ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas sayısı:1963/126
Karar sayısı:1965/7
Karar günü:16/2/1965
Resmi Gazete tarih/sayı:22.7.1965/12055
İptaldâvasını açan : Adalet Partisi T. B. M. M. Gurubu
İptaldâvasının konusu : Madenlerin Aranma ve İşletilmesi hakındaki 4268 sayılıKanunun 6309 sayılı maden Kanununun 158 inci maddesi hükmü ile yürürlüktetutulan ve 6977 sayılı Kanunla değiştirilen 2 nci maddesinin TürkiyeCumhuriyeti Anayasa'sının 130 uncu maddesine aykırı olduğu ileri sürülmüş veAnayasa'nın 149 ve geçici 9 uncu maddelerine dayanılarak iptali istenilmiştir.
İLKİNCELEME :
AnayasaMahkemesi İçtüzüğünün 15 inci maddesi gereğince 5/3/1963 gününde yapılan ilkincelemede iptal dâvasının, Adalet Partisinin 22/1/1963 gününde toplananTürkiye Büyük Millet Meclisi Gurupunun 44 sayılı ve 22/4/1962 günlü kanunun 25inci maddesinin 2 nci bendine uygun kararına dayanılarak 23/2/1963 gününde yanikanımı süresi içinde açıldığı görülmüş; ancak dâva dilekçesinde imzalarıbulunan Ali Nailî Erdem ve Cahit Okur'erin gurup Başkanı veya Başkan Vekiliolduklarını bildirir belgenin gönderilmediği ve dilekçede gerekçeninaçıklanmamış olduğu anlaşıldığından anılan 44 sayılı Kanunun 26 nci maddesinindördüncü fıkrası uyarınca eksiklerin iki ay içinde tamamlanması için davacı yatebligat yapılmasına oybirliği ile karar verilmiştir.
Dâvadilekçesinde imzası bulunanlardan Cahit Okurer'in Adalet Partisinin CumhuriyetSenetosu Gurup Başkanı ve Ali Naili Erdem'in yeni Adalet Partisinin MilletMeclisi Gurup Başkan Vekili olduğunu belirten belgeler ve dâva gerekçesi5/3/1963 günlü kararla verilen süre içinde gönderilerek eksiklertamamlandığından Anayasa'nın 149. ve geçici 9. ve 44 sayılı Kanunun 21., 25. vegeçici 5 inci maddelerine uygun olarak açıldığı sonucuna varılan dâvanınesasının incelenmesi 22/5/1963 gününde kararlaştırılmıştır.
ESASINİNCELENMESİ:
Dâvanınesasına ilişkin rapor, dâva dilekçesi ve ekleri, Anayasa'ya aykırılığı ilerisürülen hüküm, dayanılan Anayasa hükmü, bunların gerekçeleri ve bunlarla ilgiliMeclis görüşme tutanakları okunduktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü.
DÂVANINKAPSAMI :
Esasınincelenmesine başlanırken dâva konusunun kapsamı üzerinde durulmuştur. Dâvadilekçesinde (4268 sayılı Kanunun 2 nci maddesini değiştiren 6977 sayılı kanun)iptali istenilen kanun olarak gösterilmektedir. Bu kanun 3 maddeliktir, l incimaddesi sözü geçen 2 nci maddenin ne biçimde değiştirildiğini açıklamakta; 2.ve 3 üncü maddeleri ise kanunun yürürlük gününü ve yürütmekle ödevli yeri bellietmektedir. Şu duruma göre ilk bakışta dâvanın, 4268 sayılı Kanunun 6977 sayılıKanunla değişik 2 nci maddesinin tümünü kapsadığı düşünülebilir. Ancak gerekdâva dilekçesinde gerekse daha sonra davacının gerekçeyi açıklamak üzere gönderdiği15/5/1963 günlü yazıda 2 nci maddedeki içmeğe ve yıkanmağa mahsus şifalı sıcakve soğuk maden sularının mülkiyetinin devrine cevaz veren hükmün Anayasa'nıntabiî servetleri ve kaynaklarını Devletin hüküm ve tasarrufu altında bırakan130 uncu maddesine aykırı bulunduğu ileri sürülmek suretiyle dâva konusununkapsamı aydınlatılmış ve sınırlandırılmıştır. Bu durum karşısında dâvanın ancak4268 sayılı Kanunun 6977 sayılı Kanunla değişik 2 nci maddesinin içmeğe veyıkanmağa mahsus şifalı sıcak ve soğuk maden sularının mülkiyetinin devrinecevaz veren 3 üncü fıkrasını kapsadığı sonucuna varılmış; üyelerden ŞemsettinAkçaoğlu bu görüşe katılmamıştır.
