ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas No:1962/232
Karar No:1963/9
Karar tarihi:16/1/1963
Resmi Gazete tarih/sayı:11.5.1963/11400
İtirazdabulunan : Reyhanlı Asliye Ceza Mahkemesi.
İtirazınkonusu : Kaçakçılığın men ve takibine dair 1918 sayılı kanuna 6829 sayılıkanunla eklenen ve hangi fiilin suç olduğunu belli etmek yetkisini BakanlarKuruluna bırakan ek 2 nci maddenin Anayasa'ya aykırı olduğu ileri sürülerekiptali istenilmiştir.
Olayda,beyannamede yazılı miktardan fazla hayvanları bulunduğu yapılan kontroldeanlaşılan, sanığın 1918 sayılı kanuna 6829 sayılı kanunla eklenen ek ikincimaddenin 2 - 4 sayılı fıkraları uyarınca cezalandırılması isteğiyle kamu dâvasıaçılmıştır.
ReyhanlıAsliye Ceza Mahkemesinde yapılan yargılama sırasında; C. Savcılığı uygulanmasıistenen kanun hükmünün Anayasa'ya aykırılığını ileri sürmüştür. Mahkemece de,ek ikinci madde, hangi fiilin suç olduğunu belli etmek yetkisinin BakanlarKuruluna verildiği, bu halin Anayasa'nın 5 inci maddesine aykırı olduğu, çünküAnayasa'nın 5 inci maddesi gereğince yasama yetkisini ancak Türkiye BüyükMillet Meclisinin kullanabileceği ve bu yetkinin başka merci ve makamadevredilemiyeceği, 132 nci madde uyarınca mahkemelerin her şeyden önceAnayasa'ya göre hüküm vermekle ödevli ve Anayasa'nın 33 üncü maddesi gereğincede bir eylemi suç saymanın ancak yasama organının yetkisi İçinde bulunduğu, busebeplerle 1918 sayılı kanuna 6829 sayılı kanunla eklenen ek 2/4 üncü maddenin Anayasa'yaaykırı olduğu kanısına varıldığı gerekçesiyle dâvanın görülmesinin geribırakılmasına ve bu kararla ilgili kâğıt örneklerinin Mahkememizegönderilmesine 24/10/1962 gününde karar verilmiştir.
ReyhanlıC. Savcılığının 25/10/1962 gün ve 4222 sayılı yazısıyla 31/10/1962 günündemahkememize gelen karar ve ilişiği kâğıtların Anayasa Mahkemesi içtüzüğünün 15inci maddesi uyarınca yapılan ilk incelemesinde; başvurmanın Anayasanın 151 veAnayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri hakkındaki 22/4/1962 gün ve44 sayılı kanunun 27 nci maddesine uygun olduğu görüldüğünden esasınincelenmesine dair verilen 9/11/1962 günlü karar üzerine düzenlenen rapor veReyhanlı Asliye Ceza Mahkemesi kararı ve ekleri kâğıtlar, 1918 sayılı ve bunudeğiştiren 6829 sayılı kanunlar ve bu kanunların gerekçeleri ve encümenmazbataları ve meclis müzakere tutanakları, Anayasanın ilgili maddeleri,Anayasa Komisyonu raporu ve bunlara ilişkin meclis müzakere tutanaklarıokunduktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü :
Dâvayabakmakta olan mahkemenin ancak "O dâva sebebiyle uygulanacak kanunhükümlerini Anayasa'ya aykırı görürse" itiraz yolu ile Anayasa Mahkemesinebaşvuracağı, yukarıda adı geçen 44 sayılı kanunun 27 nci maddesinde açıklanmışbulunmaktadır. Olayda ise, iddianamede belirtildiği gibi 1918 sayılı kanuna6829 sayılı kanunla eklenen ek 2 nci maddenin 4 sayılı fıkrasından sonra gelen"Yukarıdaki fıkraların tatbiki ile alâkalı olarak. Dahiliye ve Gümrük veinhisarlar Vekâletlerince müştereken neşir ve ilân edilecek tebliğlere riayetetmeyenlerin bir aydan bir seneye kadar hapislerine, suç mevzuu eşya vemaddelerin müsaderesine, müsadere mümkün olmayan hallerde eşya ve maddelerinbedeli miktarınca para cezasına hükmedilir. Suçluların bu hareketlerikaçakçılığa müntehi olmuş ise mezkûr suçtan dolayı da ayrıcacezalandırılır" hükmünün uygulanması ve bu bakımdan incelemenin, bu hükmehasredilmesi gerekir.
