl Özel İdaresinde uzman kadrosunaatanmasına ilişkin [işlemin] iptali istemiyle açılmıştır.
İdare Mahkemesince, ... davacının,seçimler sonucunda tekrar görevine dönebilmek amacıyla yapmış olduğu başvurusuneticesinde genel sekreterlik kadrosunun dolu olması nedeniyle İl Özelİdaresinde 1. dereceli uzman kadrosuna atanmasına ilişkin dava konusuişlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine kararverilmiştir.
...
Davalı idarece her ne kadar davacının... tarihinde emeklilik isteminde bulunduğu ve bu isteği üzerine emekliyeayrıldığı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının ... tarihli yazısındananlaşıldığından, iş bu davanın davacı yönünden hukuki bir yararının bulunmadığıgibi, davanın konusuz kaldığı ileri sürülmüş ise de; iptal davası açılabilmesiiçin davacının dava konusu işlem nedeniyle menfaatinin ihlal edilmiş olmasıyeterli olup, bu işlemle menfaat ilişkisini dava sonuna kadar sürdürmesigerekmediğinden, davalı idarenin davacı emekli olduğundan davanın konusuzkaldığı yolundaki iddiasına da itibar edilmemiştir.
... davacının, görevine dönme talebindebulunduğu tarihte durumuna uygun eşdeğer görevlerin bulunup bulunmadığıhususunda gerekli ve yeterli inceleme yapılarak bir karar verilmesi gerekirken... davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında hukuki isabetbulunmamaktadır."
29. Danıştay Beşinci Dairesinin 19/12/2018 tarihli veE.2018/3781, K.2018/18569 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:
"... Kanun Hükmünde Kararnamelerin eki listesinde isimlerine yerverilmek suretiyle başka bir işleme gerek kalmaksızın doğrudan kamu görevindençıkartılan personelin açmış olduğu davalarda idare mahkemelerince, genellikleanılan Kanun Hükmünde Kararnamelerde söz konusu kamu görevinden çıkarılmakonusunda idareye herhangi bir değerlendirme yapma ya da başka yönde işlemkurma yetki ve görevi verilmediği, kanun niteliğini taşıyan hukuki birdüzenleme ile kamu görevinden çıkarılma işlemi gerçekleştirildiği, dolayısıyladavalı idarece tesis edilmiş, idari davaya konu olabilecek bir idari işleminbulunmadığı ve davanın esasının incelenmesine hukuken olanak bulunmadığıgerekçesiyle "davaların incelenmeksizin reddi yönünde" kararlarverilmiştir. Buna karşın, Kanun Hükmünde Kararnamelerde belirlenen usul veesaslara göre personelin kendi kurumunda oluşturulan kurullar tarafından tesisedilen kamu görevinden çıkartılmaya ilişkin işlemlere karşı açılan davalarda,idare mahkemelerince uyuşmazlığın esasının incelenmesine devam edilmiştir.
Bu arada, personelin kendi kurumundaoluşturulan kurul tarafından tesis edilen kamu görevinden çıkartılmaya ilişkinişlemlere karşı açılan davaların incelemesi devam ederken, aynı personelin bukez Olağanüstü Hal Kapsamında Kamu personeline İlişkin Alınan Tedbirlere DairKanun Hükmünde Kararnamelerin eki listesinde ismine yer verilmek suretiyle kamugörevinden çıkarıldığı hallerde, yasa hükmünde olan Kanun Hükmünde Kararnameile kamu görevinin herhangi bir işleme gerek kalmaksızın doğrudan sonlandırılmışolması karşısında, idare tarafından oluşturulan Kurulun tesis ettiği kararınkendiliğinden ortadan kalktığı ve davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle kimiidare mahkemelerince dava hakkında "karar verilmesine yer olmadığı"yönünde kararlar verilmiştir.
