TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
YÜCEL ÇELİK BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2018/37359)
Karar Tarihi: 25/2/2021
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Muammer TOPAL
Recai AKYEL
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Selahaddin MENTEŞ
Raportör
:
Ali KOZAN
Başvurucu
:
Yücel ÇELİK
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru, hükümlünün üç kişilik ziyaretçi listesioluşturma talebinin reddedilmesi nedeniyle özel hayata saygı hakkının ihlaledildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru 17/12/2018 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesininBölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için AdaletBakanlığına gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.
6. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyandabulunmuştur.
III. OLAY VEOLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyleolaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucu, muhtelif suçlardan hükümlü olarak Kayseri 2No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda (İnfaz Kurumu) kalmaktadır.
9. Başvurucuya ailesi, yasal temsilcisi ve üçüncüdereceye kadar kan ve kayın hısımlarının yanı sıra bu kişilerin dışındakendisinin belirleyeceği üç kişi tarafından ziyaret edilme hakkı tanınmış;başvurucu İnfaz Kurumuna geldiği sırada ziyaretçi ismi bildirmemiştir.
10. Başvurucu 20/11/2018 tarihinde İnfaz Kurumunabaşvurarak belirlediği üç kişinin ziyaretçi listesine eklenmesini talepetmiştir. İnfaz Kurumu İdare ve Gözlem Kurulu Başkanlığı 23/11/2018 tarihindetalebin reddine karar vermiştir. Kararda ilgili mevzuat hükümlerihatırlatıldıktan sonra, başvurucuya ziyaret listesini düzenlemesi hususunun6/11/2017 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen başvurucunun altmış günlük yasalsüre geçtikten sonra 20/11/2018 tarihinde talepte bulunduğu belirtilmiştir.
11. Başvurucunun anılan karara itirazını, Kayseri 1.İnfaz Hâkimliği 29/11/2018 tarihli kararıyla reddetmiştir. Kararıngerekçesinde; ziyaretçi listesinin İnfaz Kurumuna kabulden itibaren altmış güniçinde Kuruma bildirilmesi gerektiği hususunun başvurucuya 6/11/2017 tarihindetebliğ edildiği, başvurucunun ise ziyaretçi listesini altmış günlük yasal süregeçtikten sonra verdiği vurgulanarak itiraza konu kararın usul ve yasaya uygunolduğu ifade edilmiştir.
12. Başvurucunun anılan karar itirazını, Kayseri 1. AğırCeza Mahkemesi 7/12/2018 tarihinde İnfaz Hâkimliği kararının usul ve kanunauygun olduğu gerekçesiyle reddetmiştir.
13. Nihai karar karar, başvurucuya 14/12/2018 tarihindetebliğ edilmiştir.
14. Başvurucu 17/12/2018 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
IV. İLGİLİHUKUK
15. İlgili hukuk için bkz. Mehmet Zahit Şahin, B.No: 2013/4708, 20/4/2016, §§ 18-25, 34-37; Ethem Zariç, B. No:2014/4137, 9/11/2017, §§ 15-18; Mehmet Sevik, B. No: 2017/24068,18/7/2018, §§14, 15)
V. İNCELEME VEGEREKÇE
16. Mahkemenin 25/2/2021 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Adli YardımTalebi Yönünden
17. Başvurucu, yargılama giderlerini ödeme gücündenyoksun olduğunu belirterek adli yardım talebinde bulunmuştur.
18. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Şerif Ay (B. No:2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkeler dikkate alınarak geçiminiönemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin yargılama giderlerini ödeme gücündenyoksun olduğu anlaşılan başvurucunun açıkça dayanaktan yoksun olmayan adliyardım talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.