DÂVAKONUSU HÜKÜM :
4268sayılı Kanunun 6977 sayılı Kanunla değiştirilen ve içmeğe ve yıkanmağa mahsusşifalı sıcak ve soğuk maden sularına ilişkin olan 2 nci maddesinin 3 üncüfıkrası şöyledir :
"Ancak,İcra Vekilleri Heyeti karariyle, tesbit olunacak esas ve şartlar dairesinde busuların mülkiyeti hususi idarelere, belediyelere, köylere veya iktisadi devletteşekküllerine veya sermayesinin yarısından fazlası Devlete ait olanmüsseselere devrolunabilirler. Bu suretle mülkiyeti devrolunan maden suları buidareler tarafından re'sen veya bunların iştirakiyle kurulacak teşekküllervasıtasiyle işletilebilir."
ANAYASA'NIN130 UNCU MADDESİ :
TürkiyeCumhuriyeti Anayasasının dâvada dayanak olarak gösterilen ve tabiî servet vekaynaklar düzenini kuran 130 uncu maddesi ise şöyledir :
"Tabiîservetler ve kaynakları, Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Bunlarınaranması ve işletilmesi hakkı Devlete aittir. Arama ve işletmenin Devletin özelteşebbüsle birleşmesi suretiyle veya doğrudan doğruya özel teşebbüs eliyleyapılması kanunun açık iznine bağlıdır."
İKİHÜKÜM KARŞILAŞTIRILMASI
GorülüyorkiAnayasa tabiî servetleri ve kaynaklarını Medeni Kanun hükümlerine bağlı özelmülkiyet düzeninin kapsamı dışında bırakmakta olanlara Devletin Devlet olmakniteliği ile eli altında tuttuğu nesneler düzeni içinde yer verilmektedir. HeriKİ düzen başka başka koşullara ve kurallara bağlıdır; değişik niteliktedir;aralarında birbirlerine karıştırılmalarını önliyecek bellilik ve kesinliktesınırlar vardır. Anayasa'nın 130 uncu maddesi, tabiî servetlerin vekaynaklarının Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunduğunu açıklamakla aynızamanda bunların mülkiyet konusu olamıyacağını da hükme bağlamıştır. İçmeğe veyıkanmağa özgü, şifalı sıcak ve soğuk maden suları, tabiî servetler vekaynakları deyiminin kapsamı içindedir. Aslında mülkiyet düzenine bağlıbulunmayan bir nesnede mülkiyetin devri de öncelikle söz konusu olamaz. Oysaiptali dâva edilen fıkra, mülkiyetin devrini Öngörmekte ve böylece Anayasa'nın130 uncu maddesine açıkça aykırı bulunmaktadır. Bu sebeple dâvanın kabulü vehükmün iptali gerekir. Üyelerden Hakkı Ketenoğlu bu görüşe katılmamıştır.
SONUÇ:
1 -Dâvanın ancak 4268 sayılı Kanunun 6977 sayılı Kanunla değişik 2 nci madesininiçmeğe ve yıkanmağa mahsus şifalı sıcak ve soğuk maden sularının mülkiyetinindevrine cevaz veren 3 üncü fıkrasını kapsadığına üyelerden ŞemsettinAkçaoğulu'nun muhalefetiyle ve oyçokluğu ile;
2 -Dâva konusu fıkranın Anayasa'nın 130 maddesine aykırı bulunduğundan iptalineüyelerden Hakkı Ketenoğlu'nun muhalefetiyle ve oyçokluğu ile;
Anayasa'nın149., 152. ve geçici 9 uncu maddeleri gereğince 16/2/ 1965 gününde kararverildi.
