TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
GENEL KURUL
KARAR
İ.Y.Ö. BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2015/18407)
Karar Tarihi: 18/10/2017
GENEL KURUL
KARAR
GİZLİLİK TALEBİ KABUL
Başkan
:
Zühtü ARSLAN
Başkan Vekili
:
Burhan ÜSTÜN
Başkan Vekili
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Serruh KALELİ
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Recep KÖMÜRCÜ
Nuri NECİPOĞLU
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Hasan Tahsin GÖKCAN
Kadir ÖZKAYA
Rıdvan GÜLEÇ
Recai AKYEL
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Raportör
:
Mehmet Sadık YAMLI
Başvurucu
:
İ.Y.Ö.
Vekili
:
Av. Yalçın TORUN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru; naklen atama işleminin ve bu atama sonucu beş yılerken emekliye sevk edilme işleminin iptali istemiyle açılan davalarda, devameden ceza yargılamasının hükme esas alınması nedeniyle masumiyet karinesinin,aynı hukuki statüde olanlar hakkında tarafsız davranılmayıp bariz takdir hatasıoluşturacak şekilde karar verilmesi, ayrıca suç duyurusunun işleme konulmamasınedenleriyle adil yargılanma hakkının, erken emeklilik nedeniyle de mülkiyethakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvurucu 2015/18407 sayılı başvuruyu 2/12/2015 tarihinde,2015/1609 sayılı başvuruyu 27/1/2015 tarihinde, 2015/18803 sayılı başvuruyu ise9/12/2015 tarihinde yapmıştır.
3. Başvurular, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılanön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvuruların kabuledilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
4. Konu yönünden irtibatları nedeniyle başvurularınbirleştirilmesine ve incelemenin 2015/18407 sayılı başvuru dosyası üzerindenyürütülmesine karar verilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.
6. Birinci Bölümün 19/7/2017 tarihinde yaptığı toplantıda,niteliği itibarıyla Genel Kurul tarafından karara bağlanması gerekli görülenbaşvurunun Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 28. Maddesinin(3) numaralı fıkrası uyarınca Genel Kurula sevkine karar verilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formları ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylarözetle şöyledir:
8. Başvurucunun Gülhane Askerî Tıp Akademisinde (GATA) ÜrolojiAna Bilim Dalı başkanı olarak görev yaptığı 2012 yılında, aynı birimde görevlidoktorlardan Prof. Dr. Tbp. Alb. İ.Y., Doç. Dr. Tbp. Alb. E.A., Yrd. Doç.Dr. Tbp. Bnb. B.F.A. ve Tbp. Yzb.A.G. başvurucu hakkında; başvurucu da anılan doktorlar hakkında karşılıklıolarak Komutanlık ve Savcılık makamlarına şikâyet dilekçeleri vermişlerdir.
9. Personelin birbiri hakkında gönderdikleri şikâyetdilekçeleriyle personelden bazılarının yakınları tarafından GenelkurmayBaşkanlığına gönderilen ve GATA Üroloji Ana Bilim Dalında görevli bazıpersonelin mobbinge maruz kaldıkları iddia edilen şikâyetmektuplarından anlaşıldığı üzere söz konusu birimde gergin bir çalışma ortamıolduğu ve klinikte görevli personelin tamamının bu konudan rahatsızlık duyduğugerekçeleriyle bu iddiaları araştırmak üzere GATA Komutanlığınca 2012 yılı Ekimayında bir idari tahkikat komisyonu kurulmuştur.
10. Komisyon raporunda, geçen zaman zarfında olayların büyüyerekmevcut durum itibarıyla klinik içinde çözülmesi mümkün olmayan seviyeyeulaştığının, klinik içindeki mevcut durumun çalışanlarda ve hastalarda dahaciddi sorunlara yol açmaması için konunun ilgili merciler tarafındanincelenmesinde yarar olduğunun belirtilmesi üzerine konu GenelkurmayBaşkanlığına intikal ettirilmiştir.
11. Diğer yandan başvurucu tarafından da maiyetinde görev yapanbazı personelin eylemleri ile ilgili olarak hazırlanan 10/12/2012 ve 27/12/2012tarihli dosyalar adli işlem yapılması amacıyla Genelkurmay Başkanlığı AdliMüşavirliğine gönderilmiştir.
12. Genelkurmay Başkanlığı yaptığı değerlendirme sonucu23/1/2013 tarihinde soruşturma emri vererek dosyayı Genelkurmay AskerîSavcılığına göndermiştir. Aynı süreçteGenelkurmayBaşkanlığının 30/1/2013 tarihli emri ile başvurucu, GATA’daki görevindenalınarak Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) sağlık komutanı bilimsel yardımcısıolarak atanmış; Doç. Dr. Tbp. Alb. E.A. ise EtimesgutAsker Hastanesinde görevlendirilmiştir.
13. Genelkurmay Askerî Savcılığı başvurucu hakkında 23/7/2013tarihli iddianameyi düzenleyerek başvurucunun 30/8/2011 ile 30/1/2013 tarihleriarasında zincirleme memuriyet nüfuzunu sair suretle kötüye kullanma suçundancezalandırılması istemiyle dava açmıştır. Genelkurmay Başkanlığı AskerîMahkemesinde E.2013/343 numaralı dosya üzerinden yürütülmeye başlanan davaderdesttir.
14. Daha sonra GATA Komutanlığının 13/9/2013 tarihli yazısındaözetle mevcut problemlerin çözüme kavuşturulması amacıyla yapılan değerlendirmesonucunda telafisi güç zararların oluşmaması, yaşanabilecek hukuki süreçlerleTSK’nın yıpratılmaması ve akademik tecrübelerinden istifade edilebilmesiamacıyla başvurucu ve Doç. Dr. Tbp. Alb. E.A.nın atama/görevlendirme işlemlerinin iptal edilerekgörevlerine dönmelerinin ve başvurucu ile Doç. Dr. Tbp.Alb. E.A.nın göreve dönmesiyle yaşanması muhtemelproblemler konusunda GATA Komutanlığı tarafından ilave tedbirlerin gecikmeksizinalınmasının uygun olacağının teklif edilmesi üzerine başvurucu ve Doç. Dr. Tbp. Alb. E.A. GATA’daki eski görevlerine iadeedilmişlerdir.
15. Başvurucu görevine döndükten sonra aynı bilim dalında görevyapan Prof. Dr. Tbp. Alb. İ.Y.,Tbp. Yzb. A.G., Yrd. Doç. Dr. Tbp.Bnb. B.F.A. ve Doç. Dr. Tbp. Alb. E.A.nınvekili tarafından verilen 4/12/2003 tarihli dilekçe ile hakkında şikâyettebulunulmuştur.
16. Şikâyet dilekçesi üzerine Genelkurmay Başkanlığının19/12/2013 tarihli emriyle şikâyet dilekçesine konu edilen hususlarınaraştırılması amacıyla tahkikat komisyonu kurulmuştur. Komisyon 10/1/2014tarihinde incelemesini tamamlamıştır. Komisyon raporunda, şikâyet dilekçesinekonu edilen hususlar altı başlık altına incelenmiş olup iddialar özetle şöyledir:
“1. Ceza yargılamasısürecini etkilemeye yönelik olmak üzere, henüz mahkeme tarafından dinlenmemiştanıklar üzerinde baskı uygulandığı, 2. M.Y. isimli askerin tedavisinde tıpilmine aykırı olarak engel olması, klinikte yığılmayı bahane ederek erbaş veerlere bazı tetkiklerin istenmemesi yönünde emir verilmesi, 3. Tbp. Yzb. A.G.’nin tezçalışmasını sekteye uğrattığı, 4. Klinik fon hesaplarını kontrol etmeksuretiyle personel hakkında suç uydurma girişimlerinde bulunduğu, 5. Uzmanöğrencilerine uzmanlık alanlarıyla uyumsuz ve takip edemeyecekleri yeşilreçeteye tabi ilaçları kendi adına reçete ettirdiği ve bu ilaçlar nedeniylebazı ameliyatlarda tıbbi hatalar yapıldığı, 6. GATA bünyesinde askerî ve siviltabiplere yönelik olarak icra edilen laparoskopikurslarından menfaat temin edildiği.”
17. Komisyon bu iddialarla ilgili olarak yaptığı incelemekapsamında başvurucu ve yirmi personelin ifadesine başvurmuştur. Komisyon,incelemesi sonucunda şu değerlendirmeleri yapmıştır:
“…
(2) Tanık ve mağdurlara baskı yapılması,ameliyatlarda ilaç kullanımına bağlı olarak tıbbi hata yapılması, erlere bazıtetkiklerin ve ameliyatların yapılmaması yönünde talimat vermesi ve düzenlenenkurslar nedeniyle kamu zararının oluşması ile kurslardan menfaat temin edilmesiiddialarının adli yönden incelenmesi,
(3) GATA Üroloji Kliniğinde görevli personelarasında ciddi sorunların olduğu, disiplinin bozulduğu, sağlığını etkileyecekşekilde hastaların da olaylara dahil edilmeye çalışıldığı, klinikte görevli biröğretim üyesi dışında diğer tüm öğretim üyelerinin Prof.Dr.Tbp.Alb.İ.Y.Ö. ile sorun yaşadığı, hâlen Prof.Dr.Tbp.Alb.İ.Y.Ö. hakkında kamu davasının devam ettiği de gözönünealındığında klinikte verilen hizmetin etkin şekilde devam edemeyeceği,
(4) Mesleki gelişim imkânlarının personelesunulmasında objektif, bilimsel ve belgeli kriterlerin esas alınması,
(5) Personelin; askerî disiplin, emir komuta,ast ve üst ilişkilerine riayetinin tam sağlanması, her kademedeki üst, amir vekomutanlarca; disiplinsizliklere anında işlem yapılması, personelin iyitanınması, faaliyetlerinin yasa, yönetmelik ve emirler çerçevesinde işleme tabitutulmasının sağlanması,
…
Kanaatine varılmıştır. 10 Ocak 2014”
18. Komisyon raporu üzerine Genelkurmay Başkanlığı emriyle20/2/2014 tarihinde başvurucu, Kayseri Asker Hastanesine baştabip olarakatanmıştır. Aynı işlemde başvurucu hakkında şikâyet dilekçesi veren Doç. Dr. Tbp. Alb. E.A. İzmir Asker Hastanesine üroloji uzmanıolarak atanmıştır. Yine şikâyet dilekçesi veren Prof. Dr. Tbp.Alb. İ.Y. bir yıl süreyle Adana Asker Hastanesinde, Yrd. Doç. Dr. Tbp. Bnb. B.F.A. ise bir yıl süre ile Isparta AskerHastanesinde görevlendirilmiştir.
19. Başvurucu, atama işlemi sonucunda öğretim üyeliğinikaybettiğinden 2014 yılında zorunlu olarak Yüksek Askerî Şurakararıyla emekliye ayrılma durumuyla karşı karşıya kaldığını belirtmiş; atamaişleminin iptali istemi ve yürütmenin durdurulması talebiyle Askeri Yüksekİdare Mahkemesinde (AYİM) dava açmıştır.
20. AYİM İkinci Dairesi 11/2/2015 tarihli kararıyla davayıesastan oyçokluğuyla reddetmiştir. Kararın gerekçesi şöyledir:
“Dava konusu işleminyukarıda belirtilen mevzuat hükümleri açısından değerlendirilebilmesi içindavacının gerek önceki atama sürecinin, gerekse işbudavaya konu atama sürecinin ve bu süreçte meydana gelen olayların, davacı ileaynı işlemle atanan ve geçici görevlendirilen ve bu işlemleri davacı gibiMahkememiz nezdinde iptal davalarına konu eden (2014/553, 2014/554, 2014/555Esaslarında kayıtlı) diğer üç öğretim görevlisine ilişkin süreçle birlikteortaya konulması gerekmektedir.
…
… davacının bu işlem tesis edilirken FakülteDekanının görüşünün alınmaması işlemin bireysel bir işlem de olması ve AnabilimDalı Başkanlığına atama usulünde öngörülen görüş usulü ile elde edilmek istenenyarar da göz önüne alınarak usulde paralellik ilkesinin uygulanmasına gerekolmadığı, bu yönüyle işlemde bir hukuka aykırılık bulunmadığı sonuç ve kanatine varılmıştır.
Dava konusu işlemde usulde paralellikilkesinin uygulanmayacağı sonuç ve kanaatine varıldıktan sonra, diğer hukukaaykırılık iddiaları yönünden işlemin incelenmesine geçilmiştir.
…
Tüm bu açıklamalar ışığında dava konusu işlemincelendiğinde, davacının ilk atama işleminin geri alınarak 13.09.2013tarihinde görevine dönmesi sonrasında yapılan bir şikâyet üzerine, birTümgeneralin Başkanlığında, Mly.Ütğm., Hv.Hak.Yzb., Per.Yzb., Doç.Dz.Tbp.Alb., Mu.Kur.Alb.’danoluşan İdari Tahkikat Heyeti tarafından düzenlenen 10.01.2014 tarihli İdariTahkikat Raporunda, Prof.Dr.Tbp.Alb. İ.Y.Ö.’nün göreve döndükten sonra devam eden yargılamasürecine ilişkin olarak tanık ve mağdur durumunda olan personel ile konuşmayaptığının, konuşmalarında Mahkeme sürecinde verdikleri ifadeleri gündemegetirdiğinin, personelin bu durumdan rahatsız olduğunun, bu konuları görüşmekistemediklerini belirttikleri Prof.Dr.Tbp.Alb. İ.Y.Ö.’nün Anabilim Dalı Başkanı olması nedeniylekendilerini baskı altında hissettiklerinin, bu durumun Prof.Dr.Tbp.Alb.İ.Y. tarafından tutanak altına alındığının, gerek devam eden yargılamaya konuolaylar gerekse sonradan gelişen şikâyete konu olaylar nedeniyle ürolojikliniğinde ciddi sorunların ortaya çıktığının, gelişen her durumun gerekAnabilim Dalı Başkanı gerekse diğer personel tarafından şikâyet konusuyapıldığının, bu nedenle kliniğin temel işlevi olan hasta tedavisi ve uzmanöğrencilerin yetiştirilmesi konularında öğretim üyeleri arasında ciddisorunların ve huzursuzluğun ortaya çıktığının değerlendirildiğinin, bu durumunpersonel arasında disiplini de olumsuz etkilediğinin, GATA Üroloji Kliniğindegörevli personel arasında ciddi sorunlar olduğunun, disiplinin bozulduğunun,sağlığını etkileyecek şekilde hastaların da olaya dahil edilmeyeçalışıldığının, klinikte görevli bir öğretim üyesi dışında diğer tüm öğretimüyelerinin Prof.Dr.Tbp.Alb. İ.Y.Ö. ile sorunyaşadığının, hâlen Prof.Dr.Tbp.Alb. İ.Y.Ö. hakkındakamu davasının devam ettiği de göz önüne alındığında klinikte verilen hizmetinetkin bir şekilde devam edemeyeceğinin belirtildiği, İdari Tahkikat SonuçRaporu doğrultusunda Prof.Dr. Tbp.Alb.İ.Y.Ö. hakkında 04.12.2013 tarihli şikâyet dilekçesinde yer alan iddialara ve Prof.Dr. Tbp.Alb. İ.Y.Ö.’nün GATA Üroloji Kliniğinde görevli personelhakkındaki iddialarına yönelik Genelkurmay Başkanlığınca Genelkurmay AskerîSavcılığına 20.01.2014 tarihli bir soruşturma emri verildiği, GATAKomutanlığının 27.01.2014 tarihli yazısında, taraflar arasındaki evveliyatadayalı husumet ve kişisel çekişmelerin, geçen bu süre zarfında yenidencanlandığının, gelinen aşama itibari ile askerî örf ve saygıya dayalı etikdeğerlerin GATF Üroloji Anabilim Dalında önemli ölçüde zedelendiğinin,birbirine husumet duyan personelin mesleki gelişimlerini pekiştirmek yerinekarşılıklı bilgi ve belge toplama faaliyetlerine giriştiklerinin, bu maksatladevamlı bir arayış içerisinde olduklarının gözlemlendiğinin, klinikte oluşanhuzursuz ve gergin ortamın diğer genç tabipleri de olumsuz yönde etkilediğinin GenelkurmayBaşkanlığına bildirilerek Prof.Dr.Tbp.Alb. İ.Y.Ö.’nün atanması teklifi yapılması üzerine, GenelkurmayBaşkanlığının 20.02.2014 tarihli işlemi ile, Prof.Dr.Tbp.Kd.Alb.İ.Y.Ö.’nün Kayseri Asker Hastanesi Baştabipliğigörevine atandığı, 2955 sayılı GATA Kanunu’nun “Yurt içinde ve yurt dışındagörevlendirme” başlığını taşıyan 34. Maddesinde; Gülhane Askerî TıpAkademisinde görevli öğretim elemanlarının, Genelkurmay Başkanlığınca, görevunvanlarına bakılmaksızın, disiplin, kıdem, kadro, kadrosuzluk ile diğer askerîihtiyaçlar nedeniyle; Gülhane Askerî Tıp Akademisindeki başka bir göreve ya daGülhane Askerî Tıp Akademisi dışındaki karargah ve kurumlara atanabileceğininöngörüldüğü, davalı idarece, atanan personelin yeni görev yerinde sunacağı üstdüzey sağlık hizmeti, orada bu hizmete duyulan ihtiyaç ve GATA’da oluşanboşluğu dolduracak personel bulunması hususları gözönünealındığında atama işleminin kamu yararı ilkesine uygun olduğunu, askerlikmesleğinin temelinin disiplin olduğunun ve bu temelin sarsılmaması için idaretarafından gereken caydırıcı tedbirlerin alınması gerektiğinin, yapılan atamaişleminin gerek Üroloji AD.Bşk.lığında bozulan işbarışını ve çalışma düzeninin yeniden tesisi gerekse diğer kliniklerdeyaşanması muhtemel benzer sıkıntıların önünün alınması açısından zaruriolduğunun belirtildiği, davacının ilk atama işlemi geri alınarak 13.09.2013tarihinde göreve döndürülmesi sonucunda ilk atama işlemine gerekçe teşkil edenhususlarda aynı davranışları sergilemesi, yukarıda izah edilen süreçlerdemeydana gelen olayların meydana gelmesinde davacının katkısı da gözönüne alınarak davacı hakkında davalı idarece belirtilengerekçelerle tesis edilen işlem, anlatılan süreç de dikkate alındığındaölçülülük ilkesine aykırı olmadığı gibi, işlemin sebep ve amaç unsuru dahildiğer unsurlarında bir hukuka aykırılık bulunmadığı…”
21. Karşıoy gerekçesinde ise şöyledenilmiştir:
“Davacı İ.Y.Ö’nün ilk atama işlemi gerialınarak 13.09.2013 tarihinde görevine döndükten sonra davacı ile birlikteataması ve geçici görevlendirilmesi yapılan diğer öğretim üyeleri arasındaÜroloji Ana Bilim Dalında cereyan etmiş atamaya sebep teşkil edecek herhangibir olay ileri sürülmemiştir. Davacı ve diğer öğretim üyeleri arasında dahaönceden beri devam eden ceza yargılaması sırasında, diğer öğretim üyelerivekilince yapılmış şikâyet sebebiyle yapılan tahkikat ve değerlendirmesebebiyle davacının ataması yapılmış ise de, davacıyönünden yapılan bu atama, davacının öğretim üyeliğine son verdiğinden yaşhaddinden önce emekliliğine sebep olarak daha ağır bir sonuca yol açmıştır. AnaBilim Dalı Başkanı konumunda olan davacının öğretim üyeliği sonlandırılmadan,başka bir göreve atama veya görevlendirilmesi yapılması mümkün iken, yapılanişlem, sonucu itibariyle ölçülülük ilkesine aykırı olmuştur. Çoğunluk kararındadavacı hakkında devam eden ceza soruşturmasından söz edilmiş ise de bu durumdavalı idarece önceki atamasının 13.09.2013 tarihinde yapılan işlemi geri almasırasında da mevcuttur. Davacıyla birlikte işlem gören ve işlemi iptal edilendiğer öğretim üyeleri açısından da devam eden cezasoruşturması mevcut olduğu da dikkate alındığında davacı hakkında meydana gelensonucun ölçülülük ilkesine ve hukuka uyarlı olmadığı kanaatinde olduğumuzdanaksi yöndeki çoğunluk kararına katılmadık.”
22. Başvurucunun karar düzeltme istemi, aynı Dairenin 9/9/2015tarihli kararıyla oyçokluğuyla reddedilmiştir. Bu karar 3/11/2015 tarihindetebliğ edilmiş ve başvurucu 2/12/2015 tarihinde işbu 2015/18407 sayılı bireyselbaşvuruyu yapmıştır.
23. Öte yandan başvurucu ile aynı kapsamdaataması/görevlendirmesi yapılan diğer personelin açtığı davalarda anılan diğerüç atama ve görevlendirmeyi 11/2/2015 tarihli ve E.2014/553, K.2015/188;E.2014/554, K.2015/189; E.2014/555, K.2015/190 sayılı kararlarla AYİM İkinciDairesinin iptal ettiği anlaşılmaktadır. Dairenin gerekçesinde özetlebaşvurucunun önceki görevlendirmesinin iptal edilmesinin ardından 13/9/2013tarihinde GATA’ya dönmesinden sonra her üç davacıdan kaynaklanan vegörevlendirme işlemine gerekçe olarak gösterilen disiplinsizlik olaraknitelenebilecek bir durumun bulunmadığı, avukatları tarafından 4/12/2013tarihli dilekçenin verilmesinin ise görevlendirme gerekçesi olamayacağı, öteyandan her üç davacının atandığı hastanelerdeki doktor ihtiyacının GATA kadarolmadığı, dolayısıyla görevlendirme işleminin sebep ve amaç unsuru yönündenhukuka aykırı olduğu gerekçesine yer verilmiştir.
24. Başvurucunun GATA’daki görevinden alınarak Kayseri AskerHastanesine baştabip olarak atanmasıyla birlikte öğretim üyeliği statüsü sonaermiştir. Böylece başvurucu kadrosuzluknedeniyle30/8/2014 tarihinden geçerli olmak üzere emekliye sevk edilmiştir.
