TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
YÜCEL YAŞAR BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/7199)
Karar Tarihi: 25/3/2015
R.G. Tarih- Sayı: 30/6/2015-29402
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Serruh KALELİ
Üyeler
:
Burhan ÜSTÜN
Nuri NECİPOĞLU
Hicabi DURSUN
Hasan Tahsin GÖKCAN
Raportör
:
Yunus HEPER
Başvurucu
:
Yücel YAŞAR
Vekili
:
Av. Salih EKİZLER
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvurucu, üyesi olduğu sendikanın tüm Türkiye’de yaptığıgöreve gelmeme çağrısına katılarak görevine gelmediğini, ancak mazeretsizolarak göreve gelmediği gerekçesiyle kınama cezası verildiğini, sendikalfaaliyetlere katılması nedeniyle ceza verilmesinin toplantı ve örgütlenmeözgürlüğüne ilişkin anayasal haklarını ihlal ettiğini ileri sürmüştür.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru, 17/9/2013 tarihinde İzmir Bölge İdare Mahkemesivasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespitedilmiştir.
3. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca, 28/2/2014 tarihindekabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölümegönderilmesine karar verilmiştir.
4. Bölüm başkanı tarafından 13/3/2014 tarihinde kabuledilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvuru konusu olay ve olgular 13/3/2014 tarihinde AdaletBakanlığına bildirilmiştir. Adalet Bakanlığı görüşünü 14/4/2014 tarihindeAnayasa Mahkemesine sunmuştur.
6. Adalet Bakanlığı tarafından Anayasa Mahkemesine sunulangörüş başvurucuya 28/4/2014 tarihinde bildirilmiştir. Başvurucu, Bakanlıkgörüşüne karşı 2/5/2014 tarihinde beyanda bulunmuştur.
III. OLAYLAR VE OLGULAR
A. Olaylar
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyleolaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucu, Birleşik Taşımacılık Çalışanları Sendikası(Sendika) üyesi ve Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları (TCDD) 6. BölgeMüdürlüğüne bağlı Urfa İli Akçakale İstasyon Şefliğinde 399 sayılı KHK’ye tabitren teşkil memuru olarak çalışmaktadır. Makasçı da denilen tren teşkilmemurları, kendi başına ve belirli bir süre içerisinde, işle ilgili emniyettedbirleri almak, tren dizisi teşkil etmek, trenin istasyona giriş ve çıkışınısağlamak görev ve işlemlerini yerine getirmektedirler.
9. Birleşik Taşımacılık Çalışanları Sendikasının bağlıolduğu Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonunun (KESK) çağrısı üzerine25/11/2009 tarihinde, iş bırakma eylemi yapılmış ve iş bırakma eylemine katılanTCDD çalışanı 16 sendika üyesi işten el çektirilerek açığa alınmıştır.
10. Başvurucunun da kayıtlı olduğu sendika yöneticileri sözkonusu sendika üyelerinin tekrar işe başlatılmaları için bir dizi girişimdebulunmuş ancak sonuç alamamıştır. Bunun üzerine Sendika yönetimi 12/12/2009tarihinde toplanarak işten el çektirilen görevlilerle dayanışmak, bu kişilerinişe tekrar başlatılmalarını sağlamak ve idareyi uyarmak amacıyla tüm Türkiye’de1 günlük işe gelmeme eylemi yapılmasına karar vermiştir. Söz konusu eylem16/12/2009 tarihinde yapılmış ve başvurucu, bahsi geçen tarihte iş bırakmaeylemine katılmıştır.
11. Başvurucunun bağlı olduğu TCDD Genel Müdürlüğü YüksekDisiplin Kurulu, 14/12/2011 tarihli kararı ile mazeretsiz olarak işe gelmediğigerekçesiyle başvurucuyu kınama cezası ile cezalandırmıştır.
12. Başvurucu, hakkında verilen disiplin cezasının iptaliistemiyle Şanlıurfa İdare Mahkemesine iptal davası açmış, Mahkemenin 15/10/2012tarihli kararı ile dava reddedilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin gerekçesininilgili kısmı şöyledir:
“Dava dosyasının incelenmesinden, 25.11.2009tarihinde yapılan bir günlük iş bırakma eyleminden ötürü görevdenuzaklaştırılan 16 personelin görevlerine iade edilmeleri için TCDD GenelMüdürlüğü'ne bağlı 6.Bölge Müdürlüğü Akçakale İstasyon Şefliğinde tren teşkilmemuru olarak görev yapan davacının, üyesi olduğu Sendikanın aldığı karardoğrultusunda 16.12.2009 tarihinde 1 günlük iş bırakma eylemine katıldığı, TCDDTeftiş Kurulu Müfettişliğince söz konusu eyleme katıldığı tespit edilenpersonel hakkında başlatılan disiplin soruşturması sonucu düzenlenen 10.02.2010tarih ve 2010/241-1 sayılı soruşturma raporunda, söz konusu eyleme, 6.BölgeMüdürlüğü Merkezi ile Yol, Hareket ve Tesisler Müdürlüğü işyerlerinde toplam 253personelin katıldığı, bu personelden büro hizmetlerinde çalışanlarınbazılarının izinsiz ve mazeretsiz olarak mesaiye gelmediği, mesaiye gelenlerinde görev yapmadıkları, trenlerde görevlendirilen personelin 15.12.2009tarihinde saat 24:00'a kadar görev yaparak bu saatten sonra görevli olduğutreni, merkezi gar ve istasyonlarda bırakarak trafiğini devam ettirmedikleri,bazı personelin görevlendirildiği trene gelmediği, gelenlerin de trenlerdegörev almadıkları, görevi kabul etmedikleri, istasyon, gar ve depo manevralarıile nezaret görevleri ve istasyon, gar ve depo nöbetine tefrik edilenpersonelden de 15.12.2009 tarihinde nöbet görevine gelenlerin saat 24:00'akadar çalıştıkları, bu saatten sonra çalışmadıkları, görevi bıraktıkları, bazıpersonelin 16.12.2009 tarihinde görevine ve nöbetine gelmediği, bazılarının dagörevine ve nöbetine gelmekle birlikte çalışmadığı, bu personelin işyeriamirlerinin tüm ısrarlarına rağmen, sendikalarının aldığı karar gereğinceeylemde olduklarını beyan ederek görevi kabul etmediklerinin tespit edildiği,iş bırakma eylemine katılan personelin ifadelerinde, 16 sendika üyesinin işineiade edilmemesi nedeniyle Anayasa'nın 2., 51. ve 90. maddeleri, 87 ve 151sayılı ILO Sözleşmeleri, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 11.maddesi veAvrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları gerekçe gösterilerek değinilen işbırakma eylemine katıldıklarını beyan etmiş olsalar da, eyleme katılanpersonelin, büro hizmetlerinde çalışanların izinsiz ve mazeretsiz olarak işegelmemeleri sonucu büro hizmetlerinin aksamasına neden oldukları, istasyon,gar, atölye ve depo nöbetine gelmeyen veya gelip de 15.12.2009 tarihinde saat24:00'dan itibaren görev yapmayan personelin, kuruluş faaliyetlerininyürütülmesini engelledikleri, görevli oldukları treni, merkezi gar veistasyonlarda bıraktıkları ve bu yolla trendeki yolcuların mağduriyetine sebepoldukları, kuruluş hizmetlerinin durmasına, aksamasına, ayrıca yazılı ve görselbasında itibarının zedelenmesine neden oldukları, bu şekilde TCDD PersonelYönetmeliği'nin 26.maddesine aykırı davrandıkları, eylem nedeniyle yük ve yolcutaşıma faaliyetlerinin aksadığı, 11 yolcu treninin merkezi gar ve istasyonlardabırakılarak devamının temin edilmediği, trendeki yolcuların mağdur edildiği, 56yolcu treni seferinin de personel temin edilememesi sebebiyle iptal edildiği,gar ve istasyonlarda bırakılan trenlerdeki yolcuların otobüslerle varışyerlerine ulaştırılmaları için anlaşma yapılan otobüs firmalarına yolcu taşımaücreti ödendiği, yine eylem nedeniyle 15.12.2009 tarihinde saat 24:00'dan sonratrafikte bulunan 17 adet yük treninin muhtelif gar ve istasyonlardabırakıldığı, 16.12.2009 tarihinde trafiği planlanan toplam 35 yük treninin deseferlerinin iptal edildiği belirtildikten sonra 16.12.2009 tarihinde işbırakma eylemine katıldığı belirlenen davacının, Yönetmeliğin 100. maddesinin5. fıkrası uyarınca aylıktan kesme cezası ile cezalandırılmasının, ancakdisiplin cezasının tayininde hizmet süresi ve olumlu sicilinin dikkatealınmasının uygun olacağı kanaatine varıldığı, TCDD Yüksek Disiplin Kuruluncadavacı hakkında söz konusu soruşturma raporu ile disiplin yönünden getirilenteklifin uygun görülerek 14.10.2011 tarih ve 11/51 sayılı kararla, davacınıntoplu eylem ve hareketlerde bulunma yasağını ihlal ettiğinden bahisle TCDDPersonel Yönetmeliği'nin 100. maddesinin 5. fıkrası gereğince ve aynıYönetmeliğin 105. maddesi uyarınca bir alt cezanın tatbiki suretiyle kınamacezası ile cezalandırıldığı, bu kararın 05.03.2012 tarihinde davacıya tebliğiüzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlıkta, davacının kendi beyanı ilehakkında yürütülen disiplin soruşturması sonucu düzenlenen soruşturma raporu veekinde yer alan bilgi ve belgelerden, üyesi olduğu Birleşik TaşımacılıkÇalışanları Sendikası ile bu Sendikanın bağlı bulunduğu Kamu EmekçileriSendikaları Konfederasyonu'nun almış olduğu karar gereğince 16.12.2009tarihinde bir günlük iş bırakma eylemine katıldığı sabit olup, yukarıdaaktarılan mevzuat hükümleri ile olayın meydana geliş şekli dikkate alındığındasöz konusu eylemin sendikal faaliyet olarak nitelendirilmesine imkanbulunmadığı açıktır.
