TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
İZZET EKİN VE NUSRET EKİN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/3337)
Karar Tarihi: 8/9/2014
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Alparslan ALTAN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Recep KÖMÜRCÜ
Engin YILDIRIM
M. Emin KUZ
Raportör
:
Şebnem NEBİOĞLU ÖNER
Başvurucular
:
İzzet EKİN
Nusret EKİN
Vekili
:
Av. İlknur ÇANCI BATMAZ
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvurucular, hissedarıoldukları taşınmazın kadastro tespitinin iptali talebiyle açılan davanın 34yıldır sonuçlandırılmadığını ve hâlihazırda ilk derece mahkemesi önünde derdestolduğunu, bu nedenle Anayasanın 36. maddesinde tanımlanan makul süredeyargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürerek, ihlalin tespiti ileuğradıkları maddi ve manevi zararın tazminine karar verilmesini talepetmişlerdir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru, 10/5/2013 tarihindeBurhaniye Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemede başvurunun Komisyonasunulmasına engel bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. İkinci Bölüm BirinciKomisyonunca, kabul edilebilirlik incelemesi Bölüm tarafından yapılmak üzeredosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.
4. Bölüm tarafından 18/2/2014tarihinde yapılan toplantıda, kabul edilebilirlik ve esas incelemesininbirlikte yapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvuru konusu olay veolgular ile başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir.Adalet Bakanlığının 26/2/2014 tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin öncekikararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen, başvuru hakkında görüşsunulmayacağı bildirilmiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
6. Başvuru formu ve ekleri ilebaşvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylarözetle şöyledir:
7. Başvurucuların da hissedarıolduğu taşınmaz 28/9/1978 tarihinde, tapulama komisyonunun tespit çalışmalarısonucunda, başvurucu ve diğer hissedarları adına tescil edilmiştir.
8. Başvurucular İzzet Ekin vebir kısım hissedarlar tarafından Kadastro Tespit Komisyonunca yapılan tespite2/11/1978 tarihinde itiraz edilmiş, komisyonca yapılan inceleme üzerine, 26/12/1978tarihli ek karar ve beyanname düzenlenmiştir.
9. Kadastro Tespit Komisyonunun26/12/1978 tarihli ek karar ve beyannamesinin iptali talebiyle Burhaniye AsliyeHukuk Mahkemesinde açılan dava neticesinde, Mahkemenin E.1979/21, K.1981/401sayılı kararı ile taşınmazların tespit gibi tesciline karar verilmiştir.
10. Aynı taşınmaz hakkında,başvurucuların da aralarında bulunduğu bir kısım davacılar aleyhine 12/1/1979tarihinde Burhaniye Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan ve Mahkemenin E.1979/52sırasına kaydedilen kadastro tespitinin iptali davası, görevsizlik kararı ileBurhaniye Kadastro Mahkemesine devredilerek, Mahkemenin E.1995/33 sırasınakaydı yapılmıştır.
11. Ayrıca, başvurucuların daaralarında bulunduğu bir kısım davalılar aleyhine 10/1/1979 tarihinde açılan veBurhaniye Asliye Hukuk Mahkemesinin E.1979/46 sırasına kaydedilen bir diğerdava dosyası da görevsizlik kararı ile Burhaniye Kadastro Mahkemesinedevredilerek, Mahkemenin E.2009/9 sırasına kaydı yapılmıştır.
12. Burhaniye KadastroMahkemesinin E.2009/9 sayılı dosyası, E.1995/33 sayılı dosya üzerindebirleştirilmiş olup, dava hâlihazırda ilk derece mahkemesi önünde derdesttir.
B. İlgiliHukuk
13. 12/1/2011 tarih ve 6100sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Usul ekonomisi ilkesi” kenar başlıklı 30. maddesişöyledir:
“Hâkim, yargılamanınmakul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gideryapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.”
14. 21/6/1987 tarih ve 3402sayılı Kadastro Kanunu’nun “Genel olarak görev” kenar başlıklı 25. maddesinin birincifıkrası şöyledir:
“Kadastro mahkemesi;taşınmaz mal mülkiyetine ve sınırlı ayni haklara, tapuya tescil veya şerhedilecek veyahut beyanlar hanesinde gösterilecek sair haklara, sınır ve ölçüuyuşmazlıklarına, kadastroya ve tapu sicilini ilgilendiren benzeri davalara veözel kanunlarca kendisine verilen işlere bakar; Kadastroya veya kadastro ileilgili verasete ait uyuşmazlıkları çözümleyebileceği gibi, istek üzerineveraset belgesi de verebilir.”
