TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
YILMAZ TAŞ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2018/2617)
Karar Tarihi: 2/12/2020
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Kadir ÖZKAYA
Üyeler
:
Engin YILDIRIM
Celal Mümtaz AKINCI
Rıdvan GÜLEÇ
Yıldız SEFERİNOĞLU
Raportör
:
Hikmet Murat AKKAYA
Başvurucu
:
Yılmaz TAŞ
Vekili
:
Av. Hayri HAKÖVER
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru; yargılamanın makul sürede tamamlanması veeksik inceleme sonucunda hüküm verilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının,yargılama süresince tutukluluğun devamına ilişkin karar verilmesi nedeniyle dekişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru 18/1/2018 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlikve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle veUlusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin edilen ek bilgileregöre olaylar özetle şöyledir:
A. BireyselBaşvurudan Önceki Olaylar
7. Başvurucunun eşi olan maktulenin 18/4/2011 tarihindeöldürülmesi nedeniyle başvurucu ve iki kişi hakkında soruşturma başlatılmıştır.
8. 3/9/1977 doğumlu başvurucu, (kapatılan) Mersin 1. SulhCeza Mahkemesince 19/4/2011 tarihinde tutuklanmıştır.
9. Mersin Cumhuriyet Başsavcılığınca başvurucu hakkında26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 82. maddesinin (1)numaralı fıkrasının d) bendi kapsamında 7/2/2012 tarihinde iddianamedüzenlenmiştir. Bununla birlikte iddianamede, başvurucunun alınan raporlaragöre 5237 sayılı Kanun'un 32. maddesi kapsamında akıl hastalığına sahip olduğuve cezai sorumluluğunun olmadığı ayrıca belirtilmiştir. Bu kapsamda başvurucuhakkında ceza verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesi ve başvurucuhakkında 5237 sayılı Kanun'un 57. maddesi uyarınca koruma ve tedavi amaçlıolarak güvenlik tedbirine hükmolunması talep edilmiştir. Diğer iki şüphelihakkında ise 7/2/2012 tarihinde Mersin Cumhuriyet Başsavcılığınca kovuşturmayayer olmadığına dair ek karar verilmiştir.
10. Mersin 4. Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) 17/2/2012tarihinde tensip zaptını düzenlemiştir. İlk duruşma 20/4/2012 tarihindeyapılmıştır.
11. İlk derece mahkemesindeki yargılama süreci 13/10/2015tarihinde 25. celsede sona ermiştir. Mahkeme söz konusu suçun haksız tahrikaltında ve suçun işlendiği sırada başvurucunun fiille ilgili davranışlarınıyönlendirme yeteneğinin azaldığına kanaat getirerek başvurucuyu neticeten 16yıl 8 ay hapis cezasına mahkûm etmiştir. Mahkeme, isnat olunan suçun vasıf vemahiyeti ile verilen hürriyeti bağlayıcı cezanın süresine binaen başvurucununhükmen tutuklanmasına da karar vermiştir.
12. Yargıtay 1. Ceza Dairesi 18/9/2017 tarihinde hükmübozmuştur. Bozma gerekçesi; Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına usulen davave duruşmalar bildirilmeden, davaya katılma ve mağdur ile katılanlar içinöngördüğü haklardan yararlanma olanağı sağlanmadan yargılamaya devam edilmesinedayanmaktadır. Aynı kararda başvurucunun ceza infaz kurumundan dilekçegöndererek cezanın onanmasını talep ettiği anlaşılmakla başvurucu müdafiinintemyiz isteminin reddine de karar verildiği görülmüştür.
13. Bozma kararına uyularak Aile ve Sosyal PolitikalarBakanlığının katılma isteminin kabulüne karar verilmiştir. 19/12/2017 tarihindebaşvurucu hakkında yine aynı hüküm verilmiş, aynı gerekçelerle başvurucu hükmentutuklanmıştır.