Nitekim, davacının TCDD PersonelYönetmeliği'nin 100. maddesinin 1.fıkrasında belirtilen özürsüz olarak 1 veya 2gün göreve gelmemek fiilinden ötürü değil, aynı maddenin 5.fıkrasındadüzenlenen; kanun, tüzük, yönetmelik, karar, talimat ve emirlerde yazılı olangörevleri haklı veya zorlayıcı bir sebep olmaksızın yerine getirmemek veyaeksik olarak yerine getirmek veya mevzuatın uygulanmasını zorunlu kıldığıhususları yapmamak veya yasakladığı işleri yapmak, fiilini işlediğinden bahisledisiplin cezası ile tecziye edildiği, söz konusu eylemin ise, gerek 399 sayılıKanun Hükmünde Kararnamenin 19. maddesi, gerekse TCDD Personel Yönetmeliğinin26.maddelerinde belirtilen "yasaklanan işler" kapsamında olduğu,davacının sözü edilen mevzuat hükümlerine aykırı şekilde hareket ederekdemiryolu ulaşım hizmetlerinin aksamasına ve kişilerin seyahat özgürlüğününönemli ölçüde engellenmesine sebebiyet verdiği açıktır.
Bu durumda, TCDD Genel Müdürlüğü'ne bağlı6.Bölge Müdürlüğü Akçakale İstasyon Şefliğinde tren teşkil memuru olarak görevyapan davacının, 16.12.2009 tarihinde bir günlük iş bırakma eylemine katılmaklamevzuat hükümlerine aykırı şekilde hareket ederek demiryolu ulaşımhizmetlerinin aksamasına ve kişilerin seyahat özgürlüğünün önemli ölçüdeengellenmesine sebebiyet verdiği anlaşıldığından, eylemine uyan disiplincezasının bir alt cezası olan kınama cezası ile cezalandırılması yönünde tesisedilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.”
13. Başvurucu, ilk derece mahkemesinin kararına itiraz etmiş,Gaziantep Bölge İdare Mahkemesinin 3/4/2013 tarihli kararı ile ilk derecemahkemesinin kararı onanmıştır.
14. Başvurucunun karar düzeltme istemi de Gaziantep Bölgeİdare Mahkemesinin 11/7/2013 tarihli kararı ile reddedilmiştir. Nihai kararbaşvurucuya, 20/8/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.
15. Başvurucu, 17/9/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesinebireysel başvuruda bulunmuştur.
B. İlgili Hukuk
16. 14/7/1965 tarih ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun“Toplu eylem ve hareketlerde bulunma yasağı”kenar başlıklı 26. maddesi şöyledir:
“Devlet memurlarının kamu hizmetleriniaksatacak şekilde memurluktan kasıtlı olarak birlikte çekilmeleri veyagörevlerine gelmemeleri veya görevlerine gelipteDevlet hizmetlerinin ve işlerinin yavaşlatılması veya aksatılması sonucunudoğuracak eylem ve hareketlerde bulunmaları yasaktır”.
17. 657 sayılı Kanun’un “Disiplincezalarının çeşitleri ile ceza uygulanacak fiil ve haller” kenarbaşlıklı 125. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“Devlet memurlarına verilecek disiplincezaları ile her bir disiplin cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır:
…
C - Aylıktan kesme: Memurun, brüt aylığından 1/30 - 1/8 arasında kesintiyapılmasıdır.
Aylıktan kesme cezasını gerektiren fiil vehaller şunlardır:
…
b) Özürsüz olarak bir veya iki gün görevegelmemek,
…”
18. 657 sayılı Kanun’un 135. maddesi şöyledir:
“Disiplin amirleri tarafından verilen uyarma,kınama ve aylıktan kesme cezalarına karşı disiplin kuruluna, kademeilerlemesinin durdurulması cezasına karşı yüksek disiplin kuruluna itirazedilebilir.
İtirazda süre, kararın ilgiliye tebliğitarihinden itibaren yedi gündür. Süresi içinde itiraz edilmeyen disiplincezaları kesinleşir.
İtiraz mercileri, itiraz dilekçesi ile kararve eklerinin kendilerine intikalinden itibaren otuz gün içinde kararlarınıvermek zorundadır.
İtirazın kabulü hâlinde, disiplin amirleri kararıgözden geçirerek verilen cezayı hafifletebilir veya tamamen kaldırabilirler.
Disiplin cezalarına karşı idari yargı yolunabaşvurulabilir.”
19. 22/1/1990 tarih ve 399 sayılı Kamu İktisadi TeşebbüsleriPersonel Rejiminin Düzenlenmesi ve 233 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin BazıMaddelerinin Yürürlükten Kaldırılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname’nin “Toplu Eylem ve Hareketlerde Bulunma Yasağı”kenar başlıklı 19. maddesi şöyledir:
“Sözleşmeli personelin, teşebbüs veya bağlıortaklığın hizmetlerini aksatacak şekilde kasıtlı olarak birlikte çekilmeleriveya görevlerine gelmemeleri veya göreve geliptehizmetlerin yavaşlatılması veya aksatılması sonucunu doğuracak eylem vehareketlerde bulunmaları, toplu olarak söz veya yazı ile müracaat veşikâyetleri yasaktır.”
20. 9/2/1993 tarihli TCDD Personel Yönetmeliği’nin(Yönetmelik) “Toplu Eylem ve HareketlerdeBulunma Yasağı” kenar başlıklı 26. maddesi şöyledir:
“Birden fazla personelin toplu olarak aynıkonuda söz ve yazı ile müracaatları ve şikâyetleri yasaktır. Kuruluşpersonelinin, hizmetlerini aksatacak şekilde memurluktan kasıtlı olarakbirlikte çekilmeleri veya görevlerine gelmemeleri veya görevlerine gelip deKuruluş hizmetlerinin yavaşlatılması veya aksatılması sonucunu doğuracak eylemve hareketlerde bulunmaları yasaktır.”
21. Yönetmeliğin “AylıktanKesme Cezasını Gerektiren Fiiller ve Haller” kenar başlıklı 100.maddesinin (5) numaralı fıkrası şöyledir:
“Aşağıda yazılı fiil ve hallerde aylıktankesme cezası verilir.
…
5) Kanun, tüzük, yönetmelik, karar, talimat veemirlerde yazılı olan görevleri haklı veya zorlayıcı bir sebep olmaksızınyerine getirmemek veya eksik olarak yerine getirmek veya mevzuatınuygulanmasını zorunlu kıldığı hususları yapmamak veya yasakladığı işleriyapmak, Bu yüzden Kuruluş zararı meydana gelmişse birüst derece ceza verilir.”
22. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 22/5/2013 tarihve E.2009/63 ve K.2013/1998 sayılı ilamının ilgili kısmı şöyledir:
“…
Uyuşmazlıkta, davacının, üyesi bulunduğusendikanın yetkili kurullarınca alınan karara uyarak 11/12/2003 tarihinde 1 güngöreve gelmeme eyleminin 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/C-b maddesikapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceğinin tespiti önem taşımaktadır.
