TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
ZAFER YILMAZ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2017/14317)
Karar Tarihi: 28/1/2021
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Hicabi DURSUN
Muammer TOPAL
Recai AKYEL
Selahaddin MENTEŞ
Raportör
:
Gizem Ceren DEMİR KOŞAR
Başvurucu
:
Zafer YILMAZ
Vekilleri
:
Av. Halil İbrahim YILMAZ
Av. Mehmet MİRZA
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru; soruşturma aşaması ile koruma tedbirlerininuygulanması sırasındaki hukuka aykırılıklar, ceza infaz kurumundaki tutmakoşulları, ceza infaz kurumunda getirilen kısıtlamalar nedenleriyle kişihürriyeti ve güvenliği, özel hayata saygı, mülkiyet, adil yargılanma haklarıile masumiyet karinesi ve kötü muamele yasağının, Yargıçlar ve Savcılar BirliğiDerneğinin kapatılması nedeniyle örgütlenme özgürlüğünün ihlal edildiğiiddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru 6/1/2017 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılanön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için AdaletBakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.
6. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyandabulunmamıştır.
III. OLAY VEOLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle veUlusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde olaylar özetle şöyledir:
A. BaşvurucuHakkında Yürütülen Adli Süreç Yönünden
8. Türkiye 15/7/2016 tarihinde askerî bir darbeteşebbüsüyle karşı karşıya kalmış ve bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülkegenelinde olağanüstü hâl ilan edilmiştir. Olağanüstü hâl süresi 19/7/2018tarihinde yeniden uzatılmayarak son bulmuştur. Kamu makamları ve yargıorganları -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çokuzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve son yıllarda Fetullahçı TerörÖrgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilenbir yapılanmanın olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve diğerleri[GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25).
9. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelindedarbe girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasabile FETÖ/PDY ile bağlantılı olan ve aralarında yargı mensuplarının dabulunduğu çok sayıda kişi hakkında Cumhuriyet başsavcılıkları tarafındansoruşturma başlatılmıştır. Bu kapsamda teşebbüsün savuşturulduğu gün AnkaraCumhuriyet Başsavcılığınca -aralarında yüksek mahkeme üyelerinin de bulunduğu-üç bine yakın yargı mensubu hakkında FETÖ/PDY ile bağlantılarının bulunduğuiddiasıyla başlatılan soruşturmada bu kişilerin büyük bölümü hakkında gözaltıve tutuklama tedbirlerine başvurulmuştur (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§51, 350).
10. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun (HSYK)24/8/2016 tarihli kararı ile -Yozgat Cumhuriyet Savcısı olarak görev yapmaktaolan- başvurucunun FETÖ/PDY ile bağlantısının bulunduğu gerekçesiyle görevdenuzaklaştırılmasına karar verilmiş ve bu karar 29/11/2016 tarihindekesinleşmiştir.
11. Darbe teşebbüsü sonrasında Ankara CumhuriyetBaşsavcılığınca bazı yargı mensupları hakkında FETÖ/PDY ile bağlantılısuçlardan başlatılan soruşturma kapsamında başvurucu Yozgat CumhuriyetBaşsavcılığı tarafından 17/7/2016 tarihinde gözaltına alınmıştır.
12. Başsavcılık 17/7/2016 tarihinde, başvurucuyututuklanması istemiyle Yozgat Sulh Ceza Hâkimliğine sevk etmiştir. Hâkimliktutuklama isteminin reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesi şöyledir:
"Şüpheli Zafer Yılmaz'ın üzerineatılı suçun niteliği, mevcut delil durumu, şüphelinin kaçması, saklanması veyakaçacağı şüphesini uyandıran somut bulguların hazırlık dosyası kapsamına görebulunmaması, her ne kadar atılı suçun CMK 100 kapsamında katalog suçlardan olsada hazırlık dosyası kapsamına göre kuvvetli suç şüphesini gösteren somutdelillerin bulunmaması, delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme ile olaydansonraki davranışları, tutuklamanın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Anayasamızve Yargısal içtihatlar da dikkate alındığında başvurulması gereken son tedbirolduğu dikkate alınarak bu aşamada şüphelinin tutuklanmasının ölçülüolamayacağı anlaşıldığından CMK nun 100. maddesi uyarınca şüphelinin TUTUKLANMAİSTEMİNİN REDDİNE..."
13. Bu karara yapılan itiraz üzerine Sungurlu Ağır CezaMahkemesince başvurucu hakkında yakalama emri çıkarılmasına karar verilmiştir.
14. Başvurucu, hakkındaki yakalama kararı nedeniyleYozgat Cumhuriyet Başsavcılığına başvurmuş ve Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi(SEGBİS) yöntemiyle Sungurlu Sulh Ceza Hâkimliği önünde başvurucunun sorgusuyapılmıştır. Sorgu sırasında başvurucunun müdafii de hazır bulunmuştur.
