TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
YÜKSEL YİĞİTDOĞAN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2015/12755)
Karar Tarihi: 12/6/2018
R.G. Tarih ve Sayı: 19/7/2018-30483
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Raportör Yrd.
:
Zehra GAYRETLİ
Başvurucu
:
Yüksel YİĞİTDOĞAN
Vekili
:
Av. Gülizar TUNCER
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin ihlalin yenidenyargılamayla giderilebileceğine dair kararına rağmen yargılamanın yenilenmesitalebinin kabul edilmemesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğiiddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 20/7/2015 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.
7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyandabulunmuştur.
III. OLAY VE OLGULAR
8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UlusalYargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:
9. 1968 doğumlu olan başvurucu, Kocaeli 1 No.lu F Tipi KapalıCeza ve İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunmakta; hakkında bireysel başvuruyakonu yargılama dosyasında verilmiş olan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıinfaz edilmektedir.
10. Başvurucu, (kapatılan) İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesinin(CMK 250. madde ile görevli) 12/9/2008 tarihli kararıyla anayasal düzeni zorladeğiştirmeye teşebbüs suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûmedilmiştir. Anılan karar, Yargıtay incelemesinden geçerek 18/3/2010 tarihindekesinleşmiştir.
11. Başvurucu, mahkûmiyetiyle sonuçlanan davaya ilişkin olarak7/10/2010 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) başvurmuştur.Başvurucu; gözaltında tutulduğu süre boyunca işkence gördüğü, işkenceiddialarıyla ilgili herhangi bir soruşturma yürütülmediği, mahkûmiyet kararınıngözaltındayken müdafi yardımı almaksızın verilen ifadelere dayandığı, bağımsızve tarafsız bir yargılama yapılmadığı, yargılamanın çok uzun sürdüğü, tanıkdinletme ve tanık sorgulama taleplerinin reddedildiği hususlarını şikâyet konusuyapmıştır.
12. AİHM 3/6/2004 tarihli (Yiğitdoğan/Türkiye, B. No: 72174/10) kararıyla -aynıkonuya ilişkin Salduz/Türkiye (B. No: 36391/02, 27/11/2008, §§56-63) kararına da atıf yapmak suretiyle- başvurucunun gözaltında tutulduğusırada müdafi yardımından yararlanma hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.Anılan ihlal tespiti dikkate alınarak başvurucunun adil yargılanma hakkınailişkin diğer şikâyetlerinin incelenmesine gerek görülmemiştir. Ayrıca AİHM,başvurucunun kötü muamele iddialarına ilişkin olarak etkili bir soruşturmayürütülmemesi nedeniyle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) işkence yasağını düzenleyen 3. maddesininusul yönünden ihlal edildiğine de karar vermiştir. AİHM, başvurucuya manevitazminat ödenmesine karar vermiş; ayrıca kararında başvurucunun talep etmesihâlinde yeniden yargılama yapılmasının ihlalin giderimi için uygun bir yololacağını belirtmiştir.
13. Başvurucu 9/3/2015 havale tarihli dilekçeyle anılan ihlalkararına dayanarak yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunmuştur. İstanbul 9.Ağır Ceza Mahkemesi 8/4/2015 tarihli ek kararıyla 4/12/2004 tarihli ve 5271sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 311. maddesinde öngörülen şartları taşımadığıgerekçesiyle talebin reddine karar vermiştir. Gerekçenin ilgili kısmı şöyledir:
"Hükümlününyargılanmanın yenilenmesi talebinde ileri sürdüğü tüm sebeplerin yargılamaaşamasında ileri sürülmüş olması, İstanbul Kapatılan 9. Ağır Ceza Mahkemesincebu sebeplerin tartışılarak savunmaya itibaredilmemiş ve hükümlünün cezalandırılmasına karar verilmiş olması veverilen kararınYargıtayincelemesinden geçerek kesinleşmiş bulunması karşısında hükümlünün talebininCMK 311. maddesinde belirtilen yargılanmanın yenilenmesi sebeplerindensayılmadığı anlaşılmakla, CMK 318 ve 319 maddeleri gereğince yargılanmanınyenilenmesi talebinin kabule değer olmadığına karar vermek gerekmiştir."
