TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
YUSUF ERDOĞAN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2017/11828)
Karar Tarihi: 10/2/2021
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Muammer TOPAL
Recai AKYEL
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Selahaddin MENTEŞ
Raportör
:
Melek ŞAHAN
Başvurucu
:
Yusuf ERDOĞAN
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru, tutuklama tedbirinin hukuki olmaması,tutukluluğun makul süreyi aşması, soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması,tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapılmasınedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; banka hesaplarına tedbirkonulması nedeniyle mülkiyet hakkının; meslekten ihraç nedeniyle özel hayata veaile hayatına saygı, adil yargılanma ve mülkiyet haklarının; dernek ve sendikaüyeliklerinin tutuklamaya gerekçe olarak kullanılması nedeniyle örgütlenmeözgürlüğünün ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru 13/2/2017 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurucunun adli yardım talebinin kabulünekarar verilmiştir.
5. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle veUlusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:
7. Öğretmen olarak görev yapmakta olan başvurucu,Osmaniye Cumhuriyet Başsavcılığınca Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veyaParalel Devlet Yapılanması (PDY) ile bağlantılı suçlardan yürütülen bir soruşturmakapsamında 24/5/2016 tarihinde gözaltına alınmıştır.
8. Osmaniye Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerineOsmaniye Sulh Ceza Hâkimliği, başvurucu hakkında yürütülen soruşturmaya ilişkinolarak müdafiinin ve tarafların dosya içeriğini incelemesinin veya belgelerdenörnek almasının soruşturmanın amacını tehlikeye düşürebileceği gerekçesiyle4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 153. maddesiuyarınca kısıtlanmasına karar vermiştir.
9. Başvurucu 25/5/2016 tarihinde Osmaniye CumhuriyetBaşsavcılığında ifade vermiş, ifadesinde özetle FETÖ/PDY ile bir ilgisininbulunmadığını savunmuştur. Başvurucunun ifade alma işlemi sırasında müdafii dehazır bulunmuştur.
10. Osmaniye Cumhuriyet Başsavcılığı 25/5/2016 tarihindesilahlı terör örgütüne üye olma ve 7/2/2013 tarihli ve 6415 sayılı TerörizminFinansmanının Önlenmesi Hakkındaki Kanun'a muhalefet suçlarından tutuklanmasıistemiyle başvurucuyu Osmaniye Sulh Ceza Hâkimliğine sevk etmiştir.
11. Başvurucunun sorgusu Osmaniye Sulh Ceza Hâkimliğinde25/5/2016 tarihlerinde yapılmıştır. Sorgu sırasında başvurucunun müdafii dehazır bulunmuştur.
12. Başvurucunun sorgu sırasındaki ifadesi şöyledir:
"... suçlamaları tamamen redediyorum, benim adı geçen örgüt ve bu örgütle adı anılan her hangi bir derneğeüyeliğim yoktur, bu örgüte finansman sağlamakla suçlanıyorum, ben bu örgüte herhangi bir şekilde bağış yapmadım, bana sorulan isimlerden iki tanesini tanığımıbeyan ettim bu isimler ile tanışıklığım da çocuklarımızın aynı okulda ve aynı sınıftaokumasından kaynaklanan toplantılardan dolayı mevcuttur, bunun haricinde hiçbirşekilde bir münasebetim yoktur, Ben S.A.yı tanıyorum, S.A.nın çocuğu ile benimçocuğum Hoşgörü okulunda aynı sınıfta öğretim görmüştür, okul faaliyetleriesnasında tanıştık, bunun haricinde her hangi bir amaç ile görüşmemizolmamıştır, yine bana sorulan isimlerden N. beyin kızı ile çocuğum yine aynısınıfta idi, ben ... Okulunda öğretmenim, ben Aktif Eğitim Sen üyesiyim, Yurtdışına bir defakimlik ile çıkış müsait olduğu için Gürcistana gittim, Hiçbirotelde toplantı yapmadım, E.Ş.yi tanımıyorum, Hoşgörü Eğitim kurumunun eğitimkalitesi hoşuma gittiği için çocuğumu Hoşgörü okullarını gönderiyorum, herhangi bir örgüt bağını bilmiyorum, ben her hangi bir derneğe bağışta bulunmadım...dedi."
13. Sorgu sonucunda başvurucunun silahlı terör örgütüneüye olma ve 6415 sayılı Kanun'a muhalefet suçlarından tutuklanmasına kararverilmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:
"Şüpheliler ..., Yusuf Erdoğan, ...'ın üzerine atılı Silahlı terör örgütüne üye olma, Terörizmin FinansmanınınÖnlenmesi Hakkındaki Kanuna Muhalefet suçunu işlediği yönünde kuvvetli suçşüphesinin varlığını gösteren olguların mevcut olması, şüphelinin davranışları,şüphelinin kaçacağı şüphesini uyandıran somut olguların mevcut olması, (Gizlitanık Kardelen'in beyanı, dosya içerisinde bulunan bilgi ve belgeler)şüpheliler üzerine atılı suçun TCK da öngörülen ceza miktarı, şüphelininüzerine atılı suçun CMK 100. maddesinde belirtilen katalog suçlardan olması veCMK'nın 109. maddesindeki adli kontrol uygulamasının da şu andaki mevcut delildurumu itibari ile yetersiz kalacağı kanaatine varılarak şüphelileri ayrı ayrıCMK 100 vd. maddeleri gereğince tutuklanmalarına... [karar verildi.]"
14. Başvurucu 31/5/2016 tarihinde tutuklama kararınaitiraz etmiş, Ceyhan Sulh Ceza Hâkimliğince 15/6/2016 tarihinde "...Soruşturmadosyası içeriği, şüphelinin savunması, şüphelinin üzerine atılı suçun vasıf vemahiyeti, mevcut delil durumu, atılı suça kanunda öngörülen ceza miktarı, tutuklukalınan süre, Osmaniye Sulh Ceza Hakimliğinin şüphelinin tutuklanmasına yöneliksorgu kararında belirtilen gerekçelerin usul ve yasaya uygun olması iletutuklama kararından sonra dosya kapsamında tahliyeyi gerektirecek herhangi birdeğişikliğin bulunmadığı anlaşılmakla..." gerekçesiyle itirazın kesinolarak reddine karar verilmiştir.
