TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
YUSUF AKKUŞ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2016/2600)
Karar Tarihi: 19/11/2019
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Burhan ÜSTÜN
Hicabi DURSUN
Selahaddin MENTEŞ
Raportör
:
Zehra GAYRETLİ
Başvurucu
:
Yusuf AKKUŞ
Vekili
:
Av. Hakkı MENİZ
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru; kararın sonucunu değiştirebilecek nitelikteki biriddiaya ayrı ve açık yanıt verilmemesi nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlaledildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 10/2/2016 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş belirtilmesine gerek görülmediğinibildirmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
8. Tarsus İlçe Emniyet Müdürlüğünün talebi üzerine TarsusCumhuriyet Başsavcılığı tarafından bir suç örgütüne yönelik olarak teknik takipdestekli soruşturma başlatılmış, bu soruşturma kapsamında elde edilenbilgilerden S.Y. isimli şahıs liderliğinde kurulduğu iddia edilen başka bir suçörgütünün varlığından şüphelenilerek bir soruşturma daha başlatılmıştır.
9. S.Y. isimli şahıs liderliğinde kurulduğu iddia edilen ikincisuç örgütü hakkında hazırlanan soruşturma dosyası görevsizlik kararı ile AdanaCumhuriyet Başsavcılığına (CMK mülga 250. madde ile görevli)(Başsavcılık)gönderilmiştir.
10. Başsavcılığın 23/2/2009 tarihli iddianamesi ile başvurucununda aralarında yer aldığı bir kısım şüphelinin suç örgütü üyesi olma, suçdelillerini yok etme, gizleme veya değiştirme, suçluyu kayırma, yağma, korkukaygı veya panik yaratabilecek tarzda silahla ateş etme, mala zarar verme,10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer AletlerHakkında Kanun'a muhalefet suçlarından cezalandırılmaları talebiyle kamu davasıaçılmıştır.
11. Mahkeme olayla ilgili olarak müştekileri ve tanıklarıdinlemiştir. Müşteki A.G. beyanında; Tarsus ilçesinde esnaflık yapmaktaolduğunu, başvurucunun da aralarında yer aldığı bazı şüphelilerin 2006 ve 2007yılları arasında değişik zamanlarda kendisinden zorlaparaaldıklarını, 2007 yılının Haziran ayı içinde arkadaşıY.Ö. ile Mersin'de bir restoranda yemek yedikleri sırada bir kısım şüphelininkendisini şikâyetçi olmaması hususunda tehdit ettiğini belirtmiştir. Tanık Y.Ö.beyanında; 2007 yılında A.G. ile Mersin'e gittiklerini, sahildeki birrestoranda birlikte yemek yedikleri sırada bazı şüphelilerin yanlarına gelerekA.G. ile tartıştıklarını ve A.G.yitehdit ettiklerini ifade etmiştir.
12. (Kapatılan) Adana 7. Ağır Ceza Mahkemesinin (Mahkeme)22/3/2013 tarihli kararı ile başvurucunun isnat edilen suçlardan hapiscezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiştir. Gerekçeli kararın ilgilikısımları şöyledir:
"8)Yusuf AKKUŞ: Suç örgütü içerisinde üye konumunda olduğu,örgüt alt grup liderlerinden [Y. B. A.] ve [M.Y. ye] yakınolduğu, örgüt tarafından kendisine verilen emirleri yerine getirdiği, olaylarbölümünde açıklanacağı üzere 1, 2, 7, 8, 17, 23, 24 ve 26 nolueylemlere iştirak ettiği anlaşılmıştır (Gerekçeli karar s. 108.)
(...)
7.OLAY NEDENİYLE YAPILAN DEĞERLENDİRME;
Sanık [M.K.] ile maktul [M.A.nın] 06.10.2007 günü Tarsus'ta tanık [K.K.nin] işlettiği manavdükkanının önünde kavga ettikleri,
...
