TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
YUSUF BİLİN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/14498)
Karar Tarihi: 26/12/2017
R.G. Tarih ve Sayı: 21/2/2018-30339
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Hicabi DURSUN
Kadir ÖZKAYA
Rıdvan GÜLEÇ
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Raportör
:
Gülbin AYNUR
Başvurucu
:
Yusuf BİLİN
Vekili
:
Av. Ali ALTAY
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, idari işlemin iptali istemiyle üçüncü kişitarafından açılan davanın işlemin lehine tesis edildiği kişiye ihbar edilmemesinedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 4/9/2014 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.
7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyandabulunmuştur.
III. OLAY VE OLGULAR
8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylarözetle şöyledir:
9. Şırnak İl Özel İdaresi tarafından, Silopi tır parkınınbulunduğu taşınmazın 300 m²lik kısmının ikinci etap çalışmaları tamamlanıncayakadar lokanta, market, fırın, WC-duş üniteleri donatılarının prefabrik olarakyapılması ve işletilmesi amacıyla kiraya verilmesi işiiçin8/9/1983 tarihli ve 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu’nun 51/g maddesi uyarıncapazarlık usulü ile ihale gerçekleştirilmiştir.
10. İhale 31/5/2013 tarihinde başvurucu üzerinde bırakılmıştır.İhale konusu işin ifası amacıyla Şırnak İl Özel İdaresi ile başvurucu arasında7/6/2013 tarihinde üç yıl süreli taşınmaz kira sözleşmesi imzalanmıştır.
11. Başka bir şirket tarafından, pazarlık usulü ilegerçekleştirilen ve başvurucu üzerinde bırakılan ihalenin iptali istemiyleŞırnak İl Özel İdaresine başvuruda bulunulmuş; başvuru cevap verilmemeksuretiyle reddedilmiştir. Söz konusu Şirket, zımni ret işleminin iptaliistemiyle Şırnak İl Özel İdaresi ve Şırnak Valiliğine karşı Mardin İdareMahkemesinde (Mahkeme) dava açmıştır.
12. Mahkeme, yapılan yargılama sonucunda dava konusu zımni retişlemini 14/2/2014 tarihli kararla iptal etmiştir. Kararın gerekçesinde; ihalekonusu işin 2886 sayılı Kanun’un 50 ve 51. maddelerinde belirtildiği şekildeacil veya idareye daha fazla yarar sağlayıcı nitelikte bulunmadığı, pazarlığınne suretle yapıldığı ve ne gibi tekliflerde bulunulduğu, üzerine ihale yapılankişinin neden tercih edildiği hususlarının pazarlık kararında belirtilmediğiifade edilmiştir. Kararda ayrıca, ihalede açıklık ve rekabetin sağlanmasıhâlinde idarenin söz konusu yerin kiraya verilmesi işinden daha fazla gelirelde edebileceğinin anlaşıldığı, ilan yapılmaksızın pazarlık usulüyle sadecebir kişiden teklif alınması ve ihalenin bu kişi üzerinde bırakılması suretiyleyapılan ihalede saydamlık, açıklık, rekabet ve yararlılık ilkelerine uygunhareket edilmediği vurgulanmıştır.
13. Davalılardan Şırnak İl Özel İdaresi 13/3/2014 tarihindekararı temyiz etmiştir.
14. Diğer taraftan Şırnak İl Özel İdaresi 14/4/2014 tarihliyazıyla da Mahkemenin mezkur kararı gereğince ihalenin iptal edildiğini, bunedenle taşınmazı on beş gün içinde boşaltması gerektiğini başvurucuyabildirmiştir.
15. Başvurucu; temyiz incelemesi için Danıştaydabulunan dava dosyasına sunduğu 12/5/2014 tarihli dilekçeyle Şırnak İl Özelİdaresinin 14/4/2014 tarihli yazısının 6/5/2014 tarihinde tarafına tebliğedilmesi üzerine temyize konu karardan haberdar olduğunu, davaya müdahil olmakistediğini belirtmiş ve kararın bozulmasını talep etmiştir. Müdahaledilekçesinde, tehlikeye düşen kamu sağlığının yeniden sağlanması ve korunmasıiçin acil tedbir alınması gerekliliğinden dolayı idarenin ihaleyi pazarlıkusulü ile gerçekleştirdiği ifade edilmiştir. İdarenin aynı iş için daha önceiki kez kapalı teklif usulü ile ihaleye çıktığını ancak ihaleye katılanınolmaması nedeniyle ve ticari ahlakı ile ekonomik gücü gözetilerek idaretarafından kendisinin tercih edildiğini vurgulayan başvurucu; Mahkemenintemyize konu kararında üstün kamu yararı ilkesini değerlendirmediğini, ihaleniniptal edilmesinin kamu hizmetini kesintiye uğratarak kamu sağlığını vegüvenliğini tehlikeye düşüreceğini ileri sürmüştür.
