TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
ZAFER BOZBEY BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/6423)
Karar Tarihi: 21/9/2016
R.G. Tarih ve Sayı: 28/12/2016-29932
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Hicabi DURSUN
Hasan Tahsin GÖKCAN
Kadir ÖZKAYA
Rıdvan GÜLEÇ
Raportör
:
Elif KARAKAŞ
Başvurucu
:
Zafer BOZBEY
Vekili
:
Av. Namık ÖZTÜRK
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru; Hürriyet gazetesinde ve gazetenin İnternet sitesindeyayımlanan bir haberde başvurucunun adına, soyadına, fotoğrafına ve özelhayatına ilişkin detaylara yer verilmesi nedeniyle şeref ve itibarın korunmasıhakkının ihlal edildiğine ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 12/5/2014 tarihinde doğrudan Anayasa Mahkemesineyapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesineticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bireksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca 30/9/2014 tarihinde,başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına kararverilmiştir.
4. Bölüm Başkanı tarafından 1/12/2014 tarihinde, başvurununkabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına kararverilmiştir.
5. Başvurunun bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 31/12/2014 tarihinde AnayasaMahkemesine sunmuştur.
6. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş9/1/2015 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlığıngörüşüne karşı beyanlarını 19/1/2015 tarihinde sunmuştur.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylarözetle şöyledir:
8. Hürriyet gazetesinin 11/12/2010 tarihli nüshasında başvurucuhakkında manşetten verilen "ÇAPKINLIĞINSUYU ÇIKTI" başlıklı bir haber yayımlanmıştır.
9. Gazetenin birinci sayfasında "ÇAPKINLIĞINSUYU ÇIKTI" başlığının altında "Ankara'daüç ayrı evde biri nikahlı, üç kadınla birlikte yaşayan Zafer Bozbey'infoyasını, karısının sipariş ettiği damacana suyun sevgilisinin evinegötürülmesi ortaya çıkardı." ifadelerine yer verildikten sonra "KOCASINI YAKALADI" başlığıaltında "Zafer Bozbey'in 12 yıllıkkarısı H. Bozbey, telefonla evine sipariş ettiği suyun bir türlü gelmemesiüzerine firmayı aradı. Sucu, 'Az önce Zafer Bey'in evine su götürdüm.' dedi.Şüphelenen H. Bozbey sucudan aldığı adrese baskın yapıp kocasını, M.E. adlıkadınla yakaladı." ifadelerine; "DEĞİRMENİN SUYU" başlığı altında "Aynı günlerde Zafer Bozbey 2 yıldır birlikteyaşadığı iş kadını F.K.'yi terk etti. F.K.'Evleneceğiz diye beni kandırdı, bir dairemi ve 1 milyon liramı aldı.' diyerekSavcılığa başvurdu. Bu sırada Bozbey'in evli olduğunu da öğrenen F.K. çılgınadöndü, hemen tapu iptal davası açtı." ifadelerine, "TEK CELSEDE BOŞANDI" başlığıaltında ise "Zafer Bozbey'in zenginsevgilisine aldırdığı lüks dairede ikinci sevgilisi M.E. ile yaşadığı, suyun dabu eve gönderilmiş olduğu anlaşılmış oldu. Nikahlı eş H. Bozbey, önce ikincisevgiliyi, ertesi gün gelen dava tebligatından zengin sevgiliyi öğrenince davaaçtı ve tek celsede boşandı." ifadelerine yer verilmiş vehaberin yanında başvurucunun bir bayanla samimi olarak çekilmiş fotoğrafına yerverilmiştir. Fotoğrafın altında "Zenginsevgili F.K." olduğu belirtilen bayanın yüzü buzlama yöntemiyletamamen gizlenirken başvurucunun yüzü sansürsüz olarak verilmiş ve altına daadı ve soyadı yazılmıştır.
10. Gazetenin altıncısayfasında yer alan haberde "Damacanasudan üç kadın çıktı." başlığıyla haberin detaylarına,başvurucunun F.K. ile birlikte çekilmiş ve başvurucunun F.K.ninomzuna elini koyduğu iki fotoğrafına yer verilmiştir. Anılan fotoğraflarda F.K.nin yüzü buzlama yöntemiyle gizlenirken başvurucununyüzü gizlenmemiş, fotoğraflardan birinin altında da başvurucunun adı vesoyadına yer verilmiş; F.K.nin ise adı ve soyadınınbaş harflerine (F.K.) yer verilmiştir. Bahsi geçen haber şöyledir:
“Hiçbirine hissettirmeden biri eşi üç kadınla aynı anda yaşayan ZaferBozbey'in foyasını sucu ortaya çıkardı. Sipariş ettiği suyun karşı sitede başkabir eve gönderildiğini öğrenen kadın baskın yaptı ve eşini sevgilisiyleyakaladı. Zengin sevgili de adamın evli olduğunu ve üstelik kendi aldığı evdebaşka sevgilisiyle yaşadığını avukatı aracılığıyla öğrendi.
İLAÇ firması çalışan[ı] Zafer Bozbey'in 12 yıllık karısı H. Bozbey,telefonla evine su sipariş etti. Su bir türlü gelmeyince H. Bozbey firmayıaradı. Görevli, kayıtlara göre kendilerine bildirilen Zafer Bozbey'e ait evesuyun gönderildiğini söyledi. Bunun üzerine H. Bozbey, Zafer Bozbey adına suyungönderildiği adresi istedi.
İkinci ev 500 metre ötede
Sucu, H. Bozbey'e yaklaşık 500 metre uzaklıktaki karşı sitede bulunanZafer Bozbey'e ait dairenin adresini verdi. H. Bozbey, bir ilaç firmasındaçalışan eşinin sürekli seyahatlere gitmesi, ayda sadece üç-beş gününü evdegeçirmesinden şüphelendi. Zafer Bozbey'in seyahatte olduğunu söylediği bir gün,su firmasından aldığı adrese giden H. Bozbey, eşini başka bir kadınla yakaladı.
Aynı günlerde Zafer Bozbey'le nişanlanan ve evlenme hayalleri kurarkenterk edilen F.K. isimli iş kadını da "bir daire ve 1 milyon lira parakaptırdığını" iddia ederek Bozbey hakkında, Ankara 8. Asliye HukukMahkemesine tapu iptali davası açtı. F.K. nişanlısınınevlenmevaadi ve iş kurma bahanesiyle kendisini dolandırdığını iddia etti, avukatı İdilGüzelocak aracılığı ile Sincan CumhuriyetBaşsavcılığı'na, "Dolandırıcılık, resmî evrakta sahtecilik"iddiasıyla suç duyurusunda bulundu. Bu konudaki soruşturma sürüyor.