B. Özel HayataSaygı Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucununİddiaları ve Bakanlık Görüşü
19. Başvurucu; daha önce kaldığı ceza infaz kurumundaziyaretçi listesinin mevcut olduğunu, nakledildiği İnfaz Kurumuna geldiğinde bulistedeki isimleri değiştirmek istemediği için yeni liste vermediğinibelirtmiştir. Ancak yeni geldiği İnfaz Kurumunda eski ziyaretçi listesi sistemekayıtlı olmasına rağmen uygulamada aksaklıklar olabildiğini, bu nedenle mağdurolmamak için yeni bir liste verdiğini, mevzuatta belirtilen sürenin geçtiğigerekçesiyle talebinin reddedilmesinin hakkaniyete uygun olmadığınıbelirtmiştir. Ziyaretçi listesinin reddi nedeniyle dış dünya ile iletişimkurmasının engellendiğini vurgulayan başvurucu haberleşme hürriyeti ile adilyargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
20. Bakanlık görüşünde; müdahalenin kanuni dayanağının vemeşru amacının olduğu tespitleri yapıldıktan sonra başvurucunun İnfaz Kurumunageldikten bir yıl sonra ziyaretçi listesini verdiği, ziyaretçi listesinideğiştirme talebini hangi zorunlu ihtiyaca dayandırdığını gerek idareye gerekde yargısal mercilere yeterli gerekçelerle sunmadığı belirtilmiştir. Demokratikbir toplumda güvenliğin ve disiplinin sağlanması amacıyla ceza infazkurumlarına gelebilecek ziyaretçi sayısının sınırlandırılmasının mümkün olduğu,disiplini bozacak faaliyetleri önlemeye yönelik hukuki düzenlemeler olmadan birceza infaz kurumunda düzenin sağlanamayacağı vurgulanmıştır. Ayrıcabaşvurucunun hak ihlaline ilişkin itirazlarının yargı makamlarınca incelendiği,ilgili ve yeterli gerekçeler sunularak reddedildiği ifade edilmiştir.
21. Başvurucu Bakanlık görüşüne karşı beyanında; İnfazKurumuna nakledildikten sonra bir yıl boyunca ziyaretçilerinin gelemediğini, bunedenle ziyaretçi listesini değiştirmek istediğini, Bakanlığın AnayasaMahkemesinin içtihatlarını görmezden geldiğini, mevzuatta belirtilen altmışgünlük sürenin hak düşürücü süre olmadığını belirtmiştir.
2. Değerlendirme
22. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafındanyapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukukitavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,§ 16). Başvurucunun ziyaretçi listesi oluşturma isteminin reddedilmesinedeniyle görüşme hakkının kısıtlandığı ve bu suretle dış dünya ile sağlıklıbir ilişki kurmasının engellendiği yolundaki iddiası Anayasa'nın 20. maddesindedüzenlenen özel hayata saygı hakkı kapsamında incelenmiştir (Mehmet ZahitŞahin, § 28, Yasemin Kaymaklı, B. No:2016/4898,12/9/2019, §19, Mehmet Sevik, § 23).
a. KabulEdilebilirlik Yönünden
23. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabuledilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığıanlaşılan özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabuledilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Esas Yönünden
24. Anayasa'nın 20. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
"Herkes, özel hayatına ve ailehayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve ailehayatının gizliliğine dokunulamaz."
25. Anayasa'nın 19. maddesi gereğince hükümlü vetutukluların özel ve aile hayatının sınırlanması hukuka uygun olarak ceza infazkurumunda tutulmanın kaçınılmaz ve bir sonucudur. Öte yandan hükümlü vetutukluların özel ve aile hayatına saygı gösterilmesi hakkı, ceza infaz kurumuidaresinin hükümlü ve tutukluların ailesi ve yakınlarıyla temasını devamettirecek önlemleri almasını zorunlu kılmaktadır (Mehmet Zahit Şahin, §36).
