TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
YÜKSEL BARAN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2012/782)
Karar Tarihi: 26/6/2014
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Alparslan ALTAN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Recep KÖMÜRCÜ
M. Emin KUZ
Raportör
:
Selami ER
Başvurucu
:
Yüksel BARAN
Vekili
:
Av. Dursun ÖZDOĞAN
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvurucu, hakkındaDiyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yasa dışı örgüte üye olmak iddiasıylayürüttüğü bir soruşturma dosyası kapsamında adli kontrol kararı olması sebebiile 2012-2013 eğitim/öğretim yılı içerisinde dikey geçiş sınavına (DGS) girerekkazandığı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde (KKTC) bulunan üniversiteye devamedememesi nedeniyle eğitim ve öğretim hakkının ihlal edildiğini iddia ederekmaddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru, Diyarbakır 4.Asliye Hukuk Mahkemesi aracılığı ile 21/11/2012tarihinde yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinde belirlenen eksiklikler tamamlatılmış ve Komisyona sunulmasınaengel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. İkinci Bölüm İkinciKomisyonunca, 28/3/2013 tarihinde kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesinekarar verilmiştir.
4. İkinci Bölümün 12/2/2014 tarihli ara kararı gereğince başvurunun kabuledilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvuru konusu olay veolgular ile başvurunun bir örneği görüş için 12/2/2014tarihinde Adalet Bakanlığına gönderilmiş, Adalet Bakanlığının 16/4/2014 tarihligörüş yazısı 22/4/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. BaşvurucuAdalet Bakanlığı cevabına karşı beyanlarını yasal süresi içinde ibrazetmemiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
6. Başvuru dilekçesindekiilgili olaylar özetle şöyledir:
7. Diyarbakır CumhuriyetBaşsavcılığının 2007/996 soruşturma numara sayılı dosya kapsamında yasa dışıKCK örgütüne üye olmak iddiası ile 25/12/2009tarihinde başvurucunun ifadesi alınmış ve adli kontrol istemiyle serbestbırakılmıştır.
8. Sorgu hâkimliğince aynıtarihte başvurucu hakkında yurt dışı çıkış yasağı kararı verilmiştir.
9. Diyarbakır CMK 250. maddeile yetkili Cumhuriyet savcılığınca aralarında başvurucunun da bulunduğukişiler hakkında Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesinde E.2010/444 sayılı dosyakapsamında dava açılmıştır. Dava halen derdesttir.
10. Başvurucu 2012/2013eğitim/öğretim yılı içerisinde DGS’ye girerek Uluslararası Kıbrıs ÜniversitesiHukuk Fakültesine kayıt yaptırmaya hak kazanmıştır.
11. Başvurucunun yurt dışıyasağı bulunması sebebi ile avukatı tarafından adli kontrol kararınınkaldırılması veya değiştirilmesi için 14/9/2012tarihli dilekçe ile Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesine talepte bulunulmuştur.
12. Diyarbakır 6. Ağır CezaMahkemesi tarafından yapılan değerlendirme sonucu 25/9/2012tarihli ara karar ile başvurucu hakkında delil durumunda bir değişiklikbulunmadığından ve başvurucunun adli kontrol altına alınması kararında birisabetsizlik olmadığından talep reddedilmiştir.
13. Başvurucunun yaptığı itirazincelemesini değerlendiren Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesi, 8/10/2012 tarih ve 2012/504 değişik iş sayılı kararı ileitiraz başvurusunu kararın usul ve yasaya uygun olduğu ve kararda birisabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle reddetmiştir.
14. Karar 22/10/2012tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.
B. İlgiliHukuk
15. 4/12/2004 tarih ve 5271 sayılı CezaMuhakemesi Kanunu’nun “Adli kontrol”başlıklı 109. maddesinin ilgili fıkraları şöyledir:
(1) Bir suç sebebiyle yürütülen soruşturmada,100 üncü maddede belirtilen tutuklama sebeplerinin varlığı halinde, şüphelinin tutuklanmasıyerine adlî kontrol altına alınmasına karar verilebilir.