'Bekarım' diye tanıtmış
Avukat Güzelocak, Bozbey'e bir türlü tebligatulaşmayınca "Mernis" programından kimliksorgulaması yaptırdı. Kendisini iş kadını F.K.'yebekar olarak tanıtan ve 2 yıldır aynı evde yaşayan Zafer Bozbey'in kayıtlardaEryaman Köroğlu konutlarındaki adresinde ikamet ettiği ve H. Bozbey ile evliolduğu ortaya çıktı. Bozbey'in, zengin sevgilisinin aldığı evde de diğersevgilisi M.E. ile oturduğu anlaşıldı.
Olay zincirleme çözüldü
Avukat Güzelocak, tebligatı adı geçen adreseyaptı. Kocasını karşı sitede başka kadınla yakalayan H. Bozbey, bir gün sonraeline ulaşan mahkeme tebligatıyla Zafer Bozbey'in bir sevgilisi daha olduğunuöğrendi. H. Bozbey, 24 Haziran'da eşi Zafer Bozbey'den tek celsedeboşandı."
11. Başvurucu, söz konusuhaber nedeniyle çevresinde ve kamuoyunda küçük düşürüldüğü ve kişilik haklarınatecavüz edildiği iddiasıyla Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş. ve F.K.aleyhine manevi tazminat davası açmıştır.
12. Ankara 14. Asliye Hukuk Mahkemesinin 11/9/2012 tarihli veE.2011/11, K.2012/349 sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.Kararın gerekçe kısmı şöyledir:
"Dosyada bulunan kayıt ve belgeler ile toplanan delillerinincelenmesinden, davalı F.K.'nın davacıya devrettiğive dava konusu haberde bahsi geçen taşınmazının davacı tarafça bedeliödenmediği iddiasıyla Sincan 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/...E. sayılıdavasında tapu iptali ve tescil istemiyle dava açtığı, yapılan yargılamaneticesinde davanın reddine karar verildiği; davalı F.K.'nınsöz konusu taşınmazın devrine ilişkin olarak davacı hakkında Sincan CumhuriyetBaşsavcılığına yapmış olduğu şikayet üzerine yapılan soruşturma neticesindedavacı hakkında resmî belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlamasıylaiddianame düzenlendiği, davacının atılı suçlama nedeniyle Sincan 1. Ağır CezaMahkemesinin 2011/... Esas sayılı davası ile yargılandığı, davacı ile dava dışıeski eşinin Ankara 7. Aile Mahkemesinin E:2010/..., K:2010/... Sayılı 24/6/2010tarihli kararı ile anlaşmalı olarak boşandıkları, davalı şirkete ait olanHürriyet Gazetesinin 11/12/2010 tarihli nüshasında yayımlanan davacınınresminin de yer aldığı 'Çapkınlığın Suyu Çıktı' başlıklı dava konusu haberde'Ankara'da üç ayrı evde biri nikahlı, üç kadınla birlikte yaşayan ZaferBozbey'in foyasını, karısının sipariş ettiği damacana suyun sevgilisinin evinegötürülmesi ortaya çıkardı.' açıklaması altında yukarıda bahsi geçen soruşturmadosyasında ve yargıya intikal etmiş diğer dava dosyalarında ileri sürüleniddiaların yer aldığı görülmüştür.
Mahkememizce uyuşmazlık konusunun değerlendirilmesi bakımından, davakonusu haberin gerçeği yansıtıp yansıtmadığı ve hukuka aykırı olup olmadığınınbelirlenmesi için davacı ile dava dışı eski eşi arasındaki boşanma davası veboşanmaya sebep olan olaylar, davalı F.K.'nın davacıaleyhine açmış olduğu tapu iptali ve tescil davası ile davacının yargılandığıceza davasına yansımış kayıt, belge ve ifadelerin dava konusu haberdekiunsurlarla karşılaştırılması gerekmiştir. Buna göre, somut durumdeğerlendirildiğinde; davacı, dava konusu haberde yer alan iddia venitelendirmelerin gerçeği yansıtmadığını ileri sürmüş, davalı F.K. ise davakonusu haberin yayımı ile ilgili olmadığını ve kaldı ki haber içeriğinindavacının haksız ve kusurlu eylemlerini dile getirdiğini, diğer davalı şirketise haberin basın özgürlüğü ve bu özgürlüğün sınırları içerisinde hukuka uygunolarak yayımlandığını savunmuştur. İddia ve savunmalar çerçevesinde eldekidavada çözümü gereken hususun, dava konusu haberin gerçeği yansıtıpyansıtmadığına ilişkin olduğu açıktır.
Yapılan inceleme ve değerlendirmelerden, yukarıda bahsi geçen yargıyaintikal etmiş dosya içerikleri ve bu dosyalarda yer alan davacı ile davalıF.K.'nın iddia ve savunmaları ile dava konusu haberdeyazılanların aynı nitelikte sözler olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca, SincanCumhuriyet Başsavcılığının davacı hakkında düzenlemiş olduğu iddianame de davakonusu haberde yazılanları doğrular niteliktedir. Dava konusu haberde edinilenbilgiler kamuya olduğu gibi aksettirilmiştir. Bu nitelikteki haberler kişilerinhaysiyetini rencide etse bile toplumsal ilgi karşısında güncellik ve konu ileifade arasındaki düşünsel bağlılık kurallarıyla sınırlı olup, dava konusu haberde bu sınırlara uygun biçimde verilmiştir.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu haberin yayımlanmasında manevitazminatın unsurları gerçekleşmediği gibi, davalı F.K.'nınhaberin yayımında etkili olduğu kabul edilse dahi bu durumun manevi tazminatınunsurlarının oluşmadığı gerçeğini değiştirmediği anlaşıldığından, davacınınyerinde görülmeyen davasının reddine [kararverilmiştir.]"
13. Başvurucunun temyizi üzerine Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin26/11/2013 tarihli E.2013/1085, K.2013/18568 sayılı kararıyla İlk DereceMahkemesi kararının onanmasına karar verilmiştir.
14. Onama kararına karşı başvurucunun karar düzeltme talebindebulunması üzerine Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 11/3/2014 tarihli veE.2014/2622, K.2014/4122 sayılı ilamıyla başvurucunun talebinin reddine kararverilmiştir.
15. Karar düzeltme talebinin reddine dair karar, başvurucuya14/4/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir.
16. Başvurucu 12/5/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvurudabulunmuştur.
B. İlgili Hukuk
17. 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 49.maddesi şöyledir:
“Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararıgidermekle yükümlüdür.
Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlakaaykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, buzararı gidermekle yükümlüdür.”