25. Başvurucu emekliye sevk edilme işlemine karşı da iptaldavası açmıştır. AYİM Üçüncü Dairesi 15/10/2015 tarihli kararıyla davayıoybirliğiyle reddetmiştir. Gerekçede başvurucunun emsal neşetinin 1980 olduğu,GATA’da öğretim üyesi olmayan emsal neşetlisubayların 30/8/2011 tarihinde kadrosuzluk nedeniyle emekliye sevk edildiği,GATA’dan ayrılmakla öğretim üyeliği statüsünün sona erdiği ve 27/7/1967 tarihlive 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu’nun kadrosuzluk ileilgili hükümlerine tabi olduğu, bu durumda yapılan işlemde hukuka aykırılıkbulunmadığı belirtilmiştir.
26. Bu karar 10/11/2015 tarihinde tebliğ edilmiş ve başvurucukarar düzeltme yoluna başvurmadan 9/12/2015 tarihinde 2015/18803 numaralıbireysel başvuruyu yapmıştır. Başvurucu bu başvurusunun, Kayseri Asker Hastenesi Baştabipliğine tayin işlemine ilişkin olarakaçılan davayla ilgili 2015/18407 numaralı bireysel başvuru dosyasıylabirleştirilerek incelenmesini istemiştir.
27. Öte yandan başvurucu, maiyetindeki personelin eylemleriyleilgili olarak hazırladığı ve silsile yoluyla gönderdiği dosyalar hakkındaGenelkurmay Başkanlığı Adli Müşavirliğince işlem yapılmayarak kendisi hakkındasoruşturma başlatılması üzerine Genelkurmay Başkanlığı Adli Müşaviri M.K.hakkında Millî Savunma Bakanlığına (MSB) müracaatta bulunmuştur. Müracaathakkında MSB tarafından özetle şikâyete konu edilen işlemlerin adli müşavirinyetkisi dâhilinde kalan işlemler olduğu ve bu yetkisi kapsamında olan ve suçteşkil edebilecek eylemlerin tespiti, vasıflandırılması konusunda usul veyasaya aykırı davrandığına dair delil bulunmadığı gerekçeleriyle evrakın işlemdenkaldırılmasına karar verilmiştir.
28. Başvurucu, M.K. ile ilgili evrakın işlemden kaldırılmasıişleminin iptali istemiyle dava açmış ancak bu dava AYİM tarafından 4/12/2014tarihli kararla evrakın işlemden kaldırılması işleminin idari davaya konu olabilecekbir idari işlem olmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir.
29. Bu karar 7/1/2015 tarihinde tebliğ edilmiş ve başvurucu bukarar nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasıyla 27/1/2015tarihli ve 2015/1609 numaralı bireysel başvuruyu yapmıştır.
30. Diğer taraftan başvurucu, yaptığı suç duyurularındakihususları araştırmak yerine kendisi hakkında iddianame hazırladığını belirtereksuç oluşturan eylemler ile ilgili bir işlem yapmayıp görevinin gerekleriniyerine getirmediği iddiasıyla Askerî Savcı S.B. ile ilgili yasal işlemyapılması istemiyle MSB’ye müracaatta bulunmuştur. MSB tarafından yapılaninceleme sonucu özetle Askerî Savcı S.B. hakkında şikâyet konusu yapılanhususlarda disiplin cezası verilmesini gerektiren bir eylemi veya askerî yargıyatabi suçu bulunmadığı kanaatine varılarak 9/1/2015 tarihli işlem ile evrakınişlemden kaldırılmasına karar verilmiştir.
31. Başvurucu, Askerî Savcı S.B. ile ilgili evrakın işlemdenkaldırılması işleminin iptali istemiyle AYİM’de davaaçmış ancak bu dava da 26/11/2015 tarihli kararla idari davaya konu bir işlembulunmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir.
32. Başvurucu, bunun üzerine Anayasa Mahkemesine 2016/1656numaralı bireysel başvuruyu yapmış olup Anayasa Mahkemesi 11/3/2016 tarihlikararıyla başvurunun üçüncü kişilerin cezalandırılmasına yönelik olduğu,dolayısıyla adil yargılanma hakkı kapsamına girmediği gerekçelerine dayanarakkonu bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
33. Başvurucu, bireysel başvuruda bulunduktan sonra AnayasaMahkemesine verdiği 21/7/2016, 16/8/2016 ve 28/2/2017 tarihli dilekçelerindeFETÖ/PDY mensuplarınca kendisine kumpas kurulduğunu, nitekim başta hakkındaşikâyet dilekçesi veren üç doktor, Genelkurmay Başkanlığı Adli Müşaviri M.K. veAskerî Savcı S.B., Genelkurmay İdari Tahkikat Heyeti Başkanı Tümgeneral M.Ö.olmak üzere emekliye sevkine kadar olan süreçte görev alan birçok askerîpersonel ve ayrıca bireysel başvuruya dayanak davalarını reddeden askerîhâkimler hakkında FETÖ/PDY üyeliği nedeniyle işlem yapıldığını belirtmiştir.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
34. 17/11/1983 tarihli ve 2955 sayılı Gülhane Askerî TıpAkademisi Kanunu’nun 34. Maddesininilgili kısmışöyledir:
“Gülhane Askerî Tıp Akademisinde görevli öğretim elemanları,Genelkurmay Başkanlığınca, görev unvanlarına bakılmaksızın;
a) Eğitim maksadıyla, diğer eğitim hastahanelerininkadrolarına,
b) Askerî hastahanelerin bilimsel gelişmesinekatkıda bulunmak maksadıyla, diğer hastahanelerinuzmanlık kadrolarına,
c) Sağlık hizmetlerinin yönetimi ve plânlanması maksadıyla; GenelkurmayBaşkanlığı,Millî SavunmaBakanlığı, Kuvvet Komutanlıkları ve Jandarma Genel Komutanlığındaki sağlık şubemüdürlüğü veya daire başkanlığı kadrolarına,
d) Disiplin, kıdem, kadro, kadrosuzluk ile diğer askerî ihtiyaçlarnedeniyle; Gülhane Askerî Tıp Akademisindeki başka bir göreve ya daGülhane Askerî Tıp Akademisi dışındakikarargâhve kurumlara,
atanabilir veya buralarda görevlendirilebilirler.
…”
35. 926 sayılı Kanun’un 41. Maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“Her yıl Yüksek Askerî Şuratarafından, hizmet kadrosu fazlası olarak belirlenen albaylar ile daha öncekiyıllarda fiili hizmet süresi uzatılmış albaylara 54 üncü maddede belirtilenesaslara göre değerlendirme notu verilir. Sicil notu ortalaması, sicil tamnotunun %90’ının (dâhil) üzerinde olması ve ilgilinin talep etmesi kaydıylahizmet ihtiyacı, yeterlik notu ve Yüksek Askerî Şuraca belirlenmiş kontenjanlaresas alınarak tefrik edilecek albayların fiili hizmet süreleri Yüksek Askerî Şura kararı ile bu bentteki esaslara göre yaş haddine kadaruzatılabilir. Görev süresi uzatılmayanlar ise 50 nci maddenin birinci fıkrasının (a) bendine görekadrosuzluktan emekliye sevk edilirler. Bu bent hükümlerine göre hizmete devamettirilen albaylardan kendi isteği üzerine emekliye ayrılmak isteyenler 50ncimaddenin birinci fıkrasının (a) bendine göre kadrosuzluktan emekliye sevkedilirler. “
36. 926 sayılı Kanun’un 50. Maddesi şöyledir:
“ Kadrosuzluk, yetersizlik, veya (d) bendindeki suçlardan hükümlülük nedeni ileaşağıda belirtilen esas ve şartlar dahilinde subaylar hakkında SilahlıKuvvetlerden ayırma işlemi yapılır.
C) Kadrosuzluk nedeniyleayırma:
41 inci maddede öngörülen hizmet ihtiyaçkadrosunu uygulayabilmek amacıyla;
C. Diğer terfi şartlarınıhaiz olduğu halde bir üst rütbede kadro açığı bulunmaması nedeniyle, takip edenyıllarda da terfi edemeyen yüzbaşılar subaylıktaki 21 inci, binbaşılarsubaylıktaki 22 nci,yarbaylar subaylıktaki 25 inci fiili hizmet yılını doldurduklarında emekliyesevk edilirler.
Gecikmeli olarak bir üst rütbeye terfi edenyüzbaşılar, binbaşı rütbesinde 22 nci,binbaşılarise yarbay rütbesinde 25 inci subaylık hizmet yılını doldursalar dahi emekliyesevk edilmezler ve bu rütbelerin normal bekleme süresi sonuna kadar hizmetedevam ettirilirler. Bunlar yeni rütbelerinin bekleme süresi sonunda ve izleyen2 yılda 3 defa değerlendirmeye tabi tutulurlar ve terfi edemedikleri takdirdeemekliye sevk edilirler.
Binbaşı ve yarbay rütbelerinde terfişartlarını haiz oldukları halde terfi edemeyip bekleyenlerin miktarı, 41 incimadde esaslarına göre o rütbenin tespit edilen kadrosunun yüzde 10’unu geçemez;geçtiği takdirde, derece ve kademesine bakılmaksızın en eski nasıplılardan ve yeterlik durumu en düşük olanlardanbaşlanmak suretiyle yeteri kadarı emekliye sevk edilir.
2. Bekleme süresi sonunda veya sonraki yıllardabir üst rütbeye yükselemeyen albayların subaylığa nasıpları en eski ve aynı nasıplı olanları arasında, öncelikle 38 ve Ek- 1 incimaddelerde belirtilen terfi şartlarını haiz olmayanlardan başlamak üzere yeterikadarı emekliye sevk edilir.
Bu şekilde emeklilik işlemine; terfişartlarını taşımayan, Yüksek Askerî Şura’ca tuğgeneral-tuğamiral yıl kontenjanıverilen sınıflarda oldukları ve rütbe terfi şartlarını taşıdıkları halde üstrütbe kadrosunda açık bulunmadığı için terfi edememiş olan, terfi şartlarınıtaşıdıkları halde Yüksek Askerî Şura’ca tuğgeneral-tuğamiral yıl kontenjanıverilmeyen sınıflarda oldukları için Yüksek Askerî Şura’ca değerlendirmeyegirmeyen albayların, sicil notu ortalaması en düşük olanlardan başlanır.”
B. Uluslararası Hukuk
1. İlgili Sözleşme
37. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6. Maddesinin(1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı ile (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Herkes medeni hak veyükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilensuçlamalar konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsızbir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun veaçık olarak görülmesini istemek hakkına sahiptir…”
“Kendisine bir suçisnat edilen herkes, suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar suçsuzsayılır.”
2. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi İçtihadı
38. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatlarına göre birceza davasında üçüncü kişilerin suçlanması veya cezalandırılmasını talep edenmağdur, suçtan zarar gören, şikâyetçi veya katılan sıfatını haiz kişilerSözleşme’nin 6. Maddesinin koruma alanı dışında kalmaktadır. Bu kuralınistisnaları, ceza davasında medeni hak talebine imkân veren bir sisteminbenimsenmiş veya ceza davası sonucunda verilen kararın hukuk davası açısındanetkili ya da bağlayıcı olması hâlleridir (Perez/Fransa, [BD], B. No: 47287/99, § 70).
39. Öte yandan sanığı yargılayan mahkemenin veya bu mahkemeninüyelerinin sanığa isnat edilen suçu işlediği ön yargısıyla hareket etmemesiniifade eden ve Sözleşme’nin 6. Maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen masumiyetkarinesi, birinci fıkrada teminat altına alınan adil yargılanma hakkının enönemli unsurlarından biridir (Minelli/İsviçre,B. No: 8660/79, 25/3/1983,§ 27).
40. Masumiyet karinesi, suç isnadının karara bağlandığıyargılamalarda geçerli olduğu için Sözleşme’nin 6. Maddesinde ifade edilen “medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar”çerçevesinde değerlendirilen idari davalar, kural olarak masumiyet karinesininuygulama alanı dışında kalmaktadır. Ancak idari davada uyuşmazlık konusu olanmaddi olayın tespitinde idari yargı mercii, aynı maddi olayı ele alan cezamahkemesinin daha önce verdiği beraat kararına uygun hareket etmelidir (Benzeryöndeki AİHM kararları için bkz. X/Avusturya(k.k.), B. No: 9295/81, 6/10/1982; C/Birleşik Krallık (k.k.),B. No: 11882/85, 7/10/1987). Bu kural, kişi hakkında verilen beraat kararısorgulanmadığı sürece aynı maddi olay çerçevesinde daha düşük ispat standardıkullanılarak kişinin disiplin sorumluluğu çerçevesinde yaptırıma tabitutulmasına engel teşkil etmemektedir (Ringvold/Norveç, B. No: 34964/97, 11/2/2003, § 38).
41. Ayrıca AİHM yerleşik içtihadı uyarınca, Sözleşme ile korunanhak ve özgürlükleri ihlal etmediği süreceulusalmahkemelerce yapılan hukuki ya da maddi hataları ele almanın kendi göreviolmadığını belirtmektedir (örneğin, García Ruiz /İspanya [BD], B.No: 30544/96, § 28; Perez/Fransa, §82). Bu içtihada göre Sözleşme’nin 6. Maddesi adil yargılanma hakkını güvenceyealmakla birlikte delillerin kabul edilebilirliğine ya da delillerin nasıldeğerlendirileceğine ilişkin herhangi bir kural koymaz, bu hususlar öncelikliolarak ulusal hukukun ve mahkemelerin düzenleme alanına girer. Normal şartlardaulusal mahkemelerin belirli delil unsurlarına ya da önlerindeki uyuşmazlıktakitespit ya da değerlendirmelere tanıyacakları ağırlık gibi meseleler Mahkemeninyeniden inceleme alanına girmez. AİHM, bir dördüncü derece yargı yeri gibi davranmamalıdır;dolayısıyla keyfî olduğu ya da makul olmadığıaçıkçagörülebilecek tespitlerde bulunmadıkları takdirde ulusal mahkemelerinkararlarını 6. Maddenin birinci fıkrası kapsamında sorgulamaz (Bochan/Ukrayna [BD], B. No: 22251/08, 5/2/1015,§ 61).
V. İNCELEME VE GEREKÇE
42. Mahkemenin 18/10/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Genelkurmay BaşkanlığıAdli Müşaviri M.K. Hakkında İşlem Yapılmaması Üzerine Açılan DavanınReddedilmesi Nedeniyle Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
43. Başvurucu 2015/1609 sayılı bireysel başvurusunda,Genelkurmay Başkanlığı Adli Müşaviri M.K. hakkında Millî Savunma Bakanlığıncasoruşturma açılmasına gerek görülmeyerek evrakın işlemden kaldırılmasına kararverilmesi üzerine açtığı iptal davasında AYİM tarafından idari davaya konuedilebilecek bir işlem olmadığından bahisle davanın reddine karar verilmesinedeniyle adil yargılanma hakkı kapsamında mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğiniileri sürmüş ve yargılamanın yenilenmesine karar verilmesini istemiştir.
2. Değerlendirme
44. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 45. Maddesinin (1) numaralıfıkrasına göre bireysel başvurunun incelenebilmesi için kamu gücü tarafındanihlal edildiği iddia edilen hakkın Anayasa’da güvence altına alınmış olmasınınyanı sıra Sözleşme ve Türkiye’nin taraf olduğu Sözleşme’yeek protokoller kapsamına da girmesi gerekir. Anayasa ve Sözleşme’nin ortakkoruma alanı dışında kalanhak ihlali iddiasını içerenbaşvurular bireysel başvurunun kapsamında değildir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18).
45. Sözleşme’nin 6. Maddesinde adil yargılanmaya ilişkin hak veilkelerin, medeni hak ve yükümlülükler ile ilgili uyuşmazlıkların ve bir suçisnadının esasının karara bağlanması esnasında geçerli olduğu belirtilerekhakkın kapsamı bu konularla sınırlandırılmıştır. Dolayısıyla bahsedilen hâllerdışında kalan adil yargılanma hakkının ihlali iddiasına dayanan başvurularAnayasa ve Sözleşme kapsamı dışında kalacağından bireysel başvuruya konuolamaz. Bir ceza davasında üçüncü kişilerin cezalandırılmasını talep edenmağdur, suçtan zarar gören, şikâyetçi veya katılan sıfatını haiz kişilerSözleşme’nin 6. Maddesinin koruma alanı dışında kalmaktadır (Onurhan Solmaz, §§ 23, 24).
46. Somut olayda başvurunun üçüncü kişilerin cezalandırılmasınayönelik olduğu, dolayısıyla adil yargılanma hakkı kapsamına girmediğianlaşılmaktadır.
47. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin konu bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Masumiyet Karinesininİhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
48. Başvurucu 2015/18407 ve 2015/18803 sayılı bireyselbaşvurularında Kayseri Asker Hastanesi baştabipliğine tayin edilmesine ilişkinolarak açtığı dava ile yaş haddinden emekli edilmesi üzerine açtığı davada cezadavasının sürüyor olmasının davanın reddine gerekçe olarak gösterilmesinedeniyle masumiyet karinesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
49. Masumiyet karinesi, Anayasa’nın 38. Maddesinin dördüncüfıkrasında “Suçluluğu hükmen sabit oluncayakadar, kimse suçlu sayılamaz.” Şeklinde düzenlenmiştir. Anayasa’nın36. Maddesinde ise herkesin iddia ve savunma ile “adil yargılanma” hakkınasahip olduğu belirtilmiştir. Anılan maddeye “adil yargılanma” ibaresinineklenmesine ilişkin gerekçede Türkiye’nin taraf olduğu uluslararasısözleşmelerde de güvence altına alınan adil yargılanma hakkının madde metninedâhil edildiği vurgulanmıştır. Nitekim Sözleşme’nin 6. Maddesinin (2) numaralıfıkrasında, kendisine bir suç isnat edilen herkesin suçluluğu yasal olaraksabit oluncaya kadar suçsuz sayılacağı düzenlenmiştir. Bu itibarla masumiyetkarinesi, Anayasa’nın 36. Maddesinde güvence altına alınan adil yargılanmahakkının bir unsuru olmakla beraber suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kimseninsuçlu sayılamayacağına dair Anayasa’nın 38. Maddesinin dördüncü fıkrasındaayrıca düzenlenmiştir (Adem Hüseyinoğlu, B. No: 2014/3954, 15/2/2017,§ 33).
50. Masumiyet karinesi, kişinin suç işlediğine dair kesinleşmişbir yargı kararı olmadan suçlu olarak kabul edilmemesini güvence altına alır.Bunun sonucu olarak kişinin masumiyeti “asıl” olduğundan suçluluğu ispatkülfeti iddia makamına ait olup kimseye suçsuzluğunu ispat mükellefiyetiyüklenemez. Ayrıca hiç kimse, suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar yargılamamakamları ve kamu otoriteleri tarafından suçlu olarak nitelendirilemez ve suçlumuamelesine tabi tutulamaz (Kürşat Eyol, B. No: 2012/665, 13/6/2013, § 26).
51. Masumiyet karinesi, suç isnadının karara bağlandığıyargılamalarda geçerli olduğu için Sözleşme’nin 6. Maddesinde ifade edilen “medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar”çerçevesinde değerlendirilen idari davalar, kural olarak masumiyet karinesininuygulama alanı dışında kalmaktadır. Ancak idari davada uyuşmazlık konusu olanmaddi olayın tespitinde idari yargı mercii, aynı maddi olayı ele alan cezamahkemesinin daha önce verdiği beraat kararına uygun hareket etmelidir. Bukural, kişi hakkında verilen beraat kararı sorgulanmadığı sürece aynı maddiolay çerçevesinde daha düşük ispat standardı kullanılarak kişinin disiplinsorumluluğu çerçevesinde yaptırıma tabi tutulmasına engel teşkil etmemektedir (Ramazan Tosun, B. No: 2012/998, 7/11/2013,§ 62).
52. Öte yandan ceza muhakemesi hukuku ve disiplin hukuku farklıkural ve ilkelere tabi disiplinlerdir. Kamu görevlisinin davranışı, suçtanımına uymasının yanı sıra disiplin sorumluluğunu da gerektirebilir. Böyledurumlarda ceza muhakemesi ve disiplin soruşturması ayrı ayrı yürütülür. Cezamuhakemesi sonucunda kişinin isnat edilen eylemi işlemediğine dair hükümlerdışında ceza mahkemesi hükmü, disiplin makamları açısından doğrudan bağlayıcıdeğildir.
53. Somut olayda başvurucu, Kayseri Asker Hastanesine tayinedilmesine ilişkin olarak açtığı dava ile yaş haddinden emekli edilmesi üzerineaçtığı davada ceza davasının sürüyor olmasının davanın reddine gerekçe olarakgösterilmesi nedeniyle masumiyet karinesinin ihlal edildiğini ileri sürmüş isede her iki kararda da (bkz. §§ 20, 25) gerekçenin doğrudan başvurucu hakkındaceza davasının bulunduğu hususuna dayanmadığı anlaşılmaktadır. İdari TahkikatKomisyonu kararında başvurucu hakkında ceza davası sürecinin devam ettiğibelirtilmiş ise de atama işlemine karşı açılan davada AYİM İkinci Dairesi11/2/2015 tarihli kararında; söz konusu süreci anlattıktan sonra başvurucununilk atama işleminin geri alınarak 13/9/2013 tarihinde göreve döndürülmesisonucunda ilk atama işlemine gerekçe teşkil eden hususlarda aynı davranışlarısergilemesi, kararda izah edilen süreçlerde meydana gelen olaylarda başvurucununkatkısının da gözönüne alınarak başvurucu hakkındadavalı idarece tesis edilen işlemin anlatılan süreç de dikkate alındığındaölçülülük ilkesine aykırı olmadığı, işlemin sebep ve amaç unsuru dâhil diğerunsurlarında bir hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçelerine yer vermiştir.Emekliliğe ilişkin kararda ise tayine ilişkin karara değinildiği, doğrudanbaşvurucunun emsal neşeti ve GATA’da öğretim üyesi olmayan emsal neşetli subayların emeklilik tarihleri incelenerek davanınreddedildiği anlaşılmaktadır.