Bir idari işlem açıkça idare tarafındangeri alınmadığı veya bir başka işlemle yürürlükten kaldırılmadığı ya da idaremahkemesince iptal edilmediği sürece hukuk aleminde varlığını sürdürecektir. Bunedenle, Kanun Hükmünde Kararnamenin eki listelerde ismine yer verilmeksuretiyle hiçbir idari işleme gerek kalmaksızın doğrudan kamu görevininsonlandırılmasına karşı açılan davalarda idare mahkemelerince, Kanun HükmündeKararnamelerin kanun niteliği taşıdığı gerekçesiyle "incelenmeksizinret" kararları verildiği de göz önünde bulundurulduğunda, personellerinkendi kurumunda oluşturulan kurullar tarafından kamu görevinden çıkarılmasınailişkin işlemlere karşı açılan davaların (idari işlemden sonra çıkartılan KanunHükmünde Kararnamenin eki listesinde aynı personelin ismine yer verilmeksuretiyle ikinci kez görevine son verilmiş olsa bile idari işlemin hukukenyürürlükte olması nedeniyle) esastan sonuçlandırılması gerektiği açıktır.
...
Bu nedenle, anılan her iki işleme karşıaçılan davalarda yargı yerlerince verilecek kararların uygulanması aşamasındaortaya çıkabilecek hukuki sorunların da önlenmesi amacıyla Mahkemece; önceliklepersonelin ilgili Kanun Hükmünde Kararnamenin ekli listesinde isminin yeralması nedeniyle kamu görevinden çıkartılması işlemine karşı dava açıpaçmadığı, dava açmış ise 7075 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İncelemeKomisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek KabulEdilmesine Dair Kanun hükümleri gereğince dava dosyasının İnceleme Komisyonunagönderilip gönderilmediği, Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevindençıkarılmasına karşı dava açmamış (ya da dava açmış) olsa bile Komisyonabaşvurma hakkını da kullanabileceğinden, personelin Olağanüstü Hal İşlemleriİnceleme Komisyonuna başvuruda bulunup bulunmadığı ve Komisyonca başvuruhakkında bir karar verilip verilmediği veya Kanun Hükmünde Kararnamenin ekilistesinde ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılmasının iptaliistemiyle açılmış dava nedeniyle 7075 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İncelemeKomisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek KabulEdilmesine Dair Kanun gereğince Komisyona gönderilmesi gereken bir dosyasınınmevcut olup olmadığı (Komisyonca verilecek karar hem personelin hukuki durumunuhem de davacının çalıştığı kurum bünyesinde oluşturulan Kurul tarafındanverilen kamu görevinden çıkarma işlemine karşı açtığı davada yargı mercilerinceverilecek kararın hukuki sonucunu etkileyeceğinden) araştırılmalı, Komisyonabaşvurusu var ise, bu başvurunun sonucu beklenmeli, Komisyon kararına karşıdava açılmış ise, yukarıda açıklandığı üzere söz konusu iki davada verilecekkararlar birbirini etkileyeceğinden, öncelikle 2577 sayılı İdari YargılamaUsulü Kanunu'nun 38 ve devamı maddelerinde yer alan "bağlantılı davalarailişkin hükümler" dikkate alınarak değerlendirme yapılmalı, şayetpersonelin herhangi bir davası veya Komisyona başvurusu yok ise Anayasanın 36.maddesiyle de koruma altına alınan hak arama hürriyetinin engellenmemesi adına,davacının çalıştığı kurum bünyesinde oluşturulan Kurul kararı ile ihraçedilmesi işleminin iptaline konu uyuşmazlığın esasının incelenerek bir kararverilmesi gerekmektedir."
B. UluslararasıHukuk
1. Avrupa İnsanHakları Sözleşmesi
30. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 6.maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:
"Herkesdavasının, medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ... konusundakarar verecek olan,... bir mahkeme tarafından ... görülmesini isteme hakkınasahiptir..."