…
(3) Adlî kontrol, şüphelinin aşağıdagösterilen bir veya birden fazla yükümlülüğe tabi tutulmasını içerir:
a) Yurt dışına çıkamamak.
…
(6) Adlî kontrol altında geçen süre, şahsîhürriyeti sınırlama sebebi sayılarak cezadan mahsup edilemez. Bu hüküm,maddenin üçüncü fıkrasının (e) bendinde belirtilen hallerde uygulanmaz.
(7) Kanunlarda öngörülen tutukluluksürelerinin dolması nedeniyle salıverilenler hakkında (…) adlî kontrole ilişkinhükümler uygulanabilir.”
16. 5271 sayılı Kanun’un “Adlî kontrol kararı ve hükmedecek merciler”başlıklı 110. maddesi şöyledir:
(1)Şüpheli, Cumhuriyet savcısının istemi ve sulh ceza hâkiminin kararı ilesoruşturma evresinin her aşamasında adlî kontrol altına alınabilir.
(2) Hâkim, Cumhuriyet savcısının istemiyle,adlî kontrol uygulamasında şüpheliyi bir veya birden çok yeni yükümlülük altınakoyabilir; kontrolun içeriğini oluşturanyükümlülükleri bütünüyle veya kısmen kaldırabilir, değiştirebilir veya şüpheliyibunlardan bazılarına uymaktan geçici olarak muaf tutabilir.
(3) 109 uncu madde ile bu madde hükümleri,gerekli görüldüğünde, görevli ve yetkili diğer yargı mercileri tarafından da,kovuşturma evresinin her aşamasında uygulanır.”
17. 5271 sayılı Kanun’un “Adlî kontrol kararının kaldırılması”başlıklı 111. maddesi şöyledir:
“(1) Şüpheli veya sanığın istemi üzerine,Cumhuriyet savcısının görüşünü aldıktan sonra hâkim veya mahkeme 110 uncumaddenin ikinci fıkrasına göre beş gün içinde karar verebilir.
(2) Adlî kontrole ilişkin kararlara itirazedilebilir.”
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
18. Mahkemenin 26/6/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun21/11/2012 tarih ve 2012/782 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereğidüşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları
19. Başvurucu DiyarbakırCumhuriyet Başsavcılığı’nın yasa dışı örgüte üye olmak iddiasıyla yürüttüğü birsoruşturma dosyası kapsamında 25/12/2009 tarihindeifadesi alındıktan sonra adli kontrol istemiyle serbest bırakıldığını,2012-2013 eğitim/öğretim yılı içerisinde DGS’ye girerek Uluslararası KıbrısÜniversitesi Hukuk Fakültesinde öğrenim görmeye hak kazandığı halde hakkındauygulanmakta olan ve ne kadar süreceği belli olmayan adli kontrol kararınedeniyle bu okulda öğrenime devam etmesinin engellendiğini, bir güvenliktedbiri olan adli kontrolün her duruşmada değerlendirmeye tabi olmasıgerekirken savunması alınmayarak hakkının zedelendiğini belirterek Anayasa’nın42. maddesinde güvence altına alınan eğitim ve öğretim hakkının ihlaledildiğini iddia etmiş, 100.000 TL maddi ve 100.000 TL manevi tazminattalebinde bulunmuştur.
B. Değerlendirme
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
20. Başvurucu, devam eden yasadışı örgüt davasında hakkında uygulanan yurt dışı çıkış yasağı tedbirisebebiyle daha sonra DGS ile öğrenim görmeye hak kazandığı KKTC’de bulunan birüniversiteye kayıt yaptıramaması ve devam edememesinin eğitim ve öğretimhakkını ihlal ettiğini ileri sürmüştür.