54. Dolayısıyla başvuruya konu olan AYİM’inher iki kararında da ceza muhakemesi sürecine dayanılmadığı anlaşılmaktadır.Söz konusu kararlarda başvurucunun suçlu olduğuna yönelik bir ithamınbulunmadığı, suç vasfının ve mahiyetinin tartışılmadığı, yalnızca somut olayınişlem tarihindeki koşullar dikkate alınarak mevzuat bağlamında idari yöndendeğerlendirildiği ve tesis edilen işlemin hukuka uygun olduğu yönünde hükümkurulduğu görüldüğünden bireysel başvuruya konu edilen AYİM kararlarındamasumiyet karinesine yönelik bir müdahalenin bulunmadığı sonucunavarılmaktadır.
55. Açıklanan nedenlerle masumiyet karinesinin ihlaledilmediğinin açık olduğu anlaşılan başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
C. AYİM’in YapısındaSubay Üyeler Bulunması Nedeniyle Bağımsız ve Tarafsız Mahkemede YargılanmaHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
56. Başvurucu, yapısı ve bünyesindeki kurmay subaylar nedeniyle AYİM’in bağımsız ve tarafsız olmadığını belirterek adilyargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
57. Başvurucunun ihlal iddialarını kanıtlayamadığı, temelhaklara yönelik bir müdahalenin olmadığı veya müdahalenin meşru olduğu açık olanbaşvurular ile karmaşık veya zorlama şikâyetlerden ibaret başvurular açıkçadayanaktan yoksun kabul edilebilir (Hikmet Balabanoğlu, B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 24).
58. Anayasa Mahkemesi tarafından bu konu daha önce incelenirkenbelirtildiği üzere AYİM’in oluşumu, statüsü vegörevleri Anayasa ve ilgili kanunda hüküm altına alınmıştır. AYİM’e atanan askerî hâkimlerin bağımsızlığının Anayasa veilgili kanun hükümleri ile garanti altına alındığı, atanma ve çalışma usulleriyönünden askerî hâkimlerin bağımsızlıklarını zedeleyecek bir hususunbulunmadığı, kararlarından dolayı idareye hesap vermek zorunda olmadıkları,ayrıca disipline ilişkin konuların AYİM Yüksek Disiplin Kurulunca incelenipkarara bağlandığı görülmektedir (YaşasınAslan, B. No: 2013/1134, 16/5/2013, § 29). Diğer yandan sınıf subayıüyelerinin en fazla dört yıllık bir süre ile görev yapmaları, disiplinkonularında yukarıda bahsedilen Disiplin Kuruluna tabi kılınmaları, görevsüreleri içinde idari veya askerî yetkililerce herhangi bir değerlendirmeyetabi tutulmamaları bu subayların idareye karşı bağımsızlıklarınıgüçlendirmiştir (Yaşasın Aslan, §30; benzer yöndeki AİHM kararları için bkz. MustafaYavuz ve diğerleri/Türkiye, B. No: 29870/96, 25/5/2000; Bek/Türkiye, B. No: 23522/05, 20/4/2010).
59. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının da diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
D. Yargılamanın Sonucuİtibarıyla Adil Olmadığına İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
60. Başvurucu; aynı olay kapsamında atama/görevlendirme işleminetabi tutulan diğer doktorların açtıkları davalarda davacıların lehine kararverilerek haklarındaki işlemler iptal edilirken kendisinin atanma işlemininiptali istemiyle açtığı davanın reddedilmesinin kanun önünde eşitlik ilkesineaykırı olduğunu, usulde paralellik ilkesinin dikkate alınmadığını, yargılama makamlarınınbariz takdir hatası oluşturacak şekilde karar verdiğini belirterek adilyargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
61. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp, olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).Başvurucunun ilerisürdüğü iddiaların özü söz konusu kararın adil olmadığı hususu ile ilgilidir.Bu nedenle başvuru, yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığı iddiasıbaşlığı altında incelenmiştir.
62. Anayasa’nın 148. Maddesinin dördüncü fıkrasında, kanunyolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvurudaincelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak mahkemeler önünde davakonusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerindeğerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ileuyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun adil olup olmamasıbireysel başvurukonusu olamaz. Ancak bireysel başvurukapsamındaki hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden, bariz takdir hatası veyaaçık bir keyfîlik içeren tespit ve sonuçlar bukapsamda değildir (Ahmet Sağlam,B. No: 2013/3351, 18/9/2013, § 42).
63. Belirli bir davaya ilişkin olarak delilleri değerlendirme vegösterilmek istenen delilin davayla ilgili olup olmadığına karar verme yetkisiesasen derece mahkemelerine aittir. Mevcut yargılamada sunulan delilin geçerliolup olmadığı ile delil sunma ve inceleme yöntemlerinin yasaya uygun olupolmadığını denetlemek Anayasa Mahkemesinin görevi kapsamında olmayıp Mahkemeningörevi başvuru konusu yargılamanın bütünlüğü içinde adil olup olmadığınıdeğerlendirmektedir (Muhittin Kaya veMuhittin Kaya İnşaat Taahhüt Madencilik Gıda Turizm Pazarlama Sanayi ve TicaretLtd. Şti., B. No: 2013/1213, 4/12/2013, § 27).
64. Başvuruya konu olayda, başvurucunun GATA’da Üroloji AnaBilim Dalı başkanı olarak görev yaptığı 2012 yılında aynı birimde görevli bazıdoktorlarla karşılıklı olarak Komutanlık ve Savcılık makamlarına şikâyetdilekçeleri vermeleri üzerine önce GATA Komutanlığınca tahkikat komisyonukurulmuş, daha sonra konu KomisyoncaGenelkurmayBaşkanlığına intikal ettirilmiştir. Genelkurmay Başkanlığınca başvurucu ve Doç.Dr. Tbp. Alb. E.A., GATA dışında görevlendirilmiş;daha sonra GATA Komutanlığının göreve iade yönünde görüş bildirmesi üzerinebaşvurucu ve Doç. Dr. Tbp. Alb. E.A., GATA ÜrolojiAna Bilim Dalındaki görevlerine dönmüşlerdir. Yaklaşık üç ay sonra başvurucuhakkında yeniden bir dilekçe verilmesi üzerine Genelkurmay Başkanlığının19/12/2013 tarihli emriyle yeniden tahkikat komisyonu kurulmuş ve başvurucuhakkındaki dilekçede ileri sürülen iddialar incelenmiştir. İnceleme sonucundaGATA Üroloji Kliniğinde görevli personel arasında ciddi sorunların olduğu, disiplininbozulduğu, hastaların da sağlıklarını etkileyecek şekilde olaylara dâhiledilmeye çalışıldığı, klinikte görevli bir öğretim üyesi dışında diğer tümöğretim üyelerinin başvurucu ile sorun yaşadığı, başvurucu hakkında kamudavasının devam ettiği de gözönüne alınarak klinikteverilen hizmetin etkin şekilde devam edemeyeceği belirtilmiştir. Bunun üzerineGenelkurmay Başkanlığı tarafından başvurucu, Kayseri Asker Hastanesine baştabipolarak atanmıştır. Aynı işlemde, başvurucu hakkında şikâyet dilekçesi verenDoç. Dr. Tbp. Alb. E.A. İzmir Asker Hastanesineüroloji uzmanı olarak atanmıştır. Yine şikâyet dilekçesi veren Prof. Dr. Tbp. Alb. İ.Y. bir yıl süreyle Adana Asker Hastanesinde,Yrd. Doç. Dr. Tbp. Bnb. B.F.A. ise bir yıl süre ileIsparta Asker Hastanesinde görevlendirilmiştir.
65. Söz konusu atama işlemine karşı başvurucunun açtığı dava,tayin edilen diğer doktorların davaları da gözönündebulundurularak ve özetle başvurucunun ilk atama işlemine gerekçe teşkil edenhususlarda aynı davranışları sergilemesi, kararda izah edilen süreçlerdemeydana gelen olaylarda başvurucunun katkısı da gözönünealınarak hakkında davalı idarece tesis edilen işlemin -anlatılan süreç dedikkate alındığında- ölçülülük ilkesine aykırı olmadığı, işlemin sebep ve amaçunsuru dâhil diğer unsurlarında bir hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçelerineyer verilerek oyçokluğuyla reddedilmiştir. Karşıoyyazan üyeler ise başvurucunun 13/9/2013 tarihinde görevine döndükten sonraatamaya sebep teşkil edecek herhangi bir olayın ileri sürülmediğini belirtmişve özellikle başvurucunun GATA’dan gönderilmekle emekli edileceğine dikkatçekerek tayin işleminin ölçülü olmadığına vurgu yapmış ve işlemin iptaledilmesi gerektiğini savunmuşlardır. Bununla birlikteşikâyetdilekçesi veren doktorların tayin ve görevlendirme işlemlerine karşı açılandavalar oybirliğiyle kabul edilerek iptal edilmiştir.
66. Başvurucunun emekliye sevkine ilişkin işleme karşı açtığıdava ise emekliliğe karşı açılan davanın reddedildiği de gözetilerek ve emsalisubayların emeklilik durumları değerlendirilerek işlemde hukuka aykırılıkbulunmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir.
67. Başvurucu, aynı olay kapsamında tayine tabi tutulan diğerdoktorların açtığı davalarda tayin işlemleri iptal edilirken kendi davasınınreddedilmesinin kanun önünde eşitlik ilkesine aykırı olduğunu, usuldeparalellik ilkesinin dikkate alınmadığını, yargılama makamlarının bariz takdirhatası oluşturacak şekilde karar verdiğini belirterek adil yargılanma hakkınınihlal edildiğini ileri sürmüş ise de AYİM’in tüm olaysürecini sonuçlarıyla birlikte değerlendirerek ve tayine tabi diğer doktorlarındurumunu da dikkate alarak karar verdiği, başvurucunun usulde paralellik vediğer iddialarının karşılandığı görülmektedir.
68. Yukarıda belirtildiği gibi bireysel başvuru kapsamındaki hakve özgürlüklere müdahale teşkil eden, bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik içeren tespit ve sonuçlar dışında ilke olarakmahkemeler önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması,delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ileuyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun adil olup olmamasıbireysel başvurukonusu olamaz. Sonuç olarakbaşvurucunun GATA’dan ayrılması nedeniyle, kendi ifadesine göre beş yıl erkenemekliliğine yol açan söz konusu atama işlemine karşı yapılan başvuruya konuedilen her iki davaya ilişkin ileri sürdüğü iddialarının AYİM tarafındandelillerin değerlendirilmesi ve hukuk kurallarının yorumlanmasına ilişkinolduğu, kararlarda bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlikoluşturan bir durumun da bulunmadığı anlaşılmaktadır. Ayrıca, başvurucutarafından sunulan ek beyan dilekçelerinde, kendisiyle ilgili şikâyet dilekçesiveren üç doktor ile tahkikat ve karar süreçlerinde yer alan bazı personel vebireysel başvuruya dayanak kararlarda imzası bulunan bazı askerî hâkimlerhakkında FETÖ/PDY üyeliği nedeniyle işlem yapıldığı belirtilmiş ise de (bkz. §33) bu hususların, başvurucuya isnat edilen ve derece mahkemesince sabitgörülen fiilleri, bu fiillere dayanılarak yapılan işlemlerin sıhhatini ve buişlemelere karşı açılan davalardaki yargılamaları etkilediğine ilişkin somut vehukuken kabul edilebilir herhangi bir açıklama yapılmamıştır. Bu nedenle tekbaşına ek beyan dilekçelerinde belirtilen hususlara dayanılarak yargılamanınadil olmadığı sonucuna ulaşılması mümkün görülmemiştir.
69. Sonuç olarakbaşvurucunun şikâyetlerinin kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu ve AnayasaMahkemesinin temyiz mahkemesi gibi hareket etme ve adil yargılanma hakkıkapsamında derece mahkemelerinin kararlarını sorgulama görevi bulunmadığındanbaşvurunun kabul edilemez bulunması gerektiği sonucuna varılmıştır.
70. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının da diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
Serdar ÖZGÜLDÜR, Serruh KALELİ, Osman Alifeyyaz PAKSÜT ve Rıdvan GÜLEÇ bu görüşekatılmamışlardır.
E. Mülkiyet Hakkınınİhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
71. Başvurucu, Kayseri Asker Hastanesi baştabipliği görevineatanmasıyla birlikte öğretim üyeliği statüsünden çıktığını ve bu nedenlekadrosuzluktan 30/8/2014 tarihinden geçerli olmak üzere emekliye sevkedildiğini, böylece beş yıl daha çalışabilecek ve generalliğe yükselebilecekkenbeş yıl erken emekli edildiğini belirterek maaş farkı nedeniyle mülkiyethakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
72. Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanında yer alanmülkiyet hakkı; mevcut mal, mülk ve ekonomik değerleri koruyan bir temelhaktır. Kişinin hâlihazırda sahibi olmadığı bir mülkün mülkiyetini kazanmahakkı, bu konudaki menfaati ne kadar güçlü olursa olsun mülkiyet kavramı içindedeğildir (Kemal Yeler ve Ali Arslan Çelebi,B. No: 2012/636, 15/4/2014, § 36). Ayrıca gelecekte elde edileceği iddia edilenbir gelirin mülkiyet hakkı kapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir (Sultan Tokay ve diğerleri, B. No:2013/1122, 26/6/2014, § 42).
73. Bu çerçevede yargılamanın sonucuna bağlı olarak eldeedilebilecek bir ekonomik değer, lehe karar verilmediği müddetçe mülkiyet hakkıkapsamında değerlendirilmemektedir.
74. Somut olayda mülkiyet hakkının varlığı davanın sonucunabağlı olup başvurucunun Anayasa’nın 35. Maddesinde güvence altına alınanmülkiyet hakkı kapsamına giren bir ekonomik değeri veya en azından böyle birdeğeri elde etme yönünde meşru beklentisi bulunmadığı anlaşılmaktadır.
75.Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin konu bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizlitutulması talebinin KABULÜNE OYBİRLİĞİYLE,
B. 1. Genelkurmay Başkanlığı Adli Müşaviri M.K. hakkında işlemyapılmaması üzerine açılan davanın reddedilmesi nedeniyle adil yargılanmahakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın konubakımından yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNAOYBİRLİĞİYLE,
2. Masumiyet karinesininihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNAOYBİRLİĞİYLE,
3. AYİM’inyapısında subay üyeler bulunması nedeniyle bağımsız ve tarafsız mahkemedeyargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,
4. Yargılamanın sonucuitibarıyla adil olmadığına ilişkin iddianın açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA SerdarÖZGÜLDÜR, Serruh KALELİ, Osman AlifeyyazPAKSÜT ve Rıdvan GÜLEÇ’in karşıoylarıve OYÇOKLUĞUYLA,
5. Mülkiyet hakkınınihlal edildiğine ilişkin iddianın konubakımından yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNAOYBİRLİĞİYLE,
C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA18/10/2017 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY GEREKÇESİ
Başvurucunun “Yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığınailişkin” iddiası, dosyada yer alan bilgi ve belgelerle örtüşmekte olup, bu olguve gelişmeler sırasıyla şöyledir:
1. Başvurucu GATA Üroloji Ana Bilim Dalı Başkanı olarak görevinisürdürdüğü sırada, aynı Ana Bilim Dalı’ında görevyapmakta olan üç öğretim üyesi hakkında suç duyurusunda bulunmuş ve bu suç duyurularısilsile yoluyla Gn.Kur.Bşk.lığı Askeri Savcılığınailetilmişse de; Askeri Savcılıkça yapılan soruşturmada şikâyetçi olan başvurucu“sanık” yapılarak, hakkında “sair suretle memuriyet nüfuzunu suiistimal”suçundan dava açılmış; şikâyet olunan kişiler hakkında bir karar verilmeyerek, îddîanamede kendilerinden “mağdur” olarak söz edilmiştir.
2. Başvurucunun şikâyetçi olduğu öğretim üyelerinin de sonradanbaşvurucu hakkında şikâyet dilekçesi vermeleri üzerine GATA bünyesinde birİdari Tahkikat Komisyonu kurulmuş; başvurucu Gn.Kur.Bşk.lığı tasarrufu ile TSK. Sağlık K.lığıSağlık Komutanı Bilimsel Yardımcısı kadrosuna atanmış, ancak bilahare bu atamaişleri geri alınarak başvuruca eski görevine iade edilmiş, aynı Ana BilimDalında görevli olup başvurucu gibi Ankara’da bir başka hastanedegörevlendirilen diğer bir öğretim üyesi de görevine iade edilmiştir.
3. Başvurucunun şikâyetçi olduğu öğretim üyelerinin, vekillerimarifetiyle başvurucu hakkında tekrar şikâyetçi olmaları sonrasında Gn.Kur. Başkanlığınca yeni bir ÎdarîTahkikat Heyetî teşkil ettirilmiş ve bu heyetinönerisi doğrultusunda başvurucunun öğretim üyesi statüsüne son verilip, AnaBilim Dalı Başkanlığından alınarak Kayseri Askeri Hastanesi Baştabipliğineatanmış; diğer üç öğretim üyesi de bir yıl süre ile başka askeri hastanelerdegörevlendirilmiştir.
4. Başvurucu bu işlemin iptali için AYİM’dedava açmış; AYİM 1.Dairesi 11.2.2015 tarih ve E. 2014/1053, K. 2015/191 sayılıkararıyla, Oyçokluğuyla (3/2) açılan davayı reddetmiştir. Kararın gerekçesi “…davacının ilk atama işleminin geri alınarak 13.9.2013 tarihinde görevedöndürülmesi sonucunda ilk atama işlemine gerekçe teşkil eden hususlarda aynıdavranışları sergilemesi, yukarı da izah edilen süreçlerde meydana gelenolayların meydana gelmesinde davacının katkısı da göz önüne alınarak, davacıhakkında davalı idarece belirtilen gerekçelerle tesis edilen işlemin, anlatılansüreç de dikkate alındığında ölçülülük ilkesine aykırı olmadığı gibi, işleminsebep ve amaç unsuru dahil diğer unsurlarında bir hukuka aykırılık bulunmadığısonuç ve kanaatine varılmıştır…” şeklindedir. Biri Daire Başkanı olmak üzereiki üyenin karşı oy gerekçesinde ise “…Davacı ve diğer öğretim üyeleri arasındadaha önceden beri devam eden ceza yargılaması sırasında, diğer öğretim üyelerivekilince yapılmış şikâyet sebebiyle yapılan tahkikat ve değerlendirmesebebiyle davacının ataması yapılmış ise de, davacıyönünden yapılan bu atama, davacının öğretim üyeliğine son verdiğinden, yaşhaddinden önce emekliliğine sebep olarak daha ağır bir sonuca yol açmıştır. AnaBilim Dalı Başkanı konumunda olan davacının öğretim üyeliği sonlandırılmadan,başka bir göreve atama veya görevlendirilmesinin yapılması mümkün iken, yapılanişlem, sonucu itibariyle ölçülülük ilkesine aykırı olmuştur. Çoğunluk kararındadavacı hakkında devam eden ceza soruşturmasından söz edilmiş ise de, bu durum davalı idarece önceki atamasının 13.9.2013tarihinde yapılan işlemi geri alma sırasında da mevcuttur. Davacıyla birlikteişlem gören ve işlemi iptal edilen diğer öğretim üyeleri açısından da cezasoruşturması mevcut olduğu da dikkate alındığında, davacı hakkında meydanagelen sonucun ölçülülük ilkesine ve hukuka uyarlı olmadığı kanaatindeolduğumuzdan, aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmadık…” denilmektedir.
5. Başvurucunun öğretim üyeliğine son veren ve sonuçtakendisinin öğretim üyeliği yaş haddinden önce emekliye sevkine yol açan işleminiptali istemini reddeden AYİM 2. Dairesi, başvurucuyla birlikte birer yılsüreyle GATA dışındaki askeri hastanelerde görevlendirilen üç öğretim üyesininaçtıkları davalarda ise işlemin iptaline karar vermiştir. Bu kararlarda özetle,davacıların ilmi kariyerleri, GATA Üroloji Ana Bilim Dalı Başkanlığında mevcutbüyük ihtiyacın, mahal askeri hastanelere nazaran çok daha fazla olduğu, dolayısiyle görevlendirme işlemlerinin sebep ve amaçunsurları yönünden hukuka aykırı olduğu ifade edilmektedir.
6. Başvurucunun 2015 yılında yaptığı bireysel başvuru sonrasındagelişip, idari-yargısal tasarruflara konu olan ve bir bütün halindebakıldığında FETÖ mağduru olduğunu ortaya koyduğunu öne sürdüğü olguları birdilekçe ekinde Anayasa Mahkemesine sunduğu anlaşılmakta olup, bunları şöylesıralamak mümkündür:
a. Maiyetinde görev yapanüç öğretim üyesi hakkında yaptığı yazılı şikâyete (suç duyurusuna) rağmen,şikâyet edilenlerin mağdur, kendisinin ise sanık olmasını sağladığınıbelirttiği Genel Kurmay Başkanlığı Adlî Müşavirinin 15 Temmuz darbe girişimisonrası ihraç edilmesi ve tutuklanması,
b. Kendisi hakkında davaaçıp, şikâyet edilen öğretim üyelerini mağdur statüsüne soktuğu belirtilen Gn.Kur.Bşk. Askeri Savcılarının (iki askeri savcı) 15Temmuz darbe girişimi sonrası ihraç edilmeleri ve tutuklanmaları,
c. İdarece (Gn.Kur.Bşk.lığınca) teşkilettirilen İdari Tahkikat Heyeti Başkanı generalin 15 Temmuz darbe girişimisonrası ihraç edilmesi ve tutuklanması,
d. GATA’da teşkilettirilen İdari Tahkikat Komisyonunda görev yapan öğretim üyesi tabibin 15Temmuz darbe girişimi sonrası ihraç edilmesi,
e. Başvurucunun ısrarlaşikâyetçi olduğu GATA Üroloji Ana Bilim Dalı Başkanlığında görevli üç öğretimüyesinden ikisinin 15 Temmuz darbe girişimi sonrası ihraç edilmeleri vetutuklanmaları,
f. Başvurucunun AYİM’de açtığı atamanın iptali davasında davacı aleyhine red kararı veren üç üyeden ikisinin 15 Temmuz darbegirişimi sonrası ihraç edilmeleri ve tutuklanmaları.
