ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas No.:1962/35
Karar No.:1962/75
Karar tarihi:7/11/1962
Resmi Gazete tarih/sayı:14.12.1962/11282
İstemde bulunan : Kaynarca'da dâva muakkibiKemal Cebecioğlu
İstemin konusu : İstem sahibi tarafındanAnkara Sulh Ceza Hakimliğine iki nüsha olarak verilen 20/8/1962 günlü dilekçede:
Vergilerin değerlendirilmesinde haksızlığa uğradığı cihetlemilletvekilleri delâletile işin takip edilmesi yönünden Yeni Türkiye PartisiGenel Merkezine gönderdiği gizli işaretli bir mektupla, bir dilekçeningereğinin tetkik ve tahkiki cihetine gidilmiyerek sonradan açıklanmasından veşahsiyle ilgili hususlardan dolayı neşren hakarette bulunulmuş olmasından veistenmesine rağmen ilçe parti binasına Türk bayrağı temin edilmemesinden ve bubinanın kira bedelinin ödenmemesi yüzünden bina sahibi tarafından partilevhasının indirilmiş olmasından Yeni Türkiye Partisi Genel Başkanı EkremAlican'ın sorumlu olduğu ileri sürülerek bu partinin kapatılması istenmiştir.Ankara ikinci Sulh Ceza Hakimliğince (Konusu itibariyle mahkemenin görevidahilinde bir hususla ilgisi olmadığından gereği yapılmak üzere dilekçenin C.Savcılığına tevdine) 23/8/1962 tarihinde karar verilmiştir.
Mahalli C. Savcılığınca : Anayasa'nın 57 nci maddesi karşısındamahkemenin ve gerekse savcılığın bu hususta herhangi bir işlem yapmağa yetkisibulunmadığından usulü dairesinde açılmış bir dâva olmamakla beraber dilekçesahibine bu yolda bir tebligatın Anayasa Mahkemesi Başkanlığınca yapılmasıgerektiğinden bahisle gönderilen evrak üzerine C. Başsavcısının alınan yazılıdüşünceleri, dilekçe ve rapor ve dosyadaki diğer kâğıtlar okunup üyelerdenŞemsettin Akçoğlu'nun; ileri sürülen sebeplerin hiç birini kapsamadığındandâvaya bakmanın bu yönden mahkemenin görevi dışında kaldığı cihetle dilekçeninbu sebeple reddi gerekeceği yolundaki görüşü karşısında; siyasî partilerinkapatılmasına ait dâvaların behemehal Anayasa Mahkemesince görüleceği vekonunun mahkememizin görevi içinde bulunduğu kendi muhalefetiyle ve oyçokluğuile kararlaştırıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü :
Siyasî partilerin kapatılmasına ait dâvalar C. M. U. K. nun 344ve müteakip maddeleri hükümlerine göre açılamıyacağı ve iddianamede mevcutolmadığı cihetle ortada kanuna uygun olarak açılmış bir dâva yoktur. Ortadadâva olmaması ve aynı zamanda da duruşmada ittihaz edilmemiş olması bakımındanSulh Ceza Mahkemesince verilen görevsizlik kararı; C. M. U. K. nun 263 üncümaddesinde yazılı son tahkikatın açılmasına dair olan bir kararın bütünneticelerini doğuracak ve aynı şartlara tabi olarak hukuki işin mahkememizegetirilmesine kanunî imkân görülmediğinden dosyanın kararı veren mahkemeye gerigönderilmesi gerekir :
Sonuç : Yukarıda yazılı sebeplerden ötürüdosyanın kararı veren İkinci Sulh Ceza Mahkemesine geri gönderilmesine ve bukararın dilekçe sahibine tebliğine ve Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu veYargılama Usulleri hakkındaki 44 sayılı kanunun 51 inci maddesi hükmü uyarıncaResmî Gazete'de yayınlanmasına sonuç bakımından C. Başsavcısının isteğine uygunolarak üyelerden Osman Yeten, Celâlettin Kuralmen, Muhittin Gürün ve EkremTüzemen'in muhalefetleriyle ve oyçokluğu ile 7/11/1962 gününde karar verildi.