21. Adalet Bakanlığı görüşyazısında, eğitim hakkının devlete pozitif ve negatif yükümlülüklergetirdiğini, ancak eğitim hakkının mutlak ve sınırsız bir hak olmadığını,devletin eğitim hakkı yönünden takdir alanının geniş olduğunu, eğitim hakkınayapılacak müdahalenin meşru amacının ve bu meşru amaç ile kullanılan araçarasında makul bir orantılılık ilişkisi bulunması gerektiğini, somut olaydayurtdışı çıkış yasağının devam eden yargılamada tedbir niteliğinde ve mahkemetarafından verilen bir kararla uygulandığını, bu nedenle meşru bir amaçtaşıdığının düşünüldüğü ifade edilerek Anayasa’nın 42. maddesine ilişkinşikâyet incelenirken bu hususların göz önünde bulundurulması gerektiği yönündebeyanda bulunulmuştur.
22. Anayasa'nın “Eğitim ve öğretim hakkı ve ödevi” başlıklı42. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:
“Kimse, eğitim ve öğrenim hakkından yoksunbırakılamaz. Öğrenim hakkının kapsamı kanunla tesbitedilir ve düzenlenir.
…
İlköğretim kız ve erkek bütün vatandaşlar içinzorunludur ve Devlet okullarında parasızdır.
…”
23. Avrupa İnsan HaklarıSözleşmesi'ne (AİHS) ek Türkiye'nin taraf olduğu 1 No.lu Protokol'ün “Eğitim hakkı” başlıklı 2. maddesişöyledir:
“Hiç kimse eğitim hakkından yoksunbırakılamaz. Devlet, eğitim ve öğretim alanında yükleneceği görevlerin yerinegetirilmesinde, ana ve babanın bu eğitim ve öğretimin kendi dini ve felsefiinançlarına göre yapılmasını sağlama haklarına saygı gösterir.”
24. Anayasa’nın “Yerleşme ve seyahat hürriyeti” başlıklı 23.maddesi şöyledir:
“Herkes, yerleşme ve seyahat hürriyetinesahiptir.
Yerleşmehürriyeti, suç işlenmesini önlemek, sosyal ve ekonomik gelişmeyi sağlamak,sağlıklı ve düzenli kentleşmeyi gerçekleştirmek ve kamu mallarını korumak;
Seyahathürriyeti, suç soruşturma ve kovuşturması sebebiyle ve suç işlenmesini önlemek;
Amaçlarıylakanunla sınırlanabilir.
Vatandaşın yurt dışına çıkma hürriyeti, ancaksuç soruşturması veya kovuşturması sebebiyle hâkim kararına bağlı olaraksınırlanabilir.
Vatandaşsınır dışı edilemez ve yurda girme hakkından yoksun bırakılamaz.”
25. AİHS ile bu Sözleşme’ye Ek 4 No’luProtokol’ün “Serbest dolaşım özgürlüğü”başlıklı 2. maddesi şöyledir:
“1. Bir devletin ülkesi içinde usulüne uygunolarak bulunan herkes, orada serbestçe dolaşma ve ikametgahınıseçebilme hakkına sahiptir.
2. Herkes, kendi ülkesi de dahil,herhangi bir ülkeyi terk etmekte serbesttir.
3. Bu haklar, ancak ulusal güvenlik, kamuemniyeti, kamu düzeninin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlık veahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için, demokratik birtoplumda zorunlu tedbirler olarak ve yasayla öngörülmüş sınırlamalara tabitutulabilir.
4. Bu maddenin 1. fıkrasında sayılan haklar,belli yerlerde, yasayla konmuş ve demokratik bir toplumda kamu yararınıngerektirdiği sınırlamalara tabi tutulabilir.”
26. Anayasa'nın 148. maddesinin(3) numaralı fıkrası şöyledir:
“Herkes, Anayasada güvence altına alınmıştemel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındakiherhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla AnayasaMahkemesine başvurabilir. Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarınıntüketilmiş olması şarttır.
27. 6216 sayılı Kanun'un 48.maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre, Mahkemece açıkça dayanaktan yoksunbaşvuruların kabul edilemez olduğuna karar verilebilir. Başvurucunun ihlaliddialarını kanıtlayamadığı, iddialarının salt kanun yolunda gözetilmesigereken hususlara ilişkin olduğu, temel haklara yönelik bir müdahaleninolmadığı veya müdahalenin meşru olduğu açık olan başvurular ile karmaşık veyazorlama şikâyetlerden ibaret başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabuledilebilir.