15. Osmaniye 1. Sulh Ceza Hakimliği 28/12/2016 tarihindebaşvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. Başvurucu 19/1/2017tarihinde tutukluluğunun devamına ilişkin karara itiraz etmiştir.
16. Başvurucu 13/2/2017 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
17. Osmaniye Cumhuriyet Başsavcılığının 23/7/2017 tarihliiddianamesiyle başvurucu hakkında silahlı örgüt yönetme ve silahlı terörörgütüne üye olma suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.İddianamede başvurucuyla ilgili yapılan değerlendirmeler şöyledir:
"Şüphelinin MEB'e bağlı öğretmenolduğu,
Şüphelinin örgüt yapılanmasındayapılanmasında il imam yardımcısı ve birinci bölge sorumlusu S.A.nın yardımcısıolduğu, sorumluluğu altındaki gruba örgütün emir ve talimatlarını ilettiği, buemir ve talimatlara uyulmasını sağladığı, sorumluluğu altındaki şahıslardantopladığı bağış, burs, zekat, fitre, sadaka, kurban ve himmet paralarını örgüteaktardığı,
Şüphelinin 01/10/2013-01/10/2016dönemine ilişkin Bank Asya kayıtlarının temin edildiği, cevabi mahiyetteki11/05/2017 tarihli yazı ve ekinde CD ortamında gönderilen hesap detaylarınınincelenmesinden 'şüphelinin Bank Asya’da kredi kartı, mevduat, ödeme talimatı,sigorta, okul taksit ödemesi ve katılım hesaplarının bulunduğunun, şüphelininbankada mevcut hesaplarına rağmen 26/08/2014'te mevduat, 28/01/2014'te 5.006,00TL'lik, 14/02/2014'te 58.000,00 TL'lik, 05/03/2014'te 7.027,00 TL'lik,26/08/2014'te 2.177,00 TL'lik, 01/09/2014'te 51.154,00 TL'lik, 10/09/2014'te25.000,00 TL'lik, 08/10/2014'te 1.300,00 TL'lik, 10/10/2014'te 3.700,00 TL'lik,12/11/2014'te 23.873,00 TL'lik, 24/12/2014'te 12.972,00 TL'lik, 19/01/2015'te46.187,00 TL'lik, 04/02/2015'te 700,00 TL'lik, 20/02/2015'te 21.487,00 TL'lik,07/04/2015'te 1.250,00 TL'lik, 15/04/2015'te 2.000,00 TL'lik tarihlerindekatılım hesabı açtırdığının' görüldüğü,
Gizli tanık KARDELEN'in ifadesinde 'ilimam yardımcısı ve birinci bölge sorumlusunun S.A. olduğunu, S.A.'nınyardımcılarının ... Yusuf Erdoğan ... olduğunu, birinci bölgeninmuhasebeciliğini Korkutata Üniversitesinden mezun olan Adana'lı olarak bildiğive soy adını hatırlayamadığı S. isimli şahsın yaptığını, S. isimli şahsın dahasonra astsubay olarak TSK'ya katıldığını' beyan ettiği,
...örgüt yapılanmasında il imamyardımcısı ve birinci bölge sorumlusu S.A.nın yardımcısı olan, sorumluluğualtındaki gruba örgütün emir ve talimatlarını ileten, bu emir ve talimatlarauyulmasını sağlayan, sorumluluğu altındaki şahıslardan topladığı bağış, burs,zekat, fitre, sadaka, kurban ve himmet paralarını örgüte aktaran, örgüte elemantemin eden ve finansal destekte bulunan, örgüte ait Bank Asya’da hesap açtıranve örgüt elebaşının çağrısı üzerine hesaba para yatıran, bankacılık işlemiyapan, örgütün talimatlarına uyan ve örgüte hizmet eden şüphelinin örgüt üyesiolduğu, şüphelinin eylemleri ile TCK'nın 314/2. maddesinde düzenlenen silahlıterör örgütüne üye olma suçunu işlediği, atılı suçun mahiyeti itibarıyla 3713sayılı Kanunun 5.maddesi hükmünün, şüphelinin yürütmekte olduğu kamu görevininsağladığı nüfuzu kötüye kullanmak suretiyle suç işlemiş olması nedeniyle 3713sayılı Kanunun 8/A.maddesi hükmünün tatbikinin gerektiği, şüphelinin örgütyapılanmasında örgüt yapılanmasında il imam yardımcısı ve birinci bölgesorumlusu olan S.A.nın yardımcılığını yapmak ve bu görevi yerine getirmektenibaret eylemi ile TCK'nın 314/1. maddesinde düzenlenen silahlı örgüt yönetmesuçunu işlediği...[anlaşılmıştır]"
18. Osmaniye 2. Ağır Ceza Mahkemesi 4/8/2017 tarihindeiddianamenin kabulüne karar vermiş ve E.2017/261 sayılı dosya üzerindenkovuşturma aşaması başlamıştır.