7. Başvurucunun mevcut iddiaları, yukarıda özetlenen 15 Temmuzdarbe girişimi sonrası gelişmelerle birlikte değerlendirildiğinde; FETÖ mağduruolduğu ve bu nedenle bidayetten itibaren salt bu nedenle idari-yargısalsüreçlerde mağdur edildiği ve bir kumpasla karşı karşıya olduğu yönündekibaşvuruca beyanlarının büyük ciddiyet taşıdığı, hayatın olağan akışı karşısındaaksini öne sürmenin neredeyse mümkün olmadığı görülmektedir. AYİM 2. Dairesi,başvurucunun şikâyet ettiği üç öğretim üyesi ile ilgili görevlendirmeişlemlerinin iptaline karar verirken, bu kişilerin ilmine GATA’da ihtiyaçolduğunu açıkça vurgulamış; ancak, Ana Bilim Dalı Başkanı olan başvurucununaçtığı davada hu hususa hiç işaret etmemiş, adeta kendisinin ilmine GATA’daihtiyaç olmadığı gibi bir sonuca ulaşmıştır. Oysa başvurucunun ilmi kariyeri vemüktesebatının anılan kişilerden hiç de az olmadığı dosya kapsamındananlaşılmaktadır. Esasen kararın karşı oy gerekçesinde de işlemin ölçülüolmadığına işaret edilmektedir. Bu durumda AYİM 2. Dairesinin başvurucu ileilgili kararının salt hukuk kurallarının yorumlanmasından ibaret bir kararolmayıp, bariz takdir hatası ile malûl bulunduğunda kuşku bulunmamaktadır. Öteyandan, bireysel başvurunun yapılmasından sonraki süreçte (karar verilenekadar) meydana gelen hukuki gelişme ve olguların (15 Temmuz darbe girişimisonrası olayların) Anayasa Mahkemesince dikkate alınması ve bireysel başvuruyakonu AYİM 2. Dairesi (red) kararının bu çerçevededeğerlendirilmesi gerektiği açıktır, ve fiili uygulamada bu doğrultudadır. Dolayısiyle, 2015 yılı öncesihukuki değerlendirme ile yetinilmesi sonucunu doğuran karara bu mahiyetiitibariyle de katılmak mümkün değildir.
Açıklanan nedenlerle; başvurucu hakkındaki yargılamanın (AYİM 2.Dairesinin atama işleminin iptali istemli davada verdiği redkararının) sonucu itibariyle adil olmadığı ve Anayasa’nın 36. Maddesinin ihlâledilmiş olduğu kanaatine vardığımızdan, çoğunluğun aksi yöndeki kararınakatılmıyoruz.
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Serruh KALELİ
Üye
Rıdvan GÜLEÇ
KARŞIOY YAZISI
GİRİŞ:
1. Genel Kurulca 2015/1609 ve 2015/18803 numaralı başvurularlabirleştirilerek incelenen başvurunun konusu, Gülhane Askeri Tıp AkademisindeÜroloji Anabilim Dalı Başkanı olarak görev yapan başvurucunun, aynı birimdegörevli bir kısım doktorlarla karşılıklı şikayetleri sonucu gelişen olaylarzincirinde gerçekleşen idari ve yargısal işlemlerin, başvurucunun akademikkariyerinin sonlandırılarak beş yıl erken emekliye sevki ile neticelenmesi,buna karşılık uyuşmazlık tarafı diğer tüm kişilerin sonuçta haklı çıkarak adetaödüllendirilmeleridir.
2. Başvurucunun Anayasa Mahkemesine bireysel başvurularınıyaptığı tarihlerde henüz FETÖ terör örgütünün hain darbe girişiminingerçekleşmediği ve bu terör örgütünün silahlı kuvvetler ve yargıdakiörgütlenmesinin tam anlamıyla çözülemediği bilinmektedir. Bu nedenle başvurucuher ne kadar başvuru dilekçelerinde kendisi aleyhine yapılan ve kasıtlı olduğuizlenimini veren yargısal işlemlerle ilgi somut bir kumpas iddiasındabulunamamış ise de 15 Temmuz hain darbe girişimini takiben Anayasa Mahkemesinesunduğu 21.7.2016, 16.8.2016 ve 27.2.2017 tarihli dilekçelerinde sunduğudelillerle, kamu oyunun gözleri önünde cereyan eden ve yargıya intikal etmişbulunan kumpas davası örneklerinde de görüldüğü gibi, FETÖ terör örgütü mensubukişilerin sistemli ve koordineli oyunları sonucu mağdur edildiğini ve adilyargılanmadığını öne sürmüş, buna ilişkin delil ve emareleri de ortayakoymuştur.
3. Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunca başvurunun bu yeni delillerdeğerlendirilmeden incelenerek, başvuru tarihindeki durum esas alınmaksuretiyle karara bağlanmasının ve sonuç olarak başvurunun tüm iddialar yönündenKABUL EDİLEMEZ olduğuna karar verilmesinin isabetli olmadığı düşüncesiyle,karara katılmamaktayım.
4. Bu amaçla önce Anayasa Mahkemesi kararlarında FETÖ terörörgütü, bu örgütün silahlı kuvvetlerdeki ve yargıdaki yapılanması ve örgütünyöntemleri hakkında ifade edilenlerin hatırlanmasında yarar bulunmaktadır.
ANAYASA MAHKEMESİ KARARLARININ İLGİLİBÖLÜMLERİ:
5. Anayasa Mahkemesinin 4/8/2016 tarihli, Esas: 2016/6 (Değişikİşler), Karar: 2016/12 sayılı kararının ilgili bölümleri şöyledir:
“OLAY VE OLGULAR
1. 1960’lı yıllarda Fetullah Gülen isimli kişi tarafından kurulan ve yakındöneme kadar dini bir grup olarak nitelenen, “Gülen Cemaati”, “HizmetHareketi”, “Cemaat” ve “Camia” gibi isimlerle anılan bir yapılanmanınfaaliyetlerini eğitim ve din başta olmak üzere zamanla birçok alandagenişlettiği ve yüzü aşkın ülkede yaygınlaştırdığı bilinmektedir.
2. Bu yapılanmanın gerçekamacının devleti ele geçirmek olduğu, bu amaçla tüm kamu kurum vekuruluşlarında; özellikle Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK), mülki idare birimleri,yargı teşkilatı, kolluk birimleri, eğitim kurumları gibi yerlerde kadrolaştığıve bu kişilerin devletin amaçlarından ziyade yapılanmanın amaçlarıdoğrultusunda faaliyette bulundukları iddiaları öteden beri kamuoyundatartışılmaktadır.
3. Bu iddialar zamanlakamuoyunda tartışma konusu olmanın ötesine geçmiş ve pek çok soruşturma vekovuşturmaya konu edilmiştir. Bu yapılanma, ilgili soruşturma vekovuşturmalarda “Fetullahçı Terör Örgütü” (FETÖ)ve/veya “Paralel Devlet Yapılanması” (PDY) olarak isimlendirilmiştir.
A. Genel Olarak FETÖ/PDY’nin Yapısı ve Faaliyetleri
4. Açılan soruşturma vekovuşturmalarda FETÖ/PDY’nin yapısı ve faaliyetlerihakkında genel olarak şu iddialar ileri sürülmüştür:
a. Yapılanmanın kendisineatfettiği kutsallığın doğal bir sonucu olarak vatan, devlet, millet, ahlak,hukuk, temel hak ve hürriyetler de dâhil olmak üzere her şeyin değer bakımındankendisinden sonra geldiği anlayışına sahip olduğu,
b. Eğitim ve dinalanındaki faaliyetleriyle toplumda meşruiyet kazanmaya çalıştığı,
c. Bünyesinde bulunanışık (talebe) evleri, okullar, yurtlar ve dershaneler aracılığıyla ulaştığıgençleri amaçları doğrultusunda yetiştirerek kadrolarını oluşturduğu,
d. İtaat ve teslimiyettemelinde oluşturulmuş ve üstte “kâinat imamı” olarak FetullahGülen’in olduğu kıta, ülke, eyalet, il, ilçe, semt, mahalle ve ev imamlarındanoluşan dikey hiyerarşisinin bulunduğu,
e. Temel örgütlenmesininimamlara bağlı zincirler şeklinde olduğu, yönetici üst kadro dışındaki herbiriminin bağımsız hücreler şeklinde örgütlendiği, böylece her bir örgütmensubunun en fazla bir üst sorumlusunu ve bir altında bulunan örgüt mensubunutanımasının sağlandığı,
f. Tüm mensuplarınısadakat ve bağlılık yönünden sınıflandırdığı, en üst sınıfta bulunanmensuplarının yönetici olarak görevlendirildiği,
g. Fetullah Gülen’in atadığı ve yalnızca kendisinin bildiği kişiler vasıtasıylaörgütün iç işleyişini denetleyen ve lidere rapor eden ayrı bir yapılanmanınolduğu,
h. Yöneticilerinin veüyelerinin faaliyetlerini gizlilik esasıyla yürüttükleri ve gizliliğisağlayacak haberleşme yöntemleri kullandıkları, üyelerinin önemli bir bölümünün“kod isim” kullandığı, mensuplarının tanınmayı önlemek amacıyla kendilerinifarklı sosyal gruplara aitmiş gibi gösterme gayreti içinde oldukları, bunedenle yapılanma ile mensuplarının bağının ortaya konulmasının oldukça zorolduğu,
i. Mensuplarınıngelirlerinin belli bir oranının “himmet” adı altında alındığı,
j. Yapılanmadan ayrılmakisteyen kişilere baskı uygulandığı ve çeşitli yaptırımlarda bulunulduğu,
k. Fetullah Gülen'in “Her yerde olmalısınız. Her yerde değilseniz hiçbir yerdedeğilsinizdir.” talimatı gereği yapılanmanın başta TSK, emniyet teşkilatı,Millî İstihbarat Teşkilâtı (MİT) ve yargı organları olmak üzere neredeyse tümkamu kurum ve kuruluşlarında; siyasi partiler, sendikalar, vakıf ve derneklerile ticari kuruluşlar gibi sivil organizasyonlarda örgütlendiği,
l. Kamu görevlisi olanmensuplarının yapılanmaya olan aidiyetlerinin devlete olandan önce geldiği,
m. Yapılanmanın kamudagörev almak veya görevde yükselmek için yapılan sınavlarda sorulacak sorularıönceden elde ederek mensuplarına vermek suretiyle kamu kurumlarında haksızşekilde kadrolaştığı ve mensuplarının önemli görevlere gelmesini sağladığı,
n. Yapılanmaya dâhilolmayan kamu görevlilerinin kurum içerisinde etkili olmalarını önlemek için, bukişilerin itibarını sarsacak isimsiz ve imzasız ihbarlarda bulunulduğu,internet ya da basın aracılığıyla yayınlar yapıldığı,
o. Kamu kurum vekuruluşlarında kadrolaşmış olan mensuplarının stratejik birimlere(personel,istihbarat, özel kalem, bilişim, muhasebe vb.) yerleşmeye teşvik edildiği,
p. Her kurum ve kuruluşiçin belirlenen sorumlu bir kişiye (“abi”) bağlı olarak hiyerarşik bir düzendemevcut idari sisteme paralel bir yapının oluşturulduğu,
r. Yapılanmaya dâhilolmayan kişilerle ilgili bilgilerin kaydedildiği ve bu kayıtların arşivlendiği,
s. Yapıya mensup kamugörevlileri vasıtasıyla kişisel verilerin, devlete ait gizli bilgi vebelgelerin ele geçirildiği ve arşivlendiği,
t. Toplumdaki karşılığısınırlı olan yapılanmanın kamu kurum ve kuruluşlarındaki mensuplarının oranınıntoplumsal karşılığı ile kıyaslanamayacak kadar yüksek olduğu,
u. Yapılanmanın, paralelbir devlet yapılanmasına dönüştüğü,devletve toplum üzerinde “vesayet” oluşturduğu,
v. Türkiye CumhuriyetiDevletinin tüm anayasal kurumlarını (yasama, yürütme, yargı erklerini) elegeçirmeyi ve bundan sonra devleti, toplumu ve fertleri kendi ideolojisidoğrultusunda yeniden şekillendirerek oligarşiközellikler taşıyan bir zümre eliyle ekonomik, toplumsal ve siyasal gücüyönetmeyi hedeflediği,
y. Ulusal ve uluslararasıdüzeyde siyasi ve ekonomik ittifaklar kurduğu.
B. FETÖ/PDY’ye İlişkin Soruşturma ve Kovuşturmalar
5. Yukarıda belirtildiğişekilde yapılandığı iddia edilen FETÖ/PDY’nin yasadışıfaaliyetlerine ilişkin geçmişten günümüze çok sayıda soruşturma ve kovuşturmaaçılmış olup bunlardan bazılarına aşağıda yer verilmiştir:
a. SıkıyönetimMahkemesinde Fetullah Gülen hakkında laikliğe aykırıolarak devletin içtimai, iktisadi, siyasi veya hukuki temel nizamlarını kısmende olsa dini esas ve inançlara uydurmak amacıyla propaganda yapma suçundan kamudavası açılmış, mahkûmiyetine karar verilmiş, bu karar Askeri Yargıtaytarafından onanmıştır (Askeri Yargıtayın 1973/146-272sayılı kararı).
b. Ankara 2 Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesinde FetullahGülen hakkında laik devlet yapısını değiştirerek, dini kurallara dayalı birdevlet düzeni kurmak amacıyla örgüt kurma suçundan kamu davası açılmış ancak21/12/2000 tarihli ve 4616 sayılı 23 Nisan 1999 Tarihine Kadar İşlenenSuçlardan Dolayı Şartla Salıverilmeye, Dava ve Cezaların Ertelenmesine DairKanun gereğince davanın kesin hükme bağlanmasının ertelenmesine kararverilmiştir (Ankara 2 Nolu Devlet GüvenlikMahkemesinin E.2000/124 K.2003/20 sayılı kararı). Anılan davada, GenelkurmayBaşkanlığı ile jandarma ve emniyet birimleri tarafından gönderilen rapor veyazılarda; Fetullah Gülen’in, kurulu devlet sisteminegöre ve devlet modeline uygun bir örgütlenme ile devlete alternatif bir sistemkurmayı hedeflediği, her alanda devlete karşı alternatif bir yapılanma tesisettiği, devlet içindeki bütün kadrolarda ve özellikle askeriye, mülkiye, hukukve eğitim alanında teşkilatlanmaya özel önem verdiği, emir komuta zincirindeaskeri disiplin içerisinde işleyen bir sisteminin bulunduğu ifade edilmiştir.
c. Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’in 19/1/2007 tarihinde İstanbul’da silahlı bir saldırısonucu öldürülmesi olayına ilişkin olarak FETÖ/PDY mensubu olduğu ileri sürülenbazı emniyet görevlilerinin cinayetin işleneceğini bilmelerine rağmenyapılanmanın amaçları doğrultusunda önlemedikleri iddiasıyla kamu davasıaçılmıştır (İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2015/337 sayılı dosyası).
d. FETÖ/PDY mensubuolduğu ileri sürülen bazı kamu görevlileri hakkında, Başbakan’ın ev ve çalışmaodalarını teknik cihazlarla dinleyerek siyasi ve askeri casusluk yaptıklarıiddiasıyla kamu davası açılmıştır (Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2014/412sayılı dosyası).
e. FETÖ/PDY mensubuolduğu ileri sürülen bazı kamu görevlileri hakkında, yapılanmanın faaliyetikapsamında işlendiği ileri sürülen suçların tespit edilmesini engellemek içindelilleri yok ettikleri (Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığınınbir projesinin kullanıcı bilgilerini sildikleri) iddiasıyla soruşturmabaşlatılmıştır (Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2014/74480 sayılısoruşturması).
f. FETÖ/PDY mensubuolduğu ileri sürülen bazı kamu görevlileri hakkında, Türkiye Büyük MilletMeclisi (TBMM) Başkanı, Başbakan, Genelkurmay Başkanı, Anayasa MahkemesiBaşkanı, Başbakan Yardımcıları, Bakanlar ve MİT Müsteşarı’nın da aralarındaolduğu üst düzey devlet yetkililerine verilen ve Türkiye Bilimsel ve TeknolojikAraştırma Kurumu (TÜBİTAK) tarafından üretilen kriptolu telefonları casuslukamacıyla dinledikleri iddiasıyla kamu davası açılmıştır (Ankara 2. Ağır CezaMahkemesinin E.2015/202 sayılı dosyası).
g. Dışişleri Bakanlığında13/3/2014 tarihinde yapılan ve Dışişleri Bakanı, Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı,MİT Müsteşarı ve Genelkurmay İkinci Başkanı’nın katıldığı gizli bir toplantınınsiyasi ve askeri casusluk maksadıyla dinlenildiği ve bu ses kayıtlarınıninternet üzerinden yayınlandığı iddiasıyla soruşturma başlatılmıştır (AnkaraCumhuriyet Başsavcılığı 2014/47602 sayılı soruşturması). Bu eylemin FETÖ/PDYmensubu kişilerce gerçekleştirildiği iddiası Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının6/6/2016 tarihli ve E.2016/24769 sayılı iddianamesinde dile getirilmiştir.
h. Hukuka aykırı olarak,MİT’e ait yüklerin bulunduğu bir adet tırın 1/1/2014 tarihinde Hatay’dadurdurulup aranmak istenmesi, üç adet tırın ise 19/1/2014 tarihinde Adana’dadurdurulup aranması ve MİT mensupları hakkında soruşturma başlatılmasınedenleriyle ilgili jandarma personeli (Adana 7. Ağır Ceza MahkemesininE.2014/161 sayılı dosyası) ve yargı mensupları (Yargıtay 16. Ceza DairesininE.2015/1 sayılı dosyası) hakkında kamu davası açılmıştır. Bu eylemlerinFETÖ/PDY mensubu kişilerce anılan yapılanmanın amaçları doğrultusundagerçekleştirildiği iddiası Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 6/6/2016 tarihlive E.2016/24769 sayılı iddianamesinde ifade edilmiştir.
i. FETÖ/PDY mensubuolduğu ileri sürülen kamu görevlileri hakkında, kamuoyunda “Kudüs Selam TevhitÖrgütü Soruşturması” olarak bilinen soruşturmanın bu yapılanmanın amaçlarıdoğrultusunda yapıldığı, anılan soruşturmada birçok üst düzey kamu yöneticisi,gazeteci ve bilim adamının da aralarında olduğu çok sayıda kişinintelefonlarının usulsüz olarak dinlendiği iddiasıyla kamu davası açılmıştır(İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2014/41637 sayılı soruşturması veiddianamesi).
j. FETÖ/PDY mensubuolduğu ileri sürülen kamu görevlileri hakkında, siyasetçilerin ve üst düzeykamu görevlilerinin telefonlarını dinleyerek gizli nitelikteki siyasi ve askeribilgilere ulaştıkları iddiasıyla soruşturma başlatılmıştır (Ankara CumhuriyetBaşsavcılığının 2016/80080 sayılı soruşturması).
k. FETÖ/PDY mensubuolduğu ileri sürülen kamu görevlileri hakkında, İnsani Yardım Vakfının (İHH)Kilis ilinde bulunan bürosunun 15/1/2014 tarihinde casusluk amacıyla arandığıiddiasıyla soruşturma başlatılmıştır (Van Cumhuriyet Başsavcılığının 2015/4111sayılı soruşturması).
l. FETÖ/PDY yapılanmasınamensup olduğu ileri sürülen kişilerin, kamu görevine giriş veya görevdeyükselme sınavlarında, sınav sorularını yapılanmanın mensuplarına öncedenverdikleri iddiaları çok sayıda soruşturmaya konu olmuştur (Ankara CumhuriyetBaşsavcılığının 2010/100074, 2015/26827, 2015/156193, 2015/79801, 2015/80510,2015/80526, 2015/80534, 2015/18314, 2015/80555, 2015/80559, 2015/41561,2016/3801, 2015/80539, 2015/80550, 2015/166002, 2015/98865, 2015/70581,2015/37022, 2015/39600 sayılı soruşturma dosyaları).
m. İstanbul’da yürütülenbazı soruşturmalarda tutuklu bulunan ve FETÖ/PDY üyesi oldukları ileri sürülençok sayıda şüphelinin tahliyesine ilişkin kararlar veren iki hâkim hakkında, bukararları yetkileri bulunmadığı hâlde üyesi oldukları aynı yapılanmanın talimatıylaverdikleri iddiasıyla kamu davası açılmıştır (Bakırköy CumhuriyetBaşsavcılığının 21/9/2015 tarihli ve E.2015/29385 sayılı iddianamesi; anılanhâkimlerin tutuklanmalarının hukuki olmadığına ilişkin bireysel başvurularınınkabul edilemez olduğuna dair Anayasa Mahkemesi kararı için bkz. Mustafa Başerve Metin Özçelik, B. No: 2015/7908, 20/1/2016).
n. FETÖ/PDY’nin kurucusu ve lideri FetullahGülen’in de aralarında olduğu yetmiş üç örgüt yöneticisi hakkında silahlı terörörgütü kurma ve yönetme, Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veyagörevini yapmasını engellemeye teşebbüs, siyasi ve askeri casusluk yapma,zimmet, nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik, suçtan kaynaklananmalvarlığı değerlerini aklama, kişisel verilerin hukuka aykırı olarakkaydedilmesi, kişisel verileri hukuka aykırı olarak başkasına verme, yayma, elegeçirme suçlarını işledikleri iddiasıyla kamu davası açılmıştır (AnkaraCumhuriyet Başsavcılığının 6/6/2016 tarihli ve E.2016/24769 sayılıiddianamesi).
C. FETÖ/PDY’nin Yargı Organlarındaki Yapılanması ve Faaliyetleri
6. FETÖ/PDY’nin bilhassa (yakın döneme kadar faaliyette olan) özelyetkili mahkemelerde ve savcılıklarda örgütlendiği, yargı ve emniyetiçerisindeki mensuplarının örgütün imamlarından aldıkları talimatlar uyarıncave örgüt çıkarları doğrultusunda hareket ettikleri, bu kapsamda ciddi hukukisorunlar içeren uygulamalar yaptıkları kamuoyunda uzun süredirtartışılmaktadır.