26. Bununla beraber bu yükümlülük yerine getirilirkenceza infaz kurumunda tutulmanın kaçınılmaz ve doğal sonuçlarının gözetilmesigerekmektedir. Bu bağlamda kamu düzeni ve suç işlenmesinin önlenmesi ile özelhayata ve aile hayatına saygı gösterilmesi hakkı arasında adil bir dengesağlanmalıdır. Ancak ceza infaz kurumunda bulunmanın doğal sonucu olarakidarenin tutuklu ve hükümlülerin özel ve aile hayatına müdahale konusundatakdir yetkisinin daha geniş olduğu gözetilmelidir (Mehmet Zahit Şahin,§ 37).
i. MüdahaleninVarlığı
27. Anayasa Mahkemesi daha önce verdiği kararlarında,ceza infaz kurumlarında ziyaretçi listesinde değişiklik yapılması talebininreddi nedeniyle özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği iddiasınıincelemiştir. Anayasa Mahkemesi ziyaretçi listesinde değişiklik yapılmasıtalebinin reddedilmesinin infaz kurumunda bulunan başvurucunun dış dünya ileiletişim kurması ve sosyal ilişkilerinin sınırlandırılması yönünde etkilerdoğurması nedeniyle özel hayata saygı hakkına müdahale edeceği sonucunavarmıştır (Mehmet Zahit Şahin, § 42; Yasemin Kaymaklı, § 25; MehmetSevik,§ 26).
ii. Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı
28. Anılan müdahale Anayasa’nın 13. maddesinde belirtilenkoşullara uygun olmadığı müddetçe Anayasa’nın 20. maddesini ihlal edecektir. Busebeple sınırlamanın Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen ve somut başvuruyauygun düşen kanun tarafından öngörülme, meşru amaç taşıma, demokratik toplumdüzeninin gereklerine uygunluk ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarınauygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir.
(1) Kanunilik
29. Başvurucunun ziyaretçi listesi oluşturma talebininreddi işlemine dayanak teşkil eden mevzuat hükümleri dikkate alındığındamüdahalenin kanunlar tarafından öngörülme ölçütüne uygun olduğudeğerlendirilmiştir (Mehmet Zahit Şahin, §§ 47-56; Yasemin Kaymaklı,§ 27; Mehmet Sevik, § 29).
(2) Meşru Amaç
30. Müdahalenin kamu düzeni ve suç işlenmesinin önlenmesigenel amacı çerçevesinde ceza infaz kurumlarında güvenliğin ve disiplininsağlanması şeklinde meşru amaç taşıdığı anlaşılmaktadır (Mehmet Zahit Şahin,§ 57; Yasemin Kaymaklı, § 28; Mehmet Sevik,§ 30).
(3) Demokratik Toplum Düzeninin Gereklerine Uygunluk veÖlçülülük
(a) Genelİlkeler
31. Anayasa'nın 19. maddesi gereğince hükümlü vetutukluların özel ve aile hayatının sınırlanması hukuka uygun olarak ceza infazkurumunda tutulmanın kaçınılmaz ve bir sonucudur. Öte yandan hükümlü vetutukluların özel ve aile hayatına saygı gösterilmesi hakkı, ceza infaz kurumuidaresinin hükümlü ve tutukluların ailesi ve yakınlarıyla temasını devamettirecek önlemleri almasını zorunlu kılmaktadır (Mehmet Zahit Şahin, §36; Yasemin Kaymaklı, § 29; Mehmet Sevik, § 31).
32. Hükümlü ve tutukluların ziyaret hakkıdeğerlendirilirken ceza infaz kurumunun güvenliğinin ve düzeninin sağlanmasıile hükümlü ve tutukluların dış dünyayla iletişim kurmaları ve sosyalleşmelerisuretiyle iyileştirilmesi ilkeleri arasında makul bir dengenin kurulmasıgerekir (Mehmet Zahit Şahin, § 62; Yasemin Kaymaklı, § 30;Mehmet Sevik,§ 32).
33. Hükümlü ve tutukluların temel haklarına yapılanmüdahalelere gerekçe olarak gösterilebilecek makul nedenlerin somut olayın tümkoşulları çerçevesi dâhilinde, olaya özgü olgu ve bilgilerlegerekçelendirilmesi gerekmektedir. Bunun yanı sıra yapılacak değerlendirmedekişinin itham edildiği suçun ve tutuklama sebeplerinin de dikkate alınmasıgerekmektedir (Mehmet Zahit Şahin, § 63). Bu bağlamda başvuru konusuolay bakımından yapılacak değerlendirmelerin temel ekseni, müdahaleye nedenolan idari makamlar ve derece mahkemelerinin kararlarında dayandıklarıgerekçelerin özel hayata saygı hakkının kısıtlanması bakımından demokratiktoplum düzeninin gereklerine uygunluk ve ölçülülük ilkesine uygunolduğunu inandırıcı bir şekilde ortaya koyup koyamadığı olacaktır (MehmetZahit Şahin, § 64; Ahmet Temiz, B. No: 2013/1822, 20/5/2015, § 68; YaseminKaymaklı, § 31; Mehmet Sevik, § 33).