15. Sungurlu Sulh Ceza Hâkimliği tarafından 20/7/2016tarihinde başvurucunun tutuklanmasına karar verilmiştir. Kararın gerekçesişöyledir:
"Şüpheli ZAFER YILMAZ'ın üzerineatılı "silahlı terör örgütüne üye olmak TCK 314/2)" suçunu işlediğihususunda şüpheli hakkında HSYK 2. Dairesinin Fetuhlahçı Terör Örgütüne ÜyeOlmaktan dolayı 16/07/2016 tarihindeki Cumhuriyet Savcılığından Açığa AlmaKararı bulunduğu, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının ihbarı, 15/07/2016tarihinde Ankara ve İstanbul illerinde Fetullahçı terör örgütüne üye olduğuiddia edilen bir kısım asker, polis ve sivillerin darbe girişimde bulunduğu, şuanda da çok sayıda şehidin bulunduğu, binlerce yaralının olduğu, milyonlarcamaddi zararın ortaya çıktığı, halen de darbe teşebbüsünün devam ettiği, bunedenle suçun temadi niteliğinde olduğundan şüphelinin üzerine atılı suçuişlediği hususunda somut delillere dayalı kuvvetli suç şüphesinin bulunduğu,suçun CMK'nın 100/3-11. maddesinde yer alan katalog suçlardan olduğu, isnatedilen suça ilişkin kanunda öngörülen hapis cezası dikkate alındığındaşüphelinin kaçma ihtimalinin bulunması, atılı suçun vasfı, mahiyeti ve işlenişşekli dikkate alındığında şu aşamada adli kontrol hükümlerinin uygulanmasınınyetersiz kalacağı, şüpheli ZAFER YILMAZ'ın 2802 sayılı Hakimler ve SavcılarKanununun 94. maddesinin atfıyla CMK'nun 100 ve devamı maddeleri uyarıncaTUTUKLANMASINA..."
16. Tutuklama kararına yapılan itiraz, Yozgat Sulh CezaHâkimliği tarafından reddedilmiştir.
17. Başvurucu 10/10/2016 tarihli tutukluluk hâlinindevamına ilişkin Ankara 2. Sulh Ceza Hâkimliği kararına itiraz etmiştir.
18. Ankara 3. Sulh Ceza Hâkimliği 25/11/2016 tarihindeitirazın kesin olarak reddine karar verilmiştir.
19. Anılan karar 6/12/2016 tarihinde başvurucuya tebliğedilmiştir.
20. Başvurucu 6/1/2017 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
21. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen iddianamedeBaşsavcılık, başvurucunun örgütsel nitelikli eylemleri ile FETÖ/PDY hiyerarşisiiçinde yer almak suretiyle terör örgütü üyesi olma suçunu işlediğini iddiaetmiştir.
22. İddianame Ankara 21. Ağır Ceza Mahkemesince (Mahkeme)19/7/2017 tarihinde kabul edilerek E.2017/103 sayılı dosya üzerinden kovuşturmaaşaması başlamıştır.
23. Mahkeme 14/3/2018 tarihli birinci duruşmadabaşvurucunun tahliyesine karar vermiştir.
24. Ankara 21. Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılamasonunda başvurucunun FETÖ/PDY'ye üye olma suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezası ilecezalandırılmasına karar verilmiştir.
25. Başvurucu hakkındaki kararın istinaf aşamasındaincelemesi devam etmektedir.
B. İnfazHâkimliğine Yapılan Başvurular Yönünden
26. Başvurucu;
- 13/10/2016 tarihli dilekçesi ile ceza infaz kurumunagirdiği tarihten beri hiçbir karar ve gerekçe gösterilmeden kültür ve sanatetkinliklerine katılma hakkından yoksun bırakıldığını,
- 21/10/2016 tarihli dilekçesi ile hukuki başvurularınaesas olarak taslak hazırlamak için kalemtıraş talep etmesine rağmen bununsağlanmadığını, yine başvuruları için gerekli olan ataş ve A4 kâğıt için büyükevrak zarfı, şeffaf dosya talebinin karşılanmadığını, başvuruları içinbilgisayar ve çıktı alma hakkının olmadığını, çay (kültürel gereklilik), içmesuyu, deterjan, prizden kullanılan elektrik, sandalye, çatal, bıçak, kaşık,tabak, bardak dâhil ihtiyaçlarını kişisel hesabından karşıladığını, bunlarınceza infaz kurumu tarafından karşılanmasını istediğini, koğuşta bulanan yirmikişiye bir tuvalet verildiğini, bu nedenle sıkıntı çektiğini, yemeklerinituvalet kokusu içinde yediklerini, sağlık yönünden kötü muamele gördüğünü,kültürel ve sanatsal haklarının sınırlandırıldığını,
- 28/10/2016 tarihli dilekçesi ile Anayasa Mahkemesine veAvrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvurmak için internet bağlantısı olmayanbilgisayarda çalışma ve bilgisayardan çıktı alma imkânının tanınmasını talepettiğini fakat ceza infaz kurumunun bu talebini internet bağlantısı olan birbilgisayar olarak yanlış anladığını, savunma hakkının kısıtlanmaması içinbilgisayara ihtiyaç duyduğunu iddia etmiştir.
27. Yozgat İnfaz Hâkimliği bu dilekçeleri değerlendirerek22/11/2016 tarihinde itirazın reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesişöyledir:
"...gerekli bilgi ve belgelerdosyaya dahil edilerek cezaevinden bilgi alınmış olmakla, 24/10/2016 tarihliYozgat E Tipi Kapalı ve Açık Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü'nün tespit tutanağı daincelenerek, içinde bulunulan hal itibariyle herhangi bir güvenlik zaafiyeti vemüessif bir olaya sebebiyet verilmemesi için güvenlik amaçlı kısıtlamalarınyapıldığı, mevzuata aykırı bir durumun tespit edilmediği, cezaevinde şu aşamadatüm koğuşlarda kapasitenin üzerinde hükümlü/tutuklu barındırıldığı anlaşılmaklatutuklunun yapmış olduğu itirazının reddine..."