Başkan
Lütfi Akadlı
Üye
Cemalettin Köseoğlu
Üye
Asım Erkan
Üye
Rifat Göksu
Üye
Şemsettin Akçoğlu
Üye
İbrahim Senil
Üye
İhsan Keçecioğlu
Üye
A. Şeref Hocaoğlu
Üye
Celalettin Kuralmen
Üye
Hakkı Ketenoğlu
Üye
Fazıl Uluocak
Üye
Avni Givda
Üye
Muhittin Gürün
Üye
Lûtfi Ömerbaş
Üye
Ekrem Tüzemen
MUHALEFETŞERHİ
l -Dâvanın konusu (4268 sayılı Kanunun 2 nci maddesini değiştiren 6977 sayılıKanunun iptali) dir. Tetkikatın, davacının isteğine uygun olarak Kanunun tamamıüzerinde yapılması gerekir, ileri sürülen gerekçeye dayanılarak dâvaya dâhilolan bazı hükümler inceleme dışında bırakılamaz.
22/4/1962tarihli ve 44 sayılı Kanunun 28 inci maddesi gereğince mahkememiz, yalnız ilerisürülen gerekçelerle değil -istekle bağlı kalmak kaydiyle - başka gerekçelerlede karar verebilir.
Dâvasınırının, dâvada dayanılan sebeplere bakılarak, daraltılmasının 44 sayılıKanunun 28 inci maddesinin maksat ve gayesine aykırı düştüğü kanaatindeyim.
2 -Anayasa'nın 130 uncu maddesi hükmüne göre (Tabii servetler ve kaynakları,Devletin hüküm, ve tasarrufu altındadır. Bunların aranması ve işletmesi, hakkıDevlete aittir. Arama ve işletmenin Devletin özel teşebbüsle birleşmesisuretiyle veya doğrudan doğruya özel teşebbüs eliyle yapılması, Kanunun açıkhükmüne bağlıdır).
4268sayılı Kanunun 6977 sayılı Kanunla değişik üçüncü fıkrası hükmünün iptaliyleyetinilmesi bu maddenin incelenme konusu yapılmayan birinci ve ikincifıkralarının Anayasa'nın 130 uncu maddesine uygun bulunduğu gibi bir düşünceyeyer verebilir. Halbuki bu fıkralarda kabul edilen esaslarla 130 uncu maddekarşılaştırılsa.
a)Kanunda, işletme ve işletmeye ruhsat verilmesi haklarının vilâyet hususiidarelerine; Anayasa'da ise, Devlet Tanındığı;
b)Anayasa'nın Devlete tanıdığı işletme hakkının kanunla (Terkibi bakımındankıymetli veya mevkii bakımından ehemmiyetli sular) a hasredildiği ve bu gibisuların Devletçe işletilmesinin dahi (Görülecek lüzuma ve isteğe) bağlıtutulduğu meydana çıkmaktadır.
Dâvacı,mutlak olarak, 6977 sayılı Kanunun iptalini istediğine ve Anayasa'nın 130 uncumaddesine dayandığına ve bu Kanunun birinci maddesi ile Anayasa'nın 130 uncumaddesi arasında farklı hükümler bulunduğuna göre incelemenin Kanunun tümüüzerinde yapılması, bu bakımdan da zaruridir. Dâva konusunu daraltan karara busebeplerle muhalifim.
Üye
Şemsettin Akçoğlu
MUHALEFETŞERHİ
Dâvakonusu 4268 sayılı Kanunun 6977 sayılı kanunla değişik ikinci maddesinin(Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan içmeye ve yıkanmağa mahsus şifalısoğuk ve sıcak maden sularının mülkiyetinin devrine cevaz vermesi ve buitibarla işbu hükmün Anayasa'nın 130 uncu maddesine aykırı olması halidir.