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının90. maddesinin son fıkrasında; “Usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasayaaykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. (Ek cümle: 07/05/2004 - 5170 S.K./7.mad) Usulüne göre yürürlüğe konulmuştemel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarlakanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecekuyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleriesas alınır.” hükmü yer almıştır.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “Dernekkurma ve toplantı özgürlüğü”nün düzenlendiği 11.maddesinde; herkesin asayişi bozmayan toplantılar yapmak, dernek kurmak, ayrıcaçıkarlarını korumak için başkalarıyla birlikte sendikalar kurmak ve sendikalarakatılmak haklarına sahip olduğu, bu hakların kullanılmasının, demokratiktoplumda zorunlu tedbirler niteliğinde olarak, ulusal güvenliğin, kamuemniyetinin korunması, kamu düzeninin sağlanması ve suç işlenmesinin önlenmesi,sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunmasıamaçlarıyla ve ancak yasayla sınırlandırılabileceği, bu maddenin, bu haklarınkullanılmasında silahlı kuvvetler, kolluk mensupları veya devletin idaremekanizmasında görevli olanlar hakkında meşru sınırlamalar konmasına engelolmadığı kuralına yer verilmiştir.
Avrupaİnsan Hakları Mahkemesi 15/09/2009 tarihli, Kaya ve Seyhan - Türkiye kararında(application no. 30946/04);Eğitim-Sen üyesi öğretmenlere, 11/12/2003 tarihinde KESK’inçağrısına uyarak, parlamentoda tartışılmakta olan kamu yönetimi kanuntasarısını protesto etmek üzere düzenlenen bir günlük ulusal eyleme katılmalarınedeniyle 11/12/2003 tarihinde göreve gelmedikleri için uyarma cezasıverilmesinin, her ne kadar bu ceza çok küçük olsa da, sendika üyelerininçıkarlarını korumak için meşru grev ya da eylem günlerine katılmaktanvazgeçirecek bir nitelik taşıdığı, öğretmenlere verilen disiplin cezasının“acil bir sosyal ihtiyaca” tekabül etmediği ve bu nedenle “demokratik birtoplumda gerekli” olmadığı sonucuna varmış, bunun sonucu olarak, bu davada,başvuranların AİHS’nin 11. maddesi anlamında gösteri yapma özgürlüğünü etkilibir şekilde kullanma haklarının orantısız olarak çiğnendiği gerekçesiyle Avrupaİnsan Hakları Sözleşmesinin 11. maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir.
Bu durumda, davacının, sendikal faaliyetgereği, 11/12/2003 tarihinde göreve gelmeme eyleminin özürsüz olarak bir veyaiki gün göreve gelmemek fiili kapsamında değerlendirilemeyeceği ve sendikalfaaliyet kapsamında bir gün göreve gelmemek fiilinin mazeret olarak kabulügerektiğinden, disiplin suçu teşkil etmeyen eylem nedeniyle davacıya 657 sayılıKanunun 125/C-b maddesi uyarınca aylıktan kesme cezası verilmesine ilişkin davakonusu işlemde hukuka uyarlık bulunmamıştır.
…”
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
23. Mahkemenin 25/3/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,başvurucunun 17/9/2013 tarih ve 2013/7199 numaralı bireysel başvurusu incelenipgereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
24. Başvurucu, üyesi olduğu sendikanın tüm Türkiye’de yaptığıgöreve gelmeme çağrısına katılarak görevine gelmediğini, ancak mazeretsizolarak göreve gelmediği gerekçesiyle hakkında kınama cezası verildiğini,sendikal faaliyetlere katıldığı gerekçesiyle ceza verilmesi nedeniyle Avrupaİnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 11. maddesinin ihlali edildiğini ilerisürmüştür.
B. Değerlendirme
1. KabulEdilebilirlik Yönünden
25. Başvurucu,Sözleşme’nin 11. maddesi ile toplantı ve örgütlenme özgürlüğüne ilişkinanayasal haklarının ihlal edildiğini iddiaetmiştir.
26. Bakanlıkgörüşünde başvurucunun dile getirdiği şikayetlerin Anayasa’nın 51., 53. ve 54.maddeleri ile Sözleşme’nin 11. maddesinde tanımlanan, toplantı ve örgütlenmeözgürlüğüne ilişkin olduğu belirtilmiştir.
27. Başvurucunun şikâyet ettiği koşullar ve şikâyetlerinidile getirme biçimi dikkate alınarak bu şikâyetlerin Anayasa’nın 51. maddesibağlamında incelenmesi gerekmektedir.
28. Başvurucunun, sendikal faaliyete katıldığı gerekçesiylecezalandırılması nedeniyle Anayasal haklarının ihlal edildiğine ilişkinşikâyetleri açıkça dayanaktan yoksun değildir. Ayrıca başka bir kabuledilemezlik nedeni de bulunmadığı için başvurunun kabul edilebilir olduğunakarar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
29. Başvurucu, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) dahaönce benzer başvurularda ihlal kararı verdiğini ayrıca Danıştayında istikrar kazanmış içtihatlarında sendikal faaliyet kapsamında görevegelinmemesi fiilinin mazeret olarak kabul edildiğini hatırlatmıştır.
30. Başvurucu, iç hukuk ve uluslararası hukukta tanınanhaklara dayanarak, demokratik tepkisini göstermek amacıyla söz konusu etkinliğekatıldığını, kamu görevlilerinin toplu eylem hakkının insan haklarısözleşmeleri, Anayasa ve mahkeme kararları ile kesin biçimde tanındığınıbelirtmiştir.
31. Bakanlık görüşünde, AİHM’iniçtihatları hatırlatılarak başvuruya konu müdahalenin demokratik bir toplumdagerekli olup olmadığı yönünde bir değerlendirme yapılması gerektiğibelirtilmiştir.
32. Başvuruya benzer olaylarda uygulanacak ilkeler 18/9/2014tarih ve 2013/8463 sayılı bireysel başvuru kararında ortaya konulmuştur. Mevcutbaşvuruda, sözü geçen kararda belirtilen ilkelerden ayrılmayı gerektirecek biryön bulunmamaktadır.
33. Buna karşın Anayasa Mahkemesinin görevi iç hukuktaki birkural veya önlemin kamu gücünü kullanan organlarca yorumlanışını Anayasa’nınamacı ve konusu ile bağdaşır olup olmadığı yönünden ele almaktır. Bu sebeple deAnayasa Mahkemesi, mahkemeler veya kamu gücünü kullanan diğer organlarca birkural hakkındaki yorumu dikkate almakla birlikte Anayasal hakların etkili vegerçek bir korunmasının sağlanmasını amaçlamakta ve kendisine gelen şikâyetleriincelerken başvuruya özgü koşulları göz önünde bulundurmaktadır.
34. Örgütlenme özgürlüğü, bireylerin kendi menfaatlerinikorumak için kendilerini temsil eden kolektif bir oluşum meydana getirerek biraraya gelme özgürlüğünü ifade etmektedir. “Örgütlenme”kavramının Anayasa çerçevesinde özerk bir anlamı vardır ve bireylerin devamlıolarak ve eşgüdüm içerisinde yürüttükleri faaliyetlerin hukukumuzda örgütlenmeolarak tanınmaması Anayasa hükümleri kapsamında örgütlenme özgürlüğünün zorunluolarak gündeme gelmeyeceği anlamına gelmez (B. No: 2013/8463, 18/9/2014, § 30).
35. Demokrasilerde vatandaşların bir araya gelerek ortakamaçları izleyebileceği örgütlerin varlığı sağlıklı bir toplumun önemli birbileşenidir. Demokrasilerde böyle bir “örgüt”,devlet tarafından saygı gösterilmesi ve korunması gereken temel haklarasahiptir. İstihdam alanında kendi üyelerinin menfaatlerinin korunmasınıamaçlayan örgütler olan sendikalar, bireylerin kendi menfaatlerini korumak içinkolektif oluşumlar meydana getirerek bir araya gelebilme özgürlüğü olanörgütlenme özgürlüğünün önemli bir parçasıdır (B. No: 2013/8463, 18/9/2014, §31).
