TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Z. S. BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/19968)
Karar Tarihi: 15/2/2017
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
GİZLİLİK TALEBİ KABUL
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Recai AKYEL
Raportör
:
Şermin BİRTANE
Başvurucu
:
Z. S.
Vekili
:
Av. Altan SERT
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, ahlaki durum sebep gösterilerek devlet memurluğundançıkarılma işlemi nedeniyle özel hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiğiiddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 17/12/2014 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş sunmamıştır.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucu, olay tarihinde Hava Kuvvetleri Komutanlığıbünyesinde sivil memur olarak görev yapmaktadır.
9. Hava Kuvvetleri Komutanlığı tarafından Anayasa Mahkemesinegönderilmiş olan belgelere göre, 2010 yılında bazı askerî personel hakkındaHava Kuvvetleri Komutanlığına gelen isimsiz bir ihbar üzerine İstihbarata KarşıKoyma (İKK) zafiyeti konusunda idari tahkikat başlatılmıştır. Tahkikatıyürütmek üzere İstihbarat Daire Başkanlığı bünyesinde oluşturulan inceleme timigörevlendirilmiştir.
10. Söz konusu inceleme timi tarafından konuyla ilgilipersonelin ifadeleri alınmıştır. Ayrıca hakkında tahkikat yürütülen askerkişilerin özlük dosyaları ile Hava Kuvvetleri Komutanlığı bünyesindekipersonelin göreve mahsus e-posta (intranet, outlook) hesapları incelenmiştir.
11. Anayasa Mahkemesine sunulmuş belgelere göre, istihbarat timitarafından 7/4/2011 tarihinde başvurucunun ifadesi alınmıştır. İfade tutanağınagöre başvurucunun belirtilen askerî personelle ilişkisi olup olmadığı veilişkilerinin boyutu sorulmuştur. Başvurucunun, bu kişilerle mesai arkadaşlığıolduğunu, herhangi bir gönül ilişkisi olmadığını beyan ettiği görülmüştür.Ayrıca başvurucuya, eğer sadece normal arkadaşlığı var ise neden gayri meşruilişkileri olduğu yönünde şikâyet edildiği sorulmuştur.
12. Bunun yanı sıra Anayasa Mahkemesine gönderilen belgelerarasında bulunan e-posta iletileri incelendiğinde 2006 ila 2010 yıllarıarasında başvurucunun intranet hesabına gönderilmiş ve başvurucunun gönderdiğiiletiler bulunmaktadır. Başvurucunun cinsel içerikli mesaj göndermediği,duygusal içerikli mesajlar göndermiş olduğu görülmüştür.
13. İnceleme timi tarafından yürütülen tahkikat sonucundahazırlanan raporda, başvurucunun asker kişilerle cinsel ilişki yaşadığı, ahlakidüşüklük içerisinde olduğu belirtilmiş ve devlet memurluğundan çıkarılmasıteklifi getirilmiştir.
14. Millî Savunma Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu, 12/12/2011tarihinde başvurucuya isnat edilen fiillerin zamanaşımına uğramış olduğunakarar vermiştir.
15. Aynı tahkikat kapsamında başvurucu hakkında personelgüvenlik incelemesi yürütülmüşve başvurucunun ilişkilerinin sürdüğübelirtilerek tekrar disiplin soruşturması başlatılmıştır.
16.İnceleme Timi tarafından hazırlanan İnceleme SonuçRaporu'nda, başvurucunun evli olmadığı ancak 2010 ila 2011 yıllarında evli olanbir asker kişiyle gönül ilişkisi olduğu, göreve tahsisli e-posta adresinegönderilen veya kendisinin gönderdiği iletilerde bu gönül ilişkisini ortayakoyan mesajlar bulunduğu belirtilmiştir. Raporda başvurucunun ahlaki yönden zafiyetlerininbelirlendiği belirtilerek Yüksek Disiplin Kuruluna sevki gerektiğine dairteklif getirilmiştir.
17. Bu teklif doğrultusunda başvurucu Yüksek Disiplin Kurulunasevkedilmiştir. Başvurucu Yüksek Disiplin Kuruluna verdiği savunmasında, sözkonusu ithamları kabul etmediğini, bir şey yaptıysa da özel hayatındayaptığını, kurumuna zarar verecek bir şey yapmadığını belirtmiştir.
18. Yüksek Disiplin Kurulunun 9/1/2013 tarihli işlemiyleeylemlerinin memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüzkızartıcı ve utanç verici hareketler kapsamında olduğu gerekçesiylebaşvurucunun devlet memurluğundan çıkarılmasına karar verilmiştir. Kararda suçtarihi olarak 2004 ila 2011 yılları gösterilmiştir.
19. Başvurucu, devlet memurluğundan çıkarılma kararına karşıAskeri Yüksek İdare Mahkemesinde (AYİM) iptal davası açmıştır.
20. Başvurucu dava dilekçesinde, özeli olan mesajlarınıincelemek suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal ettiğini, söz konusufiillerden kimsenin haberi ve bilgisi olmadığını, işyerinde hiçbir disiplinzaafiyetine sebep olmadığını, kendisine ait mesajların incelenmesi suretiyleözel hayatın gizliliğinin ihlal edildiğini iddia etmiştir.
21. Davalı idare tarafından savunma ekinde 4/7/1972 tarihli ve1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu'nun 52. maddesi kapsamındaAYİM'e gizli belge ve bilgiler gönderilmiştir.
22. Anayasa Mahkemesine gönderilen söz konusu yargılama dosyasıiçeriğine göre başvurucu vekilinin dava dosyasına sunulan bilgi ve belgeleriinceleme yönünde herhangi bir talebi olmadığı görülmüştür.
23. Bununla birlikte, başvurucu vekilince sunulan 13/3/2013tarihli dava dilekçesinin "Açıklamalar" başlığı altındaki ilkparagrafında, davalı idarece soruşturma dosyasını inceleme taleplerinin kabuledildiğini, işleme esas alınan 21/12/2010 tarihli E-Posta Denetim Birimiİnceleme Sonuç Raporu ve ekindeki mesaj çıktılarını incelediklerini beyanettiği görülmektedir. Ayrıca başvurucu vekili 24/6/2013 tarihli cevaba cevapdilekçesinde, başvurucu hakkındaki işleme esas alınan mesajlar hakkındaki görüşve beyanlarını sunmuştur.
