TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
İZZET ORHAN VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/7259)
Karar Tarihi: 30/3/2016
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Recep KÖMÜRCÜ
Alparslan ALTAN
Raportör Yrd.
:
Tuğba YILDIZ
Başvurucular
:
İzzet ORHAN ve diğerleri [bkz. ekli tablonun B satırı]
Vekilleri
:
Av. Ali ARTUK
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvurular, terör olayı nedeniyle köyü terk etmeye mecburkalınması sonucu 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve Terörle MücadeledenDoğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun kapsamında yapılan başvuruların veaçılan davaların reddedilmesive makul süredesonuçlandırılmaması nedenleriyle adil yargılanma ve mülkiyet haklarının ihlaledildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvurular, muhtelif tarihlerde Ağrı 3. Asliye HukukMahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formları ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesi neticesinde başvuruların Komisyona sunulmasına engelteşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. Başvurucular, adli yardım talep etmişse de bireysel başvuruyapıldıktan sonra harçların yatırıldığı görülmüştür.
4. Birinci Bölüm ve İkinci Bölüm Komisyonlarınca muhteliftarihlerde, başvuruların kabul edilebilirlik incelemelerinin Bölümlertarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanları tarafından muhtelif tarihlerde, başvurularınkabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına kararverilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın muhtelif tarihli yazılarında AnayasaMahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfenbaşvurular hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.
7. Anayasa Mahkemesi tarafından ekli tablonun A satırındabaşvuru numaraları belirtilen dosyaların konu yönünden hukuki irtibat nedeniyle2013/7259 başvuru numaralı dosya ile birleştirilmesine, incelemenin 2013/7259başvuru numaralı dosya üzerinden yürütülmesine ve diğer bireysel başvurudosyalarının kapatılmasına karar verilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
8. Başvuru formları ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
9. Başvurucular, Iğdır ili Tuzluca ilçesi Kartutanköyünde ikamet etmekte iken 1994 yılında meydana gelen terör olayları ve köymuhtarı babaları H.O.nınöldürülmesi neticesinde köyün boşaltılması nedeniyle yerleşim yerlerinden göçetmek zorunda kaldıklarını iddia etmişlerdir.
10. Başvurucular, ekli tablonun C satırında belirtilentarihlerde 5233 sayılı Kanun kapsamına giren zararlarının karşılanmasıtalebiyle Iğdır Valiliği Zarar Tespit Komisyonuna (Komisyon) başvurmuşlardır.
11. Ekli tablonun D satırında tarih ve sayıları belirtilenKomisyon kararlarında, terör olayları sonucu oluşan zararların karşılanmasıtalebiyle yapılan başvurularda, dosyalarda yer alan bilgi ve belgeler uyarıncabaşvuruculara belirlenen miktarlarda tazminat ödenmesine karar verilmiştir.Başvuruculardan İzzet Orhanaçısından isegösterilen (bkz. § 14) gerekçe iletalebin reddine karar verilmiştir.
12. Başvurucular tarafından sulhnametasarısı imzalanmayarak Komisyon kararında belirtilen miktarın eksikhesaplandığı gerekçesiyle iptal davası açılmıştır.
13. Belirtilen Komisyon kararları aleyhine başvuruculartarafından açılan iptal davalarında, ekli tablonun E satırında tarihlerigösterilen Erzurum İdare Mahkemeleri kararları ile dava konusu işlemin iptalinekarar verilmiştir. Kararların gerekçelerinin ilgili kısmı şöyledir:
" ...ara kararı ile davalı idareden,Iğdır İli Tuzlucaİlçesi Kartutan Köyü’nde 1993 yılı ve sonrasındayaşanan terör olayları nedeniyle uğranılan zarar ziyandan dolayı aynıtarihlerde Kartutan Köyü ile ilgili olarak tutulantüm tutanaklar ile olayla ilgili tüm diğer bilgi ve belgeler istenilmiş olup,davalı idare tarafından ara kararına cevaben verilen yazı ile eklerininincelenmesi neticesinde; 15.5.2006 tarihinde yapılan ve Iğdır İli'ndeki birçok köyü kapsayan keşifle ilgili başvurusahibi veya yetkili temsilcisine keşif yeri ile gün ve saatinin yazılı olarakbildirildiğine ilişkin tebliğ ve tebellüğ belgeleri ile hazır bulunmadıklarınıgösteren tutanağa ilişkin herhangi bir belgenin ibraz edilmediği görülmüştür.