18. 9/6/2004 tarihli ve 5187 sayılı Basın Kanunu'nun "Kimliğin açıklanmaması"başlıklı 21. maddesi şöyledir:
" Süreli yayınlarda;
a) 22.11.2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanununa göre evlenmeleri yasaklanmış olankimseler arasındaki cinsel ilişkiyle ilgili haberlerde bu kişilerin,
b) 1.3.1926 tarihli ve 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 414, 415, 416, 421, 423, 429, 430, 435ve 436 ncı maddelerinde yazılı cürümlere ilişkinhaberlerde mağdurların,
c) Onsekiz yaşındanküçük olan suç faili veya mağdurlarının,
Kimliklerini açıklayacak ya da tanınmalarınayol açacak şekilde yayın yapanlar birmilyar liradan yirmimilyar liraya kadar ağır para cezasıylacezalandırılır. Bu ceza bölgesel süreli yayınlarda ikimilyarliradan, yaygın süreli yayınlarda onmilyar liradan azolamaz."
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
19. Mahkemenin 21/9/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
20.Başvurucu; ulusal bir gazetenin manşetinde yer alan haberdeadı ve fotoğrafına yer verildiğini, haberde kullanılan fotoğrafta bulunan diğerkişinin görüntüsünün teknik yöntemlerle gizlendiğini ancak kendisinin açıkçagöründüğünü, toplumsal ilginin odağında olmasını sağlayacak bir şöhrete sahipbir kişi veya politik bir figür olmadığı gibi kamusal bir görevi debulunmadığını, haberde gerçek dışı iddialara yer verildiğini, kendisine yönelik"çapkınlığın suyu çıktı.","değirmenin suyu" ve "...zengin sevgilisine aldırdığı lüksdairede..." gibi ifadeler kullanıldığını, bu şekilde kişilikhaklarına tecavüz edildiğini, yargısal yollara başvurduğunu ancak manevitazminat talebinin reddedilmesiyle anılan gazete tarafından yapılan hakihlalinin kamu gücü tarafından korunduğunu, özel hayatına ilişkin bilgi vedetayların toplumu ilgilendiren bir yönü olmamasına rağmen DereceMahkemelerinin özel hayata saygı hakkıyla haber verme hakkı arasındaki dengeyiözel hayata saygı hakkı aleyhine kurduklarını belirterek Anayasa’nın 20.maddesinde tanımlanan özel hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüş ve yeniden yargılama yapılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
21.Başvurucunun, söz konusu haber nedeniyle kişilik haklarınınzarar gördüğüne ve Anayasa'nın 17. maddesinin ihlal edildiğine ilişkinşikâyetleri açıkça dayanaktan yoksun değildir. Ayrıca başka bir kabuledilemezlik nedeni de bulunmadığı için başvurunun bu şikâyetlere ilişkinkısmının kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
22.Başvurucu; herhangi bir kamusal görevi ya da şöhretiolmamasına rağmen özel hayatıyla ilgili hususların adı, soyadı ve fotoğrafıylabirlikte basında yer alması nedeniyle özel hayatın gizliliği hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
23. Başvurucunun iddialarına karşı Bakanlık görüşünde, Avrupaİnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) içtihatları hatırlatılarak somut olaydabaşvurucunun özel hayatının korunması ile basının özgürlüğü arasında adil birdengenin sağlanıp sağlanmadığının değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir.
24. Başvurucu, Bakanlığıngörüşüne karşı başvuru formunda ileri sürdüğü iddialarına ek olarak açık isimve fotoğrafının İnternet'in hafızasına geri döndürülemez bir biçimde girdiğini,haberin yayımlandığı tarihten itibaren ismini İnternet ortamında arayanherkesin gazetenin verdiği gerçek dışı ve küçük düşürücü haberlekarşılaştığını, fotoğrafını gördüğünü, bu nedenle söz konusu haberin sıradanbir birey olarak yaşam alanını daralttığını ve kendisine büyük bir zararverdiğini belirtmiştir.
25. Başvurucunun şikâyet ettiği koşullar ve şikâyetlerini dilegetirme biçimi dikkate alındığında özel hayatın gizliliği ilkesinin ihlaledildiğine ilişkin iddialarının, Anayasa'nın 17. maddesinde koruma altınaalınmış olan şeref ve itibarın korunması hakkı bağlamında incelenmesi uygungörülmüştür.
26. Mevcut davada başvurucunun Anayasa'nın 17. maddesininbirinci fıkrasında koruma altına alınan kişisel itibarın korunmasını istemehakkı ile başvuruya konu ulusal gazetenin Anayasa'nın 28. maddesinde güvencealtına alınan basın özgürlüğü ve bu özgürlükle bağlantılı olarak Anayasa'nın26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğü arasında bir dengekurulması gerekmektedir.
a. Genel İlkeler
i. Kişinin Manevi Bütünlüğü
27. Anayasa'nın 17. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
"Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirmehakkına sahiptir."
28. Bireyin kişisel şeref ve itibarı, Anayasa'nın 17. maddesindeyer alan "manevi varlık" kapsamında yer almaktadır. Devlet, bireyinmanevi varlığının bir parçası olan kişisel şeref ve itibara keyfî olarakmüdahale etmemek ve üçüncü kişilerin saldırılarını önlemekle yükümlüdür (Adnan Oktar (3), B. No: 2013/1123,2/10/2013, § 33). Başka bir deyişle kişisel itibarın korunması hakkı,Anayasa'nın 17. maddesinin birinci fıkrasının koruması altındadır. Şeref veitibarı etkileyen sözel saldırılar veya basın ve yayın yolu ile yapılanyayınlara karşı bireyin korunmaması hâlinde Anayasa'nın 17. maddesinin birincifıkrası ihlal edilmiş olabilir (İlhan Cihaner (2), B. No: 2013/5574, 30/6/2014, § 42).
29. AİHM, kişisel şeref ve itibara yapılan müdahaleleri Avrupaİnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) "Özelve aile yaşamına, konuta ve haberleşmeye saygı hakkı" kenarbaşlıklı 8. maddesi kapsamında değerlendirmektedir. AİHM'egöre kişisel itibarın korunması hakkı, Sözleşme'nin 8. maddesi tarafındankorunan özel yaşama saygı hakkının bir parçasıdır (Benzer yöndeki AİHM kararıiçin bkz. Pfeifer/Avusturya, B. No: 12556/03, 15/11/2007 §35; Axel Springer AG/Almanya [BD], B. No: 39954/08, 7/2/2012, § 83). Aynışekilde gazete makalesinde hakaret içerdiği iddia edilen beyanlara karşı birkimsenin itibarının korunması hakkı da (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. White/İsveç, B. No: 42435/02, 19/12/2006,§§ 19, 30) kişinin adı, soyadı ve fotoğrafı gibi kişilik haklarına dâhil olanunsurların yayımlanması suretiyle korunmadığı iddiası da (Benzer yöndeki AİHMkararı için bkz. Von Hannover/Almanya, B. No: 59320/00,3/6/2004, §§ 50-53) özel yaşam kapsamında görülmüştür. Bir kişinin görüntüsü okişiyi emsallerinden ayırt eden ve kendine has karakteristik özellikleriniortaya çıkaran kişiliğinin temel niteliklerinden birini oluşturmaktadır. Birkişinin görüntüsünün korunması hakkı, kişisel gelişimin en önemliunsurlarındandır. Dolayısıyla bu hak bireylere görüntülerinin yayımlanmasınıreddetme hakkını da içeren görüntünün kullanımını kontrol etme hakkınıvermektedir (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Küchl/Avusturya, B. No: 51151/06,4/12/2012, § 58).