24. Yargılama sırasında AYİM Başsavcılığı görüşlerini sunmuştur.Başsavcılık, işlemin iptalinekarar verilmesi gerektiğini ifade etmiştir.Başsavcılığa göre eylem tarihleri bakımından iki yıllık ceza zamanaşımı süresidolmuştur. Ayrıca Başsavcılık görüşünde, istihbarat çalışması çerçevesindeifade alma işleminin hukuka uygun kabul edilemeyeceği belirtilmiş, bu suretleelde edilmiş ifade beyanlarına dayalı memurluktan çıkarma kararının da sebepunsuru bakımından hukuka aykırı olduğu ifade edilmiştir.
25. AYİM, oy çokluğuyla davayı reddetmiştir. AYİM'e görebaşvurucunun yazışmalarından ilişkilerinin devam ettiği anlaşılmaktadır vedolayısıyla iki yıllık ceza zamanaşımı süresi bitmemiştir. AYİM, başvurucunungönderdiği mesajlar ve istihbarat timine verdiği yazılı ifadede söz konusuolayları kabul ettiği tespitinde bulunmuştur. AYİM'e göre söz konusu eylemlermemurluk sıfatıyla bağdaşmayacak nitelikte yüz kızartıcı ve utanç vericihareketler kapsamındadır. AYİM'e göre söz konusu e-postalar başvurucunun özeliolan bir alandan değil hizmete yönelik kullanılan ve denetime açık olanintranet üzerinden elde edilmiştir ve e-posta içeriklerinden anlaşılanilişkileri, başvurucu ve diğer personelin ifadeleriyle teyid edilmiştir. AYİM'egöre söz konusu eylemler Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) disiplin anlayışıylabağdaşmamakta ve TSK'nın itibarını zedelemektedir.
26. AYİM kararında ayrıca başvurucunun geçmiş hizmetininbaşarılı olduğu, ödül ve takdir belgeleri bulunduğu ve hiç disiplin cezasıbulunmadığı anlaşılmakta ise de davacının eylemlerinin vasıf ve yoğunluğudikkate alınarak bir alt disiplin cezası verilmemesinin hukuka uygunbulunduğunu belirtmiştir.
27. İki hâkim üye karara katılmamıştır. Muhalif üyelere göre,davacının ve diğer şahısların savunma hakkı ihlal edilerek alınan ifadeleridelil olarak kabul edilemez. Ayrıca başvurucunun geçmiş hizmetleri başarılıdır,takdir ve teşekkür belgeleri bulunmaktadır ve herhangi bir displin cezasıbulunmamaktadır. Bunun yanı sıra isnat edilen eylemlerin başvurucu ve anılanşahıslar dışında başka kimseler tarafından bilinmediği dikkate alındığında,başvurucunun TSK'da hizmet etmesine engel teşkil edecek derecede vehamet arzetmemektedir. Dolayısıyla en ağır disiplin cezası olan devlet memurluğundançıkarılması cezası ölçülülük ilkesine uygun değildir.
28. Başvurucunun karar düzeltme istemi de reddedilmiştir. Anılankarar 26/11/2014 tarihinde başvurucu vekiline tebliğ edilmiştir.
29. Başvurucu vekili tarafından 17/12/2014 tarihinde bireyselbaşvuru yapılmıştır.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
30. Anayasa'nın "...disiplin kovuşturulmasında güvence" kenar başlıklı 129.maddesinin ikinci fıkrası şöyledir:
"Memurlar ve diğer kamu görevlileri ile... mensuplarına savunma hakkı tanınmadıkça disiplin cezası verilemez. "
31. 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun "Disiplin cezalarının çeşitleri ile cezauygulanacak fiil ve haller" kenar başlıklı 125. maddesinin birinci fıkrasının ilgilikısımları şöyledir:
“Devlet memurlarına verilecek disiplincezaları ile her bir disiplin cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır: ...
E -Devlet memurluğundan çıkarma: Bir daha Devlet memurluğuna atanmamak üzerememurluktan çıkarmaktır.
Devletmemurluğundan çıkarma cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır: ...
g)Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utançverici hareketlerde bulunmak.”
32. 657 sayılı Kanun’un “Disiplincezalarının çeşitleri ile ceza uygulanacak fiil ve haller” kenarbaşlıklı 125. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:
“Geçmiş hizmetleri sırasındaki çalışmaları olumlu olan ve ödül veyabaşarı belgesi alan memurlar için verilecek cezalarda bir derece hafif olanıuygulanabilir.”
33.657 sayılı Kanun'un 129. maddesi şöyledir:
“Yüksek disiplin kurulları kendilerine intikaleden dosyaların incelenmesinde, gerekli gördükleri takdirde, ilgilinin özlükdosyasını ve her nevi evrakı incelemeye, ilgili kurumlardan bilgi almaya,yeminli tanık ve bilirkişi dinlemeye veya niyabeten dinletmeye, mahallen keşifyapmaya veya yaptırmaya yetkilidirler.
Hakkında memurluktan çıkarma cezası istenenmemur, (…) soruşturma evrakını incelemeye, tanık dinletmeye, disiplin kurulundasözlü veya yazılı olarak kendisi veya vekili vasıtasıyla savunma yapma hakkınasahiptir.”
34. 1602 sayılı Kanun'un “Dosyadışında inceleme” başlıklı 52. maddesinin dördüncü, beşinci, altıncıve yedinci fıkraları şöyledir:
“(Değişik dördüncü fıkra: 19/6/2010-6000/20md.) Dava dosyasındaki bilgi ve belgeler taraf ve vekillerine açıktır. Şu kadarki; mahkeme tarafından getirtilen veya idarece gönderilen bilgi, belge vedosyalardan, başka şahıs ve makamların özel bilgileri ile şeref, haysiyet vegüvenliğinin korunması veya idarenin soruşturma metotlarının gizli tutulmasımaksatlarıyla taraf ve vekillerine incelettirilmemesi kaydı konulanlar ilepersonelin özlük dosyasındaki dava konusu haricindekiler taraf ve vekillerineincelettirilemez.
(Ek fıkra: 19/6/2010-6000/20 md.) Taraf vevekillerine incelettirilemeyecek nitelikteki bilgi ve belgeler; bulunduklarıyer itibarıyla taraf ve vekillerine açık olan diğer evraktan ayrılamaznitelikte iseler, taraf ve vekillerine incelettirilecek suretleri, ilgilibölümleri idare tarafından karartılarak ayrıca gönderilir.
(Ek fıkra: 19/6/2010-6000/20 md.) Davacı tarafveya vekili, karartılan veya verilmeyen bilgi ve belgelerin savunmaya esasteşkil edecek unsurlar olduğu iddiası ile mahkemeye itiraz edebilir. Yapılan buitiraz, mahkeme tarafından incelenerek haklı görülen hususlarda, mahkemeninbelirleyeceği çerçevede daha önce karartılan veya verilmeyen bilgi ve belgelerkarşı tarafa incelettirilebilir.