36. Örgütlenme özgürlüğü, bireylere topluluk hâlinde siyasal,kültürel, sosyal ve ekonomik amaçlarını gerçekleştirme imkânı sağlar. Sendikahakkı da çalışanların, bireysel ve ortak çıkarlarını korumak amacıyla bir arayagelerek örgütlenebilme serbestisini gerektirmekte ve bu niteliğiyle bağımsızbir hak değil, örgütlenme özgürlüğünün bir şekli veya özel bir yönü olarakgörülmektedir (Belçika Ulusal PolisSendikası/Belçika, B.No: 4464/70, 27/10/1975, § 38).
37. Sendika hakkı ve sendikal faaliyetler Anayasa’nın Sosyalve Ekonomik Haklar ve Ödevler bölümünde, 51 ila 54. maddeleri arasındadüzenlenmiştir. Sendika kurma veya sendikalara üye olma özgürlüğü hakkı iseAnayasa’nın 51. maddesinde yer almaktadır.
38. Anayasa’nın “Sendikakurma hakkı” başlıklı 51. maddesi şöyledir:
“Çalışanlar ve işverenler, üyelerinin çalışmailişkilerinde, ekonomik ve sosyal hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmekiçin önceden izin almaksızın sendikalar ve üst kuruluşlar kurma, bunlaraserbestçe üye olma ve üyelikten serbestçe çekilme haklarına sahiptir. Hiç kimsebir sendikaya üye olmaya ya da üyelikten ayrılmaya zorlanamaz.
Sendika kurma hakkı ancak, millî güvenlik,kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâk ile başkalarınınhak ve özgürlüklerinin korunması sebepleriyle ve kanunla sınırlanabilir.
Sendika kurma hakkının kullanılmasındauygulanacak şekil, şart ve usuller kanunda gösterilir.
…
İşçi niteliği taşımayan kamu görevlilerinin bualandaki haklarının kapsam, istisna ve sınırları gördükleri hizmetin niteliğineuygun olarak kanunla düzenlenir.
Sendika ve üst kuruluşlarının tüzükleri,yönetim ve işleyişleri, Cumhuriyetin temel niteliklerine ve demokrasiesaslarına aykırı olamaz.”
39. Anayasa’nın 51-54. maddelerinde düzenlenen sendikal hakve özgürlükler, benzer güvenceler getiren başta Örgütlenme Özgürlüğü Sözleşmesiile Örgütlenme ve Toplu Pazarlık Hakkı Sözleşmesi olmak üzere ilgiliUluslararası Çalışma Örgütü (ILO) Sözleşmeleri ve Avrupa Sosyal Şartı ile tamamlanmaktadır.Anayasa’nın 51-54. maddelerinde düzenlenen sendikal hak ve özgürlüklerinkapsamı yorumlanırken bu belgelerde yer alan ve ilgili organlar tarafındanyorumlanan güvencelerin de göz önüne alınması gerekir.
40. Anayasa’nın 51. maddesi, devlet için hem negatif hem depozitif yükümlülükler getirmektedir. Devletin, 51. madde çerçevesinde,bireylerin ve sendikanın örgütlenme özgürlüğüne müdahale etmemeye yöneliknegatif yükümlülüğü, 51. maddenin ikinci ila altıncı fıkralarında yer alangerekçelerle müdahaleye izin veren koşullara tabi tutulmuştur. Öte yandan herne kadar sendika hakkının asıl amacı, “bireyi,korunan hakkın kullanılmasında kamu makamlarının keyfi müdahalelerine karşıkorumak ise de, bundan başka, korunan haklardan etkili bir şekilde yararlanmayıgüvence altına almaya yönelik pozitif yükümlülükler de olabilir”(bkz. Wilson, Ulusal Gazeteciler Sendikasıve Diğerleri/Birleşik Krallık, B. No: 30668/96, 30671/96 ve 30678/96, 2/10/2002, § 41).
41. Aslında, devletin pozitif ve negatif yükümlülükleriarasında kesin ayrımlar yapmak her zaman olanaklı değildir. Buna karşındevletin bu her iki yükümlülüğüne ilişkin olarak da uygulanacak ölçütlerde debir değişiklik olmamaktadır. Devletin ister pozitif ve isterse de negatifyükümlülüğü söz konusu olsun bireyin ve bir bütün olarak toplumun çatışanmenfaatleri arasında adil bir denge kurulması gerekmektedir (bkz. Sorensen ve Rasmussen/Danimarka, B.No: 52562/99 ve 52620/99, 11/1/2006, § 58). Anayasa Mahkemesi bu adildengenin kurulup kurulmadığına karar verirken, kamu gücünü kullanan organlarınbu alanda belirli bir takdir marjına sahip olduğunu göz önünde bulunduracaktır.
42. Sınırlanabilir bir hak olan sendika hakkı Anayasa’da yeralan temel hak ve özgürlüklerin sınırlama rejimine tabidir. Anayasa’nın 51.maddesinin ikinci ve izleyen fıkralarında sendika hakkına yönelik sınırlamasebeplerine yer verilmiştir. Ancak bu özgürlüklere yönelik sınırlamaların dabir sınırının olması gerektiği açıktır. Temel hak ve özgürlüklerinsınırlandırılmasında Anayasa’nın 13. maddesindeki ölçütler göz önüne alınmakzorundadır. Bu sebeple sendika hakkına getirilen sınırlandırmaların denetimininAnayasa’nın 13. maddesinde yer alan ölçütler çerçevesinde ve Anayasa’nın 51.maddesi kapsamında yapılması gerekmektedir (B. No: 2013/8463, 18/9/2014, § 38).
43. Yukarıda anlatılan ilkeler ışığında, başvuru konusuolayda, sendika hakkının ihlal edilip edilmediğinin değerlendirilmesindeöncelikle müdahalenin mevcut olup olmadığı ve daha sonra da müdahalenin haklısebeplere dayanıp dayanmadığı değerlendirilecektir.
i. Müdahalenin Mevcudiyeti Hakkında
44. Başvurucu, ülke çapında yapılan bir sendika eyleminekatıldığı için kendisi hakkında kınama cezası verilmesinin sendika hakkınamüdahale teşkil ettiğini iddia etmektedir. Bakanlık görüşünde bu tür cezalarınsendika hakkına müdahale oluşturduğu ifade edilmiştir. Başvurucunun sendikalfaaliyet kapsamında ülke çapında yapılan bir eyleme katılması nedeniylecezalandırılması ile başvurucunun sendika hakkına yönelik bir müdahaleyapılmıştır.
ii. Müdahalenin Haklı Sebeplere DayanmasıHakkında
45. Yukarıda anılan müdahale Anayasa’nın 51. maddesininikinci ile altıncı fıkralarında belirtilen haklı sebeplerden bir veya dahafazlasına dayanmadığı ve Anayasa’nın 13. maddesinde belirtilen koşulları yerinegetirmediği müddetçe Anayasa’nın 13. ve 51. maddelerinin ihlalini teşkiledecektir. Bu nedenle, müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen özedokunmama, Anayasa’nın ilgili maddesinde belirtilmiş olma, kanunlar tarafındanöngörülme, Anayasa’nın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâikCumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygunolup olmadığının belirlenmesi gerekir.
1. Müdahalenin Kanuniliği
46. Yapılan müdahalede, Anayasa’nın 51. maddesinin ikinci,üçüncü ve beşinci fıkralarında yer alan müdahalenin “kanun”la yapılması şartınaaykırılık bulunduğuna ilişkin bir iddiada bulunulmamıştır. Yapılandeğerlendirmeler neticesinde, 657 sayılı Kanun’un “Toplu eylem ve hareketlerde bulunma yasağı” kenar başlıklı26. maddesi ile “Disiplin cezalarının çeşitleriile ceza uygulanacak fiil ve haller” kenar başlıklı 125. maddesinin;399 sayılı KHK’nin “Toplu Eylem veHareketlerde Bulunma Yasağı” kenar başlıklı 19. maddesi ile birlikteele alınmak şartıyla Yönetmeliğin “TopluEylem ve Hareketlerde Bulunma Yasağı” kenar başlıklı 26. maddesi veYönetmeliğin “Aylıktan Kesme CezasınıGerektiren Fiiller ve Haller” kenar başlıklı 100. maddesinin “kanunilik” ölçütünü karşıladığı sonucunavarılmıştır.
2. Meşru Amaç
47. Sendika hakkına yapılan bir müdahalenin meşru olabilmesiiçin bu müdahalenin Anayasa’nın 51. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilenmillî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık, genelahlak ile başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebebiyle ve kanunlayapılmış olması gerekir.
