ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas No.:1963/101
Karar No.:1964/49
Karar tarihi:16/6/1964
Resmi Gazete tarih/sayı:26.9.1964/11817
Dâvacı: Adalet Partisi Cumhuriyet Senatosu ve Millet Meclisi müşterek grupu.
Dâvanınkonusu : 1567 sayılı Kanunun l inci ve 3 üncü maddelerinin Anayasa'ya aykırıolduğu ileri sürülerek iptali istenmiştir.
İnceleme: Anayasa Mahkemesi İçtüzüğünün 15 inci maddesi uyarınca 5/3/1963 günündeyapılan ilk incelemede; dilekçede imzaları bulunan Ali Nailî Erdem ve CahitOkurer'in Grup Başkanı ve Başkan Vekili olduklarına dair onanlı belgenin 15 güniçinde gönderilmesi için davacılara tebligat yapılması kararlaştırılmıştır. Bukarar üzerine istenen belgenin süresi içinde gönderildiği, Cahit Okurer'inAdalet Partisi Cumhuriyet Senatosu Grup Başkanı ve Ali Nailî Erdem'in de aynıpartinin Millet Meclisi Grup Başkan Vekili olduğu anlaşıldığından esasınincelenmesi için verilen 15/4/1963 günlü karar üzerine hazırlanan rapor, dâvadilekçesi, iptali istenen kanunla Anayasa'nın ilgili maddeleri ve gerekçeleriMeclis görüşme tutanakları okunduktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü :
İptaliistenen 1567 sayılı Kanunun 6258 sayılı Kanunla değişik l inci ve 3 üncümaddeleri şöyledir :
"Maddel- Kambiyo, nukut, esham ve tahvilât alım ve satımının ve bunlar ile kıymetlimadenler ve kıymetli taşlarla bunlardan mamul veya bunları muhtevi her nev'ieşya ve kıymetlerin ve ticari senetlerle tediyeyi temine yarayan her türlüvasıta ve vesikaların memeleketten ihracı veya memelekete ithalinin tanzim vetahdidine ve Türk Parasının Kıymetinin Korunması zımnında kararlar ittihazınaİcra Vekilleri Heyeti selâhiyetlidir".
"Madde3-
A)İcra Vekilleri Heyetince l inci maddeye istinaden ittihaz edilecek kararlaraaykırı hareket eden hakikî ve hükmi şahıslar hakkında (1.000) liradan (200.000)liraya kadar ağır para cezası ve 7 aydan 5 seneye kadar ticaret ve meslekîfalaliyetten men'i cezası ile birlikte hakikî şahıslarla hükmî şahısların müdürve fiilde iştiraki olan memurların yukarıdaki cezalara zamimeten 7 aydan 5 seneyekadar hapis cezası ile cezalandırılırlar.
Ancak,karara aykırı olan fiil l inci maddede yazılı kıymetlerin izinsiz olarakmemleketten çıkarılması veya izinsiz olarak memlekete sokulması veya bunlarateşebbüs edilmesi mahiyetinde ise hükmolunacak para cezası (1.000) liradan azolmamak üzere yakalanan eşya ve kıymetlerin değerlerinin üç mislinden,yakalanmaksızın kaçırılan eşya ve kıymetlerin değerlerinin de beş mislinden azolamaz.
İzinsizolarak memleketten çıkarılan veya memlekete sokulan kıymetlerden yakalananlar,fiil teşebbüs derecesinde kalsa bile, zabıt ve müsadere olunur.
Yakalananbilcümle kıymetler ve mallar hakındaki iki nüsha zabıt varakası tanzim edilerekbir nüshası maznuna verilir.
Yukarıdayazılı kıymetlerden yabancı parasını nâtık olanların Türk parası ile tutarları,yakalandıkları veya kaçırıldıkları veya kaçırmaya teşebbüs olundukları tarihegöre Maliye Vekâletince gösterilecek makam tarafından tesbit olunur.