7. Bu bağlamda AnkaraCumhuriyet Başsavcılığının 6/6/2016 tarihli iddianamesinde, yargı içinde FETÖ/PDY’nin önemli bir kadrosunun varlığını sürdürdüğüne,yapılanmanın istediğinde her türlü hukuksuz kararı verecek ve yargı eliyle kamugücünü örgüt menfaatine kullanacak binlerce hâkim ve savcı mensubununbulunduğuna değinilmiş; son yıllarda kamuoyu tarafından yakından takip edilenbirçok olaya ilişkin soruşturma ve yargılama süreçlerinin FETÖ/PDY’nin yargı teşkilatı içerisindeki mensuplarınca buörgütün amaçları doğrultusunda ve yargı imamları tarafından verilen talimatlaruyarınca yapıldığı, bu süreçlerde bilinçli olarak hukuka aykırı uygulamalardabulunulduğu iddia edilmiştir. Bu kapsamda “Şemdinli”, “Ergenekon”, “Balyoz”,“Askeri Casusluk”, “Devrimci Karargâh”, “Oda TV” ve “Şike” davaları gibikamuoyunda yoğun tartışmalara neden olan birçok davayı başta TSK olmak üzerefarklı kamu kurum ve kuruluşlarındaki örgüt mensubu olmayan kamu görevlilerinitasfiye etmek ve farklı sivil çevrelerde örgütün çıkarlarına aykırıdavrandığını düşündüğü kişileri etkisizleştirmek amacıyla kullandığı ilerisürülmüştür.
8. Anılan davalardayargılanan sanıkların önemli bir bölümü beraat etmiş, bir kısım davalardayargılamanın yenilenmesi yoluna gidilmiş ve mahkûmiyet kararlarıkaldırılmıştır. Bazı davalarda ise hukuki süreçler devam etmektedir. Anılandavaların bir kısmındaki usulsüzlük iddiaları Anayasa Mahkemesinin ihlalkararlarına da konu olmuştur (bkz. Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No:2013/7800, 18/6/2014; Yavuz Pehlivan ve diğerleri [GK], B. No: 2013/2312,4/6/2015; Yankı Bağcıoğlu ve diğerleri [GK],B. No:2014/253, 9/1/2015).
9. Yukarıda belirtileniddialara ilişkin olarak FETÖ/PDY’ye mensup olduğuileri sürülen bazı yargı mensupları hakkında Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu(HSYK) tarafından disiplin soruşturmaları yapılarak meslekten çıkarma cezalarıverilmiş ayrıca adli mercilerce de soruşturma ve kovuşturmalar yapılmıştır.
10. 2010 yılında yapılanAnayasa değişikliği ile hâkim ve savcıların kendi aralarından HSYK’ya üye seçmelerine imkân tanınmıştır. Buna göre hâkimve savcılar adli yargıdan yedi asıl, dört yedek; idari yargıdan üç asıl ikiyedek üyeyi seçeceklerdir. Belirlenen seçim sistemine göre her bir seçmen adliyargı için on bir, idari yargı için beş adaya oy verme hakkına sahiptir. 2014yılında yapılan seçimlerde Yargıçlar ve Savcılar Birliği (YARSAV) ve YargıdaBirlik Platformu (YBP) seçimde destekledikleri adaylarını açıklamıştır. Bu ikiyargı örgütünün desteklediklerinin dışında bazı adaylar seçime bağımsız olarak(bir başka adayla birlikte hareket etmeden) girdiklerini ifade etmişlerdir.Seçim sonuçları incelendiğinde; seçime bağımsız olarak girdiğini beyan eden vehukuk çevrelerinde söz konusu yapılanmaya mensup ya da bu yapı ile irtibatlıolduklarına dair iddialar ileri sürülen adli yargıdan on aday binlerce hâkimsavcıdan blok olarak oy almış, bunlardan ikisi HSYK yedek üyeliğine; idariyargıdan beş aday ise yüzlerce hâkimden blok olarak oy almış ve bunlardan ikisiHSYK asıl üyeliğine seçilmiştir. Bu durum, kamuoyunda FETÖ/PDY’ninyargı organları içerisinde önemli ölçüde örgütlenmesinin olduğu tartışmalarınıyaygınlaştırmıştır.
D. FETÖ/PDY’nin TSK’daki Yapılanması ve Faaliyetleri
11. 15 Temmuz 2016 gecesimeydana gelen darbe teşebbüsünün daha iyi anlaşılması bakımından FETÖ/PDY’nin TSK’daki yapılanmasına, faaliyetlerine veyapılanmanın ülkenin güvenliği üzerinde oluşturduğu risklere ilişkin AnkaraCumhuriyet Başsavcılığının darbe teşebbüsünden kısa süre önce düzenlediği6/6/2016 tarihli iddianamesinde yer verilen tespit, değerlendirme ve öngörülereözetle yer verilmesi uygun olacaktır. Bu tespit, değerlendirme ve öngörülerşöyle özetlenebilir:
a. FETÖ/PDY’nin en çok önem verdiği kurumun TSK olduğu,
b. FETÖ/PDY’nin en fazla kadrolaştığı ve egemen hâle geldiği devletkurumunun TSK olduğu,
c. TSK’daki kadrolaşmanınuzun yıllar önce başladığı ve ilk yerleştirilen örgüt mensuplarının generalveya albay rütbesine yükseldikleri,
d. FETÖ/PDY’nin subay ve astsubay olacak mensuplarını özel olarakyetiştirdiği,
e. 2003 yılına kadaryaklaşık dört yüz personelin bu yapıya mensubiyeti nedeniyle ilişiği kesilirkenbu tarihten sonra bu sebeple ilişiği kesilen personelin bulunmadığı,
f. Yapılanmaya mensupolmayan personelin bazı soruşturma ve davalarla tasfiye edildiği ve bupersonelin yerine örgüt mensuplarının terfi etmesinin sağlandığı,
g. Özellikle buyapılanmaya mensup olmayan askeri pilotların çeşitli yöntemlerle kurumdanuzaklaştırıldığı,
h. Kurmay subaykadrosunun önemli bir bölümünün FETÖ/PDY mensubu olduğu,
i. FETÖ/PDY’nin askeri yargıda egemen bir güç olduğu ve bu nedenleyapıya yönelik soruşturmalardan netice alınamadığı,
j. TSK içerisindeki buyapılanmanın ordu disiplinini bozacak ve ülke savunmasında zafiyet oluşturacakbir yoğunluğa ulaştığı,
k. FETÖ/PDY’nin kuvvet komutanlıkları, jandarma ve emniyetteşkilatları içindeki mensuplarından oluşan ve on binleri bulan devletten ayrıhiyerarşiye bağlı silahlı bir yapılanmasının olduğu,
l. FETÖ/PDY’nin Türkiye Cumhuriyeti Devletinin tarihi boyuncagördüğü en büyük, en tehlikeli ve en organize terör örgütlenmesi olduğu,
m. FETÖ/PDY’nin anayasal düzeni değiştirecek veya ortadankaldıracak silahlı güce ulaştığı ve bir askeri darbe yapabilecek tek organizegüç olduğu,
n. FETÖ/PDY’nin TSK içerisindeki etkinliğine dayanarak askeri darbeve iç savaş tehditlerinde bulunduğu,
o. FETÖ/PDY’nin darbe teşebbüsünde bulunma tehlikesinin açık veyakın olduğu,
p. Bu tehlikeningerçekleşmesi halinde bunun devlet için gerçek bir yıkım olacağı, ülkenin biriç savaşa sürüklenebileceği, milyonlarca insanın ölüp milyonlarca mültecininortaya çıkabileceği, devletin yeniden ayağa kaldırılmasının mümkünolamayabileceği,
r. FETÖ/PDY’nin tasfiyesinin devlet için artık varlık yoklukmeselesi hâline geldiği.
E. 15 Temmuz 2016 TarihliDarbe Teşebbüsü ve Sonrası
12. Ülkemizde 15/7/2016gecesi, TSK içerisinde örgütlenmiş olan bir grup tarafından demokratik anayasaldüzeni cebir ve şiddet kullanarak ortadan kaldırma teşebbüsünde bulunulmuştur.
13. Genelkurmay Başkanlığıtarafından yapılan ilk açıklamada, anılan teşebbüse toplam 8.651 askeripersonelin karıştığı, TSK’ya ait savaş uçakları dâhil otuz beş uçağın, otuzyedi helikopterin, yetmiş dört tanesi tank olmak üzere iki yüz kırk altı zırhlıaracın ve dört bine yakın hafif silahın kullanıldığı belirtilmiştir.
14. Teşebbüs sırasındaTBMM, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi, Ankara Emniyet Müdürlüğü, Emniyet GenelMüdürlüğü Özel Harekât Daire Başkanlığı, MİT yerleşkelerinin de aralarındabulunduğu birçok yere uçak ve helikopterlerin de kullanıldığı bombalı vesilahlı saldırılar yapılmış, Cumhurbaşkanı’na yönelik suikast girişimindebulunulmuş, Başbakan’ın aracının bulunduğu konvoya silahla ateş edilmiş,Genelkurmay Başkanı’nın da aralarında bulunduğu birçok üst düzey askeri yetkilirehin alınmış, çok sayıda kamu kurumu silah zoruyla işgal edilmiş veya bunateşebbüs edilmiştir.
15. Darbe teşebbüsünekarşı koyan güvenlik görevlileri ile tepki göstermek üzere sokaklara çıkansivillere uçaklar, helikopterler, tanklar, diğer zırhlı araçlar ve hafifsilahlarla saldırılmış, bu sırada (polis, asker ve sivil) iki yüz elliye yakınkişi hayatını kaybetmiş, iki bini aşkın kişi ise yaralanmıştır.
16. Teşebbüste bulunangrup, işgal ettiği Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu (TRT) aracılığıyla “YurttaSulh Konseyi” adına bir bildiri yayınlamıştır. Anılan bildiride; TSK adınayönetime el konulduğu, siyasi iktidara görevden el çektirildiği, devletyönetiminin kendilerince gerçekleştirileceği, vatana ihanet içerisinde bulunantüm kişi ve kuruluşların mahkemeler önünde hesap vermesinin temin edileceği,tüm yurtta sıkıyönetim ilan edildiği, ikinci bir duyuruya kadar sokağa çıkmayasağı uygulanacağı ve yeni bir anayasa hazırlanması temin edilene kadarkendilerince her türlü tedbirin alınacağı ifade edilmiştir.
17. Teşebbüs sırasındaülke genelindeki televizyon yayınlarının ve internet erişiminin kesilmesi içinilgili kurum ve kuruluşlara saldırıda bulunulmuş; bazı özel televizyonkanallarının binaları işgal edilmiştir. Darbe teşebbüsü, başta Cumhurbaşkanıolmak üzere anayasal organlar tarafından reddedilmiştir. Cumhurbaşkanı’nınçağrısı üzerine halk sokağa çıkarak darbe teşebbüsüne tepki göstermiştir. Meşrudevlet otoritelerinin emir ve talimatlarına göre hareket eden güvenlik güçleritarafından darbe teşebbüsüne karşı konulmuştur. TBMM’de temsil edilen tümsiyasi partiler ile sivil toplum örgütleri darbe teşebbüsünü kabuletmediklerini açıklamışlardır. Basın yayın organlarının neredeyse tamamı darbeteşebbüsü aleyhine yayınlar yapmıştır. Yurt genelinde Cumhuriyetbaşsavcılıkları darbe teşebbüsünde bulunanlar hakkında soruşturma başlatarakgüvenlik güçlerine teşebbüse katılanların yakalanması emrini vermişlerdir.Nihayetinde kapsamlı ve güçlü bir dirençle karşılaşan darbe teşebbüsüengellenmiştir.
18. Darbe teşebbüsüsonrası ülke genelinde FETÖ/PDY üyesi olduğu değerlendirilen çok sayıda askeripersonel, emniyet görevlisi ve yargı mensubu gözaltına alınmıştır. Ayrıca yargımensupları dâhil binlerce kamu görevlisi görevden uzaklaştırılmıştır.
19. Milli GüvenlikKurulunun 20/7/2016 tarihli ve 498 sayılı tavsiye kararı ile Anayasa’nın 120.maddesi uyarınca hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesindebulunulmuştur. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu, 20/7/2016tarihinde, ülke genelinde 21/7/2016 Perşembe günü saat01.00’den itibaren doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine kararvermiştir. Anılan karar 21/7/2016 tarihli ve 29777 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
20. Cumhurbaşkanıbaşkanlığında toplanan Bakanlar Kurulunca 22/7/2016 tarihinde kararlaştırılan667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun HükmündeKararname (KHK) 23/7/2016 tarihli ve 29779 sayılı Resmî Gazete’deyayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
21. Yetkili makamlarınyaptıkları sözlü ve yazılı açıklamalar ile 667 sayılı KHK’nın genelgerekçesinde darbe teşebbüsünün FETÖ/PDY mensupları tarafındangerçekleştirildiği belirtilmiştir. Darbe teşebbüsü sonrası başlatılansoruşturmalar kapsamında bu teşebbüse katıldıkları iddia edilen bazışüphelilerin ifadelerinde kendilerinin ve anılan teşebbüsün FETÖ/PDY ilebağlantısının olduğuna dair itirafta bulundukları kamuoyuna yansımıştır."
6.Anayasa Mahkemesinin 20/6/2017 tarihli ve 2016/22169 başvurunumaralı kararının ilgili bölümleri şöyledir:
“… OLAYVEOLGULAR
10. Başvuru formları veeklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP)aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetleşöyledir:
11. Başvurucularıntutuklanmasına ve ülkemizde olağanüstü hâl ilan edilmesine sebebiyet verenolayların değerlendirilmesi bakımından öncelikle bu olayların meydana gelişşekline ilişkin birtakım bilgilere yer verilmesi gerekir.
A. Darbe Teşebbüsü Süreci
12. Türkiye, 15 Temmuz2016 gecesi silahlı bir darbe teşebbüsüyle karşı karşıya kalmıştır.
13. Darbe teşebbüsündebulunanlarca hazırlanan "sıkıyönetim direktifi" ile Türk SilahlıKuvvetleri (TSK) tarafından emir komuta bütünlüğü içinde devletin yönetimimaksadıyla "Yurtta Sulh Konseyi" teşkil edildiği, yönetime elkonulduğu, tüm yurtta sıkıyönetim ve sokağa çıkma yasağı ilan edildiği, kamuyetkisi ile yapılan tüm atama ve görevlendirmelerin teşkil edilen "YurttaSulh Konseyi" tarafından veya onun vereceği yetkiye istinaden yapılacağı,bunun haricinde yapılacak işlemlerin yok hükmünde olduğu, mevcut yürütmeerkinin görevden el çektirildiği, Türkiye Büyük Millet Meclisinin (TBMM)feshedildiği, tüm valilerin görevden alındığı, tüm vali, kaymakam ve belediyebaşkanlığı atamalarının "Yurtta Sulh Konseyi" tarafından yapılacağı,siyasi partilerin tüm faaliyetlerinin sonlandırıldığı, polis teşkilatınınsıkıyönetim komutanları emrine alındığı belirtilmiştir. Anılan direktifin veekindeki sıkıyönetim komutanlıklarına ilişkin atama listesinin, darbeteşebbüsünde bulunanlar tarafından ilgili askerî birimlere ve bakanlıklaragönderildiği anlaşılmıştır.
14. Teşebbüste bulunangrup, işgal ettiği Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu (TRT) aracılığıyla"Yurtta Sulh Konseyi" adına bir bildiri yayımlamıştır. Anılanbildiride "sıkıyönetim direktifi"ndekihususlara genel olarak yer verilmiştir.
15. Darbe teşebbüsüsırasında TBMM, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi, Ankara Emniyet Müdürlüğü, EmniyetGenel Müdürlüğü Özel Harekât Daire Başkanlığı, Millî İstihbarat Teşkilatı (MİT) yerleşkelerinin de aralarında bulunduğubirçok yere uçak ve helikopterlerin de kullanıldığı bombalı ve silahlısaldırılar yapılmıştır. Öte yandan Cumhurbaşkanı'nın konakladığı otele silahlıbaskın yapılmış ancak Cumhurbaşkanı kısa süre önce otelden ayrıldığı içinbaskın amacına ulaşamamıştır. Ayrıca Başbakan'ın aracının bulunduğu konvoyasilahla ateş edilmiş, Genelkurmay Başkanı ve kuvvet komutanlarının daaralarında bulunduğu birçok üst düzey askerî yetkili rehin alınmıştır. YineAvrupa ve Asya'yı birbirine bağlayan Boğaz köprüleri ile İstanbul'da bulunanhavalimanları tanklar ve zırhlı araçlar marifetiyle ulaşıma kapatılmış, ülkeninbirçok yerindeki çok sayıda kamu kurumu silah zoruyla işgal edilmiş veya bunateşebbüs edilmiştir.
16. Teşebbüs sırasındaülke genelindeki televizyon yayınlarının ve İnternet erişiminin kesilmesi içinTÜRKSAT Uydu Haberleşme Kablo TV ve İşletme Anonim Şirketinin (TÜRKSAT) dearalarında olduğu ilgili kurum ve kuruluşlara saldırılmış, bazı özel televizyonkanallarının binaları işgal edilmiş ve yayın akışına müdahalede bulunulmuştur.
17. Genelkurmay Başkanlığıtarafından yapılan açıklamada; ilk belirlemelere göre anılan teşebbüse 8.000'inüzerinde askerî personelin karıştığı, teşebbüs sırasında savaş uçakları dâhil35 uçağın, 3 geminin, 37 helikopterin, 74 tanesi tank olmak üzere 246 zırhlıaracın ve 4.000'e yakın hafif silahın kullanıldığı bilgisine yer verilmiştir.
18. Darbe teşebbüsü tümanayasal organlar tarafından reddedilmiştir. Cumhurbaşkanı'nın çağrısı üzerinehalk sokağa çıkarak darbe teşebbüsüne tepki göstermiştir. Meşru devletotoritelerinin emir ve talimatlarına göre hareket eden güvenlik güçleritarafından darbe teşebbüsüne karşı konulmuştur. TBMM'de temsil edilen tümsiyasi partiler ile sivil toplum örgütleri darbe teşebbüsünü kabuletmediklerini açıklamışlardır. Basın yayın organlarının neredeyse tamamı darbeteşebbüsü aleyhine yayınlar yapmıştır. Yurt genelinde Cumhuriyetbaşsavcılıkları darbe teşebbüsünde bulunanlar hakkında soruşturma başlatarakgüvenlik güçlerine teşebbüse katılanların yakalanması emrini vermişlerdir.Nihayetinde darbe teşebbüsü kapsamlı ve güçlü bir dirençle engellenmiştir.
19. Darbe teşebbüsünekarşı koyan güvenlik görevlileri ile tepki göstermek üzere sokaklara çıkansivillere uçaklar, helikopterler, tanklar, diğer zırhlı araçlar ve silahlarlasaldırılmış; bu saldırılar sonucunda 4'ü asker, 63'ü polis ve 183'ü sivil olmaküzere toplam 250 kişi hayatını kaybetmiş; 23'ü asker, 154'ü polis ve 2.558'isivil olmak üzere toplam 2.735 kişi yaralanmıştır. Başbakan; darbecilerden36'sının öldüğünü, 49'unun yaralandığını açıklamıştır.
20. Darbe teşebbüsününengellenmesinden sonra da milyonlarca insan yeni bir darbe girişimine karşıülkenin neredeyse her yerinde şehirlerin meydanlarında yaklaşık bir ay boyuncagece sabaha kadar beklemiştir.
B. Darbe TeşebbüsününArkasındaki Yapılanmaya İlişkin Olgular
21. Başvurucuların 15Temmuz darbe teşebbüsü kapsamında bir faaliyete katıldıkları iddiasıyla silahlıterör örgütü üyesi olmanın yanı sıra cebir ve şiddet kullanarak anayasal düzenideğiştirmeye çalışma suçuyla da itham edilmeleri ve bu suçlamalar temelindeyürütülen soruşturmada tutuklanmaları nedeniyle darbe teşebbüsünün arkasındakiyapılanmaya ilişkin bir kısım olguya yer verilmesi gerekir.
22. Türkiye'de Fetullah Gülen isimli kişi tarafından kurulan, 1960'lıyıllardan itibaren faaliyette bulunan ve son yıllara kadar dinî bir grup olaraknitelenen, "Cemaat", "Gülen Cemaati", "Fetullah Gülen Cemaati", "Hizmet Hareketi","Gönüllüler Hareketi" ve "Camia" gibi isimlerle anılan biryapılanma bulunmaktadır. Bu yapılanmanın örgütlenmesi ve faaliyetlerine ilişkinolarak pek çok soruşturma ve kovuşturma yürütülmüştür. Son yıllardakisoruşturma ve kovuşturma belgelerinde, yapılanma "FetullahçıTerör Örgütü" (FETÖ) ve/veya "Paralel Devlet Yapılanması" (PDY)olarak isimlendirilmiştir.
23. Millî Güvenlik Kurulu(MGK), 20/7/2016 tarihli toplantısında darbe girişimini değerlendirmiştir. Budeğerlendirmede darbe girişiminin FETÖ tarafından TSK içindeki mensuplarıvasıtasıyla başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altınaaldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticarikuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla milleti ve devleti kontrol altındatutmayı amaçladığı belirtilmiştir.
24. Yetkili makamlartarafından yapılan çok sayıda sözlü ve yazılı açıklamada genel olarak, darbeteşebbüsünün Fetullah Gülen'in talimatı ilebaşlatıldığı ve onun onayladığı plan doğrultusunda TSK içinde yuvalanmışFETÖ/PDY mensupları, örgüt yöneticisi konumundaki kamu görevlileri, sivillerile polis ve jandarma içine sızmış FETÖ/PDY üyeleri tarafından icra edildiğibelirtilmiştir.