Olayın Mahkememizce değerlendirilmesineticesinde; Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların KarşılanmasıHakkında Yönetmeliğin 11. maddesinde belirtilen usule uyulmaksızın keşifyapıldığı, keşif yeri ile gün ve saatinin davacıya veya yetkili temsilcisineyazılı olarak bildirilmediği; başvuru sahibinin kendisi veya yetkili temsilcisive varsa şahitlerinin keşif mahallinde hazır bulundurulmadığı hususunun davadosyası mündericatında yer alan ... keşif tutanağından anlaşıldığından, eksik incelemeyeve usule aykırı biçimde yapılan keşfe dayalı olarak tesis edilen dava konusuişlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır."
- Başvurucu İzzet Orhanaçısından ise belirtilen (bkz. § 15) ve "davadosyasına sunulan 19.01.1989 tarihli Tuzluca Noterliği kur'atutanağına göre, yapılan kur'a çekimi sonucunda davcıya da afet nedeniyle Devlet tarafından yapılankonutlardan birisinin tahsis edildiği anlaşıldığı ..." gerekçeleri ile davanın reddinehükmedilmiştir.
14. İdare Mahkemelerinin iptal kararları üzerine Komisyontarafından ekli tablonun F satırında tarih ve sayıları gösterilen karalarlataleplerin reddine karar verilmiştir. Kararların ilgili kısmı şöyledir:
"...müracaatına ilişkin babası H.O'nun terör örgütü tarafındanöldürülmesi sonucu komisyonumuzca ... 14.035,00 TL tazminat ödendiği kendisinehissesi oranında tazminatı verildiği, yine adı geçen köye kadastro henüzgirmediğinden mahalli bilirkişilerce babası H.O. adına belirlenen tüm yapı vetaşınmazları için komisyonumuzca alınan ... kararlaanneleriÖ.O.'ya 6.400,00 TL tazminat ödendiğibelirlendiğinden mükerrer talebin reddine ... karar verildi."
15. Belirtilen Komisyon kararı aleyhine başvurucular tarafındantekrar açılan iptal davalarında, ekli tablonun G satırında tarihleri gösterilenErzurum İdare Mahkemeleri kararları ile davanın reddine hükmedilmiştir.Kararların gerekçelerinin ilgili kısmı şöyledir:
"...Uyuşmazlığın çözümü için Mahkememizceyapılan ara kararlara verilen cevapların incelenmesinden; Iğdır ValiliğiBayındırlık ve İskan Müdürlüğü'nün 11.11.2009 gün ve 2345 sayılı yazısında; Kartutan Köyü'nde 14-25.11.1983 tarihinde meydana gelenşiddetli yağmurlar sonucu oluşan afet nedeniyle 11 ailenin hak sahibi kabuledildiği ve bu ailelerin Tuzluca ilçesinde yapılan afet konutlarına 1989yılında yerleştirildikleri, Tuzluca Kaymakamlığı İlçe Nüfus Müdürlüğü'nün18.01.2010 gün ve 50 sayılı yazısında; 1993-1999 yılları arasında genel nüfussayımı yapılmadığı, ancak 1997 yılında genel nüfus tespiti yapıldığı ve burada Kartutan Köyü nüfusunun sıfır olarak tespit edildiği,28.07.2009 tarihli Jandarma tutanağında; KartutanKöyü'nde terör olayı meydana gelmediği, başvurucuların iddia ettikleri terörolayının Seyisçeşme Tepe'de meydana geldiği, buranında Kartutan Köyü dışında bulunduğu, Jandarmatarafından tutulan 15.11.2010 tarihli tutanakta; 1993-2000 yılları arasında Kartutan Köyü'nde geçici köy korucusu bulunmadığı vegörevlendirilmediği, İçişleri Bakanlığı İller İdaresi Genel Müdürlüğü'nün19.12.2005 gün ve 76-1 sayılı onayıyla; Kartutan Köyühalkının 1992 yılından itibaren ekonomik ve sosyal nedenlerle köyü terk ederekbaşka yerleşim birimlerine yerleşmeleri ve köyde yerleşik nüfusun bulunmamasınedeniyle tüzel kişiliğinin kaldırılmasına karar verildiği, Tuzluca İlçe SeçimKurulu Başkanlığı'nın 03.11.2010 gün ve 261 sayılı yazısında; 27 Mart 1994tarihinde yapılan Mahalli İdareler