Başkanvekili
Tevfik Gerçeker
Üye
Osman Yeten
(muhalif)
Üye
Rifat Göksu
Üye
Lütfi Akadlı
Üye
Şemsettin Akçoğlu
(muhalif)
Üye
İbrahim Senil
Üye
İhsan Keçecioğlu
Üye
Salim Başol
Üye
Celâlettin Kuralmen
(muhalif)
Üye
Yekta Aytan
Üye
Hakkı Ketenoğlu
Üye
Ahmet Akar
Üye
Muhittin Gürün
(muhalif)
Üye
Lütfi Ömerbaş
Üye
Ekrem Tüzemen
(muhalif)
MUHALEFETŞERHİ
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın siyasi partilerin kapatılmasıile ilgili hükümleri 19 ve 57 nci maddelerinde yer almış bulunmaktadır.
Bunlardan 19 uncu madde, din istismarını önlemeye matuftur ve bugibi hareketleri ceza müeyyidesi altına aldığı gibi bu yola sapan siyasipartilerin Anayasa Mahkemesince temelli kapatılacağını da hükme bağlamıştır.
Buna mukabil 57 nci madde, genel olarak siyasi partilerinuyacakları esasları tesbit etmiş, denetimlerinin ne yolda yapılacağını tâyinetmiş ve siyasî partilerin (İç çalışmalarının, faaliyetlerinin, AnayasaMahkemesine ne suretle hesap vereceklerinin ve bu mahkemece malî denetimlerininnasıl yapılacağının, demokrasi esaslarına uygun olarak kanunla düzenleneceği)hükmünü koymuştur.
Yine aynı maddede siyasi partilerin kapatılması hakkındakidâvalara Anayasa Mahkemesinde bakılacağı ve kapatma kararının ancak bumahkemece verileceği açıkça belirtilmiştir.
Diğer taraftan Anayasa'nın 148 inci maddesinde (AnayasaMahkemesinde uygulanacak yargılama usulünün kanunla düzenleneceği) hükmübulunduğundan bu hükme istinaden 44 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu veYargılama Usulleri hakkındaki kanunun 32 nci maddesinde (Siyasi partilerinkapatılması hakkında açılan dâvalarda Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunuuygulanır). denilmek suretiyle bu gibi dâvalardaki yargılama usulü tesbitedilmiştir.
Sözü geçen maddelerde siyasi partilerle ilgili umumi esaslartesbit edilmiş ve siyasi partilerin kapatılması maksadiyle açılan dâvalardauygulanacak usuller tâyin edilmiş olmakla beraber bu dâvaların ne suretle vekimler tarafından açılacağı ve bu konuda yürürlükteki mevzuatta bulunanhükümlerin değiştirildiği veya kaldırıldığı hakkında bir hüküm sevk olunmamışve 57 nci maddede bahis konusu edilen siyasi partilerin faaliyetlerinidüzenliyecek olan kanun da henüz çıkmamıştır.
Şu duruma göre bu konuda, yani kimlerin dâva açmak hakkı olduğuhususunda yürürlükte bulunan hükümlerin tatbik olunması lâzım gelmekte veesasen Anayasa'nın geçici 7 nci maddesinin son fıkrası ile verilen 2 senelikmühlet içersinde yeni kanunlar konuluncaya kadar eski hükümlerin tatbikolunması mecburiyeti de izahtan vareste bulunmaktadır. Hattâ bu iki senelik mühletiçinde veya geçtikten sonra dahi, yürürlükte bulunan bir kanun hükmünün,sonraki bir kanun ile değiştirilmediği veya kaldırılmadığı veya AnayasaMahkemesince, Anayasa'ya aykırılığı tesbit olunmadığı müddetçe uygulanmasınınzaruri bulunduğu dahi tabiî bir keyfiyettir.