14. Başvurucu 18/1/2018 tarihinde bireysel başvuruyapmıştır.
B. BireyselBaşvuru Sonrası Süreç
15. Temyiz incelemesi üzerine Yargıtay 1. Ceza Dairesi;başvurucunun akıl hastası olup olmadığı hususu ile ilgili alınan raporlararasında çelişki bulunduğunu, başvurucunun Adli Tıp Üst Kuruluna gönderilerekmuayenesinin yapılıp rapor alınması gerektiğini belirterek 16/4/2019 tarihindeikinci kez bozma kararı vermiştir.
16. Bozma sonrası 29/5/2019 tarihli tensip zaptındabaşvurucunun tutukluluğunun devamına ilişkin karar verilmiştir. Ayrıca tensipzaptına göre Yargıtayın bozma kararı doğrultusunda dosyanın rapor için İstanbulAdli Tıp Kurumu Üst Kuruluna gönderilmesine dair karar verildiğianlaşılmaktadır.
17. 16/7/2019 tarihinde yapılan duruşmada bozmayauyulmuştur. Duruşma sonunda dosyanın rapor için İstanbul Adli Tıp Kurumu ÜstKuruluna gönderilmesi hususunda yazılan müzekkere cevabının ve dava dosyasınındönüşünün beklenmesine ilişkin karar alınmıştır. Başvurucunun üzerine atılısuçlamayla ilgili mevcut delil durumu, suçlamanın katalog suçlardan oluşu veadli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağı gerekçesiyle başvurucunun tahliyesiyönündeki taleplerin reddi ile tutukluluk hâlinin devamına ilişkin kararverilmiştir.
18. 22/10/2019 tarihli bir sonraki duruşmada dosyanınAdli Tıp Kurumundan dönmediği anlaşılmıştır. Bu celsede başvurucu müdafii,başvurucunun uzun süreden beri tutuklu olduğunu belirtmiştir. Bu kapsamda ilkkararın 13/10/2015 tarihinde verildiğini, ikinci karar tarihinin 19/10/2017olduğunu, üçüncü tensip zaptının 2019 yılında düzenlendiğini ifade etmiştir.Dolayısıyla Yargıtaydaki inceleme süreleri çıktığında ilk derece mahkemesindegeçen sürenin beş yılı geçtiği belirtilerek tahliye talep edilmiştir. Yukarıdaanılan gerekçelerle (bkz. § 17) başvurucunun tahliye edilmesi yönündeki istemyine reddedilmiş ve tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir.
19. 3/12/2019 tarihinde yapılan duruşmada da dosyanınAdli Tıp Kurumundan dönmediği anlaşılmıştır. Yine aynı gerekçelerle (bkz. § 17)başvurucunun tahliye edilmesi yönündeki istem reddedilmiş ve tutukluluk hâlinindevamına karar verilmiştir. Duruşma, 27/2/2020 tarihine ertelenmiştir.
20. Başvurucu müdafii 4/12/2019 tarihinde tutukluluğundevamı yönündeki karara itiraz etmiştir. Mersin 4. Ağır Ceza Mahkemesi5/12/2019 tarihinde talebi reddetmiş, talebin itirazen incelemesi için dosyanınitiraz mercii olan Mersin 5. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine kararvermiştir.
21. Mersin 5. Ağır Ceza Mahkemesi; başvurucunun üzerineatılı suçun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu, tutuklu kalınan süre, suçun4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 100. maddesinin (3)numaralı fıkrasında yer alan suçlardan olması dikkate alınarak 12/12/2019tarihinde, tutuklamaya yapılan itirazın reddine karar vermiştir.
22. 16/12/2019 tarihinde Adli Tıp Birinci Üst Kurulutarafından hazırlanan mütalaa dosyaya sunulmuştur. Raporda, başvurucunun cezaisorumluluğunun tam olduğu belirtilmiştir.
23. Mahkemenin 27/2/2020 tarihli kararıyla suçun haksıztahrik altında işlendiği belirtilerek başvurucu, neticeten 20 yıl hapiscezasına mahkûm edilmiştir. Başvurucuya verilen hapis cezasının süresi dikkatealınarak tutukluluk hâlinin hükmen devamına karar verilmiştir. Başvurucumüdafii, kararı temyiz etmiştir. Temyiz incelemesi devam etmektedir.