B)Türkiye'ye giren veya Türkiye'den çıkan yolculara Türk Parasının Kıymetini Korumahakkındaki Kararlara göre ithal veya ihracı men edilmiş veya izne tabi tutulmuşolan kıymetler bildirilir ve kendilerinden yazılı olarak bir beyanname alınır.Bu beyanname alındıktan sonra yolcunun üzerinde veya eşyaları arasında yazılıbeyanı hilâfına çıkan kıymetlerin tutarı (100) lirayı geçmezse yalnız bukıymetlerin müsaderesi ile iktifa olunur. Beyan dışı çıkan kıymetler (100)liradan fazla ve fakat (1.000) liradan az ise hâmiline üç misli ağır paracezası hükmolunur ve mezkûr kıymetler müsadere edilir. Mezkûr para cezasınınhâmil tarafından gümrük idarelerine rızaen ödenmesi halinde keyfiyet tanzimedilecek ve kendisine imzalattırılacak zabıt varakasına yazılmakla iktifaolunup hakkında takibat yapılmaz.
C)Bir defaya mahsus olsa dahi her türlü mal, kıymet, hizmet ve sermaye ithal veihraç edenler veya bu işlere tavassut edenler veya bankacıhk ve milletlerarasınakliyat ve sigortacılık işleriyle uğraşanlar veya komisyonculuk yapanlardan bumuameleleriyle ilgili olarak dışarda tekevvün eden alacaklarını l inci maddemucibince isdar edilecek kararlar hükümlerine göre ve bu kararlarda tâyinedilen müddetler içinde memlekete getirmeyenler; kendilerine ait ithalât veihracatla diğer işlerinde döviz kaçırmak kasdiyle muvazaalı muamelelerdebulunanlar veya bu nev'i 'muamelelere teşebbüs edenler; resmî makamlara ibrazedilen fatura ve vesikalarda tahrifat yapmak veya icabı hale göre düşük veyafazla kıymetli fatura ve vesikalar tanzim etmek veya ettirmek suretiyledışarıya kıymet kaçıran veya dışarıda kıymet bırakan veya bu fiillere teşebbüseden hakikî ve hükmi şahıslar (10.000) liradan az olmamak üzere memleketegetirmekle mükellef oldukları veya kaçırdıkları yahutta kaçırmaya teşebbüsettikleri kıymetlerin Türk Parası ile tutarlarının beş misli ağır para cezasıile birlikte hakikî şahıslarla, hükmi şahısların müdür ve fiilde iştirakibulunan memurları l seneden 5 seneye kadar ağır hapis cezası ilecezalarıdınlacakları gibi bu cezalara zamimetten l seneden 5 seneye kadaryukarıki işlerden herhangi birisi ile iştigalden de men olunurlar.
D)Yukarıdaki A, B, C fıkralarında yazılı suçların mükerrirlerine verilecekcezalar iki kat olarak hükmedilir ve bunlar bu kabil meslekî ve ticarîfaaliyetlerinden daimî olarak menolunur.
A,B, C fıkralarında yazılı suçlar, hükmi şahısların merkezleri tarafındanişlenmiş veya işlettirilmiş ise muvakkat veya daimî memnuiyet cezaları omüessesenin Türkiye'deki bilûmum teşkilâtına şâmildir.
Faaliyettendaimî veya muvakkat olarak men edilmiş olan hakikî ve hükmi şahısların, ancakevvelce başlamış olup da üçüncü şahısların hukukunu ilgilendiren veya kanunimüddete tabi olan işlerine kambiyo murakabe mercilerinin murakabesi altındadevam olunur.
E)Haklarında yukarıdaki (C) fıkrası mucibince adlî takibata tevessül olunanhakikî ve hükmi şahıslarla l inci madde mucibince isdar edilecek kararlarhükümlerine göre kendilerine tahmil edilen muayyen vecibeleri müddetleri içindeyerine getirmiyenlerin müteakip muamelelerinin tamamını teminata raptetmeğe vebu teminatla ilgili olarak tâvin edilen müddetler içinde vecibelerini yerinegetirmiyenlerin bu teminatlarını irat kaydetmeğe Maliye Vekâletiselâhiyetlidir.
Teminatınirat kaydedildiği tarihi takip eden 6 ay içinde teminat mevzuu yerinegetirildiği takdirde (100) liradan az olmamak üzere teminat tutarının % 10 uHazineye mal edilerek mütebaki kısmı alâkalıya iade olunur.
F) linci madde mucibince isdar edilecek kararlarla tâyin edilen vecibelerini yerinegetirmiyenlerin bu teminatlarının tamamını irat kaydetmeğe Maliye Vekâletiselâhiyetlidir."
334sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasa'sının 5 inci maddesinde "yasama yetkisiTürkiye Büyük Millet Meclisinindir. Bu yetki devredilemez". 33 üncümaddesinde ise "Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suçsaymadığı bir fiilinden dolayı cezalandırılamaz.
Cezalarve ceza tedbirleri ancak kanunla konulur.
Kimseye,suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir cezaverilemez.
Kimse,kendisini veya kanunun gösterdiği yakınlarını suçlandırma sonucu doğuracakbeyanda bulunmaya veya bu yolda delil göstermeye zorlanamaz.
cezasorumluluğu şahsidir.
Genelmüsadere cezası konulamaz", hükümleri yer almıştır.
Mahkemelercedaha önce başvurulması üzerine iptali istenen 1567 sayılı kanunun 6258 sayılıkanunla değişik l inci maddesi ile 3 üncü maddesinin A, C bentlerinin gerçekkişilere ilişkin hükümlerinin Anayasa'ya aykırı olmadığından itirazlarınreddine mahkememizce karar verildiğinden bu hükümlerin bir daha incelenerek birkarara varılması gerekip gerekmediği hususu görüşülmüş ve bir kanun hükmününAnayasa'ya aykırılığı iddiasının daha önce reddedilmiş olmasının aynı hükmünişbu dâva sebebiyle yeniden incelenerek bir karar verilmesine engel olmadığıÜyelerden Abdurrahman Şeref Hocaoğlu ve Muhittin Gürün'ün muhalefetleriyle veoyçokluğu ile kararlaştırılmıştır.
Gerekçe:
Dâvadilekçesinde "1567 sayılı kanunun l inci maddesi Bakanlar Kuruluna TürkParasının Kıymetini Koruma hakkında karar ittihazına selâhiyet vermekte ve 3üncü maddesi de, Bakanlar Kurulunca l inci maddeye istinaden ittihaz edilecekkararlara aykırı hareketi suç saymaktadır. Anayasa'nın 33 üncü maddesininikinci fıkrasındaki "cezalar ve ceza tedbirleri ancak kanunlakonulur", kaidesi karşısında kararnamelerle suç ihdası ve muhalefetedenlere ceza verilmesi Anayasa'nın bu hükmüne aykırı bulunmaktadır. EsasenAnayasa'mız Bakanlar Kuruluna kararnameler çıkarmak yetkisi tanımamış ve temelhakların ancak kanunla düzenleneceği prensibini koymuştur", denmektedir.
Görülüyorki davacı; iptal konusu hükümleri, cezaların kanuni ve şahsi olması kenarbaşlığını taşıyan Anayasa'nın 33 üncü maddesine aykırı görmekte ve Anayasa'nınBakanlar Kuruluna kararnameler çıkarmak yetkisini tanımadığını ve temelhakların ancak kanunla düzenleneceğini belirtmek suretiyle de bu hükümleryasama yetkisinin devredildiğini ileri sürmektedir.
Bukonular 18/10/1963 günlü ve 11534 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan E. 1963/4 veK. 1963/71 sayılı kararımızda incelenerek; zamanın gereklerine göre sık sıkdeğişik tedbirler alınmasını gerekli kılan hallerde yasama organının yapısıbakımından ağır işlemesi ve günlük olayları izleyerek zamanında tedbiralmasının güçlüğü karşısında kanun koyucunun esaslı hükümleri tesbit ettiktensonra ihtisasa ve idare tekniğine taallûk eden hususların düzenlenmesi içinHükümeti görevlendirmesinin yasama yetkisini kullanmaktan başka bir şeyolmadığı ve bu durumu yasama yetkisinin yürütme organına bırakıldığı anlamınaalmanın doğru olamıyacağı ve yürütme organının kanunun tanıdığı yetkiçevresinde olmak ve kanuna aykırı olmamak şartiyle umuma şâmil nitelikte hukukitasarruflarda bulunabileceği, Bakanlar Kurulu kararlarına aykırı hareketin suçsayılarak ceza müeyyideleri altında bulundurulmasının da kanunun hükmü gereğiolup kararname ile suç ihdasının söz konusu olamıyacağı etraflı bir şekilde vegerekçeleri gösterilmek suretiyle açıklanarak bu hükümlerin Anayasa'nın 5 incive 33 üncü maddelerine aykırı olmadığı sonucuna varıldığı belirtilmiş ve31/10/1963 gün ve 11543 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 29/3/1963 günlü ve E.1963/7 K. 1963/ 72 sayılı kararımızla da teyit olunmuştur. Ortada bu görüşüdeğiştirecek bir durum bulunmadığından ayrıca açıklamalara gidilmemiştir. Ancaksözü geçen ve mahkemelerin itiraz yoluyla başvurması sebebiyle verilen her ikikararda mahkemenin uygulayacağı hüküm bakımından gerçek kişilere ceza verilmesikonusu üzerinde durulmuş ve tüzel kişilerin cezalandırılması konusutartışılmamıştı.