6977sayılı kanunla değişik madde hükmünün esasını kavrayabilmek için maddenintadilden önceki hal ve esaslarını gözden geçirmekte fayda bulunmaktadır.
4268sayılı Kanunun ikinci maddesinde içmeye ve yıkanmağa mahsus şifalı sıcak vesoğuk maden sularının mülkiyetinden hiç bahsedilme-mekte, sadece bu sularınrüsum ve temettü hisseleri ile işletmeleri ele alınmaktadır. Maden sularından;
a)Terkibi itibariyle kıymetli, mevki yönünden önemli olanların doğrudan veyaimtiyaz verme yolu ile işletilmesinin Devletin,
b)Bunun dışında kalan maden sularının esas itibariyle ve ayni şekillerleişletmesinin özel idarenin,
c)Özel idarenin işletmediği suların rüsum ve temettü hisselerinin vilâyetintensibiyle belediye veya köylerin, uhdesine bırakıldığı görülmektedir.
Ayrıca4268 sayılı kanundan önce gerek hususi kanunlarla ve gerek imtiyaz suretiylehakiki ve hükmü şahıslara verilmiş olan haklar mahfuz tutulmuş ve bunlaryukarıda 3 bent halindeki işletmenin dışında bırakılmıştır.
6977sayılı kanunla maddeye eklenen hüküm ise eski kanunlara göre teessüs etmişhakları mahfuz tutan hükümden hemen sonra ve "Ancak İcra Vekilleri Heyetikararı ile, tesbit olunacak esas ve şartlar dairesinde bu suların mülkiyetihususi idarelere, belediyelere, köylere veya iktisadi devlet teşekküllerineveya sermayesinin yarısından fazlası devlete ait olan müesseseleredevrolunabilir. Bu suretle mülkiyeti devrolunan maden suları bu idarelertarafından resen veya bunların iştirakiyle kurulacak teşekküller vasıtası ileişletilebilir.
Buidareler bu suların mülkiyetini hakiki ve hükmî şahıslara devr ve temlikedemezler" hükmüdür.
İçmeyeveya yıkanmağa mahsus sıcak ve soğuk şifalı suların rüsum ve temettü hissesi veişletme hakkı esas itibariyle hususi idareye lüzumu halinde devlete ve özelidare ile devletin benimsemediği hallerde belediye ve köylere ait olduğuna vebu günkü maden ve maden sularının içinde ve altında bulundukları arazimülkiyetinden ayrı bir hukuk rejimine tabi bulunduğuna nazaran 6977 sayılıkanunda mülkiyetten bahsedilmesinin anlaşılması ilk görüşte güçlük ifadeetmektedir. 6977 sayılı kanunla ilâve edilmiş bulunan hükümlede mülkiyettenbahsedilmiş olmasının sebebini anlamak için eklenen fıkranın sebep vegerekçesine ve ilâve fıkranın yazılış tarzına dikatle eğilmek icap etmektedir.
a)Sebep ve gerekçe :
AfyonKazasının Sandıklı İlçesi Belediyesinin mülkü olan Hüdai Kaplıcasının 60senelik işletme imtiyazı, kaplıcanın maliki bulunan belediyeye verilmiştir.Kaplıcanın önemi ile oranlı bir su şehri kurabilmek için yeterli sermayeyeSandıklı Belediyesi sahip bulunmadığından Emekli Sandığı ile işletme anlaşmasıyapmış ve fakat imtiyaz icabı muayyen bir müddet işletmeden sonra ortaklığınkurduğu tesislerin imtiyazı verene devredilmesi icap ettiğinden buna müsaitolmayan Emekli Sandığı Kanunu karşısında ortaklık ve anlaşma faaliyetegeçememiştir. Zamanın Afyon Milletvekili Rıza Çerçel'in işletme hakkınınmüddetsiz olarak Sandıklı Belediyesine verilmesine dair 4 maddelik tasarısı buzorunluluk karşısında Büyük Millet Meclisine sunulmuştur.