Suç,emniyet bölgesi içinde beyannamede gösterilen miktardan fazla kesim hayvanıbulundurmak suretiyle 5 sayılı tebliğe riayetsizliktir. İtiraz konusu kanunhükmünde de "Yukarıdaki fıkraların tatbikiyle alâkalı olarak İçişleri,Gümrük ve Tekel Bakanlıklarınca müştereken neşir ve İlân edilecek tebliğlereriayetsizlik" suç sayıldığından bu fıkranın atıfta bulunduğu yukarıdakifıkraların bu tebliğ ile ilgili hükmünün açıklanması gerekli görülmüştür.
1918sayılı kanuna 6829 sayılı kasnınla eklenen ek birinci maddede, kanun koyucuBakanlar Kurulu kararı ile emniyet bölgeleri ihdas etmek, ek ikinci maddenin lsayılı fıkrasında bu emniyet bölgelerine Bakanlar Kurulunun tesbit ve ilânedeceği madde ve eşyayı İçişleri, Gümrük ve Tekel Bakanlıklarınca tâyinedilecek mercilerin müsaadesine bırakmak ve bu maddenin 11 sayılı fıkrasındada; emniyet bölgelerinde istihsal, imal veya sair suretlerle tedarik edilmişveyahut gerekli müsaadesi verilmiş bulunan mallar kontrole tabî tutmak esasınıkabul etmiş bulunmaktadır.
Kanununverdiği işbu yetkiye dayanılarak Bakanlar Kurulunca çıkarılan 1/11/1956 gün ve4/8189 sayılı kararda yer ve sınırları belirtilen emniyet bölgelerine sokulmasıİçişleri, Gümrük ve Tekel Bakanlıklarınca tayin edilecek mercilerin müsaadesinetabi tutulan madde ve eşyanın cins ve nitelikleri de 28/12/1956 gün ve 9495sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 23/11/1956 gün ve 4/8335 sayılı BakanlarKurulu kararında gösterilmiştir. 4/8335 sayılı kararın tatbikine ilişkinİçişleri, Gümrük ve Tekel Bakanlıklarınca birlikte düzenlenen ve ResmîGazete'de yayımlanan 5 sayılı tebliğ ise; kararnamede yer ve sınırlarıbelirtilen emniyet bölgelerine koyun, keçi, sığır ve bunların yavrularınınbölge dışı yerlerden sokulmasının o yer valisinin önceden yazılı müsaadesinebağlı olması, bu bölgedeki kesim hayvanlarının mevcudunun bir beyan ile vehusule gelecek değişikliklerin de beyannamenin verildiği makama yazı ilebildirilmesi ve bu hayvanların; bakım ve ticaretle iştigal etmeyen gerçek vetüzel kişilerin bu bölgede stok yapmaları ve emniyet bölgelerinin 10kilometrelik alanı içinde 4/8335 sayılı kararda gösterilen maddelerin zatî veailevi ihtiyaçtan fazlasının stok edilmesi memnuiyetleri ve stok sayılmıyacakmiktarların bu yer valilerince tâyin olunması ve 10 kilometrelik bölgede sakingerçek ve tüzelkişilerin ticarî faaliyetleri dolayısiyle tasarruf venezaretleri altında bulunan bu maddeleri belirli süre içinde beyanname ilebildirmeleri mecburiyeti ve bu maddelerin bu bölgeye sonradan sokulmasının vedepolanmasının bu yer Mülkiye Amirliğinden alınacak yazılı müsaadeye bağlıolması ve bu maddelerin miktarında husule gelecek değişikliklerin de yazı ile beyannameninverildiği makama bildirilmesi ve seyyar aşiret hayvanlarının bu bölgeyegirmemesi gibi hükümleri kapsamakta ve bu hükümlerin, ilgili vilâyetlerin usulüdairesinde yapacakları neşir ve ilanı müteakip yürürlüğe gireceğiniaçıklamaktadır.
334sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 5 inci maddesinde "Yasama yetkisiTürkiye Büyük Millet Meclisinindir. Bu yetki devredilemez. 33 üncü maddesindede "Kimse işlendiği zaman yürürlükte bulunan kararın suç sayılmadığı bilfiilden dolayı cezalandırılamaz. Cezalar ve ceza tedbirleri ancak kanunlakonur......" denilmektedir. Kanunların Anayasa'ya aykırı olamayacağınadair Anayasa'nın 8 inci maddesi karşısında itiraz konusu 1918 sayılı kanuna6829 sayılı kanunla eklenen ek ikinci maddenin IV sayılı fıkrasından sonragelen "Yukarıdaki fıkraların tatbikiyle alakalı olarak Dahiliye ve Gümrükve İnhisarlar Vekâletlerince müştereken neşir ve ilân edilecek tebliğlereriayet etmeyenlere" ceza tâyin eden kanun hükmünün Anayasa'ya aykırı olupolmadığının çözümlenmesi için bu olayda yasama yetkisinin yürütme organınadevir ve suçta kanunilik prensibinin ihlâl edilmiş olup olmadığınınaraştırılması gerekmektedir.
1-Yasama organı, kanun yaparken bütün ihtimalleri gözönünde bulundurup teferruatailişkin hükümleri de belli etmek yetkisine sahip olmakla beraber, zamanıngereklerine göre, sık sık değişik tedbirler alınmasına, alınan tedbirlerinkaldırılmasına veya tekrar konulmasına lüzum görülen hallerde yapısıbakımından, ağır işlediğinden ve günlük olayları izleyerek zamanında tedbiralınması güç bulunduğundan esaslı hükümleri belirttikten sonra ihtisas ve idaretekniğine ilişkin hususların düzenlenmesi işi ile yürütme organınıgörevlendirmesi de yasama yetkisini kullanmaktan başka bir şey değildir.Nitekim bu durumun yasama yetkisinin, yürütme organına bırakıldığı anlamınaalmanın doğru olmıyacağı, ek ikinci maddenin 1. sayılı fıkrasının Anayasa'yaaykırılığı iddiası üzerine mahkememizce verilen ve 24/1/1963 gün ve 11316sayılı Resmî Gazetemde yayınlanan 10/12/1962 gün ve E : 1962/298 K : 1962/1 1 1sayılı kararımızda sebepleri gösterilmek suretiyle etraflıca açıklanmış ve bugörüşü değiştirecek yeni hal de mevcut bulunmamıştır.
İtirazkonusu kanun hükmünde; hedef ve maksat tâyin ve iki Bakanlıkça birlikteçıkarılacak tebliğlerin esasları belli edilmiş bulunmaktadır. Bu esaslar,tebliğlerle konulacak hükümlerin kaçakçılığı önlemek maksadına matuf olması veyukarıdaki fıkraların tatbikatı ile ilgili bulunması hususlarından ibarettir.Bu bakımdan yürütme organına bırakılan yetkinin sınırsız olduğu düşüncesine yervermek doğru olamaz.
