TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
İZZETTİN TEKİN VE AYDIN TEKİN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/3305)
Karar Tarihi: 28/9/2016
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Raportör Yrd.
:
Leyla Nur ODUNCU
Başvurucular
:
1. İzzettin TEKİN
2. Aydın TEKİN
Vekili
:
Av. Saim BOZKURT
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvurular, terör örgütü üyeleri tarafından babaları öldürüldüğühâlde bu durumları dikkate alınmaksızın 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terörve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun kapsamındayapılan başvurular akabinde açılan davaların reddedilmesi nedeniyle hakkaniyeteuygun yargılanma ve mülkiyet haklarının; ret işlemlerine karşı açılan davalarailişkin yargılama işlemlerinin adil olmaması, makul sürede sonuçlandırılmamasınedenleriyle adil yargılanma haklarının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvurular 13/3/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudanyapılmıştır. Başvuru formları ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesineticesinde başvuruların Komisyonlara sunulmasına engel teşkil edecek bireksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 29/5/2015 tarihinde,başvurucu Aydın Tekin’in adli yardım talebinin kabulüne karar verilmiştir.
4. İkinci Bölüm Komisyonlarınca başvuruların kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından muhtelif tarihlerde, başvurularınkabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına kararverilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünde Anayasa Mahkemesinin öncekikararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen başvurular hakkında görüşsunulmayacağı bildirilmiştir.
7. Anayasa Mahkemesi tarafından 2014/3336 başvuru numaralıdosyanın konu yönünden hukuki irtibat nedeniyle 2014/3305 başvuru numaralıdosya ile birleştirilmesine, incelemenin 2014/3305 başvuru numaralı dosyaüzerinden yürütülmesine ve 2014/3336 numaralı bireysel başvuru dosyasınınkapatılmasına karar verilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
8. Başvuru formları ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
9. Başvurucular, 16/6/1994 tarihinde Batman ili Sason ilçesi Dörtbölük köyü Herkök (Yakabağ) mezrasına terör örgütü mensuplarınca yapılanbaskında birinci başvurucunun babası olan A.T. ve ikinci başvurucunun babasıolan C.T.nin öldürüldüğünü, bu özel durumlarındankaynaklanan güvenlik kaygısı nedeniyle köylerini terk etmek zorundakaldıklarını iddia etmişlerdir.
10. Başvurucular, ekli tablonun D sütununda belirtilen tarihlerde5233 sayılı Kanun kapsamına giren zararlarının karşılanması talebiyle BatmanValiliği Zarar Tespit Komisyonuna (Komisyon) başvurmuşlardır.
11. Ekli tablonun E sütununda tarih ve sayıları belirtilenKomisyon kararlarında;
i. Başvurucu İzzettin Tekin yönünden başvurucunun adına kayıtlımal varlığı bulunmadığı, başvurucunun olay tarihinde 13 yaşında olduğu veailesi ile birlikte kaldığı, başvurucunun annesine ödeme yapıldığı,
ii. Başvurucu Aydın Tekin yönünden bilirkişi heyetince yapılankeşif, tutulan tutanaklar ve dosyada bulunan diğer bilgi ve belgelerindeğerlendirilmesi sonucunda Sason ilçesi, Dikbayırköyü boşaltılmadığı, kişiye yönelik bir tehdit ve saldırı olmadığı, köydekorucu aileleri dışında yaşayan ailelerin bulunduğu, 1990-2000 yılları arasındaköyde ciddi bir nüfus yaşadığı gerekçeleri ile taleplerinin reddine kararverilmiştir.