(Ek fıkra: 19/6/2010-6000/20 md.) Bu hükümleregöre elde edilen ve gizlilik derecesine sahip bilgi ve belgeler, taraf vevekillerince mahkeme haricinde, diğer bir maksatla kullanılamaz. Aksinedavranışta bulunanlar hakkında ilgili kanun hükümleri saklıdır.”
B. Uluslararası Hukuk
35. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) "Özel ve aile hayatına saygı hakkı"kenar başlıklı 8. maddesi şöyledir:
“(1) Herkes özel ve aile hayatına, konutuna veyazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.
(2) Bu hakkın kullanılmasına bir kamumakamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik birtoplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzeninkorunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarınınhak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda sözkonusu olabilir.”
36. Kamu makamlarının özel hayata saygı hakkına keyfî birşekilde müdahale etmelerinin önlenmesi, Sözleşme'nin 8. maddesi ile sağlanangüvenceler kapsamında yer almaktadır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM),devletin özel hayata saygı hakkı kapsamında bulunan bir menfaate müdahaleettiğini tespit ettiğinde 8. maddenin ikinci fıkrasında belirtilen koşullarıincelemektedir. Buna göre kamu makamlarının müdahalesinin yasal bir dayanağıolup olmadığı, anılan fıkrada yer alan meşru amaçlara dayalı olup olmadığı,demokratik bir toplumda gerekli ve öngörülen amaçla orantılı olup olmadığıaraştırılmaktadır (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Dudgeon/Birleşik Krallık, § 43; Olsson/İsveç No.1, B. No: 10465/83,24/3/1988, § 59; De Souza Ribeiro/Fransa,B. No: 22689/07, 13/12/2012, § 77).
37. Ayrıca AİHM kararlarına göre Sözleşme’nin 8. maddesi açıkçausul şartları içermemekle birlikte anılan maddeyle güvence altına alınanhaklardan etkili bir şekilde yararlanılabilmesi için müdahaleyi doğuran kararalma sürecinin bu maddeyle korunan hak ve özgürlüklere gerekli saygıyısağlayacak nitelikte ve adil olması gerekir. Bu şekildeki bir süreçbaşvurucunun 8. maddedeki haklarını -deliller ve kanıtlama konuları dâhil- adilşartlarda savunabileceği usule ilişkin etkili güvencelerden yararlandırılmasınıgerektirir. AİHM'e göre bu şekildeki güvencelerin amacı 8. maddede yer alanhaklara keyfî şekilde müdahalede bulunulmasını önlemek, müdahaleningerekçelendirilmesini sağlamaktır (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Ciubotaru/Moldova, B. No: 27138/04,27/4/2010, § 51; T.P. ve K.M./BirleşikKrallık, B. No: 28945/95, 10/5/2001, § 72).
38. AİHM'e göre gerek negatif yükümlülükler gerekse pozitifyükümlülükler bakımından söz konusu usule ilişkin etkili güvencelerin sunulmasıgerekmektedir (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Hokkanen/Finlandiya, B.No: 19823/92, 23/9/1994, §§ 55-58; Glaser/Birleşik Krallık, B. No: 32346/96,19/9/2000,§§ 63-66; Bajrami/Arnavutluk,B. No: 35853/04, 12/12/2006, §§ 50-55; Abdulaziz,Cabales ve Balkandali/Birleşik Krallık, B. No: 9214/80, 28/5/1985, §67).
39. Gerek negatif yükümlülük alanındaki usule dair güvencelereörnek olması ve gerekse Anayasa Mahkemesi önündeki mevcut başvuruylabenzerlikler içermesi bakımından Smith veGrady/Birleşik Krallık kararı incelenmelidir. Bu davada başvurucularKraliyet Hava Kuvvetlerinde görevli personeldir ve eş cinsel olmaları nedeniylegörevlerine son verilmiştir. Başvuruculardan Bayan Smith hemşire olarak BayGrady ise pilot olarak görev yapmıştır. Görevden alınmaları işlemine karşı açtıklarıdavada verilen kararda, her ikisinin de sicil ve görev performansının mükemmelderecede olduğu, herhangi bir disiplinsizliklerinin bulunmadığı belirtilmiştir(Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Smithve Grady/Birleşik Krallık, B. No: 33985/96, 33986/96, 27/9/1999, §30).
40. Başvurucular Kraliyet Hava Kuvvetleri Polisi (İstihbaratakarşı koyma ve güvenliğin sağlanması konularında görevlidir.) tarafındansorgulanmışlardır. Bu sorgulama sırasında, sorgulama yapılmasının amacıaçıklanmış, eş cinsel olanların Silahlı Kuvvetlerde çalıştırılmayacağıyönündeki devlet politikası hatırlatılarak başvurucuların karşılaşacağısonuçlar belirtilmiştir. Başvuruculara hiç bir şey söylemek zorunda olmadıklarıancak konuşmaları halinde söyleyecekleri şeylerin aleyhe delil olarakkullanılabileceği uyarısı yapılmıştır. Bunun yanı sıra başvurucuların talepleriüzerine avukatlarıyla görüşerek hukuki yardım almalarına müsaade edilmiştir.Bayan Smith'in sorgusu sırasında bir kadın soruşturmacı da görüşmelerekatılmıştır. Ayrıca görüşmelere başlanmadan önce Bayan Smith'e, bazı sorularınutanmasına sebep olabileceği, eğer böyle hissederse bunu belirtebileceğihatırlatılmıştır. Bayan Smith sorgudan önce bir avukatla görüşmüş ve avukatıhiç bir şey söylememesi, bazı basit sorulara cevap verebileceği yönündetavsiyede bulunmuştur. Bay Grady'nin talebi üzerine de avukatının ve yineKraliyet Hava Kuvvetlerinde pilot olarak görev yapan bir personelin objektifgözlemci olarak sorgulama sürecine katılması sağlanmıştır (Smith ve Grady/Birleşik Krallık, §§ 14,25, 26, 27).
41. AİHM, her iki başvurucunun özel hayata saygı hakkınamüdahalede bulunulduğu tespitini yapmıştır. AİHM, müdahalenin demokratik birtoplumda gerekli olup olmadığını incelerken özel hayata saygı hakkınıncinsellik ve mahremiyet hakkı gibi yönleri söz konusu olduğunda kamumakamlarının takdir yetkisinin daha dar tutulması gerektiğini, bu alanlarayönelik müdahaleler için özellikle ciddi nedenlerin varlığının şart olduğunuvurgulamıştır (Smith ve Grady/BirleşikKrallık, §§ 88-89; Dudgeon/BirleşikKrallık, § 52).