EsasenKanun Koyucunun bu suretle verdiği yetkiye dayanılarak çıkarılan tebliğlerdemaksat dışına çıkılıp çıkılmadığının ve kanunun belirtmiş olduğu sınırın aşılıpaşılmadığının tâyini kanunun, Anayasa'ya aykırı olup olmadığının tesbitibakımından önem taşımaz. Çünkü bu takdirde; tebliğin kanuna aykırılığı sözkonusu olur. Ve bu hal, Anayasa'nın 114 üncü maddesi uyarınca kazai denetimetabi bulunur.
Anayasa'mız,107 ve 113 üncü maddelerinde, yürütme organının, gösterilen esaslara uygunolmak şartiyle, tüzükler ve yönetmelikler çıkararak tanzim edici hukukitasarruflarda bulunabileceğini kabul etmiştir. Ancak yürütme organın, bunundışında, kanunun emrine uyarak, umuma şâmil nitelikte hukuki tasarruflardabulunması da idare hukuku esaslarına uygundur. Bunun hilafını kabul etmek;yürütme faaliyetlerini çok dar ve işlemesi güç bir çerçeve içerisine sokmakgibi bir sonuç doğurur ki, bunun da Anayasa'nın maksat ve ruhuna uygundüşmeyeceği ve idare fonksiyonunun isterleriyle bağdaşamıyacağı meydandadır.Dâvada, söz konusu edilen tebliğler ise, özel kanunun tatbikatına ilişkinolarak alınmış objektif kararlardan ibarettir.
2-İtiraz konusu kanun hükmünde yasaklanan eylemin, yani suçun ve cezasının neolduğu gösterilmiştir. Burada suçun unsuru, kanunun atıfta bulunduğu fıkralarıntatbikatı ile ilgili olarak iki Bakanlıkça birlikte düzenlenip neşir ve ilânedilecek tebliğde yer alan hükümlere, riayet etmemektir. Dâva ile ilgilitebliğ, Resmî Gazete'de ve tebliğde şart koşulduğu üzere mahallinde ilânedileceğine göre, kişi, yasak eylemleri ve uyulmadığı takdirde cezalarının neolduğunu, kanun hükmü ile bilmektedir. Bu duruma göre işlendiği zamanyürürlükte bulunan kanunun suç saydığı bir fiil ortada mevcut demektir. Buitibarla suçta kanunilik prensibinin ihlâli de söz konusu olamaz.
Yukarıdaaçıklanan sebeplere dayanılarak, itirazın konusu kanun hükmünün, Anayasa'nın 5ve 33 üncü maddelerine aykırı olmadığı sonucuna varıldığından itirazın reddigereklidir.
SONUÇ:
1918sayılı kanuna 6829 sayılı kanunla 2 nci maddenin IV sayılı fıkrasını takibedenve "Yukarıdaki fıkraların tatbiki ile alakalı olarak Dahiliye ve Gümrük veİnhisarlar Vekaletlerinde müştereken neşir ve ilan edilecek tebliğlere riayetetmeyenlerin" cezalarını belirten fıkra, Anayasa'ya aykırı olmadığındanitirazın reddine üyelerden Rifat Göksu, İbrahim Senil, Hakkı Ketenoğlu ve EkremKorkut'un muhalefetleri ile ve oyçokluğu ile 16/1/1963 gününde karar verildi.