[M.K.nın] [M.A.ya] da ateş edip yaraladığı, hastaneye kaldırılan [M.A.nın] öldüğü,
...
[Ö.T.U.nun] müdürlüğünü yaptığı (...) işyerinde [M.K.yı] bir süreçalıştırdığı, bu süre zarfında (...) , Yusuf Akkuş, [U.K.] ve [A..U.nun] [M.K.ya] maddi destek sağladıkları"
...
Olaydan sonra[M.K.ya] yardım ettiği anlaşılan sanıklar Yusuf Akkuş, [U.K.] (...) ve [M.A.nın] üzerilerine atılı suçluyukayırma suçunu işledikleri kanaatine varıldığından; (Gerekçeli karar s. 181.)
23.OLAY NEDENİYLE YAPILAN DEĞERLENDİRME;
Müşteki[A.G.] SoruşturmaAşamasında Alınan Beyanında; 3 YILDIRS.Y. ve adamları [M.Y.]., [H.],...Yusuf... vb. ismini bilmediği birçok şahıs tarafından kendisinden zorla yada zorda bırakılarak bir çok defa para aldıklarını(...) olaydan sonraki Haziran ayı içerisindeViranşehir de restoranda arkadaşı olan [Y. Ö.] (...) ile birlikte yemek yedikleri sırada kırmızıtişörtlü şahsın ile birlikte gelerek kendisini dövdüklerini, korktuğu içinşikayetçi olmadığını (...)
(...)
Müştekinin aşamalarda alınan istikrarlıbeyanları, müşteki beyanlarını doğrulayan tanık anlatımları, müşteki ve tanıkanlatımları ile uyumlu iletişim tespit tutanakları ile tüm dosya kapsamıbirlikte değerlendirildiğinde; suç örgütü lideri [S.Y.] ve suç örgütü üyeleri [M.Y.], [H.T] (...) Yusuf Akkuş, [V.D.] ve [F.M.Y.nin] 2006-2007 yıllarıiçerisinde suç örgütünün korkutucu gücünden faydalanarak örgüte gelir teminetmek maksadıyla müşteki [A.G.yi] tehdit etmek, dövmek suretiyle maddi menfaat teminettikleri, böylece nitelikli yağma suçunu işledikleri, müştekinin olay tarihlerindesuç örgütünden korktuğu için uzun süre şikayetçi olmadığı, bu suretle sanıklar (...) Yusuf Akkuş,(...) iddianamedeki 23. olay nedeniyle müşteki [A.G.ye] karşı yağma suçunu işledikleri kanaatinevarıldığından... (Gerekçeli karar s. 211.)"
13. Başvurucu; yargılama sürecinde bir başka suçun infazıkapsamında 14/6/2007 ile 26/12/2007 tarihleri arasında ceza infaz kurumundabulunduğunu, daha sonra 29/2/2008 tarihinden itibaren on beş ay süreyleaskerlik görevini ifa ettiğini, dolayısıyla atılı suçları işlemesinin mümkünolmadığını ileri sürmüştür. Başvurucu, aynı iddiayı temyiz dilekçesinde deileri sürerek hükmü temyiz etmiştir.
14. Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 24/12/2015 tarihli kararıyla suçişlemek amacıyla kurulan silahlı örgüte üye olma, iddianamede 7. Olay olarak isimlendirilen olaynedeniyle suçluyu kayırma venitelikli yağma suçlarına yönelik mahkûmiyet hükümlerinin onanmasına kararverilmiştir. Başvurucu hakkında silahla ateş etmek suretiyle genel güvenliğinkasten tehlikeye sokulması, suç delillerini gizleme, suçluyu kayırma, malazarar verme ve 6136 sayılı Kanun'a muhalefet suçlarından kurulan hükmün isebozulmasına karar verilmiştir.