15. 3402 sayılı Kanun’un “Kadastro davalarında usul”kenar başlıklı 28. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Kadastro hakimi, askı süresi içinde açılacak davalar ve kadastromüdürü tarafından mahkemeye tevdi olunacak taşınmaz mallara ait kadastrotutanakları ve mahalli hukuk mahkemelerinden devredilen işler hakkında davadosyası açar. İlgililerin başvurusunu beklemeksizin kadastro tutanakları ileuyuşmazlığın çözümlenmesine etkili olabilecek kayıt ve diğer bilgileri ilgilidairelerden getirtir. Hakim, duruşma gününü taraflaraTebligat Kanunu hükümlerine göre resen tebliğ eder.”
16. 3402 sayılı Kanun’un “Yargılama usulü” kenarbaşlıklı 29. maddesinin birinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları şöyledir:
“Kadastro mahkemesinde gelmeyen tarafın yokluğunda duruşmayapılır. Taraflardan hiç biri gelmez ise dosyaişlemden kaldırılmaz. Hakim, toplanması mümkün olandelilleri inceler ve 30 uncu madde hükmünce işi karara bağlar.
…
Bu Kanunun tatbikinde ayrıca açıklık bulunmıyanhallerde basit yargılama usulü uygulanır.
Kadastro mahkemeleri adli tatile tabi değildir.”
17. 3402 sayılı Kanun’un “Deliller ve hakimintakdiri” kenar başlıklı 30. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarışöyledir:
“Kadastrotutanaklarında beyanlarına başvurulan kişiler, bu beyanlarına gerekçegösterilerek itiraz edilmedikçe, yeniden dinlenmezler. Ancak hakim,kadastro tutanağındaki beyanla, duruşma sırasında topladığı deliller arasındaçelişki görürse, bunu gidermek için tutanakta beyanlarına başvurulan kimseleritanık sıfatıyla yeniden dinleyebilir.
Kadastrokomisyonlarından gönderilen tutanaklar ile mahalli mahkemelerden devredilendosyaların muhtevasından malik tespiti yapılamadığı veya dava açan mirasçınındışında başka mirasçıların da bulunduğu anlaşıldığı takdirde, hakim resen lüzum gördüğü diğer delilleri toplayaraktaşınmaz malın kimin adına tescil edileceğine karar vermekle yükümlüdür.Taşınmaz malın ölü bir şahsa ait olduğu anlaşılır ve mirasçıları da tespitedilemezse, ölü olduğu yazılmak suretiyle o şahsın adına tescil kararıverilir.”
18. 3402 sayılı Kanun’un “Kararların tebliği, kanunyollarına başvurma ve ilamların infazı” kenar başlıklı 32.maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Kadastro mahkemesikararları Tebligat Kanunu hükümlerine göre resen taraflara tebliğ olunur.”
19. 3402 sayılı Kanun’un “Yargılama giderleri, kadastroharcı ve tahakkuku” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrasınınson cümlesi şöyledir:
“Bu Kanun gereğinceresen yapılması gereken soruşturma ve tebligat işlemleri için zaruri giderler,ileride haksız çıkacak taraftan alınmak üzere bütçeye konulan ödenektenkarşılanır.”
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
20. Mahkemenin 8/9/2014tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucuların 10/5/2013 tarih ve 2013/3337numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucularınİddiaları
21. Başvurucular, hissedarıoldukları taşınmaza ilişkin kadastro tespitinin iptali talebiyle açılan davanın34 yıldır sonuçlandırılmadığını ve özel usul hükümlerine riayet edilmemesinedeniyle hâlihazırda ilk derece mahkemesi önünde derdest olduğunu beyanederek, Anayasa’nın 36. maddesinde tanımlanan makul sürede yargılanmahaklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.
B. Değerlendirme
1. KabulEdilebilirlik Yönünden
a. BurhaniyeAsliye Hukuk Mahkemesinin E.1979/21 Sayılı Dosyasına İlişkin Olarak
22. 30/3/2011 tarih ve 6216sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’ungeçici 1. maddesinin (8) numaralı fıkrası şöyledir:
“Mahkeme, 23/9/2012tarihinden sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine yapılacak bireyselbaşvuruları inceler.”