Genel Seçimleri öncesinde Kartutan Köyü halkı topluca Tuzluca İlçe Merkezi Kartutan Afet Konutlarına yerleştirildiğindenYüksekSeçim Kurulu Başkanlığı'nın 25.12.1993 gün ve 30 sayılı yazısı ekinde yer alan165 sayılı kararı gereği Kartutan Köyü'nde sandıkkurulamadığı ve muhtar seçilemediği, 18 Nisan 1999 tarihinde yapılanMilletvekilliği Genel Seçimlerinde Kartutan Köyü'nünsandık bölgesi ilan edilmediği, Tuzluca İlçe Seçim Kurulu Başkanlığı'nın anılanyazısı eklerinde yer alan belgelerde ise; KartutanKöyü Muhtarı Hasan Orhan'ın 17.02.1994 tarihli dilekçesinde; köylerinde heyelanolması nedeniyle Tuzluca ilçe merkezinde kendilerine konut yapıldığı, söz konusuafet konutlarına kendi köyleri adına sandık kurulması talebinde bulunulduğu,dolayısıyla o tarih itibariyle anılan gerekçeyle köyün boşaldığının muhtarcazımnen kabul edildiği, Tuzluca Kaymakamlığı Mahalli İdareler Bürosu'nun03.03.1994 gün ve 310 sayılı yazısında da, KartutanKöyü'nün tamamen boşaltılarak Tuzluca ilçe merkezindeki afet konutlarınayerleştiklerinin belirtildiği görülmüştür.
Bu durumda, yukarıda belirtilen hususlarınbirlikte değerlendirilmesinden, Kartutan Köyü'nünidarece resmi şekilde veyaköy halkıtarafındanterör kaygısıyla fiilenboşaltılmadığı, dolayısıyla... 5233 sayılı Yasadan yararlanma imkanı bulunmadığıanlaşıldığından, ... başvurunun reddine dair dava konusu işlemde hukukaaykırılık görülmemiştir..."
16. Başvurucuların temyizi üzerine ekli tablonun H satırındagösterilen tarihlerde Danıştay Onbeşinci Dairesiilamları ile kararların usul ve hukuka uygun olduğu, dilekçelerde ileri sürülentemyiz nedenlerinin kararların bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğibelirtilerek hükümlerin onanmasına karar verilmiştir.
17. Başvurucular tarafından karar düzeltme talebinde bulunulmuş,ekli tablonun I satırında belirtilen tarihlerde karar düzeltme talepleriDanıştay Onbeşinci Dairesinin ilamları ilereddedilmiştir.
18. Karar düzeltme isteminin reddi kararları başvurucularatebliğ edilmiş ve başvurucular muhtelif tarihlerde bireysel başvurudabulunmuşlardır.
B. İlgili Hukuk
19. 5233 sayılı Kanun’un 4., 6., 7., 8., geçici 1., geçici 3.,geçici 4. maddeleri, 24/6/2013 tarihli ve 2013/5034 sayılı Bakanlar KuruluKararı Eki Karar’ın 1. maddesi, Danıştay Onuncu Dairesinin 20/2/2009 tarihli veE.2008/6679, K.2009/1227 sayılı kararı (CelalDemir, B. No: 2013/3309, 6/2/2014, §§ 15-28).
20. 5233 sayılı Kanun'un 1. maddesi şöyledir:
"BuKanunun amacı, terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülenfaaliyetler nedeniyle maddî zarara uğrayan kişilerin, bu zararlarınınkarşılanmasına ilişkin esas ve usulleri belirlemektir."
21. Aynı Kanun'un 2. maddesi şöyledir:
"Aşağıdabelirtilen zararlar bu Kanunun kapsamı dışındadır:
...
d)Terör dışındaki ekonomik ve sosyal sebeplerle uğranılan zararlar ile güvenlikkaygıları dışında kendi istekleriyle bulundukları yerleri terk edenlerin bu sebepleuğradıkları zararlar."
22. Danıştay Onuncu Dairesinin 30/12/2008 tarihli veE.2008/4141, K.2008/9584 sayılı kararı şöyledir:
"Öte yandan; kişilerin malvarlıklarınaulaşamamaları nedeniyle uğradıkları zararların 5233 sayılı Yasa uyarınca tazmini;köyün, idarece veya köy halkı tarafından tamamen boşaltılması halinde mümkünolabileceğinden; Mahkemece bozma kararı üzerine davacının ikamet ettiği köyünboşaltılıp boşaltılmadığının araştırılmasından sonra bir karar verilmesigerektiği tabiidir.