48. Başvurucunun mazeretsiz işe gelmeyerek verilen görevleriyerine getirmemesi nedeniyle verilen disiplin cezasının Anayasa’nın 51.maddesinin ikinci fıkrasında sayılan meşru amaçları hedeflemediği söylenemez.
3. Demokratik Bir ToplumdaGerekli Olma ve Ölçülülük
49. Başvurucu, AİHM’in, Danıştayın ve derece mahkemelerinin benzer davalardakiiçtihatlarını hatırlatmıştır. Başvurucu, söz konusu kurallar ile mahkemeiçtihatları karşısında sendikal faaliyet çerçevesinde iş bırakma eyleminedisiplin cezası uygulanmasının örgütlenme özgürlüğüne aykırı olduğunubelirtmiştir.
50. Bakanlık görüşünde, sendika hakkına yönelik müdahalelerinvarlığı halinde alınan önlemleri haklı kılacak gerekçelerin olup olmadığının ve“sınırlama amacı ile aracı arasında makulbir dengenin bulunup bulunmadığının” demokratik toplum gerekleriaçısından değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir.
51. Sendika hakkı mutlak olmadığından bazı sınırlandırmalaratabi tutulabilir. Sendika hakkına ilişkin olarak Anayasa’nın 51. maddesininikinci fıkrasında sayılan sınırlandırmaların (bkz. § 41) Anayasa’nın 13.maddesinin güvencesinde olan demokratik toplum düzeninin gerekleri ve ölçülülükilkeleriyle bağdaşıp bağdaşmadığı konusunda bir değerlendirme yapılması gerekmektedir.
52. Anayasa’nın 13. maddesinin ilk halinin gerekçesinde hakve özgürlüklere getirilecek sınırlamaların demokratik rejim anlayışına aykırıolmaması gerektiği hatırlatılmış; Anayasa’nın 3/10/2001 tarih ve 4709 sayılıTürkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi HakkındaKanun’un 2. maddesi ile yapılan değişiklik gerekçesinde ise Anayasa’nın 13.maddesinin Sözleşme’deki ilkeler doğrultusundadüzenlendiği belirtilmiştir (B. No: 2013/409, 25/6/2014, § 92).
53. 1982 Anayasası’nda belirtilen “demokratik toplum” kavramı, çağdaş ve özgürlükçü biranlayışla yorumlanmalıdır. “Demokratiktoplum” ölçütü, Anayasa’nın 13. maddesi ile AİHS’inbu ölçütün kullanıldığı 9., 10. ve 11. maddeleri arasındaki paralelliği açıkçayansıtmaktadır. Bu itibarla demokratik toplum ölçütü, çoğulculuk, hoşgörü veaçık fikirlilik temelinde yorumlanmalıdır (benzer yöndeki AİHM kararları içinbkz. Handyside/Birleşik Krallık, B. No: 5493/72,7/12/1976, § 49; Başkaya veOkçuoğlu/Türkiye, B. No: 23536/94, 24408/94, 8/7/1999, § 61).
54. Nitekim Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatlarındademokrasilerin, temel hak ve özgürlüklerin en geniş ölçüde sağlanıp güvencealtına alındığı rejimler olduğu vurgulanmıştır. Temel hak ve özgürlüklerinözüne dokunup tümüyle kullanılamaz hale getiren sınırlamalar, demokratik toplumdüzeni gerekleriyle uyum içinde sayılamaz. Bu nedenle, temel hak veözgürlükler, istisnaî olarak ve ancak özüne dokunmamak koşuluyla demokratiktoplum düzeninin sürekliliği için zorunlu olduğu ölçüde ve ancak yasaylasınırlandırılabilirler (AYM, E.2006/142, K.2008/148, K.T. 24/9/2008). Başka birifadeyle yapılan sınırlama hak ve özgürlüğün özüne dokunarak, kullanılmasınıdurduruyor veya aşırı derecede güçleştiriyorsa, etkisiz hale getiriyorsa veya ölçülülükilkesine aykırı olarak sınırlama aracı ile amacı arasındaki denge bozuluyorsademokratik toplum düzenine aykırı olacaktır (B. No: 2013/409, 25/6/2014, § 94).
55. Genel olarak örgütlenme özgürlüğü ve özel olarak dasendika hakkı Anayasa’da benimsenen temel değerlerden biri olan siyasaldemokrasiyi somutlaştıran özgürlükler arasında yer alır ve demokratik toplumuntemel değerlerinden birini oluşturur. Demokrasinin esasını meselelerin halkaaçık olarak tartışılması ve çözümlenmesi yeteneği oluşturur. Anayasa Mahkemesidaha önceki kararlarında demokrasinin temellerinin çoğulculuk, hoşgörü ve açıkfikirlilik olduğunu vurgulamıştır (B. No: 2013/409, 25/6/2014, § 95). Buna göresendika hakkını kullanan bireyler, çoğulculuk, hoşgörü ve açık fikirlilik gibi,demokratik toplumun temel ilkelerinin korumasından yararlanırlar. Başka birdeyişle şiddete teşvik etme veya demokratik ilkelerin reddi söz konusu olmadığısürece, sendika hakkı çerçevesinde dile getirilen bazı görüşler veya bunlarındile getirilme biçimi yetkili makamların gözünde kabul edilemez olsa dahi,ifade, örgütlenme ve sendikal özgürlükleri ortadan kaldırmaya yönelik tedbirlerdemokrasiye hizmet edemez ve hatta tehlikeye düşürür. Hukukun üstünlüğünedayanan demokratik bir toplumda, farklı düşüncelerin sendikal özgürlükler veyabaşka yollarla dile getirilmesine imkan tanınmalıdır(B. No: 2013/8463, 18/9/2014, § 52).
56. Hak ve özgürlüklere yapılacak her türlü sınırlamadadevreye girecek bir başka güvence de Anayasa’nın 13. maddesinde ifade edilen “ölçülülük ilkesi”dir. Bu ilke, temel hak veözgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin başvurularda öncelikli olarak dikkatealınması gereken bir güvencedir. Anayasa’nın 13. maddesinde demokratik toplumdüzeninin gerekleri ve ölçülülük kriterleri iki ayrı ölçüt olarak düzenlenmişolmakla birlikte bu iki ölçüt arasında ayrılmaz bir ilişki vardır. NitekimAnayasa Mahkemesi amaç ile araç arasında makul bir ilişki ve dengenin bulunupbulunmadığını inceler (B. No: 2013/409, 25/6/2014, § 96).
57. Anayasa Mahkemesinin kararlarına göre ölçülülük, temelhak ve özgürlüklerin sınırlanma amaçları ile araç arasındaki ilişkiyi yansıtır.Ölçülülük denetimi, ulaşılmak istenen amaçtan yola çıkılarak bu amaca ulaşılmakiçin seçilen aracın denetlenmesidir (B. No: 2012/1051, 20/2/2014, § 84; B. No:2013/409, 25/6/2014, § 97). Bu sebeple sendika hakkına yapılan müdahalelerde,hedeflenen amaca ulaşabilmek için seçilen müdahalenin elverişli, gerekli veorantılı olup olmadığı değerlendirilmelidir.
58. Bu bağlamda, başvuru konusu olay bakımından yapılacakdeğerlendirmelerin temel ekseni, müdahaleye neden olan derece mahkemelerininkararlarında dayandıkları gerekçelerin sendika hakkını kısıtlama bakımından “demokratik bir toplumda gerekli” ve “ölçülülük ilkesi”ne uygun olduğununinandırıcı bir şekilde ortaya konulup konulamadığı olacaktır (B. No: 2013/409,25/6/2014, § 98).
59. AİHM, konuyla ilgili ilk kararlarından itibaren,Sözleşme’nin 10. ve 11. maddelerinin ikinci fıkralarında geçen “gerekli” kavramının ne anlama geldiğiniaçıklamıştır. AİHM’e göre “gerekli” kavramı, “zorlayıcıtoplumsal bir ihtiyacı” (pressing social need) ima etmektedir (Handyside/Birleşik Krallık, B. No: 5493/72,7/12/1976, § 48). O halde örgütlenme özgürlüğüne ve sendika hakkına yargısalveya idari bir müdahalenin, toplumsal bir ihtiyaç baskısını karşılayıpkarşılamadığına bakılması gerekecektir. Bu çerçevede bir müdahale, meşru amaçlaorantılı bir müdahale olmalıdır; ikinci olarak müdahalenin haklılığı için kamumakamlarının gösterdikleri gerekçeler konuyla ilgili ve yeterli olmalıdır (Stankov ve Ilinden BirleşikMakedonyalılar Örgütü/Bulgaristan, B. No: 29221/95 29225/95,2/10/2001, § 87).