28. İnfaz Hâkimliği kararın yapılan itiraz, Yozgat AğırCeza Mahkemesinin 2/12/2016 tarihili kararıyla reddedilmiştir.
29. Karar 13/12/2016 tarihinde başvurucuya tebliğedilmiştir.
30. Başvuru 6/1/2017 tarihinde yapılmıştır.
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
31. Mahkemenin 28/1/2021 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Adli YardımTalebi Yönünden
32. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Şerif Ay (B. No:2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkeler dikkate alınarak geçiminiönemli ölçüde güçleştirmeksizin yargılama giderlerini ödeme gücünden yoksunolduğu anlaşılan başvurucunun açıkça dayanaktan yoksun olmayan adli yardımtalebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.
B. Kişi Hürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğineİlişkin İddialar
1. GözaltıTedbirinin Hukuki Olmadığına İlişkin İddia
33. Başvurucu, şartları oluşmadığı hâlde hakkındauygulanan gözaltı tedbirinin hukuki olmadığını ve gözaltı kararı tebliğedilmediği için itiraz etme hakkının engellendiğini belirterek kişi hürriyetive güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
34. Bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesinebaşvurulabilmesi için olağan kanun yollarının tüketilmiş olması gerekir.Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derecemahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte birhak arama yoludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403,26/3/2013, §§ 16, 17).
35. Anayasa Mahkemesi, kanunda öngörülen gözaltısüresinin aşıldığı veya yakalama ve gözaltına alınmanın hukuka aykırı olduğuiddialarına ilişkin olarak bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıylaasıl dava sonuçlanmamış da olsa -ilgili Yargıtay içtihatlarına atıf yaparak-4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141. maddesindeöngörülen tazminat davası açma imkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukukyolu olduğu sonucuna varmıştır (Hikmet Kopar ve diğerleri [GK], B. No:2014/14061, 8/4/2015, §§ 64-72; Hidayet Karaca [GK], B. No: 2015/144,14/7/2015, §§ 53-64; Günay Dağ ve diğerleri [GK], B. No: 2013/1631,17/12/2015, §§ 141-150; İbrahim Sönmez ve Nazmiye Kaya, B. No:2013/3193, 15/10/2015, §§ 34-47).
36. Buna göre 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesindebelirtilen dava yolunun başvurucunun durumuna uygun, telafi kabiliyetini haiz,etkili bir hukuk yolu olduğu ve bu olağan başvuru yolu tüketilmeden yapılanbireysel başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincillik niteliğiile bağdaşmadığı sonucuna varılmıştır.
37. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuruyollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
2. TutuklamanınHukuki Olmadığına ve Tutukluluk Süresinin Makul Olmadığına İlişkin İddia
38. Başvurucu; kuvvetli suç şüphesi ve somut delillerbulunmadan hakkında tutuklama kararı verildiğini, delilleri karartma ve kaçma şüphesiolmadığı hâlde koşulları oluşmadan verilen tutuklama kararı ve 5 ayı aşkın süredevam eden uzun tutukluluk nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
39. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuruusulü" kenar başlıklı 47. maddesinin (5) numaralı fıkrasının birincicümlesi şöyledir:
"Bireysel başvurunun, başvuruyollarının tüketildiği tarihten; başvuru yolu öngörülmemişse ihlalinöğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde yapılması gerekir."
40. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün (İçtüzük)"Başvuru süresi ve mazeret" kenar başlıklı 64. maddesinin (1)numaralı fıkrası şöyledir:
"Bireysel başvurunun, başvuruyollarının tüketildiği tarihten, başvuru yolu öngörülmemişse ihlalinöğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde yapılması gerekir."
41. Bireysel başvuruların 6216 sayılı Kanun'un 47.maddesinin (5) numaralı fıkrası ile İçtüzük'ün 64. maddesinin (1) numaralıfıkrası uyarınca başvuru yollarının tüketildiği tarihten, başvuru yoluöngörülmemiş ise ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içindeyapılması gerekmektedir.
42. Başvurucunun tutuklama kararının hukuka aykırı olduğuna,soruşturma aşamasında yapılan tutukluluk veya tutukluluğa itiraz incelemelerisırasında usule ilişkin güvencelere riayet edilmediğine ve uzun tutukluluksüresine dair şikâyetlerini içeren bireysel başvurusunu buna ilişkin kararlarınkendisine tebliğinden veya kararları öğrendiği tarihten itibaren otuz güniçinde yapması gerekmektedir.
43. Başvurucu 10/10/2016 tarihli tutukluluk hâlinindevamına ilişkin Ankara 2. Sulh Ceza Hâkimliği kararına itiraz etmiştir. Ankara3. Sulh Ceza Hâkimliği 25/11/2016 tarihinde itirazın kesin olarak reddine kararverilmiştir. Anılan karar 6/12/2016 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş,başvurucu bu tarihten itibaren otuz gün geçtikten sonra 6/1/2017 tarihindebireysel başvuruda bulunmuştur. Buna göre anılan şikâyetler bakımından bireyselbaşvuruda süre aşımı olduğu sonucuna varılmıştır.
44. Açıklanan gerekçelerle bireysel başvurunun bukısmının süre aşımı nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
3. İlkTutuklama Kararına Konu Sorgunun SEGBİS Yöntemiyle Yapılmasına İlişkin İddia
45. Başvurucu, sorgusunun SEGBİS yöntemiyle yapılmasınınkişi hürriyeti ve güvenliği hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüştür.