İptaliistenen ve metni yukarıya çıkarılan 3 üncü maddenin muhtelif bentlerindekihükümlerle tüzel kişilere ağır para cezası ve ticaret ve mesleki faaliyettensüreli veya süresiz men cezası verildiği görülmekte ve izinsiz olarak yurttançıkarılan veya yurda sokulan değerlerden yakalananların zabt ve müsadereedileceğine dair olan 3 üncü maddenin A bendinin son fıkrasındaki hükmün tüzelkişilere de uygulanacağından şüphe edilmemektedir.
Tüzelkişilerin ceza sorumluluğu olup olmıyacağı taktirinde tartışma konusudur. Birkısım nazariyatçılar bunların ceza sorumluluğu olamıyacağı ve ancak idareedenlerin kendi fiil ve hareketlerinden dolayı sorumlu tutulabilecekleridüşüncesini ileri sürmektedirler.
Bugüntoplumda tüzel kişilerin çalışma alanları daha geniş ve etkili olmaktadır. Bazıhallerde yalnız idare edenleri cezalandırmak, suçları önleme bakımından yeterbir tedbir olmıyabilir. Tüzel kişileri kanunların önleyici etkisinden uzakbulundurarak serbestçe faaliyetlerine yer verilmesi toplumun güvenliğibakımından sakıncalı olabilir. Bu sebeple tüzel kişilerin de yapılarına uygunbir ceza sorumluluğu altında bulundurulmalarında zorunluk olduğunu kabul etmekgerekir. Nitekim Anayasa'nın 57 nci maddesi, bu maddede gösterilen esaslarauymayan siyasi partilerin Anayasa Mahkemesi kararı ile temelli kapatılacağınıkabul etmiştir. Buradaki (Kapatma) hükmü ile dâva konusu 1567 sayılı kanunundeğişik 3 üncü maddesindeki (Ticaret ve mesleki faaliyetten men cezası) arasındahukuki nitelik bakımından bir ayrılık bulunmamaktadır. Bu maddede yer alan vetüzel kişilerin cezalandırılacağını gösteren hükümler, Anayasa'nın 33 üncümaddesindeki "Ceza sorumluluğu şahsidir", kuralına aykırı değildir.Bu kural, bir kimsenin fiilinden başkasının sorumlu tutulmamasıdır. Tüzelkişilerin iradeleri organları aracılığı ile açıklandığına ve böyleceyöneticilerin fiil ve hareketleri kollektif bir iradenin sonucu olduğuna göre;bundan, tüzel kişinin sorumlu tutulmasiyle başkasının cezalandırıldığı anlamınıçıkarmak doğru bir görüş sayılamaz. Anayasa'nın 33 üncü maddesindeki"Kimse" deyimi gerçek ve tüzel kişileri de kapsar. Bu sebeplerleiptali istenen hükümler Anayasa'ya aykırı bulunmadığından dâvanın reddigerekir.
Sonuç:
1-1567 sayılı kanunun değişik l inci maddesinin Anayasa'ya aykırı olmadığınaÜyelerden Rıfat Göksu, İsmail Hakkı Ülkmen, Şemsettin Akçoğlu, Abdurraman ŞerefHocaoğlu ve Celâlettin Kuralmen'in maddenin tümünün ve Muhittin Gürün'ün desadece ".... ve Türk Parasının Kıymetinin Korunması zımnında kararlarittihazına İcra Vekilleri Heyeti selâhiyetlidir". şeklindeki cümlesininAnayasa'ya aykırı olduğu yolundaki muhalefetleriyle ve oyçokluğu ile;
2-Aynı kanunun değişik 3 üncü maddesinin Anayasa'ya aykırı bulunmadığınaÜyelerden Rifat Göksu, İsmail Hakkı Ülkmen ve Celâlettin Kuralmen'inmuhalefetleriyle ve oyçokluğu ile 16/6/1964 gününde karar verildi.