60. Dolayısıyla, başvurucunun sendika faaliyetleriçerçevesinde işe gelmemek şeklindeki eylemine verilen disiplin cezası nedeniylemüdahale edilen sendika hakkı ile disiplin cezasıyla ulaşılmak istenen kamuyararı arasındaki dengenin ölçülü olduğunun kabulü halinde, disiplin cezasıverilmesine ve açılan davanın derece mahkemelerince reddedilmesine ilişkingerekçelerin inandırıcı, başka bir deyişle ilgili ve yeterli oldukları sonucunavarılabilir (bkz. B. No: 2013/8463, 18/9/2014, § 57).
61. Dava konusu disiplin cezasının, olayların tamamı ışığındaincelenmesi gerekir. Olay tarihinde başvurucunun bağlı olduğu sendika kararıile tüm ülke çapında bir gün işe gelmeme eylemi yapılmasına karar verilmiştir.Her ne kadar adı geçen Sendika söz konusu eylemi “uyarı grevi” olarak isimlendirmişse de bu eylem, Anayasa’nın“grev hakkı ve lokavt” kenarbaşlıklı 54. maddesinde yer alan ve toplu iş sözleşmesinin yapılması sırasındauyuşmazlık çıkması halinde işçilerin sahip olduğu grev hakkı ile bir ilgisiolmayan, sendika üyesi kamu görevlilerinin toplumsal meselelerde sesleriniduyurmayı hedefleyen bir sendikal faaliyettir.
62. Pek çok işkoluna ilişkin olarak gerek idarenin olağanuygulamasında ve gerekse de idari yargının yerleşmiş içtihatlarında başvurukonusu olayda olduğu gibi sendikal faaliyet çerçevesinde işe gelinmemesihalinde kişinin mazeret iznini kullandığı kabul edilmekte ve disiplinsoruşturması açılmamaktadır. Ne var ki sendika üyelerinin sendikal faaliyetkapsamında işe gelmemeleri halinde mazeret izinli sayılacakları yönündekiyerleşik hale gelen idari yargı içtihatlarına rağmen, idarenin ve yargının birbütün olarak yeknesak hareket etmesini sağlayacak mevzuat düzenlemeleribulunmamaktadır. Bu sebeple mevcut başvurudaki gibi durumlarda sendika hakkınıkullanan kişilerin disiplin soruşturması tehdidi altında kaldıklarını not etmekgerekir (B. No: 2013/8463, 18/9/2014, § 59).
63. Öte yandan bir sendikal eylemin tümüyle yasaklanması veyagerçekleştirilmesinin ağır koşullara bağlanması hakkın özüne zarar vermesimuhtemel olmakla birlikte mevcut başvurudaki gibi sendika üyelerinin iş bırakmatürü eylemlere katılmasına ilişkin yasal düzenlemeler ve yasal düzenlemelerebağlı olarak genel düzenleyici işlemler yapmak, yasama ve yürütme organlarınıntakdirindedir (B. No: 2013/8463, 18/9/2014, § 60).
64. Buna karşın mevcut başvurunun kendine özgü koşullarıbulunmaktadır. Dava konusu eylem kararı 12/12/2009 tarihinde alınmış ve eylemgünü, tüm ülkede önceden bildirilmiştir. Özel olarak söz konusu eyleminyapılmasına yetkili merciler tarafından itiraz edilmemiş olmakla birliktebaşvurucunun tabi olduğu 399 sayılı KHK ve buna bağlı Yönetmelik hükümlerinegöre başvurucunun bu tür bir eyleme katılması yasaklanmıştır. Başvurucu, bağlıolduğu sendikanın söz konusu işe gelmeme eylemine katılması nedeniyle de kınamacezası ile cezalandırılmıştır.
65. Devlet memurlarının bu haktan bütünüyle mahrumbırakılamayacaklarını not etmek gerekir. Bununla birlikte, demokratik birtoplumda gerekliliği tartışılmaz olan durumlarda ordu, emniyet veya başka bazısektörlerde sendikal faaliyetlere sınırlamalar getirilmesi mümkündür (B. No:2013/8463, 18/9/2014, § 61). İlk Derece Mahkemesinde görülmekte olan davasırasında başvurucunun bu türden sınırlamalara tabi tutulmasını gerektirecekbir görevde bulunduğu ileri sürülmüştür.
66. Toplum yaşantısının vazgeçilmez bir parçası olan ulaşımve ulaştırma sistemi, ekonomik ve sosyal girdileriyle toplumu sürekli etkileyenbir yapıya sahiptir. Ulaştırma, üretim sürecinin önemli bir parçasınıoluşturması ve gerektirdiği önemli yatırımların ekonomide yarattığı etkiler açısındantoplumların ekonomik yapıları içinde ağırlıklı bir yere sahiptir. Devletintemel görevi ise ekonomik ve toplumsal gelişmelerin yarattığı ihtiyaçlarıkarşılayabilecek şekilde ulaşım kapasitesini yaratan, ülke ve toplumçıkarlarına uygun ulaşım sistemlerini kurmak ve koordine etmektir. Busebeplerle bir sendikal faaliyetin yapılması nedeniyle bu alandaki aksamalarınbireysel ve toplumsal hayatın derin bir şekilde etkileyeceği kabul edilmelidir.
67. Nitekim İlk derece Mahkemesi, söz konusu eylem nedeniylebireysel ve toplumsal hayatın etkilenme derecesini değerlendirmiştir. Bunagöre, iş bırakma eyleminin başladığı 15/12/2009 tarihinde saat 24:00’de eylemekatılanlar görevli olduğu trenleri, merkezi gar ve istasyonlarda bırakaraktrendeki yolcuların mağduriyetine sebep olmuş, bazı personel görevlendirildiğitrene gelmemiş; istasyon ve garlarda manevralarda nezaret görevleri olanpersonel bu görevlerini yapmamış, eylem nedeniyle yük ve yolcu taşımafaaliyetleri aksamıştır. 11 yolcu treni merkezi gar ve istasyonlarda bırakılmışve trendeki yolcular mağdur edilmiş; 56 yolcu treni seferi iptal edilmiş, garve istasyonlarda bırakılan trenlerdeki yolcuların otobüslerle varış yerlerineulaştırılmış trafikte bulunan 17 adet yük treninin muhtelif gar ve istasyonlardabırakılmış; trafiği planlanan toplam 35 yük treninin de seferleri iptaledilmiştir.
68. Devlet memurlarının bu haktan bütünüyle mahrumbırakılmaları hakkın özünü zedeler. Buna karşın başvurucu tren teşkil memuruolarak görev yapmaktadır ve başvurucunun işe gitmeyerek görevini yerinegetirmemesi nedeniyle tren seferleri yapılamamıştır. Başka bir deyişlebaşvurucu, işe gelmediği takdirde bazı büro işlerinin aksamasına nedenolabilecek büro görevlisi değildir ve yaptığı işi bırakması nedeniyle ulusalulaşım sisteminin en önemli parçası olan devlet demiryollarının kuruluşfaaliyetleri ve ulaşım hizmetleri yapılamamıştır. Başvuruya konu sendikalfaaliyetin yapılması nedeniyle bu alandaki aksamalar, bireysel ve toplumsalhayatı derin bir şekilde ve doğrudan doğruya etkilemiştir.
69. Verilen ceza hafif olsa da,başvurucu gibi sendikaya üye kişileri, çıkarlarını savunmak amacıyla yapılanmeşru sendikal faaliyetlere veya eylem günlerine katılmaktan vazgeçirecek birniteliğe sahiptir. Buna karşın somut başvuruda verilen kınama cezasının ölçüsüzolduğu söylenemez.
70. Açıklanan nedenlerle, her ne kadar başvurucuyu benzereylemlere katılmaktan vaz geçirecek niteliğe sahip olsa da şikâyet edilenkınama cezasının “zorlayıcı toplumsal bir ihtiyaçtan”kaynaklanması nedeniyle “demokratik toplumdagerekli olduğu” sonucuna varılmıştır. Bu sebeple başvurucununAnayasa’nın 51. maddesinde güvence altına alınan sendika hakkının ihlal edilmeğine karar verilmesi gerekir.
