ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas No.:1962/221
Karar No.:1962/86
Karar tarihi:14/11/1962
Resmi Gazete tarih/sayı:8.12.1962/11277
İnceleme konusu: 6435 sayılı kanunun 3 üncümaddesinin Anayasaya aykırılığı iddiasıdır.
Sanayi Bakanlığı Teftiş Heyeti Reisi olan Naci Gürol, 6435sayılı kanuna göre Bakanlık emrine alınması üzerine, bu kanunun Anayasa'yaaykırılığını ileri sürerek hakkında tatbik edilen idarî tasarrufun iptalitalebi ile Danışta'ya 962/3834 sayılı dâvayı açmıştır.
Danıştay 5 inci Dairesince, 6435 sayılı kanunun yalnız 3 üncümaddesinin Anayasa'ya aykırı olduğu kanısına varılarak, Anayasa'nın 151 incimaddesi gereğince dâvanın geri bırakılmasına ve bu konu ile ilgili kâğıtlarınMahkememize gönderilmesine 27/9/1962 tarihinde karar verilmiş olduğundanDanıştay Başkanlık Bürosunun 15/10/1962 tarihli ve 23-10554 sayılı yazısiyle bukâğıtlar 15/10/1962 tarihinde Mahkememize gönderilmiştir.
Yapılan ilk inceleme sonunda bu müracaat Anayasa'nın 151 inci ve22/4/1962 tarihli, 44 sayılı kanunun 27 nci maddelerine uygun görüldüğündenesasın incelenmesine dair verilen 22/10/1962 tarihli karar üzerine raportörcehazırlanan 23/10/1962 tarihli rapor, Danıştay 5 inci Dairesinden gönderilenevrak; 6435 sayılı kanunla gerekçesi muvakkat encümen mazbatası ve müzakeretutanakları, Anayasa'nın ilgili hükümleri ile Temsilciler Meclisi AnayasaKomisyonu raporu ve müzakere tutanakları okunduktan sonra gereği görüşülüpdüşünüldü:
1- 6435 sayılı kanunun l inci maddesi ile (Umumi, mülhak vehususi bütçelerle bunlara bağlı idare, müessese ve kurumlardan maaş alanların,tayinlerindeki usule göre, mensup oldukları vekâlet, idare, müessese veya kurumemrine alınmak suretiyle vazifeden uzaklaştırılabileceklerini) kabul etmekte, 3üncü maddeyle de (Bu kanun gereğince ittihaz olunacak vazifeden uzaklaştırmakarar ve muameleleri aleyhine hiç bir idari ve adli kaza merciine müracaatolunamıyacağı, bu madde hükmünün ikdisadî Devlet teşekkülleri ve bunlara bağlımüessese ve kurumlarla sermayesinin tamamı ve yarıdan fazlası Devlete ait olanmüesseselerin vazifeden uzaklaştırma karar ve muamelelerine de şâmil olduğu)gösterilmektedir.
Kanunun, inceleme konusu olan 3 üncü maddesi hükmünün, bugünkühukukî nizamımıza aykırı bulunduğunda tereddüt edilemez. Zira, Anayasa,- Yalnızidarenin değil- bütün Devlet faaliyetlerinin kazai denetim altında cereyanınıemretmekte, yasama organının faaliyetlerini dahi bu denetime tabi tutmaktadır.
Temsilciler Meclisi Anayasa Komisyonunun 9/3/1961 tarihliraporunun (Genel gerekçe) bölümünün (Yargı) kısmında belirtildiği gibi :
"Hukuk Devletinin temel unsuru bütün devlet faaliyetlerininhukuk kurallarına uygun olmasıdır. Bu uygunluğu sağlıyacak makamlar yargıorganlarıdır. Anayasa bütün devlet faaliyetlerini kazaî murakabeye tabi tutmuşbulunmaktadır.
Yasama organının faaliyetleri Anayasa Mahkemesinin kazaîdenetimi altındadır. 114 üncü madde, kazaî denetimi bütün idarî eylem veişlemlere teşmil etmek suretiyle Devlet faaliyetlerinin kazai denetim sisteminitamamlamaktadır."
Gerek bu gerekçe gerekse Anayasa'nın "İdarenin hiçbir eylemve işleminin, hiçbir halde, yargı mercilerinin denetimi dışındabırakılamıyacağı" esasını taşıyan 114 üncü maddesinin açık hükmükarşısında, 6435 sayılı kanunun 3 üncü maddesinin Anayasa'nın sözüne ve özüneaykırı bulunduğu ve iptali gerektiği kanısına varılmıştır.
2- Mahkemenin 4 üyesi, 6435 sayılı kanunun l inci maddesinin sonfıkrasında mevcut (Ve bu kanunun 3 üncü maddesi hükümleri) ibaresinin de22/4/1962 tarihli ve 44 sayılı kanunun 28 inci maddesinin 2 nci fıkrasıgereğince iptali gerektiğini ileri sürmüşlerse de; vekâlet emrine alınan birkısım hâkimleri de kaza mercilerine müracaattan men etmeyi hedef tutan buibarenin atıf yaptığı 3 üncü madde iptal edilince bu vaziyette olan hâkimlerede dâva yolu kendiliğinden açılmış olacağından bu sonucu, yeni bir iptal hükmüile teyide lüzum olmadığı ve esasen bu ibarenin başlıbaşına manâ taşıyan birkanun hükmünde bulunmadığı kanısı ile üyelerin çoğu bu görüşe katılmamışlardır.