C. FETÖ/PDY'nin Özellikleri
26. Yetkili makamlarca vesoruşturma mercilerince 15 Temmuz darbe teşebbüsünün faili olduğu belirtilenFETÖ/PDY'ye ilişkin olarak özellikle son yıllardayürütülen soruşturma ve kovuşturmalarda bu yapılanmanın özelliklerine vefaaliyetlerine ilişkin birçok tespit ve değerlendirmeye yer verilmiştir. Bunlarşöyle özetlenebilir:
i. FETÖ/PDY, başlangıçta özellikle din veeğitim alanında faaliyet göstererek toplumda meşruiyet kazanmaya çalışmıştır.
ii.FETÖ/PDY, bünyesinde bulunan ışık (talebe) evleri, okullar, yurtlar ve dershaneleraracılığıyla ulaştığı gençleri amaçları doğrultusunda yetiştirmiş ve bu kişileryapılanmanın insan kaynağını oluşturmuştur. Yapılanmaya mensup kişileringelirlerinin belli bir oranı "himmet" adı altında alınmış,yapılanmadan ayrılmak isteyen kişilere baskı ve çeşitli yaptırımlaruygulanmıştır.
iii.FETÖ/PDY, zamanla faaliyetlerini birçok alanda genişletmiş ve Türkiye'ninyanı sıra yüz elliyi aşkın ülkede yaygınlaştırmıştır. Nitekim söz konusuyapılanmanın yurt içinde ve yurt dışında eğitim, sağlık, medya, finans,ticaret, sivil toplum gibi farklı alanlarda faaliyet gösteren çok sayıdakuruluşu bulunmaktadır.
iv. FETÖ/PDY'ninsosyal, kültürel ve ekonomik alanda yürüttüğü yasal faaliyetleri; dershaneler,okullar, üniversiteler, dernekler, vakıflar, sendikalar, meslek odaları,iktisadi kuruluşlar, finans kuruluşları, gazeteler, dergiler, TV kanalları,radyolar, İnternet siteleri, hastaneler gibi sivil alanlara ilişkindir. Bununyanında bazen bu yasal kuruluşların içinde gizlenmiş olan, bazen de yasal yapıdantamamen farklı şekilde konumlanan ve hareket eden, özellikle de kamusal alanayönelik faaliyetlerde bulunan illegal bir yapılanma söz konusudur.
v. FETÖ/PDY, kendisine kutsallıkatfetmektedir. Bunun sonucu olarak da vatan, devlet, millet, ahlak, hukuk,temel hak ve özgürlükler de dâhil olmak üzere her şeyin değer olarakkendisinden sonra geldiği anlayışına sahiptir.
vi. FETÖ/PDY'nin,itaat ve teslimiyet temelinde oluşturulmuş, en üstte "kâinat imamı"olarak Fetullah Gülen'in olduğu kıta, ülke, eyalet,il, ilçe, semt, mahalle ve ev imamlarından oluşan dikey bir hiyerarşisi;imamlara bağlı ancak birbirinden bağımsız hücre tipi bir örgütlenmesibulunmaktadır. Ayrıca Fetullah Gülen'in atadığı veyalnızca kendisinin bildiği kişiler vasıtasıyla örgütün iç işleyişinidenetleyen ve lidere rapor eden ayrı bir yapılanma söz konusudur. Diğertaraftan yapılanmanın örgütlendiği her kurum ve kuruluş için belirlediğisorumlu bir kişi bulunmaktadır. Bu sorumlu kişiler "abi" veya"imam" olarak ifade edilmekte ve devlet yönetimi bakımından önemligörülen kurumlarda o kurumda görev yapanlar dışından seçilmektedir.
vii. FETÖ/PDY'ninyöneticileri ve üyeleri, faaliyetlerini gizlilik esasıyla yürütmekte vegizliliği sağlayacak haberleşme yöntemleri kullanmaktadır. Yine üyelerin önemlibir bölümünün "kod" isimleri bulunmaktadır. Bu yönüyle yapılanmanınen önemli özelliğinin gizlilik olduğu söylenebilir. Gizlilik anlayışı, devletyönetimi bakımından önemli görülen TSK, yargı, emniyet ve mülki idarebirimlerinde ayrı bir titizlikle uygulanmaktadır. Bunun sonucunda yapılanmayamensup kişiler, zaman zaman kendilerini "FetullahGülen ve cemaat karşıtı" olarak bile gösterme gayretinde olmuşlardır.Nitekim 15 Temmuz darbe teşebbüsü sonrasında yürütülen bir soruşturmanınşüphelilerinden olan komiser yardımcısı E.G.nintelefonunda 16/7/2016 tarihinde 05.20-05.29 saatleri arasında bölge imamlarıkaydıyla gönderilen "önemli durum kötü çok acil duyuru tüm il ve ilçeimamlarını, abilere, ablalara, kurum imamlarına iletin, tüm hizmet mensuplarıdarbeyi şiddetle kınayan açıklama yapsın, meydanlara inip kendisini kamufleetsin, resim çekilip sosyal medyada yayınlasın, 'demokrasi seçilmiş irade'falan desinler, ama fazlada asla muhterem hoca efendinin adı geçmesinaçıklamalarda, hepimizi alabilirler herkes 'darbeden haberim yok TV'de gördümilk kez' desin, asla hükumete ve Tayyibe karşı olumsuz bir paylaşım yapmayın,bu gurubu kapatıyorum şimdi" şeklinde mesajlar olduğu tespit edilmiştir(İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 10/10/2016 tarihli ve E.2016/3799 sayılıiddianamesi).
viii. FETÖ/PDY'ningerçek amacı devleti ele geçirmektir. Bu amaçla yapılanmanın kurucusu ve lideriolan Fetullah Gülen'in çeşitli tarihlerdeki konuşmave açıklamalarında yer alan "Her yerde olmalısınız. Her yerde değilsenizhiçbir yerde değilsinizdir."; "Esnek olun, sivrilmeden can damarlarıiçinde dolanın."; "Bütün güç merkezlerine ulaşıncaya kadar hiç kimsevarlığınızı fark etmeden sistemin ana damarlarında ilerleyin.";"Türkiye'deki devlet yapısı ölçüsüne göre bütün anayasal müesseselerdekigüç ve kuvveti cephemize çekeceğimiz ana kadar her adım erken sayılır.";"Adliye, mülkiye veya başka hayati bir müessesede bizim arkadaşlarımızınmevcudiyeti öyle ferdi mevcudiyetler şeklinde ele alınıp değerlendirilmemelidir.Yani bunlar gelecek adına bizim o ünitelerde garantimizdir. Bir ölçüde onlarbizim varlığımızın teminatıdır." şeklindeki talimatları doğrultusunda tümkamu kurum ve kuruluşlarında, özellikle TSK, emniyet teşkilatı, MİT, yargıorganları, mülki idare birimleri ve eğitim kurumları gibi yerlerde kadrolaşılmıştır. Yapılanma, ayrıca siyasi partiler,sendikalar, vakıf ve dernekler ile ticari kuruluşlar gibi sivilorganizasyonlarda örgütlenmiş; bu alanlarda da önemli bir güce ulaşmıştır.
ix. Yapılanmaya mensup kamu görevlilerinindevlete olan sadakati, yapılanmaya olandan sonra gelmekte hatta onun karşısındabir değer ifade etmemektedir. Dolayısıyla bu kişiler, devletin amaçlarındanziyade yapılanmanın amaçları doğrultusunda faaliyette bulunmaktadırlar.Yapılanma, kamu kurum ve kuruluşlarında kadrolaşmış olan mensuplarını özelliklestratejik birimlere (personel, istihbarat, özel kalem, bilişim, muhasebe vb.)yerleşmeye teşvik etmiştir. FETÖ/PDY'nin kamukurumlarındaki mensuplarınca, yapılanmaya dâhil olmayan kişilerle ilgilibilgiler kaydedilmiş; devlete ait gizli bilgi ve belgeler ele geçirilerekarşivlenmiştir.
x. FETÖ/PDY'nin kamukurum ve kuruşlarındaki faaliyetlerinin temel özelliği, kamusal bir faaliyetingörünürde bu faaliyeti gerçekleştirmeye yetkili bir kamu görevlisi eliyleyerine getirilmesi, ancak bu faaliyetin gerçekte ilgili kamu görevlisininiradesiyle değil kamu görevlisinin kamusal hiyerarşinin dışında bağlı olduğuyapılanmadaki üstünün (abi) iradesiyle vuku bulmasıdır.
xi. Toplumdaki karşılığı sınırlı olan yapılanmanınkamu kurum ve kuruluşlarındaki mensuplarının oranı, toplumsal karşılığı ilekıyaslanamayacak kadar yüksektir.
xii. Devletin anayasal kurumlarını elegeçirmek, sonrasında devleti, toplumu ve fertleri kendi ideolojisidoğrultusunda yeniden şekillendirmek ve oligarşiközellikler taşıyan bir zümre eliyle ekonomiyi, toplumsal ve siyasal gücüyönetmek amacıyla mevcut idari sisteme paralel şekilde örgütlenen, ulusal veuluslararası düzeyde siyasi ve ekonomik ittifaklar kuran FETÖ/PDY, devlet vetoplum üzerinde bir "vesayet" kurumu hâline gelmiştir.
D. Darbe TeşebbüsündeBulunulan Dönemin Özellikleri
1. FETÖ/PDY Yönünden
27. FETÖ/PDY'nin yapılanması ve faaliyetleri öteden beri toplumdatartışma konusu olmuştur. Ancak bu yapılanmaya ve faaliyetlerine ilişkin olarakson yıllarda suç delillerini yok etme, devlet kurumlarının ve üst düzey devletgörevlilerinin telefonlarını dinleme, devletin istihbarat faaliyetlerinideşifre etme, kamu görevine giriş veya görevde yükselme sınavlarına ilişkinsoruları önceden elde edip mensuplarına verme gibi eylemler temelinde çok ciddisoruşturma ve kovuşturmalar yürütülmüştür.
28. 15 Temmuz darbeteşebbüsü öncesinde yüzlerce kişi hakkında tutuklama tedbirinin uygulandığı busoruşturma ve kovuşturmaların genelinde FETÖ/PDY'ninbir terör yapılanması olduğuna değinilmiş ve haklarında dava açılan kişilerindiğer bir kısım suçun yanı sıra "silahlı terör örgütü kurma, yönetme veyaüyesi olma" ve "Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmayaveya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs" suçlarındancezalandırılmaları talep edilmiştir.
29. Diğer yandan"Şemdinli", "Ergenekon", "Balyoz", "AskerîCasusluk", "Devrimci Karargâh", "Oda TV" ve"Şike" davaları gibi kamuoyunda yoğun tartışmalara neden olan birçokdavanın -FETÖ/PDY'nin amaçları doğrultusunda- baştaTSK olmak üzere farklı kamu kurum ve kuruluşlarındaki örgüt mensubu olmayankamu görevlilerini tasfiye etmek ve farklı sivil çevrelerde örgütün çıkarlarınaaykırı davrandığını düşündüğü kişileri etkisizleştirmek amacıyla kullanıldığıileri sürülmüştür. Bu davaların bir kısmındaki usulsüzlük iddiaları AnayasaMahkemesinin ihlal kararlarına da konu olmuştur (bkz. Sencer Başat ve diğerleri[GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014; Yavuz Pehlivan ve diğerleri [GK], B. No:2013/2312, 4/6/2015; Yankı Bağcıoğlu ve diğerleri [GK],B.No: 2014/253, 9/1/2015).
30. FETÖ/PDY ilebağlantılı oldukları belirtilen savcı ve hâkimler tarafından 2013 yılınınsonunda bazı siyasiler ve bunların yakınları ile kamuoyunun tanıdığı bir kısımişadamı hakkında "yolsuzluk" yaptıkları iddiasıyla soruşturmabaşlatılması (17-25 Aralık soruşturmaları) ve 2014 yılının başında MİT'e aitmalzemelerin bulunduğu tırlarla silah taşındığı iddiasıyla bu tırlarındurdurulup aranması, FETÖ/PDY'nin faaliyetlerininHükûmeti devirmeye yönelik olduğu yönündeki soruşturmaların temel dayanağınıoluşturmuştur. "17-25 Aralık" ve "MİT tırları"soruşturmalarında görev alan bazı yargı mensupları ve emniyet görevlilerihakkında uygulanan tutuklama tedbirleri de Anayasa Mahkemesine bireysel başvurukonusu edilmiş; Mahkeme, başvuruları açıkça dayanaktan yoksun görerek kabuledilemez bulmuştur (bkz. Hikmet Kopar ve diğerleri [GK], B. No: 2014/14061,8/4/2015, §§ 74-87; Mustafa Başer ve Metin Özçelik, B. No: 2015/7908,20/1/2016, §§ 134-161; Süleyman Bağrıyanık vediğerleri, B. No: 2015/9756, 16/11/2016, §§ 198-244; FETÖ/PDY kapsamındatutuklanan polislerin tahliyesine yönelik kararlar veren hâkimlerin silahlıterör örgütü üyesi olma suçundan mahkûmiyetlerine ilişkin karar için bkz.Yargıtay 16. Ceza Dairesi, E.2015/3, K.2017/3, 24/4/2017).
31. Ankara CumhuriyetBaşsavcılığı, darbe teşebbüsünden kısa süre önce düzenlediği 6/6/2016 tarihliiddianameyle Fetullah Gülen'in de aralarında olduğu73 örgüt yöneticisi hakkında silahlı terör örgütü kurdukları ve TürkiyeCumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeyeteşebbüs ettikleri iddiasıyla birçok suçtan cezalandırılmaları istemiyle kamudavası açmıştır. Anılan iddianamede; FETÖ/PDY'ninözellikle TSK ve emniyet teşkilatı içinde kadrolaştığı, subay ve astsubayolacak mensuplarını özel olarak yetiştirdiği, askerî yargıda egemen bir güçhâline geldiği ve bu nedenle yapıya yönelik soruşturmalardan netice alınamadığıbelirtilmiştir. İddianamede ifade edildiği şekliyle TSK içindeki bu yapılanma,ordu disiplinini bozacak ve ülke savunmasında zafiyet oluşturacak bir yoğunluğaulaşmıştır. Cumhuriyet Savcısı; FETÖ/PDY'nin kuvvetkomutanlıkları, jandarma ve emniyet teşkilatları içindeki sayıları on binleribulan mensuplarından oluşan ve devletten ayrı hiyerarşiye bağlı silahlı buyapılanmasının, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin tarihi boyunca gördüğü en büyük,en tehlikeli ve en organize terör örgütlenmesi olduğu değerlendirmesindebulunmuştur. Buna göre anayasal düzeni değiştirecek veya ortadan kaldıracaksilahlı güce ulaşan ve bir askerî darbe yapabilecek tek organize güç olan FETÖ/PDY'nin, TSK içindeki etkinliği dikkate alındığında darbeteşebbüsünde bulunma tehlikesi açık ve yakındır. İddianamede; son olarak butehlikenin gerçekleşmesi hâlinde bunun devlet için gerçek bir yıkım olacağı,ülkenin bir iç savaşa sürüklenebileceği, milyonlarca insanın ölüp milyonlarcamültecinin ortaya çıkabileceği, devletin yeniden ayağa kaldırılmasının mümkünolmayabileceği öngörüsünde bulunularak FETÖ/PDY'nintasfiyesinin devlet için artık varlık-yokluk meselesi hâline geldiğinedeğinilmiştir (Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının E.2016/24769 sayılıiddianamesi).
32. FETÖ/PDY'ye ilişkin olarak ülke genelinde açılan çok sayıdadavadan biri, Erzincan Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 16/6/2016 tarihindekarara bağlanmıştır (E.2016/74). Anılan kararda FETÖ/PDY'ninözellikle yargı ve emniyet birimleri ile TSK'da örgütlendiği, devletinhiyerarşik yapısı dışında ayrı bir yapılanmaya gittiği belirtilmiş; bu itibarlayapılanmanın silahlı bir terör örgütü olduğu kabul edilmiştir.
33. Diğer taraftan FETÖ/PDY'nin ulusal güvenlik üzerinde oluşturduğu tehdit, idariorganların karar, açıklama ve uygulamalarına da konu olmuştur. Bu bağlamdadevlet yetkilileri sürekli olarak anılan yapılanmanın ülke güvenliği için birtehdit olduğuna dair açıklamalarda bulunmuşlardır. Bu değerlendirmeler MGKkararlarında da ifade edilmiştir. MGK, söz konusu yapılanmayı 2014 yılıbaşından itibaren sırasıyla "halkımızın huzurunu ve ulusal güvenliğimizitehdit eden yapılanma", "devlet içindeki illegal yapılanma","kamu düzenini bozan iç ve dış legal görünüm altında illegal faaliyetyürüten paralel yapılanma", "paralel devlet yapılanması","terör örgütleriyle iş birliği içinde hareket eden paralel devletyapılanması" ve "bir terör örgütü" olarak kabul etmiştir. Sözkonusu MGK kararlarının her biri basın duyuruları aracılığıyla kamuoyuylapaylaşılmıştır. Yine FETÖ/PDY 2014 yılında, Millî Güvenlik Siyaset Belgesi'nde"Legal Görünümlü İllegal Yapılar" başlığı altında "ParalelDevlet Yapılanması" adıyla yer almış; Jandarma Genel Komutanlığı ise8/1/2016 tarihinde FETÖ/PDY'yi mevcut terör örgütlerilistesine dâhil etmiştir.
34. Diğer yandan baştayargı mensupları ve polis görevlileri olmak üzere çok sayıda kamu görevlisiyleilgili disiplin soruşturmaları yürütülmüş, birçok kamu görevlisi hakkında kamugörevinden çıkarma da dâhil olmak üzere disiplin yaptırımları veya idaritedbirler uygulanmıştır.
35. Ayrıca FETÖ/PDY ileirtibatlı olduğu değerlendirilen bazı ticari kuruluşlara, finans kuruluşlarınave medya organlarına yönelik idari birtakım tedbirlere de başvurulmuştur. Bubağlamda Bugün gazetesine 26/10/2015, Millet gazetesine 28/10/2015, Zaman gazetesine4/3/2016 tarihlerinde kayyım atanmış; 15/11/2015 tarihinde, "Samanyolu Grubu"na ait Samanyolu TV, Samanyolu Haber TV, MehtapTV ve Dünya TV'nin de aralarında bulunduğu 13 televizyon ve radyo kanalınınTÜRKSAT üzerinden yayın yapmasına son verilmiş; Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu(TMSF) 3/2/2015 tarihinde Bank Asyanın yönetimine elkoymuş, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) ise anılan Bankayı29/5/2015 tarihinde TMSF'ye devretmiştir. YineFETÖ/PDY ile bağlantıları olduğu belirtilen çok sayıda ticari kuruluşa dakayyım atanmıştır.
36. Darbe teşebbüsüsonrasında düzenlenen iddianamelerde; FETÖ/PDY'nindarbe yapma kararı almasında yapılanmanın devlet içindeki ve toplum üzerindekietkinliğinin önlenmesine yönelik olarak son dönemde alınan tedbirlerin etkiliolduğu, ayrıca 2016 yılı YAŞ toplantısında FETÖ/PDY ile iltisakıolan personelin TSK ile ilişiğinin kesileceğine dair duyumlar alınmasısonucunda teşebbüsün 2016 yılının Temmuz ayındagerçekleştirilmesinin kararlaştırıldığı belirtilmiştir. …”
7.Anayasa Mahkemesinin 26/7/2017 tarihli ve 2016/49158 başvurunumaralı kararının ilgili bölümleri şöyledir:
“ … OLAY VE OLGULAR
9. Başvuru formu veeklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP)aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetleşöyledir:
A. Genel Bilgiler
1. Darbe TeşebbüsüÖncesine İlişkin
10. Türkiye'de çok uzunyıllardır faaliyetlerine devam eden ve son yıllarda FetullahçıTerör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarakisimlendirilen bir yapılanma bulunmaktadır (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B.No: 2016/22169, 20/6/2017, § 22).
11. FETÖ/PDY'nin örgütlenmesine ve faaliyetlerine ilişkin olarak sonyıllarda suç delillerini yok etme, devlet kurumlarının ve üst düzey devletgörevlilerinin telefonlarını dinleme, devletin istihbarat faaliyetlerinideşifre etme, kamu görevine giriş veya görevde yükselme sınavlarına ilişkinsoruları önceden elde edip mensuplarına verme, cebir ve şiddet kullanarakHükûmeti ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını engellemeye teşebbüsetme gibi eylemler temelinde çok sayıda soruşturma ve kovuşturma yürütülmüştür.Bu soruşturma ve kovuşturma belgelerinde ileri sürülen olgulardan biri deyapılanmanın yargı kurumları içinde örgütlenmesidir (Aydın Yavuz ve diğerleri,§§ 27-30).
12. FETÖ/PDY'ye ilişkin olarak ülke genelinde açılan çok sayıdakidavadan biri, Erzincan Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 16/6/2016 tarihindekarara bağlanmıştır (E.2016/74). Anılan kararda FETÖ/PDY'ninözellikle yargı ve emniyet birimleri ile Türk Silahlı Kuvvetlerinde (TSK)örgütlendiği, devletin hiyerarşik yapısı dışında ayrı bir yapılanmaya gittiğibelirtilmiş; bu itibarla yapılanmanın silahlı bir terör örgütü olduğu kabuledilmiştir (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 32).
13. Diğer taraftanHâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) tarafından bazı yargı mensuplarıhakkında bu yapılanmayla irtibatlı şekilde usulsüzlükler yaptıkları iddiasıyladisiplin soruşturmaları yapılmış ve bu kişilere meslekten çıkarma cezalarıverilmiştir (bkz. Mustafa Başer ve Metin Özçelik, B. No: 2015/7908, 20/1/2016,§§ 38-43; Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri, B. No:2015/9756, 16/11/2016, §§ 51-60).
14. HSYK, 2014 yılı yazkararnamesinden itibaren yargı teşkilatı içinde FETÖ/PDY ile irtibatlıolduklarına dair yaygın bir kanaat bulunan çok sayıda hâkim ve savcıyı yargıyönetimi bakımından önemli görülen "başsavcılık, komisyon başkanlığı, ağırceza mahkemesi başkanlığı, ticaret mahkemesi başkanlığı, başsavcı vekilliği,Yargıtay savcılığı, müfettişlik, tetkik hâkimliği" gibi görevlerden alarakbaşka görevlere (yine hâkim ve savcı olarak) atamıştır. Bakanlık da idarigörevlerde bulunan çok sayıda hâkim ve savcının idari görevlendirmelerini aynınedenle kaldırmış, bu kişiler yargısal görevlerine dönmüşlerdir.
2. Darbe TeşebbüsüSonrasına İlişkin
15. Türkiye, 15 Temmuz2016 gecesi çeşitli rütbe ve görevlerdeki askerî personelin katıldığı ve ağırsilahlı gücün yoğun şekilde kullanıldığı bir darbe teşebbüsüyle karşı karşıyakalmıştır (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 15-17). Kamu makamları ve soruşturmamercileri -olgusal temellere dayanarak- teşebbüsün arkasında FETÖ/PDY'nin olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz vediğerleri, §§ 23-25).