2. Avrupa İnsanHakları Mahkemesi İçtihadı
31. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) göreSözleşme'nin 6. maddesinin medeni hukuk alanına giren konulardauygulanabilirliği ilk olarak bir uyuşmazlığın varlığına bağlıdır. İkinci olarakuyuşmazlık en azından savunulabilir bir şekilde iç hukukta tanınmış olduğusöylenebilecek hak ve yükümlülükler ile ilgili olmalıdır. Son olarak ise bu hakve yükümlülükler -her ne kadar bizzat 6. madde bu hak ve yükümlülüklereSözleşmeci devletlerin hukuk sistemi içinde belirli bir anlam atfetmese de-Sözleşme anlamında medeni nitelikte olmalıdır (James vediğerleri/Birleşik Krallık [GK], B. No: 8793/79, 21/2/1986, § 81).
32. AİHM; Sözleşme'nin 6. maddesinin Sözleşmecidevletlerin iç hukukunda geçen bir hak için belirli bir anlam öngörmediğini,bir hakkın var olup olmadığını karara bağlamada ilke olarak iç hukukabaşvurulacağını, ulusal mahkemelerin bu konudaki değerlendirmelerinden farklıbir sonuca ulaşılması için de güçlü gerekçelere sahip olunması gerektiğini,yetkililerin belli bir başvuran tarafından talep edilen tedbirin kabul edilipedilmemesine karar vermede takdir hakkını kullanıp kullanmadığının dikkatealınabileceğini, hatta bu durumun belirleyici olabileceğini, bununla birliktesalt bir kanun hükmünün lafzında bir takdir unsurunun bulunmasının bir hakkınvarlığını tek başına hükümsüz kılmayacağını, benzer durumlarda iddia edilenhakkın yerel mahkemelerce tanınması veya yerel mahkemelerin başvuranıntalebinin esasını incelemesi hususunun da gözönüne alması gerektiğinibelirtmiştir (Boulois/Lüksemburg [BD], B. No: 37575/04, 3/4/2012, §§91-94).
33. AİHM; mahkeme hakkının görünümlerinden biri olankarar hakkı ile ilgili Kutic/Hırvatistan (B. No: 48778/99, 1/3/2002)davasında yaptığı değerlendirmede ise Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralıfıkrasının hukuki uyuşmazlıkların tespiti için mahkemeye erişim hakkını güvencealtına aldığını yinelemekte ancak bu hakkın yalnızca dava açma hakkı ilesınırlı olmadığını, aynı zamanda mahkemenin uyuşmazlık konusundaki kararını eldeetme hakkını da kapsadığını belirtmektedir. AİHM'e göre bir taraf devletin içhukuk sistemi uyarınca bir birey tarafından açılan davaya ilişkin yürütülenyargılamalar neticesinde davanın nihai bir karara bağlanacağı garanti edilmedenbu kişinin bir mahkeme önünde hukuk davası açmasına izin verilmesi yanıltıcıolur. AİHM, Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının davacılaratanınan usule ilişkin güvenceleri -adil, aleni ve hızlı yargılama-,uyuşmazlıklarının nihai bir çözüme kavuşturulacağını garanti etmeksizin detaylıolarak açıklamasının anlamsız olacağına dikkat çekmektedir (Kutic/Hırvatistan,§ 25).
V. İNCELEME VEGEREKÇE
34. Mahkemenin 3/12/2020 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları ve Bakanlık Görüşü
35. Başvurucu; mahkemelerin vermiş olduğu kararların,önceden verilmiş olan kararlarla çelişkili olması nedeniyle adil yargılanmahakkının ve hak arama özgürlüğünün ihlal edildiğini ifade etmiştir. Başvurucuyine mahkemelerin davanın esası hakkında karar vermemesi nedeniyle mahkemeyeerişim hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
36. Bakanlık görüşünde, KHK ile memuriyetine sonverilenlerin görev yaptıkları teşkilata yeniden kabul edilmeyecekleri ve birdaha kamu hizmetinde istihdam edilemeyeceklerini vurgulamıştır. Memuriyetleilişiği kesilmiş olan ve yürürlükteki mevzuat uyarınca bir daha kamu göreviüstlenmesi hukuken mümkün olmayan başvurucunun kamu görevi dışında hukukidurumunu etkilemeyecek olan disiplin cezasının iptal edilmesinin hukuki statüsündeherhangi bir değişikliğe yol açmayacağını ifade etmiştir. Yargılamanın devamınagerek görülmemesinde bariz bir takdir hatası ya da açık bir keyfîlikbulunmadığı belirtmiştir.
37. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında ihraçedilmesine yönelik sürecin Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu(Komisyon) önünde derdest olduğunu belirtmiştir. Komisyon kararıyla mesleğinedönmesi hâlinde yargı denetiminden geçmemiş bir disiplin cezasıyla karşıkarşıya kalacağını, bu sebeple mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğini ifadeetmiştir.
B. Değerlendirme
38. Anayasa'nın 36. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Herkes, ...yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarakiddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.
Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisiiçindeki davaya bakmaktan kaçınamaz."
39. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafındanyapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukukitavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,§ 16). Başvurucunun yukarıda belirtilen şikâyetlerinin özü; iptal davasına konuedilen, kademe ilerlemesinin durdurulması cezasına karşı yapılan itirazınreddine dair işlemin iptal talebinin yargı merciince uyuşmazlığın esasınailişkin bir değerlendirme yapılmak suretiyle nihai bir çözüme kavuşturulmamış,karara bağlanmamış olmasıdır. Bu sebeple belirtilen ihlal iddiaları mahiyetiitibarıyla karar hakkı kapsamında incelenmiştir.
1. UygulanabilirlikYönünden
40. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ve30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve YargılamaUsulleri Hakkında Kanun'un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre AnayasaMahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının incelenebilmesi için kamugücü tarafından müdahale edildiği iddia edilen hakkın Anayasa'da güvence altınaalınmış olmasının yanı sıra Sözleşme ve Türkiye'nin taraf olduğu ekprotokollerinin kapsamına da girmesi gerekir. Bir başka ifadeyle Anayasa veSözleşme'nin ortak koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içerenbaşvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün değildir (OnurhanSolmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18).
41. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında;herkesin yargı organlarına davacı ve davalı olarak başvurabilme, bunun doğalsonucu olarak da iddiada bulunma, savunma ve adil yargılanma hakkı güvencealtına alınmıştır. 3/10/2001 tarihli ve 4709 sayılı Kanun'un Anayasa'nın 36.maddesinin birinci fıkrasına adil yargılanma ibaresinin eklenmesine ilişkin 14.maddesinin gerekçesinde "değişiklikle Türkiye Cumhuriyeti'nin taraf olduğuuluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınmış olan adil yargılamahakkı[nın] metne dahil" edildiği belirtilmiştir. Dolayısıyla Anayasa'nın36. maddesine söz konusu ibarenin eklenmesinin amacının Sözleşme'de düzenlenenadil yargılanma hakkını anayasal güvence altına almak olduğu anlaşılmaktadır(Yaşar Çoban [GK], B. No: 2014/6673, 25/7/2017, § 54). Bu itibarla Anayasa'dagüvence altına alınan adil yargılanma hakkının kapsam ve içeriği belirlenirkenSözleşme'nin "Adil yargılanma hakkı" kenar başlıklı 6. maddesinin vebuna ilişkin AİHM içtihadının da gözönünde bulundurulması gerekir (OnurhanSolmaz,§ 22).
42. Anayasa Mahkemesi; Sözleşme'nin adil yargılanmahakkını düzenleyen 6. maddesinde adil yargılanmaya ilişkin hak ve ilkelerin medenihak ve yükümlülükler ile ilgili uyuşmazlıkların ve bir suç isnadının esasınınkarara bağlanması esnasında geçerli olduğunu belirterek hakkın kapsamının bukonularla sınırlandırıldığını, hak arama hürriyetinin ihlal edildiğigerekçesiyle bireysel başvuruda bulunabilmek için başvurucunun ya medeni hak veyükümlülükleriyle ilgili bir uyuşmazlığın tarafı olması ya da başvurucuyayönelik bir suç isnadı hakkında karar verilmiş olması gerektiğini belirtmiştir(Adnan Oktar, B. No: 2012/917, 16/4/2013, § 21).