Tasarıyıinceleyen içişleri komisyonu işletme imtiyazının müddetsiz olarak verilmesitalebi, gerek beynelmilel hukuk, gerekse mer'i hukukumuza aykırı düşmektedir.Bu sebeple 4268 sayılı Kanunun mer'i ikinci maddesinin tadili ile lâyihasahibini maksadının yerine getirilmesi ve hemde memleketimizdeki benzeriyerlerin metruk kalmaması ve gerekse turist celbi ve döviz temini suretiyle buyerlerden faydalanılması encümenimizce muvafık, mütalâa edilmiştir"gerekçesiyle kanun teklifi tadil tasarısı haline getirilmiştir, içişleriKomisyonunun 2 inci fıkraya eklediği ibare "içmeye ve yıkanmağa mahsusbütün sıcak ve soğuk şifalı maden sularının mülkiyeti İcra Vekilleri Heyetininkararı ile özel idarelere, belediye veya köylere terkedilebilir" şeklindemutlak ve müstakil hüküm taşımakta idi. Bu şekil kanun l aşmamı ş ve maddedeki(Bu kanunun neşrinden önce gerek hususi kanunlarla ve gerek imtiyaz suretiylehakiki veya hükmü şahıslara verilen haklar mahfuzdur ibaresini takiben"Ancak İcra Vekilleri Heyeti kararı ile tesbit olunacak esas ve şartlardairesinde bu suların mülkiyeti özel idarelere, belediyelere, köylere veyaiktisadi devlet teşekküllerine veya sermayesinin yarısından fazlası Devlete aitolan müesseselere devrolunabilir." Hükmü konmuş ve böylece ek fıkraşeklinde kanunlaşmıştır, ilâve edilmiş olan hükmün benimsediği esas madensularının işletilmeleriyle rüsum ve temettü hisselerine münhasır olan Devlet veidare hakkı yanında bir de mülkiyet hakkını tesis etmek mi' yoksa ayni esaslarımahfuz tutmakla beraber istisnaî bir hüküm mü koymaktadır. Bu noktayı ilâvehükmün gerekçesi ve yazılış tarzı tamamen açıklamaktadır.
2 -İlâve fıkranın yazılış tarzı :
İlâveibarenin başındaki (Ancak) edatı; - Hasr -1 ifade eden bir edattır. Kaide veprensiplerden ayrı olan bazı halleri belirtmek için kullanılır. O halde ekfıkra ile getirilen mülkiyet rejimi nelere münhasırdır'
Hiçşüphe yokki (Ancak) edatı ile başlıyan ibare kendisinin devamı mahiyetinde olanve tadilden önce mevcut bulunan (Gerek hususi kanunlarla ve gerek imtiyazsuretiyle hakiki veya hükmü şahıslara verilmiş olan haklar mahfuzdur.) İbare vehükmüne matuf ve ilâve kaide yalnız bu hükme münhasırdır. Tadile sebep olangaye ve Hüdai Kaplıcası ile Afyonkarahisar, Bursa'da ve diğer yerlerde bulunanmaden suları ve kaplıcaları üzerinde 4268 sayılı kanundan önce doğmuş hususihaklar ve bu arada mülkiyet hakkının da Vekiller Heyeti kararı ile hususî ve mahallîidarelere, Devlet iktisadi Teşekküllerine devredilebilmesini sağlamaktadır.
Kaldıki (Ancak) ile başlayan fıkrada birde (Bu Sular) ibaresi mevcuttur. İbaredeki(Bu) zamiri de en yakına mâtuftur. Bu da ilâve fıkrasının eski kanunlara göreüzerinde mülkiyet hakkı dâhil işletme hakları teessüs etmiş maden sularınamatuf olduğunu gösterir. Bütün maden sularına yaygın bir hüküm olsaydı (Bu)zamirinin kullanılmaması lâzımdı.
