TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
İZZETTİN ÜŞÜMEZ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2016/32996)
Karar Tarihi: 25/9/2019
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Recep KÖMÜRCÜ
M.Emin KUZ
Rıdvan GÜLEÇ
Yıldız SEFERİNOĞLU
Raportör
:
Yusuf Enes KAYA
Başvurucu
:
İzzettin ÜŞÜMEZ
Vekili
:
Av. Nihal YILMAZ BAŞKÖY
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, hâkim olan başvurucu hakkında uygulanan tutuklamatedbirinin hukuki olmaması, tutukluluğun makul süreyi aşması, soruşturmadosyasına erişimin kısıtlanması, tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüneçıkarılmaksızın yapılması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının;arama kararının hukuka aykırı olması nedeniyle özel hayata ve aile hayatınasaygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 9/12/2016 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UlusalYargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:
6. Türkiye 15/7/2016 tarihinde askerî bir darbe teşebbüsüylekarşı karşıya kalmış, bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstühâl ilan edilmesine karar verilmiştir. Olağanüstü hâl 19/7/2018 tarihinde sonbulmuştur. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak- buteşebbüsün arkasında Türkiye'de uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve sonyıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veyaParalel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanınolduğunu değerlendirmiştir (Aydın Yavuz vediğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25).
7. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelindeCumhuriyet başsavcılıkları tarafından, darbe girişimiyle bağlantılı ya dadoğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY'ninkamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanı sıra eğitim, sağlık, ticaret, siviltoplum ve medya gibi farklı alanlardaki yapılanmasına yönelik soruşturmalaryürütülmüş; çok sayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirleriuygulanmıştır (Aydın Yavuz ve diğerleri,§ 51, Mehmet Hasan Altan (2)[GK], B. No: 2016/23672, 11/1/2018, § 12).
8. Başvurucu, 2001 yılında hâkim olarak göreve başlamış; en sonYargıtay 22. Ceza Dairesinde tetkik hâkimi olarak görev yapmıştır.
9. Darbe teşebbüsünden sonra başvurucu hakkında AnkaraCumhuriyet Başsavcılığı tarafından ağır cezalık suçüstü hâli bulunduğudeğerlendirilerek FETÖ/PDY'ninhiyerarşikyapılanmasında yer aldığı iddiasıyla soruşturma başlatılmıştır.
10. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) İkinci Dairesinin16/7/2016 tarihli kararı ile başvurucunun görevden uzaklaştırılmasına ve24/8/2016 tarihinde meslekten ihraç edilmesine karar verilmiştir.
11. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine Ankara 1.Sulh Ceza Hâkimliği 19/7/2016 tarihinde, başvurucu hakkında yürütülensoruşturmaya ilişkin olarak müdafinin ve tarafların dosya içeriğiniincelemesinin veya belgelerden örnek almasının soruşturmanın amacını tehlikeyedüşürebileceği gerekçesiyle 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza MuhakemesiKanunu'nun 153. maddesi uyarınca kısıtlanmasına, yakalanan kişinin veyaşüphelilerin ifadelerini içeren tutanak ile bilirkişi raporları ve adıgeçenlerin hazır bulunmaya yetkili oldukları diğer adli işlemlere ilişkintutanakların kısıtlama kararından ayrı tutulmasına karar vermiştir.
12. 20/7/2016 tarihinde konutunda yapılan arama sonundabaşvurucunun bilgisayarlarına, cep telefonuna ve ruhsatlı silahına elkonulmuştur. Başvurucu aynı gün gözaltına alınmıştır.
13. Başvurucu 21/7/2016 tarihinde Ankara CumhuriyetBaşsavcılığında ifade vermiştir. Başvurucunun ifade alma işlemi sırasında müdafii de hazır bulunmuştur. İfade alma işlemi sırasındabaşvurucuya FETÖ/PDY ile bağlantısı olup olmadığını aydınlatmaya yöneliksorular yöneltilmiştir. Bu kapsamda başvurucuya FETÖ/PDY'yemensup kişilerle irtibatının olup olmadığı, bu yapıya ait evlerde, yurtlardakalıp kalmadığı, örgütün dershanelerine gidip gitmediği, çocuklarına bu yapıyaait okullara gönderip göndermediği, himmet verip vermediği, Bank Asyaya para yatırıp yatırmadığı, yurt dışı gezilerinekatılıp katılmadığı, Adalet Akademisi Sınav Komisyonlarında ve soru hazırlayankomisyonlarda görev alıp almadığı, darbe girişimi sırasında nerede olduğu,darbe sonrasına ilişkin olarak görevlendirilip görevlendirilmediği, HSYKseçimlerinde bu yapıya yönelik yönlendirmede bulunup bulunmadığı sorulmuştur.Başvurucu, ifadesinde; bu yapının yurtlarında ve evlerinde kalmadığını,dershanelerine gitmediğini, üniversite eğitimi sırasında iki yıl dayısınınyanında iki yıl da ailesinin yanında kaldığını, çocuklarını bu yapıya aitokullara göndermediğini, Bank Asyada hesabınınolmadığını, bu Bankaya para yatırmadığını, darbe girişimi sırasında evindeolduğunu, kendisine herhangi bir görev verilmediğini, HSYK seçimlerinde kimseyiarayıp yönlendirmediğini belirtmiştir.