..."
23. Danıştay Onuncu Dairesinin 31/12/2008 tarihli veE.2008/5548, K.2008/9733sayılı kararı şöyledir:
"5233 sayılı Yasanın yukarıda aktarılanmaddelerinin değerlendirilmesinden; kişilerin malvarlıklarına ulaşamamasınedeniyle uğradıkları zararın 5233 sayılı Yasa uyarınca tazmininin, terörlemücadele kapsamında yürütülen faaliyetler sonucu meydana gelmesi şartına bağlıbulunduğu; başka bir ifadeyle, köyün, idarece veya köy halkı tarafından tamamenboşaltılması halinde söz konusu zararların tazmini yoluna gidilebileceği;güvenlik kaygısına dayansa dahi, terör olayları sonucu köyü terk edenlerinmalvarlıklarına ulaşamaması nedeniyle uğradıkları zararın, sadece köyün idareceveya köy halkı tarafından tamamen boşaltılması halinde ve köyünboşaltılmasından köye dönüşün başladığı tarihe kadar geçen süreçle sınırlıolarak tazmininin mümkün olduğu sonucuna ulaşılmaktadır. Zira, boşaltılan birköye dönüşün başlaması, o köyde güvenli bir şekilde yaşayabilme olanaklarınakavuşulduğu anlamına gelmektedir. Köye dönüş için sağlanması zorunlu olanasgari güvenlik düzeyi ölçütünün ise objektif olması gerektiği; başka biranlatımla, köye geri dönen ve dönmeyen kişilere göre değişmemesi gerektiği detabiidir.
Bu kabule göre, uyuşmazlığa konu olayda,davacının terör olayları sonucu terk ettiği YoncalıbayırKöyü'nde bulunan malvarlığına ulaşamamasından kaynaklanan zararının; sadeceköyün boşaltılmasından, köye dönüşün başladığı tarihe kadar geçen süreçlesınırlı kalmak kaydıyla tazmini olanaklı bulunduğundan, davalı idarece yaptırılanbilirkişi incelemesi sonucu 1 yıllık süre üzerinden hesaplanan miktarınödenmesi yolundaki dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
..."
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
24. Mahkemenin 30/3/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvurular incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucularınİddiaları
25. Başvurucular ikamet ettikleri Iğdır ili Tuzluca ilçesi Kartutan köyünde 1994 yılında terör olaylarınınyoğunlaşması ve muhtarın öldürülmesi nedeniyle güvenlik kaygısıyla köyünboşaltıldığını, 5233 sayılı Kanun kapsamında yaptıkları talebin ve akabindeaçtıkları davanın reddedildiğini, Komisyonun ilk kararında tazminatahükmetmişken daha sonra verdiği kararla önceki kararından haksız olarakdöndüğünü, köyde sürekli çatışma ortamının var olması karşısında devletinyeterli güvenli ortamı sağlayamadığını, Mahkeme kararlarının kendi içindeçelişkili olduğunu, komşu köylerde yaşayanlara terör nedeniyle tazminatverildiğini, köyün yoğun kış şartlarına rağmen yıllardır boşaltılmadığını,terör olayı nedeniyle boşaltıldığını, köyün sosyal ve ekonomik nedenlerleboşaltıldığı fikrinin soyut ve afaki olduğunu, mal varlıklarına ulaşamamaktandolayı maddi zararların olduğunu, yapılan yargılamaların on yılı geçtiğini vemakul sürede sonuçlandırılmadığını belirterek Anayasa’nın19., 35., 36. ve 45.maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal edildiğini iddia etmişler ve madditazminat talebinde bulunmuşlardır.