34. Demokratik bir toplumda, güvenliğin ve disiplininsağlanması amacıyla ceza infaz kurumlarına gelebilecek ziyaretçi sayısınınsınırlandırılması mümkün olmakla birlikte hükümlü ve tutukluların özneldurumlarının da dikkate alınması ve bu hususta somut olayın koşullarınıngerektirdiği esnekliğin temin edilmesi gerekir. Bu anlamda ceza infazkurumlarında güvenliğin ve disiplinin sağlanmasındaki kamu yararı ile tutukluve hükümlülerin sosyal ilişkiler kurabilmelerindeki bireysel yarar arasındamakul bir denge gözetilmelidir (Mehmet Sevik, § 34; Yasemin Kaymaklı,§ 32).
(b) İlkelerinOlaya Uygulanması
35. Anayasa'nın 13. maddesi uyarınca temel hak veözgürlükler ancak kanunla sınırlanabilir. 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılıCeza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'da ziyaretçi isimlistesinin bildirilmesi için bir süre belirlenmiş ise de bu sürenin hakdüşürücü süre olduğu öngörülmemiştir. Ziyaret Yönetmeliği'nde ziyaretçiisimlerinin, ziyaretle ilgili bu hususun tebliğ edildiği tarihten itibarenaltmış gün içinde bildirilmesi öngörülmüş ancak bildirim için tanınan süreninniteliği belirtilmemiştir. Ayrıca Ziyaret Yönetmeliği'nde sürenin geçmesinden sonrabildirimde bulunulmasına engel oluşturan bir kurala da rastlanmamaktadır. Budurumda Ziyaret Yönetmeliği'nde belirtilen sürenin hak düşürücü değildüzenleyici süre olarak yorumlanması gerektiği anlaşılmaktadır (YaseminKaymaklı, § 31; Mehmet Sevik, § 36).
36. İnfaz Kurumunun ve yargı makamlarının ZiyaretYönetmeliği'nde belirtilen altmış günlük süreyi hak düşürücü süre olarak kabulederek anılan süre içinde ziyaretçi listesi sunulmadığı gerekçesiylebaşvurucunun talebini reddettikleri anlaşılmaktadır. Olayda derecemahkemelerinin Ziyaret Yönetmeliği'ndeki altmış günlük sürenin hak düşürücüolduğu şeklindeki yorumları başvurucunun ceza infaz kurumunda kaldığı süreboyunca ziyaretçi belirleme ve kabul etme hakkından yararlanamaması sonucunudoğurmaktadır. Bu şekilde ziyaret hakkına getirilen kısıtlamanın hükümlü vetutukluların dış dünyayla iletişim kurması ve sosyalleşmesi suretiyleiyileştirilmesi ilkelerine uygun düştüğü söylenemez.
37. Ayrıca Ziyaret Yönetmeliği'nin 9. maddesine göre kamumakamlarının başvurucunun ziyaretçi olarak görüşmek istediği kişiler hakkındakolluk vasıtasıyla araştırma yaptırma ve kurumun güvenliği ve disiplinibakımından uygun görülmeyenlere ziyaret izni vermeme yetkisi bulunduğu ancaksomut olayda böyle bir araştırma yapılmadan süre aşımı nedeniyle talebinreddedildiği anlaşılmaktadır. Bu durumla birlikte derece mahkemelerinin somutolayın özelliklerini ve ziyaretçi görüşüyle ilgili değişen koşulları tamamengözardı ederek Ziyaret Yönetmeliği hükümlerini katı bir yaklaşımla yorumladıklarıgözetildiğinde özel hayata saygı hakkı ile kamu güvenliği amacı arasında adildenge bir kurulduğu söylenemez. Bu durumda başvurucunun üç kişilik ziyaretçilistesi oluşturma talebinin reddedilmesi suretiyle özel hayata saygı hakkınayapılan müdahalenin ilgili ve yeterli gerekçelere dayandırılmadığı vemüdahalenin demokratik toplum düzeninde gerekli bir müdahale olmadığı sonucunavarılmıştır (benzer değerlendirmeler için bkz. Mehmet Sevik, §§ 36-37; YaseminKaymaklı, §§ 32-34).
38. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa'nın 20.maddesinde güvence altına alınan özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğinekarar verilmesi gerekir.
3. 6216 SayılıKanun'un 50. Maddesi Yönünden
39. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda,başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlalkararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyapılması gerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkemekararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yenidenyargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılamayapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminatahükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlalkararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünsedosya üzerinden karar verir.”
40. Başvurucu ihlalin tespit edilmesini istemiş ve105.000 TL tazminat talebinde bulunmuştur.
41. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan kararındaihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genelilkeler belirlenmiştir (B. No: 2014/8875, 7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer birkararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine getirilmemesininsonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına geleceği gibiilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına da işaret etmiştir (AligülAlkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).
42. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlaledildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırıldığındansöz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle getirmenin yaniihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için ise öncelikleihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması, ihlale neden olankarar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan kaldırılması,varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların giderilmesi, ayrıca bubağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması gerekmektedir (MehmetDoğan, §§ 55, 57).
43. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı veyamahkemenin ihlali gideremediği durumlarda Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılıKanun’un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile İçtüzük’ün 79. maddesinin (1)numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca, ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasıiçin yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili mahkemeyegönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme, usul hukukundaki benzer hukukikurumlardan farklı olarak, ihlali ortadan kaldırmak amacıyla yeniden yargılamasonucunu doğuran ve bireysel başvuruya özgülenen bir giderim yolunuöngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi tarafından ihlal kararına bağlıolarak yeniden yargılama kararı verildiğinde, usul hukukundaki yargılamanınyenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgili mahkemenin yeniden yargılamasebebinin varlığını kabul hususunda herhangi bir takdir yetkisibulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir karar kendisine ulaşan mahkemenin yasalyükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin Anayasa Mahkemesinin ihlal kararınedeniyle yeniden yargılama kararı vererek devam eden ihlalin sonuçlarınıgidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir (Mehmet Doğan, §§58-59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), §§ 57-59, 66-67).
44. Başvuru konusu olayda Ceza İnfaz Kurumu idaresininmevzuat hükümlerini katı bir şekilde yorumlaması nedeniyle başvurucunun özelhayata saygı hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır. Dolayısıyla ihlalinidarenin işleminden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Bununla birlikte Mahkeme deihlali giderememiştir.
45. Bu durumda özel hayata saygı hakkının ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukukiyarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgüdüzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasınagöre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamdayapılması gereken iş yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesiniihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelereuygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğininyeniden yargılama yapılmak üzere Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesigerekmektedir.
46. Öte yandan somut olayda ihlalin tespit edilmesininbaşvurucunun uğradığı zararların giderilmesi bakımından yetersiz kalacağıaçıktır. Dolayısıyla eski hâle getirme kuralı çerçevesinde ihlalin bütünsonuçlarıyla ortadan kaldırılabilmesi için özel hayta saygı hakkının ihlalinedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararlarıkarşılığında başvurucuya net 4.000 TL manevi tazminat ödenmesine, fazlayailişkin talebin reddine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,
B. Özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
C. Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan özelhayata saygı hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
D. Kararın bir örneğin özel hayata saygı hakkına yönelikihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmaküzere Kayseri 1. İnfaz Hâkimliğine (E.2018/5408; K.2018/5340) GÖNDERİLMESİNE,
E. Başvurucuya net 4.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,
F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazineve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihinekadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA
G. Kararın bir örneğinin bilgi için Kayseri 1. Ağır CezaMahkemesine (E.2018/2352 D. İş) ve Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 25/2/2021tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.