TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
ZELİHA İÇYER VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2015/4688)
Karar Tarihi: 12/9/2019
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan y.
:
Recep KÖMÜRCÜ
Üyeler
:
M. Emin KUZ
Rıdvan GÜLEÇ
Recai AKYEL
Yıldız SEFERİNOĞLU
Raportör
:
Mehmet Sadık YAMLI
Başvurucular
:
1. Zeliha İÇYER
2. Önder İÇYER
3. Saadet KAYA
4. Türkan GÜLBEZ
5. Yıldız BIYIK
6. Kader KULU
7. İsmail İÇYER
8. Elif ARTUT
9. İbrahim İÇYER
10. Gülseren BOZOOĞLU
Vekilleri
:
Av. Meral HANBAYAT YEŞİL
Av. Mehmet Ali KIRDÖK
Av. Ümit SİSLİGÜN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, terör olaylarından doğan maddi zararların eksiktazmin edilmesi, manevi zararların ise tazmin edilmemesi nedeniyle mülkiyethakkının; buna ilişkin idari ve yargısal sürecin makul süredesonuçlandırılmaması nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlaledildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 13/3/2015 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvurucu Aydın İçyer 14/7/2017tarihinde vefat etmiştir.
6. Başvurucunun eşi Zeliha İçyer veçocukları olan diğer başvurucular 6/10/2017 tarihinde kayda giren dilekçeylebaşvuruya devam etmek istediklerini bildirmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucuların murisi Aydın İçyer,Tunceli'nin Ovacık ilçesi Eğrikavak köyünde ikametetmekte iken 1994 yılında meydana gelen terör olayları neticesinde köyününboşaltılmasıyla yerleşim yerinden göç etmek zorunda kaldığını iddia etmiş;17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan ZararlarınKarşılanması Hakkında Kanun kapsamında zararlarının karşılanması talebiyleTunceli Valiliği Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zarar Tespit Komisyonuna(Komisyon) başvurmuştur. Komisyon 6/10/2009 tarihli kararıyla 14.653,23 TLödenmesine karar vermiştir.
9. Söz konusu tutarı yeterli bulmayan Aydın İçyerdava açmıştır. Dava dilekçesinde, zararın Komisyonca belirlenen tutardan çokdaha yüksek olduğu belirtilerek Komisyonun 6/10/2009 tarihli işleminin iptalineve 5233 sayılı Kanun'daki esaslar çerçevesinde 95.000 TL maddi ve 5.000 TLmanevi tazminat ödenmesine karar verilmesi talep edilmiştir.
10. Elazığ 2. İdare Mahkemesi (İdare Mahkemesi) 3/10/2012tarihli kararıyla eksik incelemeye dayalı olduğu gerekçesiyle Komisyonkararının iptaline, maddi tazminat istemi hakkında bu aşamada karar verilmesineyer olmadığına, manevi tazminat isteminin ise 5233 sayılı Kanun'dadüzenlenmediğinden reddine karar vermiştir.
11. Kararın temyiz edilmesi üzerine Danıştay OnbeşinciDairesi (Daire), ilk derece mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğunu,dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektireceknitelikte görülmediğini belirterek kararı 12/12/2013 tarihinde onamıştır.
12. Karar düzeltme talebi de Dairenin 11/12/2014 tarihli kararıile reddedilmiştir. Bu karar 25/2/2015 tarihinde tebliğ edilmiştir.
13. Başvurucuların murisi 13/3/2015 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
14. Bu arada iptal kararı üzerine anılan Komisyon tarafındanyeniden yapılan inceleme ve değerlendirme sonucu 10/12/2013 tarihli kararla32.764,33 TL ödenmesine karar verilmiştir.
15. Aydın İçyer, hesaplanan bu tutarıkabul etmiştir. 5233 sayılı Kanun’un 12. maddesi gereğince davet yazısı ilebirlikte gönderilen ve “Yukarıda ayni/nakdiolarak belirtilen zararımın/zararlarımın karşılanması sonucunda Komisyonuntespitine esas olay ile ilgili olarak uğradığım zararımın tamamının karşılanmışolduğunu kabul ve taahhüt ederim” beyanını içeren sulhname başvurucunun avukatı tarafından imzalanmış ve sözkonusu tutar başvurucunun avukatının hesabına 5/6/2014 tarihinde yatırılmıştır.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
16. 5233 sayılı Kanun'un 1., 2., 4., 6., 7., 8., geçici 1.,geçici 4. maddeleri (Celal Demir,B. No: 2013/3309, 6/2/2014, §§ 15-21, 23).