19. Mahkemece 6/11/2017 tarihli duruşmada başvurucununsavunması alınmıştır. Başvurucunun savunmasının ilgili kısmı şöyledir:
"2008 yılından beri Bank Asya dahesabım bulunmaktadır, bu bankaya ait kredi kartımı aktif olarakkullanmaktayım, ayrıca söz konusu bankaya ait mevduat ve katılım hesaplarımbulunmaktadır, 2012 yılı Haziran ayı içerisinde Bank Asya dan yaklaşık 30.000TL lik araç kredisi kullandım, otomatik vites araç aldım, otomatik vites olmasınedeniyle arıza yapması nedeniyle aracı satmak istedim, üzerinde rehin vardı,bende bunun üzerine arsamı sattım, elde ettiğim para ile 68.000 TL ile öncekrediyi kapattım, geri kalan parayı da Bank Asyadaki katılım hesabımdadeğerlendirdim, 14 Şubat 2014 tarihinde hesabımda gözüken 58.000 TL bununlailgilidir, ilerleyen aşamada da rehinli olan ve arsa satışından elde ettiğimpara ile rehinini kaldırdığım aracımı 49.000 TL civarında bir paraya sattım,eldeki mevcut param ile birlikte 01 Eylül 2014 tarihli 51.154,00 TL olarakhesaba para yatırdım, ben daha sonra araç alım satım işi ile iştirak etmeyebaşladım, eşim de öğretmendir, ağabeyim kamu personelidir, araç alım satım işiile uğraştığım için hesabıma yatan paralar bulunmaktadır, 10 Eylül 2014tarihinde hesabıma yatan 25.000 TL, 12 Kasım 2014 tarihindeki 23.873 TL,24/12/2014 tarihindeki 12.972,00 TL, 19/01/2015 tarihindeki 46.187 TL,20/02/2015 tarihindeki 21.487 TL hesap hareketleri bununla ilgilidir, ayrıcaiddianamenin iddia bölümünde sadece hesaba yatan paralardan bahsedilmiş, oysahesap ekstraları incelendiğinde araç alım satımı yaptığım için hesabımdan paraçıkışı da oluyordu, bu konulara iddianamede yer verilmemiş, talimat üzerinehareket etmedim, aslında 60-70 Bin TL bir paranın giriş çıkış yapılmasışeklinde hesap hareketliliği söz konusudur.
S.A.yı çocuklarımız Ali Kale isimli okulöncesi isimli iş yerinde eğitim aldıkları için tanıyorum, E.İ., M.D., S.D.,E.Y. isimli kişileri ise tanımıyorum ayrıca bana isimlerini okumuş olduğunuzY.B., H. H., M.K., K.T., Z.E., A.B., H.G., ve F.C., isimli kişileri detanımıyorum dedi.
Savcılık aşamasında Nevşehir Kozaklı veAsya Termal tatil köyünde yapmış olduğum konaklamalar ile ilgili olarak sorusorulmuştu, eşim Ankara Çamlıderelidir, Çamlıdere de Kızılcahamama 15 dkmesafededir, tatil amacı ile ailem ile birlikte termal otele gitmiştik,savcılıkta isimleri okunan kişilerle aynı zamanda otellerde konakladığımızsorulmuştu, ben bu kişileri tanımadığımı beyan etmiştim, 07 Ağustos 2013 ve 25Ağustos 2013 tarihleri arası HTS kayıtları istenildiğinde benim Çamlıdere deolduğum ortaya çıkacaktır dedi.
..."
20. Başvurucu, Osmaniye 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 11/9/2018tarihli kararıyla tahliye edilmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:
"... Yusuf Erdoğan'ın tutuklukaldıkları süre, mevcut delil durumu da nazara alınarak TAHLİYELERİNE... [karar verildi]."
21. Yapılan yargılama sonucunda Osmaniye 2. Ağır Ceza Mahkemesinin25/10/2018 tarihli kararıyla başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olmasuçundan 8 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına kararverilmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:
"...
17-25 Aralık 2013 tarihi öncesi dönemleilgili olarak beyanda bulunan gizli tanık Kardelen sanıkla ilgili olarakörgütün esnaf yapılanmasında 1.Büyük Bölge sorumlusu S.A.'nın yardımcısıolduğunu, 'A.K., F.K., H.K., M.D., M.G., Y.C., Y.S.' isimli kişilerden sorumluolduğu yönünde beyanda bulunduğu,
Sanık aşamalardaki savunmasında; kendiçocuğu ile S.A.nın çocuğunun Hoşgörü okullarında bulunan Ali Kale kreşindeöğrenim gördüklerini, S.A.ı bu vesile ile tanıdığını, U.D.ı tanıdığını, ...numaralı telefon hattını kullandığını ancak bylock programı kullanmadığını,S.A.nın yardımcısı olmadığını, bölgeci olmadığını, bankasyadaki hesaphareketliliğinin araç alım satımından kaynaklandığını beyan ederek inkaradayalı savunmada bulunduğu,
Gizli tanık Kardelen'in beyanlarınınU.D., İ.A., İ.E.C., S.Ç., A.Ç. ve sanığın 14/08/2013 tarihinde Asya TermalTatil köyünde konaklaması ile desteklendiği,
...
Bylock uygulamasının 46.166.160.137 IPadresine sahip sunucu üzerinde hizmet sunduğu, Sunucu yöneticisi uygulamayıkullananların tespitini zorlaştırmak amacıyla 8 adet ilave IP adresi(46.166.164.176, 46.166.164.177, 46.166.164.178, 46.166.164.179,46.166.164.180, 46.166.164.181, 46.166.164.182, 46.166.164.183) üzerindenkiralandığının tespit edildiği,
Bylock tespit edilen ... numaralıtelefon hattının U.D. adına kayıtlı olmakla birlikte bu telefon hattınıkullandığına dair sanığın savunmasına, Emniyet Genel Müdürlüğü KOM DaireBaşkanlığı'nın bylock sorgu raporuna, sanığın bylock sunucusuna 20 kezerişim sağladığına dair BTK HIS (CGNAT) sorgusuna ve tüm dosya kapsamınanazaran sanığın bu programı kullandığının her türlü şüpheden uzak, kesin teknikverilerle tespit edildiği, bylock iletişim sisteminin FETÖ/PDY Silahlı TerörÖrgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suçörgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyleörgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak içinhaberleşme amacıyla kullanılması nedeniyle sanığın FETÖ/PDY Silahlı TerörÖrgütü ile bağlantısının subuta erdiği,
Örgütün esnaf yapılanmasında 1.BüyükBölge sorumlusu S.A.nın yardımcısı sıfatıyla (küçük bölgeci) bir grup esnaftansorumlu olan, bu sıfatla grubundaki kişilere sohbet adı verilen örgütseliçerikli toplantılar yapıp örgüte finans temin eden, örgüt öğrenci evleri ileilgilenen,
Aralarında il imamı, ilçe imamları,büyük bölgeciler ve yardımcıları, ünite sorumluları ve yardımcılarınınbulunduğu grupla birlikte örgütsel amaçlı konaklaması bulunan,
Konusu suç teşkil etmeyen ancak örgütliderinin talimatı doğrultusunda arsasını satarak 14/02/2014 tarihinde58.000,00 TL'lik katılım hesabı açtırmak suretiyle amaca hizmet eden faaliyettebulunan,
Örgüt yöneticisi olduğuna dair delilbulunmayan sanığın çeşitlilik, devamlılık ve yoğunluk içeren faaliyetlerininörgüt üyeliği boyutuna ulaştığı anlaşılmakla Silahlı Terör Örgütü FETÖ/PDY'yeüye olma suçundan CEZALANDIRILMASINA ... [karar verildi]."
22. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi10/7/2020 tarihli kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine kararvermiştir. Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla temyizaşamasında derdesttir.
IV. İLGİLİHUKUK
23. İlgili hukuk için bkz. Metin Evecen, B.No: 2017/744, 4/4/2018, §§ 31-35.
V. İNCELEME VEGEREKÇE
24. Mahkemenin 10/2/2021 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Meslektenİhraca İlişkin Şikâyetler
1. Başvurucununİddiaları
25. Başvurucu; kendisinin ve eşinin FETÖ/PDY ile birilgisinin olmamasına rağmen buna ilişkin hiçbir somut delil ortaya konulmadanve savunma hakkına riayet edilmeden kanun hükmünde kararname (KHK) ile haksızolarak kamu görevlerinden çıkarıldıklarını, bu nedenle emeklilik ikramiyesi,emeklilik hakkı ve işsizlik maaşı gibi sosyal güvenlik hakkındanyararlanamadıklarından, özel hayata ve aile hayatına saygı, adil yargılanma vemülkiyet haklarının ihlal edildiğini iddia etmiştir. Diğer yandan başvurucu,29/10/2016 tarihli 29872 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 675 sayılıOlağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında KHK ve 22/11/2016tarihli ve 29896 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 677 sayılı Olağanüstü HalKapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında KHK ile devlet memurluğundan ihraçedilen bazı kişilerin görevlerine iade edilmesi nedeniyle masumiyet karinesininihlal edildiğini ve bu kişiler ile arasında ayrımcılık oluşturulduğunu ilerisürmüştür.
2. Değerlendirme
26. Başvurucunun bu şikâyetleri meslekten ihraç kararınabağlı şikâyetler olarak değerlendirilmiştir.
a. BaşvurucuYönünden
27. Bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesinebaşvurabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmiş olması gerekir. AnayasaMahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derecemahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte birhak arama yoludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403,26/3/2013, §§ 16, 17).
28. 23/1/2017 tarihli ve 29957 sayılı Resmî Gazete'deyayımlanan 685 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu KurulmasıHakkında KHK'nın 1. maddesiyle Anayasa'nın 120. maddesi kapsamında ilan edilenve 21/7/2016 tarihli Türkiye Büyük Millet Meclisi kararıyla onaylananolağanüstü hâl kapsamında, terör örgütlerine veya devletin millî güvenliğinekarşı faaliyette bulunduğuna Millî Güvenlik Kurulunca (MGK) karar verilen yapı,oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti, aidiyeti, iltisakı veya bunlarlairtibatı olduğu gerekçesiyle başka bir idari işlem tesis edilmeksizin doğrudanKHK hükümleri ile tesis edilen işlemlere ilişkin başvuruları değerlendirmek vekarara bağlamak üzere Olağanüstü Hâl İşlemleri İnceleme Komisyonu (Komisyon)kurulmuştur.
29. Anayasa Mahkemesi; olağanüstü hâl KHK'ları ile kamugörevinden çıkarılan kişiler yönünden anılan Komisyona başvuru yolununtüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğunu belirtmiştir (RemziyeDuman, B. No: 2016/25923, 20/7/2017, §§ 35-48). Bu itibarla Komisyonabaşvuru yolu tüketilmeden yapılan başvurunun incelenmesinin bireysel başvurununikincillik niteliği ile bağdaşmayacağı sonucuna varılmıştır.
30. Açıklanan gerekçelerle idari ve/veya yargısal başvuruyolları tüketilmeden temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddiasınınbireysel başvuru konusu yapıldığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmınınbaşvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
b. Başvurucunun Eşi Yönünden
31. Anayasa’nın 148. maddesinin (3) numaralı ve 30/3/2011tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama UsulleriHakkında Kanun'un 45. maddesinin (1) numaralı fıkraları uyarınca, Anayasa’dagüvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden Avrupa İnsan HaklarıSözleşmesi ve buna ek Türkiye’nin taraf olduğu protokoller kapsamındakiherhangi birinin kamu gücü tarafından ihlal edildiğini düşünen medeni haklarasahip gerçek ve tüzel kişilere, Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru açısındandava ehliyeti tanınmıştır.
32. Somut olayda başvurucu, eşinin öğretmen olarak görevyapmakta iken KHK ile FETÖ/PDY'ye irtibatı ve iltisakı bulunduğu iddiasıylakamu görevinden ihraç edildiğini belirterek bireysel başvuruda bulunmuştur.Başvuru formu ve ekleri incelendiğinde başvurucunun, kamu görevinden ihraçedilen eşinin temsilcisi ya da vasisi olduğuna dair bir belgeyi bireyselbaşvuru dosyasına sunmadığı anlaşılmaktadır.
33. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun bireysel başvuruehliyeti bulunmadığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının diğer kabuledilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin kişi yönünden yetkisizliknedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
B. MülkiyetHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucununİddiaları
34. Başvurucu, banka hesapları hakkında tedbir kararıverilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
35. 6216 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasındaaçıkça dayanaktan yoksun başvuruların Anayasa Mahkemesince kabul edilemezliğinekarar verilebileceği belirtilmiştir. Bu bağlamda başvurucunun ihlal iddialarınıkanıtlayamadığı, temel haklara yönelik bir müdahalenin olmadığı veyamüdahalenin meşru olduğu açık olan başvurular ile karmaşık veya zorlamaşikâyetlerden ibaret başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabul edilebilir (HikmetBalabanoğlu, B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 24).
36. Başvurucu; banka hesaplarına tedbir konulduğunu ilerisürmüş ancak buna ilişkin hangi tarihte tedbir konulduğu, itiraz edip etmediği,itiraz edemediyse bunun sebepleri, ettiyse itiraz üzerine karar verilipverilmediği hakkında herhangi bir açıklama yapmamış ve belge sunmamıştır.Dolayısıyla söz konusu iddianın temellendirilememiş şikâyet kapsamında kabuledilmesi gerekmektedir.
37. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmınınaçıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
C. KişiHürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar
1. TutuklamanınHukuki Olmadığına İlişkin İddia
a. Başvurucununİddiaları
38. Başvurucu; suç şüphesi ve bunu haklı kılan delillerolmamasına rağmen hakkında tutuklama kararı verildiğini, delilleri karartmatehlikesi ve kaçma şüphesinin de somut olayda mevcut olmadığını belirterek kişihürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
39. Başvurucunun bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın19. maddesinin üçüncü fıkrası bağlamında, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkıkapsamında incelenmesi gerekir.
i. Genelİlkeler
40. Genel ilkeler için bkz. Metin Evecen, §§47-52.
ii. İlkelerinOlaya Uygulanması
41. Başvurucu, FETÖ/PDY mensubu olduğu iddiasıylayürütülen soruşturma kapsamında silahlı terör örgütü üyesi olma suçlamasıyla5271 sayılı Kanun'un 100. maddesi uyarınca tutuklanmıştır. Dolayısıylabaşvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin kanuni dayanağıbulunmaktadır.
42. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklamatedbirinin meşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden öncetutuklamanın ön koşulu olan suçun işlendiğine dair kuvvetli belirti bulunupbulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.
43. Osmaniye Sulh Ceza Hâkimliğinin tutuklama kararında,başvurucu yönünden kuvvetli suç şüphesini oluşturan somut olguların bulunduğunagenel olarak değinilmiş ve başvurucu aleyhinde gizli tanık Kardelen'inbeyanının olduğu belirtilmiştir.
44. İddianamede başvurucunun örgüt yapılanmasında il imamyardımcısı ve birinci bölge sorumlusu S.A.nın yardımcısı olduğuna, sorumluluğualtındaki gruba örgütün emir ve talimatlarını ilettiğine, bu emir vetalimatlara uyulmasını sağladığına, sorumluluğu altındaki şahıslardan topladığıbağış, burs, zekat, fitre, sadaka, kurban ve himmet paralarını örgüteaktardığına dayanılmıştır. Ayrıca iddianamede başvurucunun Bank Asya’da kredikartı, mevduat, ödeme talimatı, sigorta, okul taksit ödemesi ve katılımhesaplarının bulunmasına rağmen 26/8/2014'te mevduat, 28/1/2014'te 5.006TL'lik, 14/2/2014'te 58.000 TL'lik, 5/3/2014'te 7.027 TL'lik, 26/8/2014'te2.177 TL'lik, 1/9/2014'te 51.154 TL'lik, 10/9/2014'te 25.000 TL'lik,8/10/2014'te 1.300 TL'lik, 10/10/2014'te 3.700 TL'lik, 12/11/2014'te 23.873TL'lik, 24/12/2014'te 12.972 TL'lik, 19/1/2015'te 46.187 TL'lik, 04/2/2015'te700 TL'lik, 20/2/2015'te 21.487 TL'lik, 7/4/2015'te 1.250 TL'lik, 15/4/2015'te2.000 TL'lik tarihlerinde katılım hesabı açtırdığına dayanılmıştır.
45. Mahkûmiyet kararında ise gizli tanık Kardeleninbaşvurucuyla ilgili olarak örgütün esnaf yapılanmasında 1. Büyük Bölgesorumlusu S.A.nın yardımcısı olduğuna, A.K., F.K., H.K., M.D., M.G., Y.C., Y.S.isimli bir grup esnaftan sorumlu olduğuna ilişkin beyanına, S.A.nın yardımcısısıfatıyla (küçük bölgeci) sorumlu olduğu kişilere sohbet adı verilen örgütseliçerikli toplantılar yapıp örgüte finans temin ettiğine, örgüt öğrenci evleriile ilgilendiğine ilişkin beyanına, başvurucunun kendisinin kullandığınıbildirdiği telefon hattı üzerinden ByLock kullandığına, aralarında il imamı,ilçe imamları, büyük bölgeciler ve yardımcıları, ünite sorumluları veyardımcılarının bulunduğu grupla birlikte örgütsel amaçlı konakladığına, örgütliderinin talimatı doğrultusunda arsasını satarak 14/2/2014 tarihinde BankAsya'da 58.000 TL'lik katılım hesabı açtırdığına ilişkin olgularadayanılmıştır.
46. Buna göre başvurucuya yöneltilen ve tutuklamaya konuolan suçlamanın dayanaklarından biri tanık beyanıdır. Tutuklama kararında veiddianamede, bazı kişilerin verdikleri ifadelerde başvurucunun FETÖ/PDY ileirtibatının olduğuna ve bu yapılanmaya mensup olduğuna yönelik anlatımlardabulunduğu görülmektedir. Söz konusu tanık anlatımları bölge sorumlusunun veyardımcılarının kimler olduğuna, başvurucunun konumuna, başvurucunun sorumluolduğu kişilerin kimler olduğuna ve birlikte hangi örgütsel faaliyetlerin yapıldığınailişkindir. Tanığın yer, zaman, kişi ve eylem bilgileri ihtiva etmekte ve buanlamda yargı makamlarına denetim yaparak söz konusu beyanları doğrulama ya daçürütme imkânı tanımaktadır. Bu doğrultuda başvurucunun tutuklanmasında sözkonusu tanık anlatımlarının yargı makamlarınca kuvvetli bir belirti olarakkabul edilmesi yönündeki değerlendirmelerinin keyfî ya da temelsiz olduğusöylenemeyecektir (benzer yöndeki kararlar için bkz. Metin Evecen, § 58;Recep Uygun, B. No: 2016/76351, 12/6/2018, § 43).