Başkan Vekili
Lütfi Akadlı
Üye
Rifat Göksu
Üye
İ. Hakkı Ülkmen
Üye
Şemsettin Akçoğlu
Üye
İhsan Keçecioğlu
Üye
A. Şeref Hocaoğlu
Üye
Salim Başol
Üye
Celâlettin Kuralmen
Üye
Hakkı Ketenoğlu
Üye
Fazıl Uluocak
Üye
Avni Givda
Üye
Ahmet Akar
Üye
Muhittin Gürün
Üye
Lûtfi Ömerbaş
Üye
Ekrem Tüzemen
MUHALEFETŞERHİ
28/3/1963tarihli ve E. 1963/4 - K. 1963/71 sayılı karar altında yazılı muhalefetşerhimizde tafsilâtlı şekilde belirtilmiş olan sebeplere binaen bu karara damuhalifim.
Üye
İsmail Hakkı Ülkmen
1-Ekseriyet kararının suç ve cezada kanunilik prensibi ve yasama görevinindevredilemiyeceği hususuna ilişkin kısmına, 28/3/1963 tarihli ve esas 1963/4,karar 1963/71 sayılı karar altında yazılı muhalefet şerhinde belirttiğimizsebeplerle muhalifim.
2-Ekseriyet kararının tüzel kişilere ceza sorumluluğu tanıyan kısmına gelince :
1567sayılı kanunun iptali istenen 3 üncü maddesi, İcra Vekilleri Heyetince ittihazedilecek kararlara aykırı hareket eden tüzel kişiler hakkında da ağır paracezası ve belli müddetle ticaret ve meslekî faaliyetten men'i cezasıverilmesini emreden hükümleri kapsamaktadır.
Anayasa'nın"cezaların kanunî ve şahsi olması; zorlama yasağı başlığı altındaki 33üncü maddesi, ayrı bir fıkra halinde "ceza sorumluluğunun şahsiolacağını" açıklamıştır.
Cezasorumluluğunun şahsiliği esası, ceza hukukunun belli başlı prensiplerindendir.Suç, bir iradenin mahsulü olduğuna göre cezanın memnu fiili işleyenden başkabirisine verilmesi, ne bu esaslarla ne de insani duygularla bağdaşamaz.Anayasa'daki "şahıs" teriminin hakiki şahısları hedef tuttuğumeydandadır, "şahıs" terimini mutlak anlamda ele alarak yapıları venitelikleri itibariyle kendilerine uygulanması mümkün olmayan ve manevimesuliyet esasına dayanan ceza sorumluluğunu tüzel kişilere de teşmil etmekAnayasa'nın sözüne ve özüne aykırı düşer.
Ceza,haddizatında ıstırap veren, tazip eden bir müeyyidedir. Suçları önleyici tedbirniteliğini haiz olan ceza, gayesi itibarîyle de ibret vericidir. Mücerret birmefhumdan ibaret olan tüzel kişilere cismani ve hürriyeti tahdit edici bircezanın verilmesinden ne hukuki ve ne de içtimai bir fayda elde edilemez.
Cürümlerdesuçun tekevvünü için maddi unsurlar yanında manevi unsur olan kasdın bulunmasıda şarttır.
Kanununiptali istenen 3 üncü maddesindeki "ağır para cezası" ise âmme paracezası niteliğinde olup cürüm nevinden bir suçun müeyyidesidir ve gerektiğizaman hapse çevrilmesi bahis konusudur ki, bu cezanın tüzel kişiler hakkındauygulanması ve kast unsurunun bunlar için aranması mümkün olamaz. Temsilcilerininişlediği suçlardan dolayı verilen para cezasının, ceza ehliyetini haiz olmayanve suçla bir gûna ilgisi bulunmayan tüzel kişilerin hissedarlarınınsermayelerine intikali de ceza sorumluluğunun şahsi olduğu prensibine aykırıdüşer.