23. Anılan Kanun hükmü uyarıncaAnayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisinin başlangıcı 23/9/2012 tarihiolup, Mahkeme, ancak bu tarihten sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlaraleyhine yapılan bireysel başvuruları inceleyebilecektir. Bu açık düzenlemekarşısında, anılan tarihten önce kesinleşmiş nihaî işlem ve kararları daiçerecek şekilde yetki kapsamının genişletilmesi mümkün değildir.
24. Anayasa Mahkemesinin zamanbakımından yetkisi için kesin bir tarihin belirlenmesi ve Mahkemenin yetkisiningeriye yürür şekilde uygulanmaması hukuk güvenliği ilkesinin gereğidir (B. No.2012/51, 25/12/2012, § 18).
25. Başvurucular makul süredeyargılanma hakkının ihlali iddiaları kapsamında, makul sürenin tespitindenazara alınacak sürenin başlangıç tarihi olarak Burhaniye Asliye HukukMahkemesinin E.1979/21 sırasına kayıtlı dava tarihini esas almış olmaklaberaber, 3/1/1979 tarihli dava dilekçesi ile yargılamasına başlanılan E.1979/21sayılı davanın, Mahkemenin 3/12/1981 tarih ve E.1979/21, K.1981/401 sayılıkararı ile reddedildiği ve kararın temyiz edilmemesi neticesinde 19/4/1982tarihinde kesinleştiğine dair şerh verildiği görülmekle, başvurucularınbelirtilen dava evrakına yönelik makul sürede yargılanma haklarının ihlaledildiğine ilişkin iddialarının incelenmesinin, Anayasa Mahkemesinin zaman bakımındanyetkisi kapsamı dışında kaldığı anlaşılmaktadır.
26. Açıklanan nedenlerle,başvuru konusu kararın bireysel başvuruların incelenmeye başlandığı tariholarak belirlenen 23/9/2012 gününden önce kesinleşmiş olduğu anlaşıldığından,başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik şartları yönündenincelenmeksizin “zaman bakımındanyetkisizlik” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
b. Burhaniye Kadastro Mahkemesinin E.1995/33 Sayılı Dosyasınaİlişkin Olarak
27. Başvuru formu ile eklerininincelenmesi sonucunda, başvurucuların Burhaniye Kadastro Mahkemesinin E.1995/33sayılı dosyası yönünden ileri sürdükleri makul sürede yargılanma hakkının ihlaledildiğine ilişkin iddialarının, açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabuledilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığıanlaşıldığından, başvurunun bu kısmının kabul edilebilir olduğuna kararverilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
28. Başvurucular, hissedarıoldukları taşınmazın kadastro tespitinin iptali talebiyle açılan davanın 34yıldır sonuçlandırılmadığını belirterek, makul sürede yargılanma haklarınınihlal edildiğini iddia etmişlerdir.
29. Başvurucuların iddialarınakonu ettikleri Burhaniye Asliye Hukuk Mahkemesinin E.1979/21 sırası üzerinde yürütülenyargılama faaliyeti açısından, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğiiddiasının “zaman bakımından yetkisizlik”nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmiş olmakla, belirtilen iddiaaçısından değerlendirmeye alınacak yargılama süreci Burhaniye KadastroMahkemesinin E.1995/33 sayılı dosyası kapsamında yürütülen süreçtir.
30. Avrupa İnsan HaklarıSözleşmesi metni ile AİHM kararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanmahakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar, esasen Anayasa’nın 36.maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. AnayasaMahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçokkararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığındayorumlamak suretiyle, Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan ve AİHMiçtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara,Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §38).
31. Somut başvurunun dayanağınıoluşturan makul sürede yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarıncaadil yargılanma hakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderleve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirtenAnayasa’nın 141. maddesinin de, Anayasa’nınbütünselliği ilkesi gereği, makul sürede yargılanma hakkınındeğerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır (B. No:2012/13, 2/7/2013, § 39).
32. Makul sürede yargılanmahakkının amacı, tarafların uzun süren yargılama faaliyeti nedeniyle maruzkalacakları maddi ve manevi baskı ile sıkıntılardan korunması ile adaletingerektiği şekilde temini ve hukuka olan inancın muhafazası olup, hukukiuyuşmazlığın çözümünde gerekli özenin gösterilmesi de yargılama faaliyetindegöz ardı edilemeyeceğinden, yargılama süresinin makul olup olmadığının her birbaşvuru açısından ayrıca değerlendirilmesi gerekir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §40).