42. AİHM demokratik toplumda gereklilik unsuru yönünden müdahaleiçin gösterilen gerekçeleri incelediği sırada her iki başvurucu yönündensorgulama sürecinideğerlendirmiştir. AİHM'e göre sorgulama süreci son derecemüdahaleci nitelikteydi. Başvurucuların özel hayatlarının en mahrem yönlerine,cinsel hayatlarına, aile ilişkilerine dair çok ayrıntılı sorular sorulmuştur.Sorgu tarzı oldukça saldırgan ve müdahalecidir. Hatta Hükûmet görüşünde deBayan Smith'e sorulan, üvey kızıyla cinsel ilişkisi olup olmadığı sorusununsavunulacak bir tarafı olmadığı belirtilmiştir (Smith ve Grady/Birleşik Krallık, § 91). Ayrıca, eşcinselliğin Silahlı Kuvvetlerden erken ayrılabilmek için bahane olarakkullanılıp kullanılmadığını anlamak amacıyla sorgulama yapıldığı belirtilmişsede söz konusu soruşturmaya kadar başvurucular cinsel yönelimlerini gizlitutmuşlardır ve görevden ayrılmak istemedikleri açıktır; bu nedenlesorgulamanın devam ettirilmiş olmasının makul bir gerekçesi bulunmamaktadır.AİHM, Hükûmetin sorgulamanın devam ettirilmesiyle ilgili olarak ileri sürdüğütıbbi riskler veya güvenlik riskleri, disiplinle ilgili sebeplerin de somutolayda mevcut olmadığını, bu yüzden başvurucuların cinsel yönelimlerini kabuletmelerine rağmen sorgu sürecinin devam ettirilmesi konusunda Hükûmetin iknaedici ve ciddi gerekçeler ortaya koyamadığını vurgulamıştır (Smith ve Grady/Birleşik Krallık, §§106-110).
V. İNCELEME VE GEREKÇE
43. Mahkemenin 15/2/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuruincelenip gereği düşünüldü:
A. Adil Yargılanma HakkıKapsamında Silahların Eşitliği ve Çelişmeli Yargılama İlkelerinin İhlalEdildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
44. Başvurucu, dava dosyasının tamamını ve idare tarafındansunulan gizli belgeleri incelemesine izin verilmediğini, bu bilgi ve belgelerleilgili beyanlarının alınmadığını ileri sürmüş, bu nedenle adil yargılanmahakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.
2. Değerlendirme
45. Anayasa’nın “Hak aramahürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmaksuretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ileadil yargılanma hakkına sahiptir.”
46. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun iddiasının silahların eşitliğive çelişmeli yargılama hakkı kapsamındaincelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
.
Kabul Edilebilirlik Yönünden
47. Bireysel başvurunun ikincil niteliği gereği; başvurucununtemel hak ve özgürlüklerinin ihlal edildiği iddialarını öncelikle yetkili idarimercilere ve derece mahkemelerine usulüne uygun olarak iletmesi, bu konudasahip olduğu bilgi ve kanıtları zamanında bu mercilere sunması, aynı zamanda busüreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni göstermiş olmasıgerekir. Bu şekilde olağan denetim mekanizmaları önünde ileri sürülüp takipedilmeyen temel hak ve özgürlüklerin ihlaline ilişkin iddialar, AnayasaMahkemesi önünde bireysel başvuru konusu yapılamaz (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 16/4/2013, § 32).
48. Başvurucu, davalı idare tarafından gizli ibareli belgesunulduğunu, idare savunmasının tebliği ile haberdar olmuştur. Buna karşınbaşvurucunun yargılama sırasında sunduğu savunmaya cevap dilekçesi ile karardüzeltme talebi incelendiğinde davalı idare tarafından dava dosyasına sunulanbelgelerin kendisine tebliğ edilmediği ve bu bilgilerin hükme esas alındığınailişkin herhangi bir iddiayı ileri sürmediği gibi ilgili belgelerinincelettirilmesi ve bunun için yeterli süre verilmesi yönünde de bir taleptebulunmadığı anlaşılmıştır (Uğur Ayyıldız,B. No: 2012/574, 6/2/2014, § 41-42; Can İpçi, B. No: 2014/8580, 30/3/2016, §28-29).
49. Açıklanan nedenlerle gizli ibareli belgelerinincelettirilmediği iddiasına yönelik kanun yollarının tamamı tüketilmedenbireysel başvuru yapıldığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının diğer kabuledilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabuledilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
B.Özel Hayatın Gizliliği Hakkı ve HaberleşmeHürriyetinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
50. Başvurucu, bugüne kadar özel hayatıyla ilgili hiçbir hususunkamu hizmetine yansımadığını, usule aykırı şekilde yürütülen disiplin sürecindetamamen özel hayatı ile ilgili sorular sorulduğunu belirtmiştir. Başvurucu,özel hayatına ilişkin ifadelerin idare tarafından hukuka aykırı yöntemlerlealındığını, bu ifadelerin veözel hayatın gizliliği ihlal edilerek ele geçirilene-posta yazışmalarının yasal delil kabul edilemeyeceğini, dolayısıylamemurluktan çıkarılmasına dayanak alınamayacağını ileri sürmüştür. Başvurucuayrıca, bu yöndeki talep ve iddialarına mahkeme kararında yanıt verilmediğinibelirtmiştir. Başvurucu, bu nedenlerle Anayasa'nın 20. ve 22. maddelerinde yeralan özel hayatın gizliliği hakkı ile haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğiniiddia etmiş, yeniden yargılama yapılmasına karar verilmesi ile 500.000 TLmanevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
2. Değerlendirme
51. İddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak Anayasa’nın 20. maddesi şöyledir:
“Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygıgösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatınıngizliliğine dokunulamaz.
Millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesininönlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veya başkalarının hak veözgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak,usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarakgecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciinyazılı emri bulunmadıkça; kimsenin üstü, özel kâğıtları ve eşyası aranamaz vebunlara el konulamaz. Yetkili merciin kararı yirmidört saat içinde görevlihâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını el koymadan itibaren kırksekiz saatiçinde açıklar; aksi halde, el koyma kendiliğinden kalkar.
...”
52. Anayasa’nın “Haberleşmehürriyeti” kenar başlıklı 22. maddesi şöyledir:
“Herkes, haberleşme hürriyetine sahiptir.Haberleşmenin gizliliği esastır.
Millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesininönlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veya başkalarının hak veözgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarakusulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarakgecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciinyazılı emri bulunmadıkça; haberleşme engellenemez ve gizliliğine dokunulamaz.Yetkili merciin kararı yirmidört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur.Hâkim, kararını kırksekiz saat içinde açıklar; aksi halde, karar kendiliğindenkalkar.
.....”
53. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).
54. Başvurucunun evli olan bir asker kişiyle gönül ilişkisiolduğu vegöreve tahsisli e-posta sisteminden bu ilişkisini ortaya koyaniletiler gönderdiği sebep gösterilerek gizli nitelikte olan hususlar nedeniyledisiplin yaptırımına tabi tutulduğuna ilişkin söz konusu iddiasının, özelhayatın gizliliği hakkının unsurlarından olan mahremiyet alanını ve haberleşmehürriyetini ilgilendirdiği anlaşılmıştır. Bu nedenle başvuru, Anayasa'nın 20.maddesinde güvenceye alınan özel hayatın gizliliği hakkı ile 22. maddesinde yeralan haberleşme hürriyeti çerçevesinde ele alınmıştır.
a. Kabul EdilebilirlikYönünden
55. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan özelhayatın gizliliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Esas Yönünden
i. Müdahalenin Varlığı
56. Özel hayat kavramı eksiksiz bir tanımı bulunmayan geniş birkavramdır. Bu kapsamda korunan hukuki değer esasen kişisel bağımsızlıktır. Özelhayata saygı hakkının kapsamının belirlenmesinde “bireyin kişiliğinigeliştirmesi ve gerçekleştirmesi” kavramıtemel alınmaktadır. Anılan hak, herkesin istenmeyen bütün müdahalelerden uzakkendine özel bir ortamda yaşama hakkına sahip olduğuna işaret etmekle birliktekişiliğin serbestçe geliştirilmesiyle uyumlu birçok hukuki menfaati deiçermektedir (Serap Tortuk, B.No: 2013/9660, 21/1/2015, §§ 31-36; BülentPolat [GK], B. No: 2013/7666, 10/12/2015, §§ 61-63; Tevfik Türkmen [GK], B. No: 2013/9704,3/3/2016, §§ 50-52; Ata Türkeri,B. No: 2013/6057, 16/12/2015, §§ 30-32).
57. Özel hayata saygı hakkı kapsamında korunan hukuksalçıkarlardan biri de bireyin mahremiyet hakkıdır. Özellikle mahremiyet alanındacereyan eden cinsel içerikli eylem ve davranışların özel hayata saygı hakkınınkapsamında olduğunda kuşku yoktur. Bu yönüyle özel hayat, öncelikle bireylerinkendi bireyselliklerini geliştirebilecekleri ve diğer kişilerle en mahremilişkilere girebilecekleri özel bir alana işaret etmektedir (Serap Tortuk, §§ 31-36; Bülent Polat, §§ 61-63; Tevfik Türkmen § 51; Ata Türkeri, §§ 31-34).
58. Özel hayata saygı hakkı, ilişki kurmak ve geliştirmek üzereçevresinde bulunanlarla temas kurma hakkını da içermektedir. Kişilerin meslekihayatı özel hayatlarıyla sıkı bir irtibat içindedir. Özel hayata dair hususlarkişinin mesleği ile ilgili tasarruflara esas alınmışsa özel hayata saygı hakkıgündeme gelecektir (Bülent Polat,§ 62; Ata Türkeri, § 31).
59. Bu kapsamda, mesleki hayat çerçevesinde kişilerin özelhayatı hakkında sorgulanması ve bunun doğurduğu idari sonuçlar, buna ek olarakkişilerin davranış ve tutumları gerekçe gösterilerek görevden alınmaları, özelhayatın gizliliğine yapılmış bir müdahale oluşturmaktadır (Serap Tortuk, § 37; Bülent Polat, § 63; Ata Türkeri, § 33).
60. Öte yandan, Anayasa’nın 22. maddesinde, herkesin haberleşmehürriyetine sahip olduğu ve haberleşmenin gizliliğinin esas olduğu hüküm altınaalınmıştır. Haberleşme bağlamında bireylerin karşılıklı ve/veya toplu olaraksözlü, yazılı ve görsel iletişimlerine konu olan ifadelerinin gizliliğininsağlanması gerekir. Posta, e-posta, telefon, faks ve İnternet aracılığıylayapılan haberleşme faaliyetlerinin haberleşme özgürlüğü ve haberleşmeningizliliği kapsamında değerlendirilmesi gerekir (Mehmet Koray Eryaşa, B. No: 2013/6693, 16/4/2015, § 49).
61. Ayrıca, haberleşme hürriyeti ve haberleşmenin gizliliğiilkesi, kişilerin sadece özel meskenlerinde yaptıkları iletişimleri değil aynızamanda iş yerlerinde yaptıkları haberleşmeleri de güvenceye almaktadır (Bülent Polat, § 65; Tevfik Türkmen, § 54)
62. Buna göre başvurucunun göreve mahsus e-posta sistemindengönderdiği iletilerde yer alan özel yaşamına ait unsurlar gerekçe gösterilerekdevlet memurluğundan çıkarılmasının, özel hayatın gizliliği hakkı ve haberleşmehürriyetine bir müdahale oluşturduğu anlaşılmaktadır.
ii. Müdahalenin İhlalOluşturup Oluşturmadığı
63. Anayasa’nın 13. maddesi şöyledir:
“Temel hak ve hürriyetler, ... yalnızcaAnayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancakkanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... demokratik toplum düzeninin ...gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”
64. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesindebelirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçe Anayasa’nın 20. maddesininihlalini teşkil edecektir.
65. Bu sebeple müdahalenin ihlal oluşturup oluşturmadığınınbelirlenmesinde, Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen ve somut başvuruya uygundüşen kanunlar tarafından öngörülme, Anayasa’nın ilgili maddesinde belirtilennedenlere dayanma,demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesineaykırı olmama koşulları yönünden inceleme yapılması gerekir.
(1) Kanunilik
66. Başvuruya konu disiplin uygulaması ve yargısal incelemenin657 sayılı Kanun’un 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) altbendi temelinde yürütüldüğü anlaşılmaktadır. Bu kapsamda somut olaydabaşvurucunun özel hayatın gizliliği hakkına yapılan müdahalenin kanuni birdayanağının mevcut olduğu anlaşılmaktadır.
67. Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarında yapılandeğerlendirmeler neticesinde, söz konusu Kanun hükümlerinin"kanunilik" ölçütünü karşıladığı sonucuna varılmıştır (Serap Tortuk, §§ 41-42). Somut olayda busonuçtan ayrılmayı gerektirecek bir iddia ve tespit de bulunmamaktadır.
(2) Meşru Amaç
68. Anayasa'nın 13. maddesi, temel hak ve özgürlüklerinsınırlandırılmasını, ilgili hak ve özgürlüğe ilişkin Anayasa maddesindegösterilen özel sınırlandırma sebeplerinin bulunmasına bağlı kılmıştır.
69. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesinin kararlarına göre özelsınırlama nedeni öngörülmemiş olan hakların dahi, hakkın doğasından kaynaklananbazı sınırları bulunmaktadır. Ayrıca Anayasa’nın diğer maddelerinde yer alankurallara dayanılarak da bu hakların sınırlanması mümkün olabilmektedir. Bunagöre, Anayasa'nın başka maddelerinde yer alan hak ve özgürlükler ile devleteyüklenen ödevlerin özel sınırlama sebebi gösterilmemiş hak ve özgürlükleresınır teşkil edebileceği kabul edilmektedir (AYM, E.2014/87, K.2015/112,8/12/2015, § 7; E.2016/37, K.2016/135, 14/7/2016, § 9; E.2013/130, K.2014/18,29/1/2014;Sevim Akat Eşki, B. No:2013/2187, 19/12/2013, § 33).
70. Anayasa’nın 20. maddesinin birinci fıkrası yönünden özelsınırlama nedeni düzenlenmemiştir. Maddenin ikinci fıkrasında, birtakımsınırlama sebeplerine yer verilmiş olmakla beraber bu sebepler sadece arama veelkoyma tedbirlerine yöneliktir. Dolayısıylabu sebeplerin özel hayata saygıhakkının tüm boyutları yönünden uygulanması mümkün görünmemektedir (AYM,E.2012/100, K.2013/84, 4/7/2013 sayılı kararının "J-Kanun'un 75. Maddesiyle 3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nunBaşlığı İle Birlikte Değiştirilen 10. Maddesinin İncelenmesi"başlığının "bb" altbaşlığı altında).
71. Bu durumda, Anayasa'nın diğer maddelerinde yer alan hak ve özgürlüklerile devlete yüklenen ödevlerin somut olay bakımından sınırlandırma sebebiolarak kabul edilip edilemeyeceği araştırılmalıdır.
72. Anayasa'nın 5. maddesinde, "Devletintemel amaç ve görevleri, Türk Milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkeninbölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumunrefah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini,sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayansiyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevîvarlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır."denilmektedir. Buna göre kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunusağlamak devletin temel amaç ve görevlerindendir.
73. Kişinin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamanınön koşulu millî güvenlik ve kamu düzeninin tesisidir. Millî güvenlik ve kamudüzeninin sağlanmadığı bir ortamda, hak ve özgürlüklerden gereği gibiyararlanılması, kişinin maddi ve manevi varlığını geliştirmesi mümkün değildir.Devletin hak ve özgürlükleri koruma ödevinin yanında, millî güvenliği ve kamudüzenini sağlama görevi de bulunmaktadır.
74. Millî güvenliğin sağlamakla yükümlü olan Türk SilahlıKuvvetlerinin bu görevi gereği gibi yerine getirebilmesi bakımından askerîdisiplinin sağlanması hayati önem taşımaktadır. Silahlı Kuvvetlerin mensuplarıarasındaki hiyerarşi ve disiplinin aşınması, söz konusu kamu hizmetininaksamasına neden olabilecek temel etkenlerden biridir.
75. Bu nedenle askerî disiplinin sağlanmasını teminen SilahlıKuvvetler mensuplarının sıkı disiplin kurallarına tabi tutulması vediğerkişilerin tabi olmadığı bazı sınırlamalara tabi olmalarıAnayasa'nın 5.maddesiyle devlete yüklenen millî güvenliği sağlama ve kamu düzenini korumaödevinin bir gereğidir. Anılan ödevin, kişilerin Anayasa'nın 20. maddesininbirinci fıkrasında düzenlenen haklarının sınırlanmasında dikkate alınmasıgerekmektedir.
76. Ayrıca, haberleşme özgürlüğüne yapılan müdahalenin meşrukabul edilebilmesi için bu müdahalenin, Anayasa’nın 22. maddesinin ikincifıkrasında sayılmış olan millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesininönlenmesi, genel sağlık ve genel ahlakın veya başkalarının hak veözgürlüklerinin korunması sebeplerinden bir veya birkaçına dayanması gerekir.
77. Açıklanan nedenlerle başvurucunun ahlaki durumu sebepgösterilerek TSK'dan çıkarılmasının, askerî disiplinin korunması ve kamuhizmetinin gereği gibi yürütülmesini sağlama ve bu itibarla millî güvenliğinkorunması amacını taşıdığı, dolayısıyla müdahalenin meşru bir amaca dayalıolduğu sonucuna varılmıştır.
(3) Demokratik ToplumDüzeninin Gereklerine Uygunluk ve Ölçülülük
(a) Genel İlkeler
78. "Demokratik toplum düzeninin gerekleri"nden olma,bir sınırlamanın demokratik bir toplumda zorlayıcı bir toplumsal ihtiyacınkarşılanması amacına yönelik olmasını ifade etmektedir. Buna göre sınırlayıcıtedbir, bir toplumsal ihtiyacı karşılamıyorsa ya da başvurulabilecek son çareniteliğinde değilse demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun bir tedbirolarak değerlendirilemez (AYM, E.2015/96, K.2016/9, 10/2/2016 § 13; ifadeözgürlüğü bağlamında Bekir Coşkun[GK], B. No: 2014/12151, 4/6/2015, § 51; özel hayatın gizliliği hakkıbağlamında Ata Türkeri, § 44; İ.F.A., B. No: 2013/8564, 17/2/2016, §62).
79. Personel rejimi gibi sıkı kural ve şartlara tabi bir alanda,kamu görevini yürütmekle görevli kişilerin hak ve özgürlüklerine, herhangi birvatandaşa uygulanamayacak sınırlamalar getirilmesi demokratik bir toplumdagerekli olabilir. Bu kapsamda kamu makamlarının faaliyetin niteliği vesınırlamanın amacına göre değişen geniş bir takdir yetkisinin bulunmasıdoğaldır. Ancak özel hayatın gizliliği hakkının mahremiyet hakkı gibi en gizliyönleri söz konusu olduğunda kamu makamlarının takdir yetkisi daha dardır ve bualanlara yönelik müdahalelerin haklı olduğunun kabul edilebilmesi için kamumakamlarınca özellikle ciddi gerekçeleringösterilmesi gerekir (Ata Türkeri,§ 47).