Başkan
Sünuhi Arsan
Başkanvekili
Tevfik Gerçeker
Üye
Rifat Göksu
(muhalif)
Üye
Şemsettin Akçoğlu
Üye
İbrahim Senil
(muhalif)
Üye
İhsan Keçecioğlu
Üye
Salim Başol
Üye
Yekta Aytan
Üye
Hakkı Ketenoğlu
(muhalif)
Üye
Fazıl Uluocak
Üye
Ekrem Korkut
(muhalif)
Üye
Ahmet Akar
Üye
Muhittin Gürün
Üye
Lütfi Ömerbaş
Üye
Ekrem Tüzemen
MUHALEFETŞERHİ
ReyhanlıAsliye Ceza Mahkemesince iptali istenen 1918 sayılı Kanunun 6829 sayılı kanunlaeklenen ek 2 nci maddenin IV fıkrasından sonra gelen hükmünde; "Yukarıdakifıkraların tatbiki ile alâkalı olarak Dahiliye ve Gümrük ve İnhisarlarVekâletlerince müştereken neşir ve ilân edilerek tebliğlere riayet etmeyenlerinbir aydan bir seneye kadar hapislerine, suç mevzuu eşya ve maddelerinmüsaderesine, müsadere mümkün olmayan hallerde eşya ve maddelerin bedelimiktarınca para cezasına hükmolunur." denilmektedir. Aynı maddeninyukarıdaki l işaretli fıkrasında Bakanlar Kurulunca tesbit ve ilân olunacakmadde ve eşyaları Dahiliye ve Gümrük ve inhisarlar Vekâletlerince tâyinedilecek mercilerden müsaade almaksızın emniyet bölgelerine sokanlara veyasokmağa teşebbüs edenlere, diğer II işaretli fıkrasında ise emniyetbölgelerinde istihsal, imal veya sair suretlerle tedarik edilmiş olan yahutgerekli müsaade verilmiş bulunan malların elden çıkarılmış olması halinde dahibunların istihlâk istimal ve satış gibi suretlerle sarf mahallerinin taleptebildirilecek müddet içerisinde izah ve isbat edemeyenler hakkında hürriyetibağlayıcı cezalarla ağır para cezası tâyin edilmiş bulunmaktadır.
MahkemeceAnayasaya aykırılığı ileri sürülen "Yukarıdaki fıkraların tatbiki ilealâkalı olarak Dahiliye ve Gümrük ve İnhisarlar Vekâletlerince müştereken neşirve İlân edilecek tebliğler" şeklindeki müphem ve mutlak olan ibareninşümul ve hududunu tâyin etmek kabil değildir. Bunun her türlü tefsir veiçtihatlara müsait olduğu meydandadır.
Kanununek ikinci maddesinin I işaretli fıkrasında Bakanlar Kurulunca tetkik ve ilânedilecek madde ve eşyalar için adları geçen Bakanlıklara verilen müsaademercilerini tâyin etmek yetkisi, bu defa iptali istenen "Yukarıdakifıkraların tatbikiyle alâkalı olarak;" tabirleriyle başlayan kanun hükmüile hudut ve şümulü belirsiz bir şekilde genişletilmiş bulunmaktadır.
Buitibarla iptali istenilen hükmün Anayasa'nın 5 inci ve 33 üncü maddelerineaykırılığı zahirdir. Zira Anayasa'nın 5 inci maddesi yasama yetkisinin devriniyasak etmektedir. Müellifierce, takip edilecek siyasetin genci esaslarınınetraflıca tesbit edilmemiş olması ve yürütme organına verilecek düzenlemeyetkisinin genelsizlik ve sınırsızlık arzetmesi hali "Yetki devri"şeklinde telâkki edilmektedir.
Kanununtakip edilecek siyasetin esas ve prensipleri belirtilmeden yürütme organına bukadar umumi ve geniş bir takdir yetkisi tanımasını yürütme organını kanununuygulanmasına taallûk eden teferruatın tesbiti ile görevlendirme, mahiyetindedeğil, yasama sahasına giren bir yetkinin devredilmesinden başka bir suretleifade ve izah etmek güçtür. Kanunda hangi madde ve eşyanın müsaadeye bağlanmasıgerektiğini aydınlatacak bir hüküm bulunmaması neticesi, iki Bakanlık tam birserbestiye malik olacaklardır. Halbuki kanunda müsaadeye tabi tutulacak eşyanınniteliklerinin şüphe ve tereddüde yer bırakmıyacak ve takip edilen siyaseteuygun gelecek bir şekilde tesbit edilmesi gerekirdi. Bunun yapılmamış olmasıicabında sınırsız bir tahdit ile karşılaşılması tehlikesini nefsinde taşımaktave hatta çalışma serbestisini kısan her türlü yasaklar konulması imkânınıvermektedir.