33. Davanın karmaşıklığı,yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılamasürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındakimenfaatinin niteliği gibi hususlar, bir davanın süresinin makul olupolmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması gereken kriterlerdir (B. No:2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).
34. Ancak, belirtilenkriterlerden hiçbiri makul süre değerlendirmesinde tek başına belirleyicideğildir. Yargılama sürecindeki tüm gecikme periyotlarının ayrı ayrı tespitiile bu kriterlerin toplam etkisi değerlendirilmek suretiyle, hangi unsurun yargılamanıngecikmesi açısından daha etkili olduğu saptanmalıdır (B. No: 2012/13, 2/7/2013,§ 46).
35. Yargılama faaliyetinin makulsürede gerçekleşip gerçekleşmediğinin saptanması için, öncelikle uyuşmazlığıntürüne göre değişebilen, başlangıç ve bitiş tarihlerinin belirlenmesigereklidir.
36. Anayasa’nın 36. maddesi veSözleşme’nin 6. maddesi uyarınca, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkinuyuşmazlıkların makul sürede karara bağlanması gerekmektedir. Başvuru konusuolayda, asliye hukuk mahkemesinde açılan davanın verilen görevsizlik kararıylakadastro mahkemesine devredilmesi suretiyle yürütülen bir yargılamanın sözkonusu olduğu görülmekle, 3402 sayılı Kanun ve 6100 sayılı Kanun’da yer alanusul hükümlerine göre yürütülen somut yargılama faaliyetinin, medeni hak veyükümlülükleri konu alan bir yargılama olduğunda kuşku yoktur (B. No: 2012/13,2/7/2013, § 49).
37. Medeni hak veyükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin makul süre değerlendirmesinde,sürenin başlangıcı kural olarak, uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılamasürecinin işletilmeye başlandığı, başka bir deyişle davanın ikame edildiğitarih olup, somut başvuru açısından bu tarih, Burhaniye Kadastro Mahkemesinegörevsizlik kararı ile devredilen davalardan daha önceki esas numarasınıtaşıyan E.1979/46 sayılı davanın açılış tarihi olan 10/1/1979 tarihidir (B. No:2012/13, 2/7/2013, § 52).
38. Sürenin bitiş tarihi ise,çoğu zaman icra aşamasını da kapsayacak şekilde yargılamanın sona ermetarihidir. Ancak devam eden yargılamalara ilişkin makul sürede yargılanmahakkının ihlal edildiği iddiasını içeren başvuruların yargılama faaliyetinindevamı sırasında da yapılabilmesi olanağı bulunduğundan, değerlendirmeye esasalınacak sürenin bitiş anı bireysel başvurunun karara bağlandığı tarihtir (B.No: 2012/13, 2/7/2013, § 52).
39. Davanın ikame edildiği tarihile Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuruların incelenmesi hususundaki zamanbakımından yetkisinin başladığı tarihin farklı olması halinde, dikkate alınacaksüre, 23/9/2012 tarihinden sonra geçen süre değil, uyuşmazlığın başlangıçtarihinden itibaren geçen süredir.(B. No: 2012/13,2/7/2013, § 51).
40. Başvuruya konu yargılamasürecinin incelenmesinde, başvurucuların da aralarında bulundukları bir kısımdavalılar aleyhine 10/1/1979 ve 12/1/1979 tarihlerinde açılan ve sırasıylaMahkemenin E.1979/46 ve E.1979/52 sıralarına kaydedilen kadastro tespitineitiraz davalarının verilen görevsizlik kararları ile Burhaniye KadastroMahkemesine devredildiği, görevsizlik kararları 1987 yılında verilen dosyalarınsırasıyla 1995 ve 2009 yıllarında Burhaniye Kadastro Mahkemesinin esasınakaydedilerek tensip zabıtlarının hazırlandığı, görevsizlik kararları sonrasındaMahkemenin E.1995/33 ve E.2009/9 sıralarına kaydedilen dosyaların, davalıları vedava konusu parselin aynı olduğundan bahisle Mahkemenin E.1995/33 sayılıdosyası üzerinde birleştirildiği ve görevsizlik kararları sonrasındakaydedildiği esas üzerinde yaklaşık on dokuz yıldır karara bağlanmaksızın ilkderece mahkemesi nezdinde derdest olan davanın taraflarında kırk dört kişininyer aldığı anlaşılmaktadır.