43. Anayasa Mahkemesi, Sözleşme'nin 6. maddesinin (1)numaralı fıkrasının medeni hak ve yükümlülüklerin karara bağlanmasıyla ilgilibir yargılama usulünde uygulanabilmesi için öncelikle ortada bir uyuşmazlığınbulunması gerektiğini belirterek AİHM ile benzer ilkeleri benimsemiştir (İsmailTaşpınar, B. No: 2013/3912, 6/2/2014, § 21).
44. Bireysel başvuruya konu olayda kademe ilerlemesinindurdurulması cezasına karşı yapılan itirazın reddine dair işlemin iptaliistemiyle açılan davanın başvurucunun kamu görevinden ihraç edildiğindenbahisle dava konusunun ortadan kalktığı gerekçesiyle esasının incelenmediğigörülmektedir.
45. 2577 sayılı Kanun hükümlerine göre davanın, davaaçmakta menfaati bulunmayan kişi veya kişilerce açılması durumunda davanınehliyetsiz kişi/kişilerce açıldığı gerekçesiyle davanın esas incelemesinegeçilmeksizin usulden reddedilmesi öngörülmektedir. Yerleşik idari yargıiçtihadında, iptal davalarının kabulü ve dinlenilebilmesi için aranılankoşullardan birinin davacının menfaatinin davaya konu işlem ile ihlal edilmişolması gerektiği kabul edilmektedir (bkz. § 19). Bu itibarla davacınınmenfaatini ihlal etmeyen idari işlemlerin esasen herhangi bir uyuşmazlığasebebiyet verme imkân ve kabiliyeti bulunmayan nitelikte işlemler olduğusöylenebilir.
46. Buradaki asıl meselenin davanın açıldığı sırada varolan menfaat bağının yargılamanın sonuna kadar bulunmasının gerekipgerekmediğidir. Hâl böyle olunca somut olayda bir uyuşmazlığın bulunupbulunmadığının ortaya konulması, Sözleşme'nin 6. maddesininuygulanabilirliğinin tespiti bakımından önem arz etmektedir.
47. Bir idari işlemin davacının menfaatini yargılamanınsonuna kadar ihlal edip etmediğine ilişkin değerlendirmenin bu husustaki kanunhükmünü uygulayacak olan idari yargı mercii tarafından tespit edileceğiaçıktır.
48. Bununla birlikte ilgili kanun hükmünü uygulayan yargımerciinin idari işlemin dava konusu edilemeyeceği yönünde bir tespit vedeğerlendirmede bulunmuş olması tek başına ve her zaman ortada bir uyuşmazlığınbulunmadığı sonucuna ulaşılması için yeterli değildir. Bireysel başvurukapsamında yapılan incelemelerde Sözleşme'nin 6. maddesininuygulanabilirliğinin tespiti için aynı mahiyetteki idari işlemlere ilişkin olarakiç hukukta kabul görmüş bir uyuşmazlık olgusu bulunup bulunmadığının dadeğerlendirilmesi gerekir. Bu değerlendirmenin yapılmasında ise yerelmahkemelerce aynı mahiyetteki idari işlemlerin dava konusu edilebileceğininkabul edilmesi ve bu tip işlemlerden doğan uyuşmazlıkların esasının incelenmesiönemli bir ölçüttür. Özellikle içtihat mahkemesi olan Danıştayın yorum veuygulamalarının bu hususta belirleyici bir role sahip olduğu söylenebilir (AliDiren, B. No: 2015/13108, 18/4/2018, § 42).