71. Serruh KALELİ bu görüşe katılmamıştır.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Başvurucunun,
1. Sendika hakkının ihlal edildiğine ilişkin şikâyetlerinin KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA, OY BİRLİĞİYLE,
2. Sendika hakkına yapılan müdahale nedeniyle Anayasa’nın 51.maddesinin İHLAL EDİLMEDİĞİNE, Serruh KALELİ’nin karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,
B. Yargılamagiderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına, OY BİRLİĞİYLE,
25/3/2015 tarihinde karar verildi.
KARŞIOY
Başvuru konusu iddialar:
Üyesi olduğu sendikanın aldığı iş bırakma eylem kararına uyarakkatıldığı eylem sonrası çalıştığı kurum tarafından kendisine verilen kınamadisiplin cezasının iptali için açtığı idari dava ve karar düzeltme istemininreddinin sözleşmenin 11. maddesini ihlal ettiğini ileri sürerek 17.09.2013tarihinde mahkememize başvurmuştur.
Değerlendirme:
1- Şikayetler Mahkememizce Anayasa’nın 51. maddesi kapsamındaincelemeye alınmış, açıkça dayanaktan yoksun olmayan başvurunun kabuledilebilir olduğuna karar vermiştir.
2- Mahkememizce, iddianın esas yönünden yapılan incelemesinde;
Başvurucunun cezalandırılmasını sendika hakkına yapılmış birmüdahale olduğu, müdahalenin kanunilik ve meşruluk ilkelerini taşıdığı, sendikahakkının mutlak olmayıp sınırlamalara tabi tutulabileceği, bunun Anayasa’nın13. maddesinde yer alan demokratik toplum düzeninin gerekleri ve ölçülülükkriterleri ile denetleneceğini, dava konusu disiplin cezasının olaylarınbütününde incelendiğini, sendikal faaliyet kapsamında işe gelmemenin mazeretizni olarak sayılacağı yönündeki Türk hukukunda yerleşik hale gelmişiçtihatların varlığına vurgu yapılmasına rağmen, idare ve yargının bir bütünolarak yeknesak hareket etmesini sağlayacak mevzuatında bulunmadığı belirtilmişise de yargısal içtihatların hizmet ettiği ifade, örgütlenme ve sendikalözgürlüklerin gelişmesinin demokratik temelli toplumlarda engellememe yönündekiişlevinin kararda dikkate alınmadığı görülmektedir.
Başvurucununçalıştığı ulaşım sektörü (TCDD) nin toplumsalekonomide ağırlıklı bir yere sahip olduğu bu nedenle gerekliliği tartışılmaz bualanda sendikal faaliyetlere sınırlamalar getirebileceği, mahkeme kabulünün debu yönde olduğu iş bırakma eylemi ile iptal edilen satırlar yönünden trenyolcularının mağduriyetlerine sebep olunmasının bireysel ve toplumsal hayatıderin ve doğrudan etkilediği, bu nedenle verilen cezanın demokratik toplumdagerekli ve ölçülü olduğu düşünceleri ile sendika hakkının ihlal edilmediğine oyçokluğu ile karar verilmiştir.
3- Başvurucu TCDD 6. Bölge Müdürlüğü Akçakale ilçesiistasyonunda tren teşkil memuru olarak çalışmaktadır (kendilerine makasçı dadenmektedir).
4- Hakkında düzenlenen disiplin cezasının gerekçesi,mevzuatlarda yazılı görevleri haklı sebep olmaksızın yerine getirmemek,uygulanması zorunlu işleri yapmamakla demiryolu ulaşım hizmetlerinin aksamasınave kişilerin seyahat özgürlüklerinin önemli ölçüde engellenmesine sebebiyetvermek şeklindedir.
5- Başvurucunun da katıldığı eylemin ile 6.bölge Müdürlüğü’nünmerkez büro, yol, hareket ve tesisler müdürlükleri işyerlerinde çalışanlarından253 personelin 15.12.2009 günü gece saat 12:00 den sonra görev yerlerinegelmeyerek ya da görev kabul etmeyerek faaliyetleri aksattığı bir aksiyonolduğu anlaşılmaktadır.
6-Bu eylem ile bir çok tren seferi personel teminedilememesi nedeniyle iptal edilmiş yani organize edilememiş, bir kısım yolcutrenlerinin merkez gar ve istasyonlarda bırakılıp devamı temin edilememiş isede trenlerdeki yolcular otobüslerle varış yerlerine ulaştırıldıkları mahkemekararında ifade edilmektedir.
7- Mahkeme kararında yer alan mevzuat hükümlerine aykırıhareketin ulaşım hizmetlerinin aksamasına sebep olması, cezalandırmanın hukukauygunluğunun tek gerekçesi olmuş, sendikal hakkın anayasal, İLO Sözleşmeleri yada AİHS kapsamında nitelikli bir değerlendirilmesi yapılmamış eylemin bütününebakıp sendikal faaliyet olmadığı kararı verildiği anlaşılmaktadır.
8- Sendikacılık emeğin hak ve çıkarlarının sermayeye karşıkurumsal bir yapı ile korunmasıdır. Günümüzde tüm demokratik hukuk sistemlerindememurların örgütlenme özgürlüğü ve sendika hakkının varlığı tartışmasız biranayasal haktır.
9- 1961 Anayasasının 46. madde ile “tüm çalışanlar” içingüvenceye alınan sendika hakkı kamu görevlileri için bu alanın düzenlenmesinikanuna bırakmış, 1982 Anayasasınca 51. madde ile sendikal hakları işçiler ilesınırlı tutmuş iken anayasanın 53. maddesine 2010 yılında eklenen bir fıkra ilememurlarında toplu sözleşme yapma hakkına kavuşmuş olduğu görülmektedir.
10- 1948 yılında kabul edilen 87 sayılı sendika özgürlüğü vesendikalaşma hakkının korunması sözleşme ile 1978 de kabul edilen kamuhizmetinde örgütlenme hakkına ilişkin sözleşme, kamu görevlilerinin sendikayaüye olma özgürlüklerini ve sağlanan güvencelerden ne şekildeyararlanacaklarını, hakların sınırlandırma ölçütlerini belirlerken, AİHS’nin11. maddesi de ayrım yapmaksızın herkese sendika kurma, üye olma ve ancakgerektiğinde hakların sınırlama sebeplerini saymaktadır.
Sendika hakkı sınırlanabilecekler görevler içinde silahlıkuvvetler, emniyet personeli ile devlet idaresi mensupları sayılmış ise de,AİHM devletin idare mekanizması ile alakalı olmayan memurlara devletin idaremekanizması görevlileri olarak muamele edilemeyeceği ve sendikal haklarınakısıtlama getirilmemesini içtihat etmiştir (Demir ve Baykara /Türkiye B.No: 34503/93. Prg.97).
11- İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinin 23. maddesi, herkesinçalışma, işini seçme, adaletli koşullarda çalışma, işsizliğe karşı korunma,çıkarlarını koruma için sendika kurma ve üye olma hakkının varlığına işaretetmiş ve bu özgürlüğün, kurma, üye olma, ayrılma yanında bireysel olaraksendikal faaliyetlerde bulunma konusunda ki serbestiyeyide kapsadığı açıktır.
12-Bu halde, sendika özgürlüğünü korumayan, gelişmesine fırsat tanımayan, işlevsizkılacak tüm müdahalelerin sınırlama-özgürlük dengesini korumadığı ve tanınmışgüvenceleri göz ardı ettiği takdirde hakkın ihlaline sebep olacağının kabulügerecektir.
13- Türkiye tarafından 1989 yılında imzalanıp onaylanan veyayımı ile iç hukukta bağlayıcılık kazanan Avrupa Sosyal Şartı kamu görevlileridahil, hiçbir yönden ayrım gözetilmeksizin tüm bağımlı çalışanların sendikahakkına sahip olması gerektiğini, ulusal mevzuatın bu özgürlüğü zedelememesiniveya zedeleyici biçimde uygulamamasını taraf devletlerin taahhüt ettiğinisöylemektedir.
14-Sosyal Şartın 5. maddesi sendika konusunda kısıtlayıcı düzenlemelerin sadecepolis ve silahlı kuvvetler üyeleri için tanındığını ifade etmektedir. Dosyamızçalışanı başvurucu ise, birleşik taşımacılık çalışanları sendikası üyesi vekamu emekçileri sendikaları konfederasyonu (Kamusen)çağrısıile hareket eden bir ulaştırma sektör görevlisi olduğuna dikkat çekmek gerekir.