17. İlgili diğer ulusal hukuk için bkz. Ali Ekber Çeçi ve diğerleri, B. No:2015/5463, 23/1/2019, §§ 18-25.
B. Uluslararası Hukuk
18. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), söz konusu başvuruyabenzer şekilde terör olaylarından dolayı köyü terke mecbur kalınması nedeniyleuğranılan zararın tazminine ilişkin olarak sulhnameimzalanmasının ardından köyü terkten önce var olan hayvanlarına ilişkin zararlamanevi zararının tazmin edilmediği iddialarıyla yapılan şikâyetleri kapsayanbir grup başvuruyu incelediği Akbayır ve diğerleri/Türkiye (B. No: 30415/08,28/6/2011) kararında sulhname imzalanmasının-taleplerden feragat edilmesini gerektirdiği için- yerel boyuttaki buuzlaşmanın tartışmasız olarak ihtilaflı tazminat hakkında öne sürülen itirazason verdiği gerekçesiyle başvuruları kabul edilemez bulmuştur.
19. AİHM, başvuranlar tarafından imzalanan dostane çözümbeyanlarında (sulhnamelerde) manevi tazminattan sözedilmediğini gözlemlediğini belirterek dostane çözüme dair bu beyanların (sulhname) ilgili tarafların prosedürü sona erdirmeyeilişkin açık iradesinin tezahürü olduğunu ifade etmiştir. AİHM; tüm başvurusahiplerinin iç hukukta ve AİHM huzurunda avukatlar tarafından temsiledildiğini, bu hâlde başvuranların 5233 sayılı Kanun ve kendi beyanlarınınmanevi zarara ilişkin hiçbir talep içermediği iddiasını da bu anlaşmalarınsonuçlarından habersiz oldukları iddiasını da ileri süremeyeceklerinibelirtmiştir. AİHM'e göre söz konusu düzenleme,başvuranların prosedürle ilgili her türlü iddiadan feragat etmelerinigerektirmektedir. Sonuç olarak uluslararası boyutta bu anlaşmanın söz konusuödemeyle ilgili anlaşmazlığı tartışmasız bir şekilde sonlandırması nedeniylebaşvuranların şikâyette bulunamayacaklarına hükmedilmiştir (Akbayır ve diğerleri/Türkiye, § 77).
20. AİHM, sürü hayvanlarının farklı türlerine göre besiciliktenelde edilen gelirlerin tazminatının komisyonlarca yanlış değerlendirilmesineilişkin şikâyetle ilgili olarak da dostane çözümün kabul edilmesiyle ilgiliyukarıda belirtilen sonuçların ayrıca bu şikâyete de uygulanabilir olduğukanaatinde olup AİHM'e göre sulhnamelerinimzalandığı ve ödemeler gerçekleştiği andan itibaren Avrupa İnsan HaklarıSözleşmesi (Sözleşme) bağlamında başvuranların mağdur sıfatı kalkmaktadır (Akbayır ve diğerleri / Türkiye, § 78).
21. Diğer taraftan AİHM, Ergezen/Türkiye (B. No: 73359/10, 8/4/2014) başvurusundabaşvurucunun başvuruda bulunduktan sonra ölmesi üzerine yakınlarının başvuruyadevam etmeyi istemeleri durumu ile başvurudan önce ölen kişi adına doğrudanölenin yakınları tarafından AİHM'e başvuruda bulunmadurumunun ayrı değerlendirilmesi gerektiğini ifade etmiştir (Ergezen/Türkiye, §§ 27, 28; benzer yöndeki karariçin bkz. Valentin Câmpeanu Adına Hukuki Kaynaklar Merkezi/Romanya [BD], B.No: 47848/08, 17/7/2014, § 97).
22. AİHM ilke olarak asıl başvurucu tarafından ölmeden önceyapılan bir başvurunun ölenin yakınları tarafından takip edilebilmesi için bukişilerin başvurunun devamında yeterli menfaatlerinin olması gerektiğinibelirtmektedir (Hristozov ve diğerleri/Bulgaristan, B. No: 47039/11ve 358/12, 13/11/2012, § 71; Valentin Câmpeanu Adına HukukiKaynaklar Merkezi/Romanya, § 97). Çünkü bu durumda asıl başvurucukişisel tercihini kullanarak Sözleşme'den doğanhaklarının ihlal edildiği yönünde ölmeden önce bizzat başvuruda bulunmuştur (Ergezen/Türkiye, § 29).