14. Başvurucu 21/7/2016 tarihinde, tutuklanması istemiyle Ankara1. SulhCeza Hâkimliğine sevk edilmiştir. Tutuklamayasevk yazısında, başvurucunun üzerine atılı suçu işlediğine dair kuvvetli suçşüphesinin varlığını gösteren olguların ve tutuklama nedeninin bulunduğubelirtilmiştir.
15. Başvurucu, Ankara 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin 22/7/2016tarihli kararıyla, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanmıştır.Tutuklama kararının gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Şüphelilerin silahlı terör örgütüne üyeolma suçunu vasıf ve mahiyeti, kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösterendeliller, şüphelilerin saklanma veya kaçma şüphesini uyandıran somut olgularınvarlığı, fiilin kanunda karşılığı olan cezanın miktarı, suçların CMK'nın 100/3 maddesinde sayılan suçlardan olması ve Avrupaİnsan Hakları Sözleşmesi'nin 5. maddesinde yer alan tutuklamaya ilişkinşartların gerçekleştiği dikkate alınarak adli kontrol uygulanmasının yetersizkalacağı anlaşılmakla şüphelilerin CMK'nın 100. vd.maddeleri gereğince ayrı ayrı tutuklanmalarına ... [kararverildi.]"
16. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine 10/10/2016tarihinde Ankara 2. Sulh Ceza Hâkimliğince başvurucunun tutukluluk durumuincelenmiş ve başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir.
17. Başvurucunun bu karara yaptığı itiraz, Ankara 3. Sulh CezaHâkimliğince11/11/2016 tarihinde reddedilmiştir.
18. Başvurucu, bu karar üzerine 9/12/2016 tarihinde bireyselbaşvuruda bulunmuştur.
19. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 9/5/2017 tarihliiddianamesi ile başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundancezalandırılması istemiyle Ankara 20. Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davasıaçılmıştır.
20. İddianamede bu suçlamaya esas alınan olgular özetleşöyledir:
- HTS analiz raporunda, başvurucunun FETÖ/PDY'yeüye oldukları isnadı ile soruşturulan diğer şüphelilerle görüşmeler yaptığıbelirtilmiştir.
- Ankara İl Emniyet Müdürlüğünce düzenlenen 21/4/2017 tarihli ByLocksorgulama raporunda, başvurucunun 17/9/2014 tarihinde ByLock uygulamasını kullandığıileri sürülmüştür.
-K.Y. adlı şahıs,AkşehirCumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında şüpheli sıfatıylaalınan 1/11/2016 tarihli ifadesinde; başvurucunun üniversite döneminde cemaatevinde kaldığını bildiğini beyan etmiştir.
21. Ankara 20. Ağır Ceza Mahkemesi 13/6/2017 tarihindeiddianamenin kabulüne karar vermiş ve başvurucu hakkındaki yargılama E.2017/74sayılı dosya üzerinden başlamıştır.
22. Başvurucu 25/10/2017 tarihinde tahliye edilmiştir.
23. Ankara 20. Ağır Ceza Mahkemesi 14/2/2019 tarihli kararıylabaşvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 6 yıl 3 ay hapiscezasıyla cezalandırılmasına karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:
"yapılan yargılama neticesinde de, her nekadar sanığın, kendisini alacağı cezadan kurtarmaya matuf olarak aşamalardainkar etse de, silahlı terör örgütü üyelerinin kendi aralarında iletişim amaçlıkullandıkları Bylock isimli şifreli ve gizlimesajlaşma ve iletişim yazılımını kendisinin kullandığı ... IMEI numaralı cihazve ... noluhat ile 17/09/2014 tarihinden itibaren kullanmaya başladığı, BTK'dan alınan cevabi yazıya göre sanığın ByLock sunucu/sistemlerine bir çok kez temasta bulunduğununbelirlendiği, alınan tanık beyanına göre de sanığın FETÖ/PDY terör örgütününnihai amacı olan anayasal düzeni ortadan kaldırmaya yönelik olan toplantılarınadüzenli olarak katıldığı, bu delil durumuna göre dijital materyal incelemesonuçlarının beklenmesine gerek olmadığı kanaatinin mahkememizde hasıl olduğu,böylece sanığın belirlenen bu eylemlerinin örgütün amaçları doğrultusunda örgütlehine faaliyetlerde bulunduğuna, sanığın silahlı örgütün kuruluş amaçlarını,faaliyet ve eylemlerini benimseyerek gönüllü olarak örgüt hiyerarşisiiçerisinde olmayı tercih etmek suretiyle, örgütün yapısına dahil olduğuna,FETÖ/PDY nin amaç ve ilkelerini gerçekleştirebilmekamacıyla örgüt stratejisini benimsediğine dair kesin delil teşkil ettiği ve buyöndeki iddia ile tereddütsüz olarak örtüştüğü, bu haliyle sanığın eylemininsübut bulduğu, yapılan yargılama, toplanan deliller, tanık beyanları, BTK'dan gelen cevabi yazı ve özellikle belirlenen ByLock tespit tutanağına göre sanığın üzerine atılı eylemigerçekleştirdiği kanaatine varılmakla, sanığın bu eylem nedeniyle kendisinialacağı cezadan kurtarmaya matuf bulunan savunmasına itibar edilmeyerek, sabitolan eylemine uyan TCK nın 314/2, 3713 sayılı yasanın5/1, TCK nın 58/9, 53, 63 maddeleri gereğincecezalandırılmasına, karar vermek gerekmiş[tir].