Bunlardanbaşka (Ancak) ile başlayan hükümde 4268 sayılı kanunun 2 nci maddesindeilâveden önceki hükümlerin tekrarı da vardır. Önceki hükümlerde maden sularınınresim ve temettü ile işletilmesi esas itibariyle özel idareye lüzumu halindevilâyetin tensibi ile koy ve belediyelere bırakılmıştı. Bu takdirde madensularında mülkiyet halkından daha şümullü bir hak olan ve her maden suyunaşâmil bulunan müddetsiz işletme hakkının yanında bir de mülkiyet hakkının devrigerekli değildir. Çünkü mülk sahibi olsa dahi o kaplıcayı işletme imkânı Devletveya Özel idarenin vereceği işletme imtiyazı ile mümkün oluyordu. Yani madensuları Devlet, Özel idare ve mahallî idareler hüküm ve tasarufu altındabulunmakta idi. 4268 sayılı kanundan önce üzerinde hususi haklar teessüs etmişolan maden sularının mülkiyet ve işletme imtiyazları şahıslarda kaldıkça âmmezararı doğabileceği için 6977 sayılı kanunla tadili yapılmış, işletme vemülkiyet hakları başkalarının elinde olan maden sularına ait mülkiyet hakkınınâmme müesseselerine devri imkânları sağlamıştır ve bütün bunların dışında iptalkonusu hükmün teklif ve tedyin sebebi de bu sonuca götürmektedir. TeklifSandıklı Belediyesinin mülkü olan kaplıcaya müddetsiz işletme imtiyaz veyahakkını temin içindir. İmtiyazların müddetsiz oluşunun Devlet hüküm ve tasarrufkudretine aykırı düşmesi sebebiyle imtiyaza müteallik kanun teklifi maddetadiline Inkilâp etmiş ve kaplıca mülkiyetine sahip olan Sandıklı Belediyesiyleaynı durumda olan şahıs ve teşekküllerin daha geniş işletmeye ve büyüksermayeli ortaklara kavuşabilmeleri düşüncesiyle bunların özel ve mahalli idarelereve Sandıklı Belediyesinin ortağı olan Emekli Sandığı gibi Devlet İktisaditeşekküllerine veya Deniz Yolları gibi sermayesinin büyük bir kısmı Devlet'eait bulunan işletmelere devrine Hükümetçe karar verilme yetkisi tanınmıştır.İlâve ibaredeki "Devir" kelimesi istimlâki ifade etmez. İlâve hükümdedevralabilecekleri gösterilen müesseselerle mülk sahipleri arasında bir anlaşmaolursa devir hükümlerinin Hükümetin kabul ettiği şart ve esaslar dairesindetesbiti gerektiği tasrih edilmiştir.
Bütünbunlar iptal konusu fıkranın eski kanunlara göre teessüs etmiş maden sularıüzerindeki mülkiyet haklarının devrine ait bir hüküm taşıdığını göstermektedir.Yoksa yeni hukuk ve Anayasa rejimine göre bütün maden suları mülkiyet hakkıdışında bırakılmış ve diğer haklara konu olmuştur. Esasen 4268 sayılı kanunun 2nci maddesinde de maden suları arzın mülkiyetinden ayrı olarak ele alınmakta vemaddenin esas yapısında mülkiyetten bahsedilmiyerek işletme hakkından, temettüve rüsum hissesinden bahsolunmaktadır. İptal edilen fıkra maden suları rejimineistisna teşkil eden bir hüküm getirmiştir.