12. Belirtilen ret işlemleri aleyhine ekli tablonun F sütunundabelirtilen tarihlerde başvurucular tarafından açılan iptal davalarında, eklitablonun G sütununda tarihleri gösterilen Batman İdare Mahkemesi kararları ileBatman İl Jandarma Komutanlığının boşalan ve boşaltılan köylere ilişkinyazısında Dikbayır köyünün 1993 ile 2000 tarihleriarasında kısmen boşaltıldığı/boşaldığının ifade edildiği, 1987 ile 2000 yıllarıarasında Dikbayır köyünde geçici köy korucusu vegönüllü köy korucusu görevlendirildiği, köyde koruculuk sisteminin olduğu, köykorucu aileleri dışında köyde 15 hanenin bulunduğu; köy nüfusunun 1990 yılında210, 1997 yılında 210, 2000 yılında 278 kişi olduğu, 1990 ile 2000 yıllarıarasında köyde muhtarlık seçimlerinin yapıldığı ancak evrakların imha edilmeküzere SEKA’ya gönderildiği, Dikbayır Köyü İlköğretimOkulunun 1994 ile 1998 yılları arasında güvenlik sebebiyle kapalı olduğu, Dikbayır köyü halkının bir kısmının güvenlik kaygısıyla daolsa köyden göç etmesinden dolayı uğradığı zararın anılan köyün tamamenboşalmamış olması, diğer bir ifadeyle anılan köyde nesnel güvenlik kaygısınınyaşanmamış olması ve başvuruculara yönelik bir terör tehdidi ya da saldırısınınbulunmaması nedenleriyle 5233 sayılı Kanun hükümlerine göre idarecekarşılanmasına hukuki olanak bulunmadığı gerekçesiyle davaların reddinehükmedilmiştir.
13. Başvurucuların temyizi üzerine ekli tablonun H sütunundagösterilen tarihlerde Danıştay Onbeşinci Dairesininilamları ile kararların usul ve hukuka uygun olduğu, dilekçelerde ileri sürülentemyiz nedenlerinin kararların bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğibelirtilerek hükümlerin onanmasına karar verilmiştir.
14. Başvurucuların karar düzeltme istemi, ekli tablonun Isütununda belirtilen tarihlerde Danıştay OnbeşinciDairesinin ilamları ile reddedilmiştir.
15. Karar düzeltme isteminin reddi kararları başvuruculara18/2/2014 tarihinde tebliğ edilmiş ve başvurucular 13/3/2014 tarihinde bireyselbaşvuruda bulunmuşlardır.
B. İlgili Hukuk
16. 5233 sayılı Kanun’un 1., 2., 4., 6., 7., 8., geçici 1.,geçici 3., geçici 4. maddeleri, 24/6/2013 tarihli ve 2013/5034 sayılı BakanlarKurulu Kararı Eki Karar’ın 1. maddesi, Danıştay Onuncu Dairesinin 30/12/2008tarihli ve E.2008/4141, K.2008/9584 sayılı kararı, Danıştay Onuncu Dairesinin31/12/2008 tarihli ve E.2008/5548, K.2008/9733 sayılı kararı, Danıştay OnuncuDairesinin 20/2/2009 tarihli ve E.2008/6679, K.2009/1227 sayılı kararı (Celal Demir, B. No: 2013/3309, 6/2/2014,§§ 15-28).
17. 5233 sayılı Kanun’un 25/4/2013 tarihli ve 6462 sayılıKanun’un 1. maddesiyle değişik 9. maddesinin birinci ve üçüncü fıkralarışöyledir:
“Yaralanma, engelli hâle gelme ve ölümhâllerinde (7000) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımısonucunda bulunan miktarın;
a) Yaralananlara altı katı tutarını geçmemeküzere yaralanma derecesine göre,
b) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlıkkuruluşları tarafından üçüncü derece olarak tespit edilenlere dört katından yirmidört katı tutarına kadar,
c) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlıkkuruluşları tarafından ikinci derece olarak tespit edilenlere yirmibeş katından kırksekiz katıtutarına kadar,
d) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşlarıtarafından birinci derece olarak tespit edilenlere kırkdokuzkatından yetmişiki katı tutarına kadar,
e) Ölenlerin mirasçılarına elli katıtutarında,
Nakdî ödeme yapılır.
…
Birinci fıkranın (e) bendine göre belirlenennakdî ödemenin mirasçılara intikalinde 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun mirasailişkin hükümleri uygulanır.”