Anayasa'nın33 üncü maddesinin gerekçesinde, "insanları, başkalarının fiilinden dolayıcezalandırmaya cür'et edebilen totaliter rejimlerin insanlığa getirdiği acıtecrübelerden sonradır ki, kimsenin yalnız kendi fiilî veya ihmalinden sorumluolabileceği esasının anayasalarda yer alması lüzumu bilhassa hissedilmektedir.Esasen bu kaidenin Anayasa'ya konulması sayesinde, basın dâvalarında yazı veyakarikatürün müellifilden ve haberin vericisinden gayri kimselerin (Gazete sahipve yazı işleri müdürlerinin) rasgele cezalandırılmasını derpiş eden kanunhükümleri bertaraf edilmiş olacaktır." denilmektedir.
Doktrinde,hükmi şahısların ceza ehliyetinin kabulüne dair yeni yeni bazı temayüllerinbelirmiş olması, Anayasa'mızın 33 üncü maddesinde "ceza sorumluluğuşahsidir." şeklinde yer almış olan kesin metin karşısında ve bunu teyideden açık gerekçe yanında tüzel kişilerin cezalandırılmalarına dair herhangibir hükmün alelade kanunlarda yer almasına ve böyle mevcut hükümlerinyaşamasına mesağ ve cevaz vermez. Anayasa'nın 57 nci maddesinde, bu maddedegösterilen esaslara uymayan siyasî partilerin Anayasa Mahkemesincekapatılacağına dair bir hükmün bulunması, konusuna ve sahasına münhasır olmasıitibarile diğer tüzel kişiler için kanunlarda cezai mesuliyete yer verileceğianlamına da gelmez.
Busebeplere binaen 1567 sayılı kanunun 3 üncü maddesinin de Anayasa'ya aykırılığısebebiyle iptali gerekirken dâvanın reddi yolunda verilen ekseriyet kararınamuhalifim.
Üye
Rifat Göksu
MUHALEFETŞERHİ
18/10/1963tarihli ve 11534 sayılı Resmî Gazete'de yayınlanan 28/3/1963 tarihli ve 1963/4E. 1963/71 K. sayılı karar altındaki müşterek muhalefet şerhinde yazılısebeplerle bu kararın bir numaralı bendine muhalifim.
Üye
Şemsettin Akçoğlu
MUHALEFETŞERHİ
l-Türk Parasının Kıymetini Koruma hakkındaki 1567 sayılı kanunun 6258 sayılıkanunla değişik l inci maddesinin ve 3 üncü maddesinin A ve C bentleriningerçek kişilere ait hükümlerinin Anayasa'ya aykırı olmadıkları AnayasaMahkemesinin 1963/4-71 ve 1963/7-72 sayılı kararları ile kabul edilmişolduğundan bu kararlar karşısında konunun yeniden incelenmesine Anayasa'nın 152nci maddesi hükmü manidir.
2-Esasa gelince; 18/10/1963 günlü ve 11534 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmışolan Mahkememizin 1963/4 - 71 sayılı kararının l inci maddeye ait muhalefetşerhinde uzun uzadıya açıklandığı üzere inceleme konusu yapılan birincimaddedeki hüküm; yasama yetkisinin yürütme organına devri mahiyetiniarzettiğinden Anayasa'nın 5 inci maddesine aykırı düşmektedir.