49. Bu bağlamda bir kısım Danıştay içtihadına (bkz. §§25, 26) göre idari işlemlerin kuruldukları tarih itibarıyla yargısal denetimetabi tutulmaları gerektiği, idare hukukunun genel ilkelerine göre iptal davasıaçılabilmesi için davacı ile dava konusu işlem arasında menfaat ilişkisininvarlığının yeterli olduğu, ayrıca dava konusu işlemle menfaat ilişkisinindavanın sonuçlanmasına kadar devam etmesinin aranmadığı değerlendirilerek bunitelikteki işlemlerden doğan uyuşmazlıkların esasının incelendiğigörülmektedir. Bir kısım Danıştay içtihadında ise menfaat ilişkisinin davanınniteliği ve özelliğine göre idari yargı mercilerince belirleneceği ifadeedilmiştir.
50. Somut başvuruda başvurucunun kamu görevindençıkarılmasına ilişkin işleme karşı yargı yolunun açık olması sebebiyle kamugörevine dönme ihtimalinin varlığı değerlendirildiğinde iç hukukta en azındansavunulabilir bir biçimde dava konusu edilebilir olduğu ileri sürülebilecek biruyuşmazlığın bulunduğu sonucuna varılmıştır. Bu nedenle ihlal iddialarınınkonusunun Anayasa ve Sözleşme'nin ortak koruma alanının kapsamında yeraldığının kabulü gerekir.
2. KabulEdilebilirlik Yönünden
51. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabuledilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığıanlaşılan karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin başvurunun kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi gerekir.
3. EsasYönünden
a. Genelİlkeler
52. Anayasa’nın 36. maddesinin ikinci fıkrasında hiçbirmahkemenin görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamayacağıbelirtilmiştir. Bu bağlamda Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen adilyargılanma hakkı, kişilere davanın görüldüğü mahkemeden uyuşmazlığa ilişkin birkarar verilmesini isteme güvencesini de sağlar. Öte yandan Sözleşme'yiyorumlayan AİHM de Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının mahkemehakkı şeklinde genel bir hakkı düzenlediğini kabul etmekte ve bu hakkın kararhakkını da içerdiğini ifade etmektedir (İbrahim Demiroğlu, B. No:2017/15698, 26/7/2019, § 50).
53. Adil yargılanma hakkının güvencelerinden biri olanmahkeme hakkı; mahkemeye erişim hakkı, karar hakkı ve kararın icrası haklarınıiçerir. Karar hakkı genel itibarıyla mahkeme önüne getirilen uyuşmazlığınkarara bağlanmasını isteme hakkını ifade eder. Zira dava hakkını kullananbireyin asıl amacı davanın sonunda, uyuşmazlık konusu ettiği talebinin esasıylailgili olarak bir karar elde edebilmektir. Bir başka ifadeyle dava sonucundaşayet bir karar elde edilemiyorsa dava açmanın da bir anlamı kalmayacaktır. Öteyandan karar hakkı bireylerin sadece yargılama sonucunda şeklî anlamda birkarar elde etmelerini güvence altına almaz. Bu hak aynı zamanda dava konusuedilen uyuşmazlığa ilişkin esaslı taleplerin yargı merciince bir sonucabağlanmasını da gerektirir (İbrahim Demiroğlu, § 51).
54. Kuşkusuz söz konusu dava, yargılama usulü kurallarıgereğince uyuşmazlığın esasının incelenemediği birtakım kararlarla da neticelenmişolabilir (düşme/açılmamış sayılma/karar verilmesine yer olmadığı/süre aşımıvb.). Bu durum kural olarak karar hakkı yönünden bir sorun teşkil etmez. Zirasöz konusu hakkın sağladığı güvence bakımından önemli olan husus; açıldığısırada davanın -usule ilişkin sorunlar hariç- uyuşmazlığın esasınıçözüme kavuşturma potansiyeline sahip, bir başka ifadeyle dava açılmasındakiasıl amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasıdır. Ancak bu nitelikleri taşıyanbir davada yargılamanın henüz devam ettiği bir süreçte taraflardan birininaleyhine olacak ve yargı merciinin uyuşmazlık konusu talep hakkında kararvermesini engelleyecek şekilde davayı ortadan kaldıran ya da davanınincelenmesini durdurarak karara bağlanmasına mâni olan yasalar çıkarılmasıkarar hakkının ihlaline yol açabilir (İbrahim Demiroğlu, § 52).