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
18. Mahkemenin 28/9/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucularınİddiaları
19. Başvurucular, 5233 sayılı Kanun kapsamında yaptıklarıtaleplerin ve akabinde açtıkları davaların reddedildiğini, dosyalardaki zarartespitine ilişkin raporlar ve güvenlik nedeniyle köyünün boşaltılmış olduğunubelirten belgeler ile terör örgütü mensuplarınca 16/6/1994 tarihinde babalarıA.T. ve C.T.nin öldürülmesine dair özel durumlarınındikkate alınmaksızın köyün tamamen boşaltılmamış olduğu soyut gerekçesine veşahıslarına yönelik bir terör tehdidi ya da saldırısının bulunmamasınadayanılarak sundukları belgelerin değerlendirilmediğini, idare tarafındansunulan belgelerin dikkate alındığını, sunulan bu belgeler tebliğ edilmemeksuretiyle kendilerine savunma yapma imkânı tanınmadan karar verildiğini ve bukararın adil olmadığını belirtmişlerdir. Ayrıca başvurucu İzzettin Tekin, anneve kardeşlerinden ayrı ve bağımsız mal varlığı bulunduğunu iddia etmiştir.
20. Başvurucular, kararların yeterli gerekçe ihtiva etmediğini,sundukları belgeler dikkate alınmaksızın idarece sunulan belgelere dayalıolarak karar veren Mahkemenin tarafsız olmadığını, idarenin can ve malgüvenliğini sağlama yükümlülüğünü yerine getirmemesi sonucu mülkiyethaklarından yoksun kaldıklarını ve Derece Mahkemelerinin yaptığı hatalıdeğerlendirme nedeniyle zararlarının tazmin edilmediğini, 5233 sayılı Kanun’dayer almayan bir nedene dayanılarak Komisyon ve yargı makamlarınca taleplerininreddedildiğini, ayrıca yaptıkları başvuru hakkında yürütülen işlemlerin makulsürede sonuçlandırılmadığını belirterek Anayasa’nın2., 7., 35., 36., 87., 125.ve 141.maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal edildiğini iddia etmişler vemaddi tazminat talebinde bulunmuşlardır.
B. Değerlendirme
21. Başvuru dilekçesi ve ekleri incelendiğinde başvurucular 5233sayılı Kanun kapsamındaki zararlarının tazmini amacıyla açtıkları davalarınreddedilmesi nedeniyle Anayasa’nın 2., 7., 35., 36., 87., 125. ve141.maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesiile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, §16). Başvurucular, Mahkemece verilen ret kararları neticesinde idarenin can vemal güvenliğini sağlama yükümlülüğünü yerine getirmemesi sonucu maruzkaldıkları mülkiyet hakkından yoksun kalma durumu karşısında bir giderimsağlanması imkânının kendilerine tanınmadığını belirterek Anayasa’nın 35.maddesinde tanımlanan mülkiyet haklarının ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.Anılan ihlal iddiaları, hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlali iddiasınınincelenmesi sonucu verilen karara bağlı olarak değerlendirileceğinden bu ihlaliddiası yönünden ayrıca inceleme yapılmamıştır. Başvurucuların diğer ihlaliddiaları aşağıdaki başlıklar altında incelenmiştir:
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
a. Tarafsız MahkemedeYargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
22. Başvurucular, idare tarafından sunulan ve kendilerine tebliğedilmeyen belgelere göre karar veren Mahkemelerin tarafsız olmadığını iddiaetmişlerdir.
23. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurularda, benzeriddialar daha önce bireysel başvuruya konu olmuş ve Anayasa Mahkemesinin bukonuda verdiği kararlarında, başvurulara konu yargılamalarda hâkimintarafsızlığına ilişkin karineyi ortadan kaldıracak şekilde yargılamayı yürütenhâkimin taraflardan birine yönelik ön yargılı ve taraflı bir tutumu, kişiselbir kanaati veya menfaati, bu bağlamda kişisel bir taraflılığının söz konusuolduğunu ortaya koyan bir bulgu saptanmadığı anlaşıldığından başvurucularınanılan iddialarının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemezolduğu sonucuna varılmıştır (Mesude Yaşar,B. No: 2013/2738, 16/7/2014, §§ 38-41; CahitTekin, B. No: 2013/2744, 16/7/2014, §§ 34-37).
24. Somut başvurular açısından hâkimin tarafsızlığına ilişkinkarineyi ortadan kaldıracak bir olgu ya da bulgu saptanmadığı gibi farklı kararverilmesini gerektiren bir yön de bulunmamaktadır.