16. Danıştay Onüçüncü Dairesi (Daire)E.2014/1271 sayılı dosyasında 3/7/2014 tarihli ara kararıyla başvurucunundavalı idareler yanında davanın bulunduğu noktadan itibaren müdahale isteminikabul etmiş, aynı tarihte verdiği K.2014/2737 sayılı kararla da temyiz isteminiyerinde görmeyerek Mahkeme kararını onamıştır.
17. Başvurucu, onama kararına karşı karar düzeltme yolunamüracaat etmiştir. Başvurucu, karar düzeltme dilekçesinde de 12/5/2014 tarihlimüdahale talepli temyiz dilekçesindeki iddialarını tekrar etmiştir.
18. Başvurucu 4/9/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
19. Bireysel başvurunun incelenmesi sürecinde Daire 9/12/2014tarihli kararıyla başvurucunun (müdahil) karar düzeltme isteminiincelenmeksizin reddetmiştir. Kararın gerekçesinde, davada taraf olan davalıidarelerin karar düzeltme isteminde bulunmadığı belirtilmiştir. 6/1/1982tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31. maddesi ve bumaddenin atıfta bulunduğu 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk MuhakemeleriKanunu’nun 66., 68. ve 69. maddeleri uyarınca davanın taraflarından olmayan,dava sonucunda hakkında hüküm kurulmayan ve ancak yanında katıldığı tarafayardımcı olabilen müdahilin yanında davaya katıldığı tarafın kanun yollarınabaşvurmaması durumunda tek başına kanun yollarına başvurmasına hukuken olanakbulunmadığı ifade edilmiştir.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
20. 2577 sayılı Kanun’un 31. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda;... üçüncü şahısların davaya katılması, davanın ihbarı, ... hallerinde ...HukukUsulü Muhakemeleri Kanunu hükümleri uygunlanır.Ancak, davanın ihbarı Danıştay, mahkeme veya hakim tarafından re'sen yapılır."
21. 6100 sayılı Kanun'un "YargılamayaHâkim Olan İlkeler" ana başlıklı ikinci bölümünde yer alan 27.maddesinde "Hukuki dinlenilme hakkı"düzenlenmiştir. Anılan madde şöyledir:
"(1) Davanın tarafları, müdahiller veyargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukukidinlenilme hakkına sahiptirler.
(2) Bu hak;
a) Yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibiolunmasını,
b) Açıklama ve ispat hakkını,
c) Mahkemenin, açıklamaları dikkate alarakdeğerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini,
içerir."
22. 6100 sayılı Kanun'un üçüncü ayrımında davanın ihbarı vedavaya müdahale ile ilgili hükümler düzenlenmiştir.
23. 6100 sayılı Kanun'un "İhbarve şartları" kenar başlıklı 61. maddesinin (1) numaralı fıkrasışöyledir:
"Taraflardan biri davayı kaybettiğitakdirde, üçüncü kişiye veya üçüncü kişinin kendisine rücu edeceğinidüşünüyorsa, tahkikat sonuçlanıncaya kadar davayı üçüncü kişiye ihbaredebilir."
24. 6100 sayılı Kanun'un 63. maddesinin (1) numaralı fıkrasışöyledir:
"Dava kendisine ihbar edilen kişi, davayıkazanmasında hukuki yararı olan taraf yanında davaya katılabilir."
25. 6100 sayılı Kanun'un "Fer’î müdahale" kenar başlıklı 66. maddesi şöyledir:
"(1) Üçüncü kişi, davayı kazanmasındahukuki yararı bulunan taraf yanında ve ona yardımcı olmak amacıyla, tahkikatsona erinceye kadar, fer’î müdahil olarak davada yeralabilir."
26. 6100 sayılı Kanun'un 68. maddesinin (1) numaralı fıkrasışöyledir:
"Müdahale talebinin kabulü hâlindemüdahil, davayı ancak bulunduğu noktadan itibaren takip edebilir. Müdahil,yanında katıldığı tarafın yararına olan iddia veya savunma vasıtalarını ilerisürebilir; onun işlem ve açıklamalarına aykırı olmayan her türlü usulişlemlerini yapabilir."
B. Uluslararası Hukuk
1. Avrupa İnsan HaklarıSözleşmesi
27. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 6. maddesinin(1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:
"Herkes davasının,medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ... konusunda kararverecek olan,... bir mahkeme tarafından ... görülmesini isteme hakkınasahiptir..."