30.Öte yandan Anayasa'nın 17. maddesinin birinci fıkrasınınolaya uygulanabilmesi için kişinin itibarına yapılan saldırının belli bir ağırlıkdüzeyine erişmiş olması ve kişinin itibarına saygı gösterilmesini istemehakkından başvurucunun kişisel olarak yararlanmasına zarar verecek şekildeyapılmış olması gerekir. Ayrıca öngörülebilir şekilde kişinin kendi eylemlerisonucu ortaya çıkabilecek itibarının zedelenmesi olgusundan şikâyet etmek içinAnayasa'nın 17. maddesi ileri sürülemez (İlhanCihaner (2), § 45, 56; benzer yöndeki AİHMkararı için bkz.Mater/Türkiye,B. No: 54997/08, 16/7/2013, § 52).
31. Başvuru konusu olayda söz konusu olan; adı, soyadı vegörüntüsü de kullanılmak suretiyle başvurucunun özel hayatına ilişkin gerçekdışı ve küçük düşürücü haber yapılması nedeniyle kişisel itibarının korunmasıhususunda Derece Mahkemelerinin yetersiz olduğu iddiasıdır.
32. Başvuruya konu manşetten verilen gazete haberindebaşvurucunun, biri resmî nihâhlı eşi olmak üzerebirbirlerinden haberi olmayan üç kadınla üç ayrı evde, aynı anda birliktelikyaşadığı, su siparişi sonrası yapılan bir yanlışlık üzerine başvurucunun eşininönce kocasının sevgililerden birini, ertesi gün gelen Mahkeme tebligatı üzerinede diğer sevgilisini öğrendiği, zengin sevgili olarak tanıtılan kadının (F.K.)aynı günlerde başvurucu tarafından terk edilmesi ve başvurucunun evli olduğunuöğrenmesi üzerine bir evini ve bir milyon lirasını aldığı iddiasıyla başvurucuhakkında çeşitli davalar açtığı, başvurucunun bu evde diğer sevgilisiylebirlikte yaşadığı ileri sürülmüş ve bazı detaylarla birlikte başvurucunun adı,soyadı ve sansürlenmemiş hâliyle fotoğraflarına yer verilmiştir. Söz konusuhaberde özel hayatındaki bazı hususlara, ismine ve fotoğraflarına yer verilmesinedeniyle başvurucunun kişisel itibarının korunması hakkına müdahale edildiğikabul edilmelidir.
ii. İfade Özgürlüğü ile Basın Özgürlüğü
33.Mevcut başvuruda başvurucunun Anayasa'nın 17. maddesininbirinci fıkrasında koruma altına alınan kişisel itibarın korunmasını istemehakkı ile ulusal günlük gazetenin Anayasa'nın 28. maddesinde güvence altınaalınan basın özgürlüğü ve bu özgürlükle bağlantılı olarak Anayasa'nın 26.maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğü arasında bir denge kurulmasıgerekmektedir (İlhan Cihaner(2), § 49). Bu sebeple bu özgürlüklerin kullanımıyla ilgili genelilkelerin belirlenmesi gerekir.
34. Anayasa'nın "Düşünceyiaçıklama ve yayma hürriyeti" kenar başlıklı 26. maddesişöyledir:
"Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başkayollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Buhürriyet resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya davermek serbestliğini de kapsar. Bu fıkra hükmü, radyo, televizyon, sinema veyabenzeri yollarla yapılan yayımların izin sistemine bağlanmasına engel değildir.
Bu hürriyetlerin kullanılması, millî güvenlik, kamu düzeni, kamugüvenliği, Cumhuriyetin temel nitelikleri ve Devletin ülkesi ve milleti ilebölünmez bütünlüğünün korunması, suçların önlenmesi, suçlularıncezalandırılması, Devlet sırrı olarak usulünce belirtilmiş bilgilerinaçıklanmaması, başkalarının şöhret veya haklarının, özel ve aile hayatlarınınyahut kanunun öngördüğü meslek sırlarının korunması veya yargılama göreviningereğine uygun olarak yerine getirilmesi amaçlarıyla sınırlanabilir.
Haber ve düşünceleri yayma araçlarının kullanılmasına ilişkindüzenleyici hükümler, bunların yayımını engellememek kaydıyla, düşünceyiaçıklama ve yayma hürriyetinin sınırlanması sayılmaz.
Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin kullanılmasında uygulanacakşekil, şart ve usuller kanunla düzenlenir."
35. Anayasa'nın "Basınhürriyeti" kenar başlıklı 28. maddesinin ilgili fıkralarışöyledir:
"Basın hürdür, sansür edilemez. Basımevikurmak izin alma ve malî teminat yatırma şartına bağlanamaz.
Devlet, basın ve haber alma hürriyetlerinisağlayacak tedbirleri alır.
Basın hürriyetinin sınırlanmasında, Anayasanın26 ve 27 nci maddelerihükümleri uygulanır."
36. Anayasa'nın 26. maddesinde ifade özgürlüğünün kullanımındabaşvurulabilecek araçlar "söz, yazı, resim veya başka yollar" olarakifade edilmiştir ve "başka yollar"ifadesiyle her türlü ifade aracının anayasal koruma altında olduğugösterilmiştir (Emin Aydın, B.No: 2013/2602, 23/1/2014, § 43). Bu itibarla ifade özgürlüğü, fotoğraflarınyayımlanmasını da kapsamaktadır. Ancak fotoğrafların bir kişi ya da ailesihakkında çok kişisel ve hatta çok özel bilgiler içerebilmeleri nedeniyle bualan başkalarının hak ve şöhretlerinin korunması noktasında özel bir önem arzetmektedir (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. VonHannover/Almanya (No.2), B. No: 40660/08 ve 60641/08, 7/2/2012, §103).