Kanununiçişleri, Gümrük ve Tekel Bakanlıklarına emniyet bölgeleriyle ilgili hükümlerinuygulanması bakımından tanıdığı ve ek 2 nci maddenin IV-II sayılı fıkraları ileilgili olmaktan başka bir kayıtla bağlamadığı yetki, tatbikatta kişilerin enbasit haklarını bile tahdit edici bir durum almıştır. Kontrola tabi maddelerdevuku bulacak miktar değişikliklerini 48 saat içinde her kalem için ayrı , ayrı beyanmecburiyeti, valilerin takdirine bağlı olarak tesbit edeceği miktardanfazlasının zat ve aile ihtiyacı için dahi stok edilmemesi tebliğlerlekayıtlanan hürriyetlere misâl olarak verilebilir. Bununla alım ve satımınsınırlanması dolayısiyle konulan takyidin ağırlığını takdir etmek güç değildir.
Aykırılıkiddiasının Anayasa'nın 33 üncü maddesi açımından durumuna gelince :
Anayasa'nınbahsi geçen maddesiyle suçta ve cezada kanunilik prensibi bir Anayasa hükmüolarak tesbit edilmiştir. Eskiden Türk Ceza Kanununun ilk maddelerinde yer alanbu prensibin Anayasanın kapsamı içerisine metin olarak girmesi, aleladekanunlarla bu esas ve kaidenin tahrip edilmemesi maksadını gözetleyen Önleyicibir tedbirdir. Suç hürriyetlerin en vahim tahdidini intaç eden bir fiildir. Bubakımdan suçların belirtilmesinde Anayasa'nın hüriyetlerin sınırlandırılmasıile ilgili kaide ve prensiplerinin uygulanması gerekir. Anayasa Temel Hak veHürriyetlerin ancak kanunla sınırlanabileceğini ve kamu yararı, genel ahlâk,kamu düzeni, Sosyal Adalet ve Millî güvenlik gibi sebeplerle de olsa bir hakkınve hürriyetin özüne dokunulmıyacağını tam bir kesinlikle ifade etmiştir. (Madde11) bu sebepledir ki Temsilciler Meclisi Anayasa Komisyonu raporunda"İdari karar ve nizamnamelerle temel hak ve hürriyetlerin"kayıtlanamıyacağı teyiden belirtilmiştir. Suçun kanuniliği prensibinin tahakkukedebilmesi için yalnız ceza müeyyidelerinin gösterilmiş bulunması kâfi olmayıpsuçun maddi unsurlarının da kanunla tâyin edilmiş olması gereklidir. Ceza ilefiil arasında adil bir nispetin mevcut olması Ceza Hukukunun başta gelenprensiplerindendir. Bu adil nispeti bulacak olan organın da yasama organıolduğunda şüphe yoktur.
İptaliistenen ek 2 nci maddenin IV işaretli fıkrasından sonra gelen hükümlerlebelirtilen ve bir aydan bir seneye kadar hapis cezasını müstelzim olan fiil,yukarıdaki fıkraların tatbiki ile ilgili olarak İçişleri ve Gümrük ve TekelBakanlıklarınca birlikte neşir ve ilân edilecek tebliğlere riayet etmemektenibarettir. Binaenaleyh burada suçun maddi unsurları kanunla değil ikiBakanlığın tebliğleriyle taayyün etmektedir. Diğer bir deyişle bu tebliğlersuçun maddi unsurlarını tâyin eden kurallar olacaktır. Bu itibarla kanunilikprensibinin yalnız cezada cari olup suçlarda cereyan etmeyeceği yolunda 33 üncümaddenin uygulanmasında bir tefrik yapmağa Anayasa'nın ne sözü ve nede Özümüsait bulunmamaktadır. Hernekadar yürütme organının kanunla verilen yetkiyedayanarak Tüzük ve Yönetmeliklerle suç ihdas edebilmesini delegasyonnazariyeleriyle izah ederek yasama organının verdiği yetki ve vekâletle yürütmeorganının bazı fiilleri suç haline koyabilmesinin "Kanunsuz suçolmaz" prensibini ihlâl edemiyecegi bazı hukukçular tarafından ilerisürülmekte ise de, bugünkü Anayasa'mızın, 4, 5, 11, 33, 107 ve 113 üncümaddelerinde yer almış olan hükümler karşısında bu izah tarzının değerinimuhafaza ettiği kanaatinde değiliz. Kaldı ki, Tüzük ve Yönetmelikle suçihdasının mümkün olabileceğini kabul eden hukukçular dahi tüzük ve yönetmelikşeklindeki tanzimi tasarruflar haricinde kalan yürütme organının kararname vetebliğlerle suç ihdas edemiyeceği fikrini savunmaktadırlar.