24. Bu karara karşı istinaf yoluna başvurulmuştur. İstinafincelemesi devam etmektedir.
IV. İLGİLİ HUKUK
25. İlgili hukuk için bkz. Adem Türkel, B. No: 2017/632, 23/1/2019, §§24-39.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
26. Mahkemenin 25/9/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Kişi Hürriyeti veGüvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar
1. Tutuklamanın HukukiOlmadığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
27. Başvurucu; kuvvetli suç şüphesi olmaksızın ve görevindenkaynaklanan güvencelere riayet edilmeksizin tutuklandığını, tutuklamanedenlerinin bulunmadığını, tutuklamanın ölçüsüz bir tedbir olduğunu ve adlikontrol tedbirinin neden yetersiz kalacağının değerlendirilmediğini belirterekkişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ile masumiyet karinesinin ihlal edildiğiniileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
28. Anayasa'nın "Temelhak ve hürriyetlerin sınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesişöyledir:
"Temel hak ve hürriyetler, özlerinedokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerebağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanınsözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerineve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."
29. Anayasa'nın "Kişihürriyeti ve güvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin birincifıkrası ile üçüncü fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:
"Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğinesahiptir.
...
Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunankişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yok edilmesini veya değiştirilmesiniönlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılan ve kanundagösterilen diğer hallerde hâkim kararıyla tutuklanabilir."
30. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun bu bölümdeki iddialarınınAnayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrası bağlamında, kişi hürriyeti vegüvenliği hakkı kapsamında incelenmesi gerekir.
i. UygulanabilirlikYönünden
31. Anayasa Mahkemesi, olağanüstü yönetim usullerininuygulandığı dönemlerde alınan tedbirlere ilişkin bireysel başvurularıincelerken Anayasa'nın 15. maddesinde ortaya konulan temel hak ve özgürlüklereilişkin güvence rejimini dikkate alacağını belirtmiştir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No:2016/22169, 20/6/2017, §§ 187-191). Soruşturma mercilerince başvurucuyayöneltilen ve tutuklama tedbirine konu olan suçlama, başvurucunun darbeteşebbüsünün arkasındaki yapılanma olduğu belirtilen FETÖ/PDY üyesi olduğuiddiasıdır. Anayasa Mahkemesi, anılan suçlamanın olağanüstü hâl ilanını gereklikılan olaylarla ilgili olduğunu değerlendirmiştir (Selçuk Özdemir [GK], B. No: 2016/49158, 26/7/2017, § 57).
32. Bu inceleme sırasında öncelikle başvurucunun tutuklanmasınınAnayasa'nın başta 13. ve 19. maddeleri olmak üzere ilgili maddelerinde yer alangüvencelere aykırı olup olmadığı tespit edilecek, aykırılık saptanması hâlindeise Anayasa'nın 15. maddesindeki ölçütlerin bu aykırılığı meşru kılıp kılmadığıdeğerlendirilecektir (Aydın Yavuz vediğerleri, §§ 193-195, 242).
ii. Genel İlkeler
33. Tutuklamanın hukukiliğinin incelenmesinde dikkate alınacakgenel ilkeler için bkz. Metin Evecen, B.No: 2017/744, 4/4/2018, §§ 47-52.
iii. İlkelerin OlayaUygulanması
34.Somut olayda öncelikle başvurucunun tutuklanmasının kanunidayanağının olup olmadığının belirlenmesi gerekir.
35. Başvurucu, darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanma olduğubelirtilen FETÖ/PDY mensubu olduğu iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamındasilahlı terör örgütü üyesi olma suçlamasıyla 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesiuyarınca tutuklanmıştır.
36. Diğer taraftan başvurucu, 2802 sayılı Kanun'da -hâkimlerleilgili- öngörülen usule ilişkin güvencelerin hiçbirine riayet edilmeksizintutuklandığını iddia etmektedir.
37. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca ağır cezalık suçüstü hâlibulunduğu değerlendirilerek soruşturma başlatılmıştır (bkz. § 9). 2802 sayılıKanun'a göre suçun ağır ceza mahkemesiningörevine giren suçüstü hâli kapsamında işlenmesi durumundauygulanacak soruşturma usulü Kanun'un 94. maddesinde hüküm altına alınmıştır.Bu maddeye göre "Ağır ceza mahkemesiningörevine giren suçüstü hâllerinde hazırlık soruşturması genel hükümlere göreyapılır. Hazırlık soruşturması yetkili Cumhuriyet savcıları tarafından bizzatyürütülür. Bu halde durumun hemen Adalet Bakanlığına bildirilmesi zorunludur.". Benzer yöndeki diğer bir düzenleme de5271 sayılı Kanun'un161. maddesinin 8. fıkrasında yer alan "Türk Ceza Kanununun302, 309, 311, 312, 313, 314, 315 ve 316 ncımaddelerinde düzenlenen suçlar hakkında, görev sırasında veya görevinden dolayıişlenmiş olsa bile Cumhuriyet savcılarınca doğrudan soruşturma yapılır.01.11.1983 tarihli ve 2937 sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanununun 26. maddesi hükmüsaklıdır." şeklindeki hükümdür. 2802 sayılı Kanun'un 94.maddesinin uygulanma koşulları açısından ayrıca ağır ceza mahkemesinin görevive suçüstü kavramının da değerlendirilmesi gerekmektedir.