14. Başvurucu; AİHM'in kararıylagözaltında müdafi yardımından faydalanma hakkının ihlalinin tespit edildiğini,kabul edilebilir bulunan diğer iddiaların incelenmesine gerek görülmediğini,uygun giderim yolu olarak yargılamanın yenilenmesine işaret edildiğinibelirterek karara itiraz etmiştir.
15. İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi 11/6/2015 tarihli kararıylabaşvurucunun itirazını reddetmiştir.
16. Bu karar, başvurucu müdafiine29/6/2015 tarihinde tebliğ edilmiştir.
17. Başvurucu 20/7/2015 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
18. 5271 sayılı Kanun’un 311. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“Kesinleşenbir hükümle sonuçlanmış bir dava, aşağıda yazılı hâllerde hükümlü lehine olarakyargılamanın yenilenmesi yoluyla tekrar görülür:
...
f) Ceza hükmünün, İnsan Haklarını ve AnaHürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlâli suretiyleverildiğinin ve hükmün bu aykırılığa dayandığının, Avrupa İnsan HaklarıMahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması. Bu hâlde yargılamanınyenilenmesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararının kesinleştiği tarihtenitibaren bir yıl içinde istenebilir.
(2)Birinci fıkranın (f) bendi hükümleri, 4.2.2003 tarihinde Avrupa İnsan HaklarıMahkemesinin kesinleşmiş kararları ile, 4.2.2003 tarihinden sonra Avrupa İnsanHakları Mahkemesine yapılan başvurular üzerine verilecek kararlar hakkındauygulanır. "
19. 5271 sayılı Kanun'un geçici 2. maddesi şöyledir:
"İnsan Haklarını ve Ana HürriyetleriKorumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlali suretiyle bir ceza hükmününverildiğini tespit eden Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmişkararlarından, 15.6.2012 tarihi itibarıyla Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesiönünde denetlenmekte bulunanlar bakımından bu Kanunun 311 inci maddesininikinci fıkrası hükmü uygulanmaz. Bu durumda olanlar, bu maddenin yürürlüğegirdiği tarihten itibaren üç ay içinde yargılamanın yenilenmesi talebindebulunabilirler.”
20. 5271 sayılı Kanun’un 148.maddesinin (4) numaralı fıkrası şöyledir:
“Müdafihazır bulunmaksızın kollukça alınan ifade, hâkim veya mahkeme huzurunda şüpheliveya sanık tarafından doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz.”
B. Uluslararası Hukuk
1. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi
21. Sözleşme'nin “Adilyargılanma hakkı” kenar başlıklı 6. maddesinin ilgili kısımlarışöyledir:
''1. Herkes davasının, …cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecekolan, yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından, adil vekamuya açık olarak, … görülmesini isteme hakkına sahiptir...
…
3. Bir suç ile itham edilen herkes aşağıdakiasgari haklara sahiptir:
…
c) Kendisini bizzat savunmak veya seçeceği birmüdafiin yardımından yararlanmak; eğer avukat tutmakiçin gerekli maddî olanaklardan yoksun ise ve adaletin yerine gelmesi içingerekli görüldüğünde, resen atanacak bir avukatın yardımından ücretsiz olarakyararlanabilmek;''
2. Avrupa İnsan HaklarıMahkemesi İçtihadı
22. AİHM'e göre Sözleşme'nin 6.maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendi kapsamında, suç isnadı altında bulunankişi savunma hakkının kullanılmasında üç ayrı hakka sahiptir. Bunlar kendisinibizzat savunma, seçtiği bir müdafi yardımından yararlanma, bir müdafi tayinetme olanağından yoksun ise ve adaletin yerine gelmesi için gerekli görülürseresen atanacak bir müdafi yardımından yararlanma haklarıdır. Dolayısıyla suçisnadı altında bulunan kişinin kendisini bizzat savunması istenemez (Pakelli/Federal Almanya, B. No: 8398/78,25/4/1983, § 31). Bir suçla itham edilen herkesin avukat yardımından etkili birşekilde yararlanma hakkı, mutlak bir hak olmamakla beraber adil yargılanmailkesinin temel özelliklerinden birini oluşturmaktadır (Salduz/Türkiye, § 51).
23. Kendini suçlamama hakkı, kamu makamlarınınşüphelinin/sanığın arzusu hilafına baskı ve zorlama metotları ile elde edilendelillere başvurmadan iddialarını ispat etmelerini öngörmektedir (Jalloh/Almanya [BD], B. No: 54810/00, 11/7/2006,§ 100; Salduz/Türkiye, § 54). AİHM, soruşturmaevresindeki ikrarın kötü muamele veya işkence altında verildiği belirtilerekhâkim önünde reddedilmesi hâlinde bu konu irdelenmeden esasa geçilerek ikrarındayanak olarak kullanılmasını bir eksiklik olarak değerlendirmiştir (Hulki Güneş/Türkiye, B. No: 28490/95,19/6/2003, § 91). Bu kapsamda ikrarın hiç kimseyle görüşülmesine izinverilmeyen ve uzun süren bir gözaltı sırasında yapılmış olması gibi hususlar dagözönünde bulundurulmalıdır (Barbera, Messegue ve Jabardo/İspanya, B. No: 10590/83, 6/12/1988, §87).
24.İlke olarak şüpheliye gözaltına alındığı ya da tutuklandığıandan itibaren avukat yardımından yararlanma imkânı sağlanmalıdır (Dayanan/Türkiye, B. No: 7377/03,13/10/2009, § 31). Diğer taraftan AİHM; kolluk tarafından ifade alınmaaşamasını da kapsayan müdafi yardımından yararlanma hakkının geçerli bir nedenedayanılarak kısıtlanabileceğini, bu durumda somut olay açısından yargılamanınbütününe bakılarak söz konusu kısıtlamanın adil yargılanmaya engel olupolmadığının değerlendirilmesi gerektiğini ifade etmiştir (John Murray/BirleşikKrallık [BD], B. No:18731/91, 8/2/1996, § 63; Magee/Birleşik Krallık,B.No: 28135/95, 6/6/2000, § 41).
25. Bu bağlamda AİHM, Sözleşme’nin 6. maddesinin ne lafzı ne deruhunun başvuranın iradi olarak açık ya da örtülü biçimde adil yargılanmahakkından vazgeçmesini engellemediğini belirtmektedir (Aksin ve diğerleri/Türkiye, B. No:4447/05, 1/10/2013, § 48). Adil yargılanma hakkı kapsamında yer alan müdafiyardımından yararlanmadan vazgeçmenin geçerli ve etkin olabilmesi için açık birbiçimde dile getirilmesi, ayrıca bu vazgeçmenin önemiyle orantılı asgarigüvencelerin de bulunması gerekir (Salduz/Türkiye, § 59).
26. AİHM, bazı durumlarda kişinin talebi olmasa da ücretsizolarak resen avukat tayin edilmesi gerektiğini belirtmektedir. Kişininolanağının olmaması yanında ayrıca suçlama nedeniyle alabileceği özgürlüktenmahrum bırakılmayı gerektiren bir ceza ve davanın karmaşıklığı, avukatyardımının sağlanmasını gerektiren bir hukuki menfaati ortaya çıkarmaktadır (Talat Tunç/Türkiye, B. No: 32432/96,27/3/2007, §§ 55, 56).
27. AİHM; Sözleşme'nin 46. maddesi bağlamında, devletlerin tarafoldukları başvurulara ilişkin olarak verilen AİHM kararlarıyla bağlı olmayükümlülüğü altına girdiğini vurgulamaktadır (DelRio Prada/İspanya [BD],B.No: 42750/09, 21/10/2013, § 137). AİHM'e göre bu,kendisinin bir ihlal bulduğunda davalı devletin sadece Sözleşme'nin 41.maddesine göre hükmedilen tazminatı ödeme yükümlülüğünü değil bunun yanındakendisi tarafından bulunan ihlalin ortadan kaldırılması için iç hukuktabireysel ve/veya -gerekiyorsa- genel tedbirler alma ve başvurucuyu Sözleşmeihlal edilmemiş olsaydı bulunacağı duruma mümkün olan en yakın konuma getirecekşekilde ihlalin etkilerini telafi etme yükümlülüğünü de barındırmaktadır (Del Rio Prada/İspanya,§ 137).
28. AİHM, taraf devletlerin -Mahkemenin kararında belirtilensonuçlarla uyumlu olmak kaydıyla- bu yükümlülüklerini ifa edecekleri aracıseçmekte serbest olduklarını vurgulamaktadır. Bununla birlikte AİHM; bazı özelkoşullarda, anılan yükümlülüğün ifası bağlamında -sorumlu devlete yardım etmekamacıyla- ihlal bulunmasına yol açan durumun ortadan kaldırılması içinalınabilecek özel ve/veya genel tedbirlerin türünü de gösterebileceğini belirtmektedir.AİHM; istisnai bazı durumlarda ise bulunan ihlalin türünün telafi için alınmasıgereken tedbirler hususunda bir tercih imkânı bırakmayabileceğini, bu hâldekendisinin hangi tedbirin uygulanacağını kararında gösterebileceğini ifadeetmektedir (Del Rio Prada/İspanya,§ 138).
29. AİHM Bochan/Ukrayna(2) (B. No: 22251/08, 5/2/2015) kararında Sözleşme’nin 6. maddesiningerekçeli karar hakkı yönünden ihlal edildiğine hükmettikten sonra (Bochan/Ukrayna, B. No: 7577/02, 3/5/2007)başvurucu tarafından ulusal mahkemede yapılan yargılamanın yenilenmesitalebinin reddedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğineilişkin şikâyeti incelemiştir. AİHM, Sözleşme’nin 6. maddesinin kural olarakkesin hükme bağlanmış bir davanın yeniden incelenmesini öngören olağanüstükanun yollarına başvurulara uygulanmayacağını ancak ilgili hukuk sistemindekisöz konusu olağanüstü başvuru yoluna ilişkin yargısal sürecin türü, konusu vesomut özelliklerinin bu tür olağanüstü başvuru yolunu Sözleşme’nin 6.maddesinin kapsamına getirebileceğini ve adil yargılanma güvencelerini bubaşvurucular yönünden de geçerli hâle getirebileceğini ifade etmiştir (Bochan/Ukrayna (2),§ 50).
30. AİHM, özellikle olağanüstü başvuru yolunun tür ve konubakımından olağan başvuru yolu gibi görüldüğü durumlarda iç hukuktakitanımlamadan bağımsız olarak bu tür yargısal süreçlerin Sözleşme’nin 6. maddesikapsamında görülebileceğini belirtmiştir. AİHM, ilgili yargısal mercileretakdir hakkının tanınmadığı durumlarda ilgili olağanüstü yolun temyiz benzeribir yol olduğunu kabul etmiştir (Bochan/Ukrayna(2), §§ 46-49). AİHM somut olayda Ukrayna ulusal hukukunu incelemişve kendisinin ihlal kararlarına ilişkin olarak öngörülen yargılamanınyenilenmesinin temyiz benzeri bir süreç olduğunu gözeterek başvurunun adilyargılanma hakkı kapsamında olmadığı yönündeki Hükûmetin itirazını reddetmiştir(Bochan/Ukrayna (2), §§ 51-56).
V. İNCELEME VE GEREKÇE
31. Mahkemenin 12/6/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
32. Başvurucu, AİHM'in ihlal kararınaistinaden yaptığı yargılamanın yenilenmesi talebinin hukuka aykırı biçimdereddedildiğini belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüş; yargılamanın yenilenmesi ile birlikte manevi tazminat talebindebulunmuştur.
33. Bakanlık, yargılamanın yenilenmesi talebini inceleyen yargımakamlarınca ulaşılan kanaate göre talebin reddine karar verildiğinibelirtmiştir. Bakanlık;Sözleşme’nin6. maddesinin yargılamanın yenilenmesi taleplerinde olduğu gibi sona ermiş birdavanın yeniden açılması hakkını güvenceye almadığına ilişkin AİHMiçtihatlarına atıfta bulunmuş ve karar verilirken bu hususların dikkatealınmasının Anayasa Mahkemesinin takdirinde olduğunu bildirmiştir.
34. Başvurucu, Bakanlık görüşüne verdiği cevapta bireyselbaşvuru formundaki açıklamalarına atıfta bulunarak adil yargılanma hakkınınihlal edildiği iddiasını tekrarlamıştır.
B. Değerlendirme
35. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun iddialarının müdafi yardımındanyararlanma hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
36. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan müdafiyardımından yararlanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabuledilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
a. Genel İlkeler
37. Ceza yargılamasında savunma haklarının güvence altınaalınması, demokratik toplumun temel ilkelerindendir (Erol Aydeğer, B. No: 2013/4784,7/3/2014, § 32). Savunma, ceza adaletinin hakkaniyete uygun gerçekleşmesinisağlamaktadır. İddiaya karşı savunma tanınmadığı sürece silahların eşitliği veçelişmeli yargılama ilkelerine uygun muhakeme yapılması ve maddi gerçeğeulaşılması da mümkün değildir (Yusuf Karakuşve diğerleri, B. No: 2014/12002, 8/12/2016, § 69).
38. Savunma hakkının sağladığı güvenceleresasen adil yargılanma hakkı içinde yer almaktadır. Savunma hakkı, hukukdevleti ilkesinin gereklerinden ve adil yargılanma hakkının önemli güvencelerindenbiri olması nedeniyle Anayasa'nın 36. maddesinde açıkça ifade edilmiştir.Anılan hükümde, herkesin meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiylesavunma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Savunma hakkı tanınmadan kişilerincezalandırılması, Anayasa'nın 38. maddesinde güvence altına alınan masumiyetkarinesine de uygun değildir. Bu nedenle savunma hakkının sağlanmadığı biryargılamanın adil olduğundan söz edilemez (YusufKarakuş ve diğerleri, § 70).
39. Şüpheli ve sanığa salt savunma hakkının tanınması yeterlideğildir. Şüpheli ve sanığın savunma için Anayasa’nın 36. maddesinde belirtilenmeşru vasıta ve yollardan yararlandırılması da gerekir. Şüpheli vesanık için Anayasa'nın 36. maddesinde sözü edilen meşru vasıta ve yollardan enönemlisi müdafi yardımından yararlanmaktır. Diğer bir ifadeyle müdafiyardımından yararlanma hakkı, Anayasa’nın 36. maddesinde belirtilen "meşru vasıta ve yollar" kavramınınkapsamındadır. Bu itibarla müdafi yardımından yararlanmanın adil yargılanmahakkının kapsam ve içeriğine dâhil ve bu hakkın doğal sonucu olduğu ortayaçıkmaktadır. Dolayısıyla suç isnadı altındaki kişi, adil yargılanma hakkıkapsamında kendisini bizzatsavunma veya seçeceği bir müdafinin yardımından yararlanma hakkına sahiptir (Yusuf Karakuş ve diğerleri, § 72).
40. Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesine adil yargılanma ibaresinin eklenmesineilişkin gerekçede, taraf olduğumuz uluslararası sözleşmelerle de güvence altınaalınan adil yargılama hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır.NitekimSözleşme'nin6. maddesinin (3) numaralı fıkrasının (c) bendinde; bir suçile itham edilen herkesin kendisini bizzatsavunma veya seçeceği bir müdafinin yardımından yararlanma, eğer avukat tutmakiçin gerekli maddi olanaklardan yoksun ise ve adaletin yerine gelmesi içingerekli görüldüğünde resen atanacak bir avukatın yardımından ücretsiz olarakyararlanabilme hakkı düzenlenmiştir (YusufKarakuş ve diğerleri, § 73).
41. Anılan hakkın ilke olarak şüphelinin kolluk tarafından ilkkez sorgulanmasından itibaren sağlanması gerekir. Şüpheliye kolluk tarafındanilk kez sorgulanmasından itibaren avukata erişim hakkı sağlanması, kendisinisuçlamama ve susma hakları yanında genel olarak da adil yargılanma hakkının etkilibir koruma işlevine sahip olması bakımından gereklidir. Çünkü bu aşamada eldeedilen deliller, yargılama sırasında söz konusu suçun hangi çerçevede elealınacağını belirlemektedir. Özellikle delillerin toplanması ve kullanılmasıaşamasında cezai yargılamaya ilişkin mevzuat giderek daha karmaşık hâlegeldiğinden şüpheliler, ceza yargılamasının bu evresinde kendilerini savunmasızbir durumda bulabilir. Belirtilen savunmasızlık hâli, ancak bir müdafininhukuki yardımıyla gereği gibi telafi edilebilir (Aligül Alkaya ve diğerleri [GK], B. No: 2013/1138, 27/10/2015, §§118, 135; Sami Özbil,B. No: 2012/543, 15/10/2014, § 64).
42. Sanık, olay hakkında doğrudan doğruya bilgiye sahiptir.Dolayısıyla sanığın beyanlarının olayın aydınlatılması bakımından son dereceönemli bir delil niteliğinde olduğu açıktır. Bu bakımdan suç isnadı altındakikişinin müdafi hazır bulunmadığı hâlde kendini suçlayıcı beyanlarda bulunupbulunmadığı, bu itirafların aleyhinde kullanılıp kullanılmadığı, susmasındanmahkemece olumsuz sonuçlar çıkarılıp çıkarılmadığı ve kendisine herhangi birbaskı uygulanıp uygulanmadığı her somut olayda değerlendirilmelidir. Bir cezadavasında kendi aleyhine tanıklık etmeme ve delil vermeye zorlanmama hakkı, suçisnadını zorla veya baskıyla sanığın isteğine aykırı olarak elde edilendelillere başvurmadan kanıtlamaya çalışmayı gerektirir. Avukata erişimisağlanmayan sanığın kolluktaki ikrarının mahkûmiyet kararında kullanılmasıdurumunda savunma hakkına telafi edilemeyecek şekilde zarar verilmiş olacaktır.Soruşturma evresinde elde edilen ikrarın kötü muamele ve işkence altındaverildiği belirtilerek reddedilmesi durumunda mahkemece bu hususirdelenmeksizin ikrarın dayanak olarak kullanılması önemli bir özeneksikliğidir (Yusuf Karakuş ve diğerleri,§ 79).
43. Müdafi yardımından yararlanma hakkı bakımından önemli olan,yargılamaya bir bütün olarak bakıldığında şüphelinin/sanığın müdafi yardımındanetkili bir biçimde yararlanmış olmasıdır. Ancak avukata erişim yönündengetirilen kısıtlama yargılamanın sonraki aşamalarında telafi edilmiş isesavunma hakkı ihlal edilmiş sayılmaz (YusufKarakuş ve diğerleri, § 78). Müdafi yardımından yararlanma hakkınınAnayasa'nın 36. maddesini ihlal edip etmediğinin değerlendirilmesindeyargılamanın bütünlüğü içinde somut davanın kendine özgü koşulları dikkatealınmalıdır. Anayasa Mahkemesi de daha önce şüphelilerin devlet güvenlikmahkemelerinin görev alanına giren suçlar yönünden müdafi yardımındanfaydalandırılmamasının mevzuattan kaynaklanan bir uygulama olduğunu tespitetmiş (Aligül Alkaya ve diğerleri, § 144; Sami Özbil, §71; Güllüzar Erman, B. No: 2012/542, 4/11/2014, § 48)ancak müdafi yardımından yararlanma hakkının sonradan telafi edilmediğigerekçesiyle ihlal kararları vermiştir (Aligül Alkaya ve diğerleri, §§ 127-145; Sami Özbil, §§ 56-76; Aynur Avyüzen,B. No: 2014/784, 27/10/2016, §§ 37-58; VeliÖzdemir, B. No: 2014/785, 27/10/2016, §§ 39-62).
44. Müdafi yardımından faydalanma hakkıyla ilgili olarak AİHM,devlet güvenlik mahkemelerinin görev alanına giren bir suçla bağlantılı olarakgözaltında tutulan şüphelilerin müdafi yardımından yoksun bırakılmasınınsistemik bir sorun olduğunu belirtmiş ve ihlal kararları vermiştir (Salduz/Türkiye §§ 56-63; Bayram Koç/Türkiye, B. No: 38907/09,5/9/2017, § 23).
45. Temel hak ve özgürlüklerin korunması ve geliştirilmesiamacıyla 4/11/1950 tarihinde imzalanan Sözleşme 10/3/1954 tarihli ve 6366sayılı Kanun'la Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından onaylanmış ve onaybelgesinin 18/5/1954 tarihinde Avrupa Konseyi Genel Sekreteri'ne tevdiedilmesiyle Türkiye açısından yürürlüğe girmiştir. Bakanlar Kurulunun 22/1/1987tarihli ve 87/11439 sayılı kararı ile Avrupa İnsan Hakları Komisyonuna bireyselbaşvuru hakkı, 25/9/1989 tarihli ve 89/14563 sayılı kararı ile de AİHM'in zorunlu yargı yetkisi tanınmıştır. Böylece Türkiye,Sözleşme'de bulunan temel hak ve özgürlükleri güvencealtına alma yükümlülüğünü kabul etmiş ve yargı yetkisi içinde bulunan tümbireylere hukuken bağlayıcı nitelikte ihlal kararı verebilecek bir uluslararasımahkemeye başvuru yapabilme hakkını tanımıştır (Sıddıka Dülek ve diğerleri, B. No:2013/2750, 17/2/2016, § 68).
46. Sözleşme ile güvence altına alınan temel hak veözgürlüklerin etkili bir şekilde korunması, AİHM tarafından verilen ihlalkararlarının iç hukukta gereği gibi yerine getirilmesi ile mümkündür. AİHMtarafından verilen ihlal kararlarının iç hukukta gereği gibi yerinegetirilmemesi, Sözleşme ile güvence altına alınan temel hak ve özgürlüklerinuygulamada etkili bir şekilde korunamadığı anlamına gelir (Sıddıka Dülek ve diğerleri, § 69).Nitekim AİHM tarafından verilmiş bir ihlal kararı, temel hak ve özgürlüklerinteoride olduğu gibi pratikte de etkili bir şekilde korunabilmesi amacıyla 5271sayılı Kanun ile yargılamanın yenilenmesi sebebi olarak kabul edilmiştir. 5271sayılı Kanun, bu konuda ilgili yargısal mercilere takdir hakkı tanımayarakkesinleşen bir hükümle sonuçlanmış bir davanın yargılamanın yenilenmesi yoluylatekrar görüleceğini öngörmüştür.
47. Anayasa'da güvence altına alınmış temel hak veözgürlüklerden Sözleşme kapsamındaki herhangi birinin ihlal edildiği iddiasınıbireysel başvuru yoluyla incelemek Anayasa Mahkemesinin görev alanına girer.Aksinin kabulü, Anayasa ve Sözleşme'nin ortak koruma alanı içinde yer alantemel hak ve özgürlüklerin bireysel başvuru yolu ile etkili bir şekildekorunmasını öngören Anayasa'nın amacı ile bağdaşmaz. Bu sebeple AİHM tarafındanverilen bir ihlal kararının gereklerinin yerine getirilip getirilmediği AnayasaMahkemesince incelenmelidir. Ancak Anayasa Mahkemesince yapılacak bu inceleme,olayların baştan itibaren yeniden değerlendirilmesi şeklinde değil AİHMtarafından verilen ihlal kararının gereklerinin yerine getirilip getirilmediğiile ilgili sınırlı bir inceleme olacaktır (Sıddıka Dülek ve diğerleri, § 70).
48. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği mevzuatınyorumlanması ve uygulanması kural olarak derece mahkemelerinin görevi olmaklabirlikte bu yorum ve uygulamaların etkilerinin Anayasa ve Sözleşme'nin ortakkoruma alanında bulunan hak ve yükümlülüklerle bağdaşıp bağdaşmadığının AnayasaMahkemesince incelenmesi doğaldır (Kemalİnan, B. No: 2013/1524, 6/10/2015, § 49).
b. İlkelerin OlayaUygulanması
49. Başvurucu, müdafi yardımından yararlanma hakkının ihlaledildiğine ilişkin karara istinaden yargılamanın yenilenmesi talebindebulunmuştur. Başvurucunun talebi; yargılamanın yenilenmesi talebinde ilerisürülen hususların yargılama aşamasında da ileri sürüldüğü ve ilk derecemahkemesince bu hususların değerlendirilmesi suretiyle savunmaya itibaredilmeyerek bir karar verildiği, verilen kararın Yargıtay incelemesindengeçerek kesinleşmiş bulunduğu, dolayısıyla 5271 sayılı Kanun'un 311. maddesindebelirtilen yargılanmanın yenilenmesi şartlarının oluşmadığı gerekçesiylereddedilmiştir.
50. Somut olayda tartışılması gereken husus; AİHM'inihlal kararı sonrasında yargılamanın yenilenmesi istemiyle derece mahkemesinebaşvuran başvurucunun müdafi yardımından yararlanma hakkı kapsamında ileri sürdüğüiddialarının etkili ve yeterli bir şekilde incelenip incelenmediği, AİHMtarafından verilen ihlal kararının gereklerinin yerine getirilipgetirilmediğidir. Diğer bir ifadeyle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altınaalınan müdafi yardımından yararlanma hakkına yönelik ihlalin giderilipgiderilmediğidir.
51. AİHM'in ihlal kararına konu olanolayda, terör örgütü üyesi olduğu şüphesiyle 25/7/1999 tarihinde gözaltınaalınan başvurucunun gözaltında tutulduğu sırada devlet güvenlik mahkemeleriningörev alanına giren suçlar yönünden kural olarak müdafi yardımındanyararlanmasının ancak belirli bir aşamadan sonra mümkün olması nedeniylebaşvurucuya gözaltı süresince müdafiye erişim imkânı tanınmadığıanlaşılmaktadır. Başvurucuya isnat edilen suç kapsamındaki eylemlere ilişkindeğerlendirmede, başvurucunun ve diğer sanıkların gözaltında müdafi olmaksızınve baskı altında verildiği iddia edilen beyanlarının delil olarak kabuledildiği görülmektedir.
52. AİHM, müdafi erişimi sağlanmayan sanığa polis soruşturmasısırasında suçlayıcı ifadeler kullanılması durumunda prensip olarak sanığınhaklarına telafi edilemeyecek şekilde zarar geldiğini belirtmektedir (Salduz/Türkiye, § 55).
53. AİHM tarafından verilen ihlal kararında Salduz/Türkiye kararına da atıf yapılarak başvurucunun gözaltındatutulduğu sırada yürürlükte olan mevzuat uyarınca devlet güvenlikmahkemelerinin yargılama alanına giren suçlar yönünden avukata erişiminsistematik olarak reddedilmesinin tek başına Sözleşme'nin 6. maddesindeöngörülen şartların yerine getirilmediği sonucuna ulaşmak için yeterligörüldüğü ifade edilmiş ve başvurucunun adil yargılanma hakkı kapsamında ilerisürdüğü diğer ihlal iddialarının incelenmesine gerek görülmemiştir. Gerekçede,talep edilmesi hâlinde yeniden yargılama yapılmasının ihlalin giderimi içinuygun bir yol olacağı da belirtilmiştir.
54. Anılan ihlal kararının kesin hükmün sıhhatini etkilediği,dolayısıyla yeniden yargılama yapılması konusunda ciddi bir gerekçe oluşturduğuhâlde 5271 sayılı Kanun'un uygulanması ile ilgili yapılan yorumun AİHMkararıyla örtüşmediği, Anayasa’nın 36. maddesinin gerektirdiği ölçüde ve özendebir inceleme içermediği, AİHM tarafından verilen ihlal kararının gereklerininyerine getirilmediği, müdafi yardımından yararlanma hakkına yönelik ihlalingiderilemediği anlaşılmıştır.
55. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvencealtına alınanmüdafi yardımından yararlanma hakkınınihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
56. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (1) ve (2)numaralı fıkraları şöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkınınihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesihâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlerehükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığıihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir.”
57. Başvurucu, yargılamanın yenilenmesi ve 50.000 TL manevitazminat talebinde bulunmuştur.
58. Başvurucunun adil yargılanma hakkı kapsamında müdafiyardımından yararlanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.
59. Başvurucuyla ilgili AİHM kararındaki ihlal tespitleriçerçevesinde müdafi yardımından yararlanma hakkının ihlalinin sonuçlarınınortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yararbulunduğundan kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere(kapatılan) İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi (CMK 250. madde ile görevli) yerinebakan mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
60. Yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın ilgili mahkemeyegönderilmesine karar verilmesinin ihlal iddiası açısından yeterli bir tazminoluşturduğu anlaşıldığından başvurucunun tazminat talebinin reddine kararverilmesi gerekir.
61. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226,90 TL harç ve 1.980TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.206,90 TL yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Müdafi yardımından yararlanma hakkının ihlal edildiğineilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adilyargılanma hakkı kapsamındaki müdafi yardımından yararlanma hakkının İHLALEDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin müdafi yardımından yararlanma hakkınınihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmaküzere (kapatılan) İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi (E.1999/286) yerine bakanmahkemeye GÖNDERİLMESİNE,
D. 226,90 TL harç ve 1.980 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam2.206,90 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemedegecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE12/6/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.