Kaçakçılığınmemleketimizin iktisadî ve malî menfaatlerini ne kadar baltaladığı ve bununönlenmesi bakımından yürütme organına süratle kararlar alabilme yetkisininverilmesi zarureti yasama yetkisinin devredilemiyeceği ve suçların kanuniliğihakkındaki Anayasa prensiplerinin ihlâlini mazur gösteremez. Bu zaruretiAnayasa prensipleri ile telif etmek çarelerini bulmak yasama organınıngörevidir. Anayasa Mahkemesi bir yargı organı olmak itibariyle bir kanununAnayasa'ya aykırılığı iddiasını incelerken yalnız ve ancak kanunilik denetimiyapmak zorundadır.
İştebu sebepledir ki Anayasa vâzıı bir kanunun iptali ile kamu düzeninde husulegelecek olan boşluğu doldurmak gereğini gözönünde tutarak icap eden tedbirlerialmak hususunda yasama organına, vakit bırakmak maksadiyle Anayasa'nın 152 ncimaddesinde mahkeme kararlarının yürürlüğe gireceği tarihi altı ayı geçmemeküzere geciktirmek yetkisini mahkemeye vermiş ve Anayasa Mahkemesi Kumlusu veYargılama Usulleri Hakkındaki 22/4/1962 tarihli ve 44 sayılı kanunun 50 ncimaddesinde, bir kanunun veya kanuni bir hükmün iptali halinde kamu düzenindevukua gelecek boşluğu doldurmak için Anayasa Mahkemesinin yasama meclisleriBaşkanları ile Başbakanlığı durumdan haberdar edeceğini hükme bağlamıştır.
Busebeplere binaen 1918 sayılı kanuna 6829 sayılı kanunla eklenen 2 ncimaddesinin IV fıkrasından sonra gelen ve içişleri Bakanlığı ile Gümrük ve TekelBakanlıklarınca çıkarılan tebliğlere muhalefet etmeği cezalandıran"Yukarıdaki fıkraların tatbiki ile alâkalı olarak ............."şeklindeki hükmün Anayasa'nın 4, 5, 11, 33 üncü maddelerin aykırı olduğundaniptali gerektiği düşüncesiyle çoğunluk kararına muhalifiz.