Diğerkarineler :
1 -Anayasa'nın 130 uncu maddesinde ise sadece madenlerin Devletin hüküm vetasarrufu altında olduğu kaydedilerek Devlet hakkının arama ve işletmeğe ve birde âmme menfaati yönünden murakabeye inhisar ettiği belirtilmektedir. Madenlermillî servettir ve Devletin iktisadî, hatta siyasi ve askeri bünyesi ileyakından alâkalıdır. Bunun içindir ki madenler Devletin hüküm ve tasarrufualtındadır. Bu demek değildir ki, madenlerin veya maden sularının bulunduğuarazinin mülkiyeti de Devlete aittir. İşletme ve arama için gerekiyorsa arzınmülkiyetine ilişkin haklara ait hukukî muameleler ayrıca icra edilir. Busebeple gerek Anayasa'nın 130 uncu maddesinde ve gerekse 4268 sayılı kanunun 2nci maddesinde (Mülkiyet) hakkından bahsedilmekizin işletme ve arama hakkızikredilmektedir.
Birmadenin tabi olacağı rejimde, madenin ve işletme hakkının sahibi olan Devletin,maden arazisi sahibi olan şahsın madeni arayan ve bulanların ve onu işletenbaşka şahıs ise o şahısların, maden civarındaki mülk sahiplerinin menfaatlarmınazara almak şarttır. İptal konusu olan fıkradaki mülkiyet bu menfaatlerdenayrı ve eski mevzuata dayanılarak maden sularında tesesüs etmiş, tapuya tescilolunmuş mülkiyet hakkıdır.
2 -130 uncu maddenin Meclis müzakeresi sırasında Profösör Necip Bilge tarafındaneski rejim gereğince gerçekleşmiş mahfuz haklara ait endîşeler öne sürülmüş veKomisyon Sözcüsü Turan Güneş (Bu madde, bugünkü durumun muhafaza edilmesi içinyazılmıştır. Tabii servetler bu arada yer altı suları da Devletin hüküm vetasarrufuna bırakılmıştır. Araştırma esas itibariyle Devlete verilmiştir, bunutabiî bulduk. Bütün tabiî servet kaynaklarının isletilmesi Devletin izninebağlıdır. (Devletin malı) kelimesini doğru bulmadık. Devletin malı halinegelebilmesi için başka usullere ihtiyaç vardır. Bu tasarruf burada arama veişletme ile ifade edilmiş zannediyorum.Mevcut maden kanununda da arama veişletme yine Devletin müsaadesine tabi bulunmaktadır. Nitekim bu gibi işletmeve aramalar Devlet tarafından veya kanununda açıkça gösterilmiş ise özelteşebbüsçe yapılabilir. Binaenaleyh yer altı tabiî servet kaynakları mülkiyetrejiminde bir değişiklik getirmedik.) diyor. ikinci müzakere sırasında konuşanKomisyonun diğer sözcüsü Muammer Aksoy da (......... arazi sahipsiz telâkkiedilirse Devletin hüküm ve tasarrufu, fiili hâkimiyeti altında bulunur. Buyerler elbette Devletin hâkimiyeti altındadır. Devletin fiilen gücüne tabidir.Biz burada (Mülkiyet)e ilişkin bir kelime sarfetmedik. Maddede mülkiyettenbahis yoktur) diye Komisyonun görüşünü izah ediyor. Bu beyan ve müzakere tarzıda arama ve işletme hakkının mülkiyet hakkından ayrı olduğunu, Devlet hüküm vetasarrufunun Devletin mülkiyeti demek olmadığını ve Anayasa'nın 330 uncumaddesi ile mahkememizce iptal edilen hüküm dahil bütün maden ve maden sularırejiminin mahfuz tutulduğunu ortaya koymakta ve Anayasa'da mülkiyet hakkındanbahsedilmediğine nazaran 6977 sayılı kanunla eklenen ibarede maden sularımülkiyetinin devrine ait olan hüküm Anayasa'nın 130 uncu maddesine aykırıdüşmemektedir.
Özetolarak :
Yukarıdaarzolunan esaslara göre 4268 sayılı kanunun 2 nci maddesine 6977 sayılı kanunlailâve edilen 3 üncü fıkrası istisnai bir hüküm olup her hali ile Anayasa'nın130 uncu maddesine aykırı düşmemektedir. Bu sebeplerle çoğunluk görüşündenayrılmış bulunmaktayım.
Üye
Hakkı Ketenoğlu