80. Kamu makamlarının somut olayda olduğu gibi özel hayatın engizli, mahrem alanlarına müdahaleleriyle ilgili olarak müdahaleye yol açankarar alma sürecinde de keyfî davranmadıklarını kanıtlamaları gereklidir. Bu daancak karar alma sürecinde özel hayatına müdahale edilen bireylere -deliller vekanıtlama konuları dâhil- adil şartlarda savunma ve sürece katılımgüvencelerinin sağlanmasıyla olacaktır (AtaTürkeri, § 48).
81. Anayasa'nın 129. maddesi uyarınca kamu görevlilerine savunmahakkı tanınmadıkça disiplin cezası verilmez. Buna göre savunma hakkı,Anayasa'da yer alan temel haklardandır. Disiplin soruşturmasında savunmahakkının kullanılabilmesi için savunması istenen kamu görevlisine suçlamakonusunun ve hakkındaki isnadın ne olduğunun açıkça bildirilmesi, bunun yanısıra savunmasını hazırlayabilmesi için makul bir sürenin tanınmış olmasıgerekir. Dolayısıyla bu kriterlere uygun olarak verilecek savunma hakkı, özelhayata ilişkin unsurlar ileri sürülerek uygulanan disiplin yaptırımlarındabireyin özel hayata saygı hakkının etkili şekilde korunması ve keyfîmuamelelere tabi tutulmasının önlenmesi bakımından çok önemli bir güvenceoluşturmaktadır.
82. Anayasa Mahkemesi, askerî disiplinin gereklerigözetildiğinde göreve ilişkin amaçlar doğrultusunda kullanılması gereken birelektronik haberleşme sisteminin ve bu sistem içerisindeki yazışmalarındenetlenmesinin demokratik bir toplumda gerekli olduğuna karar vermiştir.Ayrıca bu şekildeki denetim sonucunda haberleşme sisteminin amaç dışındakişisel nedenlerle kullanıldığının tespit edilmesi hâlinde bu kullanımamüdahalede bulunulması da demokratik bir toplumda gerekli olarak kabuledilebilir (Bülent Polat, § 113; Tevfik Türkmen, § 77).
83. Bu çerçevede, Silahlı Kuvvetlerin faaliyetlerinin disipliniçinde yürütülmesi ve etkinliğini gerçekten aksatan bir durum oluşturduğununikna edici ve güçlü sebeplerle kanıtlanması halinde personelin özel hayatıngizliliği hakkının sınırlandırılması demokratik bir toplumda gerekli kabuledilebilir. Ancak bu hâlde de sınırlandırmanın ölçülülük ilkesine uygun olmasıgereklidir (G.G. [GK], B. No:2014/16701, 13/10/2016, § 60).
84. Anayasa Mahkemesi kararları uyarınca ölçülülük ilkesi,sınırlayıcı önlemin öngörülen amaç için zorunlu ve amaca ulaşmaya elverişliolmasını ayrıca amaç ve araç arasında hakkaniyete uygun bir dengenin bulunmasıgereğini ifade eder. Ölçülülük ilkesinin amacı da temel hak ve özgürlükleringereğinden fazla sınırlandırılmasının önlenmesidir (AYM, E.2015/102,K.2016/151, 7/9/2016, § 22; E.2012/100, K.2013/84, 4/7/2013; Marcus Frank Cerny, B. No: 2013/5126,2/7/2015, § 72).
85. Tüm bu ilkeler dikkate alınarak başvuru konusu olaybakımından müdahalenin "demokratik toplum düzeninin gerekleri"ilkesine uygun olup olmadığı incelenirken, kamu makamlarınca ortaya konulangerekçeler değerlendirilmeli ve müdahaleyi doğuran karar alma sürecindebaşvurucuya usule ilişkin güvencelerin sunulup sunulmadığı ortaya konulmalıdır.Bunun yanı sıra müdahalenin "ölçülülük" ilkesine uygun olupolmadığına bakılmalıdır.
(b) İlkelerin OlayaUygulanması
86. Somut olayda özel hayatın gizliliği hakkı kapsamındamahremiyetine dair konular hakkında sorgulanırken başvurucuya usule ilişkingüvenceler verilip verilmediğinin incelenmesi gerekmektedir.
87. Başvurucunun devlet memurluğundan çıkarılma cezasıylacezalandırılmasına dair kararın istihbarat timi tarafından alınmış olanifadeler ile e-posta iletilerine dayalı olarak alındığı görülmektedir.
88. Başvurucunun Yüksek Disiplin Kurulu önünde tüm isnatlarıreddettiği ve yargılama sürecinde de istihbarat timi tarafından psikolojikbaskı altında ifadesinin alındığını, ne için beyanda bulunduğunu bilmediği gibiifadesinin disiplin cezası verilmesine esas alınacağını da bilmediğini beyanettiği görülmüştür.
89.Gerek Yüksek Disiplin Kurulu kararında gerekse yargıkararında, başvurucunun fiilinin memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik vederecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketler kapsamında olduğudeğerlendirmelerine yer verilmiş, bu değerlendirmeye ise İstihbarat Timitarafından alınmış ifadeler dayanak yapılmıştır. Yüksek disiplin kurulları,ilgilinin özlük dosyasını ve her nevi evrakı incelemeye, ilgili kurumlardanbilgi almaya, yeminli tanık ve bilirkişi dinlemeye veya niyabeten dinletmeye,mahallen keşif yapmaya veya yaptırmaya yetkilidirler. Ancak olayda, YüksekDisiplin Kurulunca ayrıca bir araştırma yapılmaksızın İstihbarat Timi tarafındanalınmış ifadelerle yetinildiği anlaşılmaktadır. Aynı şekilde resen araştırmailkesinin geçerli olduğu yargılama usulüne tabi AYİM'inkarar gerekçesinde deanılan ifadelere dayanıldığı ve başvurucunun iddialarının reddedildiğigörülmektedir. Bu durumda başvurucunun devlet memurluğundan çıkarılmasınadayanak teşkil eden ve istihbarat timi tarafından yürütülen ifade almasürecinin anayasal güvencelere uygun olup olmadığı incelenmelidir.