2. Avrupa İnsan HaklarıMahkemesi İçtihadı
28. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Sözleşme'nin 6.maddesinin (1) numaralı fıkrasının açık bir biçimde mahkeme veya yargı merciineerişim hakkından söz etmese de maddede kullanılan terimler bir bütün olarakbağlamlarıyla birlikte dikkate alındığında mahkemeye erişim hakkını da garantialtına aldığı sonucuna ulaşıldığını belirtmiştir (Golder/Birleşik Krallık, B. No: 4451/70, 21/2/1975, §§ 28-36). AİHM'e göre mahkemeye erişim hakkı Sözleşme'nin 6.maddesinin (1) numaralı fıkrasında mündemiçtir. Bu çıkarsama, Sözleşmecidevletlere yeni yükümlülük yükleyen genişletici bir yorum olmayıp 6. maddenin(1) numaralı fıkrasının birinci cümlesinin lafzının Sözleşme'nin amaç vehedefleri ile hukukun genel prensiplerinin gözetilerek birlikte okunmasınadayanmaktadır. Sonuç olarak Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrası,herkesin medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili iddialarını mahkeme önüne getirmehakkına sahip olmasını kapsamaktadır (Golder/Birleşik Krallık, § 36).
29. AİHM; adil yargılanmanın bir unsurunu teşkil eden mahkemeyeerişim hakkının mutlak olmadığını, doğası gereği devletin düzenleme yapmasınıgerektiren bu hakkın belli ölçüde sınırlanabileceğini kabul etmektedir. AncakAİHM, bu sınırlamaların kişinin mahkemeye erişimini hakkın özünü zedeleyecekşekilde ve genişlikte kısıtlamaması ve zayıflatmaması gerektiğini ifadeetmektedir. AİHM'e göre, meşru bir amaç taşımayan yada uygulanan araç ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir orantılılıkilişkisi kurmayan sınırlamalar Sözleşme'nin 6. maddesinin birinci fıkrasıylauyumlu olmaz (Sefer Yılmaz ve Meryem Yılmaz/Türkiye, B. No: 611/12, 17/11/2015,§ 59; Eşim/Türkiye, B. No: 59601/09, 17/9/2013, § 19; EdificacionesMarch Gallego S.A./İspanya,B. No: 28028/95, 19/2/1998, § 34).
30. AİHM'e göre iç hukuktaki başvuruyollarına erişimi engelleyen bir kanunun bulunmaması 6. maddenin (1) numaralıfıkrasındaki gerekliliklerin yerine getirilmesi bakımından her zaman içinyeterli olmayabilir. Hukuk devleti ilkesinin demokratik toplumdaki işlevi gözönünde bulundurulduğunda kanun koyucu tarafından teminedilen erişimin derecesinin aynı zamanda bireylerin "mahkeme hakkı"nın güvenceye bağlanması bakımından yeterliolması gerektiği anlaşılmaktadır. Erişim hakkının etkili olabilmesi içinbireyin, hakkına müdahale teşkil eden eylem ve işleme karşı argümanlarını dilegetirebileceği açık ve pratik fırsatlara sahip olması gerekir (Bellet/Fransa, B. No: 23805/94,4/12/1995,§ 36).
31. AİHM'in idari yargıda ihbarmüessesesini incelediği Menemen MinibüsçülerOdası-Türkiye (B. No: 44088/04, 9/12/2008, §§ 4-11) kararına konuolayda Valilik tarafından belli kategorideki araçlara -sigorta yaptırmak kaydıyla-geçici güzergâh yetki belgesi verilmesini öngören bir düzenleyici işlemçıkarılmıştır. Bu düzenleyici işlem, Menemen-İzmir hattında faaliyet gösterenMenemen Minibüsçüler Odasını doğrudan ilgilendirmektedir. Menemen YolcuOtobüsleri Motorlu Taşıtlar Kooperatifi tarafından söz konusu düzenleyiciişleme karşı Valilik aleyhine açılan dava üzerine İdare Mahkemesi düzenleyiciişlemi iptal etmiştir. Valilik, kararı temyiz etmiştir. Menemen MinibüsçülerOdası temyiz safhasında müdahale dilekçesi vermiştir. Danıştay 16/3/2004tarihinde başvurucunun müdahale talebini kabul ettikten kısa bir süre sonra ilkderece mahkemesi kararını onamıştır. Valilik 7/5/2004 tarihinde başvurucununaraçlarına izin veren yeni bir düzenleyici işlem çıkarmış ise de bu işlem de 11/1/2005tarihinde İdare Mahkemesince iptal edilmiştir. 23/5/2005 tarihinde başvurucuyataşımacılık faaliyetine son vermesi hususu tebliğ edilmiştir.