25. Açıklanan nedenlerle başvurucuların tarafsız mahkemedeyargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarının diğer kabul edilebilirlikkoşulları yönünden incelenmeksizin açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
b. Çelişmeli Yargılama veSilahların Eşitliği İlkelerinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia
26. Başvurucular sundukları bilgi, belge ve deliller dikkatealınmaksızın sadece idare tarafından sunulan ve kendilerine tebliğ edilmeyenbelgelere dayanılarak İlk Derece Mahkemeleri tarafından davalarının reddinekarar verildiğini belirtmiş; bu nedenle çelişmeli yargılama ve silahlarıneşitliği ilkelerinin ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.
27. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurularda, çelişmeliyargılama ve silahların eşitliği ilkelerinin ihlal edildiği iddiası daha öncebireysel başvuruya konu olmuş ve Anayasa Mahkemesinin bu konuda verdiğikararlarında, başvurulara konu tazminat taleplerinin 5233 sayılı Kanunkapsamında karşılanıp karşılanmayacağı noktasında Danıştay tarafından ihdasedilen içtihadi kriter olan “yerleşim yerinin tamamenboşalmış/boşaltılmış olması” ölçütünden yararlanıldığı, bu hususun tespiti içinde bir kısım idari birimden gelen tahkikat sonuçlarına dayanıldığı, bubelgelerin ve içeriklerinin Komisyon ya da İlk Derece Mahkemesi kararlarınaaktarıldığı, bu suretle başvurucuların ilgili belgeler ve içeriklerine en geçİlk Derece Mahkemesi kararıyla vakıf olduğu tespit edilmiştir. Başvurucuların,temyiz ve karar düzeltme talep dilekçelerinde bu belgeler ışığında yapılantespitlere karşı itiraz ve savunmalarını ileri sürme imkânlarının bulunduğu,başvurucular tarafından ibraz edilen delil ve beyan dilekçeleri kapsamındaMahkemelerce idare ve başvurucular tarafından sunulan belgelerdeğerlendirilerek başvuruculara dava malzemesine ilişkin olarak tetkik vebeyanda bulunma olanağının tanındığı, bu çerçevede başvuru dosyalarıkapsamından başvurucuların yargılamanın sonucunu etkileyecek usule ilişkin birimkândan mahrum bırakılmadığı anlaşıldığından başvuruların bu kısmının açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmiştir (Mesude Yaşar, §§ 74-76; Cahit Tekin, §§ 70-72).
28. Somut başvuruda, yukarıda değinilen ilkeler ışığında yapılanincelemelerde başvurucuların usule ilişkin bir imkândan mahrum bırakılmadığı vebaşvurucular açısından farklı karar verilmesini gerektiren bir yön bulunmadığısonucuna varılmıştır.
29. Açıklanan nedenlerle başvurucuların çelişmeli yargılanma vesilahların eşitliği ilkelerinin ihlal edildiği iddialarının diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
c. Gerekçeli KararHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
30. Başvurucular, Mahkeme kararlarında talebiyle ilgili olarakulaşılan sonuca etki eden hususlara dair yeterli gerekçeye yer verilmediğiniiddia etmişlerdir.
31. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurularda, gerekçelikarar hakkının ihlal edildiği iddiası daha önce bireysel başvuruya konu olmuşve Anayasa Mahkemesinin bu konuda verdiği kararlarında, başvurucularınhakkaniyete uygun yargılanma hakkı kapsamında olan özel durumlarınındeğerlendirilmesi hariç olmak üzere başvurucular tarafından ileri sürülen vehüküm sonucunu etkilediği iddia edilen taleplerinin derece mahkemelerikararlarında denetlenerek reddedildiği gerekçesiyle başvuruların bu kısmınınaçıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğu sonucuna varılmıştır (MesudeYaşar, §§ 79-82; Cahit Tekin,§§ 75-77).
32. Somut başvurunun incelenmesi neticesinde başvurucularıntaleplerinin 5233 sayılı Kanun kapsamında kabul edilip edilmeyeceği noktasındayerleşim yerinin tamamen boşalmış/boşaltılmış olup olmadığının çeşitli idarikurumlar tarafından tanzim edilen tutanak ve belgeler kapsamında DereceMahkemelerince değerlendirildiği, başvurucular tarafından ileri sürülen vehüküm sonucunu etkilediği iddia edilen istemlerin tartışılarak reddedildiği(bkz. § 12), İlk Derece Mahkemesince oluşturulan karar ve gerekçesi hukukauygun bulunmak suretiyle kanun yolu denetiminden geçerek (bkz. §§ 13,14)kesinleştiği anlaşılmıştır. Bu bakımdan başvurucuların, hakkaniyete uygunyargılanma hakkı kapsamında olan özel durumlarının değerlendirilmesi hususudışında gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine yönelik iddiaları hakkındafarklı karar verilmesini gerektiren bir yön bulunmamaktadır.