B. Değerlendirme
26. Başvuruformları ve ekleriincelendiğinde başvurucular, 5233 sayılı Kanun kapsamındaki zararlarınıntazmini amacıyla açtıkları davaların reddedilmesi nedeniyle Anayasa’nın 19.,35., 36. ve 45. maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal edildiğini iddiaetmişlerdir. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukukinitelendirmesi ile bağlı olmayıp, olay ve olguların hukuki tavsifini kendisitakdir eder (Tahir Canan, B. No:2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucuların ihlal iddiaları aşağıdaki başlıklaraltında incelenmiştir:
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
a. Yargılamanın Sonucuİtibarıyla Adil Olmadığına İlişkin İddia
27. Başvurucular Komisyonlarca verilen kararın akabindeaçtıkları davadan sonuç alamadıklarını, göç etmeye mecbur kalmaları nedeni ilemal varlıklarına ulaşamadıklarını, tarım, hayvancılık ve diğer köy geçimkaynaklarından mahrum kaldıklarını taşınma ile kira, taşınma gibi zararlarınınolduğunu anılan zararlara köy boşaltma eylemleri ile sebebiyet verilmişolmasına rağmen zararlarının tazmin edilmediğini belirterek mülkiyet hakkınınihlal edildiğinden şikâyetçi olmuş; yargılama sürecinde yapılan incelemeler velehine olmayan yargı kararı temeline dayandırıldığı tespit edilen bu iddialarınAnayasa’nın 36. maddesi kapsamında değerlendirilmesi uygun görülmüştür.
28. Başvurucular yargılamanın adil olmadığı iddiası kapsamındaayrıca Komisyonun ve Mahkemenin kararlarının çelişkili olduğunu, iddialarınınesastan incelenmediğini, yeterli araştırmanın yapılmadığını, 1994 yılındamuhtarın öldürüldüğünü, yaşanan olaylar neticesinde güvenlik nedeniyle göçetmeye mecbur kaldıklarını, oluşan zararları için yeterli bir giderim imkânıkendilerine sağlanmadığını iddia etmişlerdir.
29. Anayasa'nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası ile 30/3/2011tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama UsulleriHakkında Kanun’un 49. maddesinin (6) numaralı fıkrasında, bireysel başvurularailişkin incelemelerde kanun yolunda gözetilmesi gereken hususların incelemeyetabi tutulamayacağı, 6216 sayılı Kanun'un 48. maddesinin (2) numaralıfıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabuledilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir (Necati Gündüz ve Recep Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013,§ 24).
30. Anılan kurallar uyarınca ilke olarak derece mahkemeleriönünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerindeğerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derecemahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olupolmaması bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derecemahkemelerinin tespit ve sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzdabariz takdir hatası içermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel başvurukapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede kanun yoluşikâyeti niteliğindeki başvurular, derece mahkemesi kararları bariz takdirhatası veya açık keyfîlik içermedikçe AnayasaMahkemesince esas yönünden incelenemez (NecatiGündüz ve Recep Gündüz, § 26).
31. Başvurucular maddi vakıa ve delillerin hatalı takdirineticesinde davalarının reddedildiğini, bu kapsamda Derece Mahkemelerincedelillerin takdirinin hatalı ve hükmün sonuç itibarıyla hukuka aykırı olduğunubelirtmekte olup başvurucuların iddialarının özünün, Derece Mahkemelerincedelillerin değerlendirilmesinde ve hukuk kurallarının yorumlanmasında isabetolmadığına ve esas itibarıyla yargılamanın sonucuna ilişkin olduğuanlaşılmaktadır.