32. AİHM, 2577 sayılı Kanun’un davanın ihbarı usulüyle ilgiliolarak Hukuk Usulü Kanunu’na atıfta bulunan 31. maddesinin özellikle davanındava konusu uyuşmazlık nedeniyle menfaati etkilenen üçüncü kişilerebildirilmesinin mahkeme tarafından "resen" yapılmasını öngördüğüneişaret etmiştir (Menemen MinibüsçülerOdası/Türkiye, § 25). AİHM, anılan maddenin açık lafzına rağmenMahkemenin başvurucuyu ihtilaf konusu uyuşmazlıktan haberdar etmediğinivurgulamıştır. AİHM’e göre sonuç olarak başvurucu-ilk davada- ilk derece safhasında yargılamaya katılamaması nedeniyledinlenilme imkânından mahrum kalmıştır. Temyiz nedenlerinin sınırlı sayıkuralına tabi olması nedeniyle başvurucu, esasa ilişkin itirazlarını Danıştayda da ileri sürememiştir. İkinci davaya ilişkin ise2577 sayılı Kanun’un 31. maddesine uyulmaması nedeniyle başvurucu, uyuşmazlıklatamamen habersiz kalmıştır. Asıl taraf olarak Valiliğin kararı temyiz etmemesisebebiyle başvurucu, Danıştayda -sınırlı da olsa-iddialarını öne sürme imkânı bulamamıştır (MenemenMinibüsçüler Odası/Türkiye, § 26).
33. Bu çerçevede başvuruyu değerlendiren AİHM, ulusal mahkemelerin2577 sayılı Kanun’un 31. maddesindeki gereklilikleri yerine getirmede başarısağlayamamalarının başvurucuyu hak ve yükümlülüklerini doğrudan etkileyenuyuşmazlıkla ilgili olarak dinlenilmekten alıkoyduğu ve başvurucunun mahkemeyeerişim hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşmıştır (Menemen Minibüsçüler Odası/Türkiye, § 27).
V. İNCELEME VE GEREKÇE
34. Mahkemenin 26/12/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
35. Başvurucu, bireysel başvuruya dayanak davada verilen iptalhükmünün doğrudan kendisi hakkında sonuç doğurmasına rağmen Mahkemece davanınkendisine ihbar edilmemesi nedeniyle yargılama aşamasında delil sunma veiddialarını ispat etme imkânından yoksun kaldığından şikâyet etmiştir. Davalı idareniniptal kararını uygulamak amacıyla tarafına bildirimyapması üzerine davadan bilgi sahibi olabildiğini ifade eden başvurucu, her nekadar kendi talebi üzerine temyiz aşamasında müdahale istemi kabul edilmişse dehukuki menfaatlerinin korunması noktasında temyiz aşamasındaki müdahalenin ilkderece mahkemesindeki müdahale ile aynı etkinlikte sonuçlar doğurmasına imkânbulunmadığını belirtmiştir. Başvurucu, bu sebeplerle Anayasa'nın 36. maddesindegüvence altına alınan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş;yeniden yargılama ve manevi tazminat taleplerinde bulunmuştur.
36. Bakanlık tarafından sunulan görüşte öncelikle konuyla ilgiliAİHM içtihadına yer verilmiş, ardından 2577 sayılı Kanun uyarınca idari yargıdaresen araştırma ilkesinin geçerli olduğu hatırlatılmıştır. Bireysel başvuruyadayanak davada başvurucunun idare mahkemesinin iptal kararı üzerine müdahilsıfatıyla ve tüm iddialarını ileri sürerek temyiz talebinde bulunduğu, Danıştayın da müdahale talebini kabul ettiği vebaşvurucunun ileri sürdüğü tüm iddiaları dikkate alarak hükmü onadığıbelirtilmiştir. Bakanlık, başvurucunun ilk derece mahkemesindeki yargılamayakatılsaydı temyiz aşamasında dile getiremediği hangi ilave tezleri dilegetireceğine dair herhangi bir açıklamaya yer vermediğine de dikkat çekmiş;başvurunun kabul edilebilirlik ve esas yönünden incelenmesinde bu konularıngözetilmesi hususundaki takdirin Anayasa Mahkemesinde olduğunu ifade etmiştir.
37. Başvurucu, Bakanlık görüşüne verdiği cevapta temyizaşamasında davaya katılmış olmasının kendisine herhangi bir fayda sağlamadığınızira aleyhine olan hükmün bu aşamada zaten icra edilmeye başlandığınıbelirtmiştir. Başvurucu, bireysel başvuru formundaki açıklamalarına atfenmahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasını tekrarlamıştır.
B. Değerlendirme
38. Anayasa’nın "Hakarama hürriyeti" kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrasışöyledir:
"Herkes,meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacıveya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."
39. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun şikâyetlerinin özü, sonucundandoğrudan etkilendiği bir idari davada tarafına tanınması gereken savunmahakkını etkin bir şekilde kullanabilmesi amacıyla yargılamanın ilk derecemahkemesinde yürütülen safhasına katılımının sağlanmamış olmasıdır. Bu nedenlebaşvurucunun belirtilen şikâyetleri bağlamındaki ihlal iddialarının mahkemeyeerişim hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
40. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılanmahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin başvurunun kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
a. Hakkın Kapsamı veMüdahalenin Varlığı
41. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesinyargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiada bulunma ve savunmahakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla mahkemeye erişim hakkı,Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün birunsurudur. Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesine "adil yargılanma"ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararasısözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılanma hakkının madde metninedâhil edildiği vurgulanmıştır (Özbakım ÖzelSağlık Hiz. İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti., B.No: 2014/13156, 20/4/2017,§ 34).
42. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak aramaözgürlüğü, bir temel hak olmanın yanında diğer temel hak ve özgürlüklerdengereken şekilde yararlanılmayı ve bunların korunmasını sağlayan en etkiligüvencelerden biridir. Bu bakımdan davanın bir mahkeme tarafından görülebilmesive kişinin adil yargılanma hakkı kapsamına giren güvencelerden faydalanabilmesiiçin ilk olarak kişiye iddialarını ortaya koyma imkânının tanınması gerekir.Diğer bir ifadeyle dava yoksa adil yargılanma hakkının sağladığı güvencelerdenyararlanmak mümkün olmaz (Mohammed Aynosah, B. No:2013/8896, 23/2/2016, § 33).
43. Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru kapsamında yaptığıdeğerlendirmelerde mahkemeye erişim hakkının bir uyuşmazlığı mahkeme önünetaşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasınıisteyebilmek anlamına geldiğini ifade etmiştir (Özkan Şen, B. No: 2012/791, 7/11/2013, § 52).
44. Bireylere menfaatlerini etkileyen işlemlere karşı davaaçabilmelerinin yanı sıra üçüncü şahıslarca açılmış ve doğrudan tarafolmadıkları ancak sonucu itibarıyla menfaatlerini etkileyen bir davada iddia vesavunmalarını dile getirebilmeleri amacıyla davaya katılma olanağınınsağlanması da mahkemeye erişim hakkı kapsamında değerlendirilmesi gerekengüvencelerden biridir. Bu itibarla bir davanın sonucundan menfaati etkilenecekolan kişilerin bu yargılama hakkında bilgi sahibi olabilmelerine, uyuşmazlığınçözümü için gerekli ve sonuca etkili olduğunu düşündükleri hususlardaaçıklamada bulunabilmelerine, iddialarını ispata yönelik delil sunabilmelerineimkân sağlanması gerekir. Bu husus aynı zamanda yargı mercilerinin tüm verileridikkate alıp değerlendirme yaptıktan sonra gerekçeli karar vermesinisağlayacağından silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesi ile deilgilidir. Nitekim 6100 sayılı Kanun’un 27. maddesinde, mahkemeye erişimhakkının güvenceleriyle örtüşür nitelikte bir düzenleme getirilerek davanıntaraflarının yanı sıra müdahiller ve yargılamanın diğer ilgililerinin de kendihakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olduklarıbelirtilmiştir. Dolayısıyla mahkeme; davanın taraflarına, müdahillere, yargılamanındiğer ilgililerine savunma hakkını kullanma imkânı vermeden davanın esasıylailgili değerlendirme yapamayacaktır (Benzer yöndeki bir karar için bkz. Mehmet Ali Bedir ve Tevfik Günay, B.No:2013/4073, 21/1/2016, § 35).
45. Bireyin, sonucu itibarıyla menfaatini etkileyen bir davadanhaberdar edilmeyerek davaya katılımının sağlanmaması ve mahkeme önündeargümanlarını öne sürme imkânından yoksun bırakılması mahkemeye erişim hakkınamüdahale teşkil eder.
46. Bireysel başvuruya konu olayda başvurucunun üzerindebırakılmış olan ihalenin uyuşmazlık konusu edildiği bir idari dava sözkonusudur. Bir şirket tarafından açılan bu davada söz konusu ihalenin iptaliistemiyle idareye yapılan başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptaliistenmiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda dava konusuzımni ret işlemi iptal edilmiştir. Belirtilen iptal hükmünün doğrudan başvurucuüzerinde etki ve sonuçlarını gösterdiği, nitekim anılan karar gereğince sözkonusu ihalenin idare tarafından iptal edildiği ve başvurucunun ihale konusutaşınmazdan tahliye edildiği görülmektedir. Bu itibarla başvurucunun sonucundandoğrudan etkilendiği bir idari davanın ilk derece mahkemesince yürütülenyargılama sürecine başvurucunun katılımının sağlanmaması nedeniylemahkemeyeerişim hakkına yönelik bir müdahalenin bulunduğu sonucuna varılmıştır.
b. Müdahalenin İhlalOluşturup Oluşturmadığı
47. Anayasa'nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“Temel hak ve hürriyetler, ... yalnızcaAnayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancakkanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”
48. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesindebelirtilen koşullara uygun olmadığı takdirde Anayasa’nın 36. maddesininihlalini teşkil edecektir.