23. AİHM'e göre asıl başvurucutarafından ölmeden önce yapılan bir başvuruda belirleyici husus başvuruya konuhakkın mirasçılara devredilip edilemeyeceği değil başvuruya devam etmek isteyenyakınlarının bu konuda meşru menfaatlerinin bulunup bulunmadığıdır (Ergezen/Türkiye, § 29).
24. Ancak AİHM'e göre başvuru kararabağlanmadan önce ölen kişinin başvuruya devam etmek isteyen yakınlarınınbulunmaması veya bu türden bir istekte bulunan kişilerin başvurucunun mirasçısıya da yeterince yakın akrabası olmaması yahut ölenin yakınlarının başvurunundevamında meşru menfaatlerinin bulunduğunu ortaya koyamaması hâlinde düşmekararı verilebilir (benzer yönde bir karar için bkz. Leger/Fransa [BD], B. No: 19324/02, 30/3/2009, § 50). AncakSözleşme'nin uygulanması ve yorumlanması veya temel hakların kapsamının vesınırlarının belirlenmesi ya da insan haklarına saygının gerekli kıldığıhâllerde incelemeye devam edebilir (benzer yönde bir karar için bkz. Karner/Avusturya, B. No: 40016/98, 24/7/2003 §§25-28).
25. AİHM Ergezen/Türkiye başvurusunda, başvurudabulunduktan sonra vefat eden başvurucunun yakınlarının başvuruya devam etmeisteklerini, ellerindeki belgelere göre yeterli menfaatleri bulunduğugerekçesiyle kabul etmiş ve yargılamanın makul süreyi aştığı sonucuna ulaşarakSözleşme'nin 6. maddesinin birinci fıkrasının ihlal edildiğine karar vermiştir.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
26. Mahkemenin 12/9/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Ön Sorun
27. Somut olayda Aydın İçyer, başvuruda bulunduktan sonra 14/7/2017vefat etmiştir. Mirasçıları 6/10/2017 tarihinde verdikleri dilekçeyle başvuruyutakip etmek istediklerini beyan etmişlerdir.
28. Başvuru genel olarak terörle mücadele kapsamında Aydın İçyer'in köyünü terke zorlanması üzerine 5233 sayılı Kanun kapsamındayaptığı maddi ve manevi tazminat talebinin kısmen kabul edilmesi nedeniylemülkiyet hakkının ve buna ilişkin açtığı davada adil yargılanma hakkının ihlaledildiği iddialarına ilişkindir.
29. Anayasa Mahkemesi, somut olaya kısmen benzer şikâyetinincelendiği Adile Melekoğlu ve diğerleri(B. No: 2015/1630, 22/1/2019, §§ 44-49) kararında; başvuruya konu olaydaistenen manevi tazminatın köyden göç edilmesine ilişkin olaylar nedeniylemirasçıların değil murisin çektiği ileri sürülen ruhsal elem ve üzüntülerin giderimini amaçladığı, bu yönüyle mirasçıları doğrudanetkilediğinin ileri sürülemeyeceği, murisin de hayatta iken manevi tazminatyönünde iradesini ortaya koymadığı görüldüğünden başvurucuların manevi tazminatistemi yönünden doğrudan veya dolaylı mağdur sıfatını taşımadıkları sonucunavarmıştır.
30. Somut olayda ise başvurucuların murisi hayatta iken manevitazminata ilişkin şikâyetini derece mahkemeleri önünde dile getirdiği gibi buşikâyetinin karşılanmadığı iddiasıyla Anayasa Mahkemesine de taşımıştır.Dolayısıyla somut olayda gerek manevi tazminat istemi yönünden gerekse diğerşikâyetler yönünden başvuruya devam etmede yeterli menfaatleri bulunduğudeğerlendirilen mirasçılar yönünden başvuru ehliyeti açısından bir eksiklikbulunmamaktadır.
31. Diğer taraftan Anayasa Mahkemesi, davayı takip hakkı kendinegeçenlerin başvuruya devam etmek istediklerine ilişkin taleplerini ölümtarihinden itibaren dört ay içinde Anayasa Mahkemesine iletmeleri gerektiğinikabul etmektedir (T.G., B. No:2017/21163, 9/1/2019, § 20). Mirasçıların başvuruya devam etme talebinin dört aylık süre içinde yapıldığı açıktır.