Sonuç : 6435 sayılı kanunun 3 üncü maddesininiptaline oybirliği ile ve bu kanunun l inci maddesinin son fıkrasındaki atıfhükmünün ayrıca iptaline lüzum olmadığına, üyelerden İsmail Hakkı Ülkmen,İbrahim Senil, Celâlettin Kuralmen ve Muhittin Gürün'ün muhalefetleri ile veoyçokluğu ile 14/11/1962 tarihinde karar verildi.
Başkanvekili
Tevfik Gerçeker
Üye
Rifat Göksu
Üye
İsmail Hakkı Ülkmen
Üye
Lütfi Akadlı
Üye
Şemsettin Akçoğlu
Üye
İbrahim Senil
(muhalif)
Üye
Salim Başol
Üye
Celâlettin Kuralmen
(muhalif)
Üye
Hakkı Ketenoğlu
Üye
Fazıl Uluocak
Üye
Ekrem Korkut
Üye
Ahmet Akar
Üye
Muhittin Gürün
(muhalif)
Üye
Lütfi Ömerbaş
Üye
Ekrem Tüzemen
(MUHALEFETŞERHİ)
Çoğunluk düşüncesinde belirtildiği üzere, 6435 sayılı kanunun 3üncü maddesinin iptali sonunda, aynı kanunun l inci maddesinin son fıkrasındaki(Ve bu kanunun 3 üncü maddesi hükümleri) ibaresinin de tatbik yerikalmayacağından Hâkimler Kanununun 82 nci maddesi gereğince Bakanlık emrinealınacak hâkimlere dahi dâva yolunun açılmış olacağı tabiidir.
Ancak 22/4/1962 tarihli ve 44 sayılı kanunun 28 inci maddesinin2 nci fıkrasında (eğer müracaat kanun veya İçtüzüğün sadece belirli madde veyahükümleri aleyhinde yapılmış olup da, bu belirli madde veya hükümlerin iptalikanun veya İçtüzüğün diğer bazı hükümlerinin veya tamamının uygulanmamasısonucunu doğuruyorsa, Anayasa Mahkemesi, keyfiyeti gerekçesinde belirtmekşartiyle, kanun veya İçtüzüğün bahis konusu diğer hükümlerinin veya tümününiptaline karar verebilir.) denilmiş ve kanun tasarısının Hükümetten gelenmetninde mevcut olmayan bu fıkra, Millet Meclisi Anayasa Komisyonu tarafından(... Anayasa Mahkemesi, sadece iptal dâvasının veya itirazın doğrudan doğruyazikrettiği kanunu, içtüzüğü veya bunların belirli madde veya hükümlerini iptaletmek mecburiyetindedir. Ancak, iptal dâvası açılması veya itiraz yoluylayapılan müracaat sadece bir kanun veya İçtüzüğün belirli madde veya hükümlerinihedef tutuyorsa bazı hallerde bu belirli madde veya hükmün iptali neticesinde,aynı kanunun veya içtüzüğün müracaatta istihdaf edilmeyen diğer bazı madde veyahükümleri, fiilen gayrikabili tatbik hale gelebilir. Bu gibi fiilen gayrikabilitatbik hale gelmiş madde veya hükümlerin tatbiki ise hukuk düzeninde keşmekeşdoğurabileceği gibi mahkemelerin bu gibi hükümleri tatbikten kaçınmaları daihkakı haktan imtina sayılabilecektir. Bu gibi aksaklıkları önlemek maksadiyle,Anayasa Mahkemesine, bu hallerde, gerekçesinde açıkça belirtmek şartiyle bellibir madde veya hükmün iptali sonucunda aynı kanun veya içtüzüğün fiilengayrikabili tatbik hale gelen diğer madde veya hükümlerini veya tümünü iptalyetkisi de tanınmıştır) gerekçesiyle kanuna ilâve edilmiş olup bu maddenin vegerekçesinin açık ifadelerinden, iptal veya itiraz yollariyle açılan dâvalarlabir kanunun dâva olunan belli madde veya hükümlerinin iptali neticesinde aynıkanunun dâva olunmayan diğer madde veya hükümlerinin de uygulanmakabiliyetlerini fiilen kaybetmeleri halinde, tatbikattaki her türlütereddütleri önlemek maksadiyle, bu madde ve fıkraların da iptali ile bahsekonu kanun metninin, iptale mevzu teşkil eden hususlarda tam bir ayıklamayatabi tutulabilmesi imkânının Anayasa Mahkemesine verilmek istenildiği anlaşılmaktadır.
Bu dosya ile açılmış bulunan dâva sonunda da, dâvanın hedefiolan, kanunun 3 üncü maddesi iptal edilmiş ve bu iptal neticesinde, kanunundâvaya hedef olmayan birinci maddesinin son fıkrasındaki, Bakanlık emrinealınan Hâkimleri bu tasarruf aleyhine dâva açmaktan meneden, (ve bu kanunun 3üncü maddesi hükümleri) ibaresi ile ifade olunan hükmün de kendiliğinden tatbikyeri kalmamış olmakla söz konusu 28 inci maddenin 2 nci fıkrası ile düşünülendurum aynen hâsıl olmuş ve binnetice bu hükmün de, mezkûr fıkranın verdiği,yetkiden faydalanılarak her türlü tereddüt ve iltibasları ortadan kaldırmak ve44 sayılı kanunun 28 inci maddesi hükmünü yerine getirerek kanun metnini tambir ayıklamaya tabi tutmak maksadiyle iptali gerekli görülmüştür.
Bu sebeple kararın bu konuya ilişkin kısmına muhalifiz.
Üye
İsmail Hakkı Ülkmen
Üye
İbrahim Senil
Üye
Celâlettin Kuralmen
Üye
Muhittin Gürün