47. Soruşturma mercilerince ayrıca başvurucunun Bank Asyahesabında 28/1/2014 ile 15/4/2015 tarihleri arasında para artışının olduğu,özellikle örgüt liderinin talimatı doğrultusunda arsasını satarak 14/2/2014tarihinde Bank Asyada 58.000 TL'lik katılım hesabı açtırdığı tespit edilmiştir.Anayasa Mahkemesi, FETÖ/PDY'nin mali kaynağını oluşturduğu ve örgüte bu yollagelir sağladığı tespit edilen Bank Asyaya örgüt liderinin ve yöneticilerininçağrıları üzerine para yatırılmasının somut olayın koşullarına göre suçunişlendiğine dair kuvvetli belirti olarak kabul edilmesinin de temelsiz ve keyfîolmayacağını kabul etmektedir (Metin Evecen, § 58). Buna göre soruşturmamakamlarınca ve/veya tutuklama tedbirine karar veren mahkemelerce FETÖ/PDYüyesi olmakla suçlanan başvurucunun örgütün hem mali kaynağı olan hem de buyolla gelir elde ettiği Bankadaki para artışının somut olayın koşullarına göresuçun işlendiğine dair kuvvetli belirti olarak kabul edilmesi -anılanBankanın durumu itibarıyla- temelsiz ve keyfî bir tutum olarakdeğerlendirilemez.
48. Tutuklamaya konu olan suçlamanın dayanaklarından biribaşvurucunun telefon hattı üzerinden ByLock kullandığının tespit edilmesidir.Anayasa Mahkemesi, ByLock uygulamasının özellikleri gözönüne alındığındakişilerin bu uygulamayı kullanmalarının veya kullanmak üzere elektronik/mobilcihazlarına yüklemelerinin soruşturma makamlarınca FETÖ/PDY ile olan ilgibakımından bir belirti olarak değerlendirilebileceğini belirtmektedir (AydınYavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 106, 267). Bunagöre soruşturma makamlarınca ve tutuklama tedbirine karar veren mahkemelerceFETÖ/PDY üyesi olmakla suçlanan başvurucunun ByLock uygulamasınıkullanmasının somut olayın koşullarına göre suçun işlendiğine dair kuvvetlibelirti olarak kabul edilmesi, anılan programın özellikleri itibarıylatemelsiz ve keyfî bir tutum olarak değerlendirilemez (Selçuk Özdemir [GK],B. No: 2016/49158, 26/7/2017, § 74).
49. Diğer taraftan başvurucu hakkında uygulanan tutuklamatedbirinin meşru bir amacının olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Budeğerlendirmede tutuklama kararının verildiği andaki genel koşullar gözardıedilmemelidir.
50. Başvurucunun tutuklanmasına karar verilen silahlıterör örgütü üyesi olma suçu, Türk hukuk sistemi içinde ağır cezai yaptırımlaröngörülen suç tipleri arasında olup isnat edilen suça ilişkin olarak kanundaöngörülen cezanın ağırlığı kaçma şüphesine işaret eden durumlardan biridir(aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Hüseyin Burçak, B. No:2014/474, 3/2/2016, § 61; Devran Duran [GK], B. No: 2014/10405,25/5/2017, § 66). Ayrıca anılan suç, 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3)numaralı fıkrasında yer alan ve kanun gereği tutuklama nedeni varsayılabilensuçlar arasındadır (Gülser Yıldırım (2), B. No: 2016/40170,16/11/2017, § 148).
51. Somut olayda Osmaniye Sulh Ceza Hâkimliğincebaşvurucunun tutuklanmasına karar verilirken başvurucunun kaçacağı şüphesiniuyandıran somut olguların mevcut olmasına, başvurucunun işlendiği iddiaolunan silahlı terör örgütüne üye olma suçuna ilişkin kanunlarda öngörülenyaptırımın ağırlığına, suçun 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3) numaralıfıkrasında yer alan katalog suçlar arasında olmasına ve 5271 sayılı Kanun'un109. maddesindeki adli kontrol uygulamasının da şu andaki mevcut delil durumuitibarıyla yetersiz kalacağına dayanıldığı görülmektedir (bkz. § 13).
52. Dolayısıyla tutuklama kararının verildiği andakigenel koşullar ve somut olayın yukarıda belirtilen özel koşulları ile OsmaniyeSulh Ceza Hâkimliği tarafından verilen kararın içeriği birliktedeğerlendirildiğinde başvurucu yönünden özellikle kaçma şüphesine ve delillereetki edilmesi ihtimaline yönelen tutuklama nedenlerinin olgusal temellerininolduğu söylenebilir.
53. Başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirinin ölçülü olupolmadığının da belirlenmesi gerekir. Bir tutuklama tedbirinin Anayasa'nın 13.ve 19. maddeleri kapsamında ölçülülüğünün belirlenmesinde somut olayın tümözellikleri dikkate alınmalıdır (Gülser Yıldırım (2), § 151).
54. Anayasa Mahkemesince daha önce de ifade edildiğiüzere terör suçlarının soruşturulması kamu makamlarını ciddi zorluklarla karşıkarşıya bırakmaktadır. Bu nedenle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı, adlimakamlar ve güvenlik görevlilerinin -özellikle organize olanlar olmak üzere-suçlarla ve suçlulukla etkili bir şekilde mücadelesini aşırı derecedegüçleştirmeye neden olabilecek şekilde yorumlanmamalıdır (aynı yöndekideğerlendirmeler için bkz. Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri, B. No:2015/9756, 16/11/2016, § 214; Devran Duran, § 64). Özellikle FETÖ/PDYile bağlantılı soruşturmaların kapsamı ve niteliği ile bu yapılanmanınözellikleri (gizlilik, hücre tipi yapılanma, her kurumda örgütlenmiş olma,kendisine kutsallık atfetme, itaat ve teslimiyet temelinde hareket etme gibi)de dikkate alındığında bu soruşturmaların diğer ceza soruşturmalarına göre çokdaha zor ve karmaşık olduğu ortadadır (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 350).