33. Açıklanan nedenlerle başvurucuların gerekçeli kararhaklarının ihlal edildiği iddialarının diğer kabul edilebilirlik koşullarıyönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktanyoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
d. Makul SüredeYargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
34. Başvurucular, 5233 sayılı Kanun kapsamında ileri sürdüklerigiderim taleplerinin değerlendirilmesi hususundaki idari süreç ve yargılamaprosedürlerinin makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle Anayasa’nın 36.maddesinde tanımlanan makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiğini iddiaetmişlerdir.
35. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan müracaatlarda idariyargı makamları nezdindeki yargılamaların makul sürede tamamlanmadığı yönündekiiddialar daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesinin bukonuda verdiği kararlarında, Komisyon ve yargılama aşamalarında geçen sürelerile davanın tüm koşulları, karara bağlanan başvuru sayısı ve yargılamasürecinde Komisyon ve yargılama makamlarınca yapılan işlemler dikkate alınarakuyuşmazlığın karara bağlanması konusunda kamu otoritelerine ve özellikleyargılama organlarına atfedilebilecek bir gecikmenin olmadığı ve toplamda sekizyılın altında gerçekleşen başvuruların karara bağlanma süresinin makul süredeyargılanma hakkının ihlaline yol açmadığı sonucuna ulaşılmıştır (Sabri Çetin, B. No: 2013/3007, 6/2/2014,§§ 61-69; Mahmut Can Arslan, B.No: 2013/3008, 6/2/2014, §§ 60-68; MehmetGürgen, B. No: 2013/3202, 6/2/2014, §§ 58-66; Celal Demir, §§ 58-66). Başvurunun kesinolarak karara bağlanmasının daha uzun bir sürede gerçekleştiği ve bu durumunbaşvuruculara atfedilebilecek bir kusurdan kaynaklanmadığı durumlarda ise makulsürede yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır (İsmet Kaya, B. No: 2013/2294, 8/5/2014, §§46-70).
36. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralıfıkrasının ilgili bölümü şöyledir:
“Mahkeme, … açıkça dayanaktanyoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”
37. Somut davalara bir bütün olarak bakıldığında ekli tablonun Jsütununda her bir başvuru için ayrı ayrı toplam süreleri belirtilen yargılamasürelerinde uyuşmazlığın karara bağlanması konusunda kamu otoritelerine veözellikle yargılama organlarına atfedilebilecek bir gecikmenin olduğu tespitedilemediğinden, başvurular açısından farklı karar verilmesini gerektiren biryön de bulunmadığından yargılama sürelerinin makul olduğu sonucuna varılmıştır.
38. Açıklanan nedenlerle başvurucuların makul süreyi aştığınıileri sürdükleri yargılamaların uzunluğu konusunda açık ve görünür bir ihlalsaptanmadığından başvuruların bu kısmının diğer kabul edilebilirlik koşullarıyönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktanyoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
e. Hakkaniyete UygunYargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
39. Başvuru formu ile eklerinin incelenmesi sonucunda, açıkçadayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesinigerektirecek başka bir nedeni de bulunmadığı anlaşılan başvurunun bu kısmınınkabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
40. Başvurucular, 5233 sayılı Kanun kapsamında yaptıklarıbaşvuruların ve açtıkları davaların birinci başvurucunun babası olan A.T. veikinci başvurucunun babası olan C.T.nin 16/6/1994tarihinde terör örgütü mensuplarınca öldürülmesi noktasındaki özel durumlarıdikkate alınmaksızın reddedildiğini belirterek Anayasa’nın 36. maddesindetanımlanan hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddiaetmiştir.
41. 5233 sayılı Kanun’un 2. maddesinde terör dışındaki ekonomikve sosyal sebeplerle uğranılan zararlar ile güvenlik kaygıları dışındabulundukları yerleri kendi istekleriyle terk edenlerin bu sebeple uğradıklarızararların kapsam dışında olduğu açıkça belirtilmiştir.