B. Mülkiyet Hakkınınİhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Maddi Zararların EksikTazmin Edildiğine İlişkin Şikâyet Yönünden
a. Başvurucunun İddiaları
32. Başvurucu; Komisyon kararında köyü terkten önceki hayvanvarlığının dikkate alınmadığını, mülkünden mahrum kaldığı sürenin yedi yılolarak kabul edildiğini, oysa bu sürenin dokuz yıl olduğunu belirterek eksiktazmin nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.
b. Değerlendirme
33. Somut olayda başvurucu, terör ve terörle mücadele kapsamındayürütülen faaliyetler nedeniyle oluşan zararlarının karşılanması amacıyla 5233sayılı Kanun kapsamında Komisyona başvurmuş; Komisyon tespit edilen zararlarıöngörülen birim fiyatlara tabi tutarak bir tazminat miktarı belirlemiş, ancakbelirlenen tazminatı kabul etmeyen başvurucu konuyu yargıya taşımıştır. Açılandavalar sonucunda idari yargı yeri maddi tazminat yönünden Komisyon kararınıhukuka aykırı bularak iptal etmiştir. Nihayetinde Komisyon tarafından yenidenhesaplama yapılmış ve belirlenen tutar başvurucu tarafından kabul edilmiş,yeniden yargıya taşınmamıştır. Bir başka deyişle başvurucu sulh teklifini kabuletmiştir (bkz. §§ 8-15).
34. Bireysel başvuruda bir hakkın ihlal edildiğine kararverilebilmesi için mağdurluk statüsünün ve/veya başvuruya konu olan kamu gücükullanımına dayalı temel nedenlerin başvurunun yapıldığı anda mevcut olması ve başvuruhakkında karar verileceği zamana kadar devam etmesi gerekir. Mağdurlukstatüsünün varlığı konusunda değerlendirme yapılırken başvurucunun şikâyetettiği hususların gerçekleşip gerçekleşmediği, hâlâ mevcut olup olmadığı vemuhtemel hak ihlalinin etkilerinin giderilip giderilmediği incelenmelidir (Zübeyit Kaya, B. No: 2013/7674, 21/5/2015, § 36).
35. Bunun yanında tazminat ya da başvurucunun taleplerininanlaşma ile karşılanması da mağdurluk statüsünün belirlenmesine etki eder (Arman Mazman, B.No: 2013/1752, 26/6/2014, § 43).
36. Başvuruya konu olayda eksik hesaplandığı iddia edilenzararın miktarı üzerinde başvurucunun idareyle anlaşma sağlamış ve sulhnameyi imzalamış olması sebebiyle maddi mağduriyetininaçıkça orantısız olmayacak şekilde giderildiği sonucuna varılmıştır.Başvurucuların murisinin, Komisyonun tespitinde belirlenen ve zararlarınıntamamını karşıladığını beyan ettiği alacağı tümüyle davalı idareden tahsiletmesi sebebiyle mülkiyet hakkına ilişkin mağduriyet giderilmiş ve bu hakyönünden mağdurluk statüsü de aynı tarihte sona ermiştir. Başvurucularınmurisinin, Komisyonun sulhname teklifini avukatıaracılığıyla kabul etmesinden ve sulhnamenin murisadına avukatı tarafından imzalanmasından dolayı murisin maddi tazminatiddialarını sona erdiren sulhnamenin bu hukukisonucundan habersiz olduğu da düşünülemez. Öte yandan Komisyon tarafındanödenmesine karar verilen tazminat tutarının ödenmediği ya da eksik ödendiğiyönünde bir iddia da yoktur.
37. Diğer taraftan manevi tazminat 5233 sayılı Kanun'daöngörülmediğinden sulhname konusu olamayacağı açıkolup bu kısımda varılan sonuç sadece maddi tazminata ilişkindir. Manevitazminat yönünden ayrıca bir değerlendirme yapılacaktır.