16. Darbe teşebbüsüsırasında ve sonrasında ülke genelinde Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından,darbe girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasabile -teşebbüsün arkasındaki yapılanma olduğu belirtilen- FETÖ/PDY ilebağlantılı olan ve aralarında yargı mensuplarının da bulunduğu çok sayıda kişihakkında soruşturma başlatılmıştır (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 51).
17. Bu bağlamda AnkaraCumhuriyet Başsavcılığınca ilk olarak aralarında yüksek mahkeme üyelerinin debulunduğu üç bine yakın yargı mensubu hakkında FETÖ/PDY ile ilgilerininbulunduğu iddiasıyla soruşturma başlatılmış; HSYK tarafından 16/7/2016tarihinde, haklarında soruşturma başlatılan 2.745 hâkim ve Cumhuriyetsavcısının görevden uzaklaştırılmasına karar verilmiştir. Bu kişilerin büyükbölümü hakkında soruşturma mercilerince gözaltı ve tutuklama tedbirlerinebaşvurulmuştur (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 350).
18. Bakanlık verilerinegöre FETÖ/PDY soruşturmaları kapsamında 24/7/2017 tarihi itibarıyla hakkındasoruşturma yürütülen yargı mensubu sayısı 4.664'tür. Bu kişilerden 1.311'i adlikontrol tedbiri uygulanarak, 97'si ise herhangi bir koruma tedbiriuygulanmaksızın serbest bırakılmıştır. Yine haklarında soruşturma yürütülen 251yargı mensubu hakkında yakalama ve gözaltı gibi adli bir işlem yapılmamıştır.Aralarında yüksek mahkeme üyelerinin de bulunduğu 2.431 yargı mensubu hakkındaise tutuklama tedbiri uygulanmıştır. Bunların yanı sıra 297 yargı mensubu,haklarında tutuklama tedbiri uygulandıktan bir süre sonra tahliye edilmiş;tahliye edilenlerin 274'ü hakkında adli kontrol tedbirleri uygulanmıştır. Diğertaraftan kaçak durumda olup haklarında soruşturma/kovuşturma mercilerinceyakalama emri çıkarılan 271 yargı mensubu bulunmakta, 6 yargı mensubu hakkındaise gözaltı süreci devam etmektedir.
19. Öte yandan süreçiçinde HSYK tarafından FETÖ/PDY ile ilgilerinin bulunduğu değerlendirilen4.500'ün üzerinde yargı mensubu hakkında görevden uzaklaştırma ve meslektençıkarma kararları verilmiştir. Bu çerçevede HSYK Genel Kurulu 24/8/2016tarihinde 2.847, 31/8/2016 tarihinde 543, 4/10/2016 tarihinde 66, 15/11/2016tarihinde 203, 13/2/2017 tarihinde 227, 17/3/2017 tarihinde 202, 3/4/2017tarihinde 45, 5/5/2017 tarihinde 107 hâkim ve savcının meslekten çıkarılmasınakarar vermiştir. Bunlardan bazılarının yeniden değerlendirme talepleri HSYKGenel Kurulunca kabul edilerek meslekten çıkarma kararları geri alınmıştır.
20. FETÖ/PDY mensubuolmakla suçlanan hâkim ve savcılar hakkında ülke genelinde yürütülen soruşturmave kovuşturmaların tamamına yakını derdest olmakla birlikte Yargıtay 16. CezaDairesi 24/4/2017 tarihinde (E.2015/3, K.2017/3) FETÖ/PDY kapsamında tutuklananpolislerin tahliyesine yönelik kararlar veren iki hâkimin silahlı terör örgütü(FETÖ/PDY) üyesi olma suçundan -ilk derece mahkemesi sıfatıyla- mahkûmiyetinekarar vermiştir (Anılan hâkimlerin tutuklamanın hukuki olmadığı iddiasıylayaptıkları bireysel başvuruların açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna ilişkin karar için ayrıca bkz. Mustafa Başer ve MetinÖzçelik, §§ 134-161). Söz konusu Yargıtay kararında "örgütün kurucusu,yöneticileri ve üyeleri arasında sıkı bir hiyerarşik bağın mevcut olduğu,gizliliğe riayet ettiği, görünür yüzüyle gerçek yüzü arasındaki farkıgizlediği, amaca ulaşabilmek için yeterli eleman, araç ve gerece sahip olduğu,amacının Anayasa'da öngörülen meşru yöntemlerle iktidara gelmek olmayıp örgütünyarattığı kaos ortamı sonucu ayrıca devletin yanında oluşturduğu Paralel DevletYapılanmasıyla demokratik olmayan yöntemlerle cebir şiddet kullanmak suretiyleparlamento, hükumet ve diğer anayasal kurumları fesih edip iktidara gelmekolduğu, bu amacı gerçekleştirmek için polis ve jandarma teşkilatı, MİT (Millîİstihbarat Teşkilatı) ve Genelkurmay Başkanlığı gibi kuvvet kullanma yetkisinehaiz kurumlardaki üyeleri vasıtasıyla meşru organlara ve halka karşı silahkullanmak suretiyle amaç suça elverişli öldürme, yaralama gibi çok sayıda vahimeylem gerçekleştirdiği" belirtilerek FETÖ/PDY'ninsilahlı bir terör örgütü olduğu sonucuna varılmıştır.
21. Diğer taraftan darbeteşebbüsüyle bağlantılı olarak görülen davalardan birinde Erzurum 2. Ağır CezaMahkemesince (E.2016/216) iki sanık hakkında 5/1/2017 tarihinde verilenanayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçuna ilişkin mahkûmiyethükmü, Yargıtay 16. Ceza Dairesi tarafından 14/7/2017 tarihinde (E.2017/1443,K.2017/4758) onanmıştır. Yargıtay kararında "FETÖ/PDY ... Anayasadabelirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasi, hukuki, sosyal, laik, ekonomikdüzeni değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, TürkiyeDevletini ve varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini yıkmak ve dahasonra ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dışgüvenliğini, kamu düzenini bozmak amacıyla kurulmuş bir terör örgütüdür. Buörgüt kuruluşundan 15 Temmuz sürecine kadar örgüt lideri FetullahGülen tarafından belirlenen ideolojisi doğrultusunda amaçlarını gerçekleştirmeküzere eylem ve fikir birliği içinde hareket etmiştir. Sahip olduğu ya damensuplarının tasarrufunda bulunan araç gereç bakımından ... silahlı bir terörörgütü olduğu anlaşılmıştır." ifadelerine yer verilmiştir. Kararda ayrıca"15 Temmuz darbe teşebbüsünün, esas itibarıyla TSK içine sızmış FETÖ/PDYmensuplarınca gerçekleştirildiği, bu girişime başka unsurların da katılmış olmaihtimalinin, darbe teşebbüsünün bu karakterini değiştirmeyeceği"değerlendirmesinde bulunulmuştur.
3. FETÖ/PDY'nin Yargıdaki Yapılanmasına İlişkin
22. FETÖ/PDY'nin (genel özelliklerine ilişkin olarak bkz. AydınYavuz ve diğerleri, § 26) yargı kurumlarındaki yapılanmasına ve faaliyetlerineilişkin soruşturma ve kovuşturma belgeleri ile tedbir/disiplin kararlarında yeralan ve başta haklarında soruşturma yürütülen yargı mensuplarının beyanlarıolmak üzere maddi olgulara dayalı bulunan iddia ve tespitler şöyle özetlenebilir:
i. Devletin anayasal kurumlarını elegeçirmeyi, sonrasında devleti, toplumu ve fertleri kendi ideolojisidoğrultusunda yeniden şekillendirmeyi ve oligarşiközellikler taşıyan bir zümre eliyle ekonomiyi, toplumsal ve siyasal gücüyönetmeyi amaçlayan FETÖ/PDY; bünyesinde bulunan ışık (talebe) evleri, okullar,yurtlar ve dershaneler aracılığıyla ulaştığı ve amaçları doğrultusunda yetiştirdiğigençleri devlet yönetimi bakımından önemli görülen TSK, emniyet teşkilatı vemülki idare birimlerinin yanı sıra yargı kurumlarına da yerleşmeye teşvik etmişve yargıdaki kadrolaşmaya büyük önem vermiştir.
ii. FETÖ/PDY, hâkimlik ve savcılık mesleğinegiriş sınavlarının sorularını elde edip cevaplarıyla birlikte mensuplarınaönceden vererek bu kişilerin mesleğe haksız biçimde girmelerini sağlamıştır.Böylece yapılanmayla irtibatı bulunan çok sayıda kişi hâkim ve savcı olarakyargı teşkilatında görev almıştır.
iii. FETÖ/PDY; mensubu olan hâkim vesavcıların sosyal hayatlarındaki tutum ve davranışlarının nasıl olacağındanibadetlerini -gizlilik içinde- nasıl yerine getireceklerine, görevleriniyaparken hangi yönde karar vereceklerinden eşlerini nasıl ve kimler arasındanseçeceklerine, kendilerinin ve eşlerinin kılık kıyafetlerinden görev yeriolarak nereyi tercih edeceklerine, siyasal tercihlerinden kimlerle arkadaşlıkkuracaklarına kadar yaşamlarının her alanını dizayn etmeye yönelik telkin vetalimatlarda bulunmuştur.
iv. FETÖ/PDY ile bağı bulunan yargımensupları, adaylık sürecinden itibaren mesleğin her aşamasında gizliliğe azamidikkat ederek bu yapılanmayla ilişkilerinin bilinmesine engel olmayaçalışmışlar; bunun için kendilerini farklı sosyal gruplara aitmiş gibi göstermegayreti içinde bulunmuşlardır. Bu bağlamda FETÖ/PDY ile irtibatı olan birçokyargı mensubunun sosyal ortamlarda birbirleriyle yakın ilişki kurmadıkları,ibadetlerini gizli olarak yaptıkları, inançlarına aykırı davranışlarda bulundukları,yine yapılanmadan gelen talimat uyarınca kısa bir süre içinde Yargıçlar veSavcılar Birliğine (YARSAV) üye oldukları belirtilmiştir.
v. Kendisine kutsallık atfetmekte olan FETÖ/PDY'nin yargı kurumlarındaki mensupları da vatan, devlet,millet, ahlak, hukuk, temel hak ve özgürlükler de dâhil olmak üzere her şeyindeğer olarak yapılanmadan sonra geldiği anlayışına sahiptir.
vi. FETÖ/PDY ile irtibatı bulunan yargımensupları, yapılanmaya olan sadakatlerinin derecesine göre kendi içlerindegruplara ayrılmışlardır. Ayrıca yapılanmaya mensup hâkim ve savcılar, görevyerleri veya mesleğe başlama dönemlerine (devre) göre örgütlenmişlerdir. Buçerçevede her bir yargı kurumu/birimi içinde periyodik olarak toplantılaryapılmakta, yine her bir devre için de yılda bir kez düzenli olarak toplantıgerçekleştirilmektedir.
vii. FETÖ/PDY ile bağı olan yargı mensupları,ilk maaşlarının tamamını, sonraki tüm maaşlarının ise önemli bir bölümünü"himmet" olarak söz konusu yapılanmaya vermektedirler.
viii. FETÖ/PDY mensupları, kendilerindenolmayan hâkim ve savcılarla ilgili edindikleri bilgileri ve bu kişilerinyapılanmaya yönelik tutum ve değerlendirmelerini öğrenerek bağlı olduklarıüstlerine (abi/abla veya imam) iletmektedirler.
ix. Fetullah Gülen'in"İster adliyede ister mülkiyede arkadaşlarımızın gittikleri yerlerde daharahat iş yapmaları, tutunmaları, kaymakam iseler vali olmaları, sıradan birhâkim iseler takdir toplayan bir hâkim olmaları", "hatta meslekleriniaksatmamak, mesleklerini icra etmenin yanı başında kabilse arkadaşlarımızdeğişik sahalarda kariyer yapmaları, birer mastır yapmaları, icabında doktorayapmaları dıştan da olabilir, hâkimlik yaparken de olabilir." şeklindekisözlerine yansıyan teşvik ve talimatları doğrultusunda FETÖ/PDY ile irtibatıolan yargı mensuplarının ön plana çıkarılmasına yönelik birtakım girişimlerdebulunulmuştur. Bu kapsamda yapılanmaya mensup hâkim ve savcılar, çeşitlikurullarda görev alma, birbirlerine referans olma, akademik ve dil eğitimineyönelik çalışmalarda bulunma, yurt içi ve yurt dışı eğitim, ziyaret vetoplantılara katılma gibi faaliyetlere yöneltilmiştir.
x . FETÖ/PDY mensubu Bakanlık ve/veya HSYK müfettişleri, yapılanmaylailgisi olan yargı mensuplarının sicillerine -çoğu zaman hak etmedikleri hâlde-olumlu değerlendirmeler yazmışlar; bu kişiler hakkındaki disiplinincelemelerinde ve/veya soruşturmalarında koruyucu bir tutum sergilemişlerdir. Bunakarşılık FETÖ/PDY ile ilgisi bulunmayan yargı mensuplarının etkisizleştirilmesiamacıyla bu kişilerle ilgili sicillerde ve disiplin süreçlerinde -haksız birşekilde veya olması gerekenin ötesinde- olumsuz değerlendirmelerdebulunmuşlardır.
xi. FETÖ/PDY ile bağı olan yargı mensuplarıbilhassa (yakın döneme kadar faaliyette olan) özel yetkili mahkemelerde vesavcılıklarda örgütlenmiş, örgütün yargı içindeki imamlarından aldıklarıtalimatlar uyarınca ve örgüt çıkarları doğrultusunda hareket etmişlerdir. Bubağlamda "Şemdinli", "Ergenekon", "Balyoz","Askerî Casusluk", "Devrimci Karargâh", "Poyrazköy", "Oda TV" ve "Şike"davaları gibi kamuoyunda yoğun tartışmalara neden olan birçok davanın -FETÖ/PDY'nin amaçları doğrultusunda- başta TSK olmak üzerefarklı kamu kurum ve kuruluşlarındaki örgüt mensubu olmayan kamu görevlilerinitasfiye etmek ve farklı sivil çevrelerde örgütün çıkarlarına aykırıdavrandığını düşündüğü kişileri etkisizleştirmek amacıyla kullanıldığı;"17-25 Aralık" ve "MİT tırları" soruşturmalarının daHükûmeti devirme amacıyla yapıldığı soruşturma/kovuşturma mercileri ve kamumakamlarınca ileri sürülmüştür.
xii. FETÖ/PDY içinde, gerektiğinde Fetullah Gülen ile doğrudan irtibat kurabilen veyapılanmanın "Türkiye imamı"na bağlı olarakhareket eden bir "yargı imamı" bulunmaktadır ve bu kişi yargı içindesöz sahibi olabilecek kişiler arasından seçilmektedir. Yapılanmanın ülkenin tümillerini kapsar şekilde taşra örgütlenmesi bulunmaktadır.
xiii. 2010 yılında oluşturulan HSYK'da FETÖ/PDY ile irtibatlı kişilerin önemli bir orandayer alması ve bu Kurul tarafından seçilen yüksek yargı üyelerinin büyük birbölümünün yapılanma ile bağı bulunan kişiler olması nedeniyle FETÖ/PDY, butarihten sonra hem yargı yönetimi üzerinde hem de yüksek mahkemelerde önemlibir etkinliğe ulaşmıştır. Böylece yapılanmanın yargı kurumlarındaki gücü,kolluk birimlerindeki etkinliğiyle birlikte toplum üzerinde bir baskı unsuruhâline gelmiştir. Öte yandan yapılanmayla irtibatı olan yüksek yargımensuplarının kurum içinde yapılan seçimlerde yapılanmadaki üstlerinden gelentalimatlar doğrultusunda oy kullandıkları belirtilmektedir.
xiv. FETÖ/PDY ile irtibatı olduğu ilerisürülen hâkim ve savcılar 12/10/2014 tarihinde yapılan HSYK seçimine bağımsızaday olarak (bir başka adayla birlikte hareket etmeden) girdiklerini ifadeetmişlerdir. Bununla birlikte FETÖ/PDY ile bağı olduğu belirtilen çok sayıdahâkim ve savcı, diğer yargı mensuplarından bu kişilere oy vermelerini istemişve bunun için ülke genelinde yargı kurumlarına ve adliyelere ziyaretlerdebulunmuştur. FETÖ/PDY mensubu hâkim ve savcılar seçim faaliyetleri veçalışmaları sırasında aralarındaki iletişimlerini genel olarak "ByLock" üzerinden gerçekleştirmişlerdir. Yine FETÖ/PDYile irtibatı bulunan çok sayıda hâkim adayının -henüz atamaları yapılmadan-seçimde oy kullanabilmek amacıyla yapılanmadan gelen talimat uyarınca YüksekSeçim Kuruluna (YSK) başvurdukları ifade edilmiştir. Seçim sonuçlarıincelendiğinde ise -her bir seçmenin adli yargı için on bir, idari yargı içinbeş adaya oy verme hakkına sahip olduğu seçim sisteminde- seçime bağımsızolarak girdiğini beyan eden ve hukuk çevrelerinde söz konusu yapılanmaya mensupya da bu yapı ile irtibatlı olduklarına dair iddialar ileri sürülen adliyargıdan on aday, binlerce hâkim ve savcıdan blok olarak oy almış ve bunlardanikisi HSYK yedek üyeliğine seçilmiştir. İdari yargıdan beş aday ise yüzlercehâkimden blok olarak oy almış ve bunlardan ikisi HSYK asıl üyeliğineseçilmiştir.
xv. Her seviyedeki yargı kurumu içindeörgütlenmiş olan FETÖ/PDY, örgütün imamlarından aldıkları talimatlar uyarıncave örgüt çıkarları doğrultusunda hareket eden binlerce yargı mensubu eliyleyargı sistemi üzerinde bir vesayet oluşturmuştur..."
BAŞVURUCUNUN DAHA SONRA SUNDUĞU DİLEKÇELER VEDELİLLER:
8.Başvurucu, avukatları aracılığı ile aşağıdaki dilekçelerivermiştir: (Başvurucu dilekçelerinde ilgili kişilerin adları açık olarak yeralmaktadır)
A)Başvurucu vekilinin21.7.2016 tarihli dilekçesinin ilgili bölümleri şöyledir:
“1-Başvurucu Gülhane Askeri Tıp AkademisindeÜroloji Anabilim Dalı başkanı olarak görev yaparken mahiyetinde görev yapmaktaolan bazı Askeri personelin eylemleriyle ilgili olarak hazırlamış olduğu suçdosyalarına, gerekli adli işlemler yapılması maksadıyla silsileler yoluylaGENELKURMAY BAŞKANLIĞI ADLİ MÜŞAVİRLİĞİNE göndermiştir. 15 Temmuz 2016 menfurkalkışmasının planlayıcılarından olduğu iddia edilen (konu ile ilgili haberçıktıları ektedir.) Dönemin ADLİ MÜŞAVİRİ M.K. başvurucunun göndermiş olduğudosyalara ilişkin işlem yapılmamış başvurucu hakkında soruşturma açılmıştır.
2-Başvurucu Genelkurmay Adli Müşaviri AlbayM.K. hakkında şikayette bulunmuş fakat Milli SavunmaBakanlığınca başvurucunun soruşturma konulu evrakı işlemden kaldırılmıştır. Buhukuka aykırı idari işleme yönelik başvurucu tarafından açılan dava AYİM ÜçüncüDaire Başkanlığında 2014/401 E., 2014/1563K. İle görülmüştür.
3-Başvurucunun AYİM önündeki davasının temeliolan şikayet dilekçesinin işlemden kaldırılması ileAdli Müşavirin işlediği suçun açığa çıkması engellenmiştir. Başvurucu AdliMüşavire gönderdiği suç dosyaları ile Gülhane Askeri Tıp Akademisi içindeki birgurubun hukuka aykırı olarak yapılanması ve bu yapılanmanın sonrasında amirleriolan başvurucu hakkında sistematik şikayetleri sonucu iş yapamaz halegetirilmesini hukuk önüne taşımak istemiş fakat bu Adli Müşavir olan Albay M.K.tarafından önlenmiştir. GATA'da başvurucuya karşı yapılan hukuka aykırıişlemler ile ilgili şikayet dilekçemiz ektedir.Başvurucu bu yapıyla mücadelesi sırasında Silahlı Kuvvetlerden uzaklaştırılmakiçin ayrıca İzmir'de görülen Casusluk davasına dahil edilmiş, bu davada beraatetmiştir.
4- AYİM Üçüncü Daire Başkanlığında görülendava kapsamında başvurucunun tüm savunmaları maddi gerçeğin hilafında budairece reddedilmiştir. AYİM Üçüncü Daire'ninadilyargılama ilkesine açık aykırı olarak yaptığı ve bu başvurucunun talebinireddeden yargılamaya katılan Hakimlerin tamamı 15Temmuz 2016 tarihinde yapılan kalkışma kapsamında terör örgütünün terfi veatama listelerinde yer almaktadır. Bu konudaki internet haberleri ektedir.”
B)Başvurucu vekilinin16.8.2016 tarihli dilekçenin ilgili bölümleri şöyledir:
“… 2) 15/07/2016 tarihindeki FETÖ/PYD SilahlıTerör Örgütü kapsamında Cumhurbaşkanlığı Külliyesi, TBMM ve GenelkurmayBaşkanlığı bombalanmış, darbeye karşı duran Emniyet ve Silahlı Kuvvetler mehsupları ile çok sayıda sivil vatandaş şehit olmuştur.Darbenin engellenmesine müteakip başlatılan soruşturmalarda FETÖ/PYD terörörgütüne mensup yada onların emrinde hareket edendarbe girişimcilerinde çok sayıda rütbeli ve sivil unsurlar yakalanmış vetutuklanmıştır.
3) ASKERİ YARGI MENSUPLARI içerisinde ve GATAGÖREV YAPAN KİŞİLER arasında terör örgütüne mensup veya onların emrinde hareketedenlerin soruşturulması hali hazırda Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı AnayasalDüzene Karşı İşlenen Suçlar Soruşturma Bürosunca yürütülmektedir.