49. Bu sebeple müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülenve somut başvuruya uygun düşen, kanun tarafından öngörülme, haklı bir sebebedayanma, ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığının belirlenmesigerekir.
50. Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru kapsamında yaptığıdeğerlendirmelerde kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen veya mahkemekararını anlamsız hâle getiren, bir başka anlatımla mahkeme kararını önemliölçüde etkisizleştiren sınırlamaların mahkemeye erişim hakkını ihlaledebileceğini ifade etmiştir (Özkan Şen,§ 52).
51. Üçüncü kişilerin kendi menfaatlerini etkileyen bir davayakatılmaları için belli koşullar ve usul kurallarının öngörülmesi, bu koşullarve kurallar davaya katılmayı imkânsız kılmadığı ya da aşırı derecedezorlaştırmadığı sürece mahkemeye erişim hakkına aykırılık oluşturmaz. Ancakyargı merciince bu koşul ve kuralların hukuka açıkça aykırı olarak yanlışuygulanması sonucunda kendilerini etkileyen uyuşmazlıklarda menfaatlerinikorumak isteyen kişilerin davaya katılmalarına engel olunması mahkemeye erişimhakkını ihlal edebilir. Bu nedenle mahkemelerin bu koşulların gerçekleşipgerçekleşmediğini irdelerken ve usul kurallarını uygularken yargılamanınhakkaniyetine zarar getirecek nitelikte yorum ve değerlendirmelerdenkaçınmaları gerekir.
i. Kanunilik
52. 2577 sayılı Kanun'un 31. maddesinde davanın ihbarınınmahkeme tarafından resen yapılacağı belirtilmiştir. Anılan düzenlemenin davanınüçüncü kişiye ihbar edilip edilmemesi noktasında yargı merciine tanınan takdiryetkisini de bünyesinde barındırdığı anlaşılmaktadır. Somut olayda ilk derecemahkemesinin takdir yetkisini davanın başvurucuya ihbar edilmemesi yönündekullanması sonucu başvurucunun ilk derece mahkemesindeki yargılama sürecinekatılamadığı görülmektedir. Mahkemenin söz konusu uygulamasının 2577 sayılıKanun'un 31. maddesine dayandığı dikkate alındığında başvurucunun mahkemeyeerişim hakkına yönelik müdahalenin kanuni dayanağının mevcut olduğu sonucunavarılmıştır.
ii. Meşru Amaç
53. Anayasa'nın 36. maddesinde hak arama özgürlüğü için herhangibir sınırlama nedeni öngörülmemiş olmakla birlikte bunun hiçbir şekildesınırlandırılması mümkün olmayan mutlak bir hak olduğu söylenemez. Özelsınırlama nedeni öngörülmemiş hakların da hakkın doğasından kaynaklanan bazısınırlarının bulunduğu kabul edilmektedir. Ayrıca hakkı düzenleyen maddedeherhangi bir sınırlama nedenine yer verilmemiş olsa da Anayasa'nın başkamaddelerinde yer alan kurallara dayanılarak bu hakların sınırlandırılmasımümkün olabilir. Dava açma hakkının kapsamına ve kullanım koşullarına ilişkinbir kısım düzenlemenin, hak arama özgürlüğünün doğasından kaynaklanan sınırlarıortaya koyan ve hakkın norm alanını belirleyen kurallar olduğu açıktır. Ancakbu sınırlamalar Anayasa'nın 13. maddesinde yer alan güvencelere aykırı olamaz(AYM, E.2015/96, K.2016/9, 10/2/2016, § 10).
54. Davanın ihbarı, bireyin tarafı olmadığı ancak sonucuitibarıyla menfaatlerini etkileyen bir davadan müdahale ve diğer yollarlahaklarını kullanabilmesine imkân tanımak amacıyla haberdar edilmesini temineden bir usul hukuku müessesesidir. Ancak yargılamaların makul süre içinde,düzenli bir şekilde ve gereksiz gider yapılmadan yürütülmesini temin etmek vebu suretle usul ekonomisi ilkesini gerçekleştirmek düşüncesiyle davanın ihbarıbelli koşullara ve usul kurallarına bağlanmıştır. Yargılama usullerininbelirlenmesinde usul ekonomisinin gözetilmesi ve bu suretle iyi adaletyönetiminin sağlanması Anayasa'nın 2. maddesinde düzenlenen hukuk devletiilkesinin gereklerinden biridir. Dolayısıyla usul ekonomisi ve iyi adaletyönetimi ilkeleri gözetilerek davanın ihbarının belli koşullara ve usulkurallarına bağlanması mümkündür.