Bu sebeplerle halen yürürlükte olan Medenî Kanun ile CemiyetlerKanununda bu konuda mevcut olan hükümlerin aynı zamanda bir dernek olan veCemiyetler Kanununa göre kurulan siyasi partilere de uygulanması, ancak22/4/1962 tarihli ve 44 sayılı, Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve YargılamaUsûlleri hakkındaki Kanunla siyasi partilerin kapatılması hakkındaki dâvalaraAnayasa Mahkemesinde bakılacağı hükmü konulmuş ve şu suretle daha öncekikanunlarla umumi mahkemelere bu konuda verilmiş olan görev Anayasa Mahkemesinedevredilmiş olduğundan siyasi partilerin kapatılma dâvalarının AnayasaMahkemesinde görülmesi zaruri bulunmaktadır.
Yukarıdaki izahattan anlaşılacağı üzere Anayasa'nın 57 ncimaddesi ile derpiş olan özel kanun yürürlüğe konuluncaya kadar, siyasipartilerin kapatılması ile ilgili dâvalar, yürürlükteki kanunların hükümlerinegöre kendilerine dâva açmak hakkı verilmiş olan makam ve şahıslar tarafındanAnayasa Mahkemesinde açılacak ve bu mahkemece de bu suretle açılan dâvalardaCeza Mahkemeleri Usulü Kanunu hükümleri uygulanarak muhakeme yapılacaktır.
Bu esasın hadiseye tatbikine gelince :
Medenî Kanunun 71 inci maddesinde (Bir cemiyetin gayesi kanunayahut âdabı umumiyeye mugayir olursa, müddeiumumilik makamının veya biralâkadarın talebi üzerine o cemiyet fesholunur) denilmek suretiyle maddedeyazılı sebeplerle savcılara ve onlardan ayrı olarak da (İlgili vatandaşa) dâvaaçmak hakkı tanınmış bulunmaktadır. Bu suretle bir kanunla tanınmış bulunan birdâva hakkının, 44 sayılı kanunun 32 nci maddesindeki (Siyasî partilerinkapatılması hakkında açılan dâvalarda Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu uygulanır)ibaresindeki (Yargılama Usulleri) arasında mütalâa ederek bertaraf etmek mümkündeğildir. Zira 44 sayılı kanun, madde metninde de açıkça görüldüğü üzere açılanbir dâvada uygulanacak yargılama usulünü tesbit etmiş olup dâvanın kimlertarafından açılacağını hükme bağlamamıştır. Dâva açmak hakkının, açılan birdâvada takip olunacak usul meyanında mütalâası ise, bilhassa hilâfına sarih birkanun hükmü de mevcut iken, mümkün değildir. Nitekim bundan evvelki tatbikattaMedenî Kanunun 71 inci maddesine göre Cumhuriyet Savcıları tarafında açılandâvalar hukuk mahkemelerinde rü'yet olunmakta ve bu dâvalarda HukukMuhakemeleri Usulü Kanunu tatbik edilmek suretiyle dâva açmak hakkı ile açılanbir dâvada uygulanacak usul hükümlerinin birbirinden ayrı olabileceği keyfiyetifiiliyat ile de teyit edilmiş bulunmaktadır.
Bu sebeplerle kararın çoğunluk mütalâasını teşkil eden, (Siyasîpartilerin kapatılmasına ait dâvaların Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 344 vemütaakip maddeleri hükümlerine göre açılamıyacağı ve iddianamede mevcutolmadığı cihetle ortada kanuna uygun olarak açılmış bir dâva yoktur) düşüncesi,bahse konu dâva esasen Türk Ceza Kanununun 344 ve mütaakip maddelerine göreaçılmış olmayıp Medenî Kanunun 71 inci maddesine dayanmakta olmasına ve bumaddeye göre şahıslar tarafından açılan dâvalarda da savcı iddianamesininmevcudiyeti şartı bulunmamasına göre, yerinde görülememiştir.