Busebeplere binaen çoğunluk kararına muhalifim
Üye
A. Şeref Hocaoğlu
MUHALEFETŞERHİ
l-Anayasa'nın 11 inci maddesi, temel hak ve hürriyetlerin özlerine dokunulmamakkayıt ve şartı ile ancak kanunla düzenlenebileceğini bildirmektedir. Halbuki1567 sayılı kanunun "l" inci maddesiyle kanun koyucu iktisadi veticari hayatı ilgilendiren kararlar almak hususunda Bakanlar Kuruluna pek genişbir yetki vermiş bulunmaktadır. Bakanlar Kurulunun bu yetkiye dayanarak,Anayasa'nın kanunla düzenlenmesini emrettiği konulara müdahale etmesi veAnayasa'nın 40 ıncı maddesiyle teminat altına alınan çalışma ve sözleşmehürriyetlerini ve belki seyahat hürriyetini ve mülkiyet hakkını da sınırlayanve hatta bu hak ve hürriyetlerin özlerine dokunan hükümler koyması imkândahiline girmiş bulunmaktadır. Yürütme organının duruma göre süratle kararalmak zaruretinin kendisine önceden bu derece geniş yetkiler verilmesinigerekli kılacağı yolundaki bir düşünce de bu maddenin Anayasa'ya uygunluğunugösterecek bir nitelikte değildir. Çünkü sözü geçen dâva konusu maddeninkabulünü gerektiren sebep ve şartlar ne olursa olsun Anayasa'ya aykırı birkanun hükmünün hukuk düzeninde yer alması tecviz edilemez. Kaldı ki, olağanüstü hallerde vatandaşlar için konulabilecek yükümlerin kanunla düzenleneceğide Anayasa'nın 123 üncü maddesinde gösterilmiştir. Nihayet Bakanlar Kurulu kararlarınında kazaî murakabeye tabi olması dâva konusu kanun hükmünün Anayasa'yauygunluğunu gösteremez. Zira kanun Anayasa'ya aykırı bulunduktan sonra yürütmeorganının o kanunun çerçevesi içinde kararlar ittihaz etmesinin bir kıymetibulunamaz. Bu itibarla sözü geçen l inci madde Anayasa'nın 11 inci maddesine veyasama yetkisinin Türkiye Büyük Millet Meclisine ait olduğu ve bu yetkinindevredilemiyeceği esasını koyan Anayasa'nın 5 inci maddesine aykırıbulunmaktadır.
2-1567 sayılı kanunun 3 üncü maddesi ise. Bakanlar Kurulunca bu kanunun l incimaddesine dayanılarak alınacak kararlara muhtelif suretlerle vaki olacak aykırıhareketlere ceza tâyin etmektedir. Anayasa'nın 33 üncü maddesinde (Bir kimseninişlediği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayıcezalandırılamıyacağı ve cezaların ve ceza tedbirlerinin ancak kanunlakonulacağı) ifade edilerek suçta ve cezada kanunilik prensibi konulmuştur.Binaenalyh kanun şeklinde isdar edilmemiş hükümlerle suç ihdası Anayasa'nın 33üncü maddesine aykırıdır.
Busebeplerle 1567 sayılı kanunun "l" ve "3" üncü maddelerininiptali gerektiği reyindeyim.
Üye
Celâlettin Kuralmen
MUHALEFETŞERHİ
1-Türk Parasının Kıymetini Koruma hakkındaki 1567 sayılı kanunun 6258 sayılıkanula değişik l inci maddesinin ve 3 üncü maddesinin A ve C bentlerinin gerçekkişilere ilişkin hükümlerinin Anayasa'ya aykırı olmadıkları, 18/10/1963 günlüve 11534 sayılı, 31/10/1963 günlü, 11543 sayılı Resmî Gazetelerde yayınlamışbulunan 1963/4-71 ve 1963/7-72 sayılı Anayasa Mahkemesi kararları ile kabul vetesbit edilmiş olduğundan kesin olan bu kararlar karşısında konunun yeni bastanincelenmesine Anayasa'nın 152 nci maddesi müsaade etmemektedir.
10/3/1964günlü ve 11652 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmış bulunan 25/10/1963 günlü ve1963/148-256 sayılı Anayasa Mahkemesi kararına ait muhalefet şerhimde konu ileilgili olarak daha geniş bir surette belirtilmiş bulunan sebeplerden ötürü bukararda uygulanan usule muhalifim.
2-Dâva konusu olan 1567 sayılı kanunun 6258 sayılı kanunla değişik l incimaddesinin (...... ve Türk Parasının Kıymetini Korunması zımnında kararlarittihazına) Bakanlar Kurulunu yetkili kılan hükmü; yasama yetkisinin yürütmeorganına devri niteliğinde olduğundan Anayasa'nın 5 inci maddesine aykırı olupiptali gerekir.
Bukonuya ilişkin düşüncelerin; sözü geçen kanunun Anayasa'ya aykırı bulunduğuiddiasiyle açılmış olan diğer bir dâva dolayısiyle Anayasa Mahkemesince verilip18/10/1963 günlü 11534 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmış bulunan 1963/4-71sayılı karara ait muhalefet şerhimde daha geniş bir surette açıklanmıştır.
Busebeple kararın bu fıkraya ilişkin kısmına muhalifim.
Üye
Muhittin Gürün