42. Esasen taleplerin yapıldığı bölge itibarıyla özellikleekonomik ve sosyal nedenlerle yaşanan göç olayları ve bundan kaynaklananzararların yoğunluğu karşısında 5233 sayılı Kanun kapsamında tazminedilebilecek zararların tespitinde temel alınacak objektif bir ölçütün ihdasedilmesi zorunlu gözükmektedir. Bu kapsamda güvenlik kaygısının yerleşimyerinde sürekli yaşayan kişilere ve sözü edilen kaygı nedeniyle aynı yerleşimyerini terk eden kişilere göre değişmemesi gereğinden, terör olayları nedeniyletoplumda oluşan korku ve endişe karşısında her bireyin farklı tepkigöstermesinin mümkün olduğu gerçeğinden hareket eden yargısal makamlar, kişidenkişiye değişebilen bir duygu olan güvenlik kaygısının “köyün ya da mezranıntamamen boşalmış/boşaltılmış olması veya anılan yerleşim yerlerinde sadecegeçici köy korucularının kalması” şeklinde nesnel bir ölçüte dayandırılmasınızorunlu görerek ve güvenlik kaygısına dayanılarak bir yerleşim yerinin kısmenboşalmış olması hâlinde o yerleşim yerinde güvenli bir şekilde yaşayabilmeolanağını sağlayan asgari güvenlik şartlarının idarece oluşturulduğundanhareket ederek 5233 sayılı Kanun kapsamında maddi zararların idarece ödenmesineyasal olanak bulunmadığı ilkesini benimsemiştir (Mesude Yaşar, §§ 89, 90; CahitTekin, §§ 84, 85).
43. 5233 sayılı Kanun uyarınca ileri sürülen taleplerinbelirtilen Kanun kapsamında değerlendirilip değerlendirilmeyeceği hususu veKanun’un kapsamının belirlenmesi noktasındaki mevzuat hükümlerinin yorumu ilebu hususta içtihadi bir ölçütün belirlenmesi ve somutolayın bu ölçüt uyarınca değerlendirilmesi noktasındaki takdir, esasen derecemahkemelerine ait olup 5233 sayılı Kanun’un uygulanması bağlamında daha öncebireysel başvuru konusu yapılmış olan taleplere ilişkin olarak AnayasaMahkemesi tarafından yapılan değerlendirmeler neticesinde de belirtilenhususlara ilişkin iddiaların maddi olayın ve hukuk kurallarının yorumlanması veuygulanması bağlamında kanun yolu mahkemelerince değerlendirilmesi gerekenhususlara ilişkin olduğu belirtilerek açıkça dayanaktan yoksun olduğu sonucunavarılmıştır (Sabri Çetin, §§45-50). Bu konudaki takdir esasen Derece Mahkemelerine ait olmakla beraber,derece mahkemesi kararlarının bariz bir takdir hatası içermesi durumunda,anayasal bir temel hak veya özgürlüğün ihlal edilip edilmediğinin tespitinoktasında farklı bir değerlendirme yapılması gerekebilecektir (Mesude Yaşar, § 93; Cahit Tekin, § 88).
44. Başvurucuların, babaları A.T. ve C.T.ninterör örgütü mensuplarınca öldürülmesinden kaynaklanan güvenlik kaygısıylaköylerini terk ettiklerini ve bu çerçevede oluşan zararlarının 5233 sayılıKanun kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini ileri sürdükleri, belirtilenvakıaya ilişkin soruşturma evrakını Derece Mahkemesine ibraz ederek yerleşimyerlerini terör olaylarından kaynaklanan güvenlik kaygısı nedeni ile terkettikleri noktasındaki özel durumlarının dikkate alınmasını talep ettiklerianlaşılmaktadır.