46. Somut olayda başvurucu, soruşturma aşamasındaSungurlu Sulh Ceza Hâkimliğinde 20/7/2016 tarihinde yapılan sorgusunun SEGBİSyöntemiyle gerçekleştirildiğini belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkınınihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvurucunun 20/7/2016 tarihinde sorgusununyapıldığı, bireysel başvurunun ise 6/1/2017 tarihinde yapıldığı dikkatealındığında SEGBİS ile yapılan sorgu tarihinden itibaren otuz günlük yasal süreiçinde bireysel başvuruda bulunulmadığı için başvuruda süre aşımı olduğusonucuna varılmıştır.
47. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının süreaşımı nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
4. Müdafi ileGörüşmelerin Kayıt Altına Alındığına İlişkin İddia
48. Başvurucu 28/7/2016 tarihinde müdafii ile ilk kezgörüştüğünü, bu görüşmenin kamera ile kayda alınmak istendiğini ancak itirazetmesi üzerine bundan vazgeçildiğini, bu görüşmeden bir kaç gün sonra yapılanikinci görüşmenin kamera ile kayıt altına alındığını belirterek müdafiyardımından yararlanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
49. Anayasa Mahkemesi 16/5/2001 tarihli ve 4675 sayılıİnfaz Hâkimliği Kanunu'nun 5. maddesinde belirtilen infaz hâkimliğine şikâyetyolunun bu kapsamda kalan iddialar bakımından telafi kabiliyetini haiz, etkilibir hukuk yolu olduğuna karar vermiştir (İsmail Solmaz, B. No:2017/15251, 12/2/2020, § § 104-105).
50. Somut başvuru yönünden anılan içtihattan ayrılmayıgerektiren bir durum bulunmamaktadır. İnfaz hâkimliğine başvuru yapıldığınailişkin bilgi ve belge bulunmamaktadır. Hukuk sisteminde mevcut yargısalyolları tüketmeksizin bireysel başvuruda bulunduğu anlaşılmıştır.
51. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuruyollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
5. Sulh CezaHâkimliğinin Yapısına İlişkin İddia
52. Başvurucu; tutuklama ve tutukluluğa itirazın reddikararını veren sulh ceza hâkimliklerinin bağımsız, tarafsız ve etkili birbaşvuru merci olmadığını, bu nedenle tutuklamaya karşı etkili başvuru hakkınınihlal edildiğini ileri sürmüştür.
53. Anayasa Mahkemesince sulh ceza hâkimliklerinin doğalhâkim güvencesini sağlamadığına, tarafsız ve bağımsız mahkeme olmadığına vetutukluluğa itirazın bu yargı mercilerince karara bağlanmasının hürriyettenyoksun bırakılmaya karşı etkili bir itirazda bulunmayı imkânsız hâlegetirdiğine ilişkin iddialar birçok kararda incelenmiş; bu kararlarda sulh cezahâkimliklerinin yapısal özellikleri dikkate alınarak söz konusu iddialarınaçıkça dayanaktan yoksun olduğu sonucuna varılmıştır (Hikmet Kopar vediğerleri, §§ 101-115; Mehmet Baransu (2), B. No: 2015/7231, 17/5/2016,§§ 64-78, 94-97).
54. Somut başvuruda, aynı mahiyetteki iddialara ilişkinolarak anılan kararlarda varılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durumbulunmamaktadır.
55. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmınınaçıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
6. SoruşturmaDosyasına Erişimin Kısıtlandığına İlişkin İddia
56. Başvurucu, soruşturma dosyasındaki gizlilik kararınedeniyle suçlamalara ilişkin temel delillere erişemediğini, hangi delileredayanılarak suçlandığını bilmediğini, tutukluluğa etkili bir şekilde itirazedemediğini ileri sürmüştür.
57. Anayasa Mahkemesi, soruşturma dosyalarına erişimeyönelik olarak verilen kısıtlama kararlarının tutuklu kişilerinözgürlüklerinden mahrum bırakılmasına karşı itirazda bulunma hakkı üzerindekietkisini birçok kararında incelemiştir. Bu kararlarda öncelikle yakalanan veyatutuklanan kişiye yakalama ya da tutuklama sebeplerinin ve hakkındakiiddiaların bildirilmesi gerektiği ancak buradaki bildirim yükümlülüğünün isnatedilen suçlamalara esas tüm bilgi ve delilleri kapsamadığı belirtilmiş, bubağlamda başvurucunun tutuklamaya konu suçlamalara ilişkin temel unsurlarıbilip bilmediği dikkate alınmıştır (Günay Dağ ve diğerleri, §§ 168-176; HidayetKaraca, §§ 105-107; Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri, §§ 248-257).
58. Somut olayda ifade ve sorgu tutanakları, tutukluluğailişkin kararlar, başvurucu veya müdafileri tarafından verilen tutukluluğailişkin dilekçeler ve soruşturma dosyasındaki bilgi ve belgeler incelendiğindebaşvurucunun tutukluluğuna temel teşkil eden bilgi ve belgelerden haberdarolduğu, bunların içeriği hakkında yeterli bilgiye sahip bulunduğu, tutuklulukdurumuna karşı itirazlarını sunma konusunda kendisine yeterli imkânın tanındığıgörülmektedir.
59. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
C. Yerleşme veSeyahat Hürriyetinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia
60. Başvurucu, ilk sorgu tarihi olan 17/7/2016 tarihindenbir gün önce 16/7/2016 tarihinde yurt dışı çıkış yasağı şeklinde adli kontrolkararı verildiğini öğrendiğini belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkınıihlal ettiğini ileri sürmüştür.
61. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216sayılı Kanun'un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası hükümlerine göre AnayasaMahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının incelenebilmesi için kamugücü tarafından müdahale edildiği iddia edilen hakkın Anayasa’da güvence altınaalınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (Sözleşme) veTürkiye’nin taraf olduğu ek protokollerinin kapsamına da girmesi gerekir. Birbaşka ifadeyle Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kalan bir hakihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesimümkün değildir (Onurhan Solmaz, § 18).
62. Anayasa’nın 23. maddesinde yer alan yerleşme veseyahat hürriyeti, Sözleşme ile Sözleşme’ye ek 1 No.lu Protokol’de tanınmışbulunan hak ve özgürlüklerden başka hak ve özgürlükler tanıyan 4 No.luProtokol’ün 2. maddesinde ve "Serbest dolaşım özgürlüğü" kenarbaşlığı altında düzenlenmiştir.
63. Sözleşme’ye ek 4 No.lu Protokol’e ülkemiz tarafdeğildir. Bu nedenle anılan protokol kapsamında kalan ve Anayasa’nın 23.maddesinde yer alan seyahat özgürlüğüne yönelik şikâyetle ilgili olarakbireysel başvuruda bulunulamaz (Sebahat Tuncel, B. No: 2012/1051,20/2/2014, § 53).
64. Açıklanan gerekçelerle yerleşme ve seyahatözgürlüğünün ihlali iddiasına ilişkin başvurunun bu kısmının diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin konu bakımından yetkisizliknedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
D. Kötü Muamele Yasağının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
65. Başvurucu, ceza infaz kurumunda kapasitenin çoküzerinde olan sağlıksız bir koğuşta tutulduğunu belirterek kötü muameleyasağının ihlal edildiğini iddia etmiştir.
66. Bakanlık görüşünde; başvurucuya tutulduğu koğuşlardayeterli alanın düştüğü, başvurana yeterli ortalama alanın yanı sıra yeterli havalandırma,hijyen ve sosyal imkânlarının sağlandığı, dolayısıyla başvurunun açıkçadayanaktan yoksun olduğu kanaatini bildirmiştir.
67. 6216 sayılı Kanun’un 47. maddesinin (3), 48.maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları uyarınca bireysel başvuruda, kamugücünün neden olduğu iddia edilen ihlale dair olayların tarih sırasına göreözeti yapılmalı; bireysel başvuru kapsamındaki hakların ne şekilde ihlaledildiği ve buna ilişkin gerekçeler ve deliller açıklanmalıdır (VeliÖzdemir, B. No: 2013/276, 9/1/2014, §§ 19, 20; Sabah Yıldızı Radyo veTelevizyon Yayın İletişim Reklam Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi [GK], B.No: 2014/12727, 25/5/2017).
68. Somut olayda başvurucu, ceza infaz kurumundakapasitenin çok üzerinde olan sağlıksız bir koğuşta tutulduğunu soyut birşekilde ileri sürmüş; barındırıldığı koşullara, koğuşta kaç kişi kaldıklarına,barındırılma koşullarının hayatını ne şekilde etkilediğine ilişkin bir açıklamayapmamıştır. Başvurucu, ihlal iddiasına ilişkin delillerini sunma ve temel hakve özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin açıklamalarda bulunma yönündekiyükümlülüğünü yerine getirmemiştir. Bu nedenle söz konusu iddialarıntemellendirilmemiş şikâyet kapsamında kabul edilmesi gerekmektedir.
69. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının, diğerkabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktanyoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
E. Özel Hayatave Aile Hayatına Saygı Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar
1. Arama KararıYönünden
70. Başvurucu, görevsiz ve yetkisiz mercilerce hiçbirdelil olmaksızın verilen arama kararına dayanılmak suretiyle konutunda aramayapıldığını belirterek özel hayata ve aile hayatına saygı haklarının ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
71. Soruşturma süreci sırasında uygulanan arama veelkoyma işlemleri nedeniyle özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ihlaledildiği ileri sürülmekle birlikte koruma tedbirinin türü, süresi, uygulanmatarzı ve kişinin yaşamı üzerindeki etkileri birlikte değerlendirildiğinde başvurucununuğradığı zararın kaçınılmaz olandan ağır olduğu veya koruma tedbirinin keyfîuygulandığı değerlendirilmemiş; başvurucu da bireysel başvuru formunda aksinikanıtlayacak bir açıklamada bulunmamıştır (Hülya Kar, B. No:2015/20360,27/2/2019, §§ 21-46). Dolayısıyla Anayasa'da öngörülen temel hak veözgürlüklere yönelik müdahalenin ihlal teşkil etmediği sonucuna ulaşılmıştır.
72. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
2. LojmandanÇıkarma Kararı Yönünden
73. Başvurucu, savcı olarak oturduğu lojmandançıkarıldığını belirterek özel hayata ve aile hayatına saygı haklarının ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
74. Başvurucunun Yozgat Adli Yargı İlk Derece MahkemesiAdalet Komisyonu Başkanlığının 25/8/2016 tarihli kararı ile görevdenuzaklaştırılan başvurucunun lojman tahsisinin kaldırılmasına ve lojmanıboşaltmasına karar verildiği belirlenmiştir.