38. Başvurucuya isnat edilen, 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılıTürk Ceza Kanunu'nun 314. maddesinde düzenlenen silahlı terör örgütü üyesi olmasuçunun ağır cezalık (ağır ceza mahkemelerinin görev alanında bulunan)suçlardan olduğu hususunda kuşku bulunmamaktadır (Adem Türkel, §§ 28-34, 54).
39. Yargıtayın yerleşik uygulamasınagöre silahlı terör örgütü üyesi olma suçu temadi eden suçlardandır (Adem Türkel §§ 36-39; aynı doğrultudakikararlar için bkz. Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 6/3/2008 tarihli ve E.2007/2495,K.2007/1358 sayılı; 9/3/2011 tarihli ve E.2010/16588, K.2011/1626 sayılı;6/11/2014 tarihli ve E.2014/6090, K.2014/10958 sayılı; Yargıtay 5. CezaDairesinin 12/10/2010 tarihli ve E.2010/8491, K.2010/7430 sayılı kararları).
40. Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulu, darbe teşebbüsüsonrasında başlatılan soruşturmalar kapsamında Cumhuriyet savcısı olarak görevyapan bir şüpheli hakkında FETÖ/PDY'ye üye olma,Anayasa'yı ihlal etme, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Büyük MilletMeclisini ve Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya görevleriniyapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs etme suçlarından İstanbul23. Ağır Ceza Mahkemesinde açılan davada bu Mahkeme ile Yargıtay 16. CezaDairesi arasında çıkan olumsuz görev uyuşmazlığının giderilmesine ilişkin kararındaanılan suçun temadi eden suçlardan olduğunu belirtmiş ve isnat edilen suçlarınkişisel suç olduğuna da değinerek ağır ceza mahkemesinin görevsizlik kararınınkaldırılmasına karar vermiştir (Adem Türkel,§ 36; aynı doğrultudaki kararlar için diğerleri arasından bkz.Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10/10/2017 tarihli ve E.2017/YYB-996, K.2017/403 sayılı;10/10/2017 tarihli ve E.2017/YYB-998, K.2017/388 sayılı kararları).
41. Ayrıca Yargıtay Ceza Genel Kurulu, iki hâkim (anılanhâkimlerin tutuklamanın hukuki olmadığı iddiasıyla yaptıkları bireyselbaşvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez bulunduğunadair karar için bkz. Mustafa Başer ve MetinÖzçelik, B. No:2015/7908, 20/1/2016, §§ 134-161) hakkında darbe teşebbüsü öncesindegörevleriyle bağlantılı eylemler dolayısıyla işledikleri ileri sürülen FETÖ/PDYüyesi olma ve görevi kötüye kullanma suçlarından mahkûmiyetlerine ilişkinolarak Yargıtay 16. Ceza Dairesince ilk derece mahkemesi sıfatıyla verilenhükmün temyiz incelemesi sırasında, bu kişiler tarafından ileri sürülen "hâkim ve Cumhuriyet savcılarının ağır cezayıgerektiren suçüstü hâli hariç yakalanamayacakları, sorguya çekilemeyecekleri vetutuklanamayacakları kuralının ihlal edildiği, olayda suçüstü hâlinin de bulunmadığı"yönündeki iddiaları incelerken "Yargıtayın istikrar bulan ve süregelen kararlarındaaçıklandığı üzere; mütemadi suçlardan olan silahlı terör örgütüne üye olmasuçunda, daha önce örgütün kendisini feshetmesi, kişinin örgütten ayrılmasıgibi bazı özel durumlar hariç olmak üzere kural olarak temadinin yakalanmaylakesileceği, dolayısıyla suçun işlendiği yer ve zaman diliminin buna görebelirlenmesi gerektiği, bu nedenle silahlı terör örgütüne üye olma suçundanşüpheli konumunda bulunan hâkim ve Cumhuriyet savcıları yakalandıkları andaağır ceza mahkemesinin görevine giren suçüstü halinin mevcut olduğu"değerlendirmesinde bulunmuş ve bu husustaki temyiz itirazlarını kabuletmemiştir.
42. Yukarıda yer verilen veya atıf yapılan Yargıtay kararlarıile başvurucunun 15/7/2016 tarihinde başlayan ve ertesi gün de devam eden darbeteşebbüsünün savuşturulması sırasında gözaltına alınıp darbe teşebbüsününarkasındaki yapılanma olduğu belirtilen ve yargı makamlarınca silahlı bir terörörgütü olduğuna karar verilen FETÖ/PDY üyesi olma suçundan tutuklanmasıbirlikte dikkate alındığında başvurucuya isnat edilen silahlı terör örgütüüyesi olma suçu yönünden suçüstü hâlinin bulunduğu yönünde soruşturmamercilerince yapılan değerlendirmelerin olgusal ve hukuki temelden yoksun vekeyfî olduğunun kabulü mümkün görülmemiştir. 2802 sayılı Kanun'un 94. maddesigereğince soruşturmanın genel hükümlere göre yapılacağı anlaşılmaktadır.Dolayısıyla bu soruşturmada tutuklama tedbirine genel yetkili yargı organıolarak sulh ceza hâkimliklerince karar verilebilecektir. Bu durumdabaşvurucunun görev yaptığı yerdeki sulh ceza hâkimliğince tutuklanmasınınolgusal ve hukuki temelden yoksun ve keyfî olduğunun kabulü mümküngörülmemiştir.