IV. İLGİLİHUKUK
24. 5237 sayılı Kanun'un "Nitelikli haller"kenar başlıklı 82. maddesi şöyledir:
"(1)Kasten öldürme suçunun;
...
d) Üstsoy veya altsoydan birine ya da eşveya kardeşe karşı,
...
İşlenmesi halinde, kişi ağırlaştırılmışmüebbet hapis cezası ile cezalandırılır."
25. 5271 sayılı Kanun'un "Tutuklulukta geçeceksüre" kenar başlıklı 102. maddesi şöyledir:
"(1) (Değişik: 6/12/2006 – 5560/18 md.) Ağır ceza mahkemesiningörevine girmeyen işlerde tutukluluk süresi en çok bir yıldır. Ancak bu süre,zorunlu hallerde gerekçeleri gösterilerek altı ay daha uzatılabilir.
(2) Ağır ceza mahkemesinin görevinegiren işlerde, tutukluluk süresi en çok iki yıldır. Bu süre, zorunlu hallerde,gerekçesi gösterilerek uzatılabilir; uzatma süresi toplam üç yılı, 5237 sayılıTürk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı veYedinci Bölümünde tanımlanan suçlar ile 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılıTerörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlarda beş yılı geçemez.
(3) Bu maddede öngörülen uzatmakararları, Cumhuriyet savcısının, şüpheli veya sanık ile müdafiinin görüşlerialındıktan sonra verilir.
(4) (Ek:17/10/2019-7188/18 md.)Soruşturma evresinde tutukluluk süresi, ağır ceza mahkemesinin görevinegirmeyen işler bakımından altı ayı, ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerbakımından ise bir yılı geçemez. Ancak, Türk Ceza Kanununun İkinci KitapDördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanansuçlar, Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar ve toplu olarak işlenensuçlar bakımından bu süre en çok bir yıl altı ay olup, gerekçesi gösterilerekaltı ay daha uzatılabilir.
(5) (Ek:17/10/2019-7188/18 md.) Bumaddede öngörülen tutukluluk süreleri, fiili işlediği sırada on beş yaşınıdoldurmamış çocuklar bakımından yarı oranında, on sekiz yaşını doldurmamışçocuklar bakımından ise dörtte üç oranında uygulanır."
26. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat istemi"kenar başlıklı 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:
"Suç soruşturması veya kovuşturmasısırasında;
a) Kanunlarda belirtilen koşullardışında yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilen,
...
Kişiler, maddî ve manevî her türlüzararlarını, Devletten isteyebilirler."
V. İNCELEME VEGEREKÇE
27. Mahkemenin 2/12/2020 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Kişi Hürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğineİlişkin İddia
1. Başvurucununİddiaları
28. Başvurucu; tutukluluk hâlinin Mersin 1. Sulh CezaMahkemesinin 19/4/2011 tarihli kararıyla başladığını, 19/12/2017 tarihli hükümkararına kadar yaklaşık 6 yıl 8 ay devam ettiğini, yargılama süresince cezainfaz kurumunda tutuklu kalması nedeniyle Anayasa'nın 19. maddesinin ihlaledildiğini ileri sürmüştür. Ayrıca yargılama boyunca tutuklu kalması nedeniyleAnayasa'nın 38. maddesinde yer alan masumiyet karinesinin de ihlal edildiğinibelirtmiştir.
2. Değerlendirme
29. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafındanyapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukukitavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,§ 16). Başvurucunun masumiyet karinesinin ihlal edildiği iddiasının Anayasa'nın19. maddesi kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir. Bununlabirlikte başvurucu, bireysel başvuru formu ve eklerinde Anayasa'nın 19.maddesinin hangi fıkrasının ihlal edildiğine ilişkin bir açıklamadabulunmamıştır. Bu itibarla başvuru formunda yer alan ifadeler ile başvurununyapıldığı tarih dikkate alınarak başvurucunun şikâyetinin tutukluluğun makulsüreyi aştığına ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Dolayısıyla başvurucununşikâyetlerinin Anayasa'nın 19. maddesinin yedinci fıkrası bağlamındaincelenmesi gerekir.