32. Başvuru konusu İdare Mahkemesi kararlarında, başvurucular veidare tarafından sunulan bilgi ve belgelerden söz konusu olaylarla ilgiliolarak Iğdır Valiliği Bayındırlık ve İskan Müdürlüğünün yazısında Kartutan köyünde 14-25/11/1983 tarihinde meydana gelenşiddetli yağmurlar sonucu oluşan afet nedeniyle on bir ailenin hak sahibi kabuledildiği ve bu ailelerin Tuzluca ilçesinde yapılan afet konutlarına 1989yılında yerleştirildiği; Tuzluca Kaymakamlığı İlçe Nüfus Müdürlüğünün yazısında1993 ile 1999 yılları arasında genel nüfus sayımı yapılmadığı ancak 1997yılında genel nüfus tespiti yapıldığı ve burada Kartutanköyü nüfusunun sıfır olarak tespit edildiği; 28/7/2009 tarihli Jandarmatutanağında Kartutan köyünde terör olayı meydanagelmediği, başvurucuların iddia ettikleri terör olayının Seyisçeşmetepede meydana geldiği, buranın da Kartutan köyüdışında bulunduğu; jandarma tarafından tutulan 15/11/2010 tarihli tutanakta1993 ile 2000 yılları arasında Kartutan köyündegeçici köy korucusu bulunmadığı ve görevlendirilmediği; İçişleri Bakanlığıİller İdaresi Genel Müdürlüğünün 19/12/2005 gün ve 76-1 sayılı onayıyla Kartutan köyü halkının 1992 yılından itibaren ekonomik vesosyal nedenlerle köyü terk ederek başka yerleşim birimlerine yerleşmeleri veköyde yerleşik nüfusun bulunmaması nedeniyle tüzel kişiliğinin kaldırılmasınakarar verildiği; Tuzluca İlçe Seçim Kurulu Başkanlığının yazısında 27/3/1994tarihinde yapılan Mahalli İdareler Genel Seçimleri öncesinde Kartutan köyü halkı topluca Tuzluca İlçe Merkezi Kartutan Afet Konutlarına yerleştirildiğinden Yüksek SeçimKurulu Başkanlığının yazısı ekinde yer alan karar gereği Kartutanköyünde sandık kurulamadığı ve muhtar seçilemediği, 18/4/1999 tarihinde yapılanMilletvekilliği Genel Seçimlerinde Kartutan köyününsandık bölgesi ilan edilmediği; Tuzluca İlçe Seçim Kurulu Başkanlığının anılanyazısı eklerinde yer alan belgelerde ise Kartutanköyü muhtarı Hasan Orhan'ın 17/2/1994 tarihli dilekçesinde köylerinde heyelanolması nedeniyle Tuzluca ilçe merkezinde kendilerine konut yapıldığı, sözkonusu afet konutlarına kendi köyleri adına sandık kurulması talebindebulunulduğu, dolayısıyla o tarih itibarıyla anılan gerekçeyle köyünboşaldığının muhtarca zımnen kabul edildiği, Tuzluca Kaymakamlığı Mahalliİdareler Bürosunun yazısında da, Kartutan köyününtamamen boşaltılarak Tuzluca ilçe merkezindeki afet konutlarınayerleştirildiği, belirtilen hususların birlikte değerlendirilmesinden Kartutan köyünün idarece resmî şekilde veya köy halkıtarafından terör kaygısıyla fiilenboşaltılmadığıbelirtilerek davaların reddine karar verilmiştir. Başvurucuların iddiaları,temyiz merciince de incelenip reddedilmek suretiyle yerel Mahkeme kararlarıonanmış, karar düzeltme talepleri ise reddedilmiştir.
33. Başvurucuların iddialarına yönelik olarak köy muhtarıbabalarının terör nedeniyle öldüğü, köyün boşaltılmış olduğuna dayanak olarakgösterilmişse de anılan Mahkeme kararları gereğince belirtilen olayın köydışında gerçekleştiği, köyün terör nedeniyle boşaltılmış olduğuna ilişkin bilgive belge sunulmadığı, ayrıca ölüm olayına ilişkin Komisyon kararlarında (bkz. §14) belirtildiği üzere başvurucuların tazminat aldıkları, Mahkeme kararlarıgerekçesi de (bkz. § 15) dikkate alındığında afet konutlarınayerleştirildikleri, anılan olaylar değerlendirildiğinde Derece Mahkemelerininkararlarında bariz takdir hatası ve açık keyfîlikbulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
34. Açıklanan nedenlerle başvurucular tarafından ileri sürüleniddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu anlaşıldığından başvurularınbu kısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
35. Başvurucular, ayrıca idarenin can ve mal güvenliğini sağlamayükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle mülkiyet haklarının ihlal edildiğiniiddia etmektedirler.
36. Başvuru dilekçeleri incelendiğinde başvurucularınAnayasa’nın 35. maddesinin ihlal edildiğini ileri sürdükleri bölümde, 5233sayılı Kanun kapsamında tanzim edilen belgelerde maddi zararlarının mevcutolduğu iddia edilmiş fakat idari yargı makamlarının tazminat başvurularınailişkin söz konusu düzenlemeleri dar ve aleyhe yorumlayarak Anayasa’nın 35.maddesinin ihlal edildiği ileri sürülmüştür.