43. Dolayısıyla somut olayın koşullarında başvurucunun kanunaaykırı olarak tutuklandığı iddiası yerinde olmadığından, uygulanan tutuklamatedbirinin kanuni dayanağı bulunmaktadır.
44. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklama tedbirininmeşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden önce tutuklamanınön koşulu olan suçun işlendiğine dairkuvvetli belirti bulunup bulunmadığının da değerlendirilmesigerekir.
45. Başvurucu hakkında verilen tutuklama kararında suçşüphesinin varlığına ilişkin olarak dosyada somut delillerin olduğu belirtilmiştir(bkz. § 15).
46. Başvurucu hakkında düzenlenen iddianamede başvurucununFETÖ/PDY üyelerinin kendi aralarındaki iletişimi sağladığı ifade edilen ByLockuygulamasının kullanıcısı olduğu belirtilmiştir.
47. Anayasa Mahkemesi, ByLock uygulamasının özellikleri gözönüne alındığında kişilerin bu uygulamayıkullanmalarının veya kullanmak üzere elektronik/mobil cihazlarınayüklemelerinin soruşturma makamlarınca FETÖ/PDY ile olan ilgi bakımından birbelirti olarak değerlendirilebileceğini belirtmektedir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 106, 267).Buna göre soruşturma makamlarınca veya tutuklama tedbirine karar verenmahkemelerce FETÖ/PDY üyesi olmakla suçlanan başvurucunun ByLock uygulamasını kullanmasınınve/veya kullanmak üzere elektronik/mobil cihazlara yüklemesinin somut olayınkoşullarına göre suçun işlendiğine dair kuvvetlibelirti olarak kabul edilmesi, anılan programın özellikleriitibarıyla temelsiz ve keyfî bir tutum olarak değerlendirilemez.
48. Diğer taraftan başvurucu hakkında uygulanan ve kuvvetli suçşüphesinin bulunması şeklindeki ön koşulu yerine gelmiş olan tutuklamatedbirinin meşru bir amacının olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Budeğerlendirmede tutuklama kararının verildiği andaki genel koşullar gözardı edilmemelidir.
49. Darbe teşebbüsü sırasında gerçekleşen vahim olaylarıntoplumda oluşturduğu kaygı, teşebbüsün faili olduğu belirtilen FETÖ/PDY'nin örgütlenmesinin karmaşıklığı ve bu yapılanmanın arzettiği tehlike (Aydın Yavuz ve diğerleri,§§ 15-19, 26), darbe teşebbüsüne ilişkin faaliyetler kapsamında ülke genelindebinlerce kişi tarafından icra edilen, suç oluşturabilecek nitelikteki onbinlerce eylemin aynı anda işlenmesi, bunun yanı sıra çoğunluğu önemli yerlerdekamu görevlisi olan on binlerce şüpheli hakkında doğrudan darbeyle ilişkiliolmasa da FETÖ/PDY'ye mensubiyet nedeniyle ivediliklesoruşturma yapılması ihtiyacı birlikte dikkate alındığında soruşturma konusuolaylara ilişkin delillerin sağlıklı bir şekilde toplanabilmesi vesoruşturmaların güvenlik içinde yürütülebilmesi için tutuklama dışındaki korumatedbirlerinin yetersiz kalması söz konusu olabilir (Aynı yöndekideğerlendirmeler için bkz. Aydın Yavuz vediğerleri, § 271; Selçuk Özdemir,§ 78).
50. Darbe teşebbüsüyle bağlantılı veya darbe teşebbüsüylebağlantılı olmasa bile teşebbüsün faili olduğu belirtilen FETÖ/PDY ilebağlantılı kişilerin teşebbüs sırasında veya sonrasında ortaya çıkan kargaşadanyararlanmak suretiyle kaçma imkânı ve bu dönemde delillere etki edilmesiihtimali normal zamanda işlenen suçlara göre çok daha fazladır. Diğer taraftanFETÖ/PDY'nin ülkedeki neredeyse tüm kamu kurum vekuruşlarında örgütlenmiş olması, yüz elliyi aşkın ülkede faaliyet göstermesi veciddi seviyede uluslararası ittifaklarının bulunması, bu yapılanma ile ilgiliolarak soruşturmaya tabi tutulan kişilerin yurt dışına kaçmasını ve yurtdışında barınmasını büyük ölçüde kolaylaştıracaktır (aynı yöndekideğerlendirmeler için bkz. Aydın Yavuz vediğerleri, § 272; Selçuk Özdemir,§79).
51. Başvurucunun tutuklanmasına karar verilen silahlı terörörgütü üyesi olma suçu, Türk hukuk sistemi içinde ağır cezai yaptırımlaröngörülen suç tipleri arasında olup isnat edilen suça ilişkin olarak kanundaöngörülen cezanın ağırlığı kaçma şüphesine işaret eden durumlardan biridir(aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. HüseyinBurçak, B. No: 2014/474, 3/2/2016, § 61; Devran Duran [GK], B. No: 2014/10405, 25/5/2017, § 66).Ayrıca anılan suç 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3) numaralı fıkrasındayer alan ve kanun gereği tutuklama nedenivarsayılabilen suçlar arasındadır (bkz. § 29; Gülser Yıldırım (2), [GK], B. No: 2016/40170, 16/11/2017, § 148).