37.Anayasa'da basın özgürlüğüne ilişkin olarak daha ayrıntılıdüzenlemeler de yer almıştır. Basın özgürlüğü alanındaki temel düzenlemeAnayasa'nın 28. maddesinde yer almaktadır. Bu madde basılmış materyallerikapsayacak ancak görsel ve işitsel iletişim araçlarını dışarıda bırakacakşekilde düzenlenmiştir. Nitekim düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğünündüzenlendiği Anayasa'nın 26. maddesinde "radyo,televizyon, sinema veya benzeri yollarla yayımların izin sisteminebağlanabileceği" belirtilerek bu iletişim araçlarının düşünceyiaçıklama ve yayma özgürlüğünden yararlanabileceği belirtilmek istenmiştir.Anayasa'nın 28. maddesine ilave olarak 29. maddede süreli ve süresiz yayınhakkına, 30. maddede basın araçlarının korunmasına yer verilmiştir. Anayasa'nın31. maddesinde ise kamu tüzel kişilerinin elindeki basın dışı kitle haberleşmearaçlarından yararlanma hakkı düzenlenmiştir. Ayrıca Anayasa'nın basınözgürlüğünü düzenleyen hükümlerinde yer alan"yazanlar", "bastıranlar", "başkasına verenler","dağıtımı önleme", "toplatma", "süreli yayın" ve "süresiz yayın" gibi ifadeler ancak "gazete", "kitap","dergi" gibi basılıp çoğaltılabilen kitle iletişimaraçları için kullanılabilir. Dolayısıyla Anayasa'ya göre basın, kitle iletişimaraçlarından biridir ancak diğer kitle iletişim araçlarından ayrılarak özelolarak korunmuştur (İlhan Cihaner (2), § 53).
38.İfade özgürlüğü, Anayasa'da yer alan diğer hak veözgürlüklerin önemli bir kısmını doğrudan etkiler. Gazete, dergi veya kitapbiçiminde basın ve yayın yoluyla düşüncenin yayılmasının başlıca aracı olan basınözgürlüğü de ifade özgürlüğünün kullanılma biçimlerinden biridir. Basınözgürlüğü, Sözleşme'de ayrı bir madde olarak değilifade özgürlüğüne ilişkin 10. maddenin altında koruma altına alınmıştır.Sözleşme'nin 10. maddesi yalnızca düşünce ve kanaatlerin içeriğini değililetilme biçimlerini de koruma altına almaktadır (İlhan Cihaner (2), § 54).
39. AİHM içtihatlarında sıklıkla vurgulandığı gibi ifadeözgürlüğü demokratik toplumun temelini oluşturan ana unsurlardan ve toplumunilerlemesi ve bireyin gelişmesi için gerekli temel şartlardan birinioluşturmaktadır. AİHM -Sözleşme'nin 10. maddesinin 2. paragrafı saklı tutulmaküzere- ifade özgürlüğünün sadece toplum tarafından kabul gören veya zararsız yada ilgisiz kabul edilen "bilgi"ve"fikirler" için değil incitici, şok edici ya da endişelendirici bilgive düşünceler için de geçerli olduğunu pek çok kararında yinelemiştir. AİHM'e göre ifade özgürlüğü, yokluğu hâlinde "demokratik bir toplum"dansöz edilemeyecek olan çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin birgereğidir. 10. maddede güvence altına alınan bu hak, bazı istisnalara tabi isede bu istisnaların dar yorumlanması ve bu hakkın sınırlandırılmasının iknaedici olması gerekir (İlhan Cihaner (2), § 55; benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Handyside/Birleşik Krallık,B. No: 5493/72, 7/12/1976, § 49).
40.Buna karşın basın özgürlüğü, Anayasa'nın 28. ve 32.maddelerinde özel olarak düzenlenmiştir. Basın özgürlüğü; gazete, dergi, kitapgibi araçlar ile düşünce ve kanaatleri açıklama, yorumlama, bilgi, haber veeleştirilerin yayın ve dağıtım haklarını kapsar (AYM, E.1996/70, K.1997/53,5/6/1997). Basın özgürlüğü düşüncenin iletilmesini ve dolaşımınıgerçekleştirerek bireyin ve toplumun bilgilenmesini sağlar. Çoğunluğa muhalifolanlar da dâhil olmak üzere düşüncelerin her türlü araçla açıklanabilmesi,açıklanan düşünceye paydaş sağlanabilmesi, düşünceyi gerçekleştirme konusundailgililerin ikna edilebilmesi çoğulcu demokratik düzenin gereklerindendir. Buitibarla ifade özgürlüğü ile basın özgürlüğü demokrasinin işleyişi içinyaşamsal önemdedir (İlhan Cihaner (2), § 56).
41. AİHM, birçok kez demokratik bir toplumda basının oynadığıtemel rolün altını çizmiştir. Her ne kadar özellikle de başkalarının şöhret vehaklarının korunmasıyla ilgili olarak bazı sınırları aşmaması gerekse debasının görev ve sorumluluklarının bilincinde olarak kamu yararını ilgilendirenher konuyu iletme görevi vardır. Basının böyle konularda bilgi ve fikiryaymadan ibaret olan görevine kamunun bu fikir ve bilgileri alma hakkı eklenir.AİHM'e göre bu görevi olmasaydı basın, vazgeçilmez "gözetleyici" (watchdog) rolünü oynayamazdı (Benzer yöndeki AİHM kararıiçin bkz. Bladet Tromso ve Stensaas/Norveç [BD], B. No: 21980/93,20/5/1999, §§ 59-62; Pedersen ve Baadsgaard/Danimarka [BD], B. No: 49017/99,17/12/2004, § 71).
42.Ayrıca bu tür başvurularda basının yerine geçip belli birdurumda kullanılacak haber yapma şeklinin ne olacağını belirlemenin yargımercilerinin görevi olmadığı gözönündebulundurulmalıdır (İlhan Cihaner(2), § 59).
43.Sosyal görevini yerine getirebilmesi için basının özgürolması kadar sorumluluk bilinci ile hareket etmesi de şarttır. Basınözgürlüğünde belli ölçüde abartıya ve hatta tahrik yoluna başvurmak mümkün olsada (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Prager ve Oberschlick/Avusturya, B. No:15974/90, 26/4/1995, § 38) bu özgürlük aynı zamanda ilgililerin meslek ahlakınasaygı göstererek doğru ve güvenilir bilgi verecek şekilde ve iyi niyetli olarakhareket etmelerini de zorunlu kılmaktadır (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz.Bladet Tromso ve Stensaas/Norveç [BD], B. No: 21980/93,10/5/1999, § 65; İlhan Cihaner(2),§ 60).