55. Bununla birlikte bireylerin üçüncü şahıslarca açılan ancaksonucu itibarıyla menfaatlerini etkileyen bir davada iddia ve savunmalarınıdile getirebilmelerinin de mahkemeye erişim hakkının bir gereği olduğu gözdenuzak tutulmamalıdır (bkz. § 44). Böyle bir durumda kamu otoritelerinin usulekonomisindeki kamu yararı ile bireylerin mahkemeye erişim hakkındanyararlanmalarındaki bireysel yarar arasında makul bir denge gözetmeleribeklenir. Bireyin mahkemeye erişimindeki bireysel yararının açık bir biçimdebaskın olduğu hâllerde usul ekonomisi gerekçesiyle mahkemeye erişiminkısıtlanmasının meşru bir amaç taşıdığı hususu tartışmalı hâle gelebilir. Diğerbir ifadeyle bu gibi hâllerde Anayasa'nın 2. maddesinin mahkemeye erişimhakkının sınırlanmasına izin verdiğinin söylenmesi mümkün olmayabilir.
56. Somut olayda ihalenin iptalinin başvurucunun menfaatinidoğrudan etkilediği dikkate alındığında davanın başvurucuya ihbar edilmemesisuretiyle mahkemeye erişim hakkına yapılan müdahalede usul ekonomisininsağlanmasındaki kamusal yararın başvurucunun davaya katılmasındaki bireyselyararının görmezden gelinmesini gerektirecek önem ve ağırlıkta olduğu hususundaciddi kuşkular oluşmaktadır. Bu nedenle meşru amacın varlığının aşağıdamüdahalenin ölçülülüğüyle birlikte ele alınmasının daha uygun olacağı değerlendirilmiştir.
iii. Ölçülülük
57. Ölçülülük ilkesi “elverişlilik”, “gereklilik” ve“orantılılık” olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. “Elverişlilik” öngörülenmüdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını,“gereklilik” ulaşılmak istenen amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasınıyani aynı amaca daha hafif bir müdahale ile ulaşılmasının mümkün olmamasını,“orantılılık” ise bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaçarasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir (AYM,E.2011/111, K.2012/56, 11/4/2012; E.2013/66, K.2014/19, 29/1/2014; E.2014/176,K.2015/53, 27/5/2015; E.2015/43, K.2015/101, 12/11/2015; E.2016/16, K.2016/37,5/5/2016; Mehmet Akdoğan ve diğerleri,B. No: 2013/817, 19/12/2013, § 38).
58. Ölçülülüğün üçüncü alt ilkesi olan orantılılık, kamuyararının korunması ile bireyin hak ve özgürlükleri arasında adil bir dengeninsağlanmasını gerektirmektedir. Öngörülen tedbirin bireyi olağan dışı ve aşırıbir yük altına sokması durumunda müdahalenin orantılı ve dolayısıyla ölçülüolduğundan söz edilemez. Bu itibarla, uygulanan tedbirle başvuruculara aşırı veorantısız bir yük yüklenip yüklenmediğinin tespiti gerekmektedir.
59. 2577 sayılı Kanun’un 31. maddesinde üçüncü şahısların davayakatılması ve davanın ihbarı konularında Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nunuygulanacağı belirtilmiş ancak davanın ihbarının mahkeme tarafından resenyapılması öngörülmüştür. 6100sayılı Kanun’un 66. maddesinde de üçüncü kişinin davayı kazanmasında hukukiyararı bulunan taraf yanında ve ona yardımcı olmak amacıyla tahkikat sonaerinceye kadar ferî müdahil olarak davada yer alabileceği kurala bağlanmıştır.İdarenin işlem ve eylemlerinin hukuka uygunluk denetiminin yapıldığı idariyargıda görülmekte olan davalar yönünden de uyuşmazlık konusu üzerinde hakiddia eden ya da davanın taraflarından birinin davayı kazanmasında hukukiyararı bulunan üçüncü kişilerin davaya sadece şeklen değil etkili bir şekildekatılımının sağlanması, adil yargılanma hakkının güvencelerinin sağlanabilmesiiçin önemli bir müessesedir. Bu hakkın kullanılabilmesinin usul hukukuaçısından en önemli sonucu ise davada verilecek karardan menfaatinin doğrudanya da dolaylı olarak etkilenecek olması sebebiyle davaya katılmakta hukukiyararı bulunan üçüncü kişilerin davadan haberdar edilmesinin gerekli olmasıdır.