75. Somut olayda başvurucunun lojman tahsisinin kaldırılaraklojmandan çıkarılmasına ilişkin işleme karşı herhangi bir idari veya yargısalyollara başvurduğuna dair belge sunmadığı, dolayısıyla hukuk sisteminde mevcutyargısal yolları tüketmeksizin bireysel başvuruda bulunduğu anlaşılmıştır.
76. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuruyollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
3. KamuGörevinden Çıkarma Kararı Yönünden
77. Başvurucu 23/7/2016 tarihli ve 29779 sayılı ResmîGazete'de yayımlanan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlereİlişkin Kanun Hükmünde Kararname (KHK) hükümlerine dayanılarak HSYK'nınkararıyla haksız şekilde meslekten çıkarıldığını ileri sürmüştür.
78. 23/1/2017 tarihli ve 29957 sayılı Resmî Gazete’deyayımlanan 685 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu KurulmasıHakkında KHK'da, 667 sayılı KHK’nın 3. maddesinin (1) numaralı fıkrasıkapsamında meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarınakarar verilenlerin kararın kesinleşmesinden itibaren altmış gün içinde ilkderece mahkemesi olarak Danıştaya dava açabilecekleri ve bu kişilerden dahaönce dava açmış olanların idare mahkemelerinde derdest olan veya karar verilendosyalarının Danıştaya gönderileceği hükme bağlanmış ve bu şekilde anılanuyuşmazlıkların çözümünde idari yargıda hangi yargı yerinin görevli olduğunayönelik uygulamada yaşanan tereddütler giderilmiştir. Daha önce dava açanlaryönünden de geçiş hükümleri ihdas edilmiştir. Buna göre 685 sayılı KHK'da belirginleştirilendava yolunun başvurucuların durumuna uygun, telafi kabiliyetini haiz, etkilibir yargı yolu olduğu ve bu olağan başvuru yolu tüketilmeden yapılanbaşvuruların incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil niteliği ilebağdaşmadığı sonucuna varılmıştır (benzer yöndeki kararlar için bkz. HacıOsman Kaya, B. No: 2016/41934, 16/2/2017; Murat Hikmet Çakmakcı, B.No: 2016/35094, 15/2/2017).
79. Somut olayda aynı mahiyetteki iddialara ilişkinolarak anılan kararlarda ulaşılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durumbulunmamakta olup bu kapsamda başvurucunun hukuk sisteminde mevcut yargısalyolları tüketmeksizin bireysel başvuruda bulunduğu anlaşılmıştır.
80. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuruyollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
4. GörüşHakkının Sınırlandırıldığına İlişkin İddia
81. Başvurucu, görüş hakkının 2. derece kan ve 1. derecekayın hısımları ile, telefon hakkının ise iki haftada bir 10 dakika ilesınırlandırıldığını, akraba dışında üç kişi ile görüşme hakkının kaldırıldığınıbelirterek özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
82. Başvurucunun anılan ihlal iddialarına yönelik olarakherhangi bir idari veya yargısal yollara başvurduğuna dair belge sunmadığı,dolayısıyla hukuk sisteminde mevcut yargısal yolları tüketmeksizin bireyselbaşvuruda bulunduğu anlaşılmıştır.
83. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuruyollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
F. Maddi veManevi Varlığın Korunması ve Geliştirilmesi Hakkının İhlal Edildiğine İlişkinİddia
84. Başvurucu, ceza infaz kurumuna girdiği tarihten berihiçbir karar ve gerekçe gösterilmeden kültürel ve sanatsal faaliyetlere katılmahakkından ve din hizmetlerinden yoksun bırakıldığını belirterek maddi ve manevibütünlüğünün korunması hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
85. Somut olayda başvurucu, ceza infaz kurumuna girdiğitarihten beri hiçbir karar ve gerekçe gösterilmeden kültürel ve sanatsalfaaliyetlere katılma hakkından ve din hizmetlerinden yoksun bırakıldığını soyutbir şekilde ileri sürmüştür. Talep ettiği hangi haktan ne şekildeyararlandırılmadığına ilişkin bir açıklama yapmamıştır. Başvurucu, ihlaliddiasına ilişkin delillerini sunma ve temel hak ve özgürlüğünün ihlaledildiğine ilişkin açıklamalarda bulunma yönündeki yükümlülüğünü yerinegetirmemiştir. Bu nedenle söz konusu iddiaların temellendirilmemiş şikâyetkapsamında kabul edilmesi gerekmektedir.
86. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğerkabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktanyoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
G. MasumiyetKarinesinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia
87. Başvurucu, HSYK'nın ihraç kararında kullanılangerekçeler, ihraç kararının ilan edilmesi, HSYK başkan vekilinin açıklamaları,FÖTÖ/PDY üyesi olma yönündeki söylemleri nedeniyle masumiyet karinesinin ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
88. 6216 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralıfıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Anayasa Mahkemesince kabuledilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Bu bağlamda başvurucununihlal iddialarını kanıtlayamadığı, temel haklara yönelik bir müdahaleninolmadığı veya müdahalenin meşruluğunun açık olduğu başvurular ile karmaşık veyazorlama şikâyetlerden ibaret başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabuledilebilir (Hikmet Balabanoğlu, B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 24).