Üye
Ekrem Korkut
Üye
Rifat Göksu
MUHALEFETŞERHİ
İptaliistenen kanun hükmü, 1918 sayılı kanuna 6829 sayılı kanunla eklenen ek 2 ncimaddenin IV işaretli fıkrasından sonra gelen hükümdür. Bunda, "Yukarıdakifıkraların tatbiki ile alâkalı olarak Dahiliye ve Gümrük ve İnhisarlarVekâletlerince müştereken neşir ve ilân edilecek tebliğlere riayet etmeyenlereverilecek cezalar gösterilmiştir. Aynı maddenin "Yukarıdaki fıkralarındanI işaretli fıkrasında Bakanlar Kurulunca tesbit ve ilân olunacak madde veeşyaları, adları geçen iki Bakanlık tarafından tâyin edilecek mercilerdenmüsaade alınmaksızın emniyet bölgelerine sokanlara veya sokmağa teşebbüsedenlere, II işaretli fıkrasında ise emniyet bölgelerinde istihsal, imal veyasair suretlerle tedarik edilmiş olan yahut gerekli müsaade verilmiş bulunanmallar elden çıkarılmış olsa dahi bunların istihlâk, istimal ve satış gibisuretlerle sarf mahallerini talepte bildirilecek müddet içerisinde izah veispat edemiyenlere verilecek cezalar belirtilmiştir. İptali istenen metindebulunan "Yukarıdaki fıkraların tatbiki ile alâkalı olarak... neşir ve ilânedilecek tebliğler" ibaresi, geniş bir anlama ve yoruma elverişlidir.Özellikle "alâkalı" kelimesi karşısında, tebliğlere konulacakhükümlerin niteliğini ve sınırını kesin olarak tâyin etmek mümkün değildir.Üstelik, yukarıki fıkraların hangi hükümleri hakkında tebliğlerde tatbiksuretleri gösterileceği, sözü geçen ibarede açıklanmamış, bu fıkralara topyekûnatıfta bulunulmuştur. Bu da, iki Bakanlığa verilen yetkilerin kapsamını ayrıcagenişletmektedir.
İptaliistenen metin sağladığı bu genişlikten faydalanarak iki Bakanlığın yenitakyitler ve yasaklar koyabileceklerini kabul etmek gerekir. Nitekim, esaskararda da işaret edildiği üzere, bazı hayvanların emniyet bölgeleri içindezatî ve ailevi ihtiyaçtan fazla stok edilmesi menedilmiş ve stok sayılmıyacakmiktarların valilerce tâyin olunması emredilmiştir. Bazı maddeleri stok etmeyasağının ise alım ve satımı sınırlaması dolayısiyle, ağır bir takyit teşkilettiği aşikârdır. Bu takyidi koyan tebliğlerin, çalışma serbestisini kısanbaşka yasaklar koymaları da mümkün ve muhtemeldir. Esasen konu incelenirken,yalnız konmuş bulunan takyitleri değil kanun metinin sağladığı imkânkarşısında, ileri de konabilecek takyitleri de gözönünde bulundurmak lâzımdır.Gerçi, kanunun, düzenlediği konularda, ihtisasa ve idare tekniğine ilişkinhususları yürütme organına bırakması caizdir. Ancak, hâdisede olduğu gibi, buhususlar suç unsurları teşkil edecek oldukları takdirde, hiç olmazsasınırlarının kanun koyucu tarafından tâyin edilmesi zaruri olduğu kanısındayım.İptali istenen kanun metni ise, iki Bakanlığa ceza müeyidesi altında bulunacakfiiller tesbit etmek yetkisini verdiği halde bu yetkinin sınırlarınıçizmemiştir. Tebliğlerin neşir ve ilân edilmesi mecburiyeti ve bu suretlekişilerin yasak olan fiilleri öğrenebilmeleri keyfiyeti Anayasa'mızınkasdettiği manada suçun kanuniliği prensibini sağlamaya yetmez.
Şuciheti de belirtmek yerinde olur ki, iki Bakanlıkça çıkarılacak tebliğlerinyargı mercilerinin denetimine tabi olması maksat dışı çıkmasını önleyeceği dekatiyetle söylenemez. Çünkü kanunun verdiği yetki geniş ve elastikidir. Ve budurum karşısında yargı mercilerinin müdahele edememeleri de varittir. Kaldı ki,suçların kanuniliği prensibini, yargı mercilerinin denetim imkânlarına göre ölçmekve takdir etmekte tecviz edilemez.
Busebepler dolayısiyle, söz konusu kanun hükmünün Anayasa'nın 33 üncü maddesineaykırı olduğu ve iptal edilmesi gerektiği oyundayız.
Üye
Hakkı Ketenoğlu
Üye
İbrahim Senil