15- Örgütlenme özgürlüğü ve bu özgürlüğün özel bir görünümü olansendika kurma ve sendikal faaliyette bulunma hakkı demokratik toplumun temeldeğerleri arasında yer alır. Bireylerin sosyal, kültürel, dinsel ve ekonomikalanlardaki görüşlerini daha etkin bir şekilde kamuoyuna duyurma bu alanlardakiamaçlarını gerçekleştirmek için güçlerini birleştirme ve ortak faaliyettebulunma hakkını koruyan örgütlenme özgürlüğü aynı zamanda demokrasininvazgeçilmez koşulu olan açık toplumun güvencelerinden birisini oluşturur.Sendika kurma ve sendikal faaliyette bulunma hakkı örgütlenme özgürlüğünün özelbir görünümü olup çalışanların ekonomik, sosyal ve kültürel haklarınınkorunmasına hizmet eder.
16- Anayasa’nın 51-54. maddeleri arasında güvence altına alınansendikal haklar, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 11. maddesi kapsamındakoruma altına alınmıştır. AİHM sendika hakkını ve buna bağlı olarak grevhakkını Sendika Özgürlüğüne ve Örgütlenme Hakkının Korunmasına İlişkin 87numaralı ILO Sözleşmesi ve Avrupa Sosyal Şartının düzenlemelerini dikkatealarak yorumlamakta ve grev hakkını sendika hakkının ayrılmaz bir parçası olaraknitelemektedir (Demir ve Baykara/Türkiye, B.No:34503/97, 12/11/2008; Enerji Yapı Yol Sen/Türkiye, B.No:68959/01, 21/4/2009).
17- Anayasa Mahkemesi 2013/8463 sayılı bireysel başvuruyailişkin 18/9/2014 tarihli ve Ebru ASLAN 2013/8464 sayılı bireysel başvuruyailişkin 30/12/2014 tarihli kararlarında bu hakkın kapsamını açıklamış vesendikal faaliyete katılması nedeniyle başvuruculara mazeretsiz olarak görevegelmediği gerekçesiyle disiplin yaptırımı uygulanmasını Anayasa’nın 51.maddesinde güvence altına alınan sendika hakkının ihlali olaraknitelendirmiştir. Mahkeme bu yaklaşımını 6/1/2015 tarih ve 2013/8516 kararındada sürdürmüş, yirmiden fazla başvuruda da aynı hususu anayasal hak ihlaliolarak nitelendirmiştir.
18- Buna rağmen mahkeme çoğunluğu, aynı konuya ilişkin bubaşvuruda farklı bir sonuca ulaşmış ve sendikal faaliyete katıldığı içinbaşvurucuya uygulanan disiplin yaptırımının ölçülü olduğu ve başvurucununsendika hakkını ihlal etmediğine karar verilmiştir. Bu kararda da yukarıda atıfyapılan kararlardaki ilkeler tekrarlanmakla birlikte ulaşılan farklı sonucungerekçesinin yeterince açıklandığı söylenemez. Kararın 65. paragrafındademokratik bir toplumda gerekliliği tartışılmaz olan durumlarda ordu, emniyetveya başka bazı sektörlerde sendikal faaliyetlere sınırlamalar getirilebileceğive ilk derece mahkemesinde davanın görülmesi sırasında başvurucunun bu türdensınırlamalara tabi tutulmasını gerektirecek bir görevde bulunduğunun ilerisürüldüğü belirtilmektedir. Kararın 66. ve devamı paragraflarında eylemnedeniyle demiryolu ulaşımında yaşanan aksaklıkların açıklandığı buna bağlıolarak uygulanan yaptırımın ölçülü olduğu sonucuna ulaşıldığı dikkatealındığında Mahkeme çoğunluğunun da başvurucuyu özel sınırlamaya tabi kamugörevlileri kategorisi içinde değerlendirdiği anlaşılmaktadır.
19- Ne var ki, önceki açık kararlardan farklı bir sonuca ulaşançoğunluğun farklı sonuca ulaşma nedenini açık bir şekilde ortaya koymasımahkeme kararlarının istikrarı ve hukuki öngörülebilirliğin gereğidir. Mahkemekararlarının meşruiyeti, kararların istikrarına ve gerekçelerinin açıklığınadayanır. Bireyler açısından hukuki öngörülebilirlik ancak bu şekildesağlanabilir.
20- Diğer taraftan bazı yaşamsal alanlarda faaliyet gösterenkamu görevlilerinin sendikal faaliyetlerine kanunla sınırlamalar getirilmesigerekli ise de, ulaşım sektörünün ve demiryoluulaşımının ülke ekonomisi ve bireylerin güncel yaşamları açısından taşıdığıöneme vurgu yapmak otomatik olarak bu sektörde çalışan tüm bireylerin sendikalhaklarına yönelik kısıtlama getirilebileceği ve faaliyetlere katılanlarauygulanan yaptırımın ölçülü olduğu sonucunu doğurmamalıdır. Öncelikle ulaştırmasektöründe görev yapan bazı görevlilerin faaliyetlerini aksatması yaşamsalsonuçlar doğurabilirse de bunların neler olduğu kanunla açık bir şekildedüzenlenmeli ve bireylerin hakları ile kamunun menfaati arasında makul birdenge kurmak için alınabilecek alternatif tedbirler belirlenmelidir. İkinciolarak, uygulanan yaptırımın ölçülülüğünden söz edebilmek için, demokratik birtoplumda böyle bir yaptırım uygulamayı zorlayan bir toplumsal ihtiyacın varlığıgösterilmelidir.
21- Anayasa Mahkememizin 18.10.2012 tarih ve 6356 sayılısendikalar ve toplu iş sözleşmesi kanununun bazı maddelerinin iptali için önünegelen davada 22.10.2014 tarihli ve 2014/161 sayılı kararında yasanın grev velokavt yasakları başlıklı 62.maddesinin 1nolu fıkrasında yer alan şehir içitoplu taşıma hizmetlerinde grev lokavt yapılmasını yasaklayan kuralın İPTALİNEkarar verdiğinin de bu dosya kapsamında dikkate alınması zorunludur.
22- Somut olayda başvurucu tren teşkil memuru olarak görevyapmaktadır (3.Prg.). Temel işlevleri trenlerin güvenli bir şekilde istasyonagiriş ve çıkışını sağlamak olan tren teşkil memurlarının sendikal haklarınınözel olarak kısıtlanacağına ilişkin bir yasal düzenleme bulunmamaktadır.Nitekim benzer bir olayda AİHM, 11. maddenin 1. paragrafının herkesin birsendikaya üye olma ve çıkarlarını koruma hakkını güvence altına aldığını,devlet memurlarının doğrudan bu haktan mahrum bırakılmadığını vurguladıktansonra ordu, emniyet ve diğer sektörler gibi bazı sektörlerde görev yapan devletmemurlarının, sendikal faaliyetlerine sınırlamalar getirilmesinin mümkünolduğunu hatırlatmış ancak Bayındırlık ve İskan Bakanlığı’nda elektrikmühendisi olarak görev yapan başvurucunun bu türden sınırlamalara tabitutulmasını gerektirecek bir görevde bulunmadığı sonucuna ulaşmıştır (bkz.Karaçay/Türkiye, B. No:6615/03, 27/3/2007).
23- Diğer taraftan başvurucunun üyesi olduğu sendika 12/12/2009tarihinde eylem kararı almış ve bunu kamuoyuna duyurmuştur. Söz konusu eylemise 16/12/2009 tarihinde gerçekleştirilmiştir. İdarenin eyleme katılacakgörevlileri tespit etmek ve aksaklıkları mümkün olduğunca önlemek için tedbiralacak zamanı olmadığı söylenemez. Kaldı ki sendikal eylemin amacı sorunlaradikkat çekmek, bu yönde kamuoyu oluşturmak ve sorunların çözümü için baskıuygulamaktır. Bu nedenle her eylemin belli ekonomik ve sosyal sonuçlarınınolması kaçınılmazdır. Burada önemli olan bireyin hakkı ile kamunun menfaatleriarasında makul bir denge kurmaktır. Bu çerçeveden değerlendirildiğinde eylemdenönceden haberdar olan idarenin eylemin olumsuz etkilerini minimuma indirmekiçin gerekli tedbirleri alma konusunda yeterli imkânı olduğu gözetilmeden (nitekimeylem nedeniyle seyahatleri aksayan tüm yolcular otobüslerle varış noktalarınaulaştırıldıkları da düşünüldüğünde) uygulanan disiplin yaptırımının ölçülüolduğu yönündeki çoğunluk görüşüne katılmak mümkün olmamıştır.
Başkan
Serruh KALELİ