30. Anayasa'nın 19. maddesinin yedinci fıkrası şöyledir:
"Tutuklanan kişilerin, makul süreiçinde yargılanmayı ve soruşturma veya kovuşturma sırasında serbest bırakılmayıisteme hakları vardır. Serbest bırakılma ilgilinin yargılama süresinceduruşmada hazır bulunmasını veya hükmün yerine getirilmesini sağlamak için birgüvenceye bağlanabilir."
31. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının soncümlesi şöyledir:
"Başvuruda bulunabilmek için olağankanun yollarının tüketilmiş olması şarttır."
32. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuruhakkı" kenar başlıklı 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
"İhlale neden olduğu ileri sürülenişlem, eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuruyollarının tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olmasıgerekir."
33. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesine bireyselbaşvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesihâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte bir hak arama yoludur. Bireyselbaşvuru yolunun ikincillik niteliği gereği, Anayasa Mahkemesine bireyselbaşvuruda bulunulabilmesi için öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesizorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403,26/3/2013, §§ 16, 17).
34. Tutukluluk hâli sona erdikten sonra tutukluluğunkanunda öngörülen azami süreyi veya makul süreyi aştığını iddia edenbaşvurucunun devam eden tutukluluk hâlinden farklı olarak iddia edilen ihlalintespitini ve tazminat ödenmesini sağlayabilecek bir hukuk yolu mevcut ise buyolu tüketmesi gerekir (Hamit Kaya, B. No: 2012/338, 2/7/2013, § 46).
35. Anayasa Mahkemesi, tutukluluğun kanunda öngörülenazami süreyi veya makul süreyi aştığı iddiasıyla yapılan bireysel başvurularbakımından bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla ilk derecemahkemesince mahkûmiyet hükmü verilmiş ise -hüküm kesinleşmemiş olsa da -5271sayılı Kanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açma imkânınıntüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (AhmetKubilay Tezcan, B. No: 2014/3473, 25/1/2018, §§ 24-27; Ekrem Atıcı, B.No: 2014/15609, 8/3/2018, §§ 27-30).
36. Somut olayda bireysel başvuruda bulunduktan sonra27/2/2020 tarihinde mahkûmiyetine karar verilen başvurucunun tutukluluğunkanunda öngörülen azami süreyi veya makul süreyi aştığına ilişkin iddiası, 5271sayılı Kanun'un 141. maddesi kapsamında açılacak davada incelenebilir. Bu maddekapsamında açılacak dava sonucuna göre başvurucunun tutukluluğunun kanundaöngörülen azami süreyi veya makul süreyi aştığının tespiti hâlinde görevlimahkemece başvurucu lehine tazminata da hükmedilebilecektir. Buna göre 5271sayılı Kanun'un 141. maddesinde belirtilen dava yolunun başvurucunun durumunauygun telafi kabiliyetini haiz, etkili bir hukuk yolu olduğu ve bu olağanbaşvuru yolu tüketilmeden yapılan bireysel başvurunun incelenmesinin bireyselbaşvurunun ikincil olma niteliği ile bağdaşmadığı sonucuna varılmıştır.
37. Açıklanan gerekçelerle yargısal başvuru yollarıtüketilmeden bireysel başvuru konusu yapıldığı anlaşıldığından başvurunun bukısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğineİlişkin İddia
1. Başvurucununİddiaları
38. Başvurucu; davanın makul süredesonuçlandırılmadığını, başvuruya konu yargılamanın uzun süredir devam ettiğini,yargılamanın mümkün olan en kısa sürede sonuçlandırılması gerektiğinibelirterek Anayasa'nın 36. ve 141. maddelerinin ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
2. Değerlendirme
39. 25/7/2018 tarihli ve 7145 sayılı Kanun'un 20.maddesiyle 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Avrupa İnsan Hakları MahkemesineYapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun'ageçici madde eklenmiştir.