44.Kötü niyetli olarak gerçeğin çarpıtılması bazen kabul edilebilir eleştirisınırlarını aşabilir. Gerçeğe uygun bir beyana kamuoyunun gözünde yanlış birimaj uyandırabilecek vurgular, değer yargıları, varsayımlar hatta imalar eşlikedebilmektedir. Dolayısıyla haber verme görevi zorunlu olarak ödev vesorumluluklar ve basın kuruluşlarının kendiliğinden uymaları gereken sınırlariçermektedir. Bu durum özellikle basında yer alan söylemlerde isimlerizikredilen kişilerin ciddi şekilde itham edilmeleri hâllerinde geçerlidir (İlhan Cihaner (2), §61; benzer yöndekiAİHM kararı için bkz. Mater/Türkiye, B. No: 54997/08, 16/7/2013,§§ 54, 55).
45. Sınırlanabilir birer hak olan ifade özgürlüğü ile onutamamlayan ve onun kullanılmasını sağlayan basın özgürlüğü, Anayasa'da yer alantemel hak ve özgürlükleri sınırlama rejimine tabidir. Anayasa'nın 28.maddesinin dördüncü fıkrasında basın özgürlüğünün sınırlanmasında 26. ve 27.madde hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir. Böylece basın özgürlüğü, ifadeözgürlüğü ile ilgili genel hüküm niteliğindeki 26. madde ile sanatsal veakademik ifadelerle ilgili 27. maddedeki sınırlama rejimine tabi tutulmuştur.Basın özgürlüğüne yönelik diğer sınırlamalar ise 28. maddenin beşinci veizleyen fıkralarında yer almıştır. Basının, Anayasa'nın 26., 27. ve 28.maddelerinde sayılan sınırlandırmalardan biri olan "başkalarının şöhret veya haklarının, özel veya ailehayatlarının" korunması için konmuş olan sınırlandırmalarauyması gerekir (Kadir Sağdıç [GK], B. No: 2013/6617, 8/4/2015, § 55).
46. Son olarak halkın da bu tür bilgileri almaya hakkı vardır.Basın özgürlüğü, kamuoyuna çeşitli fikir ve tutumlarının iletilmesi, bunlarailişkin bir kanaat oluşturulması için en iyi araçlardan birini sağlamaktadır (İlhan Cihaner (2), §63).
iii. Takdir Payı
47. Kişilerin şeref ve itibarının korunması hakkını güvencealtına alınmasını sağlayacak tedbirlerin seçiminde ve ifade hürriyetineyapılacak müdahalelerin kapsam ve gerekliliği hususunda kamu gücünü kullananorganların ve yargı makamlarının belli bir takdir payı bulunmaktadır. Bunakarşın bu takdir payı, hem hukuki durumu hem de hukukkurallarının uygulanmasına yönelik kararları kapsayacak şekilde AnayasaMahkemesinin denetimine tabidir. Anayasa Mahkemesince yapılacak denetim derecemahkemelerinin yerine geçerek karar vermek değil yargı mercilerinin takdiryetkilerini kullanarak verdikleri kararların davanın tüm koşulları gözönüne alınarak Anayasa ve Sözleşme'nin ortak korumaalanındaki hükümlerle uyumlu olup olmadığını tespit etmektir (Sözleşme’nin 8.ve 10. maddesi bağlamında devletlerin takdir payına ilişkin değerlendirmeleriçin bkz. Von Hannover/Almanya (No.2), § 104).
iv. Denge Kurmak için Başvurulan UygunKriterler
48. Mevcut olaydaki gibi başvurularda başvurunun sonucu, prensipolarak başvurunun ihtilaflı haberi yayımlamış olan gazete tarafındanAnayasa'nın 26. ve 28. maddelerine dayanılarak yapılmış olması ile bu haberveya makaleye konu olan kişi tarafından Anayasa'nın 17. maddesinin birincifıkrasına dayanılarak yapılmış olmasına göre değişmez. Gerçekte bu hakların herikisi de prensip olarak eşit bir saygıyı hak etmektedir (İlhan Cihaner (2),§ 65; Von Hannover/Almanya (No. 2), § 106).
49. Yargı mercilerinin bu iki hak arasında Anayasa Mahkemesiiçtihadında ortaya konulan kriterlere uygun bir şekilde bir denge kurmalarıgerekir. Basın özgürlüğü ve bu kapsamda ifade özgürlüğü ile itibarın korunmasıhakkı arasında bir denge kurulmasıyla ilgili olarak mevcut olayauygulanabilecek olan ve Mahkememizin 2013/5574 numaralı İlhan Cihaner (§§66-73) kararında benimsenen kriterler aşağıda sayılmıştır:
KamuYararına Katkı
50. Birinci temel unsur; haber, makale veya fotoğraflarınbasında yer almasının kamu yararına yönelik bir tartışmaya yapacağı katkıdır (Von Hannover/Almanya (No. 2), § 109). Genelyarar konusu olan hususların belirlenmesi ihtilaflı yazıların içerikleri ilebirlikte somut davanın şartlarına da bağlıdır.
HedefAlınan Kişinin Ünlülük Derecesi ve Haber veya Makalenin Konusu
51. Hedef alınan kişinin rol ve fonksiyonu ve haber, yazı,röportaj ve/veya fotoğrafa konu faaliyetin niteliği bir önceki kriterlebağlantılı önemli başka bir kriter oluşturmaktadır. Burada sıradan bireyler ilekamusal şahıs ya da siyasi kişilik olarak kamusal alanda hareket eden bireyleriayırmak yerinde olur. Kamu tarafından tanınmayan bir kişi, kişisel itibarınasaygı gösterilmesini isteme hakkına ve özel hayat hakkına ilişkin özel birkorumadan yararlanmayı talep edebilirken kamu tarafından tanınan bireyler içinbu derecede bir koruma söz konusu değildir (Kamu tarafından tanınan kişileriçin korumanın daha esnek olacağına ilişkin bir karar için bkz. Minelli/İsviçre (k.k.),B. No: 14991/02, 14/6/2005). Mesela resmî bir görevi yerine getiren siyasikişilikler hakkında demokratik toplumdaki bir tartışmaya katkı sunabilecekolaylardan bahseden bir haber ile böyle bir görev yerine getirmeyen bir kişininözel hayatıyla ilgili detaylar üzerine yapılan haber bir tutulamaz (Kadir Sağdıç,§ 61).