28. Başvurucu hakkında yasa dışıörgüte üye olmaktan dava açılmıştır. Soruşturma aşamasında başvurucunun ifadesialındıktan sonra adli kontrol istemiyle serbest bırakılmış ve Mahkemecehakkında yurt dışı çıkış yasağı konmuştur. Daha sonra başvurucunun KKTC’debulunan bir üniversitede DGS ile öğrenim görmeye hak kazanması nedeniylehakkında uygulanan adli kontrolün kaldırılması veya değiştirilmesi talebiMahkemece delil durumunda bir değişiklik olmadığı gerekçesiyle reddedilmiş vebu nedenle başvurucu bahse konu üniversiteye kaydını yaptıramamıştır.
29. Ceza hukukunda, işlenen suçnedeniyle başlatılan soruşturma veya kovuşturmanın sağlıklı bir şekildeyürütülmesi için, bazı tedbirlere başvurulması zorunluluk halinegelebilmektedir. Bu tedbirler, şüpheli veya sanığın kaçmasının önlenmesi,şüpheli veya sanığın yargılamada hazır bulundurulması, delillerinkarartılmasının önlenmesi suretiyle muhakemenin gecikmeksizin ve tehlikeyedüşürülmeden yapılmasını ve verilecek kararların uygulanmasını sağlamak amacınıtaşıyabilir. Koruma tedbirleri, muhakeme boyunca eski durumu yaşatmak veyaverilecek kararın yerine getirilmesini sağlamak için kullanılan birer vasıtaoldukları gibi aynı zamanda geçicidir. Koruma tedbirinin geçici olması birtedbiri haklı gösteren sebeplerin kalmaması halinde o tedbirin sona ermesiniifade eder (B. No: 2012/1051, 20/2/2014, § 29).
30. Koruma tedbirleri, 5271sayılı Kanun’un “Koruma tedbirleri”başlıklı dördüncü kısmının 90 ila 144. maddeleri arasında düzenlenmiştir.Bunlardan, yakalama ve gözaltına alma, tutuklama, adli kontrol, arama ve elkoyma, telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimindenetlenmesi, gizli soruşturmacı ve teknik araçlarla izleme gibi tedbirler kişihürriyetini kısıtlayan tedbirlerdir (B. No: 2012/1051, 20/2/2014,§ 30).
31. Şüpheli veya sanığın,tutuklama koşullarının varlığı halinde, ölçülülük ilkesi çerçevesinde vetutuklama ile ulaşılabilecek amaçlara uygun olduğu takdirde, kanunda sayılı birveya birkaç yükümlülüğe tabi tutulması adli kontrol olarak tanımlanmıştır. 5271sayılı Kanun’un “Adli Kontrol” başlıklı109. maddesinde tutuklamaya alternatif olarak getirilen adli kontrol araçlarısayılmıştır. Aynı maddenin (3) numaralı fıkrasının (a) bendinde “yurt dışına çıkamamak” tedbiri de tutuklamayerine geçen daha hafif bir koruma tedbiri olarak kabul edilmiştir (B. No:2012/1051, 20/2/2014, § 31).
32. Adli kontrol tedbiri olarakkabul edilmiş olması nedeniyle “yurt dışınaçıkamamak” tedbirine karar verebilmek için 5271 sayılı Kanun’un 100.maddesinde yer alan kuvveli suç şüphesinin varlığınıgösteren olgular ve bir tutuklama nedeninin bulunması gerekmektedir (B. No:2012/1051, 20/2/2014, § 32).