89. Masumiyet karinesi, ceza yargılaması kapsamında birusul güvencesi olmasına rağmen buna ilişkin korumanın uygulanabilir olması veetkili şekilde sağlanabilmesi için beraat eden veya bir şekilde hakkındaki cezayargılaması devam etmeyen kişilerin kamu görevlileri veya otoritelerince suçlumuamelesi görmelerini önlemelidir. Bu kapsamda ceza davasını takip eden cezayargılaması niteliğinde olmayan herhangi bir yargılamada da (hukuk,disiplin gibi) masumiyet karinesine özen gösterilmelidir. Bununla birlikte cezayargılamasında mahkûmiyetle sonuçlanmamış aynı olaylara dayanılarak bir kişinindisiplin suçundan suçlu bulunması veya hakkında tazminata karar verilmesimasumiyet karinesini otomatik olarak ihlal etmez. Bu kapsamda kararvericilerin kullandıkları dil kritik önem taşır (Mustafa Kıvrak, B.No: 2013/3175, 20/2/2014, § 36).
90. Somut olaya bakıldığında başvurucunun da aralarındaolduğu birçok kişiye ilişkin meslekten çıkarma kararında, ifa edilen mesleğinniteliği gözetilerek disiplin hukuku ilke ve kuralları çerçevesinde soruşturmasonucu ortaya çıkarılan eylemler üzerinden değerlendirmeler yapıldığıgörülmüştür. Söz konusu kararda uygulanan yaptırımın hukukiliğini izah edernitelikte ifadeler kullanıldığı anlaşıldığından masumiyet karinesinin ihlaledilmediğinin açık olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
91. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
H. MülkiyetHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
92. Başvurucu, hiçbir suç unsuru teşkil etmediği için elkonulmayan tabanca ile ruhsatını teslim etmeye zorlandığını ve 20/7/2016tarihinde teslim ettiğini, eşinin ve kendisinin maaşının HSYK'nın görüş yazısıüzerine kesildiğini, ihraç kararı kesinleşinceye kadar maaş ödenmesi gerektiğihâlde ödeme yapılmadığını, ağustos ayı maaşının da kısmen iadesininistendiğini, eşi ve kendisinin mal varlığına tedbir konulduğunu belirterekmülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
93. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği,Anayasa Mahkemesine başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanunyollarının tüketilmesi zorunludur. Başvurucunun bireysel başvuru konusuşikâyetini öncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere usulüneuygun olarak iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve delilleri zamanında bumakamlara sunması, bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekliözeni göstermiş olması gerekir (İsmail Buğra İşlek, B. No: 2013/1177,26/3/2013, § 17).
94. Başvurucunun anılan ihlal iddialarına ilişkinişlemlere karşı herhangi bir idari veya yargısal yollara başvurduğuna dairbelge sunmadığı, dolayısıyla hukuk sisteminde mevcut yargısal yollarıtüketmeksizin bireysel başvuruda bulunduğu anlaşılmıştır.
95. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuruyollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
İ. ÖrgütlenmeÖzgürlüğünün İhlal Edildiğine İlişkin İddia
96. Başvurucu, mensubu olduğu Yargıçlar ve SavcılarBirliği (YARSAV) derneğinin kapatılması nedeniyle örgütlenme hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüş; ihlalin tespiti talebinde bulunmuştur.
97. 685 sayılı KHK’nın 1. maddesiyle Anayasa'nın 120.maddesi kapsamında ilan edilen ve 21/7/2016 tarihli Türkiye Büyük MilletMeclisi kararıyla onaylanan olağanüstü hâl kapsamında, terör örgütlerine veyadevletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna Millî GüvenlikKurulunca (MGK) karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti,aidiyeti, iltisakı veya bunlarla irtibatı olduğu gerekçesiyle başka bir idariişlem tesis edilmeksizin doğrudan KHK hükümleri ile tesis edilen işlemlereilişkin başvuruları değerlendirmek ve karara bağlamak üzere Olağanüstü Hâlİşlemleri İnceleme Komisyonu (Komisyon) kurulmuştur.
98. Komisyon, başka bir idari işlem tesis edilmeksizindoğrudan kanun hükmünde kararname hükümleri ile tesis edilen işlemlere ilişkinbaşvuruları değerlendirmek ve karara bağlamak üzere kurulmuştur. Komisyon;Olağanüstü hâl kapsamında doğrudan KHK'lar ile tesis edilen kamu görevinden,meslekten veya görev yapılan teşkilattan çıkarma ya da ilişiğin kesilmesi,öğrencilikle ilişiğin kesilmesi, dernekler, vakıflar, sendika, federasyon vekonfederasyonlar, özel sağlık kuruluşları, özel öğretim kurumları, vakıfyükseköğretim kurumları, özel radyo ve televizyon kuruluşları, gazete vedergiler, haber ajansları, yayınevleri ve dağıtım kanallarının kapatılması,emekli personelin rütbelerinin alınması işlemleri hakkındaki başvurularıdeğerlendirip karara bağlayacaktır. Ayrıca olağanüstü hâl kapsamında yürürlüğekonulan KHK'lar ile gerçek veya tüzel kişilerin hukuki statülerine ilişkinolarak doğrudan düzenlenen diğer işlemlerle ilgili de Komisyona talepte bulunmahakkı verilmiştir.