b. İlkelerinOlaya Uygulanması
55. Başvurucu, hakkında tesis edilen kademe ilerlemesinindurdurulması cezasına karşı yaptığı itirazın reddine dair işlemin iptalitalebiyle açtığı davada Bölge İdare Mahkemesi tarafından başvurucunun kamugörevinden ihraç edilmiş olduğu gerekçesiyle davanın esası incelenmemiştir.
56. Yukarıda yer verilen Danıştay içtihatlarında ortayakonulduğu üzere iptal davalarının ilk inceleme aşamasında kabuledilebilirlikleri için başka bir deyişle davanın esasının incelenebilmesi için2577 sayılı Kanun kapsamında aranan menfaat şartının davanın açıldığı sıradabulunması yeterli olmakta, menfaatin davanın sonuna kadar devam etmesiaranmamaktadır. Anılan içtihatlardaki yaklaşımın kamu görevlileri hakkındatesis edilen işlemler hakkında açılan davaların yargılama sırasında kamugörevlisi statülerinin herhangi bir nedenle sona ermesi durumunda dahi idariişlemle olan menfaat bağının ortadan kalkmayacağı yönünde olduğu görülmektedir.Böylece alınacak yeni bir idari kararla davacının iptalini istediği işlemleilişkisini kesmek suretiyle dava konusu işlemin yargı denetimi dışınaçıkarılması engellenmiş olacaktır. Buna göre Danıştayın söz konusuiçtihatlarındaki çıkarımın dava şartı olarak kabul edilen menfaat ihlaliyorumundan hareketle dava konusu edilebilirliğinin tespitinde kamu yararı ilebireyin menfaatleri arasındaki adil dengeyi gözeten, objektif ve hukuken kabuledilebilir ölçütler içerdiği görülmektedir.
57. Anılan içtihattaki yaklaşımın öz itibarıyla statühukukuna göre çalışan kamu görevlilerinin kamu personel hukuku kapsamındahaklarında tesis edilen idari işlemlerin onların aktif meslek yaşamlarıharicinde maddi ve manevi varlıkları üzerinde de birtakım etki ve sonuçlar gösterebilmesi,öte yandan meri mevzuatın emeklilik/istifa/ihraç vb. sebeplerle kaybedilen kamugörevliliği statüsünün belirli koşullar altında yeniden kazanılmasına imkânsağlaması karşısında böyle bir durumda idari işlemin kişi üzerinde etkilerinidevam ettirecek olması gibi gerekçelere dayandığı anlaşılmaktadır (LeventTütüncü, B. No: 2015/3690, 18/7/2018, § 59).
58. Danıştay içtihadında benimsenen bu yaklaşıma göresomut olayda başvurucunun Komisyona başvurabileceği, Komisyon kararına karşıyargı yolunun açık olduğu tespit edilmiştir. Bu durumda başvurucunun yenidenkamu görevliliği statüsünü kazanabileceği ihtimalinde dava konusu edilen kademeilerlemesinin durdurulması cezasına karşı yapılan itirazın reddine dair işleminbaşvurucu üzerinde bir etkisinin bulunmayacağı söylenemez. Bu itibarla kademeilerlemesinin durdurulması cezasına karşı yapılan itirazın reddine dair işleminiptali talebiyle açılan davanın yargılaması davam ederken başvurucunun kamugörevinden ihraç edilmesinin davaya konu idari işlem ile ihlal edilenmenfaatinin ortadan kalkmadığı, bu durumda davanın esasının incelenmesigerektiği değerlendirilmektedir.