Bu bakımdan Medenî Kanunun 71 inci maddesinde açıkça yazılıbulunan (ilgili) şahısların dâva açmak hakkı, özel bir kanunla kaldırılmadıkçabir siyasi parti ile ilgili kişilerinde, o siyasi partinin kapatılması için,sözü geçen maddede yazılı sebeplerle ve bir dilekçe ile Anayasa Mahkemesindedâva açmak hakları mevcut bulunmaktadır.
Hâdisede, kendisini Yeni Türkiye Partisi ile ilgili görenKaynarcada dâva muakkibi Kemal Cebecioğlu, bu partinin kapatılması için AnkaraSulh Ceza Hâkîmliğine dilekçe ile müracaat etmiş, mahkemece de konunun kendigörevine girmediği gerekçesi ile dilekçe savcılığa gönderilmiş ve savcılıkta dailgisi hasebiyle mahkememize intikal ettirmiş olduğuna göre ortada kanuna uygunolarak açılmış bulunan bir dâvanın mevcut olluğunu kabul etmek ve Anayasa'nın57 nci maddesi ile depriş olunan özel kanun yürürlüğe konulup da bu husularyeniden tanzim olununcaya kadar da mümasili olaylarda bu yolda muamele yapmakzarureti vardır. Bu sebeplerle çoğunluk kararına muhalifiz.
Üye
Celâlettin Kuralmen
Üye
Muhittin Gürün
MUHALEFETŞERHİ
Davacı, Anayasa Mahkemesinin faaliyete geçmesinden önce Ankaraİkinci Sulh Ceza Mahkemesine verdiği 2/8/1962 günlü dilekçesinde, bazı sebeplerileri sürerek, Yeni Türkiye Partisinin kapatılmasına karar verilmesiniistemiştir. Anayasa Mahkemesinin görevine başladığının 23/8/1962 tarih ve 11192sayılı Resmî Gazete'de yayınlanması üzerine dâva dosyası, adı geçen mahkemetarafından, görevsizlik kararı ile mahkememize gönderilmiştir.
Davacı Yeni Türkiye Partisinin kapatılmasına karar verilmesiniistediğine göre Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 344 üncü ve müteakipmaddelerine dayanılarak ortada kanuna uygun şekilde açılmış bir dâva yokturdenilemez.
Bir dâvanın başlangıçta görevsiz bir mahkemede açılmış olması,veya hadisede olduğu gibi, bidayette görevli olan mahkemenin sonradan görevsizhale gelmesi o dâvaya görevli mahkemede bakılmaya devam edilmesine engel teşkiledemez. Gerek Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 263 üncü, gerekse HukukMuhakemeleri Usulü Kanununun 27 nci maddelerine göre görevsiz mahkemede açılmışolan dâvanın dosyası görevli mahkemeye gönderilir ve dâvaya görevli mahkemedebakılır.
Bütün bu sebeplerle çoğunluğun kararına muhalifiz.
Üye
Osman Yeten
Üye
Ekrem Tüzemen
MUHALEFETŞERHİ
l- 22/4/1962 Tarih ve 44 sayılı kanunun 20 nci maddesinin 4numaralı bendinde (Simaralı bendinde (Siyasî partilerin kapatılması hakkındakibütün dâvalara mahkememizce bakılacağı) gösterilmiş; bu dâvaların hangisebeplere dayanılarak açılacakları ise Anayasa'nın 19 ve 57 nci maddelerindetâyin olunmuştur.
Yeni Türkiye Partisinin kapatılması talebiyle Ankara Sulh CezaMahkemesine başvuran Kemal Cebecioğlu'nun dâva konusu yaptığı vakıalar bu ikimaddede yazılı kapatma sebepleri dışında kalmaktadır.