52. Anılan birinci durumda basının rolü, basının bir demokrasidekamu yararı bulunan konularda bilgi ve fikir iletme yükümlülüğü olan "gözetleyici" (watchdog)fonksiyonuyla örtüşüyorsa da ikinci durumda bu roltalidir. Aynı şekilde kamunun bilgilenme hakkı; tanınan kişilerin, kamugörevlilerinin ve özellikle de siyasi kişiliklerin özel hayatlarının çeşitliboyutlarına belli bazı durumlarda üstün gelebilse de yayımlanan haberler ileonlara eşlik eden fotoğraf ve yorumların bu kişilerin sadece özel hayatlarıylailgili detaylar hakkında olması ve belli bir kesimin bu konudaki merakınıgidermek dışında bir amaç taşımaması durumunda -ilgili kişiler belli bir ünesahip olsalar bile- böyle bir üstün gelme durumundan bahsedilemez (Benzeryöndeki AİHM kararı için bkz. VonHannover/Almanya, B. No: 59320/00, 24/09/2004, § 65). Bu durumdaifade özgürlüğünün daha dar yorumlanması gerekir (Kadir Sağdıç,§ 62).
İlgili Kişinin Önceki Davranışı
53. İlgili kişinin haber veya yazının yayımlanmasından öncekidavranışı ya da ihtilaflı bilgilerin daha önce yayımlanmış olması da dikkatealınacak unsurlar içinde yer almaktadır (KadirSağdıç,§64).
Yayımın İçeriği, Şekli ve Sonuçları
54. Bir gazetede haberin, röportajın, fotoğrafın veya makaleninyayımlanma şekli ile hedef alınan kişinin orada sunulma biçimi dedeğerlendirmelerde gözönüne alınmalıdır. Ayrıcahaberin, ulusal veya yerel, tirajı az veya çok bir gazetede yayımlanmışolmasına göre yayım genişliği de önemli olabilir (Kadir Sağdıç, § 65).
Haber, Makale veya Fotoğrafların Yayımlanma Şartları
55.Son olarak haber, makale veya fotoğrafların yayımlanmaşartlarının, söz konusu haberde yer alan olayların geçtiği dönemde ülkedemeydana gelen olaylar ışığında değerlendirilmesi gerekir. Aynı zamanda hedefalınan kişi bakımından müdahalenin, başka bir ifadeyle haber ya da fotoğrafınyayımlanmasının etkilerinin niteliğini ya da ağırlığını gözönündebulundurmak gerekir.
56. AİHM kararlarında, kamu tarafından tanınmayan bir kişininfotoğrafının yayımlanması yazılı bir metnin yayımlanmasından daha önemli birmüdahale olarak değerlendirilmektedir (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Von Hannover/Almanya (No. 2), § 113; Erikainen and Others/Finland,B. No: 3514/02, 10/2/2009, § 70; Küchl/Austria, B. No: 51151/06,4/12/2012, § 90).
b. İlkelerin Olaya Uygulanması
57. İlk olarak başvuruya konu haber ya da fotoğrafların olgular temelinde gelişen bir tartışmayakatkı sunup sunmadığı ve içeriğinin kamunun merakını giderme isteğinin ötesinegeçip geçmediği sorularına cevap verilmelidir. Bu bağlamda bir haber veyayazının kamuyu bilgilendirme değeri ne kadar yüksek ise kişinin söz konusuhaber veya makalenin yayımlanmasına o kadar çok boyun eğmesi gerekir. Aksine,yazının bilgilendirme değeri ne kadar düşükse kişinin korunan çıkarına da okadar çok üstünlük tanınması gerekir (İlhan Cihaner (2), § 74).
58. Başvuruya konu haber, başvurucunun aynı şehirdeki üç ayrıevde biri resmî nikâhlı eşi olmak üzere üç kadınla birlikte yaşadığı, durumunortaya çıkması üzerine başvurucu ile eşinin tek celsede boşandığı, F.K. isimlikadının ise başvurucunun kendisini evlilik vaadiyle kandırıp bir dairesini vebir milyon lirasını aldığını ileri sürerek başvurucu aleyhine çeşitli hukuk veceza davaları açtığı iddialarına ilişkindir. Davalı basın kuruluşu İlk DereceMahkemesinde davaya konu haberin başvurucunun taraf olduğu bir kısım yargılamadosyasındaki bilgi ve belgelere dayanılarak, herhangi bir ekleme yapılmaksızınve iddia düzeyinde olduğu da belirtilmek suretiyle yapıldığını ileri sürmüştür.İlk Derece Mahkemesi "yapılan haberinyargıya intikal etmiş dosya içerikleri ile aynı nitelikte olduğu, dava konusuhaberde edinilen bilgilerin kamuya olduğu gibi aksettirildiği"kanaatine varmıştır. İlk Derece Mahkemesine göre dava konusu haber günceldir vetoplumsal ilgiyi uyandırmaktadır; bu sebeple de haberin yayımlanmasındakişilerin haysiyetini rencide etse bile kamu yararı bulunmaktadır.
59. Başvurucu, sözü geçen ulusal gazetede yayımlanan haberdekullanılan fotoğraflarda diğer kişinin (F.K.) görüntüsünün ve adının teknikyöntemlerle gizlendiğini ancak kendisinin görüntüsü ile isim ve soyadınaherhangi bir sansür uygulanmadığını, toplumsal ilginin odağında olmasınısağlayacak bir şöhrete sahip bir kişi veya politik bir figür olmadığı gibikamusal bir görevinin de bulunmadığını, haberde gerçek dışı iddialara yerverildiğini, özel hayatına ilişkin bilgi ve detayların toplumu ilgilendiren biryönü olmadığını, kendisine yönelik "çapkınlığınsuyu çıktı.", "değirmeninsuyu.." ve "...zenginsevgilisine aldırdığı lüks dairede..." gibi ifadelerkullanıldığını ve bu suretle kişilik haklarına zarar verildiğini ilerisürmüştür. Başvurucu, açtığı manevi tazminat davasında İlk Derece Mahkemesininve Yargıtayın itibarını korumadıklarından şikâyetetmektedir.
60. Başvurucunun hakkındaki haberin kişilik haklarına aykırıolduğu yönündeki soyut değerlendirmelerine karşı davalı basın kuruluşu; sözkonusu haber ve yazılardaki bilgilerin başvurucu hakkında açılmış olan davadosyalarından elde edildiğini, haberin görünür gerçeğe uygun olduğunu ilerisürmüştür. İlk Derece Mahkemesi de başvurucunun talebini, söz konusu haberinbir bütün olarak görünür gerçeğe uygun olduğu ve özle biçim arasındaki dengeninbozulmadığı gerekçesi ile reddetmiştir.