33. Somut başvuruda başvurucu,hakkında uygulanan yurt dışı çıkış yasağı tedbiri dışında eğitim ve öğretimhakkına yapılan kamu gücüne dayalı bir müdahaleden bahsetmemektedir. Başvurucuhakkında uygulanan yurt dışı çıkış yasağı tedbirinin eğitim ve öğretim hakkınabir müdahale olduğunu ve bu hakkının ihlal edildiğini ileri sürse de bu tedbiresasen doğrudan seyahat özgürlüğünü sınırlayan nitelikte bir tedbirdir.Başvurucunun eğitim ve öğretim hakkına yönelik olarak Mahkemece doğrudan birkarar alınmamış ve başvurucunun eğitim ve öğretim hakkına doğrudan birmüdahalede bulunulmamıştır. Mahkeme başvurucu hakkında verdiği yurt dışı çıkışyasağı tedbirini delillerin durumunda bir değişiklik olmaması nedeniylereddederek seyahat özgürlüğünü kanunlar kapsamında sınırlamıştır. Başvurucuhakkında uygulanan yurt dışı çıkış yasağı tedbiri ve başvurucunun DGS ileöğrenim görmeye hak kazandığı üniversitenin KKTC’de olması nedenleriylebaşvurucunun eğitim ve öğretim hakkı dolaylı olarak etkilenmiştir.
34. Somut başvuruya konu ciddive kapsamlı bir soruşturma kapsamında başvurucu hakkında 5271 sayılı Kanunadayanılarak uygulanan yurt dışı çıkış yasağı tedbiri kaçmayı önlemek,yargılamada hazır bulundurulmayı sağlamak, muhakemenin gecikmeksizin vetehlikeye düşürülmeden yapılmasını ve verilecek kararların uygulanmasınısağlamak gibi meşru amaçlara sahiptir. Ayrıca bu tedbir tutukluluk tedbirinealternatif olarak uygulanan ve başvurucunun haklarını çok daha az sınırlayanbir tedbirdir.
35. Eğitim hakkı, kamu ve özeleğitim kurumlarını kapsadığı gibi eğitimin; ilk, orta ve yükseköğrenim seviyelerini de kapsar. (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Kjeldsen, Busk Madsenve Pedersen/Danimarka, 5926/72, 7/12/1976,§ 50; Leyla Şahin/Türkiye,44774/98, 10/11/2005, §§ 134-136)
36. Anayasa’nın 42. maddesindeyer alan eğitim ve öğrenim hakkı, kamu otoritelerine bireyin eğitim ve öğrenimalmasını engellememe negatif ödevini yüklemekle birlikte Anayasa'da öngörülenilköğretim dışında devletin tüm bireylere eğitim ve öğrenim sağlaması şeklindepozitif bir ödev yüklememektedir. Devletin özellikle lisansüstü eğitim almakisteyen herkese bunu sağlama şeklinde pozitif bir ödevi bulunmamaktadır (B. No:2012/1334, 17/9/2013, § 29). AİHM’egöre, anılan düzenleme “belli bir zamandavar olan eğitim kurumlarına erişim hakkı”nı güvence altınaalmaktadır (bkz. Kjeldsen, Busk Madsenve Pedersen/Danimarka, 7/12/1976, § 53).
37. Eğitimin toplum içintaşıdığı öneme karşın, eğitim hakkı mutlak ve sınırsız bir hak değildir.Niteliği gereği devlet tarafından düzenleme yapılmasını gerektirdiğinden bazıkısıtlamalara tabi tutulması da doğaldır. Şüphesiz eğitim kurumlarınıdüzenleyen kurallar, toplumun ihtiyaç ve kaynakları ile eğitimin farklıdüzeylerine has özelliklere göre, zaman ve mekân içinde değişiklikgösterebilir. Bu nedenle, devletler bu konuda yapacakları düzenleme veuygulamalarda belli bir takdir alanına sahiptirler. Devletin bu takdir alanı,eğitim kurumunun seviyesi yükseldikçe artmakta, buna karşılık bu eğitimin bireyve toplum bakımından önemine bağlı olarak azalmaktadır (Ponomaryovi/Bulgaristan, 5335/05, 21/6/2011,§ 50). Nitekim Anayasa’nın 42. maddesi ilköğretimi zorunlu ve devletokullarında ücretsiz olarak verilmesini öngörürken, öğrenim hakkının kapsamınınkanunla belirleneceğini kabul etmektedir.