15. Başvurucu, kararın onanan kısmından 4/2/2016 tarihindehaberdar olduğunu beyan etmiştir.
16. Başvurucu 10/2/2016 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
17. Mahkemenin 19/11/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Gerekçeli KararHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
18. Başvurucu, Yargıtay tarafından onanan mahkûmiyetlere konusuçların işlendiği iddia edilen tarihlerde ceza infaz kurumunda ve askerlikhizmeti nedeniyle başka bir ilde olduğunu ifade etmiş olmasına rağmen buhususta herhangi bir değerlendirme yapılmadığını belirterek gerekçeli kararhakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
19. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
"Herkes, meşru vasıta ve yollardanfaydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia vesavunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."
20. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvuru karar sonucunu etkileyecek esaslıbir iddianın gerekçeli kararda karşılanmamasına ilişkin olduğundan başvurucununiddiasının gerekçeli karar hakkı kapsamında incelenmesi gerektiğideğerlendirilmiştir.
a. Kabul EdilebilirlikYönünden
21. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılangerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Esas Yönünden
i. Genel İlkeler
22. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin adilyargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiş ancak gerekçeli karar hakkındanaçıkça söz edilmemiştir. Bununla birlikte Anayasa'nın 36. maddesine adil yargılanma ibaresinin eklenmesineilişkin gerekçede, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce degüvence altına alınan adil yargılanma hakkının madde metnine dâhil edildiğivurgulanmıştır. Nitekim Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinin (1)numaralı fıkrasındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının kapsamına gerekçelikarar hakkının da dâhil olduğu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin birçokkararında vurgulanmıştır. Dolayısıyla Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenenadil yargılanma hakkının gerekçeli karar hakkı güvencesini de kapsadığınınkabul edilmesi gerekir (Abdullah Topçu,B. No: 2014/8868, 19/4/2017, § 75).
23. Anayasa'nın 141. maddesinin üçüncü fıkrasında da “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeliolarak yazılır.” denilerek mahkemelere kararlarını gerekçeli yazmayükümlülüğü yüklenmiştir. Anayasa’nın bütünlüğü ilkesi gereği anılan Anayasakuralı da gerekçeli karar hakkının değerlendirilmesinde gözönündebulundurulmalıdır (Abdullah Topçu,§ 76).
24. Gerekçeli karar hakkı, kişilerin adil bir şekildeyargılanmalarını sağlamayı ve denetlemeyi amaçlamaktadır. Bu hak, taraflarınmuhakeme sırasında ileri sürdükleri iddialarının kurallara uygun biçimdeincelenip incelenmediğini bilmeleri ve demokratik bir toplumda kendi adlarınaverilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması için degereklidir (Sencer Başat ve diğerleri[GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31, 34).
25. Mahkemelerin anılan yükümlülüğü, yargılamada ileri sürülenher türlü iddia ve savunmaya karar gerekçesinde ayrıntılı şekilde yanıtverilmesi gerektiği şeklinde anlaşılamaz. Ancak derece mahkemeleri, kendilerinesunulan tüm iddialara yanıt vermek zorunda değilse de (Yasemin Ekşi, B. No: 2013/5486, 4/12/2013,§ 56) davanın esas sorunlarının incelenmiş olduğu gerekçeli karardananlaşılmalıdır.
26. Bir kararda tam olarak hangi unsurların bulunması gerektiği,davanın niteliğine ve koşullarına bağlıdır. Muhakeme sırasında açık ve somutbir biçimde öne sürülen iddia ve savunmaların davanın sonucuna etkili olması,başka bir deyişle davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikte bulunması hâlindedavayla doğrudan ilgili olan bu hususlara mahkemelerce makul bir gerekçe ileyanıt verilmesi gerekir. Aksi bir tutumla mahkemenin davanın sonucuna etkiliolduğunu kabul ettiği bir husus hakkında ilgilive yeterli bir yanıt vermemesi hak ihlaline neden olabilecektir (Sencer Başat ve diğerleri, §§ 35, 39).