61. Başvuruya konu gazete haberinde başvurucu hakkında evliolduğu süreçte iki kadınla daha ilişkisi olduğu, "Seyahatteyim." diyerek aynı evde pek kalmadığı veüç bayanla da ayrı evlerde birlikte yaşadığı, durumun eşinin sipariş ettiğidamacana suyun başvurucunun sevgilisiyle yaşadığı karşı sitedeki diğer eveteslim edilmesi üzerine ortaya çıktığı iddialarına yerverilmiştir. Söz konusu haberde sipariş ettiği su gelmeyen ancak su firmasıyetkililerince siparişin başvurucunun adına kayıtlı adrese bırakıldığıbilgisini alan eşin durumdan şüphelenerek firmadan aldığı adrese gittiği vebaşvurucuyu bu evde başka bir kadınla yakaladığı, ertesi gün gelen davatebligatıyla da zengin sevgiliyi (F.K.) öğrendiği iddiaları aktarılmış ve başvurucuile eşinin bu olay üzerine tek celsede boşandığı, aynı günlerde başvurucutarafından terk edilen eski nişanlı F.K.nin isebaşvurucunun evli olduğunu ve kendi aldığı dairede başvurucunun diğer bayanla(M.E.) birlikte yaşadığını öğrenmesiyle birlikte bir daire ve bir milyonlirasını aldığı iddiasıyla başvurucu hakkında tapu iptali davası açtığı,dolandırıcılık ve resmî evrakta sahtecilik suçlamasıyla da şikâyette bulunduğubelirtilmiştir. Gazetenin manşetten verdiği haberin yanında başvurucu ile F.K.nin birlikte çekilmiş bir fotoğrafına yer verilmiştir.Fotoğrafta başvurucu ile F.K. bir masada yan yana oturmakta ve başvurucunun bireli F.K.nin omzunda durmaktadır. İç sayfada isehaberin detayları ile birlikte anılan fotoğrafın küçültülmüş hâline ve başvurucuile F.K.nin benzer bir pozla çekilmiş bir diğerfotoğrafına yer verilmiştir. Fotoğraflarda başvurucunun yanındaki bayanın(F.K.) görüntüleri teknik yöntemle tanınamayacak şekilde gizlenirkenbaşvurucunun görüntüleri herhangi bir sansür uygulanmaksızın aynen korunmuştur.Ayrıca haber içeriğinde geçen üç bayanın kimlikleri yalnızca isim vesoyadlarının baş harfleri belirtilmek suretiyle gizlenirken başvurucunun ismive soyadı açık olarak yer almıştır.
62. Söz konusu gazete haberinin toplumun en temel kurumlarındanbiri olan evlilik birliğini ilgilendirmesi ve bu birliğe atfedilen toplumsalönem de gözönünde bulundurulduğunda evli bir kişinineşi haricinde iki ayrı kadınla ve kadınların birbirinden haberi olmaksızınbirliktelik yaşaması gibi toplumda alışılagelmiş olmayan bir durumun ve budurumun ortaya çıkış şeklinin toplumun ilgisini çekeceği muhakkaktır. Öteyandan bahsi geçen olayın başvurucunun yargılanmasına neden olan bir suçisnadına da konu olduğu gözetildiğinde ve kadın-erkek ilişkilerinin toplumda,özellikle de son yıllarda daha yoğun şekilde tartışılagelen genel bir meseleolması bakımından bir ölçüde genel yarar nitelikli bir tartışmaya katkı sunduğukabul edilebilir. Burada söz konusu olan toplumdaki genel bir probleme dikkatçekmek amacıyla bireysel bir örneğin kamuoyuna sunulmasıdır. Bu hususla ilgiliolarak basının genel yarar nitelikli bütün sorunlarla ilgili olarak bilgi vefikir yayma fonksiyonuna, kamunun bu bilgi ve fikirleri alma hakkının eklendiğihatırlanmalıdır.
63. Somut olayda İlk Derece Mahkemesi, davalının basın özgürlüğüve bu bağlamda ifade özgürlüğü ile başvurucunun şeref ve itibarının korunmasıhakları arasında bir denge kurma işlemi yaparken davada çözülmesi gerekenhususun dava konusu haberin gerçeği yansıtıp yansıtmadığına ilişkin olduğunubelirterek bahse konu gazete haberinde geçen olayların gerçekliği meselesineözel bir önem atfetmiştir. İlk Derece Mahkemesi söz konusu haber ve yazıların,genel çıkarı ilgilendiren bir tartışmaya katkı sunup sunmadığı sorusu ilehaberin yapıldığı şartlar üzerine de eğilmiş vebaşvuruya konu haberin "görünürgerçekliğe uygun" olduğuna karar vermiştir (bkz. § 12).
64. Başvuruya konu haberde geçenbazıifadeler nedeniyle abartıya kaçılmadığı da söylenemez. Ne var ki basınözgürlüğünün kapsamının, demokrasi ile yakın ilişkisinin doğal sonucu olarakbir dereceye kadar abartıya ve hatta kışkırtmaya izin verecek şekilde genişyorumlanması gerektiği kabul edilmelidir (İlhanCihaner (2), § 85; benzer yöndeki AİHMkararı için bkz. Radio France ve diğerleri/Fransa, B. No:53984/00, 30/3/2004, § 37).
65. Diğer taraftan başvuru konusu haberde başvurucunun ismine vegörüntüsüne yer verilmesi hususundaki itirazı da ele alınmalıdır. Başvurucununkamuoyunda tanınmış bir kişi olmaması nedeniyle daha geniş bir korumadanyararlanacağı ve dengelemede bu durumun gözönündebulundurulması gerektiği muhakkaktır. Bununla birlikte fotoğraf yayımlamanınifade özgürlüğünün bir parçası olduğu ve ilgili haber ya da makalede geçentartışmaya destekleyici ve güçlendirici katkı sağlayabildiği unutulmamalıdır.
66. Somut olayda başvurucunun kendi eylemlerinden kaynaklanan vedaha sonra çeşitli hukuk ve ceza davalarına da konu olmuş bir olayın haberyapılması söz konusudur ve habere eşlik eden fotoğrafların haber içeriğiyledoğrudan ilgili olduğu, bu anlamda haberin tamamlayıcı bir parçası olduğu ve dekamusal bir tartışmaya katkı sunduğu değerlendirilmiştir. Başvurucunun ismineve görüntüsüne yer verilmesine ulusal mevzuat açısından da bir engelbulunmadığı anlaşılmaktadır.
67. Bu durumda yukarıdaki değerlendirmelerin tamamı ve yargımercilerinin farklı çıkarları dengelerken sahip oldukları takdir payları dadikkate alındığında Anayasa'nın 17. maddesinin birinci fıkrasında yer alanpozitif yükümlülüklere uyulduğu sonucuna varılmıştır.
68. Açıklanan sebeplerle bu maddenin ihlal edilmediğine kararverilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Kişinin maddi ve manevi varlığının korunması hakkının ihlaledildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa'nın 17. maddesinin birinci fıkrasında güvence altınaalınan kişinin maddi ve manevi varlığının korunması hakkının İHLALEDİLMEDİĞİNE,
C. Yargılama giderlerinin başvurucunun üzerinde BIRAKILMASINA,
D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE21/9/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.