45. Bu çerçevede başvurucuların en yakın aile fertlerinden olanbabalarının terör örgütü mensuplarınca öldürülmesi hakkında yargılamadosyalarındaki soruşturma evrakı dikkate alındığında, belirtilen olay akabindebaşvurucuların yerleşim yerlerinden ayrıldıkları iddiası karşısında,başvurucuların taleplerinin 5233 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilebilmesiiçin köyün tamamen boşaltılmış olmasına yönelik nesnel ölçütten yararlanılmasıtek başına yeterli olmayıp babalarının terör nedeniyle ölümü neticesindebaşvurucuların yerleşim yerinden ayrıldıkları iddiası, başvurucular açısındanhaklı bir sebep olarak görülerek, yerleşim yerlerini terör eylemleri veyaterörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle terk edipetmedikleri noktasında farklı bir karine veya ölçüt arayışına girilmesigerekmesine rağmen Derece Mahkemesince anılan incelemelerin yapılmadığı tespitedilmiştir. Talepler hakkında değerlendirme yapılırken başvurucuların özeldurumunun incelenmesi, bu özel durumdan kaynaklı bir göç var ise başvurucularınüzerinden yarar sağlayamadıkları mal varlığının bulunup bulunmadığının tespitedilmesi Kanun’un amacının yanısıra babaları terörörgütü mensuplarınca öldürülen başvurucuların terör olaylarından kaynaklanangüvenlik kaygısı ile yerleşim yerini terk edip etmediği hususundaki maddivakıanın tespitine de uygun görülmektedir.
46. Açıklanan nedenlerle başvurucuların Anayasa’nın 36.maddesinde güvence altına alınan hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlaledildiği sonucuna varılmıştır.
3. 6216 Sayılı Kanun’un50. Maddesi Yönünden
47. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralıfıkraları şöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir. …
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığıihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir.”
48. Başvurucular, başvuru formunda belirttikleri maddi tazminatmiktarlarının ödenmesi talebinde bulunmuşlardır.
49. Mevcut başvuruda, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altınaalınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkınınihlal edildiği sonucuna varılmıştır.
50. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlalinin sonuçlarınınortadan kaldırılması için yeniden yargılamasında hukuki yarar bulunduğundanihlal kararının bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere Batman İdareMahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
51. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi içinbaşvurucuların uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile tespit edilen ihlalarasında illiyet bağı bulunmalıdır. Başvurucuların bu konuda herhangi bir belgesunmamış olması nedeniyle maddi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesigerekir.
52. İhlal kararı verildiği için yargılama giderlerinin MaliyeHazinesi üzerinde bırakılmasına, başvurucu Aydın Tekin’in adli yardım talebikabul edildiğinden 206,10 TL başvuru harcından oluşan yargılama giderininbaşvurucu İzzettin Tekin’e ödenmesine; 1.800 TL vekâlet ücretinin başvurucularamüştereken ödenmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Başvurucu Aydın Tekin’in adli yardım talebinin KABULÜNE,
B. 1. Tarafsız mahkemede yargılanma hakkının ihlal edildiğineilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksunolması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Çelişmeli yargılama ve silahların eşitliği ilkelerinin ihlaledildiğine ilişkin iddianın açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
4. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
5. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğineilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
C. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adilyargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının İHLALEDİLDİĞİNE,
D. Kararın bir örneğinin hakkaniyete uygun yargılanma hakkınınihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmaküzere Batman İdare Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
E. Başvurucuların tazminat taleplerinin REDDİNE,
F. 206,10 TL başvuru harcından oluşan yargılama giderininbaşvurucu İzzettin Tekin’e ÖDENMESİNE, 1.800 TL vekâlet ücretinin BAŞVURUCULARAMÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,
G. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemedegecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE28/9/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Sıra
1
2
A
Başvuru
Numarası
2014/3305
2014/3336
B
Başvurucu
ve
T.C.
Kimlik No
İzzettin Tekin
Aydın Tekin
C
Mağdur ile Yakınlık Derecesi
A.T.nin oğlu
C.T.nin oğlu
D
Komisyona Başvuru Tarihi ve Dosya Kayıt Numarası
23/3/2006
9.272
6/9/2007
13.688
E
Komisyon Karar Tarihi ve Numarası
11/2/2011
2011/1-1160
27/1/2011
2011/1-862
F
Dava
Tarihi
2/6/2011
26/5/2011
G
Yerel Mahkeme
Karar Tarihi
15/2/2012
25/11/2011
H
Temyiz Yolu Karar Tarihi
23/1/2013
23/1/2013
I
Karar Düzeltme Yolu Karar Tarihi
19/11/2013
19/11/2013
J
İdari ve Yargısal Süreçte Geçen
Toplam Süre
7 yıl
7 ay
6 yıl
2 ay