52. Somut olayda Ankara 1. Sulh Ceza Hâkimliğince başvurucununtutuklanmasına karar verilirken, işlendiği iddia olunan silahlı terör örgütüneüye olma suçunun vasıf ve mahiyetine, suçun 5271 sayılı Kanun'un 100.maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan katalog suçlar arasında olmasına,suça ilişkin kanunda öngörülen yaptırımın ağırlığına, kaçma şüphesini uyandıransomut olguların varlığına dayanıldığı görülmektedir (bkz. § 15).
53. Dolayısıyla tutuklama kararının verildiği andaki genelkoşullar ve somut olayın yukarıda belirtilen özel koşulları ile Ankara SulhCeza Hâkimliği tarafından verilen kararın içeriği birlikte değerlendirildiğindebaşvurucu yönünden kaçma tehlikesine yönelik tutuklama nedenlerinin olgusaltemellerinin olmadığı söylenemez.
54. Öte yandan başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirinin ölçülüolup olmadığının da belirlenmesi gerekir. Bir tutuklama tedbirinin Anayasa'nın13. ve 19. maddeleri kapsamında ölçülülüğünün belirlenmesinde somut olayın tümözellikleri dikkate alınmalıdır (Gülser Yıldırım(2), § 151).
55. Öncelikle terör suçlarının soruşturulması kamu makamlarınıciddi zorluklarla karşı karşıya bırakmaktadır. Bu nedenle kişi hürriyeti vegüvenliği hakkı, adli makamlar ve güvenlik görevlilerinin -özellikle organizeolanlar olmak üzere- suçlarla ve suçlulukla etkili bir şekilde mücadelesiniaşırı derecede güçleştirmeye neden olabilecek şekilde yorumlanmamalıdır (aynıyöndeki değerlendirmeler için bkz. Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri, B. No: 2015/9756,16/11/2016, § 214; Devran Duran,§ 64). Özellikle darbe teşebbüsüyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiylebağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY ile bağlantılı soruşturmaların kapsamı veniteliği ile FETÖ/PDY'nin özellikleri (gizlilik,hücre tipi yapılanma, her kurumda örgütlenmiş olma, kendisine kutsallıkatfetme, itaat ve teslimiyet temelinde hareket etme gibi) de dikkatealındığında bu soruşturmaların diğer ceza soruşturmalarına göre çok daha zor vekarmaşık olduğu ortadadır (Aydın Yavuz vediğerleri, § 350).
56. Ayrıca başvurucunun darbe teşebbüsünün savuşturulmasısürecinde gözaltına alındığı ve sonrasında tutuklandığı dikkate alındığındasoruşturma süreci bakımından tutuklamanın ölçülülük ilkesinin bir unsuru olarak gerekli olmadığı sonucuna varılması içinherhangi bir nedenin bulunmadığı değerlendirilmiştir.
57. Somut olayın yukarıda belirtilen özellikleri dikkatealındığında başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin ölçülü olmadığısöylenemeyecektir.
58. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklamanın hukukiolmadığı iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundanbaşvurunun bu kısmının açıkça dayanaktanyoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
59. Buna göre başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkınatutuklama yoluyla yapılan müdahalenin bu hakka dair Anayasa'da (13. ve 19. maddelerde)yer alan güvencelere aykırılık oluşturmadığı görüldüğünden Anayasa'nın 15.maddesinde yer alan ölçütler yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerekbulunmamaktadır.
2. Tutukluluğun MakulSüreyi Aştığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
60. Başvurucu; tutukluluğunun makul süreyi aştığını, şablongerekçelerle tutukluluğunun devam ettirildiğini, bu kararlara yaptığıitirazların da gerekçesiz bir şekilde reddedildiğini ve tutukluluğunun devamettirilmesini gerektirecek makul bir sebep kalmadığını belirterek kişihürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
61. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hak ihlallerininderece mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek ikincil niteliktebir kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği, AnayasaMahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanunyollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403,26/3/2013, § 17).
62. Anayasa Mahkemesi, tutukluluğun kanunda öngörülen azamisüreyi veya makul süreyi aştığı iddiasıyla yapılan bireysel başvurularbakımından bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla başvurucu tahliyeedilmiş ise asıl dava sonuçlanmamış da olsa -ilgili Yargıtay içtihatlarına atıfyaparak- 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açmaimkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğunu belirtmektedir (Erkam Abdurrahman Ak, B. No: 2014/8515,28/9/2016, §§ 48-62; İrfan Gerçek,B. No: 2014/6500, 29/9/2016,§§ 33-45).
63. Somut olayda bireysel başvuruda bulunduktan sonra 25/10/2017tarihinde tahliyesine karar verilen başvurucunun tutukluluğunun makul süreyiaştığına ilişkin iddiası 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesi kapsamında açılacakdavada incelenebilir. Bu madde kapsamında açılacak dava sonucuna görebaşvurucunun tutukluluğunun makul süreyi aştığının tespiti hâlinde görevli mahkemecebaşvurucu lehine tazminata da hükmedilebilecektir. Buna göre 5271 sayılıKanun'un 141. maddesinde belirtilen dava yolu başvurucunun durumuna uygun,telafi kabiliyetini haiz, etkili bir hukuk yoludur ve bu olağan başvuru yolutüketilmeden yapılan bireysel başvurunun incelenmesi bireysel başvurunun ikincillik niteliği ile bağdaşmamaktadır.
64. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutukluluğunun makulsüreyi aştığı iddiasına ilişkin olarak yargısal başvuru yolları tüketmedenbireysel başvuru yaptığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
3. Tutukluluk İncelemelerinin Hâkim/MahkemeÖnüne Çıkarılmaksızın Yapıldığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
65. Başvurucu; tutukluluğun devamı ile ilgili incelemelerin veitiraz üzerine yapılan incelemelerin mahkeme önüne çıkarılmaksızın dosyaüzerinden, kendisi ve müdafii dinlenilmedenyapıldığını ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
66. Anayasa Mahkemesi ErdalTercan ([GK], B. No: 2016/15637, 12/4/2018) kararında; bu şikâyeteilişkin olarak yaptığı inceleme kapsamında darbe teşebbüsünden sonraki süreçtedarbe teşebbüsü, teşebbüsün arkasındaki yapılanma olan FETÖ/PDY veya terörlebağlantılı suçlardan tutuklanan kişilerin tutukluluk incelemelerinin on sekizaya kadar hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapılmasının olağanüstü hâldöneminde kişi hürriyeti ve güvenliği hakkını ihlal etmediği sonucunavarmıştır. Somut olay bakımdan 22/7/2016 tutuklanıp 25/10/2017 tarihindehâkim/mahkeme önüne çıktığı anlaşılan başvurucunun bu kapsamdaki şikâyetibakımından anılan karardan ayrılmayı gerektiren bir durum mevcut değildir.
67.Açıklanan gerekçelerlebaşvurunun bu kısmının da açıkça dayanaktanyoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
4. Sulh CezaHâkimliklerinin Doğal Hâkim, Bağımsız ve Tarafsız Hâkim İlkelerine AykırıOlduğuna İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
68. Başvurucu; tutukluluğuna ilişkin karar veren sulh cezahâkimliklerinin doğal hâkim ilkesine aykırı olduğunu, tarafsız ve bağımsız birmahkeme niteliğinde bulunmadığını belirterek kişi hürriyeti ve güvenliğihakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
69. Anayasa Mahkemesince sulh ceza hâkimliklerinin doğal hâkimgüvencesini sağlamadıkları, tarafsız ve bağımsız mahkeme olmadıkları vetutukluluğa itirazın bu yargı mercilerince karara bağlanmasının hürriyettenyoksun bırakılmaya karşı etkili bir itirazda bulunmayı imkânsız hâlegetirdiğine ilişkin iddialar birçok kararda incelenmiş; bu kararlarda sulh cezahâkimliklerinin yapısal özellikleri dikkate alınarak söz konusu iddialarınaçıkça dayanaktan yoksun olduğu sonucuna varılmıştır (diğerleri arasından bkz. Hikmet Kopar ve diğerleri [GK], B. No:2014/14061, 8/4/2015, §§ 101-115; Mehmet Baransu (2), B. No: 2015/7231, 17/5/2016, §§64-78, 94-97).
70. Somut başvuruda, aynı mahiyetteki iddialara ilişkin olarakanılan kararlarda varılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durumbulunmamaktadır.
71. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun sulh cezahâkimliklerinin doğal hâkim, bağımsız ve tarafsız hâkim ilkelerine aykırıolduğu iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundanbaşvurunun bu kısmının açıkça dayanaktanyoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
5. Soruşturma DosyasınaErişimin Kısıtlandığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
72.Başvurucu; soruşturma dosyasındaki gizlilik kararı nedeniylesuçlamalara ilişkin temel delillere erişemediğini, hangi delilere dayanılaraksuçlandığını bilmediğini, bu nedenle savcılık makamı karşısında dezavantajlıbir konuma düşürüldüğünü ve tutukluluğa etkili bir şekilde itiraz edemediğini ilerisürmüştür.
b. Değerlendirme
73.Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası şöyledir:
"Her ne sebeple olursa olsun, hürriyetikısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bukısıtlamanın kanuna aykırılığı halinde hemen serbest bırakılmasını sağlamakamacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir."
74. Başvurucunun bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın 19.maddesinin sekizinci fıkrası bağlamında kişi hürriyeti ve güvenliği hakkıkapsamında incelenmesi gerekir.
i. UygulanabilirlikYönünden
75. Başvurucunun şikâyetine konu kısıtlama kararının verildiği soruşturmadosyasında başvurucuya yöneltilen suçlama, olağanüstü hâl ilanına sebebiyetveren olaylarla ilgilidir. Söz konusu kısıtlama kararı olağanüstü hâl sürecindeverilmiştir. Bu nedenle kısıtlamanın hukuki olup olmadığı, bir başka ifadeylekararın kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı üzerindeki etkisinin incelenmesiAnayasa'nın 15. maddesi kapsamında yapılacaktır. Bu inceleme sırasındaöncelikle kısıtlamanın Anayasa'nın 19. maddesinde yer alan güvencelere aykırıolup olmadığı tespit edilecek, aykırılık saptanması hâlinde ise Anayasa'nın 15.maddesindeki ölçütlerin bu aykırılığı meşru kılıp kılmadığıdeğerlendirilecektir (Aydın Yavuz vediğerleri, §§ 193-195, 242, bkz. §§ 44-47).