38. Sınırlı sayıda yükseköğretimkurumuna ulaşılabilir olduğu durumlarda, devletin bunlara erişimi, akademik birbakış açısıyla, sunulan hizmetlerden en fazla yararlanabilecek öğrencilerlesınırlandırma yetkisi vardır (İngrid Jordebo Foundation of ChristianSchools and İngrid Jordebo/İsveç [Komisyon], B. No: 11533/856/03/1987). Bu kapsamda, AİHM, uygun koşullardaasgari seviyede yeterli eğitim vermek suretiyle yüksek seviyede uzmanlaşmayısağlamak için özel üniversiteler de dâhil olmak üzere üniversiteye kabulün,buna ilişkin giriş sınavını geçenlerle ve belli bir kontenjanlasınırlandırılmasına 1 Numaralı Protokolün ikinci maddesinin izin verdiğinibelirtmektedir. (Tarantino ve Diğerleri/İtalya, B. No: 25851/0929284/09 64090/09, 2/4/2013, § 46, 48, 52).
39. Devletin eğitim hakkıkonusunda negatif yükümlülükleri kapsamında getirilen kısıtlamaların söz konusuhakkın özünü zedeleyecek ve etkililiğinden yoksun bırakacak düzeyde olmaması,kanunla yapılması, meşru bir amacının bulunması ve bu meşru amaçla kullanılanaraç arasında belli bir makul dengenin gözetilmesi gerekmektedir. Bununlabirlikte devletler birinci Protokolün 2. maddesi bakımından sınırlı bir “meşru amaçlar” listesiyle bağlı olmayıp,devletlerin takdir alanı geniştir (Bkz., Leyla Şahin/Türkiye, 44774/98, 10/11/2005,§§ 154).
40. Şüphelilerin kaçmalarını vedelilleri karartmalarını engellemek, kesinleşen cezaların uygulanmasını teminetmek gibi amaçlara hizmet eden tutukluluk ve yurt dışına çıkamamak şeklindeuygulanan tedbir kararları, kişilerin doğrudan özgürlüğünü ve/veya seyahatözgürlüğünü kısıtlamakla beraber doğaları gereği haklarında bu tedbirleruygulanan kişilerin eğitim, mülkiyet, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenlemehakları gibi pek çok haklarını kullanmalarını daetkileyebilmekte/sınırlayabilmektedir. Hakkında tedbir uygulanankişilerin doğrudan etkilenen hakları yönünden konunun esasına girereksınırlandırmanın kanuniliği, meşru amacı ve ölçülülüğü incelenebilmekleberaber, somut başvuruların özelliklerine göre tedbir uygulamasının dolaylıetkilediği her hak yönünden böyle bir inceleme yapılmasına gerekbulunmayabilir.
41. 19/2/2002 tarih ve 24676 sayılı ResmîGazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren MeslekYüksekokulları ve Açıköğretim Ön Lisans ProgramlarıMezunlarının Lisans Öğrenimine Devamları Hakkında Yönetmeliğe göre dikey geçişsınavı (DGS), ön lisans programlarının son sınıfında eğitimine devam eden veyaburalardan mezun olmuş kişilere lisans programlarına yerleşmek için tanınmışüniversite giriş sınavına ilave bir imkândır. Her üniversite, her yıl, DGS ileyerleştirilecek öğrenciler için farklı lisans programları çerçevesindekontenjan ayırmaktadır. Öğrenciler, DGS’ye girdikten sonra, sınav sonucuna görebüyük bölümü yurt içinde olan üniversitelerin ilgili programlarındanhangilerine yerleşmek istediklerini kendileri tercih etmekte; öğrencinin aldığıpuan, ilgili üniversitelerin lisans programlarının kontenjan durumu ve oprogramı tercih eden başka kişilerin aldıkları puanlar gibi faktörler dikkatealınarak, koşulları sağlayanlar bir lisans programına yerleşmektedir.