40. 6384 sayılı Kanun'a eklenen geçici maddeye göreyargılamaların uzun sürmesi ve yargı kararlarının geç veya eksik icra edilmesiya da icra edilmemesi şikâyetiyle Anayasa Mahkemesine yapılan ve bu maddeninyürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Anayasa Mahkemesi önünde derdest olanbireysel başvuruların başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle verilen kabuledilemezlik kararının tebliğinden itibaren üç ay içinde yapılacak müracaatüzerine Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonu Başkanlığı (TazminatKomisyonu) tarafından incelenmesi öngörülmüştür.
41. Ferat Yüksel (B. No: 2014/13828, 12/9/2018)kararında Anayasa Mahkemesi; yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı yada yargı kararlarının geç veya eksik icra edildiği yahut hiç icra edilmediğiiddiasıyla 31/7/2018 tarihinden önce gerçekleştirilen bireysel başvurularailişkin olarak Tazminat Komisyonuna başvuru imkânının getirilmesine ilişkinyolu ulaşılabilir olma, başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlamakapasitesinin bulunup bulunmadığı yönlerinden inceleyerek bu yolun etkililiğinitartışmıştır (Ferat Yüksel, §§ 26-35).
42. Ferat Yüksel kararında özetle anılan başvuru yolununkişileri mali külfet altına sokmaması ve başvuruda kolaylık sağlamasınedenleriyle ulaşılabilir olduğu, düzenleniş şekli itibarıyla ihlal iddialarınamakul bir başarı şansı sunma kapasitesinden mahrum olmadığı, tazminatödenmesine imkân tanıması ve/veya bu mümkün olmadığında başka türlü telafiolanakları sunması nedenleriyle potansiyel olarak yeterli giderim sağlamaimkânına sahip olduğu hususunda değerlendirmelerde bulunulmuştur (Ferat Yüksel,§§ 27-34). Bu gerekçeler doğrultusunda Anayasa Mahkemesi, ilk bakıştaulaşılabilir olan ve ihlal iddialarıyla ilgili başarı şansı sunma ve yeterligiderim sağlama kapasitesi olduğu görülen Tazminat Komisyonuna başvuru yolutüketilmeden yapılan başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincilniteliği ile bağdaşmayacağı sonucuna vararak başvuru yollarının tüketilmemişolması nedeniyle kabul edilemezlik kararı vermiştir (Ferat Yüksel, §§ 35, 36).
43. Mevcut başvuruda söz konusu karardan ayrılmayıgerektiren bir durum bulunmamaktadır.
44. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuruyollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
C. Diğer İhlalİddiaları Yönünden
1. Başvurucununİddiaları
45. Başvurucu, mahkûmiyete esas olacak yeterli delilinbulunmadığını, dosyadaki eksik inceleme nedeniyle maddi gerçeğin ortayaçıkmasının engellendiğini ileri sürmüştür. Bu kapsamda olay yerinde tespitedilen parmak izlerinin arşivden taramasının yapılmadığını, parmak ve kan izlerininkarşılaştırılmadığını, ilgili kurumlardan lehe verilen sağlık raporlarınınkarara esas alınmadığını belirtmiştir.
2. Değerlendirme
46. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereğiAnayasa Mahkemesine başvuruda bulunulabilmesi için öncelikle olağan kanunyollarının tüketilmesi zorunludur. Başvurucunun bireysel başvuru konusuşikâyetini öncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere usulüneuygun olarak iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve delilleri zamanında bumakamlara sunması, bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekliözeni göstermiş olması gerekir(İsmail Buğra İşlek, B. No: 2013/1177,26/3/2013, § 17).
47. Başvurucu hakkındaki yargılama devam etmektedir.Somut olayda başvurucunun hukuk sisteminde mevcut idari ve yargısal yollarıtüketmeksizin bireysel başvuruda bulunduğu anlaşılmaktadır.
48. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının dadiğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuruyollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlaledildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğineilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABULEDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Diğer ihlal iddialarının başvuru yollarınıntüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerindeBIRAKILMASINA 2/12/2020tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.