37. Başvurucular tarafından mülkiyet haklarının ihlal edildiğihususundaki iddiaların yargılamanın sonucuna dayandırıldığı ve yargılama sürecineilişkin olarak yukarıda yapılan değerlendirme neticesinde başvurucularındelillerini ve iddialarını sunma fırsatı bulamadığına ve yargılamaya etkinolarak katılma imkânlarının ellerinden alındığına dair bir bulgu dasaptanmadığı anlaşılan somut yargılama faaliyetlerinin Derece Mahkemelerinceadil yargılanma hakkının gereklerine uygun şekilde yerine getirildiği tespitedilmiş olmakla, mülkiyet hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiaların ayrıcadeğerlendirilmesine gerek görülmemiştir (ÜlküÖzgür, B. No: 2013/2263, 26/6/2014, § 43).
b. Makul SüredeYargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
i. Başvurucu İzzet Orhan açısından
39. 5233 sayılı Kanunkapsamında yapılan müracaatlarda idari yargı makamları nezdindekiyargılamaların makul sürede tamamlanmadığı yönündeki iddialar daha öncebireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesinin bu konuda verdiğikararlarında, Komisyon ve yargılama aşamalarında geçen süreler ile davanın tümkoşulları, karara bağlanan başvuru sayısı ve yargılama sürecinde Komisyon veyargılama makamlarınca yapılan işlemler dikkate alınarak uyuşmazlığın kararabağlanması konusunda kamu otoritelerine ve özellikle yargılama organlarınaatfedilebilecek bir gecikmenin olmadığı ve toplamda sekiz yılın altındagerçekleşen başvuruların karara bağlanma süresinin makul sürede yargılanmahakkının ihlaline yol açmadığı sonucuna ulaşılmıştır (Sabri Çetin, B. No: 2013/3007, 6/2/2014,§§ 61-69; Mahmut Can Arslan, B.No: 2013/3008, 6/2/2014, §§ 60-68; MehmetGürgen, B. No: 2013/3202, 6/2/2014, §§ 58-66; Celal Demir, §§ 58-66). Başvurunun kesinolarak karara bağlanmasının daha uzun bir sürede gerçekleştiği ve bu durumunbaşvuruculara atfedilebilecek bir kusurdan kaynaklanmadığı durumlarda ise makulsürede yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır (İsmet Kaya, B. No: 2013/2294, 8/5/2014, §§46-70).
40. 6216 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasınınilgili bölümü şöyledir:
“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksunbaşvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”
41. Somut davaya bir bütün olarak bakıldığında başvurucutarafından 15/3/2008 tarihinde Komisyona yapılan müracaat sonrasında 5233sayılı Kanun’un öngördüğü usul uyarınca bir kısım işlemin yapılması akabinde18/12/2009 tarihinde talebin reddedildiği, belirtilen karar aleyhine başlatılanyargılama sürecinin ise başvurucunun karar düzeltme talebinin reddine dairDanıştay Onbeşinci Dairesinin 27/6/2013 tarihlikararı ile tamamlandığı, somut başvuruya bir bütün olarak bakıldığındatoplamdageçen 5 yıl 3 aylık sürede uyuşmazlığın karara bağlanması konusunda kamuotoritelerine ve özellikle yargılama organlarına atfedilebilecek bir gecikmeninolduğu tespit edilemediğinden, başvuru açısından farklı karar verilmesinigerektiren bir yön de bulunmadığından yargılama süresinin makul olduğu sonucunavarılmıştır.
42. Açıklanan nedenlerle başvurucunun makul sürede yargılanmahakkına yönelik bir ihlalin olmadığı açık olduğu anlaşıldığından başvurunun bukısmının, diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
ii. Diğer Başvurucular Açısından
43. Başvuru formu ile eklerinin incelenmesi sonucunda açıkçadayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesinigerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvuruların bu kısmınınkabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
44. Başvurucular 5233 sayılı Kanun kapsamında ileri sürülengiderim talebinin değerlendirilmesi hususundaki idari süreç ve yargılamaprosedürünün makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle Anayasa’nın 36.maddesinde tanımlanan makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiğini iddiaetmişlerdir.
45. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan müracaatlarda idariyargı makamları nezdindeki yargılamaların makul sürede tamamlanmadığı yönündekiiddialar daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesinin bukonuda verdiği kararlarında, komisyon ve yargılama aşamalarında geçen sürelerile davanın tüm koşulları, karara bağlanan başvuru sayısı ve yargılamasürecinde komisyon ve yargılama makamlarınca yapılan işlemler dikkate alınarakuyuşmazlığın karara bağlanması konusunda kamu otoritelerine ve özellikleyargılama organlarına atfedilebilecek bir gecikmenin olmadığı ve toplamda sekizyılın altında gerçekleşen başvuruların karara bağlanma süresinin makul süredeyargılanma hakkının ihlaline yol açmadığı sonucuna ulaşılmıştır (Sabri Çetin, §§ 61-69; Mahmut Can Arslan, B. No: 2013/3008,6/2/2014, §§ 60-68; Mehmet Gürgen,B. No: 2013/3202, 6/2/2014, §§ 58-66; CelalDemir, §§ 58-66). Başvurunun kesin olarak karara bağlanmasının dahauzun bir sürede gerçekleştiği ve bu durumun başvuruculara atfedilebilecek birkusurdan kaynaklanmadığı durumlarda ise makul sürede yargılanma hakkının ihlaledildiği sonucuna varılmıştır (İsmet Kaya,B. No: 2013/2294, 8/5/2014, §§ 46-70).
46. Somut davalara bir bütün olarak bakıldığında, Komisyonabaşvuru tarihleri (bkz. ekli tablonun C satırı)ile nihai karar tarihleri (bkz.ekli tablonun I satırı) arasında geçen ve ekli tablonun İ satırında her birbaşvuru için ayrı ayrı toplam süreleri belirtilen ve toplamda sekiz yılı geçenyargılama süreçlerinde, başvurucular açısından farklı karar verilmesinigerektiren bir yön bulunmadığı ve söz konusu yargılama süreçlerinde makulolmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.
47. Açıklanan nedenlerle başvurucuların Anayasa’nın 36.maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma haklarının ihlaledildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun’un50. Maddesi Yönünden
48. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralıfıkraları şöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir. …
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmaklayükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali vesonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
49.Başvurucular, başvuru formunda belirtikleri maddi tazminat miktarınıntaraflarına ödenmesi talebinde bulunmuşlardır.
50. Mevcut başvuruda Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altınaalınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği tespit edilmiş olmaklabirlikte başvurucular tarafından manevi tazminat talebinde bulunulmadığı,tespit edilen ihlal ile iddia edilen maddi zarar arasında illiyet bağı daolmadığı anlaşıldığından başvurucuların maddi tazminat taleplerinin reddinekarar verilmesi gerekir.
51. Başvurucular tarafından ayrı ayrı yapılan ve dosyadaki belgelerdentespit edilen 206,10 TL harçtan oluşan yargılama giderinin başvuruculara ayrıayrı ve 1.800 TL vekâlet ücretinin başvuruculara müştereken ödenmesine kararverilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığına ilişkiniddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. a. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın başvurucu İzzet Orhan açısından KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
b. Diğer başvurucular açısından KABULEDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul süredeyargılanma hakkının başvurucu İzzet Orhan dışında, diğer başvurucular açısındanİHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Tazminata ilişkin taleplerin REDDİNE,
D. Başvurucu İzzet Orhan tarafındanyapılan yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,
E. Başvurucu İzzetOrhan dışında, diğer başvurucular tarafından ayrı ayrı yapılan 206,10 TL harcınAYRI AYRI BAŞVURUCULARA ÖDENMESİNE ve 1.800 TL vekâlet ücretinin BAŞVURUCULARAMÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,
F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemelerdegecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
30/3/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Sıra
1
2
3
4
A
Başvuru
Numarası
2013/7259
2013/7442
2013/7709
2013/8495
B
Başvurucu
İzzet
Orhan
Mehmet Salih
Orhan
Alihaydar
Orhan
Hatice
Korkunç
C
Komisyona Başvuru Tarihi ve Dosya Kayıt Numarası
15/3/2008
8161
1/1/2005
604
1/1/2005
592
1/1/2005
583
D
Komisyon Karar Tarihi ve Numarası (1)
18/12/2009
2009/1-639
8/12/2006
2006/1-160
8/12/2006
2006/1-154
8/12/2006
2006/1-153
E
Yerel Mahkeme
Karar Tarihi (1)
19/4/2011
24/11/2008
18/9/2008
11/9/2008
F
Komisyon Karar Tarihi ve Numarası (2)
-
18/12/2009
2009/1-642
6/1/2010
2010/1
18/12/2009
2009/1-643
G
Yerel Mahkeme
Karar Tarihi (2)
-
19/4/2011
6/4/2011
19/4/2011
H
Temyiz Yolu Karar Tarihi
5/12/2012
5/12/2012
5/12/2012
28/11/2012