60. Bu noktada 2577 sayılı Kanun'un 31. maddesinde yer verilenve davanın ihbarının mahkeme tarafından resen yapılmasını öngören düzenlemeye,idari yargı merciinin bakmakta olduğu bir idari davayı ilgili tüm kişilereresen bildirmesinin zorunlu olduğu şeklinde bir anlam yüklenemeyeceğinibelirtmek gerekir. Dolayısıyla davanın sonucundan etkilenme ihtimali bulunanüçüncü kişilere kendi hakları ile bağlantılı olarak mahkeme huzurundaargümanlarını öne sürebilmeleri amacıyla getirilen ihbar müessesesine ilişkinusul hükümlerinin işletilmesindeki takdir yetkisi derece mahkemelerine aittir.Bu bağlamda her bir somut olayın özel koşullarında üçüncü kişinin davanınsonucundan etkilenip etkilenmeyeceğini ve davaya katılmasında hukuki yararıbulunup bulunmadığını değerlendirmek esasen derece mahkemelerinin görevidir.Derece mahkemesinin ihbar müessesesinin işletilip işletilmemesindeki takdirinidenetlemek; bu takdir yetkisinin kullanılmasında başvurucunun hak veyükümlülüklerini doğrudan etkilediği, dolayısıyla davaya katılmakta hukukiyararı bulunduğu çok açık olan bir ihtilaf konusundaki argümanlarını ortayakoyma imkânından yoksun bırakılarak yargılamanın hakkaniyetine halel getireceknitelikte bir yaklaşım sergilendiğine dair bir bulguya rastlanmadığı süreceAnayasa Mahkemesinin görevi olmayacaktır.
61. Bireysel başvuruya dayanak davanın konusu ve uyuşmazlığınniteliği dikkate alındığında başvurucunun belirtilen davanın sonucundandoğrudan etkileneceği, bu itibarla davaya katılmasında hukuki yararınınbulunduğu ilk bakışta ve çok açık bir şekilde görülmektedir. Ancak başvurucu,davanın kendisine ihbar edilmemesi nedeniyle ilk derece mahkemesindekiyargılama sürecine katılamamış; uyuşmazlığın esasına ilişkin ve sonuca etkiliolduğunu düşündüğü hususlarda görüşlerini dile getirme ve iddialarını ispatayönelik deliller sunabilme fırsatı bulamamıştır.
62. Bununla birlikte temyiz aşamasında başvurucu, müdahaletalebinde bulunmuş ve Danıştay davanın bulunduğu noktadan itibaren müdahaleistemini kabul etmiş; bu suretle davaya katılmıştır. Öte yandan başvurucununmüdahale dilekçesinde dile getirdiği, uyuşmazlık konusu edilen ihaleniniptalini gerektirecek herhangi bir hukuka aykırılık unsuru bulunmadığıylailgili tüm hususların davalı konumundaki idare tarafından hem ilk derecemahkemesindeki yargılama sırasında savunma dilekçesinde hem de Danıştaya sunulan temyiz dilekçesinde ileri sürülmüş olduğugörülmektedir. Dolayısıyla gerek ilk derece mahkemesinin delillerideğerlendirme sürecinde gerekse Danıştayın söz konusukararın temyiz denetimini gerçekleştirdiği süreçte belirtilen hususlara vâkıfolduğu ve bu suretle bir sonuca ulaştığı anlaşılmaktadır. Bir başka ifadeylebaşvurucunun müdahale dilekçesinde, menfaatlerinin örtüştüğü davalı idaretarafından yargılama sürecinde ileri sürülmemiş ve ilk derece mahkemesikararındaki değerlendirmelere ilave bir değerlendirme/inceleme yapılmasınıgerektirecek herhangi bir hususa yer vermediği tespit edilmiştir.
63. Bu durumda ilk derece mahkemesinin 2577 sayılı Kanun'un 31.maddesindeki davanın ihbarına ilişkin usul hükümlerini yerine getirmemişolmasının somut olayın özel koşullarında başvurucuya aşırı ve katlanılamaz birkülfet yüklemediği, bu sebeple başvurucunun mahkemeye erişim hakkına yapılanmüdahalenin ölçülü olduğu anlaşılmıştır.
64. Açıklanan nedenlerle Anayasa'nın 36. maddesinde güvenceyebağlanan mahkemeye erişim hakkının ihlal edilmediğine karar vermek gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianınKABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adilyargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,
C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,
D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE26/12/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.