99. 685 sayılı KHK'nın 7. maddesinde, Komisyonun başvurualmaya başladığı tarihten önce yürürlüğe konulan KHK'larla ilgili olarakbaşvuru alma tarihinden (17/7/2017) itibaren altmış gün içinde, bu tarihtensonra yürürlüğe konulan KHK'larla ilgili olarak ise Resmî Gazete'de yayımlanmatarihinden itibaren altmış gün içinde Komisyona başvuru yapılabileceği, aynıKHK'nın 11. maddesinde de Komisyon kararlarına karşı idare mahkemelerinebaşvurulabileceği hüküm altına alınmıştır.
100. 685 sayılı KHK'nın geçici 1. maddesinin (3) numaralıfıkrasına göre Komisyonun görev alanına giren konularda daha önce herhangi biryargı mercine başvurmuş veya dava açmış olanlar hakkında yargı mercilerincekarar verilmesine yer olmadığına dair karar verilir ve dosyalar yeni birbaşvuru şartı aranmaksızın incelenmek üzere Komisyona gönderilir. Anılandüzenlemenin olağan kanun yollarına ilişkin olduğu açıktır. Anayasa Mahkemesinebireysel başvuru yolu ise olağan nitelikte bir kanun yolu değildir. Açıklanan nedenleAnayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvurular 685 sayılı KHK'nın geçici 1.maddesinin (3) numaralı fıkrası kapsamına girmemektedir. Dolayısıyla somutbireysel başvuru kabul edilebilirlik kriterleri bakımından değerlendirilmesigerekir (benzer yöndeki kararlar için bkz. Sait Orçan, B. No:2016/29085, 19/7/2017; Ramazan Korkmaz, B. No: 2016/36550, 19/7/2017; RemziyeDuman, B. No: 2016/25923, 20/7/2017).
101. KHK ile öğrencilikle ilişiği kesilenlerin ihlaliddiaları (Sait Orçan, B. No: 2016/29085, 19/7/2017), KHK ile kapatılankurum ve kuruluşlara ilişkin ihlal iddiaları (Ramazan Korkmaz, B. No:2016/36550, 19/7/2017) ve KHK ile kamu görevinden, meslekten veya görev yapılanteşkilattan çıkarılan ya da ilişiği kesilenlere ilişkin ihlal iddiaları (RemziyeDuman, B. No: 2016/25923, 20/7/2017) incelendiğinde ilk bakıştaulaşılabilir, ihlal iddialarıyla ilgili başarı şansı sunma ve yeterli giderimsağlama kapasitesi olduğu görünen Komisyona başvuru yolu tüketilmeden yapılanbaşvuruların incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil niteliği ilebağdaşmayacağı sonucuna varılmıştır.
102. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuruyollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
J. AdilYargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
103. Başvurucu, ceza infaz kurumunda yeterli imkânsağlanmadığı için savunma hakkının ihlal edildiğini ve soruşturma sürecindekihukuka aykırılıklar nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
104. Somut olayda başvurucu, soruşturma süreci devamederken bireysel başvuruda bulunmuş; sonrasında hakkında kamu davasıaçılmıştır. Anayasa Mahkemesince bireysel başvurunun karara bağlandığı tarihitibarıyla başvurucu hakkındaki davanın istinaf kanun yolunda derdest olduğugörülmektedir. Başvurucunun başvuru formunda dile getirdiği; savunmasındakullanmak için bilgisayardan yararlanamadığına, savunmasını yeterli şekildeyapamadığına, soruşturma sürecinde hukuka aykırılıklar gerçekleştiğidolayısıyla adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin şikâyetleriniistinaf ve temyiz aşamalarında ileri sürebilme ve bu aşamalarda inceletmeimkânı bulunmaktadır. Bu çerçevede derece mahkemelerinin istinaf ve temyizsüreçleri beklenmeden soruşturma sürecindeki adil yargılanma hakkı ihlalişikâyetlerinin başvurucu tarafından bireysel başvuruya konu edildiğigörülmüştür.
105. Söz konusu olağan hak arama yolları tüketilmedenyapılan bireysel başvurunun incelenmesi bireysel başvurunun ikincillikniteliği ile bağdaşmamaktadır.
106. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuruyollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,
B. 1. Gözaltı tedbirlerinin hukuki olmaması dolayısıylakişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuruyollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Tutuklamanın hukuki olmaması ve tutukluluk süresininmakul olmaması dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlaledildiğine ilişkin iddianın süre aşımı nedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA,
3. İlk tutuklama kararına konu sorgunun SEGBİS yöntemiyleyapılması dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğineilişkin iddianın süre aşımı nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
4. Müdafi ile görüşmelerin kayıt altına alınması dolayısıylakişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuruyollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
5. Sulh ceza hâkimliğinin yapısı dolayısıyla kişihürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
6. Soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması dolayısıylakişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
7. Yerleşme ve seyahat hürriyetinin ihlal edildiğineilişkin iddianın konu bakımından yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA,
8. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkiniddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA,
9. Arama kararı dolayısıyla özel hayata ve aile hayatınasaygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksunolması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
10. Lojmandan çıkarma kararı, kamu görevinden çıkarmakararı ve görüş hakkının sınırlandırılması dolayısıyla özel hayata veaile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuruyollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
11. Maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesihakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olmasınedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
12. Masumiyet karinesinin ihlal edildiğine ilişkiniddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA,
13. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuruyollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
14. Örgütlenme özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkiniddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA,
15. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA,
C. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk MuhakemeleriKanunu'nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesimağduriyetine neden olacağından adli yardım talebi kabul edilen başvurucununyargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 28/1/2021 tarihindeOYBİRLİĞİYLE karar verildi.