27. Makul gerekçe; davaya konu olay ve olguların mahkemece nasılnitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemeleredayandırıldığını ortaya koyacak, olay ve olgular ile hüküm arasındakibağlantıyı gösterecek nitelikte olmalıdır (İbrahimAtaş, B. No: 2013/1235, 18/6/2013, § 24).
ii. Genel İlkelerin SomutOlaya Uygulanması
28. Somut olayda başvurucu, derece mahkemesinin gerekçelikararında 7. Olay olarakisimlendirilen M.A.nınöldürülmesi olayı sonrasında olayın sanıklarını koruduğu gerekçesiyle suçluyukayırma suçundan; 23. Olay olarakisimlendirilen müşteki A.G.yi tehdit etmek, dövmeksuretiyle maddi menfaat temin ettiği gerekçesiyle nitelikli yağma suçundan mahkȗm edilmiştir. Kararda; başvurucunun anılansuçları işlediğinin müşteki beyanları, tanık ifadeleri ve iletişimin tespitisonucu düzenlenen tutanaklar doğrultusunda tespit edildiği ifade edilmiştir(bkz. § 12).
29. Mahkemece bu tespitlerde bulunulurken atılı suçların genelolarak 2006 ve 2007 yılları içinde işlendiği kabul edilmiştir. Öte yandan,başvuru formunun ekinde yeralan Tarsus C Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğünün (İnfaz Kurumu)5/2/2016 tarihli yazısına göre başvurucu 14/6/2007 ile 26/12/2007 tarihleriarasında adı geçen İnfaz Kurumunda tutuklu olarak bulunmuş, Tarsus AskerlikŞubesi tarafından düzenlenen terhis belgesine göre 29/2/2008 ile 26/5/2009tarihleri arasında ise askerlik görevini ifa etmek üzere Bitlis 6. MekanizePiyade Tugay İstihkam Savaş Bölük Komutanlığında bulunmuştur. Başvurucunun cezainfaz kurumunda bulunduğu sürenin bir kısmının atılı suçların işlendiğininkabul edildiği 2007 yılına tekabül ettiği anlaşılmaktadır. Başvurucusavunmasında nitelikli yağma suçunun işlendiği iddia edilen tarihlerde ceza infazkurumunda bulunduğunu, daha sonra 29/2/2008 tarihinden itibaren on beş aysüreyle askerlik görevini ifa ettiğini dolayısıyla müsnetsuçu işlemesinin mümkün olmadığını ifade etmiştir (bkz. § 13).
30. Karar gerekçesinde başvurucuya atılı suçların işlendiğitarihin açık olarak belirtilmediği, bunun yerine suç tarihinin 2006 ve 2007yıllarını kapsayan muğlak bir tarih aralığı olarak kabul edildiğigörülmektedir. Başvurucu savunmasında bu tarih aralığının bir bölümünde cezainfaz kurumunda bulunduğunu iddia etmiştir. Suç tarihinin açık bir tarih olarakbelirlenemediği göz önüne alındığında başvurucunun iddiasının kararın sonucunudeğiştirebilecek nitelikteki bir iddia olduğu; Mahkemece bu iddia hakkındaherhangi bir değerlendirmede bulunulmadığı görülmektedir.
31. Buna göre başvurucunun ayrı ve açık bir yanıt verilmesinigerektiren atılı suçların işlendiğinin kabul edildiği tarih aralığının birbölümünde olay yerinde bulunmasının mümkün olmadığına dair iddiası ayrı ve açıkolarak tartışılmamış ve karşılanmamıştır. Temyiz incelemesi sırasında da bueksikliğin telafi edilmediği anlaşılmaktadır. Bu nedenle yargılama süreci birbütün olarak değerlendirildiğinde başvurucunun gerekçeli karar hakkının ihlaledildiği sonucuna varılmıştır.
32. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa'nın 36.maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçelikarar hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
B. Diğer İhlal İddiaları
33. Başvurucunun gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine kararverildiğinden adil yargılanma hakkı kapsamındaki özel yetkili mahkemeceyargılandığı, iddianamede adı geçen bir başka şüpheliyle isim benzerliğinedeniyle karışıklık yaşandığı, müştekiye teşhis yaptırılmadan yağma suçundankendisine ceza verildiği şeklindeki diğer şikâyetleri hakkında kabuledilebilirlik ve esas yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerekgörülmemiştir.
C. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
34. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)numaralı fıkraları şöyledir:
“(1)Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya daedilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin vesonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir …
(2)Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali vesonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgilimahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayanhâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde davaaçılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, AnayasaMahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadankaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
35. Başvurucu, yargılamanın yenilenmesine ve tazminat ödenmesinekarar verilmesi talebinde bulunmuştur.
36. Anayasa MahkemesininMehmet Doğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında, ihlalsonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesihususunda genel ilkeler belirlenmiştir.
37. Mehmet Doğankararında özetle uygun giderim yolunun tespit edilebilmesi için öncelikleihlalin kaynağının belirlenmesi gerektiği vurgulanmıştır. Buna göre ihlalinmahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin(2) numaralı fıkrası ile İçtüzük’ün 79. maddesinin(1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca kural olarak ihlali ve sonuçlarınıortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğininilgili mahkemeye gönderilmesine hükmedilir (MehmetDoğan, §§ 57, 58).
38. Anayasa Mahkemesinin tespit edilen ihlalin giderilmesiamacıyla yeniden yargılama yapılmasına hükmettiği hâllerde ilgili usulkanunlarında düzenlenen yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarakyargılamanın yenilenmesi sebebinin varlığının kabulü ve önceki kararınkaldırılması hususlarında derece mahkemesinin herhangi bir takdir yetkisibulunmamaktadır. Zira ihlal kararı verilen hâllerde yargılamanın yenilenmesiningerekliliği hususundaki takdir derece mahkemelerine değil ihlalin varlığınıtespit eden Anayasa Mahkemesine bırakılmıştır. Derece mahkemesi AnayasaMahkemesinin ihlal kararında belirttiği doğrultuda ihlalin sonuçlarını gidermeküzere gereken işlemleri yapmakla yükümlüdür (MehmetDoğan, § 59).
39. Başvurucunun mahkȗmiyetinekonu suçların işlendiği 2006 ve 2007 yıllarında ceza infaz kurumunda tutukluolarak bulunduğu, devamında askerlik görevini ifa etmek üzere askerî birliğinekatıldığı yönündeki iddiaları kararın sonucunu değiştirebilecek niteliktekiiddialar olmasına rağmen karar gerekçesinde bu iddialara ayrı ve açık bir yanıtverilmemesi nedeniyle Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanmahakkı kapsamında gerekçeli karar hakkınınihlal edildiği sonucuna varılmıştır. Dolayısıyla somut başvuruda ihlalinmahkeme kararından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.
40. Bu durumda gerekçeli karar hakkının ihlalinin sonuçlarınınortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yararbulunmaktadır. Buna göre yapılacak yeniden yargılama ise 6216 sayılı Kanun'un50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda derece mahkemelerince yapılması gerekeniş, öncelikle ihlale yol açan mahkeme kararının sadece başvurucu yönündenortadan kaldırılmasından ve ihlal sonucuna uygun yeni bir karar verilmesindenibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzereMahkemenin (E.2009/55, K.2013/66) dosyalarının devredildiği mahkemeyegönderilmesine karar verilmesi gerekir.
41. Başvuruda, gerekçeli karar hakkının ihlalinin sonuçlarınınortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğusonucuna varıldığından tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.
42. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 239,50 TL harçtan ve2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.714,50 TL yargılama giderininbaşvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianınKABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adilyargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin gerekçeli karar hakkının ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için sadece başvurucu için yeniden yargılamayapılmak üzere (kapatılan) Adana 7. Ağır Ceza Mahkemesinin (E.2009/55,K.2013/66) dosyalarının devredildiği mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,
D. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,
E. 239,50 TL harç ve 2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam2.714,50 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine veMaliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihinekadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE19/11/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.