42. DGS sınavı ön lisansprogramını bitiren kişilere başarı durumlarına göre yurt içinde ve KKTC’de çoksayıda üniversiteye yerleşebilme imkânı vermektedir. Başvurucu sadece öğrenimgörmeye hak kazandığı üniversitede öğrenim görememesinden şikâyet etmektedir.Başvuru konusu olayda başvurucu hakkında 25/12/2009tarihinde uygulanan yurt dışı çıkış yasağı tedbiri, başvurucunun yurt dışıseyahat özgürlüğünü doğrudan kısıtlamış, başvurucunun 2012/2013 öğretimdöneminde KKTC’de bir üniversitede DGS ile öğrenim hakkı elde etmesi sonrasındabaşvurucunun eğitim ve öğretim hakkı dolaylı olarak etkilenmiştir. Başvurucuhakkında 25/12/2009 tarihinde bahsedilen tedbir kararıuygulanmaya başlamış, başvurucu bu tarihten sonra girdiği DGS sınavı ile başarıdurumuna göre ve kendi tercihiyle 2012/2013 öğretim döneminde KKTC’de bulunanbir üniversitede öğrenim hakkı elde etmiştir. Başvurucunun KKTC’de birüniversiteyi kazansa bile devam edemeyebileceği hususu sınava girdiği tarihitibariyle öngörülebilir olup, başvurucu bunu önceden bilebilecek birdurumdadır.
43. Anayasa Mahkemesine yapılanbir bireysel başvurunun esasının incelenebilmesi için, kamu gücü tarafındanihlal edildiği iddia edilen hakkın Anayasa’da güvence altına alınmış olmasınınyanı sıra Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) ve Türkiye’nin taraf olduğu ekprotokollerinin kapsamına da girmesi gerekir. Bir başka ifadeyle, Anayasa veAİHS’nin ortak koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içerenbaşvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün değildir (B. No:2012/1049, 26/3/2013, § 18).
44. Anayasa’nın 23. maddesindeve AİHS’e Ek 4 No.lu Protokol’ün 2. maddesinde yeralan seyahat özgürlüğüne yönelik şikâyetlerle ilgili olarak bahsedilenprotokole ülkemizin taraf olmaması sebebiyle bireysel başvuruda bulunulamaz (B.No: 2012/1051, 20/2/2014, § 51-54).
45. Başvurucu hakkında uygulananyurt dışı çıkış yasağı tedbiri, yürütülen bir soruşturma kapsamında Mahkemekararıyla uygulanmış ve başvurucunun daha sonra öğrenim görmeye hak kazandığıüniversitenin KKTC’de olması nedenleriyle başvurucunun eğitim ve öğretim hakkıdolaylı olarak etkilenmiştir. Bu durumda başvurucunun eğitim hakkına kamu gücükullanılarak doğrudan bir müdahalede bulunulmadığı, başvurucunun eğitimhakkının başvurucu hakkında uygulanan yurt dışı çıkış yasağı tedbirinin doğalbir sonucu olarak dolaylı biçimde etkilendiği anlaşılmaktadır.
46. Nitekim AİHM, bir mahkûmuncezaevinde tutulduğu sürece eğitimine devam edememesinin ve bir ebeveynin sınırdışı edilmesi nedeniyle ebeveyniyle birlikte ülkeyi terk etmek durumunda kalançocuğun artık okula devam edemeyecek olmasının eğitim hakkının ihlaline yolaçmadığına, hakkında tutukluluk kararı verilmiş kişinin eğitimine devamedememesinin eğitim hakkından yoksunluk olarak yorumlanamayacağına kararvererek bir müdahaleden eğitim hakkının dolaylı etkilenmesini eğitim hakkınınihlali olarak kabul etmemiştir (Bkz., Aslan /Türkiye, 31320/02, 1/6/2006; Ebibomi/Birleşik Krallık, 26922/95, 26/11/1995).
47. Açıklanan nedenlerle,başvurucunun eğitim hakkının ihlali iddialarına ilişkin olarak bir ihlalinolmadığı açık olduğundan, başvurunun diğer kabul edilebilirlik şartlarıyönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktanyoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
V. HÜKÜM
Başvurunun,“açıkça dayanaktan yoksun olması”nedeniyle, KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına, 26/6/2014tarihinde OY BİRLİĞİYLE kararverildi.