55. Somut olayın yukarıda belirtilen özellikleri dikkatealındığında Osmaniye Sulh Ceza Hâkimliğinin isnat edilen suç için öngörülenyaptırımın ağırlığını, işin niteliğini ve önemini de gözönünde tutarakbaşvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu, adli kontroluygulamasının yetersiz kalacağı sonucuna varmasının keyfî ve temelsizolduğu söylenemez.
56. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklamanınhukuki olmadığı iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açıkolduğundan başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. TutukluluğunMakul Süreyi Aştığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
57. Başvurucu; ilgili ve yeterli gerekçeler olmadan,kişiselleştirme yapılmaksızın tutukluluğunun devam ettirildiğini,tutukluluğunun makul süreyi aştığını ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
58. Anayasa Mahkemesi, tutukluluğun kanunda öngörülenazami süreyi veya makul süreyi aştığı iddiasıyla yapılan bireysel başvurularbakımından bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla başvurucu tahliyeedilmiş veya hükümlü hâle gelmiş ise asıl dava sonuçlanmamış da olsa -ilgiliYargıtay içtihatlarına atıf yaparak- 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesindeöngörülen tazminat davası açma imkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukukyolu olduğu sonucuna varmıştır (Erkam Abdurrahman Ak, B. No: 2014/8515,28/9/2016, §§ 48-62; İrfan Gerçek, B. No: 2014/6500, 29/9/2016, §§33-45; Ahmet Kubilay Tezcan, B. No: 2014/3473, 25/1/2018, § 26). Somutolayda 11/9/2018 tarihinde tahliyesine karar verilen başvurucu yönünden anılan içtihatlardanayrılmayı gerektirir bir durum olmadığı anlaşılmıştır.
59. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmınınbaşvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
3. SoruşturmaDosyasına Erişimin Kısıtlandığına İlişkin İddia
a. Başvurucununİddiaları
60. Başvurucu; soruşturma dosyasındaki gizlilik kararınedeniyle suçlamalara ilişkin temel delillere erişemediğini, tutukluluğa etkilibir şekilde itiraz edemediğini ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
61. Anayasa Mahkemesi, soruşturma dosyalarına erişimeyönelik olarak verilen kısıtlama kararlarının tutuklu kişilerinözgürlüklerinden mahrum bırakılmalarına karşı itirazda bulunma hakkı üzerindekietkisini birçok kararında incelemiştir. Bu kararlarda, öncelikle yakalanan veyatutuklanan kişiye yakalama ya da tutuklama sebeplerinin ve hakkındakiiddiaların bildirilmesi gerektiği ancak buradaki bildirim yükümlülüğünün isnatedilen suçlamalara esas tüm bilgi ve delilleri kapsamadığı belirtilmiş; bubağlamda başvurucunun tutuklamaya konu suçlamalara ilişkin temel unsurlarıbilip bilmediği dikkate alınmıştır (Günay Dağ ve diğerleri [GK], B. No:2013/1631, 17/12/2015, §§ 168-176; Hidayet Karaca [GK], B. No: 2015/144,14/7/2015, §§ 105-107; Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri, §§ 248-257).
62. Somut olayda ifade ve sorgu tutanakları, tutukluluğailişkin kararlar, başvurucu veya müdafileri tarafından verilen tutukluluğailişkin dilekçeler ve soruşturma dosyasındaki bilgi ve belgeler incelendiğindebaşvurucunun tutukluluğuna temel teşkil eden bilgi ve belgelerden haberdarolduğu, bunların içeriği hakkında yeterli bilgiye sahip bulunduğu, tutuklulukdurumuna karşı itirazlarını sunma konusunda kendisine yeterli imkânın tanındığıgörülmektedir.
63. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
4. Tutuklulukİncelemelerinin Hâkim/Mahkeme Önüne Çıkarılmaksızın Yapıldığına İlişkin İddia
a. Başvurucununİddiası
64. Başvurucu, tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkemeönüne çıkarılmaksızın dosya üzerinden yapıldığını ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
65. Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasıuyarınca, hürriyeti kısıtlanan kişi kısa sürede durumu hakkında kararverilmesini ve bu kısıtlamanın kanuna aykırılığı hâlinde hemen serbestbırakılmasını sağlamak amacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkınasahiptir (Mehmet Haberal, No: 2012/849, 4/12/2013, § 122).
66. Serbest bırakılmak amacıyla yetkili yargı merciineyapılması gereken başvurudan söz edildiğinden anılan hakkın uygulanması ancaktalep hâlinde söz konusu olabilecektir. Dolayısıyla burada belirtilen bir yargımerciine başvurma hakkı, suç isnadıyla hürriyetinden yoksun bırakılan kimselerbakımından tahliye talebinin yanı sıra tutuklama, tutukluluğun devamı vetahliye talebinin reddi kararlarına karşı yapılan itirazların incelenmesisırasında da uygulanması gereken bir güvencedir (Aydın Yavuz ve diğerleri,§ 328).
67. Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasındankaynaklanan temel güvencelerden biri de tutukluluğa karşı itirazın hâkim önündeyapılan duruşmalarda etkin olarak incelenmesi hakkıdır. Zira hürriyetindenyoksun bırakılan kimsenin bu duruma ilişkin şikâyetlerini, tutuklanmasınadayanak olan delillerin içeriğine veya nitelendirilmesine yönelik iddialarını,lehine ve aleyhine olan görüş ve değerlendirmelere karşı beyanlarınıhâkim/mahkeme önünde sözlü olarak dile getirebilme imkânına sahip olması,tutukluluğa itirazını çok daha etkili bir şekilde yapmasını sağlayacaktır. Bunedenle kişi, bu haktan düzenli bir şekilde yararlanarak makul aralıklarladinlenilmeyi talep edebilmelidir (Firas Aslan ve Hebat Aslan, B. No:2012/1158, 21/11/2013, § 66; Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri, B.No: 2015/9756, 16/11/2016, 21/11/2013, § 267; Aydın Yavuz ve diğerleri,§ 333).