41. İlgili yargılama evrakınınincelenmesinden, başvuruya konu yargılama sürecinin kısmen asliye hukuk kısmenkadastro mahkemesi önünde sürdüğü görülmekle, 3402 sayılı Kanun’da yer alanözel usul hükümleri ile medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıklarıkonu alan yargılama faaliyetleri için geçerli genel usulihükümler içeren 6100 sayılı Kanun’a tabi bir yargılama faaliyetinin söz konusuolduğu ve 3402 sayılı Kanun’da yer alan özel usul hükümleri ile 6100 sayılıKanun’un 30. maddesinin, uyuşmazlıkların makul sürede çözümlenmesigerekliliğini ortaya koyduğu anlaşılmaktadır (§ 12-18).
42. Kadastro mahkemesi ve 6100sayılı Kanun’un öngördüğü yargılama usullerine tabi mahkemeler nezdindekiyargılamaların makul sürede tamamlanmadığı yönündeki iddialar daha öncebireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesi tarafından, özellikleyargılamada sürati temin etmeye hizmet eden özel usul hükümlerinin nazaraalınmadığı göz önünde bulundurularak makul sürede yargılanma hakkının ihlaledildiği yönünde karar verilmiş olup (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 54-64; B. No: 2012/12, 17/9/2013, §§ 53-62; B. No: 2013/1115, 5/12/2013, §§ 60-67; 2012/673, 19/12/2013, §§ 37-43), başvuruya konu davadayer alan kişi sayısı ve davanın mahiyeti nedeniyle icrası gereken usulişlemlerinin niteliği başvuruya konu yargılamanın karmaşık olduğunu ortayakoymakla birlikte, davaya bütün olarak bakıldığında, somut başvuru açısındanfarklı bir karar verilmesini gerektirecek bir yön bulunmadığı ve söz konusuyaklaşık otuz altı yıllık yargılama sürecinde makul olmayan bir gecikmeninolduğu sonucuna varılmıştır.
43. Açıklanan nedenlerle,başvurucuların Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul süredeyargılanma haklarının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanunun 50. MaddesiYönünden
44. Başvurucular, yargılamanınmakul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle maddi ve manevi tazminatahükmedilmesini talep etmişlerdir.
45. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin(2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Tespit edilen ihlalbir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmakiçin yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yenidenyargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehinetazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolugösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, AnayasaMahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadankaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
46. Başvurucuların tarafı olduğuuyuşmazlığa ilişkin yaklaşık otuz altı yıllık yargılama süreci nazaraalındığında, yargılama faaliyetinin uzunluğu sebebiyle, yalnızca ihlal tespitiylegiderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuların her birine takdiren 24.900,00 TL manevi tazminat ödenmesine kararverilmesi gerekir.
47. Başvurucular tarafındanmaddi tazminat talebinde bulunulmuş olmakla beraber, tespit edilen ihlal ileiddia edilen maddi zarar arasında illiyet bağı bulunmadığı anlaşıldığından,başvurucuların maddi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.
48. Başvurucular tarafındanyapılan ve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.500,00TL vekâlet ücretinden oluşan 1.698,35 TL yargılama giderinin başvurucularamüştereken ödenmesine karar verilmesi gerekir.
49. Başvuruya konu yargılamanınyaklaşık otuz altı yıldır devam ettiği ve bu hususun makul sürede yargılanma hakkınıihlal ettiği gözetilerek, anayasal bir hakkın ihlal edildiği açık olan biryargılama dosyasında, hukuka, adalete ve mahkemeye güven ilkesinin gördüğüzararın devam etmesinin önlenmesi amacıyla, yargılamanın mümkün olan en kısasürede sonuçlandırılmasını teminen, kararın birörneğinin ilgili mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A. Başvurucuların,
1.Burhaniye Asliye Hukuk Mahkemesinin E.1979/21 sayılı dosyası yönünden ilerisürdükleri makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddialarının “zaman bakımından yetkisizlik”nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2.Burhaniye Kadastro Mahkemesinin E.1995/33 sayılı dosyası yönünden ilerisürdükleri makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddialarının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
3.Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanmahakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
B. Başvurucuların her birine 24.900,00 TL manevi TAZMİNATÖDENMESİNE, başvurucuların tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,
C. Başvurucular tarafından yapılan 198,35 TL harç ve 1.500,00 TLvekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCULARAMÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,
D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemedegecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal faiz uygulanmasına,
E. Kararın bir örneğinin ilgili mahkemesine gönderilmesine,
8/9/2014tarihinde OY BİRLİĞİYLE kararverildi.