4) Son gelişmelerde göstermişdirki FETÖ/PYD Silahlı Terör Örgütü tarafından yapılan darbe girişimi kapsamındayakalanan veya tutuklanan kişiler arasında bütün Askeri birliklerde olduğu gibiAskeri Yargıda da FETÖ/PYD yapılanması bulunmaktadır. Huzurda görülmekte olandosya kapsamında Askeri Yargı içinde bulunup tutuklanan ve soruşturması devameden kişiler bulunmaktadır.
5) Başvurucunun idarenin hukuka aykırı olarakemekliye sevk edilmesi sonrasında Askeri Yüksek İdare Mahkemesi önünde hakkınıarama maksadıyla açmış olduğu dava AYİM Üçüncü Daire Başkanlığında 2014/1536E., 2015/1318 K. görülmüştür. Başvurucunun AYİM önündeki davasının temeli olanemekliye sevk işlemleri Gülhane Askeri Tıp Akademisi içindeki bir grubun hukukaaykırı olarak yapılanması ve bu yapılanma sonrasında amirleri olan başvurucuhakkında sistematik şikayetleri sonucu yapılan atama işlemi ile sağlanmıştır.Başvurucu Silahlı Kuvvetlerden uzaklaştırmak için ayrıca İzmir'de görülenCasusluk davasına dahil edilmiş, bu davada beraat etmiştir.
6) AYİM Üçüncü Daire Başkanlığında görülendava kapsamında başvurucunun tüm savunmaları maddi gerçeği hilafında bu dairecereddedilmiştir. AYİM Üçüncü Dairenin adil yargılama ilkesine açık aykırı olarakyaptığı ve başvurucunun talebini reddeden yargılamaya katılan Hakim Albay G.G., Hakim Albay M. K., Hakim Albay M. A. veJandarma Kurmay Albay Ş.B. halihazırda FETÖ/PYD Silahlı Terör Örgütüsoruşturmasında ya tutuklanmış yada soruşturma kapsamında haklarında işlemyürütülmektedir.
7) Başvurucu Ülkedeki meri hukuk kurallarınagöre yargılanmamıştır.
Başvurucu bir terör örgütünün kendisinimeslekten uzaklaştırmak için yapmış oldukları kumpasın içinde kalmıştır.Mevcut durum kapsamındaadil yargılanmanın ihlali talebimiz kapsamında YENİDEN YARGILANMAYA KARARVERİLMESİNİ ve talebimiz doğrultusunda tazminata hükmedilerek yargılamagiderlerinin tarafımıza ödenmesine karar verilmesini saygılarımızla arz vetalep ederiz. 16/08/2016”
C) Başvurucunun 27.2.2017 tarihli dilekçesininilgili bölümleri şöyledir:
“Anayasa Mahkemesine 09/12/2015 tarihindeyapılan ve 2015/18803 sayılı bireysel başvuru numarası ile kayda alınanbireysel başvurumuza ilişkin olarak 15/07/2016 tarihindeki FETÖ/PYD SilahlıTerör örgütütarafından yapılan darbe girişimi nedeniile ilave bildirimde bulunma zorunluluğu doğmuş olup bu kapsamdaki açıklamalaraşağıdadır. Başvuruda bulunduğum olayla ilgili olarak bireysel açtığımdavalarda FETÖ/PYD ilgisi nedeniyle 24 kişinin KHK ile görevlerine sonverilmiştir. Bu kapsamda Askeri Mahkemeler, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi,Genel Kurmay Adli Müşavirliği ve Gülhane Askeri Tıp Akademisi (GATA)'nde bulunan 24 kişilik hukuk dışı bir oluşum tarafındanidari tahkikatlar, soruşturmalar ve mahkemelerle mağdur edildiğimi ve kumpasakurban gittiğimi düşünmekteyim. Aşağıda açıklanan gerekçelerle huzurdaincelenen davanın FETÖ/PYD Terör Örgütü mağduru olması kapsamında öne alınarakdevam etmekte olan mağduriyetimin giderilmesini istemekteyim. Başvuruma konuolan davam kapsamında hakkımda yürütülen işlemlerde görevli veya ilişkilikişilerden;
a) Genelkurmay BaşkanlığıAdli Müşaviri M. K. (668 Sayılı KHK ile tutuklu ve 667 sayılı Kanun HükmündeKararnamenin 3.(1). maddesi 668 sayılı KHK'nın 4.(8)b. maddesi ile kurulan Askeri Hakimler Komisyonu kararı ile ihraç. Ek-A
b) Genelkurmay BaşkanlığıAskeriMahkemesi Savcısı A.M.E. (668 sayılı KHK iletutuklu ve 667 sayılı Kanun Hükmünde kararnamenin 3.(1).maddesi,668 sayılı KHK'nın 4(8).b. maddesi ile kurulan Askeri Hakimler Komisyonu kararıile ihraç).Ek-A
c) Genelkurmay BaşkanlığıAskeri Mahkemesi Savcı K.K. (668 sayılı KHK ile tutuklu ve 667 sayılı KanunHükmünde Kararnamenin 3.(1).maddesi,668 sayılı KHK'nın4.(8).b. maddesi ile kurulan Askeri Hakimler Komisyonu kararı ile ihraç). Ek-A
d) Meslekten emekliolmama neden olan atamam kapsamında ilk soruşturmayı yapıp aleyhimde iddianemeyi hazırlayan GenerkurmayBaşkanlığı Askeri Mahkemesi savcısı S.B. (668 sayılı KHK ile tutuklu ve 667sayılı Kanun Hükmünde kararnamenin 3.(1). maddesi, 668sayılı KHK'nın 4.(8).b maddesi ile kurulan Askeri Hakimler Komisyon kararı ileihraç.) Ek-A
e) Meslekten emekliolmama neden olan atamam kapsamında yapılan yargılamada iddianameyi kabul edeno dönemin Genelkurmay Başkanlığı Askeri Mahkemesi başkanı E.E. (668 sayılı KHKile tutuklu ve 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 3.(1). maddesi,668 sayılı KHK”nın 4.(8). b. maddesi ile kurulanAskeri Hakimler Komisyon kararı ile ihraç) Ek-A
f) Meslekten emekliolmama neden olan atamam kapsamında yapılan yargılamada sonraki Başkan hariçtüm Mahkeme Heyeti (668 sayılı KHK ile tutuklu ve 667 sayılı Kanun HükmündeKararnamenin 3.(1). maddesi, 668 sayılı KHK”nin 4.(8).b. maddesi ile kurulan Askeri HakimlerKomisyon kararı ile ihraç.) Ek-A
g) Meslekten zorunluemekliliğime neden olan tamamı yapan Genelkurmay Personel Başkanı M.İ. (668sayılı KHK ile 46. sırada ihraç)
h) Ondan sonra gelenpersonel başkanı Korgeneral İ.T. (668 sayılı KHK ile 46. sırada ihraç)
i) Savcı Seyfi Bulduğunbeyin ameliyatı dolayısıyla istirahatli iken İddianameyi hazırlanmasına müsaadeeden zamanın Genelkurmay Başsavcısı H.K. (668 sayılı KHK ile tutuklu ve 667sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 3.(1). maddesi, 668sayılı KHK'nın 4.(8).b. maddesi ile kurulan Askeri Hakimler Komisyonu kararıile ihraç)
j) HakkımdaGenelkurmay'da düzenlenen sözde İdari Tahkikat heyetinin başkanı KorgeneralM.Ö. (668 sayılı KHK ile 61. sırada ihraç)
k) Bilirkişilerden Prof.Tbp.Alb. H.T. (Tutuklanarak 668 sayılı KHK ile 626.sırada FETÖ/PYD örgüt üyeliği ve darbeye teşebbüsten ihraç)
l) Bilirkişilerden Prof.Tbp.Alb. M.U. (Aynı nedenlerle 672 sayılı KHK ileJandarma Genel Komutanlığı 3 sayılı liste 1. sırada ihraç)
m) Şahsımla ilgili GATAda yapılan tüm idari tahkikatlarda görev alan rütbe, kıdem ve kariyer olarakbenden çok küçük olan Prof.Tbp.Alb. A.H.(KHK ile FETÖ/PYD örgüt üyeliği ve darbeye teşebbüstenihraç)
n) Tanık olarakgösterilen ve Seyfi BULDUK tarafından ismi iddianamede geçirilen M.E. ( 29 Ekim 2016-675 Sayılı KHK ile 9. sırada ihraç)
o) Genel Kurmaydaki idaritahkikat dolayısıyla GATA Komutanlığının Mahkeme'ye gönderdiği resmi bilirkişiraporuna rağmen resmi yazı olmadan telefonla bilirkişi olarak görevlendirilen Prof.Tbp.Alb. E.Ç. (Psikiatri AD:675 sayılı KHK ile 52. sıradan ihraç) (Mahkemeye belge olarak sunulmuştur.)
p) Mahkeme'de tanık,bilirkişi ve olay esnasında GATA'da Cerrahi Bilimler Başkanı ve sonrasındaDekan olan M.B. (Oğlu Uz.Yzb.G. B.29 Ekim 2016-675Sayılı KHK ile 9.Sıradan ihraç)
q) Mağdurken şüpheliolduğu bu davada;şüpheliiken mağdur durumuna sokulan İ.Y.nın (Jandarma GenelKomutanlığı 672 sayılı KHK ile 2. sırada ihraç) FETÖ/PYD soruşturmasıkapsamındagörevine son verilmiştir.
r) Aynı şekilde E.A.un (Kara KuvvetleriKomutanlığı 675 sayılı KHK ile 96. sırada ihraç) FETÖ/PYD soruşturmasıkapsamında görevine son verilmiştir.
s) B.F.A. 3 ay tutuklukalmıştır. Son MSB listesinde KHK ile görevine son verildiği duyumlarıalmaktayız.
t) Askeri yüksek İdareMahkemesinde Y.Y. dahil davamı geri çeviren 4 üye; 668 sayılı KHK ile tutukluve 667 sayılı Kanun Hükmünde kararnamenin 3.(1). maddesi,668 sayılı KHK'nın 4.(8).b. maddesi ile kurulan Askeri Hakimler Komisyon kararıile ihraç edilmişlerdir.
HalenMahkemenizin önünde bulunan davam kapsamında TOPLAMDA = Genelkurmay AskeriMahkeme Heyeti 3 kişi + Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Üyesi 4 kişi + 36 aydırdevam eden soruşturmayı yürüten Savcılar …dahil bu davada FETÖ/PYD ilgisinedeniyle 24 kişinin KHK ile görevlerine son verilmiştir.
FETÖ'nün Askeri Yargı Yapılanmasına yönelik iddianame dehazırlanmış ve bu dava da ismi geçen tüm yargı mensupları iddianamede yeralmaktadır. Bu iddianamede müebbed hapis cezasıistemiyle yargılanmaktadırlar.
Hakkımdaaçılan soruşturma ve daha sonrasında yapılan atamam sonrasında emekli olmasürecinin başından beri art niyetli hazırlanmış iddianame ve mahkeme süreciiçerisinde 47 aydır mağdur durumdayım. Askeri Mahkemedeki yargılanmam keyfiolarak uzatılmaktadır. 15 Temmuz hain darbe sonrasında bugüne kadar geçen 8 ay sürecinde herhangi bir karar verilmemiştir. Eğer16 Nisan 2017 sonrasında bırakılırsa evet çıktığı takdirde Askeri Mahkemelerkapanacağı için hakkımda devam eden dava enaz birsekiz ay daha 16 ay yani toplamda 63 ay sürmüş ve sonuçlandırılmamış olacaktır.Bu durumda sonuç olarak 5 yıl 3 ay bir kumpas davası ile mağdur durumdaolacağım. …”
D) Başvurucu vekilinin 28.9.2017 tarihlidilekçesinin ilgili bölümleri şöyledir:
"1) Anayasa Mahkemesine09/12/2015 tarihinde yapılan 2015/18803 sayılı bireysel başvuru numarası ilekayda alınan bireysel başvurumuza ilişkin olarak FETÖ/PYD Silahlı Terör Örgütütarafından yapılan darbe girişimi sonucu ortaya çıkan yeni bilgi ve belgelernedeni ile ilave bildirimde bulunma zorunluluğu doğmuş olup bu kapsamdakiaçıklamalar aşağıdadır.
2) Başvurucu GATA'daÜroloji Anabilim Dalı Başkanı olarak görev yapmakta iken GATA'da bulunan hukukdışı bir oluşum tarafından ihbar, şikayet vetutanaklarla hakkında idari soruşturmalar ve savcılık soruşturması açılmasınaneden olunmuştur. Bu soruşturmalar gerekçe gösterilerek başvurucu GATA dışındabir hastahaneye tayin edilerek öğretim üyeliğisıfatını kaybetmiş bunun sonucunda da erkenden emekliye sevk edilmiştir.
3) Başvurucu Üroloji AnabilimDalı Başkanı olarak bölümünde hukuka aykırı işlemleri tespit etmiş ve buolaylar hakkında üç ayrı suç dosyası hazırlamıştır. Anılan dosyalar işlemyapılması için GATA Komutanlığınca Genelkurmay Başkanlığına gönderilmiştir.
4) Başvurucu tarafındanhazırlanan ve GATA Komutanlığınca kendisine gönderilen suç dosyalarına hukukauygun işlem yapmayan dönemin Adli Müşavirliği;
- GATA'da Üroloji bölümünü kontrollerinealmaya çalışan ve 15 Temmuz hain kalkışmasısonrasındakamu görevinden ihraç edilen bir kısım subaylar tarafından gerçeğin hilafında,sadece suç üretmeye yönelik olan ve Silahlı Kuvvetler şikayet sisteminde yeralmayan ayrıca suç oluşturan TUTANAK TUTMA yoluyla hazırlanan tutanakları sırfbaşvurucu aleyhinde olduğu için dikkate alarak hiçbir araştırma yapmadan komutamakamına iletmiş ve böylece başvurucu aleyhinde idari tahkikat komisyonukurulmasını sağlamıştır.
-Bu komisyonun oluşumuna ve komisyondabulunanlara müdahale ederek ve komisyon raporundaki çelişkileri görmezden gelerek,hiçbir inceleme yapmadan kasıtlı olarak komisyon raporunu tekrar komutaheyetine sunmuş ve başvurucu hakkında soruşturma açılmasını sağlamıştır.
- Komuta heyetini yanıltarak başvurucuhakkında soruşturma açılması sonrasında başvurucunun amirlerinin başvurucuhakkındaki düşüncelerini değiştirmesini sağlamış ve başvurucunun hukuka aykırıolarak ikinci kez tayininin çıkarılarak meslekten emekli olmasına nedenolmuştur.
5)Başvurucunun idarenin hukuka aykırı olarakyapmış olduğu atama ve bu atama sonucu emekliye sevk edilmesi kapsamındaöncelikle atama işleminin iptal istemli davasını Askeri Yüksek İdari Mahkemesiİkinci Daire Başkanlığında 2014/663 E. ve 2015/191 K.ileyargılaması yapılmış ve talebi red edilmiştir. 15Temmuz Darbe girişimi sonrasında yürütülen soruşturmalar kapsamında AskeriYargıdaki soruşturmalarda başvurucunun bu davasına yönelik olarak yapılanhukuksuzluğu gösteren ve başvurucunun bu davasında yer alan hakimlerden biriolanC.G.'nin Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına vermişolduğu yazılı savunmasını ekte sunmaktayız. Burada da açıkça görüleceği gibibaşvurucuya yönelik olarak Askeri Yargıda gerçekleştirilen yargılama hukukaaykırı ve başvurucuyu Silahlı Kuvvetlerden uzaklaştırma esası üzerindenyapılmıştır. Daha sonra emekliye sevk işleminin iptali maksadıyla Askeri Yüksekİdari Mahkemesi önünde hakkını aramak için açmış olduğu dava AYİM Üçüncü DaireBaşkanlığında 2014/1536 E., 2015/1318 K.ilegörüşülmüştür.Bu dava da yine hukuka ve kanuna aykırı olarak neticelenmiştir. BaşvurucununAYİM önündeki davasının temeli olan emekliye sevk işlemleri Gülhane Askeri TıpAkademisi içindeki bir gurubun hukuka aykırı olarak yapılanması ve bu yapılanmasonucunda amirleri olan başvurucu hakkında sistematik şikayetleri sonucuyapılan atama işlemi ile sağlanmıştır.
6) AYİM Üçüncü Daire Başkanlığında görülendava kapsamında başvurucunun tüm savunmaları maddi gerçeğin hilafında budairece reddedilmiştir. Başvurucu ülkedeki meri hukukkurallarına göre yargılanmamıştır. Başvurucu bir terör örgütünün kendisini meslektenuzaklaştırmak için yapmış oldukları kumpasın içinde kalmıştır. Mevcut durum kapsamındayargılanmanın ihlali talebimiz kapsamında;
YENİDEN YARGILANMAYA KARAR VERİLMESİNİ,
Talebimiz doğrultusunda tazminatahükmedilmesini,
Yargılama giderlerinin tarafımıza ödenmesinekarar verilmesini,
Saygılarımla arz ve talep ederim."
BAŞVURUNUN YENİ DELİLLER KAPSAMINDADEĞERLENDİRİLMESİ GEREĞİ:
9.17-25 Aralık ve özellikle 15 Temmuz hain darbe teşebbüsüsonrasında Anayasa Mahkemesine yapılan pek çok bireysel başvuruda, başvuruculartarafından, FETÖ terör örgütüne mensup oldukları sonradan ortaya çıkan ve bunedenle meslekten çıkarılan veya tutuklanan yargı mensuplarınca verilmişkararlardan mağdur oldukları belirtilerek, bu nedenle yargılamanın yenilenmesigerektiği ileri sürülmüş ise de, bu tür başvurularda soyut iddialartemellendirilmediği ve başvurucuların ne tür bir mağduriyetine yol açıldığınınaçıklanamadığı gerekçesiyle başvurular hakkında KABUL EDİLEMEZLİK kararlarıverilmiş olup bu husus müstakar içtihat haline gelmiştir. Diğer bir ifadeyle,başvuruları reddedilen başvurucular, FETÖ/PDY üyesi yargı mensuplarınca verilenkararların ne tür bir örgütsel ilişki sonucu verildiğini ve hangi nedenle adıgeçen terör örgütü tarafından mağdur edildiklerini açık bir şekilde ortayakoyamamış, olgularla iddiaları arasındaki illiyet bağını açıklayamamış,kısacası iddialarını temellendirememiştir.
10.Başvuru konusu dosyada ise başvurucunun durumu farklıdır.Başvurucu, yaptığı şikayetlerin ve hakkında yapılan şikayetlerin soruşturulması,haklarında tesis edilen idari işlemler ve yargı kararlarını veren mahkeme vesavcılıklarda görevli olan kişilerin tamamının FETÖ terör örgütü yöneticisi,mensubu, yardım edeni ve iltisaklı oldukları hakkında çok açık bir tabloyugözler önüne koyan ve yukarıdaki Anayasa Mahkemesi kararlarında yer alanaçıklamalara ve tesbitlere uygun düşen pek çok delilve emareyi sunmuş; başka bir deyişle iddiasını sonradan da olsatemellendirebilmiştir. Gerçekten de, başvurucu ilehusumet halinde olan kişilerle bu konudaki uyuşmazlıkta yargı görevi ifa edenkişilerin aynı terör örgütü (FETÖ) mensubu olmaları, başvurucu hakkındakiyargılama sonuçlarının da adil olmadığının açık delilidir. Olgular, yukarıdaalıntı yapılan ve kesin hüküm niteliğinde olan Anayasa Mahkemesi kararlarındaetraflıca yapılan tespitler doğrultusunda ve açık bir şekilde, FETÖ mensubusilahlı kuvvetler mensupları ve yargı mensuplarınca, sistemli, ustacadüzenlenmiş bir seri işlem ve kararlarla, başvurucuya kumpas yapıldığına işaretetmektedir.
11. Bu nedenle, yukarıda nakledilen Anayasa Mahkemesikararlarında da açıklandığı gibi hain darbe girişimi öncesinde yargı ve silahlıkuvvetler içerisinde uzun süre yapılanmış olan örgütün kullandığı metotlar dagözetildiğinde, başvurucunun bu yolda temellendirilmiş bir iddiayı başvurusırasında ortaya koyması, esasen mümkün değildir. FETÖ mensubu yargı ve silahlıkuvvetler yapılanmasının gerçek boyutları ancak 15 Temmuz hain darbeteşebbüsünden sonra ortaya çıkmıştır. Diğer bir ifadeyle, başvurucudan bu husustakidelillerini başvuru sırasında ortaya koymuş olmasını beklemek, hayatın olağanakışına aykırı ve makul olmayan bir durumdur.
12. Aksine bir usul kuralı bulunmadıkça bir yargı merciiönündeki başvurucunun, iddiasını ispat amacıyla sonradan elde ettiği delillerihüküm verilinceye kadar mahkemeye sunma olanağına sahip olması, adilyargılanmanın temel bir unsurudur. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin uygulamasıda bir başvuru karar aşamasına gelinceye kadar sunulan ve başvuruyutemellendirebilmek için gerekli olan hususların sunulmasını kabul etmekyönündedir.
13.Anayasa Mahkemesine yapılacak bireysel başvurularda,başvurucunun elinde olan delilleri derece mahkemeleri önünde öne sürmemişolması hariç, iddialarını destekleyecek tüm delillerini başvuru formu ilebirlikte sunmasını zorunlu kılan bir kural olmadığı gibi, tüm ülkeye benzerigörülmemiş bir travma yaşatan FETÖ terör örgütünün hain darbe girişiminin yolaçtığı olağanüstü şartlar karşısında, peyderpey ortaya çıkmakta olan gerçekleritakip eden ve başvurusu ile ilgili delilleri toplayan başvurucunun, bunlarıAnayasa Mahkemesine gelişmeleri bildirmek yükümlülüğüne uygun olarak zamanlıcasunmasına rağmen başvurucunun bu delil ve iddialarının incelenmeden kararverilmesi başlı başına hakkaniyete uymayan bir durum yaratmıştır.
SONUÇ:
Başvurucunun, yargılamanın sonucu bakımından adil olmadığınailişkin ve özünde son derece haklı olan iddiasının KABUL EDİLEBİLİRLİĞİNE veyargılamanın sonucunun adil olmadığına karar verilmesi gerekirken başvurununreddi yönünde verilen karara katılmamaktayım.
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT