TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
YURT ATAYÜN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2017/34216)
Karar Tarihi: 29/5/2019
R.G. Tarih ve Sayı: 18/7/2019-30835
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Burhan ÜSTÜN
Hicabi DURSUN
Kadir ÖZKAYA
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Raportör
:
Fatih HATİPOĞLU
Başvurucu
:
Yurt ATAYÜN
Vekili
:
Av. Serap BEDİR
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, tutukluluğun makul süreyi aşması nedeniyle kişihürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvurular 13/9/2017 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.
6. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyandabulunmuştur.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UlusalYargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde olaylar özetle şöyledir:
A. Tutuklamaya İlişkinSüreç
8. Başvurucu, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca (Başsavcılık)-daha önceden başlatılan ve kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilen-2011/762 sayılı Selam TevhidKudüs Ordusu soruşturmasındaki (MehmetKuru, B. No: 2015/7559, 25/12/2018) usulsüzlük iddialarına ilişkinolarak başlatılan 2014/41637 sayılı soruşturma kapsamında diğer şüphelilerlebirlikte 22/7/2014 tarihinde gözaltına alınmıştır.
9. Savcılık 26/7/2014 tarihinde başvurucuyu hukuka aykırı olarakkişisel verileri kaydetme, özel hayatın gizliliğini ihlal etme, resmî belgedesahtecilik, suç uydurma, devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasalveya askerî casusluk amacıyla temin etme suçlarındantutuklanması talebiyle sulh ceza hâkimliğine sevk etmiştir.
10. İstanbul 1. Sulh Ceza Hâkimliği 29/7/2014 tarihindebaşvurucunun devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal veya askerîcasusluk amacıyla temin etme ve resmî belgede sahtecilik suçlarından tutuklanmasınakarar vermiştir.
11. Mahkeme tutuklama kararında özetle soruşturma kapsamında çoksayıda siyasetçi, akademisyen, gazeteci, yazar, iş adamı, devlet kurumlarındakigörevli, vakıf, dernek vb. kuruluşların başkan ve görevlilerinin soruşturmayadâhil edildiği, soruşturma kapsamında 238 kişi hakkında iletişimin tespitikararının alındığı, bazı şüpheliler ile 13 adet vakıf, dernek, kültür merkezi,sosyal tesis, cami ve TV kanalı olmak üzere çeşitli yer hakkında teknikaraçlarla izleme kararı alındığı, bazı kurumlara ait telefonların hedef şahısüzerinden iletişimin tespitinin yapıldığı ve yapılan soruşturma sonucundaşüphelilerin terör ile ilişkilendirilebilecek herhangi bir faaliyetlerininolmadığı için takipsizlik kararı verildiği belirtilmiştir.
12. Kararda ayrıca soruşturma kapsamında Türkiye CumhuriyetiBaşbakanı başmüşaviri olarak görev yapan S.T.nin kullandığı telefonların iletişim takibininyapıldığı, bu kapsamda S.T.nin kullandığı telefonla26/11/2013-3/12/2013 tarihleri arasında Başbakan'ın bazı yabancı ülkecumhurbaşkanları, başbakanları ve çok sayıda üst düzey devlet yöneticileriyleyaptığı görüşmelerin, S.T.nin 25/11/2013-6/12/2013tarihleri arasında Başbakan ve bakanlarla yaptığı görüşmelerin, Başbakan'ındanışmanı olarak görev yapan M.V.nin kullandığıtelefondan 25/11/2013-29/11/2013 tarihleri arasında Başbakan ile bazışahısların görüşmelerinin ve 23/11/2013-1/12/2013 tarihleri arasında M.V.nin bakanlar ve üst düzey kamu görevlileriyle yaptığıve devlet politikası açısından önem arz ettiği düşünülen birtakım görüşmelerintespit edilerek kayıt altına alındığı, eski siyasetçi, iş adamı F.K.nın kullandığı telefonların soruşturma kapsamındadinlendiği, bu şahsın bir bakan, Millî İstihbarat Teşkilatı (MİT) müsteşarı veMİT müsteşarının özel kalem müdürü ile olan iletişimlerinin tespit edilerekkayıt altına alındığı, bunların bir kısmının ise tapedökümleri yapılmak suretiyle yazılı hâle getirildiği, bu dökümlerde MİTmüsteşarının terör örgütü üyesi gibi gösterilerek ona "Emin" kod adının verildiğibelirtilmiştir.
13. Karar gerekçesinin devamı şöyledir:
"…[Ş]üpheliler tarafından bilinçli olarak iletişime müdahaleedilmek suretiyle gerçeğe aykırı olarak kişiler arasındaki konuşmalarındinlenmesi ve kayda alınmasının sağlandığı, ayrıca bu konuda gerçeğe aykırıbelge düzenledikleri, bu belgelerin resmi belge niteliğinde oldukları, ziragörevi gereği düzenlemeye yetkili olduğu resmi bir belgenin sahte olarakdüzenlenmesi, gerçek bir belgenin başkalarını aldatacak şekilde değiştirilmesiile resmi belgede sahtecilik suçunun oluşacağı, bu dinlemeler kod adı verilmeksuretiyle yapıldığı, bu dinlemeler sonucunda elde edilen verileriniçeriklerinin devlet güvenliği açısından önem arz ettiği ve gizli kalmasıgereken bilgiler olduğu, bu haliyle bu bilgilerin temini ile siyasal ve askericasusluk suçunun oluşacağı, zira ülke Başbakanı'nın diğer ülke cumhurbaşkanı vebaşbakanları ile onlarca dakika görüşmelerinin dinlenmesinin ve kayıt altınaalınmasının tesadüf olamayacağı, bu dinlemeler [kapsamında şüphelilerin] gerçek kişilerin kimliklerini mahkemelerden sakla[mak suretiyle] yargıyıyanılttıkları, eksik ve yanlış bilgi verilmek suretiyle yapılan dinlemeleriamaç dışı kullandıkları, bizzat dinlemeyi yapan kişilerin dinlemelerininiçeriği ve hangi amaç için kullanacağı konusunda bilgilerinin olmayabileceği,ancak sorumluluk noktasında rütbeli görevlilerin ham dinlemelerin hangikısmının çıkarılıp hangi kısmının çıkarılmayacağına karar verdikleri, bunoktada içeriğine vakıf oldukları anlaşılmakla,
Şüphelilerin üzerlerine atılı devletin gizlikalması gereken bilgilerini siyasal veya askeri casusluk amacıyla temin etme veresmi belgede sahtecilik suçları yönünden şüphelilerin emniyette rütbelioldukları, uzun süre çalıştıkları, çok sayıda dinleme ve takip kararının altın[d]a imzalarının bulunduğu, dolayısıyla içeriklerindenhaberdar olmamalarının olası olmadığı, böylece suç işledikleri yönünde kuvvetlisuç şüphesinin var olduğu, tutuklama verilen suçlar için yasada öngörülen cezamiktarı, suçun nitelikli ve önemli suçlardan olduğu, devlet sırlarına karşısuçlardan sayıldığı, bu sebeple tutuklama nedeninin var olduğu, söz konususuçlar için kanunda düzenlenen cezanın alt ve üst miktarları göz önünealındığında kaçma şüphelerinin bulunduğu, soruşturmanın devam ettiği,delillerin yok edilme, gizleme, tanık ve mağdurlar üzerinde baskı oluşturmaşüphelerinin bulunduğu, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik önlemideğerlendirildiğinde adli kontrol tedbiri uygulamasının bu aşamada soruşturmayakonu suçlara şüpheliler açısından yetersiz kalacağı kanaatine varılarakşüpheliler ve müdafilerinin serbest bırakılmaları isteminin reddi ileşüphelilerin üzerlerine atılı suçlardan 5271 sayılı CMK'nın100. ve devamı maddeleri uyarınca ayrı ayrı tutuklanmalarına [kararverilmiştir.]"
14. Başvurucunun tutuklama kararına itirazı İstanbul 2. SulhCeza Hâkimliğinin 7/8/2014 tarihli kararı ile reddedilmiştir. Karargerekçesinin ilgili kısımları şöyledir:
"Şüpheliler ... hakkında İstanbul 1. SulhCeza Hakimliğince CMK'nın 100. ve devamı maddelerigereğince verilen kararın usul ve yasaya uygun bulunduğu[ndan] ve hukuka aykırıbir yön bulunmadığından şüpheliler müdafilerince yapılan itirazların reddine [kararverilmiştir.]"
15. İstanbul 5. Sulh Ceza Hâkimliği 29/8/2014 tarihinde resenyaptığı tutukluluk incelemesi sonunda başvurucunun tutukluluk hâlinin devamınakarar vermiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Şüphelilerin üzerlerine atılı suçunvasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu ve delillerin henüz toplanmamış olması,atılı suçun yasada ön görülen cezasının üst sınırı, şüphelilerin üzerlerineatılı suçu işlediğine ilişkin suç şüphesinin varlığını gösteren somutdelillerin varlığı, soruşturma konusu suçun ağırlığı ve önemi dikkatealındığında, adli kontrol hükümlerinin uygulanmasının yetersiz kalacağı, suçunsabit görülmesi halinde verilmesi muhtemel ceza veya güvenlik tedbirleriyletutuklama tedbirinin ölçülü olduğu, bu suretle şüphelilerin tutukluluk hallerininsonlandırılmasını gerektirecek nitelikte yeni bir delilin bulunmadığı,tutuklama nedenlerinin ortadan kalkmadığı anlaşıldığından CMK 100 ve 108.maddeleri gereğince şüphelilerin tutukluluk hallerinin devamına ... [kararverildi]"
16. İstanbul 5. Sulh Ceza Hâkimliği 21/11/2014 tarihinde resenyaptığı tutukluluk incelemesi sonunda başvurucunun savunmasını da aldıktansonra tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. Başvurucu savunmasındaözetle soruşturmaya konu edilen hususların görevi gereği yaptığı yazışmalarolduğunu belirterek suçlamaları kabul etmemiştir. Karar gerekçesinin ilgilikısmı şöyledir:
"...resmi belgede sahtecilik, Devletingizli kalması gereken bilgilerini siyasal veya askeri casusluk amacıyla teminetme suçlarından,İstanbul 1. Sulh Ceza Hâkimliği'nin 26/7/2014 tarihli, 2014/53 sorgusayılıtevkif müzekkeresi ile tutuklu şüpheliler ...Yurt Atayün' ünüzerilerineatılı suçların vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu ve delillerin henüztoplanmamış olması, atılı suçun yasada ön görülen cezasının üst sınırı,şüphelilerin üzerine atılı suçu işlediğine ilişkin suç şüphesinin varlığınıgösteren somut delillerin varlığı, şüphelilerin kaçması, saklanması, veyakaçacağı şüphesini uyandıran somut delillerin bulunması, soruşturma konususuçun ağırlığı ve önemi dikkate alındığında, adli kontrol hükümlerininuygulanmasının yetersiz kalacağı, suçun sabit görülmesi halinde verilmesimuhtemel ceza veya güvenlik tedbirleriyle tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu,bu suretle şüphelilerin tutukluluk halinin sonlandırılmasını gerektireceknitelikte yeni bir delilin bulunmadığı, tutuklama nedenlerinin ortadankalkmadığı anlaşıldığından CMK'nın 100. ve 108.maddeleri gereğince şüphelilerin tutukluluk hallerinin devamına... [kararverildi.]"
17. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca Selam Tevhid Kudüs Ordususoruşturması kapsamındasoruşturmaya dâhil edilen, haklarında iletişimin tespiti ve teknik araçlarlaizleme kararı alınan kişilerin terör ile ilişkilendirilebilecek herhangi birfaaliyetlerinin olmadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair kararverilmiştir.
18. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başvurucunun daaralarında olduğu 122 şüpheli hakkında 23/10/2015 tarihli iddianame ile devletin gizli kalması gerekenbilgilerini siyasal veya askerî casusluk amacıyla temin etme, TürkiyeCumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeyeteşebbüs etme, silahlı terör örgütünü kurma veya yönetme, suç uydurma, resmîbelgede sahtecilik, özel hayatın gizliliğini ihlal etme, hukuka aykırı olarakkişisel verileri kaydetme, suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirmesuçlarını işlediklerinden bahisle cezalandırılmaları istemiyle aynı yer ağırceza mahkemesinde kamu davası açılmıştır.
19. İddianamede öncelikle FetullahçıTerör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanmasından (FETÖ/PDY) ve örgüt liderinintalimatları doğrultusunda yürütülen KudüsOrdusu Terör Örgütü soruşturmasının başlatılması ve yürütülmesisürecinden, anılan soruşturmanın 17-25 Aralık ve MİT tırları soruşturması ilebağlantısından ayrıntılı şekilde bahsedildikten sonra başvurucu ve diğerşüpheliler hakkında suçlama konusu yapılan olay ve olgulara yer verilmiştir. Bubağlamda iddianamede özetle;
i. FETÖ/PDY'nin kurucusu ve lideriolan Fetullah Gülen ile yöneticisi sanık E.U.nun talimatları doğrultusunda Türkiye CumhuriyetiHükûmetini ortadan kaldırmak ve görevlerini yapmasını engellemek amacıyla Selam Tevhid Kudüs Ordusuadı altında bir örgüt kurgulanarak İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığıncasoruşturma başlatıldığı, soruşturma kapsamında haklarında herhangi bir delilbulunmadığı hâlde veya gerçeğe aykırı şekilde üretilen belgelerle başta döneminBaşbakanı, bakanları, MİT müsteşarı ve milletvekilleri olmak üzere çok sayıdakişi, kurum, vakıf ve derneğin iletişiminin tespit edilerek kayda alındığı,teknik araçlarla izleme tutanakları düzenlendiği, bu kişilerin terör örgütüüyesi olarak gösterilmeye çalışıldığı, üst düzey devlet yetkililerinin TürkiyeCumhuriyeti devletinin millî güvenliği ya da iç veya dış siyasal yararlarıbakımından gizli kalması gereken görüşmelerinin kayıt altına alındığı, bukapsamda İstanbul ve Bursa Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğündeçeşitli kademelerde görev yapan FETÖ/PDY üyesi emniyet teşkilatı mensubunungerçeğe aykırı şekilde tanık beyanları aldığı, haklarında terör örgütüüyeliğine ilişkin hiçbir delil bulunmayan şikâyetçi ve mağdurlarla ilgiliolarak iletişimin tespiti ve teknik araçlarla izleme kararı talep edebilmekiçin gerçeğe aykırı raporlar düzenlediği, usulsüz dinleme ve izleme yaptığı,suç unsuru içermeyen görüşmeleri imha etmesi gerekirken iletişim tespittutanağı hâline getirip kişilerin terör örgütü ile irtibatları bulunduğualgısını oluşturmaya çalıştığı, sahte iletişimin tespiti ve fiziki takiptutanakları düzenlediği, 17 Aralık soruşturmasıyla ilgili İstanbul EmniyetMüdürlüğünde bulunan belgeleri kaçırdığı ve logkayıtlarını sildiği, FETÖ/PDY üyesi bir kısım şüphelinin ise MİT'e ait tırların1/1/2014 tarihinde Kırıkhan, 19/1/2014 tarihinde ise Ceyhan'da durdurulması vearanması eylemlerinden sorumlu olduğu belirtilmiştir.
ii. Suç tarihlerinde İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle MücadeleŞube Müdürü ve Teknik Büro Amirliğinden sorumlu şube müdürü olarak görev yapanbaşvurucu ile aynı dosyada yargılaması devam eden ve çoğu emniyet görevlisiolan şüphelilerin Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı da dâhil olmak üzere çok sayıdadevlet adamı, siyasetçi, akademisyen, gazeteci, yazar, iş adamı, vakıf, dernek vb.kuruluşların başkan ve görevlilerini -terör örgütleriyle bağlantılı olduklarınadair herhangi bir delil olmamasına rağmen- sahte belge ve gerçeğe aykırıbeyanlara göre kurguladıkları Selam Tevhid Kudüs Ordusu kapsamına dâhil ederekhukuka aykırı şekilde yaptıkları dinleme ve takipler sonucunda elde ettiklerigizli bilgileri Türkiye Cumhuriyeti devleti aleyhine kullanarak bir kısımdevlet görevlisi ile vakıf ve yöneticilerinin terör örgütleriyle bağlantılıolduğu yönünde algı oluşturmak suretiyle Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetinidevirmeye çalıştıkları iddia edilmiştir.
20. İddianame İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edilerekMahkemenin E.2015/297 sayılı dosyası üzerinden kovuşturma aşaması başlamış ve1/2/2016 tarihinde ilk duruşma yapılmıştır.
21. Mahkeme 2/2/2016 tarihinde yaptığı duruşmada başvurucununtutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. Karar gerekçesinin ilgilikısımları şöyledir:
"Tutuklu sanıklar ...Yurt Atayün ...yönündenüzerlerineatılı suçların vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu, buna göre tutuklusanıklar yönünden 'iletişim tespit tutanakları, araştırma raporları, müştekibeyanları, fiziki takip tutanakları, tanık ve gizli tanık anlatımları, görevbelgeleri, tanık Kamile Yazıcıoğlu ifadeleri ve bu tanık tarafından dosyayasunulan materyaller, MİT, Cumhurbaşkanlığı ve Başbakanlıktan gelen yazıcevapları, teftiş raporları, dinlemeye ilişkin ses çözüm tutanakları,diplomatik dokunulmazlığı olan kişilerle ilgili dinleme yapılmış olması, mailadreslerinin takip edilmiş olması' kapsamında kuvvetli suç şüphesinin varlığınıgösteren somut kanıtlar bulunması, sanıklara atılı bir kısım suçların tutuklamanedenlerinin yasal karine olarak var sayıldığı 5271 sayılı CMK.nun100/3-a.11 alt bendinde sayılan katalog suçlardan oluşu, sanıklara atılısuçların kanunda öngörülen cezalarının alt ve üst sınırlarının kaçma kuşkusunusomutlaştırması, sanıkların savunmalarının henüz alınmamış oluşu, müştekilerinve sanıklara atılı eylemlerin sayısal çoğunluğu da dikkate alındığındasanıkların suçunun sübutu halinde yargılama sonucunda verilmesi muhtemel cezaveya güvenlik tedbiri ile tutuklama tedbirinin ölçülü oluşu, tüm bu nedenlerlesanıklar üzerinde adli kontrol hükümleri ile yeterli ve etkili hukuksal denetimsağlanamayacak oluşu hususlarına nazaran adı geçen sanıkların CMK.nın 100 ve devamı maddeleri uyarınca tutuklulukhallerinin ayrı ayrı devamına, adı geçen sanıklarla ilgili tahliye istemlerininayrı ayrı reddine... [karar verildi.]"
22. Mahkeme sonraki tarihlerde yaptığı duruşmalarda da başvurucununtutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir.
23. Mahkemece 2/9/2016 tarihinde yapılan celsede, dosyanınYargıtay 16. Ceza Dairesince ilk derece mahkemesi sıfatıyla yargılaması yapılanE.2016/2 sayılı dosya ile birleştirilmesine karar verilmiş; Yargıtay 16. CezaDairesinin birleştirmeye muvafakat etmemesi üzerine dosya birleştirmeuyuşmazlığının çözülmesi için Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmiştir.Yargıtay Ceza Genel Kurulu ise 22/11/2016 tarihli kararıyla İstanbul 14. AğırCeza Mahkemesinin birleştirme kararının kaldırılarak yargılamanın İstanbul 14.Ağır Ceza Mahkemesince yapılmasına karar vermiştir.
24. Karar üzerine yargılamaya İstanbul 14. Ağır CezaMahkemesinin E.2017/2 sayılı dosyası üzerinden devam edilmiştir. Mahkeme9/3/2017 tarihinde yaptığı duruşmada başvurucunun tutukluluk hâlinin devamınakarar vermiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Tutuklu sanıklar ...Yurt Atayün ...yönünden üzerlerine atılı suçların vasıf vemahiyeti, mevcut delil durumu, buna göre tutuklu sanıklar yönünden 'iletişimtespiti tutanakları, araştırma raporları, müşteki beyanları, fiziki takiptutanakları, şahıs tespit tutanakları, tanık ve gizli tanık anlatımları, görevbelgeleri, tanık K.Y.nin ifade ve teşhisleri ile butanık tarafından dosyaya sunulan materyaller, MİT, Cumhurbaşkanlığı veBaşbakanlıktan gelen yazı cevapları, teftiş raporları, dinlemeye ilişkin sesçözüm tutanakları, diplomatik dokunulmazlığı olan kişilerle ilgili dinlemeyapılmış ve mail adreslerinin takip edilmiş olması, 2011/762 soruşturma sayılısoruşturmada görev yapan ve sanıkların eylem ve işlemleri ile irtibatlıoldukları iddia edilen hâkim ve savcılarla ilgili yargılamanın devam ediyorolması' kapsamında kuvvetli suçşüphesinin varlığını gösteren somut kanıtlar bulunması, sanık ve müştekisayısı, sanıklara yüklenen eylemlerin yoğunluğu, suçlamaların niteliği iledosya kapsamının geniş oluşusanıklara atılı bir kısımsuçların tutuklama nedenlerinin yasal karine olarak var sayıldığı 5271 sayılı CMK'nın 100/3-a.11 alt bendinde sayılan katalog suçlardanoluşu, sanıklara atılı suçların kanunda öngörülen cezalarının alt ve üstsınırlarının kaçma şüphelerini somutlaştırması, bir kısım sanıklarınsavunmalarının henüz alınmamış oluşu, tutuklama sebep ve şartlarında sanıklarlehine bu aşamada değişiklik meydana gelmemiş oluşu, müştekilerin ve sanıklaraatılı eylemlerin sayısal çoğunluğu da dikkate alındığında sanıkların suçununsübutu halinde yargılama sonucunda verilmesi muhtemel ceza veya güvenliktedbiri ile tutuklama tedbirinin ölçülü oluşu, tüm bu nedenlerle sanıklarüzerinde adli kontrol hükümleri ile yeterli ve etkili hukuksal denetimsağlanamayacak oluşu hususlarına nazaran adı geçen sanıkların CMK'nın 100., 102/2-cümle.2 maddeleri uyarınca tutuklulukhallerinin ayrı ayrı devamına... [karar verildi.]"
25. Mahkeme 5/5/2017 tarihinde yaptığı duruşmada başvurucununtutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmışöyledir:
"Tutuklu sanıklar ...Yurt Atayün ...yönünden üzerlerine atılı suçların vasıf vemahiyeti, mevcut delil durumu, buna göre tutuklu sanıklar yönünden 'iletişimtespit tutanakları, araştırma raporları, müşteki beyanları, fiziki takiptutanakları, şahıs tespit tutanakları, tanık ve gizli tanık anlatımları, görevbelgeleri, tanık K.Y.nin ifade ve teşhisleri ile butanık tarafından dosyaya sunulan materyaller, MİT, Cumhurbaşkanlığı veBaşbakanlıktan gelen yazı cevapları, teftiş raporları, dinlemeye ilişkin sesçözüm tutanakları, diplomatik dokunulmazlığı olan kişilerle ilgili dinlemeyapılmış ve mail adreslerinin takip edilmiş olması, 2011/762 soruşturma sayılısoruşturmada görev yapan ve sanıkların eylem ve işlemleri ile irtibatlıoldukları iddia edilen hakim ve savcılarla ilgili yargılamanın devam ediyorolması, bir kısım sanıkların iddia olunan örgütün gizli haberleşme programıolan Bylock programını kullandıklarının tespitineilişkin gelen yazı ve ekleri' kapsamında kuvvetli suç şüphesinin varlığınıgösteren somut kanıtlar bulunması, sanık ve müşteki sayısı, sanıklara yükleneneylemlerin yoğunluğu, suçlamaların niteliği ile dosya kapsamının geniş oluşusanıklara atılı bir kısım suçların tutuklamanedenlerinin yasal karine olarak var sayıldığı 5271 sayılı CMK.nun100/3-a.11 alt bendinde sayılan katalog suçlardan oluşu, sanıklara atılısuçların kanunda öngörülen cezalarının alt ve üst sınırlarının kaçmaşüphelerini somutlaştırması, bir kısım sanıkların savunmalarının henüzalınmamış oluşu, tutuklama sebep ve şartlarında sanıklar lehine bu aşamada değişiklikmeydana gelmemiş oluşu, müştekilerin ve sanıklara atılı eylemlerin sayısalçoğunluğu da dikkate alındığında sanıkların suçunun sübutu halinde yargılamasonucunda verilmesi muhtemel ceza veya güvenlik tedbiri ile tutuklamatedbirinin ölçülü oluşu, tüm bu nedenlerle sanıklar üzerinde adli kontrolhükümleri ile yeterli ve etkili hukuksal denetim sağlanamayacak oluşuhususlarına nazaran adı geçen sanıkların CMK.nun 100,102/2-cümle.2 maddeleri uyarınca tutukluluk hallerinin ayrı ayrı devamına... [kararverildi.]"
26. Mahkeme 25/5/2018, 7/6/2018 ve 26/6/2018 tarihlerindeyaptığı duruşmalarda ise "Tutuklusanıklar...Yurt Atayün ...yönünden üzerlerine atılısuçların vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu, buna göre tutuklu sanıklaryönünden 'iletişim tespit tutanakları, araştırma raporları, müşteki beyanları,fiziki takip tutanakları, şahıs tespit tutanakları, tanık ve gizli tanıkanlatımları, görev belgeleri, tanık K.Y.nin ifade veteşhisleri ile bu tanık tarafından dosyaya sunulan materyaller, MİT, Cumhurbaşkanlığıve Başbakanlıktan gelen yazı cevapları, teftiş raporları, dinlemeye ilişkin sesçözüm tutanakları, diplomatik dokunulmazlığı olan kişilerle ilgili dinlemeyapılmış ve mail adreslerinin takip edilmiş olması, 2011/762 soruşturma sayılısoruşturmada görev yapan ve sanıkların eylem ve işlemleri ile irtibatlıoldukları iddia edilen hakim ve savcılarla ilgili yargılamanın devam ediyorolması, bir kısım sanıkların örgütün gizli haberleşme programı olan Bylock programını kullandıklarının tespitine ilişkin gelenyazı ve ekleri, bir kısım sanıklar için dosyaya gelen Bylockiçerikleri, Bylock HTS kayıtları, bir kısımsanıkların birleşen dosyalarına ilişkin deliller, yargılama aşamasında dosyayagiren dosyamızdaki bir kısım sanıklarla ilgili tanık ve gizli tanık beyanları'kapsamında kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut kanıtlar bulunması,sanık ve müşteki sayısı, sanıklara yüklenen eylemlerin yoğunluğu, suçlamalarınniteliği ile dosya kapsamının geniş oluşusanıklaraatılı bir kısım suçların tutuklama nedenlerinin yasal karine olarak varsayıldığı 5271 sayılı CMK.nun 100/3-a.11 alt bendindesayılan katalog suçlardan oluşu, sanıklara atılı suçların kanunda öngörülencezalarının alt ve üst sınırlarının kaçma şüphelerini somutlaştırması, birkısım sanıkların savunmalarının henüz alınmamış oluşu, tutuklama sebep veşartlarında sanıklar lehine bu aşamada değişiklik meydana gelmemiş oluşu,müştekilerin ve sanıklara atılı eylemlerin sayısal çoğunluğu da dikkatealındığında sanıkların suçunun sübutu halinde yargılama sonucunda verilmesimuhtemel ceza veya güvenlik tedbiri ile tutuklama tedbirinin ölçülü oluşu, tümbu nedenlerle sanıklar üzerinde adli kontrol hükümleri ile yeterli ve etkilihukuksal denetim sağlanamayacak oluşu hususlarına nazaran adı geçen sanıkların CMK.nun 100, 102/2-cümle.2 maddeleri uyarınca tutuklulukhallerinin ayrı ayrı devamına... [karar verildi.]" şeklindeki gerekçelerlebaşvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir.
27. Mahkeme 14/7/2017 tarihinde yaptığı duruşmada başvurucununtutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmışöyledir:
"Tutuklu sanıklar ...Yurt Atayün ...yönünden üzerlerine atılı suçların vasıf vemahiyeti, mevcut delil durumu, buna göre tutuklu sanıklar yönünden 'iletişimtespit tutanakları, araştırma raporları, müşteki beyanları, fiziki takiptutanakları, şahıs tespit tutanakları, tanık ve gizli tanık anlatımları, görevbelgeleri, tanık K.Y.nin ifade ve teşhisleri ile butanık tarafından dosyaya sunulan materyaller, MİT, Cumhurbaşkanlığı veBaşbakanlıktan gelen yazı cevapları, teftiş raporları, dinlemeye ilişkin sesçözüm tutanakları, diplomatik dokunulmazlığı olan kişilerle ilgili dinlemeyapılmış ve mail adreslerinin takip edilmiş olması, 2011/762 soruşturma sayılısoruşturmada görev yapan ve sanıkların eylem ve işlemleri ile irtibatlıoldukları iddia edilen hakim ve savcılarla ilgili yargılamanın devam ediyorolması, bir kısım sanıkların iddia olunan örgütün gizli haberleşme programıolan Bylock programını kullandıklarının tespitineilişkin gelen yazı ve ekleri, yargılama aşamasında dosyaya giren dosyamızdakibir kısım sanıklarla ilgili tanık ve gizli tanık beyanları' kapsamında kuvvetlisuç şüphesinin varlığını gösteren somut kanıtlar bulunması, sanık ve müştekisayısı, sanıklara yüklenen eylemlerin yoğunluğu, suçlamaların niteliği iledosya kapsamının geniş oluşusanıklara atılı bir kısımsuçların tutuklama nedenlerinin yasal karine olarak var sayıldığı 5271 sayılı CMK.nun 100/3-a.11 alt bendinde sayılan katalog suçlardanoluşu, sanıklara atılı suçların kanunda öngörülen cezalarının alt ve üstsınırlarının kaçma şüphelerini somutlaştırması, bir kısım sanıklarınsavunmalarının henüz alınmamış oluşu, tutuklama sebep ve şartlarında sanıklarlehine bu aşamada değişiklik meydana gelmemiş oluşu, müştekilerin ve sanıklaraatılı eylemlerin sayısal çoğunluğu da dikkate alındığında sanıkların suçununsübutu halinde yargılama sonucunda verilmesi muhtemel ceza veya güvenliktedbiri ile tutuklama tedbirinin ölçülü oluşu, tüm bu nedenlerle sanıklarüzerinde adli kontrol hükümleri ile yeterli ve etkili hukuksal denetimsağlanamayacak oluşu hususlarına nazaran adı geçen sanıkların CMK.nun 100, 102/2-cümle.2 maddeleri uyarınca tutuklulukhallerinin ayrı ayrı devamına... [karar verildi.]"
28. Başvurucunun anılan karara yaptığı itiraz İstanbul 15. AğırCeza Mahkemesince 1/8/2017 tarihinde reddedilmiştir.
29. Mahkeme 10/9/2018 tarihinde yaptığı duruşmada başvurucununtutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmışöyledir:
"Tutuklu sanıklar ...Yurt Atayün ...yönünden üzerlerine atılı suçların vasıf vemahiyeti, mevcut delil durumu, buna göre tutuklu sanıklar yönünden 'iletişimtespit tutanakları, araştırma raporları, müşteki beyanları, fiziki takiptutanakları, şahıs tespit tutanakları, tanık ve gizli tanık anlatımları, görevbelgeleri, tanık Kamile Yazıcıoğlu'nun ifade ve teşhisleri ile bu tanıktarafından dosyaya sunulan materyaller, MİT, Cumhurbaşkanlığı ve Başbakanlıktangelen yazı cevapları, teftiş raporları, dinlemeye ilişkin ses çözümtutanakları, diplomatik dokunulmazlığı olan kişilerle ilgili dinleme yapılmışve mail adreslerinin takip edilmiş olması, 2011/762 soruşturma sayılısoruşturmada görev yapan ve sanıkların eylem ve işlemleri ile irtibatlıoldukları iddia edilen hakim ve savcılarla ilgili yargılamanın devam ediyorolması, bir kısım sanıkların örgütün gizli haberleşme programı olan Bylock programını kullandıklarının tespitine ilişkin gelenyazı ve ekleri, bir kısım sanıklar için dosyaya gelen Bylockiçerikleri, Bylock HTS kayıtları, bir kısımsanıkların birleşen dosyalarına ilişkin deliller, yargılama aşamasında dosyayagiren dosyamızdaki bir kısım sanıklarla ilgili tanık ve gizli tanık beyanları'kapsamında kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut kanıtlar bulunması,sanık ve müşteki sayısı, sanıklara yüklenen eylemlerin yoğunluğu, suçlamalarınniteliği ile dosya kapsamının geniş oluşu, sanıklara atılı bir kısım suçlarıntutuklama nedenlerinin yasal karine olarak var sayıldığı 5271 sayılı CMK.'nin 100/3-a.11 alt bendinde sayılan katalog suçlardanoluşu, sanıklara atılı suçların kanunda öngörülen cezalarının alt ve üstsınırlarının kaçma şüphelerini somutlaştırması, bir kısım sanıkların savunmalarınınhenüz alınmamış oluşu, tutuklama sebep ve şartlarında sanıklar lehine buaşamada değişiklik meydana gelmemiş oluşu, müştekilerin ve sanıklara atılıeylemlerin sayısal çoğunluğu da dikkate alındığında sanıkların suçunun sübutuhalinde yargılama sonucunda verilmesi muhtemel ceza veya güvenlik tedbiri iletutuklama tedbirinin ölçülü oluşu, tüm bu nedenlerle sanıklar üzerinde adlikontrol hükümleri ile yeterli ve etkili hukuksal denetim sağlanamayacak oluşuhususlarına nazaran adı geçen sanıkların 5271 sayılı CMK.'nin100, 102/2-cümle.2 maddeleri uyarınca... "
30. Başvurucu 13/9/2017 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
31. Mahkeme 4/1/2019 tarihinde yaptığı celsede başvurucununtutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. Karar gerekçesinin ilgilikısımları şöyledir:
"...
Tutuklu sanıklar ...Yurt Atayünve ...tahliye talepleri ve tutukluluk durumlarının devam edip etmeyeceği yönünden yapılan incelemede:
...
Tutuklu Sanık Yurt Atayün'ünTCK'nın 328/1,
Maddeleri uyarınca tutuklanmalarına kararverilmiş olduğu anlaşılmış olmakla; sanıkların tutuklu bulundukları suçlardan;siyasal ve askeri casusluk (TCK 328/1) suçu için kanunda öngörülen cezanın onbeş yıldan yirmi yıla kadar hapis cezası, cebir ve şiddetkullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya görevleriniyapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs (TCK 312/1) suçu içinkanunda öngörülen cezanın ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası, silahlı örgüteüye olma (TCK 314/2) suçu için öngörülen cezanın beş yıldan on yıla kadar hapiscezası olduğu, bu suçların cezalarının ağırlığı gereği bu suçlardan yargılanansanıkların kovuşturmadan veya kovuşturma sonucu verilebilecek olan cezanıninfazından kaçma veya saklanma riskini doğurabileceği, ceza yargılamasınınetkinliğinin, ceza ve infaz kurallarının işlerliğinin, kaçma veya saklanma gibisanıklardan kaynaklı olarak sürüncemede kalmaması ve maddi gerçeğin tam olarakortaya çıkartılmasının sağlanması amacıyla tutukluluk halinin devamına kararverilebileceği, dosyada mevcut tutanak, kayıt ve belgeler, müşteki ve tanıkifade tutanakları, araştırma raporları, iletişim tespit tutanakları, teşhis,tespit ve takip tutanakları, görev belgeleri, tapekayıtları, dijital materyaller, cevabi yazı içerikleri, bir kısım tutuklu sanıkhakkındaki bylock tespit ve değerlendirmetutanakları, hts kayıtları gibi kayıt ve belgelergözetildiğinde sanıklar aleyhine tutuklama tedbirinin devamına yeter derecedekuvvetli suç şüphesini ortaya koyan somut olguların halen varlığını sürdürdüğü,sanıkların olay tarihinde icra ettikleri görev ve yürüttükleri iş ve işlemlereilişkin haklarında yapılan iddia ve isnatların vehameti,halen bir kısım tutuklu sanığın savunmasını yapmamış, yine mağdur/müşteki vetanıkların beyanlarının da henüz tamamlanmamış olması sebebiyle henüz beyanıalınmamış olan mağdur/müşteki veya tanıklar üzerinde baskı kurulması riskininortaya çıkmasının önüne geçilebilmesi, bu aşamaya kadar verilen tutuklulukdevam kararlarından sonra tutuklu sanıkların hukuki durumlarında lehe bir değişikliğerastlanmaması göz önüne alınarak adli kontroltedbirlerinin bu aşamada yeterli olmayacağı ve tutuklama tedbirinin devamınınişlendiği iddia olunan suçlara ve dosyadaki mevcut delil durumuna göre ölçülüolduğu değerlendirildiğinden, sanıkların 5271 sayılı CMK'nın100.,101.,102. maddeleri uyarınca tutukluluk hallerinin ayrı ayrı devamına... [kararverildi.]"
32. Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla ilkderece mahkemesinde derdesttir. Başvurucunun tutukluluk durumu devametmektedir.
33. Başvurucu adli yardım talebinde bulunmuştur.
B. İlgili Süreç
34. Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde askerî bir darbeteşebbüsüyle karşı karşıya kalmış, bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelindeolağanüstü hâl ilan edilmesine karar verilmiştir. Olağanüstü hâl 19/7/2018tarihinde son bulmuştur. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temelleredayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerinedevam eden ve son yıllarda FETÖ ve/veya PDY olarak isimlendirilen biryapılanmanın olduğunu değerlendirmişlerdir (AydınYavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25).
35. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında darbe girişimiylebağlantılı ya da darbe girişimiyle doğrudan bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY'nin kamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanı sıraeğitim, sağlık, ticaret, sivil toplum ve medya gibi farklı alanlardakiyapılanmasına yönelik olarak ülke genelinde Cumhuriyet başsavcılıkları tarafındansoruşturmalar yürütülmüş; çok sayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklamatedbirleri uygulanmıştır (Aydın Yavuz vediğerleri, § 51, Mehmet HasanAltan (2) [GK], B. No: 2016/23672, 11/1/2018, § 12).
IV. İLGİLİ HUKUK
36. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Tutuklama nedenleri" kenarbaşlıklı 100. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:
"(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığınıgösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheliveya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesibeklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklamakararı verilemez.
(2)Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:
a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanmasıveya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa.
b) Şüpheli veya sanığın davranışları;
1. Delilleri yok etme, gizleme veyadeğiştirme,
2. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskıyapılması girişiminde bulunma,
Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.
(3)Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığıhalinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:
a) 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan;
...
11. Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişineKarşı Suçlar (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315),
..."
37. 5271 sayılı Kanun'un "Tutuklamakararı" kenar başlıklı 101. maddesinin (1) ve (2) numaralıfıkraları şöyledir:
"(1) Soruşturma evresinde şüphelinintutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimitarafından, kovuşturma evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısınınistemi üzerine veya re'sen mahkemece karar verilir.Bu istemlerde mutlaka gerekçe gösterilir ve adlî kontrol uygulamasının yetersizkalacağını belirten hukukî ve fiilî nedenlere yer verilir.
(2)Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustaki bir tahliye istemininreddine ilişkin kararlarda;
a) Kuvvetli suç şüphesini,
b) Tutuklama nedenlerinin varlığını,
c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu,
gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilir.Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneğiyazılmak suretiyle kendilerine verilir ve bu husus kararda belirtilir."
38. 5271 sayılı Kanun'un "Adlîkontrol" kenar başlıklı 109. maddesinin (1) ve (3) numaralıfıkraları şöyledir:
"(1) Bir suç sebebiyle yürütülensoruşturmada, 100 üncü maddede belirtilen tutuklama sebeplerininvarlığı halinde, şüphelinin tutuklanması yerine adlî kontrol altına alınmasınakarar verilebilir.
…
(3)Adlî kontrol, şüphelinin aşağıda gösterilen bir veya birden fazla yükümlülüğetabi tutulmasını içerir:
a) Yurt dışına çıkamamak.
b) Hâkim tarafından belirlenen yerlere,belirtilen süreler içinde düzenli olarak başvurmak.
c) Hâkimin belirttiği merci veya kişilerinçağrılarına ve gerektiğinde meslekî uğraşlarına ilişkin veya eğitime devamkonularındaki kontrol tedbirlerine uymak.
...
f) Şüphelinin parasal durumu göz önündebulundurularak, miktarı ve bir defada veya birden çok taksitlerle ödemesüreleri, Cumhuriyet savcısının isteği üzerine hâkimce belirlenecek bir güvencemiktarını yatırmak.
g) Silâh bulunduramamak veya taşıyamamak,gerektiğinde sahip olunan silâhları makbuz karşılığında adlî emanete teslimetmek.
...
j) Konutunu terk etmemek.
k) Belirli bir yerleşim bölgesini terketmemek.
l) Belirlenen yer veya bölgeleregitmemek."
39. 5271 sayılı Kanun'un "Tutukluluktageçecek süre" kenar başlıklı 102. maddesi şöyledir:
"(1)(Değişik: 6/12/2006 – 5560/18 md.) Ağır cezamahkemesinin görevine girmeyen işlerde tutukluluk süresi en çok bir yıldır.Ancak bu süre, zorunlu hallerde gerekçeleri gösterilerek altı ay dahauzatılabilir.
(2)Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde, tutukluluk süresi en çok ikiyıldır. Bu süre, zorunlu hallerde, gerekçesi gösterilerek uzatılabilir; uzatmasüresi toplam üç yılı, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunununİkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümündetanımlanan suçlar ile 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunukapsamına giren suçlarda beş yılı geçemez.
(3) Bumaddede öngörülen uzatma kararları, Cumhuriyet savcısının, şüpheli veya sanıkile müdafiinin görüşleri alındıktan sonraverilir."
40. 6/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Suç işlemek amacıyla örgüt kurma" kenarbaşlıklı 220. maddesinin (6) ve (7) numaralı fıkraları şöyledir:
"(6) Örgüte üye olmamakla birlikte örgütadına suç işleyen kişi, ayrıca örgüte üye olmak suçundan da cezalandırılır.Örgüte üye olmak suçundan dolayı verilecek ceza yarısına kadarindirilebilir."
(7)Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerekyardım eden kişi, örgüt üyesi olarak cezalandırılır. Örgüt üyeliğinden dolayıverilecek ceza, yapılan yardımın niteliğine göre üçte birine kadarindirilebilir."
41. 5237 sayılı Kanun'un"Resmi belgede sahtecilik" kenarbaşlıklı 204. maddesi şöyledir:
(1) Birresmi belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek birresmi belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren veya sahte resmi belgeyikullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2)Görevi gereği düzenlemeye yetkili olduğu resmi bir belgeyi sahte olarakdüzenleyen, gerçek bir belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren,gerçeğe aykırı olarak belge düzenleyen veya sahte resmibelgeyi kullanan kamu görevlisi üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ilecezalandırılır.
(3) Resmi belgenin, kanun hükmü gereği sahteliği sabit oluncayakadar geçerli olan belge niteliğinde olması halinde, verilecek ceza yarısıoranında artırılır.
42. 5237 sayılı Kanun'un"Siyasal veya askerî casusluk" kenar başlıklı 328. maddesişöyledir:
(1) Devletin güvenliği veya iç veya dışsiyasal yararları bakımından, niteliği itibarıyla, gizli kalması gerekenbilgileri, siyasal veya askerî casusluk maksadıyla temin eden kimseye onbeş yıldan yirmi yıla kadar hapis cezası verilir.
(2) Fiil;
a) Türkiye ile savaş halinde bulunan birdevletin yararına işlenmişse,
b) Savaş sırasında işlenmiş veya Devletinsavaş hazırlıklarını veya savaş etkinliğini veya askerî hareketlerini tehlikeyesokmuşsa,
Fail, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ilecezalandırılır.
43. 5237 sayılı Kanun'un "Silâhlı örgüt" kenar başlıklı 314.maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:
"(1) Bu kısmın dördüncü ve beşincibölümlerinde yer alan suçları işlemek amacıyla, silahlı örgüt kuran veyayöneten kişi, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasıile cezalandırılır.
(2)Birinci fıkrada tanımlanan örgüte üye olanlara, beş yıldan on yıla kadar hapiscezası verilir."
44. 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun"Cezaların artırılması"kenar başlıklı 7. maddesinin ikinci fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:
"Terör örgütünün; cebir, şiddet veyatehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da bu yöntemlerebaşvurmayı teşvik edecek şekilde propagandasını yapan kişi, bir yıldan beş yılakadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu suçun basın ve yayın yolu ileişlenmesi hâlinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır..."
V. İNCELEME VE GEREKÇE
45. Mahkemenin 29/5/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Adli Yardım TalebiYönünden
46. Anayasa Mahkemesinin MehmetŞerif Ay (B. No: 2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkelerdikkate alınarak -UYAP üzerinden temin edilen ve sunduğu belgelerden- geçiminiönemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin yargılama giderlerini ödeme gücündenyoksun olduğu anlaşılan, bireysel başvuru tarihi itibarıyla tutuklu olarak cezainfaz kurumunda bulunan başvurucunun açıkça dayanaktan yoksun olmayan adliyardım talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.
B. Kişi Hürriyeti veGüvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
47. Başvurucu; uzun süredir tutuklu olduğunu, tahliyetaleplerinin ve itirazlarının -tutukluluğun devamını meşru kılacak- ilgili veyeterli gerekçe olmadan reddedildiğini, kanunda öngörülen iki yıllık sürenindolmasına rağmen buna ilişkin yeterli gerekçe ortaya konmadan tutukluluğunundevamına karar verildiğini belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkınınihlal edildiğini iddia etmiştir. Başvurucu ayrıca tutuklama gerekçelerininkişiselleştirilmediğini, bu nedenle adil yargılanma hakkı kapsamında masumiyetkarinesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
48. Bakanlık görüşünde, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi veAnayasa Mahkemesinin aynı konudaki kararlarına atıf yapılarak başvuru konususoruşturmanın karmaşıklığının da değerlendirmede dikkate alınması gerektiğivurgulanmış ve tutukluluğun devamına ilişkin kararlarda ilgili ve yeterligerekçe bulunduğu belirtilmiştir.
49. Başvurucu, Bakanlık görüşüne cevabında başvuru formundakinebenzer beyanlarda bulunmuştur.
2. Değerlendirme
50. Anayasa'nın 19. maddesinin yedinci fıkrası şöyledir:
"Tutuklanan kişilerin, makul süre içindeyargılanmayı ve soruşturma veya kovuşturma sırasında serbest bırakılmayı istemehakları vardır. Serbest bırakılma ilgilinin yargılama süresince duruşmada hazırbulunmasını veya hükmün yerine getirilmesini sağlamak için bir güvenceyebağlanabilir."
51. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Bu itibarla somut olayda başvurucununiddialarının özünün tutukluluk süresinin makul süreyi aştığına yönelik olduğuanlaşıldığından şikâyetlerinin Anayasa'nın 19. maddesinin yedinci fıkrasıbağlamında, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmesi gerektiğideğerlendirilmiştir.
a. Kabul EdilebilirlikYönünden
52. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılanbaşvurunun bu kısmının kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Esas Yönünden
i. Genel İlkeler
53. Anayasa'nın 19. maddesinin yedinci fıkrasında, bir cezasoruşturması kapsamında tutuklanan kişilerin makul sürede yargılanmayı ve soruşturmaveya kovuşturma sırasında serbest bırakılmayı isteme haklarına sahip olduğubelirtilmiştir. Anılan fıkrada güvence altına alınan makul sürede yargılanmayı ve serbest bırakılmayı isteme haklarının birbirinin alternatifideğil tamamlayıcısı olarak değerlendirilmesi gerekir (Murat Narman, B. No: 2012/1137, 2/7/2013,§ 60; Halas Aslan, B. No:2014/4994, 16/2/2017, § 66).
54. Anayasa'nın 19. maddesinde güvence altına alınan serbest bırakılmayı isteme hakkı uyarınca,bir ceza soruşturması veya kovuşturması kapsamında tutuklu olan kişiler ilgiliyargı mercilerinden serbest bırakılmalarına karar verilmesini talepedebilirler. Bu hakkın bir yansıması olarak 5271 sayılı Kanun'un 104.maddesinin (1) numaralı fıkrasında, şüpheli veya sanığın soruşturma vekovuşturma evrelerinin her aşamasında salıverilmesini isteyebileceğibelirtilmiş; aynı Kanun'un 108. maddesinde de tutukluluğun soruşturma vekovuşturma evrelerinde belirli süreleri aşmayacak şekilde resen incelenmesigerektiği ifade edilmiştir. Yargı organlarınca tutukluluğun her aşamasındagerek kişinin serbest bırakılma talebi üzerine gerekse resen yapılanincelemelerde tutulmanın meşru nedenlerinin açıklanması Anayasa'nın 19.maddesinin yedinci fıkrasının bir gereğidir (HalasAslan, § 67).
55. Anılan maddede ayrıca tutuklanan kişilerin makul sürede yargılanmayı isteme hakkınasahip olduğu ifade edilmiştir. Genel olarak yargılamanın makul süredesonuçlandırılmaması, Anayasa'nın 36. maddesi ile güvence altına alınan adilyargılanma hakkının konusudur. Kişilerin fiziksel hürriyetlerininkısıtlanmasına ilişkin güvencelerin belirtildiği Anayasa'nın 19. maddesine göreöncelikle tutukluluğun makul süreyi aşmaması gerekir. Bununla birlikte maddenintutuklu olarak sürdürülen yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmasıgerektiğine de işaret ettiği görülmektedir. Hürriyeti kısıtlanarak yargılanankişinin yargılamanın makul sürede bitirilmesindeki menfaati, işin doğası gereğidiğerlerine göre daha fazladır. Bu bağlamda Anayasa'nın 19. maddesinin yedincifıkrasında belirtilen tutuklu kişinin makulsürede yargılanma hakkı, Anayasa'nın 36. maddesi ile güvence altınaalınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki makul sürede yargılanma hakkına göredaha yüksek bir koruma sağlamaktadır (HalasAslan, §§ 68, 69).
56. Buna göre tutuklu olarak sürdürülen soruşturma ve kovuşturmasüreçlerinin süratle sonuçlandırılması gerekir. Bunun için başta savcılıklar vemahkemeler olmak üzere tüm kamu organları, tutuklu olarak sürdürülensoruşturma/kovuşturma süreçlerinin -adil yargılanma hakkının sağladığıgüvencelere riayet edilmek koşuluyla- süratli bir şekilde sonuçlandırılmasıiçin özenli davranmalıdırlar. Anılan özen yükümlülüğü, kişinin hürriyetindenyoksun bırakılmaya devam edilmesinin keyfî olmadığının, dolayısıyla kişihürriyeti ve güvenliği hakkına yönelik müdahalenin meşru amacının devamettiğinin söylenebilmesi için de zorunludur. Bu itibarla tutuklu kişilerhakkındaki soruşturma/kovuşturma süreçlerinin özenli olarak yürütülmesiAnayasa'nın 19. maddesinin yedinci fıkrasının bir gereğidir (Halas Aslan, §§ 70, 71).
57. Öte yandan tutukluluk süresinin makul olup olmadığıkonusunun genel bir ilke çerçevesinde değerlendirilmesi mümkün değildir. Birkişinin tutuklu kaldığı sürenin makul olup olmadığı her davanın kendiözelliklerine göre değerlendirilmelidir (MuratNarman, § 61).
58. Makul sürenin hesaplanmasında sürenin başlangıcı,başvurucunun ilk kez yakalanıp gözaltına alındığı durumlarda bu tarih; doğrudantutuklandığı durumlarda ise tutuklanma tarihidir. Sürenin sonu ise kural olarakkişinin serbest bırakıldığı ya da ilk derece mahkemesince hüküm verildiğitarihtir (Murat Narman, § 66).
59. Bir ceza soruşturması veya kovuşturması kapsamındasürdürülen tutukluluğun makul süreyi aşıp aşmadığı öncelikle tutukluluğailişkin kararların gerekçeleri üzerinden tespit edilebilir. Tutukluluğa ilişkinkararların gerekçelerinde tutuklamanın ön şartı olan kişinin suçluluğu hakkındakuvvetli belirti bulunduğunun, tutuklama nedenlerinin ve tutuklamanın nedenölçülü olduğunun ortaya konulması gerekmektedir (Halas Aslan, §§74, 75).
60. Suç işlendiğine dair kuvvetli bir belirtinin bulunması,tutuklama için bir ön şart olup varlığını tutukluluğun her aşamasındakorumalıdır. Başlangıçtaki bir tutuklama için kuvvetli belirtinin bulunduğununtüm delilleriyle birlikte ortaya konulması her zaman mümkün olmasa da (Mustafa Ali Balbay, B. No: 2012/1272,4/12/2013, § 73) soruşturma/kovuşturma süreci ilerledikçe kişi hakkındaki suçşüphesini doğrulayacak ya da ortadan kaldıracak delillere erişilecektir. Bunedenle belirli bir süre geçtikten sonraki tutukluluğun devamına ilişkinkararlarda, suç işlendiğine dair kuvvetli belirtinin bulunduğunun somutolgularla birlikte açıklanması gerekir. Tutukluluğun herhangi bir aşamasındakişinin tutuklu olduğu suç yönünden kuvvetli belirtiyi gösteren olgular ortadankalkmışsa artık tutmanın meşru bir amacının bulunduğu söylenemez (Halas Aslan, § 76).
61. Başlangıçtaki bir tutuklama için Anayasa ve kanundaöngörülen tutuklama nedenlerinin dayandığı tüm olguların somut olarakbelirtilmesi -işin doğası gereği- her zaman mümkün olamasa da (Selçuk Özdemir, § 68)soruşturma/kovuşturma sürecinde deliller toplandıkça artık delillere etkiedilebilmesi imkânı ortadan kalkmakta ya da zorlaşmaktadır. Ayrıca isnat edilensuç dolayısıyla belirli bir süre hürriyetinden yoksun kalan ve bu itibarlayargılama sonunda alınması muhtemel cezanın en azından bir bölümünükarşılayacak kadar tutulan kimsenin kaçma ihtimalinin başlangıçtakine göreazaldığı da söylenebilir. Bu nedenlerle belirli bir süreyi aşan tutukluluğailişkin devam kararlarında tutuklama nedenlerinin soyut olarak belirtilmesiyeterli değildir (Hanefi Avcı, B. No: 2013/2814, 18/6/2014, § 70).
62. Son olarak tutukluluğun devamına ilişkin kararlardatutuklamanın ölçülü olduğuna ilişkin olguların, özellikle tutuklamaya göretemel hak ve özgürlüklere daha hafif etkide bulunan adli kontrol tedbirlerininneden yetersiz kaldığının ortaya konulması gerekir(Halas Aslan, § 79). Ayrıca tutuklulukdevam ettikçe bir taraftan bireye düşen yükümlülük artarken diğer taraftantutulmanın dayandığı meşru amaç zayıfladığından tutukluluğun devamıkararlarında davanın genel durumunun yanında tutuklu kişinin özel durumu dadikkate alınmalı, bu anlamda tutuklama nedenleri kişiselleştirilmelidir (Hanefi Avcı, § 84).
63. Tutukluluğun uzun sürdüğü veya makul süreyi aştığışikâyetiyle yapılan bireysel başvurularda, derece mahkemelerince verilentutuklama ve tutukluluğun devamına ilişkin kararlarda açıklanan gerekçeleriinceleyerek bu gerekçelerin somut olayın özelliklerine göre suçun işlendiğinedair kuvvetli belirtinin ve tutuklama nedenlerinin varlığı ve tutuklamanınölçülülüğü bağlamında ilgili ve yeterli olup olmadığını, ayrıcasoruşturma/kovuşturma süreçlerinde yukarıda belirtilen özen yükümlülüğüneuyulup uyulmadığını incelemek Anayasa Mahkemesinin görevidir. Bu denetimsonunda tutukluluğa ilişkin gerekçelerin ilgili ve yeterli olmadığı veyatutuklu olarak sürdürülen soruşturma/kovuşturma süreçlerinin kamu organlarınınözen yükümlülüğü ile bağdaşmayan tutumları nedeniyle tamamlanmadığı kanaatinevarılırsa tutukluğun makul süreyi aştığı sonucuna ulaşılacaktır (Halas Aslan, §§ 82, 83).
ii. İlkelerin OlayaUygulanması
64. Başvurucu, 17/25 Aralık operasyonlarından sonraki süreçte Selam-Tevhid Kudüs Ordususoruşturmasındaki usulsüzlük iddialarına ilişkin olarak başlatılan soruşturmakapsamında 22/7/2014 tarihinde gözaltına alınmış ve İstanbul 1. Sulh CezaHâkimliğinin 29/7/2014 tarihli kararıyla devletin gizli kalması gereken bilgilerinisiyasal veya askerî casusluk amacıyla temin etme ve resmî belgede sahteciliksuçlarından tutuklanmıştır. Bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıylabaşvurucunun tutukluluk hâli devam etmektedir. Buna göre başvurucununtutukluluk süresi 4 yıl 10 ay 7gündür.
65. Başvurucu, kamu makamlarınca ve yargı organlarınca 17/25Aralık operasyonlarının ve 15 Temmuz darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanmaolduğu değerlendirilen FETÖ/PDY ile bağlantılı olduğu belirtilen emniyetmensuplarına yönelik olarak İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen birsoruşturma kapsamında tutuklanmıştır. Başvurucunun isnat edilen suç yönündenkuvvetli suç şüphesi altında olduğu sulh ceza hâkimlikleri ve yargılamayı yapanağır ceza mahkemesi tarafından verilen tutukluluğa ilişkin kararlarda açıkçabelirtilmiştir. Başvurucu hakkındaki tutuklama ve tutukluluğun devamıkararlarında atıf yapılan ve/veya soruşturma dosyasında bulunduğu ifade edilendelillerin içeriği dikkate alındığında tutukluluğun ön şartı olan suç işlendiğinedair kuvvetli belirtinin bulunduğuna ilişkin olarak anılan kararların ilgili veyeterli olduğu değerlendirilmiştir. Bu bağlamda soruşturma makamlarınca 17/25Aralık operasyonları öncesinde, suç tarihlerinde İstanbul Emniyet MüdürlüğüTerörle Mücadele şube müdürü ve Teknik Büro Amirliğinden sorumlu şube müdürüolarak görev yapan başvurucu ile aynı dosyada yargılaması devam eden çoğuemniyet görevlisi şüphelinin çok sayıda siyasetçi, akademisyen, gazeteci,yazar, iş adamı, devlet kurumlarında görevli, vakıf, dernek vb. kuruluşlarınbaşkan ve görevlilerini -terör örgütleriyle bağlantılı olduğuna dair herhangibir delil olmamasına rağmen- sahte belge ve gerçeğe aykırı beyanlara görekurguladıkları Selam TevhidKudüs Ordusu soruşturması kapsamına dâhil ederek haklarındailetişimin tespiti ve kayda alınması kararı verilen kişiler üzerinden bukişilerin görüşme gerçekleştirdiği Türkiye Cumhuriyeti'nin Başbakanı, bakan,MİT müsteşarı ve önemli görevlerde bulunan bürokratlar da dâhil olmak üzerebirçok devlet görevlisini dinlediği ve konuşmaları kayda alarak yazılı metinhâline getirdiği, başvurucunun da bu süreçte resmî belgede sahtecilik yapmaksuretiyle anılan dinlemelerin -hukuka aykırı şekilde- gerçekleştirilmesinisağladığı belirtilmiştir.
66. Öte yandan sulh ceza hâkimliklerinin ve ağır cezamahkemelerinin tutukluluğun devamı kararlarının gerekçelerinde yer alantutuklama nedenlerine ve ölçülülüğe ilişkin açıklamalar incelendiğinde kaçmaşüphesine, delillerin karartılması ihtimalinin bulunmasına, isnat edilen suçun5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan ve Kanungereği tutuklama nedeni varsayılabilensuçlar arasında olmasına, suça göre tutuklama tedbirinin ölçülü/orantılıolmasına, adli kontrol tedbirlerinin yetersiz kalacağına dayandığıgörülmektedir (bkz. §§ 13-16, 21,24-27, 29,31).
67. Türk yargı organlarınca FETÖ/PDY'nindevletin anayasal kurumlarını ele geçirmeyi, sonrasında devleti, toplumu vefertleri kendi ideolojisi doğrultusunda yeniden şekillendirmeyi ve oligarşik özellikler taşıyan bir zümre eliyle ekonomiyi,toplumsal ve siyasal gücü yönetmeyi amaçlayan, bu doğrultuda mevcut idarisisteme paralel şekilde örgütlenen bir terör örgütü olduğu kabul edilmektedir(ilgili kararların bir kısmı için bkz. § 31;Selçuk Özdemir, §§ 20, 21; AlparslanAltan [GK], B. No: 2016/15586, 11/1/2018 § 10).
68. FETÖ/PDY bir taraftan başta eğitim ve din olmak üzere farklısosyal, kültürel ve ekonomik alanlarda yasal faaliyetlerde bulunurken diğertaraftan bazen bu yasal kuruluşların içinde gizlenmiş olan bazen de yasalyapıdan tamamen farklı şekilde konumlanan ve hareket eden, özellikle de kamusalalana yönelik faaliyetlerde bulunan illegal bir yapılanma niteliğindedir (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 26).
69. Başvurucuya isnat edilen suçlamanın niteliği ve başvurucununbağlantılı olduğu iddia edilen terör örgütünün (FETÖ/PDY) yukarıda ifade edilenörgütlenme biçimi ve işleyişi, soruşturma/kovuşturma konusu edilen olaylarınözellikleri birlikte dikkate alındığında tutukluluğun devamı kararlarındakigerekçelerin tutukluluğun devamının hukuka uygunluğunu ve tutulmanınmeşruluğunu haklı gösterecek özen ve içerikte olduğu, dolayısıyla tutuklulukhâlinin devamına ilişkin bu gerekçelerin tutukluluk süresi itibarıyla ilgili veyeterli olduğu sonucuna varılmıştır.
70. Diğer taraftan soruşturma mercilerince, 15 Temmuz darbeteşebbüsünün ardından darbe teşebbüsüyle doğrudan bağlantılı eylemlere veyaFETÖ/PDY'nin -yargı organları da dâhil olmak üzere-kamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanı sıra eğitim, sağlık, ticaret, siviltoplum ve medya gibi farklı alanlardaki yapılanmasına ve faaliyetlerine yönelikolarak da soruşturmalar yapılmış; bu soruşturmalar çerçevesinde çok sayıda kişihakkında gözaltı ve tutuklama tedbirleri uygulanmıştır. Anılan türdekisoruşturmaların diğer ceza soruşturmalarına göre daha zor ve karmaşık olduğukonusunda herhangi bir tereddüt bulunmamaktadır (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 52).
71. Başvurucunun bağlantılı olduğu iddia edilen örgütünözellikleri, bu örgütün yapılanmasının boyutu ve faaliyetlerinin niteliği, butürdeki soruşturmaların yürütülmesinin diğer soruşturmalara göre zorluğu dadikkate alındığında Savcılık tarafından 979 mağdurun ve aralarında başvurucununda olduğu 122 şüphelinin bulunduğu soruşturma yaklaşık bir buçuk yıldatamamlanarak kamu davası açılmıştır. Yargılamayı yapan İstanbul 14. Ağır CezaMahkemesince en geç otuz günde bir başvurucunun tutukluluk durumunundeğerlendirildiği, düzenli aralıklarla ve engeç üç ay arayla toplam 114 duruşma yapıldığı, bu duruşmalarda sanıkların,katılanların ve tanıkların dinlendiği ve sair delillerin toplandığıgörülmektedir. Bu itibarla genel olarak soruşturmanın ve davanın yürütülmesindesavcılık ve derece mahkemelerince hareketsiz kalınan bir dönem olmadığı gibiyargılamada özensizlik gösterildiği de tespit edilmemiştir.
72. Başvurucunun üzerine atılı suçlar nedeniyle 5271 sayılıKanun'un 102. maddesinin (2) numaralı fıkrasında öngörülen azami tutukluluksüresi yedi yıldır. Başvurucu hakkındaki tutukluluğun devamına ilişkinkararların gerekçelerinin hürriyetten yoksun bırakılmanın meşru nedenlerininbelirtilmesi bakımından ilgili ve yeterli olması, soruşturma/kovuşturmasürecinin zor ve karmaşık olması, soruşturma/kovuşturmanın yürütülmesinde birözensizliğin tespit edilmemiş olması dikkate alındığında yaklaşık 4 yıl 10 ay 7 günlük tutukluluk süresininmakul olduğu sonucuna varılmıştır.
73. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 19. maddesinin yedincifıkrası bağlamında kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edilmediğinekarar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle,
A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,
B. Tutukluluğun makul süreyi aşması nedeniyle kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
C. Tutukluluğun makul süreyi aşması nedeniyle kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,
D. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk MuhakemeleriKanunu'nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesimağduriyetine neden olacağından başvurucunun yargılama giderlerini ödemektenTAMAMEN MUAF TUTULMASINA 29/5/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.