90. İstihbarat Timi tarafından alınan ifadelere aittutanaklarda, disiplin soruşturması için ifade alındığı belirtilmemiş vebaşvurucunun ne ile suçlandığı bildirilmemiştir. Başvurucuya sorulan sorular,kişilerin tüm özel yaşamlarını kapsayacak şekilde geniş ancak kapsamı,sınırları ve amacı belli olmayan niteliktedir. Tüm bu hususlar nedeniyleidarenin söz konusu ifade sürecinde başvurucuya savunma hakkı tanıdığını veözgür iradeye dayalı konuşma koşullarının sağlandığını kanıtlayamadığıanlaşılmıştır. Dolayısıyla olayda, özel hayata ilişkin hususlar sebepgösterilerek devlet memurluğundan çıkarılma cezası verilmesi sürecindebaşvurucunun özel hayatın gizliliği hakkı kapsamında usule ilişkingüvencelerden yararlandırılmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
91. İkinci olarak müdahalenin demokratik toplumda gerekli olupolmadığı, idare ve Derece Mahkemesi kararlarının gerekçeleri çerçevesindeincelenmelidir.
92. Başvurucu, devlet memurluğundan çıkarma cezası ilesonuçlanan disiplin soruşturması sürecinde mesleki hayatını değil özel hayatınıilgilendiren iddialara yanıt vermek zorunda kalmıştır. Yüksek Disiplin Kurulukararı ve Derece Mahkemesi kararına göre başvurucunun mahremiyetine dair sözkonusu hususlar, başka kişilerhakkında İKK zafiyeti konusunda başlatılanistihbarat faaliyeti kapsamında tespit edilmiştir.Dolayısıyla bu istihbarat faaliyetitespitine kadar söz konusu özel hayata ilişkin eylem ve davranışlarınınalenileştirilmediği, ilişkinin tarafları arasında kaldığı ve başvurucununmesleğine bir yansıması olmadığı, ihtilaf konusu soruşturmanın kapsamınınmesleki hayatın sınırlarını aştığı anlaşılmaktadır.
93. Yüksek Disiplin Kurulu ve Derece Mahkemesi karargerekçelerinde, başvurucunun alenileşmemiş olduğu anlaşılan gönül ilişkilerininmillî güvenliğin korunması amacına yönelik olarak yapılması gereken askerîistihbaratı hangi nedenle ilgilendirdiğinin ortaya konulmadığı anlaşılmaktadır.Bunun yanı sıra, söz konusu kararlarda, isnat edilen ve tümüyle başvurucununözel yaşamına ilişkin olan eylemlerin, mesleki hayatı üzerindeki etkilerinedair yeterli ve ikna edici gerekçelerin belirtilmediği ve TSK’nın işleyişiüzerindeki etkisi ve risklerinin de açıklanmadığı görülmüştür. Ayrıcabaşvurucunun, soruşturma usulünün hukuka aykırı yöntemler içerdiğine yönelikiddialarına da makul bir gerekçe ile yanıt verilmediği, ifadelerin alındığıkoşulların detaylı şekilde incelenmediği anlaşılmıştır. Bu nedenlerle idare veDerece Mahkemesi kararlarının özel hayatın gizliliği hakkına ve haberleşmehürriyetine müdahaleyi haklı kılacak şekilde konuyla ilgili ve yeterli gerekçeiçermediği sonucuna ulaşılmıştır.
94. Son olarak müdahalenin ölçülü olup olmadığı incelenmelidir.Başvurucunun özel hayatın gizliliği hakkına ve haberleşme hürriyetine yönelikmüdahalenin ölçülü olup olmadığının belirlenmesinde, söz konusu e-postalarıniçeriğinde yer alan bilgilerin niteliği ile bu bilgilerin kullanılış şekline veanılan bilgilerin dayanak alınması sonucu uygulanan yaptırımın ağırlığınabakılarak bir değerlendirme yapılması gerekmektedir.
95. Başvurucunun sadece taraflarınca bilinen gönül ilişkisinigösteren duygusal içerikli mesajlar yazması şeklindeki eyleminin devletmemurluğundan çıkarılma cezasıyla cezalandırılması, niteliği ve ağırlığıbakımından güdülen meşru amaçla orantısızdır. Dolayısıyla söz konusu eylemindaha önce hiçbir disiplin cezası bulunmayan, ödül ve takdirleri bulunanbaşvurucunun en ağır disiplin yaptırımıyla cezalandırılmasında, sınırlandırmaile ulaşılabilecek genel yarar ile temel hak ve özgürlüğü sınırlandırılanbireyin kaybı arasında adil bir dengenin sağlanmadığı, başvurucunun özelhayatına ve haberleşme hürriyetine yapılan müdahalenin ölçüsüz olduğu sonucunavarılmıştır.
96. Açıklanan nedenlerle, başvurucunun Anayasa’nın 20. ve 22.maddelerinde güvence altına alınan özel hayatın gizliliği hakkı ve haberleşmehürriyetinin ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
C. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
97. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (1) ve (2)numaralı fıkraları şöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığıihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir.”
98. Başvurucu, yeniden yargılama yapılmasına ve 500.000 TLmanevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
99. Başvuruda Anayasa’nın 20. ve 22. maddelerinde güvence altınaalınan özel hayatın gizliliği hakkı ve haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğisonucuna varılmıştır.
100. Özel hayatın gizliliği hakkının ve haberleşme hürriyetininihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunduğundan kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmaküzere AYİM İkinci Dairesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
101. Başvurucu manevi tazminat talep etmişse de yenidenyargılama yapılmak üzere dosyanın AYİM İkinci Dairesine gönderilmesine kararverilmesinin ihlal iddiası açısından yeterli bir tazmin oluşturduğuanlaşıldığından başvurucunun tazminat taleplerinin reddine karar verilmesigerekir.
102. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizlitutulması talebinin KABULÜNE,
B. 1. Adil yargılanma hakkı kapsamında çelişmeli yargılama vesilahların eşitliği ilkelerinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Özel hayatın gizliliği hakkı ve haberleşme hürriyetinin ihlaledildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
C. Anayasa’nın 20. ve 22. maddelerinde güvence altına alınanözel hayatın gizliliği hakkı ve haberleşme hürriyetinin İHLAL EDİLDİĞİNE,
D. Kararın bir örneğinin özel hayatın gizliliği hakkının vehaberleşme hürriyetinin ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyeniden yargılama yapılmak üzere Askeri Yüksek İdare Mahkemesi İkinci Dairesine(Anılan Dairenin 19/2/2014 tarihli ve E.2013/438, K.2014/265 sayılı kararınaait dava dosyası ile ilgilidir.) GÖNDERİLMESİNE,
E. Başvurucunun tazminat taleplerinin REDDİNE,
F. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
G. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemedegecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE15/2/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.