Usulüne uygun şekilde açılmış bir dâva bulunup bulunmadığınınincelenmesinden evvel görev konusunun ele alınması; tüzüğündeki bazı hükümlerveya bazı faaliyetleriyle Yeni Türkiye Partisinin, Anayasa'nın 19 veya 57 ncimaddelerini ihlâl ettiği iddiasına dayanmayan isteğin, 44 sayılı kanunun 42 ncimaddesi gereğince, görev bakımından reddi lâzım gelirdi.
2- 44 sayılı kanunun 20 nci maddesinin 4 numaralı bendinde(Siyasî partilerin kapatılması hakkındaki dâvalar) a mahkememizce bakılacağı,32 nci maddesinde de (Bu dâvalarda, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunununuygulanacağı) gösterilmiş; fakat, bu dâvaların kimler tarafından ne suretleaçılabileceği kanunla tâyin olunmamıştır.
Yargılama usulü hakkında hususî hükümler sevkedilmediğine göreCeza Muhakemeleri Usulü Kanununun yargılama usullerinin aynen tatbikizaruridir. Binnetice Mahkememize, Yüce Divan işlerinde olduğu gibi siyasîpartilerin kapatılması dâvalarında da Ceza Mahkemesi hüviyet ve selâhiyetitanınmış olmaktadır.
Ceza Kanunumuzda (Parti kapatma) diye bir ceza bulunmamaktadır.Binaenaleyh siyasî partilerin kapatılması dâvalarının sadece bu taleplemahkememize intikali ve sadece (Kapatma) karariyle neticelenmesi mümkündeğildir. Partilerin, Anayasa'nın 19 ve 57 nci maddelerine aykırı davranışları,kurucuların ve idarecilerin cezai mesuliyetlerini de istilzam edeceğinden,kapatma sebeplerini tetkike girişecek olan mahkememiz, aynı zamanda, bir suçundelillerini de toplamış olacaktır. Binnetice mahkeme, suçu sabit görürse, birceza vermek ve aynı zamanda Anayasa'nın bu hükümlerine uyarak partininkapatılmasına hükmetmek mevkiindedir.
Bu neticeyi Anayasa'nın 22 nci maddesinin son fıkrası hükmündençıkarmak da mümkündür. Bu fıkrada (Gazete ve dergilerin, ancak 57 nci maddedebelirtilen fiillerden mahkûm olma halinde, mahkeme karariyle kapatılacağı)yazılıdır.
Suçu cezalandıracak mahkeme ile kapatma kararı verecek mahkemeyiayırmak, ceza tâyinini umumi mahkemelere bırakıp yalnız kapatma kararı vermektemahkememizi görevli saymak hatıra gelemez. Zira bu şekil, siyasi partilerindenetlenmesi ve kapatılması hususlarında yalnız mahkememizin yetkili ve görevliolduğunu gösteren hükümlerin sevkindeki maksada aykırı düşer -ve diğercemiyetlerden ayrı tutarak- Anayasa'nın ancak siyasi partilere tanıdığı birimtiyazı ortadan kaldırmak olur.
Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 148 ve 344 üncü maddelerihükümlerine göre siyasi partilerin kapatılması hakkındaki dâvalar, sadece butaleple değil, bir ceza isteğine bağlı olarak ancak Cumhuriyet Savcısıtarafından açılabilir. Ortada böyle bir dâva mevcut olmadığına göre, şahsî birdâva mahiyetindeki talebin tetkiki mahkememizin görevi dışında kalır.
Görev konusundaki çoğunluk görüşüne bu sebeplerle iştiraketmiyorum.
2- Ortada usulüne uygun bir dâva bulunmadığına dair karara, 2numaralı bendde izah edilen sebeplerle iltihak ediyorum.
Üye
Şemsettin Akçoğlu