38. Açıklanan gerekçelerle eksik maddi tazminattan kaynaklananmülkiyet hakkına yönelik şikâyet yönünden başvurucunun mağdurluk statüsünükaybettiği anlaşıldığından başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlikşartları yönünden incelenmeksizin kişibakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
2. Manevi ZararlarınTazmin Edilmediğine İlişkin Şikâyet Yönünden
a. Başvurucunun İddiaları
39. Başvurucu, manevi zararlarının tazmin edilmemesi nedeniylemülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
40. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurularda, manevitazminat taleplerinin reddedilmesine ilişkin iddialar daha önce bireyselbaşvuruya konu olmuş ve bu konuda verilen kararlarda başvurucuların teröreylemi kapsamında gerçekleşen zararlarının manevi tazminat ödenmesi ilegiderilmesine ilişkin olarak 5233 sayılı Kanun’da hüküm bulunmamakla birlikteidare hukukunun genel hükümleri kapsamında başvurucuların anılan talep hakkınasahip olduğu belirtilmiştir (Özden Sayar veDeren Dilara Sayar, B. No: 2013/4022, 13/4/2016, §§ 51-76).
41. Bir başka deyişle 5233 sayılı Kanun, Anayasa Mahkemesi veDanıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun verdiği kararlarda da belirtildiğiüzere maddi zararların giderilmesine ilişkin özel bir usul öngörmekle birliktemanevi zararların genel hükümlere göre karşılanmasına da engel olmayan birkanundur. 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 12.ve 13. maddelerinde, idarenin işlem veya eylemlerinden dolayı hakları ihlaledilenlere tazminat talebinde bulunabilme imkânı tanınmaktadır. Bu yol, 5233sayılı Kanun dışında idari yargıda genel hükümlere başvurularak uğranılanzararın tazminine imkân sağlamaktadır (AbbasEmre, B. No: 2014/5005, 6/1/2016, § 81).
42. Anılan içtihatlarda ortaya konulduğu üzere 5233 sayılı Kanunmanevi zararların karşılanmasını öngörmemekle birlikte genel hükümlere göreaçılacak tam yargı davasında manevi tazminat istenmesini de engellememektedir.Bir başka ifadeyle kişiler manevi tazminat taleplerini 5233 sayılı Kanunkapsamında değil 5233 sayılı Kanun'dan bağımsız olarak tazminat hukukunun genelprensiplerine göre açacakları davalarda dile getirebilirler.
43.Bu durumda başvurucuların idare mahkemelerinde açtıkları davaların niteliği vemanevi tazminata ilişkin taleplerini dile getiriş biçimleri özel önem taşır.Bir başka deyişle davanın yukarıda belirtilen içtihada uygun şekilde yani genelhükümler çerçevesinde 2577 sayılı Kanun'un ilgili maddelerinde belirtilenusullere göre mi açıldığının yoksa manevi tazminat talebinin 5233 sayılıKanun'a mı dayandırıldığının ortaya konulması gerekir.
44. Aydın İçyer'in İdare Mahkemesinesunduğu dava dilekçesinin incelenmesinden dilekçenin sonuç ve istem kısmında5233 sayılı Kanun'daki esaslar çerçevesinde 95.000 TL maddi ve 5.000 TL manevitazminat ödenmesine karar verilmesini istediği, bir başka deyişle başvurucunundavasını 5233 sayılı Kanun kapsamında açtığı ve taleplerini anılan Kanun'adayandırdığı görülmektedir.
45. Başvurucuların murisinin dava dilekçesindeki talepleri vedayanakları bağlamında inceleme yapan İdare Mahkemesi, anılan iddialara yönelikolarak 5233 sayılı Kanun'un sadece maddi zararların karşılanmasını düzenlediği,manevi zararların tazminine yönelik herhangi düzenlemeye yer vermediği,dolayısıyla talep edilen manevi zararın 5233 sayılı Kanun kapsamındakarşılanmasına imkân bulunmadığı gerekçesiyle manevi tazminat isteminireddetmiştir. 5233 sayılı Kanun kapsamında talep edilen, 2577 sayılı Kanun'ungenel hükümlerine dayanılmayan manevi tazminat isteminin reddine ilişkin kararDanıştay tarafından onanarak kesinleşmiştir.
46. Somut olayda Anayasa Mahkemesi ve Danıştay İdari DavaDaireleri Kurulu içtihatlarında belirtildiği şekilde manevi tazminat istemiylegenel hükümlere göre tam yargı davası açılmadığından manevi tazminat istemiyle5233 sayılı Kanun kapsamında açılan davada derece mahkemelerinin söz konusuistemin 5233 sayılı Kanun kapsamında karşılanmasına imkân bulunmadığıdeğerlendirmesini yaparak reddetmesinde mülkiyet hakkına yönelik bir ihlalinolmadığının açık olduğu anlaşılmıştır.
47. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
C. Makul SüredeYargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
48. Başvurucuların murisi; köyü terk etmeden önceki hayvanvarlığına ilişkin iddialarının dikkate alınmaması ve derece mahkemelerinin bukonuda gerekçelerinin bulunmaması nedenleriyle adil yargılanma hakkının daihlal edildiğini ileri sürmüştür. Ayrıca 5233 sayılı Kanun kapsamındabaşvurulan idari süreç ve yargılama prosedürlerinin makul süredesonuçlandırılmaması nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğiiddia edilmiştir.
2. Değerlendirme
49. Somut olayda sulhname imzalanarakmaddi tazminata ilişkin uyuşmazlığın sona erdirildiği konusunda yukarıda yerverilen mülkiyet hakkıyla ilgili gerekçedeki değerlendirme ve varılan sonuçgözetildiğinde usul güvencesi olan adil yargılanma hakkı bakımından aynışikâyetlerin tekrar incelenmesini gerektiren bir neden bulunmamaktadır. Bunedenle bu başlık altındaki mülkiyet hakkı yönünden ileri sürülen benzermahiyetteki şikâyetlerin incelenmesine gerek görülmemiştir.
50. Diğer taraftan makul sürede yargılanma hakkına ilişkinşikâyet sulhname imzalanmasından bağımsız olduğundanve başvurucunun temel şikâyetlerinden ayrı olarak ele alınabilecek nitelikteolduğundan makul sürede yargılanma hakkı yönünden inceleme yapılmıştır.
51. Bireysel başvuru yapıldıktan sonra yürürlüğe giren 25/7/2018tarihli ve 7145 sayılı Kanun'un 20. maddesiyle 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılıAvrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat ÖdenmekSuretiyle Çözümüne Dair Kanun'a geçici madde eklenmiştir.
52. 6384 sayılı Kanun'a eklenen geçici maddeye göreyargılamaların uzun sürmesi ve yargı kararlarının geç veya eksik icra edilmesiya da icra edilmemesi şikâyetiyle Anayasa Mahkemesine yapılan ve bu maddeninyürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Anayasa Mahkemesi önünde derdest olanbireysel başvuruların başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle verilen kabuledilemezlik kararının tebliğinden itibaren üç ay içinde yapılacak müracaatüzerine Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonu Başkanlığı tarafındanincelenmesi öngörülmüştür.
53. Ferat Yüksel (B. No: 2014/13828, 12/9/2018)kararında Anayasa Mahkemesi; yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı yada yargı kararlarının geç veya eksik icra edildiği ya da hiç icra edilmediğiiddiasıyla 31/7/2018 tarihinden önce gerçekleştirilen bireysel başvurularailişkin olarak Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonuna başvuruimkânının getirilmesine ilişkin yolu ulaşılabilir olma, başarı şansı sunma veyeterli giderim sağlama kapasitesinin bulunup bulunmadığı yönlerindeninceleyerek bu yolun etkililiğini tartışmıştır (Ferat Yüksel, §§ 27-36).
54. Ferat Yüksel kararında özetle anılan başvuru yolununkişileri mali külfet altına sokmaması ve başvuruda kolaylık sağlamasınedenleriyle ulaşılabilir olduğu, düzenleniş şekli itibarıyla ihlal iddialarınamakul bir başarı şansı sunma kapasitesinden mahrum olmadığı ve tazminatödenmesine imkân tanıması ve/veya bu mümkün olmadığında başka türlü telafiolanakları sunması nedenleriyle potansiyel olarak yeterli giderim sağlamaimkânına sahip olduğu hususunda değerlendirmelerde bulunulmuştur (Ferat Yüksel, §§ 27-34). Bu gerekçelerdoğrultusunda Anayasa Mahkemesi, ilk bakışta ulaşılabilir olan ve ihlaliddialarıyla ilgili başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesiolduğu görülen Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonuna başvuru yolutüketilmeden yapılan başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincilniteliği ile bağdaşmayacağı sonucuna vararak başvuru yollarının tüketilmemişolması nedeniyle kabul edilemezlik kararı vermiştir (Ferat Yüksel, §§ 35, 36)
55. Mevcut başvuruda söz konusu karardan ayrılmayı gerektirenbir durum bulunmamaktadır.
56. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniylekabul edilemez olduklarına karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Maddi zararların eksik tazmin edildiğine ilişkin iddianın kişi bakımından yetkisizlik nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA
2. Manevi zararların tazmin edilmediğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA12/9/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.