ii. Kabul EdilebilirlikYönünden
76. Anayasa Mahkemesi, soruşturma dosyalarına erişime yönelikolarak verilen kısıtlama kararlarının tutuklu kişilerin özgürlüklerinden mahrumbırakılmalarına karşı itirazda bulunma hakkı üzerindeki etkisini birçokkararında incelemiştir. Bu kararlarda, öncelikle yakalanan veya tutuklanan kişiyeyakalama ya da tutuklama sebeplerinin ve hakkındaki iddiaların bildirilmesigerektiği ancak buradaki bildirim yükümlülüğünün isnat edilen suçlamalara esastüm bilgi ve delilleri kapsamadığı belirtilmiş; bu bağlamda başvurucununtutuklamaya konu suçlamalara ilişkin temel unsurları bilip bilmediği dikkatealınmıştır (Günay Dağ ve diğerleri[GK], B. No: 2013/1631, 17/12/2015, §§ 168-176; Hidayet Karaca [GK], B. No: 2015/144, 14/7/2015, §§ 105-107;Süleyman Bağrıyanıkve diğerleri, §§ 248-257).
77. Somut olayda ifade ve sorgu tutanakları, tutukluluğa ilişkinkararlar, başvurucu veya müdafileri tarafından verilen tutukluluğa ilişkindilekçeler ve soruşturma dosyasındaki bilgi ve belgeler incelendiğindebaşvurucunun tutukluluğa temel teşkil eden bilgi ve belgelerden haberdarolduğu, bunların içeriği hakkında yeterli bilgiye sahip bulunduğu, tutuklulukdurumuna karşı itirazlarını sunma konusunda kendisine yeterli imkânın tanındığıgörülmektedir.
78. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının da, diğer kabul edilebilirlik koşulları yönündenincelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksunolması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
79. Buna göre başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkınasoruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması suretiyle yapıldığı iddia olunanmüdahalenin bu hakka dair Anayasa'nın 19. maddesinde yer alan güvencelereaykırılık oluşturmadığı görüldüğünden Anayasa'nın 15. maddesinde yer alanölçütler yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek bulunmamaktadır.
B. Özel Hayata ve AileHayatına Saygı Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
80. Başvurucu; evinde ve işyerinde yapılan aramaların hâkimleriçin öngürülen güvencelere ve 5271 sayılı Kanun'daöngörülen düzenlemelere aykırı olduğunu ve bu aramada elde edilen delillerinhukuka aykırı olduğunu belirterek özel hayata ve aile hayatına saygı haklarınınihlal edildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
81. Anayasa Mahkemesi HülyaKar (B. No: 2015/20360, 27/2/2019) kararında, koruma tedbirlerininmaddi hakları ihlal ettiği iddiaları yönünden bireysel başvuruda yapılmasıgereken denetimin sınırlarını çizmiştir. Koruma tedbirine karar verenmakamların tedbir uygulanmasının gerekliliğine dair daha iyi değerlendirmeyapabilecek konumda olmaları nedeniyle geniş takdir yetkisine sahip olduklarıkabul edilmiştir. Bu doğrultuda ancak koruma tedbiri nedeniyle uğranılanzararın kaçınılmaz olandan ağır sonuçlara yol açtığının veya keyfîuygulandığının ilk bakışta anlaşılacak kadar açık olduğu hâllerde esas yönündendaha ileri bir değerlendirme yapması gerektiği kabul edilmiştir (ilkeler içinbkz. Hülya Kar, §§21-46).
82. Somut olayda soruşturma mercii tarafından verilmiş aramakararına dayanılarak başvurucunun konutunda ve işyerinde arama yapılmıştır. Sözkonusu tedbirin, suç delillerini elde etme amacıyla gerçekleştirildiğianlaşılmaktadır.
83. Koruma tedbirine yönelik şikâyetlerde Anayasa Mahkemesikararın verildiği dönemin şartlarını dikkate alır. Başvuruya konu korumatedbiri maddi gerçeğin ortaya çıkmasını temin etmek amacıyla ve suç şüphesibulunan hâllerde uygulanmıştır. Söz konusu tedbir öngörülebilir ve kesin birhukuki düzenlemeye dayanmakta olup başvurucuya da itirazlarını sorumlu makamlarönünde etkin bir biçimde ortaya koyabilme olanağı tanınmıştır. Bundan başkatedbir süreklilik arz eder biçimde uygulanmamıştır. Süregelen koruma tedbirinindurumun gerektirdiğinden daha uzun sürdüğü veya hedeflenen amaca ulaşmakbakımından açıkça elverişsiz olduğu değerlendirilmemiştir.
84. Başvuru konusu koruma tedbirinin türü, süresi, uygulanmatarzı ve kişinin yaşamı üzerindeki etkileri birlikte değerlendirildiğindebaşvurucunun uğradığı zararın kaçınılmaz olandan ağır olduğu veya korumatedbirinin keyfî uygulandığı değerlendirilmemiş; başvurucu da bireysel başvuruformunda aksini kanıtlayacak bir açıklamada bulunmamıştır.
85. Başvurunun özel hayata ve aile hayatına saygı haklarınayönelik bir ihlalin olmadığının açık olması nedeniyle diğer kabul edilebilirlikkoşulları yönünden incelenmeksizin açıkçadayanaktan yoksun bulunması gerektiği değerlendirilmiştir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Tutuklamanın hukuki olmamasından dolayı kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA,
2. Tutukluğun makul süreyi aştığına ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesinedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüneçıkarılmaksızın yapıldığına ilişkin iddianınaçıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
4. Soruşturma dosyasına erişimin kısıtlandığına ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
5. Özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğineilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksunolması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA25/9/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.