68. Başvurucu, FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlardanyürütülen bir soruşturma kapsamında 24/5/2016 tarihinde gözaltına alınmış veOsmaniye Sulh Ceza Hâkimliğinin 25/5/2016 tarihli kararıyla silahlı terörörgütüne üye olma ve 6415 sayılı Kanun'a muhalefet suçlarından tutuklanmıştır.Başvurucunun tutukluluk durumu olağanüstü hâl ilan edilene kadar 1 ay 26 günboyunca duruşmasız olarak incelenmiştir.
69. Başvurucunun tutuklanmasından yaklaşık 50 gün sonraTürkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde askerî bir darbe teşebbüsüyle karşı karşıyakalmıştır. Darbe teşebbüsü sonrasında olağanüstü hâl ilan edilmiştir.Olağanüstü hâl ilanına dayanak olan temel olay darbe teşebbüsü olmakla birlikteo dönemde yaşanan terör olayları da olağanüstü hâl ilan edilmesinde veolağanüstü hâlin uzatılmasında etkili olmuştur. Dolayısıyla başvurucu, darbeteşebbüsü öncesinde tutuklanmış da olsa tutuklanmasına dayanak suçlamanınolağanüstü hâl ilanını gerekli kılan olay ve koşullarla ilgisiz olduğunu söylemekmümkün değildir. Bu nedenle başvurucunun tutukluluk incelemelerininhâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın dosya üzerinden incelendiği sürenininAnayasa'ya uygunluğu değerlendirilirken bu sürenin yaklaşık iki aylık kısmıdışındaki bölümünün olağanüstü hâl dönemine ilişkin olduğu gözardıedilmemelidir. Dolayısıyla başvurucunun, olağanüstü hâl döneminden hemen önce,olağan dönemde tutukluluk durumu 1 ay 26 gün boyunca duruşmasız olarakincelenmiştir. Tutuklama konusu suçun niteliği ve tutukluluğun hâkim/mahkemeönüne çıkarılmaksızın devam ettirildiği süre dikkate alındığında bu süreninsomut olayın koşullarında makul olduğu sonucuna varılmıştır (Benzer yönde bkz. MehmetHaberal, § 128).
70. Başvurucunun tutukluluk durumunun hâkim/mahkeme önüneçıkarılmaksızın devam ettirildiği sürenin olağanüstü hâl dönemine gelen kısmıise 15 ay 16 gündür. Anayasa Mahkemesi Erdal Tercan ([GK], B. No:2016/15637, 12/4/2018) kararında; bu şikâyete ilişkin olarak yaptığı incelemekapsamında darbe teşebbüsünden sonraki süreçte darbe teşebbüsü, teşebbüsünarkasındaki yapılanma olan FETÖ/PDY veya terörle bağlantılı suçlardantutuklanan kişilerin tutukluluk incelemelerinin on sekiz aya kadarhâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapılmasının olağanüstü hâl döneminde kişihürriyeti ve güvenliği hakkını ihlal etmediği sonucuna varmıştır.
71. Somut olayda başvurucu 25/5/2016 tutuklanıp 17 ay 12gün sonra 6/11/2017 tarihinde hâkim/mahkeme önüne çıkmıştır. Başvurucununolağanüstü hâl öncesinde yaklaşık iki aylık sürede tutukluluk incelemelerininhâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapılmasının makul olduğu söylenebilir.Olağanüstü hâl dönemindeki süre de dâhil olmak üzere toplam sürenindeğerlendirilmesinde ise Erdal Tercan kararından ayrılmayı gerektirenbir durum mevcut değildir.
72. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının daaçıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
D. DiğerŞikâyetler
1. Başvurucununİddiaları
73. Başvurucu, Savcılık ifadesinde kendisine FETÖ/PDY ileiltisaklı dernek ve sendika üyeliği olup olmadığına ilişkin sorular sorulduğunuve üyelikleri nedeniyle tutuklandığını belirterek örgütlenme özgürlüğünün ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
74. Somut olayda başvurucuya sorulan soruların yöneltilensuçlamaya ilişkin olduğu değerlendirilmiştir. Başvurucuya yüklenen suç hakkındaaçıklamada bulunmamasının kanuni hakkı olduğu hatırlatılmıştır. Dolayısıylabaşvurucunun bu sorulara cevap verme yükümlülüğü bulunmamaktadır. Başvurucununaçıklama yapmak zorunda bırakıldığına ilişkin bir husus da tespitedilememiştir. Ayrıca başvurucunun tutuklanmasına ve tutukluluğun devamınailişkin kararlarda sendika veya dernek üyeliklerine dayanılmadığıanlaşılmıştır.
75. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun bu iddiasına ilişkinolarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundan başvurunun bu kısmının açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Meslekten ihraca ilişkin şikâyetlerin başvurucuyönünden başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA,
2. Meslekten ihraca ilişkin şikâyetlerin başvurucunun eşiyönünden kişi bakımından yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
4. Tutuklamanın hukuki olmaması dolayısıyla kişihürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
5. Tutukluluğun makul süreyi aşmasından dolayı kişihürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuruyollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
6. Soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanmasından dolayıkişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
7. Tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüneçıkarılmaksızın yapılması dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkınınihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
8. Diğer şikâyetler yönünden açıkça dayanaktan yoksunolması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk MuhakemeleriKanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesimağduriyetine neden olacağından adli yardım talebi kabul edilen başvurucununyargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 10/2/2021 tarihindeOYBİRLİĞİYLE karar verildi.