59. Bireysel başvuruya konu Bölge İdare Mahkemesininkararında ise Danıştay içtihadında belirtilen ölçütler kapsamında herhangi birirdelemeye gidilmeksizin salt kamu görevinden ihraç edilme sebebiyle davanınkonusunun ortadan kalktığı yönünde şekilci bir yaklaşımla hareket edilerekdavanın esasının incelenmediği, başka bir deyişle davaya konu idari işleminesası hakkında karar verilmediği görülmektedir.
60. Bölge İdare Mahkemesinin somut olayda davanınesasının incelenebilmesine ilişkin değerlendirmesi konusunda 2577 sayılıKanun'da düzenlenen usul kurallarının uygulanmasıyla ilgili bu şekilci yorumunbaşvurucunun hukuksal durumunu etkileyen kademe ilerlemesinin durdurulmasıcezasına karşı yapılan itirazın reddine dair işlemden kaynaklanan uyuşmazlıkhakkında karar verilmemesi sebebiyle başvurucuya ağır bir külfet yüklediği, busebeple başvurucunun karar hakkının ihlal edildiği değerlendirilmiştir.
61. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa'nın 36.maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki kararhakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
4. 6216 SayılıKanun'un 50. Maddesi Yönünden
62. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
"(1)Esas inceleme sonunda,başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlalkararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyapılması gerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkemekararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yenidenyargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılamayapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminatahükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlalkararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünsedosya üzerinden karar verir."
63. Başvurucu, ihlalin tespiti ile 5.000 TL manevitazminata karar verilmesi bulunmuştur.
64. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan ([GK], B.No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasılortadan kaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir. Anayasa Mahkemesidiğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerinegetirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamınageleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına işaretetmiştir (Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).
65. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlaledildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâlegetirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun içinise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadankaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararlarıngiderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınmasıgerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).
66. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı durumlardaAnayasa Mahkemesi, 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ileAnayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendiuyarınca ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılamayapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmeder.Anılan yasal düzenleme, usul hukukundaki benzer hukuki kurumlardan farklıolarak ihlali ortadan kaldırmak amacıyla yeniden yargılama sonucunu doğuran vebireysel başvuruya özgülenen bir giderim yolunu öngörmektedir. Bu nedenleAnayasa Mahkemesi tarafından ihlal kararına bağlı olarak yeniden yargılamakararı verildiğinde usul hukukundaki yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklıolarak ilgili mahkemenin yeniden yargılama sebebinin varlığını kabul hususundaherhangi bir takdir yetkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir kararkendisine ulaşan mahkemenin yasal yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizinAnayasa Mahkemesinin ihlal kararı nedeniyle yeniden yargılama kararı vererek devameden ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir (MehmetDoğan, §§ 58, 59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), §§ 57-59, 66, 67).
67. İncelenen başvuruda başvurucunun açtığı dava hakkındakarar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş olması sebebiyle Anayasa'nın36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki kararhakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla ihlalin mahkemekararından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.
68. Bu durumda karar hakkının ihlalinin sonuçlarınınortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yararbulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgüdüzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasınagöre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamdayapılması gereken iş yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesiniihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelereuygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğininyeniden yargılama yapılmak amacıyla dosyanın ilgili mahkemeye gönderilmesinekarar verilmesi gerekmektedir.
69. Yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın yetkiliyargı merciine gönderilmesine karar verilmesinin ihlal iddiası açısındanyeterli bir giderim oluşturduğu anlaşıldığından başvurucunun tazminat talebininreddine karar verilmesi gerekir.
70. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 294,70 TL harçile 3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.894,70 TL yargılama giderininbaşvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABULEDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adilyargılanma hakkı kapsamındaki karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin karar hakkının ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak amacıylaSiirt İdare Mahkemesine (E.2016/2253, K.2017/824) GÖNDERİLMESİNE,
D. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,
E. 294,70 TL harç ile 3.600 TL vekâlet ücretinden oluşantoplam 3.894,70 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,
F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucununHazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içindeyapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihtenödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet BakanlığınaGÖNDERİLMESİNE 3/12/2020tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.